Bugün[12 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.700 başlık/FaRk ile birlikte,
125.700 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(453/504)


- TEVAZUN[Ar. < TEVĀZUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVAZÜN

( Birbirine denk olma dengede bulunma )


- TEVÂZÜNİYÂT | STATİK ile/||/<> STATİK[Fr. < STATIQUE]

( fizik )

( STATIQUE )


- TEVBE ile İ'TİZÂR

( Tövbe, işlenmiş bir günah ya da suçun bir daha işlenmeyeceğine dair verilen söz. | Kulun, sahf bir kalple Hakk'a yönelmesi, tekrar günah işlememeye ahd etmesi. İLE Özür dileme, bir şeyin, kendinden uzaklaştırılması. )


- TEVBE[Ar. < TEVBE] ile/değil/yerine/=/||/<> TÖVBE

( tövbe ayları büyük tövbe ayı küçük tövbe ayı İşlediği bir günah ya da suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme )


- TEVBEKAR[Ar. < TEVBE + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TÖVBEKÂR

( Günah sayılacak bir işten vazgeçmiş olan bir daha yapmamaya karar vermiş olan kimse tövbeli )


- TEVBİH[Ar. < TEVBĪḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AZARLAMA


- TEVBÎH ile TEKDÎR ile MUÂHEZE[< AHZ | çoğ. MUÂHEZÂT]

( Azarlama, paylama. | Memurlara uygulanan bir disiplin cezası. İLE Bulandırma. | Kederlendirme. | Azarlama. | Öğrenciye verilen ve siciline işlenen bir cezâ. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )

( ... İLE Tevbîhten daha ağırdır. )

( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )


- TEVCİH | YÖNELTME ile/||/<> YÖNELTMEK ile/||/<> YÖNELTME

( Bir ırakgörürü ya da gözlem aracını verilen yıldıza doğru çevirme işi Yöneltme eylemi 1 Öğrenciyi başarılı uyum yapabilmesini kolaylaştırmak amacıyla yönetmelik hükümleri öğretim programı eğitsel kol çalışmaları gibi okul yaşayışıyla yakından ilgili konularda bilinçlendirme süreci 2 Öğrencilerin ileride seçecekleri iş ve meslek alanları ile izleyecekleri üst öğrenim dallarını göz önünde tutarak okul çalışmalarına yön verme işi Her ikisi de çift ucay özelliği gösteren iki molekül arasındaki etkilenme yönelme matematik matematik )

( ORIENTATION | ORIENTATE | ORIENTATION GUIDANCE | PIPING )

( ORIENTATION | ORIENTER )

( ORIENTERUNG | ORIENTIEREN | ORIENTIERUNG )


- TEVCÎH[< VECH] ile/değil/yerine/= ÇEVİRME, YÖNELTME, DÖNDÜRME | SÖZ ATMA, BAKMA | ANLAM VERME, YORUMLAMA | RÜTBE, MEVKİ VERME


- TEVCİH[Ar. < TEVCĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVCİH

( yöneltme Aşama makam mevki verme terfi ettirme )


- TEVCÎH[Ar. < VECH] ile/ve/||/<> TEVDÎ[Ar. < VED]

( Çevirme, yöneltme, döndürme, söz atma, bakma, anlam verme, yorumlama, rütbe/mevki verme. İLE Bırakma, emânet etme, vedâlaşma. )


- TEVDİ ETME ile/||/<> DEPOSIT[İng.] ile/||/<> DEPOSİT, METTRE EN DÉPÔT[Fr.] ile/||/<> YATIRMA

( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme )

( DEPOSIT )

( DEPOSIT, METTRE EN DÉPÔT )


- TEVDÎ (ETMEK) ile/ve/||/<> HAVÂLE (ETMEK)

( Bırakma, emânet etme. | Vedâlaşma. İLE/VE/||/<> Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. | Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. | Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. | Genellikle çocuklarda görülen, ateşli ya da ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. | Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde ya da duvar. | Yüksek ve büyük bir görünüşü olma. )


- TEVDÎ[Ar. < VED] ile/değil/yerine/= BIRAKMA, EMÂNET ETME | VEDÂLAŞMA[Ar.]


- TEVDİ ile/||/<> DELIVERY[İng.] ile/||/<> REMISE[Fr.] ile/||/<> VERME

( Bir şeyi verilmesi gereken yere verme )

( DELIVERY )

( REMISE )


- TEVDİ[Ar. < TEVDĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVDİ

( Emanet etme )


- TEVDİAT[Ar. < TEVDĪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MEVDUAT


- TEVECCÜH[< VECH] ile/değil/yerine/= ÇEVRİLME, YÖNELME, DOĞRULMA | BİR YERE DOĞRU HAREKET ETME | GÜLERYÜZ GÖSTERME, YAKINLIK DUYMA | HOŞLANMA, SEVGİ | NASİP VE MÜYESSER OLMA


- TEVECCÜH | YÖNELME ile/||/<> YÖNELME

( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma ya da hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )

( ORIENTATION )

( ORIENTATION )

( ORIENTIERUNG )

( ORIENS )


- TEVECCÜH ile/değil/yerine/= GÜLERYÜZ/İLGİ


- TEVECCUH[Ar. < TEVECCUH] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVECCÜH

( hüsnüteveccüh Bir yana doğru yönelme yüzünü çevirme Güler yüz gösterme yakınlık duyma hoşlanma )


- TEVECCÜHÜNÜZ ile/değil/yerine/= İYİ GÖRÜŞÜNÜZ


- TEVEHHUM[Ar. < TEVEHHUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVEHHÜM

( Kuruntuya düşme )


- TEVEK ile/||/<> ...

