Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 123.426 başlık/FaRk ile birlikte,
123.426 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(427/495)


- TAKSİMETRE ile/değil/yerine/= YOLSAYAÇ


- TAKSİR[Ar.] ile/değil/yerine/= HATA

( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )


- TAKSİR[Ar. < TAḲṢĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KISALTMA | KISALTIM

( kısaltma kısaltım Kusurda bulunma Dikkatsizlik tedbirsizlik meslekte acemilik veya düzene buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu )


- TAKSİRAT[Ar.] ile/değil/yerine/= HATALAR


- TAKSİRAT[Ar. < TAḲṢĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİRAT

( Kusurlar suçlar )


- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS


- TAKSİT[Ar. < TAḲSĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKSİT

( taksit taksit Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri )


- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT


- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]

( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TAKSON ile/||/<> KATEGORİ

( Takson grubu adı İLE kategori hiyerarşik seviye. )

( Formül: Named group İLE hierarchical level )


- TAKSONOMİ/TAXONOMY[İng.] ile/değil/yerine/= BÖLÜMLEME, SINIFLANDIRMA, SINIFLANDIRMA KURALLARI


- TAKSONOMİ ile/||/<> SINIFLANDIRMA

( Biyolojik sınıflandırma sistemi )

( Carl Linnaeus tarafından 1735 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1707-1778) (Ülke: İsveç) (Alan: Biyoloji, Takstonomi) (Önemli katkıları: Biyolojik sınıflandırma sistemi) )


- TAKSONOMİ ile/||/<> TAKSONOMİ[Fr. < TAXONOMIE]

( taxis ayarlama nomos yasa Canlıların sınıflandırılması bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler nomos yasa taxis düzenleme Canlıların sınıflandırılması bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler Canlıların çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılmasıyla bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler Organizmaların aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak belirli kategorilere Taxa ayrılarak uygun ve gerçek adlar verilmek suretiyle sırasıyla sınıflandırılması )

( TAXONOMY )

( TAXONOMIE )

( TAXONOMIE )


- TAKT[Fr. < TACT] ile/değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA


- TAKTİ[Ar. < TAḲṬĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKTİ

( Bir şeyi kesme parçalama Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma )


- TAKTİ ile TAKTİK ile TAKTİR ile TAKTİKÇİ/LİK


- TAKTİ/TAKTİ[Ar. < TAḲṬĪʿ] ile/||/<> ZİHAF/ZİHAF[Ar. < ZİḤĀF]

( Bir şeyi kesme parçalama Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma )


- TAKTİK[Fr. < TACTIQUE] ile/||/<> OYUN BİÇİMİ

( oyun biçimi )

( TACTIQUE )


- TAKTİK ile STRATEJİ(K)


- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM


- TAKTİK ile "YOL"


- TAKTİK ile YÖNTEM

( TACTICS vs. METHOD )


- TAKTIL AGNOZİ/TACTILE AGNOSIA[İng.] ile/değil/yerine/= DOKUNMA TANIMAZLIĞI


- TAKTİL AGNOZİ ile ODITUAR AGNOZİ


- TAKTİR, DESTİLASYON | DAMITMA ile/||/<> DAMITMA

( Sıvı karışımlardaki bileşenleri kaynama noktaları arasındaki ayırımdan yararlanarak buharlaştırıp yeniden yoğuşturma yoluyla birbirlerinden ayırma ve arıtma fizik kimya işleyim 1 Gaz ürünler elde etmek için kimi katı nesneleri ısı yoluyla temel öğelerine ayrıştırma 2 Sıvı karışımlarda karmaşık değişken bileşimleri oluşturan öğeleri özellikleri belirli ürünlere ayırma işlemi Sıvıyı sürekli olarak buharlaştırıp sonra yine yoğunlaştırarak yapılan ayırma işlemi kimya Bir sıvının gaz veya buhar biçimine gelene kadar ısıtılıp oluşan gazın veya buharın tekrar soğutularak yeniden sıvı durumuna getirilerek toplanması distilasyon saflaştırma )

( DISTILLATION )

( DISTILLATION )

( DESTILLATION | DESTILLATION, UMSIEDEN | DISTILLATION )


- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]

( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )


- TAKTİR[Ar. < TAḲṬĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> DAMITMA


- TAKTİR ile TAKDİR


- TAKTIRMAK ile TAKTIRTMAK ile TAKTIRABİLMEK


- TAKTİSITE ile/||/<> MOLEKÜL AĞIRLIĞI

( Taktiklik stereo düzenlenme, MA zincir uzunluğu. )

( Formül: İzo/sin/a-taktik İLE Mn )


- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]

( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )

( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )

( SANDALE DE BOIS avec/et ... )

( HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )

( SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )

( ZOCCOLO con/e ... )


- TAKUNYA[Yun.] ile/||/<> NALIN

( nalın R τακούνια ç Holzpantoffel τακούνι İtal taccone Türkçede nalın da kullanılır nalın )

( TACCONE )

( ΤΑΚΟΎΝΙΑ / τακούνια )


- TAKUNYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKUNYA

( Genellikle hamam vb ıslak tabanlı yerlerde kullanılan yüksek ökçeli ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi nalın )


- TAKUNYA ile TAKUNYACI/LIK ile TAKUNYALI ile TAKUNYASIZ


- TAKUNYASIZ | NALINSIZ ile/||/<> TAKUNYACILIK | TAKUNYALI ile/||/<> NALINCILIK | NALINLI


- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] ile/ve VERA'[Ar.] ile/ve ZÜHD

( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )

( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )

( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )

( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )

( TAKVA: Yolculuk azığı. )


- TAKVÂ ile HURÂFE


- TAKVA[Ar. < TAḲVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKVA

( Allah korkusu ile onun yasakladığı şeylerden günah ve haram olması ihtimali bulunan şüpheli durumlardan gereksiz şeylerden korunma züht )


- TAKVÂ[Ar.] ile/||/<> VERÂ[Ar.] ile/||/<> ZÜHD[Ar.]


- TAKVÎM[< KAVM, KIYÂM] ile ...

