Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 94.244 başlık/FaRk ile birlikte,
94.244 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(302/378)


- SÉSAME[Fr.] ile/||/<> SUSAM[Ar. < SİSÂM]

( botanik )

( SÉSAME )


- PHONETICS[İng.] ile/değil/yerine/= SESBİLGİSİ


- SESBİLİM ile ...

( PHONOLOGY )


- SESBİLİMSEL KOŞULLANMA ile ...

( PHONOLOGICAL CONITIONING )


- SESBİLİMSEL ÖLÇÜT ile ...


- SESBİRİM/FONEM ile SESBİLİM/FONOLOJİ ile FONETİK

( Selen düzeni/birimi. İLE Konuşma. )


- SESÇİL ALFABE ile/||/<> SESÇİL ALFABE

( Derleme fonetik yazı sesçil yazı sesçil çevriyazı Konuşmanın ses özelliklerini belirten alfabe Seslerin en ince ayırtlarını gösteren alfabe Konuşmadaki bütün ses özelliklerini yazıya aktarabilmek için kullanılan ve yazı dili alfabesine oranla çok daha fazla özel ünlü ve ünsüz işaretlerine sahip olan alfabe türü )

( PHONETIC ALPHABET )

( ÉCRITURE PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONÉTIQUE | ALPHABET PHONETIQUE )

( LAUTSCHRIFT | PHONETISCHES ALPHABET )


- SESÇİ/LİK ile SESÇİL ile SESÇİL YAZIM ile SESÇİL ALFABE


- SESİ KAYDETMEĞE MAHSUS KISIM, SES KAYDEDİLEN YER, SES PİSTİ, SES BANDI | SES YOLU ile/||/<> SES YOLU

( Sinema 1 Bir ses kuşağında yer alan ve ses imlerini taşıyan bir ya da birkaç daracık yol 2 Sesli filmlerde görüntü kuşağının bir ya da birkaç yerinde bulunan ve ses imlerini taşıyan yollar Ciğerlerden gelen havanın her sesin özelilliğine göre değişik işlemlerle dil seslerine dönüştürülmesi sırasında nefes borusu vasıtasıyle geçtiği yollar Gırtlak boğaz ağız kanalı geniz burun boşluğu Azerbaycan Türkçesi näfäs yolu Türkmen Türkçesi hova yoolı Gagauz Türkçesi soluk yolu sesyolu Özbek Türkçesi nafas havó yoli Uygur Türkçesi B hava eqimi D näpäsyoli hawa yulı Başkurt Türkçesi hawa yulı hawa ötegen yol Krç Malk tawuş hawa çıkgan col Nogay Türkçesi ses yolı Kazak Türkçesi dıbıs jolı Kırgız Türkçesi aba agımı Alt key tolı Hakas Türkçesi kiinîň çolı tapsag çolı Tuva Türkçesi agaar oruu Türkçesi çel çolı Rusça put vozduha )

( SOUND TRACK, TRACK )

( PISTE (SONORE) )

( TONSPUR, SPUR )


- SESİ YÜKSEK OLMAK/OLAN ile/değil SÖZÜ YÜKSEK OLMAK/OLAN


- SESİMİZİ:
DOĞRUDAN DUYMAK ile/ve/||/<> KAYIT ARACINDAN DUYMAK

( Ses Kaydımızı Dinlediğimizde Sesimizi Neden Kendi Duyduğumuzdan Farklı Algılarız?

Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerler ve iç kulaktaki koklea olarak adlandırılan salyangoz biçimindeki yapıda bulunan tüy hücreleri tarafından algılanır. Tüy hücreleri, ses dalgalarını, sinir iletilerine dönüştürür. Bu sinyaller, sinir hücreleri tarafından beyne iletilir ve böylece ses duyulmuş olur.

Kendi ses kaydımızı dinlediğimizde, çoğunlukla duyduğumuz sesten rahatsız olur ve kayıttakinin kendi sesimize benzemediğini düşünürüz. Çünkü, normalde kendi sesimizi iki biçimde algılarız. Konuştuğumuzda oluşan ses dalgaları öteki dış kaynaklı sesler gibi havada yayılırken kulağımıza ulaşır ve kokleadaki tüy hücreleri tarafından algılanır. Ancak, ses dalgalarını oluşturan ses telleri titreştiğinde, bu titreşimler, boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler tarafından da iletilir. Kokleaya ulaşan bu titreşimlerin frekansı havada yayılan sesin frekansından daha düşüktür. Kendi sesimizi bu iki farklı yoldan ulaşan ses dalgalarının birleşimi biçiminde algılarız.

Ses kayıt araçları, sadece havada yayılan ses dalgalarını algıladığı için sesimizin vücudumuzun içinde iletilen bileşenini duyamamış oluruz. Dışarıdan gelen sesleri engelleyen kulaklıkları taktığımızda ise sadece "kendi iç sesimizi" algılarız. )


- SESİMİZİ YÜKSELTMEK ile/değil/yerine/>< SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTMEK


- SESİN:
YERİ ile/ve/<> UZAKLIĞI

( Kişiler, 0.00003 saniye gibi çok kısa bir zaman farkını algılayabilir. Ses dalgası, önce sesin kaynağı yönünde olan kulağa ve kısa bir zaman sonra da öbür kulağa ulaşır. Aradaki zaman farkı, sesin kaynağının hangi yönde algılanacağını belirler. )

( SOUND'S: PLACE vs./and/<> DISTANCE )


- YÜKSELTMEK:
SESİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜNÜ


- SESQUI-[İng.] ile/değil/yerine/= SESKİ-


- SESQUICARBONATE[İng.] ile/değil/yerine/= SESKİKARBONAT


- SESQUICHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SESKİKLORÜR


- SESQUIOXIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SESKİOKSİT


- SESQUITERPENER[İng.] ile/değil/yerine/= SESKİTERPENLER


- SESLEME ile/||/<> SESLEME

( Konuşma düzenindeki ses değeri Konuşma düzenindeki ses değeri Bir tümcenin ton başlangıcı giriş biçimi ve etkenidir Ses ergenleri yardımıyla sesler çıkarma )

( INTONATION | MODULATION OF THE VOICE )

( INTONATION | INTONATION | PHONATION )

( TONANSATZ, INTONATION | STIMMUNG )


- SESLEMEK ile SESLENMEK ile SESLETMEK ile SESLENDİRMEK ile SESLENEBİLMEK ile SESLENDİRİLMEK ile SESLEM


- SESLENDİREBİLMEK ile SESLENDİRİCİ/LİK


- SESLENDİRME ile SÖYLEME

( Aktarım. İLE Kendinden. )

( GET VOICED vs. SAYING )


- SESLİ DÜŞÜNME ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME


- SESLİ ile/||/<> SESLİ

( Açınıklara ve ötümlü olan abanıklara denir )

( AUDIBLE )

( VOISÉ )


- SESLİ ile TEK SESLİ

( ... İLE Benzer seslerin kullanılmasıyla yapılan (müzik vb.). | Değişik düşünceler dile getirilemeyen (ortam, toplum). )


- SESLİ/LİK ile SESLİK ile SESLİKÇİ ile SESLİ TAŞ ile SESLİ FİLM ile SESLİ HARF ile SESLİ OKUMA ile SESLİ UYUMU ile SESLİ DUYURU


- SONOMETER[İng.] / SONOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SESÖLÇER


- SESÖTESİ | ULTRASON ile/||/<> ULTRASON[Fr. < ULTRASON]

