ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.756 başlık/FaRk ile birlikte,
125.756 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(341/504)
- NURANİ[Ar. < NŪRĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NURANİ
( ışıklı Saygı uyandıran )
- NURLANMAK ile NURLANDIRMAK
- NURSUZ/LUK ile NURSUZ PİRSİZ
- NURUAYNIM[Ar. < NŪR + ʿAYN + Tr. -IM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU
- NURUÇEŞMİM[Ar. < NŪR + Fars. ÇEŞM + Tr. -İM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU
- NURUDİDEM[Ar. < NŪR + Fars. DĮDE + Tr. -M] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZÜMÜN NURU
- NURULLAH ATAÇ ile NURULLAH ARDIÇ
- NURUOSMANİYE ÇEŞMESİ ile NURUOSMANİYE SEBİLİ
( Nuruosmaniye Camisi önünde, Kapalı Çarşı'ya bakan kapısının sol tarafındadır. İLE Nuruosmaniye Camisi önünde, Kapalı Çarşı'ya bakan kapısının sağ tarafındadır. )
( 1756'da, Sultan III. Osman'ın Rokoko üslûbunda yaptırttığı bir çeşmedir. [Mimar Hacı Mustafa Ağa yapıtıdır.] [Osman III Çeşmesi adıyla da bilinir.] İLE 1755'te, Sultan III. Osman'ın Türk Rokoko üslûbunda yaptırttığı bir sebildir. )
- NÛŞ[Fars.] ile -NÛŞ[Fars.]
( Tatlı, bal. | İçki, işret. İLE "içen/içici" anlamlarıyla sözcüklere takılır.[BÂDE-NÛŞ: Şarap içen.] )
- NUSAYRİ[Ar. < NUṢAYRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NUSAYRİ
( Hatay ili ve çevresinde yaşayan bir topluluk )
- NÜSHA TESPİTİNDE:
TEK OLMASI ile/ve/||/<> NADİR OLMASI ile/ve/||/<> MÜELLİF HATTI OLMASI ile/ve/||/<> EN ESKİ TARİHLİ OLANI ile/ve/||/<> MÜELLİF NÜSHASINDAN İSTİNSAH EDİLMİŞ OLMASI ile/ve/||/<> MÜELLİFİN YAŞAMINDA, EN YAKIN DÖNEMDE MUKÂBELE EDİLMİŞ OLMASI ile/ve/||/<> İLK 2/3 FERÂ KAYDININ OLMASI
- NUSHA[Ar. < NUSḪA] ile/değil/yerine/=/||/<> MUSKA
( muska böreği şirinlik muskası İçinde dinsel ya da büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan taşıyanı takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne yazılı kâğıt vb hamayıl Üçgen biçiminde katlanmış olan şey )
- NUSHA[Ar. < NUSḪA] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜSHA
( asıl nüsha asli nüsha yazma nüsha Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri sayı Benzer aynı kopya )
- NÜŞ-HÂR[Fars.] ile ...
( Geviş. )
- NÜSK/NÜSUK ile İBÂDET
- NUSRET[< NASR] ile ...
- NUSRETİYE KASRI ile ...
( Tophane'dedir. [Mimar Sinan Üniversitesi olarak kullanılmaya devam edilmektedir] )
- NUSSELT NUMBER[İng.] / NOMBRE DE NUSSELT[Fr.] / NUSSELT-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= NUSSELT SAYISI
- NÜTASYON[Fr. < NUTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜĞRÜM
- NÜTASYON[Fr. < NUTATION] ile/değil/yerine/= ÜĞRÜM
- NÜTASYON/NUTATION ile/değil/yerine/= ÜĞRÜM, DÖNDERGEÇ, BAŞ SALLAMALARI
( Yer'in dönme ekseninin, yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. )
- NUTFE ile/ve/<>/> ALAKA ile/ve/<>/> MUDĞA
- NUTHATCHES[İng.] ile/||/<> SITTÉLES[Fr.] ile/||/<> SITTIDAE[Lat.] ile/||/<> KLEIBERN[Alm.] ile/||/<> SIVACI KUŞUGİLLER
( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının küçük ve tıknaz yapılı gagaları düz ya da yukarı kıvrık kuyrukları kara böcek ve tanelerle beslenen sıvacı kuşu Sitta europaea büyük kaya sıvacı kuşu S tephronata küçük sıvacı kuşu S krueperi kaya sıvacı kuşu S neumayer türleri iyi bilinen bir familya )
( NUTHATCHES )
( SITTÉLES )
( KLEIBERN )
( SITTIDAE )
- NUTK[Ar. < NUṬḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> NUTUK
( Söz konuşma söylev )
- NUTKUN TUTULMASI ile BASİRETİN BAĞLANMASI
- NUTRACEUTICAL[İng.] ile/değil/yerine/= NUTRASÖTİK
( Gıda ya da gıdanın bir parçası olup hastalığın önlenmesi ve tedavisi de dahil olmak üzere bazı tıbbi yararlar sağlayan herhangi bir madde.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NUTRİGENOMICS ile/||/<> NUTRİTİON SCIENCE
( Nutrigenomics beslenmenin gen ifadesine etkisini incelerken İLE nutrition science genel beslenme ve sağlık ilişkisini inceler )
( Formül: Gene-diet interaction )
- NÜTRİSYON/NUTRITION[İng.] ile/değil/yerine/= BESLENME
- NUTRITION EDUCATION[İng.] ile/||/<> ÉDUCATİON DE NUTRİTİON[Fr.] ile/||/<> BESLENME EĞİTİMİ
( Besin maddelerinin özellikleri insan vücudunun gelişmesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar iyi beslenmenin sağlık yönünden önemi ucuz ve dengeli beslenmenin yolları gibi konular üzerinde duran eğitim dalı )
( NUTRITION EDUCATION )
( ÉDUCATION DE NUTRITION )
- NUTRITIONIST[İng.] ile/||/<> BESLENME UZMANI
( Besleme bilimini ve beslemeyle ilgili araştırma sonuçlarını uygulayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerini yürüten bu konuda eğitilerek yetişmiş uzman bir kişi )
( NUTRITIONIST )
- NUTRITIONIST[İng.] ile/||/<> SPÉCİALİSTE DE NUTRİTİON[Fr.] ile/||/<> BESLENME EĞİTİMCİSİ
( Beslenme alanında gerekli öğrenimi görmüş olup özellikle okul çağında bulunan kimselerin beslenme sorunlarıyle uğraşan çocuklara gençlere ve ilgililere bu konuda yol gösteren uzman )
( NUTRITIONIST )
( SPÉCIALISTE DE NUTRITION )
- NÜTÛ | ÇIKINTI ile/||/<> ÇIKINTI
( Mimarlık Bir duvarın düz yüzeyi üzerinde konsol yarım sütun ve kabartma silmeler gibi duvar yüzeyinden taşan mimarlık öğeleri İki koyak arasında yer alan ince burun biçiminde sivri bir uçla son bulan yer biçimi Halıda istenen ölçüyü aşan kısım Beyköy Şarkikaraağaç Isparta botanik biyoloji biyoloji burun Metal yüzeylerde dışarıya doğru çıkık ya da kalkık küçük kusur )
( PROJECTION | SPUR | PROTRUSION )
( RESSAUT | SAILLANT | ÉMERGENCE | PROCÈS, PROCESSUS | PROMONTOIRE )
( VORSPRUNG, AUSLADUNG, RISALIT | SPORN )
- NUTUK ATMAK ile NUTUK ÇEKMEK
- NUTUK ATMAK ile/değil/yerine ÖĞÜT VERMEK
( Hiçbir ârif, "nutuk" atmaz. )
- NUTUK/HİTÂBE/DİSKUR ile/değil/yerine/= SÖYLEV/SÖYLERGE
( ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABI
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraatini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, tüm dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, tüm kaleleri zapt edilmiş, tüm tersanelerine girilmiş, tüm orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Tüm bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.
