ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(438/502)
- TATİL ile/||/<> DİNLENCE
- TATİL ile/ve TAHSİL
( HOLIDAY vs. TO STUDY )
- TATİL[Ar. < TAʿṬĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TATİL
( tatil köyü adli tatil hafta tatili öğle tatili Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre dinlence Okul meclis adliye vb kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem Eğlenmek dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre )
- TATİL ile TATİLCİ/LİK ile TATİL KÖYÜ
- TA'TÎS[Ar. < ATSE] ile TA'TÎŞ[Ar. < ATŞ]
( Aksırtma. İLE Susatma/susatılma. )
- TATLANDIRABİLMEK ile TATLANDIRICI ile TATLANDIRICILI
- TATLANMAK ile TATLANDIRMAK
- TATLI BADEM ile/||/<> TATLI BELA ile/||/<> TATLI DİL ile/||/<> TATLI KAÇIK ile/||/<> TATLI KAŞIĞI ile/||/<> TATLI LİMON ile/||/<> TATLI SERT ile/||/<> TATLISIYLA TUZLUSUYLA ile/||/<> TATLI SÖZ ile/||/<> TATLI SU ile/||/<> TATLI SÜLÜMEN ile/||/<> TATLI TATLI ile/||/<> ACI TATLI ile/||/<> CANI TATLI ile/||/<> BABA TATLISI ile/||/<> BERGAMA TATLISI ile/||/<> DEMİR TATLISI ile/||/<> EKMEK TATLISI ile/||/<> HAMUR TATLISI ile/||/<> HURMA TATLISI ile/||/<> KABAK TATLISI ile/||/<> KEMALPAŞA TATLISI ile/||/<> LOKMA TATLISI ile/||/<> PARMAK TATLISI ile/||/<> PEYNİR TATLISI ile/||/<> REVANİ TATLISI ile/||/<> SAKIZ TATLISI ile/||/<> TULUMBA TATLISI ile/||/<> YOĞURT TATLISI
( Şeker tadında olan Acı olmayan acı karşıtı Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek İnsanı çeken göze kulağa hoş gelen rahatlatan dinlendiren sevindiren Sevimli hoş olan Hoşa gidecek bir biçimde tatlılıkla )
- TATLI BELA | TATLI KAÇIK ile/||/<> TATLI DİLLİ | TATLI SÖZLÜ ile/||/<> TATLI DİLLİLİK | TATLI SÖZLÜLÜK
- TATLI ÖZSU ile TATLI VE SULU KAVUN
( HONEYDEW vs. HONEYDEW MELON )
( شبنم انگبيني ile عسلک ile شهد نباتي ile خربزه )
( SHBONAM ENGBYNEY ile ASALAK ile شهد نباتي ile KHARBOZEH )
- TATLI/RAFİNE(BEYAZ) ŞEKER/FRUKTOZ(MEYVE ŞEKERİ) => ŞİŞMANLIK ile/ve/<> SÜREĞEN YORGUNLUK
( ["Gerekli"/gereksiz] Tüm [olağan/yoğun/fazla] şekerli ürünler, [tatlılar ve hatta çoğu şekerli meyve], insülin direnç eşiğinin yükselmesine ve hızlı iniş çıkışlar nedeniyle [daha fazla/hızlı yeme isteği, yorgunluk ve dinlenme gereksinimi] kısır döngüsüne sokan bir süreci tetiklemektedir. Dolayısıyla, doğada pek yeri ve yararı olmayan tatlıya (ve "tutkusu"na), ihtiyârımızla[Hayır! diyebilme bilgi ve becerimizle] karşı/uzak durmamızı sağlamak ve sürdürmek durumundayızdır!
Her zaman için anımsanmalı ki...
Yediğimizden "kâr", yemediğimizden yarar elde ederiz! )
- TATLI SU BUZULLARI ile TUZLU SU BUZULLARI
( ... İLE Kuzeyde, denizin donması ile oluşur. )
( Buzullar, genellikle yükseklerde (Tibet, Himalaya gibi) ya da Kutup'a çok yakın enlemlerde (Grönland, Alaska, Antartika gibi) oluşur. )
( CÜMUDİYE: Buzul. )
- TATLI SU ile/||/<> TATLI SU
( coğrafya Tuzluluğu 0 05 ten az olan sular Yumuşak su )
( FRESHWATER | SOFT WATER )
( EAU DOUCE )
- TATLI" YALAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "ACI" GERÇEK/LER
- TATLI ile EKŞİ
( HULV ile MÂZIR/MÂZİR, HÂMIZ[: Ekşi ve asitli. | Kekre.] )
- TATLI ile/ve/değil LEZZETLİ
- TATLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİMLİ
- TATLILAŞMAK ile TATLILAŞTIRMAK ile TATLI/LIK ile TATLICA ile TATLICI/LIK ile TATLILI ile TATLI SU ile TATLI DİL ile TATLI SÖZ ile TATLI BELA ile TATLI SERT ile TATLI BADEM ile TATLI DİLLİ/LİK ile TATLI KAÇIK ile TATLI LİMON ile TATLI SÖZLÜ/LÜK ile TATLI TATLI ile TATLI KAŞIĞI ile TATLI SÜLÜMEN
- TATLISU FRENGİ ile/||/<> ...
( Batılılık taslayan davranışlarında batılılara benzemeye özenen doğulu Hıristiyan tipi )
- TATLISU FRENGİ ile/||/<> RUM
( Kar Ort O Avrupalılık taslayan doğulu hıristiyan tipi Karagöz oyununda bu çoğu kez Rumdur Rum )
- TATLISU FRENGİ ile/||/<> TATLISU GELİNCİĞİ ile/||/<> TATLISU ISTAKOZU ile/||/<> TATLISU KAYASI ile/||/<> TATLISU KEFALİ ile/||/<> TATLISU LEVREĞİ
( Suyu acı veya tuzlu olmayan akarsu göl vb )
- TATLISU KAPLUMBAĞALARINDA:
BENEKLİ ile FIRAT ile NİL ile ... ile YILAN BOYUNLU TATLISU KAPLUMBAĞASI ile KIRMIZI YANAK(ROTWANGEN) ile ÇİN KAPLUMBAĞASI
( [büyüklüğü] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE 25 cm.'dir. İLE 17 cm.'dir. )
( Türkiye sularında yaşarlar. İLE Türkiye sularında yaşarlar. İLE Mısır'da yaşarlar. İLE ... İLE ... İLE Amerika'da, Doğu ve Batı Mississippi'de yaşarlar. İLE Endonezya, Japonya ve Güney Çin'de yaşarlar. )
( [kış uykusuna] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yatarlar.[10-12 hafta] İLE Yatmazlar. )
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gençleri etçil, yaşlıları otçuldur. İLE Etçildir. )
( EMYS ARBICULARIS cum TRIONYX EUPHRATICUS / RAFETUS EUPHRATICUS cum TRIONYX TRIUNGUIS cum MAUREMYS CASPICA cum CHRYSEMYS SCRIPTA ELEGANS cum CHINEMYS REEVESIL )
- TATLISU KAYASI ile/||/<> KARABALIK ile/||/<> YEŞİLSAZAN
- TATLISU LEVREĞİ ile/||/<> AKLEVREK
- TATLISU ile TATLISU FRENGİ ile TATLISU KAYASI ile TATLISU KEFALİ ile TATLISU LEVREĞİ ile TATLISU ISTAKOZU ile TATLISU GELİNCİĞİ
- TATLIYI:
YEMEKTEN ÖNCE YEMEK ile/ve/||/<> YEMEKTEN SONRA YEMEK
- TATMİN | DOYGUNLUK ile/||/<> DOYGUNLUK
( Bir isteğin yerine gelmesi bir nesnenin elde edilmesi varılmak istenen bir ereğe ulaşılmasından doğan duygu Çok değişkenli istatistik Etken çözümlemesinde bir ortak etken ile bir değişken arasındaki ilişki Bu ilişki o değişkenin ortak etken ile ne ölçüde doyurulduğunu gösterir 1 Havanın sığdırabileceği tüm su uçuğunu alması 2 Bir mıknatıssal en büyük akı yoğunluğuna erişmesi 3 Bir eksicik ışınları borusunda eksiciklerin tümünün üstüşeklerce kapılarak dış çevrimdeki akımın doygunlaşması 4 Bir özdeğin bir çözeltisinin olabildiğince derişik bir değere ulaşması Sıvı veya gaz durumundaki bir maddenin alabileceği miktardaki diğer bir maddeyi kendi yapısına emmiş olması hâli doyma satürasyon )
( GRATIFICATION | SATURATION )
( SATURATION )
( SAETTIGUNG | SÄTTIGUNG )
- TATMİN[Ar.] (ETMEK) ile DİNDİRMEK/DOYUMLATMAK
( TO SATISFY vs. TO QUENCH )
- TATMİN OLMAK ile/değil/yerine/= DOYUMLANMAK
- TATMİN OL(MA)MA ile/ve/||/<>/< ANLA(MA)MA
- TATMİN[Ar.] ile DOYUM/DOYGUNLUK
- TATMİN ile/ve/> DURMASINI BİLMEK
( Sükûn bulmak, sakinleşmek, itminana kavuşmak. İLE/VE/> ... )
- TATMİN ile/ve/değil/yerine ETKİLE(N)ME
( [not] SATISFACTION vs./and/but TO (GET) IMPRESS
TO (GET) IMPRESS instead of SATISFACTION )
- TATMİN ile/ve MEMNUNİYET
- TATMİN[Ar. < TAṬMĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TATMİN
( İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama gönül doygunluğuna erme doyum Cinsel isteklerini giderme doygunluk )
- TATMİN ile TATMİNSİZ/LİK
- TATMİN ile/ve ZEVK
( SATISFACTION vs./and PLEASURE )
- TATMİNKAR[Ar. < TAṬMĪN + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TATMİNKÂR
( Tatmin eden tatmin edici özellikte olan )
- TATMİNKÂR ile/değil/yerine/= DOYUMCUL
- TAT-SAT ile ...
