ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 71.608 başlık/FaRk ile birlikte,
71.608 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(242/288)
- SÜNEPE ile DALKAVUK/YALAKA
( BASBASA: Köpeğin, kuyruğunu sallayarak sokulması. | Dalkavukların hali. )
- SÜNEPE/LİK ile/değil/yerine ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK
- SUNG SOYU ile ...
( Çin'de (960-1279) yılları arasında egemen olan hükümdarlar soyu. Özellikle edebiyatın çok geliştiği bu dönemde ünlü Zen Ustaları yetişmiştir. )
- SUNG SOYU ile/||/<> TANG SOYU ile/||/<> ARÎLER
( Çin'de (960-1279) yılları arasında egemen olan hükümdarlar soyu. Zen'de altın çağ. @@ Çin'de (618-907) yılları arasında egemen olmuş dönem. Pek çok ünlü Zen Ustası bu dönemde yetişmiştir. @@ M.Ö. 1500-100 yılları arasında Hindistan'a gelip yerleşenler. Kast sistemini getirdiler. )
- SÜNGER ile/değil/yerine KABAK LİFİ
- SPONGE[İng.] / SCHWAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜNGER
- SÜNGER ile SÜNGERLER
( ... İLE Gövdeleri, içten dar ve uzun kanalcıklardan oluşan, dıştan bu kanalcıklara açılan deliklerle kaplı, çoğu, kayalara tutunmuş olarak öbek olarak yaşayan hayvanlar takımı. )
( SÜNMEK: Esnekliğini yitirerek gevşemek. | Kopmadan uzamak, gerilmek. )
- SÜNGER ile/ve/değil/||/<> VATKA
- SÜNGER/KÖPÜK/PLASTİK ile/ve/değil/yerine/||/> D30
- SÜNGERLEŞMEK ile SÜNGER ile SÜNGERCİ/LİK ile SÜNGERLİ ile SÜNGERLER ile SÜNGERSİZ ile SÜNGER DOKU ile SÜNGER TAŞI ile SÜNGER AVCISI ile SÜNGER AVCILIĞI
- SUNGU ile SUNGUR ile SUNGURLU
- SÜNGÜLEMEK ile SÜNGÜLENMEK ile SÜNGÜLEŞMEK ile SÜNGÜ ile SÜNGÜLÜ ile SÜNGÜSÜZ
- SUNİ/LİK ile SUNİ KALP ile SUNİ PEYK ile SUNİ İPEK ile SUNİ GÜBRE ile SUNİ TAHTA ile SUNİ ÇAYIR ile SUNİ BÖBREK ile SUNİ SOLUNUM ile SUNİ TENEFFÜS
- SUNMEK ile/||/<> SÜNMEK
( Sunmak, salmak, uzamak. İLE/||/<> Eğmek. | Esnekliğini yitirerek gevşemek. | Kopmadan uzamak, gerilmek. | Sarkmak. )
- SÜNNET ile/ve/=/değil/yerine ÂDÂB
- NAMAZ'DA:
SÜNNET ile/ve FARZ
( Camide ya da bir topluluk arasında yanyana kılınan farzların sonrasında kılınacak olan sünnetlerde dağılınır. Bunun anlamlarından ve amaçlarından biri de, birlik ve bütünlükten, biraradalıktan oluşacak ve açığa çıkacak olan bereketin(/enerjinin/titreşimlerin) her noktaya yayılması ve yayılmış olan bereketten/titreşimlerden yararlanabilmektir. )
- SÜNNET ile/ve MUHABBETE BİNAEN YAPILAN SÜNNET
- SÜNNET[Ar.] ile NÂFİLE[Ar.]
- SÜNNET-İ HÜDÂ ile/ve SÜNNET-İ ÂDET
- SÜNNETLEMEK ile SÜNNET/LİK ile SÜNNETLİ/LİK ile SÜNNETÇİ/LİK ile SÜNNETSİZ/LİK ile SÜNNET EHLİ ile SÜNNET DÜĞÜNÜ ile SÜNNET ÇOCUĞU
- SÜNNÎ ile SUN(N)Î
( Mezhep. İLE Yapay. )
- SÜNNÎLİK ile/> CAFERÎLİK
- SUNTA ile/ve/<> MDF ile/ve/<> AHŞAP
( )
- SUNTURLU KÜFÜR ile SİNKAF'LI KÜFÜR
( Çok kötü, berbat, ağza alınmaz küfür. İLE S.k/me sözcüğünün geçtiği küfürlerin, "S" ve "K" harflerinin Arapça okunuşuyla ifade edilmesi. )
( SUNTURLU: Yaman, adamakıllı, dehşetli. | Gösterişli, görkemli. )
- SUNTURLU ile SUNTURLU KÜFÜR
- ŞUNU ...:
SÖYLER ile/ve/değil/||/<>/< SÖYLEMİŞ OLUR
- SUNUCU ile TEMSİLCİ
- SUNUCU(SERVER):
TOWER ile/ve/değil/yerine/<> RACK ile/ve/değil/yerine/<> BLADE
- SÜNÛH[Ar. çoğ. SÜNÛHÂT] ile SÜNÛH[Ar. çoğ. SÜNÛHÂT]
( Sağlam ve emin olma. | İyi bilme. | Diş yuvaları/çukurları. İLE Akla/hatıra gelme, içe doğma. | Çıkma, zuhûr etme. )
- SÜNÜK ile/değil SÜNÜK ile/değil SÜNÜK
( Kemik. @@ Sümük. @@ Mantar. )
( "Biz attık, 'sünük' diye; el kaptı, 'ilik' diye."
["İşim(iz)e yaramaz" diye vazgeçtiğimi/zi, başkaları "değerli bularak" "kabul etti".] )
- SUNULMAK ile SUNULABİLMEK ile SUNU ile SUNUM ile SUNUŞ ile SUNUCU/LUK
- SUNUM ile/ve DEĞER
- SUNUŞ ile/ve ANLATMAK
( PRESENTATION vs./and TO TELL/TO EXPLAIN/TO DESCRIBE )
- SUNYA, SUNYATA[Sansk.](K'UNG[Çince]) ile ...
( Boşluk, Mahayana Budizmi'nde ikici karşıtlar düzlemi aşıldıktan sonra ortaya çıkan evrenin gerçek böylesiliği. )
- SUNYA ile/||/<> SHUNYATA ile/||/<> AKAŞA
( Boşluk, Mahayana Budizmi'nde ikici karşıtlar düzlemi aşıldıktan sonra ortaya çıkan evrenin gerçek böylesiliği. @@ Boşluk. @@ Boşluk. Esîr. Uzayın, göğün bir unsuru olarak eter. Evrenin aslî eterik özü. )
- SUNYATA( ile/ve SU)'DA:
BOŞ ile/ve DOLU
( Olumsuz. İLE/VE Olumlu. )
- SUOMİ ile ...