( 20 Herz ile 10 MegaHerz arasındaki olan ve insan kulağının işitemediği ses dalgaları ultrases )

( ULTRASOUND )

( ULTRASON )


- SESSEL YİNELEME ile/ve/||/<> İKİLEME

( Herhangi bir noktayı vurgulamak amacıyla kullanılır. İLE/VE/||/<> Daha çok bazı sayısal durumları anlatmak amaçlı değerlendirilir. )

( Ayrı ayrı yazılır. İLE/VE/||/<> Yan yana ve aynı sözcüklerin yazılmasıyla. )

( Farklı sözcüklerin birbirine uyumu kapsamında öne çıkar. İLE/VE/||/<> Aynı sözcüğün tekrar etmesi üzerinden değerlendirilir. )


- SESSILE[İng.] ile/||/<> SAPSIZ

( Geniş bir tabanla bağlanan sap gövde veya pedisel içermeyen bulunduğu yere doğrudan geniş tabanla tutunan veya oturan sesil )

( SESSILE )


- SESSION-BRIDGE -ile/ve/||/<>


- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET

( Para. İLE/VE Yöneticiler. )

( QUIET JUSTICE vs./and VOICED JUSTICE
Money. WITH/AND Directors. )


- FİLM:
SESSİZ ile/ve/||/<>/> SESLİ


- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK

( Kırıldığımızı anlamıyorsa. İLE/VE/||/<>/> Sessizliğimizden de kırıldığımızı anlamıyorsa. )


- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK

( (")Kırıldıysak.(") İLE/VE/||/<>/> Kırıldığımızı anlamıyorsa. )


- SESSİZ ile/||/<> YANLIŞ ANLAM

( Sessiz aynı amino asit İLE yanlış anlam farklı. )

( Formül: Synonym İLE missense )


- SESSİZ/CE ile/ve/||/<>/> SİNSİ/CE


- SESSİZLEŞMEK ile SESSİZLEŞTİRMEK ile SESSİZ/LİK ile SESSİZCE ile SESSİZ FİLM ile SESSİZ HARF ile SESSİZ OKUMA ile SESSİZ UYUMU ile SESSİZ SEDASIZ ile SESSİZ YÜRÜYÜŞ


- SESSİZLEŞME/SUSKUNLAŞMA:
DİNLEYENİMİZ OLMADIĞINDA ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAYANIMIZ OLMADIĞINDA


- SESSİZ/LİK ile/ve DİNGİN/LİK

( QUIETNESS vs./and INERTIA )


- SESSİZLİK ile FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİĞİ


- SESSİZLİK ile/ve/<> SİZSİZLİK


- SESSİZLİK ile/ve YALNIZLIK

( Bazıları için ve/ya da bazı dönemler, sessizlik en büyük ses, yalnızlık en içten dosttur. )


- SES'TE/SELEN'DE:
YÜKSEKLİK/PERDE ile/ve ŞİDDET ile/ve TON


- SET OF FISHING LINE[İng.] ile/||/<> OLTA TAKIMI

( Olta ipi beden köstek ve iğneyi bir arada bulunduran avlanma yeteneği olan vasıtadır iğne zoka iskandil köstek beden fırdöndü orta mantarı ve diğer kısımlardan oluşan malzeme bütünü )

( SET OF FISHING LINE )


- SET ile/||/<> BALKON

( Mimarlık Çevresi duvarlı üstü düz yerden yüksek yer a balkon pekent jeoloji set Sinema Sinemalarda salonun dip yanında yer alan yüksekçe ve ileriye doğru çıkıntılı bölüm Mimarlık Giriş katı üstündeki katlarda yapı bedeni içinde ya da dışarı bir çıkıntı olarak yapılan önü açık bölüm Cumbanın önü açık olanı a cumba şahniş hayat sergâh Mimarlık Yapıların yerkatı üstündeki katlarında anaduvarların dışına sokağa doğru çıkıntı yapmış oda Cumbaların üstü örtülü önü açık ya da kafeslidir a balkon şahniş İtal balcone Az balkón kelimesi de İtalyancadan alınmıştır Barbera Elementi 77 )

( SET )

( TERRASE | BARRIÈRE )

( TERRAINSOCKEL )

( BALCONE )


- SET[Ar.] ile SET[İng.]

( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )


- SET ile SET ÜSTÜ OCAK


- ŞETARET[Ar. < ŞEṬĀRET] ile/||/<> ŞENLİK


- ŞETARET ile ŞETARETLİ


- SETİK ile/||/<> İNCE BULGUR

( ince bulgur Kökünü bilmiyoruz )


- SETILOSE[İng.] ile/değil/yerine/= SETİLOZ


- ŞETİM[Ar. < ŞETM] ile/||/<> SÖVME


- ŞETM[Ar.] ile SEFEH[Ar.]


- SETR (ETMEK) ile BERTARAF (ETMEK)


- SETR/SÜTRE/SUTRE[Ar.] ile HİCÂB[Ar.] ile GITÂ'[Ar.]


- SETR ile KÜFR


- SETR ile SEDR


- SETRETMEK ile SETRE


- SEUL ile ...

( BAŞKENT [Kore dilinde] )


- ŞEV ile/||/<> GLACIS[Fr.] ile/||/<> EĞİNTİ

( coğrafya )

( GLACIS )


- ŞEV ile ŞEVK ile ŞEVKLİ/LİK ile ŞEVKSİZ/LİK


- SEV ile/ve SEVMİYORSA

( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )


- ŞEVÂ ile ...

( Alın ve kafa derisi. | Baş, el, ayak gibi uzuvlar. )


- SEVÂB[Ar.] ile ECR[Ar.]


- SEVÂB[Ar.] ile 'IVAZ[Ar.]


- ŞEVÂÎL[Ar. < ŞÂİLE] ile ŞEVÂÎR[Ar. < ŞÂİRE]

( Ateş alevleri. İLE Bayan şairler. )


- ŞEVÂKİL[çoğ. ŞAKİLE/SAKİLE] ile SAKİLE/SAKÎLE

( Yol. Tarik. Meslek. | Yaratılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Birinin temel özelliği. @@ Ağır olan. )


- SEVÂMM[Ar. < SÂMME] ile SEVÂİM[Ar. < SÂİME]

( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )


- SEVÂMM[Ar. < SÂMME] ile SEVÂİM[Ar. < SÂİME]

( Zehirli hayvan/lar. İLE Çayıra boşu boş olarak salıverilen hayvanlar, otlak hayvanı. | Zekât hesabına katılan çift tırnaklı hayvanlar.[koyun, keçi, sığır, deve vs.] )


- SEVÂNÎ[Ar. < SÂNİYE] ile SEVÂNİH[Ar. < SÂNİHÂ]

( Saniyeler. | İkinci derece şeyler. İLE İçe doğan şeyler. )


- SEVAP ile/ve ECİR


- SEVAP ile/ve GÜNAH/VEBÂL

( Hayıra uygun olan. İLE/VE Benliğine öncelik vermek. )

( Sevabın anlamı, anlayıp öğrenmektir. )

( En güzel sevap, anlamaktır. )

( Günahlarımız aklımıza yazılı, vicdanımıza kazılıdır. )

( SA'BE: İsabet. )

( Kişinin en kolay işlediği günah, en büyük günahıdır. )

( Sevap sözcüğüyle, elbise anlamına gelen "Sevb" sözcüğü aynı köktendir. Sevap, "manevi elbise" demektir. )

( Sevabın amacı, bilgi, ilim ve aşktır. )

( Sevap, yapılan şeyin anlamını anlamak, bir işi bilerek yapmaktır. )

( En güzel sevap, anlamaktır. )

( Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle. )


- SEVAP/"SEVABIYLA" ile/ve/değil SAVAB(DOĞRU)/SAVABIYLA(DOĞRUSUYLA)


- SEVAP ile/değil SAVAB


- SEVDÂ ile SEVGİ

( PASSION vs. LOVE )


- SEVDALANMAK ile SEVDA ile SEVDACI/LIK ile SEVDALI/LIK ile SEVDASIZ/LIK


- SEVDALI ile/ve MERAKLI


- SEVDÂN ile ...

