ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.756 başlık/FaRk ile birlikte,
125.756 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(473/504)
- VAFTİZ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAFTİZ
( vaftizhane Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla suya daldırma başına su dökme ya da üstüne su serpme biçiminde yapılan kutsal tören )
- VAFTİZ/VAFTİZ[Yun. < ] ile/||/<> VAFTİZHANE/HANE[Yun. < + Fars. ḪĀNE]
( vaftizhane Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla suya daldırma başına su dökme ya da üstüne su serpme biçiminde yapılan kutsal tören )
- VAGINA[Lat.] ile/||/<> DÖL YOLU
( Serviks uteriden vulvaya kadar uzanan çiftleşmede penisin içine girdiği genital kanal kısmı vajina kolpos )
( VAGINA )
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> FURGON[Fr. < FOURGON]
( ... İLE/VE/||/<> Nesne vagonu. )
- VAGON ile/değil/yerine/= TAŞIR
- VAGON[Fr./İng. < WAGON] ile/ve/||/<> TENDER[Fr.]
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı. İLE/VE/||/<> Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon. )
- VAGON ile/ve/<> VAGONET
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği, demiryolu aracı. İLE Yana ya da arkaya doğru devrilebilen ve kimi toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon. )
- VAGONET ile/değil/yerine/= TAŞIRCIK
- VAGOTONIA[İng.] ile/||/<> VAGOTONİ[Fr. < VAGOTONIE]
( Vagusun vücut işlevlerine hâkim olduğu durum )
( VAGOTONIA )
( VAGOTONIE )
- VAGOTONİE[Fr. < VAGOTONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAGOTONİ
( Bir sinirsel rahatsızlık türü )
- VAGZAL ile/değil/yerine/= DURAK
( )
- VAH[Ar. < VĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> VAH
( ah vah ahuvah vah vah Yazık anlamında söylenen bir söz )
- VÂH[Ar.] ile VÂH/VÂHA[Ar. çoğ. VÂHÂT]
( Vâh, yazık, ay. İLE Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. )
- VAH ile VAHA ile VAHİ/LİK ile VAH VAH
- VAHA[Ar. < VÂḤA] ile/||/<> VÂHA
( Suyun bulunmasıyle, bir çölün ortasında bitek olmuş yer. )
( OASIS~OASIS )
( OASIS~OASIS )
( OASIS~OASIS )
( OASE~OASE )
( OASI~OASI )
( ΌΑΣΗ / όαση~ΌΑΣΗ / όαση )
- VAHÂ[Ar.] ile ILGIM/SERAP/YALGIN/PUSARIK
( Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. İLE ... )
( OASIS vs. MIRAGE )
- VAHA ile/değil/yerine/= SUVLA/YEŞERGE
- VAHA[Ar. < VĀḤA] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHA
( Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım ya da yerleşme bölgesi )
- VAHÂMET ile/ve/<> HEZİMET
- VAHAMET[Ar. < VAḪĀMET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHAMET
( Güçlük korkulacak tehlikeli durum )
- VAHAMET ile VAHAMETLİ
- VAHDANİYYET[Ar. < VAḤDĀNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHDANİYET
( Tanrı nın birliği bir olması )
- VAHDET | BİRLİK ile/||/<> BİRLİK
( Sinema TV 1 Bir film ya da televizyon izlencesinde anlatılmak istenenin dağınıklığa yol açılmadan ayrıntılara boğulmadan ölçülü biçimde bütünlük duygusu uyandırarak gerçekleştirilmesi durumu 2 Bir resmi oluşturan çeşitli öğeler arasında varlığını duyuran uyuşum Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 1 kWlık ışıldak Türlü spor kurumlarının kendi aralarında oluşturdukları ve bağlı bulundukları topluluk Koşukta yazıda konunun bir ana düşünce ekseninde toplanışı İl kent ve köy gibi yerel yönetim birimlerinin bir ya da birden çok sayıdaki görevlerini daha iyi yerine getirmek amacıyla yasalar uyarınca kimi kaynak ve örgenlerini birleştirerek oluşturdukları örgüt Birliklerin de kent yönetimleri gibi başkanları genel kurulları ve yönetim kurulları bulunur karşılık sinapsis Anadan ve babadan gelen homolog kromozom çiftlerinin geçici olarak birleşmesi unitas unus bir Somut anlamda 1 Bölünemezliği içeren yalın bütün 2Çokluğun birliği birlik halinde gelmiş olan çokluk yalın olmayan ama yok edilmeden bölünemeyen birlik 3Bölünebilen birlik yığışım Aggregat Soyut anlamda Bir olanın özelliği parçalarından bölümlerinden herhangi bir tanesi kaldırılsa yapısı değişen organik bir bütün Birlik kavramının felsefede çeşitli kullanımları vardır 1 Mantıksal birlik a Kavramın birliği b Düşünmenin birliği c Kategori d İde 2Fizik ötesispekülatif birlik a Karşıtların birliği Nicolaus Cusanusda coincidentia oppositorum karşıtların örtüşmesi Hegelde tinin eytişimsel birliği b Bütünlük Spinoza c Karşıtların her çeşit çokluğu üzerinde yükselen birlik Plotinosta bir olan 3 Varoluşsal birlik Karar vermedeki koşulsuzluğa dayalı varoluş birliği Kierkegaard varoluş felsefesi 4 Estetikte Çokluğun bir bütün olarak verildiği görüsel birlik estetiğin önemli bir ilkesi İfadenin tek konu üzerinde kalmış olması sinapsis biyoloji 1 Tecimde yarışıma yer vermemek amacıyla mal ederlerini saptayan tecimsel birlik 2 Birkaç yapımcı kuruluşun sağladıkları kazançları bir bölümü ya da tümü ile pool adı verdikleri ortak vezneye yatırmak için aralarında yaptıkları sözleşme Derleme öbek grup Özne yüklem ya da çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözcüklerin tümü özne birliği yüklem birliği tümleç birliği vb Aynı ekolojik ortamı işgal eden aynı ya da farklı türdeki bitkilerden oluşan topluluk Cümle öğelerinden birini özne nesne tümleç fiil yüklem meydana getiren kelime ya da kelime öbeği )
( UNITY | 1 KW | FEDERATION | UNION | SYNAPSIS | POOL | ASSOCIATION )
( UNITÉ | PROJECTEUR 1 KW (DE 1 KILO) | UNION | SYNAPSIS | SYNAPSE | POOL | ASSOCIATION | TERME )
( EINHEIT | ? KW | VERBAND, BUND | SYNAPSIS | ASSOZIATION, VERGESSELSCHAFTUNG )
( UNITAS )
- VAHDET ile/ve/<> TEVHÎD
( Olgu/durum. İLE/VE/<> İlke/kavram. )
( Durum. İLE/VE/<> Eylem. )
( ... İLE/VE/<> Kendinden memnun olmak. )
( TEVHÎD'E GEL, TEVHÎD'E
ZİKR ET! HAKK'I, HER YERDE )
( İnsan - İnsan ilişkisi. İLE/VE/<> İnsan - Tanrı ilişkisi. )
- VAHDET ile/||/<> UNIQUENESS[İng.] ile/||/<> BİRİCİKLİK
( Her birey ya da gözlem biriminin kendi örgütlenmesi içinde geliştirdiği özgül nitelikler bütünü )
( UNIQUENESS )
- VAHDET ile VAHDÂNİYYET
( Allah'a yakınlık, Allah'a ulaşma. | Yalnızlık, teklik, birlik. | Özgür bireylerin birliği. İLE Birlik, Allah'ın bir oluşu. )
- VAHDET[Ar. < VAḤDET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHDET
( vahdetivücut Bir olma tek olma )
- VAHDET ile VUSLAT
- VAHDET-EL VÜCÛD ile/ve/||/>/< VAHDET-EL MEVCÛD
( Çeşitlilik. İLE/VE/||/>/< Aynılaşma. )
- VAHDET-İ ŞUHÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ KUSÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ MEVCÛD ile/ve/||/<>/hem de VAHDET-İ VUCÛD
( UNITY OF WITNESSING vs./and/||/<>/also UNITY OF INTENTION vs./and/||/<>/also UNITY OF EXISTENCE vs./and/||/<>/also UNITY OF BEING )
- VAHDET-İ VUCUD ile/<> HEPTANRICILIK/TÜMTANRICILIK/PANTEİZM
( HAKK <> DOĞA ile HAKK > DOĞA )
- VAHDET-İ VÜCÛD ile/ve VAHDET el-VÜCÛD
- VAHDET-İ VUCUD ile VAHDET-İ ŞÜHÛD
- VAHDET-İ VÜCÛD ile VAHDET-İ VÜCÛD
- VAHDETİVÜCUT[Ar. < VAḤDET + VÜCŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> VARLIK BİRLİĞİ
- VAHDETİYE | TEKÇİLİK ile/||/<> TEKÇİLİK
( Olay ve süreçleri tek etkene ya da nedene dayanarak açıklama yaklaşımı monos tek 1 Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi örneğin yalnızca özdeği özdeksel tekçilik yalnızca tini tinsel tekçilik vb kabul eden dünya görüşü Tekçiliğin karşı kavramı olarak ikicilik iki temel ilkeyi çokçuluk ilkelerin ya da temel güçlerin çokluğunu kabul eder 2 Birlikli bir dünya tablosuna varmaya çalışan dünya görüşü )
( MONISM )
( MONISME )
( MONISMUS )
- VAHİ[Ar. < VĀHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAÇMA
- VAHİ[Ar.] ile/değil/>< VAHİY[Ar.]
