ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.768 başlık/FaRk ile birlikte,
125.768 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(391/504)
- SALİP[Ar. < ṢALĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> HAÇ (EHLİSALİP)
- SALİP ile SALİPLİ ile SALİPSİZ
- SÂLİS ile/||/<> SÂLİSEN
( Üçüncü. İLE/||/<> Üçüncü olarak. )
- SALİSE[Ar. < S̱ÂLİS̱E] ile/||/<> ...
( Osmanlılarda rabiadan büyük ve saniyeden küçük askerlikteki binbaşılığa denk sivil aşama )
- SALİSE[Ar. < S̱ĀLİS̱E] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİSE
( Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi )
- SALİSE/SALİSE[Ar. < S̱ĀLİS̱E] ile/||/<> SANİYE/SANİYE[Ar. < S̱ĀNİYE]
( Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi )
- SALİSE/LİK ile SALİSEN
- SALİSEN[Ar. < S̱ĀLİS̱EN] ile/değil/yerine/=/||/<> SALİSEN
( Üçüncü olarak )
- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT
- SALICYLAMIDE[İng.] / SALICYLAMIDE[Fr.] / SALIZYLAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAMİT
- SALİSİLAT/SALİCYLATE[Fr. < SALICYLATE] ile/||/<> SALİSİLİK/SALİCYLİQUE[Fr. < SALICYLIQUE]
( Salisilik asidin tuzu Salisilik asidin türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester )
- SALICYLATE[İng.] / SALIZYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAT
- SALİSİLAT[Fr.] ile SALİSİLİK ASİT
( Salisilik asidin tuzu. | Salisilik asidin, türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester. İLE Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan. [Aldehidin yükselgenmesiyle elde edilen, türlü uçucu yağlarda ester biçiminde bulunan, ekşi ya da tatlı olabilen, 155 °C'de ergiyen bir asit.] )
- SALICYLIDENE[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLDEN
- SALİSİLİK ASİT ile GLİKOLİK ASİT
- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT
- SALİSİLİK ile SALİSİLİK ASİT
- SALICYLOL[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLOL
- SALIVERMEK ile SALIVERİLMEK
- SALKIM AĞACI ile/||/<> SALKIM BAŞAK ile/||/<> SALKIM BOMBASI ile/||/<> SALKIM DOMATES ile/||/<> SALKIM KÜPE ile/||/<> SALKIM SAÇAK ile/||/<> SALKIM SALKIM ile/||/<> SALKIM SİNEĞİ ile/||/<> SALKIM SÖĞÜT ile/||/<> SALKIM TOPU ile/||/<> MORSALKIM ile/||/<> SARISALKIM ile/||/<> ÜZÜM SALKIMI
( Üzüm gibi birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve Ana saptan çıkan yan çiçekleri ve sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu Baklagillerden mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği Wistaria sinensis Topla atılan demir parçaları )
- SALKIM SÖĞÜT ile/||/<> AK SÖĞÜT ile/||/<> KEÇİ SÖĞÜDÜ ile/||/<> GEVREK SÖĞÜT ile/||/<> SEPETÇİ SÖĞÜDÜ
( Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt Salix babylonica )
( SALIX BABYLONICA cum/||/<> SALIX ALBA cum/||/<> SALIX CAPREA cum/||/<> SALIX FRAGILIS cum/||/<> SALIX PURPUREA cum/||/<> SALIX VIMINALIS )
- SALKIM SÖĞÜT ile/||/<> AKSÖĞÜT ile/||/<> KEÇİ SÖĞÜDÜ ile/||/<> SEPETÇİ SÖĞÜDÜ
( Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt Salix babylonica @@ Söğütgillerden kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt Salix alba @@ Bataklıklarda ve nemli ormanlarda çok bulunan bir tür söğüt Salix caprea @@ Söğütgillerden yaprakları uzun dalları sepet örmeye elverişli bir tür söğüt ban ağacı sorgun Salix viminalis )
( SALIX BABYLONICA cum/||/<> SALIX ALBA cum/||/<> SALIX CAPREA cum/||/<> SALIX FRAGILIS cum/||/<> SALIX PURPUREA cum/||/<> SALIX VIMINALIS cum/||/<> SALIX CINEREA cum/||/<> SALIX TRIANDRA )
- SALKIM ile CINGIL/CİNGİL/ŞINGIL
( ... İLE Küçük, üzüm salkımı. | Boncuk, gümüş ya da altın para ile yapılmış, başlığa ya da giysiye takılan süs, )
- SALKIM ile/ve ÇİTMİK
( ... İLE/VE Üzüm salkımının küçük dalı. | İki parmak ucu ile alınan miktar, çimdik. )
- SALKIM ile SALKIM
( Üzüm gibi, çoğu bir sap üzerinde, birarada bulunan yemiş. | Ana saptan çıkan yan çiçeklerin sapları, hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu. | Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan ağaç türü ve çiçeği. İLE Topla atılan demir parçaları. )
( ... | ... | WISTERIA SINENSIS cum ... )
- SALKIMAK ile SALKIM ile SALKIMLI ile SALKIM KÜPE ile SALKIM TOPU ile SALKIM AĞACI ile SALKIM BAŞAK ile SALKIM SAÇAK ile SALKIM SÖĞÜT ile SALKIM SALKIM
- SALKOWSKI'S SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= SALKOWSKİ ÇÖZELTİSİ
- ŞALLAK ile ŞALLAK MALLAK
- SALLAMA ile/||/<> SALLAMA
( Çiftekeri yol aldığı doğrultudan sağa ya da sola sürme saptırma Yasak davranışlardandır I Paldumun yan kayışları Aksaray Niğde II Halının kenarlarında görülen bir motif Taşpınar Aksaray Niğde )
( BALLAÇAGE )
- SALLAMA ile SALLAMA ÇAY
- SALLAMAK ile ATMAK
- SALLAMAK ile SALLANMAK ile SALLATMAK ile SALLANDIRMAK ile SALLANABİLMEK ile SALLAYABİLMEK ile SALLAYIVERMEK
- SALLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARSMAK
- SALLA(N)MAK ile SİLKELE(N)MEK
( TO SWING vs. SHAKE OFF )
- SALLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YUVARLAMAK
- SALLANMA ile/ve/değil/yerine SALINIM
- SALLANMA ile/||/<> SALLANMA
( Sinema TV Çevirim sırasında alıcının istenilenin dışında kıpırdanmasından doğan durum Bunun sonunda sallantılı bir görüntü ortaya çıkar Sallanma hareketi )
( UNSTEADINESS, CAMERA SHAKE | SWAY, ROCKING, OBLIQUE )
( INSTABILITÉ | OBLIQUE )
( UNBESTÄNDIGKEIT | SCHWINGUNG )
- SALLANMAK ile/||/<> IRGANMAK
- SALLANMAK ile SARSILMAK
- SALLANMAK ile YALPALA(N)MAK
( TO SWING vs. TO LURCH )
- SALLANTI ile ÇALKANTI
- SALLANTI ile SALLANTILI ile SALLANTISIZ
- SALLANTI ile SARSINTI
- SALMA OMURGA ile/||/<> SALMA TOMRUK
( Salmak işi Pirinçle pişirilen bir yemek türü Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası Kuşların üretilmesine ayrılan oda Başıboş gezen hayvan Sürekli akan su Osmanlı Devleti nde güvenlik amacıyla devriye gezen kolluk eri )
- SALMA ile/||/<> SALMAK
( Köy gelirlerinin köyün zorunlu işlerini ve köydeki aylıklı görevlilerin aylıklarını karşılamaya yetmediği durumlarda 20 lirayı geçmemek üzere her aileden alınan bir tür yerel vergi Özdek öğecik vb Işın erke tanecik demetleri verip göndermek I 1 Sebze bahçesinin yollar ile su arkları arasında kalan bölümleri Işıklar Bornova İzmir 2 Bahçelerde büyük su arklarına ulaşan küçük su arkları Gücünkaya Aksaray Niğde II Hamur tatlısı Kayalık Susuz Kars )
( ASSESSMENT | EMIT )
( ÉMETTRE )
( EMITTIEREN, AUSSENDEN )
- SALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SAÇMAK
- SALMAK ile SALMALIK ile SALMA OMURGA ile SALMA TOMRUK
- SALMAK/SALAN ile/ve/||/<> SARMAK/SARAN
- SALMAK ile/değil/yerine/=/||/<> SÜRMEK | UĞRATMAK | SALDIRMAK | SARKITMAK | KOYUVERMEK
( salıvermek salıverilmek Bağımlılığına tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak bırakmak Yollamak göndermek Koymak katmak sürmek uğratmak Vergi yüklemek Üzerine yürütmek saldırmak sarkıtmak koyuvermek Gemi demir üzerinde dört yana dönmek Bakmamak ilgilenmemek özen göstermemek )
- SALMASTRA[İt. < SALMASTRA] ile/||/<> ...
( halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip İtal salmastra sennit gasket Rumcada da σαλμάστρα ve σαλαμάστρα olarak kullanılır )
( SALMASTRA )
- SALMASTRA[İt. < SALMASTRA] ile/değil/yerine/=/||/<> SALMASTRA
( Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan )
- SALNÂME | ALMANAK ile/||/<> ALMANAK ile/||/<> GÖKBİLİM YILLIĞI
( gökbilim yıllığı Türlü konularda bilgi veren bir tür yıllık astronomi )
( ALMANAC | CALENDAR )
( ALMANACH | CALENDRIER )
( KALENDER )
( ALMANACCO )
( ΑΛΜΑΝΆΚ / αλμανάκ )
- SALNÂME | ALMANAK ile/||/<> TAKVİM | GÖKBİLİM YILLIĞI
( bk. gökbilim yıllığı. @@ Türlü konularda bilgi veren bir tür yıllık. @@ (astronomi) )
( ALMANAC | CALENDAR~CALENDAR )
( ALMANACH | CALENDRIER~CALENDRIER )
( ...~CALENDARIUM )
( KALENDER~KALENDER )
( ALMANACCO~CALENDARIO )
( ΑΛΜΑΝΆΚ / αλμανάκ~ΗΜΕΡΟΛΌΓΙΟ / ημερολόγιο )
- SALNAME[Fars. < SĀL + NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> YILLIK
- SÂL-NÂME[Fars.] ile ...
