Bugün[23 Haziran 2026]
itibarı ile 71.820 başlık/FaRk ile birlikte,
71.820 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(23/289)


- AYA ile/ve APAZ

( Avuç içi. İLE/VE Kapalı avuç. )

( RÂHE, KEFF ile/ve ... )

( KEF ile/ve ... )

( RÂHE ile ... )


- AYÂ[Ar.] ile ÂYÂ[Fars.], ACABA[Ar.] ile A'YÂ[Ar.] ile AYA[Ar.]

( Yeteneksiz/kabiliyetsiz, kudretsiz. | Tedavi edilemez, iyileştirilemez. İLE Şüphe ve tereddüt bildiren edat. İLE Daha ya da en kudretsiz, hiç iktidarı olmayan. İLE El/avuç içi, ayak tabanı. | Yaprakların düz ve parlak bölümü. )


- AYA ile FINDIK YUVASI

( Avuçiçi. İLE Eldeki çukurluk. )

( PALM vs. ... )


- AYA(AYOS) -ile

( Mübarek, aziz. )


- AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK


- AYAĞI BAĞLI ile AYAĞI UĞURLU ile AYAĞI ÜZENGİDE


- AYAĞIM, ELİM/KOLUM VB.:
SORUNLU ile RAHATSIZ ile SAKAT


- AYAĞINA TAŞ DEĞMESİN" ile/ve/||/<> "KİRPİĞİNE TOZ DEĞMESİN"


- AYAK -ile

( Çoban, murakıb, müş'ir, müşir, müşire ya da payende; reddade, müşahide, takibe, garib )


- AYAK AĞRISI ile/ve/değil/||/<> BACAK AĞRISI


- AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"


- AYAK MESAFESİ ile AYAK TABANI ile PATİKA

( FOOTPACE vs. FOOTPAD vs. FOOTPATH )

( پاگردپله ها ile پاي جانور ile خرند )

( PAGARDPALEH CPEHA ile PAY JANOR ile KHRAND )


- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK

( [not] WALKING IN, TO DRAG ALONG THE FOOT vs. WALKING IN, NOT TO DRAG ALONG THE FOOT
WALKING IN, TO DRAG ALONG THE FOOT vs. WALKING IN, NOT TO DRAG ALONG THE FOOT )


- AYAK TERİ ile AYAK TERİ ile AYAK TERİ/KİRASI

( Ayak parmakları arasından çıkan pis kokulu salgı. İLE Hizmet için bir yere gönderilen kişiye verilen ücret, ayak kirası. İLE Bir haber ya da nesne getirene, emeğinin karşılığı olarak verilen para. )


- AYAK UCU ile AYAK UCU

( Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri. İLE Ayak parmak uclarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi. )


- AYAK UYDURMAK ile/ve EŞLİK ETMEK


- AYAK ile/ve AĞIM

( ... İLE/VE Ayağın üstündeki tümsek. )

( Her bir ayağımızda yaklaşık bir trilyon bakteri vardır. )


- AYAK ile/||/<> PAYANDA ile/||/<> REVAK ile/||/<> PAYE ile/||/<> NEF/SAHIN

( Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öge. İLE/||/<> Destek, yükü karşılamak üzere eklenmiş duvar parçası. İLE/||/<> Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerlerle çevrilmiş, üstü örtülü uzun bölümler, güneş ve yağmurdan korunmayı yürümeye bölümleri. Portik. İLE/||/<> Örülerek oluşturulmuş tek taşıyıcı. Ayak. İLE/||/<> Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol. )


- AYAK ile PİYADE ile FUTBOL ile FUTBOL ANTRENÖRÜ ile BASAMAK ile ALT BİLGİ ile TEMEL ile AYAKSIZ ile SAHNE IŞIĞI ile UŞAK ile AYAK İZİ ile AYAK İZİ ile AYAK SESİ ile AYAK SAPI ile BASAMAK ile AYAK TAŞI ile TABURE ile AYAKKABI ile AYAK HAREKETİ

( FOOT vs. FOOT SOLDIER vs. FOOTBALL vs. FOOTBALL COACH vs. FOOTBOARD vs. FOOTER vs. FOOTING vs. FOOTLESS vs. FOOTLIGHT vs. FOOTMAN vs. FOOTMARK vs. FOOTPRINT vs. FOOTSLOG vs. FOOTSTALK vs. FOOTSTEP vs. FOOTSTONE vs. FOOTSTOOL vs. FOOTWEAR vs. FOOTWORK )

( پا ile قدم ile هجاي شعري ile سرباز پياده ile توپ فوتبال ile فوتبال ile مربي فوتبآال ile پايه تختخواب ile گام زن ile جاي پا ile بي پا ile چراق پايين اتومبيل ile شاطر ile ردپا ile اثر پا ile جا پا ile جاپا ile پا کوفتن ile برگدم ile گام برداري ile سنگ بنا ile زيرپايي ile پاي افزار ile پاپوش ile پادوي )

( PA ile GHODAM ile هجاي شعري ile SARBAZ PEYADEH ile TOP FOTBAL ile FOTBAL ile MARBY FOTEBAAL ile PAYYEH TAKHTKHAB ile GAM ZAN ile JAY PA ile BEY PA ile CHARAGH PAYYNE OTOMBYLE ile SHATER ile RADPA ile ASAR PA ile JA PA ile جاپا ile PA KOFTAN ile BARGDAM ile GAM BARDARY ile SANG BENA ile زيرپايي ile PAY AFZAR ile PAPUSH ile پادوي )


- AYAK/AYAQ/ÇANAQ[Oğuz] ile AYAK/AYAQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kap kacak. İLE Ayak. )


- AYAKÇAK ile AYAKÇIN

( Merdiven, merdiven basamağı. | Dokuma tezgâhı ayaklığı. | Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. İLE Dokuma tezgâhlarında, atkı ipliklerini devindirmek için ayakla basılan tahta ayaklık. )


- AYAKKABI BAĞCIKLARINI:
BAĞLAMAK ile/değil/yerine/> MIKNATIS

( ... İLE )


- AYAKKABI ile BATİNKA

( ... İLE Ayakkabı. [Tataristan'da.] )


- AYAKKABI ile/değil/||/<>/< CIZLAVET[< GISLAVED - İSVEÇ(Jönköping bölgesi)]["CIZDAVET" değil!]