Millet, fakr u zarûret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
ATATÜRK
(Nutuk, 20 Ekim 1927)
)
- NUTUK | NUTUK ile/||/<> NUTUK ile/||/<> SÖYLEV
( 1 Mürşitlerin tarikata girenlere yol iz göstermek için yazdıkları söyledikleri koşuk 2 söylev Tekke edebiyatı terimi Mürşitlerin tarikate girenlere yol iz gösterecek yolda yazdıkları koşuk Bir topluluğa düşünceler duygular aşılamak amacıyla söylenen coşkun güzel söz Türleri için toplumsal söylev siyasal söylev tüzel söylev askerî söylev savunma söylevi ağıt söylevi Dinleyicileri bir dâvaya inandırmak ya da onlara bir telkin yapmak amaciyle söylenen söz )
- NUT(U)K ile ...
( SÖZ, LÂKIRDI | KONUŞMA | SÖYLEV | [ed.] ESKİ DERVİŞLERCE BÜYÜK BİLİNEN KİMSELERİN MANZUM SÖZLERİ )
- NUTUK ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de ÖĞÜT
- NÜVAZİŞ [Fars. < NEVAZİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> NEVAZİŞ
- NÜVE | NEVÂT ile/||/<> ÇEKİRDEK
( Ortasmdan geçen okuma yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan olabildiğince küçük boyutlarda halka biçiminde bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe Atom kütlesinin çoğunu sağlayan bir ya da birden çok artı yüklü proton ile hidrojen öğesi dışında bir ya da birden çok yüksüz nötrondan oluşan özdek kümesi 1 kimya Bir öğeciğin ortasında ılıncık ve önelcikten oluşan parça 2 fizik Isıya karşı dayanıklı oksitlenmeye dirençli olan genellikle tepkimeler sırasında topluca değişen kimi çevrimsel yapılara verilen ad 3 metalbilim Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli öğecikler topluluğunun her biri 4 nükleer Öğeciğin çekim kuvvetinin etkisiyle çevresinde eksicikler dolaşan orta bölümü karşılık nukleus Sitoplâzmada bulunan ve çoğunluk bir tane olan yuvarlak ya da yuvarlakça bir yapı olup anabolizm büyüme çoğalma ve karakterlerin kalıtımında rol oynayan ana bölgeyi yapar Sitopiâzmadan iyi meydana gelmiş bir çekirdek zarı ile ayrılır Dirilbilimsel gözenin ortasında özellikle kalıtımı yöneten nesnecik Bir öğeciğin tüm kütlesinin tüm artı yükünün toplandığı eksicik kabuğu altındaki yaklaşık 1013 cm boyutlu parçacık biyoloji botanik kimya coğrafya tarım Proton ve nötronlardan oluşan pozitif yüklü olan ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan merkez kısmı Ökaryot hücrelerde bir ya da daha fazla sayıda bulunan kalıtım materyali olan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek sitoplâzmadan ayrılmış olan hücre organeli Nükleus ayçiçeği Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli atomlar topluluğunun her biri 1 Ökaryotlarda bir ya da daha fazla bulunan kalıtım materyali olan DNA yla çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek stoplazmadan ayrılmış olan hücre organeli nükleus 2 Halatlarda etrafına damarların damarlarda ise damar tellerinin sarıldığı göbek kısmı öz sıfır uzay Hücrenin metabolizma fazında sitoplazmadan çift çekirdek zarı aracılığıyla ayrılan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeleri içeren hücre bölümü nükleus Az çǝyirdǝk Kökünü bilmiyoruz Ağızlarda pamuk çekirdeği olarak geçen çiğitten geldiği yolundaki açıklama yanlıştır TDAYBelleten 1954 31 )
( CORE | KERNEL | NUCLEUS | NUCLEUS, PITH )
( TORE | NOYAU | NUCLIDE, NOYAU | NOYAU, GERME | NOYAU CELLULAIRE, NUCLÉUS | GERME )
( KERN | KERN, NUKLID | ZELLKERN | ZELLKERN, NUKLEUS )
( NUCLEUS | NUCLEUS: ÇEKIRDEK )
( ÇƎYIRDƎK[Az.] )
- NÜVE ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK
- NÜVE ile/değil/yerine/= NENÖZ
- NUVE[Ar. < NUVE] ile/değil/yerine/=/||/<> NÜVE
( Bir şeyin özü )
- NÜVE ile ÖZ | ÇEKİRDEK, GÖZE HÜCRE
( ÖZ | ÇEKİRDEK, HÜCRE )
- NÜVETİYELER | ZEYTİNSİ MEYVE ile/||/<> ZEYTİNSİ MEYVE
( zeytinsi yemiş )
- NÜVEYT | ÇEKİRDEKÇİK ile/||/<> ÇEKİRDEKÇİK
( karşılık nukleolus Birçok gözelerin çekirdeğinde bulunan oldukça büyük ve çoğunluk yuvarlak bir yapı Birden çok sayıda da olabilir çekirdecik Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir ya da birkaç tane görülebilen yapı Nükleolus Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir ya da birkaç tane görülebilen yapı nükleolus Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA üretimi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran esas itibarıyla ribonükleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir ya da birkaç tane görülebilen yuvarlak ya da oval biçimli yapı nükleolus )
( LITTLE KERNEL | NUCLEOLUS )
( NUCLEOLE | NUCLÉOLE )
( KERNKÖRPERCHEN | NUKLEOLUS, KERNKÖRPERCHEN )
( NUCLEOLUS | NUCLEOLUS: KÜÇÜK ÇEKIRDEK )
- NÜZHE[Ar.] ile NÜZHET[Ar.]