( Boş, saçma. İLE/DEĞİL/>< Tanrı tarafından, bir buyruk ya da düşüncenin, peygambere bildirilmesi. )
- VÂHİD ile/ve/||/<>/> ÂHİD/AHÂD
( Bir. İkincisi düşünülemeyen. Sıfat. İLE/VE/||/<>/> Tek. Zât. )
- VÂHİD[Ar.] ile EHAD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile FERD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile MÜNFERİD[Ar.]
- VÂHİD[Ar.] ile VAHÎD[Ar.] ile FERÎD[Ar.]
- VÂHİDE ile/ve MEAL GAYR
( Ben. İLE/VE Biz. )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR | AYAR ile/||/<> AYAR ile/||/<> AYAR[Ar. < ʿİYÂR]
( TV Almaçlarda seçik doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler Başlıca ayarlar oluk seçme sertlik ayarı parlaklık ayarı yükseklik ayarı genişlik ayarı düşey doğrusallık ayarı görüntülük ayarıdır fizik Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı Ayarlama işi )
( ADJUSTMENT, CONTROL | STANDARDIZATION | ADJUSTMENT | SETTING | TUNE | FINE TUNING )
( RÉGLAGE, CONTRÔLE, AJUSTAGE | ÉTALON | TITRES, ÉTALONNAGE | AJUSTAGE | RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE )
( REGELUNG, JUSTIERUNG | EINSTELLUNG | FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG )
( REGOLAZIONE )
( ΡΎΘΜΙΣΗ / ρύθμιση )
- VAHİD-İ KIYASÎ | AYAR[Ar. < İYÂR] ile/||/<> İNCE AYAR
( TV. Almaçlarda seçik, doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler. (Başlıca ayarlar oluk seçme, sertlik ayarı, parlaklık ayarı, yükseklik ayarı, genişlik ayarı, düşey doğrusallık ayarı, görüntülük ayarıdır). @@ (fizik) @@ Altın ya da gümüş karışımlı madenlerde, değerli olanının genel külçeye olan katkısız oranı. @@ Ayarlama işi. @@ @@ )
( ADJUSTMENT, CONTROL | STANDARDIZATION | ADJUSTMENT | SETTING | TUNE | FINE TUNING~FINE TUNING | FINE CONTROL )
( RÉGLAGE, CONTRÔLE, AJUSTAGE | ÉTALON | TITRES, ÉTALONNAGE | AJUSTAGE | RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE~RÉGLAGE FIN, ACCORD FIN, SYNTONISATION PRÉCISE | PILOTAGE )
( REGELUNG, JUSTIERUNG | EINSTELLUNG | FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG~FEINABSTIMMUNG, SCHARFABSTIMMUNG | FEINSTEUERUNG )
( REGOLAZIONE~REGOLAZIONE FINE )
( ΡΎΘΜΙΣΗ / ρύθμιση~ΜΙΚΡΟΡΎΘΜΙΣΗ / μικρορύθμιση )
- VÂHİD-İ ZAMAN ile/||/<> UNIT OF TIME[İng.] ile/||/<> UNİTÉ DE TEMPS[Fr.] ile/||/<> ZEITEINHEIT[Alm.] ile/||/<> ZAMAN BİRİMİ
( Tekrar edilen gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı Güneş günü yıldız günü ortalama gün gibi )
( UNIT OF TIME )
( UNITÉ DE TEMPS )
( ZEITEINHEIT )
- VAHİDİYETTE KESRET ile KESRETTE VAHİDİYET ile KESRETTE VAHİD
( Kesreti saklayamazsın fakat birliği/tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )
( Asıl tevhid, kesretten sonraki tevhiddir. )
( İş, bu kesreti tevhid etmektedir. )
( Kesreti saklayamazsın fakat birliği, tevhidi istediğin kadar saklayabilirsin. )
- VAHİD-ÜL-FİLKA NEBATAT | BİR ÇENEKLİLER ile/||/<> BİR ÇENEKLİLER
( botanik Sadece bir kotilodonu olan embriyo ya da bitkiler monokotiledon tek çenekliler )
( MONOCOTYLEDONOUS | ANGIOSPERMOUS )
( MONOCOTYLÉDONES | ANGIOSPERMES )
( BEDECKTSAMIG )
( ANGIOSPERMAE )
( MONOCOTILEDONI )
( ΜΟΝΟΚΟΤΥΛΉΔΟΝΑ / μονοκοτυλήδονα )
- VAHİD-ÜL-FİRAŞ ile/||/<> ORTHOCLASE[Fr.] ile/||/<> ORTOKLAZ[Fr. < ORTHOCLASE]
( jeoloji )
( ORTHOCLASE )
- VAHİD-ÜL-MANA | TEK ANLAMLI ile/||/<> TEK ANLAMLI ile/||/<> EŞ SESLİ
( 1 Yalnızca bir anlamı olan sözcük ya da kavram Karşıtı eş sesli 2 Belirli kesin olarak belirlenmiş Tek bir kavramı tek bir anlamı yansıtan kelime Araçgereç adları terimler bazı somut ve soyut adlar tek anlamlıdırlar ağızlık duvar elek dizlik silecek keser masa sandalye vb Terim olarak dörtgen atardamar çekim gramerde yer çekimi soyut ad barış acıma sevinç güzellik gibi Karşıtı çok anlamlılık tır aequivocus aequus eşit özdeş vox ses Ses bakımından birbirinin aynı ancak anlamları değişik olan sözcüklerin niteliği Çokanlamlı olan sözcükler Ör Kara bağ kaç çalmak Dil coğrafyasında aynı sesi kullanan bölgelere denir Azerbaycan Türkçesi omonim Türkmen Türkçesi omonim Gagauz Türkçesi omonim Özbek Türkçesi omonim şakldöş Uygur Türkçesi şakildóş söz Tatar Türkçesi omonim awazdaş süz Başkurt Türkçesi omonim omonim Krç Malk omonim Nogay Türkçesi omonim Kazak Türkçesi omonim Kırgız Türkçesi omonim Alt omonim aydıları tüňey te uçurı başka söstör Hakas Türkçesi omonim Tuva Türkçesi omonim Türkçesi omonim Rusça omonim )
( UNIVOCAL | MONOSEMIC )
( UNIVOQUE | MONOSÉMIQUE )
( EINDEUTIG | MONOSEMISCH )
( UNIVOCUS )
- VAHİD-ÜR-RAHÎM[Ar.] ile ...