( Yıllık. [Belirli konulara dair yıldan yıla çıkarılan dergi/kitap] | Cep takvimi. )
- SALON ÇAMI ile/||/<> NORFOLK ÇAMI ile/||/<> MAYMUN ÇIKMAZI
( Dalları üzerinde diken bulunan küçük çam biçiminde bir süs bitkisi Ara ucaria )
( ARA UCARIA cum/||/<> ARAUCARIA HETEROPHYLLA cum/||/<> ARAUCARIA ARAUCANA cum/||/<> ARAUCARIA BIDWILLII cum/||/<> ARAUCARIA COLUMNARIS cum/||/<> ARAUCARIA ANGUSTIFOLIA )
- SALON FUTBOLU ile/||/<> FUTSAL
- SALON[Fr. < SALON] ile/değil/yerine/=/||/<> SALON
( salon adamı salon bitkileri salon çamı salon çiçeği salon futbolu salon kadını bekleme salonu berber salonu bilardo salonu dans salonu dinleme salonu dinlenme salonu düğün salonu güzellik salonu kabul salonu langırt salonu lostra salonu merasim salonu misafir salonu model salonu müzik salonu oyun salonu sergi salonu sinema salonu şeref salonu toplantı salonu yemek salonu yolcu salonu Bir evde konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda Toplantıların kutlamaların gösterilerin yapıldığı geniş yer Dükkân mağaza )
- SALON[Fr. < SALON] ile/||/<> SALON
( Sinema Sinemanın film gösterimini izleyenlere ayrılmış sıra koltuklu önde görüntülük arkada gösterim odacığı yanlarda çıkış kapıları üstte balkonları bulunan geniş yeri Biçilen ekini harman yerine taşımakta kullanılan araba Apsarı Aksaray Niğde salon İtal salóne salon Ses bakımından İtalyancadan alındığı anlaşılıyor )
( AUDITORIUM, THEATRE (ABD: THEATER) HALL )
( SALLE (DE CINÉMA, OBSCURE, DE PROJECTION) | SALON )
( SAAL, KINOSAAL )
( SALÓNE )
- SALON ile SALON ÇAMI ile SALON ADAMI ile SALON KADINI ile SALON ÇİÇEĞİ ile SALON BİTKİLERİ
- SALON[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜNLÜK
- ŞALOPA[İt. < SCIALUPPA] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞALUPA
- SALOZ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALAK
- SALOZ[Yun.] ile/||/<> SALAK
( salak R σαλός dumm Idiot )
( ΣΑΛΌΣ / σαλός )
- SALOZLAŞMAK ile SALOZ/LUK
- SALPA ile/||/<> SALPA
( Salpa Gömlekliler Tunicata dalının salpalar Thaliacea sınıfından bir kordalı cinsi Vücudu limon biçiminde ve saydamdır Eşeyli döl koloni halinde yaşar Gömlekliler Tunicata dalının Salpalar Thaliacea sınıfından vücutları limon biçiminde ve saydam türleri olan bir cins Sarpa )
( SALPA )
( SALPE )
( SALPA )
( SALPA | SARPA SALPA )
- SALPA ile/||/<> SALPAK
- SALPA ile SALPAK
- SALPETER, SALPETRE[İng.] ile/||/<> SALPÊTRE[Fr.] ile/||/<> KALISALPETER, SALPETER[Alm.] ile/||/<> GÜHERÇİLE[Fars. < GUHERÇİLE]
( SALPETER, SALPETRE )
( SALPÊTRE )
( KALISALPETER, SALPETER )
- SALSA ile BACHATA ile MAMBO ile MERENGUE ile SAMBA ile RUMBA ile CHA CHA CHA ile PASO DOBLE ile JIVE
( Dünyanın her yerinde bilinen Salsa, Avrupa'da, Karayipler'de, özellikle Küba ve Porto Riko'da, Orta Amerika'da, Panama, Guatemala ve New York'un Latin kolonilerinde çok gelişir. Elektrikli çalgıların da kullanıldığı Salsa danslarında, Afrika kökenli vurmalı çalgılar ve bakır üflemeli sazlar büyük rol oynar. Salsa'da, şarkılar her zaman İspanyolca olup şarkıların başlıca işlevi, dans figürlerine eşlik etmektir. Dünyanın belirli bölgelerinde, belirgin olarak ötekilerden ayrılan Salsa stilleri vardır. Birbirinden farklı figürlere sahip olan Salsa'nın tarzları, aynı dansın farklı yaklaşımları ve felsefeleri olarak kabul edilebilir.
İLE
1980'lerde, Dominik Cumhuriyeti'nde, turizmin gelişmesi ve ülkenin dünyaya açılması sonucu popülerliği artan Bachata, içinde aşk, tutku gibi duyguları yansıtan romantik şarkılarla yapılan bir dans türüdür. Bachata, ayrıca, ülkemizde Salsa'dan sonra en çok yeğlenen, yakın eşli bir danstır.
İLE
Küba'da ortaya çıkan Mambo, Kuzey Amerika'daki, Swing ve Rock gibi türlerden etkilenerek günümüzde yapılan biçimini alır. Erkek dansçının sol ayakla başladığı ve ağırlık merkezini ise kalça olarak belirlediği bu dans türü, en yaygın biçimde Küba'da karşımıza çıkar. 1950'li yıllarda, Avrupa tarafından da tanınan Mambo, kıtaları aşan bir dans olarak tüm dünyaya yayılır.
İLE
Dominik Cumhuriyeti'nin yerel dansı olan Merengue, özellikle küçük ve kalabalık dans salonlarına karşı oynanan bir dans türüdür. Oldukça hareketli figürler içeren Merengue, öğrenilmesi kolay, doğaçlamaya açık bir "eğlence" dansı olarak da bilinir. Çiftlerle değil bir çember biçiminde uygulanan Merengue, hızlı ayak hareketleri, omuzların silkilmesi ve kıvrak kalça hareketleri, bu dansın ana yapısını oluşturur.
İLE
Samba, Brezilya'nın Rio kentinde düzenlenen karnavallarda, kutlama ve eğlenceyi temsil eden dans olarak bilinir. Brezilya müziğine ait kuvvetli bir davulun da yer aldığı, özgün bir müziğe sahip olan Samba, Rio Karnavalı'ndaki dansçıların, gösterişli giysileriyle gösteriye dönüşür. Karnavallarda yapılan bu tip Samba, daha gelişmiş bir biçim olan Uluslararası Samba'dan farklıdır. Samba, Rio Karnavalı'nda, kişisel olarak uygulansa da uluslararası gösterilerde eşli olarak uygulanır.
İLE
Yavaş tempolu, zor bir Latin Amerikan dansı olan Rumba, dans eden çiftler arasındaki tutkuyu hareketlere yansıtır. Aşkın dansı olarak da nitelendirilen rumbada, dansın tutkusunun ve etkisinin büyük bölümü, müzikteki ezgilerde yaşam bulur. Rumba'yı, kusursuz olarak uygulamak için müziğe ve teknik ayrıntılara bağlılık gerekir. Bu ayrıntılar da dansçılardaki güçlü bir denge ve bilek, diz ve kalça koordinasyonu sonucunda ortaya çıkar.
İLE
Amerika'da, 1950'li yıllarda, Mambo ve Rumba'nın birleşiminden doğarak ortaya çıkan Cha Cha Cha, neşeli ritmleri ve müzikleriyle zamanla tüm dünyaya yayılan bir dans türü olur ve Uluslararası Latin Amerikan Dansları'nın vazgeçilmezlerinden sayılır. Canlı, dinamik, hızlı hareketler içeren Cha Cha Cha; neşeli, sevinçli, yerinde duramayanların dansı olarak adlandırılır.
İLE
Kökleri İspanya'ya uzanan "Paso Doble", "iki adım" anlamına gelir. Temiz ve canlı hareketler gerektiren Paso Doble'nin ruhunu seyirciye aktarabilmek için yavaş ve sakin hareketlerden kaçınmak gerekir. Latin dansları arasında en son öğrenilen Paso Doble'de, doğaçlama figürler yoktur, önceden belirlenmiş bir koreografiyi gerektirir.