( ... @@ Eski İskandinav dilinde büyük ölçüde bir kişinin adı (Gísli) + “orman/ahşap” (ved) birleşiminden türemiştir. 1900’lerin başında burada kurulan Gislaved AB adlı firma lastik üretimi ile tanınmıştır; özellikle otomobil lastiği ve kauçuk ürünler yapmıştır. Bu şirketin lastiklerinden ya da kauçuktan yapılan ayakkabılar Türkiye’ye geldiğinde halk diliyle “Gislaved” adının söylenişinin uzaklığından "cızlavet/cislavet" biçimine dönüşmüştür. )


- AYAKKABI ile/||/<> ESPADRİL[Fr. < ESPADRILLE]

( ... İLE/||/<> Üstü keten, tabanı ipten örme ayakkabı. )


- AYAKKABI ile KASKAL(/LAMAK)

( ... İLE Eski ayakkabı. )


- AYAKKABI ile KUNDURA[İt. < CONDURA}

( ... İLE Kaba işlenmiş, bağsız, konçsuz ayakkabı. )


- AYAKKABI ile/ve/<> LORTA[İt.]

( ... İLE/VE/<> Ayakkabı kalıbının çapı. )


- AYAKKABI ile MASKARATA[İt.]

( ... İLE Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü. )


- AYAKKABI ile POSTAL[Fars.]

( ... İLE Konçlu ve kaba potin. | [mecaz] Düşkün, eski değer ve onurunu yitirmiş kadın. )

( HAFF ile ... )

( PAPUÇ ile PÂLENG )


- AYAKKABI ile SAYA

( ... İLE Ayakkabının, yumuşak olan üst bölümü. )


- AYAKKABI/BAŞMAK ile AYAKAPI

( ... İLE Fener-Balat'taki kapı. )


- AYAKKABI/LIK ile AYAKKABICI/LIK


- AYAKLANIVERMEK ile AYAKLANDIRILMAK


- ... AYAKLARI ile/ve/||/<>/> ... AĞIZLARI


- AYAKLARINIZI:
ÜŞÜTMEYİN! ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SICAK TUTUN!


- AYAK/PA[Fars.]:
PATİ ile/||/<> PATİK ile/||/<> PATİKA ile/||/<> PABUÇ ile/||/<> PAYTAK ile/||/<> PAYİDAR ile/||/<> PİYADE[< PAYADAK] ile/||/<> PİYON[< PEDON]

( Kedi, köpek için ön ayak. İLE/||/<> Küçük çocuk ayakkabısı. İLE/||/<> Keçi yolu. İLE/||/<> Ayakkabı. İLE/||/<> Eğri bacak. İLE/||/<> Ayakta durmak. İLE/||/<> Yaya. İLE/||/<> Yaya. )


- AYAKTA DURACAK DURUMUNUN OLMAMASI ile/ve/||/<>/< YAŞAMDA DURACAK NEDENLERİNİN OLMASI


- AYAKTA DURMAK/DURABİLMEK ile/ve/<>/< KİŞİSEL YÖNETİM VE GELİŞİM


- AYAKTA DURMAK ile DİKİLMEK

( Dik dur fakat diklenme! )


- AYAKTA TUTMAK ile/ve/||/<> HAVADA TUTMAK


- AYAKTA UYUYAN ile/değil/yerine/>< AYAKTA DURAN


- AYAKTA ile AYAKTAŞ/LIK ile AYAKTA TEDAVİ


- AYAKTAKİ KEMİKLER:
BAŞPARMAKTA ile/ve/||/<> ÖTEKİ PARMAKLARDA

( 2'şer kemik bulunur. İLE/VE/||/<> 3'er kemik bulunur. )


- AYAKTAYKEN ile AYAK ÜSTÜ

( ... İLE Oturmadan, ayakta durarak, kısa sürede. )


- A'YAN ile A'RAZ


- AYAN/AYÂN[Ar. < İYÂN] ile ÂYAN/Â'YÂN[Ar. < AYN]

( Belirli, açık. İLE Gözler. | İleri gelenler. | Meşrûtiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kişilerin her biri. )


- AYÂN ile/||/<>/> AYÂN-EŞRÂF

( Bir bölgenin ileri gelenlerine verilen ad. İLE/||/<>/> Derebeyi konumuna ulaşan taşra ileri gelenlerine verilen ad. )


- A'YÂN-I SÂBİTE -ile

( ŞEKLE BÜRÜNMEDEN ÖNCEKİ ÂLEM )


- ÂYÂN-I SÂBİTE ile ARKETİP


- ÂYÂN-I SÂBİTE ile İLÂHİ İSİMLER


- AYAR BABA ile/ve/||/<> LEYLÂ ANNE


- SET POINT[İng.] / EINSTELLUNG PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= AYAR NOKTASI


- AYAR SİMETRİSİ
ile/ve/||/<>
AYAR GRUBU
ile/ve/||/<>
KONFİGÜRASYON UZAYI
ile/ve/||/<>
DENKLİK SINIFI

( Bir kuramın fiziksel olmayan simetrilerine verilen addır. Bir kuramda bazı ayar dönüşümleri yapıyorsak ve gözlemlenebilen fiziksel nicelikler bundan etkilenmiyorsa deriz ki, kuram belirli bir ayar simetrisine sahiptir. [Newton'un klasik mekaniği, tüm evrenin ötelemeleri altında simetriktir. Evrendeki maddeyi bir metre yukarı (bunun yerine kendi favori yönünüzü de seçebilirsiniz) taşıdığımızda evren yine bildiğimiz evrendir. Hiçbir şey değişmemiştir. Bundan dolayı Newton mekaniğinin öteleme simetrisi vardır diyebiliriz.]

İLE/VE/||/<>

Ayar dönüşümlerinin oluşturduğu gruptur. Bunun için ayar dönüşümlerinin bazı özellikleri sağlaması gerekir (bunlara grup belitleri/aksiyomları denir):
– Birim öğe. [Sisteme hiçbir işlem yapmayan bir simetri vardır.]
– Ters öğe. Bir simetri dönüşümünün etkilerini geri alabilecek bir simetri dönüşümü vardır. [Newton mekaniğinde tüm evreni bir metre yukarı kaydırdık. Sonra da bir metre aşağı kaydırdık. Aşağı kaydırma işlemi, yukarı kaydırma işleminin tersidir. Ve birbirine ters olan dönüşümlerin art arda uygulanması birim elemanı verir.]
– Kapalılık. [Art arda uygulanan ayar dönüşümlerinin de bir ayar dönüşümü olması gerekir.]
– Birleşme özelliği. [Birer ayar dönüşümü olsun ve art arda uygulansın. 'dan önce ikilisini uygulamakla 'dan sonra ikilisini uygulamak arasında fark yoktur.]

İLE/VE/||/<>

Bir kuramın izin verdiği tüm hallerin bir kümesidir, uzayıdır.