( asma kavun karpuz gibi bitkilerin dalı asma kavun karpuz gibi bitkilerin yaprağı asma kütüğü Ağızlarda teğek teyek ve devek biçimleri de kullanılır Yalnız Sivastan gönderilen tenekin yanlış bir veri olduğu açıktır Eski kaynaklarda teğek değek tevek devek olarak geçer teğ1 asma 2 bitki dalı e k küçültme eki Yalnız teğ kökünün eski kaynaklarda geçmemesi düşündürücüdür )


- TEVEKKEL[Ar. < TEVEKKEL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVEKKEL

( Her şeyi oluruna bırakan )


- TEVEKKEL ile TEVEKKELİ


- TEVEKKELİ[Ar. < TEVEKKÜL'DEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BOŞUNA


- TEVEKKELÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= NEDENSİZ, BOŞ YERE/BOŞUNA


- TEVEKKÜL ETMEK ile/değil/yerine/= KUTGÜVENMEK


- TEVEKKÜL ile/ve/<> İTİMAT


- TEVEKKÜL ile SABIR


- TEVEKKUL[Ar. < TEVEKKUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVEKKÜL

( Herhangi bir işte elinden geleni yapıp daha sonrasını Allah a bırakma Allah a güvenme )


- TEVEKKÜL ile TEVEKKÜLLÜ ile TEVEKKÜLSÜZ/LÜK


- TEVEKKÜLLÜ ile/değil/yerine/= KUTGÜVENÇLİ


- TEVEKLEMEK ile TEVEK


- TEVELLÂ[< VELY] ile/ve TEBERRÂ[< BERÂ]

( Yanaşma, yakınlaşma, bağlılık. İLE/VE Uzaklaşma. )


- TEVELLÂ/TEVELLÎ[< VELY] ile/değil/yerine/= BİRİNE YANAŞMA | BİRİNİ DOST TUTMA | İYİ AHLÂK | EHL-İ BEYT'İ, HZ. ALİ'Yİ SEVME, ONLARDAN MEDET VE ŞEFÂAT İSTEME, KENDİLERİNE OLAN YAKINLIK, BAĞLILIK


- TEVELLU'[Ar.] ile TEVELLÜH[Ar. < VELEH | çoğ. TEVELLÜHÂT]

( Sevme, aşk ve ilginin oluşması. İLE Şaşakalma. )


- TEVELLÜT[Ar. < TEVELLUD] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞUM


- TEVELLÜT[Ar. < VİLÂDET] ile/değil/yerine/= DOĞMA | DOĞUM (ZAMANI)


- TEVELLÜT ile TEVELLÜTLÜ


- TEVEM ile/||/<> İKİZ

( İki ayrı cins kristal bireyinin ortak ağcık bölümlerinden başlayarak bir düzleme ikiz düzlemi ve bir eksene ikiz ekseni ya da bunlardan birine göre bakışımlı olarak gelişmeleri sonucunda oluşan kristal jeoloji biyoloji İkiz doğum ürünü yavrulardan her biri döl yatağı içinde tek ya da çift yumurtadan gelişen iki dölütten her biri Az ekiz ekiz igez igeδ Blk egiz egiz egiz egiz egiz egiz Tel egiz Alt eŋis ikkis iğis Alt Tel eğis iyis yĕkĕr Başındaki y ikincil bir sestir Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede ikkiz olarak geçer Kumancada egiz biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada ikkiz olarak geçtiği göze çarpıyor iki eki z eki Türkçe üçüz dördüz beşiz gibi türevler de bu ekle kurulmuştur Ligeti TörK 312 de ikizin ekiz Türkçe ikinin eki z ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu açık olarak vurgulamıştır Brockelmann OGM 120 a Türkçeden Moğolcaya ikire olarak geçmiştir Poppe Lautlehre 105 saydığımız veriler arasında Altay ilişkileri görüyor Ramstedt Lautlehre 113 de Altay alanında kalarak birtakım Korece biçimler üzerinde duruyor Ramstedt SKE 195 Buna karşılık Şçerbak VJa 3 1966 31 ve Doerfer TMEN 651 Moğolca ikireyi Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmişlerdir Doerfere göre alıntı sorunu açıktır ganz sicher Yakutça igirä igiri biçimi Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 21 51 128 Moğolcadan Koybal ve Hakas diyalektlerine de geçmiştir ikärä ikkärä Macarca iker biçiminin Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğunu biliyoruz Ligeti TörK 14 311312 )

( TWIN )

( MACLE | JUMEAU )

( ZWILLING )

( EKIZ[Az.]~EKIZ[Tkm.]~IGEZ[Tatk.]~IGEΔ[Bşk.]~EGIZ[Kklp.]~EGIZ[Nog.]~EGIZ[Krg.]~EGIZ[Kzk.]~EGIZ[Özb.]~EGIZ[Tel.]~EŊIS[Alt.]~IKKIS[Sag.]~IĞIS[Şor.]~EĞIS[Alt.]~EĞIS[Tel.]~IYIS[Tuv.]~YĔKĔR[Çuv.] )


- TEV'EM[Ar.] ile İKİZ | EŞ, BENZER

( İKİZ )

( EŞ, BENZER )


- TEVERRUM[Ar. < TEVERRUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVERRÜM

( Verem olma )


- TEVERRÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= VEREM OLMA


- TEVESSÜ[Ar. < TEVESSUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> GENİŞLEME | YAYILMA

( genişleme yayılma )


- TEVESSÜ ile TEVESSÜL


- TEVESSÜ[Ar. < VÜSET] ile TEVESSÜL[Ar. < VESÎLE]

( Genişleme, yayılma. İLE Sarılma. | İnanma. | Neden gösterme. | Başvurma, girişme. )


- TEVESSÜL[Ar.] ile/ve/||/<> TENEZZÜL[Ar.]


- TEVESSUL[Ar. < TEVESSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVESSÜL

( Elde etmek istenilene ulaşmak için birini ve bir şeyi aracı yapma )


- TEVEŞÜ ile TEVEŞÜL


- TEVETTÜR | KAN TAZYİKİ | GERİLİM | BASINÇ | TANSİYON ile/||/<> TANSİYON ile/||/<> KAN BASINCI

( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )

( BLOOD PRESSURE | TENSION )

( TENSION )

( BLUTDRUCK )

( TENDERE: GERMEK )


- TEVETTÜR[Ar. < TEVETTUR] ile/değil/yerine/=/||/<> GERİLME | GERİLİM

( gerilme gerilim )


- TEVETTÜR[Ar. < VETR/VİTRET] ile/değil/yerine/= GERİLME, GERGİN DURUMA GERME | GERİLİM


- TEVEZZÜ TARZI | DAĞILIŞ ile/||/<> DAĞILIŞ

( Coğrafyanın doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri coğrafya )

( DISTRIBUTION )

( RÉPARTITION )

( VERTEILUNG )


- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK

( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.

