Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.136 başlık/FaRk ile birlikte,
125.136 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(447/502)


- TERAKÜM | BİRİKME ile/||/<> BİRİKME

( 1 Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi 2 Bir amaç için para biriktirme Bir yapıda kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi akümülasyon )

( ACCUMULATION | SEGREGATION )

( ACCUMULATION | SÉGRÉGATION )

( SEIGERUNG )


- TERAKÜM[Ar. < TERĀKUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BİRİKME


- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] ile/değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA


- TERAKÜM ile/||/<> FILLING[İng.] ile/||/<> COMBLEMENT[Fr.] ile/||/<> VERLANDUNG[Alm.] ile/||/<> DOLMA

( Sığ bir göl ya da körfezin dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi )

( FILLING )

( COMBLEMENT )

( VERLANDUNG )


- TERÂKÜM ile/||/<> PLEONASM[İng.] ile/||/<> PLÉONASME[Fr.] ile/||/<> PLEONASMUS[Alm.] ile/||/<> EK YIĞILMASI

( Bir ekin veya aynı görevi yüklenmiş şekilce farklı eklerin kelime içinde arka arkaya sıralanması olayı tigin tigi t ler prensler sler ler sizler Harz ik ev len ikisi bir arada üç ev len üçü bir arada kim i si EAT kul cug az kulcağız yer cüg ez oğur layın ca gizlice demin ce cik yavaş ça cık yavru cağ ız az rak ça kıa azıcık kiç kine gine pek küçük Kary kız gına ceh kızcağız as kın çak azıcık Anad ağzl ey ce ne ey ce men çabuk ça na vb Olayın meydana gelişi genellikle ilk ekin görevindeki bir aşınmanın sonucudur Bu durumda ilk ek ya birleştiği kelime ile kaynaşmış ve kendini şekilce korumuştur Yahut da sonradan gelen ek ile kaynaşarak birleşik bir ek oluşmuştur Bazen de eski ekin görevinde bir zayıflama söz konusu değildir Tek şekilden farklı görevlerin gelişmesi sonunda ikinci ek o kelimeye yeni bir görev yüklenerek gelmiştir Arapçadan dilimize çokluk şekilleriyle geçmiş olan evlat evrak talebe teşkilat gibi kelimelerin yeniden birer lar ler çokluk eliyle genişletilmeleri de ek yığılması niteliğindedir evlat lar evrak lar talebe ler teşkilat lar gibi )

( PLEONASM )

( PLÉONASME )

( PLEONASMUS )


- TERANE | DÖRDÜZ ile/||/<> DÖRDÜZ ile/||/<> DÖRDÜL

( Dört dizesi de birbiriyle uyaklı olan dördül dördül tümsecikler biyoloji Ahrep ve ahrem denilen aruz ölçüleriyle yazılan dört dizeli koşuk Birinci ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olur Üçüncüleri de uyaklı olanlara dördüz denir Dördüe iki koşa dübeyt da denir Bir merhaleden güneşle derya görünür Bir merhaleden her iki dünya görünür Son merhale bir faslı hazandır ki sürer Geçmiş gelecek cümlesi rüya görünür 1 Tüm kıyıları birbirine eşit olan dikdörtgen 2 Bu dikdörtgenle içinin bileşimi Tüm kıyıları eşit ve açıları dik olan dörtgen geometride kare cebirde matematik Düzlemde dik koordinat sistemindeki doğruların ortaya çıkardığı dört bölgeden herbiri dördül )

( QUADRIJUMEAUX, TUBERCULES )


- TERANE[Fars. < TERÂNE] ile/||/<> ...

( Divan edebiyatı terimi Rubaînin bir adı )


- TERANE[Fars. < TERĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERANE

( Ezgi makam nağme Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz )


- TERAPİ[Fr. < THÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİ (AROMATERAPİ, FİZYOTERAPİ, HİDROTERAPİ, KEMOTERAPİ, ODONTOTERAPİ, RADYOTERAPİ)


- TERAPİ/THERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞALTIM


- TERAPİ ile TERAPİST


- TERAPİST[Fr. < THÉRAPIST] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİCİ


- TERAS[Fr. < TERRASSE] ile/||/<> TARAÇA / SEKİ

( taraça seki terasse Türkçede taraça biçimi de geçer taraça )

( TERRASSE | TERASSE )


- TERAS ile/||/<> AYAZLIK


- TERAŞ[Fars. < TERĀŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TIRAŞ

( tıraş bıçağı tıraş fırçası tıraş köpüğü tıraş kremi tıraş losyonu tıraş makinesi tıraş sabunu tıraş tası dikine tıraş elmastıraş heykeltıraş kalemtıraş Saç veya sakalı kesme işi yülüme Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma belli bir biçim vermek için yontma Yalan asılsız bıktırıcı gereksiz söz )


- TERAŞE[Fars. < TERĀŞE] ile/değil/yerine/=/||/<> TİRŞE

( tirşe gözlü Yeşil ile mavi arası renk Bu renkte olan )


- TERAŞE[Fars. < TERĀŞE] ile/değil/yerine/=/||/<> TİRŞE

( parşömen Tezhipte kullanılmak üzere altın varak elde etmek için içine altın parçası konulup sarılarak dövülen deri )


- TERAS/LAMA[Fr.] ile/değil/yerine/= SEKİ/LEME


- TERASLAMAK ile TERASLANMAK ile TERAS


- TERATOLOJİ ile ...

( Ucubeleri inceleyen bilim dalı. )


- TERAVİH[Ar. < TERĀVĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAVİH

( teravih namazı Ramazan ayı boyunca yatsı namazından sonra kılınan namaz teravih namazı )


- TERAVİH ile/||/<> TERAVİH NAMAZI


- TERAVİH ile TERAVİH NAMAZI


- TERAZİ, KENDİNİ TARTAMAZ" ile/değil/yerine/||/<> MUM, DİBİNE IŞIK VERMEZ


- BALANCE ROOM[İng.] / SALLE DE PESÉE[Fr.] / WAAGE ZIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ ODASI


- TERAZİ[Fars. < TERĀZŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAZİ BURCU (TERAZİ BURCU)


- TERAZİ ile KABBÂN[Ar.] (KEPAN[Fars.])

( ... İLE Büyük terazi. )


- MİZAN[Osm.] / BALANCE[İng.] / BALANCE[Fr.] / WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ


- Terazi ile TERAZİ

( Burç. İLE Ölçme/tartma aleti. Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. | İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. | Gövdenin, asılarak ya da dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu. )


- TERAZİ ile TÎR-İ TERÂZÛ

( ... İLE Terazi kolu. )


- TERAZİLEMEK ile TERAZİLENMEK ile TERAZİ


- TERAZU[Fars. < TERĀZŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAZİ

( yaylı terazi kuyumcu terazisi su terazisi Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı mizan vezne Elektronik tartma aracı İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık su terazisi Vücudun asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu )


- TERBİ | DÖRDÜN ile/||/<> DÖRDÜN

( Ay ya da benzeri gökcisimleri tekerlerinin yarısının aydınlık olduğu evre astronomi )

( QUARTER )

( QUARTIER )

( MONDVIERTEL )


- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> DÖRTLEME

( 1 Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad 2 Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad Örn Aiskhylös Öresti ve Hauptmann Iphigenia dörtlemesi 1 Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad 2 Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü Halk edebiyatı terimi Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk astronomi 1 Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad 2 Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü )

( TETRALOGY | TRILOGY )

( TÉTRALOGIE | QUADRATURE | TRILOGIE )

( TETRALOGIE | TRILOGIE )

( TETRALOGIA )

( ΤΕΤΡΑΛΟΓΊΑ / τετραλογία )


- TERBİ | DÖRTLEME ile/||/<> ÜÇLEME

( 1. Antik tiyatroda oyun yazarının yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ve bir satır oyunun tümüne verilen ad. 2. Bir konunun dört ayrı aşamasını izleyen dört ayrı oyunun tümüne verilen ad. Örn. Aiskhylös: 'Öresti' ve Hauptmann' 'Iphigenia' dörtlemesi. @@ 1. Dört dizeli olmasından ötürü maniye verilen başka bir ad. 2. Dörder dizelik bağlamlardan oluşan türkü. @@ (Halk edebiyatı terimi) Dört dizeli bentlerden meydana gelmiş koşuk. @@ (astronomi) @@ 1. Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satir oyununun tümüne verilen ad. 2. Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü. )

( TETRALOGY | TRILOGY~TRILOGY )

( TÉTRALOGIE | QUADRATURE | TRILOGIE~TRILOGIE )

( TETRALOGIE | TRILOGIE~TRILOGIE )

( TETRALOGIA~TRILOGIA )

( ΤΕΤΡΑΛΟΓΊΑ / τετραλογία~ΤΡΙΛΟΓΊΑ / τριλογία )


- TERBÎ | DÖRTLÜK ile/||/<> DÖRTLÜK

( Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her i bir dilimi bir gezegenin uzanımının 90 olması durumu Halk yazmında dört dizeden oluşan en küçük koşuk birimi Düzlemde Dekart konaç dizgesini oluşturmaya yarayan konaç eksenlerinin düzlemde ayırdığı dört bölgeden her biri )

( QUADRATURE | QUADRANT )

( QUADRATURE | QUADRANT )

( QUADRATUR | QUADRANT )

( QUADRANS )


- TERBİ[Ar. < TERBİʿ] ile/||/<> ...