( Finlandiya'nın Fince adı. )
- SUPAP/SUBAP[Fr.] ile SUPAP/SUBAP[Fr.]
( Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak, sibop. İLE Bir devreye yerleştirildiğinde belirli koşullar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece, dalgalı akımları doğrultmaya yarayan düzenek. )
( SOUPAPE )
- SUPERCURRENT[İng.] / SUPERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIM
- SUPERFLUID[İng.] / SUPRAFLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIŞKAN
- SUPERFLUIDITY[İng.] / SUPRAFLÜSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIŞKANLIK
- SUPER AMOLED ile SUPER LCD
( Porselen yapmakta kullanılan bir tür ak ve gevrek kil, kaolin. )
- SUPERACID[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPER ASİT
- SUPERTURBULENT FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPER ÇALKANTILI AKIŞ
- SÜPER EGO ile/değil ÜST BEN
- SUPER EXCHANGE ile/||/<> DİRECT EXCHANGE
( Super köprü ligand üzerinden, direct metal-metal. )
( Formül: M-L-M İLE M-M )
- SUPERGRAVITY[İng.] ile/değil/yerine/= SUPER GRAVİTE
- SUPERCONDUCTOR[İng.] / SUPRALEITER, ÜBERMÄSSIGLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER İLETKEN
- SÜPER İLETKEN ile/<> YALITKAN
( Elektrik direnci sıfır olan nesneler. İLE/<> Elektrik akımını iletmeyen nesneler. )
- SUPERCONDUCTIVITY[İng.] / SUPERCONDUCTIVITE[Fr.] / SUPERLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER İLETKENLİK
- SUPERHEAT[İng.] ile/değil/yerine/= SUPER ISI
- SUPERTHERMAL SOURCE[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPER ISIL KAYNAK
- SUPERCRITICAL MASS[İng.] / MASSE SUPERCRITIQUE[Fr.] / SUPERKRITISCHE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER KRİTİK KÜTLE
- SUPERCRITICAL REACTOR[İng.] / SUPERKRITISCHER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER KRİTİK REAKTÖR
- SUPERCRITICALITY[İng.] / SUPERKRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER KRİTİKLİK
- SUPERGRAVITATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER KÜTLEÇEKİM
- SUPERLATTICE[İng.] / SUPERGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER ÖRGÜ
- SUPERZENTRIFUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER SANTRİFÜJ
- SÜPER SARMAL / SÜPER BÜKÜLMÜŞ DNA[İng. SUPERCOILED DNA] ile/||/<> SÜPERANTİJEN[İng. SUPERANTIGEN]
( Genellikle bu DNA mölekülünün içi yoğun bir biçimde bükülmüş formdadır. Canlılarda görülen burulmuş DNA, sol-elli (negatif) olacak biçimde görülür. Sağ-elli (pozitif) burulma canlılarda gözlenmemiştir. @@ MHC sınıf II moleküllerinin polimorfik olmayan kısımlarına (antijen bağlayıcı yarık dışına) bağlanan ve T gözesi reseptörünün Vb alanı ile etkileşen bir virüsün ya da bakterilerin bir antijenidir. Bu yolla, uygun Vb'yi taşıyan (belirli bir klon yerine) T gözelerinin tüm bir alt grubunu aktive ederler ve ardından süperantijene maruz kaldıklarında aktive edilmiş T gözeleri silinir. Bir süper antijen, yardımcı T göze repertuarının %20'sine kadarını aktive edebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SUPERTHERMAL-QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER TERMAL KAYNAK
- ÉCOULEMENT SUPERTURBULENT[Fr.] / SUPERTURBULENTER FLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER TÜRBÜLANSLI AKIŞ
- SUPERHIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SUPERHAUTE[Fr.] / SUPERHOHE FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER YÜKSEK FREKANS
- SÜPER ile SÜPER LİSE ile SÜPER BENZİN ile SÜPER ÇİMENTO
- SÜPERASİT ile/>< SÜPERBAZ
( Asidik gücü çok yüksek asit. İLE/>< Bazik gücü çok yüksek baz. )
- SUPERCONDUCTİVİTY ile/||/<> SUPERFLUİDİTY
( Superconductivity sıfır elektrik direnciyken İLE superfluidity sıfır viskozite akışkanlıktır )
( Formül: Cooper pairs )
- SUPERPHOSPHATE[İng.] / SUPERPHOSPHATE[Fr.] / SUPERPHOSPHATE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPERFOSFAT
- SÜPERİLETKEN İLE SÜPERAKIŞKAN İLE BEC ile/||/<> KUANTUM FAZLAR
( Makroskopik kuantum fenomenler. )
( Formül: Tc(YBCO) = 93K )
- SÜPERİLETKEN ile/||/<> MÜKEMMEL İLETKEN
( Süperiletken R=0 ve Meissner etkisi, mükemmel sadece R=0. )
( Formül: Cooper çiftleri İLE serbest e )
- SÜPERİLETKEN ile/||/<> NORMAL İLETKEN
( Süperiletken sıfır direnç, normal iletken sonlu direnç )
( Formül: R = 0 (T < Tc) İLE R > 0 (normal) )
- SÜPERİLETKENLİK ile/||/<> SÜPERAKIŞKANLIK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Süperiletkenlik sıfır direnç, süperakışkanlık sıfır viskozitedir )
( Formül: R=0 İLE η=0 )
- SUPERİOR ile/||/<> DİYAPSİT[İng. DIAPSID] ile/||/<> JUGULER DAMARLAR[İng. JUGULAR VEINS]
( Üst, üstte bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için başa yakın olan taraf. Vena cava superior, kanı vücudun üst tarafından kalbin sağ atriumuna (kulakçık) getirir. @@ Türkçe "diyapsit" ya da "diapsid" olarak kullanılabilir. Göz çukurunun arkasında iki deliğe sahip kafatası tipini barındıran omurgalı grubudur. Bu kafatası tiplerinde bir üst (superior) ve bir alt (inferior) olmak üzere iki tane temporal çukur mevcuttur. Timsahlar, kertenkeleler, yılanlar, kuşlar, dinozorlar (avian ve non-avian) dahil çeşitli omurgalılar bu kafatası tipine sahiptir. @@ Beyin, yüz ve boyundan kanı boşaltan ve superior vena kava yoluyla kalbe geri döndüren boyundaki çeşitli damarlar. Juguler ven olarak da bilinirler. Tipik olarak, her biri kanı kafanın farklı bölgelerinden kalbe yönlendiren toplamda altı olmak üzere üç çift juguler damar vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÜPERKAPASİTÖR ile/||/<> BATARYA