İLE/VE/||/<>

Bir kümenin birbirine denk [birbirine denk demek bir denklik bağıntısıyla birbirine bağlı olmak demektir] olan öğelerinin oluşturduğu kümedir. )


- AYAR VERMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "HESAP SORMAK"


- AYAR VERME(ME)K" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DERS/İNİ VERME(ME)K"


- AYAR ile AĞYAR

( Bir iş ya da davranışta gereken ölçü. İLE Başkaları, yabancılar/eller. | Dışında/ki, hariç, haricinde/ki. )

( Tanımdaki/ifadedeki gereklilik kuralı: Parçalarını bulunduran, dışındakilere engel olan. [Efrâdını câmi, ağyarını mâni.] )


- AYAR ile KIRAT[Ar.]

( Değerli maddelerin saflık derecesi. İLE Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 g. olan ağırlık ölçü birimi. | Nitelik, değer, düzey, seviye. )


- STANDARDIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= AYARLAMA


- AYARLAMA ile UYARLAMA


- AYARLAMAK ile AYARTMAK

( TO ARRANGE vs. TO ENTICE/SEDUCE/TEMPT )


- CALIBRATION[İng.] / ÉTALONNAGE[Fr.] / EICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLAMAK


- AYARLAMAK ile/ve/<>/değil DENK GETİRMEK


- AYARLAMAK ile İLE AYARLAMAK ile AYARLANABİLİR ile AYARLANABİLİR ANAHTAR ile AYARLAYICI ile AYARLAMA ile AYAR

( ADJUST vs. ADJUST WITH vs. ADJUSTABLE vs. ADJUSTABLE WRENCH vs. ADJUSTER vs. ADJUSTING vs. ADJUSTMENT )

( انطباق يافتن ile تنظيم کردن ile تعديل کردن ile کم و زياد کردن ile ميزان کردن ile منطبق شدن ile قابل تصحيح ile تنظيم پذير ile آچار فرانسه ile تنظيم کننده ile معدل ile منطبق ile انطباق ile تعديل ile تنظيم ile تصحيح )

( ENTABAGH YAFTAN ile TANZYM KARDAN ile TADYLE KARDAN ile KAM VE ZYAD KARDAN ile MYZAN KARDAN ile MANTABAGH SHODAN ile GHABEL TASHYHE ile تنظيم پذير ile ACHAR FARANSEH ile TANZYM KONANDEH ile MADEL ile MANTABAGH ile ENTABAGH ile تعديل ile تنظيم ile TASHYHE )


- JUSTIERBARES HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLANABİLİR YARIM TON


- AYARLAYAN ile/ve/değil/||/<> AYARTAN


- AYARLAYIVERMEK ile AYARLAYICI


- STANDART SOLUTION[İng.] / SOLUTION NORMALE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYARLI ÇÖZELTİ


- REGELWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLI DİRENÇ


- ADJUSTED SEMITONE[İng.] / DEMI-TON AJUSTÉ[Fr.] / EINSTELLENDER HALBTON[Alm.] ile/değil/yerine/= AYARLI YARIM TON


- AYAR[Madeni parada] -ile

( Basılı madeni paranın içerdiği değerli maden miktarının karışıma olan oranı. )


- AYARTICI ile KIŞKIRTICI


- AYARTMAK ile AYARTILMAK ile AYARTABİLMEK ile AYARTI


- AYASOFYA MİNARELERİ'NDE:
MİMAR SİNAN DÖNEMİ ile FATİH DÖNEMİ

( [müze girişi itibariyle] Sol taraftakiler. İLE Sağ taraftakiler. )


- AYASOFYA ile KÜÇÜK AYASOFYA CAMİSİ

( ... İLE Sultanahmet'in aşağısında, Küçük Ayasofya Caddesi'nin sonundadır. )

( ... İLE 1505'te, Bâbüssaâde Ağası Hadım Hüseyin Ağa emriyle Bizans kilisesinden[527] camiye dönüştürülmüştür. )


- AYASOFYA'DA:
BİRİNCİ ile/ve İKİNCİ ile/ve ÜÇÜNCÜ

( M.S.: 360 ile/ve 415 ile/ve 537 )


- AYASOFYA'DA:
İMAM ile/ve/değil KÜRSÜ ŞEYHİ


- ÂYÂT-I İLMÎYE/KAVL ile/ve ÂYÂT-I KEVNÎYE

( Peygamberlere Cebrail aracılığıyla indirilmiş ayetler. İLE/VE Tüm âlem. Kainattaki herşey Allah'ın tüm ayetleridir. [Okuyabilene aşk olsun!] )


- ÂYÂT-I MÜTEŞÂBİHAT ile ÂYÂT-I MUHKEMÂT


- AYAZ ile/ve/||/<> BOĞAZ

( Lokman Hekim, 32 temel hastalık belirlemiş. 16'sının, soğuktan; 16'sının da "yeme-içme"den kaynaklandığını görmüş. Üşütmemeyi ve çok yememeyi yeğlemeliyiz. )


- AYAZMA[< Yun.][Hristiyanlıkta] -ile

( Hristiyan'larda okunmuş kutsal su. | Şifalı/kutsal su/kaynak/pınar. )


- AYBAŞI ile AYBAŞILI


- AYÇİÇEĞİ ile AYÇİÇEĞİ YAĞI


- AYDA ile AYDA

( Dünyanın uydusu olan ayda. İLE Dört haftalık süre. )


- AYDAN AYA ile AYDA YILDA BİR


- AYDIN ile/ve/||/<> ÖNDER


- AYDINLANMA/HAK(K)'I BULMAK:
DERVİŞ OLMAKLA ile/ve/||/<> ÂŞIK OLMAKLA ile/ve/||/<> İNSAN OLMAKLA


- ŞİDDET-İ ZİYÂ[Osm.] / ILLUMINATION INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ D'ÉCLAIRAGE, INTENSITÉ DE L'ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLANMA YEĞİNLİĞİ/ŞİDDETİ


- AYDINLANMA ile/ve/> AŞMA

( ENLIGHTENMENT vs./and/> TO EXCEED )


- AYDINLANMA ile/ve/<>/> DEVRİM


- AYDINLANMA ile/ve/değil EŞİK


- AYDINLANMA ile/ve MİLÂD


- AYDINLANMA ile MİSTİK AYDINLANMA

( ... İLE Birlik bilinci. )


- AYDINLANMA ile OLGUNLAŞMA

( Olgun olanlar daha çok deneyim birikimine sahip olanlardır. )

