ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.608 başlık/FaRk ile birlikte,
71.608 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(90/288)
- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK
- FARKINDALIK ile/ve/<> SEVGİ
( Farkındalık dinamiktir, sevgi ise varoluştur. )
( Farkındalık, eylem halindeki sevgidir. )
( AWARENESS vs./and/<> LOVE
Awareness is dynamic, love is being.
Awareness is love in action. )
- FARKINDALIK ile/ve/<> SORUNSALLIK
- FARKINDALIK ile/ve/<> YOĞUNLAŞMA
( AWARENESS vs./and/<> TO BECOME DENSE )
- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA ile/ve/<> KABUL ETMEME
- DIFFERENTIATING SOLVENTS[İng.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRICI ÇÖZÜCÜLER
- TEMYİZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRMAK
- FaRkLaR (Kılavuzu/"Sözlüğü") ile/ve/<> FARKINDALIK
( DiFfeReNCeS GUIDE/"DICTIONARY" vs./and/<> AWARENESS )
- FARK/LAR:
NESNEDE ile/ve/değil/||/<> GÖZLEMDE/KEŞİFTE
- FARKLAR ile/ve/değil/> FARKLILIK
( Farkın olumlu ya da olumsuz bir yönde olması/değerlendirilmesi gerekmeden sadece fark olarak! )
( TEFÂVÜT[< FEVT]: İki şeyin birbirinden farklı olması. | İki şey arasındaki fark.
BÎ-TEFÂVÜT/BİLÂ-TEFÂVÜT: Farksız. )
( [not] DIFFERENCES vs./and/but/> DIFFERENCE )
- FARKLILIKLAR ile FARKLAR
( DIFFERENCENESSES" vs. DIFFERENCES )
- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR
- FARKLAR ile/ve/<>/değil/yerine TEMEL/BELİRLEYİCİ FARKLAR
- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK
- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM
- FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"
- FARKLI FARKLI ile ÇEŞİT ÇEŞİT
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLI ile AYRI
( Farklıdır fakat ayrı değildir. )
( Nesneler ve kişiler farklılardır, fakat, onlar, ayrı değillerdir. )
( Pencere kapalı ya da açık olabilir ama güneş her zaman parlar. Bu tamamen oda için bir fark oluşturur, güneş için ise hiç. )
( Ayrılık duygusunu kaldırın, çatışma kalmayacaktır. )
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )
( DIFFERENT vs. SEPARATED
They are different, but not separate.
Things and people are different, but they are not separate.
The window may be closed, or open, the sun shines all the time.
Remove the sense of separateness and there will be no conflict. )
- FARKLI ile BAMBAŞKA
- FARKLI ile BENZEŞME ile TAKLİT
( DISSIMILAR vs. DISSIMILATION vs. DISSIMULATION )
( ناهمسان ile ناهمگن ile غير متجانس ile عدم تشابه ile تقيه )
( NANPAMSAN ile NANPAMGAN ile غير متجانس ile عدم تشابه ile TAGHYYEH )
- FARKLI ile/ve DEĞİŞİK
( DIFFERENT vs./and VARIOUS )
- FARKLI ile FARK ile GÖRÜŞ AYRILIĞI ile FARKLI ile FARKLILAŞMA ile TÜREVLENEBİLİR ile DİFERANSİYEL ile DİFERANSİYEL DİŞLİ ile FARKLILAŞTIRMAK ile FARKLILAŞMA ile FARKLILAŞTIRICI ile FARKLI
( DIFFER vs. DIFFERENCE vs. DIFFERENCE OF OPINION vs. DIFFERENT vs. DIFFERENTIA vs. DIFFERENTIABLE vs. DIFFERENTIAL vs. DIFFERENTIAL GEAR vs. DIFFERENTIATE vs. DIFFERENTIATION vs. DIFFERENTIATOR vs. DIFFERENTLY )
( متفاوت بودن ile تفاوت داشتن ile تباين داشتن ile اختلاف داشتن ile تمايز ile مابه التفاوت ile تباين ile تفاضل ile تفاوت ile فرق ile اختلاف ile اختلاف عقيده ile اختلاف نظري ile جوربجور ile غيريکسان ile ناهمانند ile مختلف ile متباين ile متفاوت ile متمايز ile وجه امتياز ile قابل تشخيص ile فرق گذاشتني ile تفاضلي ile افتراقي ile ديفرانسيل ile فرق گذاشتن ile مشتغ گيري ile فرق گذاري ile فرق گذار ile بطور متفاوت )
( MOTEFAVAT BODAN ile TAFAVAT DASHTAN ile TABAYNE DASHTAN ile AKHTELAF DASHTAN ile TAMAYZ ile MABEH ELTEFAVAT ile تباين ile TAFAZEL ile TAFAVAT ile FARGH ile AKHTELAF ile AKHTELAF AGHYDAH ile AKHTELAF NAZARY ile جوربجور ile GHYRYKESAN ile ناهمانند ile MOKHTELF ile متباين ile MOTEFAVAT ile MOTEMAYZ ile VAJEH EMTYAZ ile GHABEL TASHKHYSE ile FARGH GOZASHTANY ile تفاضلي ile AFTARAGHY ile DYFARANSYLE ile FARGH GOZASHTAN ile MOSHTAGH GYRY ile FARGH GOZARY ile FARGH GOZAR ile BETOR MOTEFAVAT )
- FARKLI ile/ve İDDİALI
( DIFFERENT vs./and ASSERTIVE )
- FARKLI ile İKİLİ(/ÇİFT)
- FARKLI ile/ve ÖZEL
( DIFFERENT vs./and SPECIAL )
- FARKLI ile/ve SIRADIŞI
( DIFFERENT vs./and EXTRAORDINARY )
- FARKLILAŞMA[İng. DIFFERENTIATION] ile/||/<> ENDÜKSİYON[İng. INDUCTION] ile/||/<> F İSTATİSTİĞİ[İng. F STATISTICS] ile/||/<> F-İSTATİSTİKLERİ[İng. F-STATISTICS] ile/||/<> GAUSE KURALI[İng. GAUSE'S RULE]
