ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.136 başlık/FaRk ile birlikte,
125.136 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(464/502)
- UÇUKLAMAK ile UÇUKLAŞMAK ile UÇUK/LUK ile UÇUK KAÇIK/LIK
- UÇUK/LUK ile/ve/değil/||/<>/< İLGİNÇ/LİK
- ÜCÛM[Ar.] ile ÜCÛN[Ar.]
( Kale, palanka. İLE Suyun renginin ve tadının bozulması. )
- UCUN UCUN ile/değil/yerine/=/||/<> UCU UCUNA | AZAR AZAR | YAVAŞ YAVAŞ
( ucu ucuna azar azar yavaş yavaş Yan gözle yan yan )
- ÜÇÜNCÜ AYAK ile/||/<> ÜÇÜNCÜ ÇAĞ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ile/||/<> ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ KİŞİ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ MEVKİ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ SINIF ile/||/<> ÜÇÜNCÜ ZAMAN ile/||/<> ÜÇÜNCÜNÜN OLMAZLIĞI
( Üç sayısının sıra sıfatı sırada ikinciden sonra gelen )
- ÜÇÜNCÜ HALİN OLANAKSIZLIĞI ile/||/<> ORTA DEĞER MANTIĞI
( Üçüncü halin olanaksızlığı A ya da değil-A doğrudur İLE orta değer mantığı üçüncü seçeneklere izin verir. Üçüncü hal yasası iki değerli mantık İLE orta değer mantığı çok değerli mantıktır. Aristoteles iki değerli İLE Łukasiewicz çok değerli mantık geliştirdi. )
( Jan Łukasiewicz tarafından 1920 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1878-1956) (Ülke: Polonya) (Alan: Mantık, Felsefe) (Önemli katkıları: Çok değerli mantık, Polonya notasyonu, modal mantık, mantık tarihi çalışmaları) )
- ÜÇÜNCÜ ŞAHIS | ÜÇÜNCÜ KİŞİ ile/||/<> ÜÇÜNCÜ KİŞİ
( İki kişi arasında yapılan bağıtlamada söz konusu edilen üçüncü kişi Çekimli eylemlerde veya adıllarda hakkında konuşulan veya konuşulanlar Geldi gelmiş geliyor gelir gelecek gele gelse gelmeli gelsin ve o adılı 3 kişi tekil geldiler gelmişler geliyorlar gelirler gelecekler geleler gelseler gelmeliler gelsinler ve onlar adılı 3 kişi çoğul vb Kişi )
( THIRD PERSON, THIRD PARTY | THIRT PERSON )
( UN TIERS, UNE TIERCE PERSONNE | TROISIÈME PERSONNE )
( DRITTE PERSON )
- ÜÇÜNCÜ ŞIKKIN ADEM-İ İMKÂNI | ÜÇÜNCÜNÜN OLMAZLIĞI ile/||/<> ÜÇÜNCÜNÜN OLMAZLIĞI
( pvp biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren usbilim ilkesi biçimindeki önermelerin geçerliliğini dile getiren mantık ilkesi )
( EXCLUDED MIDDLE )
( TIERS EXCLU | TIERS EXCLUS )
( AUSGESCHLOSSENESS DRITTE )
( TERNIUM NON DATUR | TERTIUM NON DATUR )
- TRIPLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL BİLEŞİK
- BUTYLCARBINOL, TERTIARY[İng.] / BUTYLCARBINOL, TERTIAIRE[Fr.] / TERTIÄRER, TERTIÄRES[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇÜNCÜL, TERSİYER, BÜTİLKARBİNOL
- ÜÇÜNCÜ/LÜK ile ÜÇÜNCÜ ÇAĞ ile ÜÇÜNCÜ AYAK ile ÜÇÜNCÜ KİŞİ ile ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİ
- ÜÇÜRDÜM[< Üçer tüm] ile ...
( Masrafı çıktıktan sonra tememttünün sermaye ile tayfa arasında üçe bölünmesi. [Deniz ticaretinde kullanılan bir terimdir] )
- UÇURMA ile/||/<> ...
( Osmanlılarda ince donanmanın en küçük gemilerine verilen ad )
- UÇURMAK ile UÇURTMAK ile UÇURULMAK ile UÇURABİLMEK ile UÇURUVERMEK
- UÇURTMA KÂĞIDI ile/||/<> ŞEYTAN UÇURTMASI
( Uçurtmak işi Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak )
- UÇURTMALARIN UÇMASI:
YEL GÜCÜ ile/ve/değil/||/<>/>/< YELE KARŞI KOYARAK
- UÇURUM ile DİPSİZ
( ABYSM vs. ABYSMAL )
( غوطه ورساختن ile مغاکي )
( GHUTEH VARSAKHTAN ile مغاکي )
- UÇURUM ile/ve/değil EŞİK
- UÇURUM ile ŞARAMPOL[Macarca < SOROMPO] ile
( ... İLE Kara yollarının kenarında, yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm. )
- UÇURUM ile/ve YALI YAR/FALEZ[Fr. < FALAISE]
- UÇURUM ile/||/<> YAR
( yalı yar )
- UÇURUMLAŞMAK ile UÇURUM
- UÇUŞ KARTI ile/||/<> UÇUŞ KULESİ ile/||/<> KÖR UÇUŞ ile/||/<> TARİFELİ UÇUŞ ile/||/<> YALAMA UÇUŞ ile/||/<> GECE UÇUŞU ile/||/<> KUŞ UÇUŞU ile/||/<> UZAY UÇUŞU
( Uçmak işi pervaz II Uyuşturucu veya alkol etkisiyle kendinden geçme )
- UÇUŞ ile UÇUŞ GÖREVLİSİ ile UÇUŞ KONTROLÜ ile UÇUŞ MÜHENDİSİ ile UÇUŞ PROGRAMI ile UÇUŞ TESTİ ile UÇUCU
( FLIGHT vs. FLIGHT ATTENDANT vs. FLIGHT CONTROL vs. FLIGHT ENGINEER vs. FLIGHT SCHEDULE vs. FLIGHT TEST vs. FLIGHTY )
( طيران ile فرار ile پرواز ile ميهماندار ile کنترل هواپيما ile مهندس پرواز ile برنامه پرواز ile آزمايش پرواز کردن ile متلون المزاج )
( طيران ile FARAR ile PARVAZ ile MYCPEHMANDAR ile KONTERL NPAVAPYMA ile MANPANDES PARVAZ ile BARNAMEH PARVAZ ile AZMAYSH PARVAZ KARDAN ile متلون المزاج )
- UÇUŞMAK ile UÇUŞ ile UÇUŞ KARTI
- UÇUŞMAK ile ÜŞÜŞMEK
- UCUZ BİSİKLET ile/ve/değil/yerine "PAHALI" BİSİKLET
- UCUZ HALKÇILIK ile/||/<> BEDAVADAN UCUZ ile/||/<> SUDAN UCUZ
( Fiyatı yüksek olmayan pahası az düşük fiyatlı ehven pahalı karşıtı Az emekle elde edilen Bayağı olan )
- UCUZ İŞ ile/değil/yerine/>< İYİ İŞ
( İyi değildir. İLE/>< Ucuz değildir. )
( GOOD WORK vs./and/<> CHEAP WORK
Is not cheap. VS./AND/<> Is not good. )
- UCUZ ile DENEYİMSİZLİK ile DENEYİMSİZ ile DENEYİMSİZ KİŞİ ile DENEYİMSİZ ile BECERİKSİZ ile DENEYİMSİZLİK
( INEXPENSIVE vs. INEXPERIENCE vs. INEXPERIENCED vs. INEXPERIENCED PERSON vs. INEXPERIENT vs. INEXPERT vs. INEXPERTISE )
( کم خرج ile صرفه جو ile ارزان قيمت ile ارزان ile بيخرج ile بي تجربگي ile ندانم کار ile تازه کار ile نپخته ile تازهکار ile ناوارد ile نو کار ile ناشي ile بي تجربه ile ناآزموده ile آدم خام ile بي تخصص ile فاقد خبرگي ile بي مهارتي )
( KAM KHARJ ile SARFEH JO ile ARZAN GHYMAT ile ARZAN ile بيخرج ile BEY TAJARBAGY ile NADANAM KAR ile TAZEH KAR ile NAPAKHTEH ile TAZEHKAR ile NAVARD ile NO KAR ile NASHY ile BEY TAJROBEH ile ناآزموده ile ADAM KHAM ile BEY TAKHSOS ile FAGHAD KHBARGY ile BEY MACPEHERTY )
- UCUZ ile KELEPİR
( Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı. | Az emekle elde edilen. | Bayağı. İLE Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan ya da alınabilecek olan. )
- UCUZ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UCUZLAŞTIRILMIŞ
- UCUZ ile/||/<> UCUZLATMA