( Kanuna benzer bir saz. İLE Neşe, eğlence, eğlenilecek yerlere gidip gezme. | Tazelik, sevinç, ferahlık. )
- NÜZL[Ar. çoğ. ENZÂL] ile NÜZÛL[Ar.]
( Konak yeri. | Misafir için hazırlanan yemek. İLE Aşağı inme. | Konağa inme, konaklama. | İnme, felç. )
- NÜZUL[Ar. < NUZŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> İNME
- NÜZÛL-RÜCÛ ile HUBÛT-SU'ÛD
- NÜZÛL ile ...
( AŞAĞI İNME )
( APAKSEPANA )
- NÜZÛL[Ar.] ile İNME
- NÜZUL ile NÜZULLÜ
- NÜZÛL ile/ve/<> URÛC
( Hazretler ile. İLE/VE/<> Melekler ile. )
( Fiziksel/dışsal. İLE/VE/<> İçsel. )
( Kabalaşmış. İLE/VE/<> İncelmiş/incelerek. )
( Anneyle. İLE/VE/<> Aşkla. )
( Tamamı: ULÛHİYET )
( LÂHUT > NÂSUT ile/ve/<> NÂSUT > LÂHUT )
( KAVS-I NÜZÛL ile/ve/<> KAVS-İ URÛC )
( APAKSEPANA ile/ve UTKSEPANA )
- NÜZÛR[Ar. < NEZR] ile NÜZÛR/NÜZERÂ[Ar. < NEZÎR]
( Adaklar, adamalar. İLE Doğru yola getirmek üzere gözdağı vermeler, korkutmalar. )
- NYHA/NEW YORK HEART ASSOCİATION[İng.] ile/değil/yerine/= NEW YORK KALP DERNEĞİ
- NYLON[Fr.] ile/||/<> NAYLON[Fr. < NYLON]
( kimya )
( NYLON )
- NYLON[Fr. < NYLON] ile/değil/yerine/=/||/<> NAYLON
( naylon fatura naylon kız Dayanıklı ve esnek döküm maddesi Bu maddeden yapılan Düzme düzmece sahte )
- NYMPHE[Fr. < NYMPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> NEMF
( Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim )
- NYQUIST NOISE THEOREM[İng.] / THÉORÈME DU BRUIT DE NYQUIST[Fr.] / NYQUIST-RAUSCHTHEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= NYQUİST GÜRÜLTÜ KURAMI/TEOREMİ
- O AÇIDAN ile/ve DOLAYISIYLA
- O AÇIDAN ile/||/<> O ARA ile/||/<> O BAKIMDAN ile/||/<> O BİÇİMDE ile/||/<> O BU ile/||/<> O DAKİKA ile/||/<> O HÂLDE ile/||/<> O SAAT ile/||/<> O SIRADA ile/||/<> O ŞEKİLDE ile/||/<> O TAKDİRDE ile/||/<> O YOLDA ile/||/<> O YÖNDEN ile/||/<> O YÜZDEN
( Uzakta olan hakkında konuşulan kimse ya da şeyi belirten bir söz Teklik üçüncü kişiyi gösteren bir söz İki ya da daha çok şeyden daha önce sözü geçeni gösteren bir söz )
- O ANLAMDA ile/ve O AÇIDAN
- O BİÇİMDE ile/değil/yerine/=/||/<> ÖYLE | ÖYLECE
( öyle öylece )
- O BU ile O ARA/LIK ile O SAAT ile O HALDE ile O YOLDA ile O AÇIDAN ile O DAKİKA ile O SAATTE ile O SIRADA ile O YÖNDEN ile O YÜZDEN ile O BAKIMDAN ile O TAKDİRDE
- O-LINE[İng.] / RAIE O[Fr.] / O-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= O ÇİZGİSİ
- O DA HAKLI, O DA, O DA ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR
- O DELİK DEĞİL ile/değil O, DELİK DEĞİL
- O DÖNEMDE, ... ile/değil O DÖNEM DE, ...
( Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır! Lütfen! Sadece biraz (daha) özen! )
( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse, o zaman söylenilen şey, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendini umutsuz bir karmaşanın içinde bulur. Bu nedenle, söylenilen şey, her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )
- O-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON O[Fr.] / O-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= O ELEKTRONU
- O-EMRAM/OUTPATIENT ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= AYAKTAN HASTA ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ
- O HALDE ile DOLAYISIYLA
- O-SHELL[İng.] ile/değil/yerine/= O KABUĞU
- O KADAR DA UZUN BOYLU DEĞİL ile ATLA, DEVE DEĞİL YA
- O-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= O-KATMANI
- O OLMAK ile/ve/değil/yerine KENDİN OLARAK, O OLMAK
( [not] BEING THAT LIKE vs./and/but BEING THAT BY SELF
BEING THAT BY SELF instead of BEING THAT LIKE )
- O PARAYI:
"BAYILMAK" ile/ve/||/<>/> "DOMALMAK"
- O SAAT ile/||/<> O SAATTE
- O ŞEKİLDE ile/değil/yerine/=/||/<> ÖYLE | ÖYLECE
( öyle öylece )
- O SIRADA ile/||/<> O ARALIK
- O SIRALAR ile O DÖNEMLER
- COUCHE O[Fr.] ile/değil/yerine/= O TABAKASI
- O TARİHTE ile/ve/||/<> O DÖNEMDE
- O-TOLIDINE[İng.] / O-TOLIDINE[Fr.] / O-TOLIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= O-TOLİDİN
- O ZAMAN ile/ve BU SEFER
- O ZAMAN ile/ve/yerine O HALDE
- O ZAMAN ile/ve/değil/yerine O TAKDİRDE
- O.D./OCULUS DEXTER[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞ GÖZE
- O.S./OCULUS SİNISTER[İng.] ile/değil/yerine/= SOL GÖZE
- O ile ...