( EĞRİYİ DOĞRULTMA, BİÇİME KOYMA )


- TAKVİM YAŞI/KRONOLOJİK YAŞ/CHRONOLOGICAL AGE[İng.] ile/değil/yerine/= TAKVİM YAŞI


- TAKVİM ile ETİYOPYA TAKVİMİ

( ... İLE Tüm dünyanın kullandığından farklı takvim kullanmaktalardır. [2003 = 1996] )

( Etiyopya'ya, Haziran ile Eylül arasındaki aylarda, yoğun yağmurlar nedeniyle gitmemek daha uygun olur. )


- TAKVİM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖYDEM


- TAKVİM ile/||/<> TAKVİM[Ar. < TAKVİM]

( Zaman akışını gökbilim açısından gün hafta ay ve yıl olmak üzere aralıklara ayıran bunları belirleyip saptayan düzen astronomi )

( CALENDAR )

( CALENDRIER )

( KALENDER )


- TAKVİM ile TAKVİM

( CALENDAR vs. CALENDER )

( سالنما ile تقويم ile فشار دهنده )

( SALNAMA ile TAGHOYM ile FESHAR DAHANDEH )


- TAKVİM[Ar. < TAḲVĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKVİM

( hicri takvim kamerî takvim miladi takvim Rumi takvim ay gün takvimi ay takvimi cep takvimi duvar takvimi Gregoryan takvimi güneş takvimi kamer takvimi masa takvimi Yahudi takvimi Zamanı yıllara aylara ve günlere ayıran yöntem Bir yılın günlerini aylarını sayılı günlerini gösteren değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program )


- TAKVİYE ETMEK | TAKVİYE | TAKVİYE ETME | KUVVETLENDİRME ile/||/<> KUVVETLENDİRME ile/||/<> PEKİŞTİRME

( pekiştirme pekiştirme Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )


- TAKVİYE (ETMEK) ile/değil/yerine/= PEKİŞTİRİ/SAĞLAMLAŞTIRMA/GÜÇLENDİRME/DESTEKLEME/BERKİTME


- TAKVİYE | PEKİŞTİRME ile/||/<> PEKİŞTİRMEK ile/||/<> PEKİŞTİRME

( Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )

( REINFORCEMENT | REINFORCE | REINFORCEMENT, STRENGTHENING )

( RENFORCEMENT | ÉTAYAGE, RENFORCEMENT )

( ABSTÜTZEN, VERSTÄRKEN )


- TAKVİYE[Ar. < TAḲVİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLAMLAŞTIRMA | EK

( sağlamlaştırma Yardımcı kuvvet destek ek )


- TAKYECİ CAMİSİ / MEŞELİ MESCİD ile TAKYECİ/TAKKECİ CAMİSİ

( Kocamustafapaşa'dadır. İLE Topkapı dışında, Eski Edirne yolu üzerindedir. )

( XVI. yüzyılda, Arakiyeci(Takkeci) Ahmed Çelebi tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. İLE 1591'de, Arakiyeci İbrahim Çavuş tarafından. )


- TAKYİT[Ar. < TAḲYĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYITLAMA


- TAKYON ile/ve/<> FOTON

( TAKYOFOTON )


- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON


- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Ar.]

( Kök, sap ve yaprak biçiminde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )


- TAL ile/||/<> TAL[Fr. < THALLE]

( botanik tallus )

( THALLE )


- TAL ile TALİ ile TALK ile TALİ YOL ile TALK ŞİST ile TALK PUDRASI


- TALAK:
1 ile/ve/||/<>/> 2 ile/ve/||/<>/> 3


- TALAK[Ar. < ṬALĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAK

( talakıselase Evliliğin sona ermesi erkeğin karısını boşaması )


- TALAKAT[Ar. < ṬALĀḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAKAT

( Kolayca düzgün söz söyleme durumu )


- TALAKSELASE[Ar. < ṬALĀḲ + S̱ELĀS̱E] ile/değil/yerine/=/||/<> TALAKISELASE

( Mecelle ye göre kocanın ayrı ayrı üç kez veya bir arada üç kez karısını boşadığını bildirmesiyle gerçekleşen boşanma )


- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] ile/değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN


- TALAN ile/||/<> YAĞMA, ÇAPUL

( yağma çapul Az talan talaŋ talaŋ talan Kırgızcada talān olarak da geçer tålån talān tala n eki Türkçede tala dala yağmalamak çapullamak olarak kullanılır Clauson ED 492a Çağdaş diyalektlerde talau talav gibi birtakım türevler de geçer talav akın çapul amacıyla yapılan akın talau talau talau Türkçeden Farsçaya talān tālān depredation plunder pillage olarak geçmiştir Tacikçede de talåş tålån olarak kullanılır )

( TALAN[Az.]~TALAŊ[Tkm.]~TALAŊ[Kzk.]~TALAN[Krg.]~TÅLÅN[Özb.]~TALĀN[Yak.]~TALAU[Kklp.]~TALAU[Kzk.]~TALAU[Tatk.] )


- TALANLAMAK ile TALAN ile TALANCI/LIK


- TALAŞ BÖREĞİ ile/||/<> TALAŞ KEBABI


- TALAS ile/||/<> DALGA / DALGA

( dalga dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )

( WAVE )

( VAGUE )

( WELLE )

( UNDA )

( ONDA )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAŞ ile/ve REZE

( Testere ile biçilen ya da rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen odun kırıntıları. İLE/VE İnce talaş. )


- TALAS ile/||/<> TALAZ

( 'dalga' / 'dalga' @@ Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. || Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. )

( WAVE~BILLOW )

( VAGUE~HOULE )

( UNDA~FLUCTUS )

( WELLE~WOGE )

( ONDA~MAROSO )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα~ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAŞLAMAK ile TALAŞLANMAK ile TALAŞ ile TALAŞ BÖREĞİ ile TALAŞ KEBABI


- TALAZ ile/||/<> DALGA

( dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )

( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )


- TALAZLANMAK ile TALAZ/LIK


- TALBOT'S BANDS[İng.] / BANDES DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-BÄNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT BANTLARI


- TALBOT'S LAW[İng.] / LOI DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT YASASI


- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT


- TALEB[Ar.] ile BAHS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İKTİZÂ'[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile MUHÂVELE[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile RAVM[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile SUÂL[Ar.]