(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)

Tevfik Fikret )

( )


- TEVFİK[Ar. < TEVFĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVFİK

( Allah ın yardımına kavuşma )


- TEVFİKAN[Ar. < TEVFĪḲAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVFİKAN

( Uyarak uygun olarak e göre )


- TEVFİKAN[Ar.] ile/değil/yerine/= UYARAK, UYGUN OLARAK, ...'E GÖRE


- TEVFİKAT:
TAM ile/ve/değil/yerine/<> KISMÎ

( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )


- TEVHÎD[< VAHDET] ile/ve/<> MÜNÂCÂT[< NECV]

( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )


- TEVHİD ile/ve AMEL

( İlimlerin amacı. İLE/VE Amellerin amacı. )

( Amellerin en hayırlısı, az da olsa sürekli olandır. )

( Tevhid insan üzerinedir. )


- TEVHÎD ile/değil/yerine/= BİREŞİM

( Ayrımları/nı gösteren birlik. )

( BİR KILMA, BİR ETME, BİRLEŞTİRME | BİR SAYMA, BİR OLARAK BAKMA, BİRLİĞİNE İNANMA | ALLAH'IN BİRLİĞİNE İNANMA | "LÂİLÂHE-İLL-ALLAH"(KELİME-İ TEVHİD) SÖZÜNÜ TEKRARLAMA )


- TEVHİD ile/ve/||/<> FITRAT


- TEVHÎD ile/ve/<> İTTİHÂD


- TEVHİD-İ TEDRİSAT ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM BİRLİĞİ


- TEVHİT[Ar. < TEVḤĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEK TANRICILIK | BİRLEŞTİRME

( tevhit ehli Allah ın birliğine inanma bir sayma bir olarak bakma tek tanrıcılık Divan edebiyatında Allah ı övmek için yazılan manzume birleştirme )


- TEVHİT ile/||/<> KASİDE

( kaside I 3 a Divan edebiyatı terimi Tanrının birliği üzerine yazılan koşuk 1 Araplardan Farslara sonra divan yazınımıza geçmiş bir övgü koşuğu 3099 koşalı olur Uyak düzeni bakımından gazele benzer İlk koşa doğuş uyaklı öteki koşaların birinci dizeleri uyaksız ikincileri doğuş ile uyaklı olur Kasidenin bölümleri a başlangıç bölümü Kasidede konusu sevgi sevgili doğa ya da önemli olaylar olan giriş bölümü b övgü bülümü es t kasit maksat medih methiye övülecek kişinin övüldüğü bölüm c övünüş es t fahriye Ozanın kendi kendini övdüğü bölüm ç tegazzül Kimi keşidelere bir gazelin katılması ya da gazelin katıldığı bölümün adı d dua Övülen kimse için dua edilen bölüm 2 Kasideyi oluşturan kimi koşalar özel terimlerle adlandırılır a doğuş es t matla 1 Gazel ve kasidelerin ilk koşası 2 Ozanın koşuklarından birine katmayıp yalnız bıraktığı uyaklı çift dize b girişlik es t girizgâh Kasidelerde başlangıç bölümünden övgü bölümüne geçişi sağlayan koşa c taç beyit Kasidelerde ozanın adını ya da takma adını taşıyan koşa ç beytütkasit kasidenin en güzel koşası d kesmelik es t makta Divan koşuğunda ozanın adını ya da takma adını taşıyan son koşa son bağlam 3 Konularına göre keşideler a tevhit Tanrının birliğine ululuğuna övgü b mürsacat Tanrıya yakarış c naat Hz Muhammete övgü d methiye Bir kimseyi ya da bir şeyi övmek için yazılan kaside A Bunlar övgü konularına göre ad alır cülusiye Padişahın tahta çıkışını konu edinen kaside suriye Düğün törenlerini konu edinen kaside ramazaniye Konusu ramazanın gelişini kutlama olan kaside bayramiye es t idiyye Konusu bayram kutlaması olan kaside muharremiye Muharrem ayında Hz Hüseyinin şehit edilmesini konu edinen kaside B Konusu mevsimler olan kasideler Bahariye sayfiye şitaiye C Başka konularda yazılan kasideler hamamiye at kasidesi es t kasidei rahşiye rahşiye av kaîidesi es t şikâriye vb 4 Kasideler uyak ve yedeklerinin son harflerine göre de adlandırılır Uyaklarına göre t kasidesi es t kasidei taiye r kasidesi es t kasidei raiye vb gibi Rediflerine göre su kasidesi adem kasidesi vb II Doğu Anadoluda kısa öykülere verilen genel ad Divan edebiyatı terimi Konusu en çok övme olan ve en az onbeş yirmi beyti bulunan uzun gazel Kısa öykü kaside I 3 kaside kaside 1 1 b kaside 1 3 d kaside I 1 ç kaside I 3 d kaside I 3 d kaside I 2 c )


- TEVHİT ile TEVHİT EHLİ


- TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]

( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )


- TE'VÎD[Ar.] ile TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT]

( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )


- TEVİL ETMEK ile/değil/yerine/= ÇEVRİLEMEK


- TEVİL[Ar. < TEʾVĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEVRİ


- TEVİL ile İSTİNBÂT


- TEVİL ile/ve ŞİİR ile/ve METAFİZİK


- TE'VÎL[< MEÂL] ile/değil/yerine/= SÖZÜ ÇEVİRME, SÖZE AYRI ANLAM VERMEYE KALKIŞMA | ASLA RÜCÛ

( )


- TE'VÎLEN[Ar. < MEÂL] ile TE'VÎLÎ[Ar. < MEÂL]

( Te'vîl ederek, sözü çevirerek. İLE Te'vîl ile ilgili. )


- TEVİL-İ GARİB ile TEVİL-İ BAİD ile TEVİL-İ MÜSTEBÂD

( Yakın yorum. İLE Uzak yorum. İLE Zoraki yorum. )


- TEVKİ[Ar. < TEVKİʿ] ile/||/<> ...

( Resmî belgelerde kullanılan bir yazı türüne verilen ad )


- TEVKİ[Ar. < TEVḲĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVKİ

( Padişah fermanlarına çekilen tuğra Bu tuğrayı taşıyan ferman )


- TEVKİ ile TEVKİF ile TEVKİL ile TEVKİCİ


- TEVKİ'[Ar. < VUKÛ] ile TEVKİÎ[Ar.]