( İKİ SİYAH [SU VE HURMA] )


- SEVDANIN İÇİNDE ile/ve/||/<> YAŞAMIN İÇİNDE

( Ayrılık. İLE/VE/||/<> Yalnızlık. )


- SEVDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVEBİLECEĞİMİZ


- SEVDİĞİN ile/değil/yerine GÜVENDİĞİN


- (SEVDİĞİN)(BİR ŞEYİ)TOK KARNINA YEMEK ile/yerine AÇKEN (KARARINCA) YEMEK


- SEVDİĞİNE "İTAAT" ile/ve/||/<> "İTAAT ETTİĞİNİ" SEVMEK


- SEVDİĞİNE KAVUŞAMAMAK ile/ve/||/<> KAVUŞTUĞUNU SEVEMEMEK


- SEVDİĞİNİ:
"SÖYLEYEN" ile/ve/değil/||/<>/> GÖSTEREN


- SEVDİKLERİMİZ VE VEFÂT EDENLER İÇİN:
AĞLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAMAK


- SEVDİRMEK ile SEVDİRTMEK ile SEVDİREBİLMEK


- SEVECEN/LİK ile SEVECENCE


- SEVENE ile/ve/||/<> SEVMEYENE

( Hay hay. İLE/VE/||/<> Bay bay[İng. < bye bye] )


- SEVENTH ART[İng.] ile/||/<> SEPTİÈME ART[Fr.] ile/||/<> SIEBENTE KUNST[Alm.] ile/||/<> YEDİNCİ SANAT

( Sinema İtalyan asıllı Fransız eleştirmeni Canudonun güzel sanatların geleneksel altı dalına kattığı sinema sanatını anlatmak için kullandığı deyim sinema sanatı )

( SEVENTH ART )

( SEPTIÈME ART )

( SIEBENTE KUNST )


- SEVERANCE PAY, DISMISSAL PAY[İng.] ile/||/<> KIDEM TAZMİNATI

( Bir işyerinde enaz bir yıl olmak üzere belli bir süre çalışmış olan işçiye çalışma süresine bağlı olarak hizmet sözleşmesinin iş kanununda belirlenmiş koşullarla sona ermesi durumunda işveren tarafından ödenen para )

( SEVERANCE PAY, DISMISSAL PAY )


- SEVERITY[İng.] ile/||/<> ÖNEM

( SEVERITY )


- SEVFE[Ar.] ile SİN[Ar. < SE-YEF'ALU]


- SEVGİ BAĞLARININ:
BOZULMASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< KURULMASI

( bkz. John Bowlby )


- [SEVGİ] DAHA ÇOK ile/değil AYRI (AYRI)


- SEVGİ:
EDÂ ile/ve/||/<>/> SEDÂ


- SEVGİ GÜLÜCÜĞÜ ile GÜLÜMSEME


- SEVGİ:
İNSAN İÇİN ile/ve ALLAH İÇİN

( Gereksinimdir. İLE/VE Hak(k)'tır. )

( Hakk İnsan"da, İnsan Hakk'ta. )


- SEVGİ/MUHABBET VE SAYGILI OLMAMAK/SAYGISIZLIK/HÜRMETSİZLİK ile/yerine MUHABBET VE SAYGI/HÜRMET

( Önceki halden daha kötü duruma getirir. İLE/YERİNE Muhabbetsiz saygı, bir yere ulaştırmaz fakat kişiyi de bozmaz. )


- SEVGİ-SAYGI ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI-SEVGİ

( LOVE-RESPECT vs./and RESPECT-LOVE )


- SEVGİ-SAYGI ile/ve/<> TESLİMİYET

( LOVE-RESPECT vs./and/<> SUBMISSION )


- SEVGİ:
SIRADIŞI/ABARTILI ŞEYLER YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE/DİKKAT İLE VE İNCELİKLE/RİKKAT İLE YAPMAK


- SEVGİ:
TESELLİ ile/ve/değil/||/<>/>/< TECELLİ

( Sevilince. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sevince. )


- SEVGİ:
"YEĞLEME ya da SEÇİM ya da BAĞIMLILIK" ile/değil/yerine/!=/>< KOŞULSUZLUK

( Sevgi, ne yeğleme, ne seçim, ne de bağımlılık konusudur. Her şeyi sevilmeye değer ve sevilebilir kılan bir olanak ve güçtür. )

( The love is which is neither prefer or choice, nor attachment. But a power and possibility which makes all things love-worthy and lovable. )


- SEVGİ ile/ve/<>/değil ALIŞKANLIK

( LOVE vs./and/<>/değil ADDICTION )


- SEVGİ ile/ve/<> ANLAYIŞ

( Anlayış, zihnin çiçek açmasıdır. )

( Anlayış, özgürlüğe götürür. )

( "Anlayış yoluyla özgürleşme" kadim ve basit bir yoldur. )

( Hiçbir çaba ve uğraş, bizi öz var oluşumuza götüremez. Sadece anlayış berraklığı götürebilir. )

( Doğru anlayış tek çaredir, ona istediğiniz adı verin. O en ilk ve en son öğretidir, çünkü o zihnin gerçek doğasıyla meşguldür. )

( Değeri olan hiçbir şey size dıştan gelmez; konuyla ilgili olan ve belirgin olan ancak sizin kendi duygu ve anlayışınızdır. )

( Anlayışta berraklık düzeyleri ve sevgide yoğunluk düzeyleri vardır, fakat onun nimetleri sonsuzdur. )

( Yanlış anlamalarınızı ortaya çıkarın ve onları terk edin, hepsi bu kadar. )

( Understanding leads to freedom. )

( Understanding is the flowering of the mind.
The ancient and simple way of liberation through understanding.
No effort can take you there, only the clarity of understanding.
Right understanding is the only remedy, whatever name you give it. It is the earliest and also the latest, for it deals vs. the mind as it is.
There are levels of clarity in understanding and intensity in love, but its gifts are infinite.
Trace your misunderstandings and abandon them, that is all. )

( LOVE vs./and/<> PARADIGM )


- SEVGİ ile ARAYIŞ

( LOVE vs. SEARCHING/SEEKING )


- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK

( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

( LOVE vs./and DEPENDENCE )


- SEVGİ ile/ve/değil/||/<> BİR BAŞKASINDA, KENDİ


- SEVGİ ile/ve/değil/< ÇEKİM

( İnsanda. İLE/VE/DEĞİL/< Doğada. )

( Önce akım, sonrası bakım. )

( [not] For human. vs./AND/BUT/< In nature. )

( [not] LOVE vs./and/but/< CONJUGATION )


- SEVGİ ile/ve/<> DAYANIŞMA

( LOVE vs./and/<> SOLIDARITY )


