Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(336/359)


- VARLIK ile/ve İRÂDE

( EXISTENCE vs./and WILL )


- VARLIK ile/ve İRÂDE


- VARLIK ile/ve MANTIK

( EXISTENCE vs./and LOGIC )


- VARLIK ile/ve MANTIK

( EXISTENCE and LOGIC )


- VARLIK ile/ve/<> METAFİZİK

( ... İLE Fiziğin konusu olanları/olabilecekleri konu kılmaz. )

( Varlık, metafiziğin söz konusudur. )


- VARLIK ile/ve MÜRİD


- VARLIK ile/ve MÜRİT

( EXISTENCE vs./and DISCIPLE )


- VAR-LIK ile/ve MUTLAK-LIK

( EXIST-ENCE vs./and ABSOLUTE-NESS )


- VARLIK ile/ve NOKTA

( Nokta, uzayın yokluğu, olumsuzlamasıdır. )

( Noktada yol yoktur. )

( ... İLE/VE Ahâdiyet simgesi. | Tanımsız. )

( EXISTENCE vs./and POINT )


- VARLIK ile/ve OLANAK

( ... İLE/VE Akılsal olarak olasılık verme. )

( EXISTENCE vs./and POSSIBILITY )


- VARLIK ile/ve OLASI SONSAL SOYUTLAMA/LAR

( En son soyutlama. İLE/VE Yapılabilen/yapılabilecek soyutlamalar. )

( EXISTENCE vs./and PROBABLE APOSTERIORI UNIVERSALISATION/S )


- VARLIK ile/ve/||/<> ÖZ ile/ve/||/<> KAVRAM


- VARLIK ile/||/<> ÖZGÜRLÜK

( Varoluş özden önce gelir )

( Jean-Paul Sartre tarafından 1943 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1905-1980) (Ülke: Fransa) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Varoluşçuluk, özgürlük ve sorumluluk) )


- VARLIK ile/ve RIZÂ'

( EXISTENCE vs./and CONSENT )


- VARLIK ile SAYI/SI

( EXISTENCE vs. QUANTITY OF EXISTENCE )


- VARLIK ile/ve SINIRLILIK

( EXISTENCE vs./and LIMITEDNESS )


- VARLIK ile/ve TAHSİL EDİLEN VAROLUŞ


- VARLIK ile VAR OLUŞ


- VARLIK ile VARLIK


- VARLIK ile VARLIK


- VARLIK ile/ve VARLIK OLARAK VARLIK

( ... ile/ve MİN-HAYSU-HÜVE-HÜVE )


- VARLIK ile VARLIKLI/LIK ile VARLIKSIZ ile VARLIK KARTI ile VARLIK BİLİMİ ile VARLIK NEDENİ ile VARLIK SEBEBİ ile VARLIK BİLİMCİ ile VARLIK BİRLİĞİ


- VARLIK/VUCUD ile/ve/değil/||/<>/> VAROLAN/VAROLUŞ/MEVCUDİYET

( Anlamın olduğu yerdir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Anlam aranmaz/bulunmaz. )

( Nedeni, kendinde olan. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Nedeni, dışarıda olan. )

( Aklın alanında/sınırlarında. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihnin alanında/sınırlarında. )

( VARLIK [< BARLIK] [Türkçe'de V ile başlayan sözcük yoktur.] )

( Tektir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Çoktur. )

( Varlık, ölçülebilir ile ölçülemezin; sınırlı ile sınırsızın; oranlanabilir ile oranlanamazın harmanıdır. )

( Kendi özüne bağlı olarak varoluş! )

( Varlığın, görünüşte ne başlangıcı ne de sonu vardır, çünkü o her an yeniden başlar. )

( Evrende, herhangi bir şey, ancak, ilişkileriyle varlaşır. )

( Birlik, barış ve varlık üretir. )

( Kendiyle çelişkide olanın, varlığı yoktur. Ya da anlık bir varlığı vardır ki, bu da aynı anlama gelir. )

( Varlaşma, ilişkilerin belirmesi; değişme, ilişkilerin değişmesi; gelişme, ilişkilerin çözülerek, ilgili nesne, olay, olgu için daha üst bir konumda, yeniden kurulmasıdır. )

( Varlığın ve yokluğun ötesinde, hakiki olanın sonsuzluğu yatar. )

( Varlığın, kendi hakkında bilinçli olması gerekmez. )

( Her ne görürseniz, o gördüğünüz, sürekli olarak sizin kendi varoluşunuzdur. )

( Bilincinde olmadığım bir şeyin, "var olmadığı"nı söylemek, tümüyle yanlıştır. )

( Bilinçli deneyiminiz dışında, var olduğunu iddia ettikleriniz, eldeki bilgilerden çıkarılmış sonuçlardır. )

( Bildiğinizi, sonuna kadar araştırın, inceleyin! Varoluşunuzun, bilinmeyen katmanlarına ulaşacaksınız. )

( VARLIK: İçerik(mahiyet) olarak harf, dışlaşmış(tezahür etmiş) olarak rakam. )

( Dış dünyada bulunan varolanların biçimleri, zihinde, kavramlar olarak bulunur. )

( Gerçek var oluşumuzun derin katmanlarına ulaştıkça, zihnimizin, yüzeydeki oyunlarının bizi pek az etkilediğini göreceğiz. )

( Varoluşta, süreklilik olamaz. )

( Kişi, kendi emeğinin varolanıdır. )

( Varlığın dört biçimi/yansıması:
* VUCUD-İ AYNÎ
* VUCUD-İ ZİHNÎ
* VUCUD-İ HATTÎ/KİTABÎ
* VUCUD-İ LİSANÎ/İBARÎ )

( VARLIK:
* Özne-nesne ilişkisinde somut(vucûd fi'l-a'yân [Ar.])
* Zihnî (vucûd fi'l-ezhân [Ar.])
* Sözlü (vucûd fi'l-ibâre [Ar.])
* Yazılı (vucûd fi'l-kitâbe [Ar.]) )

( VUCÛD-U HARİCÎ: Varoluşunu, benim istencime/irâdeme borçlu olmayan. )

( VARLIK: Ne yapacağının araçlarını bilmek açısından bilmek. )

( Bütünlük. İLE/VE/DEĞİL/<> Parça. )

( İlkeseldir. İLE/VE/DEĞİL/<> Olmayabilir. )

( Becoming has, apparently, no beginning and no end, for it restarts every moment.
What contradicts itself, has no being. Or it has only momentary being, which comes to the same.
Beyond being and not-being lies the immensity of the real.
Being need not be self-conscious.
To say that what I am not conscious of does not exist, is altogether wrong.
What you claim exists outside conscious experience is inferred.
Whatever you see it is always your own being that you see.
Investigate what you know to its very end and you will reach the unknown layers of your being.
When you reach the deep layers of your true being, you will find that the mind's surface-play affects you very little.
There can be no continuity in existence. )

( Bâtın. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zâhir. )

( [not] EXISTENCE vs./and/but/||/<>/> PRESENCE )

( HEN TO ON )

( CUNZAI ile/ve ... )


- VARLIK ile/ve/<> VAROLAN ile/ve/<> TİN

( Hakk. İLE/VE/<> Halk. İLE/VE/<> Hüve. )


- VARLIK ile/ve VAROLMA ile/ve YOKLUK

( Akla ilişkindir. İLE/VE Zamana ilişkindir. İLE/VE Zemine/mekâna ilişkindir. )

( ... İLE/VE Gerçeklik alanıdır. İLE/VE Gerçeklik kavramıyla karşılanamaz. )


- VARLIK ile/ve VAROLUŞ


- VARLIK ile/ve/değil/<> YAŞAMSALLIK/HAYATİYET[Ar.]


- VARLIK ile/ve YOK VARLIK

( ... İLE/VE Tin. )

( Sadece kişi, yoktan varolur. )

( ONTOS ON >< UK ON )


- VARLIK ile/ve/değil/<> YOKLUĞUN VARLIĞI

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> İnsan. )


- VAR/LIK ile/>< YOK/LUK

( dır. İLE/>< değildir. )

( Sorun. İLE/>< Hiç. )

( Hiç. İLE/>< Sorun. )

( Dans var, dansçı yok; Dansçı var, dans yok. )

( Seviştirir. İLE/>< Dövüştürür. )

( [varolanın/nesnenin] Yüklem alabilmesiyle. İLE/>< Yüklem alamamasıyla. )

( EXISTENCE vs./>< NONEXISTENCE )


- VARLIK ile/ve YÖNTEM

( EXISTENCE OF WHAT vs./and METHOD )


- VARLIK ile/ve/<> YORUMLANMIŞ VARLIK

( ... İLE/VE/<> Dil. )


- VARLIKBİLİM ile/ve ARKETİPLER


- VARLIKBİLİM ile/ve FİZİK

( ONTOLOGY vs./and PHYSICS )


- VARLIKBİLİM ile VARLIKDENEYİM

( ONTOLOGY vs. ONTOEXPERIMENT )


- VARLIKLAŞTIRMA ile/değil BİÇİMLENDİRME


- VARLIKSAL ile/ve/değil VAROLUŞSAL


- VARMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOLCULUK


- VARNA ile ...

