Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(492/502)


- YOKUŞ AŞAĞI ile/||/<> YOKUŞ YUKARI

( Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer çıkış iniş karşıtı )


- YOKUŞ ile BAYIR

( ... İLE Küçük yokuş. )


- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]

( Bisiklet kullanmayan kişiler, bildikleri/gördükleri yollardaki eğimin açısına ve uzunluğuna göre, yolun/eğimin tamamını/bütününü "düşünerek", eğimli yollarda çok yorulacaklarını varsayarlar/zannederler. Hatta, o dik "yokuşun", çıkılamaz olduğunu zannederek, süreci düşünmeden/deneyimlemeden, sonuç merkezli bir (ön)"yargı"da bulunurlar. Gözlerini, yolun sonuna dikerek ve yetersizliklerine, güçsüzlüklerine bağlayarak ve ümitsizliğe düşürecek olan yüklü/şişmiş "yokuş" sözcüğü ile yanına bile yaklaşmazlar bisikletin.

Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.

Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.

Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )


- YOKUŞ ile KIRKMERDİVEN

( ... İLE Dik yokuş. )


- YOKUŞ ile PALANDÖKEN

( ... İLE Taşlık yokuş. )


- YOKUŞ ile ŞEV[Fars.]

( ... İLE Yokuş aşağı, inişli yer. | Meyilli, eğik. | Gece. )


- YOKUŞ ile YAMAÇ


- YOKUŞ ile YOKUŞLU ile YOKUŞÇU ile YOKUŞSUZ ile YOKUŞ AŞAĞI ile YOKUŞ YUKARI


- YOKUŞ ile YURA/KABAN[Erm.]

( ... İLE Dik yokuş. )


- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK" ile/ve/<> "BİN DEREDEN SU GETİRTMEK" ile/ve/<> "ENSESİNDE BOZA PİŞİRMEK"["kafasında" değil!] ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK" ile/ve/<> TRİBÜNLERE OYNAMAK ile/ve/<> İPE UN SERMEK


- YOKUŞA SÜRMEK ile/ve/||/<> KÖTÜYE KULLANMAK


- [ne yazık ki]
YOKUŞA SÜRMEK ile/yerine ÜMİTSİZLENDİRMEK

( TO MAKE DIFFICULTIES vs. TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR
TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR instead of TO MAKE DIFFICULTIES )


- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ


- YOK-VAR ile/değil BOŞ-DOLU


- YOL AYRIMI ile KAVŞAK


- YOL GEÇEN HANI ile ...

( Beyazıt'ta, Çarşıkapı - Kapalıçarşı arasında bulunan eski bir han. )


- YOL GÖSTERİRKEN, YOL KESMEK ile/ve/<> YOL KESERKEN, YOL GÖSTERMEK


- YOL GÖSTERMEK ile/||/<> ...

( Âşık faslında saz ozanlarından birinin ayak açarak deyişin hangi uyakta olacağını belli etmesi )


- YOL GÖSTERMEK ile YOLDAN ÇIKARMAK ile YOL AÇMAK ile KURŞUNİ ile LİDER ile LİDER ATAMA ile BİR KERVANIN LİDERİ ile KÖYÜN LİDERİ ile LİDERSİZ ile LİDERLER ile LİDERLİK ile ÖNDE GELEN ile YOLDAN ÇIKMAK ile YOL AÇAN

( LEAD vs. LEAD ASTRAY vs. LEAD TO vs. LEADEN vs. LEADER vs. LEADER APPOINTING vs. LEADER OF A CARAVAN vs. LEADER OF VILLAGE vs. LEADERLESS vs. LEADERS vs. LEADERSHIP vs. LEADING vs. LEADING ASTRAY vs. LEADING TO )

( هدايت کردن ile انجاميدن ile سوق دادن ile وا داشتن ile سرب ile پيشقدم شدن ile منجر شدن ile به دنبال داشتن ile رهبري کردن ile اغواکردن ile به بار آوردن ile سربي رنگ ile سربي ile مانند سرب ile پيشقدم ile زعيم ile پيشوا ile نقيب ile سر دسته ile راهبر ile رهبر ile ليدر ile سردمدار ile طلايه ile مقتدل ile رائس ile سرکرده ile سردسته ile تولي ile چاوش ile دهخدا ile کدخدا ile بي رهبر ile رؤوس ile روسا ile سرکردگي ile نقابت ile امامت ile سري ile پيشوايي ile رهبري ile چاوشي ile منجر ile رهنمايي ile مظل ile منجر به ile منتهي به )

( CPEHDAYT KARDAN ile ENJAMYDAN ile SOGH DADAN ile VA DASHTAN ile SARB ile PEYSHGHODAM SHODAN ile MANJER SHODAN ile BAH DANBAL DASHTAN ile RAYABARY KARDAN ile اغواکردن ile BAH BAR AVARDAN ile SARBY RANG ile SARBY ile MANAND SARB ile PEYSHGHODAM ile زعيم ile PEYSHVA ile نقيب ile SAR DASTEH ile RANPABAR ile RAYABAR ile LEYDAR ile SARDAMDAR ile TALAYYEH ile مقتدل ile رائس ile SARKARDEH ile SARDASTEH ile تولي ile CHAVESH ile DAHAKHODA ile KADKHODA ile BEY RAYABAR ile رؤوس ile ROSA ile SARKARDEGY ile NAGHABAT ile EMAMET ile SARY ile PEYSHVAYY ile RAYABARY ile CHAVESHY ile MANJER ile رهنمايي ile مظل ile MANJER BAH ile MONTEHY BAH )


- YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
"YOLDAN VAZGEÇMEK" ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK


- PATH LENGTH[İng.] / LONGUEUR DU TRAJET[Fr.] / WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOL UZUNLUĞU


- YOL YOL ile/||/<> İPLİK İPLİK


- YOL YORDAM ile/||/<> ADAP ERKÂN ile/||/<> YOL ERKÂN ile/||/<> YOL YÖNTEM


- YOL ile AKIM


- YOL ile/ve ALE

( ... İLE/VE Ağaçlıklı yol. )


