ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(303/359)
- SURATSIZ ile YÜZSÜZ
- SÜRC-İ KELÂM ile/||/<> SLIP OF THE TONGUE OR OF THE PEN[İng.] ile/||/<> DİL SÜRÇMESİ
( Söz ya da yazıyle belirtilmek istenen bir düşüncede kimi sözcüklerin istenmeden araya girmesi ve anlamı kökünden değiştirmesi Ruhsal çözümcülere göre bu sözde yanılgı bilinçaltında tutulmaya uğraşılan bir duygu dilek ya da düşüncenin ortaya çıkışıdır )
( SLIP OF THE TONGUE OR OF THE PEN )
- SURDIŞI TEPELERİ ile/ve/değil SURİÇİ TEPELERİ
- SÜRDÜRME ile/||/<> SÜRDÜRMEK
( sürmek )
( CONTINUATION )
- SÜRDÜRMEK ile SÜRDÜRTMEK ile SÜRDÜREBİLMEK
- SÜRDÜRMEK ile/ve YAŞAMAK
( TO CONTINUE vs./and TO LIVE )
- SÜRDÜRMEK ile/ve/değil/||/<> YÜRÜTMEK
- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ ile BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI
( 2030 yılına kadar ulaşılması gereken 17 küresel kalkınma hedefini içerir. İLE Bu hedeflerden biridir ve biyolojik çeşitliliğin kaybının önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurgulamakta. )
- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ile ÇEVRE KORUMA
( Bugünkü gereksinimleri karşılamak için doğal kaynakları gelecek kuşaklar için de koruyarak kalkınmaktır. İLE Doğal çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi için yapılan çalışmalar. )
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ile/ve/< GELENEK
- SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YENİLENEBİLİR/LİK
( [not] SUSTAINABILITY vs./and/but/||/<>/> REGENERABILITY
REGENERABILITY instead of SUSTAINABILITY )
- SÜRDÜRÜMLEMEK ile SÜRDÜRÜMLENMEK ile SÜRDÜRÜM ile SÜRDÜRÜMCÜ/LÜK
- SÛRE ile/ve ÂYET
- SÛRE ile MİZMÂR[Ar.]
( ... İLE Zebûr'un her bir sûresi. )
- SÜRE ile SÛRE
( Belirli bir zaman aralığı. İLE Kur'ân-ı Kerîm'in, 114 bölümünden her biri. )
- SÜRE ile SÜREÇ
( Sınırı/Dışı. İLE Hacmi/İçi. )
( TIME vs. PROCESS )
- SURE[Ar.] ile SÜRRE[Ar. < SURRE]
( Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on dört bölümünden her biri. @@ Akçe, para kesesi, para çıkını. | Osmanlı sultanlarının, her yıl hac zamânında Haremeyn[Mekke ve Medîne] halkına dağıtılmak üzere özel bir alay düzenleyerek gönderdiği para ve armağanlar. )
- SUREAU[Fr.] ile/||/<> SAMBUCUS CAPRIFOLIACEAE[Lat.] ile/||/<> MÜRVER[Fars. < MURVAR]
( botanik )
( SUREAU )
( SAMBUCUS CAPRIFOLIACEAE )
- SÜREBİLMEK ile SÜREKLİLEŞTİRMEK ile SÜRE ile SÜREK ile SÜREÇ ile SÜRELİ/LİK ile SÜREKLİ/LİK ile SÜREKÇİ/LİK ile SÜRESİZ/LİK ile SÜREKSİZ/LİK ile SÜRERLİK ile SÜRE SONU ile SÜREK AVI ile SÜREKLİCE ile SÜRELETME ile SÜRE AŞIMI ile SÜRE ÖLÇÜMÜ ile SÜRER DURUM ile SÜREKLİ ÜNSÜZ ile SÜREKSİZ ÜNSÜZ ile SÜRERLİK FİİLİ ile SÜREKLİLİK İLKESİ ile SÜRERLİK GÖRÜNÜMÜ
- SÜREÇ ile SONUÇ (Merkezlilik)
( Ağaç, meyvesinden tanınır. )
- SÜREÇ | PROSES[İng. < PROCESS] ile/||/<> ...
( PROCESS )
- SÜREÇ ile/ve AKIBET
- SÜREÇ ile/ve AKIŞ
( PROCESS vs./and FLOW )
- SÜREÇ ile/ve AŞAMA
( PROCESS vs./and PHASE/GRADE )
- SÜREÇ ile/ve/<> AŞAMALI BİRLİK
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/< DAYANÇ/ÇIDAM/SABIR
( Ancak, anlayış, aydınlatır. )
( PROCESS vs./and PATIENCE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> DENEYİM ile/ve/||/<> DUYGU
- SÜREÇ ile/ve/<>/değil DÖNGÜ
( PROCESS vs./and/<> CYCLE )
- SÜREÇ ile/ve DÖNÜŞÜM
( Belirli bir seviyeye (olgunluğa/kemâle) ulaşmadan dönüşüm gerçekleşemez fakat dönüştürücü öğe/ler içeridedir. )
( PROCESS vs./and TRANSFORMATION )
- SÜREÇ ile FETRET[Ar.]
( ... İLE İki peygamber ya da sultan arasında peygambersiz/sultansız geçen süre. | İslâm'a göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre. | İki olay arasındaki süre. | Hükümet gücünün gevşediği bir yerde, düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre. )
- SÜREÇ ile/ve/<> GELİŞİM
- SÜREÇ ile/ve İÇERİK
( PROCESS vs./and CONTENT )
- SÜREÇ ile/ve İZ
( PROCESS vs./and TRACK )
- SÜREÇ ile/ve MEKANİZMA
( PROCESS vs./and MECHANISM )
- SÜREÇ ile/ve/<> MÜCADELE
- SÜREÇ ile/ve OLUŞUM
( Taşı delen, suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. )
( PROCESS vs./and FORMATION/CONSTITUTION )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> ÖRGÜTLENME BİÇİMİ
- SÜREÇ ile/ve/<> ÖZELLİK
- SÜREÇ ile PROSEDÜR
( PROCESS vs./and PROCEDURE )
- SÜREÇ ile/ve/||/<>/> SERENCÂM[Fars.] ile/ve/||/<>/> İNSİCÂM[Ar.]
