Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(328/359)


- TURNA ile TAÇLI TURNA

( ... İLE Barışçıl, sevimli ve nazik olan bu kuş, Uganda'nın bayrağında da yer alan simgesidir. [Bu kuşu öldürmenin 7 yıllık hapis cezası vardır.] )

( ... cum BALEARICA PAVONINA )


- TURNA ile TELLİ TURNA

( ... İLE Turnagillerden, su kıyılarında yaşayan, uzunluğu 85 santimetre olan, gövdesi gümüşi, başı ve boynu kara, büyük bir kuş. )

( GRUS GRUS cum ANTHROPOIDES VIRGO )


- TURNA ile TURNA BALIĞI(PIKE)

( Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş. İLE Tatlı sularda yaşayan yırtıcı bir balık. )

( GRUS GRUS cum ESOX LUCIUS )


- TURNA ile TURNACI ile TURNA KIRI ile TURNA BALIĞI ile TURNA KATARI


- TURNAGİLLER ile/||/<> TURNAGİLLER

( Gruidae grus turna kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının bataklıkkuşları Grallae takımının bir familyası Boyunları ve kanatları çok uzundur İridirler Eski Dünyada ıslak yerlerde yaşarlar Turna Grus grus telli turna Anthropoides virgo iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından boyunları ve kanatları çok uzun genellikle nemli yerlerde yaşayan bir familya )

( CRANES )

( GRUES | GRUIDÉS )

( KRANICHE )

( GRUS | GRUIDAE | GRUIDAE, GRUS: TURNA KUŞU )


- TURNER SENDROMU ile KLINEFELTER SENDROMU ile DOWN SENDROMU

( [kromozomlarda] 23. çiftte yalnızca X'in bulunması. İLE 23. çiftte XXY yapısındadır. [Bazıları 23. çiftte XYY gösterir.] İLE 21. çiftte XXX yapısındadır. )

( Dişi, boyu kısa, boynu katmerli olur. Ergenlikte eşeysel açıdan gelişemez. Matematiksel işlemler, mekânsal işlevleri anlamak gibi zihinsel işlevlerde beceriksizlikler gösterir. İLE Bazıları eril olarak gelişir fakat eşeysel gelişimlerinde durgunluk vardır ve zihinsel gerilik gösterir. Bazıları dişi olarak gelişebilir ve gövde olarak gerilik göstermez. [Bazıları 23. çiftte XYY gösterir. Bu eriller, daha iri, daha saldırgan ve eşeysel açıdan daha etkindir.] İLE ... )


- TURNİKE ile/ve/||/<> ATEL

( Yoğun kanamalarda. İLE/VE/||/<> Kırık/çıkıklarda, yaralanmalarda/vurmalarda[travmalarda]. )

( Kan akışını kesmek üzere. İLE/VE/||/<> Hareket ettir(t)memek üzere. )

( - Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği, en az 8-10 cm. olmalıdır.
- Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılmamalıdır.
- Turnike uygulamasının yapıldığı saat, bir kağıda yazılmalı ve yaralının üzerine asılmalıdır.
- Turnike, her 15-20 dk. gevşetilip sıkılmalıdır. )


- TOURNESOL[Fr.] ile/değil/yerine/= TURNİSOL


- TURNO[İt. < TURNO] ile/||/<> TEK DİLLİ, BİR TEKERLEKLİ MAKARA

( tek dilli bir tekerlekli makara İtal ritorno bozzello di ritorno leading block Türkçede ritorno biçiminin ri bölümü düşmüştür )

( TURNO )


- LITMUS PAPER[İng.] / PAPIER DE TOURNESOL[Fr.] / LACKMUS PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= TURNUSOL KÂĞIDI


- TURNUSOL[Fr.] (KÂĞIDI) ile MİHENK (TAŞI) ile KİLİT (TAŞI)

( Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi. İLE Altının gerçeğini sahtesinden ayırmak ve ayarını belirlemek üzere kullanılan sert ve siyah taş. )


- TURNUSOL KÂĞIDI ile/||/<> TURNUSOL ile/||/<> TURNUSOL KAĞIDI

( Kimi bitkilerden elde edilen C6H3(OH)2CH3 gibi bileşiklerin süzgeç kağıdına emdirilmesiyle hazırlanmış kâğıt. (Asitli çözeltilerde kırmızı, bazlarda mavi renk gösterdiğinden nitel çözümlemede kullanılır.) )

( LITMUS PAPER | LITMUS~LITMUS~LITMUS PAPER )

( PAPIER TOURNESOL | TOURNESOL~TOURNESOL~PAPIER TOURNESOL )

( LITMUSPAPIER | LACKMUS~LACKMUS~LACKMUSPAPIER )

( CARTINA AL TORNASOLE~TORNASOLE~CARTINA AL TORNASOLE )

( ΧΑΡΤΊ ΗΛΙΟΤΡΟΠΊΟΥ / χαρτί ηλιοτροπίου~ΗΛΙΟΤΡΌΠΙΟ / ηλιοτρόπιο~ΧΑΡΤΊ ΗΛΙΟΤΡΟΠΊΟΥ / χαρτί ηλιοτροπίου )


- LITMUS[İng.] / LACKMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= TURNUSOL


- TURNUSOL ile TURNUSOL BOYASI ile TURNUSOL KAĞIDI


- TURP | TURBA ile/||/<> TURBA ile/||/<> TURBA[Fr. < TOURBE]

( Bitkilerin köklerinden ayrışmış yaprak ve saplarından oluşmuş bir tür kömür Yüzeyleri bataklık bitkileriyle örtülmüş derin olmayan su birikintilerinin diplerinde bitki kalıntılarından oluşan kömür bataklık kömürü )

( TURBE, PEAT | PEAT, TURF )

( TOURBE )

( TORF )


- TURP ile AÇIKAĞIZ

( .. İLE Turpgillerden bir bitki. )

( ... cum HESPERIS ACRIS )


- TURP ile ACIRGA

( ... İLE Yabanturpu. )


- TURP ile ALABAŞ TURPU/CEHENNEM TOPUZU[Kıbrıs'ta]


- TURP ile BAYIRTURPU

( ... İLE İri bir turp türü. )

( ... cum COCHLEARIA ARMORACIA )


- TURP ile/değil EJDER MEYVESİ

( ... İLE/DEĞİL Dış görünüşü turp gibi, kırmızı ve aralarından yeşil yapraklar çıkan, içi beyaz fakat siyah noktalar bulunan, tadı çok güzel bir meyve.[Vietnam'da] )

( [not] RADISH vs./but DRAGON FRUIT )


- TURP ile KARATURP

( ... İLE Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki. )


- TURP ile KIRMIZI TURP

( ... İLE Turpgillerden, kökü kırmızı olan bir tür turp. )

( ... cum RAPHANUS SATIVUS VAR. RADICULA )


- TURP ile/||/<> KOLZA

( ... İLE/||/<> Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki. )

( ... cum BRASSICA NAPUS )


- TURP ile/ve/||/<> PANCAR


- TURP ile ŞALGAM/ÇOMUR

( RADISH vs. TURNIP )

( RAPHANUS SATIVUS cum BRASSICA RAPA )


- TURP ile/ve TERME

( ... İLE/VE Yabani turp. )


- TURP ile YABANTURBU

( ... İLE Turpgillerden, kökü ve yaprakları baharlı, beyaz çiçek açan bir bitki. )

( ... cum RAPHANUS RAPHANISTRUM )


- TURRE[Ar.] ile/ve PÜRÇEK/ZÜLF/ZÜLÜF[Fars.]/BÂRE[Fars.]/KÜJEK[Argu][dvnlgttrk]