( En çok bir yavru yapan hayvanlar. )
- VAHİM/ÜZÜCÜ OLAN:
YALAN SÖYLEMİŞ OLMASI ile/ve/değil/||/<>/> ONA BİR DAHA GÜVENEMEYECEK OLMAK
- VÂHİM[Ar. < VEHM] ile VAHÎM[Ar. çoğ. VİHÂM, VAHÂMÂ]
( Kuran, kuruntulu. İLE Ağır, sonu tehlikeli, çok korkulu. )
- VAHİM ile/ve HAZİN
- VAHİM ile/||/<> VAHAMETLİ
- VAHİM[Ar. < VAḪĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHİM
( Ağır korkulu çok tehlikeli vahametli )
- VAHİM ile/ve/değil/> VAHŞET
- VÂHİME ile ...
( Gerçekliği olmayan değerler üretmek. )
- VAHİMLEŞMEK ile VAHİM/LİK
- VAHİT[Ar. < VĀḤİD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEK | BİRİM
( tek I birim )
- VAHİY DİNLERİ ile/ve EVRENSEL DİNLER
- VAHİY/VAHY[Ar. < VAḤY] ile/||/<> VAHYOLUNMAK/VAHYOLUNMAK[Ar. < VAḤY + Tr. OLUNMAK]
( vahyolunmak Bir buyruk ya da düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi Bu biçimde bildirilen buyruk )
- VAHİY ile HADİS(-İ KUTSÎ)
- VAHİY ile İLHÂMÂT ile RÜYÂ ile FERÂSET
( Cebrail ile gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Cebrail'siz gelen. İLE Kendi öngördüğün. )
- VAHİY ile/ve "KUTSAL" METİN
- VAHİY ile/ve/||/<>/> TEBLİĞ
- VAHS/VEHS[Ar.] ile VAHZ[Ar.]
( Ayak altında çiğneme. | Kırma. İLE Çimdikleme. | Sivri bir şey batırarak acıtma. | Isırma, sokma. )
- VAHŞ[Ar. çoğ. VUHÛŞ] ile VUHÛŞ-İ BERRİ[Ar.]
( Yabani hayvanlar. İLE Karada yaşayan yabani hayvanlar. )
- VAHŞET ile/ve VAHÂMET["VEHÂMET" değil!]
- VAHŞET[Ar. < VAḤŞET] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHŞET
( Yabani vahşi olma durumu acımasızlık )
- VAHŞET[Ar.] ile/değil/yerine/= YIRTINÇ/ACIMASIZLIK
- VAHŞÎ | YABANIL ile/||/<> AV HAYVANLARI (KARADA)
( av hayvanları karada )
- VAHŞÎ ile/<>/> BARBAR ile/<>/> UYGAR
( [İnsan/lık tarihinin] %66'sı. İLE/<>/> %33'ü. İLE/<>/> %1'i. )
- VAHŞİ ile GADDARLIK
( FEROCIOUS vs. FEROCITY )
( سبع ile سبعيت ile وحشي گري )
( سبع ile سبعيت ile VAHSHY GARY )
- VAHŞİ ile/değil GÖÇER
- VAHŞİ ile/ve HIRÇIN
- VAHŞİ ile/ve/değil/||/<> İLKEL
- VAHŞİ ile/ve/değil SALDIRGAN
- VAHŞÎ ile/||/<> SAUVAGE[Fr.] ile/||/<> YABANİ
( zooloji )
( SAUVAGE )
- VAHŞİ ile VAHŞET ile GADDARCA DAVRANMAK ile VAHŞİCE ile KABA
( BRUTAL vs. BRUTALITY vs. BRUTALIZE vs. BRUTALLY vs. BRUTE )
( بي رحم ile حيواني ile حيوانيت ile بي رحمي ile حيوان صفت نمودن ile بي رحمانه ile جانور خوي ile کودن ياشهواني )
( BEY RAHAM ile HEYVANY ile حيوانيت ile BEY RAHAMY ile HEYVAN SAFT NEMUDAN ile BEY RAHMANEH ile JANOR KHOY ile KOODAN YESHEHAVANY )
- VAHŞÎ[Ar.] ile Vahşî[Ar.]
( Yabanî, insandan kaçan. | Ürkek, korkak. | Merhametsiz, duygusuz. İLE Uhud Gazâsı'nda, Hz. Hamza'yı öldüren köle. )
- VAHŞİ[Ar. < VAḤŞĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHŞİ
( vahşi hayvan vahşi orman yabani Yırtıcı olan hayvan Kaba saygısız uyum sağlayamayan kimse )
- VAHŞÎ ile/||/<> YABAN ile/||/<> AV HAYVANLARI (KARADA)
( av hayvanları karada İnsanla ya da insanın yaşadığı yerlere yakın yaşamıyan Az yaban kır insan yaşamayan yer yaban kır boş yer biyābān viyāpan uncultivated desert a desert Türkçede biyābânın başındaki bi düşmüştür yaya Farsça yābān a desert biçimi Türkçeden alınmıştır Doerfer TMEN 403 )
( WILD )
( SAUVAGE )
( WILD )
( BIYĀBĀN )
( VIYĀPAN )
( YABAN[Az.]~YABAN[Tkm.] )
- VAHŞİ[Ar.] ile/değil/yerine/= YABANIL
- VAHŞİ ile/değil/yerine/= YIRTICI
- VAHŞİCE ile/||/<> VAHŞİCESİNE
- VAHŞİLEŞMEK ile VAHŞİLEŞTİRMEK ile VAHŞİ/LİK ile VAHŞİCE ile VAHŞİ ORMAN ile VAHŞİ HAYVAN
- VAHŞİYANE[Ar. < VAḤŞĪ + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHŞİCE
- VAHŞ/VAHÎŞ[Ar.] ile VAHŞ[Ar. çoğ. VAHŞÂN, VUHÛŞ]
( Dört ayaklı hayvanlarda görülen bir hastalık. İLE Yabani, ürkek, insandan kaçan hayvan. | Issız, tenha yer. )
- VAHY ile ...
( BİR FİKRİN YA DA BİR EMRİN ALLAH TARAFINDAN BİR PEYGAMBERE BİLDİRİLMESİ )
- VAHY[Ar. < VAḤY] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHİY
( vahyolunmak Bir buyruk ya da düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi Bu biçimde bildirilen buyruk )
- VAHYOLUNMAK[Ar. < VAḤY + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> VAHYOLUNMAK
( Vahiy gelmek )
- VAÎD ile VAHÎD
( Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma. @@ Bir. İkincisi düşünülemeyen. Sıfat. )
- VAÎD[Ar.] ile VÂİZ[Ar. < VA'Z | çoğ. VÂİZÂN, VU'ÂZ]
( Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma. İLE Dini öğütlerde bulunan.[ibâdet yerlerinde] )
- VAİRAGYA ile ...
