Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.136 başlık/FaRk ile birlikte,
125.136 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(441/502)


- TEEKKÜL ile ...

( Yaranın açılıp büyümesi, oyulup açılması. )


- TEELLÜF | UZLAŞMA ile/||/<> UZLAŞMA

( Tutum görüş kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması 1 Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama 2 Uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma )

( COMPROMISE | AGREEMENT, COME TO AN ARRANGEMENT )

( ARRANGERMENT, ACCORD )


- TEEMMÜL ile/||/<> SPECULATION[İng.] ile/||/<> KURMACA

( Salt düşünceyle türetilmiş olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi )

( SPECULATION )


- TEEMMUL[Ar. < TEʾEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEEMMÜL

( Bir işi ayrıntılarıyla düşünme düşünüp taşınma )


- TEEMMÜL ile/ve/<> TEFEKKUH

( İyice, etraflıca düşünme. İLE/VE/<> Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. )


- TEENAGE[İng. < TEENAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEENAGE

( ergenlik )


- TEENAGER[İng. < TEENAGER] ile/değil/yerine/=/||/<> TEENAGER

( ergen )


- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] ile/değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK


- TEENNİ[Ar. < TEʾENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEENNİ

( İlerisini düşünerek acelesiz iş görme ağır davranma )


- TEENNÜS[Ar. < ÜNS] ile TEENNÜS[Ar. < ÜNS]

( Dişil/müennes olma. | Kadın gibi hareket etme, kadınlaşma. İLE Alışma, Ünsiyet peyda etme. )


- TEESSÜF[Ar. < TEʾESSUF] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZIKLANMA


- TEESSÜF[Ar.] ile NEDEM[Ar.]


- TEESSÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= YERİNME

( Acınmak. | Pişman olmak. )


- TEESSÜM[< İSM] ile ...

( GÜNAHTAN KAÇINMA )


- TEESSÜR | DUYGULANIM ile/||/<> DUYGULANIM

( İstenç ve anlıktan ayrı görülen duygusal tepkiler gösterme durumu 1 Etkilenme 2 Duyarlığın devinime geçişi 3 Dış nedenlerle bir ruh durumunun değişmesi 4 Tutkudan daha düzenli ama daha güçsüz olan seçkin bir eğilim )

( AFFECTION )

( AFFECTION )

( AFFEKT, AFFEKTION )


- TEESSÜR[Ar. < TEʾES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜZÜNTÜ | DUYGULANIM

( üzüntü duygulanım Bir şeyden etkilenme )


- TEESSÜR[Ar.] ile TEESSÜR[Ar. < ESR, ESÂRET | çoğ. TEESSÜRÂT]

( Oyalandırma, işten alıkoyma. İLE Kederli ve üzüntülü olarak duygulanma, içlenme. | Bir şeyin etkisini duyma. | Acı, keder duyma. )


- TEESSURAT[Ar. < TEʾES̱S̱URĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEESSÜRAT

( Üzüntüler )


- TEESSÜRÎ | DUYGUSAL ile/||/<> DUYGUSAL

( Ruhu duygulandıran mantıktan çok duygulara dayanan ve bireyin duygu yönüyle yakından ilişkili olan 1 Duyguya ilişkin olan duyguya dayanan 2 Duygunun ağır bastığı aşırı etkilediği şey ya da insan )

( AFFECTIVE | SENTIMENTAL )

( AFFECTIF | SENTIMENTAL )

( SENTIMENTAL, EMPFINDSAM )


- TEESSÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= KURULMA, ORTAYA ÇIKMA | YERLEŞME, TEMELLEŞME, KÖKLEŞME


- TEESSUS[Ar. < TEʾESSUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TEESSÜS

( Kurulma ortaya çıkma Yerleşme temelleşme kökleşme )


- TEEYYÜT[Ar. < TEʾEYYUD] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇEKLENME


- TEEYYÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞRU ÇIKMA, GERÇEKLENME


- TEF[Fars.] ile TEF[Fars.]

( Zilli bir kasnağa geçirilmiş çalgı. İLE Sıcaklık[hararet]. | Buhar. )


- TEF ile TEFE ile TEFECİ/LİK ile TEFELİ


- TEF ile/ve/değil/<> ZİLLİ TEF


- TEFAHHUM | KÖMÜRLEŞME ile/||/<> KÖMÜRLEŞME

( Bitki kalıntılarının kömüre dönüşümünü sonuçlayan doğal bir olay Bitki ya da hayvan kökenli artıkların doğal ya da yapay yollarla içerdikleri karbon oranının artması artırılması karbonca zenginleşme jeoloji karbonlaşma )

( COALIFICATION | CARBONIZATION | VOLATILE MATTER )

( HOUILLIFICATION, CARBONIFICATION | CARBONISAGE | CARBONISATION | MATIÉRE VOLATILE )

( INKOHLUNG | KARBONISIEREN | INKOHLUNG, VERKOHLUNG | FLÜCHTIGE BESTANDTEILE )

( CARBONIZZAZIONE )

( ΕΝΑΝΘΡΆΚΩΣΗ / ενανθράκωση )


- TEFAHHUM | KÖMÜRLEŞME ile/||/<> UÇUCU MADDE

( Bitki kalıntılarının kömüre dönüşümünü sonuçlayan doğal bir olay. @@ Bitki ya da hayvan kökenli artıkların doğal ya da yapay yollarla içerdikleri karbon oranının artması, artırılması; karbonca zenginleşme. @@ (jeoloji) @@ @@ bk. karbonlaşma. )

( COALIFICATION | CARBONIZATION | VOLATILE MATTER~VOLATILE MATTER )

( HOUILLIFICATION, CARBONIFICATION | CARBONISAGE | CARBONISATION | MATIÉRE VOLATILE~MATIÉRE VOLATILE )

( INKOHLUNG | KARBONISIEREN | INKOHLUNG, VERKOHLUNG | FLÜCHTIGE BESTANDTEILE~FLÜCHTIGE BESTANDTEILE )

( CARBONIZZAZIONE~SOSTANZA VOLATILE )

( ΕΝΑΝΘΡΆΚΩΣΗ / ενανθράκωση~ΠΤΗΤΙΚΉ ΟΥΣΊΑ / πτητική ουσία )


- TEFAHHUS[Ar. < TEFAḤḤUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFAHHUS

( İnceden inceye araştırma )


- TEFAHHUS[Ar. < FAHS | çoğ. TEFAHHUSÂT] ile TEFAHHUŞ[Ar. < FUHŞ]