( Sultan buyruklarına çekilen nişan. | Padişahın nişanlı buyruğu. İLE Tevki'ci. Padişah buyruklarına nişan işaretini yapan memur, tuğrakeş. )


- TEVKİCİ[Ar.] ile/değil/yerine/= NİŞANCI


- TEVKÎD[Ar. < EKD] ile TEVKİD[Ar. çoğ. TEVKİDÂT] ile TEVKİT[Ar. < VAKT]

( Sağlamlaştırma. İLE Tutuşturup yakma. İLE Vakti, saati belirli kılma. )


- TEVKİF[Ar.] ile/değil/yerine/= DURDURMA | TUTUKLAMA


- TEVKİF[Ar. < TEVḲĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVKİF

( tevkifhane durdurma Bir suç dolayısıyla birini tutuklama )


- TEVKİFAT[Ar. < TEVḲĪFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVKİFAT

( Para konusunda kesintiler Tutuklamalar )


- TEVKİFHANE[Ar. < TEVḲĪF + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTUKEVİ


- TEVKİFHANE ile/||/<> SALMA TOMRUK

( Yakalanan suçluların geçici bir süre alıkonuldukları ve içinde serbest dolaşabildikleri cezaevi )


- TEVKİFHANE[Ar.] ile/değil/yerine/= TUTUKEVİ


- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA | TUĞRA ile/||/<> TUĞRA ÇEKMEK ile/||/<> TURA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta ya da törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg ya da togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )

( TUĞRA[Az.] )


- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA ile/||/<> TUĞRA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta ya da törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg ya da togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )

( TUĞRA[Az.] )


- TEVKİÎ ile/||/<> SÜLÜS ile/||/<> RİK\'A ile/||/<> KÛFÎ ile/||/<> NESİH ile/||/<> MURAKKA ile/||/<> MÜSELSEL ile/||/<> DİVANÎ

( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )


- TEVKİL[Ar. < TEVKĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVKİL

( Vekil etme )


- TEVKÎL[Ar. < VEKÂLET] ile TEVKÎR[Ar. < VEKAR | çoğ. TEVKİRÂT]

( Vekil etme. İLE Güzel karşılama, ağırlama, ululama. )


- TEVKİL ile/değil/yerine/= YETKİGEÇİ


- TEVLİD[Ar. < TEVLĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVLİT

( doğurma Sebep olma oluşturma )


- TEVLİT[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞURMA, DOĞURTMA | NEDEN OLMA, OLUŞTURMA


- TEVLİYET[Ar. < TEVLİYET] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVLİYET

( Vakıf mallarına bakma görevi )


- TEVLİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= VAKIF MALLARINA BAKMA GÖREVİ


- TEVRAT/AHD-İ ATİK[Ar. < ʿAHD + ʿATĪḲ] ile/||/<> İNCİL/AHD-İ CEDİT[Ar. < ʿAHD + CEDĪD]


- TEVRAT ile/değil/yerine ESKİ AHİT


- TEVRAT[Ar. < TEVRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVRAT

( Museviliğin temel ilkelerini Hz Musa ya gönderilen Tanrı buyruklarını içeren Musevilerin kutsal kitabı Ahd i Atik )


- TEVRİYE[Ar. < TEVRİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVRİYE

( Birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı )


- TEVRİYE/TEVRİYE[Ar. < TEVRİYE] ile/||/<> TEZAT/TEZADD[Ar. < TEŻĀDD]

( Birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı )


- TEVRİYE'DE:
YALIN[MÜCERRET] ile/<> TERBİYE EDİLMİŞ[MÜREŞŞAH] ile/<> AÇIKLANMIŞ[MÜBEYYEN] ile/<> HAZIRLANMIŞ[MÜHEYYÎ] ile/<> ÎHÂM-I KABÎH

( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )


- TEVSİ[Ar. < TEVSĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> GENİŞLETME | YAYMA

( genişletme yayma )


- TEVSİ[Ar.] ile TEVŞİ[Ar.]

( Genişletme, yayma. İLE Süsleme. )


- TEVSİ ile TEVSİK


- TEVSÎH[Ar. < VESAH] ile TEVŞÎ'[Ar.] ile TEVŞÎH[Ar. < VİŞÂH | çoğ. TEVŞÎHÂT]

( Kirletme. | Paslandırma. İLE Süsleme. İLE Süsleme, süslendirme. Süslü giysi giydirme. | Mukayyed kâfiye ile şiir yazma, çifte kâfiye. | Kur'ân-ı Kerîm'i, usûl, âdâb ve erkânı ile okuma. | Mevlîd bahirleri arasında, dînî ve tasavvufî mahiyette kasîde ve beste okuma. | Türk dînî müziğinde bir biçim.[Na't, tekkelerde ve başka yerlerde okunduğu halde, tevşîh denilenler, mevlîd ve mi'râciyye arasında tegannî edilir.] )


- TEVŞİH[Ar. < TEVŞĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AKROSTİŞ


- TEVSİK[Ar.] ile/değil/yerine/= BELGELEME


- TEVSİK[Ar. < TEVS̱ĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGELEME


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIM

( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUTIO )

( DISTRIBUZIONE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER~DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER | DISTRIBUTOR )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM~DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( DISTRIBUTIO~... )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF~VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUZIONE~DISTRIBUTORE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή~ΔΙΑΝΟΜΈΑΣ / διανομέας )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETME ile/||/<> İŞLETMEK ile/||/<> DAĞITIM

( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB )

( AZIENDA )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETMECİ | DAĞITIM

( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN~BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES~HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB~BETREIBER )

( AZIENDA~GESTORE )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση~ΔΙΑΧΕΙΡΙΣΤΉΣ / διαχειριστής )


- TEVZİ ETME | DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMAK

( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )

( DISPERSAL | DISTRIBUTE | DISPATCH | SCATTER )

( DISPERSION | DISTRIBUER )

( STREUNUNG )


- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ[Ar.]

( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )


- TEVZİ[Ar. < TEVZĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> DAĞITMA | PAYLAŞTIRMA

( tevzi bürosu dağıtma paylaştırma )


- TEVZİ ile TEVZİ BÜROSU


- TEVZİAT[Ar. < TEVZĪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEVZİAT

( Dağıtmalar )


- TEXT MINING[İng.] ile/değil/yerine/= ÖRÜT MADENCİLİĞİ


- TEXTILES, WEAVING/TEXTILE INDUSTRY[İng.] ile/değil/yerine/= TEXTILE/PROFESSION DE TISSEREND[Fr.] ile/değil/yerine/= DOKUMA

( işleyim: 1. İplikleri bez, kumaş vb. ürünlere dönüştürme işi. 2. Bu işin sonunda elde edilen ürünlerin genel adı. )