( Aralarında birlik olan, belirli bir düzen ya da zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi. İLE/VE/||/<>/> Bir işin sonu. | Başına gelen. | Olay/vak'a. İLE/VE/||/<>/> Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım. )
- SÜREÇ ile/ve/||/<> SİLSİLE
- SÜREÇ ile/ve SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP
( ... İLE/VE Konuşmacının, duygu, düşünce ve bilgilerini, ötekine iletme biçimi ya da yolu/yöntemi. )
( Yanlış üslûp, doğru sözün cellâdıdır. )
- SÜREÇ ile/ve SÜREÇ İÇİNDEKİ BAĞLAM
( PROCESS vs./and THE CONTEXT IN PROCESS )
- SÜREÇ ile SÜREGİDEN
( PROCESS vs. DURABLE )
- SÜREÇ ile/ve SÜREKLİLİK
( PROCESS vs./and CONTINUITY )
- SÜREÇ ile/ve/değil TANIM
( [not] PROCESS vs./and/but DEFINITION )
- SÜREÇ ile/ve/<> TARİHSELLİK
- SÜREÇ ile/ve TARÎK
- SÜREÇ ile/ve/||/<> TÜRÜM
( ... İLE/VE/||/<> Varolanların oluşumu. )
- VETÎRE[Osm.] / PROCESS[İng.] / PROCESSUS[Fr.] / PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREÇ
- SÜREÇ ile/ve YAPI
( PROCESS vs./and STRUCTURE )
- SÜREÇ ile/ve/<> YOL
- SÜRECE ile/ve/||/<>/> SÜRECE
( Sonuca değil "Süreç"e. İLE/ve/||/<>/> Belirli bir süre boyunca. )
- SÜREĞEN BÖBREK SAYRILIĞI ile/||/<> İVEĞEN BÖBREK YETMEZLİĞİ
( Böbrek fonksiyonlarının yavaş yavaş kaybı. İLE/||/<> Böbrek fonksiyonlarının ani kaybı. )
- SÜREĞEN BRONŞİT ile/||/<> İVEĞEN BRONŞİT
( Uzun süreli bronş yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli bronş yangısı. )
- SÜREĞEN HEPATİT ile/||/<> İVEĞEN HEPATİT
( Uzun süreli karaciğer yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli karaciğer yangısı. )
- SÜREĞEN/KRONİK[Fr.] ile/||/<> İVEĞEN//AKUT[Fr./İng. < Lat.]
( Üzerinden zaman geçmiş sayrılık. İLE/||/<> İlerlemiş sayrılık. )
( Kısa süreli ve ani başlangıçlı sayrılıkları tanımlar. İLE/||/<> Uzun süreli ve yavaş ilerleyen sayrılıkları tanımlar. )
( MÜZMİN[< ZAMAN] ile/||/<> HAD )
( CHRONIQUE avec/||/<> ... )
- SÜREGEN | KRONİK ile/||/<> KRONİK ile/||/<> KRONİK[Fr. < CHRONIQUE]
( Bir hastalığın uzun süre devam etmesi durumu müzmin Uzun süredir devam eden müzmin süreğen Bir hastalığın süresinin 4 haftadan daha fazla olması )
( CHRONIC )
( CHRONIQUE )
- SÜREĞEN MİGREN ile/||/<> EPİSODİK MİGREN
( Ayda 15 ya da daha fazla gün süren baş ağrıları. İLE/||/<> Ayda 14 ya da daha az gün süren baş ağrıları. )
- SÜREĞEN PANKREATİT ile/||/<> İVEĞEN PANKREATİT
( Pankreasın uzun süreli yangılanması ve kalıcı hasar. İLE/||/<> Pankreasın ani yangılanması ve kısa süreli belirtilarla ilişkili bir durum. )
- SÜREĞEN SİNÜZİT ile/||/<> İVEĞEN SİNÜZİT
( Uzun süreli sinüs yangısı. İLE/||/<> Kısa süreli sinüs yangısı. )
- SÜREĞEN YORGUNLUK BELİRGESİ/SENDROMU ile/||/<> UYKU APNESİ
( Sürekli yorgunluk ve enerji eksikliği. İLE/||/<> Uyku sırasında solunumun durması ve tekrar başlaması ile ilişkili bir uyku bozukluğu. )
- SÜREĞENLEŞMEK ile SÜREĞENLEŞTİRMEK ile SÜREĞEN/LİK
- CONTINUOUS WAVE GAS LASER[İng.] / LASER À GAZ À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA GAZ LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE LASER[İng.] / LASER À ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA LAZERİ
- CONTINUOUS WAVE[İng.] / ONDE CONTINUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ DALGA
- SÜREKLİ EKSİK ile/ve/<>/> "GEREKSİZ"
- SÜREKLİ FONKSİYON ile/||/<> HOMEOMORFİZM
( Sürekli açık küme ters görüntüsü açık, homeo bijektif sürekli. )
( Formül: One-way İLE two-way continuity )
- SÜREKLİ İLİŞKİ ile/ve/değil/en azından DÜZENLİ İLİŞKİ
( Kur(a)mayabilirsin. İLE Kurabilirsin. )
( Düzen/siz. İLE Düzen-siz. )
- CONTINUOUS LIGHT SOURCE[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ IŞIK KAYNAĞI
- SÜREKLİ KAZANMAK ile/ve/||/<> HİÇ KAYBETMEMEK
( İkisi de olanaklı değildir! )
- SÜREKLİ KESİR ile/||/<> DECİMAL AÇILIM
( Sürekli kesir [a₀;a₁,a₂,...], decimal 0.abc... formunda. )
( Formül: Kesirli zincir İLE decimal )
- SÜREKLİ NİCELİK ile/ve SÜREKSİZ NİCELİK
( Adet. İLE/VE Miktar. )
( Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" varsa. İLE Niceliğin parçaları/bölümleri arasında "birbirine değen ortak bir sınır" yoksa. )
( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )
( Çizgi. İLE/VE Nokta. )
( İndirgenemezlik ilişkisi vardır. )
( META BASES )
( Parçalararası komşuluk varsa. İLE/VE Parçalararası komşuluk yoksa. )
( Unit. VS./AND Quantity. )
( CONTINUAL QUANTITY vs./and DISCONTINUOUS/TRANSIENT QUANTITY )
- SÜREKLİ OLAMAYACAK OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine SÜREKLİ OLABİLİR OLANI, SÜREKLİ KILMAYA ÇALIŞMAK
( Gövdesel. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinsel. )
- CONTINUOUS OSCILLATION[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SALINIM
- CONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ABSORPTION CONTINUE[Fr.] / KONTINUIERLICHES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- CONTINUOUS SPECTRUM[İng.] / SPECTRE CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICHES SPEKTRUM, STETIGES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ TAYF/SPEKTRUM
- SÜREKLİ "TESPİT" ile/||/<>/> YAKINMA
- SÜREKLİ:
"TOPLARSAK" ile/değil/yerine/>< PAYLAŞIRSAK
( Hiçkimseye yetmez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Herkese yeter. )
- SÜREKLİ ÜNSÜZ ile/||/<> SÜREKLİ ÜNSÜZ
( Derleme tonlu konson yumuşak sessiz yumuşak konson sedalı konson Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyle meydana gelen ve sürekli ses veren ünsüz b c d g g bv tonlu ünsüz )
( VOICED, SOFT CONSONANT | UNVOICED CONSONANT, SURD )
( CONSONNE SONORE, CONSONNE DOUCE, SONORE DOUX, VOISÉE | CONSONNE SOURDE )
( STIMMHAFT, SONORLAUT | STIMMLOSER KONSONANT, TONLOSER KONSONANT )
( CONSONANTE CONTINUA )
( ΕΞΑΚΟΛΟΥΘΗΤΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / εξακολουθητικό σύμφωνο )
- SÜREKLİ YELLER ile/ve MEVSİMLİK YELLER(MUSON) ile/ve YEREL YELLER
( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )
- SÜREKLİ YELLERDE[İng. TRADE-WIND]:
ALİZE[Fr.] YELLERİ ile/ve BATI YELLERİ ile/ve KUTUP YELLERİ
( Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr. İLE ... İLE ... )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine ARALIKSIZ
( [not] CONTINUOUS vs./and/but NONSTOP
NONSTOP instead of CONTINUOUS )
- SÜREKLİ ile/ve/değil ARKA ARKAYA
- SÜREKLİ/DAİMA ile/ve/||/<> AŞIRI/LIK
- SÜREKLİ ile/ve ÇOK
( Daha yukarıda olan daha aşağıda olana sürekli bir gibi görünür; daha aşağıdaki de daha yukarıdakine birçok gibi görünür. )
( CONTINUAL vs./and MUCH
The higher always appears as one to the lower and the lower as many to the higher. )
- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ
- SÜREKLİ/LİK ile/ve GELENEK/SEL
( CONTINUOUS vs./and TRADITIONAL )
- SÜREKLİ ile/ve KESİKLİ
( Dalga. İLE/VE Parçacık. )
- SÜREKLİ ile/||/<> KESİKLİ
( Sürekli fonksiyonlar kesintisizken İLE kesikli fonksiyonlar süreksizlik noktalarına sahiptir )
( Augustin-Louis Cauchy tarafından 1821 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1857) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Limit teorisi, analiz) )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIK SIK
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
( CONTINUAL vs. DISCONTINUOUS )
( MUNFASIL ile MUTTASIL )
- SÜREKLİ ile/||/<> SÜREKSİZ
( Sürekli kesintisiz İLE süreksiz kesintilidir )
( Formül: lim f(x)=f(a) İLE lim≠f(a) )
- SÜREKLİ ile SÜREKSİZ
( MUNFASIL ile MUTTASIL )
( CONTINUAL vs. DISCONTINUOUS )
- SÜREKLİ ile/ve/değil/||/<> ÜST ÜSTE
- SÜREKLİ/HABİRE ile DURMADAN
- SÜREKLİLİĞİN:
"BOZULMASI" ile/ve/değil/||/<> KESİLMESİ
- SÜREKLİLİK DENKLEMİ ile/||/<> MOMENTUM DENKLEMİ
( Süreklilik kütle korunumu ∇·v=0, momentum Newton 2. yasasıdır. )
( Formül: ∂ρ/∂t + ∇·(ρv) = 0 )
( Isaac Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- SÜREKLİ/LİK, DEVAM ile/ve TEKRAR
( Tekrarlama, soluğunuza istikrar kazandırır. )
( Tekrara neden olan arzudur. )
( Arzunun olmadığı yerde tekrarlamalar da olmaz. )
( Repetition will stabilise your breath.