İLE
Temelinde akrobatik hareketler barındıran bu dans türü, İkinci Dünya Savaşı süresince, Amerika'dan İngiltere'ye yayılır ve ilk olarak 1944 yılında, Londra'lı bir dans öğretmeni olan Victor Silvester tarafından "Jive" olarak adlandırılır. Canlı ve enerjik olmanın yanısıra, zarif bir görünüm de gerektiren bir Latin Amerikan dansı olan Jive, oldukça hareketli figürler içerir. )
- SALSA ile/ve RUEDA
- SALSA[İt. < SALSA] ile/değil/yerine/=/||/<> SALÇA
( biber salçası domates salçası Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi Domates baharat vb şeylerle yapılan çoğunlukla et yemeklerine katılan sos )
- SALSA ile SALSA
- SALSA[İng. < SALSA] ile/değil/yerine/=/||/<> SALSA
( Afrika da doğup Küba da geliştirilen alışılan kurallara bağlı olmaksızın sadece müziğin ritmine uyularak doğaçlama biçimde eşli veya gruplar hâlinde yapılan bir tür dans Bu dansın müziği )
- SALSAL ile/||/<> BALÇIK
( Genel olarak demir oksidin etkisiyle kahve rengini almış kumlu milli killi toprak Heykel Heykelci çamuru a kil Çok ince taneleri birbiriyle iyice kaynaşmış içinde çeşitli örgensel özdekler bulunan daha çok killi çamur koyuluğunda bir toprak türü Bıçakların çelik ağzı ile ağaç sapları arasında bulunan korkuluk Bursa çamur tarım Az palçıg palçık balçık TatU bålçık bålsık Tar palçik balkıç balçık balkaş Tel Alt palkaş Alt palgaş palgas Kaça palçak malçak palgaş palkaş malgaş pılçǎk Tatarcadan alınmıştır Egorov ÊS 173 OT Oğuzca balçık Eski Kıpçakçada da balçık olarak geçer OT Oğuzca Arguca balık Arguca balık çamur a ç eki Diyalektlerde balkaç biçiminin göçüşme métathèse sonunda balçak biçimini aldığı anlaşılıyor Balkaç biçimi diyalektlerde balkıça çevrildiği gibi balçak biçimi de balçıka dönüşmüştür Kırgızcada balkıç ve balçık biçimlerinin kullanıldığı göze çarpıyor Moğolca balçiğ Türkçeden alınmıştır Ramstedt KWb 32a )
( LOAM | CLAY | SILT )
( LIMON | GLAISE, ARGILE | ARGILE )
( LEHM | SCHLAMM )
( PALÇIG[Az.]~PALÇIK[Tkm.]~BALÇIK[Tatk.]~BÅLSIK[Bşk.]~BALKIÇ[Krg.]~BALÇIK[Krg.]~BALKAŞ[Kzk.]~PALKAŞ[Tel.]~PALKAŞ[Kumd.]~PALKAŞ[Alt.]~PALGAŞ[Şor.]~PALGAŞ[Alt.]~PALGAS[Sag.]~MALÇAK[Şor.]~MALÇAK[Sag.]~PALGAŞ[Soy.]~PALKAŞ[Soy.]~MALGAŞ[Tuv.]~PILÇǍK[Çuv.] )
- SALT[MOĞOLCA] ile/değil/yerine/=/||/<> SALT
( salt çoğunluk salt değer salt nem salt sıcaklık salt sıfır İçinde yabancı bir öge bulunmayan mutlak İçine kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış yalnızca )
- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI
- ŞALT[Alm. < SCHALT] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞALTER (ŞALT BİNASI)
- TEMPÉRATURE ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SALT SICAKLIK
- SALT SOYUTLAMA ile/ve/> HİÇÇİLİK(NİHİLİZM)
- SALT ile SALTIK
( Yalnız, tek, sırf. | İçinde yabancı bir öğe bulunmayan. | İçinde, kendine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. İLE Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, koşulsuz. | Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına, tam sayılan bir olgunun niteliği. )
- SALTA[İsp. < SALTO | İT. < SALTO | YUN.] ile/||/<> ...
( Eskiden giyilen bir tür kollu cepken Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır İtal saltambarca cappotto alla marinare R σαλταμάρκα İtalyanca saltambarcadaki b Rumcada mye çevrilmiştir Türkçe saltamarkanın doğrudan doğruya Rumcadan alındığı açıktır )
( SALTO )
- SALTA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTA
( Yakasız iliksiz kolları bolca bir tür kısa ceket )
- SALTA[İt.] ile SALTA[İt.] ile SALTA[İsp.]
( Köpeğin, arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. İLE Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket. İLE Gergin duran bir halatı, biraz koyuverme eylemi. )
- SALTA[İt.] ile SETRE[Ar.]
( Yakasız, iliksiz, kolları bolca, bir tür kısa ceket. İLE Düz yakalı, önü ilikli bir tür uzun ceket. )
- SALTANAT ile/||/<> REIGNE, SULTANATE[İng.] ile/||/<> RÈGNE, SULTANAT[Fr.] ile/||/<> HERRSCHAFT, SULTANAT[Alm.] ile/||/<> SULTANLIK
( 1 Padişahlık hükümdarlık görevi 2Sultan sanını taşıyan bir İslam hükümdarın ülkesi Fas Sultanlığı vb )
( REIGNE, SULTANATE )
( RÈGNE, SULTANAT )
( HERRSCHAFT, SULTANAT )
- SALTANAT[Ar. < SALṬANAT] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTANAT
( Bir ülkede hükümdarın padişahın sultanın egemen olması sultanlık Bolluk ve zenginlik gösterişli yaşayış Birinin bir işte bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği )
- SALTANAT ile SALTANATLI ile SALTANATÇI/LIK ile SALTANATSIZ
- SALTANAT ile/değil/yerine/= YETKELİK
( Osmanlı Saltanatı ya da Padişahlık, Osmanlı döneminde kullanılan yönetim biçimine verilen addır. Yönetim biçimi Osmanlı Hanedanı üyesi sultanın görünüşte mutlak egemen olmasına dayalıdır. Saltanat sözcüğü, gösteriş ve zenginlik anlamında da kullanılır. Saltanat'ın bazı dönemlerinde, sultanın yetkin olmamasından dolayı, Haseki Sultan'lar ya da Valide Sultan'lar [hatta Mihrimah Sultan örneğinde görüldüğü gibi, sultan kızı] devlet yönetimine katılmış, hatta zaman zaman devleti yönetmiştir. Bu dönem, "Kadınlar Saltanatı" olarak bilinir. Dönem, büyük ölçüde Osmanlı'nın duraklama dönemine denk gelir. Kanuni Sultan Süleyman'ın yaşlılık döneminde [1550 civarı] başlamış, 1656 yılında Köprülü Mehmet Paşa'nın sadrazam oluşuna kadar devam etmiştir. Saltanat, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 01 Kasım 1922'de kabul ettiği "Osmanlı'nın münkariz olduğuna dair" 308 numaralı kararname ile kaldırılmıştır. Kararname, ilga yargısını geriye yürüterek "İstanbul'daki biçimi hükümetin 1920'de[16 Mart 1336] tarihe intikal ettiğini" bildirmiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla Türk Tarihi'nin en uzun ömürlü devleti Osmanlı Devleti'nin 623 yıllık süreci resmen sona ermiştir. )
- SALTÇILIK | SALT DEĞER | SALT NEM | SALT SICAKLIK | SALT SIFIR ile/||/<> MUTLAKÇILIK | MUTLAK DEĞER | MUTLAK NEM | MUTLAK SICAKLIK | MUTLAK SIFIR
- ŞALTER[Alm. < SCHALTER] ile/değil/yerine/=/||/<> ANAHTAR | GİŞE
( şalter panosu anahtar Genellikle binaların girişine gelen elektrik akımını açıp kapamaya yarayan araç şalt gişe )
- ŞALTER | TRANSDÜKTÖR | ELEKTRİK DÜĞMESİ | KOMÜTATÖR ile/||/<> KOMÜTATÖR ile/||/<> ÇEVİRGEÇ
( çevirgeç A ve B operatörleri için A B ile gösterilen ve A B ABBA biçiminde tanımlanan operatör Sinema TV 1 Bir akımı başka çeşit akıma örneğin dalgalı akımı doğru akıma çeviren aygıt 2 Bir yinelenimi başka bir yinelenime örneğin ÇYYi PYYe çeviren aygıt 3 Bir televizyon ölçününü başka bir ölçüne çeviren aygıt 4 Belli bir koda sokulmuş bilgiyi başka bir kılığa sokan aygıt Bir veriyi bir gösterimden başka bir gösterime dönüştüren herhangi bir aygıt Anlam karışıklığı yaratmayacak bir bağlam içerisinde kullanıldığında çevirici de denir sayısalörneksel çevirici örnekselsayısal çevirici fizik elektrik 1 Elektrik akımını açıp kapama ya da değiştirme işini yapan araç 2 değiştirici İçinde kıvıl yüklü eksicik gibi taneciklerin çember biçiminde dönüp durdukları yüksek erkeye getirme aygıtı Kızgın sac üzerindeki yufkayı alt üst yapmaya yarayan tahta Beyköy Arok Şarkikaraağaç Özgüney Yalvaç Isparta Elektriksel sessel ışıksal titreşim ortamları arasına yerleştirilerek bunların birinin ötekine çevrilimesini sağlayan güç dönüştürücü aygıt Bir elektrik çevrimini gerektiğinde açık kapamaya yarayan aygıt )
( COMMUTATOR )
( COMMUTATEUR )
( KOMMUTATOR )
- ŞALTER ile ŞALTER PANOSU
- ŞALTER[Alm.] ile ŞALTER[Alm.] ile ŞALTER[Alm.]
( Anahtar. İLE [fizik] Genellikle, binaların girişine gelen, elektrik akımını açıp kapamaya yarayan araç. İLE Gişe. )
- SALTIK GÖRÜNÜŞLER ile/değil GÖRÜNÜŞLERİN SALTIK İLKESİ
( [not] ABSOLUTE APPEARANCES vs./but ABSOLUTE PRINCIPLE OF THE APPEARANCES )
- SALTIK İSTENÇ ile/ve/||/<> BEN
- SALTIK/MUTLAK ile/>< GÖRELİ/İZÂFÎ
- PARLAKLIK:
SALTIK/MUTLAK ile/ve/||/<> GÖRÜNÜR
- SALTIK/MUTLAK:
SONSUZ ile/ve/||/<> TÜKETİLEMEZ OLAN
- SALTIK TİN:
SANAT ile/ve/||/<> DİN ile/ve/||/<> FELSEFE
- SALTIK ile SABİTE
- SALTIK ile/ve YALITILMIŞ
( ABSOLUTE vs./and INSULATED )
- SALTIK/LIK ile/ve/||/<>/< ETKİLENMEYİŞ
- SALTO[İt. < SALTO] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTA
( Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması )
- SALTO[İsp. < SALTO] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTA
( Gergin duran bir halatı biraz koyuverme işi )
- SALTO[İt. < SALTO] ile/değil/yerine/=/||/<> SALTO
( Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu )
- ŞALUPA[İt. < SCIALUPPA] ile/||/<> BÜYÜK SANDAL
( büyük sandal Türkçede iki direkli küçük gemi olarak da geçer İtal scialuppa sloop İspanyolca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerinde de kullanılır chalupa chaloupe )
( CHALOUPE )
( SCIALUPPA )
- SÂLÛS[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLÛS[Ar.]