- SEVGİ ile/ve DİKKAT

( LOVE vs./and ATTENTION )


- SEVGİ ile/ve/<> ENERJİ

( Enerji, içtenlik ve ciddiyetten kaynaklanarak akıp gelir. )

( Enerji, tıpkı ateş gibi yıkıcı değil yapıcı olması amacıyla kontrol edilmelidir. )

( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )

( LOVE vs./and/<> ENERGY
Energy flows from earnestness. )


- SEVGİ ile/ve/||/=/<>/>/< FEDÂKÂRLIK

( Hoş gör sen, boş ver sen! Sevgin kazanır! )


- SEVGİ ile/ve/<> GÜZELLİK

( Sevdiğinden dolayı güzel bulmak, güzel olduğundan dolayı sevmek. )


- SEVGİ ile/ve HAL


- SEVGİ ile/ve HAL

( Sevgi, kesretin, ikiliğin bittiği yerdir. )

( Sevgi zuhur ettikten sonra, ne sen var, ne ben! )

( Sevmek, ihtiyarî değildir! )

( Mal, hal ehlinin, bilenin, sevenin, yararlananındır. )


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİ


- SEVGİ ile/ve/<> İLİŞKİ

( LOVE vs./and/<> RELATIONSHIP )


- SEVGİ ile/ve/<> İŞBİRLİĞİ

( LOVE vs./and/<> COOPERATION )


- SEVGİ ile/>< KÂR

( [Pozitivizm ve kapitalizmin ...] Sevmediği. İLE/>< "Sevdiği". )


- SEVGİ ile/ve/||/<> KAYRA/LÜTÛF/İHSAN

( ... İLE/VE/||/<> Tanrısal. )


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine KOŞULSUZ SEVGİ

( Sevgi, ayırmanın, ayrımların reddidir. )

( Dünyanın eylem durumundaki sevgi olduğunu bir kez anlarsak, ona tamamen farklı bir gözle bakarız. )

( Sevgide, belirli bir düşünce kaynaklı ve/ya da dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu var olabilir fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu ya da olumsuz, her koşulda sevmek vardır. )

( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "KARŞIN'LI/RAĞMEN"li SEVGİ'dir! )

( Ayırd etme, ayrılık "düşünce ve duygusu" olmadığında, buna SEVGİ diyebiliriz. )

( Eğer, ne bir gövde, ne bir zihin, hatta ne de tanık, fakat bunlardan tümüyle öte olduğumuz düşüncesini sürekli taşırsak, zihnimizin berraklığı artacak, isteklerimiz saflık kazanacak; eylemlerimiz, merhametli ve sevecen olacaktır. Bu iç arınması, bizi başka bir dünyaya, gerçek ve korkusuz sevgi dünyasına götürecektir. )

( Sevgide yabancılar yoktur. )

( Sevgide "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )

( Sevgi, yaradılışın önünde gelir. )

( Gerçek ve sevgi, kişinin asıl doğasıdır. Akıl ve gönül, onun paylaşım araçlarıdır. )

( Sevgi, mutluluktan çok, gelişmeyi; bilincin ve var oluşun genişleyip derinleşmesini ister. Bunu her ne engellerse acıya neden olur. Sevgi, acıdan çekinmez. )

( Anlayabiliriz ki bilmek, sevmektir. Sevmek de bilmektir. )

( Kendini ifade etmek, teyit etmek, zorlukları yenmek, sevginin doğasıdır. )

( Sevgi ve sevginin ilham ettiği yapma gücü[irâde] olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. )

( Sevginin doğal sonucu, itaattir. )

( Sever de dinlersek, o da bizi kendine alır. )

( Kişi, sevdiğini omzuna alır da yine de yorulmaz. )

( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez. Düşkünlük ise sevgi değildir. )

( Sevgi, tembel değildir ve berraklık da yönetir. )

( Aşırı "sevgi", boşlama/ihmal doğurur. )

( Sözleri ve davranışları doğru, erdem ve görüş sahibi kişiyi tüm dünya sever. )

( In love there are no strangers. )

( Love is the refusal to separate, to make distinctions.
Once you have understood that the world is love in action, you will look at it quite differently.
Unconditional love is, unless "IF", "BECAUSE", "BUT". ( If you stay vs. the idea that you are not the body nor the mind, not even their witness, but altogether beyond, your mind will grow in clarity, your desires - in purity, your actions - in charity and that inner distillation will take you to another world, a world of truth and fearless love.
Truth and love are man's real nature and mind and heart are the means of its expression.
More than happiness, love wants growth, the widening and deepening of consciousness and being. Whatever prevents becomes a cause of pain, and love does not shirk from pain.
When the sense of distinction and separation is absent, you may call it love.
To know is to love and to love is to know.
Love does not cling; clinging is not love.
Without love, and will inspired by love, nothing can be done.
It is in the nature of love to express itself, to affirm itself, to overcome difficulties.
Love is not lazy and clarity directs. )

( [not] LOVE vs./and/but UNCONDITIONAL LOVE
UNCONDITIONAL LOVE instead of UNCONDITIONAL LOVE )


- SEVGİ ile/ve/<> KUT/SAL

( LOVE vs./and/<> HOLY )


- SEVGİ ile/ve/değil MİNNET


- SEVGİ ile/ve/<> ÖZDEYİŞ

( Özün özü. İLE/VE/<> Özün sözü. )


- SEVGİ ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI

( Zaman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mekân. )

( Sevgi, saygıyla devam eder. )

( Mum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mumun etrafındaki cam/fanus. )

( Hz. Mûsâ. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hz. Îsâ. >
[İkisini de birliğe getiren, Hz. Muhammed.] )

( Koşullu[Hak edene, lâyık olan(lar)a]. İLE/VE/<>/< Koşulsuz[Herkese]. )

( Alev. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fener. )

( Ferâgat ile. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fedâkârlık ile. )

( [Bağlamına/koşullarına göre ...] Yetebilir/yetmeyebilir. | Yetersiz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yeter/yeterli. )

( [en az] %1 olmalı [ve geri kalan her şey] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %99 olmalı! )

( [not] LOVE vs./and/but/||/<>/< RESPECT, REVERENCE )

( ... cum/et/||/<>/< VENERATIO )

( ... ile/ve/||/<>/< JING )


- SEVGİ ile/ve/<> SEÇİM/SEÇİCİLİK

( LOVE vs./and/<> SELECTIVENESS )


- SEVGİ ile SEVGİLİ/LİK ile SEVGİSİZ/LİK ile SEVGİ SELİ


- SEVGİ ile/ve/<> SEVİ/ŞEFKÂT

( İstenç/irâde dışı. İLE/VE/<> İstençli/irâdeli. )

( Şefkatli ol! Bil ki, karşılaştığın herkes, kolay olmayan bir yaşam mücadelesi veriyor. )

( ŞEFKAT: İmbikten geçirilmiş aşk. )

( ... İLE/VE/<> Kişiyi, içeriden, kurtuluşa erdiren. )

( Sadece şefkat, iyileştiricidir. Çünkü, kişinin içindeki tüm hastalıklar, sevginin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. )

( Without will. VS./AND/<> Strong-willed. )

( LOVE vs./and/<> COMPASSION )


- SEVGİ ile/ve/değil/yerine ŞEVK/İŞTİYAK


- SEVGİ ile/ve/||/<> SEZGİ ile/ve/||/<> COŞKU

( LOVE vs./and/<> INTUITION vs./and/<> EXUBERANCE | EBULLIENCE )