It is desire that causes repetition.
There is no recurrence where desire is not. )
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and REPETITION )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> AKTARIM
- SÜREKLİ/LİK ile/ve/||/<> ARDIŞIK/LIK
- SÜREKLİLİK ile BAĞIMLILIK
( CONTINUITY vs. DEPENDENCE )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> BELLEK
( CONTINUITY vs./and/<> MEMORY )
- CONTINUITY[İng.] / CONTINUITÉ[Fr.] / DURCHGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİLİK
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil DEVR/DEVİR
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> DUYARLILIK(HASSASİYET)
- SÜREKLİ/LİK ile/ve DÜZENLİ/LİK
( İTTIRAT[Ar.]: Tekdüze olma durumu, düzenlilik. )
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and REGULAR/ORDERLINESS )
- SÜREKLİLİK ile/ve GÜVEN
( Sürekliliği sağlayan, zihindir. )
( CONTINUITY vs./and TRUST/CONFIDENCE )
- SÜREKLİLİK ile/ve HIZ
( CONTINUITY vs./and SPEED )
- SÜREKLİ/LİK ile/ve İLERİYE DÖNÜK/LÜK
( CONTINUITY vs./and ... )
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil/||/<> İLERLEME
- SÜREKLİ/LİK ile/ve KALICI/LIK
( CONTINUOUS/NESS vs./and PERMANENT/NESS )
- SÜREKLİLİK ile/ve KORUNUM
( CONTINUITY vs./and PRESERVATION/CONSERVATION )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> ÖLÜMSÜZLÜK
- SÜREKLİ/LİK ile SONSUZ/LUK
( Süreklilik sadece duyulardadır, gerçeklikte değildir. )
( CONTINUITY vs. ETERNITY )
( İSTİMRÂR ile ... )
- SÜREKLİ/LİK ile/ve SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK[SÜRDÜREBİLİR/LİK]
( CONTINUAL/CONTINUITY vs./and SUSTAINABILITY )
- SÜREKLİLİK ile/ve/değil SÜREKSİZLİK
( Zaman. İLE/VE/DEĞİL AN. )
- SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> TANELİLİK
- SÜREKLİLİK ile/||/<> TÜREVLENEBİLİRLİK
( Sürekli her işlev türevlenemez, türevlenebilir her işlev süreklidir )
( Formül: lim f(x) = f(a) İLE lim [f(x)-f(a)]/(x-a) var )
- SÜREKLİLİK ile/ve/<> YAYGINLIK
- SÜREKLİ/LİK ile ZORUNLU/LUK
( CONTINUITY vs. OBLIGATION
MOMIMON vs. ... )
- SÜREKLİLİK ile/ve ZORUNLULUK ile/ve KESİNLİK
( CONTINUITY vs./and COMPULSORY vs./and CERTAINTY )
- SÜREKLİ/LİK/LER ile/ve SÜREKSİZ/LİK/LER
( CONTINUITIES vs./and DISCONTINUITY )
- SÜREKLİLİKTE:
ARDIŞIKLIK ile/ve/||/<>/> TEMAS ile/ve/||/<>/> İÇ İÇELİK
- SÜREKLİLİKTE:
NESNE/CİSİM ile/ve/||/<>/> DEVİM/HAREKET ile/ve/||/<>/> ZAMAN
( ... İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan da düşünülebilir. İLE/VE/||/<>/> Süreklilik bağlamı/kavramı olmadan düşünülemez. )
- GAYR-İ MUTTARİD, MUNFASİL[Osm.] / DISCONTINUOUS[İng.] / DISCONTINU, SPECTRE D'ABSORPTION DISCONTINU[Fr.][Fr.] / DISKONTINUIERLICH/ES ABSORPTIONSSPEKTRUM, UNSTETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ/KESİKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- DISCONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / UNSTETIGES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- DISCONTINUOUS SPECTRUM[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ TAYF
- SÜREKSİZ ile/değil KESİKLİ
( [not] DISCONTINUOUS vs./but INTERMITTENT )
- DISCONTINUITY[İng.] / DISCONTINUITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZLİK
- SÜREMLİ ile/||/<> DARALTILI ABANIK
( Daraltılı abanık )
- SÜREMPRESYON, SURİMPRESSİON, SÜPERPOZE, ÜST ÜSTE FİLM ÇEKME, ÜST ÜSTE ÇEKİM | BİNDİRME ile/||/<> BİNDİRME
( Sinema 1 Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar TV 2 Aynı sonucun ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması Kırık düzleminin eğim açısı küçük atımı büyük olan ters kırık I sinema Sıklığı yüksek taşıyıcı akıma iletilecek imi sokmayı sağlama yöntemi II 1 sinema iki ayrı çevirimin birbirinin üzerine konarak aynı film üzerine basılması 2 televizyon Bir alıcıdan gelen resimlerin aynı anda verilmesi )
( SUPERIMPOSITION, SUPERIMPOSURE, SUPERIMPOSED IMAGE, S) I, "SUPERED" IMAGE, DOUBLE PRINTING, OVERPRINT, HALF-LAP DISSOLVE | OVERTHRUST | MODULATION )
( SURIMPRESSION, SUPERPOSITION | CHEVAUCHEMENT | MODULATION )
( DURCHBLENDE, DURCHBLENDUNG, ÜBERLAGERUNG, ÜBERBLENDUNG, ÜBERBLENDEN, TRICKEINBLENDUNG, DOPPELBELICHTUNG, SUPERIMPOSIERUNG | UEBERSCHIEBUNG )
- SÜREÖLÇER | KRONOMETRE ile/||/<> SÜREÖLÇER ile/||/<> SÜREYAZAR | SÜREÖLÇER
( bk. süreölçer. @@ @@Çok kısa zaman sürelerini ölçen özel saat. @@ fizik: Belirli bir eylem, işlem, yarışmanın ya da işleyim alanında belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan aygıt. )
( CHRONOMETER | CHRONOGRAPH~CHRONOMETER~CHRONOGRAPH )
( CHRONOMÈTRE | CHRONOMÊTER | CHRONOGRAPHE~CHRONOMÊTER | CHRONOMÈTRE~CHRONOGRAPHE )
