ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.675 başlık/FaRk ile birlikte,
125.675 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(472/504)
- UZLAŞMA ile/ve/||/<> BARIŞMA
- UZLAŞMA ile/değil ERDEM
( [not] AGGREEMENT vs./but VIRTUE )
- UZLAŞMA ile/ve İMAN
( AGREEMENT vs./and FAITH )
- UZLAŞMA ile UZLAŞMACI
( CONCILIATION vs. CONCILIATORY )
( استمالت ile استمالت پذير ile آشتي کننده )
( استمالت ile ESTEMALT PAZYR ile ASHTY KONANDEH )
- UZLAŞMA ile UZLAŞMAZ/LIK ile UZLAŞMACI/LIK ile UZLAŞMALI
- UZLAŞMAK ile/||/<> UYLAŞMAK
- UZLAŞMAK ile UZLAŞILMAK ile UZLAŞTIRMAK ile UZLAŞABİLMEK ile UZLAŞI
- UZLAŞMAZ ile KURTARILAMAZ
( IRRECONCILABLE vs. IRRECOVERABLE )
( اصلاح ناپذير ile سازش ناپزير ile جور نشدني ile آشتي ناپذير ile لاوصول )
( ESLAH NAPAZYR ile SAZESH NAPEZYR ile JOR NESHODANY ile ASHTY NAPAZYR ile LAVASOL )
- UZLAŞMAZLIK ile UZLAŞMAZLIK ile UZLAŞMAZ ile GEÇİŞSİZ
( INTRANSIGENCE vs. INTRANSIGENCY vs. INTRANSIGENT vs. INTRANSITIVE )
( عدم تراضي ile سر سخت ile فعل لازم )
( ADAM TARAZY ile SAR SOKHT ile FEL LAZM )
- UZLAŞTIRABİLMEK ile UZLAŞTIRICI/LIK
- UZLAŞTIRICI | UZLAŞTIRICILIK ile/||/<> ARA BULUCU | ARA BULUCULUK
- UZLAŞTIRMA ile UZLAŞTIRMA KURULU
- UZLAŞTIRMAK | UYUŞTURMAK | UYLAŞTIRMAK ile/||/<> UZLAŞTIRILMAK | UYUŞTURULMAK | UYLAŞTIRILMAK
- UZLAŞ(TIR)MA ile/değil ANLAŞ(TIR)MA
- UZLET ile İTİKAF
- UZLET[Ar. < ʿUZLET] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLET
( Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama Görünüşte halkla olduğu hâlde gerçekte kalben onlardan ayrı olma )
- UZLUK/EHLİYET/HAZAKAT ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT
- UZLUK/HAZAKAT[Ar. < ḤAẔĀḲAT] ile/||/<> USTA/HAZIK[Ar. < ḤĀẔİḲ]
- ÜZLÜK ile/||/<> ...
( içine yağ konulan küçük toprak çömlek içine yağ konulan küçük toprak çömlek üz yağ lük eki üz üz yağ lük eki üz )
- UZMAN ÇAVUŞ ile/||/<> UZATMALI ÇAVUŞ
- UZMAN ÇAVUŞ ile/||/<> UZMAN DOKTOR ile/||/<> UZMAN HEKİM ile/||/<> UZMAN JANDARMA ile/||/<> BAŞUZMAN ile/||/<> BESLENME UZMANI ile/||/<> DİYABET UZMANI ile/||/<> DİYET UZMANI ile/||/<> EKOLOJİ UZMANI ile/||/<> ELÇİLİK UZMANI ile/||/<> EMBRİYOLOJİ UZMANI ile/||/<> FİZİK TEDAVİ UZMANI ile/||/<> HESAP UZMANI ile/||/<> İÇ HASTALIKLARI UZMANI ile/||/<> İLETİŞİM UZMANI
( Belli bir işte belli bir konuda bilgi görüş ve becerisi çok olan kimse mütehassıs kompetan spesiyalist Yükseköğretim kurumlarında özel bilgi ya da uzmanlığa ihtiyaç gösteren bir işle laboratuvarlarda kütüphanelerde atölyelerde ve diğer uygulama alanlarında görevlendirilen öğretim yardımcıları )
- UZMAN DOKTOR ile/||/<> UZMAN HEKİM
- UZMAN ile AZMAN
- UZMAN ile UZMANLIK ile USTALIKLA
( EXPERT vs. EXPERTISE vs. EXPERTLY )
( ماهر ile متخصص ile کارثناس ile کارشناس ile خبره ile سررشته دار ile زبده ile ويژهگر ile ويژهکار ile ورزيدگي ile کارثناسي ile تخصص ile استادانه )
( MANPAR ile MOTEKHSOS ile KARESNAS ile KARSHENAS ile KHBAREH ile SARRESHTEH DAR ile ZABADEH ile VEYZHEHGAR ile VEYZHEEKAR ile ورزيدگي ile KARESNASY ile TAKHSOS ile ESTADANEH )
- UZMANLAŞMA ile "KÖK SALMA"
- UZMANLAŞMAK ile UZMAN/LIK ile UZMAN HEKİM ile UZMAN ÇAVUŞ/LUK ile UZMAN DOKTOR ile UZMAN JANDARMA/LIK ile UZMANLIK BELGESİ
- UZMANLIK BELGESİ ile/||/<> BAŞUZMANLIK ile/||/<> İLETİŞİM UZMANLIĞI
( Uzman olma durumu uzmanın görevi eksperlik mütehassıslık ihtisas II kompetanlık )
- UZMANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİREŞİM/TEVHİD
- UZMANLIK ile/ve/<> DERİNLİK
- UZMANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> MESLEK
( [not] PROFESSION vs./and/||/<>/but JOB
JOB instead of PROFESSION )
- UZMANLIK ile/||/<> MÜTEHASSISLIK ile/||/<> KOMPETANLIK
- UZMANLIK ile/ve ORGANİZASYON
( SPECIALIZATION vs./and ORGANISATION )
- UZMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< USTA/LIK
( KOMPETAN avec ... )
- UZMAN/LIK ile/ve/||/<> UYGULAYICI/LIK
- UZMAN/LIK ile/ve/||/<>/> YALANCI/LIK (YETİSİ)
- UZMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETKİN/LİK
- ÜZME TAHTASI ile/ve SNOWBOARD
( Meşe köyü - İkizdere - Rize'de. İLE/VE Dağlarda. )
( Çimende. İLE/VE Karda. )
- ÜZMEK ile/değil ZORLAMAK
( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )
- ÜZN | KULAK[Rus.] ile/||/<> KULAK KEPÇESİ ile/||/<> KULAK ZARI
( İşitme organı olup memelilerde dış-, orta-ve iç-kulak olmak üzere üç bölgeden meydana gelir. @@ Kotanın ayarını sağlayan iki demir parçası. (Akbulut *İspir -Erzurum) @@ (zooloji) @@ Toprak sahibi olan, ücretli emek kullanarak tarımsal üretim yapan ya da toprak ve tarımsal araçları kiraya vererek tefecilik yoluyla haksız kazanç sağlayan varlıklı Rus köylüsü. @@ İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. @@ ~ Az gulag. -Tkm gulak. -TatK kolak. -Bşk kolak. -Nog kulak. -Kklp kulak. -Kzk kulak. -Krg kulak. -Sart kulak. -Tar kulak. -Alt, Tel, Kuğ, Şor, Sag, Koy, Kaça, Küer kulak. -Hak xulax. -Tuv kulak. -Yak kulgāx. -Çuv xălxa. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (kulgak, kulkak). Orta Türkçede kulak olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre kulxak ve kulkak biçimleri de kullanılır. Eski Kıpçakçada kulağ ve kulak olarak geçer. Yaygın bir inanca göre *kul- 'işitmek' kökünden geldiği anlaşılıyor. Eski kulgak biçiminde gördüğümüz -gak (~ -ak) eki eski ve yeni diyalektlerde yaygındır. Bu açıklamayı yapan uzmanlar, Türkçe *kul- kökünü doğrulamak için Fin-Ugor dillerinde kullanılan biçimleri tanık olarak değerlendirmişlerdir. Mac hall- 'işitmek'. -Ost xól-. -Çer kol- vb. Türkçede buna benzer birçok organ adı geçtiğini biliyoruz. Ayak < adak (<: at-); boğaz (<: boğ-); yürek (<: yür-) gibi. )