( Alnın bir kısmına düşen saç. Kıvırcık saç lülesi. İLE/VE Yanağa sarkan saç. Şakaklardan sarkan saç lülesi. | Bele ya da topuğa kadar uzun olan saç. | Sevgilinin saçı. )

( ZÜLF-İ DİL-ÂRÂ: Sevgilinin gönlün süsleyen, gönle hoş gelen zülfü. ZÜLF-İ DİREFŞÂN: Dalgalanan saç. ZÜLF-İ MÜŞG-BÂR: Misk saçan zülf. ZÜLF-İ YÂR: Sevgilinin zülfü, saçı. | Menfaat, çıkar.[Zülfiyara dokunmak deyiminde] )


- TURSIOPS TRUNCATUS ile/ve TURSIOPS GILLI

( Dünyanın her yanına yayılmış iki tür şişe burunlu yunusbalıklarıdır. )

( Yunus )


- TURŞULAŞMAK ile TURŞU/LUK ile TURŞUCU/LUK ile TURŞU SUYU ile TURŞU BALIĞI


- TÜRÜM ile/ve/||/<> DÜRÜM

( Taşma, dağılma[neşir/neşr], ışık/görünüm[zuhur], iniş/nüzûl/cirâc. İLE/VE/||/<> Toplanma[haşır/haşr], çıkış/dönüş/mirâc. )


- TÜRÜM ile TÜRÜMCÜ/LÜK


- TURUNÇ[Fars. < TURUNC] ile BERGAMOT

( ... İLE Turunçgillerden bir ağaç. | Bu ağacın, kabuklarından reçel yapılan ve esans çıkarılan meyvesi. )

( ... cum CITRUS BERGAMIS )


- TURUNÇ ile/||/<> TURUNÇ[Fars. < TURUNC]

( botanik Turunçgiller Rutaceae familyasından ülkemizde de yetiştirilen her dem yeşil ağaçlar Tıpta meyve kabukları yaprakları ve çiçeklerinden elde edilen uçucu yağı kullanılan kabuğu tentür şurup ekstre biçiminde iştah açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak turunç çiçeği suyu ve esansı galenik preparatlarda tat ve koku düzeltici olarak kullanılan sedef otugiller familyasından bir ağaç )

( SEVILLE ORANGE )

( BIGARADIER )

( BITTERE ORANGE )

( CITRUS AURANTIUM | CITRUS VULGARIS )


- TURUNCÎ ŞEYH ile/ve TURUNCÎ UŞŞÂKÎ ZÂDE

( Ünlü bir çeşit lâle. İLE/VE Ünlü bir çeşit lâle. )


- TURUNCULAŞMAK ile TURUNÇ ile TURUNCU


- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | NÜSHA ile/||/<> NÜSHA ile/||/<> SAYI

( 1 Bir yapıtın bir yazının basılmış ya da yazılmışlarından her biri 2 sayı Aynı tipte yapılan veya aynı basımdan çıkan şeylerin her biri Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )

( EXEMPLAIRE )


- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | SAYI ile/||/<> SAYI

( Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )

( POINT | HIT, "GIVEN OR RECEIVED" | GOAL | SCORE | NUMBER | DIGIT )

( NOMBRE DE TOUCHES | NOMBRE | NUMÉRO | NOMBRE;ING. NUMBER )

( PUNKT | TOR | ZAHL | NUMERUS )

( NUMERUS )


- TUS ile/||/<> DUS

( Tıpta Uzmanlık Sınavı @@ Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı )


- TUŞ ile/||/<> TUŞ[Fr. < TOUCHE]

( Oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi )

( KEY )

( TOUCHE )


- TUŞ[Fr. < TOUCHE] ile TUŞ ile TUŞ

( Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. | Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. | Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi. İLE Taraf, yön, cihet, rast gelme, karşısında duran. | Benzer, denk, eş. İLE Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. )


- TUSİ ile/||/<> ÇİFTİ

( Dairesel hareketten doğrusal hareket elde etme )

( Nasireddin Tusi tarafından 1247 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1201-1274) (Ülke: İran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Tusi çifti, trigonometri, Meraga Rasathanesi) )


- TUSSILAGO FARFARA[Lat.] ile/||/<> DEVETABANI

( Yapraklarında müsilaj acı glikozit tanen organik asitler inülin şeker ve fitosterol içeren enfüzyon biçiminde yumuşatıcı balgam söktürücü ve öksürük kesici olarak kullanılan bileşikgiller familyasından bir bitki öksürük otu )

( TUSSILAGO FARFARA )


- TUSSILAGO FARFARA[Lat.] ile/||/<> ÖKSÜRÜK OTU

( Devetabanı )

( TUSSILAGO FARFARA )


- TUT ile/||/<> ...


- TUTACAK ile TUTAÇ ile TUTAK ile TUTAM ile TUTAMAÇ/TUTAMAK

( Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti, tutaç, tutak. İLE Laboratuvar maşası. | Tutacak. İLE Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Avuç içi ya da parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. İLE Tutamaç. | Tutunulacak, dayanılacak, güvenilecek nesne. )


- TUTAK ile Tutak

( Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. )


- TUTAK/KABZA[Ar.] ile/ve/||/<> BALÇAK

( Silah, kılıç vb. şeylerde tutulacak yer, sap. İLE/VE/||/<> Kabza. | Kılıcın sapında/kabzada eli koruyan demir parça/bölüm. )


- TUTAM/GANZİLİS ile TUTAM ile TUTAM ile TUTAM/DİZENEK/TERTİP/NİZAM/FORMAT[İng.]

( Avuç içi ya da parmak uclarıyla tutulabilen miktarda olan. | Deste, demet. İLE Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi ya da pay, hisse, parti, lot. | Belge. İLE Durum. İLE Soruların biçimsel özellikleri, dile getirilişi, dizisi, geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen. )


- TUTAMAÇ ile TUTAMAÇLI


- TUTAMAK ile TUTUCULAŞMAK ile TUT ile TUTU ile TUTUCU/LUK ile TUTULU ile TUTAMAKSIZ ile TUTULU SATIŞ


- TUTAMLAMAK ile TUTAM/LIK ile TUTAM TUTAM


- TUTANAK ile TUTANAKÇI/LIK


- TUTARIK ile TUTARIKLI


- TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK

( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )

( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )

( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )

( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )

( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )


- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<> BAĞDAŞIK/LIK


- TUTARLI/LIK ile/ve DAYANAKLI/LIK

( Derin anlamda devamlılığa, tutarlılık sonucu ulaşılır. )

( Tutarlı olun, yapaylık ve kurnazlıktan uzak durun. )

( CONSISTENT/CONSISTENCY vs./and ENDURANCE )


- TUTARLI/LIK ile/ve/> DENGELİ/LİK

( CONSISTENCY vs./and/> BALANCED/NESS )


- TUTARLI/LIK ile DOĞRU/LUK


- TUTARLI/LIK ile/ve/<> GEÇERLİ/LİK

( CONSISTENCY vs./and/<> VALID/ITY )


- TUTARLILIK ile/ve/||/<> "HESABINI VEREBİLMEK"


- TUTARLILIK ile/ve/||/<>/> İTİBAR

( Kendimizde gö(ste)rebileceğimiz. İLE/VE/||/<>/> Ötekilerde [ve kendimizde] gö(ste)rebileceğimiz. )