( CHRONOMETER | CHRONOGRAPH~CHRONOMETER~CHRONOGRAPH )
( CRONOMETRO~CRONOMETRO~CRONOGRAFO )
( ΧΡΟΝΌΜΕΤΡΟ / χρονόμετρο~ΧΡΟΝΌΜΕΤΡΟ / χρονόμετρο~ΧΡΟΝΟΓΡΆΦΟΣ / χρονογράφος )
- SÜRE/ÖMÜR ile/||/<> YARILANMA ÖMRÜ/HALF-LIFE
- SÜRESİ ile/ve SÜRECİ
- SÜRESİNCE ile/ve/||/<>/> SÜRECİNCE
- SURET | SERGİ ile/||/<> SERGİ
( 1 Devlet hazinesinden ödenecek paranın ne kadar olduğunu gösteren ve alacaklıya verilen belge 2 Yeniçeriler dışındaki ocakların aylıklarının paşa kapısında dağıtılması işlemi Heykel Resim Bir arada sergilenmiş sanat yapıtlarının bütünü bu işin yapıldığı yer a birleşik sergi tüm sergi Leblebicilerin nohutları soğutmak amacıyla yaydıkları yer Güdül Ankara Ülke ürünlerinin tümüyle gösterilmesi duyurulmaları ve satılmaları sağlanılmak amacıyla meydana getirilen büyük sataklar Bir ülke yöre kesim ve gerçek veya tüzel kişilerin kendine özgü ürünlerinin tanıtım ve satışı amacıyla ulusal veya uluslararası düzeyde sürekli veya geçici olarak toplu biçimde gösterildiği yer Resim Sanat yapıtlarının sergilenmesi için hazırlanmış yer a sergi resim müzesi )
( EXHIBITION | GALLERY )
( EXPOSITION )
( AUSSTELLUNG )
- SURET[Ar. < ṢŪRET] ile/||/<> ...
( Karagöz oyunundaki kişi hayvan ve dekor resimlerine Karagözcülerce verilen ad Buna tasvir de denir )
- SURET ile GEOMETRİK BİÇİM
- SÛRET[Ar.] ile HEY'ET[Ar.]
- SÛRET ile/ve/||/<> RUH
( Nesnede. İLE/VE/||/<> Organizmada. )
- SÛRET[Ar.] ile SIBGA[Ar.]
- SÛRET ile/ve/> SÎRET
( Sûret aynı olsa da, sîretler farklıdır. )
( Rahman. İLE/VE Rahim. )
( Biçim, görünüş, kılık. | Tarz, yol, gidiş. | Çare, çözüm. İLE Birinin iç durumu, tavrı, gidişi, ahlâkı. | Durum çevirisi, hal tercümesi, özgeçmiş, biyografi. | Yürüyüş, yaşam süreci. )
( Zihinde oluşan keyfiyet. İLE/VE/> ... )
- SÛRET ile/ve/<>/= SÛRE
- SURET ile SURETA
- SÛRET ile/ve/> SÛVER
( ... İLE/VE/> Sûretlerin toplamı. )
- SURET-İ TEMSİL, TARZ-İ TEMSİL, TEMSİL | OYUN ile/||/<> TELEVİZYON OYUNU
( Sinema/TV. 1. Oyunluktaki belli bir kimseyi canlandırma işi. 2. Bu işin yapılış biçimi. @@ bk. televizyon oyunu @@ Güreşçinin alıştırmalar sonunda kazandığı bedensel güç ve teknik yeteneklerini kapsayan, karşı güreşçiyi yenmek için uyguladığı, kuralları belli eylem. @@ 1. Tiyatro gösterisi. 2. Oynanmak üzere yazılmış yapıt. 3. Bir sahne sanatçısının oyunu. @@ Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. @@ Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. @@ Sahnede oynanmak üzere yaratılmış yazın yapıtı. @@ 1. Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu. 2. Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. @@ ~ Az oyun. -Tkm oyun. -Kklp oyun. -Blk oyun. -Krg oyun 'oyun, eğlence'. -Nog oyun. -Kzk oyın. -Alt, Tel, Şor, Sag oin. -TatK uyın. Tatarcada uin olarak da geçer. En eski yazılı kaynaklardan başlayarak oyun olarak geçer. ~ OT oyun 'oyun; yarış'. < ET oy- 'oynamak' + -(u)n. Yakutçada oy- 'sıçramak' olarak saklanmıştır. Doerfer'in Türkçede *oy- sözünün geçmediği yolundaki açıklaması düşündürücüdür (TMEN 671). Ramstedt (Lautlehre 96) oyun (:> oyna-) biçimlerinin oy- 'spielen, liebkosen' kökünden geldiğini yazmıştır. Poppe (Lautlehre 64, 154) Türkçe oyna- (< *oyuna-) ve oyun biçimlerini Moğolca oǰu- 'küssen, Geschlechtsverkehr haben' fiiline bağlamıştır. Doerfer (UAJb N. F. 1: 98) oyun ~ Moğolca oǰo- 'küssen, koitieren' birleştirmesini tekrar etmiştir. )
( ACTING | DANCE | PLAY | 1. ACTING, 2. PLAY | TELEVISION PLAY, TELEPLAY, DRAMATIC PROGRAMME (ABD: PROGRAM~TELEVISION PLAY (DRAMA), TELEPLAY, DRAMATIC PROGRAMME (ABD: PROGRAM) | TELEVISION PLAY )
( INTERPRÉTATION, JEU | DANSE | JEU | PIÈCE DE THÉÂTRE | 1. JOUÉ, INTERPRÉTATION, 2. PIÈCE DE THÉÂTRE | JOUÉ INTERPRÉTATION | PIÈCE DE TÉLÉVISION, TÉLÉDRAME, TÉLÉTHÉÂTRE, ÉMISSION DRAMATIQUE~PIÈCE DE TÉLÉVISION, TÉLÉDRAME, TÉLÉTHÉÂTRE, ÉMISSION DRAMATIQUE | PIÉCE DE TÉLÉVISION | PIÈCE DE TÉLÉVISION )
( DARSTELLUNG, DARSTELLERBESETZUNG, SPIEL | SPIEL | TANZ | 1. DARSTELLUNG, 2. STÜCK, THEATERSTÜCK, SCHAUSPIEL | STÜCK, THEATERSTÜCK, SCHAUSPIEL | FERNSEHSPIEL~FERNSEHSPIEL )
( RECITAZIONE~TELEDRAMMA )
( ΕΡΜΗΝΕΊΑ / ερμηνεία~ΤΗΛΕΟΠΤΙΚΌ ΈΡΓΟ / τηλεοπτικό έργο )
( OYUN[Az.]~OYUN[Tkm.]~OYUN[Kklp.]~OYUN[Krg.]~OYUN[Nog.]~OYIN[Kzk.]~OIN[Alt.]~OIN[Tel.]~OIN[Şor.]~OIN[Sag.]~UYIN[Tatk.] )
- SURET-İ TEMSİL, TARZ-İ TEMSİL, TEMSİL ile/||/<> OYUN