( EAR | AURICLE | DRUM~AURICLE | AURICLE, PINNA~DRUM | TYMPANIC MEMBANE, EAR DRUM | MEMBRANA TYMPANI )
( OREILLE | PAVILION DE L'OREILLE | MEMBRANE DU TYMPAN~PAVILION DE L'OREILLE | AURICULAIRE, PAVILLON DE L'OREILLE~MEMBRANE DU TYMPAN | MEMBRANE TYMPANIQUE )
( AURICULA~AURICULA~... )
( OHR | OHRMUSCHEL | PAUKENFELL~OHRMUSCHEL~PAUKENFELL | TROMMELFELL )
( ORECCHIO~PADIGLIONE AURICOLARE~TIMPANO )
( ΑΥΤΊ / αυτί~ΠΤΕΡΎΓΙΟ ΑΥΤΙΟΎ / πτερύγιο αυτιού~ΤΎΜΠΑΝΟ / τύμπανο )
( GULAG[Az.]~GULAK[Tkm.]~KOLAK[Tatk.]~KOLAK[Bşk.]~KULAK[Nog.]~KULAK[Kklp.]~KULAK[Kzk.]~KULAK[Krg.]~XULAX[Hak.]~KULAK[Tuv.]~KULGĀX[Yak.]~XĂLXA[Çuv.] )
- ÜZN ile/||/<> KULAK ile/||/<> KULAK[Rus.]
( İşitme organı olup memelilerde dış ortave içkulak olmak üzere üç bölgeden meydana gelir Kotanın ayarını sağlayan iki demir parçası Akbulut İspir Erzurum zooloji Toprak sahibi olan ücretli emek kullanarak tarımsal üretim yapan ya da toprak ve tarımsal araçları kiraya vererek tefecilik yoluyla haksız kazanç sağlayan varlıklı köylüsü İşitme organı memelilerde dış orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı Az gulag gulak kolak kolak kulak kulak kulak kulak Sart kulak Tar kulak Alt Tel Kuğ Koy Kaça Küer kulak xulax kulak kulgāx xălxa Eski Türkçeden başlayarak kullanılır kulgak kulkak Orta Türkçede kulak olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre kulxak ve kulkak biçimleri de kullanılır Eski Kıpçakçada kulağ ve kulak olarak geçer Yaygın bir inanca göre kul işitmek kökünden geldiği anlaşılıyor Eski kulgak biçiminde gördüğümüz gak ak eki eski ve yeni diyalektlerde yaygındır Bu açıklamayı yapan uzmanlar Türkçe kul kökünü doğrulamak için Ugor dillerinde kullanılan biçimleri tanık olarak değerlendirmişlerdir hall işitmek Ost xól Çer kol vb Türkçede buna benzer birçok organ adı geçtiğini biliyoruz Ayak adak at boğaz boğ yürek yür gibi )
( EAR | AURICLE | DRUM )
( OREILLE | PAVILION DE L'OREILLE | MEMBRANE DU TYMPAN )
( OHR | OHRMUSCHEL | PAUKENFELL )
( AURICULA )
( ORECCHIO )
( ΑΥΤΊ / αυτί )
( GULAG[Az.]~GULAK[Tkm.]~KOLAK[Tatk.]~KOLAK[Bşk.]~KULAK[Nog.]~KULAK[Kklp.]~KULAK[Kzk.]~KULAK[Krg.]~XULAX[Hak.]~KULAK[Tuv.]~KULGĀX[Yak.]~XĂLXA[Çuv.] )
- ÜZN-İ VUSTA ile/||/<> OREILLE MOYENNEM[Fr.] ile/||/<> ORTA KULAK
( zooloji )
( OREILLE MOYENNEM )
- UZO[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> UZO
( Yunan rakısı )
- UZÖLÇER | TELEMETRE ile/||/<> TELEMETRE[Fr. < TÉLÉMÈTRE]
( TÉLÉMÈTRE )
- UZÖLÇÜM | TELEMETRİ[Fr. < TÉLÉMÈTRIE] ile/||/<> ...
( TÉLÉMÈTRIE )
- UZR[Ar. < ʿUẔR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZÜR
( Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep mazeret Bir kusurun bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme mazeret Elverişsiz olma durumu bozukluk )
- UZÛBET[Ar.] ile UZÛBET/UZBET[Ar.]
( Tatlılık, şirinlik, lâtiflik. İLE Bekârlık, ergenlik. )
- ÜZÜCÜ ile KIRICI
- ÜZÜLME ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMA
- ÜZÜLMEK ile DÜŞÜNMEK
- ÜZÜLMEK ile/||/<> ESEFLENMEK
- ÜZÜLMEK ile/ve HESAP SORMAK
- ÜZÜLMEK ile ISTIRAP
- ÜZÜLMEK ile/ve/||/<>/> SÜZÜLMEK
- ÜZÜLMEK ile ÜZÜLEBİLMEK ile ÜZÜLÜVERMEK
- ÜZÜM ASMASI ile/||/<> ÜZÜMGÜNEŞİ ile/||/<> ÜZÜM PEKMEZİ ile/||/<> ÜZÜM SALKIMI ile/||/<> ÜZÜM SİRKESİ ile/||/<> ÜZÜM ŞEKERİ ile/||/<> ÜZÜM ŞIRASI ile/||/<> ÜZÜM ÜZÜM ile/||/<> ÇEKİRDEKSİZ ÜZÜM ile/||/<> ÇÖPSÜZ ÜZÜM ile/||/<> KURU ÜZÜM ile/||/<> ŞIRALIK ÜZÜM ile/||/<> YAŞ ÜZÜM ile/||/<> AMERİKAN ÜZÜMÜ ile/||/<> AYI ÜZÜMÜ ile/||/<> BEKTAŞİ ÜZÜMÜ ile/||/<> BESNİ ÜZÜMÜ ile/||/<> ÇAVUŞ ÜZÜMÜ ile/||/<> ÇİLEK ÜZÜMÜ ile/||/<> ÇOBANÜZÜMÜ ile/||/<> DENİZÜZÜMÜ ile/||/<> FRENK ÜZÜMÜ ile/||/<> HASANDEDE ÜZÜMÜ ile/||/<> İT ÜZÜMÜ ile/||/<> KÖPEK ÜZÜMÜ ile/||/<> KURT ÜZÜMÜ ile/||/<> KUŞ ÜZÜMÜ ile/||/<> MİS ÜZÜMÜ ile/||/<> MİSKET ÜZÜMÜ ile/||/<> PARMAK ÜZÜMÜ ile/||/<> PEYGAMBER ÜZÜMÜ ile/||/<> SULTANİYE ÜZÜMÜ ile/||/<> TİLKİ ÜZÜMÜ
( Asmanın taze ya da kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi )
- ÜZÜM/ÇALI ile FRENKÜZÜMÜ
( ... İLE Taşkırangillerden bir çalı. | Bu bitkinin, daha çok, şurubu yapılan, uzun salkım biçiminde, taneleri ufak, kırmızı ve mayhoş yemişi. )
( ... cum RIBES RUBRUM | ... )
( ... cum RIBES RUBRUM )
- GRAPE-SEED OIL[İng.] ile/değil/yerine/= ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞI
- GRAPE SUGAR[İng.] / TRAUBEN ZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜZÜM ŞEKERİ
- ÜZÜM ŞEKERİ ile/||/<> ÜZÜM ŞEKERİ