( İnceden inceye araştırma. İLE Açık saçık, âdî sözcükler kullanma, müstehcen bir biçimde konuşma. )


- TEFAHÜR[Ar. < TEFĀḪUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖVÜNME


- TEFÂHÜR[< FAHR] ile/değil/yerine/= ÖVÜNME | ÖVÜNÇ


- TEFAKKÜH ile TEFKÎH

( Yemiş toplama, yemiş yeme. İLE Yemiş yedirme. )


- TEFARİK[Ar. < TEFĀRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFARİK

( Genellikle kırmızı beyaz ve mor kumaştan dikilen gömlek ve şalvardan oluşan kol ağızları paça kenarları ile şalvarın yanları işlenmiş kadın giysisi Yüksekliği santimetre olan büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki Pogostemon patchouly )


- TEFÂVÜD[Ar.] ile YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA

( YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA )


- TEFAVÜT[Ar. < TEFĀVUT] ile/değil/yerine/=/||/<> FARKLILIK


- TEFAZULÎ ile/||/<> DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/||/<> DİFERANSİYEL[Fr. < DIFFÉRENTIEL]

( matematik )

( DIFFÉRENTIEL )


- TEFÂZUL-U İKTİDÂR ile/||/<> DİFFÉRENCE DE POTENTİEL[Fr.] ile/||/<> POTANSİYEL FARKI

( fizik )

( DIFFÉRENCE DE POTENTIEL )


- TEFCİR[Ar. < TEFCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAÇLAMA


- TEFCİR[Ar.]/DRENAJ[Fr.] ile/değil/yerine/= AKAÇLAMA

( Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması. | Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma. )


- TEFE ile KEFE[Ar. < KEFFE] ile KEFE

( Dokuma tezgâhında, tarağı tutan ağaç ya da metal parça. İLE Terazi gözlerinden her biri. İLE Atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü. )


- TEFE ile/||/<> TEFE

( İçinde yirmi altın yaprak bulunan paket 10 deste yerli altın yaprak ya da 200 yaprak Avrupa altını tife Dokuma tezgahlarında mekiğin attığı ipi sıkıştırmağa yarayan düzen Yalvaç Isparta Bekilli Çal Denizli Kandilli Bozüyük Bilecik Hacılar Kayseri Başkışla Karaman Konya Köselerli Tarsus İçel tife Kandilli Bozüyük Bilecik Anadolu ağızlarında tefe yanında düfa dufa adları da kullanılır düfa dufa Eski kaynaklarda daha çok defe olarak geçer dafta çulha tarağı Türkçede dafta adının içindeki t ünsüzü düşmüştür Buna karşılık Farsça daftanın başındaki d ünsüzü ötümsüzleşmiştir Türkçe tezgâh destgāh örneğinde olduğu gibi Dokumacılık terminolojimizde Farsça alıntıların büyük bir yer tuttuğunu biliyoruz Türkçe tezgâh destgāh mekik makūk gibi Bu bakımdan tefe adının da bu alıntılar arasında yer aldığı anlaşılıyor )

( DAFTA~DESTGĀH~MAKŪK )


- TEFE ile TEF'E KOYMAK

( Dokuma tezgâhında, tarağı tutan ağaç ya da metal parça. İLE Biri hakkında alaylı dedikodu yapmak. )


- TEFE ile TEFELİ ile TEFECİ

( Dokuma tezgâhında tarağı tutan ahşap ya da metal parça. İLE Sık dokunmuş bez. İLE El altından yüksek faizle ödünç para veren kişi, faizci, murabahacı. )


- TEFECİLİK ile/||/<> FAİZCİLİK ile/||/<> MURABAHACILIK


- TEFEHHÜM[Ar. < TEFEHHUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAMA


- TEFEKKUH[Ar. < FIKH] ile TEFAKKÜH[Ar.]

( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. | Taakkul, tefehhüm. İLE Hoşlanma, şaşırma. | Pişman olma. | Yemiş toplama, yemiş yeme. )


- TEFEKKUH[< FIKH] ile/ve/<> TEFEHHÜM[< FEHM]

( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. İLE/VE/<> Yavaş yavaş anlama, farkına varma. )


- TEFEKKÜR | DÜŞÜNME ile/||/<> DÜŞÜNME

( Algılama ve yapımsal işlemlerden çok düşünüleri kullanarak sorun çözme etkinliği 1 Zihnin bir konuyla ilgili bilgileri karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları inceleyerek bir yargıya ya da karara varma etkinliği 2 Zihinden geçirme ya da zihin yoluyla arayıp bulma 3 Tasarlama anımsama 1 Geniş anlamda Aristotelesin öne sürdüğü biçimiyle insanı hayvandan ayıran belirgin öznitelik Duyum ve izlenimlerden tasarımlardan ayrı olarak usun bağımsız ve kendine özgü eylemi karşılaştırmalar yapma ayırma birleştirme bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi Usun bu eyleminin ürünü düşüncedir Düşünceler ancak düşünmenin yaratıcılığı içinde gerçekleşirler Düşünmenin belli bir biçim almasıyle düşünce oluşur bu da ancak dil yoluyla olur Düşüncenin dille sıkı bir bağlılığı vardır Düşünceler sözcüklere dökülemiyorsa düşünme biçim almamış düşünce olmamış demektir Düşünme gerçek nesnelere yöneliyorsa somut düşünme düşüncel ideal nesnelere yöneliyorsa soyut düşünme adını alır 2 Dar anlamda Mantıksal biçimsel olarak Anlığın yanlış yapmadan işlemesi Her düşünmede a düşünen bir özne b ruhsal düşünme olayı c düşünülmüş olan düşünce içeriği d düşüncenin dile getirildiği deyiş biçimi e düşüncenin yöneldiği konu yer alır Düşünme olayını ruhbilim düşünmenin bilgideki görevini bilgi öğretisi kavramsal olanla bağlantısını mantık varlıkla bağlantısını fizikötesi toplumdaki yerini toplumbilim araştırır )

( THINKING | REFLECTION | THOUGHT )

( RÉFLEXION | PENSÉE )

( DENKEN )

( COGITARE, COGITATIO )


- TEFEKKÜR ETMEK ile/değil/yerine/= DÜŞÜNÜMLEMEK


- TEFEKKÜR[Ar. < TEFEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜŞÜNME (TEFEKKÜR DÜNYASI)


- TEFEKKÜR ile/ve/||/<>/> ASLINA DÖNDÜREN TEFEKKÜR

( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATION IN WHICH GET TURNS TO THE BASE )