( Gerçek O'dur. Kutsal metin "Om, Tat Sat"dır. Onda Brahmanbu üç sözcüğün her biriyle tanımlanır. )
- TATSIZLAŞMAK ile TATSIZ/LIK ile TATSIZ TUZSUZ
- TATTIRMAK ile TATTIRABİLMEK
- TATTVA ile ...
( Gerçek, Öz. )
- TATU ile ...
( Amerika'ya özgü bir hayvan. | Karagöz oynatılan kıraathane. )
- TATUAJ ile/||/<> TATTOOING[İng.] ile/||/<> TATOUAGE[Fr.] ile/||/<> TAUTAUIERUNG[Alm.] ile/||/<> DÖVMECİLİK
( Dinsel büyüsel amaçlarla ya da güzellik için deriyi sivri uçlu el araçlarıyla yırtarak ya da keserek buralara ot köklerinden ve isten elde edilen boyalar sürerek bezeme )
( TATTOOING )
( TATOUAGE )
( TAUTAUIERUNG )
- TATULA ile NAVÇAĞAN
( Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz ya da mor renkte, meyveleri dikenli bir bitki. [Kasların kasılmasını giderdiği için tıpta kullanılır.] İLE Çiçekleri katmerli ve mor renkte olan bir tatula türü. )
( DATURE STRAMONIUM cum DATURA )
- TATULA ile/||/<> ŞEYTAN ELMASI
- TATUS ile ...
( Bir tür hayvan. )
- TATVİL | REPOR | MED | UZATMA ile/||/<> UZATMA
( Elemeli oyunlarda kazananı ve yeniği belli etmek gerektiğinden olağan süresi eşit sayılarla biten bir oyunun onar dakikalık iki bölüm halinde uzatılması Anlama bir şey katmayan sözcükler kalabalığı çoğaltma Bazı bezlerdeki uzunlamasına ipler Güney Ikizdere Rize 1 Borsada bir alışverişin gününü uzatma 2 Borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para Bazı sözcüklerde hecenin uzun okunması Fail tacir imdat vb Bacakların ve ayakların hızını ve duyarlığını geliştirmek için yapılan bir alıştırma Çalıştırılan bacağı her iki yöne doğru olabildiğince kaydırırken parmak ucunu yere değdirmeden hareket ettirme Kısa bir açınığı uzun söyleme Uzatma arkadan gelen bir veya birkaç sesliğin düşmesi sonucu olursa ona ÖDÜNLÜ UZATMA Al Compensatoire denir Ağabeyin âbey söylenmesi gibi Bir veya iki hecesinde uzun ünlü bulunan kelimelerde bu hecelerin uzun okunması sade sade salim salim lazım lazım yarın yarın mevcudumuz mevcudumuz hakikî hakiki âlimane alimane bilgince vb Doğuma yardım sırasında bükülü olan baş veya bacak gibi yavru kısımlarının düzeltilme işlemi ektensiyon )
( EXTRA TIME | CONTANGO, CONTINUATION, CARRYING OVER | DÉGAGÉ | EXTENTION )
( DIFFUSION | REPORT | DÉGAGÉ | ALLONGENEMNT )
( DÉGAGÉ )
- TÂUN | VEBA ile/||/<> VEBA[Ar. < VEBÂʾ]
( Veba mikrobundan ileri gelen ve pirelerle bulaşan çok korkunç salgın hastalık yumurcak Yersinia pestis in etken olduğu kemiricilerden bulaşan akut veya kronik epizootik veya enzootik bakteriyel enfeksiyon Aynı zamanda büyük çapta insan veya hayvanı etkileyen yüksek ölüm oranıyla seyreden bir hastalıktır veba )
( PLAGE | PLAQUES )
( PESTE )
( PEST )
( PESTIS )
- TAUN[Ar.] ile/<> VEBÂ[Ar.]
( Bulaşıcı hastalıklar. İLE/<> Hasta sıçanlardan, insana geçen bir mikrobun oluşturduğu, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık. )
- TAUN[Ar. < ṬĀʿŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> VEBA
- TAUTOMERE[İng.] / TAUTOMÈRE[Fr.] / TAUTOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMER
- TAUTOMERISM[İng.] / TAUTOMÉTRIE[Fr.] / TAUTOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMERİ
- TAV[Fars. < TĀV] ile/değil/yerine/=/||/<> TAV
( tavhane alatav İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının nemin yeterli olması durumu semizlik En uygun durum ve zaman Hazır olma )
- TAV ile/||/<> TAV[Fars. < TÂV]
( Döğülebilecek duruma gelmiş kızgın demir Muratdere Bozüyük Bilecik Tavlama fırınında yapılan bir tavlama işlemi Ağızlarda tavlanmak şişmanlamak semirmek olarak geçer Tavlı biçimi de semiz şişman olarak kullanılır taw thick hairy )
( ANNEAL )
( T )
- TAV ile TAVA/LIK ile TAVA BÖREĞİ ile TAVA EKMEĞİ
- TAVA ile KAÇAROLA
- TAVA ile/||/<> TAVA[Fars. < TÂVE]
( I Hudutları toprak yığınları ile belirtilen bahçelerde kare biçimindeki ekim alanları Tokat Başkışla Karaman Konya II 1 Soba külünü temizlemek için kullanılan araç Dereyalak İnönü Eskişehir 2 Su değirmenlerinde iğdemirinin altındaki çelik Kandilli Bozüyük Bilecik III Sebze et kızartmakta kullanılan araç Uluğbey Senirkent Isparta Meyvebükü Güdül Ankara Yenikent Aksaray Niğde IV Pekmez kaynatılan kazan Gençali Senirkent Isparta Az tava tāba taba taba taba taba taba tābā tāba tāwa a fryingpan Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir tava Srp tava R ταβὰς Škaljić Turc 603 Skok EtRj 3 447 Andriotis EL 356 )
( TĀBĀ )
( TAVA[Az.]~TĀBA[Tkm.]~TABA[Tatk.]~TABA[Kklp.]~TABA[Kzk.]~TABA[Nog.]~TABA[Krg.] )
- TAVA ile TAVA ile TAVA ile TAVA
( Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap. | Bu kapta pişmiş yemek. | Maden eritilen saplı pota. | Kireç karıştırılan tekne. İLE Deniz ya da göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm. İLE Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık. İLE Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü. )
- TAVADA:
KAVURMAK ile/değil ÇEVİRMEK
- TAVAF ile/değil/yerine/= ÇEVRİNME
- TAVAF ile/ve/<> SEMÂ
( Kâbe'nin etrafında/dışında. İLE/VE/<> Kâbe'nin içinde. )
- TAVAF[Ar. < ṬAVĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVAF
( İslam dininde hac ve umre sırasında Kâbe nin çevresini yedi kez dönme Bir şeyin çevresini dolaşma Kutsal bir yeri ziyaret etme )
- TAVAF/TAVAF[Ar. < ṬAVĀF] ile/||/<> UMRE/UMRE[Ar. < ʿUMRE]
( İslam dininde hac ve umre sırasında Kâbe nin çevresini yedi kez dönme Bir şeyin çevresini dolaşma Kutsal bir yeri ziyaret etme )
- TAVAF ile VEDÂ TAVÂFI
- TAVÂHİN[Ar. < TÂHİNE] ile TAVÂHÎN[Ar. < TÂHÛN, TÂHÛNE]
( Öğütücü dişler, azı dişleri. İLE Su değirmenleri. | Öğütülmüş şeyler. )
- TAVAN ARALIĞI ile/||/<> TAVAN ARASI ile/||/<> TAVAN FİYATI ile/||/<> TAVAN PENCERESİ ile/||/<> TAVAN SÜPÜRGESİ ile/||/<> AÇILIR TAVAN ile/||/<> ASMA TAVAN
( Bir yapının kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey taban karşıtı Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat Otomobil otobüs vb araçların üst kısmını oluşturan düz bir yüzey şeklindeki kısım Çatı kiremidi )
- TAVAN ARASI ile/||/<> ÇATI ARASI ile/||/<> TAVAN ARALIĞI
- TAV'AN VE KERHEN ile/değil/yerine/= HEM İSTEYEREK, HEM DE İSTEMEYEREK
- TAV'AN ile ...