( C6H12O6 glikoz dekstroz pek çok hayvansal ve bitkisel sıvıda bulunan ve önemli bir besin olan monosakkarkitler sınıfından bir karbonhidrat glikoz kimya glikoz Glikoz Glikoz )
( GRAPE SUGAR )
( DEXTROSE | GLUCOSE, GLYCOSE )
( TRAUBENZUCKER )
- ÜZÜM, ÜZÜME, BAKA BAKA KARARIR ile/ve/||/<> KÖRLE YATAN, ŞAŞI KALKAR
- ÜZÜM ile AYIÜZÜMÜ
( ... İLE Fundagillerden, küçük taneli yemişler veren, tüylü bir bitki. [Lat. ARBUTUS UVA-URSI] )
- ÜZÜM ile/değil BEKTÂŞÎ ÜZÜMÜ
( ... İLE/DEĞİL Taşkırangillerden bir çalı. | Bu çalının, mayhoş, nohut büyüklüğünde, ak ya da kara yemişi. )
( ... cum RIBES GROSSULARIA )
- ÜZÜM ile BREZİLYA ÜZÜMÜ/JABUTICABA
(
)
( ... cum MYRCIARIA CAULIFLORA )
- ÜZÜM ile/değil CUNUL
( ... İLE/DEĞİL Yaban üzümü. )
- ÜZÜM ile GELİNPARMAĞI
( ... İLE Uzun taneli bir üzüm türü. )
- ÜZÜM ile HAFIZALİ
( ... İLE Seyrek taneli, kalın kabuklu, etli ve parlak altın sarısı renginde büyük taneli bir üzüm. )
- ÜZÜM ile HOŞKURAN/TİLKİKUYRUĞU
( ... İLE Çiçekleri, dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki. [Lat. AMARANTHUS LIVIDUS] | Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. | Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden ya da gırtlağından çekmesi. )
- ÜZÜM ile/değil JABUTİCABA
- ÜZÜM ile KİŞMİŞ[Fars.]
( ... İLE Küçük taneli bir tür çekirdeksiz üzüm. )
- ÜZÜM ile LANGSAT
( ... İLE Uzakdoğu'da ve özellikle Malezya'da bulunan, üzüme benzeyen sarı bir tropikal meyve. )
- ÜZÜM ile MALAGA
( ... İLE İri taneli misket üzümü. )
( Hi, Has your business lost customers due to COVID-19? We might be able to help. https://primewebtraffic.club/up?=farklar.net We're throwing a lifeline to businesses by sending targeted visitors to their websites. If you're interested, click above for information about starting a free trial. There's no obligation or strings attached. Be safe and stay healthy. Alison Prime Web Traffic 2764 Pleasant RD Bld APMB9 #34 Fort Mill SC 29708 If you do not want to recieve this marketing material: https:///primewebtraffic.club/unsubscribe.php/?site=farklar.net )
( İNEB ile ... )
( ENGÛR ile ... )
- ÜZÜM ile MÜŞKÜLE
( ... İLE Bağbozumuna yakın bir zamanda yetişen, kalınca kabuklu, iri ve uzun taneli bir üzüm. )
- ÜZÜM ile RAZAKI[Ar.]
( ... İLE Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli, şekeri çok, bir tür üzüm. )
- ÜZÜM ile ŞEKERCİBOYASI/AMERİKAN ÜZÜMÜ
( ... İLE Şekerciboyasıgillerden, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan, 2-3 metre yüksekliğinde, üzümsü meyvesinden şarapları boyamak için kırmızı boya çıkarılan çok yıllık bir bitki, Amerikan üzümü (Phytolacca americana) )
( ... cum PHYTOLACCA AMERICANA )
- ÜZÜM ile/||/<>/> ŞIRA/ŞÎRE[Fars.] ile/||/<>/> ŞARAP[Ar. < ŞERÂB] ile/||/<>/> SİRKE
( CEM ŞÎT: Şarabı bulan. )
( ... İLE Henüz mayalanmamış üzüm suyu. | Bazı meyve ve sebzelerin özü. İLE ... İLE ... )
( Annesi.[helâl] @@ ...[helâl] @@ Kızı.[haram] @@ ...[helâl] )
- ÜZÜM ile/ve/||/<> TEVEK/ÇOTUK
( ... İLE/VE/||/<> Asma, kavun, karpuz gibi bitkilerin sürgünü ya da dalı. | Üzüm kütüğü, çotuk. )
- ÜZÜM ile ÜZÜMCÜ/LÜK ile ÜZÜMLÜ ile ÜZÜMSÜZ ile ÜZÜM SUYU ile ÜZÜM ÜZÜM ile ÜZÜMLÜ KEK ile ÜZÜM ASMASI ile ÜZÜM HOŞAFI ile ÜZÜM KURUSU ile ÜZÜM ŞEKERİ ile ÜZÜM ŞIRASI ile ÜZÜM PEKMEZİ ile ÜZÜM SALKIMI ile ÜZÜM SİRKESİ ile ÜZÜM KOMPOSTOSU
- ÜZÜMLÜ ile/||/<> PERDE SÜSÜ. (*YALVAÇ -ISPARTA)
( Perde süsü Yalvaç Isparta )
- UZUN ATLAMA ile/||/<> UZUN ATLAMA
( 1 Gelişme koşusundan hız alarak bacaklara verilen sıçrama gücü ile vücudu yerden kesip amaçlanan uzaklığa kondurma 2 Bu yolla en uzağa atlamak için yarışılan atletizm dalı Vücudun bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğince uzağa konması Atletizmde belli kurallarla uygulanır )
( LONG JUMP | HIGH JUMP )
( SAUT EN LONGUEUR | SAUT EN HAUTEUR )
( WEITSPRUNG | HOCHSPRUNG )
( SALTUS IN LONGUM )
( SALTO IN LUNGO )
( ΆΛΜΑ ΕΙΣ ΜΉΚΟΣ / άλμα εις μήκος )
- UZUN ATLAMA ile/||/<> YÜKSEK ATLAMA
( 1. Gelişme koşusundan hız alarak bacaklara verilen sıçrama gücü ile vücudu yerden kesip amaçlanan uzaklığa kondurma. 2. Bu yolla en uzağa atlamak için yarışılan atletizm dalı. @@ Vücudun, bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğince uzağa konması. (Atletizmde belli kurallarla uygulanır) )
( LONG JUMP | HIGH JUMP~HIGH JUMP )
( SAUT EN LONGUEUR | SAUT EN HAUTEUR~SAUT EN HAUTEUR )
( SALTUS IN LONGUM~... )
( WEITSPRUNG | HOCHSPRUNG~HOCHSPRUNG )
( SALTO IN LUNGO~SALTO IN ALTO )
( ΆΛΜΑ ΕΙΣ ΜΉΚΟΣ / άλμα εις μήκος~ΆΛΜΑ ΕΙΣ ΎΨΟΣ / άλμα εις ύψος )
- UZUN ÇİZGİ ile/||/<> KONUŞMA ÇİZGİSİ
- UZUN ETEK ile/||/<> MAKSİ ETEK
- UZUN HİKÂYE ile/||/<> RÉCIT[Fr.] ile/||/<> UZUN ÖYKÜ
( Kapsamı bakımından kısa öyküye uzunluğu bakımından romana yaklaşan öykü türü )
( RÉCIT )
- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )
- UZUN LEVREK ile/||/<> UZUN LEVREK
( Lucioperca sandra Kemiklibalıklar Teleostei takımının levrekgiller Percidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 50100 cm Etçil ve yırtıcıdır Avrupa tatlı sularında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının levrekgiller Percidae familyasından 50100 cm kadar uzunlukta etçil ve yırtıcı Avrupa tatlı sularında yaşayan bir tür )