( Dört temel kast. Brahmanlar, Kşatriyalar, Vaişyalar, Şudralar ve bu kastın dışında tutulan Paryalar. Varna aynı zamanda "renk" anlamına da gelmektedir. Sidharta Gautama bu ayrıma karşı çıkmıştır. )


- VAROLAN BİLİM(ONTOLOJİ) ile/ve VARLIK FELSEFESİ


- VAROLAN BİLİMİ ile/ve/||/<> UYGULAMALI VAROLAN BİLİMİ


- VAROLAN BİLİMİNDE:
ALAN ile/ve/||/<> ÜST SEVİYE


- VAROLAN/VAROLUŞ GÜDÜSÜ:
AZ ENERJİ HARCAMA ile/ve ÇOK ENERJİ DEPOLAMA

( Kişi, ikisinin de dengesini kuran/sağlayandır. )


- VAROLAN/MEVCÛD ile/ve/=/||/<>/> BİLİNEN/MALUM


- VAROLAN:
SÜREKSİZ OLAN ile/ve/||/<> TANE ÜZERİNDEN DÜŞÜNME


- VAROLAN/VAROLUŞ ile/ve GEÇİCİ VAROLAN/VAROLUŞ

( EXISTENCE vs./and TEMPORARY EXISTENCE )


- VAROLAN ile BELİRLENİM


- VAROLAN ile BELİRLENİM

( EXIST vs. DETERMINATION )


- VAROLAN ile/ve/değil DUYU

( [not] EXIST vs./and/but SENSORIAL
[not] EXIST vs./and/but APPEARANCE
EXIST vs. DETERMINATION
EXIST vs./and CONCEPT
ON EXISTENCE: UNITY and IDENTITY and CONTINUITY and HOMOGENEITY
ON EXISTENCE: STRAIGHTNESS vs./and TEMPORARY
STRAIGHT/NESS vs./and DEFINITE/NESS
EXIST and TO COMPARE
EXIST vs./and IF NOT HAPPENS, NOTHING HAPPENS
EXISTENCE OBJECT vs./and EXISTENCE SUBJECT
NOT EXIST/NONEXISTENCE vs./and EXIST ON USE
EXISTENCE vs./and TEMPORARY EXISTENCE
[not] EXISTENCE vs./and/but SENSE )


- VAROLAN ile/ve/değil DUYUMLANAN

( [not] EXIST vs./and/but SENSORIAL )


- VAROLAN ile/ve/değil GÖRÜNÜŞ

( [not] EXIST vs./and/but APPEARANCE )


- VAROLAN ile/ve HAREKET


- VAR OLAN ile/ve KAVRAM

( EXIST vs./and CONCEPT )


- VAROLAN ile/ve/<> OLANAKLI ile/ve/<> OLASILIKLI

( MEVCUT ile/ve/<> MÜMKÜN ile/ve/<> MUHTEMEL )


- VAROLAN ile/ve OLMAZSA OLMAZ

( EXIST vs./and IF NOT HAPPENS, NOTHING HAPPENS )


- VAROLAN ile/ve OLMAZSA OLMAZ


- VAROLAN ile/değil OLUMSUZLANMIŞ VAROLAN


- VAROLAN ile/ve/değil ŞEKİLLENDİRİLMİŞ


- VAROLAN ile/ve/||/<> TÜRÜM

( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )


- VAROLAN ile/ve/<> VAR OLMASI GEREKEN ile/ve/<> HAYAL ETTİĞİNİ/N GERÇEKLEŞTİR(İL)ME(Sİ)

( Bilim. İLE/VE/<> Felsefe. İLE/VE/<> Sanat. )


- VAROLAN ile/ve VAROLUŞ


- VAROLAN ile VAROLUŞ


- VAROLANBİLİMİ ile/ve/||/<>/> BİLGİBİLİMİ

( ONTOLOGY vs./and/=/||/<>/> EPISTEMOLOGY )


- VAROLAN'DA:
DOĞRULUK ile/ve GEÇİCİLİK

( ON EXISTENCE: STRAIGHTNESS vs./and TEMPORARY )


- VAROLAN'IN(MEVCUDUN) DÖRT NEDENİ:
MADDÎ ile SURÎ/BİÇİMSEL(FORMEL) ile FAİL/ETKER ile GÂÎ/SONSAL


- VAROLANIN/NESNENİN:
YÜKLEM ALABİLMESİ ile/>< YÜKLEM ALAMAMASI

( Varlık. İLE/>< Yokluk. )


- VAROLANLAR ile/ve ARA-VAROLAN/LAR(NOUS)

( Önce gerçek varlığınıza dönün ve sevginin yüreğinden harekete geçin. )


- VAROLAN/LAR ile/ve KULLANIMI

( Kullanın, fakat kötü(ye) kullanmayın! )

( EXISTENCE vs./and USING TO EXISTENCE
Use them but don't misuse them. )


- AD(İSİM):
VAROLANLARA VERİLİŞİNE GÖRE ile/ve/<> VAROLANLARIN SAYISINA GÖRE

( Özel ad. | Tür adı. İLE/VE/<> Tekil ad. | Çoğul ad. )


- VAROLANLARDA:
YANSIMA ile/ve İKİNCİLLİK


- VAROLDUĞUNDAN DOLAYI DÜŞLENEN ile/ve/||/<> DÜŞLENDİĞİNDEN DOLAYI VAR OLACAK OLAN


- VAROLMA ile VARLIK

( Kişinin elindedir. İLE Üzerine düşünülebilecek/söylenilebilecek herşeyin bulunduğu ve hiçbir şeyin bulunmadığı. )


- VAROLMAYAN ile/değil BİLİNEMEYEN


- VAROLUŞ NESNESİ ile/ve VAROLUŞ ÖZNESİ

( EXISTENCE OBJECT vs./and EXISTENCE SUBJECT )


- VAROLUŞ:
TÖZ ile/ve/||/<>/> ERK ile/ve/||/<>/> ETKİ ile/ve/||/<>/> EDİM ile/ve/||/<>/> NEDENSELLİK


- VAROLUŞ ile/ve/<> DEĞİŞTİRİLEMEZLİK


- VAROLUŞ ile/ve/||/<> DİL ile/ve/||/<> MANTIK


- VAROLUŞ ile/ve/<> EGEMENLİK


- VAROLUŞ ile/ve/değil EŞİK


- VAROLUŞ ile/ve/<> ETKİNLİK


- VAROLUŞ ile/ve/<> İDRÂK EDİLMİŞLİK

( MEVCÛDİYET ile/ve/<> MUDREK )


- VAROLUŞ ile/ve/yerine/= NEFS MERTEBELERİ


- VAROLUŞ ile/ve/||/<> TARİH


- VAROLUŞ ile/ve/değil/<> VAROLAN

( Varolan, olasıların en iyisidir. )

( Saf varoluşta, parça fikri yoktur. )

( Varoluş başlangıçsızdır ve sonsuzdur. )

( In pure being the very idea of the particular is absent. )


- VAROLUŞ ile VAROLUŞÇU/LUK ile VAROLUŞSAL


- VAROLUŞÇU MAHİYET ALGISI/YORUMU ile MAHİYET

( Öncelik. İLE Sınır. )

( Sadece insanda. İLE Tüm varolanlarda. )

( Zamansal. İLE Olguların kaynağı. )


- VAROLUŞ'TA:
KUŞKULANILAMAZLIK ile/ve KANITLANAMAZLIK


- VAROLUŞUNDAN RÂZI OLUNMUŞ/LUK ile AHLÂKINDAN RÂZI OLUNMUŞ/LUK

( RÂZİYE ile/ve MARZİYE )


- VAROLUŞUNDAN RÂZI OLUNMUŞLUK ile/ve/<>/>/< AHLÂKINDAN RÂZI OLUNMUŞLUK

( RÂZİYE ile/ve/<>/>/< MARZİYE )


- VAROŞ[Mac. < VÁROS] ile/||/<> ...

( Kent ve kasabaların kale dışında kalan bölümleri Balkan dilleri yoluyla Macarcadan alınmıştır város şehir vár kale Srp vároš varoš Rumencede oraş şehir olarak geçer )

( VAROŠ )


- VAROŞ ile/<> FAVELA

( Gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. İLE/<> Rio de Janeiro - Brezilya gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. )


- VARSAĞI ile/||/<> VARSAĞI[TR. < VARSAK + AR. < -I]

( Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma Dörtlük sayısı üç dört beş kimi zaman daha artık olabilir Biçimce semaiye benzer Semai de varsağı da hece ölçüsünün sekizli kalıbıyladır Aralarındaki ayrım ezgilerden ileri gelir Varsağılarda kabadayıca bir hava vardır Bunun için de behey bre hey gidi gibi ünlemler kullanılır Halk edebiyatı terimi Bir çeşit kayabaşı Varsak ī Yapı bakımından türküye benzer türkü türkī Ermenicede songstress olarak kullanılan varjaktan geldiği yolundaki sav yanlıştır )


- VARSANI | HALÜSİNASYON[Fr. < HALLUCINATION] ile/||/<> ...