- YOL ile/||/<> ANALİZİ

( Path analizi (yol analizi) yöntemi )

( Sewall Wright tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )


- YOL ile/ve/değil/<> ARAÇ


- YOL ile/ve/değil BİSİKLET(Lİ) YOLU


- YOL ile ÇIĞIR

( ... İLE Çığın, kar üzerinde açtığı iz. | Hayvanların, gide gele açtığı ince yol, patika. | İz. | Başkalarının da uyabileceği, yeni bir biçim, yöntem ya da yol. | Büyük hattatların sanat yolu. )


- YOL ile/ve ÇIĞIR/SEBİL/PATİKA[Slavca]

( ... İLE/VE Hayvanların açtığı yol. )


- YOL ile/ve HIYÂBÂN

( ... İLE/VE İki yanı ağaçlarla dizili yol. )

( ... İLE/VE Hıyâbân )


- YOL ile/ve İLETİŞİM

( Olgun kişi, etkisini tavsiyeleri ve önderliğiyle yayarak izlenecek yolu hazırlar. )

( WAY vs./and COMMUNICATION )


- YOL ile KOL


- YOL ile/ve MAKADAM[< MC ADAM]

( ... İLE/VE Kırık taşlarla döşenmiş yol. )


- YOL ile NALDÖKEN

( ... İLE Taşlı, çakıllı yol. )


- PATH[İng.] / TRAJECTOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YOL


- YOL ile PATİKA[Slavca]

( WAY/ROAD vs. TRAIL )


- YOL ile/ve ŞÂH-RÂH[Fars.]

( ... İLE/VE Büyük ve işlek yol, anayol, cadde. | Şaşırılması olanaksız doğru ve açık yol. )


- YOL ile/ve SEBİL[Ar.]

( ... İLE/VE Büyük cadde. )

( RÂH ile/ve RÂH-I/REH-İ ŞÂH )


- YOL ile/ve SİSTEM

( WAY vs./and SYSTEM )


- YOL ile/ve SÜREÇ

( Kendimiz bulmadıkça o, kendi yolumuz olmayacaktır ve bizi hiçbir yere götürmeyecektir. )

( Sürece katılmadıkça anlaşılmaz. )

( Kişiyi, yürüdüğü yol yorar. )

( Unless we find ourselves, it will not be our own way and will take us nowhere. )

( PATH vs./and PROCESS )


- YOL ile UZAM

( PATH/WAY vs. SPACE )


- YOL ile YOL BEL ile YOL YOL ile YOL AĞZI ile YOL BOYU ile YOL AZIĞI ile YOL ERKAN ile YOL AYRIMI ile YOL EVLADI ile YOL HALISI ile YOL KİLİMİ ile YOL PARASI ile YOL UĞRAĞI ile YOL YORDAM ile YOL İŞARETİ ile YOL KARDEŞİ ile YOL YORGUNU ile YOL HARİTASI ile YOL HARÇLIĞI ile YOL KARDEŞLİĞİ ile YOL YORGUNLUĞU


- YOL ile/değil/yerine/=/||/<> YOLCULUK | KEZ

( yol ağzı yol ayrımı yol azığı yol bel yolbil yolbul yol boyu yoldüzler yol erkân yol evladı yolgeçen hanı yol halısı yol haritası yol harçlığı yol işareti yol kardeşi yolkesen yol kilimi yol parası yol uğrağı yolüstü yol yol yol yordam yol yorgunu yol yöntem açık yol açısal yol altı yol ana yol bir yol bölünmüş yol çakıl yol çıkar yol dikenli yol diplomatik yol doğru yol dört yol duble yol ekspres yol kaçamak yol kısayol köprü yol kötü yol orta yol otoyol stabilize yol tahsisli yol tali yol tam yol tek yönlü yol tercihli yol uzak yol kaptanı uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü yan yol gözü yolda o yolda kısa yoldan ayakyolu bisiklet yolu boru yolu cinyolu çevre yolu çıkış yolu çözüm yolu demir yolu deniz yolu döl yolu geçim yolu Gökyolu Hacılaryolu Hacıyolu hak yolu Harezmi yolu hava yolu idrar yolu İpekyolu kara yolu keçi yolu koşu yolu Samanyolu seğirdim yolu ses yolu sıçan yolu sidik yolu suyolu su yolu yargı yolu yaya yolu keyfi yolunda tıngırı yolunda Karada havada suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık sırat tarik Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş yürümeye uygun yer Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği aktığı yer yolculuk Gidiş çabukluğu hız Davranış tutum gidiş veya davranış biçimi Uyulan ilke sistem Kumaşta bulunan çizgi kez Düğünde oğlanevinin kızevine verdiği para mal veya armağan n Bir sonuca bir amaca ulaşmak için izlenen süreç Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare )


- YOL ile YÖN

( WAY vs. DIRECTION )


- YOLA:
AKILLA ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> AKILDAN ÇIKMAK


- YOLA ÇIKAMAYAN ile/ve/<> YOL ALAMAYAN

( Niyetinden kuşku duyan. İLE/VE/<> Amacından kuşku duyan. )


- YOLA ÇIKMAK:
"İKNA EDİLMİŞLER" İLE ile/değil/yerine/>< İNANMIŞLAR İLE


- YOLA ÇIKMAK:
"YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN" ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE


- YOLA ÇIKMAK ile/ve/< YOLDAN ÇIKMAK


- YOLA ÇIKMAK ile/ve/<> YOLDAN ÇIKMAK


- YOLCU GEMİSİ ile/||/<> YOLCU SALONU ile/||/<> YOLCU TRENİ ile/||/<> YOLCU VAGONU ile/||/<> DEMİR YOLCU ile/||/<> MAVİ YOLCU ile/||/<> ORTA YOLCU ile/||/<> SU YOLCU