- TEFEKKÜR ile DALGIN ile ÇAĞDAŞLIK ile ÇAĞDAŞ ile MODERN ile KÜÇÜMSEME ile AŞAĞILIK ile AŞAĞILAYICI

( CONTEMPLATION vs. CONTEMPLATIVE vs. CONTEMPORANEITY vs. CONTEMPORANEOUS vs. CONTEMPORARY vs. CONTEMPT vs. CONTEMPTIBLE vs. CONTEMPTUOUS )

( غور ile تفکري ile معقول ile معاصر بودن ile همزماني ile هم عصر ile معاصر ile هم دوره ile همزمان ile استحقار ile خواري ile حقارت ile استهزاء آميز ile قابل تحقير )

( غور ile تفکري ile MAGHOL ile MOASER BODAN ile CPEHMAZMANY ile NPAM ASR ile MOASER ile NPAM DOREH ile CPEHMAZMAN ile ESTAHGHAR ile KHARY ile HAGHART ile ESTEHAZA AMYZ ile GHABEL TAHGHYR )


- TEFEKKÜR ile/değil/yerine/= DÜŞÜNÜM


- TEFEKKÜR ile/ve/> TAAKKUL

( Her kişinin becerisidir. [kendince ve kabı kadar] İLE/VE/> Er kişinin becerisidir. )


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEDEBBÜR[Ar.]


- TEFEKKÜR[Ar.] ile TEFAKKUR[Ar. < FAKR]

( Düşünme. İLE Fukaralaşma. )


- TEFEKKÜR ile/ve/<>/> TEMÂŞÂ[Fars.]

( MEDİTASYON ile/ve/<>/> KONTEMPLASYON )

( Düşünme. İLE/VE/<>/> Bakıp izleme, hoşlanarak bakma. | Bakan ve bakılanın, eş zamanlı hareketi. | Gezme. | İzlenilecek görüntü, görülmeye değer şey. | Oyun, temsil, piyes, tiyatro. )

( MEDITATION vs./and/<>/> CONTEMPLATION )


- TEFEKKÜR ile/ve/<> TEŞEKKÜR


- TEFEKKÜR ile/ve TEZEKKÜR

( FRONESİS ile/ve NOESİS )


- TEFEKKÜR ile TEZEKKÜR ile TEFAKKUH ile İTTİKA ile İSTİMA' ile YAKÎN


- TEFENNÜN Fİ-L-İBARE | TEFENNÜN-FİL-İBARE | TENEVVÜ | ÇEŞİTLEME ile/||/<> ÇEŞİTLEME

( Parçaların boylarına biçimlerine ve yoğunluklarına göre sıralanarak çökeltiImesi Klasik ikilide Pas de deux kadın ve erkek dansçıların solo dansları Bir sözcüğü yinelemekten kurtulmak için onu anlamdaşıyla yakın anlamlısıyla değiştirme ya da tümceyi başka bir biçime sokma Söz sanatı terimi Bir defa söylenmiş bir sözü tekrarlamak gerekince genelemeden tekrardan kaçınmak için onu başka bir şekle sokma Değişiklendirme çeşitlendirme çeşitlendirme Klasik dans ikilisinde kadın ve erkek dansçının solo dansları )

( SORTING | VARIETY, COPIOUSNESS | A SOLO DANCE, VARIATION )

( CLASSEMENT, ASSORTIMENT | VARIATION | VARIÉTÉ )

( SORTIERUNG, SAIGERUNG | SOLOTANZ )


- TEFERREDE[Ar.] ile TEVAHHADE[Ar.]


- TEFERRUAT[Ar. < TEFERRUʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRINTI


- TEFERRUAT[Ar.] ile TAFSİLAT[Ar.]


- TEFERRUAT ile TEFERRUATLI ile TEFERRUATSIZ


- TEFERRU'/ÂT[çoğ.][< FER] ile TEFERRUH[< FERAH] ile TEFERRUĞ[Ar. < FERAĞ]

( Dallanma, dal budak salıverme. | Bölümlere ayrılma. | Bir kökten çıkıp ayrılma. | Ayrıntı/lar. İLE Ferahlama, içi açılma. İLE Vazgeçme, cayma. | Bir işi bitirip ondan kurtulma. | Satın alınan bir malın tapusunu üstüne geçirme. )


- TEFERRÜC ile ...

( Açılma, ferahlama. | Gezinti. | Gezintiye çıkıp gam dağıtma. )


- TEFERRÜÇ ile/||/<> ŞAŞIRTMA


- TEFERRUC[Ar. < TEFERRUC] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜÇ

( İç açılması gezinti )


- TEFERRUD[Ar. < TEFERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFERRÜT

( Tek yalnız olma herkesten uzaklaşarak yalnız kalma Benzeri bulunmama benzersiz olma benzersiz olacak biçimde herkesten ayrılma Kendi başına bağımsız olma )


- TEFERRÜS[Ar. < FERÂSET | çoğ. TEFERRÜSÂT] ile TEFERRÜŞ[Ar. < FERŞ] ile TEFERRÜZ[Ar. < İFRÂZ]

( Sezme, anlar gibi olma. İLE Yayılma, serilme. İLE Ayrılma. )


- TEFERRÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= TEK/YALNIZ OLMA

( Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. | Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme. )


- TEFESSÜH | ÇÜRÜME ile/||/<> ÇÜRÜME

( Organik özdeklerin genellikle havacıl bakterilerin etkisiyle sürekli olarak daha yalın parçalara bölünmesi fizik kimya Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi olayı kimya Organik bir maddenin bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi kokuşma pütrefaksiyon Kokuşma )

( PUTREFACTION | DECAY(NUCLEAR), PUTREFACTION | DECAY (NUCLEAR) | DECAY )

( PUTRÉFACTION | PURIFICATION )

( ZERFALL )


- TEFESSÜH[Ar. < FÜSHAT] ile TEFESSÜH[Ar. < FESH | çoğ. TEFESSÜHÂT]/SASIMA[Ar.]