( Dünyevi arzuların yokluğu. Gerçek olmayana, geçici olana karşı kayıtsızlık. Zevk~haz verici olan nesnelere yönelik hiçbir çekimin duyulmaması. Bağımlılıklardan kurtuluş. )
- VAİŞYALAR ile ...
( Ticaret ve zanaat ile uğraşanlar. [Tenleri sarımsıdır.] )
- VÂİZ[< VA'Z] ile ...
( DÎNÎ ÖĞÜTLERDE BULUNAN (İBADET YERLERİNDE) )
- VAİZ[Ar. < VĀʿİẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAİZ
( İbadet yerlerinde öğüt niteliğinde dinî konuşmalar yapan kimse öğütçü )
- VAJİNA[İng. VAGINA] ile/||/<> YAPAY DÖLLENME[İng. ARTIFICIAL FERTILIZATION]
( Latincede "vāgīna" sözcüğünden gelen, Türkçeye "vajina" olarak giren bu sözcüğün kelime anlamı "kılıf" ya da "kın"dır. Dişilerin, lifli ve kaslı (fibromasküler) yapıda olan üreme organının bilimsel adıdır. Canlılarda cinsel birleşme ve çocuk doğumu görevlerine sahiptir. "Vajinit, dişilerde görülen bir tür vajina hastalığıdır ve vajinanın iltihabından bahsederken kullanılır." @@ Cinsel birleşme dışında, başka bir yolla, genellikle deneysel olarak spermlerin vajinaya iletilmesidir. Bu yöntem, seçkin bir erkekten çok sayıda yavru alınmasına yaradığı için hayvancılıkta çok kullanılmaktadır. İnsanlarda da, cinsel iktidarsızlık ve kısırlık tedavisinde, sınırlı da olsa bu yöntemden yararlanılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAJİNA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖL YOLU
- VAJİNA ile/ve DÖLYATAĞI
( MEHBİL: Dölyolu. )
( VAGINA vs./and WOMB )
- VAJİNA ile/ve/değil EŞİK
- VAJRA ile ...
( Elmas ya da adamantin. Nihai yok edilemez ve gerçek anlamlarında kullanılır. )
- VAJRA ile/||/<> VARNA ile/||/<> ANİTYA
( Elmas ya da adamantin. Nihai yok edilemez ve gerçek anlamlarında kullanılır. @@ Dört temel kast. Aynı zamanda "renk" anlamına gelmektedir. @@ Geçicilik, değişkenlik; Theravada Budizmi'nde varoluşun üç özelliğinden biri. )
- VAJRAYANA ile ...
( Elmas Araç/Yol. Tibet ve Moğolistan'da yaygın olan bir Mahayana Budizmi okulu. Batıda Lamaizm olarak geçer. Öğretileri ve uygulamaları genelde yanlış anlaşılır. )
- VAKA | HAL | HAL-VAZIYET | VAZIYET | AHVÂL-I ISM | SAYI | SONUÇ | SCORE[İng. < SCORE] ile/||/<> SKOR ile/||/<> DURUM
( durum Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki yenişemeyen takımlar birer değer alırlar Yenik takımlar ise değer alamazlar Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş Vaziyet 1 Ruhsal toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi öğrenci ya da aile anababa 2 Yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun Vücudun herhangi bir bölümü üzerinde alıştırma için aldığı biçim Bir dizgenin ölçülebilen tüm özellikleri arasında kurulan ve o dizgeyi ayırt edici olarak belirlemeyi sağlayan nicelikler ve aralarındaki bağıntı Bir süreç ya da bir oluşumun taşıdığı süreğen görüntü ya da belli bir zamanda aldığı kesit görünüş situs yerleşik olan konulmuş olan 1 Genel olarak a Belli bir zamanda belli bir yerde belli bir çevrede bulunma belli bir çevreye konulmuş olma b Bir insanın çevresiyle somut bağlantısı 2 Aristoteleste On kategoriden biri duruşu belirleyen ilinek Ör İnsanın oturuyor koşuyor durumda olması 3 Günümüz felsefesinde İnsanın kendisini içinde bulduğu somut gerçeklik Bu gerçeklik kendisine önceden belli olanaklar açar öte yandan da olanakları kapar hal coğrafya Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm Tema uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli yalın ya da eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum Türkçede adlar yalın yükleme ilgi bulunma yönelme çıkma ve vasıta durumlarına girerler Yalın durum kapı kapı kırıldı Yükleme durumu kapıyı kapı y ı çaldı İlgi durumu kapının kapı nın kolu Yönelme durumu kapıya kapı y a gitti Bulunma durumu kapıda kapı da kaldı Çıkma durumu kapıdan kapı dan döndü Vasıta durumu kapıyla kapı y la kolu çocuk la annesi vb Ad durumu ekleri yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır sen den küçük su dan cevap vb Türkçenin tarihî dönemlerinde eşitlik equativus ÇA yön gösterme direktivus gArU ve vasıta instrumentalis I n U n durumları belirtilen özel eklerle karşılanırdı Bugün bu durum ekleri Türkiye Türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır EAT de uçın üçin edatı da sıklıkla ekleşerek çun çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür Buna )
( SCORE )
- VAKA RAPORU/CASE REPORT[İng.] ile/değil/yerine/= OLAY YAZANAĞI
- VAK'A ile/ve/<> KAZÂ
- VAKA[Ar. < VAḲʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKA
( klinik vaka olay Herhangi bir hastalığa yakalanma durumlarından her biri )
- VAKA ile VAKİ ile VAKS ile VAK VAK
- VAK'A ile/ve VAKIA
( Olay, olgu. İLE/VE Gerçeklik. [Düştüğü gibi.] )
( Tekrarlanmayan. İLE/VE Tekrarlanabilir olan. )
- VAK'A ile/ve VAKIA
( Tekrarlanmayan. İLE/VE Tekrarlanabilir olan. )
- VAKANUVİS[Ar. < VAḲʿA + Fars. -NUVĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKANÜVİS
( Osmanlı Devleti nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi )
- VAK'A-NÜVİS[Ar., Fars.]/KRONOGRAF[Fr. < choronographe] ile/değil/yerine/= SÜREYAZAR
( Zamanın/dönemin olaylarını saptamakla görevli kişi. | Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi. )
- VAKANÜVİS ile/||/<> TARİH
( Osmanlılar döneminde devletçe görevlendirilen tarih yazarı tarih 2 Osmanlılarda zamanın olaylarını yazmakla görevlendirilen resmî tarihçinin sanı Vakanüvislerce olguları olayları oluş sırasına göre yazılmış tarihsel yapıt vakanüvis Bir olayın bir gözlemin zamanını gün ay yıl olarak belirten ifade 1 Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini yaptıkları savaşları kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı 2 Öğrencilere tarih bilincini kazandırmak gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders 1 Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir Doğum ölüm büyük yapı önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı Şöyle düşürülürdü Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş her birine birden ona on1dan yüze yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir Sözcük ya da dize harflerle öyle örülür ki sayı toplamaları istenen tarihi gösterir Örnekler Timur 803 hicret yılında Sivası zaptediyor yıkıp yakıyor Bu olaya harap tarihi düşürülmüştür Türleri a tarihi sade Senin sinnin Süruri geldi kırka 1205 b tarihi mucem Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih Bunatarihi mücevher de denirdi c Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarihi mühmel ya da sade denirdi Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir 2 XIX yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi Anlatımda güzelliği amaç edinilir araya koşuklar fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi Daha önceleri tarihsel konuları 1 Şehnameciler 2 Vakanüvisler 3 Özel tarihçiler işlerlerdi İnsanların üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki nedense ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim 2 Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir 3Tarih kitabı Cevdet Paşanın Osmanlı Tarihi Naima Tarihi historia historein bilmeye çalışmak bilmek anlatmak 1 Olup biten şeyler olarak tarih 1 En geniş anlamında Zaman içindeki değişmelerin tümü Bu anlamda yeryüzü tarihinden de sözedilir 2 İnsanın dünyasında olup bitenler insanlığa ilişkin olay süreçleri 3 Sonluluğu ve zamanlılığı planlayarak yaratarak eyleyerek ve inanarak geleceğe yönelmişliği aynı zamanda geçmişe olan bağıntısı içindeki insan varoluşunun kendine özgü bir boyutu 4 Dar anlamda Geçmiş olan a Yitirilmiş olan artık bulunmayan b Yinelenmeyen bir kezlik olan c Olmakta olan zamanın gidişi içinde ortaya çıkan durumlar d Geçmişte olmuş olan ama aynı zamanda şimdi de bulunan II Bilgi ve bilim olarak tarih Geçmişin incelenmesi 1 Aktarılan gelenekler yoluyla yapılan araştırma 2Olayların anlatılması ya da belgelenmesi ile yapılan araştırma 3 Tarih bilimi olarak a Eleştirerek eleştirel yöntemle araştıran b Betimleyen ve yorumlayan incelemeler Nesrin hikâyeleme türlerinden biri olup her türlü kaynaklardan faydalanarak zaman içinde geçen olayları sebep ve sonuç bakımından birbirine bağlar TARİHSEL Tarihî Historique TARİHÇİ Müverrih Historien RESMİ TARİHÇİ Vakanüvis Historiographe tarih 1 b )
( STATE CHRONICLER )
( HISTORIOGRAPHE | HISTORIOGRAPH (DE I'ETAT) )
( REICHSGESCHICHTSSCHREIBER )
- VAKANÜVİSLİK ile/||/<> ...