( Teslîs. [fels. TRIVIUM] İLE İkiyüzlü/riyâkâr. )
- ŞALVAR[Fars. < ŞELVÂR] ile/||/<> ...
( Kıl ya da yünden yapılmış pantolon Körküler Süküllü Yalvaç Yeşilköy Gelendost Isparta Çukurören Güdül Ankara 2 Köy kadınları tarafından giyilen bol dikilmiş pantolonu andıran don Özgüneş Gücüllü Yalvaç Isparta Kandilli Bozüyük Bilecik Yenilent Aksaray Niğde Az şalvar calbar şalbır çalbar salbar çalbar şalbar şalbar çålwår çınbar çanbar Alt Tel şalbır şanmar Tel şanpar Tar şalbur şalwār inner breeches drawers reaching to the feet sailors or travellers trousers Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir )
( ŞALWĀR )
( ŞALVAR[Az.]~CALBAR[Tkm.]~ŞALBIR[Nog.]~ÇALBAR[Tatk.]~SALBAR[Bşk.]~ÇALBAR[Krg.]~ŞALBAR[Kzk.]~ŞALBAR[Kklp.]~ÇÅLWÅR[Özb.]~ÇINBAR[Kumd.]~ÇANBAR[Kumd.]~ŞALBIR[Alt.]~ŞALBIR[Tel.]~ŞANMAR[Şor.]~ŞANPAR[Tel.] )
- ŞALVAR[Fars. < ŞELVÂR] ile ALTINOLUK
( Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE İşlemeli kadın şalvarı. | Altın sırma ya da kılaptanla işlenmiş çizgili kumaş. | Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar. | Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. )
- ŞALVAR[Fars. ŞELVÂR]/DİMİ ile/değil/yerine PANTOLON
( Genellikle, ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE ... )
- ŞALVAR/DİMİ ile ÇAKŞIR
( ... İLE Bir çeşit erkek şalvarı. | Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy. )
- ŞALVAR ile/değil ÇİNTAN
( ... İLE/DEĞİL Kadın şalvarı. )
- ŞALVAR ile ŞALVARLI
- ŞALVAR ile/değil/yerine/= TUMAN
- SALVO[İt.] ile SALTO[İt.]
( Yaylım ateşi. | Yoğun bir biçimde yapılan atak. | Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad. İLE Rakibin gövdesini kollarıyla birlikte kavrayarak yana ya da arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. )
- SALVO[İt. < SALVO] ile/değil/yerine/=/||/<> SALVO
( yaylım ateşi Yoğun bir biçimde yapılan atak Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad )
- SALYA[Yun.] ile/||/<> ...
( hlk 1 Tükürük 2 Şap hastalığı R σαλιάρης Speichel Sonundaki rnin düşmesi düşündürücüdür Türkçede sinonim ve kısmen homonim bir sözün yar salya tükrük varlığı göz önüne alınırsa rnin düşmesi bir kat daha düşündürücü bir sorun değeri kazanır Ağızlarda dar bir alanda yaşayan yar eski bir ögedir Räsänen V 188b Clauson ED 953b )
( ΣΑΛΙΆΡΗΣ / σαλιάρης )
- SALYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALYA
( salya sümük deniz salyası Ağızdan sızan tükürük )
- SALYA[Ar. < Yun.]/RÎK[Ar.] ile TÜKÜRÜK
( Ağızdan sızan tükürük. İLE Tükürük bezlerinin, ağza akan salgısı. )
( MEL'UB: Salyalı ağız. )
( SALIVA vs. SPITTLE )
- SALYANGOZ ile DELİKLİSALYANGOZ/İSKERLET
- SALYANGOZ ile DEV AFRİKA SALYANGOZU
- SALYANGOZ ile DİKENLİ SALYANGOZ
( ... İLE Karındanbacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça. )
( ... cum MUREX )
- SALYANGOZ ile/ve ELONA
- SALYANGOZ ile/ve KONİK SALYANGOZ
( Karada. İLE/VE Denizde. )
( Bir salyangoz üç yıl kesintisiz uyuyabilir. )
( ... İLE/VE Avustralya'da, resiflerde yaşarlar. )
( ... İLE/VE Dünyanın en zehirli canlılarındandır. )
( ... İLE/VE Zehirleri, çeşitli hastalıkları tedavide kullanılırlar. )
( ... İLE/VE 600 çeşidi vardır. 100'ü Avustralya Büyük Mercan Resif'lerinde bulunur. )
( ... İLE/VE İnsan için en zehirli olan hayvanları avlarlar. )
- SALYANGOZ ile PULLUK SALYANGOZU
- SALYANGOZ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALYANGOZ
( dikenli salyangoz Yumuşakçalardan bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan sarmal kabuklu küçük hayvan Helix )
- SALYANGOZ ile YAĞMACI SALYANGOZ
- ŞAM FISTIĞI ile/||/<> ANTEP FISTIĞI
- ŞÂM, MESÂ ile/||/<> EVENING[İng.] ile/||/<> SOIR[Fr.] ile/||/<> ABEND[Alm.] ile/||/<> AKŞAM
( Gün batması ile tam karanlık olması arasındaki zaman Az axşam agşam akşam Blk aşxam akşam alaca karanlık akşamın erken saatleri akşam akşamın alaca karanlığı Orta Türkçede axşam olarak geçer Harezm alanında akşam biçimine rastlanır Eski Kıpçakçada axşam ve akşam biçimleri kullanılır Anadoluda da başlangıçta axşam ve ağşam yazımıyla geçer Bu yazım yeni dönemlere değin saklanmıştır İran dillerinden alındığı açıktır Yalnız verici dili açık olarak bilmiyoruz Soğdcadan γşm gece şām geçtiği döne döne ileri sürüldüğü gibi başka bir İran kökeninden Av xşāniya gece γşp γşph şab alındığı da seslendirilmiştir Ancak anlam bakımından bu sonuncu inançtan kolaylıkla söz edilemez Son olarak Soğdcaya yakın bir dil olan Horezmî yoluyla geldiği de dile getirilmiştir Bütün bu savlar özel olarak tartışılmaya ve gözden geçirilmeye açıktır Türkçe akşamın Türkçe ak İranca şam biçimlerinin birleşmesinden oluştuğu yolundaki eski sav büsbütün yanlıştır Doerfer TMEN N2 1947 de İran kökeninin göz ardı edilemeyeceğini dile getirmiştir xšap xšapan gece Baştaki a Türkçe için büsbütün normaldir Modern diyalektlerin bir bölümünde akşam yerine iŋir adı kullanılır Blk iŋir akşam Alt iŋir akşam kızıllığı alaca karanlık akşam iŋir akşam iŋir akşamın alaca karanlığı iŋir alaca karanlık Bu karşılığın Orta Türkçeden beri geçtiğini biliyoruz Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiye göre Oğuzlar iŋir yerine imir biçimini kullanırlar Oğuzca iŋir biçimi Türkmence iŋrik alaca karanlık türevinde kalmıştır Doerfer RO 39 25 Türk diyalektlerinde akşama keç adı da verilir keş akşam keş kiç 1 akşam 2 geç kis akşam keç kaś akşam gece Tarançılar akşama şam şām adını verirler Bunun gibi Tarançıların geceye verdikleri şep de Farsçadan alınmıştır şab Sartça şab gece biçimi de Farsçadır Bu verilere göre İran kökeninden geldiği anlaşılan akşam bir alıntı olarak Türk diyalektlerinde dar bir alanda kalmıştır Az axşam agşam akşam Blk aşxam akşam alaca karanlık akşamın erken saatleri akşam akşamın alaca karanlığı Orta Türkçede axşam olarak geçer Harezm alanında akşam biçimine rastlanır Eski Kıpçakçada axşam ve akşam biçimleri kullanılır Anadoluda da başlangıçta axşam ve ağşam yazımıyla geçer Bu yazım yeni dönemlere değin saklanmıştır İran dillerinden alındığı açıktır Yalnız verici dili açık olarak bilmiyoruz Soğdcadan γşm gece şām geçtiği döne döne ileri sürüldüğü gibi başka bir İran kökeninden Av xşāniya gece γşp γşph şab alındığı da seslendirilmiştir Ancak anlam bakımından bu sonuncu inançtan kolaylıkla söz edilemez Son olarak Soğdcaya yakın bir dil olan Horezmî yoluyla geldiği de dile getirilmiştir Bütün bu savlar özel olarak tartışılmaya ve gözden geçirilmeye açıktır Türkçe akşamın Türkçe ak İranca şam biçimlerinin birleşmesinden oluştuğu yolundaki eski sav büsbütün yanlıştır Doerfer TMEN N2 1947 de İran kökeninin göz ardı edilemeyeceğini dile getirmiştir xšap xšapan gece Baştaki a Türkçe için büsbütün normaldir Modern diyalektlerin bir bölümünde akşam yerine iŋir adı kullanılır Blk iŋir akşam Alt iŋir akşam kızıllığı alaca karanlık akşam iŋir akşam iŋir akşamın alaca karanlığı iŋir alaca karanlık Bu karşılığın Orta Türkçeden beri geçtiğini biliyoruz Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiye göre Oğuzlar iŋir yerine imir biçimini kullanırlar Oğuzca iŋir biçimi Türkmence iŋrik alaca karanlık türevinde kalmıştır Doerfer RO 39 25 Türk diyalektlerinde akşama keç adı da verilir keş akşam keş kiç 1 akşam 2 geç kis akşam keç kaś akşam gece Tarançılar akşama şam şām adını verirler Bunun gibi Tarançıların geceye verdikleri şep de Farsçadan alınmıştır şab Sartça şab gece biçimi de Farsçadır Bu verilere göre İran kökeninden geldiği anlaşılan akşam bir alıntı olarak Türk diyalektlerinde dar bir alanda kalmıştır )
( EVENING )
( SOIR )
( ABEND )
( ŞĀM~ŞAB )
( AXŞAM[Az.]~AGŞAM[Tkm.]~AKŞAM[Tatk.]~AKŞAM[Krg.]~AKŞAM[Kzk.]~IŊIR[Alt.]~IŊIR[Krg.]~IŊIR[Kzk.]~IŊIR[Kklp.]~KEŞ[Kklp.]~KIÇ[Tatk.]~KIS[Bşk.]~KEÇ[Krg.]~KAŚ[Çuv.] )
- ŞÂM[Ar. < ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]
( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )
- SAM[Ar. < SĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAM YELİ (SAM YELİ)
- SAM[SOL-AİR MİSSİLE SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BİÇİMİ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAM
( Rus yapısı karadan havaya güdümlü silah )
- ŞÂM U SEHER[Fars.] ile/değil/yerine/= AKŞAM-SABAH
- ŞÂM[Fars.] ile ...