( Divan edebiyatı terimi Bir gazelin her beytine ikişer dize katma )


- TERBİ[Ar. < TERBĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖRDÜN | DÖRTLEME

( dördün dörtleme )


- TERBIUM[Fr.] ile/||/<> TERBİYUM[Fr. < TERBIUM]

( kimya )

( TERBIUM )


- TERBİUM[Fr. < TERBIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERBİYUM

( Atom numarası atom ağırlığı olan az bulunan bir element simgesi Tb )


- TERBİYE(EĞİTİM) ile/ve/> TÂLİM(ÖĞRETİM/ALIŞTIRMA) ile/ve/> TE'DİB(EDEB)(DAVRANIŞ/TUTUM)

( Davranış-eylem. İLE/VE Düşünce-bilgi. VE/> Terkib. )

( Göze dayanır. İLE/VE Kulağa dayanır. VE/> Davranıştır. )

( İyi-kötü. İLE/VE Doğru-yanlış. VE/> Güzel. )

( Örnek gerektirir. İLE/VE Bilen/hoca gerektirir. VE/> "Kişi kendin bilmek", haddini bilmek gerektirir. )

( Her yerdedir. İLE/VE Belirli bir yerdedir. VE/> Her yer ve zamandadır. )

( Bütüncüldür. İLE/VE Sıradüzenseldir. VE/> Estetiktir. )

( Kalb-i selîm. İLE/VE Akl-ı selîm VE/> Zevk-i selîm. )

( TO TRAIN vs./and PRACTICE/EXERCISE/DRILL and/> MANNER
Behaviour-action. VS./AND Idea-knowledge. AND/> Compound.
Base on eye. VS./AND Base on ear. AND/> Behaviour.
Good-bad. VS./AND Right-wrong. AND/> Beautiful.
Needed example. VS./AND Needed teacher. AND/> To know the self.
Everywhere. VS./AND Define place. AND/> Everywhere and anytime.
Integral. VS./AND Hierarchical. AND/> Aesthetical. )


- TERBİYE ETMEK:
ÇOCUKLARIMIZI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİMİZİ


- TERBİYE ETMEK ile/değil/yerine/= EĞİTMEK


- TERBİYE[< RÜBÜV, RUBUBİYET/RAB] ile ...

( BESLEYİP BÜYÜTME | EĞİTİM | GÖRGÜ | ALIŞTIRMA | HAFİF CEZALANDIRMA | TAVSİYE; KAYIRMA, KORUMA | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. )


- TERBİYE[< RÜBÜV] ile TELBİYE

( Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. İLE Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. )


- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/||/<> ...

( Dizgin Senirkent Isparta Amasya Yenikent Aksaray Niğde Anadolu ağızlarında da terbiye olarak kullanılır tirbiye koşum at takımı Arapçadan alınmıştır Arapça tarbiya öğretim yetiştirme Moğolca delbegen dizgin biçiminden geldiği yolundaki açıklamalar yanlıştır Bununla birlikte ağızlarda yulara takılan ip veya zincir olarak kullanılan çılbır da Moğolcadan kalma bir alıntıdır )


- TERBİYE[Ar. < TERBİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM | GÖRGÜ

( beden terbiyesi eğitim görgü Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma Eti pişirmeden önce çeşitli baharatlar yağ salça vb şeyler içinde bir süre bekletme Hayvanı alıştırma )


- TERBİYE[< RÜBÜV) ile TA'LÎM[< İLM]

( Besleyip, bütütme; Eğitim; Görgü; Alıştırma; Bedeni eğitmek. İLE Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. )


- TERBİYE ile/ve/||/<> TASFİYE ile/ve/||/<> TEZKİYE


- TERBİYE ile TERBİYE

( Besleyip büyütme. | Beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Tavsiye. | Kayırma, koruma. İLE Bazı yiyecekleri pişirmeden önce limon, salça gibi soslarda bekletme. )


- TERBİYE[Ar.] ile/ve/||/<>/> TERCİH[Ar.]


- TERBİYE ile YOK ETMEK


- TERBİYECİ ile/||/<> EDUCATOR, EDUCATIONIST[İng.] ile/||/<> ÉDUCATEUR, PÉDAGOGUE[Fr.] ile/||/<> EĞİTİMCİ

( 1 Eğitbilimde uzmanlaşmış kişi 2 Öğretmenlik eğitim yöneticiliği ya da eğitim uzmanlığı yaparak eğitim çalışmalarına katkıda bulunan kimse 3 Kendini eğitim çalışma ve sorunlarına vermiş olan ve bu alanda yapıtları olan kimse 4 Eğitimin kuramsal ve uygulamalı bir alanında yaptığı öğrenimle akademik yeterlik elde eden ve özellikle üniversitelerin eğitim bölümlerinde öğretim üyeliği görevinde bulunan kimselere verilen ad )

( EDUCATOR, EDUCATIONIST )

( ÉDUCATEUR, PÉDAGOGUE )


- TERBİYECİLİK ile/||/<> EDUCATIONISM, EDUCATIONALISM[İng.] ile/||/<> ÉDUCATIONISME[Fr.] ile/||/<> EĞİTİMCİLİK

( 1 Eğitimin insan yaşayışına istenilen yönü verebileceğini toplumsal ilerlemede eğitim önlemlerinin ve etkinliklerinin çok önemli katkısı bulunduğunu ileri süren görüş 2Eğitme işi eğitimcilerin uğraşısı )

( EDUCATIONISM, EDUCATIONALISM )

( ÉDUCATIONISME )


- TERBİYE-İ BEDENİYE, BEDEN TERBİYESİ | BEDEN EĞİTİMİ ile/||/<> BEDEN EĞİTİMİ

( 1 Cimnastik oyun ve spor gibi eğitici bütün beden alıştırmalarını kapsayan genel kavram 2 Öğrencilerin bedensel gelişimi için zorunlu devinim gereksinmelerini karşılamak topluluk oyunları ve başka etkinliklerle kişilik ve önderlik yeteneklerini arttırmak dengeli bir ruh ve beden gücü elde etmelerine olanak sağlamak amacıyla her dereceli okul programında yer alan ders Oyun cimnastik ve spor gibi eğitici bütün vücut alıştırmalarını kapsayan genel kavram )

( PHYSICAL EDUCATION )

( ÉDUCATION PHYSIQUE )

( LEIBESERZIEHUNG )


- TERBİYELEMEK ile TERBİYESİZLEŞMEK ile TERBİYE ile TERBİYECE ile TERBİYECİ/LİK ile TERBİYELİ/LİK ile TERBİYESİZ/LİK ile TERBİYESİZCE ile TERBİYELİ KÖFTE ile TERBİYELİ ÇORBA


- [ne yazık ki]
TERBİYESİZ ile/değil/yerine DİK KAFALI


- TERBİYESİZ ile HERGELE[Fars. | çoğ. HERÂGİ]

( ... İLE Terbiye ve görgüden uzak, bayağı, aşağılık kişi. | Eşek sürüsü. | Binek ve taşıta alışmamış huysuz hayvan. )


- TERBİYESİZCE ile/||/<> TERBİYESİZCESİNE


- TERBİYESİZLEŞMEK | TERBİYESİZLİK ile/||/<> EDEPSİZLEŞMEK | EDEPSİZLİK


- TERBİYESİZLİK ile/ve/değil/<> İNAT


- [ne yazık ki]
TERBİYESİZLİK ile/ve/||/<>/< KEYFİYET


- TERBİYESİZ/LİK ile/ve SALAK/LIK, SALOZ[argo]


- TERBİYESİZ/LİK ile/ve "ŞEREFSİZ/LİK"


