Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 119.425 başlık/FaRk ile birlikte,
119.425 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(304/479)


- MUHÂRESE/T[Ar. < HİRÂSET] ile MUHÂREŞE[Ar.] ile MUHÂREŞE[Ar.]

( Koruma, muhafaza. İLE Kışkırtma, halkı birbirine düşürme. İLE Fitneleyip kavga çıkarma. )


- MUHÂRİF[Ar.] ile MAHDÛD[Ar.]


- MUHARİP[Ar. < MUḤĀRİB] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVAŞÇI


- MUHÂRİP[Ar.]/CENGÂVER[Fars.] ile/değil/yerine/= SAVAŞÇI


- MUHARREF[Ar. < HARF] ile MUHARREF[Ar.]

( Değiştirilmiş, üzerinde kalem oynatılmış, tahrîf edilmiş. İLE Bunak denilmiş, tahrif olunmuş. )


- MUHARREM[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞÛRE AYI

( Ay takviminin birinci ayı. )


- MUHARREM[Ar. < MUḤARREM] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHARREM

( Ay takviminin birinci ayı aşure ayı matem ayı )


- MUHARRER[Ar.] ile MUKADDER[Ar.]

( Yazılmış olan. İLE Alna yazılmış olduğuna inanılan. )


- MUHARRER ile/||/<> TAHRÎR ile/||/<> TEVSÎK ile/||/<> MÜLÂHAZAT

( Yazılı. İLE/||/<> Yazma. İLE/||/<> Vesikalandırma, sağlamlaştırma, yazılı duruma getirme. İLE/||/<> Açıklamalar. )


- MUHARRER[Ar. < MUḤARRER] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZILI (EMRE MUHARRER SENET)


- MUHARRİK | DÜRTÜ ile/||/<> DÜRTÜ

( Fizyolojik ya da ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içsel bir gerilim 1 Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü 2 İnsanı eyleme iten eğilim ilgi ya da herhangi bir duygu Davranışları güdüleyen ve öğrenilmeden kazanılmış kalıplı eğilim ya da yatkınlık güdü )

( DRIVE | URGE | RIVE | INSTINCT | IMPULSE )

( MOBILE | MORALE )

( INSTINKT )

( INSTINCTUS )

( PULSIONE )

( ΟΡΜΉ / ορμή )


- MUHARRİK | DÜRTÜ ile/||/<> İÇGÜDÜ ile/||/<> TEPİ

( Fizyolojik ya da ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içsel bir gerilim. @@ 1. Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü. 2. İnsanı eyleme iten eğilim, ilgi ya da herhangi bir duygu. @@ Davranışları güdüleyen ve öğrenilmeden kazanılmış kalıplı eğilim ya da yatkınlık, bk. güdü. )

( DRIVE | URGE | RIVE | INSTINCT | IMPULSE~INSTINCT | MORAL | INTERIOR MOTIVE~IMPULSE )

( MOBILE | MORALE~MORALE | INSTINCT~IMPULSION )

( INSTINCTUS~INSTINCTUS | INSTINCTUS: UYARI~IMPULSUS )

( INSTINKT~INSTINKT~ANTRIEB )

( PULSIONE~ISTINTO~IMPULSO )

( ΟΡΜΉ / ορμή~ΈΝΣΤΙΚΤΟ / ένστικτο~ΠΑΡΌΡΜΗΣΗ / παρόρμηση )


- MUHARRİK[< HAREKET] ile MÜTEHARRİK[< HAREKET]

( Tahrik eden, harekete geçiren, oynatan. | Kışkırtan, ayartan, dürten. İLE Hareket eden, kımıldayan, oynayan. )


- MUHARRİK[Ar. < HARÎK] ile MUHARRİK[Ar. < HARK] ile MUHARRİK[Ar. < HAREKET]

( Yakan, tahrîk eden. İLE Çok yakan. | Çok hareket eden. | Pek susatan. İLE Hareket ettiren, oynatan. | Kışkırtan, ayartan, dürten. | [fels.] Devitken. | [kimya] Karmaç. )


- MUHARRİK | KARIŞTIRICI ile/||/<> KARIŞTIRICI

( Özdekleri birbirine karıştıran araç genel uygulayım 1 İki ya da ikiden artık özdeği birbirinin içinde dağıtmaya iyice karıştırmaya yoğurup türdeş bir duruma getirmeye yarayan araçların genel adı 2 Süt yumurta meyve sebze vb besinleri karıştırma çarpma işinde kullanılan araç ya da aygıt karmaç kimya Yem karıştırıcı )

( STIRRER, AGITATOR, MIXER | AGITATOR, MIXER | MIXER )

( AGITATEUR, ABRASSER, MÉLANGEUR | AGITATEUR, MIXEUR, MÉLANGEUR, MALAXEUR | AGITATEUR | MÉLANGEUR )

( AGITATOR, MISCHER, RÜHRER | MISCHER )


- MUHARRİK, MOTOR ile/||/<> MOTOR[İng.] ile/||/<> MOTEUR[Fr.] ile/||/<> DEVİTKEN

( fizik 1 Bir devinimin oluşmasını sağlayan herhangi bir devinimi başlatan araç gereç vb 2 Herhangi bir erke türünü mekanik erkeye dönüştüren dizge )

( MOTOR )

( MOTEUR )


- MUHARRİK ile/değil/yerine/= DEVİTKEN


- MUHARRİK[Ar. < MUḤARRİK] ile/değil/yerine/=/||/<> DEVİTKEN | KIŞKIRTICI

( devitken kışkırtıcı )


- MUHARRİK ile/ve MÜTEHARRİK

( Hareket ettirici. İLE/VE Hareket eden. )


- MUHARRİK ile MÜTEHARRİK


- MUHARRİKLİK ile/değil/yerine/=/||/<> DEVİTKENLİK | KIŞKIRTICILIK

( devitkenlik kışkırtıcılık )


- MUHARRİR, MÜELLİF | YAZAR ile/||/<> BOYACI

( Gazete ve dergilere yazılar yazan ya da ortaya bir kitap koyan kimse. @@ Sinema 1. Sinemanın herhangi bir dalında (oyunluk, eleştiri, tarih, vb.) yazarlık yapan kimse; sinema yazarı. TV. 2. Televizyonun herhangi bir dalında (oyunluk, eleştiri, tarih, vb.) yazarlık yapan kimse; televizyon yazarı. @@ Bir kitabın yazılmasından ya da derlenmesinden sorumlu olan özel ya da tüzel kişi. @@ Sanat değeri olan kitap yazmış veya kaleminin kudretiyle tanınmış bulunan kimse, kalem sahibi. )

( AUTHOR, WRITER | 1. AUTHOR (OF CINEMA), WRITER (OF CINEMA), 2. AUTHOR (OF TELEVISION), WRITER (OF TELEVISION) | AUTHOR | PAINTER, SCENIC ARTIST~PAINTER, SCENIC ARTIST )

( ÉCRIVAIN, AUTEUR, RÉDACTEUR | 1. AUTEUR (DE CINÉMA), 2. AUTEUR (DE TÉLÉVISION) | ECRIVAIN, HOMME DE LETTRES | PEINTRE, ARTISTE-PEINTRE-DÉCORATEUR~PEINTRE (EN DÉCOR), ARTISTE-PEINTRE-DÉCORATEUR )

