Bugün[06 Temmuz 2026]
itibarı ile 106.892 başlık/FaRk ile birlikte,
106.892 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(293/429)


- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK


- OLANI BİLİRİM/BİLEYİM ile/ve/||/<>/< OLMASI GEREKENİ (")BİLEBİLİRİM(")/BİLEYİM

( Aristoteles. İLE/VE/||/<>/< Platon. )


- OLANLA(RLA) / OLDUĞU KADARIYLA:
TATMİN/MUTMAİN OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/||/<> YETİNME(ME)K


- OLAP/ON-LINE ANALYTICAL PROCESSING[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ ÇÖZÜMLEYİCİ İŞLEME


- ...:
OLARAK GÖRMEMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEMEK


- ... OLARAK ile/değil/yerine ... OLARAK DA


- ... OLARAK ile/yerine/değil ... SIFATIYLA


- ... OLARAK GÖRMEK ile ... OLARAK KABUL ETMEK

( )


- ... (OLARAK) GÖRÜLÜR ile ... (OLARAK) GÖRÜNÜR


- ... OLARAK KALMAMASI KOŞULUYLA ile ... OLMAMAK/KALMAMAK ÜZERE


- OLASI (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ) ile/ve/değil/yerine OLASI(LIKLI) (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ)


- OLASI OLANAK/MUHTEMEL MÜMKÜN ile/||/<> OLANAKLI OLASILIK/MÜMKÜN MUHTEMEL


- OLASI ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEMEL | MÜMKÜN

( muhtemel mümkün )


- OLASI ile/ve/değil/yerine OLASILIKLI


- OLASICILIK/PROBABİLİZM[Fr. < PROBABILISME] ile/||/<> OLASICI/PROBABİLİST[Fr. < PROBABILISTE]


- OLASILI ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEMEL | BELKİLİ

( muhtemel belkili )


- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

( TO BEGIN TO THINK ABOUT PROBABILITY vs./and HIGH PROBABILITY )


- ... OLASILIĞI:
YÜKSEKTİR ile/ve/||/<>/> YÜKSELİR


- CONSERVATION DE LA PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIĞIN KORUNUMU


- OLASILIK DIŞILIK ile OLASILIK DIŞI ile OLASILIKSIZLIK

( IMPROBABILITY vs. IMPROBABLE vs. IMPROBITY )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )

( استبعاد ile بعيد ile غير محتمل ile مستبعد ile نا پاکي )


- CALCULUS OF PROBABILITY[İng.] / CALCUL DES PROBABILITÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= OLASILIK HESABI


- WAHRSCHEINLICHKEITS RECHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK (İHTİMALİYET HESABI)


- PROBABILITY CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= OLASILIK KORUNUMU


- PROBABILITY DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK YOĞUNLUĞU


- OLASILIK ile/ve/değil BULANIK MANTIK

( Bilgisizlikte. İLE/VE/DEĞİL Bilgiye dayalı. )

( [not] PROBABILITY vs./and/but FUZZY LOGIC )


- OLASILIK ile/ve/değil BULANIK MANTIK

( Bilgisizlikte. İLE/VE/DEĞİL Bilgiye dayalı. )


- OLASILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DENEYİM


- OLASILIK ile/ve/||/<> "DOLAYLI İLİŞKİ"


- OLASI/LIK ile/ve/||/<> GÖRELİ/LİK


- OLASILIK ile/||/<> KOMBİNASYON

( Olasılık ve Kombinasyon arasındaki ilişki )


- OLASILIK ile/||/<> KURAM

( Olasılık kuramınin analitik yaklaşımı )

( Pierre-Simon Laplace tarafından 1812 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1749-1827) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik, Astronomi) (Önemli katkıları: Laplace dönüşümü, olasılık teorisi) )


- OLASILIK ile/ve KUVVE


- OLASILIK ile MARKOV ZİNCİRİ/SÜRECİ

( Bir Markov zinciri ya da Markov süreci, her olayın olasılığının yalnızca önceki olayda elde edilen duruma bağlı olduğu olası olaylar dizisini tanımlayan rastlantısal[stokastik] bir modeldir. Zincirin ayrık[discrete] zaman adımlarında durumu hareket ettirdiği, sonsuz[countably infinite] bir dizi, ayrık zamanlı bir Markov zinciri [DTMC] verir. Sürekli zamanlı bir süreç, sürekli zamanlı Markov zinciri [CTMC] olarak adlandırılır. Adını Rus matematikçi Andrey Markov'dan almıştır.

Markov zincirleri, gerçek dünya süreçlerinin istatistiksel modelleri olarak birçok uygulamaya sahiptir, örneğin motorlu taşıtlardaki hız kontrol düzenlerini, bir havaalanına gelen müşteri kuyruklarını ya da hatlarını, döviz kurlarını ve hayvan popülasyonu devinimleri gibi konuları incelemek için kullanılabilir.

Markov süreçleri, karmaşık olasılık dağılımlarından örneklemeyi simüle etmek için kullanılan ve Bayes istatistikleri, termodinamik, istatistiksel mekanik, fizik, kimya, ekonomi, finans, sinyal alanlarında uygulama bulan Markov zinciri Monte Carlo olarak bilinen genel rastlantısal[stokastik] simülasyon yöntemlerinin ve işleme, bilgi kuramı ve konuşma işlemenin temelidir.