- TERBİYEVÎ | EĞİTİCİ ile/||/<> EĞİTİCİ

( Eğitimi sağlayan eğitmeye elverişli ya da eğitsel değerleri bulunan Hayvanları becerili yapan eğitici )

( EDUCATIVE | TAMER | TUTORIAL )

( ÉDUCATIF | DOMPTEUR )

( DOMPTEUR, TIERBÄNDIGER )


- TERBİYEVİ FİLM ile/||/<> EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM[İng.] ile/||/<> FİLM ÉDUCATİF[Fr.] ile/||/<> LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM[Alm.] ile/||/<> EĞİTİCİ FİLM

( Sinema Belirli bir konuda eğitmek özellikle bir meslek konusunda yetişkinlere bilgi vermek amacıyla hazırlanmış film )

( EDUCATIONAL FILM, TRAINING FILM )

( FILM ÉDUCATIF )

( LEHRFILM, ERZIEHUNGSFILM, BILDUNGSFILM )


- TERBİYEVİ[Ar. < TERBİYEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİMSEL


- TERBİYEVİ ile/||/<> PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL[İng.] ile/||/<> PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF[Fr.] ile/||/<> EĞİTSEL

( Eğitim değeri eğitici yönü bulunan eğitme ile ilgili )

( PEDAGOGICAL, EDUCATIONAL )

( PÉDAGOGIQUE, ÉDUCATIF )


- TERBİYEVÎ/PEDAGOJİK ile/değil/yerine/= EĞİTİMSEL/EĞİTSEL


- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM


- TERCAN ile/||/<> ...

( Koyun derisinden yapılan torba Buruncuk Yerköy Yozgat )


- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]

( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )


- TERCİBEND[Ar. < TERCĪʿ + Fars. BEND] ile/değil/yerine/=/||/<> TERCİİBENT

( Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi )


- TERCİH ile/ve/değil EŞİK


- TERCİH ile/ve/||/<> İHTİYÂR ile/ve/||/<> MUHTAR


- TERCİH ile/ve TERCİH-BİLÂ-MÜRACCAH


- TERCİH ile TERCİHLİ YOL


- TERCİH ile/ve/değil TEVHİD(BİREŞİM) NOKTASI


- TERCİH ile/değil/yerine/= YEĞLEME


- TERCİH[Ar. < TERCĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> YEĞLEME


- TERCİHANE[Ar. < TERCİʿ + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERCİHANE

( Terciibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent )


- TERCİHANE/TERCİHANE[Ar. < TERCİʿ + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> TERKİPHANE/TERKİBHANE[Ar. < TERKĪB + Fars. ḪĀNE]

( Terciibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent )


- TERCİHANE[Ar. < TERCİʿ + FARS. < HÂNE] ile/||/<> TERKİPHANE

( Terci-i bendin bağlamlarından her biri. @@ (Divan edebiyatı terimi) Tercii bentlerde bentlerin her biri. )


- TERCİHANE ile/||/<> TERCİHANE[Ar. < TERCİʿ + FARS. < HÂNE]

( Tercii bendin bağlamlarından her biri Divan edebiyatı terimi Tercii bentlerde bentlerin her biri )


- TERCİHEN[Ar. < TERCĪḤEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERCİHEN

( Yeğleyerek yeğleme yolu ile )


- TERCİHİM, BU/ŞU/O ile/ve/<>/değil/yerine TERCİHİM, BU/ŞU/O YÖNDE


- TERCÜMAN[Ar. < TERCEMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEVİRMEN


- TERCÜMAN[Ar.] ile/değil/yerine/= DİLMAÇ/ÇEVİRMEN


- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRİ

( Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )

( TRANSLATION | TRANSLATE | TRANSLATOR )

( TRADUCTION | TRADUIRE | TRADUCTEUR )

( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN )

( TRANSLATIO )

( TRADUZIONE )

( ΜΕΤΆΦΡΑΣΗ / μετάφραση )


- TERCÜME | ÇEVİRİ ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEN

( Bir dilden bir dile yapılan aktarma, bir yapıtın başka bir dile aktarılması. @@ 1. Bir yapıtın, bir dilden başka bir dile aktarılması. 2. Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt. )

( TRANSLATION | TRANSLATE | TRANSLATOR~TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION~TRANSLATOR )

( TRADUCTION | TRADUIRE | TRADUCTEUR~TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR~TRADUCTEUR )

( TRANSLATIO~...~... )

( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN~DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN~ÜBERSETZER )

( TRADUZIONE~GIRARE~TRADUTTORE )

( ΜΕΤΆΦΡΑΣΗ / μετάφραση~ΓΎΡΙΣΜΑ / γύρισμα~ΜΕΤΑΦΡΑΣΤΉΣ / μεταφραστής )


- TERCÜME ETMEK | ALMAK, ÇEKMEK, FİLM ALMAK, FİLM ÇEKMEK, FİLME ÇEKMEK, TERTİP ETMEK, MANZARA ALMAK, DÖNDÜRMEK, AHZ ETMEK, SHO(O)T ETMEK | TERCÜME | KONVERSİYON | ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRMEK ile/||/<> ÇEVİRME ile/||/<> ÇEVİRİ

( çeviri Bir dilde yazılmış yapıtları başka bir dile aktarmak Sinema Çevirim eylemi televizyona almak Yüz üstü yere yapışmış bir güreşçiyi oyun ve güç yolu ile sırt üstü getirme I Bir dilde anlatılanı başka bir dilde anlatmak üzere dönüştürmek II Verinin taşıdığı bilgiyi değiştirmeksizin gösterim biçimini değiştirmek örn kök çevirme düğüm çevirme örnekselden sayısala çevirme Tamçevirme ya da yarıçevirmenin ortak adı Vücudun türlü bölümlerinde eklemlerin verdiği olanak oranında bileşik eksende yapılan devinim türü Çekirdek tepkime kabında bir gereci bölünebilir özdek durumuna getirme süreci Örn Th232nin U233e çevrilmesi Bir birim dizgesinden başka birine örneğin c g s ten M K S e geçmek Bağlı ortaklık hisselerinin ana şirket ortaklarına verilmesiyle gerçekleştirilen şirket ayırma ve veya satma biçimi tercüme Yavrunun doğum için uygun gelişe çevrilmesi işlemi versiyon Bir dilden bir dile yapılan aktarma bir yapıtın başka bir dile aktarılması 1 Bir yapıtın bir dilden başka bir dile aktarılması 2 Bir dilden bir başka dile aktarılan yapıt )

( TRANSLATE | SHOOT, TAKE, FILM, CINEMATOGRAPH | CONVERT | INVERSION | CIRCLING | CONVERSION | SPIN-OFF | ASSEMBLY | DIAL | FLIP | SPIN | VERSION )

( TRADUIRE | TOURNER, FILMER, CINÉ-MATOGRAPHIER, FAIRE UN FILM, PRENDRE (UN FILM) | CONVERTIR (DES DONÉES) | CIRCUMDUCTION | CONVERTISSEMENT | CONVERTIR )

( DREHEN, FILMEN, VERFILMEN, AUFNEHMEN, FILMAUFNEHMEN | KREISEN | UMSETZUNG | UMWANDELN )


- TERCÜME[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= ÇEVİRMEK


- TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEVİRİ (TERCÜMEİHÂL, HÂL TERCÜMESİ)


- TERCÜME ile/değil/yerine/= ÇEVİRİ


- TERCÜME ile/ve/<>/değil/yerine TE'LİF


- TERCÜME ile/||/<> TERCÜME[Ar. < TERCEME]

( Elçi RNAda mRNA kotlanmış olan genetik bilginin çözülerek belli bir proteinin sentezlenmesi olayı Translasyon çevirme mRNA nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi translasyon tarcama Arapça tarcama Akkadca targumannudan alınmıştır Nyberg Tschudi Arm 133 Jyrkӓnkallionun Türkçe tılmaç dilmaç biçiminin Akkadca targumannudan geldiği yolundaki savı yanlıştır StO 17 8 )

( TARCAMA )

( TRANSLATION )

( TRANSLATION )

( TRANSLATION )

( TRANS: KARŞI; LOCUS: YER )


- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ


- TERCÜME-İ HAL | YAŞAM ÖYKÜSÜ ile/||/<> YAŞAM ÖYKÜSÜ

( Bir kişinin soyu doğumu yetişimi konusunda toplu bilgi veren yazı Örnekolay incelemesinde başlıca bilgi kaynağı olarak başvurulan ve bir sorunun taşıyıcısı olan bireylerin yaşam süreçlerini tüm ayrıntılarıyla çözümlemeye dayanan yaşam belgesi )