( AYDINLANMA: Aklını kullanabilme cesâreti. )

( Tüm aklını aydınlanmaya ulaşma amacına yöneltmiş ve tüm duygusal zevklerden arınmış kişiye, "akıntıya karşı giden kişi" adı verilmiştir. Çünkü, o kişi, sonsuzluğun sevincine ulaşmak için, dünya yaşamının korkunç dalgalarıyla boğuşmaktadır. )

( The ripe ones had more experience behind them. )

( ENLIGHTENMENT vs. RIPEN )


- AYDINLANMA ile/ve "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK"


- AYDINLANMA ile/ve/||/<>/> SÜKÛNET

( ENLIGHTENMENT vs./and/||/<>/> QUITENESS )


- AYDINLANMADA:
ATİNA ile/ve/||/<>/> BAĞDAT ile/ve/||/<>/> AMSTERDAM

( )


- AYDINLANMAK ile AYDINLATMAK ile AYDINLAŞMAK ile AYDINLANABİLMEK ile AYDINLATABİLMEK ile AYDIN/LIK ile AYDINCA ile AYDINLI/LIK ile AYDINLAR


- AYDINLANMAK ile/ve/||/<>/> ERMEK


- AYDINLANMIŞ ile BİLGE

( Kendini tanıyan. İLE Kendini tanımakla birlikte/öte başkalarını da tanıyan. )

( Bir bilge, şeylerin, olduklarından farklı olmalarını istemez/beklemez. )

( Mutlu olmak için kendimizi(özümüzü) bilmek dışında, hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )

( Bilge, şu dört zaaftan tamamıyla korunmuş olan kişidir:
* Benlik
* Bencillik
* Önyargı
* İnat )

( Bilge, iç deneyimler ile sezgiyi yansıtmaktan âciz kalan kavramlarla elden geldiğince az iş görmeye bakar. )

( BİLGE: Seni, sana bildiren. )

( MERKEZ EFENDİ )

( Knows the self. VS. Knows the self with all others.
A wise/saint does not want things to be different from what they are.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom. )

( ENLIGHTENED vs. WISE )


- AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)

( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )

( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )

( INTELLECT vs./and REASON vs./and RATIO
Dependent in aim. WITH/AND Dependent in cause. WITH/AND Dependent in comparison.
Attains to the aim. WITH/AND Presents the philosophy. WITH/AND Obtains the regularity. )


- AYDINLARIN BİLGİSİZLİĞİ ile/ve/||/<> SANATÇILARIN SATKINLIĞI


- ILLUMINANT[İng.] / LEUCHTKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATICI


- AYDINLATILABİLİR ile AYDINLATMAK ile AYDINLATILMIŞ ile AYDINLATMA

( ILLUMINABLE vs. ILLUMINATE vs. ILLUMINATED vs. ILLUMINATION )

( منورشدني ile زرنما کردن ile چراغاني کردن ile تذهيب کردن ile تذهيب کاري کردن ile درخشانساختن ile چراقان کردن ile روشنکردن ile منور کردن ile منور ile تنوير ile تذهيب ile چراغاني ile اشراق ile روشنسازي )

( MONORSHODANY ile ZARNEMA KARDAN ile CHARAGHANY KARDAN ile TEZEHYBE KARDAN ile TEZEHYBE KARY KARDAN ile DARKHSHANSAKHTAN ile CHARAGHAN KARDAN ile ROSHENKARDAN ile MONOR KARDAN ile MONOR ile تنوير ile TEZEHYBE ile CHARAGHANY ile ESHARAGH ile ROSHENSAZY )


- AYDINLATILMAK ile AYDINLATIVERMEK


- ILLUMINATION[İng.] / ILLUMINATION[Fr.] / BELEUCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA/AYDINLANMA


- ILLUMINATING GAS, COAL GAS, TOWN GAS[İng.] / GAZ D'ECLAIRAGE, GAZ DE HOUILLE[Fr.] / BELEUCHTUNG GASE, LEUCHTGAS, STEINKOHLENGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA GAZI, HAVA GAZI, ŞEHİR GAZI, KÖMÜR GAZI


- AYDINLATMA ile/ve/değil AYDINLANMA

( [not] ILLIMUNATION vs./and/but ENLIGHTENMENT )


- AYDINLATMAK ile AYDINLANMIŞ ile AYDINLATICI ile AYDINLANMA

( ENLIGHTEN vs. ENLIGHTENED vs. ENLIGHTENING vs. ENLIGHTENMENT )

( روشنفکر کردن ile منورالفکر ile روشن روان ile تنوير ile روشن فکري ile تنوير افکار )

( ROSHNAFKAR KARDAN ile منورالفکر ile ROSHEN RAVAN ile تنوير ile ROSHEN FEKARY ile TANOYR AFKAR )


- ILLUMINATION PHOTOMETER, ILLUMINOMETER, LUXMETER[İng.] / LUXMÈTRE[Fr.] / BELEUCHTUNGSSTÄRKEMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AYDINLIKÖLÇER


- A'YEN[Ar.] ile ÂYEN, ÂHEN[Ar.]

( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )


- ÂYET -ile

( KUR'AN-I KERİM'İN HERHANGİ BİR CÜMLESİ | ALÂMET, NİŞAN | DELİL )


- ÂYET (YAPIŞTIRMAK) ile/ve/||/<> KÜLTÜR (YAPIŞTIRMAK)


- ÂYET ile/ve AŞİR

( ... İLE/VE On ayetlik bölüm. )


- ÂYET ile HADİS ile İCMÂ ile KIYAS

( Tefsir edilir. İLE Şerh edilir. )

( Âyet + Hadis = Nass )

( BELGÜ ile ... )


- ÂYET ile/ve/<>/II HADİS-İ KUTSÎ


- AYET ile/ve/<> HİKMET

( İddia edersen, böyle/şöyle olursun. )


- ÂYET ile/ve/||/<>/> VÂRİDÂT

( Risâletten doğan/gelen. İLE/VE/||/<>/> Velâyetten doğan/gelen. )

( ... İLE/VE/||/<>/> Bireysel/sanatsal. )


- AYETULLAH ile AYETULLAH HAKİM ile AYETULLAH SEYYİD MUHAMMED BAGİR EL HAKİM ile AYETULLAH SİSTANİ ile AYETULLAH VAEZ TABASİ

( AYATOLLAH vs. AYATOLLAH HAKIM vs. AYATOLLAH SEYED MOHAMMAD BAGHER AL HAKIM vs. AYATOLLAH SISTANI vs. AYATOLLAH VAEZ TABASI )

( يتالله ile يت الله حکيم ile يت الله سيد محمد باقر حکيم ile يت الله سيستاني ile يت الله واعظ طبسي )

( يتالله ile يت الله حکيم ile YT OLLAH SYD MAHMAD BAGHAR HAKYM ile يت الله سيستاني ile يت الله واعظ طبسي )


- AYGIR ile AYGIR DEPOSU


- AYGIR ile BEYGİR[Fars.]