( Süperkapasitör hızlı şarj fiziksel İLE batarya yüksek enerji kimyasal. )
( Formül: EDLC İLE Li-ion )
- SÜPERKRİTİK AKİŞKAN ile/||/<> PLAZMA
( )
( Langmuir tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1957) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Plazma terimi, yüzey kimyası) (Nobel: 1932) )
- SÜPERKRİTİK AKIŞKAN ile PLAZMA
( Hem sıvı, hem de gaz özellikleri gösteren nesne. İLE Yüksek enerjili iyonize gaz. )
- SÜPERKRİTİK AKIŞKAN ile SIVI
( Kritik sıcaklık ve basınç üzerinde bulunan nesne durumu. İLE Belirli bir oylumu ve biçimi olan nesne durumu. )
- SUPERCRITICAL FLUIDS[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPERKRİTİK AKIŞKANLAR
- SÜPERMARKET ile SÜPERMARKETÇİ/LİK
- SÜPERNOVA GÖZLEMİ (ÇİN) ile/||/<> MODERN SÜPERNOVA KURAMSİ
( Çin astronomları 1054te süpernova gözlemledi (Yengeç Bulutsusu) İLE modern kuram 20. yüzyılda gelişti. )
( Song Hanedanlığı Astronomları tarafından 1054 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- SÜPERNOVA[İng. SUPERNOVA] ile/||/<> MESSİER KATALOĞU[İng. MESSIER CATALOGUE] ile/||/<> YENİ GENEL KATALOG[İng. NEW GENERAL CATALOGUE]
( Büyük yıldızların ömürlerinin sonuna geldiklerinde çok parlak ve şiddetli bir biçimde patlamasına verilen isim. Süpernovalar öylesine şiddetlidir ki evrendeki en güçlü patlamalardan birisi süpernovalardır. Süpernova patlamaları esnasında Güneş'in toplam ömründe yayacağı enerjiden daha fazlası uzaya savrulur. @@ 18. yüzyılda yaşamış olan Fransız astronom Charles Messier tarafından oluşturulmuş bir derin uzay cisimleri listesidir. İçerisinde çeşitli galaksilerden yıldız kümelerine, bulutsulardan süpernova kalıntılarına kadar 110 adet gök cismi yer almaktadır. @@ Danimarkalı astronom John Louis Emil Dreyer tarafından 1888 yılında derlenen gök cisimleri listesidir. İçerisinde, gökadalardan süpernova kalıntılarına ve bulutsulardan yıldız kümelerine kadar 7.840 nesne bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÜPERNOVA TİP IA ile/||/<> SÜPERNOVA TİP II
( Tip Ia beyaz cüce patlaması standart mum, Tip II masif yıldız çökmesi. )
( Formül: Termonükleer İLE çekirdek çökmesi )
- SUPEROXIDES[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPEROKSİTLER
- SÜPERPARAMANYETİK ile/||/<> FERROMANYETİK NP
( Süper <20nm tek domain, ferro çok domain kalıcı. )
( Formül: Blok sıcaklığı )
- SÜPERPOZİSYON İLE DOLANIKLIK İLE TÜNELLEME ile/||/<> KUANTUM FENOMENLER
( Klasik fizikte olmayan kuantum etkileri. )
( Formül: |ψ⟩ = α|0⟩ + β|1⟩ )
- SÜPERPOZİSYON ile/||/<> KARIŞIK DURUM
( Süperpozisyon saf durum İLE karışık durum istatistiksel karışımdır )
( Formül: |ψ⟩ = α|0⟩ + β|1⟩ İLE ρ = Σpi|ψi⟩⟨ψi| )
- SUPERTRANSURANIC ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= SÜPERTRANSURANİK ELEMENTLER
- SUPERVISED ile/||/<> UNSUPERVISED ile/||/<> REINFORCEMENT ile/||/<> ML PARADİGMALARI
( Üç temel makine öğrenmesi yaklaşımı. )
( Formül: L = Σ(y - ŷ)² )
- SUPERVISED LEARNING ile/||/<> UNSUPERVISED LEARNING
( Supervised etiketli veri, unsupervised etiketsiz. )
( Formül: Labeled İLE unlabeled data )
- ŞÜPHE ile KÖTÜ/LÜK
- ŞÜPHE[Ar.] ile KUŞKU
- ŞÜPHE[< TEŞBİH] ile/ve/||/<> REYB
( ... İLE/VE/||/<> Bilimsel, yöntemli kuşku. )
- ŞÜPHE[Ar. < TEŞBİH] ile/ve/||/<> ŞAİBE[Ar. < ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB]
( Kuşku. İLE Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. )
- ŞÜPHE ile ŞÜPHECİ ile ŞÜPHELİ ile ŞÜPHESİZ
( DOUBT vs. DOUBTER vs. DOUBTFUL vs. DOUBTLESS )
( شک ile ترديد داشتن ile ترديد کردن ile شک داشتن ile ترديد ile ريب ile شايبه ile شک کردن ile شبهه ile ديرباور ile دوبشک ile مشکوک ile بدون شک ile بي ترديد )
( SHK ile TARDYD DASHTAN ile TARDYD KARDAN ile SHK DASHTAN ile TARDYD ile ريب ile شايبه ile SHK KARDAN ile SHABEHEH ile ديرباور ile دوبشک ile MOSHKOK ile BEDON SHK ile BEY TARDYD )
- ŞÜPHE ile/ve/değil/yerine TERK
- ŞÜPHECİLİK[İng. SKEPTICISM] ile/||/<> ÖNBASKI[İng. PREPRINT] ile/||/<> ŞAHİTLİK[İng. TESTIMONY] ile/||/<> YANILSAMA[İng. ILLUSION]