( Açılma, genişleme. İLE Çürüme, çürüyüp dökülme, bozulma. | Bir nesnenin kokup dağılması. )


- TEFESSÜH | KOKUŞMAK ile/||/<> KOKUŞMA ile/||/<> KOKUŞMA | SASIMAK

( sasımak Çürüme Dokuların ölümden sonra kokuşma bakterilerinin etkisiyle parçalanması ve erimesi çürüme pütrefaksiyon Ölüm sonrası oluşan en son değişimdir ve ölümden sonra oldukça uzun bir zamanın geçtiğini gösterir kokuşmak )

( PUTREFACTION )


- TEFESSUH[Ar. < TEFESSUḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFESSÜH

( Organ yiyecek vb nin çürüyerek bozulması soysuzlaşma )


- TEFE'ÜL[< FÂL] ile/değil/yerine/= HAYRA YORMA, UĞURSAMA, UĞUR SAYMA


- TEFEUL[Ar. < TEFEʾUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEÜL

( Fal açma fala bakma Uğur sayma hayra yorma )


- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK

( üstünlük üstünlük Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu Bir devletin başkaları üzerinde kurduğu siyasal kültürel ya da ekonomik egemenlik Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma )

( ADVANTAGE )

( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )

( VORTEIL )

( VANTAGGIO )

( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα )


- TEFEVVUK, TAHAKKÜM | AVANTAJ ile/||/<> ÜSTÜNLÜK | ÜSTÜNLÜK

( bk. üstünlük. @@ bk. üstünlük@@Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. @@ Bir devletin, başkaları üzerinde kurduğu siyasal, kültürel ya da ekonomik egemenlik. @@ Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. )

( ADVANTAGE~ADVANTAGE | HEGEMONY, SUPREMACY )

( AVANTAGE | HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE~HÉGÉMONIE, SUPRÉMATIE )

( VORTEIL~VORTEIL | HEGEMONIE, SUPREMATIE )

( VANTAGGIO~SUPERIORITÀ )

( ΠΛΕΟΝΈΚΤΗΜΑ / πλεονέκτημα~ΥΠΕΡΟΧΉ / υπεροχή )


- TEFEVVUK[Ar. < TEFEVVUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFEVVUK

( Üstünlük üstün gelme )


- TEFEVVUK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÜSTÜNLÜK, ÜSTÜN GELME


- TEFEYYÜZ[Ar. < TEFEYYUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERLEME | FEYZALMA

( ilerleme feyzalma )


- TEFEYYÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜKSELME, İLERLEME


- TEFHİM[Ar. < TEFHĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLATMA


- TEFHİM ile/||/<> CARBONISATION[Fr.] ile/||/<> KÖMÜRLEŞTİRME

( kimya )

( CARBONISATION )


- TEFHÎM[Ar.] ile TEFHÎM[Ar. < FAHM] ile TEFHÎM[Ar. < FEHM | çoğ. TEFHÎMÂT]

( Kömürleştirme. İLE Büyük sayma, ta'zîm. | Bir harfi kalın okuma. İLE Anlatma/anlatılma, bildirme/bildirilme. )


- TE'FÎK[Ar. çoğ. TE'FÎKÂT] ile TEVFÎK[Ar.] ile TEVFÎK["TEYFÎK" değil!][Ar. < VEFK | çoğ. TEVFÎKAT]

( Yalan söyleme. | Yalan, iftira etme. İLE Elçilikle yollama. İLE Uydurma, uygunlaştırma. | Allah'ın yardımına kavuşma. | Bir kırılmada kırılan parçaları birbirine geçirme. | Tezat yapmadan, bir sözcüğün anımsattığı başka sözcükleri de aynı ibarede söyleme. )


- TEFİLE[Ar.] ile/||/<> TAKTÎ[Ar.]


- TEFKÎH[Ar.] ile TEFKİH[Ar. < FIKH]

( Hoşlandırma, hayrete düşürme. | Yemiş yedirme. İLE Fıkıh öğretme. | Öğretme, anlatma. )


- TEFLİK | DİLİNİM ile/||/<> DİLİNİM

( jeoloji )

( CLEAVAGE )

( CLIVAGE )

( SPALTUNG )


- TEFRÎD[Ar. < FERD] ile TEFRÎT[Ar. < FART]

( Dünyadan geçip yalnız Allah ile meşgul olma, kendini Allah'a adama. | Elektriklenmemesi istenilen şeyi elektrik aktaran cisimlerden ayırma. İLE Tersine aşırılık, ortalamanın çok altında kalma. [>< İFRÂT] )


- TEFRÎD[< FERD] ile/ve/<> TEVHÎD[< VAHDET]

( Dünyadan geçip sadece Allah ile meşgul olma, kendini Allah'a adama. İLE/VE/<> Bir kılma, bir etme, birleştirme. | Bir sayma, bir olarak bakma, birliğine inanma. | Allah'ın birliğine inanma. | Lâ-ilâhe-ill-Allâh sözünü tekrarlama. | Allah'ın varlığına ve birliğine dair yazılan manzûme. | Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. [bkz. TEVHÎD ile MÜNÂCÂT] )


- TEFRÎH[Ar. < FERAH] ile TEFRÎH[Ar. < FERH]

( Ferahlandırma, gönül açma. İLE Korkusuz kalma. | Gelişme, filizlenme. | Yumurtadan çıkma zamanı. )


- TEFRİK[Ar. < TEFRĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> AYRIM


- TEFRİK ile/||/<> DISCRIMINATION[İng.] ile/||/<> AYIRICILIK

( Olay nesne ve özellikleri birbirinden ayırma ve aralarında ayrım gözetme )

( DISCRIMINATION )


- TEFRÎK[Ar.] ile ŞA'B[Ar.]


- TEFRÎK[Ar.] ile TEFKÎK[Ar.]


- TEFRİK ile TEFRİKA ile TEFRİKA ROMAN


- TEFRÎK[< FARK] ile/ve/<> TEMYÎZ[< MEYZ]

( Ayırma, ayırd etme, seçme. İLE/VE/<> Ayırt etme. | Mahkemelerce verilen kararın, yasa ve yöntem yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol. | Yargıtay. )


- TEFRİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEVHÎD

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Tenzihte teşbihi, teşbihte tenzihi görmek. / Zahirde bâtını, bâtında zahirde görmek. )


- TEFRİKA | BÖLÜNTÜ ile/||/<> BÖLÜNTÜ

( Bir yapıtın bir dergi ya da gazetede parça parça olarak yayımlanması bu biçimde yayımlanan yapıt Deneysel tasarım Bölüklerde aynı işlemlerin uygulandığı alt bölümlerden her biri 1 Bir a b aralığı için eşitsizliğini gerçekleyen sayılarının oluşturduğu kapalı aralıklar kümesi 2 Ayrıca bakınız küme ayrışımı Kısım kısım yayınlanan bir kitabın her kısmı )

( SERIAL, SERIAL STORY IN A NEWSPAPER | PLOT | PARTITION )