( Ayrışmamış bir gözenin (örn; bir kök gözenin) vücuttaki spesifik bir gözeye dönüşme işlemine verilen addır. Farklılaşma, bir takım genlerin aktive olduğu, bazılarının inaktive olduğu karmaşık bir süreçtir. Bunun sonucunda farklılaşan bir göze spesifik bir yapıya bürünür ve belirli bir fonksiyonu vardır.Olgunlaşmış bir sinir gözesinin diğer sinir gözeleri ile iletişimi sağlamak üzere elektrokimyasal sinyal alıp vermeyi sağlayan ince, fiber dokuya benzeyen çıkıntıları vardır. Laboratuvar şartlarında bir kök göze diğer gözelere (örn; sinir, kalp ya da pankreas gözesine) dönüştürülebilir ve buna yönlendirilmiş (directed) farklılaşma denir. @@ Fizyolojik gelişme seyrinin tetiklenmesi. Embriyonal gelişmede embriyonun farklılaşması ve determinasyonu için önemli bir faktördür. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak bilinen Sewall Wright (1969, 1978) tarafından geliştirilen genetik yapının ölçüldüğü bir istatistiktir. F-istatistikleri populasyon genetiğinde bir populasyonda beklenen muhtemel heterozigotluğu belirlemek için kullanılan bir istatistiktir. FST, toplam genetik varyansın (T alt simgesi) bir alt popülasyonda (S alt simge) bulunan toplam genetik varyansa oranıdır. Değerler 0'dan 1'e değişebilir. Yüksek FST, popülasyonlar arasında önemli derecede farklılaşma anlamına gelir. FIS (akrabalık katsayısı), bir bireyin buldundurduğu, alt popülasyondaki varyansın kendisindekine oranıdır. Yüksek FIS, yüksek akrabalık olduğunu gösterir. @@ Wright'ın F-istatistiği olarak da bilinen populasyon genetiğinde genetik çeşitliliği analiz etmek amacıyla Sewall Wright tarafından geliştirilmiştir. FST, alt popülasyonun toplam genetik varyansın toplam genetik varyansa oranıdır. Değeri 0 ile 1 arasında değişir. Bu değer ne kadar yüksekse populasyonlar arası farklılaşma o kadar fazladır. FIS (soy içi üreme katsayısı), bireyin genetik varyansının alt populasyonun genetik varyansına oranıdır. @@ İki tür aynı anda aynı yerde yaşayamaz (ekolojik olarak aynı türler aynı yaşam ortamında bir arada bulunamaz). Bu, yalnızca niş farklılaşmasının (gaga boyutundaki farklılık, kök derinlikleri, vb.) evrimiyle mümkündür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FARKLILIK ile AYRICALIK
( DIFFERENCY vs. PRIVILEGE )
- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )
- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK
- FARKLILIK ile/ve/<> FARKINDALIK
( Farklılık, sadece, farklı olmak isteğinden çıkmaz. Ancak, yaşam biçiminde (de) olursa farklılıktır. )
( DIFFERENCY vs./and/<> AWARENESS )
- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI
( DIFFERENT/DIFFERENCY vs. DIFFERENCE/Y OF QUALITY )
- FARKLILIK ile/ve/<> SÜREKLİLİK
- FARKLILIKLAR VE ÇİRKİNLİKLER ile/yerine FARKLILIKLAR VE GÜZELLİKLER
- FARKLILIKLAR ile/>< ÖZSEL OLANLAR
- FARK'TA KALMA ile ÖZDEŞLEŞME
( Eminliğin oluşmamasına düşürür. İLE Aklın, askıya alınmasına neden olur. )
- FARMAKODİNAMİ ile FARMAKODİNAMİK ile FARMAKOKİNETİK ile FARMAKOKİNEZİ ile FARMAKOLOG ile FARMAKOLOJİ ile FARMAKOLOJİK ile FARMAKOPE
( İlaç etkisi. İLE İlaç etkisi [ile ilgili], ilaç etkibilim. İLE İlaç yazgısı [ile ilgili], ilaç yazgıbilim. İLE İlaç yazgısı. İLE İlaçbilim uzmanı. İLE İlaçbilim. İLE İlaçbilimsel, ilaçbilim [ile ilgili]. İLE İlaç kılavuzu. )
- PHARMACOLOGY[İng.] / PHARMACOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= FARMAKOLOJİ
- FARMAKOLOJİ ile TOKSİKOLOJİ
( İlaçların nasıl çalıştığını ve gövdeyi nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Zehirlerin nasıl çalıştığını ve gövdeye nasıl zarar verdiğini inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, yeni ilaçlar ve tedaviler geliştirilmekte ve zehirlenmelerin önlenmesi ve tedavisi için çalışmalar yapılmaktadır. )
- FARMAKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ
( İlaçların etkilerini ve kullanımını inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Zehirlerin etkilerini ve tedavisini inceleyen bilim dalı. )
- FARMASÖTİK KİMYA ile/||/<> BİYOFARMASÖTİK KİMYA
( İlaçların kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Biyolojik ilaçların kimyasını inceleyen bilim dalı. )
- FARMASÖTİK KİMYA ile/||/<> MEDİKAL KİMYA
( İlaçların kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Tıbbi uygulamalarda kullanılan kimyasalları inceleyen bilim dalı. )
- FARMASÖTİK KİMYA ile/||/<> TOKSİKOLOJİ
( İlaçların kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Zehirli nesnelerin kimyasını ve etkilerini inceleyen bilim dalı. )
- FARROKH ile FERRUHZAD
( FARROKH vs. FARROKHZAD )
( فرخ ile فرخزاد )
( FARKH ile FARKHAZAD )
- Fars ile FARS[Fr.]