- SEVGİ ile/ve/<> SÖZ

( Sizi sevmesem, size söz söyler miyim? )

( Siz beni sevmeseniz, beni dinler misiniz? )

( LOVE vs./and/<> WORD/SPEECH )


- SEVGİ ile/ve/<> TAKDİR

( LOVE vs./and/<> TO APPRECIATE )


- SEVGİ ile TUTKU

( LOVE vs. PASSION )


- SEVGİ ile/ve/<> YAKINLIK

( LOVE vs./and/<> CLOSENESS )

( ... ile/ve/<> APARATVA )


- SEVGİ ile/ve ZORUNLULUK

( LOVE vs./and OBLIGATION )


- SEVGİ:
PLATON'U ile/ve/daha çok/||/<>/< HAKİKATİ

( "Platon'u severim fakat hakikati daha çok severim." - Aristoteles )


- SEVGİDE:
GECE ile/ve/<>/> SABAH

( Senin olsun. İLE/VE/<>/> Benim olsun. )


- SEVGİ/İLGİDE:
ABARTI ile/ve/||/<>/> BOĞMA


- SEVGİLİ ile/ve ÂŞIK

( Sultan. İLE/VE Kul. )

( Âşıksan, o da sana âşık olur. [Âşık-mâşuk ayrımı/farkı da kalmaz.] )

( Sevgili ile başbaşa olana, ağyâr gerekmez. )

( Birbirinin güneşinde ısınırlar. İLE/VE Yanarlar. )

( DAVUD: Sevgili. )


- SEVGİLİ ile METRES


- SEVGİLİ ile/ve SEVDİĞİM

( Kişi, sevdiğinden ne zaman ayrılır?

Onu sevme nedenini, ondan daha çok sevdiği zaman. )


- SEVGİLİNİN:
SÖZLERİ ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZLERİ

( Dürüstlüğün göstergesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Samimiyetin belirtisi. )


- SEVGİLİNİN/MÂŞUK'UN YANAĞI ile/ve ÂŞIĞIN YANAĞI

( Pembe ve/ya da kırmızıya yakındır. İLE/VE Sarıdır. )


- SEVGİLİNİN/BİRİNİN:
"HERŞEYİ OLMAK" ile/değil/yerine HİÇBİR ŞEYİ OLMAK


- [SEVGİLİNLE/EŞİNLE] TEK KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK ile ÇİFT KİŞİLİK YATAKTA, BİRLİKTE UYUMAK/YATMAK


- SEVGİLİYİ GÖRMEK İÇİN:
SAATTE ile/ve/||/<> YOLDA

( Gidişine/geçişine bakılır. İLE/VE/||/<> Gelişine bakılır. )


- SEVGİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< İHMAL EDİLMEK/YOK SAYILMAK/GÖRÜLMEMEK


- [ne yazık ki]
SEVGİSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK

( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )

( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınır... )


- SEVİCİ | LEZBİYEN[Fr. < LESBIENNE] ile/||/<> ...

( LESBIENNE )


- SEVİCİ/LEZBİYEN[Fr. < LESBIENNE] ile/||/<> SEVİCİLİK/LEZBİYENİZM[Fr. < LESBIANISME]


- SEVİLİYORSAK ile SEVİLMİYORSAK

( Gurur duyup sarılalım. İLE Saygı gösterip uzaklaşalım. )


- SEVİLME İSTEĞİ/BEKLENTİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SEVMEK

( Hiçbir zaman doymazsın. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Ancak, sevdikçe doyarsın. )


- SEVİLMEK ile/ve/değil/<> ANLAŞILMAK


- SEVİLMEK ile SEVİNMEK ile SEVİŞMEK ile SEVİNDİRMEK ile SEVİŞTİRMEK ile SEVİLEBİLMEK ile SEVİNEBİLMEK ile SEVİŞEBİLMEK ile SEVİMLİLEŞMEK ile SEVİNDİRİLMEK ile SEVİMSİZLEŞMEK ile SEVİMLİLEŞTİRMEK ile SEVİMSİZLEŞTİRMEK ile SEVİ ile SEVİM ile SEVİR ile SEVİŞ ile SEVİCİ/LİK ile SEVİMLİ/LİK ile SEVİMSİZ/LİK ile SEVİMSİZCE


- SEV(İL)MEK ile/ve/||/<>/> ŞIMART(IL)MAK


- SEVİLMEYEN İŞ ile/yerine SEVİLEN İŞ

( Zor/çetin gelir. İLE/YERİNE Kolay gelir. )


- SEVİMLİ ile/ve GÖSTERİŞLİ

( Ördek. İLE/VE Kuğu. )


- SEVİMSİZ ile HOŞLANMAMAK ile SEVİMSİZ

( DISLIKABLE vs. DISLIKE vs. DISLIKEABLE )

( غير محبوب ile نپسنديدن ile انزجار داشتن ile مکروه داشتن ile اکراه ile بدآمدن ile نفرت داشتن ile نفرت کردن ile بد دانستن ile بيزاربودن )

( غير محبوب ile NAPSANDYDAN ile ENZEJAR DASHTAN ile MOKROH DASHTAN ile EKRAH ile بدآمدن ile NAFARAT DASHTAN ile NAFARAT KARDAN ile BAD DANSTAN ile BEYZARBUDAN )


- SEVİNÇ/MESERRET[Ar. < MESERRET] ile/||/<> SEVİNÇLİ/MESRUR[Ar. < MESRŪR] ile/||/<> SEVİNÇ/SÜRUR[Ar. < SURŪR]


- SEVİNÇ ile/ve KIVANÇ

( Kişinin tek sevinci, emeğinin ürünüdür. )

( ŞÂDÂN[Fars.]: Sevinçli, keyifli. )

( [argo] ŞİNANAY ile/ve ... )

( SÜRÛR ile/ve TEŞEKKÜR )

( ŞÂD-MÂN ile/ve ... )

( ŞİNANAY ile/ve ... )


- SEVİNÇ ile/ve/değil/yerine NEDENSİZ SEVİNÇ


- SEVİNÇ ile/ve/değil/<> NEDENSİZ SEVİNÇ


- SEVİNÇ ile/||/<> ŞEN

( Hoşnut edici yaşantıların ortaya çıkardığı ve türlü dış belirtileri olan doyurucu bir coşku. )

( JOY~CHEERFUL )

( JOIE~JOYEUX )

( GAUDIUM~... )

( FREUDE~FRÖHLICH )

( GIOIA~ALLEGRO )

( ΧΑΡΆ / χαρά~ΧΑΡΟΎΜΕΝΟΣ / χαρούμενος )


- SEVİNÇ ile SEVİNÇLİ/LİK ile SEVİNÇSİZ/LİK


- SEVİNCE ...:
YEL ile/ve/<>/> SEL ile/ve/<>/> LÂL OLMAK


- SEVİNCE ile/ve/||/<>/> SEVİNCE[< SEVİNÇ'E]

( Sevdiğimizde. İLE/VE/||/<>/> Sevinçli olmaya/olma durumuna. )


- SEVİNÇTEN/MUTLULUKTAN AĞLAMAK ile ÜZÜNTÜDEN AĞLAMAK

( Üzüntüsü sahte olanın, ağlaması gösterişli olur. )

( İŞRÎRÂK: Gözyaşına boğulma, ağlamaktan boğulmak derecesine gelme. )