( Sinema TV 1 Oyunluktaki belli bir kimseyi canlandırma işi 2 Bu işin yapılış biçimi televizyon oyunu Güreşçinin alıştırmalar sonunda kazandığı bedensel güç ve teknik yeteneklerini kapsayan karşı güreşçiyi yenmek için uyguladığı kuralları belli eylem 1 Tiyatro gösterisi 2 Oynanmak üzere yazılmış yapıt 3 Bir sahne sanatçısının oyunu Kökeninde ve gelişiminde tarihsel toplumsal ekonomik vb etkenlerden bazılarını taşıyan kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı tek tek ya da topluca genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü halk kültürü evlenme oyunu ölüm oyunu erlik oyunu erginlik oyunu Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik Sahnede oynanmak üzere yaratılmış yazın yapıtı 1 Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu 2 Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı Az oyun oyun oyun Blk oyun oyun oyun eğlence oyun oyın Alt Tel oin uyın Tatarcada uin olarak da geçer En eski yazılı kaynaklardan başlayarak oyun olarak geçer OT oyun oyun yarış ET oy oynamak u n Yakutçada oy sıçramak olarak saklanmıştır Doerferin Türkçede oy sözünün geçmediği yolundaki açıklaması düşündürücüdür TMEN 671 Ramstedt Lautlehre 96 oyun oyna biçimlerinin oy spielen liebkosen kökünden geldiğini yazmıştır Poppe Lautlehre 64 154 Türkçe oyna oyuna ve oyun biçimlerini Moğolca oǰu küssen Geschlechtsverkehr haben fiiline bağlamıştır Doerfer UAJb N F 1 98 oyun Moğolca oǰo küssen koitieren birleştirmesini tekrar etmiştir )
( ACTING | DANCE | PLAY | 1. ACTING, 2. PLAY | TELEVISION PLAY, TELEPLAY, DRAMATIC PROGRAMME (ABD: PROGRAM )
( INTERPRÉTATION, JEU | DANSE | JEU | PIÈCE DE THÉÂTRE | 1. JOUÉ, INTERPRÉTATION, 2. PIÈCE DE THÉÂTRE | JOUÉ INTERPRÉTATION | PIÈCE DE TÉLÉVISION, TÉLÉDRAME, TÉLÉTHÉÂTRE, ÉMISSION DRAMATIQUE )
( DARSTELLUNG, DARSTELLERBESETZUNG, SPIEL | SPIEL | TANZ | 1. DARSTELLUNG, 2. STÜCK, THEATERSTÜCK, SCHAUSPIEL | STÜCK, THEATERSTÜCK, SCHAUSPIEL | FERNSEHSPIEL )
( RECITAZIONE )
( ΕΡΜΗΝΕΊΑ / ερμηνεία )
( OYUN[Az.]~OYUN[Tkm.]~OYUN[Kklp.]~OYUN[Krg.]~OYUN[Nog.]~OYIN[Kzk.]~OIN[Alt.]~OIN[Tel.]~OIN[Şor.]~OIN[Sag.]~UYIN[Tatk.] )
- SÛRETLER" değil SÛRET ile/ve/||/<>/> ŞEKİL değil ŞEKİLLER
- SURETY, GUARANTOR[İng.] ile/||/<> KEFİL[Ar. < KEFİL]
( Kefalet veren kişi )
( SURETY, GUARANTOR )
- SURETY[İng.] ile/||/<> KEFALET[Ar. < KEFÂLET]
( Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi )
( SURETY )
- DAYANÇ/SABIR:
SÜREYE ile/ve/değil SÜRECE
- SÜREYYÂ | ÜLKER ile/||/<> ÜLKER
( Boğa Öküz takımyıldızı yakınında görülen birbirine yakın yedi yıldız gerçekte 120 kadar yıldızı olan bir açık yıldız kümesi astronomi )
( PLEIADES )
( PLÉIADES )
( PLEJADEN )
- SURFACE AREA ile/||/<> VOLUME
( Surface area yüzey ölçümü İLE volume hacim ölçümü. )
( Formül: 2D measure İLE 3D measure )
- SURFACE CODE ile/||/<> COLOR CODE ile/||/<> TORIC CODE
( Kübitleri iki boyutlu bir ızgaraya dizip komşu ölçümlerle hataları saptayan, gerçeklenmesi en kolay ve en umut vaat eden kuantum hata düzeltme kodudur. @@ Aynı ilkeyi, mantık işlemlerini daha kolay yapacak biçimde renklendirilmiş bir örgüde kuran koddur. @@ Kübitleri simit (torus) yüzeyine dizen, topolojik hata düzeltmenin ilk ve kuramsal örneğidir. Üçü de topolojik kuantum hata düzeltme kodlarıdır; yüzey kodu, torik kodun düz yüzeydeki pratik hâlidir. )
( Formül: d = O(√n) )
- SURFACE MINING[İng.] ile/||/<> EXPLOITATION À CIEL OUVERT[Fr.] ile/||/<> TAGEBAUBETRIEB[Alm.] ile/||/<> AÇIK İŞLETME
( SURFACE MINING )
( EXPLOITATION À CIEL OUVERT )
( TAGEBAUBETRIEB )
- SURFACE ile/||/<> HYDROGEL ile/||/<> NANOPARTİCLE
( Malzeme modifikasyonu. )
( Formül: Gel% = Vpol/Vtotal×100 )
- SÜRFE | KURTÇUK ile/||/<> KURTÇUK
( Solucan gibi böcek gibi ilkel hayvanlarda yumurtadan sonra gelen gelişme evresi bebeklik larva biyoloji biyoloji larva )
( LARVE | VERMIS )
( LARVA )
- SÜRFE | LÂRVA ile/||/<> LÂRVA
( karşılık kurtçuk larva hayalet 1 Ergin karakterlerini kazanmadan önce bağımsız olan genç hayvan 2 Tümbaşkalaşma gösteren böceklerde yumurtadan çıkan henüz pupa evresine geçmemiş kanatsız genel olarak kurt biçimindeki genç hayvan tipi kurtçuk )
( LARVA | PUPA )
( LARVE | PUPE )
( LARVE | PUPA )
( LARVA | PUPA )
( LARVA )
( ΠΡΟΝΎΜΦΗ / προνύμφη )
- SÜRFE | LÂRVA ile/||/<> PUPA
( (karşılık: kurtçuk), (Lat. larva = hayalet) 1. Ergin karakterlerini kazanmadan önce bağımsız olan genç hayvan, 2. Tüm-başkalaşma gösteren böceklerde, yumurtadan çıkan henüz pupa evresine geçmemiş, kanatsız, genel olarak kurt biçimindeki genç hayvan tipi. @@ bk. kurtçuk. )
( LARVA | PUPA~PUPA )
( LARVE | PUPE~PUPE )
( LARVA | PUPA~PUPA | PUPA: YAVRU | PUPA, İNG. POOP )
( LARVE | PUPA~PUPA | PUPPE )
( LARVA~POPPA | PUPA )
( ΠΡΟΝΎΜΦΗ / προνύμφη~ΝΎΜΦΗ / νύμφη )
- SÜRFE/SURFE[Ar.] ile SÜRFE[Ar.]