( ANA )
- O ile 0
( Harf. İLE Rakam. "0" Üzerinde kesme işaretiyle de yazıldığı görülebilir. )
- O ile/ve/<> BEN/BİZ
- O ... ile/ve BİR ...
( Belirli. İLE/VE Belirsiz/herhangi. )
- O ... ile BİR ...
( Toplamada. İLE Çarpmada. )
( Etkisiz. İLE Etkisizleştiren/"yutan". )
- O ile o
( Senden sana giderken/geçerken bile BEN/O vardır. )
- O ile/||/<> O
( Biçimsel mantıkta tikel olumsuz önermelerin simgesi Ör Bazı insanlar kara gözlü değildir 1 Oksijen 2 Orotik asit 3 Orotidin )
- O ile/değil/yerine ONDAKİ İLÂHÎ TECELLÎ
- O ile ONUN HANIMEFENDİSİ ile MAJESTELERİ ile RİNGA
( HER vs. HER LADYSHIP vs. HER MAJESTY vs. HERRING )
( وي ile مال او ile او ile ايشان ile عليامخدره ile علياحضرت ile شاه ماهي )
( VEY ile MAL O ile O ile AYSHAN ile عليامخدره ile علياحضرت ile SHAH MAHY )
- O ile VA ile OB OB
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir buyruğun yerine getirilmesinin reddedildiğini belirten ilgeç. İLE Birinin başka birine verdiği buyruğun yadsınmasına ilişkin ikinci kişinin kullandığı bir reddetme ilgeci. İLE Bir şey hakkında palavra atana ve kanıtlayamayana söylenen söz. )
- OAA/EVENT TREE ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= OLAY AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ
- OASIS[İng.] ile/||/<> OASIS[Fr.] ile/||/<> OASE[Alm.] ile/||/<> VAHA[Ar. < VÂHA]
( Suyun bulunmasıyle bir çölün ortasında bitek olmuş yer )
( OASIS )
( OASIS )
( OASE )
( OASIS )
( OASI )
( ΌΑΣΗ / όαση )
- OASIS[Fr.] ile/||/<> VÂHA
( coğrafya )
( OASIS )
- OASM SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= OASM DİZGESİ
- SYSTÈME OASM[Fr.] / OASM-SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= OASM SİSTEMİ
- OAT FLOUR[İng.] ile/||/<> YULAF UNU
( Yulafın kabukları soyulduktan sonra ince öğütülmüş durumu )
( OAT FLOUR )
- OBA ile ...
( Göçebe halk. )
- OBA ile/||/<> OBA
( 1 Bölmeli büyük göçebe çadırı 2 Bir ya da birkaç çadırda yaşayan ailelerden oluşan göçebe toplumu 3 Göçebelerin geçici konak yerleri Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri yüksek otlaklarda ağaç ya da taştan yapılmış ilkel evlerden oluşan geçici yerleşmeler cenik kışlak Yaylacıların hayvanlarıyla birlikte kışı geçirdikleri alçak kuytu yerlerde kurulu ve genellikle kış mevsimi boyunca oturulan yerleşmelere verilen genel ad oba cenik Anadolu ağızlarında komşu yabancı olarak da kullanılır Yaz otlağı anlamına da gelir Anadoluda yer adlarında yaygın olarak geçer Az oba 1 küçük köy 2 göçebelerin çadırlardan oluşan geçici konaklama yeri ōba köy Orta Türkçede oba Oğuzca boy oymak olarak geçer Türkçede başlangıçta birinci anlamda kullanıldığı anlaşılıyor İkinci üçüncü ve dördüncü anlamlar sonradan gelişmiştir Kökenini bilmiyoruz Türk diyalektlerinde kullanılan oba yığın tınaz tepe adıyla birleştirilemez oba 1 tepe höyük 2 mezar Blk oba mezar oba höyük obō obo taş yığını obā yığın tınaz tepe höyük Şorlar ve Sagaylar oma biçimini de kullanırlar Alt Tel obō yığın tınaz höyük Altay diyalektinde oboğo biçimi de kullanılır ovā yığın tepe Kumancada da obo tepe olarak geçer Bütün bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır obağa yığın taş yığını Arapça Farsça Kürtçe gibi komşu dillere de geçmiştir )
- OBA[Oğuz] ile OGUŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Kavim. İLE Boy. )
- OBA ile/ve/||/<>/> ORDU
( Kız çocuklarıyla kurulmak ve sürdürülmek istenen. İLE/VE/||/<>/> Erkek çocuklarıyla kurulmak ve sürdürülmek istenen. )
- obduc.[Lat. < OBDUCE, OBDUCATUR] ile/değil/yerine/= SÜRÜLSÜN
- ÖBEK ile GÖBEK
- ÖBEK ile/ve/||/<> ZİNCİR
- ÖBEKLENMEK ile ÖBEKLEŞMEK ile ÖBEK
- OBELİSK[Fr. < OBÉLISQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> DİKİLİ TAŞ
- OBELİSK[Fr.] ile/değil/yerine/= DİKİLİTAŞ
- OBERMAYER'S REAGENT[İng.] / OBERMAYER'S REAGENS[Alm.] ile/değil/yerine/= OBERMAYER BELİRTİCİ
- OBERMAYER'S TEST[İng.] / TEST DE OBERMAYER[Fr.] / OBERMAYER'S PRÜFUNG (PROBE)[Alm.] ile/değil/yerine/= OBERMAYER DENEYİ
- RÉACTIF OBERMAYER[Fr.] ile/değil/yerine/= OBERMAYER REAKTİFİ
- OBERMÜLLER'S TEST[İng.] / TEST DE OBERMÜLLER[Fr.] / OBERMÜLLER'S PRÜFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OBERMÜLLER DENEYİ