( FEUILLETON | PARTITION | FASCICULE )

( PARZELLE | PARTITION )

( PARTITIO )


- TEFRİKA ile/değil/yerine/= İKİLİK


- TEFRİKA[Ar.] ile/değil/yerine/= SÜRMECE | İKİLİK

( Gazete ya da dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi. | Bu biçimde yayımlanan. | İkilik. )


- TEFRİKA[Ar. < TEFRİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİKA

( tefrika roman Gazete veya dergilerde çıkan birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi Bu biçimde yayımlanan ikilik )


- TEFRİKÇİ, FARK GÖZETİCİ ile/||/<> DISCRIMINATORY[İng.] ile/||/<> DISCRIMINATOIRE[Fr.] ile/||/<> AYRIMCI

( Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi )

( DISCRIMINATORY )

( DISCRIMINATOIRE )


- TEFRÎŞ, TEFRÎŞÂT[Ar. < FERŞ] ile/değil/yerine/= DÖŞEME, DÖŞENME, DÖŞEMEÇ, YAYMA | EV EŞYASINI DÜZENLEME


- TEFRİŞ[Ar. < TEFRĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞ

( Döşeme işi Bir yeri gerekli eşya ile döşeme )


- TEFRİŞAT[Ar. < TEFRĪŞĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİŞAT

( Döşeme işleri Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü )


- TEFRİT ile/değil/yerine/= GERİDELİK/YETMEZLİK


- TEFRİT[Ar. < TEFRĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEFRİT

( ifrat tefrit Herhangi bir konuda çok geride kalma yeterli ölçüde olmama durumu ifrat karşıtı )


- TEFSİR ETMEK/TABİR ETMEK ile/değil/yerine/= YORUM/LAMAK


- TEFSİR ile/ve/||/<> HADİS ile/ve/||/<> FIKIH ile/ve/||/<> KELAM ile/ve/||/<> TASAVVUF


- TEFSİR ile MEAL


- TEFSİR ile/ve MUHTASAR ile/ve TELHİS ile/ve TAHRİR ile/ve TEHZİB, TECRİD, TENKİH, MUNTAHAB ile/ve ZEYL ile/ve TERCÜME


- TEFSİR ile/ve ŞERH

( Âyetler / Kur'an-ı Kerîm, tefsir edilir. İLE/VE Hadis, şerh edilir. )


- TEFSİR ile TÂBİR


- TEFSİR[Ar. < FESR] ile/||/<> TEFSİL[Ar.] ile/||/<> TE'VÎL[Ar. < MEAL] ile/||/<> TERCÜME[Ar.]

( Olaylara bağlı yorum. | Kur'ân-ı Kerîm'in, anlam bakımından açıklaması. | Örtüyü açmak. @@ Yaramaz ve kötü/kem nesne. @@ Anlama bağlı yorum. | İlklemek, asla götürmek. | Sözü çevirme. @@ Çeviri. )


- TEFSİR ile/ve/yerine TEVİL

( Olaylara bağlı. İLE/VE/YERİNE İlkelere bağlı. )

( Olaylara bakışla/yönelişle. İLE/VE/YERİNE Evvele bakışla/yönelişle. )


- TEFSİR[Ar. < TEFSĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> YORUMLAMA | YORUM

( yorumlama yorum Kur an ın ayetlerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma Kur an ın ayetlerini açıklayan eser )


- TEFSİRCİ | YORUMCU ile/||/<> YORUMCU

( TV Yorum hazırlayan ve okuyan kimse Yorumlama işini yapan kimse yorum Bir kitabı yorumlayan açıklayan yazara verilen ad )

( COMMENTATOR )

( COMMENTATEUR(-TRICE) | COMMENTATEUR )

( KOMMENTATOR, FERNSEHKOMMENTATOR, BERICHTERSTATTER )


- TEFSİRE[Ar.] ile ...

( Hekimin, sayrının sidiğindeki değerleri/sonuçları incelemesi. | Sayrının, hekim tarafından incelenmiş sidiği. )


- TEF'TE:
ZİLLİ ile/ve ZİLSİZ

( DÂİRE, DEFF[: Zilli ve pullu bir çembere gerilmiş deriden oluşturulan çalgı, daire.] )

( BÂTERE, DEF )


- TEFTE[Fars.] ile TEFTÎH[Ar. < FETH | çoğ. TEFTÎHÂT]

( Kızmış, kızgın, hararetli. İLE Açma. | Geğirme. )


- TEFTİH[Ar. < TEFTĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇMA | GEĞİRME

( açma geğirme )


- TEFTÎK[Ar. < FETK] ile TEFTÎK[Ar. < FETK]

( Yarma, yarılma. İLE Ditmek, didilmek, tarayıp açmak.[yün, pamuk vb.] )


- TEFTİK[Ar. < TEFTĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> TİFTİK

( tiftik keçisi tiftik tiftik Tiftik keçisinin ince yumuşak parlak yünü moher Bu yünden yapılan )


- TEFTİŞ HEYETİ ile/değil/yerine/= DENETLEME KURULU/DENETİM KURULU


- TEFTİŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= DENETLEME


- TEFTİŞ[Ar. < TEFTĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENETLEME (TEFTİŞ HEYETİ, TEFTİŞ KURULU)


- TEFTİŞ ile TEFTİŞ HEYETİ ile TEFTİŞ KURULU


- TEFTİŞ-İ MESÂHİF ile/ve/||/<>/> TETKİK-İ MÜELLEFAT
:MECLİSİ/DEFTERLERİ


- TEFVİZ[Ar. < TEFVĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> İHALE | DAĞITMA

( ihale dağıtma Bir taşınmaz malı bilinen değeri karşılığı bir kimseye verme )


- TEFVÎZ[Ar.]/İHÂLE ile/değil/yerine/= UYGUN KOŞULLARLA VERME

( Sipariş etme. | Allah'tan bekleme. | Dağıtım. | Bir Taşınmaz malı, bilinen değeri karşılığı birine verme. )


- TEGAFÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME


- TEGAFUL[Ar. < TEĠĀFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGAFÜL

( Anlamazlıktan gelme )


- TEGANNİ[Ar. < TEĠANNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEGANNİ

( Şarkı söyleme )


- TEGANNİ[Ar.] ile/değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME


- TEGARRİ | BİRİKİŞME ile/||/<> BİRİKİŞME

( karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )

( AGGLUTINATION )

( AGGLUTINATION )

( VERKLEBUNG | AGGLUTINATION )

( AD,GLUTINARE | GLUTINARE YAPIŞMAK )


- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME

( birikişme Kümelenme karşılık aglütinasyon ad yönelme gösteren ön ek glutinare yapışmak Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi zooloji Yığınlar meydana getirme Özellikle polenler bakteriler kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi Aglutinasyon )

( AGGLUTINATION )

( AGGLUTINATION )

( VERKLEBUNG )

( AD, GLUTINARE )

( AGGLUTINAZIONE )

( ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση )


- TEGARRİ | KÜMELEŞİM | AGLÜTİNASYON ile/||/<> BİRİKİŞME | BİRİKİŞME

( bk. birikişme @@ Kümelenme. @@ @@(karşılık: aglütinasyon), (Lat. ad = yönelme gösteren ön ek, Lat. glutinare = yapışmak): Sıvı bir ortamda asılı duran kan gözelerinin ya da bakterilerin yapışarak yığınlar meydana getirmesi. @@ (zooloji) @@ Yığınlar meydana getirme. Özellikle polenler, bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların ya kendiliğinden veya belirli bu- antikorla ya da bir ajan ile muamelesinden sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi. Aglutinasyon. )

( AGGLUTINATION~AGGLUTINATION )

( AGGLUTINATION~AGGLUTINATION )

( AD, GLUTINARE~AD,GLUTINARE | GLUTINARE YAPIŞMAK )

( VERKLEBUNG~VERKLEBUNG | AGGLUTINATION )

( AGGLUTINAZIONE~AGGLUTINAZIONE )

( ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση~ΣΥΓΚΌΛΛΗΣΗ / συγκόλληση )


- TEGAVVÜL[Ar.] ile TEGAVVÜR[Ar. < GAVR]

( Renkten renge girme. İLE Derin/e dalma. | Bir şeyin aslını arama. )


- TEĞELTİ ile/||/<> AT EYERİNİN ALTINA KONULAN KEÇE

( at eyerinin altına konulan keçe Anadolu ağızlarında teğelti eyer altına konulan keçe biçimi yaygın olarak geçer Bütün Anadolu ağızlarında kullanıldığı anlaşılıyor Az tǝkaltı Azeri ağızlarında tǝkaltĭ olarak da geçer Doerfere göre TMEN 920 Moğolcadan alındığı anlaşılıyor degel Art Kleidung tü versehen mit Doerfer TMEN 919 Moğolca degele ilişkin bilgi almak için Doerfer TMEN 200 Moğolca dnin Türkçede tye çevrilmesi düşündürücüdür Türkçeden Farsçaya da geçmiştir tagaltū tagaltī felt cloth placed under a saddle to prevent the galling of the horses back Çağdaş diyalektlerde teğeltiye tokum adı verilir Bu adın da Moğolcadan alındığı açıktır toqum feutre quon met sous la selle des chevaux tapis sur lequel on met la selle Doerfer TMEN 142 Ligeti KSİNA 83 19 Türkçede at eyerinin altına konulan keçeye eskiden eyrim eğrim adı da verilirdi eyrim Türkçede belleme haşa yapık yona gibi birtakım adlar da geçer Kazaklar tokum yanında Decke unter dem Sattel olarak cılkım adını da kullanırlar Madırlar eyer yastığına tepse Sagaylar ise tipse adını verirler Daha çok bilgi almak için Schönig ML 8990 )


- TEĞET:
| FAKİR ve ORTA İÇİN | ile/değil/ne yazık ki ZENGİN İÇİN

( )


- TEĞET/MÜMAS[Ar. < MÜMASS] ile/değil TEYİT

( Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru. İLE/DEĞİL Doğrulama. )


- TEGU/LAGARTO[İsp.] ile KIRMIZI TEGU ile ALTIN/SİYAH TEGU/KAPLAN KERTENKELE

( Teiidae ailesindeki bir kertenkele türüdür. İLE Batı Arjantin, Bolivya ve Paraguay'a özgü bir kertenkele. İLE Bir tegu türüdür. )

( SALVATOR MERIANAE cum TUPINAMBIS RUFESCENS cum TUPINAMBIS TUGUIXIN/TUPINAMBIS NIGROPUNCTATUS )

( TEGU vs. RED TEGU vs. GOLD TEGU )


- TEHÂBB ile ...

( SEVİŞME, DOSTLUK PEYDÂ ETME )


- TEHÂCÎ[Ar. HECÂ] ile ...

( Hicv etme, hicivleşme. )


- TEHÂCÜM[< HÜCÛM] ile/değil/yerine/= SALDIRMA | ÜŞÜŞME, TOPLAŞMA


- TEHACUM[Ar. < TEHĀCUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHACÜM

( saldırma Üşüşme bir yere toplaşma )


- TEHÂLÜF[Ar. < HALF] ile TEHÂLÜF[Ar. < HULF | çoğ. TEHÂLÜFÂT]

( Yargıcın iki tarafa da yemin verdirmesi. İLE Birbirine karşıt olma, birbirine uymama. | Aykırılık. )


- TEHALÜF[Ar. < TEḪĀLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> AYKIRILIK


- TEHÂLÜF ile/||/<> DISSIMILARITY[İng.] ile/||/<> BENZEMEZLİK

( Ayrı kümelerde yer alan birimlerin ayırıcı yanları ya da tutum ve davranışların birbirine uygun düşmeme durumu )

( DISSIMILARITY )


- TEHALÜF ile/||/<> INCOMPATIBILITY[İng.] ile/||/<> UZLAŞMAZLIK

( Tutum görüş ve kanıların birbirine aykırı düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşmazlığı )

( INCOMPATIBILITY )


- TEHALÜK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOK İSTEME, CAN ATMA


- TEHALUK[Ar. < TEHĀLUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHALÜK

( Can atma çok isteme )


- TEHASSÜS ile ...