( Kurtçuk. İLE Öksürük. )
- SÜRFİLE ile SÜRFİLE MAKASI ile SÜRFİLE MAKİNESİ
- SURGICAL[İng.] ile/||/<> CERRAHİ[Ar. < CERRÂHİ]
( Cerrah ve ameliyatla ilgili olan şirurjikal )
( SURGICAL )
- SÜRGÜ/TIRKAZ ile SÜRGÜ
( Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen, demir ya da ağaç kol, tırkaz, sürme. | Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. | Hastanın, büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap. | Çoğu kez, bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde ya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen, sivri uc ya da küçük lama. İLE Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan ya da ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. )
- SÜRGÜ ile CIVATALAYICI
( BOLT vs. BOLTER )
( زبانه ile زبانه دار کردن ile اسب چموش )
( ZABANEH ile ZABANEH DAR KARDAN ile ASB CHEMUSH )
- SÜRGÜ ile/||/<> SÜRGÜ
( sönge söngü söngüye sünge süngü süngüye sürme 1 Ucu çaputlu fırın temizleme sopası Beyköy Şarkikaraağaç Isparta Darıveren Acıpayam Denizli Kemalpaşa İzmir Gürmedere Fethiye Muğla sönge Yenice Gelendost Isparta Amasya söngü Akçaşar Yalvaç Isparta Emet Kütahya söngüye Uşak sünge Mudurnu Bolu süngü Işıklar Bornova İzmir süngüye Dereyalak İnönü Eskişehir 2 Kapının içten kapanmasını sağlayan ağaç kol Çarıksaray Şarki karaağaç Isparta sürme Dereyazıcı Alaca Çorum 3 Harman yerini temizlemek düzeltmekte kullanılan uzun tahta saplı üçgen ya da dikdörtgen biçiminde ağzı olan tahta araç Kırklareli II sürgütahtası Harmanlanmış ekini konulacağı yere götürmekte kullanılan hayvan yardımıyla çekilen kızak Esat Çiftliği Terme Samsun Kuzköy Salman Akkuş Ordu sürgütahtası Amasya fizik tarım Panoları birleşik tutmada kullanılan tahta ya da demir lama )
( CLEAT )
( CURSEUR | RATISSOIRE | SAUTERELLE )
( KLAMPE )
- SÜRGÜ ile TAPAN
( ... İLE Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen, ağaçtan geniş araç, sürgü. )
- SÜRGÜLEME ile/||/<> SÜRGÜLEMEK
( Sürülmüş olan tarlayı sürgü adı verilen araçla düzenleme Kursarı Yalvaç Isparta sürgüçektirmek Sürgü adı verilen araçla tarlayı düzeltmek Darıveren Acıpayam Denizli sürgüçektirmek Merzifon Amasya )
- SÜRGÜLEMEK ile SÜRGÜLENMEK ile SÜRGÜ ile SÜRGÜN/LÜK ile SÜRGÜLÜ ile SÜRGÜSÜZ ile SÜRGÜ KOLU ile SÜRGÜN AVI
- SÜRGÜN ETMEK ile SÜRGÜN
( BANISH vs. BANISHMENT )
( دور کردن ile نفي بلد کردن ile اخراج بلد کردن ile نفي ile نفي بلد ile تبعيد )
( DOR KARDAN ile NAFY BOLD KARDAN ile AKHARAJ BOLD KARDAN ile NAFY ile نفي بلد ile TABYD )
- SÜRH ile/ve MADENÎ SÜRH
( Kırmızı, kızıl. Yazmaların bab ya da fasıl başlıklarının kırmızı mürekkep ile yazılması. İLE/VE Ateş renginde olanı. )
- SURİ ile/||/<> FORMAL[İng.] ile/||/<> FORMEL[Fr.] ile/||/<> FORMELL, FORMAL[Alm.] ile/||/<> BİÇİMSEL
( Biçime ilişkin )
( FORMAL )
( FORMEL )
( FORMELL, FORMAL )
- SÛRÎ[Ar.] ile SÛRÎ[Ar.]
( Görünürde olan, hakiki ve içten olmayan. | Gösterişten ibaret olan, gösterişlik. İLE Düğüne ait, düğünle ilgili. )
- SURİÇİ ile SURDIŞI
- SURİNAM(HOLLANDA GUYANASI) ile/ve/<> FRANSIZ GUYANASI ile/ve/<> İNGİLİZ GUYANASI
- SURİYE ile/ve/||/<>/>< IRAK (REKABETİ)
- KOHL[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRME
- SÜRME ile SÜRME
( Araç kullanmak. | Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen düzenek, sürgü. | Masa ve dolapta küçük çekmece. | Sürülerek kullanılan. İLE Kirpik diplerine sürülen, siyah boya, sürme, is. )
- SÜRMEDAN[TR. < SÜRME + FARS. < -DÂN] ile/||/<> ...
( ağaç veya kemikten yapılan içine göz sürmesi konulan küçük kap sürmelik sür me eki far dān eki Türkçede Farsça dan ekiyle yapılmış birtakım türevler vardır Türkçe iğnedan iğneden iğnedenlik Türkçe yağdan yağdanlık Türkmence dūzdān tuzluk dūz tuz dān )
- SÜRMEK ile ARABAYLA UZAKLAŞMAK ile KABACA SÜRMEK ile KABA BİR ŞEKİLDE SÜRMEK ile TAHRİK MİLİ ile SÜRÜLEBİLİR ile SÜRÜCÜ ile ARABA KULLANMAK ile SÜRÜŞ TESTİ
( DRIVE vs. DRIVE AWAY vs. DRIVE ROUGHLY vs. DRIVE ROUGLY vs. DRIVE SHAFT vs. DRIVEABLE vs. DRIVER vs. DRIVING vs. DRIVING TEST )
( رانندگي کردن ile راندن ile چخ کردن ile خرکي رفتن ile محور محرک ile راندني ile راننده ile شوفر ile گاريچي ile ماشين ران ile اتومبيل راندن ile اتوموبيل راني ile سوق ile رانندگي ile امتحان رانندگي )
( RANANDEGY KARDAN ile RANDAN ile CHAKH KARDAN ile KHRAKY RAFTAN ile MAHVAR MAHRAK ile راندني ile RANANDEH ile SHOOFER ile GARYCHY ile MASHYNE RAN ile OTOMBYLE RANDAN ile OTOMOBYLE RANY ile SOGH ile RANANDEGY ile EMTAHAN RANANDEGY )
- SÜRMEK ile SIVAMAK
( TO SMEAR vs. TO PLASTER )
- SÜRMEK ile SÜRDÜRMEK
- SÜRMEK ile SÜRMELEMEK ile SÜRMELENMEK ile SÜRMELİ ile SÜRMELİK ile SÜRMESİZ ile SÜRME İSKELE ile SÜRME MANTARLARI ile SÜRME MANTARIGİLLER
- SÜRMEK ile SÜRTMEK
- SURNAME[Fars. < SŪRNÂME] ile/||/<> ...