- TALEB[Ar.] ile TALÂB[Ar.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )


- TALEB[Ar. < ṬALEB] ile/değil/yerine/=/||/<> TALEP

( talepname arz talep efektif talep Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme istek )


- TALEBE YURDU ile/||/<> STUDENT UNION[İng.] ile/||/<> FOYER DES ÉTUDIANTS[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİ YURDU

( Öğrencilerin barınma yatma yemek yeme çalışma ve dinlenme gereksinmelerini karşılamak üzere devlet özel kurumlar ya da kişilerce açılan ve yönetilen kuruluş )

( STUDENT UNION )

( FOYER DES ÉTUDIANTS )


- TALEBE ile/ve/||/<> FUKAHA


- TALEBE ile MÜRİD


- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] ile/değil/yerine/= ÖĞRENCİ


- TALEBE[Ar. < ṬALEBE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRENCİ (TALEBE YURDU)


- TALEBE ile SÂLİK


- TALEBE ile TAKİPÇİ


- TALEBELİK ile/||/<> STUDENTSHIP[İng.] ile/||/<> CONDITION ÉTUDIANTE[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİLİK

( Öğrenci olma durumu )

( STUDENTSHIP )

( CONDITION ÉTUDIANTE )


- TALEB-İ CÂH ile ÎTİBAR, MAKAM

( ÎTİBAR, MAKAM )


- [ne yazık ki]
TALEB-İ MAL ile/ve/||/<> TALEB-İ CAH ile/ve/||/<> TALEB-İ ALÂYİŞ-İ ZÂHİR

( Karıncanın ayak sesinden daha sessizce nefse musallat olan üç gizli şirk. )


- TALEBNAME[Ar. < ṬALEB + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TALEPNAME

( İstek bildiren belge )


- TALEL[Ar.] ile CESED[Ar.]


- TALENT[Yun. TALANTON] ile/||/<>/> STATER

( 26 kg. @@ Para birimi Talent'ten üç mina daha ağır yapılarak, aradaki fark ağırlık talenti'nin birimlerine paylaştırılmıştır. Bu birim stater'dir. [873,2 gram] ve eski sikkeye yani 'Didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir, ayrıca askatları vardır. )

( Atina'da alışverişte kullanılan Talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mİna'ydı.[436,60 gram]. )


- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ

( DEMAND vs. DEMAND AN EXPLANATION vs. DEMAND JUSTICE vs. DEMAND PROOF vs. DEMANDANT vs. DEMANDED )

( مطالبه ile تقاضا ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile اقتضاء ile خواهان بودن ile مطالبه کردن ile ايجاب ile طلب ile توضيح خواستن ile تظلم کردن ile اثبات لازم داشتن ile طلب کننده ile درخواست کننده ile مطلوب )

( MOTALEBEH ile TAQAZA ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile اقتضاء ile KHAEHAN BODAN ile MOTALEBEH KARDAN ile AYJAB ile TALAB ile TOZYHE KHASTAN ile TAZLOM KARDAN ile ESBAT LAZM DASHTAN ile TALAB KONANDEH ile DARKHAST KONANDEH ile MOTLUB )


- TALEP (ETMEK) ile/değil/yerine/= İSTEM (İSTEMLEMEK/İSTEMEK)


- TALEP ETMEK ile/ve MAHKÛM OLMAK


- TALEP | İSTEM ile/||/<> İSTEM

( 1 Kişinin alıcının mal isteminde bulunması 2 Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek niyet ve davranışları istem )

( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER )

( DEMANDE | PROPOSITION )

( NACHFRAGE )

( DOMANDA )

( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση )


- TALEP | İSTEM ile/||/<> ÖNERİ

( 1. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. 2. Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. @@ Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışları. @@ @@ @@bk. istem )

( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER~OFFER | SUGGESTION )

( DEMANDE | PROPOSITION~PROPOSITION )

( NACHFRAGE~VORSCHLAG )

( DOMANDA~PROPOSTA )

( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση~ΠΡΌΤΑΣΗ / πρόταση )


- TALEP/TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN


- TALEP ile/ve/<> RAĞBET


- TALEP ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Açıkça belirtilmiş, çoğu zaman yazılı ya da sözlü bir istem. @@ Henüz dile getirilmese bile yönelimin fiilen var olduğunu anlatır. )

( "Görev talebinde bulunmadı."
[Resmî talep yok ama yönelim var demektir.] @@ "Göreve dair şibak nihali bulunduğu hâlde talepte bulunmamış görünmektedir." )


- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL

( [not] REQUEST vs./and/but/||/<>/< TO ASK
TO ASK instead of REQUEST )


- TALEPKÂR[Ar. < ṬALEB + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ


- TALEPNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= İSTEMBELGE


- TALER[Alm.] -ile/||/<>

( XVI yüzyılda Alman eyaletlerinde kullanılan büyük gümüş paralara verilen ad Aftos un serveti sâlifü zzikr konaktan ve denizde geşt ü güzar eden on beş yirmi kıt a sefineden maada nakit olarak yüz bin taler derecesinde olup bu kadar servet mukabilinde familya halkı denilebilecek kalabalığı ise bir kendisinden bir de kızı Cuzello dan ibaretti Ahmet Midhat Efendi Hasan Mellâh Yahut Sır İçinde Esrar 8 )


- TALİ CÜMLE, CÜMLE-İ TÂLÎ | YAN CÜMLE ile/||/<> YAN CÜMLE

( Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta bir sebebe bir dileğe bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle Yan cümlenin bağlaçlı yan cümle ki li dilekli yan cümle sA lı şartlı yan cümle sA lı mIşsA lı sorulu yan cümle mI lı gibi çeşitli türleri vardır Karşıtı temel cümle dir Zelzeleden değil bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükûnet ve kayıtsızlıktan insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Erzurumlu Hamdi s 139 Zaten gece oldu mu onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar koca evin her tarafına battaniyeler yastıklar konulurdu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Evin Sahibi s 158 Eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse hatıra defteri tutanlara romancı sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi T Buğra göst e s 39 Bir an mümtaz a öyle geldi ki Tevfik Bey in sesi Emin Dede nin ney i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu A H Tanpınar Huzur s 244 Kavgaları yazılsa koca bir kitap tutar oğlan sanki ikinci bir karakol ikinci bir adliye olmak iddiasındadır T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur Karaoğlan s 44 Tam şu yalının üstüne düşse daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta bir bölümünü gölgede bırakırdı A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 125 Kendimi dinlesem vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir A Ş Hisar göst e s 44 Eylül ortası dedi mi buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahirî tasvirleri için türkü söyler T Buğra Dönemeçte s 58 Akşamdan beri yağan kar dinmişse yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu P Safa Biz İnsanlar s 61 Her ümitsiz insan gibi kendinden degil dışarıdan hayatın sırasız tertipsiz tesadüfi vakalarından bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi P Safa Şimşek s 119 Ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki büyük bir telaş içinde Pervin yatağa oturdu P Safa göst e s 113 Evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım A Ş Hisar Fahim Bey ve Biz s 138 vb Azerbaycan Türkçesi budag cümlä Türkmen Türkçesi eyercen sözlem Gagauz Türkçesi dal cümlä Özbek Türkçesi ergaş gap Uygur Türkçesi beqindi cümlä Tatar Türkçesi iyärcen cömlä Başkurt Türkçesi eyärsänhöyläm iyerçen cumla Krç Malk boysunňan aytım Nogay Türkçesi iyerşenyıyma Kazak Türkçesi bagınıňkı söylem Kırgız Türkçesi bagınınkı süylöm Alt koş ermek Hakas Türkçesi hoza predlojeniye Tuva Türkçesi tayılbır tomak Rusça pridatoçnoyepredlojeniye )