( Osmanlılarda XVII yüzyıl sonlarından beri bir devlet memurluğu olan resmî tarihçilik )
- VAKAR[Ar. < VAḲĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞIRBAŞLILIK
- VAKÂR[Ar.] ile/değil/yerine/= AĞIRBAŞLILIK, TEMKİNLİLİK
- VAKÂR[Ar.] ile REZÂNE[Ar.]
- VAKÂR[Ar.] ile SEMT[Ar.]
- VAKÂR[Ar.] ile TEVKÎR[Ar.]
- VAKAR ile VAKARLI/LIK ile VAKARSIZ/LIK
- VAKAYİNAME[Ar. < VAḲĀYİʿ + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> KRONİK
- VAKD[Ar.] ile VAKT/VAKİT[Ar. çoğ. EVKAT]
( Ateşin yanması, tutuşması. İLE Vakit, zaman. | Saat, günün çeşitli saatleri. | Mevsim. | Uygun zaman. | Boş zaman. | Geçim. | Çağ, zaman. | Fırsat. | Belirli/belirtilen zaman. )
- VAKF[Ar. < VAḲF] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKIF
( vakfetmek vakıf arazisi vakıf malı vakıfname vakıf senedi vakıf toprağı Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk ya da bir kimse tarafından bırakılan mülk para Bir topluluk ya da bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş )
- VAKFE | DURGU ile/||/<> DURGU
( Bir tümce ya da konuşma içindeki duruş susuş 1 Konuşmada okumada anlamı etkileyen kısa duruş 2 durak 2 Okumada deyitlemede anlamın kelimeler arasında gerektirdiği duraklama Söylemede kelimeler arasında yapılan duraklama ki ya soluk alma ihtiyacıyla SOLUK DURGUSU Pause de souffle ya ifadede bağlantı yerlerini göstermek üzere GRAMATİKAL ya da DİZİMSEL DURGU P grammaticale ousyntaxiqpe ya düşünce zincirinin halkalarını ayırmak için ANLAMLIK DURGU P de sens ya da bir taylam rythme ya da düzem eadance sağlamak amacıyla TARTI DURGUSU ya da DURAK P métrique ou Coupe yapılır )
( PAUSE )
( REPOS, PAUSE | REPOS OU PAUSE )
( PAUSE )
- VAKFE ile ...
( DURAK, DURULACAK YER | HACILARIN ARAFAT'TA DURMALARI (ÖĞLEDEN ERTESİ GÜN ŞAFAK SÖKENE KADAR) | DURAKLAMA ÂNI )
- VAKFE[Ar. < VAḲFE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKFE
( durma Haccın arife günü öğle ve ikindi namazından sonra Arafat ta bir süre durma biçiminde yerine getirilen farzlarından biri )
- VAKFETMEK[Ar. < VAḲF + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKFETMEK
( Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna ya da işine bağışlamak Adamak bir şeyin bütününü bir işe vermek )
- VAKFETMEK ile VAKFEDİLMEK ile VAKFE
- VAKF-I AKAR/ASL-I VAKF ile/değil/yerine/= GELİR KAYNAĞI
- VAKF-I MÜŞTEREK ile VAKF-I MEVKUF
- VAKFİYE DİLİ:
XIII. yy.'a KADAR ile/ve/||/<>/> XIII. yy.dan SONRA ile/ve/||/<>/> XVI. yy.dan SONRA
( Arapça. İLE/VE/||/<>/> Moğolca, Arapça, Farsça, Osmanlı Türkçe'si. İLE/VE/||/<>/> Osmanlı Türkçe'si ve İran'da, Farsça] )
- VAKFİYE[Ar. < VAḲFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKIFNAME
- VAKFİYE/VAKIFNÂME ile/ve/||/<> VELÂYET/TEVLİYET ile/ve/||/<> MÜTEVELLİ/NÂZIR
- VAKFİYE ile/değil/yerine/= TURGULUK
- VAKFNAME[Ar. < VAḲF + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKIFNAME
( Bir vakfın şartlarını bildiren belge vakfiye )
- VÂKİ | KORUYUCU ile/||/<> KORUYUCU
( Asalağı dış ortamda yok eden ya da onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç ya da işlem yalıtıcı Gıdaların bozulmasını önleyerek raf ömürlerinin uzamasını sağlayan madde konservatif protektif Asalağı doğrudan doğruya konakçı üzerinde ortadan kaldıran ilâç ya da işlem koruyucu )
( PROPHYLACTIC | PRESERVATIVE )
( PROPHYLACTIQUE )
( VORBEUGEND )
( PROPHYLACTICA )
- VÂKİ ile/değil/yerine/= OLMUŞ
- VAKİ[Ar. < VĀḲİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKİ
( emrivaki Olan olmuş )
- VÂKÎ[Ar.] ile VÂKİ'[Ar. < VUKU'] ile VAKİH[Ar.]