( HALLUCINATION )


- VARSAYIM ile ÇIKARIM

( vs./and/||/<> INFERENCE )


- VARSAYIM ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYIM


- VARSAYIM ile/ve DÜŞ/HAYAL


- VARSAYIM ile İNAK/DOGMA


- VARSAYIM ile/ve/değil/||/<> KOŞUL

( [not] ASSUMPTION vs./and/||/<>/but/< CONDITION
CONDITION instead of ASSUMPTION )


- VARSAYIM ile/ve/değil OLASILIK


- VARSAYIM ile/değil "SENARYO"


- VARSAYIM ile VARSAYIM ile VARSAYIMLAR

( ASSUMPSIT vs. ASSUMPTION vs. ASSUMPTIONS )

( مقاطعه کاري ile پنداشت ile فرض ile گمان ile حدسيات )

( MOGHATEH KARY ile PANDASHT ile FARZ ile GOMAN ile حدسيات )


- VARSAYIM ile VARSAYIMLI ile VARSAYIMSAL


- VARSAYIM ile/ve/değil/||/<>/< YAKLAŞIM


- VARSAYMAK ile MUTLAK KABUL ETMEK

( United Kingdom + 19 countries English: turkey The de facto official language of the United Kingdom is English, which is spoken as the primary language of 95% of the UK population. The Welsh language is also an official language in Wales, is the only de jure official language in any part of the United Kingdom, and is the second most spoken language in the United Kingdom. )

( TO SUPPOSE vs. TO ACCEPT AS ABSOLUTE )


- VARSAYMAK ile VARSAYILMAK ile VARSAYABİLMEK


- VARSAYMAK ile/ve/<>/değil/yerine ZANNETMEK


- VARSIL/ZENGİN ile/değil/yerine GANÎ


- VARSIL/ZENGİN ile REFHÂN

( ... İLE Varlık içinde yaşayan. )

( MELİ: Zengin, malı çok olan. )

( BÂNEVÂ/BÂNÜVÂ[Fars.]: Mal, mülk sahibi, zengin. | Ünlü/meşhur. )

( BATÎH ile ... )


- VARSIL ile/ve/değil/yerine/||/<> KANAAT SAHİBİ


- VARSILLAŞMAK ile VARSILLAŞTIRMAK ile VARSIL/LIK ile VARSIL ERKİ


- VARSILLIK/ZENGİNLİK(") ile/ve/değil/||/<>/> VARLIK/SERVET

( Bağırır. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Fısıldar. )


- VARSIL/LIK(ZENGİN[Fars. < SENGİN]/LİK) ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></< YOKSUL/LUK(FAKİR/LİK)/ZÜĞÜRT

( Malı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Rezilliğin yardımcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )

( Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip olana kadar varsıl değilizdir. )

( "Beş parasızmış" gibi yaşadıklarından dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Yoksulluğu över. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/<> GÖNÇ

( ... İLE Varlıklı. )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGIN

( Yüksek bir makamda bulunan namuslu biri, görev süresi sona erdiği zaman, varsıl değil saygın biri olmalıdır. )


- VAR/VARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< O


- VARIANCE[İng.] / VARIANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VARYANS, S²


- VARYANS | TADİL | DEĞİŞKE ile/||/<> DEĞİŞKE

( Bir metnin bir yapıtın az çok ayrılan değişik biçimlisi Bir sıklık dağılımının ortalama çevresindeki ikinci beklemi olan bir yayılma ölçüsü karşılık modifikasyon modus ölçü facera yapmak Çevre etkileriyle fenotipde meydana gelen değişiklikler zooloji )

( VARIANCE )

( VARIANTE | MODIFICATION )

( STREUUNG | MODIFIKATIONEN )

( MODUS,FACERA )


- VARYANS | TADİL | TADİL | DEĞİŞTİRME | DEĞİŞİKLİK | MODİFİKASYON ile/||/<> MODİFİKASYON ile/||/<> DEĞİŞKE

( değişke değişke 1 Çevre etkisi ile fenotipte meydana gelen değişiklikler 2 Bakterilerde kendi restriksiyon enzimleri ile DNAnın parçalanmasını önleyen DNAnın seçici metilasyonu Değişim Fenotipik varyasyonlar Bir metnin bir yapıtın az çok ayrılan değişik biçimlisi Bir sıklık dağılımının ortalama çevresindeki ikinci beklemi olan bir yayılma ölçüsü karşılık modifikasyon modus ölçü facera yapmak Çevre etkileriyle fenotipde meydana gelen değişiklikler zooloji )

( MODIFICATION | MADIFICATION | MODIFICATIONS )

( MODIFICATION )

( MODIFIKATIONEN )

( MODUS: ÖLÇÜ; FACERA: YAPMAK )


- VARYANS[İng. VARIANCE] ile/||/<> STANDART SAPMA[İng. STANDARD DEVIATION]

( Bir listedeki sayıların arasındaki çeşitliliğin ölçüsüdür. Hesaplamak için, öncelikle her sayının, tüm sayıların ortalaması ile arasındaki farkın karesi alınır, bu kareler toplanır ve listedekilerin toplam sayısına bölünür. Bazı teknik sebeplerle, son bölme işlemi, listedekilerin toplam sayısının 1 eksiğine göre de yapılabilir. @@ Bir listedeki sayılar arasındaki çeşitliliği ölçen bir değerdir. Varyansın karekökü olarak bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VARYANS ile/||/<> ANALİZİ

( ANOVA (varyans analizi) yöntemi )

( Ronald Fisher tarafından 1918 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1890-1962) (Ülke: İngiltere) (Alan: İstatistik, Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, istatistiksel genetik) )


- VARYANS ile/||/<> STANDART SAPMA

( Varyans karesel sapma İLE standart sapma karekökü )

( Formül: σ² = Σ(x-μ)²/n İLE σ = √(σ²) )


- VARYANS ile/||/<> STANDART SAPMA ile/||/<> ARALIK

( Veri dağılım göstergeleri. )

( Formül: σ² = Σ(x-μ)²/n )


- VARYANT | DEĞİŞKEN ile/||/<> DEĞİŞKEN ile/||/<> ÇEKİM

( Değişik etkenler altında kalan bir halkbilim ürün ya da olayından çok küçük ayrımlar göstererek türeyen yeni ürün ya da olayların her biri çekim 1 Bir evreni temsil eden deneklerin değişebilen özelliği 2 Nicelik ve ölçülebilir nitelik bakımından değişiklik gösteren gözlem 3 Değişik değerler alabilen nicelik 4 Ağırlık boy zihin yeteneği gibi bireyden bireye değişen öğe ve etmenler ile olgulara verilen genel ad Etelirlenmiş bir değerler kümesindeki değerleri alabilen nicelik Bir kümenin belirsiz bir öğesini gösteren simge 1 Bir düzgün deyimde bir adın kaldırılmasıyla oluşan boşluğu doldurmağa yarayan belli bir yorumda belli bir nesne göstermeyip yerine geçtiği adların gösterdiği nesnelerden oluşan kümeyi değer alanı olarak kazanan değişken bağlama imi özellikle niceleme imi ile birlikte değişken bağlayıcısı oluşturan ad dizimsel türünden im Bir biçimsel dildeki değişkenlerin sayısı genellikle sonsuzdur 2 Bireysel değişken Başka biçimde belirtilmediğinde değişken terimi bireysel değişken anlamında kullanılır Krş değer alanı değer evren değişken çeşidi değişken bağlayıcısı bağlı değişken bağsız değişken bireysel değişken bireysel değişken çeşidi bireysel olmayan değişken küme değişkeni bağıntı değişkeni izerge değişkeni dizimsel değişken dizimsel tür değişkeni simge değişmez bireysel olmayan değişken Çeşitli değerler alabilen bir nicelik ya da çeşitli altbölüm ve seçenekleri olan bir nitelik Bir işlevin bağlı olduğu niceliklerden her biri Bir kümenin bir dizi değerler alabilen değişken niceliği matematik Bir fonksiyonel ilişkide değişik değerler alabilen nicelikler açıklayıcı değişken bağımlı değişken Karakter veya faktör yerine genel anlamda kullanılan bir terim Yerine belli bir kümenin her bir elemanı konulabilen simge 1 Örneğe ait bir veri seti için herhangi bir değeri taşıyabilen nicel değer 2 Her birey için sabit belli bir değer Sinema 1 Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası 2 Çevirim oyunluğunda alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm 3 Alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı alıcı görüş noktası alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık mercek çeşidi vb etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü Bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer gerek görüş açısı ve noktası gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki bunların her biri özel bir terimle belirtilir TV 4 Televizyon yayınında sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar Öğe örge örge karması ya da değişkenler arasında denge kurarak halkbilim ürünleriyle olaylarının yaşamlarını sağlayan bunlar arasında yeni ilişkiler düzenleyerek yeni halkbilim ürün ve olaylarını oluşturan güç öğe örge değişken Atom yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim Genellikle çift ucaylı iki parçacığı yöneltme bir çift ucaylı parçacığı ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur yeğlenme değergesi I sinema 1 Alıcıyı sürekli olarak bir kez çalıştırmakla elde edilen film parçası 2 Çevrim senaryosunun her biri ayrı sayıyla belirtilen bölümü 3 Alıcının bir kez çalıştırılmasıyla başka özellikler gösteren görüntülerin tümü II fizik Tanecikleri birbirine yalklaştıran kuvvet Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet Nesnelerin ağınımsal elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri fizik astronomi Eylem veya ad soylu sözcüğe kişi kavramı vermek için eklerin getirilmesi ad çekimi eylem çekimi İsim ve Fiil çekimi Fiillerde kip zaman tarz şahıs sayı ad soylu kelimelerde çokluk iyelik ve adların birbirleriyle ilişkilerini belirleyen durum kavramlarını göstermek için eklerin getirilmesi ad çekimi ve fiil çekimi Azerbaycan Türkçesi täsrif däyişmä hallandırma Türkmen Türkçesi yöňkeme yöňkemebilen üytgeme Gagauz Türkçesi nallamak diişmäk Özbek Türkçesi turlaniştuslaniş Uygur Türkçesi türliniş tüsliniş Tatar Türkçesi kileş belän törläneş kileş belän törlänü törlänes Başkurt Türkçesi kileş menän üzgärew kilimdarzın üagärewe türleniş türleniw Krç Malk boluşlada betde sanda türleniw cegiliw boluşlada calganıw Nogay Türkçesi kelîs pen türlenüw özlîk pen türlenüw Kazak Türkçesi septew jiktew Kırgız Türkçesi cöndölüş Alt kubultkışla kubuları tüzünle kubuları Hakas Türkçesi hubulus padejçe paza sırayca hubulus Tuva Türkçesi öskertilge Türkçesi kelişterbe sabılçatkanı sabılçatkannarı eelerbe sabılçatkannarı Rusça skloneniye spryajeniye )