- TEXTUS CONNECTIVUS, İNG. CONNECTIVE TISSUE[İng.] ile/||/<> BAĞ DOKU

( anat Vücutta bulunan dört temel dokudan en sık görülen gevşek ya da ipliksel yapıdaki kas ve yağ dokularında değişik oranlarda bulunan cansız olan hücreler arası maddeyle hücrelerden oluşan beslenme fizyolojisi açısından bir değer taşımayan et ürünleri teknolojisinde kalite sorunu oluşturabilen madde Bu dokunun organları sararak destekleme gövde arası boşlukları doldurma dokuların beslenmesi epitel dokusuna destek ve organizmanın savunma sistemini oluşturma gibi görevleri vardır Bağ dokusunun mezenkim müköz gevşek sıkı retiküler ve yağ dokusu olmak üzere altı türü bulunur )

( TEXTUS CONNECTIVUS, İNG. CONNECTIVE TISSUE )


- TEYAKKUZ[Ar. < YAKAZA] ile/değil/yerine/= SAKLIK/UYANIKLIK

( Uyanma, uykudan kalkma. | Uyanık olma, uyanıklık, açıkgözlülük. )


- TEYAKKUZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SAKLIK/ANIKLIK/UYANIKLIK


- TEYAKKUZ[Ar. < TEYAḲḲUẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEYAKKUZ

( Olması muhtemel bir şeyi dikkatle bekleme )


- TEYEL İPLİĞİ ile/||/<> HRİSTO TEYELİ

( Seyrek ve eğreti dikiş ilinti )


- TEYELLEMEK ile/||/<> İLGİLEMEK


- TEYELLEMEK ile TEYELLENMEK ile TEYEL ile TEYELLİ ile TEYEL İPLİĞİ


- TEYEMMÜM[Ar.] ile İRÂDE[Ar.]


- TEYEMMUM[Ar. < TEYEMMUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEYEMMÜM

( Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak kum vb şeylerle abdest alma )


- TEYEMMÜM[Ar. < YEMAM] ile TEYEMMÜN[Ar. < YÜMN]

( Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma. İLE Uğur sayma, uğur olarak kabul etme. )


- TEYİD ile TASDİK


- TEYİT ETMEK/KONFİRME ETMEK ile/değil/yerine/= DOĞRULAMAK/GEÇERLEMEK/GERÇEKLEMEK/ONAYLAMAK


- TEYİT MEKTUBU ile/değil/yerine/= GEÇERLETKE


- TEYİT[Ar. < TEʾYĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞRULAMA | GERÇEKLEME

( doğrulama gerçekleme )


- TEYİT/KONFİRMASYON ile/değil/yerine/= DOĞRULAMA/GEÇERLEME/GERÇEKLEME/ONAYLAMA


- TEYZE KIZI ile/||/<> TEYZE OĞLU ile/||/<> TEYZEZADE

( Annenin kız kardeşi ana yarısı anne yarısı Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü )


- TEYZE ile/||/<> ANA YARISI ile/||/<> ANNE YARISI


- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE

( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )

( AUNT vs./and MOTHER )


- TEYZE ile YENGE/BULA

( Annenin kız kardeşi ya da ablası. İLE Amca ya da dayının eşi.[< "yeni gelen" ya da "yanına gelen"] )


- TEYZEZADE[Tr. < TEYZE + Fars. ZĀDE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEYZE OĞLU


- TEYZEZÂDE[Tr. + Fars.]/KUZEN[İng. < COUSIN] ile/değil/yerine/= TEYZENİN OĞLU


- TEZ BERİ ile/değil/yerine/=/||/<> KOLAYLIKLA | ÇABUCAK

( kolaylıkla çabucak )


- TEZ VAKİTTE ile/||/<> TEZ VAKİT


- TEZ ile/||/<> ANTİTEZ-SENTEZ

( Diyalektik yöntem )

( Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından 1807 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1770-1831) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Diyalektik, mutlak idealizm) )


- SAV/TEZ ile/ve/||/<>/> | ÖNSAV/HİPOTEZ ile/ve/||/<>/> KARŞISAV/ANTİTEZ | ile/ve/||/<>/> BİREŞİM/SENTEZ

( Sav. İLE/VE/||/<>/> | Varsayım[ispatta geçici olarak kabul edilen doğrular][faraziye]. İLE/<> Karşı Sav. | İLE/VE/||/<>/> Bireşim. )


- TEZ ile SAV

( Ödev. İLE Mantıkça sıkı dokunmuş bir çıkarımlar dizisinin vargı'sıdır. )

( THESIS "AS HOMEWORK" vs. THESIS )


- TEZ ile/ve/değil/||/<> SÖYLEM


- TEZ ile TAVIR


- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]

( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )


- TEZ ile TEZ BERİ ile TEZ CANLI/LIK ile TEZ VAKİT ile TEZ VAKİTTE


- TEZ ile TEZLER ile REDDETMEK ile KÖTÜLÜK

( DISSERTATION vs. DISSERTATIONS vs. DISSERVE vs. DISSERVICE )

( رساله ile تز ile پايان نامه ile رسائل ile بدخدمت کردن ile بدخدمتي )

( RESALEH ile TEZ ile PAYAN NAMEH ile رسائل ile BADKHODAMAT KARDAN ile بدخدمتي )


- TEZAD ile ABES


- TEZAD ile AKS


- TEZAD ile/||/<> ANTONYMY[İng.] ile/||/<> ANTONYMIE[Fr.] ile/||/<> ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT[Alm.] ile/||/<> KARŞIT ANLAMLILIK

( İki kelimenin birbirine aykırı birbirine karşıt anlam vermesi durumu açlık tokluk iyilik kötülük hastalık sağlık gençlik ihtiyarlık soğuk sıcak genişlik darlık vb )

( ANTONYMY )

( ANTONYMIE )

( ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT )


- TEZAD ile/ve KOMİK


- TEZAD ile KONTRAST

( OPPOSITION vs. CONTRAST )


- TEZAD ile/ve/> MİZAH

( OPPOSITION vs./and/> COMEDY )


- TEZAD ile TAHDE TEZAD


- TEZAD ile TAHT-EL-TEZAD


- TEZÂD ile TENÂKUZ

( KARŞIT ile ÇELİŞİK/ÇELİŞKİ )

( ÇELİŞKİ/TENAKUZ: Hem nitelik, hem nicelik. )


- TEZADD[Ar. < TEŻĀDD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZAT

( karşıtlık Anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma sanatı )


- TEZAHÜR[< ZUHÛR] ile ...

( MEYDANA ÇIKMA, BELİRME, GÖRÜNME | BELİRTİ | BİRBİRİNE YARDIM ETME [İng. TO APPEAR] )


- TEZÂHÜR[Ar.] ile/<> TEBÂRÜZ[Ar.]