( Koruyan, saklayan. | Önleyici tedbir, ilâç. İLE Olan, düşen, olagelen, rastlayan, vuku' bulan. | Geçen, geçmiş olan. İLE Edepsiz, utanmaz, hayâsız. )
- VÂKİ ile/ve ZÂHİR
- VÂKIÂ[Ar. < VĀḲİʿĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GERÇİ
- VAKIA[Ar. < VĀḲİʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGU
- VÂKIA ile/değil/yerine/= OLGU
- VÂKIÂ[Ar.] ile VÂKIA[Ar. çoğ. VÂKIÂT] ile VAKİA[Ar. çoğ. VAKAYİ']
( Gerçek, gerçi, her ne kadar. İLE Olmuş bir iş, vuku' bulmuş, gerçek. | Düş, rüya. | Cenk, savaş. İLE Olay, vak'a, hadise. )
- VAKIF TEMELLERİ/AMAÇLARI:
HAYRAT ile/ve/||/<> AKARAT ile/ve/||/<> VAKIF
( Düşünsel/fikrî temel. İLE/VE/||/<> Amaç/gaye aracı/vasıtası. İLE/VE/||/<> Yaşamsallık/hayatiyet ve hukuksallık. )
- VAKIF[Ar. < VAKF: Duruş, durma.]/TESİS ile DERNEK/CEMİYET
( Bir mülkü kamu yararına -satılmamak kaydıyla- sonsuz olarak tahsis etmek. İLE Çıkarlarını savunmak, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan yasal topluluk. )
( FOUNDATION vs./and ASSOCIATION )
- VÂKIF ile/ve ÂGÂH
( Sahip olan. İLE/VE Farkında/uyanık olan. )
- VÂKIF ile/ve ÂGÂH
( Sahip olan. İLE/VE Farkında/uyanık olan. )
( Bilen bilir bizi, bilmeyen ne bilir bizi. )
- VAKIF ile/ve CEMAAT
- VAKIF ile/ve/||/<> İNFAK
- VAKIF ile/ve/||/<> İRSÂDÎ VAKIF
- VAKIF ile/ve/<> TESİS
- VAKIF ile/değil/yerine/= TURGU
- VAKIF ile/||/<> VAKFİYE
( Kişiler ya da kurumlarca kurulmuş, yasayla görev ve yetkileri belirlenen tüzel kişilik. İLE/||/<> Herhangi bir malı vakfeden (vâkıf) tarafından, vakfın yönetimi ile ilgili hazırlanmış. Nizamnâme. Vakıf senedi de denilen vakfiyeler, kadılık siciline işlendikten sonra kesinleşirdi. )
- VAKİF[Ar. < VĀḲİF] ile/değil/yerine/=/||/<> VÂKIF
( Bilen farkında olan Bir şeyi vakıf durumuna getiren )
- VAKIF ile VÂKIF (/OLMAK)
( Para, mülk. İLE Bilmek. | Vakfeden. Bir şeyi, vakıf haline getiren. )
- VAKİFANE[Ar. < VĀḲİF + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> VÂKIFANE
( Bilerek ve anlayarak bilen bir kimseye yakışır biçimde )
- VAKIF/LIK ile VAKIF MALI ile VAKIF SENEDİ ile VAKIF ARAZİSİ ile VAKIF TOPRAĞI
- VÂKIF/VUKÛFİYET ile/ve/||/<> FARKINDA/LIK
- VAKİT "KAYBETMEYELİM" ile/değil/yerine VAKİT GEÇİRMEYELİM
- VAKİT NAMAZI ile TATAVVÛ
( Farz. İLE Sünnet ve teravih namazları. )
- VAKİT[Ar. < VAḲT] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAMAN | ÇAĞ
( vakit kaybetmeden vakit vakit vaktikerahet vaktizamanında ahir vakit beş vakit bir vakit dar vakit kimi vakit tez vakit ezan vakti horoz vakti iftar vakti imsak vakti kerahet vakti namaz vakti okuma vakti öğle vakti paydos vakti seher vakti zaman Bir işe ayrılmış ya da bir iş için alışılmış saatler çağ Belirlenmiş olan zaman Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde iken anlamı veren bir söz Geçim para bakımından elverişli durum )
- VAK(İ)T ile ...
( SAAT, GÜNÜN ÇEŞİTLİ SAATLERİ | MEVSİM | BELİRTİLEN ZAMAN | VAK(İ)T ile ABCDEF ( FIRSAT | ZAMAN )
- VAKİT ile/ve AKİT
- VAKİT ile/ve/<> DEM
( Belirli bir zaman dilimine anlam/değer verilmiş/yüklenmiş süre. İLE/VE/<> Kişinin, bu belirli zaman diliminde yaşadığı hal. )
( Zamanın tayinine vakit, vaktin içindeki hazza dem denilir. )
- VAKİT ile/ve/<> NAKİT
( TIME vs./and/<> CASH MONEY )
- VAKİT ile VAKİTLİ ile VAKİTÇE ile VAKİTSİZ/LİK ile VAKİT VAKİT ile VAKİTLİ VAKİTSİZ ile VAKİT KAYBETMEDEN
- VAKİT ile ZAMAN
- VAKİTLİ VAKİTSİZ ile/||/<> ZAMANLI ZAMANSIZ
- VAKİTLİCE ile ZAMANINDA
- VAKS ile/||/<> VAKS[Alm. < WACHS]
( 1 Bitkilerin yaptığı ve yağda eriyen bir madde olup su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarar 2 Birçok hayvanların kutikulasında bulunup su kaybını önler 3 Arıların yaptığı özel balmumudur Gliserolden daha uzun zincirli alkollerin yağ asitleriyle ester bağlarıyla bağlanarak oluşturdukları nötr bir lipit 1 Su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarayan bitkilerin yaptığı bir madde 2 Birçok hayvanın kutikulasında ve yumurta kabuğunda bulunan su kaybını önleyen bir madde 3 Anların yaptığı özel bal mumu 1 Gliserolden daha uzun zincirli alkollerin yağ asitleriyle ester bağlarıyla bağlanarak oluşturdukları nötr bir lipit 2 Su kaybını önlemeye ve solunumu azaltmaya yarayan bitkilerin yaptığı bir madde 3 Birçok hayvanın kutikulasında ve yumurta kabuğunda bulunan su kaybını önleyen bir madde 4 Arıların yaptığı özel bal mumu )
( WAX )
( WAX )
( WAX | WACHS )
- VAKSİN/VACCINE[İng.] ile/değil/yerine/= AŞI
- VAKSİNASYON/VACCINATION[İng.] ile/değil/yerine/= AŞILAMA
- VAKT[Ar.] ile İZ[Ar.]
- VAKT[Ar.] ile MÎKÂT[Ar.]
- VAKT[Ar.] ile SÂ'AT[Ar.]
- VAKTAKİ[Ar. < VAḲTĀ + Fars. Kİ] ile/değil/yerine/=/||/<> VAKTA Kİ
( Ne zaman ki diği zaman )
- VAKTAKİ ...[Ar., Fars.] ile/değil/yerine/= NE ZAMAN Kİ ...