- SEVİNMEK ile/ne de/>< YERİNMEK

( [ne] Var olana. İLE/NE DE/>< Yok olana. )


- SEVİR[Ar. < S̱EVR] ile/||/<> BOĞA BURCU


- [SEVİŞİRKEN/DÜZÜŞÜRKEN] YATAĞI:
DİKİNE KULLANMAK ile/ve/yerine YATAY KULLANMAK

( Yatak gıcırtısından kurtulmak için. )


- SEVİŞME/DÜZÜŞME ile/ve TARTIŞMA/"KAVGA" SONRASI SEVİŞME/DÜZÜŞME


- SEVİŞME ile/ve/||/<> DÜZÜŞME

( Sevişme, sevgi/ilgi/istek/dürtü[fiziksel gereksinim] ile iki gövde arasındaki eş zamanlı ve eş eylemli, el, ayak, dudak, göz ve söz aracılığı ile uyarılması ve bunun sürekliliği. İLE Düzüşme ise, sevişmenin bir parçası olan, eşeysel örgenlerin(sadece vajina ve penisin) birbirine kenetlenmesinin, giriş-çıkışının devinimi ve sürekliliği. )


- SEVİŞME ile/ve/||/<> ŞEFKAT


- SEVİŞME/DÜZÜŞME:
ZAMANI ile/ve ZEMİNİ (/KOŞULLARI)

( Yoktur. İLE/VE Vardır. )

( Olmaz. İLE/VE Olmalıdır. )

( Her zaman olabilir fakat her koşulda/yerde olmaz. )


- SEVİŞMEK ile OYNAŞMAK

( MUGÂZELE ile ... )

( TO MAKE LOVE vs. ... )


- SEVİŞMEK ile "YİYİŞMEK"


- SEVİYE | DÜZEY ile/||/<> DÜZEY

( Sıradüzensel bir düzenlemede bir öğenin astlık derecesi Deneysel tasarım Deney tasarımında bir etkenin aldığı her bir değer Bir nesnenin bir başkasına göre kimi niceliklerinde ya da konumunda gösterdiği ayrılık derecesi 1 genel uygulayım Bir nokta çizgi yüzey vb yatay düzleme göre yükseklik ya da alçaklık derecesi 2 fizik Bir iletkenin bir noktadaki ısı ya da elektrik yükü Nicem düzeneğinde öğecik özdeciklerinin bulunabildiği kesikli değerlerdeki erkelerden her biri Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük fizik düzey )

( LEVEL )

( NIVEAU )

( NIVEAU | SCHICHT | EBEN STAND )


- SEVİYE[Ar. < SEVİYYE] ile/||/<> DÜZEY (DENİZ SEVİYESİ, HAYAT SEVİYESİ, SICAKLIK SEVİYESİ, SU SEVİYESİ)


- SEVİYE ile/ve/||/<> DERİNLİK


- SEVİYE ile/değil/yerine FREKANS

( [not] LEVEL vs./but FREQUENCY
FREQUENCY instead of LEVEL )


- SEVİYE ile SEVİYELİ/LİK ile SEVİYESİZ/LİK ile SEVİYESİZCE


- LEVELING SOLVENTS[İng.] ile/değil/yerine/= SEVİYELEME ÇÖZÜCÜLERİ


- LEVELING BULB[İng.] ile/değil/yerine/= SEVİYELEME KABI


- SEVİYELİ/LİK / SEVİYESİZ/LİK ile/ve/||/<>/> SEVİYESİ


- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

( [not] INCONSISTENT ASSERTION vs./but ASSERTION IN OUTSTANDING
ASSERTION IN OUTSTANDING instead of INCONSISTENT ASSERTION )


- SEVİYESİZLEŞME ile/ve/||/<>/> YOZLAŞMA


- SEVİYORUM ile/ve/değil/yerine YEĞLİYORUM / TERCİH EDİYORUM

( [not] "I LOVE" vs./and/but I PREFER
I PREFER instead of "I LOVE" )


- ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK] ile ŞEVK[Ar. çoğ. EŞVÂK]

( Diken. İLE Yoğun arzu, keyif, neşe, sevinç. Işık.[Türkçe'de] )


- SEVK ETMEK ile SEVK EDİLEN

( DISPATCH vs. DISPATCHED )

( اعزام کردن ile روانهسازي ile اعزام ile مرسول )

( EZAM KARDAN ile روانهسازي ile EZAM ile مرسول )


- ŞEVK Ü TARÂB[Ar.] ile ŞEVK Ü TARÂB[Ar.]

( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )


- SEVK VE HAREKET ile/||/<> CONDUCT[İng.] ile/||/<> GİDİŞ

( Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç )

( CONDUCT )


- ŞEVK ile/||/<> DİKEN

( botanik hlk Papillomatozis Yerel ağızlarda tiken tikân olarak da kullanılır Az tikan tiken tiken tiken tiken tikan YUyg tiken tigen Eski Türkçede tiken Uygurca biçiminde görülür Türkçe olduğu anlaşılıyor Sivri bir şeyi saplamak dikmek anlamındaki tik fiilinden yapılmıştır tik ken )

( ÉPINE )


- SEVK ile/ve/>/değil/yerine İDRAK


- ŞEVK ile/ve İŞTİYÂK

( Özlemek. İLE/VE Görürken bile özlemek. )


- SEVK ile SEVK KAĞIDI ile SEVK PUSULASI


- ŞEVKÂT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKÂT/ŞEFÂKÂT[Ar.]

( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )


- ŞEVKERÂN ile/||/<> BALDIRAN

( Dokumacılıkta kullanılan içi boş bir bitki Cihangazi Bozüyük Bilecik Maydanozgiller Umbelliferae familyasından beyaz çiçekli kurumuş dalları süpürge olarak kullanılan bir ya da iki yıllık otsu bitki Şemsiye otu yılan otu Az baldırgan baldırgan baldırgan baltırgan balturkan Krç Blk baldırgan baltə rgan Heracleum sibiricum baltə rgan Ağızlarda baldə rgan olarak da geçer baltırkan Alt baltırgan Tel baltırgan paltırgan maltırgan paltırgan Heracleum sphondylium maldırgan pultăran Kıp baldaran baldırgan OT baltır ekin ekin sapı gan ekiyle türemiş olabileceği görülüyor bojtorján Acanthus sözü Türkçeden alınmıştır Gombocz BTLw 49 )

( POISON HEMLOCK, HERB BENNET )

( CIGUË, GRANDE CIGUË )

( ECHTER SCHIERLING )

( CONIUM MACULATUM )

( BALDIRGAN[Az.]~BALDIRGAN[Kzk.]~BALDIRGAN[Krg.]~BALTIRGAN[Krg.]~BALTURKAN[Krg.]~BALTƏ̂RGAN[Tatk.]~BALTƏ̂RGAN[Bşk.]~BALTIRKAN[Nog.]~BALTIRGAN[Alt.]~BALTIRGAN[Tel.]~PALTIRGAN[Hak.]~MALTIRGAN[Sag.]~PALTIRGAN[Şor.]~MALDIRGAN[Tuv.]~PULTĂRAN[Çuv.]~BALDIRGAN[Çağ.] )


- ŞEVKET[Ar. < ŞEVKET] ile/||/<> BÜYÜKLÜK


- ŞEVKET ile ŞEVKETLİ


- SEVK-İ ... ile SEVGİ


- SEVK-İ ... ile/değil SEVGİ


- ŞEVK-I DİL[Ar.] ile/<> ŞEVK Ü TARAB[Ar.]