( Akşam. )
- SAM ile/||/<> LB FİLM
( SAM kendiliğinden tek tabaka tiol-Au, LB transfer çok. )
( Formül: Spontan İLE mekanik )
- SAM ile/||/<> LB ile/||/<> LBL
( Kontrollü yüzey kaplama teknikleri. )
( Formül: Alkanetiyol-Au SAM )
- SAM ile/||/<> S-ADENOZİL METİYONİN
( Sadenozil metiyonin Sadenozilmetiyonin )
( S- ADENOSYLMETHIONINE )
- SÂM[çoğ. SILÂB][Fars.] ile Sâm[Fars.]
( Gökkuşağı, eleğimsağma. İLE Hz. Nuh'un oğlu.[Semitik kavimler, bu nesildendir] )
- ŞAM ile ŞAM ile ŞAM GÜLÜ
( DAMASCENE vs. DAMASCUS vs. DAMASCUS ROSE )
( شامي ile دمشقي ile زرنشان کردن ile دمشق ile شام ile گل مهمدي ile گل محمدي )
( SHAMY ile دمشقي ile ZARNESHAN KARDAN ile DAMSHGH ile SHAM ile GOL MACPEHMADY ile GOL MAHMADY )
- SAM ile SAMİ ile SAM YELİ
- ŞAMA[Ar. < ŞEMʿA] ile/||/<> ...
( bal mumuna veya parafine batırılmış fitil şamᶜ mum çam )
( ŞAM )
- ŞAMA ile ŞAMALI ile ŞAM FISTIĞI
- SAMADHİ ile/||/<> SATORİ ile/||/<> NİRVANA
( Bilinç üstü hali, derin meditasyon, trans, vecd hali. Yoga uygulamasında arayıcının meditasyon nesnesi ile bir olması. @@ İnsanın gerçek yaratılışını tanımasıyla sonuçlanan Zen yaşantısı. Uyanma, aydınlanma. @@ Aydınlanma. Bağımlılıklardan, tutkulardan, yanılsamalardan kurtulup, uyanıp aydınlanma sonucu ulaşılan iç suskunluk, iç barış. )
- SAMADHİ[Sansk.](CH'AN TİNG, SANWEİ SAMOTİ[Çince]) ile ...
( Bilinç üstü (üstün bilinç) hali, derin meditasyon, trans, vecd hali. Yoga uygulamasında arayıcının(sadhara) meditasyon nesnesi, konusu(sadhya) ile bir olması, böylece tarifsiz ve koşulsuz mutluluğa ermesi. Aşkın bilinç hali. Zihnin onu çevreleyenlerden tam olarak geri çekilmesi, mükemmel uygulanmış bir meditasyonun meyvesi; zihnimiz ya da gerçek doğamız üzerine saf bir tefekkür. Dhyana yoluyla ulaşılan durum. Theravada Budizmi'nde Dört Yüce Gerçek'ten 4.'sü olan Dharma'yı oluşturan 8 basamaklı yüce yolun en üst basamağı.
1. Evre: Saf düşünceler, anımsama, meditasyon.
2. Evre: Düşüncenin durdurulması ve kontemplasyon; sevinç ve huzur bilinci.
3. Evre: Sessizlik ve sakinliğin yaşanması.
4. Evre: Kişinin ego yükünden özgürleşmesi.
( Samadhi'nin tipleri:
* Savikalpa, dualistik âlemde bir duyusal nesne (genellikle bir ideal ya da bir tanrı) tasavvur etmek,
* Nirvikalpa, tüm kuşkuların, biçimlerin ve isimlerin ötesi,
* Nissankalpa, tüm arzuların “sankalpa“ biçimindeki gelişlerinin durması, nirvrittik, hatta istemsiz tasavvurlar(vritti'ler) durur,
* Nirvasana, vasanalar'ın içgüdüsel kabarışı bile durur. )
- ŞAMAMA[Ar. < ŞEMÂME] ile/||/<> ...
( güzel kokulu bir tür küçük kavun Az şamama R χειμωνικό eine Melonenart die bis in den Winter aufbewahrt wird Kürtçede šemamuk melon sauvage aromatique Ermenicede šamama olarak kullanılır )
( ΧΕΙΜΩΝΙΚΌ / χειμωνικό )
( ŞAMAMA[Az.] )
- SAMAN ALEVİ ile/||/<> SAMAN KÂĞIDI ile/||/<> SAMANKAPAN ile/||/<> SAMAN NEZLESİ ile/||/<> SAMAN RENGİ ile/||/<> SAMAN SARISI ile/||/<> SAMANUĞRUSU ile/||/<> SAMANYOLU
( Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları )
- SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> KARDA YÜRÜYÜP İZİNİ GÖSTERMEMEK
- SAMAN EV ile/ve/değil/yerine HUĞ EV ile/ve/değil/yerine KERPİÇ EV ile/ve/değil/yerine BAĞDADÎ EV
( HUĞ EV/ÇUKUROVA EVİ: Duvarları murt ya da hayt çubuğu ile sepet örer gibi örülür. Çatısı saz ile kaplanır. İç duvarlarına kerpiç sıva yapılır. Yapımı kolaydır. [Taş duvar ustasına ücret verecek olanağı bulunmayanlar bu tarz evler yapardı.] )
- SAMAN NEZLESİ ile/||/<> BAHAR NEZLESİ
- SAMAN ile BART
( ... İLE Katı saman. )
- SAMAN ile ÇELMİK
( ... İLE Buğday ve başakla karışık, iri saman. )
- ŞAMAN ile/||/<> KAM
- SAMAN ile KESMİK
( ... İLE Başakla karışık iri saman. | Taş gibi olmuş toprak parçası. )
- SAMAN ile ŞAMAN
- SAMAN ile/||/<> SAMAN
( tarım Olgunlaşmış otsu bitkilerden tohum ayrıldıktan sonra kalan ürünün öğütülmüşü materyalin kaynağı ürünün öğütülmüşü Az saman saman saban 1 saman 2 yaz ekini 3 tarla saban 1 saman 2 tarla Kazaklar saban yanında salam saman biçimini de kullanırlar halam saman saban salam Nogaylar samana toban adını da verirler Blk salam saman Alt salam saman Kırgızlar saman adı yanında samal biçimini de kullanırlar somon savaŋ Sonundaki ŋ sonradan oluşmuştur Eski Uygurca belgelerde saman olarak geçer Orta Türkçede de saman Çiğilce olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar samana kevük adını verirler Bu ad çağdaş Anadolu ağızlarında gevik kevik olarak saklanmıştır Eski Kıpçakçada da bu ad kevük olarak geçer Mukaddimetüledebin Buhara yazmasında hap leg olarak sanaman biçimi geçer Borovkov TLL 106 Türkçe sap tarladan harman yerine getirilen ve henüz dövülmeyen ekin kökünden yapılmış bir türev olduğu anlaşılıyor sap a n küçültme eki saban saman Bu türevdeki a n eki eski ve yeni Türk diyalektlerinde yaygın olarak kullanılır Türkçe sap kökünden geldiğine göre samanın sabandan çıktığı açıktır Saban saman değişmesi n ünsüzünün baskısına dayanan bir benzeşmedir Türkçe taban taman benzeşmesi gibi Çağdaş diyalektlerde saban saman adı yanında kullanılan salam biçimine gelince Bu biçimin samandan çıktığı açıktır Kırgızcada saman yanında samal biçiminin geçtiğini biliyoruz Bu biçim diyalektlerde sık sık rastlanan bir benzeşmezlik dissimilation olayı sonunda oluşmuştur Buna göre Kazakça Tatarca ve Başkurtça gibi birkaç diyalektte kullanılan salam Başkurtça halam biçimi göçüşmeli métathétique bir biçimdir saman samal salam Kırgızcada gördüğümüz samal biçiminin de göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Eren TDAY 1953 177 Bu duruma göre salam biçiminin Rusçadan geçtiği yolundaki sav yanlıştır Rusçada samana soloma Slavca slama adı verilir Rusça soloma adı Türk diyalektlerinde kullanılan salam biçimini ses bakımından karşılayamaz Türk diyalektlerinde Rusça solomanın sonundaki anın düşmesi de kolay kolay açıklanamaz Bu bakımdan Türk diyalektlerindeki salam biçiminin Rusça solomadan geldiği yolundaki sav yanlıştır Eren KCsA 3 134135 Son olarak bu savı Menges Daher Arm 234 dile getirmiştir Diyalektlerde saman yanında kullanılan saban biçiminin saman anlamına geldiğini biliyoruz Ancak saban biçiminin Tatarcada yaz ekini olarak kullanıldığına da tanık oluyoruz Bundan başka sabanın tarla olarak kullanıldığını da görüyoruz Bu adı tarla olarak kullanan diyalektlerde sabana saban ağaç tarla ağacı adı verilir Saban ağaç adı sonradan elliptique bir biçim almış saban tarla sürmeye yarayan demir uçlu araç olarak yaygınlaşmıştır saban Çuvaşçada saman olarak kullanılan ulăm sözünün samanın salam biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Räsänen TLT 238 Egorov ÊS 272 Doerferin belirttiği gibi Clausonun Türkçe samanın Farsçada yonca olarak kullanılan samandan geldiği yolundaki açıklaması olası sayılamaz TMEN 1337 Az saman saman saban 1 saman 2 yaz ekini 3 tarla saban 1 saman 2 tarla Kazaklar saban yanında salam saman biçimini de kullanırlar halam saman