( Sultan düğünlerini büyük şölenleri konu edinen divan koşuk türü )
- SURPLUS LABOUR[İng.] ile/||/<> ARTIK EMEK
( Marksist kuramda artık değer elde etmek için işçilerin gerekli emek zaman dışında harcadıkları fazla emek )
( SURPLUS LABOUR )
- SÜRPRİZ ile/ve BEKLENMEDİK (OLUMLU) "GELİŞME"
( SURPRISE vs./and UNEXPECTED PROGRESS )
- SÜRPRİZ ile/ve ÜMİT/UMUT
( SURPRISE vs./and HOPE )
- SÜRRE ALAYI ile/||/<> ...
( Her yıl recep ayının 12 sinde darüssaade ağasının denetimi altında Hicaza gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve padişahın armağanlarını taşıyan topluluk )
- SÜRRE ile SÜRRE ALAYI ile SÜRRE EMİNİ
- SÜRRE ile/||/<> SÜRRE[Ar. < SURRE]
( 1 Osmanlı padişahlarının seyyid ile şerif ve ileri gelenlere dağıtılmak üzere her yıl Hicaza gönderdikleri para ve armağanlara verilen ad 2 Yarım yük 50 000 akçe tutarında para için kullanılan bir tecim terimi zooloji )
( OMBILIC )
- SURREALISM[İng.] ile/||/<> SURRÉALISME[Fr.] ile/||/<> SÜRREALISMUS[Alm.] ile/||/<> SÜRREALİZM[Fr. < SURRÉALISME]
( XX yüzyıl başlarında Fransada Andre Bretonun Freudun görüşlerine dayanarak açtığı ve bilinçaltı gerçeği düşte olduğu gibi parçaları birbirini tutmaz bir anlatım ile vermeye çalışan akım Gerçeküstücülük )
( SURREALISM )
( SURRÉALISME )
( SÜRREALISMUS )
- SÜRREALİZM | GERÇEKÜSTÜCÜLÜK ile/||/<> GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
( Sinema Çeşitli sanat dallarındaki gerçeküstücülüğün öncü sinema soyut filmdeki yansısı Özellikle 1927ye doğru Fransada sinemaya uygulanmağa başlanan gerçeküstücülük nesneleri bilinçaltı dünyasının bir belirtisi olarak gerçekdışı acayip çarpıcı görünüşlerle ortaya koymağa çabalar Sürrealizm 1924 yılında Fransada Andre Breton ve arkadaşlarınca başlatılan ve duyguların düşüncelerin us denetimiyle dizginlenmeden her türlü sanat ve töre kaygısından uzak bir biçimde sonsuz bir özgürlük ve kendiliğindenlik içinde dile getirilmesini öneren Fransa dışında da türlü savunucular ve izleyiciler bulan yazın ve sanat akımı Resim Doğanın bilinen görüntüsünü değil bilinçaltına ve düşlere değgin bir dünyayı canlandırmak isteyen 1924 yılında Andre Bretonun ortaya attığı sanat görüşü )
( SURREALISM )
( SURRÉALISME )
( SURREALISMUS | SUREALISMUS )
- SÜRRE-İ RİE | AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> AKCİĞER GÖBEĞİ
( biyoloji anat Sağ ve sol akciğerin birbirlerine dayandıkları kısım üzerinde bronkus ve damarların akciğerin içine girdiği yer hilus pulmonis )
( HILUS PULMONIS | BRONCHIOLUS, İNG. BRONCHIOLE | TRACHEA )
( PULMONAIRE (HILE-) | TRACHÉE )
( LUNGENHILUS )
( HILUS PULMONIS )
( ILO POLMONARE )
( ΠΎΛΗ ΠΝΕΎΜΟΝΑ / πύλη πνεύμονα )
- SÜRRE-İ RİE | AKCİĞER GÖBEĞİ ile/||/<> BRONŞÇUK ile/||/<> TRAKE
( (biyoloji) @@ anat. Sağ ve sol akciğerin birbirlerine dayandıkları kısım üzerinde, bronkus ve damarların akciğerin içine girdiği yer, hilus pulmonis. )
( HILUS PULMONIS | BRONCHIOLUS, İNG. BRONCHIOLE | TRACHEA~BRONCHIOLUS, İNG. BRONCHIOLE~TRACHEA )
( PULMONAIRE (HILE-) | TRACHÉE~BRONCHIOLE~TRACHÉE )
( HILUS PULMONIS~...~TRACHEA )
( LUNGENHILUS~BRONCHIOLE~LUFTRÖHRE )
( ILO POLMONARE~BRONCHIOLO~TRACHEA )
( ΠΎΛΗ ΠΝΕΎΜΟΝΑ / πύλη πνεύμονα~ΒΡΟΓΧΙΌΛΙΟ / βρογχιόλιο~ΤΡΑΧΕΊΑ / τραχεία )
- SÜRSAT ile/||/<> ...
( Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerlerden savaş yükümü yoluyla ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alınması ya da buna karşılık para toplanması )
- ŞURTA ile SAHİBÜ'Ş-ŞURTA
( Önde gidip düşmanla savaşan asker. | Yelkene uygun rüzgâr. İLE Başkent ve öteki büyük merkezlerde, asayiş, şurta teşkilâtı tarafından sağlanırdı. Başlangıçta kadılık makamına bağlı olarak çalışan ve kadıların verdiği cezaları uygulayan bu teşkilât, bir süre sonra müstakil hale getirilmiştir. Görevi, suçluları takip ederek yakalamak olan şurta teşkilâtının başında, merkezde, genellikle nüfûzlu ailelerden seçilen bir görevli bulunurdu. Kentlerde, valilerin emrinde çalışan şurtanın görevi de asayişi korumak ve suçluların yakalanmasını sağlamaktı. )
- SÜRTME ile SÜRTME AĞI
- SÜRTME ile/||/<> SÜRTMEK
( Bileyleme Senirkent Isparta Bileylemek Senirkent Isparta )
- SÜRTME ile/<> SÜRTÜNME ile/<> SÜRTÜNÜŞ
- SÜRTMEK ile FİNK ATMAK
- SÜRTMEK ile SÜRTÜLMEK
- SÜRTÜKLEŞMEK ile SÜRTÜK/LÜK
- ANGLE OF FRICTION[İng.] / ANGLE DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME AÇISI
- FRICTIONAL ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTRICITÉ DE FRICTION[Fr.] / REIBUNGSELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ELEKTRİĞİ
- FRİCTİON FACTOR[İng.] / MADRÛB-İ DELK[Osm.] / FACTEUR DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONFAKTOR/REIBUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- SÜRTÜNME | FRİKSİYON ile/||/<> FRİKSİYON[Fr. < FRICTION]
( Ovalama )
( FRICTION )
( FRICTION )
- TRIBOLUMINESCENCE[İng.] / TRIBOLUMINESCENCE[Fr.] / TRIBOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME IŞILDAMASI, TRİBOLÜMİNESANS
- DELK EMSÂLI[Osm.] / COEFFICIENT OF FRICTION[İng.] / COEFFICIENT DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSBEIWERT, REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KATSAYISI
- FRICTION LOSS[İng.] / PERTE PAR FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KAYBI
- FRICTION FORCE[İng.] / FORCE DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONSKRAFT/REIBUNGSKRAFT, REIBUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KUVVETİ