- TUTARLILIK ile/ve/değil/||/<> KENDİNE YAKIŞTIRAMAMAK


- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<>/> ÖNGÖRÜLEBİLİR/LİK


- TUTARLILIK ile/ve/||/<>/< SAMİMİYET, İÇTENLİK, AÇIKLIK, ŞEFFAFLIK, SÜREKLİLİK, BÜTÜNLÜK


- TUTARLI/LIK ile/ve/<>/değil TAMAMLANMIŞ/LIK / TAMAMLAYICI/LIK


- TUTARLILIK ile/||/<> TUTARSIZLIK

( Tutarlılık bir sistemde çelişki olmaması İLE tutarsızlık çelişki içermesidir. Gödel bir sistemin tutarlılığının o sistem içinde kanıtlanamayacağını gösterdi İLE bu matematiğin sınırlarını ortaya koydu. )

( Kurt Gödel tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1906-1978) (Ülke: Avusturya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Gödel tamamlanmazlık teoremleri, matematiksel sistemlerin sınırlarını kanıtladı, biçimsel sistemlerin tutarlılığı) )


- TUTARLI/LIK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

( CONSISTENCY vs./and/<> HARMONY )


- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<>/> YETERLİ/LİK


- TUTARSIZLAŞMAK ile TUTAR/LIK ile TUTARLI/LIK ile TUTARSIZ/LIK ile TUTARSIZCA


- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK


- TUTARSIZLIK ile/değil/yerine/>< TUTARLILIK/İNSİCAM


- TUTÇEK | FORSEPS ile/||/<> FORSEPS[Fr. < FORCEPS]

( anat Kerpeten kıskaç )

( FORCEPS )

( FORCEPS )


- TUTİYE | DUTGİLLER ile/||/<> DUTGİLLER

( botanik Ağaç ya da çalı formunda olup tek evcikli bazen taç yaprakları bulunmayan meyveleri fındıksı eriksi ya da küçük kapçık şeklinde dut Morus ve incir Ficus cinslerini de içine alan bir familya )

( MORACÉES )

( MORACEAE )


- TUTKAL SUYU, TUTKAL ŞERBETİ ile/||/<> TUTKAL ŞERBETİ

( İçine çok az eritilmiş tutkal katılan ılık su )


- TUTKAL["TUT KAL"] ile/değil/yerine/||/<>/< TUTKU


- BINDER[İng.] / AGGLOMERANT, LIANT, AGGLOMÉRANT[Fr.] / BINDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TUTKAL, YAPIŞTIRICI


- TUTKAL ile/||/<> TUTKAL

( Ağaç işlerinde kullanılan yapıştırıcı gereç Yarış lastiklerini kasnağa sıkıca yapıştırmak için kullanılan türlü tutkallar Lastiğin sağlam olması için yarış ve eğitimden en az iki gün önce tutkallanması gereklidir genel uygulayım Tahta kâğıt deri vb yapıştırmaya yarayan özdek Az tutgal Türkçe tut tutkal ile yapıştırmak kökünden geldiği açıktır Türkçe tut kökünün Kazakçada leimen tutkal ile yapıştırmak anlamına geldiğini görüyoruz Brockelmanna göre OGM 53 2 not tutgaldaki gal eki ganın bir yan biçimidir Deny Principes 85 tut kökünden geldiğini açıklamakla yetinmiştir Eski ve yeni diyalektlerde tutkala yelim adı verilir O açıdan tutkalın yeni bir türev olduğu anlaşılıyor Buna karşılık tutkala verilen yelim adı eski bir ögedir Bu ad dilimizde yaygın olarak kullanılmışsa da bugün dar bir alanda ilim ve yelim olarak kalmıştır Eren TD 27 308 1993 2 65 Ancak eski kaynaklarda yelim biçimi yaygın olarak geçer Çağdaş diyalektlerde de yelim celim yilim Yakutça silim Çuvaşça śilĕm olarak kullanılır Orta Türkçede ve Kıpçakçada da yelim biçiminin geçtiğini biliyoruz Ligeti AOH 17 24 Räsänen V 196a Clauson ED 929a Eren TD 1993 2 6465 Türkçe yelim Farsçaya ve Tacikçeye de geçmiştir Doerfer TMEN 1889 TLT 113 )

( GLUE )

( COLLE | GOMME LAQUÉ | COLLE (FORTE) )

( LEIM )

( TUTGAL[Az.] )


- TUTKALLAMAK ile/||/<> LEIMEN[Alm.]

( İki ağaç parçasına tutkal sürerek ve genellikle sıkıştırarak yapılan yapıştırma işlemi )

( LEIMEN )


- TUTKALLAMAK ile TUTKALLANMAK ile TUTKAL ile TUTKALCI/LIK ile TUTKALLI ile TUTKALSIZ ile TUTKAL ŞERBETİ


- TUTKU ile/ve/<> AŞK

( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )


- TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK


- TUTKU ile/ve ÇİLE

( PASSION vs./and PASSION[SUFFERING] )


- TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT


- TUTKU ile FETİŞ


- TUTKU ile HIRSLI ile İDDİALI BİR ŞEKİLDE

( AMBITION vs. AMBITIOUS vs. AMBITIOUSLY )

( جاه طلبي ile بلند همت ile نامجو ile جاه طلبانه )

( JAH TALABY ile BALAND CPEHMAT ile NAMJO ile JAH TALABANEH )


- TUTKU ile/ve/||/<> KORKU

( PASSION vs./and/||/<> FEAR )


- TUTKU ile KÖSNÜ/ŞEHVET

( ŞEHVET: Maddeye olan bağımlılık. )

( ŞEHVET: Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. )

( Kişiyi yenik düşüren her istek, kösnüdür/şehvettir. )

( LUST: Bondage to matter. )

( LUST: Remembering - imagining - anticipating. )

( GULMET: Şehvet fazlalığı. )

( PASSION vs. LUST/LECHERY/CONCUPISCENCE )


- TUTKU ile/değil/yerine NEŞE


- TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM

( [not] PASSION vs./and/but ATTITUDE
ATTITUDE instead of PASSION )


- TUTKU ile/ve/||/<> US

( PASSION vs./and/||/<> REASON/MIND )


- TUTKU ile/ve ZAAF


- TUTKULAŞMAK ile TUTKU ile TUTKUN/LUK ile TUTKULU ile TUTKUSAL ile TUTKUSUZ/LUK


- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK


- TUTMA ile BULUNDURMA

( HOLD vs. KEEPING )


- TUTMA ile/ve/> GENİŞLETME

( TO HOLD vs./and/> TO WIDEN )


- TUTMA ile/ve/değil/||/<>/< TIKANMA


- TUTMAÇ ile/||/<> UN ÇORBASI. (*YALVAÇ -ISPARTA)

( Un çorbası Yalvaç Isparta Ağızlarda dutmaç olarak da kullanılır Orta Türkçede tutmaç olarak geçer Eski Kıpçakçada da tutmaç biçimi kullanılır tut maç eki Bu ekin fiil köklerinden yemek adları yapımında sıklıkla geçtiğine tanık oluyoruz Türkçeden Farsça Rusça gibi komşu dillere de geçmiştir Eren İkinci Milletlerarası Yemek Kongresi Türkiye 310 Eylül 1988 478483 Räsänen V 502a tut kökünden geldiğini bildirmekle yetinmiştir Clauson Studies 152 maç ekiyle yapıldığını belirtmiştir ED xliii maç 457a Brockelmann OGM 83 Doerfer TMEN 876 1010 dilmaçtaki maç ekini tutmaçtaki maç ekiyle birleştirmiştir Türkçe maç ekine ilişkin bilgi almak için TryjarskiHamilton JA 263 181 Kałużyński RO 31 113 )


- TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine HEYBEYE ATMAK


- TUTMAK ile/ve/<> ALIKOYMAK


- TUTMAK ile/ve BAĞLAMAK/BAĞLAYICILIK

( TO HOLD vs./and TO ATTACH )