- OBESE[Fr. < OBÉSE] ile/değil/yerine/=/||/<> OBEZ
( Çok şişman aşırı kilolu )
- OBESİTE[Fr. < OBÉSITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> OBEZİTE
( Aşırı kiloluluk hastalık ölçüsüne varan şişmanlık )
- OBESOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= OBEZOFOBİ
( Kilo alma korkusu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OBEZ[Fr. < OBÉSE] ile/değil/yerine/= ÇOK ŞİŞMAN
- OBEZ/OBESE[Fr. < OBÉSE] ile/||/<> OBEZİTE/OBESİTE[Fr. < OBÉSITÉ]
( Çok şişman aşırı kilolu )
- OBEZ/OBESE[İng.] ile/değil/yerine/= ŞİŞMAN
- OBEZİTE[Fr. < OBÉSITÉ] ile/değil/yerine/= ÇOK ŞİŞMANLIK
- OBEZİTE/OBESITY[İng.] ile/değil/yerine/= ŞİŞMANLIK
- OBEZİTE ile/||/<> İLİŞKİLİ MİKROBİYOTA
( Obezlerde Firmicutes/Bacteroidetes oranı yüksek İLE zayıflarda bu oran düşüktür. Obezite mikrobiyotası daha fazla enerji hasadı İLE zayıf mikrobiyotası daha az enerji hasadı sağlar. )
( Jeffrey Gordon tarafından 2006 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1947-) (Ülke: ABD) (Alan: Gastroenteroloji, Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Bağırsak mikrobiyotasının obezite ve metabolizmadaki rolü) )
- OBEZİTE ile/||/<> KAŞEKSİ
( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Aşırı kilo kaybı ve kas erimesi. )
- OBEZİTE ile/||/<> METABOLİK BELİRGE/SENDROM
( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Birlikte görülen yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve olağandışı kolesterol seviyeleri. )
- OBJE[Fr. < OBJET] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNE
- OBJE[Fr. < OBJET] ile/değil/yerine/= NESNE
- OBJE[Fr./İng. < OBJECT] ile/değil/yerine/= NESNE
- OBJECTİF[Fr. < OBJECTIF] ile/değil/yerine/=/||/<> OBJEKTİF
( balıkgözü objektif nesnel subjektif karşıtı Fotoğraf makinesi mikroskop dürbün vb optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek ya da mercek sistemi )
- OBJECTİVE SENSUALİSM ile/değil/yerine/= NESNEL DUYUMCULUK
- OBJEKTİF IŞIK KUVVETİ | IŞIKLILIK ile/||/<> IŞIKLILIK
( S TV Bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği Bağıntılı açıklıkla aynıdır Söz konusu noktayı çevreleyen sonsuz küçük bir yüzey parçacığının verilmiş doğrultudaki ışık yeğinliğinin bu yüzey parçacığının verilmiş doğrultuya dik bir düzlem üzerindeki izdüşümünün alanına bölümü ışınımlılık )
( BRIGHTNESS | LUMINANCE )
( LUMINOSITÉ | LUMINANCE )
( LEUCHTDICHTE, BEFEUCHTUNG | LEUCHTDICHTE )
- OBJEKTİF[Fr. < OBJECTIF] ile/değil/yerine/= NESNEL
- OBJEKTİF["OBJEKTİV" değil!]/OBJECTIVE[İng.] ile/değil/yerine/= NESNEL | MERCEK DÜZENEĞİ
- OBJEKTİF[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= MERCEK
( Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik araçlarda nesnelerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek ya da mercek düzeni. | Nesnel[subjektif] karşıtı. )
- OBJEKTİF ile/değil/yerine/= NESNEL
- OBJEKTİF ile/ve/||/<>/> TELEOBJEKTİF
( Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik araçlarda nesnelerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek ya da mercek düzeni. İLE/VE/||/<>/> Çok uzağı gösteren mercek. )
- OBJEKTİFTE:
STANDART ile/ve DSLR
- OBJEKTİVİST[Fr. < OBJECTIVISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELCİ
- OBJEKTİVİST ile/değil/yerine/= NESNELCİ
- OBJEKTİVİTE[Fr. < OBJECTIVITÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELLİK
- OBJEKTİVİTE[Fr. < OBJECTIVITÉ] ile/değil/yerine/= NESNELLİK
- OBJEKTİVİZM[Fr. < OBJECTIVISME] ile/değil/yerine/=/||/<> NESNELCİLİK
- OBJEKTİVİZM ile/değil/yerine/= NESNELCİLİK
- OBLİGASYON[Fr. < OBLIGATION] ile/değil/yerine/=/||/<> TAHVİL | YÜKÜMLÜLÜK
( tahvil yükümlülük Ödünç sermaye )
- OBLITERASYON/OBLITERATION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM KAPANMA
- OBLITERE/OBLITERATED[İng.] ile/değil/yerine/= KAPANMIŞ
- OBLIVION[İng.] ile/değil/yerine/= OBLİVİON
- OBO/OPEN BIOLOGICAL AND BIOMEDICAL ONTOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= AÇIK BİYOLOJİK VE BİYOMEDİKAL ONTOLOJİ
- OBOKU[Jap.] ile ...
( Çin'li Zen Ustası Huang-po'ya [ö. 850] Japonca'da verilen ad. )
- OBRİGADO[Lat.] ile OBRİGADA[Lat.]