( İran'ın güneybatısında oturan halk ya da bu halktan olan kişi. İLE İlkel, yalın güldürme öğelerinden yararlanan, kimi kez inanılırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen oyun. )
- FARS ABECESİ ile/ve ARAP ABECESİ
( BÜYÜK KAPI ile/ve KÜÇÜK KAPI )
( BÂB-I KEBİR ile/ve BÂB-I SAGÎR )
- FARSÇA ile İLERİ GÖRÜŞLÜ
( FARSE vs. FARSEEING )
( پارس ile عاقبت انديش )
( PARS ile AGHBAT ANDYSH )
- FARZ ETMEK ile VARSAYILAN ile VARSAYMAK ile ADINI VARSAYMAK
( ASSUME vs. ASSUMED vs. ASSUMING vs. ASSUMING THE NAME )
( فرض کردن ile فرضکردن ile پنداشتن ile بر عهده داشتن ile بخود بستن ile گمان کردن ile فرضي ile مفروض ile لاف زن ile بفرض ينکه ile متخلص به )
( FARZ KARDAN ile FARZEKARDAN ile PANDASHTAN ile BAR EADEH DASHTAN ile BAKHOD BASTAN ile GOMAN KARDAN ile FARZY ile MOFRUZ ile LAF ZAN ile بفرض ينکه ile MOTEKHLES BAH )
- ... "FARZ" OLDU ile/değil/yerine ... ŞART OLDU
- FARZ ile FARZ-I KİFÂYE
- FARZ[Ar.] ile HATM[Ar.]
- FARZ ile/ve/değil İMAN
- FARZ[Ar.] ile KARZ[Ar.]
- FARZ ile NÂFİLE
- FARZ ile SÜNNET
- FARZ ile/ve/||/<>/> VÂCİB ( ile/ve/||/<>/> SÜNNET)
( ... İLE/VE/||/<>/> Farza yakın sünnet./Sünnete yakın farz. İLE/VE/||/<>/> ... )
- FARZ[Ar.] ile VUCÛB[Ar.]
- FARZÂ -ile
( FARZEDELİM Kİ, DİYELİM Kİ, OLA Kİ [FARAZÂ yanlıştır!] )
- FARZAN ile FERZANEH
( FARZAN vs. FARZANEH )
( فرزان ile فرزانه )
( FARZAN ile FARZANEH )
- FARZ-I AYN ile/ve/<> FARZ-I KİFÂYE
( Herkes için geçerli olan durumların/konuların bilinmesi gerekli/zorunlu bilgiler/ilimler. İLE/VE Bazı kişilerin bilmesi yeterli olan bilgiler/ilimler. )
- FAŞÂFEŞ[Fars.] ile FEŞFEŞE[Fars.]
( Atılan okun havada çıkardığı ses. İLE Hışırtı. )
- FASÂHAT[Ar.] ile FAZÂHAT[Ar.]
( İyi ve açık konuşma, iyi söz söyleme becerisi, uzdillilik. İLE Alçaklık, edepsizlik. )
- FASARYA ile GÜRÜLTÜ/PATIRTI/KARIŞIKLIK
- FASİD ile BÂTIL
- FÂSİH[Ar. < FESH] ile FASÎH[Ar. çoğ. FUSAHÂ]
( İptal eden, bozan, çürüten, fesheden. İLE Güzel, düzgün ve açık konuşan, iyi söz söyleme becerisi olan. | Açık, âşikâr, sarih. )
- FÂSIK ile/ve/<> FÂCİR
- FASİKÜL/CÜZ ile BÖLÜM
- FASIL[Ar. çoğ. FUSÛL] ile FÂSIL[Ar. < FASL]
( Fasl. | Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. İLE Ayıran, bölen, fasleden. )
- FASIL ile FASILA ile FASILALI ile FASILASIZ ile FASIL HEYETİ
- FÂSILA:
SUGRÂ ile/ve/<> KÜBRÂ
( 3 harekeli ve 1 sakin. İLE/VE/<> 4'lü ya da üzeri. )
( [örnek] Kelebek. İLE/VE/<> Otomatik. )
- FÂSILA-YI SALTANAT -ile
( Yıldırım Beyazıt'ın esir düşmesinden sonra Çelebi Mehmet'in sultan olmasına kadar geçen süre. )
- FÂSILA-YI SUGRÂ[Ar.] ile FÂSILA-YI KÜBRÂ[Ar.]