( SCRIPTOR~... )

( 1. AUTOR, URHEBER, VERFASSER, FILMSCHRIFTSTELLER, 2. AUTOR, URHEBER, VERFASSER, FERNSEHSCHRIFTSTELLER | ANSTREICHER, DEKORATIONSMALER, KUNSTMALER, PROSPEKTMALER, MALER~ANSTREICHER, DEKORATIONSMALER, KUNSTMALER, PROSPEKTMALER, MALER )

( AUTORE~IMBIANCHINO )

( ΣΥΓΓΡΑΦΈΑΣ / συγγραφέας~ΕΛΑΙΟΧΡΩΜΑΤΙΣΤΉΣ / ελαιοχρωματιστής )


- MUHARRİR, MÜELLİF | YAZAR ile/||/<> YAZAR

( Gazete ve dergilere yazılar yazan ya da ortaya bir kitap koyan kimse Sinema 1 Sinemanın herhangi bir dalında oyunluk eleştiri tarih vb yazarlık yapan kimse sinema yazarı TV 2 Televizyonun herhangi bir dalında oyunluk eleştiri tarih vb yazarlık yapan kimse televizyon yazarı Bir kitabın yazılmasından ya da derlenmesinden sorumlu olan özel ya da tüzel kişi Sanat değeri olan kitap yazmış veya kaleminin kudretiyle tanınmış bulunan kimse kalem sahibi )

( AUTHOR, WRITER | 1. AUTHOR (OF CINEMA), WRITER (OF CINEMA), 2. AUTHOR (OF TELEVISION), WRITER (OF TELEVISION) | AUTHOR | PAINTER, SCENIC ARTIST )

( ÉCRIVAIN, AUTEUR, RÉDACTEUR | 1. AUTEUR (DE CINÉMA), 2. AUTEUR (DE TÉLÉVISION) | ECRIVAIN, HOMME DE LETTRES | PEINTRE, ARTISTE-PEINTRE-DÉCORATEUR )

( 1. AUTOR, URHEBER, VERFASSER, FILMSCHRIFTSTELLER, 2. AUTOR, URHEBER, VERFASSER, FERNSEHSCHRIFTSTELLER | ANSTREICHER, DEKORATIONSMALER, KUNSTMALER, PROSPEKTMALER, MALER )

( SCRIPTOR )

( AUTORE )

( ΣΥΓΓΡΑΦΈΑΣ / συγγραφέας )


- MUHARRİR ile KÂTİP


- MUHARRİR[Ar. < MUḤARRİR] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZAR (BAŞMUHARRİR, SERMUHARRİR, MAZBATA MUHARRİRİ)


- MUHARRİRE[Ar. < MUḤARRİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHARRİRE

( Kadın yazar )


- MUHARRİS[Ar. < HIRS] ile MUHARRİŞ[Ar.] ile MUHARRİZ[Ar.]

( Hırslandıran, hırs ve istek artıran. İLE Tırmalayan, azdıran, tahrîş eden. | [biyoloji] İrkilten. [İng./Fr.: IRRITANT] İLE Kışkırtan, tahrîz ve teşvîk eden. )


- MUHARRİŞ[Ar. < MUḪARRİŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHARRİŞ

( Tırmalayan tahriş eden İrkilten korku veren )


- MUHASAMAT[Ar. < MUḪĀṢAMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASAMAT

( düşmanlık Savaşta çarpışma )


- MUHASARA[Ar. < MUḤĀṢARA] ile/değil/yerine/=/||/<> KUŞATMA | ÇEVİRME

( kuşatma çevirme )


- MUHASEBAT[Ar. < MUḤĀSEBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASEBAT

( Hesap işleri )


- MUHASEBAT/MUHASEBAT[Ar. < MUḤĀSEBĀT] ile/||/<> MUHASEBE/MUHASEBE[Ar. < MUḤĀSEBE]

( Hesap işleri )


- MUHASEBE ile/ve/||/<> MALİ İŞLER


- MUHASEBE ile/ve/||/<>/< MUHAKEME


- MUHASEBE[Ar. < MUḤĀSEBE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASEBE

( nefis muhasebesi Hesap işlerinin yürütüldüğü yer Hesap işleriyle uğraşma Hesaplaşma karşılıklı hesap görme Hesapların bütünü )


- MUHASEBE ile MUHASEBECİ/LİK


- MUHASEBE/ACCOUNTING ile/değil/yerine/= SAYMANLIK


- MUHASEBE/Cİ, MUHASİP ile/değil/yerine/= SAYMAN/LIK


- MUHASİM[Ar. < MUḪĀṢİM] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASIM

( Birbirine düşman olanlardan her biri )


- MUHASİP[Ar. < MUHÂSİB] ile/||/<> ...

( Tatlı konuşmaları ile büyüklerin özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen san )


- MUHASİP[Ar. < MUḤĀSİB] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYMAN


- MUHASİR[Ar. < MUḤĀṢİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASIR

( Kuşatan saran )


- MUHASSAL[Ar. < HUSÛL] ile MUHASSAL[Ar. < HUSÛL]

( Elde edilmiş, hâsıl edilmiş, tahsîl olunmuş. | Sözün kısası, işin sonu, hâsılı, hulâsa. İLE Elde edilen sonuç. | [fizik] Bileşke. )


- MUHASSALA[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE

( Elde edilen sonuç. | Bileşke. )


- MUHASSALE[Ar. < MUḤAṢṢALE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASSALA

( Elde edilen sonuç bileşke )


- MUHASSAN[Ar. < HISN] ile MUHASSEN[Ar. < HÜSN] ile MUHASSER[Ar.]

( Güçlendirilmiş, istihkâmlanmış. İLE Beğenilmiş, güzel, yararlı, hayırlı iş. İLE Hasret kalmış, tahsîr olunmuş. )


- MUHASSAR ile/ve MUHATAB


- MUHASSAS[Ar.] ile/değil/yerine/= AYRILMIŞ

( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )


- MUHASSAS[Ar. < MUḪAṢṢAṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASSAS

( Birine ayrılmış tahsis olunmuş )


- MUHASSASAT[Ar. < MUḪAṢṢAṢĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASSASAT

( Bir kimseye maaş tayın vb olarak verilmiş şeyler Devlet bütçesinde devlet kuruluşları için ayrılmış paralar ödenekler )


- MUHASSENAT[Ar. < MUḤASSENĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASSENAT

( Yararlı güzel hayırlı işler )


- MUHAŞŞİ[Ar.] ile MUHAŞŞİ'[Ar.] ile MUHAŞŞÎ[Ar. < HAŞYET]

( Hâşiye yazayan, hâşiyeleyen. İLE Kibirlinin, kibrini kıran. İLE Korkutan, haşyete düşüren. )


- MUHASSİL[Ar. < MUḤAṢṢİL] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHASSIL

( Osmanlı Devleti nde vergi toplayan görevli Osmanlı Devleti nde XV ve XVI yüzyıllarda medrese öğrencisi )


- MUHAŞŞİM[Ar.] ile MUHAŞŞİN[Ar.]