( VARIANT | VARIABLE )

( VARIANTE | VARIABLE )

( VARIANTE | VERAENDERLICHE | VERÄNDERLICHE, VARIABLE | VARIABLE | VERÄNDERLICHER )

( VARIABILIS )


- VARYANT ile/||/<> VARIANT[İng.] ile/||/<> VARIANT[Fr.] ile/||/<> VARIANT[Alm.] ile/||/<> DEĞİŞİMLİ

( Yerlem çatkılarının birinden ötekine dönüştürüldüğünde bir niceliğin kendine özdeş kalmama niteliği örneğin Göreli uzunluk zaman kütle vb )

( VARIANT )

( VARIANT )

( VARIANT )


- VARYANT ile/||/<> VARYANT[Fr. < VARIANTE]

( Bazı özellikleriyle grubuptan veya ana tipten sapmış herhangi bir şey değişken Variasyona ugramış mikroorganizmalara verilen ad )

( MEDIAN | VARIANT )

( VARIANTE )


- VARYANT[Fr.] ile VARYASYON[Fr.]

( Bir yol şebekesi üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Bir metnin, bir yapıtın, aslından az çok ayrılan değişik biçimlisi. İLE [müzik] Çeşitleme. | [dirimbilim] Değişim. )


- VARYASYON | DEĞİŞİM ile/||/<> DEĞİŞİM ile/||/<> TOPLAM DEĞİŞİM

( Bir gözlemler dizisinde gözlem değerlerinin ortalama çevresindeki yayılmalarının bir anlatımı ay toplam değişim 1 Bir X kümesinin altkümelerinden oluşan A takımı ve küme işlevi Kitaplıkların fazla gereçlerini birbiriyle değiştirme işlemi fizik kimya metalbilim Bir özelliğe ilişkin değerde belirli koşullar altında görülen nicel başkalaşım Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Bir niceliğin değerinin artışı ya da azalışı matematik zooloji Bir ekin ünlü uyumlarına ya da ünsüz benzeşmelerine göre türlü biçimlere girmesi İyelik eki i ve değişimleri ı ü u çıkma durumu eki den ve değişimleri dan ten tan vb Mal hizmet ve üretim faktörlerinin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir özelliğe ilişkin değerin belirli koşullar altında azalıp çoğalması Çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde meydana gelen değişiklikler modifikasyon Varyasyon değişim )

( VARIATION | EXCHANGE | VARIATION; CHANGE | MODIFICATION )

( VARIATION )

( VARIATION | VARIATION, ÄNDERUNG, VERÄNDERUNG, WECHSEL | ABWEICHUNG | ÄNDERUNG )

( VÄRIATIO )


- VARIATION CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= VARYASYON KATSAYISI


- VARYASYON[Fr. < VARİATİON] ile/||/<> VARYETE

( 1. Bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. @@ 1. İstatistikte, bazı karakterler bakımından farklı olma, orta durumdan sapma. 2. Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar. 3. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler. @@ (...) @@ 1. Mikroorganizmaların kültürel, morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad. 2. Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık, değişim. )

( VARIATION | VARIETY~VARIETY )

( VARIATION | VARIÉTÉ~VARIÉTÉ )

( VARIARE: DEĞIŞMEK~VARIARE: DEĞIŞMEK )

( VARIATION | SPIELART~SPIELART )

( VARIAZIONE~VARIETÀ )

( ΠΑΡΑΛΛΑΓΉ / παραλλαγή~ΒΑΡΙΕΤΈ / βαριετέ )


- VARIATION[Alm.] ile/değil/yerine/= VARYASYON


- VARYASYON ile/||/<> VARYASYON[Fr. < VARIATION]

( 1 Bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 1 İstatistikte bazı karakterler bakımından farklı olma orta durumdan sapma 2 Esas tür tipine göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar 3 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişiklikler 1 Mikroorganizmaların kültürel morfolojik fizyolojik biyokimyasal ve antijenik karakterlerinde bazı koşullar altında oluşan değişikliklere verilen ad 2 Ortak atalara sahip canlıların gösterdiği farklılık değişim )

( VARIATION | VARIETY )

( VARIATION | VARIÉTÉ )

( VARIATION | SPIELART )

( VARIARE: DEĞIŞMEK )

( VARIAZIONE )

( ΠΑΡΑΛΛΑΓΉ / παραλλαγή )


- VARYETE ile VARYETECİ/LİK


- VARYOLASYON (ÇİN) ile/||/<> AŞILAMA (JENNER)

( Çinliler 10. yüzyılda varyolasyon yaptı İLE Jenner 1796da modern aşıyı geliştirdi. )

( Song Hanedanlığı Hekimleri tarafından 1000 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- VARIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= VARYOMETRE


- VAŞAK ile AVRASYA VAŞAĞI


- VAŞAK ile/ve GAPAR


- VAŞAK ile İBER VAŞAĞI

( )


- VAŞAK ile KANADA VAŞAĞI

( )

( )

( LYNX cum LYNX CANADENSIS )


- VAŞAK ile KARAKAL VAŞAK


- VAŞAK ile LYNEX

( ... İLE Amerika'da yaşarlar. )


- VAŞAK ile/ve UŞEK/ÜŞEK

( ... İLE/VE Küçük vaşak. )


- VAŞAK ile/||/<> VAŞAK

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( LYNX, LYN(LYNCIS) )

( LYNX )

( LUCHS )

( LYNX )


- VAŞAK ile/||/<> VAŞAK[Fars. < VİŞÂK]

( anlamı karakulak Lynx lynx Etçiller Carnivora takımının kedigiller Felidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 100 kuyruğu 15 cm Kulak uçları püsküllüdür Tüyleri külrengi olup kara beneklidir Kürkü beğenilir Avrupa ve Asyada dağlarda yaşar karakulak Etçiller Carnivora takımının kedigiller Felidae familyasından 100 cm kadar boyda 15 cm kadar uzunlukta kuyruğu olan kulak uçları püsküllü tüyleri kül rengi olup üzerinde kara benekler bulunan kürkü değerli Avrupa ve Asyada dağlarda yaşayan bir tür Karakulak Türkçede üşek biçimi küçük vaşak bir tür karakulak olarak geçer Anadolu Türkçesinde karakulak olarak adlandırılır Az vaşag Mengese göre Jarring Arm 114115 üşek sözünün kalın sıraya geçmiş bir biçimine benzer Räsänen V 523b vaşak biçimiyle birlikte Şorca Sagayca Hakasça Soyotça üs ve Yakutça ǖs biçimlerini saymış ancak vaşak biçiminin etimolojisini açıklamamıştır Doerfer TMEN 1765 de etimolojik bilgi vermemiştir Ancak Doerferin üşek biçimine ilişkin açıklaması Mengesin gözünden kaçmıştır Doerfer TMEN 685 Türkçe üşek biçimini üş kökünden kalma bir küçültme olarak değerlendirmiş vaşak biçimine de göndermede bulunmuştur Onun vaşak biçiminin başındaki vden söz etmediği göze çarpıyor Menges Farsça vişāq a lynx biçiminin Türkçeden alındığını dile getirmiş başındaki vyi de Farsça vuşāq Türkçe uşak örneğinin tanıklığını kullanarak açıklamaya çalışmıştır Mengesin Türkçe vaşakı üşek sözünün kalın sıraya geçmiş bir biçimi sayması düşündürücüdür Türkçe sözlüklerde üşek biçiminin geçtiğine tanık olduğumuz gibi eski kaynaklarda da bu biçimin geçtiğini görüyoruz Yerel ağızlarda da üşek biçiminin vaşak olarak geçtiği bir gerçektir Ne var ki üşek biçiminin kalın sıraya geçerek vaşak biçimini alması kolay değildir Menges üşek vaşak geçişinin güçlüğünü göz ardı etmiştir Şçerbak İRLTJa 141 vaşak sözünün kültür sözleri Kulturwörter kategorisine girdiğini vurgulamış bu tür sözlerin kökenlerinin ve yayılış sınırlarının normal olarak açıklık kazanamadığını bildirmiştir Moğollar silegüsün silügüsün le lynx le loup cervier adını kullanırlar Bu ad Başkurtça Kırgızca Teleütçe ve Çuvaşça gibi Türk diyalektlerinde de kullanılır Ligeti NyK 49 263 264 )