( LIFE-STORY )

( CURRICULUM VITAE )


- TERCÜMEİHÂL[Ar. < TERCEME + ḤĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZ GEÇMİŞ


- TERDİD[Ar. < TERDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TERDİT

( Yazıda beklenmedik bir sonuçla karşılaşma )


- TERDİT ile/||/<> INTERRUPTION OU SUSPENSION[Fr.] ile/||/<> BEKLENMEZLİK

( Söz sanatı terimi Sözü muhatabı merakta bırakacak ve ilerisinin ne olacağını ona sonuna kadar sezdirmiyecek surette kullanarak kendisini beklenmedik bir sonuç karşısında bırakma Çuvalı çalınan Nasrettin Hocanın Çuvalımı çalan getirsin yoksa yapacağımı ben bilirim demesi üzerine alanın çuvalı getirdikten sonra Getirmeseydim ne yapacaktın sorusuna karşı Evde eski bir kilim var onu kesip çuval yapacaktım yolunda bir cevapla biten hikâyesinde güzel bir BEKLENMEZLİK vardır )

( INTERRUPTION OU SUSPENSION )


- TERE OTU ile DERE OTU

( GARDEN CRESS vs. DILL )

( LEPIDIUM SATIVUM cum ANETHUM GRAVE OLENS )


- TERE[Fars.] ile ÇAYIRTERESİ

( ... İLE Turpgillerden, yabani bir bitki. )

( ... cum CARDEMINA PRATEMSIS )


- TERE[Fars.] ile KAZTERESİ

( ... ile )


- TERE[Fars.] ile SU TERESİ

( Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki. İLE Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki. )

( LEPIDIUM SATIVUM cum NASTURIUM OFFICINALE )


- TERE ile/||/<> TERE[Fars. < TERE]

( botanik Hardalgiller Brassicaceae familyasından yaprakları salata olarak kullanılan tek yıllık bitkiler tara garden herbs in general especially beets spinach cresses leek or parsley Yerel ağızlarda tereye kerdeme gerdeme adı da verilir kerdeme )

( GARDEN CRESS, FALSE FENNEL )

( CRESSON | PASSERAGE CULTIVÉ, NASTURTIUM )

( KRESSE, GARTENKRESSE )

( LEPIDIUM | LEPIDIUM SATIVUM )

( TARA )


- TERE[Fars. < TERE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERE

( çayır teresi deniz teresi su teresi yaban teresi Turpgillerden yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki Lepidium sativum )


- TERE[Fars.] ile YABANTERESİ/HOROZCUK


- TEREBENTHİNE[Fr. < TÉRÉBENTHINE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEREBENTİN

( Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan yağlı boya yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan ince renksiz kokulu reçine terementi )


- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI


- TEREBENTİN ile/||/<> TEREMENTİ


- TEREBENTINA[İng.] ile/||/<> ÇAM SAKIZI

( Çamgiller familyasından birçok ağaçtan elde edilen açık sarı renkte bal kıvamlı kuvvetli kokulu kendine özel acı ve yakıcı lezzetli yağı balgam söktürücü solunum ve idrar yolları antiseptiği dışarıdan kas ve eklem ağrılarında ağrı kesici olarak kullanılan bir oleoreçine )

( TEREBENTINA )


- TERECCİ ile/||/<> DÉPRÉCATION, OBSÉCRATION[Fr.] ile/||/<> DİLEYİŞ

( Daha çok Tanrıdan bir şey dilemek için söz arasına sıkıştırılan yakarış önermeleri Bir akşam ağzına ilaç veriyordum ah analar başından ırak dostlarıma Allah göstermesin düşmanlarıma da yazık yavrumun çehresi değişti Hüseyin Rahmi Gürpınar )

( DÉPRÉCATION, OBSÉCRATION )


- TEREDDİ | SOYSUZLAŞMA ile/||/<> SOYSUZLAŞMA

( Bir canlı ya da örgenin gelişiminin herhangi bir anlamda iyiden kötüye doğru gitmesi karşılık degenerasyon degenerare soysuzlaşmak Geri evrim bir organizmanın ya da bir parçasının daha az özelleşmiş ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi 1 Bir türün daha az yetkin bir duruma gelmeye bozulmaya dağılmaya yol açacak biçimde değişmesi 2 Yaşama biçimi ve görevlerinde gerileme ve yozlaşma 3Doğal gelişme yeteneğinin yitirilmesi 4 Bir organizma ya da bir organın soyun doğal gelişmesini durduracak biçimde bozulması )

( DEGENERATION )

( DÉGÉNÉRATION | DÉGÉNÉRESCENCE )

( ENTARTUNG | ENTARTUNG, DEGENERATION )

( DEGENERARE | DEGENERATION )


- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DEJENERASYON ile/||/<> YOZLAŞMA

( yozlaşma Bozulma Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması dönüşümlü hücre zedelenmesi Canlı gözelerinin kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları 1 Geri evrim 2 Yapının bozulması Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi Dejenerasyon 3 Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası )

( DEGENERATION | DISASSIMILATION )

( DÉGÉNÉRATION )

( DEGENERATION )

( DEGENERAZIONE )

( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση )


- TEREDDÎ | YOZLAŞMA | BOZUNMA | DEJENERASYON ile/||/<> DİSİMİLASYON | YOZLAŞMA

( bk. yozlaşma @@ Bozulma. @@ Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi. @@ @@ @@Canlı gözelerinin, kalıtsal özelliklerini türlü nedenlerle yitirerek bozulmaları. @@ 1. Geri evrim. 2. Yapının bozulması. Bir organizmanın ya da bir parçasının daha az aktif ve daha sade olan biçimlere geri dönmesi. Dejenerasyon. 3. Bir amino asidi kotlayan birden fazla kodonun obuası. )

( DEGENERATION | DISASSIMILATION~DISASSIMILATION | DISSIMILATION )

( DÉGÉNÉRATION~DISSIMILATION )

( DEGENERATION~DISSIMILATION )

( DEGENERAZIONE~DISSIMILAZIONE )

( ΕΚΦΎΛΙΣΗ / εκφύλιση~ΑΝΟΜΟΊΩΣΗ / ανομοίωση )


- TEREDDİ[Ar. < TEREDDİ] ile/||/<> İSTİHALE

( istihale )


- TEREDDİ[Ar. < REDY] ile/değil/yerine/= SOYSUZLAŞMA, YOZLAŞMA


- TEREDDİ[Ar. < TEREDDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOZLAŞMA


- TEREDDÜT | DURAKSAMA ile/||/<> DURAKSAMA

( Bir konuşmada seçilebilecek birçok sözcükler alınabilecek birçok kararlar vb önünde duralar görünme sanatı Bir yanıtlayıcının belli bir konuda tutum kanı ya da görüş belirtmede güçlük çekmesi )

( INDECISIVENESS )

( DUBITATION )


- TEREDDÜT[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= İKİRCİKLENMEK/DURAKSAMAK/VARGISIZ KALMAK


- TEREDDÜT[Ar. < TEREDDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> KARARSIZLIK | DURAKSAMA

( kararsızlık duraksama )


- TEREDDÜT/D[Ar. < REDD] ile ENDÎŞE[Fars. < DÂNİŞ]

( Kararsızlık. İLE Bilgiden/bilimden uzak olma. (durumu/sonucu) [DÂNİŞ: Biliş, bilgi, ilim.] )


- TEREDDÜT/ŞÜPHE ile/değil/yerine/= İKİRCİK/DURAKSAMA/VARGISIZLIK


- TEREDDÜT ile TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜTSÜZ/LÜK


- TEREDDÜTLÜ ile/değil/yerine/=/||/<> DURAKSAMALI | KARARSIZ

( duraksamalı Tereddüde yol açan kararsız )


- TEREDDÜTLÜ ile TEREDDÜT ETMEK ile TEREDDÜT ile TEREDDÜT

( HESITANT vs. HESITATE vs. HESITATING vs. HESITATION )

( مردد بودن ile مردد ile متردد ile دودل ile درنگ کننده ile تامل کردن ile تردد کردن ile دل دل کردن ile مذبذب ile تامل ile تذبذب ile تردد ile درنگ ile دودلي ile ترديد ile شبهه )