( Yolculuğa çıkmış kimse Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse Doğması beklenen çocuk İyileşmesi umutsuz hasta İşten çıkarılması beklenen kimse )


- YOLCU OLMAK ile/ve/değil YOLDA OLMAK

( MALAGA: Yolculuk. )


- YOLCU ile/ve GEZGİN

( ... ile/ve SEYYAH )

( PASSENGER vs./and TRAVELLER )


- YOLCULAMAK ile YOLCU/LUK ile YOLCU TRENİ ile YOLCU GEMİSİ ile YOLCU SALONU


- YOLCULUK | KEZ/YOL ile/||/<> YOLCULUK | KEZ/SEFER[Ar. < SEFER] ile/||/<> YOLCULUK | GEZİ/SEYAHAT[Ar. < SİYĀḤAT]

( yol ağzı yol ayrımı yol azığı yol bel yolbil yolbul yol boyu yoldüzler yol erkân yol evladı yolgeçen hanı yol halısı yol haritası yol harçlığı yol işareti yol kardeşi yolkesen yol kilimi yol parası yol uğrağı yolüstü yol yol yol yordam yol yorgunu yol yöntem açık yol açısal yol altı yol ana yol bir yol bölünmüş yol çakıl yol çıkar yol dikenli yol diplomatik yol doğru yol dört yol duble yol ekspres yol kaçamak yol kısayol köprü yol kötü yol orta yol otoyol stabilize yol tahsisli yol tali yol tam yol tek yönlü yol tercihli yol uzak yol kaptanı uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü yan yol gözü yolda o yolda kısa yoldan ayakyolu bisiklet yolu boru yolu cinyolu çevre yolu çıkış yolu çözüm yolu demir yolu deniz yolu döl yolu geçim yolu Gökyolu Hacılaryolu Hacıyolu hak yolu Harezmi yolu hava yolu idrar yolu İpekyolu kara yolu keçi yolu koşu yolu Samanyolu seğirdim yolu ses yolu sıçan yolu sidik yolu suyolu su yolu yargı yolu yaya yolu keyfi yolunda tıngırı yolunda Karada havada suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık sırat tarik Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş yürümeye uygun yer Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği aktığı yer yolculuk Gidiş çabukluğu hız Davranış tutum gidiş veya davranış biçimi Uyulan ilke sistem Kumaşta bulunan çizgi kez Düğünde oğlanevinin kızevine verdiği para mal veya armağan n Bir sonuca bir amaca ulaşmak için izlenen süreç Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare )


- YOLCULUK ile/ve/değil/yerine/|| SÜREÇ


- YOLDA KALMAK ile SINIFTA KALMAK


- OKUMAK:
BEKLERKEN -ile/ve


- YOLDAN ÇIKAN ile/değil/yerine/>< YOLA ÇIKAN

( Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan olmamıştır. )


- YOLDAN ÇIKMIŞ OLMAK ile/ve/değil YOLDAN UZAKLAŞMIŞ OLMAK


- YOLDAŞ (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALDAŞ (OLMAK)

( Gövdeye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Gönüle. )


- YOLDAŞ ile/ve TARİKAT

( Önce refîk, sonra tarîk. )

( Yolda kalma! Gel! [Gelince de yola takılıp kalma!] )


- BAŞA GELEN:
YOLDAŞTAN ile/ve/değil/||/<>/< YOLDAN


- YOLDURMAK ile YOLDURTMAK


- YOLLAMAK ile/yerine/değil UĞURLAMAK


- YOLLAMAK ile YOLLANMAK ile YOLLATMAK ile YOLLAYABİLMEK


- YOLLAR ile/ve/değil/||/<>/< TEK/ORTAK YOL

( Kişi sayısınca. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Samimiyetle. )


- YOLLU" (OLMAK) ile/değil YOLDA (OLMAK)


- YOLLU ile YOLLUK


- YOLLUK ile/||/<> YOL AZIĞI ile/||/<> YOL HALISI


- YOLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKMEK


- YOLSUZLUK ile YOLSUZLUK ile YOLSUZLUK

( Parasızlık. İLE Dolandırıcılık. İLE Aidiyetsizlik. )


- YOLSUZ/LUK ile YOLSUZ YÖNTEMSİZ


- YOLU BİLMEK ile/ve/> YOLDA İLERLEMEK

( Yolunuzu, kendiniz bulmalısınız. )

( TO KNOW THE WAY vs./and/> TO BE ON THE WAY/TO PROGRESS
You must find your own way. )


- YOLU BULMAK ile/ve SUYU BULMAK


- YOLUN BAŞI ile/ve/||/=/<> YOLUN SONU


- YOLUNDAN ile/değil YOLUYLA


- YOLUNU AÇMAK ile/ve YOLUNU OLUŞTURMAK


- ... YOLUYLA ile/ve ... ARACILIĞIYLA


- YOL/YÖNTEM ile/ve İŞ ile/ve BİLGELİK

( WAY/METHOD vs./and BUSINESS vs./and WISDOM )


- YOM ile YOMA


- YOMA[Yun.] ile/||/<> ...

( sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan üç veya dört kollu halat birçok ipin örülmesiyle oluşturulan balıkçılıkta kullanılan halat R λύγωμα rope Baştaki λ Türkçede yye dönüşmüştür )

( *ΛΎΓΩΜΑ / *λύγωμα )


- YOMA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOMA

( Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan üç veya dört kollu halat Birçok ipin örülmesiyle oluşturulan balıkçılıkta kullanılan halat )


- YOMA[Yun.] ile/||/<> YUMA

( 'sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan, üç veya dört kollu halat' / 'birçok ipin örülmesiyle oluşturulan, balıkçılıkta kullanılan halat' @@ < R *λύγωμα 'rope'. Baştaki λ- Türkçede y-'ye dönüşmüştür. )

( *ΛΎΓΩΜΑ / *λύγωμα~*ΛΎΓΩΜΑ / *λύγωμα )


- YÖN BELİRTECİ ile/||/<> YÖNBUL ile/||/<> YÖN EKİ ile/||/<> YÖNEYLEM ile/||/<> YÖN GÖSTERME EKİ ile/||/<> YÖN ZARFI ile/||/<> ANA YÖN ile/||/<> ARA YÖN ile/||/<> ASYÖN ile/||/<> TEK YÖN ile/||/<> BU YÖNDEN ile/||/<> O YÖNDEN ile/||/<> ŞU YÖNDEN

( Belli bir noktaya göre olan yer cihet taraf Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan veçhe Bir yere gitmek için izlenen yol cihet Tutulacak izlenecek yol doğrultu istikamet )


- YÖN/CİHET[Ar. < CİHET] ile/||/<> YÖN/VEÇHE[Ar. < VECHE]


- YÖN DEĞİŞİMİ ile/ve/||/<> HIZ DEĞİŞİMİ


- YÖN GÖSTERME EKİ ile/||/<> YÖN EKİ


- YÖN ile ARA YÖN/ASYÖN

( Belirli bir noktaya göre olan yer, taraf. | Bir şeyin belirli bir noktaya baktığı yan, veçhe. | Bir yere gitmek için izlenilen yol, cihet, istikamet. | Tutulacak, izlenilecek yol. İLE Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri. )


- YÖN ile/ve/||/<> BAĞLAM


- YÖN ile BOYUT

( DIRECTION vs. DIMENSION )


- CİHET[Osm.] / DIRECTION[İng.] / RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖN


- YÖN ile/ve İŞARET

( DIRECTION vs./and SIGN )


- YÖN ile/ve KATMAN

( DIRECTION vs./and LAYER )


- YÖN ile YÖN EKİ ile YÖNELİK ile YÖN ZARFI ile YÖN BELİRTECİ ile YÖN GÖSTERME EKİ


- YONCA YAPRAĞI ile/||/<> ACI YONCA ile/||/<> EKŞİ YONCA ile/||/<> SARIYONCA ile/||/<> SU YONCASI

( Baklagillerden başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı Trifolium )


- YONCA ile EKŞİYONCA

( Baklagillerden, başak durumundaki, çiçekleri kırmızı ya da mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı. İLE Ekşiyoncagillerden, çok yıllık, otsu bitki. )

( TRIFOLIUM cum OXALIS )


- YONCA ile TAVŞANBIYIĞI

( ... İLE Bir tür yonca. )


- YONCA ile ÜÇGÜL/YABANYONCASI/TİRFİL[Yun.]

( TRIFOLIUM )


- YONCA ile/||/<> YONCA

( botanik Baklagiller Leguminosae familyasından bir ya da çok yıllık yaprakları üç parçalı ülkemizde 95 kadar türle temsil edilen otsu Trifolium cinsi türlerine verilen ad Üçgül Baklagiller familyasından ülkemizde 95 kadar türle temsil edilen bir veya çok yıllık yaprakları üç parçalı otsu Trifolium cinsi türlerine verilen ad üçgül Az yonca yorunca joŋışka joŋırışka joŋışka coŋguçka yonğiçka Eski Türkçede yorunçğa olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede yorınçğa biçimi geçer Oğuzlar ise yorınca biçimini kullanırlar Kökünü açık olarak bilmiyoruz Bitki ve hayvan adlarında kullanılan nçğa ekiyle yapıldığı anlaşılıyor Türkçe yonca biçiminin yorıncadan geldiği açıktır Bu biçimde r düşmüştür Nogaylar yabani yoncaya kulınot kulın tay ot adını verirler Bunun gibi Farsçada da asbist aspist ve ispist sipist adı yonca olarak kullanılır Bu adın asb asp at sözünden geldiği anlaşılıyor Buna göre yonca adının ilk bakışta Türkçe yont yunt at at sürüsü sözüyle birleştirilmesi kolaydır Ancak eski yorınçğa biçimi göz önüne alınırsa bu birleştirmenin sağlam bir dayanaktan yoksun olduğu anlaşılır Fala bakmak için kullanılan bir bitki olduğuna göre yor kökünden geldiği de bilimsel yayınlarda ara sıra dile getirilmiştir Ancak bu düşünce de tartışmaya açıktır Anadolu ağızlarında yabani yoncaya korunga tirfil üçgül gibi birtakım adlar verilir korunga tirfil üçgül Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1932 Tacikçe yonuşga yonγuşqa yonγuçqa yoruşqa Doerfer TLT 159 Özbekçeden alınmıştır Türkçeden Kürtçeye unce trèfle olarak geçmiştir diyalektlerinde geçtiğini de biliyoruz )

( CLOVER )

( LUZERNE CULTIVÉE | TREFLE )

( KLEE )

( MEDICAGO SATIVA | TRIFOLIUM )

( YONCA[Az.]~YORUNCA[Tkm.]~JOŊIŞKA[Kklp.]~JOŊIRIŞKA[Kzk.]~JOŊIŞKA[Kzk.]~COŊGUÇKA[Krg.]~YONĞIÇKA[Özb.] )


- YONCA ile YONGA/KAMGA/ÇİP[İng. CHIP]

( Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı ya da mor renkli, çayır bitkilerinin genel adı. İLE Kesilen, yontulan ya da rendelenen bir şeyden çıkan parça. | Çip. )


- YONCA/LIK ile YONCA YAPRAĞI


- YÖNDER | MENTÖR[Fr. < MENTOR] ile/||/<> ...