( Keskinliği dolayısıyla sarhoş edici şey. İLE Gücendiren, öfkelendiren. )


- MUHASSIN[Ar.] ile MUHASSİN[Ar. < HASEN]

( Kale gibi korunaklı ve sağlam kılan. | Nâmâhremden saklayan. İLE Güzel kılan, güzelleştiren, tahsîn eden. )


- MUHAT[Ar.] ile/değil/yerine/= KUŞATILMIŞ


- MUHÂT[Ar.] ile MUHÂT[Ar.]

( Kuşatılmış, etrafı çevrilmiş, ihâta olunmuş. | Bir şeyin içinde bulunan. İLE Sümük, sümüğe benzeyen yapışkanlı nesneler. )


- MUHAT[Ar. < MUḤĀṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAT

( Kuşatılmış sarılmış çevrilmiş Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk )


- MUHÂT[Ar.] ile/||/<> MUHAT[Ar. < MUHÂṬ]

( Sümüksü madde )

( (AR. MUHÂT )


- MUHATAB[Ar. < MUḪĀṬAB] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHATAP

( Kendisine söz söylenilen kimse kendisiyle konuşulan kimse Padişahın huzurunda yapılan huzur derslerine katılan bilgin İkinci kişi )


- MUHATAP[Ar.]["MUHATTAP" değil!] ile/değil/yerine/= KONUŞULAN/KONUŞUK


- MUHATARA ile MUHATARALI ile MUHATARASIZ


- MUHATARA[Ar. < MUḪĀṬARA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEHLİKE | ZARAR

( tehlike zarar )


- MUHÂTARA/LI[< HATAR] ile NETÂME/Lİ

( Söyleşme, konuşma, birbirine hitap etme. | [mecaz] Çekişme. | Tehlike. | Zarar, ziyan, korku. İLE Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin olmayan. | Başına sık sık kaza gelen. )


- MUHATÎ ile/||/<> MUQUEUX[Fr.] ile/||/<> SÜMÜKSEL

( biyoloji )

( MUQUEUX )


- MUHÂVELE ile MUHAVERE[çoğ. MUHÂVERÂT]

( İsteme/taleb. İLE İki kişinin karşılıklı konuşması. )


- MUHAVERÂT ile KONUŞMALAR

( KONUŞMALAR )


- MUHAVERE[Ar. < MUḤĀVERE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAVERE

( İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma )


- MUHAVERE ile/||/<> MUHAVERE[Ar. < MUHÂVERE]

( Kar Ort O 1 Karagöz ile Hacivatın oyuna başlama konuşmaları 2 Kavuklu ile Pişekâr arasındaki söyleşme Orta oyununun birinci bölümündeki karar 1 Karagöz ile Hacivatın oyuna başlamadan konuşmaları 2 Kavuklu ile Pişekâr arasındaki söyleşme orta oyunun birinci bölümündeki karar söyleşme Ortaoyunu Ortaoyununda söyleşme bölümü Zurna Kavuklu havası çaldıktan sonra ortaya Kavuklu ile Kavuklu arkası girer ve muhavere bölümü başlar Bu bölüm iki kesimi kapsar arzbar tekerleme ilkinde oyunun iki baş kişisi Pişekâr ile Kavuklu arasındaki konuşmada kimlikleri ortaya çıkar Bir çeşit serim kesimidir Tekerlemede ise Kavuklu olağan dışı bir olayı başından geçmiş gibi anlatır Pişekâr ikide bir de sorular sorarak konuyu aydınlatmak ister laf ebeliği yapılır ve sonunda Kavuklunun anlattıklarının bir düş olduğu anlaşılır )


- MUHAVVİL[Ar. < HAVL] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİREN/DÖNÜŞTÜREN

( Tahvîl, tahvîl eden, değiştiren, başka şekle soran. )


- MUHAVVİL[Ar. < MUḤAVVİL] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAVVİL

( Değiştiren dönüştüren )


- MUHAVVİLE ile/||/<> TRANSFORMATEUR[Fr.] ile/||/<> TRANSFORMATÖR[Fr. < TRANSFORMATEUR]

( fizik )

( TRANSFORMATEUR )


- MUHÂYEE[Ar.] ile MUHÂYENE[Ar.]

( Bölüşme olanağı bulunmayan şeyi sıra ile kullanma. İLE Belirli bir zaman için kiralama. )


- MUHAYYEL[Ar. < HAYÂL] ile MUHAYYER[Ar. < HAYR]

( Hayal kurulmuş, tahayyül olunmuş. İLE Seçmeli, beğenmeye bağlı. | Beğenilmediğinde geri verilen eşya. | Türk müziğinin en eski ve en çok kullanılan makamlarından. )


- MUHAYYEL[Ar. < MUḪAYYEL] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAYYEL

( Hayal gücüyle yaratılan hayal edilen )


- MUHAYYER ya da SÜMBÜLE ile MUHAYYERSÜMBÜLE

( Türk müziğinin makamları. )


- MUHAYYER[Ar. < MUḪAYYER] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAYYER

( muhayyerbuselik muhayyerkürdi muhayyersümbüle Sağlamlığı ve kullanılabilirliği açısından önerilen beğenilmediğinde geri verilebilecek olan eşya vb Türk müziğinde bir makam )


- MUHAYYERBUSELİK[Ar. < MUḪAYYER + Fars. BŪ-SELĪK] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAYYERBUSELİK

( Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam )


- MUHAYYERKURDİ[Ar. < MUḪAYYER + KURDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAYYERKÜRDİ

( Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam )


- MUHAYYERLİK ile/||/<> OPTION[İng.] ile/||/<> OPTION[Fr.] ile/||/<> SEÇME

( OPTION )

( OPTION )


- MUHAYYERLİK ile/değil/yerine/= SEÇİMLİK ÜLEV


- MUHAYYERSUNBULE[Ar. < MUḪAYYER + Fars. SUNBULE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHAYYERSÜMBÜLE

( Klasik Türk müziğinde bir makam )


- MUHAYYİL[Ar. < HAYÂL] ile MUHAYYİR[Ar. < HAYRET] ile MUHAYYİR[Ar. < HAYR]

( Hayal kuran, tahayyül eden. İLE Şaşırtan, hayret veren, hayrette bırakan. İLE İki şey arasında tercih edilmesini serbest bırakan. )


- MUHAYYİLE | İMGELEM ile/||/<> İMGELEM

( Geçmiş yaşantılarımızdan birleştirmeler yapmakla sağlanan anlıksal bir örüntü 1 Geçmiş yaşantılara özgü öğelerle şimdiki yaşantılar arasında bağ kurma gücü 2 Nesnelerin biçimlerini zihinde tasarımlayabilme yetisi Dış varlıkları zihinde canlandırma yetisi Olgusal karşılığı bulunmayan ansal tasarım 1 Bir nesneyi o nesne karşımızda olmaksızın tasarımlama yetisi İmgelem a Yaratıcı olabilir tasarımı kendisi yaratır b Yansıtıcı olabilir zihinde önceden bulunan tasarımları anımsar 2 Kantta Görü ile düşünme duyarlık ile anlık arasındaki gerçek aracı görüdeki çokluğu bir tasarım durumuna getiren böylelikle de her bilgiyi olanaklı kılan önsel koşul Stanislavski oyunculuk dizgesinde oyuncunun bir yapıtın öyküsünü sanatsal bir yolda sahne gerçeğine çevirmesinde başvurduğu varsayma işlemi Oyuncunun sözcükler ardında yatan ilgi çekici anlamı bulmak için başvurduğu imgelem imgelem bir oyuncunun uygulayım aracıdır imgelem )

( IMAGINATION )

( IMAGINATION )

( EINBILDUNGSKRAFT | VORSTELLUNGSKRAFT )

( IMAGINATIO )


- MUHAYYİLE[Ar. < MUḪAYYİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYAL GÜCÜ


- MUHAYYİLE ile MÜTEHAYYİLE


- MUHAYYİLE ile/ve MÜVEHHİME

( Hayal yetisi. İLE/VE Vehim yetisi. )

( Yanyana koyar. İLE/VE Sıraya koyar. )


- MUHÂZARA[Ar. < HUZÛR | çoğ. MUHÂZARÂT] ile MUÂZALA[Ar.]