( SUBORDINATE CLAUSE )

( PROPOSITION SUBORDONNEE )

( NEBENSATZ )


- TÂLÎ | EKLENTİ ile/||/<> EKLENTİ

( Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )

( ACCESSORY | ANNEX | ADD-IN )

( ACCESSOIRE | ANNEXE )

( AKZESSORISCH | ANBAU )


- TALİ POZİSYON ile/||/<> SUB-ENDING[İng.] ile/||/<> SOUS-POSITION[Fr.] ile/||/<> ALT BAŞLIK

( Gümrük bildirmeliklerinde bir numaraya giren malların o numara altında bağlı tutulduğu ikinci bir bölümleme )

( SUB-ENDING )

( SOUS-POSITION )


- TALİ | SONURTU ile/||/<> SONURTU

( koşullu önermesinde p önermesi artbileşen )

( CONSEQUENT )

( CONSÉQUENT )

( KONSEQUENT, SUKZEDENS, ENDE )

( CONSEQUENS )


- TÂLÎ ile/değil/yerine/= İKİNCİL


- TÂLİ ile/değil/yerine/= İKİNCİL


- TALİ[Ar. < TĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İKİNCİL (TALİ BAYİ, TALİ YOL)


- TAL'Î[Ar.] ile/>< TÂLİ'[Ar. < TULÛ] ile/>< TÂLÎ[Ar. < TÜLÜVV] ile/>< TÂLİH[Ar. < SÂLİH]

( Çiçek tozuna ait, çiçektozu ile ilgili. İLE Hedefin arkasına düşen ok. | Doğan, tulû eden. | Tâlih, kısmet, baht. İLE Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. | İkinci derecede olan. | Kur'ân okuyan. | [mantıkta] Sonurtu.[Fr. CONSÉQUENT] İLE Yaramaz, yararsız. )


- TÂLİB[< TULLÂB, TULLEB, TALEBE] ile ...

( İSTEYEN, İSTEKLİ | ÖĞRENCİ )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )

( Mantık ilmini tasavvur etmezsen, mutlak belirsizin(mechûlün) tâlibi olursun! )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )


- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ


- TALİB[Ar. < ṬĀLİB] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİP

( İsteyen talep eden istekli olan kimse Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kimseye bildiren erkek )


- TALİH[Ar. < ṬĀLİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHT (TALİH KUŞU, TALİH OYUNU, KARA TALİH, KÖR TALİH)


- TALİH ile BAHT ile GÖNENMEK


- TALİH ile/ve/= TA'Lİ(İKİNCİL)


- TALİH ile TALİHLİ ile TALİHSİZ/LİK ile TALİH KUŞU ile TALİH OYUNU


- TALİHSİZ ile/ve/||/<>/> TARİFSİZ


- TA'LÎK[< ALAK] ile ...

( ASMA, ASILMA | BİR ŞEYE BAĞLI GÖSTERME | GECİKTİRME, ASKIDA BIRAKILMA | BELİRLİ BİR ZAMANA BIRAKMA | İRAN YAZISI (hatt-ı ta'lîk) )


- TALİK[Ar. < TAʿLĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASMA | ERTELEME

( Arap alfabesinde geliştirilen yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri Bu tür yazı ile yazılmış asma I Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma erteleme )


- TALİK[Ar. < TAʿLİK] ile/||/<> ... | SÜLÜS

( Sülüsün sağdan sola doğru eğim kazanmış kuyruk bölümü daha uzamış biçimine verilen ad sülüs )


- TÂLİK ile/ve/||/<> SÜLÜS(CELÎ) ile/ve/||/<> RİKÂ ile/ve/||/<> NESİH

( XIV. yy. sonlarında ve XV. yüzyıl başlarında, Anadolu'da. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> XIX. yüzyıl başlarında. İLE/VE/||/<> Kur'ân-ı Kerîm'de. )


- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]

( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )


- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]

( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )


- TALİK ile TALİKA


- TALIKA[Rus.] ile/||/<> ...

( Bir kitap ya da düşünceye eklenen bilgileri kapsayan yazmaya verilen ad Balkan dilleri yoluyla Macarcadan alınmıştır talíga Srp taliga taljiga Karren Bauernwagen taliga Rumence teleaga biçimi Bulgarcadan alınmıştır Macarca taliga biçiminin kökenini bilmiyoruz Yaygın bir inanca göre Eski Rusçadan alınmıştır Bu yoldaki sorunları Kniezsa SzlJsz 759761 eleştiri süzgecinden geçirmiştir Rusça telěga biçiminin doğu dillerinden kalma bir alıntı olduğu anlaşılıyor Bilimsel yayınlarda Rusça telěganın Moğolcadan alındığı sık sık dile getirilmiştir Vasmer REW 3 8990 Vasmerin eserinin Rusça çevirisinde ÊSRJa 4 38 Trubaçev da bu görüşe katılmıştır Rusça telěganın Moğol kökeninden geldiğini Menges The Igor Tale 5051 Oriens 9 118 de yazmıştı Ona göre Eski Rusça ile Moğolca arasındaki bağı kurmak için Türkçenin aracılığını var saymak gerekir Başka bir deyişle Moğolca terge n in Rusçaya Türkçe yoluyla geçtiği anlaşılıyor Menges Moğolca terge n in Türkçe karşılıkları üzerinde de durmuştur Onun bu çalışmasından habersiz kalan Ligeti MNy 62 1314 Rusça telěganın Türk kökeninden geldiğini açıklamış bu sözün Moğolların Gizli Tarihinde telege ve telegen olarak geçtiğini bildirdiği gibi Moğolca telege n in Türkçeden geçtiğini de yazmış ancak Türkçe karşılığının açık olarak ortaya çıkmadığını da saklamamıştır Bununla birlikte Ligeti Moğolca telege n in Uygurcada tekerlek olarak kullanılan tilgenden telgän başka bir şey olmadığını da dile getirmiştir )