( EUROPEAN LYNX )

( LYNX )

( SUMPFLUCHS )

( LYNX LYNX, FELIS LYNX )

( VIŞĀQ )


- VASAT | BESİ YERİ ile/||/<> BESİ YERİ ile/||/<> ORTAM

( ortam 1 Sığırların ticari amaçlı et üretimi için yem verilen ve kilo alması sağlanan sınırlı tesis veya alan 2 Laboratuvarda mikroorganizmaları üretmek incelemek ve korumak amacı ile kullanılan katı veya sıvı nitelikteki besleyici ortamlar Bir tortulanma yerinde etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu Nesnel ve toplumsal yönlerle kimi zaman kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü 1 Azçok katı besin maddeleri jelâtin v b ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve gözelerin kültürü için kullanılır kültür ortamı 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre fizik 1 Kültür ortamı Az çok katı besin maddesi jelatin vb ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü Besi yeri 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Vasat )

( FEEDLOT, CULTURE MEDIUM )


- VASAT | ORTAM ile/||/<> ORTAM

( Bir tortulanma yerinde etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu Nesnel ve toplumsal yönlerle kimi zaman kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü 1 Azçok katı besin maddeleri jelâtin v b ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve gözelerin kültürü için kullanılır kültür ortamı 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre fizik 1 Kültür ortamı Az çok katı besin maddesi jelatin vb ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü Besi yeri 2 Bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç çevre hava Vasat )

( ENVIRONMENT | MILIEU | MEDIUM | MEDIA | PLATFORM )

( MILIEU )

( MILIEU | MITTEL | MEDIUM )

( MEDIUM )


- VASAT ile/ve/değil/<> İTİDAL


- VASAT ile/||/<> MILIEU[Fr.] ile/||/<> ORTAM

( zooloji )

( MILIEU )


- VASATİ | AVERAJ | VASATÎ | VASATI | ORTALAMA ile/||/<> ORTALAMAK ile/||/<> ORTALAMA

( Sinema TV 1 Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme Sinema 2 Bir göstericinin ışıtacını resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme Sinema TV 3 Bir ışıldağın ışıtacını en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde ışıldağın odak noktasına göre ayarlama Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş Aritmetik ortalama ortanca ve mod gibi özeksel eğilimi anlamaya yarayan ölçülere verilen genel ad Değerler kümesinin özelliklerini belirtebilecek ağırlık noktasına verilen genel ad örneğin yalın ortalama ortanca doruk değeri vb Bir sıklık dağılımındaki gözlemlerin nicel değerlerini özetleyen ve dağılımın ortaç eğilimini yansıtan ölçüm İklimbilimde örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer genel uygulayım Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir değer dağılımındaki her bir değerin olasılığı çarpılıp toplandıktan sonra olasılıklar toplamına bölünmesinden çıkan sayı Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü matematik matematik Gerçekleşen nicelik yaklaşık olarak ortalama Aritmetik ortalama )

( CENTRING, (ABD) CENTERING | CENTRE | MEAN | AVERAGE | MEAN, AVERAGE | MEDIA, AVARAGE | CENTER ALIGNMENT )

( CENTRAGE | MOYENNE | VALEUR MOYENNE | DIVISER À DEUX PARTIES ÉGALES | AVERAGE )

( HEREINGEBEN, FLANKEN | DURCHSCHNITT | MITTELWERT | DURCHSCHNITTLICH )


- VASATÎ HATÂ[Ar.] ile VASATÎ MÜRABBAÎ HATÂ[Ar.]

( [matematikte] Herhangi bir şeyin müteaddit ölçülerinin vasatîsi olan rakamı beher ölçü miktarını temsil eden rakamdan çıkarmak sûretiyle elde edilen farklar toplamının ölçü adedine bölümünden elde edilen ± hatâ miktarı. [Fr. ERROR MEDIUS] İLE Herhangi bir şeyin müteaddit ölçülerinin vasatîsi olan rakamı beher ölçü miktarını temsil eden rakamdan çıkarmak suretiyle elde edilen farkların kareleri toplamının kökünün ölçü adedine bölünmesinden elde edilen ± hatâ miktarı. [Fr. ERROR MEDIUS METUENDUS] )


- VASAT/LIK ile VASATİ


- VASECTOMY[İng.] ile/||/<> VASEKTOMİ[Fr. < VASECTOMIE]

( Duktus deferensin ameliyatla çıkarılması )

( VASECTOMY )

( VASECTOMIE )


- VASELINE[İng.] ile/||/<> VAZELİN[Fr. < VASELINE]

( Ham petrolün damıtılmasından elde edilen hidrokarbon yapısında yarı saydam yumuşak ve ilaç etken maddeleriyle karıştırılarak özellikle merhem yapımında taşıt madde olarak kullanılan sarı ve beyaz vazelin olmak üzere 2 çeşidi bulunan madde )

( VASELINE )

( VASELINE )


- VASÎ[< VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂRİS[< VERÂSET | çoğ. VERESE]

( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Kendine kalıt/miras kalan kişi/ler. )


- VASÎ[Ar. < VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ'] ile VÂSİ/VÂSİA[Ar. < VÜS'AT]

( Bir yetimin/öksüzün ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi. | Vefât etmiş birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kişi. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )


- VASİ ile VÂSİ

( Mirası yöneten. İLE Geniş, engin. )


- VÂSİ'[Ar. < VÜS'AT] ile VASÎ[Ar. < VESÂYET | çoğ. EVSIYÂ']

( Geniş, açık, enli, bol. | Allah'ın adlarından biri. İLE Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye memur edilen kişi. | Bir yetimin ya da akılca zayıf ve hasta olan bir kişinin malını idare eden kişi. | Hz. Ali. [İmamiye mezhebine göre] )


- VASÎ ile VELÎ

( Zorunlu. İLE Gönüllü. )


- VÂSIB[Ar.] ile VASIB[Ar.]

( Sürekli, yerinde duran. İLE Hasta. )


- VASIF | ÖZELLİK ile/||/<> ÖZELLİK

( Kişiyi ya da başka herhangi bir tür birimini öbürlerinden ayırmaya yarayan sürekli ve dayanıklı niteliklerden herhangi biri Tamdurumlar kümesinden p a türünden kaplamsal nesneler kümesine yapılan bir izerge F gibi bir birli yüklemin içlemi x Fx özelliğidir Anl özelik Örn Mavidir birli yükleminin içlemini oluşturan mavi olma özelliği kısaca x x mavidir her tamduruma bu tamdurumda mavi olan tek tek nesnelerin kümesini bağlayan izergedir Bir nesneyi ya da birimi ötekilerden ayırmaya yarayan sürecen ayrıtlardan her biri Bir özdeği belirleyen nitelik ve nicelikler Bir canlıyı meydana getiren göz rengi saç rengi vb gibi karakterlerin her biri Bir olay işlem ya da özdeğin niteliğini belirleyen durum özellik )

( TRAIT | PROPERTY | CHARACTERISTIC | FEATURE )

( PROPRIÉTÉ | QUALITÉ, PROPRIÉTÉ | CHARACTÉRISTIQUE )

( EIGENSCHAFT | CHARAKTERISTISCH | BEZITZUNG )


- VASIF[Ar.] ile/ve/||/<> SIFAT[Ar.]