( Hatırda tutulan şeyler. | Edebî fıkralar, öyküler anlatma ve bunlar üzerine konuşma. İLE Bir beyitin anlamını, başka bir beyitle tamamlaması. )


- MUHÂZÂT[Ar.] ile MUHÂZÂT[Ar. < HİZÂ]

( Yüz yüze gelme. İLE Aynı hizâda bulunma, karşı durma/olma. )


- MUHÂZELE[Ar.] ile MUHÂZERE[Ar.]

( Aşağılık, hakirlik. İLE Birbirini korkutma. )


- MUHÂZÎ[Ar. < HİZÂ] ile MUHÂZÎ[Ar. < HİZÂ] ile MUHAZZİ'[Ar.] ile MUHÂDİ'[Ar. < HAD, HID]

( Birbirinin karşısında ve aynı sırada bulunan. | Paralel. İLE Birbirinin karşısında bulunan, karşı sırada bulunan. İLE Ot ve saman kesmeye yarayan bir çeşit tarım makinesi. İLE Hile yapan, aldatan. )


- MUHAZZİL[Ar.] ile MUHAZZİR[Ar.]

( Alçaklık, bayağılık içinde bırakan, tahzîl eden. İLE Sakındıran, tahzîr eden. )


- MUHBİR[Ar.] ile/değil MUHABİR[Ar.]

( Haber ulaştırıcı/veren. | Yasadışı olan bir durumu, yetkili oruna bildiren. İLE/DEĞİL Basın ve yayın kurumlarına haber toplayan, bildiren ya da yazan kişi. | Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak, merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli. )


- MUHBİR[Ar. < MUḪBİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHBİR

( Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse ihbarcı Haber ulaştırıcı haber veren kimse Bir iş yerinde tüm olup biteni gizli bilgileri rakiplere veya başkalarına bildiren kimse )


- MÜHDER[Ar. < HEDER] ile MÜHDİR[Ar. < HEDER]

( Dökülen, akıtılan. İLE Döken, akıtan, heder eden, ihdâr eden. )

( HEDER: Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma. )


- MUHDES ADET, MUHTELİT ADET, KOMPLEKS SAYI | KARMAŞIK SAYI ile/||/<> KARMAŞIK SAYI

( a ve b gerçek sayılar olmak üzere a ib biçiminde bir gerçek bir de sanal iki terimle tanımlanan sayı matematik )

( COMPLEX NUMBER | IRRATIONAL NUMBER )

( NOMBRE COMPLEXE | NOMBRE COMPLEXR )

( KOMPLEXE ZAHL )


- MUHDES[Ar.] ile MEF'ÛL[Ar.]


- MUHDES[Ar. < MUḤDES̱] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHDES

( Yeni kurulan sonradan oluşturulan Yapının özgün biçimlerine uygun olmayan sonradan yapılmış bölümler )


- MUHDESÂT, MUHDESÛN[< MUHDES] ile/değil/yerine/= SONRADAN MEYDANA GELMİŞ, ESKİDEN OLMAYAN, YENİ ŞEYLER, MODERN, İHDÂS EDİLMİŞ


- MÜHDİ[Ar. < HEDİYE] ile MÜHDİR[Ar. < HEDER]

( Hediye veren/gönderen, ihdâ eden. İLE Döken, akıtan, heder eden, ihdâr eden. )


- MUHDİS ile CÜNUB

( Abdesti olmayan. İLE Gusl abdesti olmayan. )


- MÜHELHEL[< HELHEL] ile ...

( Zarif, şık giysi. | Güzel şiir, söz. )


- MÜHELHİL[Ar.] ile MÜHELLİL[Ar. < TEHLÎL]

( Bir şeyi, nâzik ve lâtif yapan. | Nâzik ve lâtif söz söyleyen. İLE "Lâ ilâhe ill-Allah" diyen, tehlîl eden. )


- MÜHENDİS MİMAR ile RESSAM MİMAR

( ENGINEER ARCHITECT vs./and/<> ARTIST ARCHITECT )


- MUHENDİS[Ar. < MUHENDİS] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHENDİS

( mühendishane başmühendis kaldırım mühendisi toplum mühendisi İnsanlığın ihtiyaçlarını karşılamak için iyi bir estetik tasarım ile temel bilimler çerçevesinde en az maliyette en yüksek verimlilik ve güvenlikte teknoloji veya sistem geliştiren kimse )


- MÜHENDİS ile/değil/yerine/= ÖLÇMEN


- MÜHENDİS[Ar. < HENDESE] ile/değil/yerine/= SAYIŞMAN


- MUHENDİSHANE[Ar. < MUHENDİS + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHENDİSHANE

( Osmanlı Devleti nde mühendis yetiştiren yüksekokul )


- MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ile/değil/yerine/= ÖLÇMENLİK ALAN DALI


- MÜHENDİS/LİK ile/ve/<> MİMAR/LIK

( Mimarlık Almanağı )

( ... ile/ve/<> BENNÂ )

( ... ile/ve/<> DÜLGER )

( ENGINEER vs./and/<> ARCHITECT )


- MÜHENDİSLİK ile/değil/yerine/= ÖLÇMENLİK


- MÜHENDİSLİKLERDE:
İŞLETME ile EKONOMİ ile ENDÜSTRİ

( )


- MÜHEYMİN[Ar.] ile RAKÎB[Ar.]