( Sezgilerimize yaslanarak neleri bildiğimizi düşünürsek birçok şeyi bildiğimiz sonucunu çıkarmamız zor olmaz. Kendimle, çevredeki şeylerle ya da geçmiş ve gelecek ile ilgili şeyleri bildiğimizi varsayan yaklaşım bir derece sezgilere dayanır ve şüpheci pozisyonu ikinci plana iter. Şu an önümde bir alışveriş merkezi olduğunu görüyorum ancak bundan ne kadar emin olabilirim? Gerçekten önümde bir alışveriş merkezi olduğundan şüphe duymak ve sanrı görüyorum olabileceğim hesaplamak ne kadar ileriye götürülebilir bir anlayıştır? Takınacağımız şüpheci tavır doğru inançlarımızı gerekçelendirmiş olsak dahi makul müdür? Önümde alışveriş merkezi olabilir ve hatalı bir şüphecilik içinde olabilirim, önümde alışveriş merkezi olmayabilir ve doğru bir şüphecilik içinde olabilirim; aynı zamanda sanrı görüyor olabileceğimin farkındayım. Bilgi olmasalar dahi temeli sanrılara dayanan gerekçelendirilmiş inançlara sahip olma olasılığımız hiç de düşük değilmiş gibi görünüyor. O halde biz; inandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa bilgi kuşkuculuğu adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna gerekçelendirme kuşkuculuğu denir. Tüm bu kuşkucu sorular bedenlerimizin gerçekten var olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirir. Eğer yalnızca kendimizin gerçekten var olduğunu kabul edersek bu yaklaşım bizi felsefecilerin kaçınma eğilimi sergilediği solipsizme götürür. Diğer yandan Descartesçi bir bizim her şeyin gerçekliğinden ve doğruluğundan kuşku duyarsam, sahip olduğum bu kuşkudan kuşku duyup duymadığım sorusu gün yüzüne çıkar. Eğer kuşku duyduğumdan kuşku duymazsam, kuşku duyulmayacak en az bir şey bulmuş olurum gibi görünüyor ancak zihin hallerimden kuşku duyuyor olmam gerçekten kuşku duyup duymadığım konusunda kesin bir bilgi içermez; belki de zihin hallerimin hepsi (kuşku da dahil olmak üzere) bilgi üretmeyen ve gerçekten var olmayan şeyler olabilir? Bu soru nasıl cevaplanabilir? Soru daha farklı sorulabilir, dış dünyanın ya da diğer zihinlerin var olmayabileceği yönünde bir kuşku, emin olunabilir bir soru mu? Eğer diğer zihinlerin ya da dış dünyanın varlığından kuşku duyuyorsak bu kuşku, kabul edilebilir olmak için kendine kesin bir temellendirme bulabilmiş midir? Kuşku duymanın makul olduğuna bizi kesinlikle ikna eden nedir? Nasıl ki kuşkucular bazı şeylerin varlığını kesinlikle gösteremememizden yola çıkıyorsa biz de kuşkuculuğun kendisinin kesinlikle doğru olduğunun gösterilememişinin kanıtlarsak kuşkuculuk karşıtı bir argüman kurmamız mümkün olabilir. Kuşku duyuyor olmamızın gerekçelendirilmesi kesin değilse bu kuşkuculuk karşıtı güçlü bir argüman olabilir mi? Bu soruyu destek ilkesi ile daha açık hale getirebiliriz; “P inancı ancak kişinin P ile tutarsız olan bir önermenin yanlışlığını biliyor olmasıyla bilgiye dönüşür.” Önümde bir alışveriş merkezi vardır önermesine inanıyorsam, o zaman bu önerme benim bir alışveriş sadece sanrısını görüyor olmamla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak sanrı görmüyor olduğunu bilmem durumunda bilirim. Şimdi bunu kuşkuculuğu yöneltelim; dünyanın döndüğünden kuşku duyuyorsam yani dünyanın dönmüyor olabileceğine inanıyorsam, bu önerme dünyanın döndüğünün bir sanrı değil de gerçek olmasıyla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak dünyanın döndüğü yanlışlanırsa bilebilirim. Dünyanın döndüğü yanlışlana dek döndüğünden şüphe duymak makul değildir. Felsefeciler tarih boyunca ahlak, din, zihin, varlık vb. birçok farklı alana dair çeşitli sorular sormuştur. İnsanların büyük bir kısmının hem fikir olduğu belirli türden konu başlıklarında dahi felsefeciler arasında ciddi görüş farklılıkları ve tartışmalar ortaya çıkmıştır. Öyle ki bu tartışmalar bir noktada soruyu soran kişinin gerçekten var olup olmadığına dahi yönelmiştir. Peki bu ne anlama gelir? Gerçekten var olup olmamak ya da başka bir “şeyin” yanılsaması olup olmamak ne tür bir tartışmayı içerir? İnandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa “bilgi kuşkuculuğu” adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna ise “gerekçelendirme kuşkuculuğu” denir. Bilen kişinin C tipi önermelerin bilgisine ulaşıp ulaşamayacağını düşünelim. O halde bu bahse dair üç farklı yaklaşım söz konusu olur. @@ Akademik yayıncılıkta kullanılan önbaskı terimi, akademik bir makalenin resmî hakem denetiminden geçip de hakemli bir dergide yayınlanmadan önce internet üzerinden okumaya açılması anlamına gelmektedir. Önbaskı olarak yayınlanan makaleler hakemli dergilerde sonradan yayınlanabileceği gibi, kimi zaman reddedilerek hiçbir zaman yayınlanmayabilir ya da ciddi düzenlemeler ve değişikliklerle yayınlanabilir. Önbaskı konumundaki makalelere ekstra şüphecilikle yaklaşmakta fayda vardır. @@ Şahitlik, muhakeme, algı, hafıza ya da iç-gözlem gibi bilişsel bir sistem değildir. Bu yüzden epistemik kaynaklar içinde kendine özel bir yeri vardır. Şahitlik, en basit haliyle, başka insanların ifade ettiği inançlara dayanır. Şahitliğin en yaygın bilgi kaynağı olduğu düşünülür. İletişim, medya ve eğitim gibi günlük hayatımızı kuşatan pek çok şey, şahitlik sonucu bilgi edinmemizi sağlar. Alp Dağları’na ilişkin birinci elden bir deneyimimiz olmasa da coğrafya kitaplarını, blogları ya da ansiklopedileri inceleyerek Alp Dağları’na dair bilgi edinebilir. Şahitlik sonucu gerçekten bilgi edinip edinmediğimiz önemli bir tartışma konusudur. Bir kişinin, doğru olanı ifade edip etmediğini her zaman kestirmek mümkün değildir. Bazı dışsalcılar için bu bir tartışma konusu olmayabilir. Doğru yolla nedensel