( Üç harekeli ve bir sâkin harften oluşan dört harfli sözcük.[vatanım gibi] İLE Dört harekeli ve bir sâkin harften oluşan dört harfli sözcük.[vatanımız gibi] )
- FAŞİSTLEŞMEK ile FAŞİSTLEŞTİRMEK ile FAŞİST/LİK
- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK" ile/değil/yerine !ZORBA/LIK
- FASİT/LİK ile FASİT DAİRE
- FASİYAL PARALİZİ ile/||/<> TRİGEMİNAL NEVRALJİ
( Yüz kaslarının zayıflığı ya da kötürümlüğü. İLE/||/<> Yüzde ani ve şiddetli ağrı atakları. )
- FAŞİZM ile/ve SOYKIRIM
- FASL[< FUSÛL] -ile
( AYIRMA, AYRILMA | KESİNTİ | BÖLÜM )
- FASL[Ar.] ile FETH[Ar.]
- FASL[Ar.] ile FETK[Ar.]
- FASL[Ar.] ile KAT'[Ar.]
- FASL-VASL ile/ve HAŞR-NEŞR
- FASM[Ar.] ile KASM[Ar.]
- FASON[Fr.] ile FASONE[Fr.]
( Kesim. İLE Çözgü ya da atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. | Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği. )
- FASON ile FASONE ile FASON MAL ile FASON İMALAT ile FASON ÜRETİM
- FASON ile/ve TAŞERON
- FASS[çoğ. FUSÛS] -ile
( TAŞIN YÜZÜKTE OTURDUĞU YUVA | YÜZÜK TAŞI )
- FASTİ -ile
( Roma'da kutsal takvim. )
- FASULYE ile FASULYE KABUĞU
( BEAN vs. BEAN POD )
( لوبيا ile باقا ile غلاف باقلا )
( LOBYA ile باقا ile GHLAF BAGHALA )
- FASULYE ile FASULYE PİYAZI ile FASULYE PİLAKİSİ
- FASULYE ile SOYA[Mançu dilinden]
( ... İLE Yağ çıkarılan, bir cins fasulye. )
( ... cum SOIA HISPIDA )
- FASULYE/BEZELYE ile HİNTBEZELYESİ
( ... İLE Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzeyen bir bitki. )
( ... cum C. INDICUS )
- FAT32 ile/ve NTFS
- FATEMEH ile FATEMEH BEYGOM ile FATEME HATUN
( FATEMEH vs. FATEMEH BEYGOM vs. FATEMEH KHATUN )
( فاطمه ile فاطمهبيگم ile فاطمهخاتون )
( FATEMEH ile فاطمهبيگم ile فاطمهخاتون )
- FÂTİH[Ar. < FETH] ile FÂTİH[Ar.]
( Açan. | Anahtar. İLE Kendini açan/feth eden. )
- FATİH ile FATİHA
- FATİHÂ ile HER REK'ATIN FATİHÂ'SI
- FÂTİHA-HÂN[Ar.] ile FÂTİHÂN[Ar.]
( Birinin ruhuna Fatiha suresi okuyan. İLE Fethedenler, fatihler. )
- FATİHÂ'YA İZNİ OLMAK ile/ve FATİHÂ'SI DÜZGÜN OLMAK
- FATÎN/E[Ar. < FITNAT] ile FÂTİN[Ar. < FİTNE]
( Zeki, akıllı, uyanık, anlayışlı, kavrayışlı. İLE Fitneci. )
- FÂTİR[Ar.] ile FATÎR[Ar.] ile FATR[Ar. çoğ. FUTUR]
( Füturlu, durgun, gevşek. | Az sıcak, ılık olan. İLE Mayasız saç ekmeği, bazlama. | Bir çeşit pasta. | Olmamış, derecesini bulmamış şey. İLE Çatlak, yarık. | Mantar. )
- FÂTIR ile/ve HÂLİK
- FATMA ile/ve/||/<> FATMA
( [Osmanlı döneminde] [Müslümanlar için "TI" ile yazılan.] İLE/VE/||/<> Müslüman olmayanlar için "TE" ile yazılan. )
- FATOU LEMMA ile/||/<> MONOTONE CONVERGENCE
( Fatou alt limit eşitsizliği, monotone tam eşitlik. )
( Formül: Inequality İLE equality )
- FATR[Ar.] ile Fİ'L[Ar.]
- FATURA ile İRSALİYELİ FATURA
- FATURA ile/ve/değil/yerine İRSALİYELİ FATURA
- FATURALAMAK ile FATURALATMAK ile FATURALANDIRMAK ile FATURA ile FATURALI ile FATURASIZ/LIK ile FATURALI HAT ile FATURASIZ HAT ile FATURALI YAŞAM
- FAUL ile FAUL YAPMAK
( FOUL vs. FOUL PLAY )
( ناجوانمردانه ile چرک شدن ile گير ناپاک ile ناجوانمردي ile کار نادرست )
( NAJAVANMARDANEH ile CHARK SHODAN ile GYR NAPAK ile NAJAVANMARDY ile KAR NADREST )
- FAUL ile FAULLÜ ile FAULSÜZ
- FAUNA ile FAUNA DİZİNİ
( FAUNA vs. FAUNA DIRECTORY )
( زيا ile جان داران ile جانور نامه )
( زيا ile JAN DARAN ile JANOR NAMEH )
- FAURE-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAURE GÖZESİ/PİLİ
- FAURE CELL[İng.] / CELLULE DE FAURE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAURE PİLİ
- FAVORİ[Fr.] ile FAVORİ[Fr.]/DULUK[Tr.]