( Eril at.[Damızlık] İLE Arabaya koşulan. Erildir fakat enenmiştir/kısırlaştırılmıştır. )

( EFRÂS[Ar. < FERES]: Atlar, beygirler, kısraklar. )

( ESB-İ LÂGAR[Fars.]: Zayıf beygir. )

( YÂM[Fars.]: Posta[menzil] beygiri. )

( FAHLUL-HAYL ile HISÂNULCERR )

( ... vs. MARE )


- AYGIR ile KISRAK

( Eril at. İLE Dişil at. )

( HİSÂN ile FERÂSE )

( ... vs. MARE, MÂDİYÂN )


- CİHAZ[Osm.] / DEVICE, INSTRUMENT, TOOL[İng.] / INSTRUMENT[Fr.] / INSTRUMENT, GERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= AYGIT


- AYI GÜLÜ ile ÇİN GÜLÜ ile JAPON GÜLÜ


- AYI ile/ve/||/<>/> AHLAT

( Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne. )


- AYI ile/değil/yerine ARI

( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )


- AYI ile GÖZLÜKLÜ AYI

( ... İLE Ant Dağları'nda yaşarlar. )


- AYI ile/ve KANADA AYISI

( ... İLE/VE Avlanmak için suyun içine dalma özelliği geliştirmiştir. )


- AYI ile KESELİ AYI

( ... cum PHASCOGILLERCTOS CINEREUS )


- AYI ile KISA YÜZLÜ AYI

( 11.000 yıl önce, Kuzey Amerika'da yaşamış ve soyu tükenmiş eski bir ayı. )

( )


- AYI ile KODYAK AYISI

( )


- AYI ile KUTUPAYISI

( Bozayılar, simsiyah renkte de olabilmektedir. İLE Kutupayıları, beyaz değildir. Derileri siyah renktedir, kürkleri yarı saydamdır. [Beyaz görünümleri, ışığın saydam yüzeylerden kırılarak yansımasının bir sonucudur] )

( EBÛ-HAMÎD / EBÛ-HÛMİD: Ayı. )

( Ayı ile Kutup Ayısı )

( What to do if you see a bear? )

( ... İLE 160 km. yüzebilirler. )

( What To Do If You See A Bear (And Why) )

( How To Be Safe Around Bears )

( DÜBB/DÜBBE[dişil], DÜBBİYYE[: Ayıgiller] ile DÜBB-İ ŞİMÂLÎ )

( HIRS ile ...
HIRS-BEÇE: Ayı yavrusu. )

( URSUS ARCTOS cum URSUS MARITIMUS )


- AYI ile MALAYAAYISI


- AYI ile MEYVE VERMEK ile TAŞIYICI ile RULMAN ile MEYVE VEREN

( BEAR vs. BEAR FRUIT vs. BEARER vs. BEARING vs. BEARING FRUIT )

( خرس ile دب ile ثمر بخشيدن ile بارآوردن ile ميوه دادن ile ثمر دادن ile ميوهدادن ile درخت بارور ile حامل ile ياتاقان ile بار دار )

( KHARS ile DAB ile SAMAR BAKHSHYDAN ile BARAVARDAN ile MYVAH DADAN ile SAMAR DADAN ile MYVAHADADAN ile DARKHT BAROOR ile HAMEL ile YOTAGHAN ile BAR DAR )


- AYI ile/ve/||/<>/> PALAK

( ... İLE/VE/||/<>/> Ayı yavrusu. )


- AYIK ile UYANIK


- AYIKLAMA ile/ve/||/<> ÇIKARMA


- AYIKLAMA ile/ve/<>/> İŞLEME


- AYIKLAMA ile/ve SINIFLANDIRMA

( SELECTION vs./and CLASSIFICATION )


- AYIKLAMA ile SOYUTLAMA

( EXTRACTION ile ABSTRACTION )

( İNTİZÂ ile TECRİD )


- DARSTELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIKLAMAK


- AYIKLAMAK ile/ve/||/<> GÖZARDI ETMEK

( SELECTION vs./and TO IGNORE )


- AYIKLAMAK ile SÜZMEK

( Araçsız. İLE Araçlı/araçla. )

( SELECTION vs. TO FILTER )


- AYILMA ile FARKINDALIK

( TO RECOVER vs./and AWARENESS )


- AYILTMAK ile AYILTILMAK ile AYILTABİLMEK ile AYILTI


- AY'IN GÖRÜNÜŞÜ:
KUZEY YARIMKÜREDE ile/>< GÜNEY YARIMKÜREDE

(

)

( Ay, Dünya'nın ekvatoruna yakın bir yörüngede dolanır ve Dünya'nın yörüngesinde dolanırken Ay'ın Güneş ışığı alan bölümünü görebiliriz. Dünya'nın herhangi bir noktasından Ay’a bakan neredeyse herkes, Ay'ın evrelerini aynı görmektedir ancak bir günde Dünya’nın farklı noktalarından çekilmiş Ay fotoğrafları farklı olabilir. Ay'a, Dünya’nın kuzey kutbundan bakan biri, güney kutbundan bakan birine kıyasla baş aşağı biçimde görecektir. Ekvatordaki biri ise Ay'ı, gün içinde çeşitli yönlerde görebilmektedir.

Dünya'nın ekvatorunda bulunan bir kişi, Dünya dönerken, Ay'ın doğudan doğup tam tepesinden geçerek batıda battığını gözlemlerdi. Bu noktada, ufka kıyasla ters bir yönelime sahip olacaktır. Yani ekvatorda yaşayan bir kişiye göre, Ay'ın hangi bölümünün en tepede olduğu zamana göre değişiklik göstermektedir.

Ekvatordan kuzeye seyahat edilirse Ay'ın yükseldiği ve gökyüzünde daha güneyde battığı gözlemlenir. Aynı biçimde, ekvatordan güneye gidilirse de Ay'ın, gökyüzünün kuzeyinde yükseldiği ve battığı gözlemlenir.