- VAKT-İ MERHÛN ile/değil/yerine/= BEKLENİLEN ÇAĞ VE ZAMAN
- VAKT-İ ZEVÂL ile/||/<> APRÈSMIDI[Fr.] ile/||/<> İKİNDİ
( astronomi )
( APRÈSMIDI )
- VAKTİKERAHET[Ar. < VAḲT + KERĀHET] ile/değil/yerine/=/||/<> KERAHET VAKTİ
- VACUUM, UNDERPRESSURE[İng.] / VACUUM, VIDE[Fr.] / VAKUUM, UNTERDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM, BOŞLUK
- DIFFUSION DANS LE VIDE[Fr.] / VAKUUMDIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM DİFÜZYONU
- VACUUM CORRECTION[İng.] / CORRECTION DU VIDE[Fr.] / VAKUUMKORREKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM DÜZELTMESİ
- VAKUM ENERJİSİ ile/||/<> SIFIR NOKTA ENERJİSİ
( Vakum enerjisi boş uzayın kuantum dalgalanmalarıyken İLE sıfır nokta enerjisi harmonik osilatörün minimum enerjisidir )
( Formül: E_0 = ½ħω )
- VAKUUMSCHLAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUM HORTUMU
- VACUUM TUBE[İng.] / TUBE À VIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= VAKUM TÜPÜ
- VAKUM/VACUUM[İng.] ile/değil/yerine/= HAVASIZ BOŞLUK
- VAKUM[Lat.] ile/değil/yerine/= BOŞLUK
- VACUUM EVAPORATION[İng.] / ÉVAPORATION SOUS VIDE[Fr.] / VAKUUMVERDAMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VAKUMDA BUHARLAŞTIRMA
- VAKUMLAMAK ile VAKUMLANMAK ile VAKUM ile VAKUMLU
- VACUUM DIFFUSION[İng.] ile/değil/yerine/= VAKUMLU DİFÜZYON
- VAKÜOL/VACUOLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOFUL
( Koful ya da vakuol; bitkiler, mantarlar, hayvanlar, bazı protistalar ve bakterilerde bulunan ve çeşitlerine göre boyutları değişebilen içi sıvı dolu boşluklardır. Kofullar endoplazmik retikulum, golgi aygıtı, göze ve çekirdek zarından oluşabilir. Temel görevleri; depo, sindirim, salgı, boşaltım ve tatlı su mikroorganizmalarında su dengesini sağlamaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAKUOL ile/||/<> VEZİKÜL
( Vakuol büyük depo İLE vezikül küçük taşıyıcıdır )
( Formül: Depolama İLE transport )
- VAKUR[Ar. < VAḲŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AĞIRBAŞLI
- VAKVAKLAMAK ile VAKVAK
- VALABİ ile KAYA VALABİSİ
- VALANGINIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= VALANGİNYAN EPOKU
( Günümüzden 139.800.000 ile 132.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VALANS BANDI ile/||/<> İLETKENLİK BANDI
( Katıda elektronların dolu olduğu, en yüksek enerjili bağ düzeyidir; buradaki elektronlar atomlara bağlıdır, akım taşıyamaz. @@ Elektronların serbestçe hareket edip akım taşıyabildiği, üstteki boş ya da yarı dolu düzeydir. İkisi arasındaki yasak aralığın genişliği maddeyi iletken, yarıiletken ya da yalıtkan yapar. )
( Formül: HOMO ~ LUMO )
- VALANS | BİRLEŞME DEĞERİ ile/||/<> BİRLEŞME DEĞERİ
( kimya Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı kimya )
( VALENCE, VALENCY | DOSE | DOSAGE )
( VALENCE | DOSE | DOSAGE )
( ORDNUNG, REIHENFOLGE )
( VALENZA )
( ΣΘΈΝΟΣ / σθένος )
- VALANS | BİRLEŞME DEĞERİ ile/||/<> DÜZE ile/||/<> DÜZEM
( kimya: Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı. @@ (kimya) )
( VALENCE, VALENCY | DOSE | DOSAGE~DOSE | ORDER~DOSAGE )
( VALENCE | DOSE | DOSAGE~DOSE | ORDRE~DOSAGE | CADENSE )
( ORDNUNG, REIHENFOLGE~ORDNUNG, REIHENFOLGE~DOSIERUNG )
( VALENZA~DOSE~DOSAGGIO )
( ΣΘΈΝΟΣ / σθένος~ΔΌΣΗ / δόση~ΔΟΣΟΛΟΓΊΑ / δοσολογία )
- VALANS ELEKTRON ile/||/<> İÇ ELEKTRON
( Valans dış kabuk, iç elektronlar içeridedir )
( Formül: Kimyasal bağ yapan İLE korumalı )
- VALANS/VALENCE[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞER, DEĞERLİK
- VALANS ile/||/<> İLETİM ile/||/<> YASAK BANT
( Katıda elektronların dolu olduğu, en yüksek enerjili bağ düzeyidir; buradaki elektronlar atomlara bağlıdır, serbest akamaz. @@ Elektronların serbestçe hareket edip akım taşıyabildiği, valansın üstündeki boş ya da yarı dolu düzeydir. @@ İki bant arasındaki, elektronun bulunamayacağı enerji aralığıdır (E_g); genişliği maddeyi belirler: iletkende yok, yarıiletkende dar, yalıtkanda geniştir. İlki dolu, ikincisi iletken, üçüncüsü aradaki boşluktur. )
( Formül: Metal: E_g = 0 ~ Yalıtkan: E_g > 3 eV )
- VALE[Fr. < VALET] ile/||/<> ...
( iskambil kâğıtlarında oğlan bacak otellerde görevli acemi ve genç eleman iskambil kâğıtlarında oğlan bacak otellerde görevli acemi ve genç eleman valet 1 uşak 2 iskambil kâğıtlarında oğlan bacak 3 marangozlukta tezgâh mengenesi valet 1 uşak 2 iskambil kâğıtlarında oğlan bacak 3 marangozlukta tezgâh mengenesi )
( VALET )
- VALE[Fr. < VALET] ile/değil/yerine/=/||/<> ODA HİZMETÇİSİ | BACAK
( Otel restoran alışveriş merkezi düğün salonu vb yerlerde gelen müşteri ve misafirlerin araçlarını otoparka park etmekle görevli kimse oda hizmetçisi bacak )
- VALE[Fars. < VĀLE] ile/değil/yerine/=/||/<> VÂLE
( Genişlikleri ve çözgü tellerinin sayısı yönünden taftaya benzeyen dokunduktan sonra pişirilmiş ince ipekli kumaş )
- VALENCE TAUTOMERİSM ile/||/<> REDOKS İZOMERİ
( Valence e⁻ metal-ligand kayması, redoks farklı oksidasyon. )
( Formül: Dinamik İLE statik )
- VALENCİANA[İt. < VALENCIANA] ile/değil/yerine/=/||/<> VELENSE
( Yüzü uzun tüylü kalın ve ağır battaniye )
- VALF | AÇAR ile/||/<> AÇAR
( Yazılı bilgi ve anlak ölçerlerinde sorulara yapılan tepkilerin hızla değerlendirilmesinde kullanılan doğru yanıtlar listesi açkı II 1 Gazoz kapağıyla konserve kutularını açmakta kullanılan aygıt Bursa Saraycık Bozüyük Bilecik açar 2 Esri Söğüt Bilecik açıcak 2 Poyra Eskişehir 2 Oklava İnhisar Bilecik açar accak açcak açkı açkış haçar 1 Anahtar Yavuzköy Şavşat Artvin Küllük Iğdır Kurtkale Çıldır Eşmeyazı Kars açcak Kütahya açkı Ortayazı Senirkent Isparta aşkış Ahırlıkuyu Haymana Ankara haçar Küllük Iğdır Kars 2 açacak 1 açcak açar 1 )
( KEY | VALVE )
( SOUPAPE )
( VENTIL )
- MUFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= VALF KAPAĞI
- VALF, SUPAP ile/||/<> VALVE[İng.] ile/||/<> SOUPAPE[Fr.] ile/||/<> VENTIL[Alm.] ile/||/<> VANA[İt. < VANO]
( Bir akışkanın belirli bir yer bölüm ya da noktadan geçiş niceliğini değiştirmeye yarayan gereç )
( VALVE )
( SOUPAPE )
( VENTIL )
( VANO )
- VALF/VALVE[İng.] ile/değil/yerine/= KAPAK
- VALF[Fr. < VALVE] ile/değil/yerine/=/||/<> VANA (ÇEK VALF, KAPAKLI VALF, KÜRESEL VALF, STOP VALF, ŞİBER VALF, BUHAR VALFİ)
- VALF[İng.] ile/değil/yerine/= VANA
- VALİ[EPARHOS]:
< LONCA ÖRGÜTÜ ile/ve/||/<> LAGATARIOS ile/ve/||/<> SIMPANOS
( Genel denetimi sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Yabancı tüccarların denetimini sağlayanlar. İLE/VE/||/<> Esnaf localarını denetleyenler.[2 kişi] )
- VALİ ile/||/<> İLBAY
- VÂLİ[Ar.] ile/ve/||/<> SATRAP[Fr. < SATRAPE]
( Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi. @@ Şaşkınlık, sersemlik.[kederden gelen] )
- VALİ ile TEKFUR[Erm. < TAKAVOR: Taç taşıyan.]