Markovian ve Markov sıfatları, Markov süreci ile ilgili bir şeyi tanımlamak için kullanılır. )


- OLASILIK ile MİLYONDA BİR OLASILIK

( Ümitsiz. İLE Çok küçük olsa da bir ümit. )


- OLASILIK ile/ve/değil/ne yazık ki "NİYET OKUMASI"


- OLASI/LIK ile OLASICI/LIK ile OLASILI ile OLASILIK HESABI


- PROBABILITY[İng.] / PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK


- OLASILIK ile/ve/||/<>/> TEDBİR


- OLASILIK'IN:
ÇOKLUĞU ile/değil ÇEŞİTLİLİĞİ


- OLASILIKLARA "GÜVENMEK" ile/ve/değil/yerine KENDİMİZE GÜVENMEK

( Anımsa ki, her zaman şanslı olmayabilirsin! )

( [not] TO TRUST THE CHANCE vs./and/but TO TRUST THE SELF
TO TRUST THE SELF instead of TO TRUST THE CHANCE
Remind that, you might not lucky every time! )


- OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"


- OLAY "AÇLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ONAY AÇLIĞI


- OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA


- OLAY UFKU TELESKOBU ile/||/<> RADYO TELESKOP DİZİSİ

( Olay Ufku Teleskobu küresel VLBI ağı İLE radyo teleskop dizisi yerel gözlemdir. EHT dünya boyutunda sanal teleskop İLE M87 kara delik ilk görüntüsü aldı. EHT 2019'da kara delik gölgesi İLE kuramları doğruladı. )


- OLAY UFKU ile/ve/<> ERGOSFER

( EVENT HORIZON ile/ve/<> ERGOSPHERE )

( )


- OLAY UFKU ile/||/<> ERGOSFER

( Bir karadeliğin, içine girenin (ışık dahil) bir daha çıkamayacağı sınır yüzeyidir; geri dönüşü olmayan noktadır. @@ Dönen bir karadeliğin, olay ufkunun dışında kalan ve uzay-zamanın dönmeye zorlandığı bölgedir; buradan enerji çekilebilir ama kaçış hâlâ olanaklıdır. İlki kaçışın imkânsızlaştığı sınır, ikincisi onun hemen dışındaki sürüklenme bölgesidir. )

( Formül: r = r_s ~ r_s < r < 2r_s )


- OLAY UFKU ile/||/<> TEKİLLİK

( Olay ufku dönüş noktası olmayan sınır İLE tekillik sonsuz yoğunluk noktasıdır. Olay ufku gözlemlenebilir İLE tekillik matematiksel kavramdır. Schwarzschild yarıçapı olay ufku büyüklüğü İLE tekillik merkezde yer alır. )

( Karl Schwarzschild tarafından 1916 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1873-1916) (Ülke: Almanya) (Alan: Astrofizik, Matematik) (Önemli katkıları: Schwarzschild yarıçapı, Einstein alan denklemlerinin ilk tam çözümü, kara delik teorisinin matematiği) )


- HADİSE[Osm.] / VORGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAY


- OLAY ile/ve OLGU

( Edebî. İLE/VE Bilimsel. )

( Fizik alanda gerçekleşmiş olup, üzerine herhangi bir eklemenin/yorumlamanın yapılamayacağı kesinlik/"sonuç". İLE/VE Oluş'un potansiyeli, kavramsallığı, sürekliliği, genelleştirilmesi. )

( OLGU: Varoluşu zihne bağlı olmayan. )

( Zorunlulukları gösterilmemiş betimleme. İLE/VE Betimlenen üzerine yönelerek nedenselliklerini sorgulamak. )

( Yaşayan kişi. İLE/VE Ölmüş kişi. )

( İlineksel. İLE/VE Ussal. )

( EVENT vs./and FACT )

( EREIGNIS/VORFALL mit/und TATSACHE )


- OLAY/DURUM ile/ve/||/<> AYRINTI/LAR(I)


- OLAYI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DURUMU


- OLAYLAR ile/ve YANSIMALAR

( EVENTS vs./and REFLECTIONS )


- OLAYLARDA/SORUNLARDA:
İZİN VERME(ME)K ile/ve/değil/||/<> İZLEME(ME)K


- OLAYLAŞTIRMAK ile OLAY ile OLAYCI/LIK ile OLAYLI ile OLAYSIZ ile OLAYLAMA ile OLAY BİLİMİ ile OLAY BİLİMSEL


- ÖLÇEK | SKALA ile/||/<> SKALA[İt. < SCALA]

( 1 Merdiven 2 Merdiven şeklindeki bir organ veya yapı )

( SCALA )

( SCALA )


- ÖLÇEK ile/ve/değil EŞİK


- MİKYAS[Osm.] / SCALE[İng.] / ÉCHELLE[Fr.] / MASSSTAB, SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEK


- ÖLÇEK ile/ve/<> NİCELİK

( vs./and/||/<> QUALITY )


- ÖLÇEK ile/ve/<> NİTELİK

( vs./and/||/<> ATTRIBUTE )


- ÖLÇEK ile ÖLÇEKLİ ile ÖLÇEKSİZ/LİK ile ÖLÇEK ÇİZGİSİ


- ÖLÇEK ile VERNİYE[< VERNIER adından]

( ... İLE Doğrusal ya da dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlılığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzenek. )


- ÖLÇEKLEME | ÇAP | KALİBRASYON ile/||/<> KALİBRASYON ile/||/<> KALİBRASYON[Fr. < CALIBRATION]

( 1 Bir ölçme aletini doğru bir biçimde işlem yapabilmesi için bir veya daha fazla standarda göre kontrol etme 2 Bir ölçü cetveline derecelendirme uygulama )

( CALIBRATION )

( CALIBRATION )


- ÖLÇEK/LENDİRME ile/ve/||/<>/>/< BİRİM/LENDİRME


- METABOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ BALON


- MESSZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ SİLİNDİR


- ÖLÇEKSİZ AĞ ile/||/<> RASTGELE AĞ

( Az sayıda çok-bağlantılı düğüm (hub) ile çok sayıda az-bağlantılı düğümden oluşan ağdır; bağlantı dağılımının belirli bir ölçeği yoktur, internet ve sosyal ağlar böyledir. @@ Düğümlerin rastgele ve birbirine yakın sayıda bağlandığı, çoğu düğümün benzer bağlantı taşıdığı ağdır. İlkinde birkaç düğüm baskındır, ikincisinde bağlantılar dengelidir. )


- MESSFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇER


- ÖLÇERMEK ile ÖLÇER


- MEASURING PIPET[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÇME PİPETİ


- ÖLÇME ile/||/<> ÖLÇMEK

( 1 Bir ya da daha çok kişiye ilişkin bir değişken niteliğin niceliğini ya da derecesini saptama ve sayısal olarak belirtme işi 2 Öğrencilerin belli bir alan ya da konudaki gelişme ve başarılarını uygun araçlar ve yöntemler uygulayarak sayısal sonuçlarla belirleme işi Bir ölçme aracıyla nesneler ve özellikler arasında nitel ve nicel ayrımlar yapma fizik matematik Hastada oluşan fiziksel değişimlerin niteliğini ve niceliğini anlamak için yapılan bir muayene mensurasyon )

( MEASUREMENT | SURVEY | MENSURATION | STANDARD | CRITERION )

( MESURE | MESURE DES GRANDEURS | MESURER | GÉOMÉTRIE, LEVÉ TOPOGRAPHIQUE | STANDARD | CRITÉRIUM, CRITÈRE )

( VERMESSUNG | STANDARD | KRITERIUM, KONNZEICHEN )

( MENSURATIO )

( MISURAZIONE )

( ΜΈΤΡΗΣΗ / μέτρηση )


- ÖLÇME ile/ve/||/<> ÖLÇÜMLEME


- ÖLÇME ile/||/<> ÖLÇÜN ile/||/<> ÖLÇÜT

( 1. Bir ya da daha çok kişiye ilişkin bir değişken niteliğin niceliğini ya da derecesini saptama ve sayısal olarak belirtme işi. 2. Öğrencilerin belli bir alan ya da konudaki gelişme ve başarılarını uygun araçlar ve yöntemler uygulayarak sayısal sonuçlarla belirleme işi. @@ Bir ölçme aracıyla nesneler ve özellikler arasında nitel ve nicel ayrımlar yapma. @@ (fizik) @@ (matematik) @@ @@ Hastada oluşan fiziksel değişimlerin niteliğini ve niceliğini anlamak için yapılan bir muayene, mensurasyon. )

( MEASUREMENT | SURVEY | MENSURATION | STANDARD | CRITERION~STANDARD~CRITERION | CRITERION (PL. CRITERIA) | CRITERIA )

( MESURE | MESURE DES GRANDEURS | MESURER | GÉOMÉTRIE, LEVÉ TOPOGRAPHIQUE | STANDARD | CRITÉRIUM, CRITÈRE~STANDARD | ÉTALON | STANDARD, ÉTALON~CRITÉRIUM, CRITÈRE | CRITÈRE, CRITÉRIUM | CRITÈRE | CRITERE, CRITERIUM )

( MENSURATIO~...~CRITERIUM )

( VERMESSUNG | STANDARD | KRITERIUM, KONNZEICHEN~STANDARD | BEZUGSNORMAL~KRITERIUM, KONNZEICHEN | KRITERIUM )

( MISURAZIONE~STANDARD~CRITERIO )

( ΜΈΤΡΗΣΗ / μέτρηση~ΠΡΌΤΥΠΟ / πρότυπο~ΚΡΙΤΉΡΙΟ / κριτήριο )


- ÖLÇMEK ile/ve HESAPLAMAK

( TO CONSIDER vs./and TO COMPUTE )


- ÖLÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TARTMAK


- ÖLÇMEK ile/ve/<> "YÜKLEMEK"


- ÖLÇÜ EKSİKLİKLERİNDE:
İMÂLE ile/ve/<> ZİHAF ile/ve/<> MED ile/ve/<> VASL(ULAMA) ile/ve/<> KASR ile/ve/<> SEKT-İ MELİH

( Kısa olan hecenin, uzun okunması. İLE/VE/<> Uzun hecenin, kısa okunması. İLE/VE/<> Bir tam sesi, birbuçuk sese yükseltmek. İLE/VE/<> Sessizle biten sözcüğün, sesliyle başlayan sözcüğe bağlanması. İLE/VE/<> Sessizle biten sözcüğün, sesliyle başlayan sözcüğe bağlanması. İLE/VE/<> Uzun heceyi, inceltmek. İLE/VE/<> Kısa hecelerin, birleşerek, uzun hece oluşturması. )

( )


- ÖLÇÜ KORDU ile/||/<> CORDE DE MENSURATİON[Fr.] ile/||/<> ÖLÇÜ ÇİZGİSİ

( Yarışlık iç kıyısının 20 cm dışından yarışlık dolanımınca çizilen 4 cm enindeki kırmızı çizgi Buna iç çizgi de denir )

( CORDE DE MENSURATION )


- ÖLÇÜ ile/ve AMAÇ

( MODERATION vs./and AIM )


- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< ARAÇ


- ÖLÇÜ ile/ve AYAR

( MODERATION vs./and SETTING, ALIGNMENT )


- ÖLÇÜ ile/||/<> AYAR


- ÖLÇÜ ile/ve DENETİM/KONTROL

( MODERATION vs./and CONTROL )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> DERECE

( MEASURE vs./and/||/<> DEGREE )


- ÖLÇÜ ile/ve/değil EŞİK


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> KARAKUŞÎ

( ... İLE Yasa, kural, mantık ölçülerine dayanmayan. )


- MİKYAS[Osm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜ


- ÖLÇÜ ile/ve/<> ÖLÇÜT ile/ve/<> ÖLÇEK

( MEASURE vs./and/<> CRITERION vs./and/<> SCALE )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> ORAN ile/ve/||/<> MATEMATİK

( Bilim/de. İLE/VE/||/<> Sanat/ta. İLE/VE/||/<> Müzik/te. )