( Teşekkür ederim. İLE Teşekkür ederim. )
( Brezilya'lı erkeklerin kullanımı. İLE Brezilya'lı kadınların kullanımı. )
- OBRUK ile OBRUKLU
- OBSCURISME/OBSCUR[Fr.] ile/değil/yerine/= KARANLIKÇILIK
( XX. yüzyıl başlarında beliren, kapalı anlatımı öngörüp okuyucunun imgesini çalıştırmayı amaç edinen sanat akımı. )
- OBSERVATUVAR[Fr. < OBSÉRVATOIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖZLEMEVİ
- OBSERVER BİAS ile/değil/yerine/= GÖZLEMCİ YANLILIĞI
- OBSESİF-KOMPÜLSİF BOZUKLUK/OBSESSIVE-COMPULSIVE DISORDER[İng.] ile/değil/yerine/= TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU
- OBSESİF[İng. < OBSESSIVE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKINTILI
- OBSESİF ile/değil/yerine/= TAKINTILI
- OBSESYON/OBSESSION[İng.] ile/değil/yerine/= TAKINTI
- OBSESYON[İng. < OBSESSION] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKINTI
- OBSİDİYEN[Fr. < OBSIDIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> CAM KAYA
- OBSİDYEN ile/||/<> BASANİT
( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )
- OBSİDYEN ile/||/<> BAZALT
( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik kayaç. )
- OBSİDYEN ile/||/<> JASPER
( Volkanik cam. İLE/||/<> Kırmızı, sarı ve kahverengi renklerde olabilir. )
- OBSİDYEN ile/||/<> KUNZİT
( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ila mor renkte bir spoddumen. )
- OBSİDYEN ile/||/<> LAPİS LAZULİ
( Volkanik cam. İLE/||/<> Mavi renkli bir kayaç. )
- OBSİDYEN ile/||/<> ONİKS
( Volkanik cam. İLE/||/<> Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. )
- OBSİDYEN ile/||/<> PERLİT
( Volkanik cam. İLE/||/<> Volkanik camın hidrasyonu sonucu oluşan bir mineral. )
- OBSİDYEN ile/||/<> RODONİT
( Volkanik cam. İLE/||/<> Pembe ve siyah renkli bir mineral. )
- OBSKÜRANTİST[Fr. < OBSCURANTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMESİNLERCİ
- OBSKÜRANTİZM[Fr. < OBSCURANTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMESİNLERCİLİK
- ZULMET-İ CEHL-İ İLTİZAM[Ar.]/OBSKÜRANTİZM[İng. < OBSCURANTISM] ile/değil/yerine/= BİLMESİNLERCİLİK
- OBSKÜRANTİZM ile/değil/yerine/= KARARTMACILIK
- OBSOLESCENCE OF CAPITAL GOODS[İng.] ile/||/<> BATTALLAŞMA
( Sermaye mallarının fiziksel olarak yıpranmalarından çok teknolojik gelişme sonucunda eskimeleri )
( OBSOLESCENCE OF CAPITAL GOODS )
- OBSTRÜKSİYON | ENGELLEME ile/||/<> ENGELLEME
( Karşı takım oyuncusunun önüne geçerek onun serbestçe devinimine engel olma Karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma İstek gereksinme ya da bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi Yarış içinde bir koşucunun ilerlemesine engel olma yasak davranışlardan yavaşlatma Yabancı bir özdek ile tezgenin çalışmasını önieyip tepkimedeki etkisini azaltma Bir faaliyeti ya da olayı kontrol etme ya da durdurma İnhibisyon )
( OBSTRUCTION | BLOCKING | FRUSTRATION | INHIBITION )
( EMPÊCHE | INHIBER, INHIBITION | INHIBITION )
( OBSTRUKTION | HEMMUNG, INHIBITION | VERBOT )
( INHIBIRE: ENGEL OLMAK )
- OBSTRÜKSİYON[Fr. < OBSTRUCTION] ile/değil/yerine/=/||/<> ENGELLEME
- OBTÜRATÖR, IŞIK KESİCİ | ÖRTÜCÜ ile/||/<> ÖRTÜCÜ
( Sinema Alıcı ya da göstericide pencere önündeki resim yerini kendinden sonraki resme bırakırken ışık kaynağı ile film arasına girerek ışık demetinin film üzerine düşmesini önleyen böylelikle filmin aşağıya doğru devinimini saklayan parça fotoğrafçılık Belirli ışıklama süreleri elde etmek için fotoğraf makinelerinde bulunan mekanik düzen )
( SHUTTER | WINDOW, APERTURE, FILM GATE )
( OBTURATEUR | FENÊTRE )
( VERSCHLUSS, KAMERAVERSCHLUSS, PROJEKTORVERSCHLUSS | FILMFENSTER, BILDFENSTER )
( OTTURATORE )
( ΚΛΕΊΣΤΡΟ / κλείστρο )
- OBTÜRATÖR, IŞIK KESİCİ | ÖRTÜCÜ ile/||/<> PENCERE
( Sinema Alıcı ya da göstericide pencere önündeki resim, yerini kendinden sonraki resme bırakırken, ışık kaynağı ile film arasına girerek, ışık demetinin film üzerine düşmesini önleyen, böylelikle filmin aşağıya doğru devinimini saklayan parça. @@ fotoğrafçılık: Belirli ışıklama süreleri elde etmek için fotoğraf makinelerinde bulunan mekanik düzen. )
( SHUTTER | WINDOW, APERTURE, FILM GATE~WINDOW, APERTURE, FILM GATE | INLIER | WINDOW )
( OBTURATEUR | FENÊTRE~FENÊTRE | FENETRE )
( ...~FENESTRA )
( VERSCHLUSS, KAMERAVERSCHLUSS, PROJEKTORVERSCHLUSS | FILMFENSTER, BILDFENSTER~FILMFENSTER, BILDFENSTER | FENSTER )
( OTTURATORE~FINESTRA )
( ΚΛΕΊΣΤΡΟ / κλείστρο~ΠΑΡΆΘΥΡΟ / παράθυρο )
- OBTÜRATÖR[Fr. < OBTURETEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRTÜCÜ
- OBTURATORİUS[İng. < OBTURATORIUS] ile/değil/yerine/=/||/<> OBTURATORYUS
( Tıkanmış )
- OBUA/HAUTBOİS[Fr. < HAUTBOIS] ile/||/<> SAKSAFON/SAXOPHONE[Fr. < SAXOPHONE]
( Orkestrada çift kamışlı altı delikli on anahtarlı tahtadan yapılmış üflemeli çalgı )
- OBUA ile OBUACI
- ÖBÜR/ÖTEKİ DİLLER ile/ve/<>/değil/yerine TÜRKÇE
( [not] OTHER LANGUAGES vs./and/<>/but TURKISH )
- ÖBÜR ile ÖBÜRÜ ile ÖBÜR GÜN ile ÖBÜR DÜNYA
- OBURCA ile/||/<> OBURCASINA
- OBURLAŞMAK ile OBUR/LUK ile OBURCA
- OBURLUK YAPMAK ile OBUR ile OBURLUK
( GLUTTONIZE vs. GLUTTONOUS vs. GLUTTONY )
( شکم پرستي کردن ile شکمو ile پر خور ile شکم پرست ile شکم پرستي ile پر خوري ile پرخوري )
( SHKAM PARESTY KARDAN ile SHKAMO ile PAR KHOR ile SHKAM PAREST ile SHKAM PARESTY ile PAR KHORY ile PORKHORY )
- OBUS[Fr. < OBUS] ile/değil/yerine/=/||/<> OBÜS
( Tank biçiminde ya da kamyon jip vb bir araçla taşınabilir türleri olan yüksek ve alçaktan mermi atabilen orta menzilli kısa namlulu ateşli silah Bu ateşli silahın mermisi )
- OBUZ ile/||/<> ...