- MÜHEYYA[Ar. < MUHEYYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZIR


- MÜHEYYÂ[Ar. < HEY'ET] ile/değil/yerine/= HAZIR, HAZIRLANMIŞ (ÂMÂDE)


- MÜHEYYEM/TEHYİM ile/değil/yerine/= AŞIRI AŞK


- MÜHEYYİÇ[Ar.] ile/değil/yerine/= COŞTURUCU


- MUHEYYİC[Ar. < MUHEYYİC] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHEYYİÇ

( Coşturucu heyecan verici )


- MÜHEZZEB[Ar. < HEZB] ile MÜHEZZİB[Ar. < HEZB]

( Düzeltilmiş, yoluna koyulmuş, tehzîb olunmuş. İLE Düzelten, yola koyan, terbiye eden, tehzîb eden. )


- MUHİBB[Ar. < MUḤİBB] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHİP

( Seven sevgi besleyen dost olan )


- MUHİBB[< HUBB] ile SEVEN, SEVGİ BESLEYEN, DOST

( SEVEN, SEVGİ BESLEYEN, DOST )


- MUHİBBÂN/MUHİPLER ile/ve/değil/||/<>/> MÜNTESİB

( Bir tarikatın, tarikattan olmamasına karşın taraflısı olanlar. | Sevenler, saygı besleyenler, dostlar. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bir yere, birine bağlanmış, kapılanmış, intisap etmiş olan kişi, derviş. | İlgili. )


- MUHİBBE[Ar. < MUḤİBBE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHİBBE

( Kadın arkadaş kadın dost )


- MUHİBB-ÜL-MİLH (NEBAT) ile/||/<> HALOPHILE (PLANTE)[Fr.] ile/||/<> TUZCUL

( bitki coğrafya )

( HALOPHILE (PLANTE) )


- MUHİBB-ÜL-YÜBÛSE (NEBAT) | KURAKÇIL ile/||/<> KURAKÇIL

( bitki coğrafya botanik )

( XÉROPHILE (PLANTE) | XÉROPHILE )


- MUHİBB-ÜR-RÜTÛBE ile/||/<> HYGROPHYLE (PLANTE)[Fr.] ile/||/<> NEMCİL

( bitki nemcil coğrafya )

( HYGROPHYLE (PLANTE) )


- MÛHİB-ÜL-KİLS ile/||/<> CALCIOLE[Fr.] ile/||/<> KİREÇÇİL

( coğrafya )

( CALCIOLE )


- MUHİK[Ar. < MUḤİḲḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAKLI


- MUHÎL[Ar.] ile MUHİLL[Ar. < HALEL]

( Aktaran, havale eden, ihâle eden. | Borcunu, başkasının borcuna aktaran. İLE Dokunan, sakatlayan, bozan, ihlâl eden. )


- MUHİLL[Ar. < MUḪİLL] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHİL

( Dokunan bozan ihlal eden )


- MÜHİM[Ar. < MUHİMM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNEMLİ


- MÜHİM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNEMLİ


- MÜHİM/M[Ar. < HEMM] ile MÜHÎN[Ar. < HEVN]

( Önemli, ehemmiyetli. | Düşündüren, düşündürücü. | Gerekli. İLE İhânet eden, hor gören. | Hor, hakir, alçak. | Hayin. )


- MÜHİMMAT (DEPOSU) ile/değil/yerine/= SAVAŞGEREÇ (SAKLAĞI)


- MUHİMMAT[Ar. < MUHİMMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHİMMAT

( mühimmat deposu Savaşta kullanılan top tüfek vb savaş gereçleri cephane )


- MÜHİMMAT ile MÜHİMMAT DEPOSU


- MÜHİMME ile CÜZZÎ


- MÜHİMSEME ile MÜHİMSEMEZLİK


- MUHİP[Ar.] ile/değil/yerine/= SEVEN


- MUHİSS[Ar. < HİSS] ile MÛHİŞ[Ar. < VAHŞET]

( Duyuran, hissettiren. İLE Korku ve dehşet veren, korkutan, ürküten. )


- MUHİT[Ar. < HAVT] ile/ve ATLAS

( Okyanus. | Kapsayıcı. )


- MUHİT[Ar. < MUḤĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHİT

( çevre Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu insanlar topluluğu çevre )


- MUHİT/ETRAF ile/değil/yerine/= ÇEVRE/ALANLIK


- MUHİT-İ DAİRE | MUHÎT-İ DÂİRE | ÇEMBER ile/||/<> ÇEMBER ile/||/<> ÇEMBER[Fars. < ÇENBER]

( Çarpma tahtasına yere koşut olarak çalkılı üzerinde ipten ağ takılı içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan 0 45 m çapında demirden halka Durgan bir noktaya eşit uzaklıkta bulunan düzlemdeş noktaların oluşturduğu uzambiçim cember Çevresi pullu başörtü Özgüney Yalvaç Isparta Kuzköy Akkuş Ordu cember Celiptaş Yalvaç Isparta Alcılı Delice Ankara matematik )

( RING | CIRCLE )

( CERCLE | CIRCONFÉRENCE | CIRCLE )

( KREIS, ZIRKEL | KREIS )

( CIRCULUS )


- MUHİT-İ DAİRE ile/değil/yerine/= ÇEMBER


- MUHİT-İ DAİRE(ÇEMBER) ile/ve/< DAİRE(< DEVİR)


- HARFLER:
MUHKEM ile/ve/||/<> MUKATTA


- MUHKEM ile/ve MÜTEŞÂBİH


- MUHKEM[Ar. < MUḤKEM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAĞLAM


- MUHKEM[Ar.] ile/değil/yerine/= SAĞLAM/LAŞTRILMIŞ


- MÜHLET[Ar. < MUHLET] ile/değil/yerine/=/||/<> VADE


- MÜHLET ile MÜDDET[< MEDD]

( Başı ve sonu belirli bir gün/saat ile belirlenmiş olan. İLE Geniş ve tüm süreci yansıtan/düşündüren kavram. )

( Süre, varolmanın belirsizce sürmesidir. )

( Bir işin yapılması için verilen zaman. Bir işi, belirli bir zaman için geri bırakma. İLE Zaman, vakit. | Bir şeyin uzayıp sürdüğü zaman. | Belirli bir zaman/vakit. )

( ... ile BERHE )

( ... vs. DURATION )

( ... cum DURATIO )


- MÜHLET/VÂDE ile/değil/yerine/= SÜRE/SÜREV


- MUHLİK[Ar. < MUHLİK] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHLİK

( Öldürücü tehlikeli )


- MÜHLİK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ | TEHLİKELİ


- MUHLİS ile/ve MUHLÂS


- MUHLİS[Ar. < MUḪLİṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHLİS

( halis muhlis Dostluğunda ve inançlarında içten olan )


- MUHLİS[Ar.] ile MUHLİS[Ar. < HULÛS]

( Saç ve sakalına kır düşmüş kişi. İLE Katkısız, hâlis. | Dostluğu, samimiyeti ve hali içten, gönülden olan. [eskiden, büyükten küçüğe yazılan resmî yazılarda, bir nezâket dili olarak "ben" anlamına gelen, "muhlisiniz" biçiminde kullanılırdı] )


- MÜHMEL[Ar.] ile HEZEYÂN[Ar.] ile HEZER[Ar.]