( MEASURE vs./and/||/<> RATIO vs./and/||/<> MATHEMATICS )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<>/> UZLAŞI


- ÖLÇÜ ile/ve YASALLIK/MEŞRUİYET

( TO CONSIDER vs./and LEGALITY )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> YEĞLEME


- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< YÖNTEM

( [not] MEASURE vs./and/but/||/<>/< METHOD )


- ÖLÇÜDE:
7'Lİ ile/ve/<> 8'Lİ ile/ve/<> 11'Lİ ile/ve/<> 14'LÜ

( Mâni. İLE/VE/<> Semai, destan, türkü. İLE/VE/<> Koşma, destan. İLE/VE/<> Çağdaş Türk ve Tekke Yazını. )

( )


- ÖLÇÜDE:
HECE ile/ve/<> SERBEST ile/ve/<> ARUZ

( )


- ÖLÇÜLEBİLEN EN KÜÇÜK/KISA ZAMAN BİRİMİ -ile

( 10¯43
Saniyenin 10 x milyonda biri [ 0.0000000000000000000000000000000000000000001 ] )

( 1 millisecond [ms] = 0.001 second [s]

1 minute [min] = 60 second [s]

1 hour [h] = 3600 second [s]

1 day [d] = 86400 second [s]

1 week = 604800 second [s]

1 month = 2628000 second [s]

1 year [y] = 31557600 second [s]

1 decade = 315576000 second [s]

1 century = 3155760000 second [s]

1 millennium = 31557600000 second [s]

1 microsecond [µs] = 1.0E-6 second [s]

1 nanosecond [ns] = 1.0E-9 second [s]

1 picosecond [ps] = 1.0E-12 second [s]

1 femtosecond [fs] = 1.0E-15 second [s]

1 attosecond [as] = 1.0E-18 second [s]

1 shake = 1.0E-8 second [s]

1 month (synodic) = 2551443.84 second [s]

1 year (Julian) = 31557600 second [s]

1 year (leap) = 31622400 second [s]

1 year (tropical) = 31556930 second [s]

1 year (sidereal) = 31558149.54 second [s]

1 day (sidereal) = 86164.09 second [s]

1 hour (sidereal) = 3590.1704166667 second [s]

1 minute (sidereal) = 59.8361736111 second [s]

1 second (sidereal) = 0.9972695602 second [s]

1 fortnight = 1209600 second [s]

1 septennial = 220752000 second [s]

1 octennial = 252288000 second [s]

1 novennial = 283824000 second [s]

1 quindecennial = 473040000 second [s]

1 quinquennial = 157680000 second [s]

1 Planck time = 5.39056E-44 second [s] )


- ÖLÇÜLEBİLİR/LER ile ÖLÇÜLEMEZ/LER

( MEASURABLE/S vs. UNMEASURABLE/S )


- ÖLÇÜLEBİLİRLİK ile/ve ÖLÇÜLEMEZLİK

( Sanat, evrenin ölçülemezliği ile uğraşır. )

( MEASURABILITY vs./and DISMEASURABILITY
Art interest to dismeasurability of universe. )


- ÖLÇÜLEMEZLER VE TARTILAMAZLAR:
ISI ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> ELEKTRİK ile/ve/||/<> MANYETİZMA


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile/ve AKTARILANIN ÖLÇÜLEBİLİRLİĞİ

( UNMEASURABILITY vs./and MEASURABILITY OF TRANSMISSING )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile BULAŞICI

( INCOMMENSURABILITY vs. INCOMMUNICABLE )

( سنجش ناپذيري ile عدم تقارن ile غيرقابل پخش )

( SANJESH NAPAZYRY ile ADAM TAGHARAN ile GHYRAGHABEL POKHSH )


- ÖLÇÜLEMEZLİK ile ÖLÇÜLEMEZ

( IMPONDERABILITY vs. IMPONDERABLE )

( غير محسوسي ile نا انديشيدني )

( غير محسوسي ile NA ANDYSHYDANY )


- VOLUMETRIC FLASK[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜLÜ BALON


- MEASURING CYLINDER[İng.] / ÉPROUVETTE GRADUÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜLÜ SİLİNDİR


- ÖLÇÜLÜ ile/değil/yerine/=/||/<> DAR | ILIMLI

( ölçülü biçili Ölçüsü alınmış ölçülmüş Belirli bir ölçüde olan endazeli dar I Tutum ve davranışları uyumlu dengeli olan muvazeneli Dikkatli düşünerek ılımlı Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan manzume düzyazı vezinli mevzun )


- ÖLÇÜLÜ ile/ve/||/<> ÖLÇÜ İLE


- ÖLÇÜLÜLÜK ile/ve/<> DENGE

( MODERATION vs./and/<> BALANCE )


- ÖLÇÜM ile/||/<> BELİRSİZLİK ile/||/<> HATA

( Fizik deneylerinin temelleri. )

( Formül: σ = √(Σ(x-μ)²/n) )

( Werner Heisenberg tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1976) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Belirsizlik ilkesi, kuantum mekaniği) (Nobel: 1932) )


- MEASUREMENT[İng.] / MESURE[Fr.] / MESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜM


- ÖLÇÜMLEME/KALİBRASYON[Fr. < CALIBRATION] ile/||/<> AYARLAMA/KALİBRAJ[Fr. < CALIBRAGE]


- ETALON[İng.] / ÉTALON[Fr.] / ETALON[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN, ETALON


- SOURCE ÉTALON[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN KAYNAK


- TEMPÉRATURE ET PRESSION STANDARD[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN SICAKLIK VE BASINÇ


- ÖLÇÜNLEME | STANDARDİZASYON ile/||/<> STANDARDİZASYON ile/||/<> ÖLÇÜNLEŞTİRİM

( ölçünleştirim Standartlaştırma )

( STANDARDIZATION )

( STANDARDISATION )


- ÖLÇÜNLÜ DİL ile/||/<> ...