( MARDAD BODAN ile MARDAD ile متردد ile DODEL ile DARANG KONANDEH ile TAMEL KARDAN ile TARDAD KARDAN ile DEL DEL KARDAN ile مذبذب ile TAMEL ile تذبذب ile TARDAD ile DARANG ile دودلي ile TARDYD ile SHABEHEH )


- TEREF[Ar.] ile TELEF[Ar. çoğ. TELEFÂT]

( Yumuşaklık. | İyi, lezzetli yemek. | İnce, güzel şey. İLE Yok etme, öldürme. | Boş yere harcama, yıpratma. )


- TEREFFU | YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELME ile/||/<> YÜKSELMEK

( Yerkabuğunun bir bölümünün deniz yüzüne göre daha yüksek bir düzeye çıkması ya da bir kabartı yapması Dansın yedi temel hareketinden biri Katmanların içgüçlerin etkisiyle asal durumlarını yitirerek kubbe çıkık kıvrım vb biçimler alması jeoloji astronomi Yukarı doğru hareket )

( UPLIFT, UPHEAVEL | UPLIFT | ELEVATION | RISE )

( SOULEVEMENT, EXHAUSSEMENT, SURRECTION | RELEVER | SOULÈVEMENT | ASCENSION | ÉLÉVATION )

( HEBUNG | ERHÖHUNG )


- TEREPHTHALIC ACID[İng.] / ACIDE TÉRÉPHTALIQUE[Fr.] / TEREPHTHALTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREFTALİK ASİT


- TEREK ile/||/<> TEREK

( I Üzerinde yemek yenen büyük sini Kars II 1 Mutbak eşyaları koymaya yarayan üç raflı dolap Derekuşculu Görele Çorum 2 Tel dolap rafı Aksaray Niğde 3 Duvar rafı Miri Fatsa Ordu Ağızlarda derek olarak da geçer Dar bir alanda telek biçimi de kullanılır Kökenini bilmiyoruz )


- TEREK ile TEREKE


- TEREKE DEFTERLERİ ile/ve/değil MUHÂLEFÂT DEFTERLERİ


- TEREKE[Ar. < TEREKE] ile/değil/yerine/=/||/<> MİRAS


- TEREKE[Ar. < TEREKE] ile/||/<> ÜRÜN, MAHSUL

( ürün mahsul Yerel ağızlarda tereke terke tahıl olarak geçer Kıbrıs ağzında da tereke tahıl olarak kullanılır Ağızlarda gök tereke gök terke her çeşit yeşil sebze olarak geçer Yerel olarak sebze ekilen yere de terekelik adı verilir Dankoffa göre ALT 702 Ermeniceden alınmıştır )


- TEREKEME ile/||/<> ...

( Eski sözlü geleneği koruyan öykülere verilen ad )


- TEREKKÜN[< RÜKN] ile ...

( Rükünleşme, erkândan olma. | Manen kuvvet bulma. )


- TEREKKÜP[Ar. < TEREKKUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEŞME


- TEREKKÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLEŞME

( Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma. )


- TEREKTÜ'Ş-ŞEY'E[Ar.] ile LEHEYTU ÂNHU[Ar.]


- TERENNÜM:
LAFZÎ ile/ve/||/<>/> İKÂÎ


- TERENNÜM[çoğ. TERENNÜMÂT] ile/ve/||/<> TAGANNÎ[< GINÂ | çoğ. TAGANNİYÂT]

( Yavaş ve güzel bir sesle şarkı söyleme. | Kuşun şakıması, ötmesi. | İLE/VE/||/<> Zenginleşme. | Muhtaç olmama, yetinme. | Makamla okuma. )


- TERENNUM[Ar. < TERENNUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TERENNÜM

( Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme Kuş şakıma ötme Anlatma ifade etme )


- TERES[İng.] ile/||/<> TERES

( anat Mızrak gibi Kökenini bilmiyoruz Kürtçede de teres olarak geçer Arapçada da kullanılır )

( TERES )


- TERESSÜB ETMEK | ÇÖKELMEK ile/||/<> ÇÖKELME

( kimya Bir çökeltideki çözünenin doygunluk sınırını aştığı zaman oluşturduğu çökeltilerin oluşumu Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması presipitasyon )

( PRECIPITATION )

( PRÉCIPITER (SE-) | PRÉCIPITATION )

( AUSFÄLLUNG )


- TERESSÜB[< RÜSÛB (çoğ. TERESSÜBAT)] ile/değil/yerine/= TORTULANMA, DİBE ÇÖKME, DURULMA


- TERESSÜB | TORTULAŞMA ile/||/<> TORTULAŞMA

( Denizlerde göllerde akarsularda ya da kalarda katı taş maddelerinin çökeltilmesi olayı Sıvı ya da gaz ortamında dağılmış olan asıltıların yerçekiminin etkisiyle yoğunluklarına göre dipte toplanmaları birikmeleri Dışgöçlerle aşınıp taşınan iri çakıllardan en ince kum ve çamurlara değin her türlü özdeğin elverişli yerlerde yığılıp birikmesi olayı tortu )

( SEDIMENTATION )

( SÉDIMENTATION )

( SEDIMENTATION | SEDIMENTATION, ABSETZUNG | ABLAGERUNG )


- TERESSÜBATI CEVİYE | YAĞIŞ ile/||/<> YAĞIŞ

( Havadaki su buğusunun yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi yağmur kar dolu coğrafya )

( PRECIPITATION )

( PRÉCIPITATION )

( NIEDERSCHLÄGE )


- TEREŞŞUH | SIZMA ile/||/<> SIZMA

( Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla suların yeraltına kaçma olayı Yağmur ve kar sularının çatlak ya da geçirimli katmanlardan yeraltına geçmesi olayı süzülme Nicemsel taneciğin erke engelinin üstünden geçecek denli devinim erkesi olmadığı halde arkaya geçebilmesi olayı sızıntı sızım coğrafya Fırın ya da yunak ortamlarının dışarı kaçması olayı )

( PERCOLATION | INFILTRATION | TUNNELLING | LEAKING )

( INFILTRATION | EFFET TUNNEL )

( EINSICKERUNG | VERSICKERUNG | TUNNEL-EFFEKT | DURCHSICKERN, EINFÜTERUNG, EINSICKERN )


- TERESSÜP[Ar. < TERESSUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKELME


- TERETTÜB[< RÜTÛB] ile/değil/yerine/= SIRALANMA, SIRASINDA OLMA, SIRASI GELME | ÂİT OLMA, GEREKME | (BİR İŞİN ÜZERİNE) DÜŞME


- TERETTUB[Ar. < TERETTUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TERETTÜP

( Gerekme icap etme İş vb için gerekme ait olma )


- TEREVVU'[Ar.] ile TEREVVUH[Ar.]

( Korkma. İLE Bir şeyden koku alma. )


- TEREVVUH[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR ŞEYDEN KOKU ALMA


- TEREYAĞI ile/||/<> SADEYAĞ ile/||/<> SAĞYAĞ ile/||/<> SARI YAĞ


- TEREYAĞI ile/||/<> SÜTTEN ÇIKARILAN TAZE YAĞ

( sütten çıkarılan taze yağ kara fresh butter Türkçede kerenin başındaki k sesi tye çevrilmiştir )

( KARA )


- TEREYAĞI ile TEREYAĞLI


- TERFİ ETMEK ile/değil/yerine/= YÜKSELGİLENMEK/YÜKSELGİ ALMAK


- TERFİ[Ar. < TERFĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERFİ

( terfi maaşı Derecesini makamını rütbesini derece olarak arttırma yükselme )


- TERFİ ile TERFİH

( Derece, makam bakımından yükselme. | Yükseltme. İLE Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama, gönendirme. )


- TERFİ ile TERFİH ile TERFİK


- TERFİ ile/değil/yerine/= YÜKSELGİ


- TERFİAN[Ar. < TERFĪʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERFİEN

( Terfi ederek yükselerek )


- TERFİH[Ar. < TERFĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> TERFİH

( Ferahlatma rahat yaşamasını sağlama )


- TERFİK[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRİNİ ARKADAŞ ALMA

( Birini arkadaş olarak yanına alma. | Arkadaş olarak yanına birinin verilmesi. )


- TERFİK[Ar. < TERFĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERFİK

( Bir kimseyi arkadaş olarak yanına alma Arkadaş olarak yanına bir kimse verilme )


- TERGAL[Fr. < TERGAL] ile/değil/yerine/=/||/<> TERGAL

( terilen Bu iplikten yapılmış )


- TERHANE[Fars. < TERḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TARHANA

( tarhana çorbası sıkma tarhana kızılcık tarhanası İçine domates biber soğan kokulu otlar süt veya yoğurt katılan bulgur mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur vb nden yapılan çorba malzemesi tarhana çorbası )


- TERHÎB[Ar. çoğ. TERHÎBÂT] ile TERHÎB[Ar. < REHB | çoğ. TERHÎBÂT]

( Birine, "Merhaba" deme, hal-hatır sorma. İLE Çok korkutma/korkutulma. )


- TERHÎBEN[Ar.] ile TERHÎBÎ[Ar.]