( Anlamsız ve boş söz. İLE Saçma sapan konuşmak. İLE Dil sürçmesi. )


- MUHMEL[Ar. < MUHMEL] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHMEL

( Bırakılmış bakılmamış ilgisizliğe uğramış )


- MÜHMEL ile/||/<> MÜHMEL[Ar. < MUHMEL]

( Eski yazıda bütün harfleri noktasız olan dize tümce koşuk Divan edebiyatı terimi Müfret )


- MÜHMEL[Ar. < HEML] ile MÜHMİL[Ar. < HEML]

( Boşlanmış, bakılmamış, bırakılmış, ihmâl edilmiş. | Abecede, noktasız harf. | Anlamsız, boş söz/tümce. İLE Boşlayan, bırakan, savsaklayan, ihmâl eden. )


- MÜHMELE ile MAHSURA


- MUHR[Fars. < MUHR] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHÜR

( mühür beyti mühür göz mühür mumu mühür pensi mührüsüleyman tatbik mührü Bir kimsenin bir kuruluşun adının veya ünvanının tersine kazılı bulunduğu metal lastik vb nden yapılmış araç kaşe I Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad )


- MUHRDAR[Fars. < MUHRDĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHÜRDAR

( Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli )


- MUHRE[Fars. < MUHRE] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHRE

( Her tür yuvarlak şey küçük top Cam boncuk Kâğıda yumuşaklık parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç Deniz böceği kabuğu Demirci çekici Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş )


- MÜHRE ile/||/<> MÜHRE[Fars. < MUHRE]

( 1 Eskiden kâğıtları perdahlamak için kullanılan üstü cam gibi parlak deniz böceği kabuğu ya da camdan yapılmış yuvarlak araç 2 Bezemecilerin altını parlatmak için kullandıkları ucu akik araç 1 müfre 2 Kitap kenarlarını yaldızlamak ya da boyamak amacıyla kullanılan mühre taşından yapılmış araç İzmir muhra bead )

( MUHRA )


- MÜHRELEMEK ile MÜHRE ile MÜHRELİ


- MUHRESENG[Fars. < MUHRE + SENG] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHRESENK

( balgam taşı Süsleme nakışlarını ve yaldızları mührelemekte kullanılan araç )


- MUHRİB[Ar.] ile MUHRİB[Ar. < HARÂB | çoğ. MUHRİBÎN]

( Torpidoları avlamaya yarayan ve çok hızlı giden bir çeşit küçük savaş gemisi. İLE Yıkan, harâb eden. )


- MUHRİB[Ar. < MUḤRİB] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHRİP

( Torpido top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış küçük hızlı giden savaş gemisi destroyer )


- MUHRİK[Ar. < MUḤRİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHRİK

( yakıcı I Yanık dokunaklı ses )


- MUHRSULEYMAN[Fars. < MUHR + SULEYMĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜHRÜSÜLEYMAN

( Kuzey Anadolu da orman ve çalılıklar altında bulunan santimetre yüksekliğinde tüysüz çok yıllık ve otsu bir bitki Polygonatum multiflorum )


- MÜHR-Ü HÜMÂYÛN ile/||/<> TUĞRA ile/||/<> SERİR

( Padişah mührü. İLE/||/<> Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçime sahip simgeselleşmiş işaret. İLE/||/<> Padişahlarının makam koltuğuna verilen ad. )


- MUHSIN/MUHASSIN[Ar.] ile MUHSİN[Ar. < HASEN]

( Kale gibi korunaklı ve sağlam kılan. | Nâmâhremden saklayan. İLE İyilikte, bağışta bulunan. )


- MUHTAÇ OLMAK/İHTİYAÇ DUYMAK ile/değil/yerine/= GEREKSİNMEK/GEREKSİNME DUYMAK


- MUHTAÇ ile/değil/yerine/= GEREKSER


- MUHTAC[Ar. < MUḤTĀC] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTAÇ

( Bir şeye gereksinim duyan Yoksul fakir kimse Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri malı kazancı bulunmayan )


- MUHTÂL[Ar. < HİLE] ile MUHTAL[Ar.] ile MUHTÂL[Ar. < HATL]

( Hileci, dalavereci, dubârâcı. İLE Havaleyi alan kişi. İLE Kibirli, büyüklük taslayan. )


- MUHTAR | ÖZERK ile/||/<> ÖZERK

( 1 Yönetim bakımından kimi koşullar altında bağımsız hareket eden eğitim kurumu 2 Ahlak ilişki ve davranışlarında usun yol göstericiliğini tanıyan kimse Özerklik niteliği taşıyan )

( AUTONOMOUS | AUTONOMY )

( AUTONOME | AUTONOMIE )

( AUTONOM | AUTONOMIE )

( AUTONOMO )

( ΑΥΤΌΝΟΜΟΣ / αυτόνομος )


- MUHTAR | ÖZERK ile/||/<> ÖZERKLİK

( 1. Yönetim bakımından kimi koşullar altında bağımsız hareket eden (eğitim kurumu). 2. Ahlak, ilişki ve davranışlarında usun yol göstericiliğini tanıyan (kimse). @@ Özerklik niteliği taşıyan. )

( AUTONOMOUS | AUTONOMY~AUTONOMY )

( AUTONOME | AUTONOMIE~AUTONOMIE )

( AUTONOM | AUTONOMIE~AUTONOMIE )

( AUTONOMO~AUTONOMIA )

( ΑΥΤΌΝΟΜΟΣ / αυτόνομος~ΑΥΤΟΝΟΜΊΑ / αυτονομία )


- MUHTAR[Ar. < MUḪTĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTAR

( failimuhtar köy muhtarı mahalle muhtarı Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse köy muhtarı mahalle muhtarı Köy ihtiyar heyetinin başı kocabaşı özerk Her işe burnunu sokan )


- MUHTÂR[Ar. < HAYR] ile/değil/yerine/= ÖZERK

( İHTİYÂR EDEN, SEÇİLMİŞ, SEÇKİN | HAREKETİNDE SERBEST OLAN | KÖY YA DA MAHALLE İŞLERİNE BAKMAK ÜZERE HALKIN SEÇTİĞİ KİMSE )


- MUHTARİYET[Ar. < MUḪTĀRİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZERKLİK


- MUHTARİYET | ÖZERKLİK ile/||/<> ÖZERKLİK

( 1 Yönetim bakımından dış denetimden bağımsız olma 2 Kişinin kendi davranışlarını düzenleme ve bu davranışlara yön verme konusunda bir ölçüde bağımsız oluşu Özeksel bir gücün yönettiği geniş bir bütün içinde bir kuruluşun ya da bir ülkenin belli koşullar altında kendi kendini yönetme hakkı autos kendi nomos yasa Genel olarak Bir kişinin bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması Bu bağlamda 1 Kendine özgü bir yasası olma Ör Organik yaşamın anorganik olan karşısındaki özerkliği 2 Dıştan bir yetkenin koyduğu kurallara eleştirmeden uyma yerine kendi kendini yöneten tüzel ve töresel özgürlük 3 Kantta ahlak felsefesinin temel ilkesi ahlak düzgülerinin salt us istencinden çıkarılması )

( AUTONOMY )

( AUTONOMIE )

( AUTONOMIE )


- MUHTASAR[Ar. < MUḪTAṢAR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTASAR

( Kısaltılmış olan )


- MUHTASAR ile TELHİS

( Elemeli. İLE Elemesiz. )

( ... İLE Özet, özetleme, kısaltma. | Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp sultana sunduğu kâğıt. )


- MUHTASARAN[Ar. < MUḪTAṢARAN] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTASARAN

( Kısaltarak özet olarak kısa biçimde )


- MUHTASARAN[Ar.] ile/değil/yerine/= KISACA


- MUHTATAB ile/||/<> TAILLIS[Fr.] ile/||/<> BALTALIK

( coğrafya )

( TAILLIS )


- MUHTATIB[Ar. < HATAB] ile MUHTATIB[Ar. < HATAB]