( TELĚGA )

( TALIGA )

( TERGE~TELEGE )


- TALİKA[Rus. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİKA

( Dört tekerlekli üstü kapalı yaylı bir tür at arabası )


- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]

( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )


- TALİKAT ile TARİKAT["TA:RİKAT" değil TARİKAT]


- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM ile/||/<> TÜMDENGELİM

( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım sonucunu elde etme Anlamdaş türetim Karşılaştırınız tümevarım 1 Geçerli bir çıkarımın sonucunu öncüllerinden çıkarma işlemi 2 Türetim Krş tümdengelimli mantık Genelden özele tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi 1Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu kesin sonuca vardıran mantıksal işlem Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur 2Tümel olandan tikelin genel olandan özelin çıkarılması Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma Tümdengelimin mantıksal biçimi tasım syllogismus ve tasıma dayanan kanıttır Karşıtı tümevarım 3 Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı 4 Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu Deneyüstü tümdengelim transsendental deduktion Kantın kullandığı deyim Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi )

( DEDUCTION | INDUCTION )

( DÉDUCTION | INDUCTION )

( DEDUKTION, FOLGERUNG, ABLEITUNG | DEDUKTION | INDUKTION )

( DEDUCTIO | INDUCTIO )

( DEDUZIONE )

( ΠΑΡΑΓΩΓΉ / παραγωγή )


- TA'LİL-İSTİKRÂ ile/ve TAHLİL-TERKİP


- TALİL[Ar. < TAʿLĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİL

( hüsnütalil Sebep gösterme tümdengelim )


- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ

( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )


- TÂLİM VE TERBİYE ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM VE EĞİTİM


- TA'LÎM[< İLM] ile ...

( ÖĞRENME, ÖĞRETME, ÖĞRETİM, ÖĞRETİLME | OKUTMA, DERS VERME/VERİLME | MEŞK İLE YETİŞTİRME | EGZERSİZ )


- TALİM[Ar. < TAʿLĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM | ALIŞTIRMA | İDMAN

( talimhane talimname öğretim alıştırma idman Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi )


- TALİM ile TALİMLİ ile TALİMSİZ


- TA'LÎM[Ar. < İLM | çoğ. TA'LÎMÂT] ile TA'LÎN[Ar.]

( Öğrenme, öğretme, öğretim, öğretilme. | Okutma, ders verme/verilme. | Meşk ile yetiştirme. | Askerlik idmanı. | İdman, egzersiz. İLE Açığa vurma/vurulma. )


- TA'LÎM[Ar.] ile TELKÎN[Ar.]


- TA'LÎM(< İLM) ile TEMRÎN

( Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. İLE Alıştırma, idman yaptırma, egzersiz. )


- TALİMAR[İt. < TAGLIAMARE] ile/||/<> ...

( baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme İtal tagliamare )

( TAGLIAMARE )


- TALİMAT | KOMUT ile/||/<> KOMUT

( Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi Cimnastikte alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler yönerge Binicinin komutlarını ata ses eller ve ayak gibi doğal sinyaller veya kamçı ve mahmuz gibi yapay sinyaller vererek bildirmesi )

( INSTRUCTION | COMMAND | ORDER | AIDS )

( INSTRUCTION | COMMANDEMENT )

( KOMMANDO, (BEFEHL) )


- TALİMAT VERMEK ile TALİMAT ile ÖĞRETİCİ ile ÖĞRETİCİ ile EĞİTMEN ile ENSTRÜMAN ile ENSTRÜMANTAL ile ALETLERİ

( INSTRUCT vs. INSTRUCTION vs. INSTRUCTIONAL vs. INSTRUCTIVE vs. INSTRUCTOR vs. INSTRUMENT vs. INSTRUMENTAL vs. INSTRUMENTS )

( آموزاندن ile تعليم دادن ile آموختن به ile آموختن ile دستورالعمل ile آموزش ile دستور ile تعليم ile تدريس ile درس ile دستورگان ile آموزگاري ile ياد دهنده ile آموختار ile آموزنده ile آموزگار ile آلت ile ابزار ile وسيله ile اسباب ile اوزار ile قابل استفاده ile وسيله ساز ile سازي ile ادوات ile آلات )

( AMOZANDAN ile TAELYM DADAN ile AMUKHTAN BAH ile AMUKHTAN ile DASTOROLAMEL ile AMUZESH ile DASTOR ile تعليم ile TADARYS ile DARS ile DASTORGAN ile AMUZGARY ile YAD DAHANDEH ile AMUKHTAR ile AMUZANDEH ile AMUZGAR ile ALT ile ABZAR ile VESYLAH ile ASBAB ile اوزار ile GHABEL ESTEFADEH ile VESYLAH SAZ ile SAZY ile EDVAT ile ALAT )


- TALİMAT | YÖNERGE ile/||/<> YÖNERGE ile/||/<> KULLANIM YÖNERGESİ

( kullanım yönergesi Bir bilgi toplama sürecini yöneten uygulanması gerekli kural ve işlemleri gösteren eylem kılavuzu Mal ya da yapılacak diğer işlemler üzerinde bilgiler verme buyruklarda bulunma )

( REGULATIONS | DIRECTION | GUIDELINE | INSTRUCTION )

( INSTRUCTION )


- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP


- TALİMAT[Ar. < TAʿLĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMAT

( talimatname yönerge Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandan başkan veya daire başkanları tarafından verilen o hizmetle ilgili sorumluluk düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar )


- TALİMATNAME[Ar. < TAʿLĪMĀT + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> YÖNETMELİK (DAHİLÎ TALİMATNAME)


- TALİMATNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNETMELİK


- TALİMEN MEKRUH ile TENZİHEN MEKRUH


- TALİMGAH[Ar. < TAʿLĪM + Fars. -GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMGÂH

( Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman öğretici vb ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş )


- TÂLİMGÂH ile/ve/<> TÂLİMHÂNE

( Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici vb.ni yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş. İLE/VE/<> Eğitim/alıştırma alanı. )


- TALİMHANE[Ar. < TAʿLĪM + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM ALANI


- TA'LÎMÎ[Ar.]/DİDAKTİK[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİCİ/ÖĞRETÇİ


- TALİMNAME[Ar. < TAʿLĪM + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TALİMNAME

( Savaşta uygulanan türlü manevraları araç ve gereçlerin nasıl kullanılacağını her sınıfın görev ve davranışını belirten kuralların toplandığı kitap )


- TALİP[< TALEP] ile/ve/||/<>/> TALİM


- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEMCİ/İSTEKLİ


- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEYEN


- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]

( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )


- TALİP/LİK ile TALİPLİ/LİK


- TALİS[Lat. < TALIS] ile/değil/yerine/= BÖYLE, BUNUN GİBİ


- TA'LİYE[Ar.] ile TAHLİYE[Ar. < HALÂ, HALVET, HALV]

( Bir şeyi yükseltme. İLE Boşaltma, boş bırakma. | Serbest bırakma, salıverme. )


- TALC; TALCUM[İng.] / TALC[Fr.] / TALK, TALKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALK


- TALK[Ar. < ṬALḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TALK

( talk pudrası talk şist Genellikle açık yeşil toz durumundayken yağlı bir görünümde özgül ağırlığı sertliği olan hidratlı doğal magnezyum )


- TALK ile/||/<> TALK[Ar. < ṬALK]

( Mineral Mg6 OH2 Si4Oı0 metalimsi olmayan parıltı ak gri yeşil çizgi ak yeşilimsi elle dokunulduğunda yağlıymış gibi duyulur sertlik 1 özgül ağırlık 2 72 8 monoklinal jeoloji )

( TALC )

( TALC )

( TALK )


- TALKIN/TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/||/<> TELKİN/TELKİN[Ar. < TELḲĪN]

( Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar telkin )


- TALLAHİ[Ar. < TALLAHİ] ile/değil/yerine/=/||/<> VALLAHİ (VALLAHİ TALLAHİ)


- TALLOW[İng.] ile/||/<> DON YAĞI

( İç yağı )

( TALLOW )


- TALTİF[Ar. < LÛTF çoğ. TALTÎFÂT] ile/değil/yerine/= ÖDÜLLENDİRME

( LÛTUFLAR, İHSANLAR)] ile ABCDEF ( GÖNÜL OKŞAMA, GÖNLÜ HOŞ ETME ] YUMUŞATMA,YUMUŞATACAK BİR İLÂÇ KULLANMA ] RÜTBE, NİŞAN, MAAŞ ARTIRIMI GİBİ ŞEYLERLE SEVİNDİRME )


- TALTİF[Ar. < TALṬĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TALTİF

( İyilik ederek gönül alma Birini nişan madalya aylık artırma vb şeylerle ödüllendirme )


- TALUS[Fr.] ile/||/<> ŞEV[Fars. < ŞİB]

( coğrafya şev şēb şīb a descent declivity wet ground made uneven and rugged by the trampling of men and aftenwards hardened by the influence of the sun )

( TALUS )

( ŞEV )


- TALWEG[Alm. < TALWEG] ile/değil/yerine/=/||/<> TALVEG

( Bir vadinin en derin yerlerini birleştiren çizgi )


- TALYUM[Fr. THALLIUM] ile

( Atom numarası 81, atom ağırlığı 204,39, yoğunluğu 11,85 olan, 303 °C'de eriyen, fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan, tuzları ve bileşikleri zehirli bir öğe. [Simgesi: Tl] )


- TALYUM ile/||/<> TALYUM[Fr. < THALLIUM]

( kimya Sıçanlar için hazırlanmış tuzak yemi veya besinlerinin özellikle kedi veya köpekler tarafından yenilmesiyle zehirlenmeler oluşturan tüm hayvanlar için son derece zehirli olan pıhtılaşmayı engelleyerek etkisini oluşturan TI sembolüyle bilinen atom numarası 81 ve atom ağırlığı 204 39 olan kimyasal bir madde )

( THALLIUM )

( THALLIUM )


- THALLIUM[İng.] / THALLIUM[Fr.] / THALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALYUM


- TAM ANLAMIYLA ile/||/<> HALİS MUHLİS ile/||/<> TAM MANASIYLA


- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA


- TAM BİLGİ ile/||/<> EKSİK BİLGİ ile/||/<> ASİMETRİK BİLGİ

( Oyunlarda bilgi seviyeleri. )

( Formül: Perfect Bayesian Equilibrium )


- TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK


- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK

( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )

( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )

( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )


- TAM GÖLGE ile/ve ALA GÖLGE


- TAM İFADE/MESAJ ile/ve EKSİKLİ İFADE/MESAJ ile/ve META İFADE/MESAJ

( Gözlem. Düşünce. Duygu. İstek. Sınır/Sonuç. )


- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME

( FULL REDUPLICATION vs. PARTIAL REDUPLICATION )


- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI


- İSTİDÂD:
TAM ile/ve/değil/||/<> EKSİK


- TAM KAFİYE ile/||/<> TAM UYAK


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Haber | İnşa İLE/VE ... )

( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )


- TAM NİSBET / NİSBET-İ TÂMME ile NİSBET-İ NÂKISA / GAYR-I TAM NİSBET

( İnşâî | Haberî[İsim | Fiil] İLE/VE Takyidî | İzâfî )

( Nispet-i Tâmme= Tümce(cümle) * HABERİYE(-İsim(dır/dir) ve -Fiil(saklı dır/dir) * İNŞÂİYE(Emir, Soru, Nehiy, Temenni). İLE Nispet-i Nakısa(Eksik nispet)= Tamlama )


- TAM OLAN SÖZ ile/ve TAM OLMAYAN SÖZ

( el-KAVLU'T-TÂM ile/ve el_KAVLU ĞAYRU'T-TÂM )

( FÂRÂBÎ )


- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME


- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON

( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )


- TAM SAĞALTIM | KÜR ile/||/<> KÜR ile/||/<> KÜR[Fr. < CURE]