( İSTEYEREK, KENDİ İSTEĞİYLE )
- TAVAN ile/ve/değil/||/<>/> ÇATI
- TAVAN ile/ve/değil/||/<> KUBBE
- TAVAN ile/ve TABAN
( SEMÂNE ile/ve ... )
( SAKF[çoğ. SUKUF] ile ... )
- TAVAN ile TAVAN
( CEIL vs. CEILING )
( باپوشال پوشاندن ile آستر کردن ile سقف )
( BAPUSHAL PUSHANDAN ile ASTER KARDAN ile SAQF )
- TAVAN ile/||/<> TAVAN
( Sahne tavanı ya da dekor tavanı Test aracılığıyla ölçülen yeteneğin en üst sınırı kubbe Dekorda sahne üstündeki askı palangaları yoluyla tutturulan tavan Az tavan taban tavan tavan arası Kökenini bilmiyoruz Türkçeden Arapçaya tavan olarak geçmiştir Gordlevskiy II 152 Suriye Arapçasında ṭawân 1 enduit du plafond plafond postiche en toile badigeonnée 2 espace vide entre le plafond et le toit olarak kullanılır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir tavan Srp tavan Arn tavan Rum tavan R ταβάνι Anadolu ağızlarında tavana arıstak adı da verilir Bu adın Ermeniceden kalma bir alıntı olduğunu biliyoruz arıstak Eski Türkçede tavan olarak kullanılan bir adın geçmediği göze çarpıyor Orta Türkçede de tavan kavramının kullanılmadığı anlaşılıyor Orta Türkçede evin çatısına tarus adının verildiğini biliyoruz Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bu adın çağdaş diyalektlerimizde geçmediğine tanık oluyoruz Ancak tarus adı Türkçeden Ostyakçaya torăs olarak geçmiştir Eren MNy 38 117 DTCFD 8 243 Ostyakça torăs biçimi tarusun Türkler arasında yaygın olarak kullanıldığına açık bir tanıktır Madırlar arasında kullanılan turaska das Dach biçimi ilginçtir Clauson ED 553b tarus biçimini saymakla yetinmiştir Güney Anadolu ağızlarında duvar ve çatıların üstüne oturtulduğu ağaç çerçeveye piçtevan adı verilir )
( CEILING | ROOF, TOP | CEILING, FLAT )
( PLAFOND | TOIT )
( DECKE | HÄNGENDES )
( TAVAN[Az.]~TABAN[Nog.] )
- TAVAN ile TAVAN ARASI ile TAVAN FİYATI ile TAVAN ARALIĞI ile TAVAN PENCERESİ ile TAVAN SÜPÜRGESİ
- TAVAŞİ[Ar. < TAVĀŞĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVAŞİ
( harem ağası Osmanlılarda saray hizmetlerinde kullanılan hadım edilmiş kimse )
- TAVASSUT[Ar. < TAVASSUṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ARACILIK
- TAVASSUT[Ar.] ile/değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME
- TAVATTUN[Ar. < TAVAṬṬUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVATTUN
( Bir yeri vatan kabul etme yurt edinme )
- TAVATTUN[Ar.] ile/değil/yerine/= YURT EDİNME
- TAVAZZÛ'[Ar. < VUZÛ] ile TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH]
( Abdest alma. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )
- TAVAZZUH[Ar. < TAVAŻŻUḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYDINLANMA
- TAVE[Fars. < TĀVE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVA
( tava böreği tava ekmeği yanmaz tava Elbasan tavası Yağ kızdırma yiyecek kızartma vb işlere yarayan uzun saplı yayvan kap Bu kapta pişmiş yemek Maden eritilen saplı pota Kireç karıştırılan tekne Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü İpek kozalarının çözülmesinde kullanılan içi sıcak su dolu madenî kap )
- TAVERNA[İt. < TAVERNA] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVERNA
( Çalgılı meyhane )
- TAVERNA ile TAVERNACI/LIK
- TAVİ/TRANSKATETER AORTİK VALF İMPLANTASYONU/TRANSCATHETER AORTIC VALVE İMPLANTATION[İng.] ile/değil/yerine/= KATETERLE AORT KAPAK YERLEŞTİRME
- TAVİK[Ar. < TAʿVĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> GECİKTİRME | ALIKOYMA
( geciktirme alıkoyma )
- TAVİLE[Ar. < ṬAVĪLE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVLA
( tavla uşağı At beslenip bakıldığı yer at ahırı )
- TAVÎLET-ÜL-ERCÜL ile ...
( İncikleri uzun olan kuşlar.[leylek, devekuşu vb.] )
- TAVÎL/TAVÎLE[Ar. < TÛL | çoğ. TIVÂL] ile TAVÎLE[Ar.]
( Uzun. | Çok süren. İLE Hayvan katarı, birbiri ardına bağlanmış bir sıra hayvan. | At ahırı. | Çayıra koyuverilen hayvanın ayağına bağladıkları ip, tavla ipi. )
- TAVIR ALMAK ile/ve/<> HAKSIZLIK ETMEMEK/ETMEDEN!
- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< AKIL
( Tavrının olması için aklın olması gerekmez. )
- TAVIR ile/ve/değil/||/<>/< BAKIŞ
- TAVIR[Ar. < TAVR] ile/değil/yerine/= DURUŞ
- TAVIR ile EDÂ
- TAVIR ile/ve KARİZMA
- TAVIR ile TAVIRLI
- TAVIR ile YAKLAŞIM
- TAVİYET | KENDİLİĞİNDENLİK ile/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK
( 1 Dışarıdan gelen hiç bir etkinin altında kalmaksızın kendi kendine oluşma 2 Sıkılmak ve utanmak söz konusu olmaksızın davranışların özgürlüğü ya da esnekliği 3 İçten gelen isteklerin kendiliğinden etkinliğe dönüşümü Kümeölçüm kuramında bir kümeyi oluşturan birimler arasındaki kalıplaşmış ve onamlı davranışların altında yatan devinimsel eğilim spontaneus kendiliğinden 1 Dıştan bir belirlenme ile değil kendi kendine olan etkinlik doğrudan doğruya kendi iç itilimiyle etkin olma yeteneği 2 Kantta Duyarlığın alıcılığına karşı anlığın etkin oluşu )
( SPONTANEITY )
( SPONTANÉITÉ )
( SPONTANEITÄT )
( SPONTANEUS )
- TÂVİZ VER(ME)MEK ile GERİ ADIM ATMA(MA)K
- TÂVİZ VERMEK/VERMEMEK ile/ve/||/<> KAPI ARALAMAK/ARALAMAMAK
- TÂVİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDÜN
- TAVİZ[Ar. < TAʿVĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDÜN
- TA'VÎZ[Ar. < İYÂZ] ile TA'VÎZ[Ar. < İVÂZ | çoğ. TA'VÎZÂT]
( Nazara ve başka kötülüklere karşı takılan muska. İLE Bedel verme, karşılık olarak bir şey verme/verilme. | [kimya] Bir cismin, bir başkası yerine geçmesi. )
- TAVİZ ile TAVİZCİ/LİK ile TAVİZSİZ
- TAVİZKÂR[Ar. < TAʿVĪŻ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDÜNCÜ
- TAVL[Ar.] ile FAZL[Ar.]
- TAVLA ile/||/<> ...
( bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun bu oyunun üzerinde oynandığı iki iç yüzü bölme desenli dikdörtgen biçimindeki tahta kutu İtal tavola oyun masası tabula oyun tahtası tabla )
( TABULA )
( TAVOLA )
- TAVLA ile/||/<> AT AHIRI
( at ahırı tavla at ahırı Grek στάβλος ahır Ses özellikleri dolayısıyla Arapça üzerinden Türkçeye geçtiği açıktır Farsçaya da geçmiştir )
( TAVLA )
( ΣΤΆΒΛΟΣ / στάβλος )
- TAVLA ile DAMA
( Hesap + olasılık. İLE Küçük hesap. )
( Hayal. İLE Zekâ. )
( Satranç tahtasında, dama oynayan kaybeder. )
- TAVLA ile/ve/değil KENT/KENTLER
( DÜŞEŞ: 6-6 | ŞEŞBEŞ: 6-5 | ŞEŞCİHAR: 6-4 | ŞEŞÜSE: 6-3 | ŞEŞİDÜ: 6-2 | ŞEŞYEK: 6-1 )
( [Fars.] * ŞEŞ: 6[Altı]
* BEŞ: 5[Beş]
* CİHAR: 4[Dört]
* SE: 3[Üç]
* DÜ: 2[İki]
* YEK: 1[Bir] )
( [not] BACKGAMMON vs./and/but ... )
- TAVLA ile SATRANÇ
( ... İLE Zar yoktur. )
( ... İLE Oynayanda kibir varolabilir. )
- TAVLA ile TAVLA OYUNCUSU
( BACKGAMMON vs. BACKGAMMON PLAYER )
( مهره ile نرد ile تخته نرد ile شش انداز ile نراد )
( MANPAREH ile NARD ile TAKHTEH NARD ile SHESH ANDAZ ile NARAD )
- TAVLA[Ar. < TAVÎLE] ile TAVLA[İt. < TAVOLA]
( At ahırı. | Hayvan katarı, birbiri ardına bağlanmış bir sıra hayvan. | Çayıra koyuverilen hayvanın ayağına bağladıkları ip, tavla ipi. İLE Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden, otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun. | Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu. )
- TAVLAMA ile TAVLAMA DERECESİ
- TAVLAMAK ile KAFALAMAK
- TAVLAMAK ile/||/<> TAVLAMA ile/||/<> KIZGILAMAK (=KIZIL KIZDIRMAK)
( kızgılamak kızıl kızdırmak I Kendir ya da kıl çuval Güllüce Gümüşhacıköy Amasya 1 Bıçak sapı yapılacak boynuzu ateşte ısıtmak Senirkent Isparta 2 Tavada nohut kavurmak Yukarıtırtar Yalvaç Isparta 1 Çeliklerin sünekliğini artırmak için genellikle ostenitleme bölgesinde ostenitlenip ayarlı ve yavaş olarak soğutulması işlemi 2 Isıtmaya verilen genel ad Semirtme )
( ANNEALING | FATTEN )
( RECUIT )
( GLÜHEN )
- TAVLAMAK ile TAVLANMAK ile TAVLANDIRMAK ile TAVLAYABİLMEK ile TAVLA ile TAVLACI/LIK
- TAVOLA[Ar. < ṬAVİLE | İT. < TAVOLA] ile/||/<> TAVLA ile/||/<> TAVLA[Ar. < ṬAVİLE | İT. < TAVOLA]
( Sofra yerine kullanılan hamur tahtası İnönü Eskişehir Çevrenin atlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla inşa edilen at barınağı )
( STABLE )
( TAVOLA )
- TAVOLA[İt. < TAVOLA] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVLA
( kız tavlası Yahudi tavlası Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun Bu oyunun üzerinde oynandığı iki iç yüzü bölme desenli dikdörtgen biçimindeki tahta kutu )
- TAVR[Ar. < ṬAVR] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVIR
( ergen tavrı durum Bir olay bir durum karşısında kişinin takındığı davranış Kişiden beklenen davranış biçimi Mesafeli davranma uzak durma )
- TAVR-I HAREKET | DAVRANIŞ ile/||/<> DAVRANIŞ
( Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü 1 Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım 2 Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad 3Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum Tutum dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı )
( BEHAVIOR | CONDUCT | BEHAVIOUR | REFLEX )
( CONDUITE | COMPORTEMENT )
( VERHALTEN )
( COMPORTAMENTO )
( ΣΥΜΠΕΡΙΦΟΡΆ / συμπεριφορά )
- TAVR-I HAREKET | DAVRANIŞ ile/||/<> TEPKE
( Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü. @@ 1. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. 2. Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. @@ Tutum, dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim. @@ Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. )
( BEHAVIOR | CONDUCT | BEHAVIOUR | REFLEX~REFLEX )
( CONDUITE | COMPORTEMENT~RÉFLEXE )
( VERHALTEN~REFLEX )
( COMPORTAMENTO~RIFLESSO )
( ΣΥΜΠΕΡΙΦΟΡΆ / συμπεριφορά~ΑΝΤΑΝΑΚΛΑΣΤΙΚΌ / αντανακλαστικό )
- TAVSAMAK ile TAVSATMAK
- TAVŞAN ADASI ile/ve SEDEF ADASI ile/ve BÜYÜKADA ile/ve HEYBELİADA ile/ve BURGAZADA ile/ve KINALIADA
( Vapur ve motor seferleri, Eminönü, Kabataş, Bakırköy, Kadıköy ve Bostancı'dan yapılmaktadır. )
( Sedef Adası'na belirli saatlerde sadece Bostancı'dan ulaşılmaktadır. Tavşan Adası'na ise yapılmamaktadır. )
( bkz. ADALAR SEFERLERİ )
( "Prens Adaları" ya da "Kızıl Adalar" adlarıyla da bilinirler. )
( Türkiye'nin ilk Sanatoryum'u[Fr. < Lat. Verem hastalarının iyileştirilmesi için kurulmuş hastahane] Heybeliada'da, 1924 yılında kurulmuştur. )
( İmparatorluk ailesi ile devlet ileri gelenlerinin sürgün yerleridir. )
( İmparator II. Justinus, 569 yılında Büyükada'da bir saray ile bir manastır yaptırmıştır. [Bugünkü Maden semtinde] )
( IV. Leon'un annesi Eirene, II. Justinus'un sarayının bulunduğu yere, 775-780 yıllarında kadın manastırı inşa ettirmiştir. [Manastırın duvarları ile bir sarnıcın kalıntısı günümüze ulaşmıştır.] )
( Heybeliada, adını adada işletilen bakır madeninden almıştır. )
( Kınalıada'ya Bizans devrinde iki manastır yaptırılmıştır. )
( 944'te, İmparator Romanos Lekapenos ile 1071'de Malazgirt'te Selçuklular'a yenildikten sonra, Konstantinopolis'e dönüşünde IV. Romanos Diogenes, Kınalıada'ya sürgün edilir. )
( Sedefadası'nda, VIII. yüzyılda bir erkekler manastırı inşa edilmiştir. [Günümüzdeki kalıntılar bu yapıya ait olabilir.] )
( Tarihi kaynaklarda, Tavşan Adası'nda bir manastır varolduğu kaydedilmiştir. )
( NEANDROS ile/ve TEREUINTHA, TEREBINTHOS/TEREBINTHODES/ANTEROVITHOS ile/ve PITYADES MEGALE[Plinius], PRİNKİPİ/PRINKIPO[Bizans Devri'nde] ile/ve HAKLİ (BAKIR), KHALKE, KHALKITIS ile/ve ANTİGONİ/ANTIGONEIA, [Antikçağ yazarları, Erebinthus, Bizanslı yazarlar ise Therebintos ya da Panormos adını vermişlerdir] ile/ve PROTİ/PROTA["Birincisi" anlamına gelir] )
( PRINCESS ISLANDS )
( Heybeliada'da, en önemli Bizans Devri yapısı Panagia Kamariotissa Kilisesi'dir. [XIII. ya da XIV. yüzyılda inşa edilmiş, yonca planlı, son dönemin mimari özelliklerini yansıtan önemli bir örnektir.] )
( )
- TAVŞAN BOKU ile/ve/||/<> KEÇİ BOKU
( İkisi de pek kokmaz ve bulaşmaz. )
- TAVŞAN DUDAK ile/||/<> YARIK DUDAK
- TAVŞAN UYKUSU ile/||/<> KUŞ UYKUSU ile/||/<> TİLKİ UYKUSU
- TAVŞAN ile AMERİKA TAVŞANI/ŞİNŞİLA
( ... İLE Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, küçük bir memeli hayvan. )
( RABBIT vs. JACK RABBIT )
( LEPUS EUROPAEUS cum ERIOMYS CHINCILLA )
- TAVŞAN ile/değil ÇİŞİK/ÇİSİK/GÖCEN/GÜCE
( ... İLE/DEĞİL Tavşan yavrusu. )
- TAVŞAN ile DORKİZ, BATAKLIK TAVŞANI