( Benzerlerine ve aynı özellikte bulunanlara göre birim değeri düşük olan. @@ ~ Az ucuz 1. 'fiyatı az olan'; 2. 'zahmetsiz elde edilen'. -Tkm ucīz. -TatK oçsız. -Blk ucuz. -Kum uçuz. Eski Türkçeden bu yana kullanılır. ET uçuz 'kolay' anlamındadır. Dîvânü Lugâti't-Türk yazarı uçuz sözünü 'değeri düşük' ve 'aşağılık kişi, alçak' karşılıklarıyla açıklar. Poppe Moğolca uçir 'Zufall' sözüyle karşılaştırmıştır. Ramstedt de uçir 'Ursache, Grund' üzerinde durmuştur. Ancak değersiz, alçak, düşük anlamlarındaki Moğ ucig sözü dikkatlerini çekmemiştir. || ~ Az ucuz 1. 'fiyatı az olan'; 2. 'zahmetsiz elde edilen'. -Tkm ucīz. -TatK oçsız. -Blk ucuz. -Kum uçuz. Eski Türkçeden bu yana kullanılır. ET uçuz 'kolay' anlamındadır. Dîvânü Lugâti't-Türk yazarı uçuz sözünü 'değeri düşük' ve 'aşağılık kişi, alçak' karşılıklarıyla açıklar. Poppe Moğolca uçir 'Zufall' sözüyle karşılaştırmıştır. Ramstedt de uçir 'Ursache, Grund' üzerinde durmuştur. Ancak değersiz, alçak, düşük anlamlarındaki Moğ ucig sözü dikkatlerini çekmemiştir. )
( CHEAP | CHEAPENING~CHEAPENING )
( BON MARCHÉ | BOISSE~BOISSE )
( BILLIG~VERBILLIGUNG )
( ECONOMICO~RIBASSO )
( ΦΘΗΝΌΣ / φθηνός~ΜΕΊΩΣΗ ΤΙΜΉΣ / μείωση τιμής )
( UCUZ[Az.]~UCĪZ[Tkm.]~OÇSIZ[Tatk.] )
- UCUZ ile UCUZLATMAK ile UCUZLUK
( CHEAP vs. CHEAPEN vs. CHEAPNESS )
( ارزان ile ممسک ile بي قيمت ile نامرغوب ile نازل ile کم ارزش ile جنس پست ile ارزان قيمت ile ناچيز شمردن ile ارزان شدن ile ارزاني )
( ARZAN ile ممسک ile BEY GHYMAT ile NAMORGHUB ile NAZEL ile KAM ARZESH ile JENS PAST ile ARZAN GHYMAT ile NACHYZ SHMARDAN ile ARZAN SHODAN ile ARZANY )
- ÜÇÜZ ile ÜÇÜZLÜ ile ÜÇÜZLEME ile ÜÇÜZ ÜNLÜ
- UCUZ ile/değil "UYGUN" (FİYATLI)
- UCUZCA ile/||/<> UCUZUNA
- UCUZLAMA ile YAYILMA
- UCUZLAMAK ile UCUZLATMAK ile UCUZLATABİLMEK ile UCUZ/LUK ile UCUZCA ile UCUZCU/LUK ile UCU AÇIK ile UCU UCUNA ile UCUN UCUN ile UCU KAPALI ile UCUZ HALKÇILIK
- UCUZLAŞMA ile/değil/yerine/>< BASİTLEŞME
( Yıkım vardır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşam vardır. )
- ÜÇÜZLEME ile/||/<> ÜÇÜZLEME
( Bir dizenin iki durağa değil iki orta durakla üç bölüme ayrılmış olması Konuları birbirinin sonrası olmak üzere ayrı ayrı gösterilen üç sahne eserinin bütünü )
( TERNAIRE | TRILOGIE )
- UD[Ar. < ʿŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖD
( öd ağacı öd ağacı Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü )
- UD ile ŞEHRUD
( AVVÂD[Ar. < UD]: Ud çalan. )
- UD[Ar. < ʿŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> UT
( Klasik Türk müziği araçlarından iri karınlı kirişli mızrapla çalınan bir çalgı )
- UDE ile/ve SELENGA
( Buryat ülkesine ve başkenti Ulan-Ude'ye akan iki önemli ırmak. Selenga, Baykal Gölü'ne dökülür.[200 km2'lik geniş bir delta oluşturur.][Aynı zamanda, önemli bir kuş cennetidir.] )
- UDEBA[Ar. < UDEBĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜDEBA
( Edebî eser yazanlar yazarlar edipler )
- UDİ[Ar. < ʿŪDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> UDİ
( Ut çalan sanatkâr utçu )
- UF[ÜNL.] ile/değil/yerine/=/||/<> UF
( Acı sızı duyulduğunda veya sıkıntılı bir durumda söylenen bir söz )
- UFACIK ile UFACIK TEFECİK
- UFAK ÇAPTA ile/||/<> UFAK PARA ile/||/<> UFAK TEFEK ile/||/<> UFAK UFAK ile/||/<> UFAKTAN UFAĞA ile/||/<> UFAKTAN UFAKTAN ile/||/<> EKMEK UFAĞI
( Boyutları normalden küçük Yaşça daha küçük olan Makam derece bakımından geri olan Kısa bir süre Önemsiz çok az )
- UFAK PARA | BOZUK PARA ile/||/<> BOZUK PARA
( Küçük birimler üzerine basılmış madenî para Günlük alışverişlerde kolaylık sağlamak amacıyla yetkili kurumların darphaneye bastırdığı madeni para bozuk para )
( SMALL MONEY, COIN | COINS, TOKEN MONEY | SPECIE | CHANGE )
( PETITE MONNAIE | ÉTALON MÉTALIQUE )
( KLEINGELD )
( SPICCIOLI )
( ΨΙΛΆ / ψιλά )
- UFAK PARA | BOZUK PARA ile/||/<> MADENİ PARA ile/||/<> UFAK PARA
( Küçük birimler üzerine basılmış madenî para. @@ Günlük alışverişlerde kolaylık sağlamak amacıyla yetkili kurumların darphaneye bastırdığı madeni para.@@bk. bozuk para )
( SMALL MONEY, COIN | COINS, TOKEN MONEY | SPECIE | CHANGE~SPECIE~CHANGE )
( PETITE MONNAIE | ÉTALON MÉTALIQUE~ÉTALON MÉTALIQUE~PETITE MONNAIE )
( ...~MONETA~... )
( KLEINGELD~MÜNZE~KLEINGELD )
( SPICCIOLI~MONETA~SPICCIOLI )
( ΨΙΛΆ / ψιλά~ΚΈΡΜΑ / κέρμα~ΨΙΛΆ / ψιλά )
- UFAK UFAK ile/ve YAVAŞ YAVAŞ
- UFAK ile UFAKÇA ile UFACIK
( Boyutları, olağandan küçük olan. | Yaşça daha küçük olan. | Önemsiz, çok az. | Orun, aşama bakımından geri olan. İLE Oldukça ufak. İLE Çok ufak, küçücük. )
- UFAKLIK ile/değil/yerine/=/||/<> BOZUK PARA | BİT
( Ufak olma durumu Küçük çocuk bozuk para Çocuklar için kullanılan bir seslenme sözü bit I )
- UFAK/LIK ile UFAKÇA ile UFAK PARA ile UFAK UFAK ile UFAK TEFEK ile UFAK ÇAPTA
- UFAKLIK ile/||/<> UFAKLIK
( Üçyüz elli gramlık rakı Köprü Şarkikaraağaç Isparta bozuk para )
- UFAKTAN UFAĞA ile UFAKTAN UFAKTAN
- UFAKTAN UFAĞA ile/||/<> UFAKTAN UFAKTAN
- COMMUNITION; TRITURATION[İng.] / ZERKLEINERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UFALAMA
- UFALANMAK ile UFALANANLAR ile UFALANAN
( CRUMBLE vs. CRUMBLINGS vs. CRUMBLY )
( فرو ريختن ile فاسد شده ile زوال يافته ile ازهم پاشنده )
( FORO RYKHTAN ile FASAD SHODEH ile ZAVAL YAFTEH ile AZEMM PASHANDEH )
- UFALMAK ile UFALAMAK ile UFALTMAK
- UFALTILMAK ile/||/<> KÜÇÜLTÜLMEK
- UFARAK ile UFARAKÇA
- UFK[Ar. < UFḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> UFUK
( ufuk çizgisi ufuk dairesi ufuk düzlemi ufuk hattı ufku dar ufku geniş Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer çevren Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem göz erimi Anlayış kavrayış görüş düşünce gücü Bir kimsenin dışında bulunan çevre muhit dolay )
- UFKİ | YATAY ile/||/<> YATAY
( Bir düzlem olarak düşünüldüğünde yeryüzüne koşut olan ya da çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem astronomi matematik )
( HORIZONTAL | LANDSCAPE )
( HORIZONTAL | HORIZONTALE )
( HORIZONTAL | WAAGRECHT )
( HORIZON, HORIZONTIS )
- UFKİ[Ar. < UFḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YATAY
- UFKU DAR/LIK ile UFKU GENİŞ/LİK
- HAMLAÇ[Osm.] ile/değil/yerine/= ÜFLEÇ
- ÜFLEÇ/KAMIŞ/PİPET[Fr.] ile ŞALÜMO
( Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan yapay boru/lar. İLE Sıvıları solukla içine çekmeye yarayan, saman ya da saz çöpünden kullanılan kamış. )
- BLOW PIPE, BLOWING PIPE[İng.] / CHALUMEAN[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜFLEME BORUSU
- ÜFLEME ile ÜFLEMELİ ile ÜFLEMELİ SAZLAR ile ÜFLEMELİ ÇALGILAR
- ÜFLEMEK ile/||/<> ...
( dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek üfürmek yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek nefesli çalgıları çalmak üf le eki Türkçede onomatopéique bir türev olduğu anlaşılıyor Kökteki üf yanmakta olan bir şeyi söndürmek canlandırmak bunun için de dudakları büzerek soluğu bir şeye doğru hızla vermek anlamındadır )
- ÜFLEMEK ile TROMPET ÇALMAK ile DARBE DARBE ile BURUN DARBESİ ile BOYNUNA DARBE ile KAFAYA DARBE ile HAVAYA UÇURMAK ile YUMRUKLA VURMAK ile ÜFLEYİCİ ile KURT SİNEĞİ ile ÜFLEME ile DARBELER ile ŞATAFATLI
( BLOW vs. BLOW A TRUMPET vs. BLOW BY BLOW vs. BLOW NOSE vs. BLOW ON THE NECK vs. BLOW TO THE HEAD vs. BLOW UP vs. BLOW WITH THE FIST vs. BLOWER vs. BLOWFLY vs. BLOWING vs. BLOWS vs. BLOWSY )
( نفخ کردن ile فوت کردن ile نفخه ile وزيدن ile ضرب ile دميدن ile ضربه ile ضربت ile نفير کشيدن ile يک ريز ile يک گير ile بيني گرفتن ile پس گردني ile توسري ile منفجر کردن ile ترکانيدن ile پکيدن ile بادکردن ile مشت ile دمنده ile وزنده ile سگ مگس ile وزان ile وزش ile بادزدگي ile دمان ile ضربات ile زن چاق ile سرخ گونه )
( NAFKH KARDAN ile FOT KARDAN ile NAFKHEH ile وزيدن ile ZAB ile DAMYDAN ile ZARBEH ile ZARBAT ile NAFYR KESHYDAN ile YK RYZ ile YK GYR ile BEYNEY GARAFTAN ile PES GARDANY ile توسري ile MONFAJR KARDAN ile ترکانيدن ile پکيدن ile BADKARDAN ile MOSHT ile DAMANDEH ile VAZANDEH ile SAG MAGS ile VAZAN ile VEZESH ile BADOZDEGY ile DAMAN ile ZARBAT ile ZAN CHAGH ile SARKH GONEH )
- ÜFLEMEK ile ÜFLENMEK ile ÜFLETMEK ile ÜFLEYEBİLMEK ile ÜFLEYİVERMEK ile ÜFLEÇ
- ÜFLEMELİ ÇALGILAR ile/||/<> ÜFLEMELİ SAZLAR
( Üflenerek çalınan çalgı nefesli )
- GEBLÄSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜFLEYİCİ
- UFO[İng. < UNIDENTIFIED FLYING OBJECT KELIMELERINDEN KISALTMA] ile/değil/yerine/=/||/<> UÇAN DAİRE
- UFUK AÇILMASI ile AYDINLANMA
- UFUK | ÇEVREN ile/||/<> ÇEVREN
( Uzamda insan gözünün erişebileceği geniş alanın sınırı Deniz kıyısında ya da geniş bir düzlükte gökle yerin birleşmiş gibi görüldüğü ve bulunulan yere uzaklığı yükseldikçe artan çember yayı biçiminde çizgi astronomi çevren )
( HORIZON )
( HORIZON )
( GESICHTSKREIS )
- UFUK ÇİZGİSİ ile/||/<> UFUK HATTI
- UFUK[Ar. < UFK] ile/||/<> GÖZERİMİ
( gözerimi )
- UFUK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEVREN/GÖZERİMİ
- UFUK ile/ve/||/<> EŞİK
- UFUK ile/||/<> GÖZ ERİMİ
- UFUK ile UFUKLU ile UFUKSUZ/LUK ile UFUK ÇİZGİSİ
- UFUK ile YATAY
( HORIZON vs. HORIZONTAL )
( کرانه آسماني ile افق فکري ile افق ile سطح افقي ile ترازي ile افقي )
( KARANEH ASMANY ile AFEGH FEKARY ile AFEGH ile SATH AFEGHY ile TARAZY ile AFEGHY )
- ÜFÛL ile/değil/yerine/= BATMA, KAYBOLMA, GÖRÜNMEZ OLMA | YOK OLUŞ
- UFÛL[Ar.] ile GUYÛB[Ar.]
( Bir şeyin arkasında kaybolma. İLE Kaybolma. )
- UFUL[Ar. < UFŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> UFUL
( Batma gözden kaybolma ölme )
- UFUNET[Ar. < ʿUFŪNET] ile/değil/yerine/=/||/<> İRİN | ÇÜRÜME
( Pis koku irin çürüme )
- UFUNETLENMEK ile UFUNETLENDİRMEK ile UFUNET ile UFUNETLİ ile UFUNETSİZ
- ÜFÜRÜK ile ÜFÜRÜKÇÜ/LÜK
- UGANDA BAYRAĞINDA:
SİYAH ile/ve SARI ile/ve KIRMIZI
( Siyah olan halkı simgeler. İLE/VE Ekvator güneşini simgeler. İLE/VE Tüm dünya ile olan "kan kardeşliği"ni simgeler. )
- UGLY[İng.] ile/||/<> LAID[Fr.] ile/||/<> HÄSSLICH[Alm.] ile/||/<> ÇİRKİN[Fars. < ÇİRKİN]
( 1 Estetikte güzelin karşıtı olan kavram Hoşa gitmeme izlenimi uyandıran 2 Ahlak açısından Yakışıksız görünen 3 Biçimsiz uyumsuz biçimden yoksun Bu anlamda çirkin bir sanat nesnesi olarak olumlu bir estetik değer niteliğini alabilir Nasıl gerçek biçim biçimden yoksun bir şeye biçim vererek oluşuyorsa çirkin de güzelin oluşmasında etkili temel bir öğe olabilir )
( UGLY )
( LAID )
( HÄSSLICH )
- UĞRA ile/||/<> ...