saban salam Nogaylar samana toban adını da verirler Blk salam saman Alt salam saman Kırgızlar saman adı yanında samal biçimini de kullanırlar somon savaŋ Sonundaki ŋ sonradan oluşmuştur Eski Uygurca belgelerde saman olarak geçer Orta Türkçede de saman Çiğilce olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar samana kevük adını verirler Bu ad çağdaş Anadolu ağızlarında gevik kevik olarak saklanmıştır Eski Kıpçakçada da bu ad kevük olarak geçer Mukaddimetüledebin Buhara yazmasında hap leg olarak sanaman biçimi geçer Borovkov TLL 106 Türkçe sap tarladan harman yerine getirilen ve henüz dövülmeyen ekin kökünden yapılmış bir türev olduğu anlaşılıyor sap a n küçültme eki saban saman Bu türevdeki a n eki eski ve yeni Türk diyalektlerinde yaygın olarak kullanılır Türkçe sap kökünden geldiğine göre samanın sabandan çıktığı açıktır Saban saman değişmesi n ünsüzünün baskısına dayanan bir benzeşmedir Türkçe taban taman benzeşmesi gibi Çağdaş diyalektlerde saban saman adı yanında kullanılan salam biçimine gelince Bu biçimin samandan çıktığı açıktır Kırgızcada saman yanında samal biçiminin geçtiğini biliyoruz Bu biçim diyalektlerde sık sık rastlanan bir benzeşmezlik dissimilation olayı sonunda oluşmuştur Buna göre Kazakça Tatarca ve Başkurtça gibi birkaç diyalektte kullanılan salam Başkurtça halam biçimi göçüşmeli métathétique bir biçimdir saman samal salam Kırgızcada gördüğümüz samal biçiminin de göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Eren TDAY 1953 177 Bu duruma göre salam biçiminin Rusçadan geçtiği yolundaki sav yanlıştır Rusçada samana soloma Slavca slama adı verilir Rusça soloma adı Türk diyalektlerinde kullanılan salam biçimini ses bakımından karşılayamaz Türk diyalektlerinde Rusça solomanın sonundaki anın düşmesi de kolay kolay açıklanamaz Bu bakımdan Türk diyalektlerindeki salam biçiminin Rusça solomadan geldiği yolundaki sav yanlıştır Eren KCsA 3 134135 Son olarak bu savı Menges Daher Arm 234 dile getirmiştir Diyalektlerde saman yanında kullanılan saban biçiminin saman anlamına geldiğini biliyoruz Ancak saban biçiminin Tatarcada yaz ekini olarak kullanıldığına da tanık oluyoruz Bundan başka sabanın tarla olarak kullanıldığını da görüyoruz Bu adı tarla olarak kullanan diyalektlerde sabana saban ağaç tarla ağacı adı verilir Saban ağaç adı sonradan elliptique bir biçim almış saban tarla sürmeye yarayan demir uçlu araç olarak yaygınlaşmıştır saban Çuvaşçada saman olarak kullanılan ulăm sözünün samanın salam biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Räsänen TLT 238 Egorov ÊS 272 Doerferin belirttiği gibi Clausonun Türkçe samanın Farsçada yonca olarak kullanılan samandan geldiği yolundaki açıklaması olası sayılamaz TMEN 1337 )
( HAY, STRAW )
( PAILLE )
( SLAMA )
( SAMAN[Az.]~SAMAN[Tkm.]~SABAN[Tatk.]~SABAN[Kzk.]~HALAM[Bşk.]~SABAN[Kklp.]~SALAM[Nog.]~SALAM[Alt.]~SAMAN[Krg.]~SOMON[Özb.]~SAVAŊ[Tuv.] )
- SAMAN ile SAMAN ÇATI KATI ile SAMAN YAPICI ile SAMANLIK ile SAMAN TOHUMU ile SAMAN TELİ
( HAY vs. HAY LOFT vs. HAY MAKER vs. HAY RACK vs. HAY SEED vs. HAY WIRE )
( يونجه ile علف خشک ile يونجه خشک ile انبار علوفه ile علف چين ile علف دروکن ile جاي يونجه ile علف دانه ile بلا استفاده )
( YVANJEH ile ALAF KHSHK ile YVANJEH KHSHK ile ANBAR ALOOFEH ile ALAF CHYNE ile ALAF DROKAN ile JAY YVANJEH ile ALAF DANEH ile BELA ESTEFADEH )
- SAMAN[Ar.] ile SÂMÂN[Ar.] ile Sâmân[Ar.]
( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )
- SAMANA ile SAMANYA
( Huzur içinde yaşayan Brahmin. | Rahip. İLE Tümellik. )
- ŞAMANDIRA[Yun.] ile/||/<> ...
( halkalarına gemi bağlamak için limanda demirlenmiş olan içi boş her yanı kapalı büyük fıçı R τσαμαδούρα buoy σημαδούρα σημάδι mark Türkçe şamandıranın nsi sonradan türemiştir Türkçe çantıdaki çatı n gibi Güney ve Doğu Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır Fas ţamadóṛa Mısır şamandûra Irak şemendōra )
( ΤΣΑΜΑΔΟΎΡΑ / τσαμαδούρα )
- ŞAMANDIRA ile CANLI
( BUOY vs. BUOYANT )
( روآبي ile کويچه ile شناور ساختن ile شناور )
( روآبي ile KOYCHEH ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR )
- ŞAMANDIRA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMANDIRA
( çanlı şamandıra cankurtaran şamandırası Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan içi boş her yanı kapalı çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb yüzer top Denizde yol göstermeye bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim Kapama düzenini sağlayan metal veya plastikten yapılmış suda yüzen top Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni )
- ŞAMANDIRA[Yun.] ile/değil/yerine/= YÜZENEK/YÜZERTOP
( Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb., yüzer top. | Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi ya da geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer nesne. | Kapama düzenini sağlayan, metal ya DA plastikten yapılmış, suda yüzen top. | Kandilde, fitili tutmak için yağda yüzen, telli mantar düzeneği. )
- ŞAMANDIRA ile/||/<> YÜZER TOP
- ŞAMANDIRALAMAK ile ŞAMANDIRA
- SAMANİ[Tr. < SAMAN + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMANİ
( saman rengi Bu renkte olan )
- SAMÂNÎ[Ar.] ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]
( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )
- ŞAMANİZM ile/||/<> ORGANİZE DİN
( Şamanizm bireysel aracılık İLE organize din kurumsal yapıdır. Şamanizm avcı-toplayıcı İLE organize din tarımsal toplumların dinidir. Göbeklitepe ritüel alanı şamanizm İLE organize din arasında geçiş olabilir. )
- SAMANLI GÜBRE ile/||/<> SAMANLI KERPİÇ
( Samanı olan )
- SAMAN/LIK ile SAMANİ ile SAMANLI ile SAMAN ALEVİ ile SAMAN RENGİ ile SAMAN KAĞIDI ile SAMAN SARISI ile SAMAN NEZLESİ ile SAMANLI GÜBRE ile SAMANLI KERPİÇ
- ŞAMAN/LIK ile ŞAMANİ ile ŞAMANLI ile ŞAMANİST ile ŞAMANİZM
- SAMANLIK ile/||/<> SAMANLIK
( Hayvan yemi koymak amacıyla çubuk ve yapraklardan yapılmış konik yapıt Derekuşculu Görele Giresun Saman depolanan yer )
( STRAW-RICK )
- SAMANLIK ile/ve/||/<>/> SEYRÂN
( İki kişi(/zihin/"gönül") [sevdâ] bir araya gelirse samanlık bile seyrân "olur[< olabilir]". )
- SAMANYA ile/||/<> VİSEŞA ile/||/<> SAMAVAYA
( Tümellik. @@ Özgüllük. @@ İçkinlik. )
- [ne yazık ki]
ŞAMAR OĞLANI (NA DÖN[DÜR/ÜL]MEK) ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ (İLÂN ETMEK/EDİLMEK)
- ŞAMAR ile/||/<> BEŞKARDEŞ
- SAMARİUM[Fr. < SAMARIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMARYUM
( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan ve az bulunan bir element simgesi Sm )
- SAMARIUM[Fr.] ile/||/<> SAMARYUM[Fr. < SAMARIUM]
( kimya )
( SAMARIUM )
- ŞAMARLAMAK ile ŞAMAR
- ŞAMATA[Ar. < ŞEMÂTE] ile/||/<> GÜRÜLTÜ, PATIRTI
( gürültü patırtı Suriye şamâṭa tumult vacarme )
( ŞAMÂṬA )
- ŞAMATA[Ar. < ŞEMĀTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜRÜLTÜ PATIRTI
- ŞAMATA ile ŞAMATACI/LIK ile ŞAMATALI
- SAMATHA ile ...