( Gönül şevki, neşesi, sevinci. | Türk müziğinde, bir bileşik makam olup en az, iki yüzyıllıktır. [Abdullah Ağa tarafından oluşturulmuş olabilir.][Rast ile suzinâk makamlarından oluşup iki dizinin de ortak seslerinden yararlanılmıştır.] İLE/<> Neşe, sevinç, coşkunluk. | Türk müziğinde, bir bileşik makamdır. [III. Selim tarafından oluşturulmuştur.][Sabâ ve acem aşîran ile hüseynî aşîranda (mi) kürdî dörtlüsünden oluşmaktadır.] )


- SEVK-İ TABİÎ | İÇGÜDÜ ile/||/<> İÇGÜDÜ

( Herhangi bir canlı türünün öğrenme gerekmeden örgütlü uyuma yararlı ve sürekli olarak davranma eğilimi 1 Cesurluk inançlılık ve kişisel bütünlük gibi niteliklerin kazandırdığı ruhsal güç 2Göz korkutucu tehlikeler karşısında kümece geliştirilen birliktelik duygusu 1 Canlıları yararlı ya da gerekli birtakım işlere güden ve düşünceyle ilgisi bulunmayan duygu 2 Bir türün bütün üyelerinde doğal olarak var olan ve öğrenme yerine olgunlaşma sonucu gelişen karmaşık bir uyarım Bireyin doğasından gelen ve öğrenilmeden kazanılan kalıplı yönelim Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen hareket eğilimi örnek örümceğin ağ örmesi Tavır ve hareketdeki doğal ve kalıtsal olan faktör Bir hayvan türünün bütün bireylerinde kalıtım yoluyla belirlenmiş olan ve yaşamın korunmasına yarayan bilinçsiz eyleme ve davranış biçimi İçgüdüler öğrenilmezler deneme yoluyla kazanılmazlar bu davranış biçimleri her hayvan türünde başkadır ama bir türün içinde bireysel ayrılıklar göstermezler zooloji Organizmayı o türe özgü olan bir amaca sürükleyen hareket eğilimi Davranıştaki doğal ve kalıtsal olan faktör İnstink Örnek Örümceğin ağ Örmesi Organizmayı o türe özgü olan bir amaca sürükleyen hareket eğilimi )

( INSTINCT | MORAL | INTERIOR MOTIVE )

( MORALE | INSTINCT )

( INSTINKT )

( INSTINCTUS | INSTINCTUS: UYARI )


- ŞEVKÎ[Ar.] ile ŞEVKÎ[Ar.]

( Dikenle ilgili. İLE Şevkle, neşe ile ilgili. )


- SEVKİTABİİ[Ar. < SEVḲ + ṬABĪʿĪ] ile/||/<> İÇGÜDÜ


- SEVKÜLCEYŞ[Ar. < SEVḲ + CEYŞ] ile/||/<> STRATEJİ


- SEVK-VESİKASI ile/||/<> SHIPPING DOCUMENTS[İng.] ile/||/<> DOCUMENT D'EXPÉDITION[Fr.] ile/||/<> GÖNDERME BELGESİ

( Gönderilen taşınan malı belgeleyen alındı Rıhtım ambar alındıları hara taşıma alındıları yük senedi )

( SHIPPING DOCUMENTS )

( DOCUMENT D'EXPÉDITION )


- SEVMEK:
"İŞİNE GELDİĞİ GİBİ" ile/değil/>< İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ


- SEVMEK:
"SAHİP OLMAK" ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK


- SEVMEK-SEVİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK-ANIMSANMAK ile/ve/<> BAĞIŞLAMAK-BAĞIŞLANMAK

( Üçü de güzeldir fakat ilkleriyle de yetin(ebil)mek gerekir. )


- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK


- SEVMEK ile/ve/<> DEĞER VERMEK

( TO LOVE vs./and/<> TO APPRECIATE )


- SEVMEK ile/ve/=/||/<>/>/< DEĞERLENDİRMEK


- SEVMEK ile/ve HUY

( TO LOVE vs./and HABIT )


- SEVMEK ile/değil/yerine İSTEKLİ SEVMEK

( Sevmek, ihtiyârî değildir! )

( [not] TO LOVE vs./but TO LOVE IN PATIENCE
TO LOVE IN PATIENCE instead of TO LOVE )


- SEVMEK ile/ve KORUMAK

( TO LOVE vs./and PROTECTION )


- SEVMEK ile/ve/<> OKŞAMAK

( ... cum/et/<> BLAND/ÎTUS )


- SEVMEK ile/ve/değil ÖNEMSEMEK

( [not] TO LOVE vs./and/but TO CONSIDER
TO CONSIDER instead of TO LOVE )


- SEVMEK ile/ve/<> ONUNLA/ONUN İÇİN SEVİNMEK


- SEVMEK ile/ve/değil SAHİP OLMA İSTEĞİ


- SEVMEK ile/ve "TUTMAK"


- SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )


- SEVME/SEVGİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE YARAMA

( Çoğunlukla, kişilerin ne kadar işine yarıyor/yaramıyorsak, bizi o kadar çok/az "severler". )


- SEVMEYİ BIRAKMAK ile/değil/yerine SEVGİMİZİ GÖSTERMEYİ BIRAKMAK


- SEVMİYORUM ile/ve/değil/yerine "BANA HİTAP ETMİYOR"


- SEVR | SEVR (BURC-U-) | BOĞA ile/||/<> BOĞA

( Boğa Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Boğa takımyıldızı Boğa burcu burcu astronomi )


- SEVSENİYE | SÜSENGİLLER ile/||/<> SÜSENGİLLER

( botanik Yaprakları kılıç şeklinde alt ve üst yüzü ayırt edilemeyen çiçekleri ışınsal ya da tek simetrili çanak ve taç yaprak ayrımı olmayan ovaryum alt durumlu kapsül tipi meyveleri olan ülkemizde 6 cins ve 85 kadar türle temsil edilen rizomlu soğanlı ya da soğansı gövdeli çok yıllık otsu nadiren çalı formunda olan bitkiler )

( IRIS FAMILY | SWIM BLADDER )

( IRIDACÉES | VESSIE NATATOIRE )

( SCHWIMMBLASSE )

( IRIDACEAE )

( IRIDACEE )

( ΙΡΙΔΟΕΙΔΉ / ιριδοειδή )


- SEVSENİYE | SÜSENGİLLER ile/||/<> YÜZME KESESİ

( (botanik) @@ Yaprakları kılıç şeklinde, alt ve üst yüzü ayırt edilemeyen, çiçekleri ışınsal ya da tek simetrili, çanak ve taç yaprak ayrımı olmayan, ovaryum alt durumlu, kapsül tipi meyveleri olan, ülkemizde 6 cins ve 85 kadar türle temsil edilen, rizomlu, soğanlı ya da soğansı gövdeli, çok yıllık, otsu nadiren çalı formunda olan bitkiler. )

( IRIS FAMILY | SWIM BLADDER~SWIM BLADDER )

( IRIDACÉES | VESSIE NATATOIRE~VESSIE NATATOIRE )

( IRIDACEAE~... )

( SCHWIMMBLASSE~SCHWIMMBLASSE )

( IRIDACEE~VESCICA NATATORIA )

( ΙΡΙΔΟΕΙΔΉ / ιριδοειδή~ΝΗΚΤΙΚΉ ΚΎΣΤΗ / νηκτική κύστη )