( Hamurun sofra ya da oklavaya yapışmamasını sağlayan kalın un Akpınar Gümüşhacıköy Amasya Ağızlarda urga urva uvra biçimleri de geçer Kıbrıs ağzında da uğra olarak kullanılır Eren Türkoloji Dergisi l 13 Az yer urva tahtaya yapışmaması için hamura serpilen kalın un urba yufka açılırken tahtaya serpilen un urpa yufka açılırken kullanılan un urpak kepek Kökünü bilmiyoruz Anadolu ağızlarında kullanılan uğranın ve uvra göçüşmeli métathétique bir biçim olduğu anlaşılıyor Türkçe urva biçiminin ise urbadan geldiği açıktır Kalın un anlamına gelen uğra uvra urva sözünün Kırgızcada kepek olarak kullanılan urpak biçimiyle birleştirilmesi doğaldır Bu biçimin sonundaki k tartışmaya açıktır Sevortyan ÊSTJa 1974 324 eski ve yeni diyalektlerde erişte olarak kullanılan ügre sözüyle birleştirmek istemiştir ki yanlıştır Orta Türkçeden başlayarak kullanılan ügre ögre sözüne ilişkin bilgi almak için Ligeti AOH 4 109 )
- UĞRAK YERİ ile/||/<> FIRTINA UĞRAĞI ile/||/<> YOL UĞRAĞI
( Çok uğranılan yer Uzun yolda uğranılarak bir süre dinlenilen yer Cin çarpması )
- UĞRAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DURAK
- UĞRAK ile PERİLİ
( HAUNT vs. HAUNTED )
( مراجعه مکرر ile ديدار مکرر کردن ile روح زده )
( MARAJEEH MOKRER ile DYDAR MOKRER KARDAN ile RUH ZADEH )
- UĞRAK ile/ve/değil/||/<>/< SÜREÇ
- UĞRAMAK ile UĞRANMAK ile UĞRATMAK ile UĞRAŞMAK ile UĞRALAMAK ile UĞRANILMAK ile UĞRAŞILMAK ile UĞRAŞTIRMAK ile UĞRATABİLMEK ile UĞRAYABİLMEK ile UĞRAŞABİLMEK ile UĞRA ile UĞRAK ile UĞRAŞ ile UĞRAK YERİ
- UĞRAŞ:
KİŞİYLE ile/değil/yerine İŞİYLE
( Boş kişinin uğraşı. İLE/DEĞİL/YERİNE Hoş (nitelikli) kişinin uğraşı.
[ Hoş (nitelikli) kişi, işiyle uğraşır; boş kişi, kişiyle uğraşır. ] )
( Ayinesi iştir kişinin, lâfına bakılmaz! )
- UĞRAŞ/MEŞGALE[Ar.] ile MEŞAKKAT[Ar.]
- UĞRAŞ ile ÇABA
- UĞRAŞ ile/ve/||/<>/> ETKİ
- UĞRAŞ ile/||/<> İŞ GÜÇ
( iş güç sahibi )
- UĞRAŞI/HOBİ[İng. < HOBBY] ile/||/<> UĞRAŞI/MEŞGALE[Ar. < MEŞĠALE]
- UĞRAŞI ile/||/<> DÜŞKÜ
- UĞRAŞILABİLMEK ile UĞRAŞI
- UĞRAŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/yerine/<>/< UĞRAŞILMAMASI GEREKEN
( Gerekeni yapmak, ciddiyetin ve içtenliğin kanıtıdır. )
( The doing is the proof of earnestness. )
( [not] DEAL WITH vs./and/but/<>/< NOT TO DEAL
NOT TO DEAL instead of DEAL WITH )
- UĞRAŞMAK ile İLGİLENMEK
( TO STRIVE vs. TO INTEREST )
- UĞRAŞMAK ile TAKILMAK
- UĞRU ile/||/<> HIRSIZ
( hırsız Yerel ağızlarda da uğru olarak geçer Az oğru oğrı uru urı urı urı ūru uğri Tar oğri oğur oğrı Küer Koy Kaça oğur Tel ūrı oğır ōr vără Eski Türkçeden başlayarak kullanılır oğrı Orta Türkçede oğrı olarak geçer Eski Kıpçakçada da oğrı ve owru biçimi kullanılır Kökünü bilmiyoruz Ramstedtin bu yoldaki savına ilişkin bilgi almak için SKE 175176 Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Macarca orv biçimi eski bir Türk dilinden kalma alıntıdır Bu biçimin göçüşme métathèse yoluyla ortaya çıktığı açıktır Ligeti TörK 70 258 259 Rusça vor biçiminin de Türk diyalektlerinden alındığı sıklıkla dile getirilmiştir Ancak Vasmer REW l 226 bu görüşe karşı çıkmıştır Doerfer TMEN 497 Vasmerin görüşüne katılmamıştır Sevortyan Türkçe oğrı oğru biçimiyle Rusça vor arasındaki olası bağlantı konusunda Vasmere göndermede bulunmakla yetinmiştir Komşu dillerde kullanılan belli başlı alıntıları Doerfer toplamıştır TMEN 497 )
- UĞRULAMAK ile UĞRU/LUK ile UĞRUN ile UĞRUN UĞRUN
- ... UĞRUNA ile/değil ... İÇİN
- HUM[İng.] ile/değil/yerine/= UĞULTU
- UĞULTU ile UĞULTU
( HUM vs. HUMMING )
( زرزر ile درفعاليت بودن ile زمزمه کردن ile وزوز کردن ile همهمه کردن ile وزوز )
( زرزر ile DARFAALYT BODAN ile ZAMZAMEH KARDAN ile VEZOZ KARDAN ile CPEHMEHMEH KARDAN ile VEZOZ )
- UĞULTU ile UĞULTULU ile UĞULTUSUZ/LUK
- UĞULTU/AKUFEN[Lat.] ile VIZILTI
- UĞUR BÖCEĞİ ile/||/<> HANIM BÖCEĞİ ile/||/<> GELİN BÖCEĞİ ile/||/<> UÇUÇ BÖCEĞİ
- UĞUR BÖCEĞİ ile/||/<> UĞUR BÖCEĞİ
( anlamdaş gelin böceği Coccinella septempunctata Böcekler İnsecta sınıfının kınkanatlılar Coleoptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 57 5 mm Vücudu yarım küre biçimindedir Rengi turuncukırmızı olup üzerinde 7 tane kara nokta bulunur Böcekler Insecta sınıfının kın kanatlılar Coleoptera takımından 57 5 mm kadar uzunlukta vücudu yarım küre biçiminde turuncu kırmızı renkli üzerinde 7 tane kara nokta bulunan bir eklem bacaklı türü Gelin böceği uçuç böceği uğur böceği )
( LADY-BIRD | LADY BIRD )
( COCCINELLE À SEPT POINTS )
( SIEBENPUKT )
( COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA )
- UĞUR BONCUĞU ile/||/<> UĞUR BÖCEĞİ ile/||/<> UĞUR PARASI ile/||/<> UĞURU AÇIK
( Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı sur III meymenet Bu nitelikte olduğuna inanılan şey İyi nitelik meymenet kadem )
- UĞUR ile/||/<> ...
( bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı bu nitelikte olduğuna inanılan şey hedef amaç yön yol Az uğur uğur yön Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Eski Türkçe kaynaklarda çokluk vakit olarak geçer Clauson ED 89 uğurun anlamlarını özenle saymıştır Orta Türkçede de uğur vakit olarak geçer Clauson Kâşgarlı Mahmudun verdiği örneklere dayanarak uğurun Orta Türkçedeki anlamlarını da vermiştir Oğuzcada uğurun good fortune blessedness olarak geçtiği anlaşılıyor Eski çağlarda yaygın olarak kullanılan uğurun Türkçe Azerice ve Türkmence gibi birkaç diyalektte kaldığı göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz Németh HonfKial 6869 oğur biçiminden yola çıkarak oŋ rechts recht passend angenehm heilsam heilbringend oŋ gelingen geraten passend vorteilhaft sein gibi köklerden geldiğini yazmıştır Ona göre uğurun Latince augurium biçimiyle birleştirilmesi düşünülemez Ancak bilimsel yayınlarda Latince augurium ara sıra ortaya atılmıştır Örn Kretschmer oğuru Latince agurium augurium ile birleştirmiştir BZ 7 399 Andriotisin uğuru Rumca γούρι biçimiyle birleştirmesi de yanlıştır EL 71 Türkçeden Suriye Arapçasına da geçmiştir HalasiKun AO 5 26 Aslanovun Güney Azerbaycan ağızlarında kullanılan biçimlere ilişkin savları çürüktür VDTJa 4 130131 Seyidov AzǝrbSSR EA Xabǝrlǝri 4 1952 147169 )
( UĞUR[Az.]~UĞUR[Tkm.] )
- UĞUR ile/||/<> SUR
- UĞUR ile UĞUR
( Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. | Bu nitelikte olduğuna inanılan şey. | Meymenet, kadem. İLE Erek, yol.[yönelme ya da kalma durumunda] )
- UĞURBÖCEĞİ'NDE:
(KIN) KANAT ile/ve/||/<>/> ALT KANAT[ELYTRA]
- UĞURLAMAK ile UĞURLANMAK ile UĞURLANABİLMEK ile UĞURLAYABİLMEK ile UĞUR/LUK ile UĞURLU/LUK ile UĞURSUZ/LUK ile UĞURU AÇIK/LIK ile UĞUR BÖCEĞİ ile UĞUR PARASI ile UĞUR BONCUĞU ile UĞUR BÖCEKLERİ
- UĞURLAMAK ile/ve YOLCU ETMEK
- UĞURLAMAK ile/||/<> YOLCULAMAK
- UĞURLULUK | MEYMENETLİLİK ile/||/<> UĞURSUZCA | MEYMENETSİZCE ile/||/<> UĞURSUZLUK | MEYMENETSİZLİK | KADEMSİZLİK | YOMSUZLUK | ŞOMLUK
- UĞURSUZ/MENHUS[Ar. < MENḤŪS] ile/||/<> UĞURSUZLUK/NUHUSET[Ar. < NUḤŪSET] ile/||/<> UĞURSUZLUK/ŞEAMET[Ar. < ŞEʾĀMET] ile/||/<> UĞURSUZ/ŞOM[Fars. < ŞŪM] ile/||/<> UĞURSUZ/MEŞUM[Ar. < MEŞʾŪM]
- UĞURSUZ ile UĞURSUZLUK
( INAUSPICIOUS vs. INAUSPICIOUSNESS )
( ناخجسته ile نامبارک ile شوم ile بدقدم ile شامت ile شومي )
( ناخجسته ile NAMBARK ile SHOOM ile بدقدم ile شامت ile شومي )
- UĞUT ile/||/<> ...
( çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek uğut malt maya uğut maya OT ugut içki mayası Räsänen V 510b Türkçe oğ uv kökünün türevleri arasında saymıştır )
( UĞUT[Krg.]~UĞUT[Şor.] )
- UHDE[Ar. < ʿUHDE] ile/değil/yerine/=/||/<> UHDE
( Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş görev sorumluluk )
- UHDE[< AHD] ile/değil UKDE
( Söz verme, bir işi üzerine alma. | Görev, birinin üzerinde bulunan iş. | Yapma, becerme. | Sorumluluk. İLE/DEĞİL Düğüm. | Zor, karışık iş. | İstenip de ulaşılamadığından dolayı içe dert olan şey. )
- UHREVİ[Ar. < UḪREVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> UHREVİ
( Öbür dünya ile ilgili ahiret ile ilgili maverai dünyevi karşıtı )
- UHREVİLEŞMEK ile/||/<> MAVERAİLEŞMEK
- UHURU ile ...
( Klimanjaro Dağı'nın yerli dilindeki adı. )
- UHUVVET ile ADÂLET
( KARDEŞLİK | DOSTLUK, BAĞLILIK )
- UHUVVET[Ar. < UḪUVVET] ile/değil/yerine/=/||/<> UHUVVET
( kardeşlik Dostluk bağlılık )
- UHY/REMOTE PATIENT MONİTORING[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN SAYRI YÖNETİMİ
- UKAB[Ar. çoğ. AKABE, IKBÂN]["ka" uzun okunur] ile UKÂB[Ar.]
( Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. | Hz. Muhammed'in alemlerinden birinin adı. | Nesir burcu, Kartal takımyıldızı. İLE Toz, duman. )
- UKALA[Ar. < ʿUḲALĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> UKALA
( ukala dümbeleği Kendini akıllı ve bilgili sanan bilgiçlik taslayan kimse bilecen )
- UKALÂLIK ile "AHKÂM KESMEK"
- UKALÂLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKARET
- UKALÂ/LIK ile KÜSTAH/LIK
- UKALÂ/LIK ile MEGALOMAN/LIK
- UKALÂLIK ile/değil "ÖNEMSEME"
- UKALÂ/LIK ile/ve SAYGISIZ/LIK
- UKALA/LIK ile UKALACA ile UKALA DÜMBELEĞİ
- UKBÂ ile ...
( ÂHİRET | CEZA )
- UKDE | BOĞUM ile/||/<> BOĞUM ile/||/<> DÜĞÜM
( düğüm Bir durur dalganın sıfır noktaları Durağan dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalar düğüm Yaprakların gövde üzerinde bağlı oldukları yer Nodyum Sinema TV Bir dramatik yapıtta serimden sonra olguların birbiriyle çatıştığı çatallaştığı içinden çıkılmaz gibi görünen tıkanıklıklar yarattığı gerilimli noktalar Oyunda serimden sonra olayın ilk çapraştığı çatallaştığı yer Olayların düğümlenmesi oyunda gerilimi sağlar Verinin kesikli bir biçimde gösterilmesini belirleyen ve hiçbir belirsizlik taşımayan kurallar kümesi uzayında yalınç kapalı eğri boğum bilişim Verinin kesikli biçimde gösterilmesini saptayan hiçbir belirsizlik taşımayan kurallar kümesi Bir romanda veya sahne eserinde olaydaki dolantıların meydana getirdiği tıkanıklık fizik Bir oyunda gerilimin ve ilginin arttığı işlerin karıştığı çapraştığı yer Düğüm öğesi çatışmalardan çevrilen dolaplardan birtakım gizlerden elde edildiği gibi kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir 1 Yaprağın ayrıldığı eklem yeri Nod 2 Yürekte yürütücü dokuya ait atriyoventriküler ve sinüatriyal düğümler 3 Ranvier boğumu düğ bağlamak düğümlemek ü m eki Türkçe düğ fiilinin eskiden beri kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmud bu fiili tüg bağlamak düğümlemek olarak saklamıştır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde tǖ düğüm yapmak biçimi geçer Diyalektlerde bu fiilin daha çok ün ekiyle kurulmuş türevleri kullanılır Az düyün düğüm düvün düğüm düvünçek düğüm küçük düğüm tüyin tüyin tüyün )
( NODE | NODE, NODUS )
( NOEUD )
( KNOTEN | KNOTEN, NODUS )
( NODUS: DÜĞÜM )
- UKDE[Ar. < ʿUḲDE] ile/değil/yerine/=/||/<> UKDE
( İçe dert olan şey Çözülmesi zor sorun )
- UKE/UKULELEDE:
SOPRANO ile/ve/||/<>/> KONÇERTO ile/ve/||/<>/> TENOR ile/ve/||/<>/> BARİTON
- UKEYD | DÜĞÜMCÜK ile/||/<> DÜĞÜMCÜK
( biyoloji Küçük doku birikimini belirlemek için kullanılan genel terim )
( NODULE )
( NODULUS )
- UKEYD | YUMRU ile/||/<> YUMRU
( İçinde oluştukları kayacın maddesinden başka bir madde ile yapılı düzensiz yumrucuk biçiminde cisim yumrulanma jeoloji I Yuvarlak görünüşlü olan bir kütle parçacığı II Yumru biçiminde olan yumru )
( NODULE | NODULLAR )
( NODULE | CONCRÉTION )
( KNOLLE | KUGELIG )
- ÜKLE[Ar. < ÜKEL] ile ÜKRE[Ar.]