- TAVŞAN ile KAYA TAVŞANI
- TAVŞAN ile KUTUP TAVŞANI
- TAVŞAN ile MARA
( ... İLE Pampa/Patogonya tavşanı. )
- TAVŞAN ile PİKA
- TAVŞAN ile TAVŞAN
( Tavşangillerden, hızlı koşan, kemirgen, bir tür memeli. | Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi öteki yarışmacıların önünde koşan atlet. İLE Değerli ağaçlar üzerine, ince oymalar işleyen sanatçı, tahta oymacısı. )
- TAVŞAN ile TAVŞAN BEYİNLİ ile TAVŞAN DUDAK
( HARE vs. HARE BRAINED vs. HARE LIP )
( خرگوش ile دراز گوش ile گوشت خرگوش ile سبک مغز ile لب خرگوشي )
( KHARGOSH ile DARAZ GUSH ile GUSHT KHARGOSH ile SABAK MOGHZ ile LAB KHARGOSHY )
- TAVŞAN ile YABANİ TAVŞAN
( KAVUŞ-KON ile ... )
( DVANŞ[Tuna Bulgarları'na ait kitâbelerde] ile ... )
(
ile ... )
( ERNEB[çoğ. ERÂNİB], ERNEBİYYE[: Tavşangiller.] ile ... )
( HARGÛŞ [HARGÛŞEK: Tavşan yavrusu.] ile ... )
( RABBIT vs. HARE )
( LEPUS EUROPAEUS cum ... )
( EL CONEJO con ... )
- TAVŞANCIL OTU ile/||/<> DENİZ TAVŞANCILI
( Çoğu tavşan avlamakla beslenen kartal akbaba vb yırtıcı kuş )
- TAVŞANCIL ile TAVŞANCIL OTU
- TAVŞANCILOTU ile TAVŞANKULAĞI
( Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen, körpesi bazı yerlerde hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. İLE Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe rengi çiçekli bir bitki, buhur-u meryem, siklamen. )
( HERACLEUM cum CYCLAMEN COUM )
- TAVŞAN/LIK ile TAVŞANCI/LIK ile TAVŞANLI ile TAVŞAN ETİ ile TAVŞAN DUDAK ile TAVŞAN UYKUSU ile TAVŞAN YÜREKLİ ile TAVŞAN ANAHTARI
- TAVSİF | NİTELEME ile/||/<> NİTELEMEK
( Varlıkları göz önünde canlandıracak biçimde tanıtlama sanatı )
( QUALIFY )
- TAVSİF[Ar. < TAVṢĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVSİF
( Nitelendirme niteliklerini söyleme )
- TAVSİFÎ SIFAT | NİTELEME SIFATI ile/||/<> NİTELEME SIFATI
( Derleme vasıflandırma sıfatı nitelik sıfatı vasıflayıcı sanlık Bir adı niteleyen sıfat Beyaz ev güzel çocuk böyle hayat az iş fazla içki çok kimse nice yıl uzun boy azıcık tuz acımsı su akıllı akılsız adam ağaçlık yol çocuksu bakış evcil hayvan sıkıcı arkadaş vb Sıfat )
( QUALIFICATIVE ADJECTIVE | DERIVED ADJECTIVE )
( ADJECTIF QUALIFICATIF | ADJECTIF DÉRIVÉ )
( QUALIFIKATIVES BEIWORT, EIGENSCHAFTSWORT | ABGELEITETES EIGENSCHAFTSWORT )
( AGGETTIVO QUALIFICATIVO )
( ΠΟΙΟΤΙΚΌ ΕΠΊΘΕΤΟ / ποιοτικό επίθετο )
- TAVSİFÎ SIFAT | NİTELEME SIFATI ile/||/<> TÜREMİŞ SIFAT
( (Derleme., vasıflandırma sıfatı, nitelik sıfatı, vasıflayıcı, sanlık) Bir adı niteleyen sıfat: Beyaz ev, güzel çocuk, böyle hayat, az iş, fazla içki, çok kimse, nice yıl, uzun boy, azıcık tuz, acımsı su, akıllı (akılsız) adam, ağaçlık yol, çocuksu bakış, evcil hayvan, sıkıcı arkadaş vb. @@ bk. Sıfat. )
( QUALIFICATIVE ADJECTIVE | DERIVED ADJECTIVE~DERIVED ADJECTIVE | DÉRIVED ADJECTIVE )
( ADJECTIF QUALIFICATIF | ADJECTIF DÉRIVÉ~ADJECTIF DÉRIVÉ | ADJECTIF DERIVE )
( QUALIFIKATIVES BEIWORT, EIGENSCHAFTSWORT | ABGELEITETES EIGENSCHAFTSWORT~ABGELEITETES EIGENSCHAFTSWORT )
( AGGETTIVO QUALIFICATIVO~AGGETTIVO DERIVATO )
( ΠΟΙΟΤΙΚΌ ΕΠΊΘΕΤΟ / ποιοτικό επίθετο~ΠΑΡΆΓΩΓΟ ΕΠΊΘΕΤΟ / παράγωγο επίθετο )
- TAVSİFÎ TEŞRÎH | BİÇİM BİLİMİ | BİÇİM | MORPHOLOGİE[Fr. < MORPHOLOGIE] ile/||/<> MORFOLOJİ ile/||/<> BİÇİMBİLİM
( biçimbilim yapıbilim morphe şekil logos bilim Canlıların şekil ve dış yapıları ile uğraşan bilim dalı Canlı ve cansız varlıkların dış görünüş form ve yapılarını inceleyen bilim dalı şekilbilgisi )
( MORPHOLOGY )
( MORPHOLOGIE )
( MORPHOLOGIE )
- TAVSİYE EDİLEBİLİR ile ÖĞÜT VERMEK ile DANIŞMAN
( ADVISABLE vs. ADVISE vs. ADVISER )
( مصلحتآميز ile صواب ile مقتضي ile مصلحتي ile مصلحت آميز ile مقرون بصلاح ile قابل توصيه ile نصيحت کردن ile پند گفتن ile پند دادن ile توصيه کردن ile آگاه کردن ile تجويز ile اعلاميه ile اندرز دادن ile ناصح ile رهنمون )
( مصلحتآميز ile SAVAB ile MOGHTEZY ile MOSOLHATY ile MOSOLHAT AMYZ ile مقرون بصلاح ile GHABEL TOSYYEH ile NASYHAT KARDAN ile PAND GOFTAN ile PAND DADAN ile TOSYYEH KARDAN ile AGAH KARDAN ile TAJOYZ ile ELAMYYEH ile ANDARZ DADAN ile NASEH ile RAYANEMON )
- TAVSİYE ETMEK ile/değil/yerine/= ÖNERMEK/SALIK VERMEK
- TAVSİYE ile/ve NASİHAT
( NASİHAT: SAMİMİYET )
( RECOMMENDATION vs./and ADVICE )
- TAVSİYE ile/değil/yerine/= SALIK VERME
- TAVSİYE[Ar. < TAVṢİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVSİYE
( tavsiye mektubu tavsiyename Öğütleme öğüt verme yol gösterme Bir şeyin bir kimsenin iyi işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme salık referans )
- TAVSİYE ile TAVSİYELİ ile TAVSİYESİZ ile TAVSİYE MEKTUBU
- TAVSİYE ile/ve/||/<>/> TEŞVİK
- TAVSİYENAME[Ar. < TAVṢİYE + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVSİYE MEKTUBU
- TAVUK BİTİ ile/||/<> TAVUK BİTİ
( Tavuk tüyleri arasında ya da derisinde dışasalak yaşayan ısırıcıbitlerin genel adı Goniocotes hologaster Böcekler İnsecta sınıfının tüybitleri Mallophaga takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 1 mm Tavukların üzerinde yaşar Böcekler Insecta sınıfının tüy bitleri Mallophaga takımından tavukların üzerinde yaşayan 1 mm kadar uzunlukta bir eklem bacaklı türü Tavuklarda enfestasyona neden olan ısıran bitlerin herhangi biri )
( POULTRY LOUSE | CHICKEN LOUSE )
( POU DES POULES )
( HÜHNERLAUS )
( GONIOCOTES HOLOGASTER )
- TAVUK ile AYAM CEMANİ
( ... İLE Endonezya tavuğu. Renginin tamamen siyah olması, en büyük özelliğidir. Sadece tüyleri değil eti ve kemiği de siyahtır. Yetişkinlerinin ağırlığı ortalama 2 kilo, horozları ise 2.5 - 3 kilo civarındadır. )
- TAVUK ile ÇAYIRTAVUĞU
( ... İLE Ormantavuğugillerden, sırtı beyaz çizgili, siyah ve esmer, karnı siyah bir kuş. )
( ... cum TYMPANUCHUS CUPIDO )
- TAVUK ile ÇAYLAK
( ... İLE Yırtıcılardan, uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları ve fare gibi zararlı hayvanları avlayan, tavuk büyüklüğünde bir kuş. )
- TAVUK ile DİLALTI
( Tavuklarda görülen bir sayrılık/hastalık. )
- TAVUK ile FUNDATAVUĞU
( ... İLE Avustralya'da yaşayan tavuksulardan bir kuş türü. )
( ... cum CATHETFURUS LATHAMI )
- TAVUK ile/ve/değil KAR TAVUĞU
( ... İLE/VE Kuzey Kutbu'nda yaşarlar. )
- TAVUK ile KARA, ORMAN TAVUĞU
- TAVUK ile KARATAVUK
( ... İLE Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş. )
( ... cum TURDUS MERULA )
- TAVUK ile/değil/yerine/>< KARTAL
( Kısmen ve kısa uçabilir fakat yükselemez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En yüksekte uçabildiği gibi alçaktan da uçabilir. )
- TAVUK ile LEGORN[İng.]