- TUTMAK ile TUTMAÇ ile TUTMALIK


- TUTMAK ile YARIŞMA DÜZENLEMEK ile TOPLANTI YAPMAK ile GERİ ÇEKİL ile TUT CANIM ile DAYAN ile TOPLANTI YAPMAK ile BİR GEMİYİ TUTMAK ile BİR DAKİKA BEKLE ile SAYGI DUYMAK ile SORUMLU TUTMAK ile TUTUCU ile TUTMA ile HOLDİNG ŞİRKETİ ile SIKI TUTMAK

( HOLD vs. HOLD A COMPETITION vs. HOLD A MEETING vs. HOLD BACK vs. HOLD DEAR vs. HOLD FAST vs. HOLD MEETING vs. HOLD OF A SHIP vs. HOLD ON A MINUTE vs. HOLD RESPECT vs. HOLD RESPONSIBLE vs. HOLDER vs. HOLDING vs. HOLDING COMPANY vs. HOLDING FAST TO )

( برگزار کردن ile دردست داشتن ile منعقد ساختن ile متمسک شدن ile منعقد کردن ile در دست داشتن ile عقد کردن ile انبارکردن ile نگاهداري ile مسابقه گذاشتن ile مجلس داشتن ile تشکيل جلسه دادن ile مجلس کردن ile خودداري کردن ile عزيز داشتن ile محکم گرفتن ile خن ile وايسا ile احترام قائل بودن ile مسئول دانستن ile مسئول کردن ile حامل ile دارنده ile نگاه دارنده ile مسک ile انعقاد ile ملک متصرفي ile معتصم ile شرکت مرکزي ile مستعصم )

( BARGOZAR KARDAN ile DARDAST DASHTAN ile MANAGHAD SAKHTAN ile MOTAMSK SHODAN ile MANAGHAD KARDAN ile DAR DAST DASHTAN ile AGHAD KARDAN ile ANBARKARDAN ile NEGAHODARY ile MOSABAGHEH GOZASHTAN ile MOJALS DASHTAN ile TASHKYLE JALSEH DADAN ile MOJALS KARDAN ile KHODDARY KARDAN ile AZYZ DASHTAN ile MOHKAM GARAFTAN ile KHAN ile وايسا ile EHTARAM QAEL BODAN ile MASOUL DANSTAN ile MASOUL KARDAN ile HAMEL ile DARANDEH ile NEGAH DARANDEH ile MOSK ile ENEGHAD ile ملک متصرفي ile MOTASAM ile SHARKAT MARKZY ile مستعصم )


- TUTMAMAK ile/ve/değil KISKANMAK


- TUTSAK ile/||/<> ...

( Halk müzik aracı olan sazlarda burgulardan gelen tellerin tutturulduğu kısım Gıranışık Bilecik )


- TUTSAK ile TUTSAK

( CAPTIOUS vs. CAPTIVE )

( عيب جو ile بندي ile دربند )

( عيب جو ile BANDY ile DARBAND )


- TUTSAK/LIK ile TUTSAK PAZARI


- TÜTSÜLEMEK ile/||/<> TÜTSÜLEME

( Tanenli araçların amonyak buharında bırakılarak renklendirilmesi eylemi Birini kötülüklerden arıtma büyüden kurtarma ya da kimi sayrılıklardan sağaltma amacıyla içinde etkili güç bulunduğuna inanılan otları yaprakları ateş üzerine atarak yakma duman çıkarma Dumanlama Çoğunlukla et ve balık gibi ürünlerin korumasını sağlamak rengini ve tadını geliştirmek antimikrobiyal ve antioksidan etki sağlamak için odun dumanından yararlanılarak uygulanan işlem dumanlama isleme )

( BURNING INCENSE | SMOKING )

( PROPITIOTION )

( RÄUCHERN | RÄUCHERUNG )


- TÜTSÜLEMEK ile TÜTSÜLENMEK ile TÜTSÜLETMEK ile TÜTSÜ/LÜK ile TÜTSÜLÜ ile TÜTSÜ GÖZÜ


- TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN! ile/ve/||/<>
ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!

( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )


- TUTTUR ile/||/<> TÜTTÜR

( Yakalatmak. İLE/||/<> Yakalatmak. )


- TUTTURMADA:
ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<>/> ÖFKE


- TUTTURMAK ile DİRETMEK/DAYATMAK


- TUTTURMAK ile TUTTURABİLMEK


- TUTTURMAK ile TUTTURMAK ile TUTTURMAK

( İnat etmek. İLE İsabet, ettirmek, yakalamak, başarmak. İLE İliştirmek. )


- TÜTTÜRMEK ile TÜTTÜREBİLMEK


- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE

( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )


- [ne yazık ki]
TUTUCU ile GERİCİ


- TUTUCU ile MUHAFAZAKAR PARTİ ile KONSERVATİF OLARAK ile MUHAFAZAKARLIK ile KORUMAK

( CONSERVATIVE vs. CONSERVATIVE PARTY vs. CONSERVATIVELY vs. CONSERVATIVENESS vs. CONSERVE )

( مرتجع ile محافظه کار ile محافظهکار ile حزب محافظه کار ile محافظهکارانه ile محافظه کاري ile کنسرو کردن ile کنسرو تهيه کردن )

( MORTAJE ile MOHAFEZEH KAR ile MOHAFEZEKKAR ile HEZB MOHAFEZEH KAR ile MOHAFEZEKKARANEH ile MOHAFEZEH KARY ile KONSORO KARDAN ile KONSORO TAHYYEH KARDAN )


- TUTUCU ile/||/<> TUTUCU

( Durmalı çıkışlarda çiftekerciye yardım eden kişi Eskiden itici denirdi Çıkışta koşucuyu itmek yasak olduğundan bu gün bu yardımcılara tutucu denilmektedir )

( CLIP )

( TENEUR )


- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU

( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )


- TUTUK ile TUTUCU


- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMAK ile TUTUKLATMAK ile TUTUKLATABİLMEK ile TUTUKLAYABİLMEK ile TUTUK/LUK ile TUTUKLU/LUK ile TUTUKSUZ/LUK


- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMIŞ

( ARREST vs. ARRESTED )

( بازداشت ile دستگير کردن ile توقيف ile دستگير ile جلب ile بازداشت کردن ile گرفتار کردن ile دستگيري ile دستگير شده )

( BAZDASHT ile DASTGYR KARDAN ile TOGHYFE ile DASTGYR ile JALAB ile BAZDASHT KARDAN ile GARAFTAR KARDAN ile DASTGYRY ile DASTGYR SHODEH )


- OCCLUDED WATER[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUKLANMIŞ SU


- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA

( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )

( [not] ARREST vs./and/but/||/<>/< CUSTODY )


- TUTULMA ile TUTULMA

( ECLIPSE vs. ECLIPSED )

( خورشيدگرفتگي ile گرفتگي ile خسوف کردن ile کسوف ile گرفت ile ماه گرفتگي ile منخسف )

( KHORSHYDEGARAFTAGY ile GARAFTAGY ile KHSOF KARDAN ile KASOF ile GARAFT ile MAH GARAFTAGY ile منخسف )


- TUTULMA ile TUTULMA[Ar. HUSÛF/ECLIPSE] ile TUTULMA ile TUTULMA

( Toplum tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. | Tutuk duruma gelmek. | Kapatılmak, sarılmak. | Bir örgen ya da bir nesnenin hareket edemez olması. | Yakalanmak. | Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. İLE Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün ya da bir bölümünün görünmez duruma gelmesi. | Gözlemciye göre, iki gökcisminden birinin, öbürünü örtmesi. Ay'ın, Güneş'i örtmesi[gün tutulması]; Yer'in, Ay'ı örtmesi[Ay tutulması]. İLE Birine tutkun olma, sevme, âşık olma. İLE Oyuncunun söyleyeceklerini unutması. )