( Lokma. İLE Çukur. | Top, yuvarlak şey. )
- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE | BEL ile/||/<> BELEN | BOYUN
( bk. boyun. @@ (I) Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney, Yalova, Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) @@ (II) 1. Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney *Yalvaç; Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta) 2. Ev döşemesi. (Kayalık *Susuz -Kars) 3. Ev tavanı. (Bölükbaşı *Selim -Kars) @@ (biyoloji) @@ (tarım) @@ Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.@@TV. Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan; artıuç, elektron topu, Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü. @@ Genç dağlık kümelerde, dorukları birbirinden ayıran, yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler. @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ (biyoloji, zooloji, coğrafya) @@ Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge. @@ 1. Baş ve gövdeyi birleştiren kısım. 2. Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım.@@bk. boyun. @@ ~ Az bel. -Tkm pīl 'kürek'. -Blk bel. -Kklp bel. -Kzk bel. < Far bēl 'a shovel, spade'. @@~ Az boyun. -Tkm boyun. -TatK muyın. -Bşk muyın. -Nog moyın. -Krg moyun. -Hal bōyan. -Kzk moyın. -Kklp moyın. -Tuv, Şor moyun. -Yak moy, mōy, moyun. -Çuv măy. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır (boyın). Orta Türkçede boyın biçimi geçer. Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır. Türkçe boy kökünden geldiği açıktır: boy (< *boń) + (-)n eki. Räsänen (LTS 207; V 80a) *boŋ́, *moŋ́ biçiminden yola çıkmıştır. Róna-Tas (ChuvSt 139) boyun (> moyun)'un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir. Türkçe boyun biçimindeki -n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır. Németh (KCsA 3: 109) bu yolda birtakım örnekler saymıştır. Bu örnekler arasında boyun (<: boy) türevi de göze çarpar. Doerfer (TMEN 652) -n ekinin burun, taban, bıkın, karın, erin, alın, yağrın, yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır. Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir. Son olarak Doerfer (KhalMat 295) boyun'un etimolojisi üzerinde durmuştur. Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme (assimilation) yoluyla oluşmuştur. )
( WAIST | MINIMUM~MINIMUM )
( LOMBES | BÊCHE | CEINTURE | MINIMUM~MINIMUM )
( TAILLE | MINDESTMASS~MINDESTMASS )
( SELLA~VALICO )
( ΑΥΧΈΝΑΣ / αυχένας~ΑΥΧΈΝΑΣ / αυχένας )
( BEL[Az.]~PĪL[Tkm.]~BEL[Kklp.]~BEL[Kzk.]~BOYUN[Tkm.]~MUYIN[Tatk.]~MUYIN[Bşk.]~MOYIN[Nog.]~MOYUN[Krg.]~MOYIN[Kzk.]~MOYIN[Kklp.]~MOYUN[Tuv.]~MOYUN[Şor.]~MOY[Yak.]~MŌY[Yak.]~MOYUN[Yak.]~MĂY[Çuv.] )
( BĒL )
- UKM | RINK | KATAN | UNK | RAKABE ile/||/<> BEL ile/||/<> BOYUN
( boyun I Tarlayı altüst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalova Küçükkabaca Uluborlu Isparta II 1 Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç Özgüney Yalvaç Küçükkabaca Uluborlu Isparta 2 Ev döşemesi Kayalık Susuz Kars 3 Ev tavanı Bölükbaşı Selim Kars biyoloji tarım Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az bel pīl kürek Blk bel bel bel bēl a shovel spade Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )
( WAIST | MINIMUM )
( LOMBES | BÊCHE | CEINTURE | MINIMUM )
( TAILLE | MINDESTMASS )
( SELLA )
( ΑΥΧΈΝΑΣ / αυχένας )
( BĒL )
( BEL[Az.]~PĪL[Tkm.]~BEL[Kklp.]~BEL[Kzk.]~BOYUN[Tkm.]~MUYIN[Tatk.]~MUYIN[Bşk.]~MOYIN[Nog.]~MOYUN[Krg.]~MOYIN[Kzk.]~MOYIN[Kklp.]~MOYUN[Tuv.]~MOYUN[Şor.]~MOY[Yak.]~MŌY[Yak.]~MOYUN[Yak.]~MĂY[Çuv.] )
- UKM | RINK | MİNİMUM | UNK | RAKABE | BELEN ile/||/<> BELEN ile/||/<> BOYUN
( boyun Bir işlevin yakınlarında bulunan noktalara bakınca en düşük değerini aldığı nokta işlevin beleninde türevi sıfır değer alır TV Almaç ışıtacının koni biçimindeki bölümünden sonra gelen ve tarayıcı demetin oluşmasını sağlayan artıuç elektron topu Wenhelt borusunun yer aldığı ince bir boruyu andıran bölümü Genç dağlık kümelerde dorukları birbirinden ayıran yüksek ve kimileri ulaşıma elverişli olmayan geçitler Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge biyoloji zooloji coğrafya Bir hayvanın baş ve gövdesini birleştiren bölge 1 Baş ve gövdeyi birleştiren kısım 2 Birçok sestod da skoleksle strobila arasında halkalanmanın olmadığı kısım boyun Az boyun boyun muyın muyın moyın moyun Hal bōyan moyın moyın moyun moy mōy moyun măy Eski Türkçeden başlayarak kullanılır boyın Orta Türkçede boyın biçimi geçer Eski Kıpçakçada boyun olarak kullanılır Türkçe boy kökünden geldiği açıktır boy boń n eki Räsänen LTS 207 V 80a boŋ moŋ biçiminden yola çıkmıştır RónaTas ChuvSt 139 boyun moyun un boń kökünden çıktığını dile getirmiştir Türkçe boyun biçimindeki n eki bilimsel yayınlarda sıklıkla açıklanmıştır Németh KCsA 3 109 bu yolda birtakım örnekler saymıştır Bu örnekler arasında boyun boy türevi de göze çarpar Doerfer TMEN 652 n ekinin burun taban bıkın karın erin alın yağrın yelin gibi birtakım organ adlarında kullanıldığını açıklamıştır Doerfer örnek olarak boyun türevini de vermiştir Son olarak Doerfer KhalMat 295 boyunun etimolojisi üzerinde durmuştur Diyalektlerde boyun yanında geçen moyun biçimi benzeşme assimilation yoluyla oluşmuştur )
( MINIMUM )
( MINIMUM )
( MINDESTMASS )
( BOYUN[Az.]~BOYUN[Tkm.]~MUYIN[Tatk.]~MUYIN[Bşk.]~MOYIN[Nog.]~MOYUN[Krg.]~MOYIN[Kzk.]~MOYIN[Kklp.]~MOYUN[Tuv.]~MOYUN[Şor.]~MOY[Yak.]~MŌY[Yak.]~MOYUN[Yak.]~MĂY[Çuv.] )
- UKNUM[Ar. < UḲNŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ESAS | HİPOSTAZ
( esas hipostaz )
- UKNUM ile/||/<> HYPOSTASIS[İng.] ile/||/<> HYPOSTASE[Fr.] ile/||/<> HYPOSTASE[Alm.] ile/||/<> DAYANTI
( 1 Altta bulunan temel dayanak 2 substantia ile eşanlamlı Töz sub hipo altta 3 Özne kişi tinsel töz olarak 4 Bir kavramın bir niteliğin tözleştirilmesi Bununla ilgili olarak hipoztaslaştırmak Ancak bir ilinek bir ide olabileni bir töz bir şey olarak göz önüne almak Bir şeyi bağımsız bir töz haline getirmek Söylencebilimde Tanrıların özelliklerinin bağımsızlaştırılması örneğin bir adın kendi başına bir varlık gibi düşünülmesi )
( HYPOSTASIS )
( HYPOSTASE )
( HYPOSTASE )
- UKRAYNALI ile/||/<> UKRAYN
- UKŞAMAK/UXŞAMAQ ile UKŞAG/OXŞAG ile UKŞAGU/OXŞAGU
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Teskin etmek ve okşamak. İLE Bir şeyin benzeri ya da aynı türden olanı. İLE Oyuncak. | Kadınlar için kullanılan bir takma ad. )
- UKUBET[Ar. < ʿUḲŪBET] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZA | EZİYET
( ceza eziyet Çok çirkin )
- UKÛF[Ar.] ile İKÂMET[Ar.]
( Bir işe bağlanıp sürekli yapmak. İLE Yerleşip oturmak. )
- UKULELE[HAWAİ DİLİNDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> UKULELE
( Ahşap veya metal malzemeden yapılan gitara benzeyen gitardan daha küçük boyutta olan dört telli bir yaylı çalgı )
- UKYANUS[Ar. < UKYĀNŪS] ile/değil/yerine/=/||/<> OKYANUS
( okyanus çukuru okyanus iklimi okyanus mavisi Kıtaları birbirinden ayıran deniz ana deniz umman )
- ÜLÂ ile ...
( EVVEL, ÖNCE )
- ÛLÂ ile/||/<> ...
( Osmanlılarda protokolda Rumeli ve Anadolu kazaskerlerinden sonra gelen bir sivil aşama )
- ULA ile/||/<>/> BALA ile/||/<>/> ASAF ile/||/<>/> DEVLET KETHÜDASI ile/||/<>/> ELÇİ
( ... İLE/||/<>/> Ula ile vezirlik arasında yüksek bir sivil aşama. İLE/||/<>/> Vezir. İLE/||/<>/> İçişleri Bakanlığı'nın[Dahiliye Nazırlığı] ilk dönemlerdeki adı. İLE/||/<>/> Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kişi. )
- ÛLÂ[Ar.] ile ULÂ[Ar.]
( Birinci, ilk. İLE Şan ve şeref sahibi. )
- ULAH[RUMENCE] ile/değil/yerine/=/||/<> ULAH
( Romanya nın yerli halkına veya bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad )
- ULAH ile ...
( Osmanlı döneminde Eflâk kesimindeki yerli halk. )
- ULÂİ[Ar.] ile ULÂİKE[Ar.]