( SANDER )
( SANDRE COMMUN | CENDRÉ COMMUN )
( ZANDER )
( LUCIOPERCA SANDRA )
- UZUN SÜRE ile/ve "ÇOĞUNLUKLA"
- UZUN SÜRE ile SABAHTAN BERİ
- (UZUN SÜRELİ) BELLEKTE:
ANISAL ile/ve/||/<> ANLAMSAL ile/ve/||/<> İŞLEMSEL
- UZUN/KISA) SÜRELİ/LİK (/ SOLUKLU/LUK) ile SÜREKLİ/LİK
( LONG PERIOD vs. CONTINUAL )
- TANIM:
"UZUN" ile/değil/yerine KAPSAMLI
( Tanımın uzunu olmaz! Kapsamlı olduğundan dolayı ilgisizlerin "zihin ve dilinde", "uzun" diye ifade etmeleri kendi yetersizliklerini gizleme girişimi olabilir belki/çoğunlukla. )
- UZUN ÜNLÜ | UZUN YOL SÜRÜCÜSÜ ile/||/<> UZUN SESLİ | UZUN YOL ŞOFÖRÜ ile/||/<> UZUN VOKAL
- UZUN UZUN BAKMAK ile GÖZ KIRPMAK
( ... İLE Bir kişinin, ortalama göz kırpma hızı, 100 - 400 milisaniye arasında gerçekleşmektedir. )
( LOOKING IN LONG PERIOD vs. WINK )
- UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK
( Pek kolay olmasa da... )
( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! )
- UZUN UZUN KONUŞMAK ile "UZATMAK"
( TO TALK AT LENGTH vs. TO PROLONG )
- UZUN YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine DERİN/DÜRÜST/DOĞRU YAŞAMAK
- UZUN YOLCULUKTA, BİSİKLET TEKER TELİ:
32 ile/değil/yerine 36
- UZUN YOLCULUKTA, BİSİKLET TEKER TELİ: 32 ile/değil/yerine 36
- UZUN ile/ve/yerine KISA ile/ve/yerine ORTA
( Uzun, ne tadın var, ne tuzun. İLE/VE Kısa, her gün tasa. YERİNE Orta, sevgisi arta. )
- ÜZÜNÇ ile ÜZÜNÇLÜ
- LONGITUDINAL DIFFUSION COEFFICIENT, B[İng.] ile/değil/yerine/= UZUNLAMASINA DİFÜZYON KATSAYISI, B
- LONGITUDINAL DIFFUSION TERM, B/U[İng.] ile/değil/yerine/= UZUNLAMASINA DİFÜZYON TERİMİ, B/U
- UZUNLAMASINA ile/||/<> BOYLAMASINA
- LENGTH CONTRACTION[İng.] / CONTRACTION DES LONGUEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= UZUNLUK BÜZÜLMESİ
- UZUNLUK ÖLÇÜSÜ ile/||/<> DİLİ UZUNLUK ile/||/<> ELİ UZUNLUK ile/||/<> KOLU UZUNLUK ile/||/<> DALGA UZUNLUĞU ile/||/<> ODAK UZUNLUĞU ile/||/<> VURGU UZUNLUĞU
( Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü tul Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı boy I en karşıtı Yazının sözün kapsam yönünden genişliği Süre yönünden uzun olma durumu )
- LENGTH[İng.] / LONGUEUR[Fr.] / LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= UZUNLUK
- UZUNLUK ile UZATMAK ile UZATMA ile UZUNLAMASINA ile UZUN
( LENGTH vs. LENGTHEN vs. LENGTHENING vs. LENGTHWISE vs. LENGTHY )
( درازا ile درازي ile طول ile درازتر کردن ile دراز کردن ile دراز شدن ile ممتد کردن ile تطويل ile از درازا ile از طول ile طولاني ile طويل ile طولاني مدت )
( DARAZA ile DARAZY ile TUL ile DARAZTAR KARDAN ile DARAZ KARDAN ile DARAZ SHODAN ile MOMTAD KARDAN ile تطويل ile AZ DARAZA ile AZ TUL ile TULANY ile طويل ile TULANY MADAT )
- UZUN/LUK ile/ve YÜKSEK/LİK
( İki nokta arasında. İLE/VE Zeminden hareket ederek. )
( LENGTH vs./and HEIGHT )
- ÜZÜNTÜ | HASTALIK | UR | SIKINTI/DERT[Fars. < DERD] ile/||/<> HASTALIK | BOZUKLUK | NEDEN/İLLET[Ar. < ʿİLLET] ile/||/<> HASTALIK | ANLAŞMAZLIK/MARAZA[Ar. < MARAŻA] ile/||/<> BOZUKLUK | İNME/SEKTE[Ar. < SEKTE]
( dert babası dert küpü dert ortağı dert sahibi boğaz derdi geçim derdi başı dertte üzüntü hastalık ur Sızlanma ile karışık dilek Yapılmak istenen şey sıkıntı )
- ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<>/> (")ÇARESİZLİK(")
- ÜZÜNTÜ ile/ve HÜZÜN
( Geçmişin olumsuz(luk)larının anımsanması (ile/durumunda). İLE Geçmişin olumlu(luk)larının anımsanması (ile/durumunda). )
- ÜZÜNTÜ ile KAYGI ile İNANÇ
( Geçmişe bakar/baktırır. İLE Çevreye bakar/baktırır. İLE İleriye bakar/baktırır. )
- ÜZÜNTÜ ile/ve/<> RAHATSIZLIK
- ÜZÜNTÜ ile ÜZÜNTÜLÜ ile ÜZÜNTÜSÜZ/LÜK
- ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<>/> YAS
- ÜZÜNTÜLÜ ile/||/<> ÜZÜNÇLÜ
- UZUV | ORGANE[Fr. < ORGANE] ile/||/<> ORGAN ile/||/<> ORGAN[Fr. < ORGANE]
( organon aygıt Organizma içinde özel görevleri olan tek parçalar vücudun aygıtları biyoloji botanik zooloji Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş karaciğer böbrek kalp gibi yapılar Belli bir göreve sahip vücut parçası ya da oluşum organa )
( ORGAN )
( ORGANE )
( ORGANE )
- UZUV[Ar. < ʿUŻV] ile/değil/yerine/=/||/<> ORGAN | ÜYE | PARÇA | ÖGE
( erkeklik uzvu organ üye parça öge )
- UZUV ile UZUVCA
- UZVİ KİMYA | ORGANİK KİMYA ile/||/<> ORGANİK KİMYA
( Karbonatlar karbon oksitleri ve sülfürlerin dışında kalan karbon bileşiklerinin kimyası kimya Karbon kapsayan bileşiklerin kimyası )
( ORGANIC CHEMISTRY )
( CHIMIE ORGANIQUE )
( ORGANISCHE CHEMIE | ORGANISCH CHEMIE )
- UZVÎ | ÖRGENSEL ile/||/<> ÖRGENSEL ile/||/<> ORGANİK
( organik Örgene değgin örgenle ilgili Kökeni bitkisel ve hayvansal olan özdek biyoloji kimya 1 Canlı organizmadan elde edilen yapısında karbon içeren 2 Organlardan oluşmuş yapı gösteren Hidrokarbon zinciri ya da halkası taşıyan maddeler )
( ORGANIC )
( ORGANIQUE )
( ORGANISCH )
- UZVİ[Ar. < ʿUŻVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> UZVİ