- TUTULMA ile TUTULMAZ/LIK


- TUTULMAK ile TUTULABİLMEK ile TUTULUVERMEK


- MÉSON PIÉGÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTULMUŞ MEZON


- TUTULMUŞ ile İÇİNDE TUTULDU

( HELD vs. HELD IN )

( منعقد ile توگرفته )

( MANAGHAD ile TOGEREFTEH )


- TUTULMUŞ/LUK ile TUTULMUŞ PARA


- TUTUM:
GELİŞMİŞ ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ


- TUTUM ile/ve/değil EŞİK


- TUTUM ile/ve KARAKTER

( ATTITUDE vs./and CHARACTER )


- TUTUM ile/ve NİYET

( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )

( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )

( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )

( ATTITUDE vs./and INTENTION )


- TUTUM ile/ve/< NİYET

( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )

( İlke'li düşünmek, niyettir. )

( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )

( Onun, bizim için ne olduğunu, zihinsel tutumumuz belirler. )

( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )

( ATTITUDE vs./and/< INTENTION )


- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET

( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )


- TUTUM ile/ve TAVIR

( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )

( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )

( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )

( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, sorunlar karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )

( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )

( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )

( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )

( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )

( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

( ATTITUDE vs./and MANNER )


- TUTUM ile TUTUMLU/LUK ile TUTUMSUZ/LUK ile TUTUMSUZCA


- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK


- TUTUMLULUK ile/ve/||/<> KISINMAK

( ... İLE/VE/||/<> Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek. )


- TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK


- TUTUMLULUK ile/||/<> TUTUMLULUK

( Bir ölçeğin ölçtüğü süreklilik üzerindeki her ana konumu dile getirecek en uygun ya da en az sayıda sınardan oluşmasını öngören ölçekleme kuralı koyuluk )

( MINIMALITY IN NUMBER )


- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK


- TÜTÜNLÜK ile/||/<> ...

( hlk Sırtın mehleye yakın uç kısmından elde edilen son derece lezzetli pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma )


- TÜTÜN/LÜK ile TÜTÜNCÜ/LÜK ile TÜTÜN RENGİ ile TÜTÜN BALIĞI


- TUTUNMA ile/ve/||/<>/> TUTKUN/LUK


- TUTUNMAK ile TUTUNABİLMEK ile TUTUNUVERMEK


- TUTUNMA(MA)K ile DEMİR ATMA(MA)K


- TUTURUK ile/||/<> ...

( ateş tutuşturmak için kullanılan çalı çırpı çıra yonga gibi kuru yakacak Yerel ağızlarda tutturuk biçimi de geçer tut turuk eki Bu ekin daha çok isim köklerine getirildiğini biliyoruz Ancak ara sıra fiil köklerine getirildiği de bir gerçektir )


- TUTURUK ile TUTURUK

( Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. nesneler, kav. İLE Çok ekşi. )


- FLAMMABLE GASES[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUŞABİLİR GAZLAR


- DERECE-İ İHTİRÂK[Osm.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA DERECESİ


- IGNITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE D'INFLAMMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA SICAKLIĞI


- TUTUŞMA ile/||/<> TUTUŞMA

( Güreşe başlama Alaz alıp yanmağa başlama olayı )

( INFLAMMATION )

( ENTFLAMMEN )


- TUTUŞMAK ile TUTUŞABİLMEK ile TUTUŞUVERMEK ile TUTUŞ


- TUTUŞTURMAK ile ATEŞLEME ile KONTAK ANAHTARI ile ATEŞLEYİCİ

( IGNITE vs. IGNITION vs. IGNITION KEY vs. IGNITOR )

( مشتعل کردن ile آتش گرفتن ile گيراندن ile آتش گيري ile راه انداز ile گيرانه )

( MOSHTEL KARDAN ile ATASH GARAFTAN ile GYRANDAN ile ATASH GYRY ile RAH ANDAZ ile GYRANEH )


- TUTUŞTURMAK ile TUTUŞTURABİLMEK ile TUTUŞTURUVERMEK


- TUTUŞTURMAK ile YAKMAK/GÖYÜNDÜRMEK

( KINDLE vs. BURN )


- TUTYA | ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO[İt. < CINQUE | İT. < ZINCO]

( kimya Sert mavimsi ak renkli pirinç yapımında ve galvanizlemede kullanılan bir metal A A 65 38 A S 30 Ö A 7 14 E S 419 C Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcısı niteliğinde proteinlerin biyosentezi kemik diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan genellikle üreme verim düşüklüğü çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element )

( ZINC )

( ZINC )

( ZINK )

( CINQUE | ZINCO )


- TUVAL[Fr. < TOILE]/CANVAS[İng.] ile TUVAL[Fr. < TOILE]

( Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir ya da pamuklu kaba kumaş. İLE Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo. )


- TUVAL ile TUVACA


- TUVALET AYNASI ile BOY AYNASI


- TUVALET ile FERAH ile MALLAR ile EMTİA

( COMMODE vs. COMMODIOUS vs. COMMODITIES vs. COMMODITY )

( گنجه کشودار ile رختان ile رختدان ile مقرون بصرفه ile بکار خور ile اجناس ile کالا )

( GONJEH KESHODAR ile RAKHTAN ile RAKHTEDAN ile MOGHORON BASRAFEH ile BEKAR KHOR ile AJENAS ile KALA )


- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI

( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )


- TUVALET ile TUVALETÇİ/LİK ile TUVALET KAĞIDI ile TUVALET MASASI ile TUVALET SABUNU ile TUVALET TAKIMI ile TUVALET İSPİRTOSU


- TUVAREK ile ...

( Çöl bireyleri. )


- TÜY/TÜS ile/ve AYVA TÜYÜ

( ... İLE/VE İlk çıkan tüyler. )

( [Divan edebiyatında] AYVA TÜYLERİ: Harf, yazı. )

( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazılıdır. )


- TÜY ile/değil ÇAKŞIR

( ... İLE/DEĞİL Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy. | Bir çeşit erkek şalvarı. )


- TÜY ile/ve/değil/||/<> KIL

( Kuşlardaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Tüm kara ve deniz canlılarındaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. )

( )

( MÛY, MÛ )

( FEATHER vs. BRISTLE )


- TÜY ile/değil ÖLKER/ÜLGER

( ... İLE/DEĞİL Kadife, şeftali vb.'nin üzerinde bulunan ince tüy. )


- TÜY ile SORGUÇ

( ... İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan, uzunca tüy. | Serpuşların ön tarafına takılan tüy ya da püskül biçimindeki süs. )

( ... ile OTÂGA )


- TÜY ile/ve/değil TELEK

( ... İLE/VE/DEĞİL Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. )

( [not] PLUME vs./and QUILL )


- TÜY ile TÜY KENARI ile TÜYLER ile TÜYLÜ

( FEATHER vs. FEATHEREDGE vs. FEATHERS vs. FEATHERY )

( پر ile با پر پوشاندن ile بال دادن ile باپرآراستن ile لبه نازک ile کناره تيز ile پروبال ile پر مانند ile شبيه به پر )

( PAR ile BA PAR PUSHANDAN ile BAL DADAN ile BAPARARASTAN ile LABEH NAZAK ile KONAREH TYZ ile PROBAL ile PAR MANAND ile SHABYYEH BAH PAR )


- TÜY ile TÜYO ile TÜY TÜS ile TÜY SIKLET ile TÜYÜ BOZUK/LUK ile TÜY AĞIRLIK


- TÜY ile/değil ZELFE

( ... İLE/DEĞİL Yeni çıkmaya başlayan kanat tüyü. )


- TUYGUN ile ...