( Sükûnet, yoğunlaşmak, sakinlik, dinginlik. | Konsantrasyon Meditasyonu. )
- SAMATHA ile/||/<> VİPASYANA
( Sükûnet, yoğunlaşmak, sakinlik, dinginlik. Konsantrasyon Meditasyonu. @@ Sezgi meditasyonu. İçe yönelme ya da idrak. )
- SAMAVAYA ile ...
( İçkinlik. )
- SAMBA[Fr. < SAMBA] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMBA
( Zikzak ve ani yapılan figürleri olan iki dörtlük ölçü üstüne kurulmuş bir tür Brezilya dansı Bu dansın müziği )
- SAMBA ile SAMBACI/LIK
- ŞAMBABA ile/||/<> BABA TATLISI
- SAMBOGAKAYA ile ...
( Feragat Elbisesi/Gövdesi. Nirvana'ya ulaşmış, Dharma'da bir süre kalmış fakat evrende aydınlanmamış tek bir kişi kalmayana kadar hizmet için geri dönme. )
- ŞAMBREL[Fr. < CHAMBRE A AIR] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇ LASTİK
- ŞAMDAN[Ar. < ŞEMʿ + FARS. < -DÂN] ile/||/<> ÜZERİNE MUM DİKİLEN AYDINLATMA ARACI
( üzerine mum dikilen aydınlatma aracı Az şamdan şemdān şendel şamdon şamdal şamdal şantal Komşu diyalektlerden alınmıştır şamᶜdān candlestick chandelier şamᶜ wax dān )
( ŞAMDĀN )
( ŞAMDAN[Az.]~ŞEMDĀN[Tkm.]~ŞENDEL[Tatk.]~ŞAMDON[Özb.]~ŞAMDAL[Krg.]~ŞAMDAL[Kzk.]~ŞANTAL[Çuv.] )
- ŞAMDAN ile/değil ÇIRAKMA/ÇIRAKMAN
( ... İLE/DEĞİL Üzerine, kandil, mum ya da herhangi bir ışık konulan, yüksek tabla. )
- ŞAMDAN ile MENORA
( ... İLE Museviliğin simgesi olan sekiz kollu şamdan. )
- ŞAMDANÎ ile/||/<> ŞAMDANCI
( 1 Yeniçeri ocağında mum şamdan yapan kimse 2Sarayda aydınlatma işleriyle görevli kimse )
- ŞAMDAN/LIK ile ŞAMDANCI/LIK ile ŞAMDANLI ile ŞAMDANSIZ
- ŞÂME[Ar. çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Ar.]
( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )
- SAMED/[İng. SUBSTANCE] ile ...
( PEK YÜKSEK, ULU, DÂİM, EZELÎ, EBEDÎ | KİMSEYE VE HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAYAN ALLAH | KENDİNDE, KENDİNDEN ÖNCE OLANA PRİM VERMEMEK ( O bir şeyden çıkmamıştır, ondan da bir şey çıkmaz. )
- SAMED[Ar.] ile SEYYİD[Ar.]
- SAMEDÂNİYYET ile ...
( HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAMAK, KENDİNDEN ÜSTÜNÜ OLMAMAK (ULÛHİYYET) )
- SAMG[Ar. < ṢAMĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMK
( zamk ağacı zamk akasyası zamk hastalığı zamkıarabi Arap zamkı ardıç zamkı arı zamkı kiraz zamkı Akasya kitre sütleğen vb ağaçların kabuklarından sızarak donan eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte biçimsiz madde Bu maddenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği )
- ŞÂM-GÂH/ŞÂM-GEH[Fars.] ile ...
( Akşam vakti. )
- ŞÂM-I İSRÂ[Fars.] ile ...
( Mi'râc gecesi. )
- SAMİ[Ar. < SÂMİʿ] ile/||/<> ...
( Kağnı ve öküz arabası boyunduruğunun her iki yanında bulunan ikişer dik çubuk Yavuz Çayağzı Şavşat Artvin Susuz Posof Kars Kaşpınar Ağın Elazığ Sivas Dar bir alanda samin samit olarak da kullanılır Boyunduruğun deliklerine geçirilen değnekleri birbirine bağlayan ipe sami bağı adı verilir sami wooden collar for draught oxen Ermenicede samin sametel biçimleri de kullanılır Ermeniceden Kürtçeye de sami cercle pour attacher les boeufs au joug olarak geçmiştir Sami biçiminin Doğu Anadoluda geçtiği göz çarpıyor Batı Anadoluda sami yerine zelve adı kullanılır zelve Dar bir alanda samin samit olarak da kullanılır Boyunduruğun deliklerine geçirilen değnekleri birbirine bağlayan ipe sami bağı adı verilir sami wooden collar for draught oxen Ermenicede samin sametel biçimleri de kullanılır Ermeniceden Kürtçeye de sami cercle pour attacher les boeufs au joug olarak geçmiştir Sami biçiminin Doğu Anadoluda geçtiği göz çarpıyor Batı Anadoluda sami yerine zelve adı kullanılır zelve )
( SAMI )
- SÂMÎ[Ar. < SÜMÜVV] ile SÂMÎ[Ar.] ile SÂMİ'[Ar. < SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmi[Ar.] ile SÂMİH[Ar.]
( Yüksek, yüce.[Sadrâzamla ilgili olan ve o makamdan çıkan işler için kullanılırdı] | Ünlü/şöhretli. İLE Katılık, sertlik, kuruluk. İLE Duyan/işiten. | Dinleyen/dinleyici. İLE Sâm soyundan olan. İLE Asurca, İbranice, Habeşçe gibi dilleri konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol. | Bu koldan olan. İLE XVIII. yüzyılda yaşamış, Osmanlı şairlerindendir.[Arpa Emîni Zâde adıyla ünlüdür.] İLE Eliaçık/cömert. )
- ŞAMİ ile/||/<> ...
( yemeni başörtüsü eskimiş Şamda kullanılmış olan bir tür gümüş para yemeni başörtüsü eskimiş Şamda kullanılmış olan bir tür gümüş para Ağızlarda şame şamı şemi olarak da geçer Şām ī eki Şam şehir adına gelen ve Şama ait Şam işi anlamlarını veren ī nispet eki ile yapılmıştır Yemen işi kumaş ayakkabı vb anlamındaki yemeni gibi yemeni Yaman ī Ağızlarda şame şamı şemi olarak da geçer Şām ī eki Şam şehir adına gelen ve Şama ait Şam işi anlamlarını veren ī nispet eki ile yapılmıştır Yemen işi kumaş ayakkabı vb anlamındaki yemeni gibi yemeni Yaman ī )
- SÂMİ'[Ar.] ile ÂLİM[Ar.]
- SAMİ[Ar. < SĀMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİ
( Sami dilleri Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika da yaşayan ve Hz Nuh un oğlu Sâm ın soyundan geldikleri kabul edilen kavimler topluluğu Bu topluluğa özgü olan )
- SAMİ[Ar. < SĀMİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİ
( İşiten Dinleyen dinleyici )
- SÂMÎ ile SEMÎ
( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )
- SÂMÎ ile SEMÎ
( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )
- SÂMİA ile/||/<> OUIE[Fr.] ile/||/<> İŞİTİM
( biyoloji )
( OUIE )
- SAMİİN[Ar. < SĀMİʿĮN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAMİİN
( İşitenler Dinleyenler dinleyiciler )
- SAMIL ile/||/<> ...
( ağaç ve dallarda biriken kar veya kırağı Ağızlarda samul sambul zambul olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz )
- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]
( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )
( Genele. İLE/VE/<> Özele. )
( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )
- ŞAMİL[Ar. < ŞĀMİL] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAMİL
( makabline şamil İçine alan kaplayan kapsayan )
- SAMİMİ ile ADAYLIK ile ADAY ile DÜRÜSTLÜK
( CANDID vs. CANDIDACY vs. CANDIDATE vs. CANDIDNESS )
( راست باز ile بي تزوير ile صاف ile صاف وساده ile نامزدي ile داوطلبي ile کانديد ile داوطلب ile داوخواه ile نامزد ile بي تزويري )
( RAST BAZ ile بي تزوير ile SAF ile SAF VASADEH ile NAMZADY ile DAVTALABY ile کانديد ile DAVTALAB ile داوخواه ile NAMZAD ile BEY TEZOYRY )
- SAMİMİ[Ar. < ṢAMĪMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTEN | AÇIK YÜREKLİ | YAPMACIKSIZ
( içten açık yürekli yapmacıksız İçli dışlı senli benli olarak )
- SAMİMİ ile SAMİMİYET
( CORDIAL vs. CORDIALITY )
( مقوي ile قلبي ile مودت قلبي ile مودت )
( MOGHOY ile GHALABY ile MOODAT GHALABY ile MOODAT )
- SAMİMİLEŞMEK ile SAMİMİ/LİK
- SAMİMİYET | İÇTENLİK ile/||/<> İÇTENLİK
( Sözlü ve yazılı anlatımda düşünce ve duyguları içe doğduğu gibi yapaylıktan kaçınarak belirtiş Bir soruşturu ya da görüşmede yanıtlayıcının duygu düşünce tutum ve davranışlarını olana ya da gerçeğe uygun olarak aktarma eğilimi )
( FRANKNESS )
( SINCÉRITÉ )
- SAMİMİYET[Ar. < ṢAMĪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇTENLİK | AÇIK YÜREKLİLİK
( içtenlik açık yüreklilik Senli benli olma durumu )
- SAMİMİYET ile AÇIKLIK ile SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK
( Açıklığı ve iyilikseverliği sayesinde hem çevresine, hem de sonuç olarak kendine yararlı olan biri simgelenir. )
( SINCERE | INTIMACY vs. OPENNESS vs. TRANSPARENCY )
- SAMİMİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> CÂZİBE[Ar.]