( uzvi kimya Organla ilgili organik )
- UZVİ ile UZVİ KİMYA
- UZVİYET | UZVİYET | CANLI VARLIK | ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA ile/||/<> ORGANİZMA[Fr. < ORGANISME]
( organon aygıt Ayrı ayrı görevleri olan organlar tarafından hayatsal olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık hayvan ya da bitki botanik Ayrı ayrı organlar ile hayalî olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık )
( ORGANISM )
( ORGANISME )
( ORGANISMUS )
- UZVİYYET[Ar. < ʿUŻVİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> UZVİYET
( organizma Çeşitli organlardan meydana gelmiş şey )
- UZV-U TENİS ile/||/<> ARCHÉGON[Fr.] ile/||/<> ARKEGON[Fr. < ARCHÉGONE]
( botanik )
( ARCHÉGON | ARCHÉGONE )
- UZV-U TENİS ile/||/<> PISTIL[Fr.] ile/||/<> DİŞİ ORGAN
( botanik )
( PISTIL )
( PISTIL )
( STEMPEL )
( PISTILLO )
( ΎΠΕΡΟΣ / ύπερος )
- UZVU ZEVK ile/||/<> TASTE ORGAN[İng.] ile/||/<> ORGANE DE GOÛT[Fr.] ile/||/<> GESCHMACKSORGANE[Alm.] ile/||/<> TAT ALMA ORGANI
( İkincil duygu gözelerinden meydana gelen ve sıvı halindeki maddelerin duyulmasına yarayan organlar dil üzerinde tat alma cisimciği böceklerde tat alma kılları v b )
( TASTE ORGAN )
( ORGANE DE GOÛT )
( GESCHMACKSORGANE )
- UZZAL[Ar. < ʿUZZĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> UZZAL
( Klasik Türk müziğinde hicaz makamına çok yakın ve dügâh perdesinde karar kılan bir makam )
- V-COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT-V[Fr.] / V-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= V KATSAYISI
- V-PARTICLE[İng.] / PARTICULE V[Fr.] / V-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= V PARÇACIĞI
- V¥R[Fars. < V¥R] ile/değil/yerine/=/||/<> HOR
( horgörü Değersiz önemi olmayan aşağı )
- V ile/||/<> V
( 1 Valin 2 Vanadyum 3 Volt 4 Hacim birimi Reaksiyon hızı )
( V )
- VA ile O
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Birinin başka birine verdiği buyruğun yadsınmasına ilişkin ikinci kişinin kullandığı bir reddetme ilgeci. İLE Bir buyruğun yerine getirilmesinin reddedildiğini belirten ilgeç. )
- VAAD/VÂDE ile/ve/||/<> BORÇ
( Vâde, söz demektir. )
( Sakın para için evlenmeyin! Çok daha uygun koşullarda borç bulabilirsiniz. )
- VAAD[Ar. VA'D] ile/||/<> TAAHHÜT/D[Ar.] / ÜSTENME/ÜSTLENME
( Bir işi yerine getirmek için verilen söz. @@ Bir şey yapmayı üstüne alma. | Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma. )
- VAAZ KÜRSÜSÜ ile/||/<> SON CEMAAT YERİ ile/||/<> SAKIF ile/||/<> HÜNKÂR MAHFİLİ
( Belirli gün ve saatlerde, imamın vaaz vermek için çıktığı, koltuk ya da küçük balkon biçimindeki bölüm. İLE/||/<> XIV. yüzyıldan itibaren cami ve mescitlerde yaygın olarak kullanılan, ana mekânın dışında yarı açık hazırlık bölümü. İLE/||/<> Camilerde son cemaat yerinin dışında ek bir bölüm. Özellikle iç avlusu olan yapılarda, cemaatin hava şartlarından korunması amacına yöneliktir. İLE/||/<> Camilerde hükümdara ayrılan bölüm.[Bazen galerinin bir bölümü, bazen ayrı bir daire biçimindedir.] )
- VAAZ/VAZ[Ar. < VAʿẒ] ile/||/<> VAİZ/VAİZ[Ar. < VĀʿİẒ]
( Cami mescit vb yerlerde vaizlerin yaptığı genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma mevize )
- VAAZ/MEVİZE ile/ve/||/<>/> HUTBE
( Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma. İLE/VE/||/<>/> Cuma ve bayram namazlarında okunan dua ve verilen öğüt. )
- VABESTE[Fars. < VĀBESTE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞLI
- VABESTE[Fars.] ile/değil/yerine/= BAĞLI
- VAC/VAK/VACUUM ASSISTED CLOSURE[İng.] ile/değil/yerine/= VAKUM YARDIMLI YARA KAPATMA, NEGATİF BASINÇLI YARA KAPATMA
- VACCINE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞI
( Belirli hastalıklara neden olan patojenlere karşı bağışıklık kazandıran tıbbi araç. Latince "inek" anlamına gelen "vacca" sözcüğünden türemiştir. Aşı, 1796 yılında sığır çiçeği lezyonlarının insanda çiçek hastalığını engellediğini fark eden İngiliz doktor, Edward Jenner tarafından icat edilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VACHETTA[İt. < VACHETTA] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKETA
( İnek derisinden imal edilmiş postal hayvan koşumları kütüklük ve saraciyede kullanılan bir tür ince meşin Bu deriden yapılmış olan )
- VACİB, MEVACİB | ULUFE[Ar. < ʿULŪFE] ile/||/<> ...
( Osmanlılarda kapıkulu askerine saray ve devlet örgütlerindeki kimi görevlilere üç ayda bir verilen ödenek )
- VACİB ile MUHTAR
- VACİB[Ar. < VĀCİB] ile/değil/yerine/=/||/<> VACİP
( İslam dinine göre yapılması gerekli olan Yapılması gerekli olan )
- VÂCİD[Ar.] ile VÂCİZ[Ar.]
( Vücûda getirici/getiren. | Zengin. [Allah'ın sıfatıdır.] İLE Kısa. )
- VÂCİB ile KADÎM
- VACİB ile MÜMKÜN
( Varlığını kendinden alan. İLE Varlığını dışarıdan alan. )
- VACUUM[Fr. < VACUUM] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKUM
( Havası alınmış Basıncı düşürülmüş )
- VAD/VENTRİKÜLER DESTEK CİHAZI VENTRICULAR ASSIST DEVICE[İng.] ile/değil/yerine/= KARINCIK DESTEK AYGITI
- VA'D[Ar.] ile 'AHD[Ar.]