- ULAMA ile/ve/||/<> YUMUŞATMA
- ULAN ile/||/<> LAN ile/||/<> ÜLEN
- ULANMAK ile ULAŞMAK ile ULAŞILMAK ile ULAŞTIRMAK ile ULAŞABİLMEK ile ULAŞIVERMEK ile ULA ile ULAH ile ULAK ile ULAM ile ULAN ile ULAÇ ile ULAŞ ile ULAHÇA ile ULAM ULAM ile ULAÇLI BİRLEŞİK ZAMAN
- ULAŞILABİLİR ile BAŞARMAK ile BAŞARI
( ACHIEVABLE vs. ACHIEVE vs. ACHIEVEMENT )
( موفقيت پذير ile قابل وصول ile صورت پذير ile قابل تفريق ile دست يافتن ile بهانجام رسانيدن ile کار بزرگ )
( MOFEGHYT PAZYR ile GHABEL VASOL ile SORT PAZYR ile GHABEL TAFARYGH ile DAST YAFTAN ile BACPEHANJAM RESANYDAN ile KAR BOZORG )
- ULAŞIL(A)MAMIŞ OLAN ile/ve ULAŞILACAK OLAN
- ULAŞIM ARAÇLARINDA:
KORİDORU YEĞLEYEN ile/ve
PENCERE KENARINDA OTURAN
- ULAŞ/IM ile/ve/değil/<>/ne yazık ki BULAŞ/IM
- ULAŞMA ile/ve/değil ERİŞME
- ULAŞMAK ile/ve BULUŞMAK
- ULAŞMAK ile İSTENİLEN SONUCA ULAŞMAK ile HEDEFE ULAŞMAK ile HEDEFLERE ULAŞMAK ile HEDEFLERİNE ULAŞMAK ile HEDEFLERİNE ULAŞMAK ile MÜKEMMELLİĞE ULAŞMAK ile ULAŞILABİLİR ile BAŞARI
( ATTAIN vs. ATTAIN A DESIRED END vs. ATTAIN GOAL vs. ATTAIN GOALS vs. ATTAIN ONE S GOALS vs. ATTAIN ONE'S GOALS vs. ATTAIN PERFECTION vs. ATTAINABLE vs. ATTAINMENT )
( دست يافتن به ile بدست آوردن ile بدست آمدن ile نيل شدن ile بوصال رسيدن ile بمنزل رسيدن ile بمراد رسيدن ile بمراد خود رسيدن ile بحد کمال رسيدن ile قابل دسترسي ile بدست آوردني ile دردسترس ile نيل ile منال ile فضيلت ile حصول )
( DAST YAFTAN BAH ile BADAST AVARDAN ile BADAST AMADAN ile NEYLE SHODAN ile BOOSAL RESYDAN ile BEMANZEL RESYDAN ile BAMRAD RESYDAN ile BAMRAD KHOD RESYDAN ile BAHAD KAMAL RESYDAN ile GHABEL DASTERESY ile BADAST AVARDANY ile DARDASTERES ile NEYLE ile MENAL ile FAZYLAT ile HOSUL )
- ULAŞMAK ile/ve KAVUŞMAK/VUSLAT
- ULAŞMAK ile/ve/değil NEDEN OLMAK
- ULAŞTIRMA/İSAL[Ar. < ĪṢĀL] ile/||/<> AKITMA/İSALE[Ar. < İSĀLE] ile/||/<> ULAŞTIRMA/MÜNAKALAT[Ar. < MUNĀḲALĀT]
- ULCERE[Fr. < ULCÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜLSER
( yara Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara karha )
- ULCUS[İng.] ile/||/<> KARHA[Ar. < KARHA]
( Ülser )
( ULCUS )
- ULEMA/ULEMA[Ar. < ʿULEMĀ] ile/||/<> AHUNT/AHUND[Fars. < ĀḪŪND]
( Bilginler Din bilginleri )
- ULEMA[Ar. < ʿULEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ULEMA
( Bilginler Din bilginleri )
- ULEMÂ ile ULEMÂ-Yİ ÂMİLÎN
( Bilginler. | Ülkeleri aydınlatan kandiller. İLE İlim, bilgisi gereğince hareket eden, bilgili kişiler. )
- ULEMÂ ile/ve VÜKELÂ ile/ve VÜZERÂ ile/ve FUKARÂ
( Bilimkişileri. İLE/VE Bakanlar, vekiller. İLE/VE Vezirler. İLE/VE Dervişler. )
- ULEMÂ-İ RÜSÛN ile ULEMÂ-İ MUHAKKİKİN
- ÜLEŞMEK ile ÜLEŞİLMEK ile ÜLEŞTİRMEK ile ÜLEŞTİRİLMEK ile ÜLEŞ
- ÜLEŞTİRİM ile ÜLEŞTİRİMLİ TÜZE
- ÜLEŞTİRME ile ÜLEŞTİRME SIFATI
- ÜLFET[Ar. < ULFET] ile/değil/yerine/=/||/<> ALIŞMA | DOSTLUK
( alışma Anlaşabileceği kişilerle güzel bir şekilde görüşüp konuşma dostluk )
- ÜLFET ile ...
( KAYNAŞMA )
- ÜLFET[Ar.] ile/ve/||/<> MUKARENET[Ar. < KARN]
( Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. İLE/VE/||/<> Bitişiklik, yaklaşma, kavuşma, bitişme. | Uygunluk. )
- ÜLGER ile ...
( Kadife üzerindeki ince tüyler. )
- ÜLGER/HÂV[Ar.] ile/ve/||/<>/> HÂVI DÖKÜLME/TİRFİLLENME
- ÜLKE (ADI KULLANMAK) ile/değil/yerine/||/<> KENT/ŞEHİR/EYALET/BÖLGE (ADI KULLANMAK)
- ÜLKE | DÜNYA/DİYAR[Ar. < DİYĀR] ile/||/<> DÜNYA | ÜLKE/ARZ[Ar. < ARŻ] ile/||/<> YER KABUĞU | DÜNYA/YERYÜZÜ
( diyarıgurbet baba diyarı ülke dünya Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer yurt )
- ÜLKE ile/değil COĞRAFYA
- ÜLKE ile/ve/||/<> DEVLET
- ÜLKE ile/değil EYALET
- ÜLKE ile TAŞRALI ile KIRSAL KESİM
( COUNTRY vs. COUNTRYMAN vs. COUNTRYSIDE )
( ييلاقي ile مرز و بوم ile ديار ile خطه ile ييلاق ile دهات ile مرزوبوم ile کشور ile مملکت ile بوم ile هم ميهن ile بيرون شهر ile ييلاقات )
( YYLAGHY ile MARZ VE BOM ile DYAR ile KHTEH ile YYLAGH ile DEHAT ile MARZOBOM ile KESHOR ile MOMLEKT ile BOM ile NPAM MYNPAN ile BEYRON SHEHAR ile ييلاقات )
- ÜLKE ile ÜLKER ile ÜLKECE ile ÜLKESEL/LİK ile ÜLKELER ARASI ile ÜLKELER COĞRAFYASI
- ... ÜLKE/Sİ ile/ve/değil/||/<>/< ÜLKÜ/SÜ
- ÜLKE ile/ve/||/<>/> UZAY ÜLKESİ(ASGARDIA)
( ... İLE/VE/||/<>/> Önümüzdeki 25 yıl içinde kurulması planlanan ilk uzay ülkesidir. 200.000 nüfuslu olacak bu uzay ülkesi, Dünya'nın yörüngesinde bulunacaktır. Bağımsız bir ülke olacak olan Asgardia'nın temel amacı, Uzay'da barış ve Dünya'nın çatışmalarının uzaya aktarılmasını engellemek. Asgardia'nın ana hedefinin başında Dünya'yı, uzay tehditlerinden korumak ve Dünya yörüngesinde yaşanılabilir ortamlar yaratmaya çalışmaktır. Asgardia'nın ideal hedefi ise vatandaşların, doğduğu ülkenin kişisel refahı ne olursa olsun, tüm insanlığa hizmet etmeyi amaçlaması. )
- ÜLKE ile/ve/değil VATAN
- ÜLKELER ile/ve/<> DİKDÖRTGENLİKLERİ
( Ülkeleri görmek için burayı tıklayınız... | Click here to see... )
( COUNTRIES vs./and/<> THE RECTANGULARNESS OF COUNTRIES )
- ÜLKER/SÜREYYA[Ar. < S̱UREYYĀ] ile/||/<> ÜLKER/PEREN[Fars. < PEREN] ile/||/<> ÜLKER/PERVİN[Fars. < PERVĪN]
- ÜLKER ile/||/<> YEDİKIZKARDEŞ
- ÜLKÜLEŞTİRME ile/||/<> ÜLKÜSEL
( Herhangi bir kişi, nesne ya da olayın kusur ve eksikliklerini gözden kaçırarak onu gerçekte olduğundan daha güzel, önemli ya da büyük görme. )
( IDEALIZATION | IDEAL~IDEAL )
( IDÉAL~IDÉAL )
( IDEAL~IDEAL )
( IDEALIZZAZIONE~IDEALE )
( ΕΞΙΔΑΝΊΚΕΥΣΗ / εξιδανίκευση~ΙΔΑΝΙΚΌΣ / ιδανικός )
- ÜLKÜLEŞTİRMEK ile ÜLKÜLEŞTİRİLMEK ile ÜLKÜ ile ÜLKÜCÜ/LÜK ile ÜLKÜSEL
- ULKUS/ULCUS[İng.] ile/değil/yerine/= YARA
- ULNA[İng.] ile/değil/yerine/= ULNA
( Dirsek kemiği ya da ulna; ön kolda en küçük parmaktan dirseğe kadar uzanan, anatomik pozisyonda medial yani iç tarafta bulunan, dirsekten bileğe daralan şekle sahip uzun bir kemiktir. Ön kolda radius kemiğine paralel olarak yerleşiktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- U-LOOP[İng.] ile/değil/yerine/= U İLMEĞİ