- TEZAHÜR ile/ve/||/<>/> TESİR


- TEZAHUR[Ar. < TEẒĀHUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZAHÜR

( Ortaya çıkma belirti )


- TEZAHÜRAT ile NEŞELEN ile NEŞELİ ile NEŞELİ GÜN ile NEŞE ile ŞEREFE

( CHEER vs. CHEER UP vs. CHEERFUL vs. CHEERFUL DAY vs. CHEERFULNESS vs. CHEERS )

( فريادوهلهله آفرين ile دلخوشي دادن ile هلهله کردن ile ابرو گشادن ile دلباز ile دل زنده ile شنگول ile خرم ile متبسم ile خوش روي ile بشاش ile سرحال ile خوشدل ile انبساطي ile گشاده رو ile روز خرم ile شنگولي ile بهجت ile بشاشت ile شنگي ile انبساط ile خوشدلي ile بسلامتي ile هلهله )

( فريادوهلهله آفرين ile DELKHOSHY DADAN ile NPALELLEH KARDAN ile EBRO GOSHADAN ile DELBAZ ile DEL ZANDEH ile SHANGOL ile KHRAM ile MOTBASM ile KHOSH ROY ile BESHASH ile SARHAL ile KHOSHODEL ile ANBASATY ile GOSHADEH RO ile RUZ KHRAM ile SHANGOLY ile BACPEHJAT ile بشاشت ile SHANGY ile ANBASAT ile KHOSHODELY ile BASLAMETY ile NPALELLEH )


- TEZAHURAT[Ar. < TEẒĀHURĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZAHÜRAT

( Bağırıp çağırarak alkışlayıp tempo tutarak yapılan gösteri Hastalıklarda belirtiler )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> KARŞIT

( Resim Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton Örn kara rengin karşıtı ak kırmızının yeşil turuncunun mor sarının mavi olduğu gibi 1 Birbirlerinin biçimsel çelişik olarak değil içerikçe karşısına konmuş kavramlar Ör Akkara doğruyanlış karşıt kavramlardır oysa akın çelişiği akolmayandır 2 Öznesi ve yüklemi aynı olan ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu Ör Bütün insanlar ölümlüdür Hiç bir insan ölümlü değildir Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir Bütün insanlar ölümsüzdür gibi matematik kas biyoloji Belgit ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG )

( CONTRARIUS )

( CONTRASTO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> TON

( (Resim) Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton. Örn. kara rengin karşıtı ak, kırmızının yeşil, turuncunun mor, sarının mavi olduğu gibi. @@ 1. Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlış karşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.) 2. Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. 'Bütün insanlar ölümlüdür.' 'Hiç bir insan ölümlü değildir.' Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: 'Bütün insanlar ölümsüzdür.' gibi.) @@ (matematik) @@ (kas) (biyoloji) @@ Belgit, ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi. @@ (...) @@ )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON~TON | TONE )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON~TON | TONNE )

( CONTRARIUS~TONUS )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG~TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG | TON, BETONUNG )

( CONTRASTO~TONO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση~ΤΌΝΟΣ / τόνος )


- TEZAT TEŞKİL ETME ile/||/<> BE IN CONTRADICTION[İng.] ile/||/<> ÊTRE EN CONTRADİCTİON[Fr.] ile/||/<> KARŞITLAŞMA

( Çelişme tutmazlık karşıtlık durumunda olma )

( BE IN CONTRADICTION )

( ÊTRE EN CONTRADICTION )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞIT | KONTRAST ile/||/<> KONTRAST ile/||/<> KARŞITLIK

( karşıtlık Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST )

( CONTRASTE )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞITLIK ile/||/<> KARŞITLIK

( 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST | CONTRARIETY | CONTRARINESS | OPPOSITION )

( CONTRASTE | OPPOSITION | CONTRARIÉTÉ | RÉCIPROCITÉ | ANTAGONISME )

( KONTRAST | GEGENSATZ | GEGENSCHEIN )

( CONTRARIETAS )


- TEZAT ile KONTRAST

( OPPOSITION vs. CONTRAST )


- TEZAT ile TEZATLI


- TEZAYÜD | ARTMAK ile/||/<> ARTMA

( Yünden dokunmuş un çuvalı Emirdağ Afyonkarahisar matematik )

( ACCROISSEMENT )


- TEZÂYÛF/CONNOTER[Fr.] ile BİRBİRİNİ AYNI ANDA GEREKTİREN

( Birbirini aynı anda gerektiren. )


- TEZAYÜT[Ar. < TEZĀYUD] ile/değil/yerine/=/||/<> ARTMA


- TEZAYÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALMA, ARTMA


- TEZBÎL[Ar.] ile TEZBÎR[Ar. < ZEBR | çoğ. TEZBÎRÂT]

( Toprağı gübreleme. İLE Yazma, yazılma. )


- TEZCE ile/||/<> KALÇA TOPALLIĞI

( hlk Kalça topallığı )


- TEZEHHÜR | TOZLAŞMA ile/||/<> TOZLAŞMA

( çiçeksime kimya tozlaşma Polen tanelerinin rüzgâr böcek su gibi etkenlerle dişi üreme hücrelerine ulaşması Sporlaşma )

( POLLINATION )

( EFFLORESCENCE | POLLINISATION )

( BESTÄUBUNG )

( POLLEN: INCE UN )


- TEZEHHUR[Ar.] ile TEZEHHÜR[Ar. < ZEHRE | çoğ. TEZEHHÜRÂT]

( Denizin köpürüp taşması. İLE Çiçeklenme. | [kimya] Çiçeksime, tuzlanma.[Fr. EFFLORESCENCE] | Üst derinin üstünde görülen ufak ufak kabarcıklar. )


- TEZEK ile/||/<> ...

( yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır tersi bel ya da sabanın topraktan kaldırdığı iri parça kesek Az tǝzǝk tezek tezek tezek gübre tezek tezek gübre tezek kurutulmuş sığır tersi tezek gübre at gübresi tezek tezek gübre tezek tizek Alt Tel tezek tezek gübre tizek Eski çağlardan beri kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede tezek at gübresi olarak geçer Eski Kıpçakçada da tezek dezek at gübresi olarak kullanılır Bu verilere göre eski ve ortak bir ad olduğu açıktır Kişi adı olarak Türkler arasında yaygın kullanılmıştır Bu yolda bilgi almak için Leksika 678 Yalnız Yakutça ve Çuvaşçada geçmediği göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz Moğollar tezeğe arġasun ya da arġal adını verirler Türkçeden komşu dillere de geçmiştir tazak kizjàk tezëk tezjàk tizjak tizek to zeg tezek Rum tezic tizic Karakalpaklar gübreye kıy kön ve tögin adlarını da verirler )

( TƎZƎK[Az.]~TEZEK[Tkm.]~TEZEK[Kklp.]~TEZEK[Nog.]~TEZEK[Krg.]~TEZEK[Kzk.]~TEZEK[Tatk.]~TIZEK[Bşk.]~TEZEK[Alt.]~TEZEK[Tel.]~TEZEK[Şor.]~TIZEK[Hak.] )


- TEZEKKÜR ile/ve/||/<>/> TEDEBBÜR

( Geçmişe yönelik. İLE/VE/||/<>/> Geleceğe yönelik. )

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- TEZEKKUR[Ar. < TEẔEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZEKKÜR

( Bir sorunu konuşma Hatırlama hatıra getirme )


- TEZELLÜL ile/değil/yerine/< TEVÂZÛ

( Aşağılanma. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Alçakgönüllülük. )

( "Alçakgönüllüğün" aşırısı ve sonu. İLE/DEĞİL/YERİNE/< ... )


- TEZELLUL[Ar. < TEẔELLUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZELLÜL

( aşağılanma Kendini hakir görme )


- TEZELLÜL[Ar.] ile ZÜLL[Ar.]


- TEZELZÜL[Ar. < TEZELZUL] ile/değil/yerine/=/||/<> SALLANMA


- TEZELZÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= SARSILMA, SALLANMA


- TEZENE[Fars. < TÂZİYÂNE] ile/||/<> ...

( Saz mızrabı Uluğbey Senirkent Beyköy Şarkikaraağaç Isparta )


- TEZENE[Fars. < TĀZİYĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MIZRAP


- TEZENELİ SAZLARDA:
[büyükten küçüğe] MEYDAN SAZI ile/ve DİVAN SAZI ile/ve KARA DÜZEN SAZ(BOZUK DÜZEN) ile/ve TAMBURA/DÜNBÜRE/DÜNBÛRE[Fars.] ile/ve BAĞLAMA ile/ve CURA ile/ve TAR


- TEZEVVÜÇ[Ar. < TEZEVVUC] ile/değil/yerine/=/||/<> EVLENME


- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile/||/<> ...

( bez ve halı dokumak için kullanılan düzen üzerinde iş görülen masa Az dǝzgah tezgâh desga kuruluş yapı dastgāh a weavers shop a workhouse of any kind a laboratory plant of a manufactory a public office any manufacturing instrument a loom utensils a merchants counter dast el gāh Farsça dastgāhın tsi Türkçede düşmüştür Arapça Mısır tazga biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 78 )

( DASTGĀH )

( DƎZGAH[Az.]~DESGA[Tkm.] )


- TEZGÂH ile/ve/||/<> BANGO


- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH: Makine.] ile/değil/yerine/= ELLEK


- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR

( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )


- TEZGAH ile KALİTE TESTİ

( BENCH vs. BENCHMARK )

( نيمکت ile محک )

( NEYMOKT ile MOHAK )


- TEZGÂHLAMAK ile DOLANDIRMAK

( Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek. | Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek. | Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak. İLE Dolanma işini yaptırmak. | Dolaştırmak. | Birini aldatarak parasını ya da malını elinden almak. )


- TEZGAHLAMAK ile TEZGAHLANMAK ile TEZGAHLAYABİLMEK ile TEZGAH ile TEZGAHÇI/LIK ile TEZGAH MENGENESİ


- TEZGÂHTAR ile ESNAF/SÛKA[Ar.]

( TEZGÂH[< Fars. DEST-GÂH: Dokuma aleti, atölye. | Zenginlik.] )


- TEZGÂHTAR ile "TEZGÂHTAR"

( Satışla uğraşan. İLE Üçkağıtçı. )


- TEZGÂHTAR ile VANDÖZ

( ... İLE Tezgâhtar kadın. )


- TEZGAHTAR/LIK ile TEZGAHTAR AĞZI


- TEZHİB[Ar. < TEẔHĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZHİP

( Levhaların yazma kitapların sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi yaldızlanması ile yapılan süsleme sanatı yaldızlama )


- TEZHİB'DE:
ZÂHRİYE ile/ve/||/<> BAŞLIK ile/ve/||/<> SER LEVHA ile/ve/||/<> HÂTİME ile/ve/||/<> CETVEL ile/ve/||/<> HARİTA ile/ve/||/<> MİNYATÜR


- TEZHİP[Ar. < TEZHÎB] ile/||/<> TEZHİPÇİ

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi. @@ (Süsleme) Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi; yaldız bezeme. a. bk. kitap resmi. )

( ILLUMINATION~ILLUMINATOR )

( ENLUMINURE~ENLUMINEUR )

( ILLUMINATION~BUCHMALER )

( MINIATURA~MINIATORE )

( ΔΙΑΚΌΣΜΗΣΗ ΧΕΙΡΟΓΡΆΦΟΥ / διακόσμηση χειρογράφου~... )


- TEZHİP/TEZHİB[Ar. < TEẔHĪB] ile/||/<> TEZYİNAT/TEZYİNAT[Ar. < TEZYĪNĀT] ile/||/<> TEZYİNÎ/TEZYİNİ[Ar. < TEZYĪNĪ]

( Levhaların yazma kitapların sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi yaldızlanması ile yapılan süsleme sanatı yaldızlama )


- TEZHÎP[< ZEHEB] ile/ve TASVİR/MİNYATÜR

( Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. İLE/VE .... )


- TEZHİP ile/||/<> TEZHİP[Ar. < TEẔHİB]

( Genel olarak yazmalarda sayfanın tamamının ya da bir bölümünün yaldız ve boya ile bezenmesi Süsleme Yazma kitaplarda sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi yaldız bezeme a kitap resmi )

( ILLUMINATION )

( ENLUMINURE )

( ILLUMINATION )

( MINIATURA )

( ΔΙΑΚΌΣΜΗΣΗ ΧΕΙΡΟΓΡΆΦΟΥ / διακόσμηση χειρογράφου )


- TEZHİP ile TEZHİPÇİ/LİK


- TEZHİP ile YALDIZ ile YALDIZ

( GILD vs. GILDER vs. GILDING )

( مطلا کردن ile مطلا کاري ile طلايي کردن ile طلا کار ile طلا کاري ile طلا کوبي )

( MOTLA KARDAN ile MOTLA KARY ile TALAYY KARDAN ile TALA KAR ile TALA KARY ile TALA KUBY )


- TEZKERE ile TEZKERECİ/LİK


- TEZKERE ile/değil/yerine/= TÜMERLİK


- TEZKERECİ ile/||/<> ...