- VAD[Ar. < VAʿD] ile/değil/yerine/=/||/<> VAAT
( vadetmek vadolunmak akit vaadi Bir işi yerine getirmek için verilen söz )
- VA'D[Ar.] ile VÂD[Ar.]
( Söz verme, üstüne alma. | Yapılmasına söz verilen şey. İLE Oğul. )
- VA'D[Ar.] ile VE'Y[Ar.]
- VÂDE FARKI ile/değil/yerine/= SÜREV ARTISI
- VÂDE FARKSIZ ile/değil/yerine/= SÜREV ARTISIZ
- VÂDE[Ar.] ile/değil/yerine/= ERİM
- VADE[Ar. < VAʿDE] ile/değil/yerine/=/||/<> VADE
( vade bitimi vade sonu Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için tanınan süre mühlet )
- VÂDELİ HESAP ile/değil/yerine/= SÜREVLİ SAYANAK
- VADELİ HESAP ile/||/<> VADELİ MEVDUAT ile/||/<> VADELİ SATIŞ ile/||/<> KISA VADELİ ile/||/<> UZUN VADELİ
( Vadesi olan Süresi sınırlanmış )
- VADESİ DOLMUŞ ile BİTİŞ TARİHİ ile SON TARİHLER ile DOLAYI ile GERÇEĞİNDEN DOLAYI
( DUE vs. DUE DATE vs. DUE DATES vs. DUE TO vs. DUE TO THE FACT THAT )
( قابل پرداخت ile پرداختني ile موعد مقرر ile مواعد ile براثر ile بمناسبت ile بر اثر ile به دليل ile به سبب ile به مناسبت ile بهدليلاينکه )
( GHABEL PARDAKHT ile PARDAKHTANY ile MOED MOGHARAR ile MOVAED ile BARASAR ile BAMNASBAT ile BAR ASAR ile BAH DELYLE ile BAH SABEB ile BAH MENASBAT ile BACPEHDELYLAYNAKEH )
- VADESİ ile/||/<> DUE DATE, FIXED DATE[İng.] ile/||/<> DATE D'ÉCHÉANCE[Fr.] ile/||/<> SÜRE SONU
( Ödeme günü Alacağa ilişkin sürenin bitimi )
( DUE DATE, FIXED DATE )
( DATE D'ÉCHÉANCE )
- VÂDESİZ HESAP ile/değil/yerine/= SÜREVSİZ SAYANAK
- VADESİZ HESAP ile/||/<> VADESİZ MEVDUAT
- VADESİZ HESAP ile/||/<> VADESİZ MEVDUAT
( Vadesi olmayan Süresi sınırlandırılmamış )
- VADETMEK[Ar. < VAʿD + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> VADETMEK
( Bir işi yerine getireceğine söz vermek Davranışıyla tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak umudunu vermek )
- VADETMEK ile VADE ile VADELİ ile VADESİZ ile VADE SONU ile VADE BİTİMİ ile VADELİ HESAP ile VADELİ SATIŞ ile VADESİZ HESAP ile VADELİ MEVDUAT ile VADESİZ MEVDUAT
- VÂDİ[Ar.]/KANYON[Fr. < CANYON]/KLÜZ[Fr. < CLUSE] ile/değil/yerine/= KOYAK/KAPUZ/DAR BOĞAZ
( Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki geniş aralık. )
- VADİ ile/||/<> KOYAK
( Karalarda akarsu aşındırmasıyle biçimini almış bir yöne doğru eğimli uzunluğuna çukurluk Özel bir ezgi ile söylenen bir tür halk koşuğu İçinde akarsu yataklarının bulunduğu üç yanından kapalı ancak ağız yanı açık tabanı yamaçlarıyla yerine ve eskiliğine göre türlü biçimleri olan dar uzun yüzey Türkçe koy a k küçültme eki )
( VALLEY )
( VALLÉE )
( TAL )
- VADİ[Ar. < VĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> VADİ
( İki dağ arasındaki çukurca arazi ya da geçit koyak Çalışma alanı tutulan yol benimsenen tarz )
- VADOLUNMAK[Ar. < VAʿD + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> VADOLUNMAK
( Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek )
- VAFTİZ ile HAÇ VAFTİZİ ile VAFTİZ ile VAFTİZCİ ile VAFTİZHANE
( BAPTISM vs. BAPTISM OF THE CROSS vs. BAPTISMAL vs. BAPTIST vs. BAPTISTRY )
( تعميد ile غسل ile غسل تعميد ile خاج شويان ile تعميدي ile معمد ile تعميد دهنده ile تعميدگاه ile جاي تعميد )
( TAMYD ile GHASL ile غسل تعميد ile KHAJ SHOYAN ile تعميدي ile MAMAD ile TAMYD DAHANDEH ile تعميدگاه ile JAY TAMYD )
- VAFTİZ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAFTİZ
( vaftizhane Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla suya daldırma başına su dökme ya da üstüne su serpme biçiminde yapılan kutsal tören )
- VAFTİZ/VAFTİZ[Yun. < ] ile/||/<> VAFTİZHANE/HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE]
( vaftizhane Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla suya daldırma başına su dökme ya da üstüne su serpme biçiminde yapılan kutsal tören )
- VAGINA[Lat.] ile/||/<> DÖL YOLU
( Serviks uteriden vulvaya kadar uzanan çiftleşmede penisin içine girdiği genital kanal kısmı vajina kolpos )
( VAGINA )
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> FURGON[Fr. < FOURGON]
( ... İLE/VE/||/<> Nesne vagonu. )
- VAGON ile/değil/yerine/= TAŞIR
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> TENDER[Fr.]