( [bkz. TAHASSUS] )


- TEHAVVÜL | DEĞİŞKENLİK ile/||/<> DEĞİŞKENLİK

( Kişi ya da bir türün değişebilmekte gösterdiği güç ve esneklik Bir dizi puanın genişlik dörtte bir sapma ve ölçünlü sapma gibi ölçülerle dizi içindeki yayılma miktarı )

( VARIABILITY )

( VARIABILITÉ )


- TEHCİR[Ar. < TEHCĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHCİR

( Göç ettirme göç etmesine sebep olma sürme I )


- TEHDİD[Ar. < TEHDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİT

( Bir kimseyi gelecek herhangi bir tehlike ile korkutma Tehlikeli ve zararlı bir durumu önceden hissettiren belirti )


- TEHDİDKAR[Ar. < TEHDĪD + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHDİTKÂR

( Tehdit edici )


- TEHDİT ile/değil/yerine/></> DÜZEN

( Herhangi bir yerdeki adâletsizlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Her yer, zaman ve koşulda adâlet. )


- TEHDİT ile/değil "GÖZDAĞI VERMEK"


- TEHDİT ile/değil/yerine KESİN UYARI/ULTİMATOM

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

( [not] THREAT vs./and/but ULTIMATUM
ULTIMATUM instead of THREAT )


- TEHDİT ile/ve/> KORKU

( MENACE vs./and/> FEAR )


- TEHDİT ile/değil/yerine/= KORKUTU/GÖZDAĞI


- TEHDİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OLUMSUZ OLASILIK

( [not] THREAT vs./and/but/||/<>/>< NEGATIVE PROBABILITY
NEGATIVE PROBABILITY instead of THREAT )


- [ne yazık ki]
TEHDİT ile ŞANTAJ[Fr. CHANTAGE]

( Gözdağı. İLE Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma ya da açığa çıkarma tehdidiyle korkutma. )


- TEHDİT ile TAHDİT


- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK


- TEHDİT ile TEHDİTLİ ile TEHDİTSİZ


- [ne yazık ki]
!TEHDİT ile/ve/||/<> TEHLİKE


- TEHDİT ile/değil/yerine/>< TEKLİF


- TEHDİT ile/değil/yerine TESPİT


- TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

( [not] THREAT vs./and/but WARNING
WARNING instead of THREAT )


- TEHDİT ile/ve/<> YASAK


- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"


- TEHDİTKÂR[Ar.] ile/değil/yerine/= KORKUTULU/GÖZDAĞILI


- TEHDİTSİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= KORKUTUSUZ/GÖZDAĞISIZ/GÖZDAĞI VERMEDEN/OLMADAN


- TEHECCÜD[< HECD]["TEHECVÜD" değil!] ile/değil/yerine/= GECE UYANIP NAMAZ KILMA | GECE KILINAN NAMAZ


- TEHECCÜD NAMAZI ile/ve/<>/değil VİTR NAMAZI

( İkinci 3/1'lik bölümde kılınır.[Her 2 rekâtta bir selam verilerek kılınır.] İLE/VE/<>/DEĞİL Gecenin, son 3/1'lik bölümünde kılınan/kılınacak namazdır.[Eğer geceleyin uyanamama olasılığı varsa ancak bu durumlarda yatsı namazının ardından kılınabilir.][Yine de, kalkılamamışsa, sabah namazından önce kılınır.] )


- TEHEMTEN[Fars.] ile Tehem-ten[Fars.]

( İri yarı, boylu bolu yiğit. İLE Eski İran kahramanı Zal oğlu Rüstem'in takma adı. )


- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] ile/değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHEVVUR[Ar. < TEHEVVUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHEVVÜR

( Çok kızma çok öfkelenme )


- TEHEYYÜÇ[Ar. < TEHEYYUC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECAN


- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]

( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )


- TEHİ[Fars.] ile/değil/yerine/= BOŞ


- TEHİ[Fars. < TEHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> BOŞ


- TEHİ ile TEHİR ile TEHİRLİ ile TEHİRSİZ


- TEHÎL[Ar.] ile TEHÎR[Ar. < AHAR]

( Konuğa, "hoş geldiniz!" demek olan "ehlen ve sehlen" tümcesini söylemek. | Ehliyetli kılma. | Lâyık, müstahak görme/görülme. | Ürkekliği giderme, alıştırma. İLE Erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TEHİR[Ar. < AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[Ar. < ECL | çoğ. TECÎLÂT]

( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TE'HÎR[< AHAR] ile ...

( SONRAYA, GERİYE BIRAKMA, GECİKTİRME, GECİKTİRİLME )


- TEHİR ETMEK/TECİL ETMEK ile/değil/yerine/= ERTELEMEK/SONRALAMAK


- TEHİR[Ar. < TEʾḪĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ERTELEME | GECİKTİRME

( tehiriicra takdim tehir erteleme geciktirme )


- TE'HÎR ile İHALETÜKE

( Zorunlu(/luklar) olarak(/içinde). İLE Keyfî. )


- TEHİR ile/değil/yerine/= ÖTELEME/ERTELEME


- TEHİR-İ İCRÂ ile/değil/yerine/= YÜRÜTMEYİ DURDURMA


- TEHİRİCRA[Ar. < TEʾḪĪR + İCRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHİRİİCRA

( Yürütmenin durdurulması Bir işin gerçekleştirilmesinin durdurulması )


- TEHİR/TAVİK[Ar.] ile/değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA


- TEHİR/TECİL ile/değil/yerine/= ERTELEME/SONRALAMA


- HAZARD WARNING SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKE İKAZ SEMBOLLERİ


- TEHLİKE[Ar. < TEHLUKE] ile/||/<> ...

( Kağnı döşeme tahtalarının dayandığı orta ağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta )


- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK


- TEHLİKE ile TEHLİKELİ

( HAZARD vs. HAZARDOUS )

( ماجرا ile مخاطره آميز ile پرخطر ile خطرناک )

( MAJERA ile MOKHATEREH AMYZ ile PORKHATAR ile KHATRNAK )


- TEHLİKE ile TEHLİKELİ ile TEHLİKELİ YER ile TEHLİKELİ DURUM

( DANGER vs. DANGEROUS vs. DANGEROUS PLACE vs. DANGEROUS SITUATION )

( خطر ile مهلکه ile خطرناک ile پرخطر )

( KHATAR ile MOTEOLKEH ile KHATRNAK ile PORKHATAR )


- TEHLİKE ile TEHLİKELİ/LİK ile TEHLİKESİZ/LİK


- TEHLİKE ile/değil VAROLUŞ SORUNSALI


- TEHLİKEDE OLAN ile TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKEYE ATMAK

( ENDANGENRED vs. ENDANGER vs. ENDANGERING )

( در مخاطره ile بمخاطره انداختن ile مخاطره )

( DAR MOKHATEREH ile BAMKHATEREH ANDAKHTAN ile MOKHATEREH )


- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE

( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )


- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ


- HAZARDOUS CHEMICALS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKELİ KİMYASAL NESNELER


- TEHLİKELİ | MUHATARALI ile/||/<> TEHLİKESİZ | MUHATARASIZ


- TEHLİKELİ ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/HASSAS


- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ

( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )

( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

( DANGER/OUS vs./and RISK/Y )


- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKE

( JEOPARDIZE vs. JEOPARDY )

( بمخاطره انداختن ile در خطر انداختن ile بخطر انداختن ile مخاطره ile گرفتاري حقوقي )

( BAMKHATEREH ANDAKHTAN ile DAR KHATAR ANDAKHTAN ile BAKHATAR ANDAKHTAN ile MOKHATEREH ile GARAFTARY HOQUQY )


- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKEYE ATILMIŞ

( JEOPERDIZE vs. JEOPERDIZED )

( در خطر انداختن ile بخطر انداختن ile در مخاطره )

( DAR KHATAR ANDAKHTAN ile BAKHATAR ANDAKHTAN ile DAR MOKHATEREH )


- TEHLUKE[Ar. < TEHLUKE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHLİKE

( Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum muhatara Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum )


- TEHYİÇ[Ar. < TEHYĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECANLANDIRMA


- TEHZÎB[Ar. ÇOĞ. TEHZÎBÂT] ile TEZHİB[Ar. < ZEHEB | ÇOĞ. TEZHÎBÂT]

( Islah etme, düzeltme, temizleme. | Çocuğu adam etme. @@ Altın sürme/sürülme. | Yaldızlama/yaldızlanma. | Süsleme. | Çürümüş dişi altınla doldurma, altın dolgu yapma. )


- TEHZÎB ile ...

( TERBİYE, ISLÂH ETME, DÜZELTME | TEMİZLEME | ÇOCUĞU "ADAM ETME" )


- TEHZİL[Ar. < TEHZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHZİL

( Alaya alma Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma şakalı bir anlatıma çevirme )


- TEHZİP, TEDİP | KOREKSİYON | TASHİH | TASHİH ETME | TAZELEME PROVASI | ISLAH | DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTMEK ile/||/<> İZLENCE DÜZELTME

( izlence düzeltme Yazıyı yanlışlardan fazlalıklardan kurtarmak eksiklerini gidermek işlemi Resim Heykel Yapıtın bitiminden sonra sanatçının yaptığı düzeltmeler boğaz açma temizleme mekanik Yapım sırasında bozulan madensel parçaları ısıtarak ya da başka yöntemlerle ilk biçimlerine getirme işlemi Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi Bir sayışımı bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ara çalışması anl parlatma çalışması Bir bulgunun eksik olan ve kullanılmasını engelleyen bir niteliğini giderme ya da daha iyi kullanılabilir duruma getirme )

( DEBUGGING | RETOUCH | CORRECTION | CORRECT | POLISHING REHEARSAL | IMPROVEMENT | FIX | ADJUST )

( MISE-AU-POINT | CORRECTION | RETOUCHE | RECTIFICATION, CORRECTION | CORRIGER | AMÉLIORATION )

( RETUSCHE | AUFFRISCHUNSPROBE )


- TEİDEN[Ar. < TE'KĪDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİDEN

( Tekit ederek tekit yoluyla üsteleyerek yineleyerek )


- TEİN[Fr.] ile/ve/||/<> KAFEİN[Fr.]

( Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde. İLE/VE/||/<> Kahve ve çayda bulunan etkili madde. )

( İÇMEMEYİ YEĞLİYORUZ!

Yediğimiz, "kâr"; yemediğimiz, yarar!
Yaptığımız, "kâr"; yapmadığımız, yarar!
Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar!

(Bir şey ki, yemesen de olur... YEME!
Bir şey ki, içmesen de olur... İÇME!
[tüm abur-cuburlar, et ve tüm hayvansal "ürünler",
kahve ve de özellikle sigara!] )


- TEİNTURE D[Fr. < TEINTURE D'IODE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENTÜRDİYOT

( Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik veya sıyrığa sürülen iyot tentürü )


- TEİNTURE[Fr. < TEINTURE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENTÜR

( Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç )


- TEİST[Fr. < THÉISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRICI


- TEİZM[Fr. < THÉISME] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRICILIK


- TEİZM ile DEİZM

( Tanrı, kendini, insana, yine, Tanrı'nın insana bağışlamış olduğu Vahiy ile bildirir. İLE Kişi, Tanrı'yı, kendi insan Akıl'ını kullanarak bulur. )

( THEISM vs. DÉISM )


- TEJAS ile ...

( Ateş. )


- MONOATOMIC GAS[İng.] / GAZ MONOATOMIQUE[Fr.] / EINATOMICHE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ATOMLU GAZ


- TEK BAŞINA | KENDİLİĞİNDEN/KENDİ KENDİNE ile/||/<> DALKILIÇ | TEK BAŞINA/YALIN KILIÇ

( Kimseye danışmaksızın Kimseyle ilgisi ilişkisi olmadan tek başına Kendisine Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan kendiliğinden )


- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK

( Her açıdan daha bereketlidir. )


- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK


- TEK BAŞINA ile/ve BAŞLI BAŞINA


- TEK BAŞINA ile/değil/yerine SADECE


- TEK BAŞINA ... ile/ve/||/<> TOPTAN ...


- TEK BAŞINA ile/||/<> YALNIZ BAŞINA


- TEK BAŞINALIK ile/||/<> BİR BAŞINALIK


- TEK BOYUTLULUK ile/değil/yerine/> DERİNLEŞME


- TEK ÇAPA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇİFT ÇAPA


- TEK ÇEKİRDEKLİ ile/||/<> TEK ÇEKİRDEKLİLER

( Çekirdeği olan içinde çekirdeği bulunan )


- TEK ÇENEKLİ ile/||/<> BİR ÇENEKLİLER ile/||/<> İKİ ÇENEKLİ

( Çeneği olan )


- TEK ÇENEKLİLER ile/ve ÇİFT ÇENEKLİLER


- TEK ÇENEKLİLER ile/||/<> TEK ÇENEKLİLER

( monos tek kotyledon kadeh şeklinde boşluk Sadece bir kotiledonu olan embriyo ya da böyle bitkiler Bir çenekliler monokotiledon Bir çenekliler )

( MONOCOTYLEDONOUS )

( MONOCOTYLÉDONE )

( MONOKOTYL, EINKEIMBLÄTTRIG )


- ODD-EVEN NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-PAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEK


- UNGERADE-GERADE KERNE, UNGERADE-GERADE-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEKLER


- TEK ÇOCUK ile KARDEŞİ OLAN

( 10 oturum/seans gerektirir. İLE 5 oturum/seans yeterlidir. )


- TEK ÇOCUK ile/<> SON ÇOCUK