Bu durum, Dünya'nın yörünge düzlemine yakın olan öteki gök nesnelerinde[cirim] de görülür. Örneğin Jüpiter, Dünya'nın güney kutbundan nasıl göründüğüne kıyasla kuzey kutbundan baş aşağı bakabilir. Dahası, Jüpiter'in üzerinde bulunan çizgiler, Dünya'nın hem kuzey, hem de güney yarım küresinde ufkun yakınında yatay görünürken ekvatordan yükselirken dikey görünür.

instagram.com/ituastronomi
(Kaynak: planetary.org ve sciencefocus.com)

---

FaRkLaR Kılavuzu'nda...

FaRkLaR.net/sozluk/fark/58039

FaRkLaR.net/Doga )


- AYINGA ile AYINGACI/LIK


- ÂYİNLERİN SAĞLADIKLARI:
ÂŞIK'IN, AŞKINI ARTIRMAK ile/ve GAFİL'İN GAFLETİNİ KALDIRMA


- AYIP (OLAN):
(")BİLMEMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< ÖĞRENMEMEK


- AYIP OLMAZ/ARANILMAZ!:
TIPTA ile/ve/||/<> HUKUKTA ile/ve/||/<> SÖZLÜKTE ile/ve/||/<>
FELSEFEDE ile/ve/||/<> BİLİMDE ile/ve/||/<> SANATTA ile/ve/||/<> SPORDA ile/ve/||/<>
DOĞADA ile/ve/||/<> HAYVANLARDA ile/ve/||/<> BİTKİLERDE ile/ve/||/<>
NESNELERDE ile/ve/||/<> DİRİMBİLİMDE ile/ve/||/<>
ANLIKTA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<> USTA(AKILDA) ile/ve/||/<> TARİHTE ile/ve/||/<>
RIZÂDA ile/ve/||/<> GÜVENLİKTE ile/ve/||/<> İKİ KİŞİ ARASINDA ile/ve/||/<>
EŞEYSELLİKTE ile/ve/||/<> DÖRT DUVAR ARASINDA ile/ve/||/<> BATTANİYENİN ALTINDA


- AYIP ile/ve/değil/||/<> "AÇIK"


- AYIP ile/ve/değil/||/<> AĞIR


- AYIP ile/ve/< ISTIRAP


- AYIP[Ar. < AYB] ile/ve/<>/> KAYIP[Ar. < GAYB]


- AYIP ile/ve/değil/yerine SAÇMA


- AYIP ile/ve < TEZAD


- MİYAR[Osm.] / REAGENT[İng.] / RÉACTIF[Fr.] / REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRAÇ/BELİRTEÇ


- DISCRIMINATOR CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= AYIRAÇ DEVRESİ


- AYIRAÇ/BELİRTEÇ/MİYAR/REAKTİF ile AYIRAN ile AYIRICI ile AYIRMAÇ/FARİKA ile AYIRTI/ÇALAR/NÜANS

( Nesneleri kimyasal birleşime ya da ayrışıma uğratarak niteliklerini belirlemede kullanılan bileşikler. İLE Işığı yalın öğelerine ayırma özelliği olan. İLE Ayırma özelliği ya da gücü olan. | Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç. İLE Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum ya da öğe. İLE Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark. )


- AYIRD ETMEK/EDEBİLMEK ile/değil/yerine AYIRMAK


- AYIRDEDİLEMEZLİK ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK

( Gottfried Leibniz İLE/VE/||/<> Werner Heisenberg )


- AYIRDEDİLEMEZLİK ile/ve/||/<> ÖZDEŞLİK


- AYIRDINDA/LIK ile/ve/<> FARKINDA/LIK

( Ayırt edebilme bağımlılıklardan kurtuluşa götürür. )

( Ayırt edebilme yeteneği, bizi bağımlılıklardan kurtuluşa, tutkusuzluğa götürecektir; bu durum ise doğru davranışı, eylemi sağlayacaktır; doğru davranış ise bizi gerçek var oluşumuza ulaştıran içsel köprüyü kuracaktır. )

( Ayırt etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna sevgi diyebilirsiniz. )

( Olgun kişi toplulukları düzenleyerek neyi birbirinden ayırması gerektiğini bilir. )

( Kişinin kendi için doğru olanı ayırd etmesi ve sıkı çalışması er ya da geç ödüllendirilecektir. )

( Kişi durumunun mükemmel olduğunun ve hatta daha da ilerleyeceğinin ayrımına varmalıdır. )

( Farkındalık her şeyin ötesidir - hem varlığın, hem yokluğun. )

( Farkına varın ki, her ne olursa, size, sizin tarafınızdan, sizin aracılığınızla olur ve siz, her ne algılarsanız, onun yaratanı, tadına varanı ve yok edenisiniz. )

( Önemli[öncelikli] olan, yalnızca farkındalıktır, onun içerdikleri değil. )

( Tam farkındalık halinde temas kurulmuştur. )

( Bir ilişki kurmak ve sürdürmek için, doğrudan eylemle ifade edilen sevecen bir farkındalık hali gereklidir. )

( Yeni ve özel bir farkındalık biçimi gerekmez. )

( Kişinin gönlünü görebilecek berrak içgörüye sahip olmadıkça ayırt edemezsiniz. )

( Kendi hakkınızdaki farkındalığınızı derinleştirin ve genişletin, o zaman tüm hayırlar ve lütûflar akacaktır. )

( Şimdi yapılmakta olan ayırt edebilme ve ihtirassız olma uygulaması, zamanı geldiğinde meyvesini verecektir. )

( Tüm gereksiniminiz, varoluşunuzun, bir sözlü beyan biçiminde değil fakat her an mevcut bir gerçek olarak farkında olmaktır. )

( Varoluşunuzun farkındalığı, gerçek varlığınızı görmenizi sağlayacaktır. )

( Sadece var olduğunuzun farkında olun ve farkında kalın. )

( Discrimination leads to detachment. )

( In full awareness the contact is established.
Discrimination will lead to detachment; detachment will ensure right action; right action will build the inner bridge to your real being.
Awareness is beyond all - being as well as not-being.
Awareness itself is all important, not the content of it.
Deepen and broaden your awareness of yourself and all the blessings will flow.
You cannot, unless you have a clear insight into the heart of person.
Be aware that whatever happens, happens to you, by you, through you, that you are the creator, enjoyer and destroyer of all you perceive.
For establishing and maintaining relationship affectionate awareness expressed in direct action is required.
No new, or special kind of awareness is needed.
Discrimination and dispassion practised now will yield their fruits at the proper time.
All you need is to be aware of being, not as a verbal statement, but as an ever-present fact.
The awareness that you are, will open your eyes to what you are.
Just be aware that you are and remain aware. )

( DISTINGUISH/NESS, DISCRIMINATION vs./and/<> AWARE/NESS )


- AYIRDINDALIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME

( DISTINGUISHNESS vs./and/<> INTERNALIZATION )


- AYIRDINDALIK ile UYANIKLIK/YAKAZA


- AYIRICI AKIL ile/ve UYGULAMALI AKIL ile/ve KURAMSAL AKIL

( Yararlı-Zararlı. İLE/VE İyi-Kötü. İLE/VE Doğru-Yanlış. )


- CIRCUIT SÉPARATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYIRICI DEVRE


- AYIRICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< BİRLEŞTİRİCİ


- SEPERATOR[İng.] ile/değil/yerine/= AYIRICI


- AYIRIŞ ile AYIRICI/LIK


- EMSÂL-İ TEMYİZ[Osm.] / SEPARATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSFAKTOR, TRENNUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- KUDRET-İ TEFRİD[Osm.] / SEPARATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SÉPARATION[Fr.] / SEPARATIONSENERGIE, TRENNUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA ENERJİSİ


- RESOLVING POWER[İng.] / POUVOIR DE RÉSOLUTION[Fr.] / ENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ, RS


- LIMITE DE RÉSOLUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYIRMA GÜCÜ SINIRI


- SEPARATORY FUNNEL[İng.] / AMPOULE À DÉCANTER[Fr.] / SCHAM[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA HUNİSİ


- RESOLUTION LIMIT[İng.] ile/değil/yerine/= AYIRMA SINIRI


- AYIRMA ile AYIRMAÇ


- AYIRMA ile/ve KAYIRMA


- AYIRMA ile/ve/değil/yerine PAYLAŞIM


- SEPARATION[İng.] / SÉPARATION[Fr.] / TRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMA


- AYIRMA ile ŞİFLEME

( ... İLE Pamuğu, kozasından ayırmak. | Mısırı, koçanından ayırmak. )


- AYIRMA ile/ve/||/<>/> SINIFLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SONSAL SINIFLAMA

( TO SEPARATE vs./and/||/<>/> CATEGORIZE )


- AYIRMA ile/ve/||/<> YALINLAŞTIRMA ile/ve/||/<> ARA ÇÖZÜM/LER ARAMA/BULMA

( Düşüncenin, bilgilerin, nesnelerin, kavram, olay ve olgular üzerinde en temel uygulanması gerekenlerin başında, onları bütün olarak görebilmenin yanı sıra ve ötesinde, ayırma bilgisi, becerisi ve oranı bulunmaktadır.

Bilmek ya da bilinebilenler, ancak küçültme ya da ayırma bilgi ve becerisiyle elde edilebilirler. Bu işin ustalığı da, her ustalığın temelinde bulunan çıraklık sürecinde gerçekleşir ve kaynağını, gücünü çıraklık döneminden alır. Bu bilgi, deneyim ve dönem, kalfalıkta ve ustalıkta bile olunsa, tüm sürecin neredeyse tamamıdır.

Birleştirme bilgi ve becerisi olarak tanımlanan ustalık, yetkin çıraklıktır. Hatta ustalık diye bir şeyden bile söz edilemeyecek kadar tek bir bilinç ve beceridir. Kişinin, bisiklet kullanmayı bir kere öğrenmesinden sonra, yaşam boyunca bir daha bisiklet kullanmayı öğrenmeye gerek kalmaması, kendinin değil suyun kaldırma gücündeki gibi, kendiliğindenliğiyle, doğasıyla sağlanır. Zihnin ya da bilincin devrede olması ile değil beynin ya da öte bir bilincin devrede olmasıyla, bilinç merdiveninde görülen, bilinçsiz bilinçlilik ya da yeterlilik ile sağlanır.

Karmaşık olan ya da öyle "algılanan" süreçlerin çözümü de, onları, oldukları yapıda değil küçülterek ya da çok haneli sayıdan oluşan bir bölmenin, tek haneli bir sayıya doğru yalınlaştırılması ile gerçekleşir.

Çözümsüz "görünen" durumların da çözümü, köklü/kökten çözüm arayışı değil ara çözüm üretebilmektir. Yaşamımızda, karşılaşılabilecek sonsuz olumlu ya da olumsuz olasılıktaki durum ve süreçler için bazen ya da çoğunlukla, bir düşünce ya da nesneden, ödün vermeden ya da bir parçasından vazgeçmeden, bir şey elde etmek ya da yetersiz/olumsuz sürecin devam etmesine göz yumarak, bir sonuç ya da çözüm oluşturmak olanaklı değildir.

Ne herhangi bir düşünce ya da bir durum için, ne de kaygının sona erdirilmesi, olumsuz ya da yetersiz koşulların tamamen ortadan kalkma "beklentisi" ya da "dileği" ile sağlanamayacağından dolayı, ayırmayı, yalınlaştırmayı ve ara çözümler üretmeyi bilmek, becermek gerekmektedir.


"Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez." )


- AYIRMAK/AYIRABİLMEK ile/ve/>/= TOPARLAMAK/TOPARLAYABİLMEK

( TO SEPARATE vs./and/>/= TO (BE ABLE TO) PACK/SUMMARIZE )


- AYIRMAK SURETİYLE ile/değil/yerine/||/<> AYIRARAK


- AYIRMAK ile/||/<> ARITMAK


- AYIRMAK ile/ve/||/<> AYIKLAMAK

( TO SEPARATE vs. SELECTION )


- AYIRMAK ile/değil/yerine AYRICALIK/LAR (TANIMAK)


- AYIRMAK ile DIŞARIDA BIRAKMAK

( TO SEPARATE vs. TO LEAVE OUT )


- AYIRMAK ile KOPARMAK

( TO SEPARATE vs. TO BREAK OFF )


- AYIRMAK ile MÜSTAKİL ile MÜFREZE

( DETACH vs. DETACHED vs. DETACHMENT )

( منفصل کردن ile غير ذيعلاقه ile منفصل ile عده )

( MONFASL KARDAN ile غير ذيعلاقه ile MONFASL ile ADEH )


- AYIRMAK ile/değil SIYIRMAK

( [not] TO SEPERATE vs./but TO PEEL OFF )


- AYIRMAK/AYRILMAK ile/ve/||/<> SIYIRMAK/SIYRILMAK


- TEFRİK ETMEK[Osm.] / TO SEPARATE, TO SPLIT[İng.] / RENNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRMAK


- ECZÂ-İ MUFTÂRİK[Osm.] / IDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES DISCERNABLES[Fr.] / UNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEBİLİR PARÇACIKLAR