( Tek sarmal arasındaki ikili oluşum tarafından oluşturulan nükleik asit ilmiği. Eğer PCR primerinde oluşursa, bir işlevi olmaz. U ilmiği
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÜLSER/ULCER[İng.] ile/değil/yerine/= YARA
- ÜLSERATİF KOLİT TÜRLERİNDE:
ÜLSERATİF PROKTİT ile PROKTOSİGMOİDİT ile SOL TARAFLI KOLİT ile PANKOLİT ile AKUT ŞİDDETLİ ÜLSERATİF KOLİT
( Ülseratif kolitin en hafif biçimidir. Enflamasyon, anüse(rektum) en yakın bölgeyle sınırlıdır ve rektal kanama ile kendini gösterir. İLE Yalnızca kalın bağırsağın son bölümü(rektum ve sigmoid kolon) tutuludur. Belirtiler arasında, kanlı ishal, karın krampları, ağrı ve tuvalete çıkma gereksinimi duyulmasına karşın yapamama sayılabilir. İLE İltihaplanma, kalın bağırsağın dalağa kadar olan sol kısmına doğru uzanır. Kanlı ishal, kilo kaybı, abdominal kramp ve sol tarafta ağrı ile kendini gösterir. İLE Sıklıkla tüm kalın bağırsağı etkiler ve şiddetli olabilen kanlı ishal, karın krampları ve ağrı, yorgunluk ve önemli kilo kaybına neden olur. İLE Bu nadir kolit biçimi, tüm kolonu etkiler ve şiddetli ağrı ve ishal, kanama, ateş ve yemek yiyememeye neden olur. )
(
)
( Ülseratif kolit, sindirim sisteminde uzun süreli iltihaplanma ve ülserlere (yaralara) neden olan bir bağırsak hastalığıdır. Kalın bağırsak (kolon) ve rektumun iç yüzünü döşeyen mukozayı etkiler. Gövdeyi güçsüz düşüren hatta ölüme neden olan komplikasyonlara neden olabilir. Belirtiler genellikle zamanla gelişir ve hastalığın tutulum yeri ve şiddetine göre değişir. )
( )
- ÜLSERATİF KOLİT ile/||/<> CROHN
( Kalın bağırsağın iç yüzeyinde yangılanma ve ülserler ile ilişkili bir inflamatuar bağırsak hastalığı. İLE/||/<> Sindirim düzeninin herhangi bir bölümünde yangılanma ile ilişkili bir inflamatuar bağırsak hastalığı. )
(
Ortak Yönler
| Ortak Özellikler | |
|---|---|
| Sayrılık Öbeği | İnflamatuvar Bağırsak Sayrılıkları (İBS/İBH) |
| Doğa | Süreğen, otoimmün, alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. |
| Ortak Belirtiler | Karın ağrısı, sürgün, kilo kaybı, kanlı dışkı. |
| Neden | Bağışıklık düzeninin sindirim düzenine karşı tepki vermesi. |
| Bağırsak Dışı Belirtiler | Eklem ağrısı, deri sorunları, göz yangısı gibi. |
FaRkLaR
| Özellik | Ülseratif Kolit | Kron(Crohn) |
|---|---|---|
| Tutulum Yeri | Kalın bağırsak ve rektumla sınırlı. | Ağızdan anüse kadar her yerde olabilir. |
| Yangı Derinliği | Sadece mukoza tabakası. | Tüm bağırsak duvarı. (transmural) |
| Tutulum Biçimi. | Sürekli. (kesintisiz) | Atlamalı. (segmental) |
| Granülom | Yoktur. | Vardır. (tanısal olabilir) |
| Fistül ve Apseler | Nadir. | Yaygın. |
| Cerrahi ile Tam Kür | Kolon, alındığında iyileşebilir. | Yineleyebilir, tam kür sağlanamayabilir. |
Ülseratif Kolit – Tutulum Yerine Göre Seviyeler
| Seviye | Açıklama |
|---|---|
| Proktit | Sadece rektum tutulmuştur. |
| Sol Taraflı Kolit | Rektumdan dalağa kadar olan kolon etkilenmiştir. |
| Pankolit | Tüm kolon boyunca tutulum vardır. |
Ülseratif Kolit – Şiddet Dereceleri
| Şiddet | Tanım |
|---|---|
| Hafif | Günde dörtten az dışkılama, hafif kan. |
| Orta | Dört - altı kez dışkılama, orta düzey kan. |
| Şiddetli | Altıdan fazla dışkılama, yoğun kan, ateş ve kansızlık. |
Kron(Crohn) – Tutulum Yerine Göre Seviyeler
| Seviye | Açıklama |
|---|---|
| İleal | İnce bağırsağın son bölümü(ileum) etkilenmiştir. |
| Kolonik | Yalnızca kalın bağırsak etkilenmiştir. |
| İleokolonik | Hem ince hem kalın bağırsak tutulmuştur. |
| Gastroduodenal | Mide ve onikiparmak bağırsağı etkilenmiştir. (nadir) |
Kron(Crohn) – Şiddet Dereceleri
| Şiddet | Tanım |
|---|---|
| Hafif-Orta | Ağızdan beslenebilen, ateşsiz, ciddi kilo kaybı olmayan. |
| Orta-Şiddetli | Ateş, kansızlık, kilo kaybı, sağaltıma yanıt yok. |
| Şiddetli-Fistüle Eden | Fistül, abse, tıkanıklık gibi karmaşıklıklar bulunur. |
- ULTIMATE CAUSATION[İng.] ile/değil/yerine/= NİHAİ NEDENLEME
( Uyum başarısı kazancı açısından özelliklerin neden evrimleştiğini açıklamadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ULTIMATE ile/||/<> CONSEQUENCE
( Son, sonsal, nihai. İLE Sonuç. )
- ULTİMATUM[Fr. < ULTIMATUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜLTİMATOM
( Bir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışma veya karşı koymaya yer bırakmaksızın tanıdığı sürede isteklerinin yerine getirilmesini istediği nota Uyulması gereken kuralları kesin bir dille anlatma )
- ULTRA-KIRMIZI[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRA-KIRMIZI
- ULTRAKURZWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRA KISA DALGA
- ULTRA ile/değil/yerine/= AŞIRI
- ULTRA ile HİPER
- ULTRAFİLTRASYON/ULTRAFILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= INCE SÜZME
- ULTRAFILTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= INCE SÜZÜNTÜ
- ULTRAMICROVOLTAMMETRIC ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ULTRAMİKROVOLTAMETRİK ELEKTROT
- ULTRAMODERNE[Fr. < ULTRAMODERNE] ile/değil/yerine/=/||/<> ULTRAMODERN
( Düşünce eğilim üslup için en üst sınırda olan çok modern olan )
- TRANSDUCTEUR ULTRASONORE[Fr.] ile/değil/yerine/= ULTRASES DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- ULTRASONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ULTRASES
- ULTRASON[Fr. < ULTRASON]["ULTRASYON" değil!] ile/değil/yerine/= YANSILANIM
- ULTRASON/ULTRASOUND[İng.] ile/değil/yerine/= SES ÖTESİ | SES ÖTESİ GÖREÇLEME
- ULTRASON ile DOPPLER
- ULTRASCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ULTRASON
- ULTRASON[Fr. < ULTRASON] ile/değil/yerine/=/||/<> ULTRASON
( İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi yansılanım İnsan kulağının alamayacağı nitelikte çok yüksek frekanslı ses titreşimi veren aygıt İç organların veya fetüsün görüntülenmesinde kullanılan bir tetkik )
(1996'dan beri)