( Bir dili toplum olarak konuşan ve yazanların hep birlikte uydukları belirli ölçü ve kurallara bağlı ortak dil Ölçünlü Türkçe genillikle İstanbul ağzına göre biçimlenmiş olan konuşma ve yazı dilidir Ağız özellikleri taşıyan konuşmalar ve yazılı metinler ölçünlü Türkçe nin dışında kalır Konya ağzı Kastamonu ağzı gibi )


- ÖLÇÜNLÜ | STANDART[Fr. < STANDARD] ile/||/<> ...

( STANDARD )


- ÖLÇÜSÜZ ile/değil/yerine/=/||/<> YERLİ YERSİZ | PEK ÇOK | HESAPSIZ

( Ölçülmemiş ölçüsü alınmamış olan Belirli bir ölçüde olmayan endazesiz Tutum ve davranışları uyumsuz dengeli olmayan muvazenesiz yerli yersiz pek çok hesapsız Ölçüsü olmayan vezinsiz )


- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"


- ÖLÇÜT | KRİTER[Fr. < CRITÈRE] ile/||/<> ...

( CRITÈRE )


- ÖLÇÜT/KRİTER[Fr. < CRITÈRE] ile/||/<> ÖLÇÜT/MISDAK[Ar. < MİṢDĀḲ] ile/||/<> ÖLÇÜT/KISTAS[Ar. < ḲİSṬĀS]


- ÖLÇÜ/T ile/ve/değil/<> ÇERÇEVE


- ÖLÇÜT ile/ve/||/<> GEREKÇE


- MEHENK[Osm.] / CRITERION, STANDARD[İng.] / CRITÈRE[Fr.] / KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜT


- OLD AGE/MOISTURE/AGED[İng.] ile/değil/yerine/= VIEILLESSE/HUMIDITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= FEUCHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAŞLILIK

( Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. )


- OLD ile/değil GOLD


- OLD-AGE INSUARENCE, RETIREMENT INSUARENCE[İng.] ile/||/<> YAŞLILIK SİGORTASI

( yaşlılık sigortası Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü )


- OLDRUM ile OLDUK/OLDUQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sakatlanmış kişi. İLE Nalsız. )


- OLDU ile/değil/yerine/=/||/<> EVET | BAŞÜSTÜNE

( evet başüstüne )


- OLDU" ile/değil OLDUĞU


- OLDU ile OLUYOR ile OLACAK

( Daha önce defalarca olmuş olsa bile; olmaya devam ediyor ya da edecek "görünse" bile; olacağı "kesin" diye beklenilse bile olmaya devam edecek anlamına gelmez/getirilemez. )


- ... OLDUĞU HALDE ile/ve/değil/yerine ... OLMASINA KARŞIN


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )


- ... OLDUĞU KADAR ile/ve/değil ... OLMASININ YANISIRA


- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve/<> GÖRÜNDÜĞÜN/KONUŞTUĞUN GİBİ OLMAK

( Kendinizi olduğunuz gibi bilmek için tüm fikirlerden vazgeçiniz. )

( TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs./and/<> TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE
To know yourself as you are, give up all ideas. )


- OLDUĞUN GİBİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< YALINLIK


- VER(EBİL)MEK:
OLDUĞUNDA/BOLLUKTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMADIĞINDA/KITLIKTA/ZORLUKTA/YOKLUKTA


- ... OLDUĞUNDA / GEREKTİĞİNDE ile/değil ... OLURSA / GEREKİRSE


- ... OLDUĞUNU:
"DÜŞÜNÜYORUM" ile/değil TAHMİN EDİYORUM


- OLDUKÇA ile İYİCE


- OLDURMAK ile OLDU ile OLDUKÇA ile OLDUM OLASI ile OLDUM BİTTİM ile OLDUM OLASIYA


- ÖLDÜRME ile !KIYA/!CİNAYET[Ar.]

( )


- ÖLDÜRME ile/ve/||/<> YOK ETME


- ÖLDÜRMEK ile BİRBİRİMİZİ ÖLDÜRMEK ile ZAMANI ÖLDÜRMEK

( KILL vs. KILL EACH OTHER vs. KILL TIME )

( بقتل رساندن ile به قتل رساندن ile ذبح کردن ile کشتار کردن ile مقاتله کردن ile وقت کشتن )

( BAGHTEL RESANDAN ile BAH GHTEL RESANDAN ile ZEBH KARDAN ile KESHTAR KARDAN ile MOGHATLEH KARDAN ile VAGHT KESHTAN )


- ÖLDÜRMEK ile ÖLDÜRTMEK ile ÖLDÜRÜLMEK ile ÖLDÜREBİLMEK ile ÖLDÜRTEBİLMEK ile ÖLDÜRÜCÜ/LÜK


- ÖLDÜRÜCÜ ile/||/<> ÖLDÜRÜCÜ

( Ölüm durumunun ortaya çıkması Letal Ölüme yol açan veya ölüme neden olmak için yeterli olan letal )

( LETHAL )

( LÉTAL, LETHAL )

( LETAL )

( LETALIS: ÖLDÜRÜCÜ )


- ÖLDÜRÜCÜ ile ÖLDÜRÜCÜLÜK

( LETHAL vs. LETHALITY )

( مرگ آور ile کشنده بودن )

( MORG AVAR ile KESHANDEH BODAN )


- ÖLDÜRÜCÜLÜK | FATALİTE ile/||/<> FATALİTE[Fr. < FATALITÉ]

( Bir hastalığın öldürücülük derecesi hastalığın ölümle sonuçlanma derecesi )

( FATALITY )

( FATALITÉ )


- OLE[İSPANYOLCA OLE] ile/değil/yerine/=/||/<> YAŞA


- OLE ile OLEY


- OLEASTER[İng.] ile/||/<> ELAEAGNUS ANGUSTIFOLIA[Lat.] ile/||/<> ÖLWEIDE[Alm.] ile/||/<> İĞDE