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı. İLE/VE/||/<> Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon. )
- VAGON ile/ve/<> VAGONET
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği, demiryolu aracı. İLE Yana ya da arkaya doğru devrilebilen ve kimi toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon. )
- VAGONET ile/değil/yerine/= TAŞIRCIK
- VAGOTONIA[İng.] ile/||/<> VAGOTONİ[Fr. < VAGOTONIE]
( Vagusun vücut işlevlerine hâkim olduğu durum )
( VAGOTONIA )
( VAGOTONIE )
- VAGOTONİE[Fr. < VAGOTONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAGOTONİ
( Bir sinirsel rahatsızlık türü )
- VAGZAL ile/değil/yerine/= DURAK
( )
- VAH[Ar. < VĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> VAH
( ah vah ahuvah vah vah Yazık anlamında söylenen bir söz )
- VÂH[Ar.] ile VÂH/VÂHA[Ar. çoğ. VÂHÂT]
( Vâh, yazık, ay. İLE Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. )
- VAH ile VAHA ile VAHİ/LİK ile VAH VAH
- VAHA[Ar. < VÂḤA] ile/||/<> VÂHA
( Suyun bulunmasıyle, bir çölün ortasında bitek olmuş yer. )
( OASIS~OASIS )
( OASIS~OASIS )
( OASIS~OASIS )
( OASE~OASE )
( OASI~OASI )
( ΌΑΣΗ / όαση~ΌΑΣΗ / όαση )
- VAHÂ[Ar.] ile ILGIM/SERAP/YALGIN/PUSARIK
( Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. İLE ... )
( OASIS vs. MIRAGE )
- VAHA ile/değil/yerine/= SUVLA/YEŞERGE
- VAHA[Ar. < VĀḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHA
( Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım ya da yerleşme bölgesi )
- VAHÂMET ile/ve/<> HEZİMET
- VAHAMET[Ar. < VAḪĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHAMET
( Güçlük korkulacak tehlikeli durum )
- VAHAMET ile VAHAMETLİ
- VAHDANİYYET[Ar. < VAḤDĀNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHDANİYET
( Tanrı nın birliği bir olması )
- VAHDET | BİRLİK ile/||/<> BİRLİK
( Sinema TV 1 Bir film ya da televizyon izlencesinde anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan ayrıntılara boğulmadan ölçülü biçimde bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu 2 Bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 1 kWlık ışıldak Türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk Koşukta yazıda konunun bir ana düşünce ekseninde toplanışı İl kent ve köy gibi yerel yönetim birimlerinin bir ya da birden çok sayıdaki görevlerini daha iyi yerine getirmek amacıyla yasalar uyarınca kimi kaynak ve örgenlerini birleştirerek oluşturdukları örgüt Birliklerin de kent yönetimleri gibi başkanları genel kurulları ve yönetim kurulları bulunur karşılık sinapsis Anadan ve babadan gelen homolog kromozom çiftlerinin geçici olarak birleşmesi unitas unus bir Somut anlamda 1 Bölünemezliği içeren yalın bütün 2Çokluğun birliği birlik halinde gelmiş olan çokluk yalın olmayan ama yok edilmeden bölünemeyen birlik 3Bölünebilen birlik yığışım Aggregat Soyut anlamda Bir olanın özelliği parçalarından bölümlerinden herhangi bir tanesi kaldırılsa yapısı değişen organik bir bütün Birlik kavramının felsefede çeşitli kullanımları vardır 1 Mantıksal birlik a Kavramın birliği b Düşünmenin birliği c Kategori d İde 2Fizik ötesispekülatif birlik a Karşıtların birliği Nicolaus Cusanusda coincidentia oppositorum karşıtların örtüşmesi Hegelde tinin eytişimsel birliği b Bütünlük Spinoza c Karşıtların her çeşit çokluğu üzerinde yükselen birlik Plotinosta bir olan 3 Varoluşsal birlik Karar vermedeki koşulsuzluğa dayalı varoluş birliği Kierkegaard varoluş felsefesi 4 Estetikte Çokluğun bir bütün olarak verildiği görüsel birlik estetiğin önemli bir ilkesi İfadenin tek konu üzerinde kalmış olması sinapsis biyoloji 1 Tecimde yarışıma yer vermemek amacıyla mal ederlerini saptayan tecimsel birlik 2 Birkaç yapımcı kuruluşun sağladıkları kazançları bir bölümü ya da tümü ile pool adı verdikleri ortak vezneye yatırmak için aralarında yaptıkları sözleşme Derleme öbek grup Özne yüklem ya da çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözcüklerin tümü özne birliği yüklem birliği tümleç birliği vb Aynı ekolojik ortamı işgal eden aynı ya da farklı türdeki bitkilerden oluşan topluluk Cümle öğelerinden birini özne nesne tümleç fiil yüklem meydana getiren kelime ya da kelime öbeği )
( UNITY | 1 KW | FEDERATION | UNION | SYNAPSIS | POOL | ASSOCIATION )
( UNITÉ | PROJECTEUR 1 KW (DE 1 KILO) | UNION | SYNAPSIS | SYNAPSE | POOL | ASSOCIATION | TERME )
( EINHEIT | ? KW | VERBAND, BUND | SYNAPSIS | ASSOZIATION, VERGESSELSCHAFTUNG )
( UNITAS )
- VAHDET ile/ve/<> TEVHÎD
( Olgu/durum. İLE/VE/<> İlke/kavram. )
( Durum. İLE/VE/<> Eylem. )
( ... İLE/VE/<> Kendinden memnun olmak. )
( TEVHÎD'E GEL, TEVHÎD'E
ZİKR ET! HAKK'I, HER YERDE )
( İnsan - İnsan ilişkisi. İLE/VE/<> İnsan - Tanrı ilişkisi. )
- VAHDET ile/||/<> UNIQUENESS[İng.] ile/||/<> BİRİCİKLİK
( Her birey ya da gözlem biriminin kendi örgütlenmesi içinde geliştirdiği özgül nitelikler bütünü )
( UNIQUENESS )
- VAHDET ile VAHDÂNİYYET
( Allah'a yakınlık, Allah'a ulaşma. | Yalnızlık, teklik, birlik. | Özgür bireylerin birliği. İLE Birlik, Allah'ın bir oluşu. )
- VAHDET[Ar. < VAḤDET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHDET
( vahdetivücut Bir olma tek olma )
- VAHDET ile VUSLAT
- VAHDET-EL VÜCÛD ile/ve/||/>/< VAHDET-EL MEVCÛD
( Çeşitlilik. İLE/VE/||/>/< Aynılaşma. )
- VAHDET-İ ŞUHÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ KUSÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ MEVCÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ VUCÛD
( UNITY OF WITNESSING vs./and/||/<>/also UNITY OF INTENTION vs./and/||/<>/also UNITY OF EXISTENCE vs./and/||/<>/also UNITY OF BEING )
- VAHDET-İ VUCUD ile/<> HEPTANRICILIK/TÜMTANRICILIK/PANTEİZM
( HAKK <> DOĞA ile HAKK > DOĞA )
- VAHDET-İ VÜCÛD ile/ve VAHDET el-VÜCÛD
- VAHDET-İ VUCUD ile VAHDET-İ ŞÜHÛD
- VAHDET-İ VÜCÛD ile VAHDET-İ VÜCÛD
- VAHDETİVÜCUT[Ar. < VAḤDET + VÜCŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> VARLIK BİRLİĞİ
- VAHDETİYE | TEKÇİLİK ile/||/<> TEKÇİLİK
( Olay ve süreçleri tek etkene ya da nedene dayanarak açıklama yaklaşımı monos tek 1 Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi örneğin yalnızca özdeği özdeksel tekçilik yalnızca tini tinsel tekçilik vb kabul eden dünya görüşü Tekçiliğin karşı kavramı olarak ikicilik iki temel ilkeyi çokçuluk ilkelerin ya da temel güçlerin çokluğunu kabul eder 2 Birlikli bir dünya tablosuna varmaya çalışan dünya görüşü )
( MONISM )
( MONISME )
( MONISMUS )
- VAHİ[Ar. < VĀHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAÇMA
- VAHİ[Ar.] ile/değil/>< VAHİY[Ar.]
( Boş, saçma. İLE/DEĞİL/>< Tanrı tarafından, bir buyruk ya da düşüncenin, peygambere bildirilmesi. )
- VÂHİD ile/ve/||/<>/> ÂHİD/AHÂD
( Bir. İkincisi düşünülemeyen. Sıfat. İLE/VE/||/<>/> Tek. Zât. )
- VÂHİD[Ar.] ile EHAD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile FERD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile MÜNFERİD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile VAHÎD[Ar.] ile FERÎD[Ar.]