- ECZÂ-İ GAYR-İ MUFTÂRİK[Osm.] / UNIDENTIFIABLE PARTICLES[İng.] / PARTICULES INDISCERNABLES[Fr.] / UNUNTERSCHEIDBARE TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT EDİLEMEZ PARÇACIKLAR


- AYIRT EDİLEMEZLİK:
DÜŞÜNCEDE ile/ve/||/<> DÜŞÜNMEDE


- TEMYİZ ETMEK[Osm.] / TO DISTINGUISH[İng.] / UNTERSCHEIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AYIRT ETMEK, FARKLANDIRMAK


- AYIRTMA ile AYIRTMAN/LIK


- AYIRTMAK ile AYIRTILMAK ile AYIRTTIRMAK ile AYIRTABİLMEK ile AYIRT ile AYIRTI


- AYIT/HAYIT -ile

( Mineçiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz ya da menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık.[Lat. V. AGNUS CASTUS] )


- DISTRIBUTION ATYPIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYKIRI DAĞILIM


- AYKIRI ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI


- AYKIRI ile DIŞARIDA OLAN/KALAN


- AYKIRI ile HAYKIRI


- AYKIRI ile/ve/değil/||/<>/< ORANTISIZ


- AYKIRI ile TUHAF

( INCONGRUOUS vs. WEIRD )


- AYKIRI ile UÇARI


- AYKIRI ile "UZAK"

( INCONGRUOUS vs. "FAR" )


- AYKIRILAMAK ile AYKIRILAŞMAK ile AYKIRI/LIK ile AYKIRI DÜŞÜNCE ile AYKIRI DOĞRULAR ile AYKIRI KATMANLAŞMA


- AYKIRI/LIK ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI/LIK

( [not] INCONGRUITY vs./and/but/<>/< DISTINCT
DISTINCT instead of INCONGRUITY )


- AYKIRI/LIK ile/ve/değil UYMAMAK


- AYLA ile/||/<> AYLA QILGIL/KILGIL ile/||/<> AYLOK AYLOK/AYLOQ AYLOQ[Oğuz]
< DİVÂNÜ-LUGÂTİT-TÜRKTE/N]

( Böylece, bu suretle. İLE Böyle yap. İLE Böyle böyle. )


- AYLAK/LIK ile ÂVÂRE/LİK

( BATÂLET[Ar.]: İşsizlik, âvârelik. | Cesaret, kahramanlık. )


- AYLAKLIK ile ÇALIŞMAMAK


- AYLAMAK ile AYLANMAK ile AYLA ile AYLAK/LIK ile AYLAKÇI/LIK ile AYLARCA


- AYLI ile AYLIK ile AYLIKLI ile AYLIKÇI/LIK ile AYLIKSIZ


- AY/LIK ile/ve/değil/||/<> AN/LIK


- AYMAK ile AYMAZLAŞMAK ile AYMAZLAŞABİLMEK ile AYMAZ/LIK


- AYMARA ile/ve QUECHUA

( Titicaca Gölü'nün, Bolivya sınırları içinde bulunan adalarında yaşayan yerli halkın kullandığı, eski bir yerli dil. İLE/VE Gölün Peru'da bulunan bölümünde kullanılan, İnka'lardan kalma dil. )


- AYMAZLIK ile/ve/değil/||/<>/< BOŞLAMA/İHMAL


- AYN[< A'YÂN, UYÛN] -ile

( GÖZ | ASLI, KENDİ | BİR ŞEYİN EŞİ, TIPKISI | KAYNAK, PINAR )


- AYN[Ar.] ile BASAR[Ar.]


- AYN ile/ve DEYN

( Zat. İLE/VE Sıfat. )


- AYNA:
CAM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< CAN

( Kendi yüzünü görmek isteyenin baktığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özünü görmek isteyenin baktığı. )


- MIRROR NUCLIDES[İng.] / NOYAUX MIROIRS[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA ÇEKİRDEKLER


- MIRROR INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE PAR MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA GİRİŞİMİ


- MIRROR CONFINEMENT[İng.] / EMPRISONNEMENT PAR MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA HAPSİ


- AYNÂ[Ar. < ÎYN] ile AYNA[Fars.] ile AYNA[Ar.]

( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )


- AYNA ODASI" ile/değil YANKI ODASI


- MIRROR REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- MIRROR REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI


- ÂYÎNE, MİNZAR, MİRAT[Osm.] / MIRROR[İng.] / MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA


- AYNA ile/ve/||/<> DİKİZ AYNASI

( )


- AYNA ile/ve/=/||/<>/< GÖRÜNTÜ


- AYNA" ile/ve/> İKİNCİ VAROLAN

( Her varolan, her zerreye; her zerre, her varolana etki eder. )


- AYNA ile KÖRLER PAZARINDA AYNA


- AYNA ile/ve YANSIMA

( )

( MIRROR vs./and REFLECTION )

( ... ile İNİKÂS )


- AYNADA:
YÜZÜNÜ GÖRMEK ile/ve/değil/yerine ÖZÜNÜ GÖRMEK

( [istersen] Cama bak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Can'a bak! )


- AYNADUVAR/ARALAMA DUVARI ile AYNATAŞI

( Bir duvarda, çevresi silmeli, mermer taklidi düz sıvalı ya da kabartmalı bölüm. İLE Eski evlerde ya da çeşmelerde, musluğun takıldığı, çoğu oymayla süslü, düşey taş. )


- AYNALAMA:
BİRİNCİL ile/ve/||/<>/> İKİNCİL

( Bakım veren[anne vb.]. İLE Baba. )


- AYNALANMA:
BİRİNCİL ile/ve/||/<>/> İKİNCİL ile/ve/||/<>/> ÜÇÜNCÜL

( Annenin, çocuğuna, biricikliğini duyumsatmasıyla. İLE/VE/||/<>/> Baba ile olan. İLE/VE/||/<>/> Yaştaş/akran ile. )


- AYNA/LA(N)MAK ile/ve/değil/||/<>/< SAHİPLENMEK/MUSAHİPLİK


- AYNAN YOKSA KOMŞUNA BAK ile/ve BANA ARKADAŞINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM


- AYNEN ile/||/<> AL BENDEN DE O KADAR


- AYNEN ile/ve/||/<> HOMOJEN


- AYNEN ile/ve/||/=/<> KESİNLİKLE


- AYNEN ile/ve TAMAMEN

( EXACTLY vs./and COMPLETELY )


- AYNI AÇIDAN BAKMAK ile/ve/||/<>/>/< AYNI ACIDAN BAKMAK


- AYNI ANDA DOĞRU ile/ve/değil/yerine AYRI AYRI/TEK TEK DOĞRU