( İğdegiller Elaeagnaceae familyasından 10 m kadar boylanabilen çiçekleri er dişi ya da erkek ve dişi çiçekler ayrı ayrı aynı bitki üzerinde bulunan eriksi aken tipi meyvesi olan dikenli ya da dikensiz çalı ya da ağaç formundaki bitki )

( OLEASTER )

( ÖLWEIDE )

( ELAEAGNUS ANGUSTIFOLIA )


- OLEATE[İng.] / OLEAT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLEAT


- ÖLEBİLMEK ile ÖLET ile ÖLE DİRİLE


- OLED ile/||/<> QLED ile/||/<> PEROVSKITE LED

( Display teknolojisi malzemeleri. )

( Formül: EQE = IQE × ηout )


- OLEFINS[İng.] / OLÉFINE[Fr.] / OLEFINE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLEFİNLER


- OLÉICULTURE/OLIVE/OLIVIER[Fr.] ile/değil/yerine/= OLIVE TREE[İng.] ile/değil/yerine/= OLEA EUROPAEA[Lat.] ile/değil/yerine/= OLIVE, OLBAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEYTINCILIK

( (tarım) )


- OLEİK ASİT ile/||/<> OLEİK ASİT

( kimya Hücre zarlarının yapısında bol bulunan 18 karbonlu doymamış bir yağ asidi Hücre zarlarının yapısında bol miktarda bulunan 18 karbonlu doymamış bir yağ asidi Bitkisel ve hayvansal yağlarda bulunan on sekiz karbonlu tek çift bağ içeren doymamış yağ asidi )

( OLEIC ACID )

( ACIDE OLÉIQUE )

( OLEINSÄURE )


- OLEİK[Fr. < OLÉIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> OLEİK ASİT (OLEİK ASİT)


- OLEİK ile OLEİK ASİT


- OLEİK[Fr.] ile OLEİN[Fr.] ile OLEFİN[Fr.]

( Yağlarda, gliserin ile birlikte bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan, 4 °C'de billur durumunda katılaşan sıvı bir madde. İLE Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri. İLE Etilen gibi yapısına başka bir öğe ya da kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı. )


- OLEİN ile/||/<> OLEİN[Fr. < OLÉINE]

( kimya Bitkilerde ve hayvanlarda bulunan normal sıcaklıkta sıvı hâlde olan oleik asit kapsayan yağ )

( OLEIN )

( OLÉINE | OLEIN )

( OLEIN )

( OLEUM: YAĞ )


- ÖLEN ile OLAN

( Hayvan ölür, insan olur. )

( Hayvan, koptuğu yere bitişmemiş demektir. )


- ÖLENE KADAR ile/değil ÖĞLENE KADAR


- OLENEKIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= OLENEKİYAN EPOKU

( Günümüzden 251.200.000 ile 247.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLEOMETER[İng.] ile/||/<> OLEOMETRE[Fr. < OLÉOMÈTRE]

( Bitkisel ve balık yağlarının özgül ağırlığını ölçen alet )

( OLEOMETER )

( OLÉOMÈTRE )


- OLEOVITAMIN A[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN A


- OLEOVITAMIN D[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN D


- ÖLEREK SOYMAK ile/değil BİLEREK SOYMAK


- ÖLET ile/||/<> ÖLDÜRÜCÜ HASTALIK SALGINI, KIRAN

( öldürücü hastalık salgını kıran Eski kaynaklarda da ölet kırgın kıran olarak geçer Az ölǝt ölet Çağdaş diyalektlerde ölüt biçimi de kullanılır Alt Tel ölüt epidemi Orta Türkçede ölüt olarak geçer öl ü t eki )


- OLEUM CADINUM[Lat.] ile/||/<> ARDIÇ KATRANI

( Ardıç ağacının distilasyonuyla elde edilen uyuz saçkıran egzama tedavisi ve antiseptik olarak kullanılan tıbbi katran )

( OLEUM CADINUM )


- OLFACTORY[İng.] ile/değil/yerine/= OLFAKT


- OLIGO-[Fr.] ile/değil/yerine/= -OLGO-


- OLGU/OLUŞ ile TESADÜF


- OLGU/OLUŞ ile TESADÜF

( FACT/BEING vs. COINCIDENCE )


- OLGU | VAKA[Ar. < VAKʿA] ile/||/<> ...


- OLGU ile DÜŞÜNCE/FİKİR

( FACT vs. IDEA )


- OLGU ile GERÇEK

( FACT vs. REAL/ITY )


- OLGU ile/ve/değil/<> GÖRÜNÜŞ


- OLGU ile/değil/yerine/||/<>/> İLKE


- OLGU ile OLGU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCE

( FACT vs. IDEA ABOUT FACT )


- OLGU ile/ve OLUŞ


- OLGUCU/POZİTİVİST[Fr. < POZITIVISTE] ile/||/<> OLGUCULUK/POZİTİVİZM[Fr. < POSITIVISME] ile/||/<> OLGU/VAKIA[Ar. < VĀḲİʿA]


- OLGUCULUK/POZİTİVİZM ile GÖRÜNGÜ BİLİM/FENOMENOLOJİ

( Bilginin sadece gözlemlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandığını savunan felsefi yaklaşım. İLE Bilinç ve deneyimlerin yapısını inceleyen felsefi yaklaşım. )


- OLGUN ODUN, İÇODUN ile/||/<> REIFHOLZ[Alm.] ile/||/<> OLGUN ODUN

( Ağaç gövdesinin özodun ile dışodun arasında oluşan ve ağaçişleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü )

( REIFHOLZ )


- OLGUN ile/ve/değil/||/<> "DURGUN"