( Yırtıcı bir kuş. )


- TÜYLENME ile/ve/||/<>/> KARINSA

( ... İLE/VE/||/<>/> Kuşların tüy değiştirmesi. )


- TÜYLENME ile TÜYLENME

( Tüy çıkma, üzerinde tüyler oluşması. İLE Para sahibi olmak. )


- TÜYLENMEK ile TÜYLENDİRMEK


- TÜYLERİNİ ALMAK ile TÜY DÖKÜCÜ

( DEPILATE vs. DEPILATORY )

( واجبي کشيدن ile واجبي ile نوره )

( VAJEBY KESHYDAN ile واجبي ile نوره )


- TÜYLÜ["TÜĞLÜ" değil!] ile/ve/||/<>/> TÜLEKMEN

( ... İLE/VE/||/<>/> Kabarık tüylü. )


- TÜYLÜ ile TÜYLÜ MEŞE ile TÜYLÜ DALAK OTU


- TÜYO ile ÖNERİ


- TUYUĞ ile/||/<> TUYUĞ

( 1 XIV ve XV yüzyıllarda birkaç ozanın yazdığı fâilâtün fâilâtün fâilün ölçüsünde dört dizeli ve a a a uyaklı bir koşuk biçimi Dilberin işi itab ü naz olur Çeşmi cadu gamzesi gammaz olur Ey gönül sabret tahammül kıl ana Yare erişmek işi az az olur Kadı Burhanettin 2 Halk edebiyatında rubainin karşılığı olan bir koşuk biçimi Bir tek dörtlükten oluşur Uyak düzeni mani gibidir On bir heceli olanları aruzun fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbına uyar Duyuğ da denir Az kullanılan bir koşuk biçimidir Halk edebiyatı terimi Duyuğ duyuğ )


- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> ÖTÜCÜ KUŞLAR

( zooloji Kuşlar Aves sınıfnın karinalılar Carinatae bölümünden çeşitli boyda türleri olan türleri genellikle tüneyen ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer Anisomyodi ve ses kasları eşit dizililer Diacromyodi olmak üzere iki alt takımı olan mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan 7000 kadar türü bulunan bir takım )

( SONG BIRDS | HOUSE SPARROW )

( PASSEREAUX | PASSEREAU | MOINEAU )

( SPERLINGSVÖGEL | HAUSSPERLING )

( PASSERIFORMES | PASSERES, PASSERIFORMES | PASSER DOMESTICUS )

( UCCELLI CANORI )

( ΩΔΙΚΆ ΠΤΗΝΆ / ωδικά πτηνά )


- TUYUR-I ASÂFİR FIRKASI | ÖTÜCÜ KUŞLAR ile/||/<> SERÇE

( (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfnın, karinalılar (Carinatae) bölümünden, çeşitli boyda türleri olan, türleri genellikle tüneyen, ses kaslarının bağlantı ve yerleri dikkate alınarak ses kasları gelişigüzel dizililer (Anisomyodi) ve ses kasları eşit dizililer (Diacromyodi) olmak üzere iki alt takımı olan, mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan, 7000 kadar türü bulunan bir takım. )

( SONG BIRDS | HOUSE SPARROW~HOUSE SPARROW )

( PASSEREAUX | PASSEREAU | MOINEAU~MOINEAU )

( PASSERIFORMES | PASSERES, PASSERIFORMES | PASSER DOMESTICUS~PASSER DOMESTICUS )

( SPERLINGSVÖGEL | HAUSSPERLING~HAUSSPERLING )

( UCCELLI CANORI~PASSERO )

( ΩΔΙΚΆ ΠΤΗΝΆ / ωδικά πτηνά~ΣΠΟΥΡΓΊΤΙ / σπουργίτι )


- TUZ RUHU[Osm.] / SPIRITS OF SALT, HYDROCHLORIC ACID[İng.] / ACID CHLORHYDRIQUE, ESPRIT DE SEL[Fr.] / SALZSÄURE, CHLORWASSERSTOFFSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ASİDİ, HİDROKLORİK ASİT


- SALINOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ DENETİM AYGITI


- SALINOMÈTRE[Fr.] / SALZMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ DENETİM/KONTROL AYGITI/CİHAZI


- SALT EFFECT[İng.] / SALZ EINFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ ETKİSİ


- TUZ GÖLÜ ile LÛT GÖLÜ ile LA'NGA CO GÖLÜ ile SALT LAKE CITY

( Ankara ile Konya arasında bulunan göl. İLE Ürdün ile İsrail sınırındadır. [Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur.] [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE Tibet'tedir. İLE Amerika'nın, Utah eyaletindedir.[Batı yarıküresinin en büyük tuzlu su kütlesi ve dünyadaki tuzluluk oranı en yüksek iç su kütlelerinden biridir.] [Tuz gölleri, balık ve bitkiden yoksundur.] )

( ... ile ... ile ile ... )


- SALT BRIDGE[İng.] / SALZ BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ KÖPRÜSÜ


- SALINIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ ÖLÇER


- SALMETER[İng.] ile/değil/yerine/= TUZ YOĞUNLUĞU ÖLÇER


- TUZ ile ASİT TUZU ile BAZİK TUZLAR ile KAYA TUZU ile DENİZ TUZU[HİPERTONİK] ile KAN TUZU[İZOTONİK] ile BİLEŞİMİNDE HİDRAT BULUNAN TUZLAR

( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gövdemizdeki/kanımızdaki[izotonik] tuz, binde dokuz[0,009] oranındadır. İLE Deniz suyundaki[hipertonik] tuz, binde otuzdur[0,030][%3]. İLE ... )

( ... VS. ... VS. ... VS. ... VS. [0,009] in the blood/body. VS. [0,030][%3] in the sea water. VS. ... )

( SALT vs. ACID SALT vs. BASIC SALT vs. ROCK SALT vs. SEA SALT[HIPERTONIC] vs. BLOOD/BODY[ISOTONIC] SALT vs. HIDRATED SALTS )


- TUZ ile BAZAL[Fr. < BASAL]

( ... İLE Bazı çok olan tuz. | Bazın özelliklerini taşıyan. )


- TUZ ile ESTER

( Asit ve bazın nötralizasyonu sonucu oluşan bileşik. İLE Asit ve alkolün tepkimesi sonucu oluşan bileşik. )


- TUZ ile GÖZTAŞI

( ... İLE Kimi göz, deri, bitki sayrılıklarında ve bağcılıkta kullanılan, koyu mavi renkte, zehirli bir tuz, bakır sülfat[CuSO4]. )


- TUZ ile/ve/<>/> HALOJEN[Fr. < Yun. HALS: Tuz. | GENNAN: Doğurmak.]