( su kaynağı akarsuların toprakta oluşturduğu yarık çay ve ırmakların geçtiği dar boğaz iki sırt arasındaki çukur Orta Türkçede opuz basık düz yer olarak geçer Clausona göre ED 1617 Türkçe ob opyutmak kökünün bir türevidir Yerel ağızlarda kullanılan öp toprak çökmek ya da kaymak kökü de düşündürücüdür Räsänen V 508b Brockelmanna uyarak ubuz biçimini vermiştir )
- OBUZ ile OY OBUZ ile OBUZLUG
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Engebeli, bozuk arazi. İLE Sarp arazi. İLE Arazisi sarp olan ülke. )
- OBZERVASYON/OBSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZLEM
- OC DİLİ ile/ve OIL DİLİ ile/ve Sİ DİLİ
- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD
( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )
- OCAK ÇEKİRGESİ ile/||/<> OCAK ÇEKİRGESİ
( Düzkanatlılardan ortalama 15 mm boyunda olan kumaş kâğıt kitap şeker ve hamurlu besin maddelerine de saldıran gececi sıcak sever sarımsı bir böcek türü Ses ve biçim benzerliğinden dolayı tarlalarda yaşayan cırcırböceğinin adıyle de anılır Cırlak da denir Gryllus domesticus Eklembacaklı hayvanlardan böcekler İnsecta sınıfının düzkanatlılar Orthoptera takımına giren bir tür Uzunluğu 2 cm Koyu sarı renklidir Büyük başlı ve kısa kanatlı olur Ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkartır Ocak ve fırınlarda tuğların arasında yaşar Böcekler Insecta sınıfının düz kanatlılar Orthoptera takımından 2 cm kadar uzunlukta koyu sarı renkli büyük başlı ve kısa kanatlı ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkaran ocak ve fırınlarda tuğlaların arasında yaşayan bir tür )
( HEARTH CRICKET )
( GRILLON DOMESTIQUE )
( HAUSGRILLE )
( GRYLLUS DOMESTICUS )
- OCAK ile ...
( HANEDAN | BEKTÂŞİYE'DE, OCAĞIN SAĞINDA VE SOLUNDA SEYYİD ALİ VE HORASAN POSTU VARDIR )
- OCAK ile FIRIN
( COOKSTOVE/RANGE vs. OVEN )
- OCAK ile HOBİ
( HOB vs. HOBBY )
( سنبه قالب ile گل ميخ زدن ile کار ذوقي ile سرگرمي )
( SANBEH GHALEB ile GOL MYKH ZADAN ile KAR ZOGHY ile سرگرمي )
- OCAK ile KUCAK ile TUZAK
( ... ile ... ile DÂM )
- OCAK ile KÜLHAN[Fars.]/CEHENNEMLİK
( ... İLE Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak. )
(
)
- OCAK ile/||/<> OCAK
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( FORNAX, FOR, FORNACIS )
( FOURNEAU, FOURNEAU CHIMIQUE | FOURNEAU )
( CHEMISCHER OFEN )
( FORNAX )
- OCAK ile PARSEL[Fr. < PARCELL]
- OCAK ile/ve/||/<>/> SOFRA
- OCAK ile/||/<> SON KÂNUN ile/||/<> İKİNCİ KÂNUN
- OCAKBAŞI ile/||/<> ...
( Osmanlı sarayında pişirdikleri yemeklere göre kebapçı pilavcı gibi adlandırılan aşçı öbeklerinden herbirinin başı olan kişi )
- OCAK-I BEKTÂŞİYAN ile ...
( YENİÇERİ OCAĞI. KURUCUSU HACI BEKTÂŞ-I VELİ OLDUĞUNDAN, YENİÇERİLERİN BAŞLARINA GİYDİKLERİ HACI HÜNKÂR'IN HIRKASININ KOLUDUR )
- OCAKLI ile/||/<> HALK SAĞALTMANLIĞI
( Hastalıkları doğaüstü yöntemlerle sağaltma gücünde olduğuna inanılan erkek ya da kadın sağaltıcı halk sağaltmanlığı yeniçeri )
( MEDICINE MAN )
( MEDIZINMANN )
- OCAKLI ile/||/<> PAŞMAKLIK/ARPALIK
( Osmanlı`da gelirleri kale koruması ve tersane giderlerine ayrılan topraklar. İLE/||/<> Osmanlı'da evlenen hanedan üyesi kızlara ya da padişahın eşlerine verilen miri araziler. Gelirleri padişah kızlarına, annesine ve eşlerine ayrılan toprak. )
- OCAKLIK DEMİRİ ile/||/<> CANKURTARAN DEMİRİ
- OCAKLIK ile/değil/yerine/=/||/<> OCAK | MUTFAK
( ocaklık demiri ocaklık punteli ocak Bir yapının temelini ya da çatısını oluşturan büyük kereste temel direği mutfak Baca bacanın tabanı Osmanlı Devleti nde sınırları koruması ve gerektiğinde orduya asker göndermesi şartıyla gelirinden yararlanması için bir kimseye verilen ve babadan oğula ya da aileye kalan toprak )
- OCAK/LIK ile OCAKLI ile OCAKÇI/LIK ile OCAKSIZ ile OCAK KATI ile OCAK KAŞI ile OCAK TAŞI
- OCAKLIK ile/||/<> OCAKLIK
( Bir yerin gelirinin ölümünden sonra kalıtçılarına da geçmek koşuluyle bir kimseye verilmesi yöntemi I Mutfak Gaziantep II Ocak Mamatlar Eğridir Isparta )
- OÇAK/OÇAQ ile/ve/||/<>/> OÇAKLIK/OÇAQLIK
- PİŞİRME:
OCAKTA ile/ve FIRINDA ile/ve GÜNEŞİN ISITTIĞI TAŞTA
- OCCHİO[İt. < OCCHIO] ile/değil/yerine/=/||/<> LOÇA
( Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında çıpayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik )
- OCCIPITAL LOBE[İng.] ile/değil/yerine/= ARTKAFA LOBU
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCIPITAL LOBE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİPİTAL LOP
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCULTATION[İng.] ile/||/<> OCCULTATION[Fr.] ile/||/<> BEDECKUNG[Alm.] ile/||/<> ÖRTÜLME
( Bir gökcisrminden gelen ışığın bakış doğrultumuz ile bu cisim arasına giren başka bir gökcismi tarafından kesilmesi bir yıldız ya da gezegenin Ay tarafından örtülmesi )