( Tedavi etme iyileştirme şifa verme sağaltım İleride kullanılacak maddeleri muhafaza etmek için kurutma kimyasal koruyucular kullanma tütsüleme tuzlama vb işlemlerin yapılması )

( CURE )

( CURE )


- TAM TAHNÎT ile/değil/yerine YARIM TAHNÎT

( Mısır'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Osmanlı'da. )

( TAHNÎT: Ölüyü, bozulmaması için belirli bir yapı ve oranda ilâçlama, koruma. )


- TAM[Ar. < TĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TIPKI

( tam açı tam algı tam altın tam anlamıyla tam asalak tam bakım tam bilet tam bölen tam ekmek tam ekran tam er tam gaz tam gün tam kafiye tamkare tam manasıyla tam mesai tam not tam otomatik tam pansiyon tam sayı tam sırası tam siper tamtakır tam tamına tam tarife tam uyak tam yol aklı tam ayar tamı tamına eksiksiz Bir bütün olarak ele alınan bütün En elverişli en uygun tıpkı O sırada o anda Eksiksiz olarak bütün olarak iyice Gerçek kusursuz olan Ehliyetli yetkin olan Amerikan doları )


- TAM TARİFE/İSKONTOSUZ/TENZİLATSIZ ile/değil/yerine/= İNDİRİMSİZ


- TAM ÜSTÜNE BASMAK ile CUK OTUR(T)MAK


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA

( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )

( Formül: sinθc = n₂/n₁ )


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Işık yoğun ortamdan az yoğuna geçerken, kritik açıyı aşınca hiç kırılmadan tümüyle geri yansımasıdır; optik fiberin çalışma ilkesidir. @@ Işığın bir yüzeye çarptığında bir bölümünün yansıyıp bir bölümünün kırılarak geçmesidir; olağan durumdur. İlkinde ışığın tamamı geri döner, ikincisinde ikiye bölünür. )

( Formül: θ>θc ~ θ<θc )


- TAM ZİNCİR ile/ve EKSİK ZİNCİR


- TAM ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK/NET


- TAM ile/||/<> TAM[Ar. < TÂMM]

( tamamlanmış tam Kökeni açık değildir Dil tartışmalarında kökeni anlamı ve kullanım alanı üzerinde sıkça durulmuştur Başlangıçta yabancı kökenli bir öge olduğu ileri sürülmüş Arapçada tümm temm timm biçimlerinde geçtiği dile getirilmiştir Buna karşılık tümün Kâşgarlı Mahmudun Dîvânu LugâtitTürkünden beri kullanıldığı ileri sürülmüştür Ağızlardan derlendiği ileri sürülen tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan karşılığı tanık olarak gösterilmiştir Dîvânu LugâtitTürkte başlangıçta tüm okunan sözün aslında tum olduğu sonraki yayımlarla Clauson ED 503a ortaya konulmuştur Kâşgarlı Mahmud tum sözüne atların tek renkli olması karşılığını vermiştir Dîvânu LugâtitTürk yazarına göre tum kara at kapkara at tum torug at üzerinde doru renginden başka renk olmayan at anlamlarındadır Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisinin 1942 yılında çıkmış olan III cildindeki tüm sözünün tamam hepsi bütün toptan anlamlarına 1978 yılında yayımlanan yeni baskı Türkiyede Halk Ağzından Derleme Sözlüğünün X cildinde yer verilmemiştir Buna karşılık ilk baskıdaki tüm sözünün tepe tümsek anlamı korunmuştur Bu veri ağızlarda toprak yığını tümsek ve iki tarlayı ya da evlekleri birbirinden ayırmaya yarayan toprak set olarak kullanılan tump tunp sözünden ayrılamaz tump Derleme Sözlüğünde tüm yerine tum biçimi tümü eksiksiz hepsi anlamlarıyla verilmiştir Bu biçimin yalnız Amasyada ve Konyanın Akşehir ilçesinde geçtiği anlaşılıyor Ordunun Ulubey ilçesinde bütün olarak kullanılan tulun bir hapax legomenondur Tarama Sözlüğündeki tüm küme ve tümce küme hâlinde sözleri de yalnız birer örneklidir Bunlardan tümün geçtiği örnekteki yazım da kelimenin Arapça tümm olduğunu göstermektedir Çağdaş Türk diyalektlerinde tüme benzer bir sözün kullanılmaması da düşündürücü bir gerçektir Kökeni tartışılan tümün karşısında kökü ve ekiyle Türkçe bir türev olan bütün tarihî ve çağdaş diyalektlerde yaygın olarak kullanılmaktadır bütün )

( FULL )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAM'[Ar. < TAM]

( Tama eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]

( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TA'M[Ar. çoğ. TUÛM] ile TAMA'[Ar.]

( Yeme. | Tad, lezzet. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )


- TAMA ile DOYMAZLIK | ÇOK İSTEME | AÇGÖZLÜLÜK


- TAMAH ETMEK ile/değil/yerine/= GÖZ İNDİRMEK


- TAMAH[Ar. < ṬAMAʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜLÜK


- TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK

( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/ya da zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. @@ Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )


- TAMAHKÂR[Ar. < ṬAMAʿ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜ


- TAMAM[Ar. < TAMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜN | EKSİKSİZ | EVET

( tamamı tamamına bütün eksiksiz Tamamlanmış bitmiş Olması gerektiği gibi evet Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz )


- TAMAM ile/değil/yerine/= PEKİ/OLUR


- TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN AŞAĞI ile/||/<> HER ZAMAN | TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN SONA

( tamamen baştan başa Her yönüyle )


- TAMAMEN | İYİCE/BÜSBÜTÜN ile/||/<> TAMAMEN | İYİCE/BÜTÜN BÜTÜNE

( tamamen iyice )


- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA


- TAMAMEN ile SADECE


- TAMAMEN ile SONUNA KADAR


- TAMAMEN[Ar. < TAMĀMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMAMEN

( Her şeyiyle kapsayıcı bir biçimde bütün olarak olduğu gibi ağız ağıza baştan aşağı baştan başa baştan sona boylu boyunca büsbütün bütün bütün bütün bütüne bütünüyle hepten heyetiyle iyice külliyen milimi milimine satır satır sıkı sıkı tam tamına tamamı tamamına tamamıyla tamı tamına tastamam tekmil temelli tepeden ayağa tepeden tırnağa top tümden tümüyle )


- TAMÂMEN[Ar.] ile TAMÂMÎ[Ar.]