( ... İLE Beyaz tüylü bir tavuk ırkı. )
- TAVUK ile SU TAVUĞU/KALİNİS
( ... İLE Su tavuğugillerden, gri, kızıl karışımı tonda, benekli ya da çizgili tüyleri olan bir kuş. )
( ... cum FULICA ATRA )
- TAVUK ile/||/<> TAVUK
( tarım evcil tavuk Az toyug tavuk tavık tawık Blk tawuk tauk tōk tauk taŋak taŋax Tel tāk Alt taka Moğolcadan alınmıştır Ramstedt NyK 42 7071 ET takığu OT takağu erkek takağu horoz tişi takağu tavuk Kökenini bilmiyoruz Ramstedt NyK 42 7071 KSz 15 138 KWb 375a Türkçe tavuku Moğolca takiya takiğa biçimiyle birleştirmiştir Gombocz NyK 35 261 KSz 13 17 Moğolca takiyanın Türkçe bir alıntı olduğunu yazmıştır Ramstedt bu görüşe katılmayarak Türkçe ve Moğolca biçimlerin eski bir kültür dilinden kaldığını dile getirmiştir Asya göçebelerinin tavuk yetiştirmekle uğraşmadıklarını vurgulayan Ramstedt tavukun Arapça örn degaga degagat coq poule veya Çinceden alındığını ileri sürmüştür Ancak eski ve yeni Türk diyalektlerinde yumurta biçiminin kullanılması Türklerin tavuk yetiştirmekle uğraştıklarını tanıklamaktadır yumurta Brockelmann UJb 8 261 tavuğun çıkardığı sesten geldiğini dile getirmiştir Macarca tyúk eski bir Türk dilinden alınmıştır Ligeti TörK 43 )
( POULE )
( TOYUG[Az.]~TAVUK[Tkm.]~TAVIK[Nog.]~TAWIK[Kklp.]~TAUK[Kzk.]~TŌK[Krg.]~TAUK[Tatk.]~TAŊAK[Şor.]~TAŊAK[Sag.]~TAŊAX[Hak.]~TĀK[Tel.]~TĀK[Kumd.]~TAKA MOĞOLCADAN ALINMIŞTIR[Alt.] )
- TAVUK ile TAVUK ÇİFTLİĞİ ile TAVUK YETİŞTİRİCİLİĞİ ile TAVUK ETİ
( CHICKEN vs. CHICKEN FARM vs. CHICKEN FARMING vs. CHICKEN MEAT )
( مرغ ile جوجه ile مرغ داري ile مرغداري ile گوشت مرغ )
( MORGH ile JUJEH ile MORGH DARY ile MORGHDARY ile GUSHT MORGH )
- TAVUK ile TAVUKLU ile TAVUKÇU/LUK ile TAVUKLAR ile TAVUK ETİ ile TAVUK BİTİ ile TAVUK BALIĞI ile TAVUK SARMASI
- TAVUKAYAĞI ile/||/<> ...
( Tavuk ayağını andıran bir halı motifi Yenikent Aksaray Niğde )
- TAVUKAYAĞI ile/||/<> TAVUK BALIĞI ile/||/<> TAVUK BİTİ ile/||/<> TAVUK ETİ ile/||/<> TAVUKGÖĞSÜ ile/||/<> TAVUKGÖTÜ ile/||/<> TAVUKKARASI ile/||/<> TAVUK KÖFTESİ ile/||/<> TAVUK KÜMESİ ile/||/<> TAVUK MANTARI ile/||/<> TAVUKPENÇESİ ile/||/<> TAVUK SARMASI ile/||/<> TAVUK SUYU ile/||/<> TAVUK YAHNİSİ ile/||/<> TAVUKYELPAZESİ ile/||/<> TAVUK YEMİ ile/||/<> GEZEN TAVUK ile/||/<> KARATAVUK ile/||/<> SEME TAVUK ile/||/<> TEPELİ TAVUK ile/||/<> BEÇ TAVUĞU ile/||/<> BOZKIR TAVUĞU ile/||/<> ÇAYIR TAVUĞU ile/||/<> ÇERKEZTAVUĞU ile/||/<> ÇÖL TAVUĞU ile/||/<> DAĞ TAVUĞU ile/||/<> ET TAVUĞU ile/||/<> FUNDA TAVUĞU ile/||/<> GERZE TAVUĞU ile/||/<> HİNT TAVUĞU ile/||/<> MEYHANE TAVUĞU ile/||/<> MISIRTAVUĞU ile/||/<> ORMAN TAVUĞU ile/||/<> SAZ TAVUĞU ile/||/<> SUDAN TAVUĞU ile/||/<> SU TAVUĞU
( Sülüngillerden eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı Gallus )
- TAVUKKARASI ile/||/<> ...
( hlk Gündüz görüşte azalma veya görüş kaybı hemorolopi )
- TAVUKKARASI ile/değil/yerine/= GECE KÖRLÜĞÜ
- TAVUKLAR ile/||/<> TAVUKLAR
( Galli gallus horoz Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının tavuksular Galliformes takımının bir alttakımı Orta büyüklükte kısa kanatlı yerde yaşayan kuşlardır Ayakları koşmaya ve eşelemeye elverişlidir Taşlıkları vardır Sülüngiller Phasianidae ormantavuğugiller Tetraonidae iriayaklıgiller Megapodiidae ağaçtavuğugiller Cracidae gibi familyaları vardır Kuşlar Aves sınıfının tavuksular Galliformes takımından orta büyüklükte kısa kanatlı yerde yaşayan ayakları koşmaya ve eşelemeye elverişli taşlıkları bulunan eti yenen sülüngiller Phasianidae orman tavuğugiller Tetraonidae iri ayaklıgiller Megapodiidae ağaç tavuğugiller Cracidae gibi familyaları bulunan bir alt takım )
( GALLINACEOUS BIRDS )
( GALLIDÉS | GALLINACÉS )
( EIGENTLICHE HÜHNERVÖGEL | HÜHNREVÖGEL )
( GALLUS | GALLI, GALLUS: HOROZ | GALLUS, FORMIS, GALLINACEUS )
( GALLIFORMI )
( ΟΡΝΙΘΌΜΟΡΦΑ / ορνιθόμορφα )
- TAVUKLAR ile TAVUKSULAR
( Tavuksular takımının bir alt takımı. İLE Tavukları ve tepeli tavukları içine alan bir takım. )
- TAVUKSU ile TAVUKSULAR
- TAVUKSULAR ile/||/<> TAVUKSULAR
( Galliformes anlamdaş Gallinacei gallus horoz formis biçim gallinaceus tavuğa benzer Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümüne giren bir takımı Tavuklar Galli ve tepelitavuklar Opisthocomi gibi alttakımları vardır Galliformes gallus horoz formis şekil gallinaceus tavuğa benzer Kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümünden tavuklar Galli ve tepeli tavuklar Opisthocomi gibi alt takımları bulunan bir takım )
( GALLINACEOUS BIRDS )
( GALLINACÉS )
( HÜHNREVÖGEL )
( GALLUS,FORMIS, GALLINACEUS )
- TAVULGA ile/||/<> ...
( kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir tür söğüt Yerel ağızlarda davulga olarak geçer tabılğı tobulğu tabılğı Kum toburğu tabulğa OT tavılkū erguvani söğüt Kâşgarlı Mahmuda göre bir başka biçimi de tavılgūçtur Kıpçakçada tabılka tabılkat tabılğı olarak geçer Çağataycada tobulğu olarak kullanılmıştır Kökenini bilmiyoruz Rusçada tavolga ve tavolojnik olarak kullanılır )
- TAVUS KUŞU ile/||/<> TAVUS KUŞU
( Pavo cristatus Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 110125 cm Hindistanda ve Seylânda yaşar zooloji Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından 110125 cm kadar uzunlukta Hindistan ve Seylânda yaşayan bir tür Sülüngiller familyasında Pavo cinsinde yer alan ve kur yapma döneminde erkek tavusun kuyruğunu açıp sergilemesiyle tanınan iki tür kuşa verilen ad )
( PEACOCK | PEAFOWL )
( PAON COMMON | PAON COMMUN )
( GEWÖHNLICHER PFAU )
( PAVO CRISTATUS )
- TAVUS[Ar. < ṬÂVUS] ile/||/<> ...