( Nikâhla isteyen, ihtitâb eden. | Hutbe okuyan, nutuk veren. İLE Odun kesen ya da toplayan. | Baltalık. )


- MUHTAZI'[Ar.] ile MUHTAZIR[Ar. < HUZÛR]

( Alçakgönüllülük gösteren, boyun eğen. İLE Can çekişen, ihtizar durumunda bulunan. )


- MUHTEBER[Ar.] ile MU'TEBER/E[Ar. < UBÛR | çoğ. MU'TEBERÂN]

( Başvurma. | Başvurma yeri. | El kitabı. İLE Saygın, hatırı sayılır, îtibarlı. | İnanılır, güvenilir. | Yürürlükte olan, geçerli olan. )


- MÜHTEDİ[Ar. < MUHTEDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖNME


- MUHTEFÎ | GİZLİ ile/||/<> GİZLİ

( fizik gizli )

( CONFIDENTIAL | HIDDEN )

( LATENT )


- MUHTEKIR[Ar.] ile MUHTEKİR[Ar. çoğ. MUHTEKİRÎN]

( Hor gören, aşağı gören, ihtikar eden. İLE Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )


- MUHTEKİR[Ar. < MUḤTEKİR] ile/değil/yerine/=/||/<> VURGUNCU


- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[İng.] ile/değil/yerine/= VURGUNCU

( Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )


- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[Fr.,İng] ile/değil/yerine/= VURGUNCU


- MUHTEL[Ar. < MUḪTELL] ile/değil/yerine/=/||/<> BOZUK


- MUHTELEF[Ar. < HALF] ile MUHTELİF/E[Ar. çoğ. HALEFE]

( Birbirine uymamış. Uyuşmamış. İhtilâf olunmuş. İLE Birbirine uymayan, birbirinin öteki ucu. | Türlü, çeşitli, çeşit çeşit. )


- MUHTELİF[Ar. < MUḪTELİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTELİF

( çeşitli Zıt birbirini tutmayan )


- MUHTELİF[Ar.] ile/||/<>/> MÜTENEVVİ[Ar.]

( Zıt, birbirini tutmayan. | Türlü, çeşit çeşit, çeşitli. İLE Türlü, çeşitli. )


- MUHTELİF[Ar.] ile MUTEZÂD[Ar.]


- MUHTELİK[Ar.] ile MUHTELİK[Ar. < HALK]

( Tıraş eden. İLE Yalancı, uydurucu. )


- [ne yazık ki]
!MUHTELİS[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇALAN

( Beylik mal ya da parayı zimmetine geçiren, çalan. )


- MUHTELİS[Ar. < MUḪTELİS] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTELİS

( Kamu malını zimmetine geçiren çalan )


- MUHTELİT KÖK | İKİLİ KÖK ile/||/<> İKİLİ KÖK

( Hem ad kökü hem de eylem kökü gibi kullanılan kök Göç göçmek tat tatmak eski eskimek ekşi ekşimek acı acımak ağrı ağrımak koca kocamak sancı sancımak yer yermek sin sinmek vb Tek bir ses göstermek üzere yanyana getirilen iki harften ibaret harf öbeği Pr eh gibi Sami dillerde iki abanıktan ibaret olan kök Hem ad hem de fiil kökü olarak kullanılan kök acı acı ağrı ağrı boya boya eski eski ekşi ekşi karı ihtiyar eş zevce karı yaşlanmak sancı sancı toz toz art art bağır bağır yüz yüz ara ara yaz yaz gibi Bu ikili köklerin bir kısmında yalnızca ses bakımından bir birlik vardır Aralarında hiçbir anlam ilişkisi yoktur ara ara yaz yaz yüz yüz gibi kökler bu niteliktedir İkili köklerin bir kısmında ise tam bir anlam ilişkisi söz konusudur Bu nitelikteki adların çoğu Türkçedeki fiilden ad türetme eki olan g ünsüzünün eriyip kaybolmasından oluşmuştur Dolayısıyla aynı kökten kaynaklanan bu ikilik bir ses değişmesinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır acı açıg acı kuru kurug kuru boya boyag boya karı ihtiyarlamak karıg karı ihtiyar tat taıg tat sanç sançıg sancı vb )

( DIGRAPHE | BILITÈRE )


- MUHTELİT MEKTEP ile/||/<> COEDUCATIONAL SCHOOL[İng.] ile/||/<> ÉCOLE MIXTE[Fr.] ile/||/<> KARMA OKUL

( Karma eğitim uygulayan okul )

( COEDUCATIONAL SCHOOL )

( ÉCOLE MIXTE )


- MUHTELİT TERBİYE ile/||/<> COEDUCATION[İng.] ile/||/<> COÉDUCATION, ÉDUCATION MIXTE[Fr.] ile/||/<> KARMA EĞİTİM

( Erkek ve kız öğrencilerin aynı okulda okumalarına ve türlü okul çalışmalarını birlikte yürütmelerine olanak sağlayan eğitim )

( COEDUCATION )

( COÉDUCATION, ÉDUCATION MIXTE )


- MUHTELİT[Ar. < MUḪTELİṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARMA


- MUHTELİT[Ar.] ile/değil/yerine/= KARMA / KARIŞIK


- MUHTELİTE | KARMAÇ ile/||/<> KARMAÇ

( Üç değiştirgeye bağlı eğrilerden oluşan takım Mimarlık Sıva için kullanılan samanla karıştırılmış killi çamur yapıcılık Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan makine karıştırıcı )

( COMPLEX | CONCRETE MIXER )

( COMPLEXE | MALAXEUR, BÉTONNIÈRE )

( KOMPLEX )

( COMPLEXUS )


- MUHTEMEL | BELKİLİ/İHTİMALÎ[Ar. < İḤTİMĀLĪ] ile/||/<> MUHTEMEL | MÜMKÜN/OLASI ile/||/<> MUHTEMEL | BELKİLİ/OLASILI

( muhtemel belkili )


- MUHTEMEL[Ar. < MUḤTEMEL] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEMEL

( Gerçekleşmesi de gerçekleşmemesi de ihtimal dâhilinde olan beklenen beklenir umulur görünüşe göre olacağı sanılan olası olasılı belkili ihtimalli ihtimalî mümkün )


- MUHTEMELEN[Ar. < MUḤTEMELEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEMELEN

( Umulur ki beklenir ki görünüşe bakılarak ihtimalen )


- MUHTEMEL["MUTEMEL" değil!][Ar.] ile/değil/yerine/= OLASI


- MUHTEMEL/EN[Ar.] ile/değil/yerine/= OLASICA/BİR OLASILIK


- MUHTEMÎ[Ar.] ile MUHTEMİR[Ar. < HAMR]

( Perhîz eden, ihtimâ eden. İLE Mayalanarak ekşiyip kabaran. | Örtüye bürünen, yaşmaklanan. )


- MUHTEREM[Ar. < MUḤTEREM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYGIDEĞER


- MUHTEREM[Ar. < İHTİRÂM/HÜRMET] ile/değil/yerine/= SAYGIDEĞER/SAYIN

( Saygıdeğer, sayın, ihtirâm olunmuş. )