( Büsbütün. | Tam ve eksiksiz olarak, tümüyle. İLE Eksik tamamlamaya özgü, onunla ilgili. Tamamlayan, bölünmeyen. )


- TÂMAM-I CEYB ile/||/<> COSINUS[Fr.] ile/||/<> KOSİNÜS[Fr. < COSINUS]

( matematik )

( COSINUS )


- TAMÂMÎ ile/||/<> COMPLÉMENTAIRE[Fr.] ile/||/<> TÜMLER

( matematik )

( COMPLÉMENTAIRE )


- TAMAMI ile HER AYRINTISI

( ALL OF vs. EACH DETAIL OF )


- TAMAMİYET | BÜTÜNLEŞME | ENTEGRASYON ile/||/<> ENTEGRASYON ile/||/<> BÜTÜNLEŞME

( bütünleşme Kültür değerlerinin budunsal azınlıkların toplumsal öbeklerin bir bütüne alınışı bir bütüne dönüşmesi 1 Hızla kentleşen bir yerleşim yerinde kente yeni gelenlerle orada eskidenberi oturmakta olanlar arasındaki kopukluğun ortadan kalkması toplumsal ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesi süreci 2 Kente yeni göçmüş olanların yerleştikleri yeni kesimlerin kentin bir parçası durumuna gelmesi süreci Bireyler ya da küme üyelerinin ortak amaçlar çerçevesinde toplanarak bağlayıcı bir birlik oluşturmaları durumu 1 birleşme 2 iktisadi bütünleşme )

( INTÉGRATION )


- TAMAMİYET[Ar. < TAMĀMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMLIK


- TAMAMLAMAK ile BİTİRMEK

( FaRkLaR Kılavuzu dışında, hiçbir İngilizce sözlüğü, şu iki sözcük arasındaki farkı açıklamaz.

TAMAMLAMAK ile BİT(İR)MEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15835 ]

Bazı kişiler, aralarında hiçbir farkın olmadığını söylese de FaRkLaR'ı vardır!

Eğer doğru biriyle evlenirseniz, tamamlanırsınız; eğer yanlış biriyle evlenirseniz, bitersiniz.

Eğer eşiniz, sizi başka biriyle yakalarsa tamamen bitersiniz; eğer eşiniz, alışverişi çok seviyorsa öyle bir bitmişsinizdir ki...

Bu arada, Sokrates'in önemli sözünü anımsamakta yarar var...
"Her koşulda evlenin! Eğer eşiniz, iyi çıkarsa mutlu olursunuz. Eğer kötü çıkarsa filozof olursunuz."

image )

( COMPLETE vs. FINISH )


- TAMAMLAMAK ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜNLEMEK | BİTİRMEK

( Tam ve eksiksiz duruma getirmek tamlamak bütünlemek bitirmek )


- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<>/> GENİŞLETMEK


- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/<> SÜSLEMEK


- TAMAMLAMAK ile TAMAMLANMAK ile TAMAMLATMAK ile TAMAMLANABİLMEK ile TAMAMLATABİLMEK ile TAMAMLAYABİLMEK ile TAMAM ile TAMAMI TAMAMINA


- TAMAMLAMAK ile YERİNE GETİRMEK


- TAMAMLANABİLİRLİK ile/||/<> TAMAMLANMAZLIK

( Tamamlanabilirlik her doğru önermenin kanıtlanabilmesi İLE tamamlanmazlık bazı doğruların kanıtlanamayacağıdır. Gödel tamamlanmazlık teoremi matematiksel sistemlerin sınırını gösterdi İLE yeterince güçlü her sistemde kanıtlanamayan doğrular vardır. )

( Kurt Gödel tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1906-1978) (Ülke: Avusturya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Gödel tamamlanmazlık teoremleri, matematiksel sistemlerin sınırlarını kanıtladı, biçimsel sistemlerin tutarlılığı) )


- TAMAMLANDI ile BİTTİ

( DONE vs. DONEE )

( صورت گرفته ile مفعول ile انجام شده ile متهب ile موهب اليه )

( SORT GARAFTEH ile MAFUL ile ENJAM SHODEH ile MOTEHAB ile موهب اليه )


- TAMAMLANMAK ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜNLENMEK | BİTİRİLMEK

( Tam ve eksiksiz duruma getirilmek bütünlenmek bitirilmek )


- TAMAMLA(N)MAK ile/ve/<> BÜTÜNLE(N)MEK


- TAMAMLA(N)MAK ile OLMAK

( "Şu ya da bu olmak" değil yalnızca olmak. )

( Olmak, her şeye tanık olmayı gerektirir. )

( Olmayı bilmemiz gerekmez fakat bilmek için de olmak zorundayız. )

( MÜTEMMİM: Tamamlayan. )

( TO (GET) COMPLETE vs. TO BE
Not being this or that, but just being.
To be needs, everything must be witnessed.
You need not know to be, but you must be to know. )


- TAMAMLANMIŞLIK ile/ve/||/<> SONSAL


- COMPLEMENT[İng.] / KOMPLEMENTÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYAN


- BAKIŞ:
TAMAMLAYICI ile/ve/||/<> UYUMLANICI


- COMPLEMENTARY COLOR[İng.] / COLORANT COMPLÉMENTAIRE[Fr.] / KOMPLEMENTARFARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYICI RENK


- TAMAMLAYICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DESTEKLEYİCİ


- TAMAMLAYICI ile/||/<> TAMAMLAYICI

( 1 DNA çift ipliğinin ayrılarak her birinden yeniden çift iplikli DNA oluşması için tamamlayıcı nükleotitlerin bu ipliklere bağlanması 2 Bir reaksiyonun olabilmesi için enzimle substratın anahtar kilit ilişkisi gibi iki molekülün birbirini bütünlemesi Komplementer tamlayan )

( COMPLEMENTARY | SUPPLEMENTAL )

( COMPLÉMENTAIRE )

( KOMPLEMENT )

( COMPLERE: IKMAL ETMEK )


- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK

( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )

( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )

( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )


- TAMANİTE[Fr. < TAMANITE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAMANİT

( Doğal kalsiyum ve demir fosfat )


- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN

( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )

( )

( ... cum SAGUINUS OEDIPUS )

( gfgdsfgdf )


- TAMAS ile

( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan(guna'lar) biri. (Rajas, Tamas, Sattva) )