Bugün[13 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.693 başlık/FaRk ile birlikte,
125.693 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(430/504)


- SVD ile/||/<> SPECTRAL DECOMPOSITION

( SVD A=UΣVᵀ genel, spectral Aᵀ=A için özel. )

( Formül: General İLE symmetric case )


- ŞVESTER[Alm. < SCHWESTER] ile/||/<> HEMŞİRE

( hemşire Schwester )

( SCHWESTER )


- ŞVESTER[Alm. < SCHWESTER] ile/değil/yerine/=/||/<> HEMŞİRE | KIZ KARDEŞ

( hemşire kız kardeş Hizmetçi kız )


- SVM/SUPPORT VECTOR MACHINES[İng.] ile/değil/yerine/= DESTEK VEKTÖR MAKINELERİ


- SVO/SEREBROVASKÜLER OLAY CEREBROVASCULAR ACCIDENT[İng.] ile/değil/yerine/= BEYİN-DAMAR OLAYI


- SWAGING[İng.] ile/||/<> ÉTAMPAGE[Fr.] ile/||/<> GESENKSCHMIEDEN[Alm.] ile/||/<> TOKAÇLAMA

( Yuvarlak biçim vermek için yapılan dövme işlemi )

( SWAGING )

( ÉTAMPAGE )

( GESENKSCHMIEDEN )


- SWAP[İng.] ile/||/<> GETİRGÖTÜR

( SWAP )


- SWAP[İng.] ile/değil/yerine/= TAKASLAMA


- SWAP-OUT[İng.] ile/||/<> GÖTÜRMEK

( SWAP-OUT )


- SWARGA ile ...

( Semavi âlemler. )


- SWARUPA ile ...

( Bireyin kendi biçimi, doğası, karakteri. )


- SWAYBACK[İng.] ile/||/<> ÇARPIK

( Enzootik ataksi )

( SWAYBACK )


- SWEATER[Fr.] ile/||/<> SÜVETER[Fr.]

( Genellikle altına gömlek ya da bluz giyilen kolsuz kazak Halit Ayarcı ya üçüncü süveterini örüyordu Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü 229 Delikanlının eli süveterinin altından sırtına kaymış kopçayı açmaya çalışıyor Adalet Ağaoğlu Ruh Üşümesi 30 Vestiyerde yeni bir süveter örmeye başlamış obur ve pişman Nevzat la örgüsünü nereden itibaren eksiltmeye başlayacağını konuştular Attila İlhan Kurtlar Sofrası 469 Süveterinin etek uçlarından yünleri ditti iki topak yapıp kulaklarına tıkadı Füruzan Kırk Yedililer 12 Amerikan ayakkabıları çorapları süveterleri giyen gençlere bir üstünlük duygusu geliveriyordu Ayşe Kulin Güneşe Dön Yüzünü 18 Neşide ile Lebriz e ihtiyaten birer yün atkı yahut süveter veriniz Refik Halid Karay Kadınlar Tekkesi 97 )


- SWEATER[İng. < SWEATER] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜVETER

( Genellikle altına gömlek ya da bluz giyilen kolsuz kazak )


- SWELL[İng.] ile/||/<> HOULE[Fr.] ile/||/<> DÜNUNG[Alm.] ile/||/<> SOLUĞAN

( Dalgaların fırtına bölgesi dışına rüzgârsız yerlere ulaşan ve düzenli kabartılar ve çukurlar durumunda kıyıya yaklaşıp çatlayan bölümlerine verilen ad )

( SWELL )

( HOULE )

( DÜNUNG )


- SWIM BLADDER[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZME KESESİ

( Birçok kemikli balıkta çeperi sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan, hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SWINE INFLUENZA[İng.] ile/||/<> DOMUZ GRİBİ

( Ortomiksovirüslerin neden olduğu insanlara da bulaşabilen trakeobronşit ve alveoler atelektaziyle belirgin solunum sisteminin akut seyirli viral hastalığı domuz nezlesi domuz enflüenzası Genellikle Haemophilus influezae ikincil enfeksiyonlara sebep olur )

( SWINE INFLUENZA )


- SWITCH VARIABLE[İng.] ile/değil/yerine/= ANAHTARLAMA DEĞİŞKENİ


- SWITCH[İng.] ile/değil/yerine/= ANAHTAR


- SWITCH ile BRIDGE


- SWITCHING[İng.] ile/||/<> DÜĞMELEME

( SWITCHING )


- SYENİTE[Fr. < SYÉNITE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİYENİT

( Kuvarssız granit ortoklaz mika hornblentten oluşan plütonik kayaç )