( MENTOR )


- YÖNDERLİK ile/||/<> MENTÖRLÜK


- YÖNDEŞ AÇILAR ile/||/<> YÖNDEŞ AÇI

( Yöndeş açı )


- ISOTROPIC FLUX[İng.] / FLUX ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKI


- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN


- ISOTROPIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ IŞINIM


- ISOTROPIC DIELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ YALITKAN


- ISOTROPIC[İng.] / ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ


- YÖNDEŞ/LİK ile YÖNDEŞ AÇILAR


- YÖNE ile/değil YÖNDE

( Mesafe. İLE/DEĞİL Her bir yön. )

( İLÂ CİHED ile/değil Fİ CİHED )


- YÖNELİM/KIBLE:
NAMAZ ile DUA ile ÂŞIK ile İŞ

( Kâbeye. İLE Her yöne. İLE Kişiye(mâşuğa)/kavrama. İLE Uğraşa. )


- YÖNELİM ile/ve/değil/<> DOĞRULUM/TROPİZM[Fr. < Yun.]


- YÖNELİMSEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK


- YÖNELME DURUMU | YÖNETİMSEL ile/||/<> YÖNELME HÂLİ | YÖNETSEL


- YÖNELME DURUMU ile ...

( DATIVE CASE )


- YÖNELME DURUMU ile/||/<> YÖNELME HÂLİ

( Yönelmek işi yönlenme )


- ORIENTIERUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME ETKİSİ


- YÖNELME ile/ve/||/<>/> YAKINLAŞMA (İSTEĞİ)


- ORIENTIERUNGSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUTUPLANMASI


- ORIENTIERUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUVVETİ


- ORIENTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME


- YÖNELME ile YÖNELMELİ ile YÖNELME HALİ ile YÖNELME DURUMU ile YÖNELMELİ TÜMLEÇ


- YÖNELMEK | YÖNELİŞ ile/||/<> YÖNLENMEK | YÖNLENİŞ


- YÖNELMEK ile YALVARMAK


- YÖNELMEK ile YÖNELTMEK ile YÖNELTİLMEK ile YÖNELEBİLMEK ile YÖNELTEBİLMEK


- YÖNELMELİ TÜMLEÇ ile/||/<> ...

( Çok defa eylemin bazen de adın anlamını tümleyen ve yönelme e durumunda bulunan tümleç Çocuklar eve geldi Öğrenciler bahçeye çıksın Herkes kazmasıyle küreğine yapıştı Bu haksızlığa dayanılır mı Annesinin yanına gitti İçkiye alışık yere serili duvara asılı vb )


- YÖNETİCİ ASİSTANI ile/||/<> YÖNETİCİ ÖZETİ ile/||/<> KRİZ YÖNETİCİSİ

( Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi yöneten kişi idareci menajer Bir spor dalında takımların hazırlanması oyuncunun bakımı çalışma yerinin sağlanması yapılacak karşılaşmaların planlanması vb işlerle ilgilenen kimse )


- YÖNETİCİ:
ORTALAMA ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> İLERİ

( Para kazandırır. İLE/VE/||/<> Düzen kazandırır. İLE/VE/||/<> İnsan kazandırır. )


- YÖNETİCİ ile/ve/||/<>/> ASKER

( Eski/önceki asker. İLE/VE/||/<>/> Asker. )


- YÖNETİCİ ile/ve/değil/yerine GİRİŞİMCİ


- YÖNETİCİ ile/ve/yerine/değil ÖNDER

( BUU/BUĞ: İnsan kümelerinin önderi/yöneticisi. [Birden fazla Buğ varsa içlerinden biri Baş Buğ olmuştur.] [Kişileri koruyup gözeten, birbirine sevgi ve saygıyla bağlayan Bağ, Buğ ve Ban olmuştur.] )

( Kişinin el parmakları, toplumsal örgütlenmeye köz/model olmuştur. Kişi öbekleri/grupları, 10'luk sisteme göre örgütlenmiştir. Buu, 10'luk düzenin önderi olmuştur. )

( İşi, doğru yapan. İLE/VE/YERİNE/DEĞİL Doğru işi yapan. )

( ZİMAMDAR ile/ve/yerine/değil PÎŞVÂ[Reis, başkan]/PÎŞDÂR )

( [not] MANAGER vs./and/but LEADER
LEADER instead of MANAGER )


- YÖNETİCİ ile/ve/değil/||/<>/< YÖNETİM

( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kavram. )


- YÖNETİCİLER ile/ve/<> BİLİMBİREYLERİ

( Toplumun ilerlemesi için bu iki sınıfın doğru ve gerektiği gibi çalışması/davranması gerekmektedir. )

( UMERÂ ile/ve/<> ULEMÂ )


- YÖNETİCİ/LER ile/ve/||/<> KORUYUCU/LAR ile/ve/||/<> ÜRETİCİ/LER


- YÖNETİM:
HASARLARI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIKLARI


- YÖNETİM İŞLEMLERİNDE:
YETKİ ile/ve/||/<> BİÇİM ile/ve/||/<> NEDEN ile/ve/||/<> KONU ile/ve/||/<> AMAÇ


- YÖNETİM KONSEYİ ile YÖNETMEK ile YÖNETİŞİM ile MÜREBBİYE ile YÖNETEN ile DEVLET ile HÜKÜMETE SADIK ile HÜKÜMET YETKİLİSİ ile HÜKÜMETE AİT ile HÜKÜMET TERÖRÜ ile HÜKÜMET TERÖRİSTİ ile HÜKÜMETSİZ ile HÜKÜMETLER ile VALİ ile GENEL VALİ ile VALİLER ile VALİLİK

( GOVERNING COUNCIL vs. GOVERN vs. GOVERNANCE vs. GOVERNESS vs. GOVERNING vs. GOVERNMENT vs. GOVERNMENT LOYALIST vs. GOVERNMENT OFFICIAL vs. GOVERNMENTAL vs. GOVERNMENTAL TERRORISM vs. GOVERNMENTAL TERRORIST vs. GOVERNMENTLESS vs. GOVERNMENTS vs. GOVERNOR vs. GOVERNOR GENERAL vs. GOVERNORS vs. GOVERNORSHIP )