( OCCULTATION )
( OCCULTATION )
( BEDECKUNG )
- OCCUPATIONAL DISEASE[İng.] ile/değil/yerine/= MESLEK HASTALIĞI
- OCEANOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= OŞİNOGRAFİ
( Okyanusların fiziksel ve kimyasal özelliklerini, okyanuslarda yaşayan canlı türlerini, okyanusların oluşumlarını ve gelişimlerini inceleyen bilim dalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCHRE[İng.] ile/||/<> OCRE[Fr.] ile/||/<> OCKER[Alm.] ile/||/<> TOPRAK RENGİ | TOPRAK SARISI
( Resim okhros solgun sarı Kilrengi bu renkteki boya a toprak sarısı )
( OCHRE )
( OCRE )
( OCKER )
- OCT/OKT/OPTİK KOHERENS TOMOGRAFİ OPTIC COHERENCE TOMOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRME EŞEVRELİ KESITÇEKİM
- OCTANE[Fr. < OCTANE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTAN
( Formülü C H olan doymuş hidrokarbonlara verilen ad )
- OCTANT[Fr. < OCTANT] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTANT
( Yıldızların birbirlerine olan uzaklıklarını ya da ufuk çizgisinden o C lik yükseklikteki yıldızları gözlemeye yarayan alet Dairenin sekizde biri )
- OCTAVE[Fr. < OCTAVE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTAV
( Sekiz sesten oluşan ses dizisinde kalın do sesiyle ince do sesi arasındaki uzaklık )
- OCTAVE[Fr.] ile/||/<> OKTAV[Fr. < OCTAVE]
( fizik )
( OCTAVE )
- OCTROİ[Fr. < OCTROI] ile/değil/yerine/=/||/<> OKTRUA
( Şehre giren bazı mallardan alınan vergi )
- ÖCÜ ile/||/<> UMACI
- OCULAİRE[Fr. < OCULAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> OKÜLER
( Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi )
- ÖD AĞACI ile KARTAL AĞACI
( Dulaptalotugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tropik bölgelerde yetişen, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç. | Tütsü. | Tesbih yapılır. İLE Dulaptal otugillerden, Hindistan'da yetişen, odunu öd ağacı gibi kokan bir ağaç. )
( AQUILLARIA AGOLIOCHIA cum ... )
- ÖD/SAFRA KESESİ/ÖD KİSESİ[Azr.]/KİSE SAFRA[Fars.]/ÖT GABY[Kazak.]/GALL BLADDER[İng.] ile/||/<> SİDİK/İDRAR KESESİ
( ... ile MESÂNE )
( ... ile ÂB-DÂN )
( GALL BLADDER vs. URINARY BLADDER )
- ÖD YOLU | KOLEDOK[Fr. < CHOLÉDOQUE] ile/||/<> ...
( CHOLÉDOQUE )
- OD ile KIVILCIM
( ... ile ŞERARE[çoğ. ŞERER] )
( ÂTEŞ ile ÂYİJ, ÂYÎJEK )
( FLAME vs. SPARK )
( TEJAS ile ... )
- OD ile/||/<> OD
( 1 Eski Yunan ve Latin yazınında ezgilenmek üzere yazılan bir koşuk türü 2 Batı yazınında Dizelerin ölçüsü ve sayısı eşit olan bağlamlardan oluşmuş koşuk 1 Eski Yunan ve Lâtin edebiyatında ezgilenmek üzere yazılan her koşuk çeşidi 2 Şimdiki Batı edebiyatında Dizelerinin ölçüsü ve sayısı eşit olan dönülerden meydana gelmiş koşuk )
( ODE )
- ÖD ile ÖD AĞACI ile ÖD KANALI ile ÖD KESESİ
- OD ile OD OCAK
- ÖD ile ÖD ile ÖT
( Safra. İLE Hz. Muhammed'in ruhaniyetine işarettir. İLE Kuşların ötmesi. | [argo] Konuşmak/konuşturmak, itiraf etmek/ettirmek[ötmek/öttürmek]. )
- OD ile/||/<> ORTA DALGA
( orta dalga Absorbans Dalga boyu 200600 metre arasında değişen dalga küçük dalga )
( OPTICAL DENSITY )
- OD ile/ve/=/||/<>/< OT
( Ateş. İLE/VE/||/<> Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler. | Ateş. )
( FIRE vs./and/=/||/<>/< GRASS/HERB )
- ODA HİZMETÇİSİ ile/||/<> ORTA HİZMETÇİSİ
( Hizmet gören kimse Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın işçi )
- ODA KAPISI ile/||/<> HASTANE ODASI KAPISI
- ODA KETHÜDASI ile/||/<> ...
( Yaya ortalarında yayabaşından sonra gelen görevi yeniçeri ağalarının bakım ve temizliğiyle ilgilenmek kul oğlanlarını korumak suç işleyenleri cezalandırmak olan görevli )
- ZIMMERTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= ODA SICAKLIĞI
- ODA ile/ve/||/<> AYVAN
( ... İLE/VE/||/<> Balkon, salon. | Bir tarafı dşarı açık olan oda. )
- ODA ile KOĞUŞ
( ROOM vs. WARD )
- ODA ile KÖY ODASI
( ... İLE Köylülerin çeşitli toplantılar yaptığı ya da konukların köyde kalması için hazırladıkları yer. )
- ODA ile/değil/yerine/=/||/<> KÖY ODASI | DAİRE
( odabaşı oda çeşmesi oda hapsi oda hizmetçisi oda kethüdası oda müziği oda spreyi art oda başoda karanlık oda kozmik oda ön oda arz odası basınç odası bekâr odası bekleme odası beslenme odası çalışma odası çubuk odası doğum odası etüt odası halk odası hamam odası intizar odası kabul odası köy odası kumanda odası makam odası makine odası makyaj odası misafir odası müzik odası oturma odası reji odası rejisörlük odası sanayi odası sandık odası soyunma odası tecrit odası ticaret odası yatak odası yemek odası yer odası yük odası Evin ya da herhangi bir yapının oturma çalışma yatma gibi işlere yarayan banyo salon giriş vb dışında kalan bir ya da birden fazla çıkışı olan bölmesi göz Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik Yeniçeri kışlası köy odası daire )
(1996'dan beri)