bir biçimde inancımız oluştuysa, bu inancın epistemik statüsü çok tartışmaya açık değildir. Ancak, şahitliğin, tıpkı algı gibi, güvenilir olup olmadığı tartışması hala devam etmektedir. Şahitliğin güvenilir olmadığı ve bundan ötürü bilgi üreten bir mekanizma olamayacağı konusunda şüpheci görüşler vardır. Bu tarz bir şüphecilik, bilginin kesin ve doğru olmasına dayandığından, şahitlik kaynaklı bilgilerimizin büyük bir bölümünü dışarıda bırakır. Şahitlik hakkındaki şüphecilik doğruysa eğer, şahitlik sadece yüksek ihtimalli inançlar sağlayabilir. Ancak, kesinlik taşımadığından ötürü, yanıltıcıdır. Bu şüpheci pozisyon, epistemologlar arasında yaygın bir biçimde kabul görmez. Şahitliğin özel statüsüne yönelik bir diğer eleştiri ise, şahitliğin tek başına bilgi oluşturmak için yeterli olmadığıdır. Diğer bir deyişle, şahitlik aslen algı ya da hafıza gibi başka bilgi kaynaklarına bağlıdır. Özne, daha önce algı, hafıza ya da diğer yollarla edindiği inançlar doğrultusunda şahitliğe dair bir inancın doğruluğunu garanti altına alabilir. Şahitlik, bu birincil bilgi kaynaklarından geçmediği sürece, tek başına gerçekleşemez. Bu indirgemeci pozisyona karşı çıkanlar, şahitliğin bilişsel bir yeti olmamasına karşın tıpkı algı, hafıza, iç-gözlem gibi bilgi üreten temel bir mekanizma olduğunu düşünürler. İndirgemecilik karşıtlarının, öznenin daha önceden şahitlik yaptığı kişinin deklare ettiği inançların doğruluğuna dair sahip olduğu gözlemlerin, şahitliğin bilgi oluşturması için gerekli olmadığını kanıtlaması gerekir. Eğer, şahitlik ettiğimiz kişiye dair önceki gözlemlerimiz, şahitliğimizin oluşması için gerekli bir kriter ise, şahitlik tek başına bilgi-üreten bir mekanizma olamaz. Şahitlik ile ilgili ilginç konulardan bir tanesi, sosyal epistemoloji olarak adlandırdığımız alan içinde merkezi öneme sahip olmasıdır. Daha önceden bahsettiğimiz epistemoloji tartışmalar, bireyin, başka bireylerle ilişkileri olmaksızın sahip olduğu bilgi ve bunları üreten süreçlerle ilgiliydi. Sosyal epistemoloji, bilginin tek başına bireysel bir şey olmadığını, insanlar arası ilişkilerin ve iletişimin bilginin oluşması konusunda önemli pay sahibi olduğunu iddia eder. Şahitlik ise bunun bir parçası olması itibariyle, sosyal epistemolojinin ana elementlerinden biri haline gelir. Sosyal epistemolojiye ilişkin tartışmalar, birden çok birey arasındaki iletişimin ya da şahitliğin bilginin doğası ile olan ilişkisini, sosyal ilişkilerin bilginin doğruluğuna olan etkisini, toplumsal ve kültürel yapıların bilgi üretme süreçlerine müdahale edip etmediğini inceler. Bu sosyal epistemoloji alanı dışında, çağdaş epistemolojide pek çok yeni yaklaşım da geliştirilmiştir. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ŞÜPHELENDİRMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine KARIŞMAMAK
- ŞÜPHELENMEK ile ŞÜPHELENDİRMEK ile ŞÜPHELENEBİLMEK ile ŞÜPHE ile ŞÜPHECİ/LİK ile ŞÜPHELİ ile ŞÜPHESİZ/LİK
- ŞÜPHELİ ile KAÇAMAK İFADE ETMEK ile KAÇAMAKLIK
( EQUIVOCAL vs. EQUIVOCATE vs. EQUIVOCATION )
( داراي ابهام ile دوپهلو ile دوحرفه ile سهل انگاشتن ile ابهام بکار بردن ile توريه )
( DARAY ABEHAM ile DOPEILO ile دوحرفه ile SONPAL ENGASHTAN ile ABEHAM BEKAR BARDAN ile توريه )
- ŞÜPHELİ ile SANIK
- ŞÜPHELİNİN:
TAHLİYE TALEBİ ile/ve/değil/||/<>/< SERBEST BIRAKILMA TALEBİ
( Mahkeme aşamasında.[Koğuşturmanın mahkemece kabulünden sonra.] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Soruşturma aşamasında. )
- SUPHİ PAŞA KONAĞI ile SUPHİ PAŞA YALISI
( Fatih'te, Saraçhane'de, Horhor yokuşundadır. İLE Beylerbeyi'ndedir. )
( 1854'te, Maarif Nâzırı Abdüllâtif Suphi Paşa tarafından. [Şu anda Rektörlük binası olarak kullanılmaktadır.] İLE Maarif Nâzırı Abdüllâtif Suphi Paşa tarafından. [Kıbrıs'lılar Yalısı olarak da bilinir.] )
- SUPRAMOLECULAR CATALYSIS ile/||/<> MOLECULAR CATALYSIS
( Supramolecular catalysis zayıf etkileşimlerle katalitik sistem oluştururken İLE molecular catalysis kovalent bağlı katalizör kullanır )
( Formül: Host-guest catalysis )
- SUPRAMOLECULAR KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI
( Supramolecular kimya zayıf etkileşimlerle büyük yapılar oluştururken İLE koordinasyon kimyası güçlü kovalent bağlar kurar )
( Formül: K_association )
- SUPRAMOLEKÜLER KİMYA ile/||/<> KOORDİNASYON KİMYASI
( Moleküller arası zayıf etkileşimleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Metal atomları ve ligandlar arasındaki koordinasyon bağlarını inceleyen bilim dalı. )
- SÜPRÜNTÜ/LÜK ile SÜPRÜNTÜCÜ
- SÜPÜRGE/LİK ile SÜPÜRGECİ/LİK ile SÜPÜRGELİ ile SÜPÜRGESİZ ile SÜPÜRGE OTU ile SÜPÜRGE DARISI ile SÜPÜRGE ÇALISI
- SÜPÜRGELİK ile SÜPÜRGELİK
( Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb. İLE Yapıların içinde, duvarların, döşemeyle birleştiği yerde, tabandan 10-15 santimetre yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer ya da mozaik kuşak. )
- SÜPÜRMEK ile SÜPÜRTMEK ile SÜPÜRÜLMEK ile SÜPÜRÜVERMEK
- SÛR[Ar. çoğ. ESVÂR, SÎRÂN] ile SÛR[Ar.] ile SU'R[Ar. çoğ. ES'ÂR] ile SÛR[Ar.]