- OLGUN ile/||/<> OLGUN

( Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış Matür Büyüme ve gelişimini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış matür hlk Veteriner hekimliği folklorunda sıcak ve yumuşak apse )

( MATURE, RIPE | MATURE )

( MÛR )

( REIF )

( MATURUS: OLGUN )


- OLGUN ile YETİK

( ... İLE Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. | Bilgili, olgun. )


- OLGUN ile/ve/<>/+ YETKİN


- OLGUNLAŞMA ile/ve/||/<> "DURULMA"


- OLGUNLAŞMAK/TEKÂMÜL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEKİRDEĞİNİ KÜÇÜLTMEK


- OLGUNLAŞMAK ile OLGUNLAŞTIRMAK ile OLGUNLAŞABİLMEK ile OLGUNLAŞTIRABİLMEK ile OLGU ile OLGUN/LUK ile OLGUCU/LUK ile OLGUNCA ile OLGUSAL/LIK ile OLGUN ODUN ile OLGUNLUK YAŞI ile OLGUNLUK ÇAĞI ile OLGUNLUK İMTİHANI


- OLGUNLAŞMAMIŞ ile OLGUNLAŞMAMIŞLIK

( IMMATURE vs. IMMATURITY )

( غيربالغ ile نارسيده ile نا بالغ ile نارسي ile نابالغي )

( غيربالغ ile نارسيده ile NA BALEGH ile نارسي ile NABALEGHY )


- OLGUNLAŞMANIN SAĞLADIKLARI:
"KALPTE" ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

( Duyarlılık kazandırır. VE/||/<>/> İşleklik ve işlevsellik sağlar. VE/||/<>/> Huzur sağlar/sunar. )


- DIGESTION[İng.] / DIGESTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞTIRMA


- OLGUNLUK ile/ve/||/<>/>/< BÜTÜNLÜK


- OLGUN/LUK ile/değil ÇEKİNGEN/LİK

( [not] RIPE/NESS vs./but TIMID/ITY )


- OLGUN/LUK ile/ve SONSUZ/LUK

( MATURITY vs./and ETERNITY )


- OLGUNLUK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- OLGUN/LUK ile YAŞLI/LIK

( Olgun kişi, herşeyin iyisi için çabalar. )


- OLGUN/LUK ile/ve YETKİN/LİK


- OLGUNLUK ile/ve/||/<>/>/< YETKİNLİK


- OLGUNLUK ile/ve/değil/||/<>/< ZORUNLULUK


- OLGUSAL GERÇEKLİK ile/ve AKILSAL GERÇEKLİK


- TARİH:
OLGUSAL ile/ve/||/<> KAVRAMSAL


- OLGUSAL/LIK ile/ve/||/<> EDİMSEL/LİK


- OLGUSAL/LIK ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK


- OLGUSAL/LIK ile/ve/<> FARKLI/LIK


- OLGUSAL/LIK ile KARŞILIKLI OLGUSAL/LIK

( FENOMENAL ile HETEROFENOMENAL )


- OLGUSAL/LIK ile/ve/=/||/<>/> USSAL/LIK

( FACTIVE )


- OLIÇ ile OLIÇIM[Karluk/Qarluk]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çocuklara sevgi bildirmek için kullanılan bir ilgeç. İLE Sevgili oğlum. )


- OLİGARŞİ:
ARİSTOKRASİ ile TEOKRASİ ile MERİTOKRASİ ile TEKNOKRASİ ile TİMOKRASİ ile KRİTARŞİ ile CUNTA


- OLİGARŞİ[Fr. < OLIGARCHIE] ile/||/<> TAKIMERKİ

( takımerki )

( OLIGARCHIE )


- OLİGARŞİ[Fr. < Yun. OLIGOS: Az. | ARKHEIN: Buyurmak.] ile/değil/yerine/= TAKIMERKİ

( Siyasal erkin, birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim. Aristokrasinin, daralmış biçimi. )


- OLIGISTE[Fr.] ile/||/<> OLİJİST[Fr. < OLIGISTE]

( jeoloji )

( OLIGISTE )


- OLIGO-[İng.] / OLIGO-[Alm.] ile/değil/yerine/= OLİGO-


- OLIGOCÈNE[İng.] ile/||/<> OLIGOCÈNE[Fr.] ile/||/<> OLIGOZÄN[Alm.] ile/||/<> OLİGOSEN

( oligos az kainos yakın Tersiyerde 38 milyon yıldan 25 milyon yıl öncesine kadar devam eden ve Eosen ile Miyosen arasında bulunan jeolojik devir )

( OLIGOCÈNE )

( OLIGOCÈNE )

( OLIGOZÄN )


- OLİGODENDROSİT ile/||/<> SCHWANN HÜCRESİ

( Oligodendro CNS çoklu, Schwann PNS tekli. )

( Formül: Central multiple İLE peripheral single )


- OLİGODENDROSİT ile/||/<> SCHWANN ile/||/<> ASTROSİT

( Sinir sisteminin destek gözeleri. )

( Formül: Miyelin: 20x hız artışı )


- OLİGOFRENİ -ile

( Akıl ve zekâ geriliği. )


- OLİGOKLAZ[Fr. < Yun.] ile OLİJİST[Fr. < Yun.]