( 1 Sadrazamın ve öteki vezirlerin özel kalem müdürlerine verilen ad 2 Padişah divanında reisülküttaba bağlı olarak yazı işlerini yürüten görevlinin sanı Önceleri bir tezkereci bulunurken sonraları ikiye çıkarılmıştır )


- TEZKÎR[Ar.] ile TENBÎH[Ar.]


- TEZKİRE[Ar. < TEẔKİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞUARA TEZKİRESİ (ŞUARA TEZKİRESİ)


- TEZKİRE[Ar. < TEẔKİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZKERE

( av tezkeresi mürur tezkeresi nüfus tezkeresi pusula II Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge )


- TEZKİRE-İ ALÎ, (TANZİMATTAN SONRA) TEZKİRE-İ MARUZE | TELHİS ile/||/<> TELHİS[Ar. < TELHİS]

( Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet halinde yazarak padişaha sunduğu kâğıt 1 Bir kitap ya da fikrin özetini veren kitap ya da yazı 2 Sadrazamların padişahlara sundukları günlük olaylar özeti )


- TEZKİYE[< ZEKÂT] ile ...

( TEMİZ ETME (KUSURDAN), TEMİZE ÇIKARMA, AKLAMA, ARINMA | SORUŞTURARAK BİRİNİN İYİ HALLİ OLDUĞUNU MEYDANA ÇIKARMA )


- TEZKİYE[Ar. < TEZKİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZKİYE

( tezkiyesi bozuk aklama Bir kimsenin iyi bir insan olduğunu kendisini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma )


- TEZLEMEK ile TEZLEŞMEK ile TEZLEŞTİRMEK


- TEZLİ ile TEZLİK ile TEZLİK FİİLİ ile TEZLİK EYLEMİ


- TEZLİK EYLEMİ ile/||/<> TEZLİK FİİLİ

( Tez olma durumu )


- TEZLİK FİİLİ ile/||/<> ...

( Almanca hast Verbum Zeitwort von Eile verbe hatif verb of haste tâcil fiili fi li ta cîlî y I y U lu zarffiilin üzerine tezlik çabukluk gösteren ver tasvir yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan birleşik fiil Bu bina esaslı bir tamir ister bay Murad dedi pancurlar nerdeyse iniverecek T Buğra Yalnızlar s 227 Nedir insanı aldatıveren kötüyü ve kötülüğü unutturuveren Kötülüğü bir sabahlık bir sokak kıyafeti haline düşürüveren nedir T Buğra göst e s 226 İşte o zaman Hüseyin beyin o yürek paralayan gülümseyişi eriyiverdi T Buğra göst e s 236 Dürdane hiddet ve hayretle Bilmiyorum vallahi anne dedi boş bulundum işte ağzımdan çıkıverdi R N Güntekin Kızılcık Dalları s 75 Elif dedi dayının çuvallarını eşeğe sırtla da değirmene götürüver R H Karay Memleket Hikâyeleri Yılda Bir s 105 Yere çöküverdi Y Kemal Ortadirek s 297 Biraz daha yatağımı uykuyu düşünsem belki de uyuyuvereceğim S Faik Bütün Eserleri Semaver Sarnıç Birtakım İnsanlar s 83 vb )


- TEZLİK FİİLİ ile/||/<> TEZLİK EYLEMİ


- TEZVÎD ile/ve/||/<> TEZEVVÜD

( Yol için yiyecek/azık verme, azıklandırma. İLE/VE/||/<> Yol için yanına yiyecek/azık alma. )


- TEZVÎR[< ZEVR | çoğ. TEZVÎRAT] ile/değil/yerine/= YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK


- TEZVİR[Ar. < TEZVĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZVİR

( Yalan söyleme Ara bozma ve özellikle kötülük amacıyla yapılan dedikoduculuk )


- TEZVİRAT[Ar. < TEZVĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZVİRAT

( Yalan dolan şeyler Dedikodular )


- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> İSTİHFAF[Ar.]

( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Küçümseme, hor görme, tahkir. )


- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> TAHKİR[Ar.]

( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. | Hakaret. )


- TEZYİF[Ar. < TEZYĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZYİF

( Bir şeyi değersiz adi bayağı aşağılık göstermeye çalışma küçültmek isteme Alay etme eğlenme )


- TEZYİFKAR[Ar. < TEZYĪF + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZYİFKÂR

( Aşağılayıcı olan )


- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME


- TEZYÎN[< ZÎNET] ile TEZHİB

( Süsleme, süslenme, ziynetlen(dir)me. İLE Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. )


- TEZYİN[Ar. < TEZYĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜSLEME


- TEZYİN ile TEZYİNİ ile TEZYİNİ SANAT


- TEZYİNAT | BEZEK ile/||/<> BEZEK ile/||/<> ADORNEMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENTATION[Fr.] ile/||/<> BEZEKLEME

( Süsleme Bezeme içinde bir tek süs örgesi a bezekleme örge su Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler Süsleme Çeşitli bezeklerden meydana gelen süsleme )

( ORNAMENT | VIGNETTE )

( ORNEMENT | VIGNETTE )

( VERZIERUNG, ORNAMENT, ZIERATEN )


- TEZYİNAT ile/||/<> ADORNMENTO, ORNOMENT, EMBELLISHMENT[İng.] ile/||/<> ORNEMENT[Fr.] ile/||/<> BEZEME

( mimarlık güzelsanatlar Değişik bezeklerden oluşan süsleme )

( ADORNMENTO, ORNOMENT, EMBELLISHMENT )

( ORNEMENT )


- TEZYİNAT[Ar.] ile/değil/yerine/= SÜSLER/BEZEKLER


- TEZYİNAT[Ar. < TEZYĪNĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZYİNAT

( girift tezyinat Bezekler süsler )


- TEZYİNİ[Ar. < TEZYĪNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEZYİNÎ

( tezyinî sanat Bezemecilikle süslemecilikle ilgili )


- TEZYİT[Ar. < TEZYĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ARTIRMA


- TF-IDF/TERM FREQUENCY-İNVERSE DOCUMENT FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= TERİM SIKLIĞI – TERS BELGE SIKLIĞI