( فرمانداري کردن ile حکم راندن ile حکمراني کردن ile تابع خود کردن ile حکومت کردن ile فرمانداري ile زنحاکم ile مديره ile اولوالامر ile شوراي حکومتي ile عقل اختيار ile حکومت ile دولتي ile دولت ile دولت خواه ile دولتمرد ile ديواني ile حکومتي ile تروريسم دولتي ile تروريست دولتي ile بي دولت ile دول ile حکمران ile حکومت نشين ile استاندار ile والي ile حاکم ile فرماندار ile فرمانده ile فرمانفرما ile فرماندار کل ile حکام ile استانداري ile حکمراني )

( FARMANDARY KARDAN ile HOKAM RANDAN ile HOKMRANY KARDAN ile TABE KHOD KARDAN ile HOKOMET KARDAN ile FARMANDARY ile زنحاکم ile MADYRAH ile OLVALAMER ile SHORAY HOKOMETY ile AGHAL AKHTYAR ile HOKOMET ile DOLATY ile DOLAT ile DOLAT KHAH ile DOLTMARD ile DYVANY ile حکومتي ile TARVARYSAM DOLATY ile TARVARYSET DOLATY ile BEY DOLAT ile دول ile حکمران ile HOKOMET NESHYNE ile ESTANDAR ile والي ile HAKAM ile FARMANDAR ile FARMANDEH ile FARMANFARMA ile FARMANDAR KEL ile حکام ile ESTANDARY ile حکمراني )


- YÖNETİM KURULU ile/||/<> İDARE MECLİSİ


- YÖNETİM/İDÂRE TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<> KAMU TÜZESİ/HUKUKU


- YÖNETİM ile ...

( Allah ilmi. )


- YÖNETİM ile/ve/<> ADÂLET

( MANAGEMENT vs./and/<> JUSTICE )


- YÖNETİM ile ADALET YÖNETİMİ ile İDARİ ile YÖNETİCİ

( ADMINISTRATION vs. ADMINISTRATION OF JUSTICE vs. ADMINISTRATIVE vs. ADMINISTRATOR )

( اداره کل ile وصيت ile فرمداري ile دادگستري ile اداري ile فرمدار ile ادارهکننده ile مدير تصفيه )

( EDAREH KEL ile VASYT ile FARMADARY ile DADGOSTERY ile EDARY ile FARMADAR ile EDARECKONANDEH ile مدير تصفيه )


- YÖNETİM ile/<> YÖNELİM


- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNETİMİN SORUMLULUĞUNUN, TARİHSEL GELİŞİMİ

( ... İLE/VE/||/<>/> Blanco Kararı ile. [1873] )


- YÖNETİM ile YÖNETİMSEL ile YÖNETİM YERİ ile YÖNETİM GİDERİ ile YÖNETİM KURULU


- YÖNETİM ile/ve/||/<>/> YÖNLETİM


- YÖNETİMSEL:
İŞLEM ile/ve/||/<> EYLEM


- YÖNETİMSEL SORUMLULUĞUN TARİHSEL GELİŞİMİNDE:
MÜLK-DEVLET KURAMI ile/ve/||/<>/> POLİS-DEVLET ANLAYIŞI ile/ve/||/<>/> HAZİNE KURAMI

( Prusya, Büyük Frederich. İLE/VE/||/<>/> Nazi Almanya'sı, Stalin Rusya'sı. İLE/VE/||/<>/> Devlet ve hazine, ayrı tüzel kişilik. )


- YÖNETİMSEL/İDARÎ İŞLEM ile/ve/||/<> YÖNETİMSEL/İDARÎ EYLEM


- YÖNETME ile/ve/değil/+/||/<>/> YÜRÜTME


- YÖNETMEK ile ABRAMAK

( Deniz taşıtlarını yönetmek. )


- YÖNETMEK ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRMEK


- YÖNETMEK ile/ve/||/<> "YÖN VERMEK"


- YÖNETMEK ile YÖNETİLMEK ile YÖNETTİRMEK ile YÖNETEBİLMEK ile YÖNETİCİ/LİK ile YÖNETSEL ile YÖNETİCİ ÖZETİ ile YÖNETİCİ ASİSTANI


- YÖNETMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< YÖNLENDİRMEK


- YÖNETMEK/YÖNETEN ile/ve/değil/yerine YÖNELTMEK/YÖNELTEN


- YÖNETME/LİK ile YÖNETMEN/LİK ile YÖNETMEN YARDIMCISI ile YÖNETMEN YARDIMCILIĞI


- YÖNETMEN YARDIMCISI ile/||/<> BAŞYÖNETMEN ile/||/<> SES YÖNETMENİ

( Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen metin yorum dekor müzik vb ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse rejisör Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan onları belli konularda görevlendiren yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi )


- YÖNETMEN YARDIMCISI ile/||/<> REJİ ASİSTANI


- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY


- YÖNEYLEM ile YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI


- YONGA ile/||/<> KAMGA


- YONGA ile/||/<> TÜMLEŞİK ÇEVRİM

( Bir tümleşik çevrimi taşıyan yarıiletken gereç Kırmık sözlüğü de bu anlamda kullanılmaktadır tümleşik çevrim )

( CHIP )

( PASTILLE, MICROPLAQUETTE )


- YONGA/KAMGA ile YONTU

( Kesilen, yontulan ya da rendelenen bir şeyden çıkan parça. İLE Taş, tunç, mermer, kil, alçı, bakır gibi maddelerden yontularak, kalıba dökülerek ya da yoğrulup pişirilerek oluşturulan yapıt. )


- YONGALAMAK ile YONGA ile YONGAR


- YÖNLENDİREBİLMEK ile YÖNLENDİRİCİ


- YÖNLENDİRİCİ ile/||/<> YÖNLENDİRİCİ

( REDIRECTOR | ROUTER )


- YÖNLENDİRİLEBİLİR YEDEKTE:
KARE ile/ve/||/<> YUVARLAK ile/ve/||/<> ÜÇGEN(BEAMER)

( Alçak koşul. @@ Alçak koşul. @@ ... )