( Billur kütlelerde, serpme durumunda bulunan, beyazımtrak bir tür feldispat. İLE Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanılan, doğal demir oksidi. )


- OLIGOMER[İng.] / OLIGOMÈRE[Fr.] / OLIGOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= OLİGOMER


- OLİGONÜKLEOTİT[İng. OLIGONUCLEOTIDE] ile/||/<> OLİGOSAKKARİT[İng. OLIGOSACCHARIDE]

( Genetik çalışmalarda prob (sonda) olarak kullanılan, kısa, sentetik DNA dizisidir. @@ Üç ila altı birimlik monosakkaritlerin yaptığı bileşiklere verilen genel isim. Yunanca "birkaç" anlamına gelen ὀλίγος ("olígos") ve "şeker" anlamına gelen σάκχαρ ("sácchar") kelimelerinden oluşmuştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLİGOPOL[Fr. < OLIGOPOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZEL


- OLIGOPOL[İng.] ile/||/<> AZEL

( azel Azel piyasasında birbirlerinin üretim kararlarından etkilenen satıcılardan her biri )

( OLIGOPSONY )

( OLIGOPOLE | OLIGOPSONE )

( OLIGOPSON )

( OLIGOPOLIO )

( ΟΛΙΓΟΠΏΛΙΟ / ολιγοπώλιο )


- OLİGOPSON[Fr. < OLIGOPSONE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZ ALICI


- OLİGOPSON[Fr. < OLIGOPSONE] ile/||/<> AZALICI

( azalıcı )

( OLIGOPSONE )


- OLİGOSEN ile/||/<> NÜMÜLİT DÖNEMİ

( Nümülit dönemlerinden biri üst nümülit a nümülit dönemi jeoloji )

( OLIGOCÈNE )


- OLİMPİYAT ile/||/<> OLİMPİYAT OYUNLARI

( olimpiyat oyunları Eski Yunanlılarda ve zamanımızda dört yılda bir düzenlenen uluslararası spor yarışları ve şenlikleri )

( OLYMPIAD )

( OLYMPIADE )

( OLYMPIADE )


- OLIVE FLY[İng.] ile/||/<> DACUS DES OLIVES[Fr.] ile/||/<> DACUS OLEAE[Lat.] ile/||/<> ZEYTİN SİNEĞİ

( Zeytin tanelerini kurtlandıran bu kurtlu zeytinlerin dökülmesine yol açan ve değerini düşüren küçük sinek )

( OLIVE FLY )

( DACUS DES OLIVES )

( DACUS OLEAE )


- OLIVE MOTH[İng.] ile/||/<> TEİGNE DE L'OLİVİER[Fr.] ile/||/<> PRAYS OLEAELLUS[Lat.] ile/||/<> ZEYTİN GÜVESİ

( Tırtıl evresinde yaprak çiçek ve meyve kemirerek zeytin ağaçlarına büyük zarar veren küçük kelebek )

( OLIVE MOTH )

( TEIGNE DE L'OLIVIER )

( PRAYS OLEAELLUS )


- OLİVİN/PERİDO(T)[Fr.] ile ZEBERCET/KRİZOLİT[Fr. < CHRYSOLITE]

( Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat. İLE Değerli olan olivin. )


- OLMA ile/ve/< "OLMADAN ÖNCE OLMA"


- OLMADIĞINDA (EN ÇOK) ARANAN ile/ve/<> OLDUĞUNDA (EN ÇOK) TARTIŞILAN


- OLMAK ile/ve/=/<> BULMAK

( İsimsiz, cisimsiz, resimsiz. İLE/VE/=/<> İsimle, cisimle, resimle. )

( TO BE vs./and/=/<> TO FIND )


- OLMAK ile ...-İŞ-MEK

( BEING vs. ...ING/["GERUNDS"] )


- OLMAK ile/ve/||/<>/> OLAN ile/ve/||/<>/> OLUŞ

( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olansınız. )

( BEDÂHETEN: O anda oluşan. | Birdenbire, ansızın, düşünmeksizin. )


- OLMAK ile/ve/değil OLDUĞUNU İLÂN ETMEK

( [not] TO BE vs./and/but TO ANNOUNCE THE SELF BEING )

( BLİ ile/ve/değil ... )


- OLMAK ile/ve/değil OLDUĞUNU İLÂN ETMEK


- OLMAK ile OLMAZ/LIK ile OLMAZLI


- OLMAK ile OLUYOR

( HAPPEN vs. HAPPENING )

( پيش آمدن ile رويدادن ile پا دادن ile واقعشدن ile واقع شدن ile رخ دادن ile پيشامد کردن ile جريان داشتن ile در رسيدن ile وقوع يافتن ile اتفاق افتادن ile روي دادن ile عارض ile رخداد ile وقوع )

( PEYSH AMADAN ile ROYDADAN ile PA DADAN ile VAGHASHODAN ile VAGHE SHODAN ile RAKH DADAN ile PEYSHAMAD KARDAN ile JARYAN DASHTAN ile DAR RESYDAN ile VAGHU YAFTAN ile ETEFAGH AFTADAN ile ROY DADAN ile AREZ ile RAKHODAD ile VAGHU )


- OLMAK/OLDURMAK ile/ve SÜRDÜR(EBİL)MEK

( Olmak sözcüğünün bir anlamı da, hamlıktan olgunluğa geçmektir. )

( BEING vs./and TO SUSTAIN (/SUSTAINIBILITY) )


- OLMALI/OLMAMALI ile/değil/yerine OLABİLİR

( POSSIBLE vs. SHOULD/SHOULDN'T BE )


- OLMALI" ile/değil/yerine/||/<>/< ... OLSA GEREK


- ...:
"OLMALI!" ile/değil OLABİLDİĞİ KADAR(IYLA) OLMALI(/OLABİLİR ANCAK)


- OLMALI ile/ve/değil/yerine/<> OLABİLİR


- ... OLMALI ile/değil/yerine ... OLMASA DAHA İYİ


- OLMALI ile OLSA DA/OLMASA DA


- ... OLMAMALI ile/değil ... OLMASA GEREK


- OLMAMIŞ OLAN ile OLACAK OLAN

( Olmuş, olmamış olamaz! )


- OLMAMIŞ ile/ve DÜŞMEMİŞ


- OLMASI GEREKEN KADAR ile ABARTI

( UP TO IT'S NEEDS vs. EXAGGERATION )


- OLMASI GEREKEN ile/ve/||/<> OLANIN FELSEFESİ

( Platon. İLE/VE/||/<> Aristoteles. )