( Şehrin etrafına çekilen yüksek duvar, kale, hisar. İLE Boynuzdan yapılmış büyük boru. | Kıyamette, Hz. İsrâfil'in üfleyeceği boru. İLE Artık.[yiyecek-içecek için] İLE Düğün. | Ziyafet. | Şenlik. )
- SÛR ile ...
( BOYNUZDAN YAPILMIŞ BÜYÜK BORU | KIYÂMETTE, HZ. İSRÂFİL'İN ÜFLEYECEĞİ BORU )
- ŞÛR[Fars.] ile ...
( Tuzlu, kekremsi. )
- SUR ile/ve BURÇ
- SUR ile/ve İÇ KALE
- SUR ile/değil SARNIÇ
( Kale duvarı. İLE/DEĞİL Yağmur suyu biriktirmeye yarayan, yeraltı su deposu. )
- SUR[Ar.] ile SUR ile Sur
( Kale duvarı. İLE Uğur, alınyazısı. İLE Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. )
- SUR ile SURA ile SURE
- ŞURA ile ŞÛRA
( Şu yer. İLE Danışma kurulu. )
- SUR'A[Ar.] ile SURÂH[Ar.] ile SURÂH[Ar.]
( Güreşte, çoğunlukla ters dönmüş olan. İLE Çığlık, feryad. İLE Delik, gedik. )
- ŞURA ile ŞURALI ile ŞURALI BURALI
- SÜRAHİ ile İBRİK
( ... İLE Su ve sulu şeyler koymaya yarayan, kulplu, emzikli kap. )
- SÜRAHİ[Ar.] ile/||/<> KARAF/A[İt. < CARAFFA]/KARAFAKİ
( İçecek koymaya yarar, cam, plastik vb. kap. @@ Uzun boyunlu, kulpsuz küçük sürahi. )
- STORAX, STYXAX[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRAKS
- SÜRALGA/PİYASA[İt. < PIAZZA:Meydan.] ile KARABORSA[Tr.(KARA) + İt. < BORSA]
( Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. | Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme. | Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. | Arz ve talebin karşılaştığı alan. | Ortalık. İLE Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi. )
- SÜRAT[Ar. < SURAT] ile SURAT[Ar. < SURET]
( çabukluk. | Alınan yolun harcanan zamana oranı. | hız. @@ Yüz. | Somurtkanlık, asık yüzlülük. | Soğuk davranma. )
- SÜR'AT[Ar.] ile ÂCELE["ACALE" değil!]
- SÜRAT[Ar.] ile/ve/||/<> HIZ
( Bir nesnenin birim zamanda aldığı yolun büyüklüğü. @@ Bir nesnenin birim zamanda aldığı yolun yönlü büyüklüğü. | Alınan yolun, harcanan zamana oranı. | Çabukluk. | Bir devimden doğan güç, şiddet. )
- SPEED[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRAT
- SURAT ile SURATLI ile SURATSIZ/LIK ile SURAT DÜŞKÜNÜ
- SÜRATLENMEK ile SÜRATLENDİRMEK ile SÜRAT ile SÜRATLİ/LİK ile SÜRATSİZ/LİK ile SÜRAT KATARI
- SURATSIZ ile "MEYMENETSİZ"
- SURATSIZ ile YÜZSÜZ
- SURDIŞI TEPELERİ ile/ve/değil SURİÇİ TEPELERİ
- SÜRDÜRMEK ile SÜRDÜRTMEK ile SÜRDÜREBİLMEK
- SÜRDÜRMEK ile/ve YAŞAMAK
( TO CONTINUE vs./and TO LIVE )
- SÜRDÜRMEK ile/ve/değil/||/<> YÜRÜTMEK
- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ ile BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI
( 2030 yılına kadar ulaşılması gereken 17 küresel kalkınma hedefini içerir. İLE Bu hedeflerden biridir ve biyolojik çeşitliliğin kaybının önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurgulamakta. )
- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ile ÇEVRE KORUMA
( Bugünkü gereksinimleri karşılamak için doğal kaynakları gelecek kuşaklar için de koruyarak kalkınmaktır. İLE Doğal çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi için yapılan çalışmalar. )
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ile/ve/< GELENEK
- SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YENİLENEBİLİR/LİK
( [not] SUSTAINABILITY vs./and/but/||/<>/> REGENERABILITY
REGENERABILITY instead of SUSTAINABILITY )
- SÜRDÜRÜMLEMEK ile SÜRDÜRÜMLENMEK ile SÜRDÜRÜM ile SÜRDÜRÜMCÜ/LÜK
- SÛRE ile/ve ÂYET
- SÛRE ile MİZMÂR[Ar.]
( ... İLE Zebûr'un her bir sûresi. )
- SÜRE ile SÛRE
( Belirli bir zaman aralığı. İLE Kur'ân-ı Kerîm'in, 114 bölümünden her biri. )
- SÜRE ile SÜREÇ
( Sınırı/Dışı. İLE Hacmi/İçi. )
( TIME vs. PROCESS )
- SURE[Ar.] ile SÜRRE[Ar. < SURRE]
( Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on dört bölümünden her biri. @@ Akçe, para kesesi, para çıkını. | Osmanlı sultanlarının, her yıl hac zamânında Haremeyn[Mekke ve Medîne] halkına dağıtılmak üzere özel bir alay düzenleyerek gönderdiği para ve armağanlar. )
- SÜREBİLMEK ile SÜREKLİLEŞTİRMEK ile SÜRE ile SÜREK ile SÜREÇ ile SÜRELİ/LİK ile SÜREKLİ/LİK ile SÜREKÇİ/LİK ile SÜRESİZ/LİK ile SÜREKSİZ/LİK ile SÜRERLİK ile SÜRE SONU ile SÜREK AVI ile SÜREKLİCE ile SÜRELETME ile SÜRE AŞIMI ile SÜRE ÖLÇÜMÜ ile SÜRER DURUM ile SÜREKLİ ÜNSÜZ ile SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile SÜRERLİK FİİLİ ile SÜREKLİLİK İLKESİ ile SÜRERLİK GÖRÜNÜMÜ
- SÜREÇ ile SONUÇ (Merkezlilik)
( Ağaç, meyvesinden tanınır. )
- SÜREÇ ile/ve AKIBET
- SÜREÇ ile/ve AKIŞ
( PROCESS vs./and FLOW )
- SÜREÇ ile/ve AŞAMA
( PROCESS vs./and PHASE/GRADE )
- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/< DAYANÇ/ÇIDAM/SABIR
( Ancak, anlayış, aydınlatır. )
( PROCESS vs./and PATIENCE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DUYGU
- SÜREÇ ile/ve/<>/değil DÖNGÜ
( PROCESS vs./and/<> CYCLE )
- SÜREÇ ile/ve DÖNÜŞÜM
( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemâle) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )
( PROCESS vs./and TRANSFORMATION )
- SÜREÇ ile FETRET[Ar.]
( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )
- SÜREÇ ile/ve/<> GELİŞİM
- SÜREÇ ile/ve İÇERİK
( PROCESS vs./and CONTENT )
- SÜREÇ ile/ve İZ
( PROCESS vs./and TRACK )
- SÜREÇ ile/ve MEKANİZMA
( PROCESS vs./and MECHANISM )
- SÜREÇ ile/ve/<> MÜCADELE
- SÜREÇ ile/ve OLUŞUM
( Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. )
( PROCESS vs./and FORMATION/CONSTITUTION )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> ÖRGÜTLENME BİÇİMİ
- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK
- SÜREÇ ile PROSEDÜR
( PROCESS vs./and PROCEDURE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/> SERENCÂM[Fars.] ile/ve/||/<>/> İNSİCÂM[Ar.]
( Aralarında birlik olan, belirli bir düzen ya da zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi. İLE/VE/||/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. İLE/VE/||/<>/> Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım. )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> SİLSİLE
- SÜREÇ ile/ve SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP
( ... İLE/VE Konuşmacının, duygu, düşünce ve bilgilerini, ötekine iletme biçimi ya da yolu/yöntemi. )
( Yanlış üslûp, doğru sözün cellâdıdır. )
- SÜREÇ ile/ve SÜREÇ İÇİNDEKİ BAĞLAM
( PROCESS vs./and THE CONTEXT IN PROCESS )
- SÜREÇ ile SÜREGİDEN
( PROCESS vs. DURABLE )
- SÜREÇ ile/ve SÜREKLİLİK
( PROCESS vs./and CONTINUITY )
- SÜREÇ ile/ve/değil TANIM
( [not] PROCESS vs./and/but DEFINITION )
- SÜREÇ ile/ve/<> TARİHSELLİK
- SÜREÇ ile/ve TARÎK
- SÜREÇ ile/ve/||/<> TÜRÜM
( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )
- VETÎRE[Osm.] / PROCESS[İng.] / PROCESSUS[Fr.] / PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREÇ
- SÜREÇ ile/ve YAPI
( PROCESS vs./and STRUCTURE )
- SÜREÇ ile/ve/<> YOL
- SÜRECE ile/ve/||/<>/> SÜRECE
( Sonuca değil "Süreç"e. İLE/ve/||/<>/> Belirli bir süre boyunca. )
- SÜREĞEN BÖBREK SAYRILIĞI ile/||/<> İVEĞEN BÖBREK YETMEZLİĞİ
( Böbrek fonksiyonlarının yavaş yavaş kaybı. İLE/||/<> Böbrek fonksiyonlarının ani kaybı. )
- SÜREĞEN BRONŞİT ile/||/<> İVEĞEN BRONŞİT
( Uzun süreli bronş yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli bronş yangısı. )
- SÜREĞEN HEPATİT ile/||/<> İVEĞEN HEPATİT
( Uzun süreli karaciğer yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli karaciğer yangısı. )
- SÜREĞEN/KRONİK[Fr.] ile/||/<> İVEĞEN//AKUT[Fr./İng. < Lat.]
( Üzerinden zaman geçmiş sayrılık. İLE/||/<> İlerlemiş sayrılık. )
( Kısa süreli ve ani başlangıçlı sayrılıkları tanımlar. İLE/||/<> Uzun süreli ve yavaş ilerleyen sayrılıkları tanımlar. )
( MÜZMİN[< ZAMAN] ile/||/<> HAD )
( CHRONIQUE avec/||/<> ... )
- SÜREĞEN MİGREN ile/||/<> EPİSODİK MİGREN
( Ayda 15 ya da daha fazla gün süren baş ağrıları. İLE/||/<> Ayda 14 ya da daha az gün süren baş ağrıları. )
- SÜREĞEN PANKREATİT ile/||/<> İVEĞEN PANKREATİT
( Pankreasın uzun süreli yangılanması ve kalıcı hasar. İLE/||/<> Pankreasın ani yangılanması ve kısa süreli belirtilarla ilişkili bir durum. )
- SÜREĞEN SİNÜZİT ile/||/<> İVEĞEN SİNÜZİT
( Uzun süreli sinüs yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli sinüs yangısı. )
- SÜREĞEN YORGUNLUK BELİRGESİ/SENDROMU ile/||/<> UYKU APNESİ
( Sürekli yorgunluk ve enerji eksikliği. İLE/||/<> Uyku sırasında solunumun durması ve tekrar başlaması ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )
- SÜREĞENLEŞMEK ile SÜREĞENLEŞTİRMEK ile SÜREĞEN/LİK
- CONTINUOUS WAVE GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA GAZ LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE LASER[İng.] / LASER À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE[İng.] / ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA
- SÜREKLİ EKSİK ile/ve/<>/> "GEREKSİZ"
- SÜREKLİ FONKSİYON ile/||/<> HOMEOMORFİZM
( Sürekli açık küme ters görüntüsü açık, homeo bijektif sürekli. )
( Formül: One-way İLE two-way continuity )
- SÜREKLİ İLİŞKİ ile/ve/değil/en azından DÜZENLİ İLİŞKİ
( Kur(a)mayabilirsin. İLE Kurabilirsin. )
( Düzen/siz. İLE Düzen-siz. )
- CONTINUOUS LIGHT SOURCE[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ IŞIK KAYNAĞI
- SÜREKLİ KAZANMAK ile/ve/||/<> HİÇ KAYBETMEMEK
( İkisi de olanaklı değildir! )
- SÜREKLİ KESİR ile/||/<> DECİMAL AÇILIM
( Sürekli kesir [a₀;a₁,a₂,...], decimal 0.abc... formunda. )
( Formül: Kesirli zincir İLE decimal )
- SÜREKLİ NİCELİK ile/ve SÜREKSİZ NİCELİK
( Adet. İLE/VE Miktar. )
( Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" varsa. İLE Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" yoksa. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Çizgi. İLE/VE Nokta. )
( İndirgenemezlik ilişkisi vardır. )
( META BASES )
( Parçalararası komşuluk varsa. İLE/VE Parçalararası komşuluk yoksa. )
( Unit. VS./AND Quantity. )
( CONTINUAL QUANTITY vs./and DISCONTINUOUS/TRANSIENT QUANTITY )
- SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK
( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )
- CONTINUOUS OSCILLATION[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SALINIM
- CONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ABSORPTION CONTINUE[Fr.] / KONTINUIERLICHES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- CONTINUOUS SPECTRUM[İng.] / SPECTRE CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICHES SPEKTRUM, STETIGES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ TAYF/SPEKTRUM