- YÖNLENDİRİM -ile/değil/yerine/=


- YÖNLENDİRME | ELLE KULLANIM | MANİPÜLASYON ile/||/<> MANİPÜLASYON ile/||/<> YÖNLENDİRİM

( yönlendirim Ellle işleme veya işletilme idare )

( MANIPULATION )

( MANIPULATION )


- YÖNLENDİRME ile/değil ANIMSATMA


- YÖNLENDİRME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZENLEME


- YÖNLENDİRME ile YERLEŞTİRME

( YUDEBBİR ile YUKARRİR )

( TO ORIENTATE vs. TO LOCATE )


- YÖNLENDİRME ile/||/<> YÖNLENDİRMEK ile/||/<> ROUTING[İng.] ile/||/<> YÖNELTİLME

( yöneltilme )

( ORIENTATION | REDIRECTING | PROMPT )


- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA


- YÖNLENDİRMEK ile DİVERTİKÜL

( DIVERT vs. DIVERTICULUM )

( عطف کردن ile معطوف داشتن ile استطاله ile کوره راه )

( ATF KARDAN ile MOATUF DASHTAN ile استطاله ile KOREH RAH )


- YÖNLENDİRMEK ile/yerine YÖN GÖSTERMEK

( TO ORIENTATE vs. TO SHOW DIRECTION )


- ORIENTATION EFFECT[İng.] / EFFET D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME ETKİSİ


- ORIENTATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUTUPLANMASI


- ORIENTATION FORCE[İng.] / FORCE D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUVVETİ


- TEVCİH[Osm.] / ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME


- YÖNLENMEK ile YÖNLENDİRMEK ile YÖNLENDİRİLMEK


- YÖNLER ile/ve/değil İNSANIN DURUŞU/DURUŞLARI


- YÖNLÜ DOĞRU ile/||/<> ÇOK YÖNLÜ ile/||/<> TEK YÖNLÜ

( Yönü olan )


- YÖNLÜ SEÇİLİM ile/||/<> DENGELEYİCİ SEÇİLİM

( Yönlü tek yön seçilim, dengeleyici ortalama. )

( Formül: Trend İLE balanced )


- YÖNLÜ ile YÖNLÜ DOĞRU


- YONT ile ...

( Başıboş hayvan. )


- YONT ile/||/<> ...


- YÖNTEM BİLGİSİ ile/||/<> YÖNTEM BİLİMİ ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM ile/||/<> KARMA YÖNTEM ile/||/<> SARMAL YÖNTEM ile/||/<> YOL YÖNTEM ile/||/<> BEYİN ÇİZGESİ YÖNTEMİ ile/||/<> ÇALIŞMA YÖNTEMİ ile/||/<> KALP ÇİZGESİ YÖNTEMİ

( Bir amaca erişmek için izlenen tutulan yol yordam usul II prosedür Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol metot )


- YÖNTEM BİLİMİ | METODOLOJİ[Fr. < MÉTHODOLOGIE] ile/||/<> ...

( METHOD )

( MÉTHODOLOGIE | MÉTHODE )

( METHODE )

( METHODUS )

( METODOLOGIA )

( ΜΕΘΟΔΟΛΟΓΊΑ / μεθοδολογία )


- YÖNTEM BİLİMİ | METODOLOJİ[Fr. < MÉTHODOLOGİE] ile/||/<> METOT

( METHOD~METHOD )

( MÉTHODOLOGIE | MÉTHODE~MÉTHODE )

( METHODUS~METHODUS )

( METHODE~METHODE )

( METODOLOGIA~METODO )

( ΜΕΘΟΔΟΛΟΓΊΑ / μεθοδολογία~ΜΈΘΟΔΟΣ / μέθοδος )


- YÖNTEM BİLİMİ/METODOLOJİ[Fr. < MÉTHODOLOGIE] ile/||/<> YÖNTEM BİLİMSEL/METODOLOJİK[Fr. < MÉTHODOLOGIQUE]


- YÖNTEM:
FELSEFÎ(EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK) ile/ve/||/<> KURGUL ile/ve/||/<> SALTIK


- YÖNTEM | MÉTHODE[Fr. < MÉTHODE] ile/||/<> METOT[Fr. < MÉTHODE]

( MÉTHODE )


- YÖNTEM/METOD ile YOL


- YÖNTEM/TARZ/YAKLAŞIM SORUNU ile/ve/değil/daha çok SONUÇ ÇIKARMA SORUNU


- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İŞLEYİŞ


- YÖNTEM/USÛL["USÜL" değil!]/METOD[İng. < METHOD] ile/ve ÜSLÛB


- YÖNTEM ile/ve/değil/yerine AHLÂK

( [not] METHOD vs./and/but MORALS
MORALS instead of METHOD )


- YÖNTEM ile/ve/<> BİLİNÇ

( METHOD vs./and CONSIOUSNESS )


- YÖNTEM ile/ve/||/<> DİSİPLİN


- YÖNTEM ile FORMÜL

( vs./and/||/<> FORMULA )


- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İZİN


- YÖNTEM ile/ve/||/<> KAVRAM

( YÖNTEM: Kavramın bilinci. )

( Yöntem, mantığın içeriğinin, içsel özdeviniminin biçimi üzerindeki bilinçtir. )

( METHOD vs./and/||/<> CONCEPT )


- YÖNTEM ile/ve LOJİ[Yun. < LOGOS]

( METHOD vs./and LOGIC )


- METHOD[İng.] / PROCÉDÉ(M), MÉTHODE(F)[Fr.] / METHODE(F), VERFAHREN(N), VORGANG(M)[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNTEM


- YÖNTEM ile/ve SORU

( Doğru bir yanıtı nasıl alabilirim? Doğru bir soru sorarak! )

( Soru sorma, soru konusu yapılan alana ilişkin sorunların çözümü üzerine düşünüldüğünü gösterir. )

( Bellekte toplanan unsurları kullanma süreci soru ya da sorunla başlar. )