( Gözde. İLE Sakal. )
- FAVORİ ile KAYIRMACILIK
( FAVORITE vs. FAVORITISM )
( موردعلاقه ile محبوب ile سوگلي ile مورد پدند ile مورد علاقه ile سوگيري ile پارتي بازي )
( MOORDALAGHEH ile MOHBUB ile سوگلي ile MOORD PEDAND ile MOORD ALAGHEH ile سوگيري ile PARTY BAZY )
- FAVORİ/LİK ile FAVORİLİ ile FAVORİSİZ
- FAYANS ile FAYANSÇI/LIK
- FAYDALANILMAK ile FAYDALANDIRILMAK
- FAYDALANMAK ile FAYDALANDIRMAK ile FAYDALANABİLMEK ile FAYDA ile FAYDACI/LIK ile FAYDALI/LIK ile FAYDASIZ/LIK ile FAYDASIZCA
- FAYDALANMAK ile SÖMÜRÜ ile SÖMÜRÜLEN
( EXPLOIT vs. EXPLOITATION vs. EXPLOITED )
( دوشيدن ile استثمار کردن ile استخراج کردن ile بهره برداري ile استثمار ile مستخرج )
( دوشيدن ile ESTESMAR KARDAN ile ESTEKHARAJ KARDAN ile BACPAREH BARDARY ile ESTESMAR ile مستخرج )
- USEFUL BEAM[İng.] / FAISCEAU UTILE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAYDALI DEMET
- NUTZLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI GÜÇ
- NÜTZLICHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI IŞINIM
- USEFUL PENETRATION DEPTH[İng.] / PROFONDEUR DE PÉNÉTRATION UTILE[Fr.] / NÜTZLICHE EINDRINGTIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAYDALI NÜFUZ DERİNLİĞİ
- FAYDALI ile İYİLİK ile HAYIRSEVER ile YARARLI ile YARARLANICI ile FAYDA ile FAYDALANMAK ile FAYDALAR
( BENEFIC vs. BENEFICENCE vs. BENEFICENT vs. BENEFICIAL vs. BENEFICIARY vs. BENEFIT vs. BENEFITING vs. BENEFITS )
( فايده برنده ile نيکوکاري ile نکويي ile صاحب کرم ile منان ile نيک کردار ile منعم ile سودمند ile افاضه ile نافع ile بااستفاده ile باصرفه ile ذينفع ile بهره گرفتن ile مستفيض ile سود بردن ile احسان کردن ile فايده بردن ile منتفع کردن ile فايده ile سود ile توشه برگرفتن ile مزيت دادن ile منتفع شدن ile مفيد بودن ile توشه برداشتن ile فايدهرساندن ile منتفع ile متمتع ile حقوق و مزايا ile خواص ile مزايا ile حقوقومزايا )
( FAYDAH BARANDEH ile NEYKOKARY ile نکويي ile SAHEB KARAM ile MENAN ile NEYK KARDAR ile MANAM ile SOODMAND ile AFAZEH ile NAFE ile BAESTEFADEH ile BASERFEH ile ZEYNAF ile BACPAREH GARAFTAN ile مستفيض ile SOOD BARDAN ile EHSAN KARDAN ile FAYDAH BARDAN ile MONTAF KARDAN ile FAYDAH ile SOOD ile TOOSHEH BARGARAFTAN ile MOZYT DADAN ile MONTAF SHODAN ile MOFYD BODAN ile TOOSHEH BARDASHTAN ile فايدهرساندن ile MONTAF ile MOTEMOTE ile HOQUQ VE MOZAYA ile KHAVAS ile MOZAYA ile حقوقومزايا )
- FÂYİH[Ar.] ile FÂYİHA[Ar. çoğ. FEVÂYİH]
( Kendiliğinden dağılan güzel koku. İLE Çiçek ve meyve kokusu. | Hoş kokulu nesne. )
- FAYTON ile FAYTONCU/LUK
- ANGLE DE LA PHASE[Fr.] / PHASENWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ AÇISI
- DISCRIMINATEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENDISKRIMINATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ AYIRACI
- DIVISEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENSPLITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ BÖLÜCÜ
- PHASE SOLUBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ
- PHASE SOLUBILITY ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ ÇÖZÜNÜRLÜK ANALİZİ
- FAZ DEĞİŞİM MALZEMESİ ile/||/<> TERMOELEKTRİK MALZEME
( Faz değişim malzemesi ısıyı gizli ısı olarak depolarken İLE termoelektrik malzeme ısıyı elektriğe çevirir )
( Formül: Parafin mumu )
- PHASE EQUILIBRIA[İng.] / ÉQUILIBRE DE PHASE[Fr.] / PHASENGLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ DENGESİ
- INVERSION DE PHASE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAZ DÖNMESİ
- PHASENUMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ DÖNÜŞÜMÜ
- PHASENINVERSION, PHASENUMKEHR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ EVİRMESİ
- PHASENÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ GEÇİŞİ
- PHASENGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ HIZI
- FAZ İLE KRİTİK NOKTA İLE ÜÇLÜ NOKTA ile/||/<> FAZ GEÇİŞLERİ
( Maddenin hal değişim noktaları. )
( Formül: dP/dT = ΔH/TΔV )
- PHASENSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KARARLILIĞI
- PHASENSCHIEBER-OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KAYDIRICI OSİLATÖR
- OSCILLATEUR À DÉPHASAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= FAZ KAYMALI OSİLATÖR
- DÉPHASAGE[Fr.] / PHASENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KAYMASI
- PHASENMODULIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEMELİ DALGA
- MODULATION DE PHASE[Fr.] / PHASENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEMESİ
- MODULATEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENMODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ KİPLEYİCİ
- PHASE RULE[İng.] ile/değil/yerine/= FAZ KURALI
- RELAIS DE PHASE[Fr.] / PHASENRELAIS[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ RÖLESİ
- BORNE DE LA PHASE[Fr.] / PHASENGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ SINIRI
- PHASENUMKEHR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ TERS ÇEVRİMİ
- PHASE TITRATION[İng.] / PHASE TITERN[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ TİTRASYONU
- GÉNÉRATEUR DE PHASE[Fr.] / PHASENGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ ÜRETECİ
- ASSORTIMENT DE LA PHASE[Fr.] / PHASENANPASSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ UYUMU
- ESPACE DES PHASES[Fr.] / PHASENRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= FAZ UZAYI
- FAZ UZAYI ile/||/<> KONFİGÜRASYON UZAYI
( Faz uzayı (q,p) 2n boyutlu, konfigürasyon sadece q n boyutlu. )
( Formül: (q ilep) İLE sadece q )
- FAZ UZAYI ile/ve/||/<> TERSİNEMEZLİK
( ... ile/ve/||/<> 10[üzeri 10 üzeri 25] [olasılıksızlık] )
( m = 3, n= 3 [1/4060]
m = 4, n= 4 [1/10.000]
m = 5, n= 5 [1/100.000] )
- FAZ UZAYI ile/||/<> TERSİNEMEZLİK
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- FAZ ile FAZ KALEMİ
- FAZ[Ar. < Fr. < Yun.] ile FAZZ[Ar.]
( Evre, safha. İLE Huysuz, kötü sözlü, kaba. )
- FAZ ile İKİ FAZLI
( ... İLE Aralarında, devrenin dörtte biri kadar faz farkı olan. [Aynı frekans ve genlikte, iki alternatif akım ya da gerilim.] )
- FÂZA[Ar.] ile SÂLE[Ar.]
- FÂZÎH/A[Ar.] ile FAZÎHA[Ar. çoğ. FAZÂYİH]
( Utanmaz, rezil. | Çirkin, fena. İLE Edepsizliği, alçaklığ gerektiren iş/şey. )
- FAZIL BEY ile VECİHİ HÜRKUŞ
( )
( 
Hava Şehitleri, 1935'ten bu yana her yıl 15 Mayıs'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. )
- FAZİLET ile/ve EDÂ
- FAZİLET ile FAZİLETLİ/LİK ile FAZİLETSİZ/LİK
- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT
( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )
- FAZL[Ar.] ile İHSÂN[Ar.]
- FAZLA ALÇAKGÖNÜLLÜKTE/TEVÂZÛDA:
RİYÂ ile/ve/||/<> GERÇEK
( Fazla tevâzû gösterme, riyâdan sayarlar. İLE/VE/||/<> Fazla tevâzû gösterme, gerçek sayarlar. )
( [Fazla alçakgönüllük göstermek] İkiyüzlülük olarak yorumlanabilir. İLE/VE/||/<> İncelik olarak yorumlanmayıp çarpıtılarak, genelde de bilindiğiniz ya da göründüğünüz kadar incelikli olmadığınız biçiminde yorumlanabilir. )
- FAZLA BİLGİ ile FAZLADAN BİLGİ
( EXCESS INFORMATION vs./and EXTRA INFORMATION )
- FAZLA FAZLA ile/değil FASLA FASLA
( ... İLE/DEĞİL Yer yer. )
- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA! ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!
( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )
- FAZLA KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK
( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/ya da bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )
- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET
( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )
- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK
( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )
- FAZLA ile/ve ÇEŞİTLİ
- FAZLA ile ÇOK
( EXCESS vs. MANY )
- FAZLA ile/ve/değil ETKİN
( [not] EXCESS vs./and/but ACTIVE | EFFECTIVE )
- FAZLA ile/ve/değil GEREKSİZ
( [not] EXCESS vs./and/but UNNECESSARY )
- FAZLA ile/ve/değil HIZLI
( [not] EXCESS vs./and/but FAST )
- FAZLA ile ÖTE
( MORE vs. BEYOND )
- FAZLA ile/ve SORUN
( EXCESS vs./and PROBLEM )
- FAZLA ile/ve/yerine/değil YETERİNCE
( [not] EXCESS vs./and/but ADEQUATELY/SUFFICIENTLY
ADEQUATELY/SUFFICIENTLY instead of EXCESS )
- FAZLA/BOŞ/BOŞUNA ile/ve/değil/yerine GEREKLİ/LİK
- FAZLALAŞMAK ile FAZLALAŞTIRMAK ile FAZLA/LIK ile FAZLACA
- | FAZLALIK ve GEREKSİZ | ile/değil/yerine CANIMIZ
( Kenara çekilen. VE Ardımızda olan/kalan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanımızda olan, yanında olduğumuz. )
- FAZLALIK ile/ve AİDİYET
( EXCESS vs./and STATE OF BELONGING )
- FAZLALIK ile AŞIRILIK
( EXCRESCENCE vs. EXCRESCENCY )
( رويش ناهنجار ile رويش ناهنجارنسوج )
( ROYSH NANPANJAR ile ROYSH NANPANJARENSOJ )
- FAZLA/LIK ile/değil AŞKIN/LIK
- FAZLALIK ile OBUR
( GLUT vs. GLUTTON )
( سيراب کردن ile پرخور ile شکم پرست )
( SYRAB KARDAN ile PORKHOR ile SHKAM PAREST )
- FBI ile/ve/||/<> CIA
( Federal Bureau of Investigation İLE/VE/||/<> Central Intelligence Agency )
- FCC İLE BCC İLE HCP ile/||/<> KRİSTAL ÖRGÜ TÜRLERİ
( Yaygın kristal yapılar. )
( Formül: APF = 0.74 İLE 0.68 İLE 0.74 )
- FCC İLE BCC İLE HCP ile/||/<> METAL KRİSTAL YAPILARI
( Metallerin üç temel paketlenme şekli. )
( Formül: CN: FCC=12 İLE BCC=8 İLE HCP=12 )
- FEATHER ANALYSIS[İng.] / FEATHER/SCHE-ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= FEATHER ÇÖZÜMLEMESİ
- FECAÂT ile VEHÂMET
- FECİ ile FECİR
- FECR (VAKTİ) ile FECR-İ KÂZİB[YALANCI FECR] ile FECR-İ SÂDIK[HAKİKİ FECR]
( Sabaha karşı, güneş doğmadan önce, ufkun gün doğusu tarafından görünen aydınlığı, tan yerinin ağarması. İLE Sabaha karşı, doğuda, amûdî biçimde görülen aydınlık. [Sahura kalkış.] İLE Şafak sökme, sabah, imsak. )
- FECR-İ ÂTÎ ile/ve/<>/> MİLLÎ EDEBİYAT
( )
( )
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATKI
- FEDÂ ile/değil/yerine/>< ELVEDÂ
( Sevene can fedâ; sevmeyene elvedâ. )
- FEDA ile FEDAİ/LİK ile FEDAİCE
- FEDÂÎ/SERDENGEÇTİ[Ar.] ile FEDÂKÂR/FİDÂ-KÂR[Ar., Fars.]
( Evre, safha. İLE Kendini ya da kişisel çıkarlarını esirgemeyen, fedâ eden, cömert, eli açık. )
- FEDÂKÂRLIK:
YAPTIKLARIN ile/değil YAPMADIKLARIN
( Başkaları için. İLE/DEĞİL Kendin için. )
- FEDÂKÂR/LIK ile CÖMERT/LİK
( Yapayalnızken ya da birşeylerle, birileriyle çatışırken başkalarına karşı daha cömert olmalı ama birey olarak da kendine saygı duymalıdır. )
( Cömert cömert derler maldan ederler, yiğit yiğit derler candan ederler. )
( AKI / BÂSİK[Ar.]: Cömert. )
- FEDAKARLIK ile FEDAKAR ile FEDAKAR
( ALTRUISM vs. ALTRUIST vs. ALTRUISTIC )
( غيرپرستي ile نوع پرستي ile بشردوستي ile نوعدوست ile نوعدوستانه )
( غيرپرستي ile NO PARESTY ile BESHARDOSTY ile NODOOST ile NODOOSTANEH )
- FEDAKAR/LIK ile FEDAKARCA
- FEDÂ(KÂRLIK) ile/<> FERÂGAT
( Sadakat. İLE/VE/||/<> Sevgi. )
( Mal/dan vermek. İLE/VE/||/<> "Can vermek" ve candan vermek. )
( Babadan gelen. İLE/VE/||/<> Anneden gelen. )
( Bedel ödemek. İLE/VE/||/<> Muhabbet. )
- FEDÂKÂRLIK ile "GERİ ADIM ATMA"
- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK
- FEDÂKÂRLIK ile KATLANMA
( EXTREME DEVOTION vs. TO BEAR )
- FEDERAL DEVLET ile/||/<> FEDERASYON
( İçişlerinde geniş ölçüde bağımsız, dışişlerinde ortak bir kuruluşla temsil edilen devletlerin birleşmesinden oluşan devlet türü. İLE/||/<> Küçük devletlerin tek bir devlet konumuna gelmek için yaptığı ortaklık, devletler birliği. )
- FEDERAL ile FEDERALİZM ile FEDERASYON ile FEDERASYON
( FEDERAL vs. FEDERALISM vs. FEDERATE vs. FEDERATION )
( فدرال ile اتحادي ile فدراليسم ile متعهد کرد ile فدراسيون )
( FADRAL ile اتحادي ile فدراليسم ile MOTEAD KARD ile FADRASYVAN )
- FEDERALLEŞMEK ile FEDERAL ile FEDERALİST ile FEDERALİZM
- FEDERASYON ile KONFEDERASYON
( Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi. | Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği. İLE Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip öteki alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu. | Çeşitli ortaklıkların, daha çok sendikaların kümeleşmesi. )
- FEDERE ile FEDERASYON
- FEEDBACK İNHİBİSYON ile/||/<> FEED-FORWARD
( Feedback ürün inhibe, feed-forward substrat aktive. )
( Formül: Negatif İLE pozitif )
- FEHAMET ile FEHAMETLİ
- FEHÂMETLÜ DEVLETLÜ ile ÜBBEHETLÜ DEVLETLÜ
( Sadrazamlara, Mısır hidivi ve yabancı prenslere, eyalet beylerine hitapta kullanılan unvan. İLE Sadrazamlık etmişlere hitapta kullanılan unvan. )
- FEHÎM[Ar. < FEHM] ile FEHM[Ar.]