- SÜREKLİ "TESPİT" ile/||/<>/> YAKINMA
- SÜREKLİ:
"TOPLARSAK" ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )
- SÜREKLİ YELLER ile/ve MEVSİMLİK YELLER(MUSON) ile/ve YEREL YELLER
( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )
- SÜREKLİ YELLERDE[İng. TRADE-WIND]:
ALİZE[Fr.] YELLERİ ile/ve BATI YELLERİ ile/ve KUTUP YELLERİ
( Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr. İLE ... İLE ... )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine ARALIKSIZ
( [not] CONTINUOUS vs./and/but NONSTOP
NONSTOP instead of CONTINUOUS )
- SÜREKLİ ile/ve/değil ARKA ARKAYA
- SÜREKLİ/DAİMA ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK
- SÜREKLİ ile/ve ÇOK
( Daha yukarıda olan daha aşağıda olana sürekli bir gibi görünür; daha aşağıdaki de daha yukarıdakine birçok gibi görünür. )
( CONTINUAL vs./and MUCH
The higher always appears as one to the lower and the lower as many to the higher. )
- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ
- SÜREKLİ/LİK ile/ve GELENEK/SEL
( CONTINUOUS vs./and TRADITIONAL )
- SÜREKLİ ile/ve KESİKLİ
( Dalga. İLE/VE Parçacık. )
- SÜREKLİ ile/||/<> KESİKLİ
( Sürekli fonksiyonlar kesintisizken İLE kesikli fonksiyonlar süreksizlik noktalarına sahiptir )
( Augustin-Louis Cauchy tarafından 1821 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1857) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Limit teorisi, analiz) )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIK SIK
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
( CONTINUAL vs. DISCONTINUOUS )
( MUNFASIL ile MUTTASIL )
- SÜREKLİ ile/||/<> SÜREKSİZ
( Sürekli kesintisiz İLE süreksiz kesintilidir )
( Formül: lim f(x)=f(a) İLE lim≠f(a) )
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
( MUNFASIL ile MUTTASIL )
( CONTINUAL vs. DISCONTINUOUS )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/||/<> ÜST ÜSTE
- SÜREKLİ/HABİRE ile DURMADAN
- SÜREKLİLİĞİN:
"BOZULMASI" ile/ve/değil/||/<> KESİLMESİ
- SÜREKLİLİK DENKLEMİ ile/||/<> MOMENTUM DENKLEMİ
( Süreklilik kütle korunumu ∇·v=0, momentum Newton 2. yasasıdır. )
( Formül: ∂ρ/∂t + ∇·(ρv) = 0 )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- SÜREKLİ/LİK, DEVAM ile/ve TEKRAR
( Tekrarlama, soluğunuza istikrar kazandırır. )
( Tekrara neden olan arzudur. )
( Arzunun olmadığı yerde tekrarlamalar da olmaz. )
( Repetition will stabilise your breath.
It is desire that causes repetition.
There is no recurrence where desire is not. )
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and REPETITION )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> AKTARIM
- SÜREKLİ/LİK ile/ve/||/<> ARDIŞIK/LIK
- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK
( CONTINUITY vs. DEPENDENCE )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> BELLEK
( CONTINUITY vs./and/<> MEMORY )
- CONTINUITY[İng.] / CONTINUITÉ[Fr.] / DURCHGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİLİK
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil DEVR/DEVİR
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> DUYARLILIK(HASSASİYET)
- SÜREKLİ/LİK ile/ve DÜZENLİ/LİK
( İTTIRAT[Ar.]: Tekdüze olma durumu, düzenlilik. )
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and REGULAR/ORDERLINESS )
- SÜREKLİLİK ile/ve GÜVEN
( Sürekliliği sağlayan, zihindir. )
( CONTINUITY vs./and TRUST/CONFIDENCE )
- SÜREKLİLİK ile/ve HIZ
( CONTINUITY vs./and SPEED )
- SÜREKLİ/LİK ile/ve İLERİYE DÖNÜK/LÜK
( CONTINUITY vs./and ... )
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil/||/<> İLERLEME
- SÜREKLİ/LİK ile/ve KALICI/LIK
( CONTINUOUS/NESS vs./and PERMANENT/NESS )
- SÜREKLİLİK ile/ve KORUNUM
( CONTINUITY vs./and PRESERVATION/CONSERVATION )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> ÖLÜMSÜZLÜK
- SÜREKLİ/LİK ile SONSUZ/LUK
( Süreklilik sadece duyulardadır, gerçeklikte değildir. )
( CONTINUITY vs. ETERNITY )
( İSTİMRÂR ile ... )
- SÜREKLİ/LİK ile/ve SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK[SÜRDÜREBİLİR/LİK]
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and SUSTAINABILITY )
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil SÜREKSİZLİK
( Zaman. İLE/VE/DEĞİL AN. )
- SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> TANELİLİK
- SÜREKLİLİK ile/||/<> TÜREVLENEBİLİRLİK
( Sürekli her işlev türevlenemez, türevlenebilir her işlev süreklidir )
( Formül: lim f(x) = f(a) İLE lim [f(x)-f(a)]/(x-a) var )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> YAYGINLIK
- SÜREKLİ/LİK ile ZORUNLU/LUK
( CONTINUITY vs. OBLIGATION
MOMIMON vs. ... )
- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK
( CONTINUITY vs./and COMPULSORY vs./and CERTAINTY )
- SÜREKLİ/LİK/LER ile/ve SÜREKSİZ/LİK/LER
( CONTINUITIES vs./and DISCONTINUITY )
- SÜREKLİLİKTE:
ARDIŞIKLIK ile/ve/||/<>/> TEMAS ile/ve/||/<>/> İÇ İÇELİK
- SÜREKLİLİKTE:
NESNE/CİSİM ile/ve/||/<>/> DEVİM/HAREKET ile/ve/||/<>/> ZAMAN
( ... İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan da düşünülebilir. İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan düşünülemez. )
(1996'dan beri)