- SAMİMİYET ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR
- SAMİMİYET ile/ve/<> DOĞALLIK
- SAMİMÎ(YET) ile/değil/yerine/= İÇTEN/LİK
- SAMİMİYET ile SAMİMİ ile YAKINDAN
( INTIMACY vs. INTIMATE vs. INTIMATELY )
( محرميت ile دمسازي ile صميميت ile محرم ساختن ile صميمي ile دمساز شدن ile هم رائ ile خودماني ile دمساز ile محرم ile صميمانه )
( محرميت ile دمسازي ile SAMYMYT ile MAHRAM SAKHTAN ile SAMYMY ile DAMSAZ SHODAN ile NPAM RAYE ile KHODMANY ile DAMSAZ ile MAHRAM ile SAMYMANEH )
- SAMİMİYET ile SAMİMİYETSİZ/LİK
- SAMİMİYET ile/ve/||/<>/> YALINLIK
- SAMİMİYETSİZLİK ile/ve/değil/||/<> MESAFELİLİK
- SÂMİN[Ar.] ile SÂMİN[Ar.]
( Yağlı, semiz. İLE Sekizinci. )
- SÂMİR[Ar.] ile SÂMİR[Ar.]
( Gece toplantıları. İLE Meyveli, meyve tutmuş. )
- SAMİT | ÜNSÜZ ile/||/<> ÜNSÜZ
( Derleme konson sessiz harf abanık Ağız boşluğunda bir engele çarparak çıkan ses b c d vb Ağız kanalında ve diğer ses organlarında bir engelleme daralma veya kapanmayla ve bir ünlü yardımıyla çıkarılan ses p b m t d k g ç c f v y h s z ş j ğ l r Ünsüzler ses yolundaki boğumlanma noktalarına göre dudak dişdişeti damak ve gırtlak ünsüzleri boğumlanma sırasında ses yolunun kapanma veya daralma durumuna göre patlayıcı sızıcı ünsüzler ses tellerinin ton verip vermemesine göre de tonlu ve tonsuz ünsüzler olarak sınıflandırılır Boğumlanma sırasında geniz yolunun da devreye girdiği ünsüzler geniz ünsüzleridir Diğerlerine oranla daha bol ses veren ünsüzler akıcı ünsüzler adını alır Bunlara ünsüz )
( CONSONANT )
( CONSONNE )
( KONSONANT, MITLAUT )
- SÂMİT-İ HANEKÎ | DAMAKSIL ile/||/<> DAMAKSIL ile/||/<> DAMAK ÜNSÜZÜ
( Damakta oluşan ses k g y vb damak ünsüzü damak sesi Derleme boğazlı damak sessizi damak fonemi damaksı damaksıl Dil sırtı yardımı ile öndamakta veya artdamakta meydana gelen ses g g k k ğ ğ h h n n y ünsüzleri gibi Dil sırtının tümseklenip ön veya art damağa yaklaşması veya dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri Kesmek gezmek ekmek kalın atkı yoğurt yiğit bañka yoñga kelimelerindeki k k g g ğ ve ñ ünsüzleri gibi Bunlardan k g dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri k g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır Boğumlanma noktaları hece kurdukları ünlülerin kalın veya ince oluşu ile ayarlanır eğer ağar zeñgin yañgın gibi Azerbaycan Türkçesi dilarxasi samit Türkmen Türkçesi boğaz çekimsizi damakçekimsizi Gagauz Türkçesi damaklı konson Özbek Türkçesi til órqa undósi Uygur Türkçesi B tilkäyni üzük tavus D til uçi käyni üzük tavuşi Tatar Türkçesi tel artı tartığı Başkurt Türkçesi aňqaw tartmqıhı til artı tutuğu Krç Malk tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi taňlaytartıgı tîl artı tartıgı Kazak Türkçesi til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi tandayçıl ünsüz tıbış Alt taňday tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl soondagı ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tıl soonuňajık eves ünü Türkçesi tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy Rusça zadneyazıçnıysoglasnıy zadnenyobnıy soglasnıy )
( PALATAL )
( PALATALE )
( PALATALE, GAUMENLAUT )
- SÂMİT-İ HANEKÎ | ÖN DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> ÖN DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> DAMAK ÜNSÜZÜ
( Dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlanan ünsüz türü e i ö ü ince ünlülüre ile hece kuran damak ünsüzlerinden her biri k g ñ kedi keskin etki gelin Ege eñgel deñk vb damak ünsüzü Azerbaycan Türkçesi ön damag samiti Türkmen Türkçesi aalınkı kentlevükçekimsizi Gagauz Türkçesi öndilli konson öndamaklı konson Özbek Türkçesi sayoz til órqaundóşi Uygur Türkçesi til käyni üzük tavuş til uçi käyni üzük tavuş Tatar Türkçesi tel oçıtartığı Başkurt Türkçesi urta tel artı tartinqihi til aldı tutuk Krç Malk tilni tıňılawuknu art kesegini boluşlugu bla kuralgan kısık tawuş Nogay Türkçesi tîl aldıtartıgı Kazak Türkçesi orta til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi orto tüpçül ünsüz Alt orto tilarkazı tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl ortazındagı ün çoh tapsag Tuva Türkçesi ortaaartıı tıldıňajık eves ünü Türkçesi til ortasoondagı soglasnıy ün Rusça peredneyazıçnıysoglasnıy Derleme boğazlı damak sessizi damak fonemi damaksı damaksıl Dil sırtı yardımı ile öndamakta veya artdamakta meydana gelen ses g g k k ğ ğ h h n n y ünsüzleri gibi Dil sırtının tümseklenip ön veya art damağa yaklaşması veya dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri Kesmek gezmek ekmek kalın atkı yoğurt yiğit bañka yoñga kelimelerindeki k k g g ğ ve ñ ünsüzleri gibi Bunlardan k g dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri k g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır Boğumlanma noktaları hece kurdukları ünlülerin kalın veya ince oluşu ile ayarlanır eğer ağar zeñgin yañgın gibi Azerbaycan Türkçesi dilarxasi samit Türkmen Türkçesi boğaz çekimsizi damakçekimsizi Gagauz Türkçesi damaklı konson Özbek Türkçesi til órqa undósi Uygur Türkçesi B tilkäyni üzük tavus D til uçi käyni üzük tavuşi Tatar Türkçesi tel artı tartığı Başkurt Türkçesi aňqaw tartmqıhı til artı tutuğu Krç Malk tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi taňlaytartıgı tîl artı tartıgı Kazak Türkçesi til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi tandayçıl ünsüz tıbış Alt taňday tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl soondagı ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tıl soonuňajık eves ünü Türkçesi tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy Rusça zadneyazıçnıysoglasnıy zadnenyobnıy soglasnıy )
( PALATAL )
( PALATALE, CONSONNE PREPALATALE )
( PALATAL, VORDERPALATAL, VORDERGAUMENLAUT )
- SAMKHYA ile ...
( Sayı. )
- ŞAMME | KOKLAMA ile/||/<> KOKLAMA
( Dış çevreden gelen koku uyaranlarını koklama duyusu ile algılama biyoloji )
( SMELL )
( OLFACTION )
- ŞAMPANYA/CHAMPAGNE[Fr. < CHAMPAGNE] ile/||/<> ŞARAP/ŞERAB[Ar. < ŞERĀB]
( şampanya bardağı Açık renkli tatlı ve köpüklü şarap )
- ŞAMPANYA ile ŞAMPANYA
( CHAMPAGNE vs. CHAMPAIGN )
( شامپاني ile ميدان جنگ )
( SHAMPANY ile MYDAN JANG )
- ŞAMPANYA ile ŞAMPANYALI ile ŞAMPANYASIZ ile ŞAMPANYA BARDAĞI
- SAMPHIRES, SEAL FENNEL FAMILY[İng.] ile/||/<> SAXIFRAGACEAE[Lat.] ile/||/<> TAŞKIRANGİLLER
( Yaprakları genelde almaşlı nadiren karşılıklı dizilişli çiçekleri ışınsal simetrili er dişi erkek organları 510 dişi organları 1 kapsül ya da kabaksı meyveleri olan ülkemizde 3 cins ve 22 türle temsil edilen bir iki ya da çok yıllık otsu bitkiler )
( SAMPHIRES, SEAL FENNEL FAMILY )
( SAXIFRAGACEAE )
- ŞAMPİYON[Fr., İng. < CHAMPION] ile/değil/yerine/= BÖKE
- ŞAMPİYON ile ŞAMPİYONLUK ile ŞAMPİYON ile ŞAMPİYONLUK
( CHAMP vs. CHAMPERTY vs. CHAMPION vs. CHAMPIONSHIP )
( ميدان جنگ ile شرخري ile قهرمان ile پهلوان ile قهرماني ile مسابقه قهرماني )
( MYDAN JANG ile SHARKHARY ile GHEHARMAN ile PPELVAN ile GHEHARMANY ile MOSABAGHEH GHEHARMANY )
- ŞAMPİYONLUK ile/||/<> CHAMPIONNAT[Fr.] ile/||/<> BİRİNCİLİK
( Dünya kıta ülke eyalet ve bölge birincilikleri için düzenlenen yarışların genel adı )
( CHAMPIONNAT )
- ŞAMPİYON/LUK ile ŞAMPİYONA
- SAMPLE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖRNEK
- SAMPLING ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= ÖRNEKLEME HATASI
( Bir bireyin taşıdığı özelliklerin, popülasyonun genelindeki özelliklerden rastlantısal olarak farklı olması durumudur. Örnekleme hatası, küçük örnek grupları için fazla, büyük örnek grupları için düşüktür. Yani, bir öbekten ne kadar çok örnek alınırsa, o kadar gerçekçi sonuçlar elde edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)