- SÜRTÜNME KUVVETİ ile/||/<> NORMAL KUVVET (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( İki yüzey arasında, harekete ya da harekete eğilime karşı, temas düzlemine paralel etki eden kuvvettir; f = μN ile öteki kuvvete bağlıdır. Hareketi zorlaştırır ama yürümeyi de o sağlar. @@ Bir yüzeyin üzerindeki cisme temas düzlemine dik olarak uyguladığı tepki kuvvetidir; cismin yüzeye batmasını önler. İlki ikincisiyle orantılıdır; yatay düzlemde ikincisi ağırlığa eşit, eğik düzlemde ağırlığın dik bileşenidir. )
( Formül: fs=μN ~ N⊥yüzey )
- REIBUNGSVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME VİSKOZİTESİ
- DELK[Osm.] / FRICTION[İng.] / FRICTION, FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTION/REIBUNG, REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME
- SÜRTÜNME ile/||/<> HAVA DİRENCİ
( Katı iki yüzeyin teması boyunca harekete karşı çıkan kuvvettir; hıza değil, yüzeylerin cinsine ve normal kuvvete bağlıdır (f = μN). Durgunken statik, hareket hâlinde kinetik olur. @@ Bir cismin hava içinde ilerlerken karşılaştığı sürükleme kuvvetidir; hıza güçlü biçimde bağlıdır, yüksek hızda hızın karesiyle artar. İlki temas yüzeyine, ikincisi cismin biçimine ve hızına duyarlıdır; ikincisi paraşütün yavaşlamasını sağlar. )
( Formül: f = μN ~ F_drag ∝ v² )
- SÜRTÜNME ile/||/<> HAVA DİRENCİ ile/||/<> VİSKOZ DİRENÇ
( Katı iki yüzey arasında temas boyunca harekete karşı çıkan kuvvettir; hıza değil normal kuvvete bağlıdır (μN). @@ Cismin hava içinde ilerlerken karşılaştığı sürüklemedir; yüksek hızda hızın karesiyle büyür, cismin biçimine duyarlıdır. @@ Bir cismin akışkan içinde yavaş hareketinde, akışkanın iç sürtünmesinden (viskozitesinden) doğan dirençtir; düşük hızda hızla doğru orantılıdır (Stokes: F = 6πηrv). İkincisi hızlı-havada, üçüncüsü yavaş-akışkanda baskındır. )
( Formül: F_drag = ½ρCdAv² )
- SÜRTÜNME ile SÜRTÜNME
( FRICTION vs. FRICTIONAL )
( ساييدگي ile سايش ile مالش ile اصطکاک ile مالشي ile اصطکاکي )
( ساييدگي ile SAYSH ile MALESH ile ESTEKAK ile MALESHY ile ESTEKAKY )
- SÜRTÜNME ile SÜRTÜNMELİ ile SÜRTÜNMESİZ ile SÜRTÜNME BİLİMİ
- SÜRT(ÜN)MEK ile DEĞMEK
( TEDELLÜK ile ... )
( RUB vs. TOUCH )
- FRICTION FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT AVEC FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMELİ AKIŞ
- FRICTIONLESS FLOW, INVISCID FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT SANS FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSFREIE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞ
- INVISCID FLUID[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞKAN
- SÜRTÜŞME ile/ve/değil ÇEKİŞME
- SÜRTÜŞME ile/değil/yerine SÜRTÜNME
- SÜRTÜŞMEK ile SÜRTÜŞ
- SÛR-U İSRÂFİL ile/ve RÂDİFE
( "Başlangıç"ta. İLE/VE "Başlangıç"ta[kıyâmette]. )
( Sadâ. İLE İsfehan makamında olacak/mış.[Yassı namazının kameti de, İsfehan makamında okunur.] )
- SÜRÜ ile ÇOBAN ile ÇOBAN
( HERD vs. HERDER vs. HERDSMAN )
( گله ile رمه ile گله بان ile دامدار ile عواء ile گله دار ile دامپرور ile رمه دار )
( GOLEH ile RAMEH ile GOLEH BAN ile DAMDAR ile عواء ile GOLEH DAR ile DAMPROR ile RAMEH DAR )
- SÜRÜ ile/ve/değil/||/<> KİTLE
( Hayvan için. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan için. )
- SÜRÜ ile NAHIR
( ... İLE Sığır sürüsü. )
- [ne yazık ki]
SÜRÜ ile/ve/değil/||/<>/> SÖMÜRÜ
- SÜRÜ ile/||/<> SÜRÜ
( 100 150 200 ya da daha kalabalık devşirme çocuklardan oluşan topluluk Genellikle sığır ve koyun gibi bazı türlerin topluluk adı )
( HERD )
- ŞÜRÛ'[Ar.] ile ŞÜRÛH[Ar. < ŞERH]
( Başlama. İLE Açıklamalar, izahlar, şerhler. )
- SÜRÜ ile SÜRÜLER
( FLOCK vs. FLOCKS )
( رمه ile غنم ile اغنام )
( RAMEH ile غنم ile اغنام )
- SÜRÜ ile/değil TOPLULUK/CEMAAT
- SURUÇ ile/||/<> ...
( Yapılarda direkle kiriş arasında bulunan ağaç parçası Yenikent Aksaray Niğde )
- SÜRÜCÜ KARINCA ile/ve/||/<> ASKER SÜRÜCÜ KARINCA
( ... İLE/VE/||/<> Sürücü karıncaların, 3 katı büyüklüktelerdir. )
- ANTRIEBSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜCÜ KUVVET
- DRIVER[İng.] / TREIBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜCÜ
- SÜRÜCÜ ile/||/<> SÜRÜCÜ
( Kuşak teker vb veri saklama ortamlarının bir okuyucuyazıcı kafa karşısına sürülmelerini sağlayarak gerekli okumayazma işlemlerini gerçekleştiren bilgisayar girişçıkış birimlerinin her birinin genel adı Miknatıslı kuşak sürücü mıknatıslı teker sürücü ya da dört sürücülü teker bellek gibi bağlamlar içerisinde kullanılır Devşirme çocuklarını İstanbula getirmekle yükümlü olan görevli ana sürücü )
( DRIVE | DRIVER )
( DÉROULEUR, ENTRAÎNEUR )
- SÜRÜDEN:
AYRILAN ile/değil/yerine/>< AYRI OLAN
( Kurt kapar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kurtulur. )
- SÜRÜKLEME KATSAYISI ile/||/<> KALDIRMA KATSAYISI
( Bir cismin akış içinde harekete karşı gördüğü direncin (sürükleme kuvvetinin) boyutsuz ölçüsüdür; biçim ve akış rejimine bağlıdır. @@ Aynı akışta, harekete dik yönde oluşan kaldırma kuvvetinin boyutsuz ölçüsüdür; kanat profillerinde uçuşu sağlar. İlki hareketi yavaşlatan, ikincisi yukarı iten kuvveti niceler. )
( Formül: F_D = ½ρv²AC_D ~ F_L = ½ρv²AC_L )
- DRAG[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLEME
- SÜRÜKLEMEK ile SÜRÜKLEYEREK
( DRAG vs. DRAGGING )
( باتورگرفتن ile سخت کشيدن ile کشان کشان بردن ile بزور کشيدن ile کشان کشان )
( BATORGARAFTAN ile SOKHT KESHYDAN ile KESHAN KESHAN BARDAN ile BOZOOR KESHYDAN ile KESHAN KESHAN )
(1996'dan beri)