( erkeğinin tüyleri uzun kuyruğu parlak güzel renkli acı ve tiz sesli süs hayvanı olarak beslenen bir kuş Pavo Az tavus tāvus tawıs tōs tavus kuşu tustovuk sülün Türkçeye Farsçadan geçtiği anlaşılıyor ṭāᵓūs a peacock ṭaᵓūs Arapça biçimin Süryanca ṭausa yoluyla Eski Grekçe ταῶςtan geldiğini biliyoruz Grekçe biçimin ölmüş bir Akdeniz dilinden kökenlendiği düşünülüyor Moğolcaya tağus olarak geçmiştir Teleütçe toğus altın toğus ve Tuvaca aldın toğus aldın dōs biçimleri Moğolcadan alınmıştır Orta Türkçede tavusa yon kuş adı verilir Clauson ED 941a )
( ṬAŪS )
( TAVUS[Az.]~TĀVUS[Tkm.]~TAWIS[Kklp.]~TŌS[Krg.]~TUSTOVUK[Özb.] )
- TAVUS YEŞİLİ ile/||/<> ...
( Tavuskuşunun kuyruğunda görülen yeşil veronez yeşili zümrüt yeşili )
- TAVUS ile/||/<> TAVUS
( Bir takım yıldızın adı astronomi )
( PAKO, PAV. (PAVONIO), PENCOCK )
( PEAN | PAON )
( PFAU )
( PAVO )
- TAVUS[Ar. < ṬĀVUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVUS KUŞU (TAVUS KUŞU, TAVUSKUYRUĞU, TAVUS TÜYÜ, TAVUS YEŞİLİ)
- TAVUS ile TAVUS KUŞU ile TAVUS TÜYÜ ile TAVUS YEŞİLİ
- TAVUSKUŞU ile/değil PERESTÂN[Fars.]
( ... İLE/DEĞİL
)
( ... İLE/DEĞİL Tavuskuşu gibi güzel tüylü bir kuş. )
( TAVUSKUŞU YAVRUSU
)
( [not] PEACOCK vs./but ... )
- TAVUSKUŞU ile TUVEYS
( ... İLE Küçük tavuskuşu. )
- TAVZİF ETME ile/||/<> CHARGE WITH[İng.] ile/||/<> CHARGER[Fr.] ile/||/<> GÖREVLENDİRME
( Görevlendirme bir işi birisine yükleme onu bu işi yapmakla zorunlu kılma )
( CHARGE WITH )
( CHARGER )
- TAVZİF ETMEK ile/değil/yerine/= GÖREVLENDİRMEK
- TAVZİF[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖREVLENDİRME
- TAVZİF[Ar. < TAVẒĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖREVLENDİRME
- TAVZİH[Ar. < TAVŻĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇIKLAMA
- TAXABLE VALUE/QUANTITY[İng.] ile/||/<> MATRAH
( matrah Verginin hesaplanmasına temel oluşturan değer ya da miktar )
- TAXATION, IMPOSITION[İng.] ile/||/<> TAXATION, IMPOSITION[Fr.] ile/||/<> VERGİLENDİRME
( Genel temeller vergiyi gerçekleştirme yöntemi yazılım yöntemi değerlendirme kurulları bildirme vergi alacağının kaldırılması yoklama ve inceleme gibi işlemlerin tümü )
( TAXATION, IMPOSITION )
( TAXATION, IMPOSITION )
- TAXI[Fr. < TAXI | FR. < TAXIE] ile/||/<> TAKSİ ile/||/<> TAKSİ[Fr. < TAXI | FR. < TAXIE]
( taxis ayarlama Özgür hareket eden ve özellikle küçük olan organizmaların ışık kaynağı gibi uyaran bir kaynağa pozitif ya da karşıt tarafa negatif doğru hareketi Tropizme eşit bir terim olmakla birlikte yer değiştirme anlamı da vardır Serbest hareket eden ve özellikle küçük organizmaların ışık kaynağı gibi uyaran bir kaynağa pozitif ya da karşı tarafa negatif doğru yer değiştirme hareketi Tropizm )
( TAXIS )
( TACTISME | TAXI | TAXIE )
( TAXIEN )
- TAXİ[Fr. < TAXI] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİ
( taksi dolmuş taksimetre hava taksi radyo taksi Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan taksimetresi olan otomobil Bir hava taşıtının park noktasından pist başına kadar kendi motor gücünü kullanarak yerde hareket etmesi )
- TAXIE, TACTISME[Fr.] ile/||/<> GÖÇÜM
( botanik )
( TAXIE, TACTISME )
- TAXİMETRE[Fr. < TAXIMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİMETRE
( Taksilerde ödenecek ücreti gösteren sayaç )
- TAXIS ile ...
( Yerinden oynamış ya da çıkmış bir uzvu el ya da koyma. )
- TAXONOMİE[Fr. < TAXONOMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSONOMİ
( Sınıflandırma ve bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünü )
- [not] TAXONOMY ile/ve/değil/yerine/<>/> CLADISTIC TAXONOMY
( Sınıflandırma. İLE Kladistik sınıflandırma. )
( LINNAEUS/LINNE vs./and/<>/>/but HELLING[1966] )
- TAY TAY ARABASI ile/||/<> TAY TAY BİSİKLETİ
( Emekleme döneminde henüz yürüyemeyen çocuk ayakları üzerinde durmak anlamındaki tay tay durmak deyiminde geçen bir söz )
- TAY ile/||/<> ...
( üç yaşına kadar olan at yavrusu Az day tay at yavrusu tay tay Alt Tel Kuğ tay tay tay toy Tar tay tıy Orta Türkçede tāy olarak geçer Eski Kıpçakçada da tāy biçimi kullanılır Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 863 TLT 259 )
( DAY[Az.]~TAY[Tkm.]~TAY[Tatk.]~TAY[Bşk.]~TAY[Kzk.]~TAY[Krg.]~TOY[Özb.]~TIY[Yak.] )
- TAY ile GÜRE
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Çiftleşmek isteyen kısrak ya da dişi eşek. | Bir yaşından, üç yaşına kadar olan tay. | Güçlü, dinç. | Çekingen, korkak, ürkek. )
- TAY ile/||/<> HAYVANIN BİR YANINDAKİ YÜK
( hayvanın bir yanındaki yük Az tay bir keseye yerleştirilen hayvan yükü tāy tay tāy half a load fold )
( TĀY )
( TAY[Az.]~TĀY[Tkm.]~TAY[Tatk.] )
- TAY/TAYLAK ile SIPA[Abazaca < SPAU: Çocuk.]/KODOK/KURRAG[Fars.]
( At yavrusu. [Üç yaşına kadar] İLE Eşek yavrusu. )
( GULİN ile ... )
( MÜHR[çoğ. EMHÂR, MİHÂR] ile KÜRRE )
( KÜRRE ile KÜRRE-İ HAR )
( COLT/FOAL vs. DONKEY-FOAL )
( HIPPOMAN: Yeni doğan tayın alnındaki küçük siyah zar. )
- TAY[Fars. < TĀY] ile/değil/yerine/=/||/<> TAY
( Denk eşit eş olan Hayvanın bir yanındaki yük )
- TAY ile TAY[Fars.]
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Denk, eşit, eş. | Hayvanın bir yanındaki yük. )
- TAY ile/||/<> TAY[Fars. < TÂY]
( Hayvan semerinin herbir yanına çekilen yük Kaşpınar Ağın Elâzığ tarım Bir yaşından küçük her iki cinsiyetteki genç atlara verilen ad )
( FOAL )
( POULAIN )
- TAY ile TAYA/LIK ile TAYF ile TAYT ile TAY TAY ile TAYF ÖLÇÜMÜ ile TAY TAY ARABASI
- TAYA[Fars. < DÂYE] ile/||/<> ...