( Zeki, anlayışlı, akıllı. İLE Anlama, anlayış. )
- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET
( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )
- FEHM ile/ve FİKİR
( Tekrar vardır. İLE/VE Hareket vardır. )
- FEHM[Ar.] ile 'İLM[Ar.]
- FEHM ile TEDEKKÜR ile TEFEKKUH
- FEHVÂ -ile
( MÂNÂ, ANLAM, MEFHUM, KAVRAM )
- FEHVÂ[Ar. çoğ. FEHÂVÎ] ile FEHVÂSINCA[Ar., Tr.]
( Anlam, mânâ, kavram, mefhum. İLE Uyarınca, sözü gereğince. )
- FEHVA'L-HİTÂB[Ar.] ile DELÎLU'L-HİTÂB[Ar.]
- FEİGENBAUM SABİTİ ile/||/<> ALTIN ORAN
( Feigenbaum δ=4.669 kaos, altın oran φ=1.618 geometri. )
( Formül: Evrensel kaos İLE estetik )
- FEK ile FEKE
- FEKAL MİKROBİYOTA TRANSPLANTASYONU ile/||/<> PROBİYOTİK TEDAVİSİ
( Fekal mikrobiyota transplantasyonu (FMT) tüm mikrobiyota topluluğunun aktarımı İLE probiyotik tedavisi seçilmiş bakterilerin verilmesidir. FMT daha kapsamlı İLE probiyotikler daha güvenli ve kolay uygulanır. )
- FEKAL ile FEKAL-ORAL YOL
( Dışkısal. İLE Dışkı-ağız yolu. )
- FEL ile FELÇ ile FELÇLİ/LİK
- FELÂ[Ar.] ile FELÂH[Ar.] ile FELAH[Ar.]
( O halde, o zaman. İLE Kurtuluş, selâmet, onma. | Mutluluk, kutluluk. İLE Başlangıç, iptida. )
- FELAKET ile FELAKET NİTELİĞİNDE
( CATASTROPHE vs. CATASTROPHIC )
( بلاي ناگهاني ile مصيبت ile فاجعه انگيز )
( BELAY NAGEHANY ile MOSYBAT ile FAJEEH ENGYZ )
- FELAKET ile FELAKETLER ile FELAKET
( DISASTER vs. DISASTERS vs. DISASTROUS )
( فجيعح ile نائبه ile فاجعه ile ستاره بدبختي ile مصيبت ile فجايع ile مصيبت آميز )
( فجيعح ile نائبه ile FAJEEH ile SETAREH BADBAKHTY ile MOSYBAT ile FEJAYE ile MOSYBAT AMYZ )
- FELAKET ile FELAKETLİ
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FELAKETLER ile FELAKET ile FELAKET
( CALAMITIES vs. CALAMITOUS vs. CALAMITY )
( بليات ile مصائب ile مصيبت بار ile پربلا ile ويل ile بلا ile بليه ile آفت )
( بليات ile MOSAEB ile MOSYBAT BAR ile پربلا ile ويل ile BELA ile بليه ile AFT )
- FELDİSPAT[Alm.]:
POTASYUMLU | SODYUMLU | KALSİYUMLU ile DİYABAZ[Fr. < Yun.]
( Silikatlı mineral grubu. İLE Feldispatlardan, bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş, yeşil renkli bir kütle. [PLAJİYOKLAZ[Fr. < Yun.]: Dilinimleri, birbirine göre eğik durumda, kalsiyum ve sodyum içeren feldispat. | OJİT[Fr. < Yun.]: Yanardağ kütlelerinde bulunan ve feldispatla birlikte bazaltların temelini kuran, piroksen cinsinden mineral madde.] )
( En önemli, silikatlı mineral öbeği. )
- FELDİSPAT ile PLAJİYOKLAZ[Fr. < Yun.]
( ... İLE Dilinimleri bribirine göre eğik bir durumda kalsiyum ve sodyum içeren feldispat. )
- FELDİSPAT ile SANİDİN[Fr. < Yun.]
( ... İLE Volkanik kayaçlarda bulunan, ortoz feldispat türü. )
- FELDİSPAT[Alm.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE]
( Silikatlı mineral grubu. İLE Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü. )
- FELEK[Pehlevice] ile KÖTÜLÜK TANRISI
( Kötülük tanrısı. )
(1996'dan beri)