( ... İLE/VE/<>/> Madenlerle birleşince tuz verebilen, flor, klor, brom ve iyot öğelerine verilen ad. )


- MİLH[Osm.] / SALT[İng.] / SEL[Fr.] / SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZ


- TUZ ile TUZ RUHU ile TUZU KURU/LUK ile TUZ EKMEK HAKKI ile TUZ EKMEK DÜŞMANI


- TUZ ile/ve/||/<>/> TUZCUL

( Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu nesne. | Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür[NaCl]. İLE Tuzlu toprakları seven bitki. )


- TUZAĞA DÜŞ(ÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< GAFİL AVLA(N)MAK


- TUZAĞA DÜŞÜRMEK ile TUZAK ile TUZAĞA DÜŞÜRÜCÜ

( ENTRAP vs. ENTRAPMENT vs. ENTRAPPING )

( دام انداختن ile تله نداختن ile دام افکندن ile دام افکني ile تله گذاري )

( DAM ANDAKHTAN ile TALEH NADAKHTAN ile DAM AFKANDAN ile DAM AFKANY ile TALEH GOZARY )


- [ne yazık ki]
!TUZAK ile/ve/||/<> !KUNDAK


- TUZAK ile/ve/değil/||/<> PUSU

( [ne yazık ki] Yakalamaya yarayan araç ya da düzenek. | Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzenek. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer. )


- TRAP[İng.] / PIÈGE[Fr.] ile/değil/yerine/= TUZAK


- TUZAK ile/||/<> TUZAK

( Fiziksel kimya aygıtlarında kimi gazları yoğunlaştırarak alıkoyan ya da asıltı taneciklerini tutan kap 1 Bir alıcıdaki istenmeyen ünlemleri eleyen ya da yok eden soğurum süzgeci 2 Boşluk oluşturan emmeçlerde yayınan yağ ya da cıva uçuklarını soğutup yoğuşturarak tutan düzenek Su ürünlerinin bir hazne içerisine girip yakalanmasını sağlayarak kaçmasına engel olan geliştirilmiş av araçları Anadoluda duzak olarak da geçer duzak duzak tuzak tuzak Blk tuzak tuzok tuzak Kırgızlar kıldan yapılmış tuzağa kıltak adını verirler Alt Tel tuzak duzak ilmik ilmikli kapan tuhax tusax ip ilmek zincir bukağı OT tuzak Kökenini bilmiyoruz Türkçe tuzak ile tor ağ biçimi arasında bağlantı kurulamaz tor 1 )

( TRAP )

( TRAPPE )

( ABSCHEIDER )


- TUZAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TUZAKLI


- TUZAKLAMAK ile TUZAKLANMAK ile TUZAK ile TUZAKÇI/LIK


- TUZCU/LUK ile TUZCUL


- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)

( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )

( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )

( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )

( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )

( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )

( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )

( |

ADÂLET DAİRESİ

Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.

Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )

( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )

( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )

( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )

( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )

( Rızâ yazısı için burayı tıklayınız... )

( |
  | )

( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )

( LAW vs./and/||/<> JUSTICE )

( JURISTISCHE/RECHTSWISSENSCHAFTLICHE mit/und/||/<> GERECHTIGKEIT )

( DROIT avec/et/||/<> JUSTICE )

( ... cum/et/||/<> JUSTITIA )

( ... ile/ve/||/<> DÍKÊ )


- TÜZE(HUKUK) ile/<> YAZIN(EDEBİYAT)

( Toplumbilim. İLE/<> Sanat. )

( [Amaç] Adâlet. İLE/<> Dilde ve düşüncede, incelik. )

( Yorum, yasa koyucunun amacına göredir ve gerekçelere bakılır. İLE/<> Çağrışım ve yorumlar, okurdan okura değişir. )

( İkisi de bir "söz" söyler fakat hukuk açısından "kuralın" ya da "yargının" sözü esastır. [Kuralın sözünü, yasa koyucu; yargının sözünü, yargıç söyler. Yargıcın sözü, kuralın sözüne uygun olmak zorundadır.] İLE/<> Önemli[öncelikli] olan, öykünün sözüdür. )

( [sözü] Yasa koyucu ya da yargıç söyler. İLE/<> Önce, yazar; sonra, okur söyler. )

( Akla, mantığa ve toplumsal gerçekliğe dayanır, sınır koyar. İLE/<> Hayal gücü ve yaratıcılık, öne çıkar ve sınırsızdır. )

( [sözü] Zorla söyler, zorla dinletir. İLE/<> Zorla söylemez, ["Heves" sözüdür, muhatapları gönüllüdür.] ["Zorla güzellik olmaz!" ama hukuk olur! Hukuk'un, zorlayıcı/yaptırım gücü vardır.] )

( Tekil öyküler hakkında yargıya varabilmek için olası öykülerin tamamını kuşatacak, "genel kurallar" koymayı amaçlar.[Tekil bir öykünün peşinden giden edebiyat, hukukun sabitlemek, her zaman ve her yerde aynı anlama getirmek istediği sözü açmak, genişletmek, çoğaltmak, yeni anlamlar katmak içindir.] İLE/<> Kişinin, insan öykülerinin peşindedir. )

( Çelişki sevmez, gördüğü yerde çelişkileri bertaraf etmek ister. İLE/<> Çelişkileri kışkırtıp bu çelişkilerden yeni anlamlar doğmasına ebelik yapmayı, en azından böylesi olasılıklar bulunduğunu unutturmamayı arzular. )

( Tekil kişiyi, genel ve soyut koşullar içinde değerlendirir. Yasalar, genel işlemlerdir, belirli bir durum içindeki herkes için düzenlenmişlerdir[tedvîn]. İLE/<> Kişinin, bir başkasından ayrıldığı noktaların peşindedir. )

( Yönlendirmelerle ilgilenmez, eylemle ilgilenir. Hukukun odaklandığı, öncelikle eylemdir, istisnalar dışında, eyleme giden yol önem taşımaz. İLE/<> Bu yoldaki uğrakları, kişinin durumunu, yönlendirmelerini, onu etkileyen etmenleri didikler. )

( Kişinin, neyi, neden yaptığının değil ne yaptığının ve bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurduğunun yanıtını arar. İLE/<> Kişinin derinliğinin ve yapıp ettiklerindeki değişkenlerin peşindedir. Bunun doğal sonucu olarak, edebiyatçı, insanı, "yargılamak" yerine anlamaya çalışır. )

( Süreç ve sonuç birliği, bütünlüğü vardır/aranır. İLE/<> Süreç odaklıdır. )

( Açık, net, sözü uzatmayan ve tartışmaya kapalı bir ifade biçiminin peşindedir. İLE/<> Sayısız çağrışımlar, uzun soluklu ifadeler kullanır. )

( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )

( Düz kalıplardan oluşan, tek renkli, sınırlı ifade olanakları ile iş görür. İLE/<> Sözcükleri, sınırsızca kullanır, benzetmeler, ironiler, çift anlamlar, imâlar ile son derece geniş dil olanaklarına sahiptir. )

( "h" ve "k" ["sert"] İLE/<> "d" ve "b" [yumuşak] )

( Düzenler, emreder, tanımlar ya da bilgilendirir. İLE/<> Belirtir. Duygu ve düşünceleri, estetik kaygılarla dile getirir. )

( Hukuk metni, "yazar" merkezlidir. İLE/<> Edebî metin, okur merkezlidir. )

( Alıcı, satıcı, sanık, mağdur gibi sonsal sınıflandırmalar içinde biriciklikleri pek de düşünülmeden değerlendirilirler.[Katalog suçlar vardır fakat katalog kahramanlar yoktur.] İLE/<> Kişi[kahraman], kendine özgüdür. Biricik olduğu göz ardı edilmez. )

( "Olmayacak" bir öykü üstüne söz söylemez. İLE/<> Gerçeğe aykırı olanla da olanaksız olanla da ilgilenir.

Yasa, olası öykülerde...

Ya kahramana ne yapması gerektiğini söyler: Kural

Ya ne yapmaması gerektiğini: Yasak

Ya yapacağı şeyi nasıl yapacağını: Yöntem/Usûl

Ya kahramanın yaptığı şeyi yapmış sayıp saymayacağını: Tespit

Ya da kahramanın yaptığı ya da yapmadığı şeyin yaptırımını: Ceza, Tazminat vb. )

( Hukuk Fakültesi Mezunu Yazarlar...