( Korkutarak, korkutma yoluyla. İLE Çok korkmayla ilgili, çok korkutucu. )


- TERHÎM[Ar. < RAHM, RAHUM, RAHÂMET] ile TERHÎM[Ar. < RAHMET, MERHAMET, RUHM/RUHUM | çoğ. TERHÎMÂT] ile TERHÎN[Ar. < REHN]

( Bir adı kısaltma. İLE "Allah, rahmet eylesin." sözünü söylemek. İLE Rehin olarak verme, emânet bırakma. )


- TERHİN[Ar. < TERHĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERHİN

( Rehin olarak bırakma rehine koyma tutuya koyma )


- TERHİS[Ar. < RUHSAT] ile/değil/yerine/= OLUR VERME (RUHSAT/İZİN VERME)

( İzin verme. | Askerliği tamamlayanları ordudan bırakma. )


- TERHİS[Ar. < TERḪĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERHİS

( Askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma )


- TERHİS[Ar.] ile/değil/yerine/= TÜMER


- TERİD[Fars. < TERĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TİRİT

( Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek Yemeğin suyu Yaşlı ve zayıf kimse )


- TERÎKE[Ar.] ile TERİKE/TEREKE[Ar. çoğ. TERÎKÂT/TEREKÂT]

( Kalık, evlenme dönemi geçmiş, evde kalmış. | İtfaiye erlerinin başlarına taktığı kask. İLE Ölen kişinin bıraktığı şey. )


- TERİM:
AD ile/ve/||/<>/> GÖNDERİMİ


- TERİM BİLİMİ ile/||/<> TERİMLER DİZGESİ ile/||/<> BÜYÜK TERİM ile/||/<> KÜÇÜK TERİM ile/||/<> ORTA TERİM ile/||/<> BİR TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ ile/||/<> İKİ TERİMLİ

( Bir bilim sanat meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime ıstılah Geleneksel mantıkta özne veya yüklem Cebirsel bir anlatımda veya işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri Bir denklemde işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri Bir kesrin pay ve paydasından her biri had )


- TERİM TALİMÎ ile/||/<> DIDACTIC[İng.] ile/||/<> DIDACTIQUE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRETİCİ

( Öğretme yetiştirme ve açıklama özelliği bulunan )

( DIDACTIC )

( DIDACTIQUE )


- TERİM[TERMİNUS: Sınır tanrısı/putu.] ile JARGON


- TERİMLER DİZGESİ | TERMİNOLOJİ ile/||/<> TERMİNOLOJİ[Fr. < TERMINOLOGIE]

( Nomenklatür )

( NOMENCLATURE )

( TERMINOLOGIE )


- TERİMLERİN/KAVRAMLARIN KULLANIMINDA:
FARKLILIK ile/ve/değil/yerine YEĞLEME


- TERİMLEŞTİRMEK ile TERİM ile TERİMLİ ile TERİM BİLİMİ ile TERİMLER DİZGESİ


- TERK | ÇEKİLME ile/||/<> ÇEKİLME

( Bir yumrukoyuncusunun herhangi bir nedenle karşılaşmayı bırakması ya da köşesinde bulunan yardımcısının yumruklaşma alanına sünger havlu atarak oyuncusu adına yenilgiyi kabul etmesi Akarsuların en çekik durumu Gelgitte kabarma olayının karşıtı kabarma çekilme akıntısı çekik durum denizçekilmesi Isıl işlemler sonucunda oluşan soğumayla beliren boyca küçülme olayı )

( ABANDON | LOW WATER | EBB | SHRINKAGE )

( ÉTIAGE | MARÉE DESCENDANTE | RETRAIT )

( AUFGEBEN | NIEDRIGWASSER | EBBE | SCHRUMPFUNG )


- TERK ETMEK ile/yerine GAİB OLMAK

( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )

( SEN, SENİ TERK ETMEZSEN
"O",
"İÇİNDEYİM" KAHKAHASINI ATMAZ )


- TERK ETMEK ile/yerine GAİB OLMAK

( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )


- TERK ETMEK ile/ve/değil/yerine İLİŞKİDE OLMAK

( [not] ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and/but TO BE RELATED
TO BE RELATED vs./and ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE )


- TERK ETMEK ile TERK EDİLMİŞ ile TERK EDİLMİŞ YER ile TERK EDİLME

( ABANDON vs. ABANDONED vs. ABANDONED PLACE vs. ABANDONMENT )

( رهاساختن ile دست کشيدن ile دل کندن ile ترککردن ile رها کردن ile صرفنظر کردن ile واکهداردن ile متروکه ile متروک ile ترک ile رهاسازي ile صرف نظر ile دلکندن ile متارکه )

( رهاساختن ile DAST KESHYDAN ile DEL KANDAN ile ترککردن ile RAYAA KARDAN ile SARFANZAR KARDAN ile VAKEHDARDAN ile METROKEH ile METROK ile TARK ile RAYAASAZY ile SARF NAZAR ile DELEKANDAN ile METARKEH )


- TERK ETMEK ile/ve VAZGEÇMEK

( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. )

( Öteye devam etmek için terk etmek durumundasınız. )

( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )

( Fiziksel vazgeçiş ve terk yalnızca bir içtenlik, bir samimiyet belirtisidir, fakat yalnızca içtenlik de özgürlüğe kavuşturamaz; uyanık bir idrak, istekli bir araştırma ve derin bir incelemeden doğan bir anlayışa gereksinim vardır. )

( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )

( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )

( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda, arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )

( Duyup da/bilip de terk etmelidir. )

( Birinci adımdan vazgeçmeyen, ikinci adımı atamaz. )

( [Kendine/Bilgiye] Teslim olmadan terk edemezsin. )

( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )

( Gerçek vazgeçiş, terk edilecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü size ait hiçbir şeyin bulunmadığını idrak ediştedir. )

( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )

( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )

( Birine, vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinde, ilk vazgeçeceği kişi sen olursun. )

( You cannot abandon what you do not know.
To go beyond, you must abandon them.
It is not what you do, but what you stop doing that matters.
Mere physical renunciation is only a token of earnestness, but earnestness alone does not liberate. There must be understanding which comes with alert perceptivity, eager enquiry and deep investigation.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
The real giving up is in realising that there is nothing to give up, for nothing is your own.
Give up the false and the true will come into its own. )

( ... ile/ve SARF-I NAZAR )

( ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and GIVE UP )


- TERK ETMEK ile/ve/||/<> YOK ETMEK


- TERK ETMEK/EDİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRILMAK


- TERK ile/ve OLMAMALI


- TERK[Ar. < TERK] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRILMA | VAZGEÇME

( ayrılma vazgeçme Bakmama ihmal etme )


- TERK ile DERK

( Bırakma, ayrılma. | Vazgeçme. | Bırakma, ihmal etme. İLE Anlama, kavrama. )


- TERK ile/ve/değil/yerine EZİYET

( Bazen, terk edilmektense eziyet görmeye bile râzı olabilirsin. )


- TERK ile/ve HAYIR

( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )

( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )

( ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and NO )


- TERK[Ar.] ile TAHLİYE[Ar.]


- TERK ile/değil/yerine/||/<>/< TERCİH


- TERK[Ar.] ile/ve/||/<>/> TESLİM[Ar.]