- VASIFLANMAK ile VASIFLANDIRMAK ile VASIF ile VASIFLI/LIK ile VASIFSIZ/LIK ile VASIFLI İŞÇİ ile VASIFSIZ İŞÇİ


- VASIL | ULAMA ile/||/<> ULAMA

( Sözcük sonundaki ünsüzün sonra gelen sözcüğün başındaki ünlüye bağlanışı Derleme bağlantı ulaşma birleşme Konuşmada art arda gelen sözcüklerden birincisinin sonundaki ünsüzün ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bağlanarak söylenmesi almak ağaçaltı tertipetmek artlarda vb Arapçada isim takımı Bu takımın birinci öğesine ÖNERTl Muzaf Antécédent ikincisine ULAMA TÜMLECİ Mumfünüeyh Complément dannexion denir bağlama ve bağlama işareti Azerbaycan Türkçesi säslärin govuşması Türkmen Türkçesi seslerin biirikmegi Gagauz Türkçesi kauşmak Özbek Türkçesi qoşiliş Uygur Türkçesi kirişiş Tatar Türkçesi quşılu Başkurt Türkçesi tartılış tartılıw Krç Malk tartılıw Nogay Türkçesi tartıluw Kazak Türkçesi kirigüw jılısuw Kırgız Türkçesi kıskarıp birigüü Alt tartılış kıskartılış Hakas Türkçesi tartılış Tuva Türkçesi fonetiktig sös Rusça styajeniye )

( CONNECTION )

( LIAISON | ANNEXION )

( ANSCHLUSS BINDUNG, ANSCHLUSS )


- VÂS(I)L -ile

( [Bir şeyi başka bir şeye] ulaştırma, birleştirme. | Ulaşma, birleşme. | Kavuşma, vuslat. | Hakk'a erme. | Hakk'a eren kişi. )


- VASİSTAS[Fr.] -ile/||/<>

( Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm Zagreşt pencerenin pervazına tırmandı ve çıplak başıyla seyrek sakalını vasistas tan geçirdi Ruşen Eşref Ünaydın C XII 53 Başucundaki vasistası açar kapıyı da aralık bırakırdı cereyan yapsın diye Ayşe Kulin Foto Sabah Resimleri 18 Bir gün babam beni çağırdı ve pencereyi işaret ederek Şu vasistası görüyor musun dedi Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı 159 )


- VASITA | ARAÇ ile/||/<> ARAÇ

( Bir özdeği etkileyerek onda değişikliğe yol açan özdek ya da kuvvet Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak alet araç )

( AGENT | TOOL, DEVICE | INSTRUMENT | TOOL )

( AGENT )

( REAGENZ )


- VASITA[Ar. < VÂSİṬA] ile/||/<> ... | TERCİİ BENT

( Divan edebiyatı terimi Tercii bent )


- VASITA ile TAŞIT ile ARAÇ


- VASITA/LIK ile VASITALI ile VASITASIZ/LIK ile VASITA HALİ ile VASITALI VERGİ ile VASITASIZ VERGİ


- VASİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> MİRAS[Ar.]


- VASİYET ile/ve/<> NASİHAT


- VASİYETSİZ ile BAĞIRSAK ile BAĞIRSAK KESİMİ ile BAĞIRSAK

( INTESTATE vs. INTESTINAL vs. INTESTINAL CUT vs. INTESTINE )

( بي وصيت ile رودهاي ile روده بر ile معاء ile روده )

( BEY VASYT ile RUDEHYAY ile RUDEH BAR ile معاء ile RUDEH )


- VASL[Ar. < VAṢL] ile/||/<> ...

( Divan edebiyatı terimi Sebki mevsul yapma usulü )


- VASSALE ile ...

( Eski kitapların onarılması. )


- VAST[Ar.] ile VASAT[Ar.]


- VASUBANDHU ile ...

( Yogachara doktrininin kurucusu olan Hintli Budist filozof (280-360). )


- WATTHEURE[Fr.] / WATTSTUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= VAT-SAAT


- VAT[İng.] ile/||/<> VAT

( Değişken antijen tipi )

( VAT )


- WATT[Fr.] / WATT[Alm.] ile/değil/yerine/= VAT


- VATAN ile YURT

( Vatan sevgisini içten duyanlar
Sıdk ile çalışır benimseyerek
Milletine, ulusuna uyanlar
Demez, "neme lâzım, neyime gerek"

Her ferdin hakkı var, bizimdir vatan
Babamız, dedemiz, döktüler al kan
Hudut boylarında can verip yatan
Saygıyla anarız, şehid diyerek

Vatan hakkıyla çalışan kafa
Muhakkak erişir öndeki saffa
Teshîr, nüfûz olur her bir tarafa
Herkes onu büyük tanır, severek

Olmak istiyorsan dünyada mesûd
Hakk'a, halk'a yarayacak bir iş tut!
Çalıştır oğlunu, kızını okut!
İnsan olmak için okumak gerek!

Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki, her çalışan kol bizim
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim
Söyle Veysel, övünerek, överek...

[ Veysel (Âşık) 'ın yazdığı ilk şiirlerindendir ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11307 ]

)

( VATAN: Rüyayı, doğru ve birlikte görmek. )


- VATANDAŞ ile/ve/<> BİREY


- VATANDAŞ ile/ve HALK

( CITIZEN vs./and PUBLIC )

( GUOMIN )


- VATANDAŞ ile SEÇMEN


- VATANDAŞ ile VATANDAŞLAR ile VATANDAŞLIK

( CITIZEN vs. CITIZENS vs. CITIZENSHIP )

( شهروند ile تبعه ile تابع ile اهل ile اتباع ile تابعيت ile تبعيت )

( SHEHARVAND ile TABE ile TABE ile HAL ile OTBAE ile TABEYT ile TABYT )


- VATANDAŞ değil/ile/ve/yerine/<>/= YURTTAŞ


- [ne yazık ki]
VATANDAŞIN "ÇIKARLARI/(HAKLARI)" ile/değil/yerine/>< KİŞİ(İNSAN) HAKLARI


- VATANLAŞTIRMAK ile VATAN ile VATANİ ile VATANSIZ/LIK ile VATAN BORCU ile VATAN HAİNİ ile VATANİ GÖREV ile VATANİ VAZİFE ile VATAN HAİNLİĞİ


- VATANSIZ/LAR ile/ve/||/<> KÂĞITSIZ/LAR


- VATİKAN ile ...

( 1929 yılında Papa ve Mussolini arasında imzalanan Latran Antlaşması ile egemenliği resmileşmiş din devleti. [Katolikliğin merkezidir.] [Burada yasa Papa'nın iradesidir.] [44 hektarlık bir alandır]. )


- VATİKAN ile/||/<> MANASTIR

( Katolik Hıristiyan mezhebinin Roma'da bulunan merkezi. Papalık. İLE/||/<> Bazı keşiş ve rahiplerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadığı yer. )


- VATM[Ar.] ile VATY[Ar.]

( Ayakla çiğneme. | Perdeyi salıverme. İLE Ayakla çiğneme. | Birleşme, birlikte olma, eşeysel ilişkiye girme. )


- VATMAN[İng.] ile KONDÜKTÖR[Fr.]

( Tramvay sürücüsü. İLE Yolcu trenlerinde, biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli. )


- WATTMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= VATMETRE


- VATNAJÖKULL ile/ve/<> LANGJÖKULL ile/ve/<> HOFSJÖKULL

( Kuzey Kutbu'nda ve İzlanda yakınlarındaki üç büyük buzul. )


- VATOZ ile DİKENLİ/İĞNELİ VATOZ

( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )

( Köpekbalıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. İLE ... )

( RAJA CLAVATA cum ... )


- VATOZ ile ELMAS VATOZU


- VATOZ ile HAYALET VATOZ


- VATOZ ile KIRKAMBARBALIĞI

( ... İLE Büyük bir tür vatoz. )


- VATOZ ile/||/<> VATOZ[Yun.]

( Raja clavata Köpekbalıkları Selachii takımının özkedibalığıgiller Rajidae familyasından bir balık türü Erkek 70 dişi 120 cm uzunluğundadır Sırtında büyük dikenler vardır Kuma gömülüdür Avrupa kıyılarında yaşar zooloji Köpek balıkları Selachii takımının öz kedi balığıgiller Rajidae familyasından erkeği 70 cm kadar dişisi 120 cm kadar uzunlukta sırtında büyük dikenleri bulunan kuma gömülebilen Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının vatoz balığıgiller Rajidae familyasından erkeği 70 cm kadar dişisi 120 cm kadar uzunlukta olabilen sırtında büyük dikenleri bulunan kuma gömülebilen ülkemiz denizlerinde ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür R βάτος )

( THORNBACK RAY )

( RAIE BOUCLÉE )

( NAGELROCHE )

( RAJA CLAVATA )

( ΒΆΤΟΣ / βάτος )


- VAV ile ...

( Herşeyle her şey olan yön. | Kasem. | Mutlak kaynak/dayanak. )


- VAV[Ar.] ile VÂ[Ar.] ile VA'[Ar.] ile VÂ[Ar.]

( V harfinin adı. Osmanlı abecesinin yirmidokuzuncu harfidir.[Ebced hesabında 6 sayısının karşılığıdır.] İLE "Vah, yazık!" anlamına gelerek esef, hayıf, hasret gibi sözcüklerle kullanılır.[VÂ-HAYFÂ: Eyvah! Yazık!] İLE Çakal. İLE "Geri, arkada" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[VÂ-MÂNDE: Geride kalmış, geride.] )


- VAY ... ile/||/<>/> BAY ...


- VAYU ile ...

( Hava. )


- VAZ | DURUŞ ile/||/<> DURUŞ

( Fotoğraf plaklarının resmi alınacak cisme gösterilip tekrar kapatılması ırakgörüre yerleştirilmiş plak kapağının açılıp resmin çekilmesi ve kapağın yeniden kapatılması Resim Heykel Canlı modelin duruşu fizik Doğum sırasında yavrunun baş bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu postür 2 Bedenin genel duruşu )

( EXPOSURE | POSTURE )

( EXPOSITION, POSE | POSE )

( BELICHTUNG | HALTUNG )


- VAZ[Ar. < VAZʿ] ile/||/<> DAMAR

( anat Damar )


- VA'Z/VAAZ/VAAD[Ar.] ile VAZ'[Ar. çoğ. EVZÂ'] ile VÂZ[Ar.]