Fuat Köprülü, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Ziya Osman Saba, Mithat Cemal Kuntay, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Rasim Özdenören, Mevlana İdris, Sibel Eraslan, Nuri Pakdil, Orhan Seyfi Orhon, Şevket Rado, Gülten Akın, Demir Özlü, Vüs'at O. Bener, Orhan Hançerlioğlu, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Şemsi Belli, Kemal Burkay, Erdal Öz, Yiğit Okur, Ebubekir Eroğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Faruk Erem...

Hukuk Fakültesi Mezunu Müzisyen...

Şerif Muhiddin Targan



Hukuk Fakültesini yarıda bırakanlar:

Attilâ İlhan, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hilmi Yavuz, Ahmet Muhip Dıranas, Melih Cevdet Anday... )

( Hukuk ve Edebiyat Dersleri’nin, Türkiye’deki Serüveni:

Özyeğin Ünv., Bilgi Ünv. [2014 - ...]

Akdeniz Ünv., Kemerburgaz Ünv., Ulus. Antalya Ünv. [2013 - ...]

Turgut Özal Ünv., Yaşar Ün, [2012 - ...]

Kocaeli Ünv., Atılım Ün. [2011 - ...]

Kadir Has Ünv. [2009 - ...]

Ankara Ünv. [2006 - ...]

Galatasaray Ünv. [2005 - 2010]

Bilgi Ünv. [2004 - 2007]

Bahçeşehir Ünv. [2001 - 2010]



Dünyada, edebiyat ve hukuk ilişkisinin, akademide konuşulmaya başlandığı tarihler...

ABD’de, 1800'lerin sonu...

Almanya ve İtalya'da 1920'li yıllar...

Fransa ve İspanya2da 1950'li yıllar... )

( Hukuk ve Edebiyat arasında, buraya kadarki FaRkLaR, Sayın Mehmet Ali Başaran'ın (avukat ve edebiyatçı) tespitleridir. Katkıları için çok teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının sürekliliğini diliyoruz... )


- TÜZE/HUKUK ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK

( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )

( Görünen ahlâk. İLE/VE/||/<> Görünmeyen hukuk.
Visible moral. VS./AND/||/<> Invisible law. )

( LAW vs./and/||/<> MORALS )


- TÜZE ile/ve MATEMATİK

( LAW vs./and MATHEMATICS )


- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM

( "Toplumbilim Sözlükleri" tarihçesini okumak için burayı tıklayınız... )

( LAW vs./and SOCIOLOGY )


- TÜZE ile TÜZEL/LİK ile TÜZEL KİŞİ/LİK


- TÜZE/HUKUK:
VAR OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMASI GEREKEN


- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP


- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE


- TÜZEL/HUKUKÎ ile/ve/||/<>/< TÜREL/ÂDİL


- TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK


- TÜZEL ile TÖZEL

( Hukukla ilgili, hukuksal, hukukî. | Hükümle ilgili, hükmî. İLE Tözle ilgili. )


- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK

( [not] JUDICIAL RESPONSIBILITY vs./and/but/=/||/<>/>/< HUMANE RESPONSIBILITY )


- TUZLA/MEMLEHA[Ar.] ile Tuzla

( Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz ya da göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer. | Tuzlak. İLE İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. )


- TUZLAMAK ile TUZLANMAK ile TUZLA ile TUZLAK


- SALT ICE[İng.] ile/değil/yerine/= TUZLU BUZ


- TUZLU SU İÇME(ME)K ile/ve/||/<> KEÇİBOYNUZU YEME(ME)K


- BRINE[İng.] / SAUMURE[Fr.] / SOLE (SALZSOLE), SALZLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLU SU


- TUZLUK ile/||/<> TAZE PEYNİR SERTLEŞTİRME DOLABI (-MARAŞ)

( Taze peynir sertleştirme dolabı Maraş )


- SALINITY[İng.] / SALINITÉ, SALURE[Fr.] / SALZIGKEIT, SALZGEHALT[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLULUK


- TUZLU/LUK ile TUZLUK ile TUZLUCA ile TUZLUKÇU ile TUZLU BALGAM


- TUZRUHU | HİDROKLORİK ASİT ile/||/<> HİDROKLORİK ASİT

( Dağlama paklama ve temizleme çözeltilerinde çok kullanılan hidrojen klorürün sudaki çözeltisi renksiz yenimsel özellikteki asit HCI )

( HYDROCHLORIC ACID )

( ACIDE CHLORHYDRIQUE )

( CHLORWASSERSTOFF )


- TUZSU ile TUZSUZ/LUK


- TUZU KURU OLMAK ile/değil GÖTÜNDE PİRELER UÇUŞMAK


- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK


- TVİST ile TVİSTÇİ


- TWETT, M[İng.] ile/değil/yerine/= TWETT, M.


- TWINE[İng.] ile/||/<> KINNAP[Ar. < KİNNEB]

( Kaba şeyler dikmeye bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik )

( TWINE )


- TWİST ANGLE ile/||/<> MOİRÉ ile/||/<> MAGİC ANGLE

( Üst üste konan iki atomik-ince tabakanın birbirine göre döndürülme açısıdır; bu açı malzemenin elektronik özelliğini kökten değiştirir. @@ İki hafifçe döndürülmüş örgünün üst üste binmesiyle oluşan, çok daha büyük ölçekli yeni bir dönemsel desendir. @@ Grafen tabakalarının, yaklaşık 1,1 derece döndürüldüğünde bantların düzleşip süperiletkenlik gibi güçlü etkileşim olaylarının belirdiği özel açıdır. Üçü, döndürerek malzeme tasarlama (twistronik) alanının temel kavramlarıdır. )

( Formül: θ = 1.1° (magic) )


- TWIST[İng.] ile/||/<> GAM[Ar. < GAMM | FR. < GAMME]

( Ağ ipliklerinin burkulması durumu )

( TWIST )

( GAMME )


- TWİSTOR THEORY ile/||/<> SPİNOR ALANLARI

( Twistor theory karmaşık uzay-zaman geometrisiyken İLE spinor alanları Lorentz grubunun temsilidir )

( Formül: Z^A = (π^A İLE ω^{A′}) )


- TYAGA ile ...

( Red, terk. Tyaga tüm çalışmaların meyvelerini red ve terk etmektir. Örneğin, tyaga, karma'yı tutkusuzca ve sonuçları hakkında hiçbir arzu taşımaksızın icra etmelidir, yerine getirmelidir. )


- TYMPANIC ile ...

( Kulak zarı. )


- TYNDALL EFFECT[İng.] / EFFET TYNDALL[Fr.] / TYNDALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TYNDALL ETKİSİ/OLAYI


- TYPE I ERROR ile/||/<> TYPE II ERROR

( Type I α doğru H₀ reddi, Type II β yanlış H₀ kabulü. )

( Formül: False positive İLE false negative )


- TYPE I ile/||/<> TYPE IIA/IIB ile/||/<> HETEROTİC ile/||/<> M-THEORY

( Hem açık hem kapalı sicimler içeren, belirli bir simetriye dayalı sicim kuramıdır. @@ Yalnızca kapalı sicimler içeren iki sicim kuramıdır; parçacıkların kiralliği bakımından ayrılırlar. @@ Sağ ve sol yönlü titreşimleri farklı kuramlardan alan melez sicim kuramlarıdır. @@ Bütün bu sicim kuramlarını on bir boyutta tek bir çerçevede birleştiren üst kuramdır. İlk üçü beş sicim kuramının çeşitleridir, dördüncüsü hepsini birbirine bağlar. )

( Formül: D = 10 (string) ~ 11 (M) )