- VÂHİDE ile/ve MEAL GAYR
( Ben. İLE/VE Biz. )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR | AYAR ile/||/<> AYAR ile/||/<> AYAR[Ar. < ʿİYÂR]
( TV Almaçlarda seçik doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler Başlıca ayarlar oluk seçme sertlik ayarı parlaklık ayarı yükseklik ayarı genişlik ayarı düşey doğrusallık ayarı görüntülük ayarıdır fizik Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı Ayarlama işi )
( ADJUSTMENT, CONTROL | STANDARDIZATION | ADJUSTMENT | SETTING | TUNE | FINE TUNING )
( RÉGLAGE, CONTRÔLE, AJUSTAGE | ÉTALON | TITRES, ÉTALONNAGE | AJUSTAGE | RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE )
( REGELUNG, JUSTIERUNG | EINSTELLUNG | FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG )
( REGOLAZIONE )
( ΡΎΘΜΙΣΗ / ρύθμιση )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR[Ar. < İYÂR] ile/||/<> İNCE AYAR
( TV. Almaçlarda seçik, doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler. (Başlıca ayarlar oluk seçme, sertlik ayarı, parlaklık ayarı, yükseklik ayarı, genişlik ayarı, düşey doğrusallık ayarı, görüntülük ayarıdır). @@ (fizik) @@ Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde, değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı. @@ Ayarlama işi. @@ @@ )
( ADJUSTMENT, CONTROL | STANDARDIZATION | ADJUSTMENT | SETTING | TUNE | FINE TUNING~FINE TUNING | FINE CONTROL )
( RÉGLAGE, CONTRÔLE, AJUSTAGE | ÉTALON | TITRES, ÉTALONNAGE | AJUSTAGE | RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE~RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE | PILOTAGE )
( REGELUNG, JUSTIERUNG | EINSTELLUNG | FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG~FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG | FEINSTEUERUNG )
( REGOLAZIONE~REGOLAZIONE FINE )
( ΡΎΘΜΙΣΗ / ρύθμιση~ΜΙΚΡΟΡΎΘΜΙΣΗ / μικρορύθμιση )
- VÂHİD-İ ZAMAN ile/||/<> UNIT OF TIME[İng.] ile/||/<> UNİTÉ DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITEINHEIT[Alm.] ile/||/<> ZAMAN BİRİMİ
( Tekrar edilen gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı Güneş günü yıldız günü ortalama gün gibi )
( UNIT OF TIME )
( UNITÉ DE TEMPS )
( ZEITEINHEIT )
- VAHİDİYETTE KESRET ile KESRETTE VAHİDİYET ile KESRETTE VAHİD
( Kesreti saklayamazsın fakat birliği/tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )
( Asıl tevhid, kesretten sonraki tevhiddir. )
( İş, bu kesreti tevhid etmektedir. )
( Kesreti saklayamazsın fakat birliği, tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )
- VAHİD-ÜL-FİLKA NEBATAT | BİR ÇENEKLİLER ile/||/<> BİR ÇENEKLİLER
( botanik Sadece bir kotilodonu olan embriyo ya da bitkiler monokotiledon tek çenekliler )
( MONOCOTYLEDONOUS | ANGIOSPERMOUS )
( MONOCOTYLÉDONES | ANGIOSPERMES )
( BEDECKTSAMIG )
( ANGIOSPERMAE )
( MONOCOTILEDONI )
( ΜΟΝΟΚΟΤΥΛΉΔΟΝΑ / μονοκοτυλήδονα )
- VAHİD-ÜL-FİRAŞ ile/||/<> ORTHOCLASE[Fr.] ile/||/<> ORTOKLAZ[Fr. < ORTHOCLASE]
( jeoloji )
( ORTHOCLASE )
- VAHİD-ÜL-MANA | TEK ANLAMLI ile/||/<> TEK ANLAMLI ile/||/<> EŞ SESLİ
( 1 Yalnızca bir anlamı olan sözcük ya da kavram Karşıtı eş sesli 2 Belirli kesin olarak belirlenmiş Tek bir kavramı tek bir anlamı yansıtan kelime Araçgereç adları terimler bazı somut ve soyut adlar tek anlamlıdırlar ağızlık duvar elek dizlik silecek keser masa sandalye vb Terim olarak dörtgen atardamar çekim gramerde yer çekimi soyut ad barış acıma sevinç güzellik gibi Karşıtı çok anlamlılık tır aequivocus aequus eşit özdeş vox ses Ses bakımından birbirinin aynı ancak anlamları değişik olan sözcüklerin niteliği Çokanlamlı olan sözcükler Ör Kara bağ kaç çalmak Dil coğrafyasında aynı sesi kullanan bölgelere denir Azerbaycan Türkçesi omonim Türkmen Türkçesi omonim Gagauz Türkçesi omonim Özbek Türkçesi omonim şakldöş Uygur Türkçesi şakildóş söz Tatar Türkçesi omonim awazdaş süz Başkurt Türkçesi omonim omonim Krç Malk omonim Nogay Türkçesi omonim Kazak Türkçesi omonim Kırgız Türkçesi omonim Alt omonim aydıları tüňey te uçurı başka söstör Hakas Türkçesi omonim Tuva Türkçesi omonim Türkçesi omonim Rusça omonim )
( UNIVOCAL | MONOSEMIC )
( UNIVOQUE | MONOSÉMIQUE )
( EINDEUTIG | MONOSEMISCH )
( UNIVOCUS )
- VAHİD-ÜR-RAHÎM[Ar.] ile ...
( En çok bir yavru yapan hayvanlar. )
- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK
- VÂHİM[Ar. < VEHM] ile VAHÎM[Ar. çoğ. VİHÂM, VAHÂMÂ]
( Kuran, kuruntulu. İLE Ağır, sonu tehlikeli, çok korkulu. )
- VAHİM ile/ve HAZİN
- VAHİM ile/||/<> VAHAMETLİ
- VAHİM[Ar. < VAḪĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHİM
( Ağır korkulu çok tehlikeli vahametli )
- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET
- VÂHİME ile ...
( Gerçekliği olmayan değerler üretmek. )
- VAHİMLEŞMEK ile VAHİM/LİK
- VAHİT[Ar. < VĀḤİD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEK | BİRİM
( tek I birim )
- VAHİY DİNLERİ ile/ve EVRENSEL DİNLER
- VAHİY/VAHY[Ar. < VAḤY] ile/||/<> VAHYOLUNMAK/VAHYOLUNMAK[Ar. < VAḤY + Tr. OLUNMAK]
( vahyolunmak Bir buyruk ya da düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi Bu biçimde bildirilen buyruk )
- VAHİY ile HADİS(-İ KUTSÎ)
- VAHİY ile İLHÂMÂT ile RÜYÂ ile FERÂSET
( Cebrail ile gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Kendi öngördüğün. )
- VAHİY ile/ve "KUTSAL" METİN
- VAHİY ile/ve/||/<>/> TEBLİĞ
- VAHS/VEHS[Ar.] ile VAHZ[Ar.]
( Ayak altında çiğneme. | Kırma. İLE Çimdikleme. | Sivri bir şey batırarak acıtma. | Isırma, sokma. )
- VAHŞ[Ar. çoğ. VUHÛŞ] ile VUHÛŞ-İ BERRİ[Ar.]
( Yabani hayvanlar. İLE Karada yaşayan yabani hayvanlar. )
- VAHŞET ile/ve VAHÂMET["VEHÂMET" değil!]
- VAHŞET[Ar. < VAḤŞET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHŞET
( Yabani vahşi olma durumu acımasızlık )
- VAHŞET[Ar.] ile/değil/yerine/= YIRTINÇ/ACIMASIZLIK
- VAHŞÎ | YABANIL ile/||/<> AV HAYVANLARI (KARADA)
( av hayvanları karada )
- VAHŞÎ ile/<>/> BARBAR ile/<>/> UYGAR
( [İnsan/lık tarihinin] %66'sı. İLE/<>/> %33'ü. İLE/<>/> %1'i. )
- VAHŞİ ile GADDARLIK
( FEROCIOUS vs. FEROCITY )
( سبع ile سبعيت ile وحشي گري )
( سبع ile سبعيت ile VAHSHY GARY )
(1996'dan beri)