( Bir kişiye, kalbini yumuşatacak, kendini iyiliğe sevk edecek biçimde söz söyleme. | Dini öğüt. İLE Koyma, konulma. | Belirleme, tayin etme. | Kurma, icad etme. | Bir şeye ad koyma. | Meydana getirme. | Duruş, tavır, hareket. İLE Bırakma, terk. )


- VAZ ile VAZO/LUK


- VAZELİNLEMEK ile VAZELİN ile VAZELİNLİ ile VAZELİNSİZ


- VAZETMEK ile VAZEDİLMEK


- VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!

( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )


- VAZGEÇİLEBİLİR ile DİSPANSER ile MUAFİYET ile DAĞITICI

( DISPENSABLE vs. DISPENSARY vs. DISPENSATION vs. DISPENSER )

( معاف کردني ile غيرواجب ile چشم پوشيدني ile چاره پذير ile پزشک سخانه ile عدمشمول ile ناظرهزينه ile کمک داروساز ile نسخهپيچ ile دوافروش )

( MOAF KARDANY ile غيرواجب ile CHESHAM PUSHYDANY ile CHAREH PAZYR ile PEZESHK SOKHANEH ile عدمشمول ile ناظرهزينه ile KAMAK DAROSAZ ile نسخهپيچ ile دوافروش )


- VAZGEÇİL(E)MEZLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> TARAFTARLIK


- VAZGEÇİLİR/LİK ile/ve/||/<> SAMİMİYET/AÇIKLIK


- VAZGEÇİLMEZ ile İSTEKSİZLİK ile TARTIŞILMAZLIK ile TARTIŞILMAZ

( INDISPENSABLE vs. INDISPOSITION vs. INDISPUTABILITY vs. INDISPUTABLE )

( صرفنظر نکردني ile حتمي ile لازم الجرا ile لازم الاجرا ile نقاهت ile بي چون و چرايي ile اکلام ile بدونمناقشه ile بطور مسلم ile بي چون و چرا ile بدونمباحثه ile بي گفتگو )

( SARFANZAR NAKARDANY ile حتمي ile LAZM ELAJRA ile LAZM OLEJRA ile NAGHANPAT ile BEY CHON VE CHARAYY ile EKLAM ile بدونمناقشه ile BETOR MOSLAM ile BEY CHON VE CHARA ile BEDONEMBAHESEH ile BEY GOFTEGO )


- VAZGEÇİRMEDE/CAYDIRICILIKTA:
GENEL ÖNLEM ile/ve/||/<> ÖZEL ÖNLEM


- VAZGEÇİRMEK ile VAZGEÇİREBİLMEK


- VAZGEÇME | CAYMA ile/||/<> CAYMA

( Verilmiş bir sözden yapılmış bir anlaşmadan vazgeçme Bir yöne bırakma üzerinde durmama sayışmama )

( RENUNCIATION | APART FROM )

( RENONCIATION, RENONCEMENT | ABSTRACTION FAITE DE )


- VAZGEÇMEK ile/ve ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

( TO GIVE UP vs./and MODESTY )


- VAZGEÇMEK ile BIRAKMAK

( Hiçbir kişi vazgeçilir değildir. Hiçbir kişi vazgeçilmez değildir. )


- VAZGEÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DEĞİŞMEK


- VAZGEÇMEK ile/değil/yerine DİNLENMEK/ARA VERMEK


- VAZGEÇMEK ile FERÂGAT ETMEK

( TO GIVE UP vs. TO ABNEGATE )


- VAZGEÇMEK ile/ve/||/<> GAMBİT[İt. < GAMBETTO: Çelme takma, ayağa takma. < GAMBA: Bacak.]

( ... İLE/VE/||/<> Satrançta, oyuncunun, açılışta ya da süreçte, amaçlı olarak piyon ya da bir ya da birkaç taşından vazgeçmesi. )

(

Satrançtaki Gambit Açılışları

"Gambit" sözcüğü Türkçe'de çoğunlukla gambit olarak bırakılır; teknik bağlamda Açılış fedâsı da kullanılabilir.

İngilizce Türkçe Açıklama
Queen's Gambit Vezir Gambiti (Vezir Açılış Fedâsı) Beyaz, d4 ardından c4 sürerek c piyonunu fedâ edip merkezde üstünlük kurmayı hedefler.
King's Gambit Şah Gambiti (Şah Açılış Fedâsı) Beyaz, e4'ten sonra f4 oynayıp f piyonunu fedâ ederek hızlı gelişim ve saldırı arar.
Evans Gambit Evans Gambiti İtalyan Açılışı içinde b4 piyon fedâsıyla hızlı taş gelişimi amaçlanır.
Danish Gambit Danimarka Gambiti Beyaz, birkaç piyonu fedâ ederek çok hızlı gelişim ve açık hatlar elde etmeye çalışır.
Benko Gambit (Volga Gambit) Benko Gambiti (Volga Gambiti) Siyah, vezir kanadında piyon fedâ eder; uzun vadede açık hatlar ve kaleler için baskı fırsatları doğar.
Smith-Morra Gambit Smith-Morra Gambiti Sicilya Savunması’na karşı beyaz c3 piyonunu fedâ eder; gelişim temposu kazanmak ister.
Scotch Gambit İskoç Gambiti İskoç Açılışı içinde piyon fedâsına dayalı keskin bir varyanttır.
Latvian Gambit Letonya Gambiti Siyah, e5 sonrası f5 sürerek agresif ama riskli bir fedâ yapar.
Özel adlı açılışlarda [Evans, Benko, Smith-Morra gibi] adlar genellikle çevrilmez; “gambit” bölümü, Türkçe'ye bazen “Açılış fedâsı” olarak aktarılır.
)


- VAZGEÇMEK ile ÖDÜN VERMEK

( TO GIVE UP vs. TO MAKE CONCESSIONS )


- VAZGEÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< PEŞİNDE KOŞMAMAK


- VAZGEÇMEK ile/ve TESLİMİYET

( TO GIVE UP vs./and SUBMISSION )


- VAZGEÇMEK ile VAZGEÇİLMEK ile VAZGEÇEBİLMEK


- VAZGEÇMEK ile YEĞLEME/TERCİH

( TO GIVE UP vs. TO PREFER )


- VAZGEÇMEK ile YERİNE KOYMAK


- VAZGEÇMEMEK ile/ve/||/<> KARARLILIK


- VAZGEÇMEYELİM!:
GÜLÜMSEMEKTEN ile/ve/||/<> SEVMEKTEN ile/ve/||/<>
ÖĞRENMEKTEN ile/ve/||/<> HAYALLERİMİZDEN


- VAZI | TUTUM ile/||/<> TUTUM

( Belirli birtakım kişi nesne ve olaylara karşı sürekli olarak aynı biçimde davranmamıza neden olan öğrenilmiş bir eğilim Bireyin insanlar olaylar ve cansız varlıklar karşısında takındığı davranış biçimi 1 Sanatçının yeteneklerine özel görüş anlayış ve eğilimlerine dayanan ve bunları yansıtan anlatış biçimi 2 économie es t iktisat Yazarın aşırılıktan sakınarak anlatımı gereğine göre düzenlemesi Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık Para biriktirme varlık sağlama )

( ATTITUDE | ECONOMY, SAVING )

( ATTITUDE | MANIÈRE, ÉCONOMIE | ÉCONOMIE )


- VAZÎ'[Ar. < VAZ] ile VAZ'Î/VAZ'İYYE[Ar.] ile VAZÎH[Ar. < VUZÛH]

( Alçak, bayağı, âdî, aşağı. İLE Onunla ilgili, vaz'a mensup. İLE Apaçık, besbelirli, meydanda. )


- VÂZI'[Ar. < VAZ] ile VÂZIH[Ar.]

( Koyan. | Temelini koyan, kuran, yapan, hazırlayan. İLE Açık, meydanda, belirli, kapalı olmayan söz/tümce. )


- VAZÎ'A[Ar.] ile HUSRÂN[Ar.]