( METHOD vs./and QUESTION
How am I to get a true answer? By asking a true question! )


- YÖNTEM ile SÜREÇ

( METHOD vs. PROCESS )


- YÖNTEM ile/ve/<> TUTUM

( METHOD vs./and/<> ATTITUDE )


- YÖNTEM ile/ve ÜSLÛB


- YÖNTEM ile/ve USÛL


- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YAKLAŞIM

( [not] METHOD vs./and/<>/but APPROACH
APPROACH instead of METHOD )


- YÖNTEM ile/ve/||/<>/< YEĞLEME/TERCİH


- YÖNTEM ile/ve/||/<> YÖNETİM


- YÖNTEM ile YÖNTEMLİ/LİK ile YÖNTEMSİZ/LİK ile YÖNTEM BİLİMİ ile YÖNTEM BİLGİSİ ile YÖNTEM BİLİMSEL


- YÖNTEM ile/ve/<>/değil/yerine YÖNTEMSELLİK

( Bir şeyler için önceden belirli bir yöntem yoktur(aranamayabilir/bulunamayabilir). İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Herşeye uygun bir yöntemsellik vardır(aranabilir/bulunabilir). )


- YÖNTEM ile YÖNTEMSİZ YÖNTEM

( METHOD vs. THE METHOD WITHOUT METHOD )


- YÖNTEM ile/ve YORDAM

( METHOD vs./and WAY )


- YÖNTEM ile YORDAM(MELEKE)


- METHOD UNCERTAINTY, SM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNTEMDEKİ BELİRSİZLİK, SM


- YÖNTEMLER:
AŞKINSAL ile/ve/||/<>/> KURGUL ile/ve/||/<>/> EYTİŞİMSEL/DİYALEKTİK ile/ve/||/<>/> OLGUSAL/FENOMENOLOJİK

( Kant'ta. İLE/VE/||/<>/> Hegel'de. İLE/VE/||/<>/> Marx'ta. İLE/VE/||/<>/> XX. yüzyılda. )


- YÖNTEMLER ile/ve/||/<>/< KAÇINILMASI GEREKEN "YÖNTEMLER"


- YÖNTEMLİ | DÜZENLİ/METODİK[Fr. < MÉTHODIQUE] ile/||/<> ALIŞKANLIK | YÖNTEM/YORDAM ile/||/<> İŞLEM | YÖNTEM/PROSEDÜR[Fr. < PROCÉDURE]

( yöntemli düzenli )


- YÖNTEMLİLİK | METOTLULUK ile/||/<> YÖNTEMSİZ | YÖNTEMSİZLİK ile/||/<> METOTSUZ | METOTSUZLUK


- YONTMA TAŞ ÇAĞI ile/||/<> YONTMA TAŞ DEVRİ

( Yontmak işi yonma Yontulmuş veya yontularak yapılmış )


- YONTMA ile YONTMA TAŞ ÇAĞI ile YONTMA TAŞ DEVRİ


- YONTMAK ile/||/<> YONMAK


- YONTMAK ile YONTULMAK ile YONTABİLMEK ile YONT ile YONTU ile YONTUCU/LUK ile YONT KUŞU


- YONTUK DÜZ ile/||/<> YALAMA YAZI


- YONTUK DÜZ ile/||/<> YONTUK DÜZ

( Aşınma dönemini geçirmiş girinti ve çıkıntısı kalmamış düzlük yalama yazı peneplen coğrafya yontuk düz )

( PENEPLAINX )

( PÉNÉPLAINE )

( FASTEBENE, RUMPFFLÂCHE | RUMPFFLACHE )


- YONTUK ile YONTUK DÜZ


- YONTULMA | YONULMA ile/||/<> YONTULMAK | YONULMAK


- YÖNÜ TERS ile YÜZEYİ TERS


- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO

( Mali'nin, Dogon bölgesindeki, Songo köyünde yaşayan kabileler. )

( [görevleri] Şef ailesi. İLE/VE/<> Halkla ilişkiler. İLE/VE/<> Sağlık ve tıp. İLE/VE/<> Tüze ve adâlet. İLE/VE/<> Ticaret ve dış ilişkiler. )


- YÖNÜYLE ile/||/<> CİHETİYLE


- [ne yazık ki]
YORAN:
KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ETRAFINI ANLAMAYAN KİŞİLERİN SAĞIRLIĞI


- YORAR ile/>< VERİR


- YORDAM ile/değil/yerine/=/||/<> ALIŞKANLIK | YÖNTEM

( yol yordam el yordamı göz yordamıyla alışkanlık Çevik ve çabuk olma yöntem )


- YORDAMAK ile YORDAM ile YORDAMLI ile YORDAMSIZ


- YORDAMLAMAK ile/değil/yerine/=/||/<> YOKLAMAK | DOKUNMAK

( yoklamak dokunmak I )


- YORDURMAK ile YORDURTMAK


- YÖRE/HAVALİ[Ar. < ḤAVĀLĪ] ile/||/<> BÖLGE/MINTIKA[Ar. < MİNṬAḲA]


- YÖRE ile/ve İRMİK

( İri un. İLE/VE İri taneli un. )


- YÖREL ile/ve/||/<> YEREL


- YÖRESEL | ENDEMİK ile/||/<> ENDEMİK ile/||/<> ENDEMİK[Fr. < ENDÉMIQUE]

( en içinde demos halk Bir memleket ya da iklimde doğal olarak yaşayan ya da büyüyen Bir bölgeye özgü yerli olan 1 Bir bölgeye özgü yerel olan 2 Belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülen hastalık 1 Bir bölgeye özgü yerli olan 2 Yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu )

( ENDEMIC )

( ENDÉMIQUE )

( ENDEMISCH )


- YÖRESEL ile/ve/<> BÖLGESEL


- YÖRESELLEŞMEK ile YÖRESELLEŞTİRMEK ile YÖRE ile YÖRESEL/LİK