( ... İLE Bizans döneminde vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli'deki Hıristiyan beylerine verilen ad.
Osmanlı Türkçesi'nde, Hıristiyan hükümdarlara verilen bir sandır.]
[Bizans'ta merkez dışındaki kentlerin müstakil valilerine Tekfur denirdi. Bunların idari ve askeri görevleri vardı. Türkiye Selçukluları ve Osmanlı'nın ilk dönemlerinde Tekfurlarla çok sıkı ilişki kuruldu. Tekfurlar Türk akınlarından korunup bağımsızlıklarını korumak için Türklere çok miktarda vergi verirdi. Tekfurların bazıları, durumlarını koruyabilmek için Türk kumandan ve beyleriyle akraba olma yollarına başvururdu. Bu nedenle, çoğu Tekfur, kızını Türk kumandan ya da oğluna gelin verirdi. Bu Tekfur'ların içinden, Müslüman olanlar da oldu. Bunlardan Harman kaya Tekfuru Köse Mihal, en ünlüsüdür. Osmanlı'ya ve İslâmiyet'e hizmetlerde bulunmuştur. Bizans yıkılınca, tekfurluk da tamamen tarihe karışmıştır.] )
- VALİ[Ar. < VĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> VALİ
( merkez valisi Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi ilbay satrap )
- VÂLİ[Ar.]/SATRAP[Fr. < SATRAPE] ile/ve/||/<> VÂLİH[Ar.]
( Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi. @@ Şaşkınlık, sersemlik.[kederden gelen] )
- VÂLİD ile/ve/<> VÂLİDE
- VÂLİD[Ar. < VİLÂDET] ile VÂLİDE[Ar.]
( Baba. İLE Ana, doğuran. )
- VALIDASYON/VALIDATION[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇERLEME
- VALİDASYON ile/değil/yerine/= GEÇERLEME
- VALİDE ÇEŞMESİ / BEZMİÂLEM SULTAN ÇEŞMESİ ile VALİDE ÇEŞMESİ / GÖKSU ÇEŞMESİ ile VALİDE ÇEŞMESİ
( Maçka'da, Spor Caddesi'ndedir. İLE Küçüksu iskelesinde, Küçüksu Kasrı karşısındadır. İLE Aksaray meydanında, Valide Sultan Camisi yanındadır. )
( Sultan Abdülmecid, annesi Bezmiâlem Sultan'ın anısı için yaptırtmıştır. [1839] İLE Sultan III. Selim, annesi Mihrişah Sultan anısı için yaptırtmıştır. [1806] İLE 1871'de, Sultan II. Mahmud'un eşi Pertevniyal Sultan tarafından. [Pertevniyal Sultan Çeşmesi adıyla da bilinir.] )
- VALİDE ETMEK ile/değil/yerine/= GEÇERLEMEK
- VALİDE KÖŞKÜ ile VALİDE KÖŞKÜ
( Yıldız Sarayı bahçesindedir. İLE Koşuyolu'ndadır. )
- VALİDE/PERTEVNİYAL SULTAN CAMİSİ ile VALİDE SULTAN CAMİSİ / YENİ CAMİ
( Aksaray meydanının köşesindedir. İLE Eminönü'ndedir. )
( Sultan Abdülaziz, annesi Pertevniyal Sultan anısı için yaptırmıştır. [1871] İLE 1590'da, Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan tarafından başlatılmıştır. Sultan IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan tarafından tamamlanmıştır. [Plânları Mimar Davud Ağa tarafından, tamamlanması Mimar Mustafa Ağa tarafından.] )
- VALİDE SEBİLİ ile VALİDE ÇİNİ SEBİLİ ile VALİDE-İ CEDİT SEBİLİ / YENİ VALİDE SEBİLİ
( Eminönü'nde, Bahçekapı'da, İş Bankası yanındadır. İLE Üsküdar'da, Toptaşı'nda, Çinili Cami yanındadır. İLE Üsküdar'da, Yeni Valide Camisi köşesindedir. )
( 1663'te, Sultan IV. Mehmet'in annesi Turhan Sultan tarafından. İLE 1640'ta, Sultan I. Ahmed'in eşi Kösem Sultan tarafından. İLE 1709'da, Sultan IV. Mehmed'in eşi Gülnûş Sultan tarafından. )
- VÂLİDE SULTAN ile ...
( Osmanlı'larda Sultan'ın annesi. [Protokolda Sultan'dan sonra gelir.] )
- VALİDE[Ar. < VĀLİDE] ile/değil/yerine/=/||/<> ANNE (VALİDE SULTAN, KAYINVALİDE)
- VÂLİDE[Ar.] ile/değil/yerine/= ANNE/ANA
- VALİDE/LİK ile VALİDE SULTAN
- VALİDİTE/VALIDITY[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇERLİLİK
- VALİ/LİK ile VALİZ
- VALIN[İng.] ile/değil/yerine/= VALİN
( Protein sentezinde kullanılan amino asitlerden biridir. İsmi valerian isimli bir bitkiye dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VALINOMYCIN[İng.] ile/değil/yerine/= VALİNOMİSİN
- VALİSE[Fr. < VALISE] ile/değil/yerine/=/||/<> VALİZ
( Genellikle yolculukta içine çamaşır vb eşya konulan küçük el bavulu )
- VALİZ[Fr. < İt.]/BAVUL[İt. < BAULE] ile/değil/yerine/= ÇANTA
(
)
- VALLAHİ | VALLAHA | VALLA ile/||/<> VALLAHİ BİLLAHİ | VALLAHİ TALLAHİ
- VALLÂHİ ile/ve BİLLÂHİ ile/ve TALLÂHİ
( Üçüncü derece yemin/kasem. İLE/VE İkinci derece yemin/kasem. İLE/VE Birinci derece yemin/kasem. )
- VALLAHİ[Ar. < VALLAHİ] ile/değil/yerine/=/||/<> VALLAHİ
( vallahi billahi vallahi tallahi Tanrı yı tanık tutarım Tanrı hakkı için anlamında kullanılan bir yemin sözü billahi tallahi valla vallaha )
- VALLAHİ ile VALLAHİ BİLLAHİ ile VALLAHİ TALLAHİ
- VALLÉE[Fr.] ile/||/<> VADİ[Ar. < VÂDİ]
( coğrafya )
( VALLÉE )
- VALONIA OAK[İng.] ile/||/<> QUERCUS ITHABURENSIS SUBSP. MACROLEPIS[Lat.] ile/||/<> PALAMUT MEŞESİ
( Kayıngiller Fagaceae familyasından 1015 m kadar boylanabilen yaprak kenarları dişli olan ve yapraklarını döken meyvelerinden tanen elde edilen Ege Akdeniz ve Orta Anadoluda doğal yayılış gösteren bitkiler )
( VALONIA OAK )
( PÉLAMYDE )
( VALONEA-EICHE )
( QUERCUS ITHABURENSIS SUBSP. MACROLEPIS | SARDA SARDA )
( QUERCIA VALLONEA )
( ΒΕΛΑΝΙΔΙΆ / βελανιδιά )
- VALÖR[Fr. < VALEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞER | GEÇERLİLİK
( değer geçerlilik )
(1996'dan beri)