- VAZİFE, HİZMET | ÜFULE, VAZİFE | TÂBİ | VAZİFE | İŞLEV | FONKSİYON ile/||/<> FONKSİYON ile/||/<> GÖREV

( görev görev matematik 1 Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi 2 işlev görev Bir organın normal olarak yaptığı görev Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri iş birimi 1 Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş kendisinden beklenen eylem 2 İş görme yetisi 3 Belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade anlamdaş fonksiyon Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal çalışma functio yerine getirme gerçekleştirme 1 Bir organın başarısı gördüğü iş etkinlik biçimi Ör Görme gözün görevidir 2 Bir etkenin değişmesiyle öteki etkenin de değiştiği bağlılık ilişkisi özellikle iki dizi arasındaki yasal bağlantı zooloji Bir sözcüğün sözdiziminde belirttiği iş Güzeller sevimli olur ad görevinde sıfat Arkadaşım güzel konuşur belirteç görevinde sıfat Okul kitabında yanlış kalmamalıdır dolaylı tümleç görevinde tamlama vb Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet Fonksiyon )

( FUNCTION )

( FONCTION )


- VAZİFE | ÖDEV ile/||/<> ÖDEV ile/||/<> EV ÖDEVİ

( 1 Belli bir ders konusu ya da ünitesi ile ilgili olarak öğrencinin yapması gereken zihin ya da beden çalışması 2 Tek bir öğrenciye ya da bütün bir sınıfa üzerinde düşünmeleri ve çalışmaları için verilen konu sorun iş ev ödevi sınıf ödevi Yapmak zorunda olduğumuz yapmamız gereken şey ahlakça yükümlü olduğumuz şey Ödev duygusu 1 Ödevlere karşı sorumluluk duygusu 2 İstemelerimizin belirleyicisi olarak ahlak yasası üzerine bilinç Kant )

( ASSIGNEMENT | DUTY )

( DEVOIR )

( PFLICHT )

( OFFICIUM )


- VAZİFE TAKSİMİ | TAKSİM-İ AMEL | MESAİ TAKSİMİ | İŞ BÖLÜMÜ ile/||/<> İŞ BÖLÜMÜ

( Bir toplumu oluşturan üyelerin ailelerin ve toplulukların işleri aralarında bölüşmeleri toplumsal yerlerine ve biyolojik yapılarına göre belirli işleri yapmaları Bir organizmada çeşitli görev ve çalışmaların o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri araciyle yerine getirilmesi zooloji Çalışma alanındaki sonuçları verimli kılmak ve iyiye götürebilmek amacıyla bunları etkileyebilecek her türlü özellikler göz önünde tutularak bu işin görevlileri arasında bilgi görgü ve yeteneklerine göre dağıtımı İşçilerin üretimin belli alt süreçlerinde uzmanlaşması Bir organizmada çeşitli görev ve faaliyetlerin o organizmanın ayrı ayrı bölgeleri tarafından yerine getirilmesi Hayvan sosyetelerinde görevlerin bölünmesi işçi asker arı gibi Vazife taksimi )

( DIVISION OF LABOUR | DIVISION OF LABOR | DIVISION OF IABOUR, DIVISION OF IABOR )

( DIVISION DU TRAVAIL | DIVISION DE TRAVAIL )

( ARBEITSTEILUNG )


- VAZİFELENDİRMEK ile VAZİFE ile VAZİFELİ/LİK ile VAZİFESİZ/LİK ile VAZİFE ŞEHİDİ ile VAZİFE KURBANI


- VAZIH | AÇIK ile/||/<> AÇIK ile/||/<> KAPALI, DÜĞÜMLÜ

( Kolayca anlaşılan söz yazı Karşıtı kapalı düğümlü Ev çatılarındaki delik Fındıkoluk Bilecik 1 Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuzdengesizlik giderin gelirden fazla olması 2 Kasa ambar mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması 1 Gelirin gideri karşılamaması durumu 2 gedik net )

( DEFICIT | ON | OPEN | INDIFINITE )

( DÉFICIT | INDÉFINI )

( INDEFINIT, UNBESTIMMT )

( INDEFINITUS )

( CHIARO )

( ΣΑΦΉΣ / σαφής )


- VAZIH | AÇIK ile/||/<> BELİRSİZ | KAPALI, DÜĞÜMLÜ

( Kolayca anlaşılan (söz, yazı). Karşıtı bk. kapalı, düğümlü. @@ Ev çatılarındaki delik. (Fındıkoluk -Bilecik) @@ 1. Tecim işlerinde ve genel olarak ödenekliklerde o kuruluşun gelirleriyle giderleri arasındaki olumsuz-dengesizlik, giderin gelirden fazla olması. 2. Kasa, ambar, mal değerlerinin sayım sonucu yazılımlara göre eksik çıkması. @@ 1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik @@ @@ @@ bk. net )

( DEFICIT | ON | OPEN | INDIFINITE~INDIFINITE )

( DÉFICIT | INDÉFINI~INDÉFINI | INDÉTERMINÉ )

( INDEFINITUS~INDEFINITUS )

( INDEFINIT, UNBESTIMMT~INDEFINIT, UNBESTIMMT )

( CHIARO~INDEFINITO )

( ΣΑΦΉΣ / σαφής~ΑΌΡΙΣΤΟΣ / αόριστος )


- VÂZIH | NET ile/||/<> NET[Fr. < NET | İNG. < LET]

( fizik )

( EXPLICIT | LET )

( NET )


- VÂZIH[Ar.] ile ...

( Açık, meydanda, belirli, kapalı olmayan söz/tümce. )


- VAZI-İ SAHNE (EDEN), DİRİJÖR, MÜDÜR, DİREKTÖR, METÖR AN SEN, REJİSÖR, SAHNEYE KOYAN, FİLM DİREKTÖRÜ, FİLM REJİSÖRÜ, SİNEMA REJİSÖRÜ, YÖNETİCİ | REJİSÖR, TELEVİZYON REJİSÖRÜ | YÖNETMEN ile/||/<> YÖNETMEN

( Sinema 1 Dar anlamda Bir çevirim oyunluğunun görüntü biçimine sokulması için gerekli çalışmaları yöneten kimse 2 Geniş anlamda Bir filmin gerçekleştirilmesi için oyunluk yazarı görüntü yönetmeni sanat yönetmeni uygulanmanlar oyuncular arasında işbirliği sağlayan bunların çalışmalarını uyumlu biçimde yöneten filmin bir sanat ürünü niteliği kazanmasından sorumlu olan sanatçı sinema sanatçısı TV 3 Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesini yapımcı gözetiminde ya da tek başına üstlenen kimse Resmî ya da özel bir okulun bir eğitim kurumunun Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra örgütünde bir yönetim biriminin yönetiminden sorumlu olan kimse Bireycil ya da kümecil oyun yordamında oyunun gidişini yöneterek edimcilere üstlenceler veren ve eylem içinde beliren açık ya da simgesel anlatımları yorumlayan gözlem ve çözümlemelerde bulunan katılımcı gözlemci Bir kuruluşu yöneten ve bu işlemler nedeniyle üzerine sorumluluk alan kişi Bir oyunu gerekli ön hazırlığı ve yorumu yaptıktan sonra dengeli ve sıkı bir düzen içinde doğru inandırıcı ve sanatsal bir biçimde çeşitli alanların sanatçıları uzmanları ve uygulayımcıları ile işbirliği yaparak sahneye çıkaran sanatçı yönetici )

( 1-2. DIRECTOR, FILM DIRECTOR, 3. DIRECTOR (OF TELEVISION, OF PROGRAMMES, OF TELEVISION PROGRAMMES), TELEVISION DIRECTOR, PROGRAMME (ABD: PROGRAM) DIRECTOR | DIRECTOR, PRINCIPAL, HEADMASTER (HEADMISTRESS) | DIRECTOR | PRODUCER, DIRECTOR )

( 1-2. RÉALISATEUR(-TRICÉ) (DE CINÉMA), METTEUR EN SCÈNE (DE CINÉMA), 3. RÉALISATEUR (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN SCÈNE (DE TÉLÉVISION), METTEUR EN ONDE, CHEF D'ÉMISSION, CHEF TECHNIQUE DE PRODUCTION | DIRECTEUR (DIRECTRICE), PROVISEUR | DIRECTEUR | METTEUR EN SCÈ )

( 1-2. REGISSEUR, FILMREGISSEUR, REALISATOR, SPIELLEITER, 3. REGISSEUR, FERNSEHREGISSEUR, BILDREGISSEUR, FERMEHDIREK-TOR, FERNSEHPROGRAMMDIREKTOR, PROGRAMMDIREKTOR, STELVE TRENDER FERNSEHDIREKTOR | REGISSEUR, SPIELLEITER )


- VAZİYET-İ EZHÂR | ÇİÇEK DURUMU ile/||/<> ÇİÇEK DURUMU

( botanik Bir bitkide özel olarak bir araya gelen çiçeklerin meydana getirdiği yapı çiçek başı İnflüoresans )

( INFLORESCENCE )

( INFLORESCENCE )

( BLÜTENSTAND, INFLORESZENZ )

( INFLORESCERE: ÇIÇEK AÇMAYA BAŞLAMAK )


- VAZO[İt. < VASO] ile/||/<> ...

( kesme çiçek koymak için kullanılan kap İtal vaso )

( VASO )


- VAZODİLATASYON[İng. VASODILATION] ile/||/<> VAZOKONSTRİKSİYON[İng. VASOCONSTRICTION]

( Kan damarlarının duvarındaki düz kasların gevşemesi sonucu damarların genişlemesi durumu. Bu genişleme, kan akışını artırarak belirli bölgelere daha fazla kan gitmesini sağlar ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynar. @@ Kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların daraldığı ya da büzüştüğü fizyolojik süreç.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VB ile/||/<> MO ile/||/<> DFT ile/||/<> QMC

( Moleküler elektronik yapı kuramları. )

( Formül: E = ∫ψ*Hψ dτ )


- VCG ile/||/<> AUCTION ile/||/<> MATCHING

( Teşvik uyumlu sistemler. )

( Formül: pᵢ = bᵢ₊₁ (2nd price) )


- VE DE ... ile Kİ ...


- AND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ET[Fr.] / UND-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VE DEVRESİ