- SEXOLOGY[İng.] ile/||/<> SEKSOLOJİ[Fr. < SEXOLOGIE]

( Cinsiyeti cinsel davranış ve ilişkileri tüm yönleriyle inceleyen bilim dalı )

( SEXOLOGY )

( SEXOLOGIE )


- SEXTANS, SEX (SEXTANTIS)[İng.] ile/||/<> SEXTANT[Fr.] ile/||/<> SEXTANT[Alm.] ile/||/<> ALTILIK

( Bir takımyıldızın adı )

( SEXTANS, SEX (SEXTANTIS) )

( SEXTANT )

( SEXTANT )


- SEXUAL INSTINCT[İng.] ile/||/<> CİNSEL İÇGÜDÜ

( Canlı varlıkların erkek ve dişilerini birbirine karşı yakınlık duyup anlaşmaya ve birleşip üretmeye yönelten doğal güç )

( SEXUAL INSTINCT )


- SEXUAL INTERCOURSE[İng.] ile/||/<> CİNSEL İLİŞKİ

( Cinsî münasebet penisin vajinaya girmesi sonucu spermanın boşaltılması )

( SEXUAL INTERCOURSE )


- SEXUAL[İng.] ile/||/<> CİNSEL

( Cinsî cinsel bakımdan cinsiyete ait cinsiyeti olan )

( SEXUAL )


- ŞEY:
CİSİM ANLAMINDA ile/ve VAR ANLAMINDA

( THING: MEANING IN SUBSTANCE vs./and MEANING IN EXISTS )


- ŞEY | ŞEY, EŞYA | MARİFE, MEFULÜ SARİH | NESNE | OBJE ile/||/<> OBJE ile/||/<> NESNE

( nesne nesne Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu Dilsel nesne ya da dildışı nesne Bir bilgi ya da yargının öznesi ya da bir yüklemin konusu objectum karşıda bulunan karşıya konan 1 Genellikle Karşımızda bulunan şey 2 Öznenin bağlılaşık kavramı olarak özne ediminin bilincin kendisine yöneldiği şey a Kendisine yönelinen düşünülen tasarlanan nesne kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey bilinçte düşünme nesnesi konu olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey düşüncel ideal nesne b Özne ediminden bilinçten bağımsız olan gerçek real nesne gerçeklik olarak dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey İnsanın dışında kalan görülebilen dokunulabilen bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık Derleme belirtili nesne ili tümleç ili nesne Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç Ali bir kitap almış Öğrenci para bulmuş sahibine vermiş Öğretmen ders anlatıyor Meseleyi çözmeden gitmeyin Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler Ali evi sattı bahçeyi bıraktı Bazı insanlar okumayı sever yazmayı sevmez Kar bütün limanı sarmıştı vb Fiil tümleci 1 Kategory kuramındaki temel öğelerden birisi 2 Matematikte kullanılan yapılardan herhangi biri Cümlede öznenin dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren yalın veya yükleme durumu eki almış kelime Abdullah Efendi gecenin sükûneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları s 52 Çiy garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu A H Tanpınar göst e s 53 Kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı A H Tanpınar Yaz Yağmuru s 65 Beni başkalarının merhameti inayeti yahut keyif ve hevesi idare ediyordu R N Güntekin Acımak s 49 Sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı S Erol Ülker Fırtınası s 70 Eve geldikleri vakit teyzesi Müfide bir mektup uzattı P Safa Şimşek s 178 Bir cürüm yaptığıma kani değilim Hakarete uğradım ve cevabını verdim Siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız P Safa Biz İnsanlar s 153 Minareyi çalan kılıfını hazırlar Dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 201 Oğlum bana hediye göndermiş sen bu konuda ne düşünüyorsun Dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb Bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir o kızı o zengin kızı istiyorsun demek H Z Uşaklıgil Ferdi ve Şürekâsı s 107 Ben dedim gölü görmeye gidiyorum Karakurt gölünü S Faik Bütün EserleriI Semaver Sarnıç Hanımın Karısı s 180 İki ayaklıların dünyasını arıyor kendi yaratacağı dünyayı K Tahir Yol Ayrımı s 461 vb Nesne türleri için Açıklayıcı nesne belirli nesne belirsiz nesne Azerbaycan Türkçesi tamamlıg Türkmen Türkçesi dooldurgıç Gagauz Türkçesi tamannık Özbek Türkçesi toldiruvçi Uygur Türkçesi B toluqturguçi D toldurğuçi Tatar Türkçesi tämamlıq Başkurt Türkçesi tultırıwsı tolumluk Krç Malk tolturuw çu Nogay Türkçesi toltırgış Kazak Türkçesi tolıktawış Kırgız Türkçesi toluktooç Alt toltıraaçı Hakas Türkçesi toldırıg Tuva Türkçesi nemelde Türkçesi kojım Rusça dopolneniye )

( OBJET )


- ŞEY/EŞYA[çoğulu] ile/ve "DIŞ DÜNYA"


- ŞEY[çoğ. EŞYÂ] ile/||/<> MÂL[çoğ. EMVÂL] ile/||/<> KA'B/MUKA'AB ile/||/<> MÂLÜ'L-MÂL ile/||/<> MÂLÜ'L-KA'B

( Cebirsel denklemde bilinmeyen, yani ["x"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam kare durumu,.["x2"]. İLE/||/<> Küp. | Cebirsel denklemde bilinmeyenin tam küp durumu. ["x3"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin dördüncü üs derecesinde olması. ["x4"]. İLE/||/<> Cebirsel denklemde bilinmeyenin beşinci üs derecesinde olması. ["x5"]. )


- ŞEY/EŞYA[çoğ.] ile/ve "DIŞ DÜNYA"


- ŞEY ile EMR


- ŞEY ile/ve/||/<> İSİM


- ŞEY ile/ve/||/<>/> MAL

( [cebirde]
Bilinmeyen.[X] İLE/VE/||/<>/> İkinci dereceden bilinmeyenin kuvveti.[x2] )

( THING vs./and/||/<>/> PROPERTY/GOODS )


- ŞEY ile/ve NESNE

( ... İLE/VE Bükülmüş zaman ve mekân, uzayın yoğunlaşması. )

( THING vs. OBJECT )


- ŞEY ile/ve/||/<> NESNE ile/ve/||/<> GÖSTERGE

( )

( THING vs./and/||/<> OBJECT vs./and/||/<> INDICATOR )


- ŞEY ile AM[: Sevgi (AM-ON-RA: Kozmik sevgi güneşi.)/AMRAMAK]/PENİS(SİK/YARAK) / VAJİNA/VAJEN/VULVA/MEHBİL/FERÇ/FERC[Ar.]/KÜS[Fars.]/KAOS[Yun.]/KUKU/ÇİLİK/PITTIK/GUBBAK/MUNİ/MUNYA

( FALLUS cum ... )

( ŞEY, MAÂB[: Ayıp yeri. | Ayıp.] ile AVRET, ZEKER[çoğ. ZİKÂR, ZİKÂRE, ZÜKRÂN, ZÜKÛR], LÂ-YUKAL, KADÎB, MÂDDE / FERC[: Aralık, yarık, çatlak.] )

( ... ile KÎR[eril] / KÜS[dişil], MERZ-GÛN )

( THING vs. PENIS(COCK) / VAGINA(CUNT/PUSSY) )

( CHOSE avec VAJEN )


- ŞEY ile/ve/= SABİT


- ŞEY ile ŞEYH/LİK