- TERK ile/ve TÖVBE


- TERK-İ DÜNYA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK-İ DİYÂR

( Ölüm. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bulunduğun ya da yerleştiğin bölgeden ayrılma/uzaklaşma. )


- TERK-İ TESLİHAT ile/||/<> SİLAHSIZLANMA

( Dünyada genel barışı sağlamak ereğiyle devletlerin karşılıklı olarak silah gücünü azaltma ya da tümüyle ortadan kaldırma çabası )


- TERKİ ile/||/<> EYER KAYIŞI, EYER BAĞI

( eyer kayışı eyer bağı Tel tergi eyer bağı Koy tērge tėrgi dergi törgǖ törgü Orta Türkçede tergǖ eyer kayışı olarak geçer Eski Kıpçakçada da tergü dergü biçimi kullanılır )

( TERGI[Tel.]~TĖRGI[Hak.]~DERGI[Tuv.]~TÖRGǕ[Yak.]~TÖRGÜ[Yak.] )


- TERKİ ile TERKİN ile TERKİP ile TERKİPLİ ile TERKİPSİZ


- TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT] ve İHTİLÂT[< HALT] ile/ve/<> MİZÂC[< MEZC | çoğ. EMZİCE]

( | Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey oluşturma. VE Karışma, katışma. | Karşılaşıp görüşme. | İLE/VE/<> Bir şeyle karıştırılmış olan başka şey. | Huy, tabiat. )


- TERKİB[Ar. < RÜKÛB] ile/değil/yerine/= BİRLEŞTİRME

( BİRKAÇ ŞEYİ BİRLEŞTİRİP KARIŞIK BİR ŞEY MEYDANA GETİRME | BİRKAÇ ŞEYDEN MEYDANA GETİRİLMİŞ ŞEY | (dil bilg.)BİRLEŞTİRME | TAKIM | (kimya)SENTEZ )


- TERKİB ile TARAF

( Üst dile sahip olunur. İLE Tek bir dille sınırlı kalınır. )


- TERKİBBEND[Ar. < TERKĪB + Fars. BEND] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKİBİBENT

( Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi )


- TERKİBHANE[Ar. < TERKĪB + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKİPHANE

( Terkibibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent )


- TERKİB-İ BENT ile/<> TERCİ-İ BENT

( [vasıta beyti] Değişir. İLE Değişmez. )

( )


- TERKİBİ[Ar. < TERKĪBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKİBÎ

( Tamlama ile ilgili )


- TERKİK[Ar. < RİKKAT] ile TERKÎK[Ar.]

( İnceltme. | Yumuşatma. | Nâzikâne anlatma. İLE Zayıflatma. Dili ya da ifadeyi bozuk/eksik kullanma. )


- TERKİN[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= ÇİZİP SİLMEK


- TERKİN | SİLME ile/||/<> SİLMEK ile/||/<> SİLME

( Sinema TV Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama Bir ya da birden çok bellek yerinin genellikle sıfır ya da boşluk damgası ile gösterilen belirli bir duruma getirilmesi Mimarlık Duvar ya da tavan gibi yerlerde yapılan kabartma kenar İnce demir Güdül Ankara Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma silme temizlemek )

( ERASING, ERASION, ERASURE, WIPING | CLEAR | MOULDING | CANCEL, ANNUL | DELETE | ERASE )

( EFFACEMENT | EFFACER | MOULURE | ANNULER )

( LÖSCHUNG | SISMS, GESIMS, LEITENWERK, ZIERLEISTE )


- TERKİN ile/değil/yerine/= ÇİZSİL


- TERKİN[Ar. < TERḲĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKİN

( Yazılmış bir şeyi çizerek silme )


- TERKİN[Ar.] ile TERKÎN[Ar.]

( Boyama, yazma. İLE Belirli bir yerde ve saatte buluşma sözleşmesi. [MÎKAT: Bir iş için belirtilen zaman ya da yer.] )


- TERKİN ile/||/<> YİV ile/||/<> SİLME

( Mimarlık Bir yüzey üzerine oyulan ince oluk gibi yol a silme Elbiselerdeki kenar dikişi Yenikent Aksaray Niğde Sinema TV Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama Bir ya da birden çok bellek yerinin genellikle sıfır ya da boşluk damgası ile gösterilen belirli bir duruma getirilmesi Mimarlık Duvar ya da tavan gibi yerlerde yapılan kabartma kenar İnce demir Güdül Ankara Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma silme temizlemek Eski Türkçedeki yi dikiş ile ilgili olduğu anlaşılıyor Türk diyalektlerinde yiçi terzi olarak geçer Diyalektlerde yigi dikiş biçimi yaygındır Çuvaşça śĕvĕ dikiş śĕvĕsĕ terzi Egorov ÊS 209 Räsänen LTS 134 Macarca szűcs kürkçü Eski Çuvaşçanın śiγči veya śißçi biçiminden alınmıştır Ligeti TörK 299300 Türkçe yiv biçimi Bulgarcaya iva olarak geçmiştir BER 4 3 )

( FLUTING, GROOVE )

( CANNELURE )

( KANNELIERUNG )


- TERKİN-İ KAYD ETMEK, TERKİN ETMEK ile/||/<> CANCEL[İng.] ile/||/<> RADIER[Fr.] ile/||/<> KAYDINI SİLMEK

( Bulgu ya da markanın yasalarda gösterilen koşullara uygun olarak kaydını silmek )

( CANCEL )

( RADIER )


- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİLEŞMEK

( İki ya da daha çok sayıda atom molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması kimya )

( COMBINATION | ASSOCIATION )

( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION )

( VERBINDUNG | ASSOZIATION )

( CUM, JUGERE )

( COMBINAZIONE )

( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση )


- TERKİP | BİLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME

( İki ya da daha çok sayıda atom, molekül ya da özdeğin kimyasal tepkimeyle bir araya gelerek yeni bir özdek oluşturması. @@ (kimya) )

( COMBINATION | ASSOCIATION~ASSOCIATION | AMALGAMATION | CONJUGATION | FUSION, MERGING, AMALGAMATION | MERGER, AMALGAMATION, ABSORBATION, FUSION | CONJUNCTION )

( COMBINATION | COMPOSER (SE-) | ASSOCIATION~ASSOCIATION | REGROUPEMENT DES COMMUNES, REMEMBEMENT DES COMMUNES) | COMBINAISON | CONJUGAISON | SYZYGIE | UNION | UNIR | FUSIONNEMENT )

( CUM, JUGERE~CUM,JUGERE | CUM: BERABER; JUGARE: BOYUNDURUK TAKMAK )

( VERBINDUNG | ASSOZIATION~ASSOZIATION | CONJUGATION | KONJUGATION )

( COMBINAZIONE~UNIONE )

( ΣΎΝΘΕΣΗ / σύνθεση~ΈΝΩΣΗ / ένωση )


- TERKİP | SENTEZ | TERKİP, SENTEZ | TERKÎB | YAPIM | BİREŞİM | SENTEZ ile/||/<> SENTEZ ile/||/<> BİREŞİM

( bireşim kimya syntithenai beraber koymak Basit yapılı moleküllerden karmaşık yapılı maddelerin elde edilmesi bireşim Gesamtkunstwerk Verilerin bir bütünlük ortaya çıkaracak biçimde birleşmesi 1 Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması 2 Türlü bulgu ve görüşlerin genel bir düşünceye varmak amacıyla karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi 3 Sözcük bölüklerinin bir araya getirilerek okunması Bir bileşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki bileşiklerden elde etmeye yarayan tepkime ya da tepkimeler dizisi Birden çok öğenin bağımsızlığını yitirerek yeni bir bileşim oluşturan birliği ya da birden çok öğeyi bireştirme işlemi kimya 1 Yalın özdekleri bir araya getirerek bileşik özdekler oluşturma işlemi 2 Bu işlemin sonucunda ortaya çılkan bütün 1 Bir çokluğu birlik içinde toplama birleştirme a Çeşitli öğeleri bir araya getirme bir bütün içinde birleştirme b Bu birleştirmenin sonucu Karşıtı çözümleme 2 Yöntem olarak Tümdengelim yöntemi Yalından karmaşık olana tümelden tikele zorunludan olasılıya ilkeden onun uygulanmasına genel yasadan bireysel duruma nedenden etkiye öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi çıkarımsal usavurma 3 Eytişimsel süreçte üçüncü evre Savkarşısav karşıtlığının daha yüksek bir bütünde ortadan kaldırılması eytişimsel bireşim eytişim 3 İstenen bir kimyasal özdeğe daha olağan ayıraçlardan başlayarak birkaç kimyasal adım sonunda erişme işlemi Bir birleşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki birleşiklerden elde etmeye yarayan tepkileşim ya da tepkileşimler dizisi )

( SYNTHESIS )

( SYNTHÈSE )

( SYNTHESE )


- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLAMA

( Derleme takım Bir adın anlamının tam belirtilmesi için bir başka addan adıldan ya da sıfattan yardım görmesi Evin kapısı sokak kedisi demir köprü bankanın açılış töreninin ertelenmesi senin evin onun evi bizim evimiz kendi evin beyaz ev karlı dağlar vb İsim ve Sıfat Takımı Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu İçeriye berrak kış günü ışığı yol bulmuş bir su gibi aktı S F Abasıyanık Bütün Eserleri Şeytan Minaresi s 106 Anaların anası anaların anası senin gibi var mı ki Yaşar Kemal Ortadirek s 273 Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları s 221 Birkaç bin kişilik büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz Kemal Tahir göst e s 334 Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur S Ayverdi Yusufcuk s 10 Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti işte insanların tesellisi dir S Ayverdi göst e s 51 vb )

( DETERMINATIVE GROUP | DETERMINATED | DETERMINING, DETERMINATIVE )

( GROUPE DÉTERMINATIF | GROUPE DÉTERMINATIF, SYNTAGME DÉTERMINATIF | DÉTERMINÉ | DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF )

( DETERMINATIVE GRUPPE, DETERMINATIVE WORTFÜGE | ZUSAMMENSETZUNG, KOMPOSITIUM | BESTIMMT | BESTIMMEND, DETERMINATIV )

( SINTAGMA )

( ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΣΤΙΚΉ ΦΡΆΣΗ / προσδιοριστική φράση )


- TERKİP | TAMLAMA ile/||/<> TAMLANAN ile/||/<> TAMLAYAN

( (Derleme., takım) Bir adın anlamının tam belirtilmesi için, bir başka addan, adıldan ya da sıfattan yardım görmesi: Evin kapısı, sokak kedisi, demir köprü, bankanın açılış töreninin ertelenmesi, senin evin, onun evi, bizim evimiz, kendi evin, beyaz ev, karlı dağlar vb. @@ bk. İsim ve Sıfat Takımı. @@ Bir adın anlamının tam olarak belirlenebilmesi için, o adın tamlayan görevindeki bir ad veya ad soylu sıfat, zamir gibi başka bir kelime ile tamamlanması; bir tamlayanla bir tamlananın oluşturduğu kelime grubu: İçeriye berrak kış günü ışığı, yol bulmuş bir su gibi aktı (S. F. Abasıyanık, Bütün Eserleri: Şeytan Minaresi, s. 106). Anaların anası, anaların anası senin gibi var mı ki? (Yaşar Kemal, Ortadirek s. 273). Aptallığın üniforma giymesi de ne tuhaf? (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, s. 221). Birkaç bin kişilik, büyücek bir çete çarpışmasını siz zafer mi sayıyorsunuz? (Kemal Tahir, göst. e., s.334). || Yolcu için gecenin karanlığı şimşeğin bir lahzalık aydınlığından sonra daha tahammül edilmez olur (S. Ayverdi, Yusufcuk, s. 10). Gidenin yerine benzerini getirmek gayreti, işte insanların tesellisi dir. (S. Ayverdi. göst. e., s. 51) vb. )

( DETERMINATIVE GROUP | DETERMINATED | DETERMINING, DETERMINATIVE~DETERMINATED~DETERMINING, DETERMINATIVE | DETERMINANT )

( GROUPE DÉTERMINATIF | GROUPE DÉTERMINATIF, SYNTAGME DÉTERMINATIF | DÉTERMINÉ | DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF~DÉTERMINÉ~DÉTERMINANT, DÉTERMINATIF | DÉTERMINANT )

( DETERMINATIVE GRUPPE, DETERMINATIVE WORTFÜGE | ZUSAMMENSETZUNG, KOMPOSITIUM | BESTIMMT | BESTIMMEND, DETERMINATIV~BESTIMMT | GRUNDWORT, DETERMINAT~BESTIMMEND, DETERMINATIV | DETERMINANTE, BESTIMMUNGSWORT )

( SINTAGMA~DETERMINATO~DETERMINANTE )

( ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΣΤΙΚΉ ΦΡΆΣΗ / προσδιοριστική φράση~ΠΡΟΣΔΙΟΡΙΖΌΜΕΝΟ / προσδιοριζόμενο~ΠΡΟΣΔΙΟΡΊΖΟΝ / προσδιορίζον )


- TERKİP[Ar. < TERKĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMLAMA | BİLEŞİM

( terkiphane Birleşim birleştirme bir araya getirme tamlama bileşim )


- TERKİP ile EKLEKTİZM


- TERKİP ile/ve NAZIM

( Birleşim, birleştirme, bir araya getirme. | Tamlama. | [kimya] Bileşim. İLE/VE Düzenleyen, düzene koyan, tertip eden. | Manzume yazan kişi. | Şiir. )


- TERKİPHANE ile/||/<> TERKİPHANE[Ar. < TERKİB + FARS. < HÂNE]

( Terkibi bendin bağlamalarından her biri Divan edebiyatı terimi Terkibi bentlerde bentlerin her biri )


- TERKİS[Ar. < RAKS] ile TERKİŞ[Ar. çoğ. TERKİŞÂT] ile TERKÎZ[Ar. < REKZ]

( Dans/raks ettirme, oynatma, oynatılma. İLE Sözcüğü süsleme, güzelleştirme. İLE Dikme, yere saplama, kurma. )


- TERKOS SUYU[TERKOS BARAJI’NDAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TERKOS SUYU

( Özellikle İstanbul da şebeke kanalıyla şehre dağıtılan su )


- TERKOVA | LÂDES KEMİĞİ ile/||/<> LADES KEMİĞİ

( (biyoloji) )

( FURCULA~FURCULA )

( CLAVICULES~FOURCHETTE )

( FURCULA~FURCULA )

( GABELBEIN~GABELBEIN )

( FORCELLA~FORCELLA )

( ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα~ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα )


- TERKOVA ile/||/<> CLAVICULES[Fr.] ile/||/<> LÂDES KEMİĞİ

( biyoloji )

( FURCULA )

( CLAVICULES )

( GABELBEIN )

( FURCULA )

( FORCELLA )

( ΔΙΧΆΛΑ / διχάλα )


- TER/LEME ile SICAK/ATEŞ

( ARKAN ile ... )

( SWEAT/PERSPIRE/PERSPIRATION/TRANSPIRATION vs. HOT/FEWER )


- TERLEME ile/||/<> TERLEME

( botanik Isıl işlem gören bir parçanın aşırı ısıtmadan ötürü bölgesel olarak eriyerek sıvı metal salması olayı Pastırmalık etlerin güneşte kurutulması sırasında yüzeydeki yağların kısmen eriyerek yağ damlacıkları oluşturması durumu )

( SWEATING | HLK. )

( TRANSPIRATION | RESSUAGE )

( SCHWITZEN )


- TERLEMEK ile TERLETMEK


- TERLİK/ŞIPŞIP/ŞIPIDIK[argo] ile/ve PANTUFLA[Yun.]


- TERLİK ile/||/<> ...

( 1 Bez yün v b yapılan bebe başlığı Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana 2 Namaz takkesi Poyra Eskişehir )


- TERLİK ile/ve NALIN[Ar.]/TAKUNYA[Yun.]

( Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi. | Beyaz patiskadan dikilen takke, başlık. İLE/VE Genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi. )


- TERLİKSİ HAYVAN ile/||/<> TERLİKSİ HAYVAN

( Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan Paramecium caudatum türü iyi bilinen bir cins Bir hücrelilerden Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının tüm kirpikliler Holotricha takımından iki kontraktil kofulu ve iki çekirdeği bulunan tatlı sularda serbest yaşayan bir cins )

( PARAMECIUM )

( PARAMÉCIE )

( PARAMECIUM )

( PARAMECIUM )


- TERLİ/LİK ile TERLİK ile TERLİKÇİ/LİK


- TERM SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TERM SEMBOLLERİ


- THERM[İng.] / THERM[Fr.] / THERM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERM


- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Isı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Elektrik iletme yeteneği. )


- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Bir nesnenin ısıyı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin elektrik akımını iletme yeteneği. )


- TERMAL/THERMAL[İng.] ile/değil/yerine/= SICAK KAPLICA SUYU | ISIYLA İLGILİ)


- TERMAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KAPLICA


- TERMAL ile TERMAL KAMERA


- TERME[Fars. < TERME] ile/||/<> HİDRODERMOFİTOZ

( hlk Hidrodermofitoz Ağızlarda da terme olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Eski ve yeni diyalektlerde turp olarak kullanılan turma biçimiyle terme arasındaki benzerlik düşündürücüdür turp Ağızlarda da terme olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Eski ve yeni diyalektlerde turp olarak kullanılan turma biçimiyle terme arasındaki benzerlik düşündürücüdür turp )


- TERME ile Terme

( Bir tür yaban turpu. İLE Samsun iline bağlı ilçelerden biri. )