- [ne yazık ki]
!MUHTERİ ile/değil/yerine/>< MUCİT

( Yeni bir şey yaratan, icat eden. | Yalanlar uydurarak birine iftirada bulunan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeni bir buluş ortaya koyan. | Yaratıcı, yaratan. )


- MUHTERİ[Ar. < MUḪTERİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTERİ

( Yeni bir şey yaratan icat eden Yalanlar uydurarak bir kimseye iftirada bulunan )


- MUHTERİ ile MUHTERİS/LİK ile MUHTERİZ


- MUHTERİS[Ar. < HİRÂSET] ile MUHTERİS[Ar. < HIRS] ile MUHTERİZ[Ar. < HIRZ]

( Sakınan, çekinen. İLE Hırs sahibi. | Çok istekli. | Ateşli. İLE Sakınan, çekinen, ihtirâz eden. )


- MUHTERİS[Ar. < MUḤTERİṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜ


- MUHTERİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEKİNGEN


- MUHTERİZ[Ar. < MUḤTERİZ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKİNGEN


- MUHTEŞEM[Ar. < HAŞMET] ile/ve MUAZZAM[Ar. < AZM]

( Görkemli, ihtişamlı, tantanalı, debdebeli. İLE/VE Kocaman, koca. | Ulu, koskoca. | Önemli, ağır. )


- MUHTEŞEM[Ar. < MUḤTEŞEM] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEMLİ | BÜYÜK

( görkemli büyük )


- MUHTEŞEM[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ


- MUHTESİB[Ar. < MUḤTESİB] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTESİP

( İslam şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli belediye memuru )


- MUHTESİP[Ar. < MUHTESİB] ile/||/<> ...

( Esnaf ve zanaatçıların narhlara uyup uymadıklarını kullandıkları ölçü araçlarını denetlemek ve suçlu görülenleri cezaya çarptırmakla yükümlü görevli )


- MUHTESİP[Ar.](İHTİSAP AĞASI) ile/ve/||/<> KETHÜDÂ/KAHYÂ[Fars.]

( İslâm şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru. İLE/VE/||/<> Yiğitbaşılar aracılığıyla esnaf ve devlet ilişkisini yürüten. | Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kişi. | Değnekçi. | Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kişi. | Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı. )


- MUHTEVA, ŞÜMUL | KAPSAM ile/||/<> KAPSAM

( 1 Bir şeyin içinde bulunan 2 Konuşma ya da yazıda sunulan düşünce bilgi ve görüşlerin bütünü 3 Bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler üniteler ve konular 4 Konu Bir yerel tıkız uzayın tüm tıkız altkümelerinden oluşan J takımı üzerinde tanımlanan ve aşağıdaki koşulları gerçekleyen kaplam Bir olgu kavram ya da anlatımın anlamsal çerçevesi ya da tanımsal kuşatımı içerim Mantıkta Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların tümü kavram altında toplanan şeylerin tümü Bir yükleme konu olarak verilebilen terimler onun kapsamını gösterir Ör Bütün insanlar hayvanlar bitkiler canlı kavramının kapsamı içine girerler Kapsam büyüdükçe içerik küçülür içerik büyüdükçe kapsam küçülür Bir kelimenin söz içindeki diğer ögelerle birlikte ve bu ögelerin yardımıyla bir kavramı karşılamak üzere meydana getirdiği anlam Örnek olarak sırt kelimesini ele alalım Bu kelimenin birbirinden farklı beş altı anlamı vardır Fakat kelimenin anlam kapsamı ancak söz içinde kendisine yardımcı olan öteki ögelerin yardımıyla belirlenebilmektedir Eğer kelime sırtım ağrıyor cümlesinde geçiyorsa sırt kelimesi kapsam bakımından insanlarda vücudun boyundan bele kadar uzanan kısmı anlamıyla yok Boğaz sırtlarında güzel bir evi vardı cümlesinde yer alıyor ise Boğazdaki tepelerin üst bölümü anlamıyla yazıyı kitabın sırtına yazsınlar cümlesinde ise ciltlenmiş kitapta dikişin bulunduğu bölüm anlamıyla kullanılmıştır Kelimenin kapsamı da her söz içinde ifade ettiği anlam veya anlamlarla sınırlanır )

( CONTENT | EXTENSION | EXTENTION | CONTEXTUAL MEA- NING | ENCLOSURE | SCOPE )

( CONTEXTE, CONTENU | CONTENU | EXTENTION )

( INHALT | ÜMFANG, EXTENSION | INHALT DES WORTES, WORTINHALT: WORTBEDEUTUNG )

( CON-TENTUS | EXTENSIV )


- MUHTEVA[Ar. < MUḤTEVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇERİK


- MUHTEVEYAT[Ar. < MUḤTEVEYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEVİYAT

( İçerikler )


- MUHTEVİ[Ar. < MUḤTEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHTEVİ

( İhtiva eden içine alan kapsayan içinde bulunduran )


- MUHTEZİN[Ar.] ile MUHTEZİN[Ar.]

( Hüzünlü, kederli. İLE Biriktirip hazineye koyan, saklayan, anbara atan. )


- MUHTIRA[Ar. < MUḪṬİRA] ile/değil/yerine/=/||/<> ANDIÇ | GÜNLÜK

( Herhangi bir şeyi hatırlatmak uyarmak amacıyla yazılan yazı Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı memorandum nota andıç günlük I )


- MUHTIRA ile/değil/yerine/= UYARGA


- MUHTIRA[Ar.]/MEMORANDUM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNERGE/ANDAÇ/GÜNLÜK

( Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin, başka bir develete, siyasal sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, diplomatik nota. | Andaç. | Günlük. )


- MÜHÛD[Ar. < MEHD] ile MÜHÜD[Ar. < MİHÂD]

( Beşikler. İLE Yataklar, döşekler. )


- MÜHÜR BEYTİ ile/||/<> KARALAMA

( karalama Halk edebiyatı terimi Mahlas beyti 1 Birinci dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri uyaksız olan koşmaya verilan ad 2 Saz ozanlarının aruzla söyledikleri gazellerde ozan adının geçtiği koşa 3 Bir şey yazmak isteyince tasarlananları şöyle bir kağıda geçirme 1 Koşuğun en güzel koşası 2 karalama 2 )


- MÜHÜR[Fars. < MUHR] ile/||/<> ATLARIN KÜÇÜK NİŞANELERİ

( hlk Atların küçük nişaneleri )


- MÜHÜR ile DEMİRBAŞ MÜHRÜ ile BAĞIŞ MÜHRÜ ile VAKIF MÜHRÜ ile ZÂT MÜHRÜ


- MÜHÜR ile/ve HATEM

( ... İLE/VE Yüzük gibi parmağa takılan mühür. )


- MÜHÜRDAR[Fars. < MUHRDÂR] ile/||/<> ...

( Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken evrakı mühürlemekle yükümlü görevli )


- MÜHÜR/KAŞE ile/değil/yerine/= DAMGA


- MÜHÜRLEMEK ile MÜHÜRLENMEK ile MÜHÜRLETMEK ile MÜHÜR ile MÜHÜRCÜ/LÜK ile MÜHÜRLÜ ile MÜHÜRSÜZ ile MÜHÜR MUMU ile MÜHÜR BEYTİ ile MÜHÜR GÖZLÜ ile MÜHÜR PENSİ