( 1 Ot yığını Eşmeyazı Kars 2 Biçilmiş ekin yığını Darıveren Denizli Az dayǝ 1 çocuk bakıcısı mürebbiye 2 kendi yavrusundan başka bir yavruya daha süt veren doğum yapmış hayvan 3 hastabakıcı kadın dāya a nurse fostermother a midwife dāyak )
( DĀYA )
( DĀYAK )
( DAYƎ[Az.] )
- TAYA[Fars. < DĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> DADI
- SPEKTRALAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF AYGITI
- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ
- TAYF BİN | TAYFÖLÇER ile/||/<> TAYFÖLÇER
( Bir ışık kaynağının tayfını veren ve bu tayfı küçük bir ırakgörürle gösterebilen aygıt Dalga boyunun ya da bileşenlerin bağıl genliğini ölçmeye yarayan aygıt )
( SPECTROSCOPE | SPECTROMETER )
( SPECTROSCOPE | SPECTROMÈTRE )
( SPEKTROSKOP | SPEKTROMETER )
- TAYF[Osm.] / SPECTRUM[İng.] / SPECTRE[Fr.] / SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF, ÇİZELGE, SPEKTRUM
- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI
- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ
- TAYF, | TAYF, SES TAYFI | İZGE ile/||/<> İZGE
( Sinema TV 1 Elektromıknatıslı ışınımların kendilerini oluşturan dalga uzunluklarına ya da yinelenimlere ayrıldıklarında sağlanan sonuç Görünür ışık bölümünde bunun iyi bir örneği beyaz ışığın bir optik biçmeden geçtiğinde ortaya çıkan renkler kuşağıdır 2 İnsan kulağının algılayabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin kuşağı ses izgesi Zaman dizileri 1 İzgesel dağılım ve yoğunluk işlevlerinin çizgesel gösterimi 2 izgesel yoğunluk işlevi 1 E doğrusal uzayından kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için T nin çözen kümesinde olmayan bütün sayıların oluşturduğu küme 2 K oyutu üzerindeki E birimli cebirinin bir öğesi için tersinir değildir kümesi Bir süreç ya da gidiş içinde izlenen yol aydınlatma fizik 1 Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi 2 Her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge 1 Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge 2 Matematik bir işlerin özgün değerlerinin tümü 1 Beyaz aşığı oluşturan renklerin sıklık ya da dalga boyu sırasınca dizildiği görüngü 2 Bir akımmıknatıssal ışınım kendisini oluşturan dalga boylarına ya da sıklıklara ayrıştırıldığında elde edilen çizge anlamdaş alkım spektrum )
( 1. SPECTRUM, 2. AUDIO SPECTRUM | SPECTRUM | COURSE )
( 1. SPECTRE, 2. SPECTRE AUDIBLE | SPECTRE | SPECTRUM )
( 1. SPEKTRUM, 2. AKUSTISCHE SPEKTRUM | SPEKTRUM )
( SPECTRUM )
- SPECTRAL REGIONS[İng.] ile/değil/yerine/= TAYF/SPEKTRUM BÖLGELERİ
- TAYF[Ar. < TAYF] ile/||/<> TAYFÖLÇER
( Işığın dalgaboylarına (renklerine) göre meydana getirdiği sıra. @@ (bir ışınımın tayfı)1. Bir ışınımın, tek renkli ışınımlarına ayrılmasıyle beliren görüntü. 2. Karmaşık bir ışınımın bileşimi. Not: 2. anlama örnekler: Kesiksiz tayf, çizgi tayfı. @@ (fizik) @@ Bir ışınımın bağıl büyüklük değerinin, parçacık enerjisine göre dağılımını gösteren eğri. )
( SPECTRUM | SPECTRUM (OF A RADIATION) | SPECTROSCOPE~SPECTROSCOPE | SPECTROMETER )
( SPECTRE | SPECTRE (D'UN RAYONNEMENT) | SPECTROSCOPE~SPECTROSCOPE | SPECTROMÈTRE )
( SPECTRUM~... )
( SPEKTRUM | SPEKTRUM (EINER STRAHLUNG) | SPEKTROSKOP~SPEKTROSKOP | SPEKTROMETER )
( SPETTRO~SPETTROSCOPIO )
( ΦΆΣΜΑ / φάσμα~ΦΑΣΜΑΤΟΣΚΌΠΙΟ / φασματοσκόπιο )
- TAYF[Ar.]/SPEKTRUM[İng. < SPECTRUM] ile ÇEŞİTLİLİK | YELPAZE
( Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. )
- TAYF[Ar. < ṬAYF] ile/değil/yerine/=/||/<> TAYF
( tayfölçer tayf ölçümü Görüntü hayalet ruh Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü )
- TAYF ile/||/<> TAYF[Ar. < ṬAYF]
( Işığın dalgaboylarına renklerine göre meydana getirdiği sıra bir ışınımın tayfı 1 Bir ışınımın tek renkli ışınımlarına ayrılmasıyle beliren görüntü 2 Karmaşık bir ışınımın bileşimi Not 2 anlama örnekler Kesiksiz tayf çizgi tayfı fizik Bir ışınımın bağıl büyüklük değerinin parçacık enerjisine göre dağılımını gösteren eğri )
( SPECTRUM | SPECTRUM (OF A RADIATION) | SPECTROSCOPE )
( SPECTRE | SPECTRE (D'UN RAYONNEMENT) | SPECTROSCOPE )
( SPEKTRUM | SPEKTRUM (EINER STRAHLUNG) | SPEKTROSKOP )
( SPECTRUM )
( SPETTRO )
( ΦΆΣΜΑ / φάσμα )
- TAYFA | GEMİCİ ile/||/<> GEMİ ADAMI ile/||/<> GEMİ
( Gemide çalışanlar. )
( CREW | SEAMAN, SAILOR | VESSEL~SEAMAN, SAILOR~SHIP )
( ÉQUIPAGE~MARIN~NAVIRE )
( NAUTA~...~ARGO NAVIS )
( SEEMANN~SEEMANN~SCHIFF )
( MARINAIO~MARINAIO~NAVE )
( ΝΑΎΤΗΣ / ναύτης~ΝΑΎΤΗΣ / ναύτης~ΠΛΟΊΟ / πλοίο )
- TAYFA ile/||/<> CREW[İng.] ile/||/<> ÉQUIPAGE[Fr.] ile/||/<> GEMİCİ
( Gemide çalışanlar )
( CREW | SEAMAN, SAILOR | VESSEL )
( ÉQUIPAGE )
( SEEMANN )
( NAUTA )
( MARINAIO )
( ΝΑΎΤΗΣ / ναύτης )
- TAYFA ile/||/<> KOŞUNTU
- TAYFA[Ar. < TAİFE] ile MİÇO/MUÇO[İt.]
( Bir gemide bulunan, türlü işlerde çalıştırılan sefer işçileri. | Aynı işi yapan topluluk. | Birinin yanında bulunan yardakçılar, koşuntu. İLE Gemilerde, küçük yaşta tayfa yamağı. )
- TAYFA[Ar.] ile SERDÜMEN[Fars. < İt.]
( ... İLE Dümen kullanmakla görevli, bilgili ve deneyimli tayfa. | Savaş gemilerinde, çavuştan daha yüksek bir aşamada bulunan er. )
- TAYFA ile/||/<> TAYFA[Ar. < ṬÂʾİFE]
( Körm O Tulûat tiyatrosunda figürana verilen ad Doğaçlama Türk doğaçlama tiyatrosunda figürana verilen ad )
- SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFBİLİM
- TAYFBÎN ile/||/<> SPECTROSCOPE[Fr.] ile/||/<> SPEKTROSKOP[Fr. < SPECTROSCOPE]
( fizik )
( SPECTROSCOPE )
- SPECTROGRAPH[İng.] / SPECTROGRAPHE[Fr.] / SPEKTROGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFÇEKER/SPEKTROGRAF
- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP
- SPEKTRA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFLAR/SPEKTRUMLAR
- TAYFÖLÇER/SPEKTROSKOP[Fr. < SPECTROSCOPE] ile/||/<> TAYF ÖLÇÜMÜ/SPEKTROSKOPİ[Fr. < SPECTROSCOPIE]
- TAYFÖLÇER ile/ve/||/<> TAYFÖLÇÜMÜ
( Işın tayflarını incelemeye yarayan alet, spektroskop. İLE/VE/||/<> Işın tayflarının incelenmesi, spektroskopi. )
- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK
- SPEKTRALE HELLIGKEITSEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK DUYARLILIĞI
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ
- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ
- SPEKTRALE BESTRAHLUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM ŞİDDETİ
- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM
- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM
- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK
- TAYGA ile/||/<> TAYGA
( coğrafya Sibirya bölgesinde iğne yapraklı bitkilerin oluşturduğu orman )
( TAIGA )
( TAIGA )
( TAIGA )
- TAYGA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYGA
( Sibirya bölgesinde iğne yapraklı bitkilerin oluşturduğu orman.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TA'YÎN[< AYN][Ar.] ile/ve NÂN-PÂRE[Fars.]
( Erzak. İLE/VE Ekmek parçası. )
(1996'dan beri)