- SYENITE[Fr.] ile/||/<> SİYENİT[Fr. < SYÉNITE]

( jeoloji )

( SYENITE | SYÉNITE )


- SYMBİOSİS ile/||/<> ANTİ-SYMBİOSİS

( Symbiosis benzer ligand güçlendirme, anti zıt zayıflatma. )

( Formül: Soft-soft İLE hard-soft )


- SYMBIOSIS ile/değil/yerine/= YAŞAM ORTAKLIĞI


- SYMBIOZ ile/||/<> PARAZİTİZM

( Simbiyozda karşılıklı yarar, parazitizmde tek taraflı yarar vardır )

( De Bary tarafından 1879 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: biyoloji) )


- SYMBOLE/SYMBOLIQUE/SIMGESEL | SEMBOLIK[Fr. < SYMBOLE] ile/değil/yerine/= SYMBOLIC[İng.] ile/değil/yerine/= SYMBOLISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SEMBOL

( bk. simge @@ (kimya) @@ bk. simge @@ @@Bir kavramın uzlaşımsal ya da üzerinde uzlaşıma varılmış gösterimi. @@ Bireylerin, düşün, duyu, istek, buyruk ve eylemleriyle, çevrelerinde gördüklerini anlatmak için kullandıkları kimi çizgi, biçim, resim, ses, doğal ve yapay nesne, insan, hayvan, bitki ya da bunlara ilişkin ürün ve organlardan oluşan geleneksel düzen. @@ Bir imge ya da düşünü olarak dış gerçekleri yansıtan anlıksal bir görüntü. @@ 1. Soyut bir kavramı, örneğin bir ülküyü, amacı ya da düşünceyi gösteren ve anlamı herkesçe bilinen biçim, harf, bitki vb. im. 2. Ruh çözümlemesinde bilinçsiz bir düşünceyi, duygu ya da isteği belirten herhangi bir im. @@ Soyut bir kavramı belirtmek üzere benimsenmiş varlık ya da nesne; bir nesne ya da kavramın imgesi. @@ Çoklukları, işlemleri ya da bağıntıları göstermeye yarayan im ya da imce. @@ 1. Dizimsel değişken. || Anl. dizimsel simge, sözeden değişken. Krş.. ad simgesi, önerme simgesi, yüklem simgesi, işlev simgesi, eklem simgesi, deyim simgesi. 2. Yer tutucu simge. 3. Dizimsel tür simgesi. 4. İm. @@ Sınıflandırmada kullanılan ve belli bir anlam yüklenmiş harf, rakam ve imlerin tümü. @@ (Resim) (Yun. sumbolon = uygun işaret) Soyut bir kavramı somutlaştıran biçim. @@ Bir öğe, özdek, nesne, nitelik , bağıntı vb.gösteren harf, biçim, im. @@ Bir görüşme çizinliğinde yazılı soruları konuşma diline dönüştürmek, soruları anlamına uygun olarak dile getirme konusunda görüşmeciye kılavuzluk etmek üzere duraklama, vurgulama gibi durumları gösteren belirteç. @@ 1. genel uygulayım: Bir anlam, kavram, öğe, birim vb. kısaltmayla bildiren harf, resim, im. @@ 1. Belli bir insan öbeğinin uzlaşım yoluyla kendisine belli bir anlam verdiği im. 2. Bir şeyi gösteren, bir anlamı, bir düşünceyi görülenebilir kılan im. 3. Görülmez bir gerçekliği canlandıran imge ya da özdeksel nesne, örneğin, güvercin barışın simgesidir. @@ Bir öğe, nesne, nitelik vb. gösteren harf, biçim, im. @@ 1. Bir öğeyi ya da bir öğeciği gösteren kısaltım; örneğin C = karbon, Fe = demir. 2. Değer, konum, işlem, doğrultu gibi nicedikleri gösteren isteğe bağlı ya da geleneksel im. @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ @@ )


- SYMBOLIC[İng.] ile/||/<> SYMBOLIQUE[Fr.] ile/||/<> SYMBOLISCH[Alm.] ile/||/<> SİMGESEL | SEMBOLİK[Fr. < SYMBOLIQUE]

( simgesel 1 Bir simge ile dile getirilen 2 Simgeler kullanan ya da simgeler koyan 3 Kendi başına bir değeri ya da etkisi olmayıp bir başka şeyi anımsatan simgesel bir topluluk )

( SYMBOLIQUE )


- SYMBOLISM/SYMBOLIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= SYMBOLISME/SYMBOLISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SYMBOLISMUS/SYMBOLISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIMGE

( Bir kavramın uzlaşımsal ya da üzerinde uzlaşıma varılmış gösterimi. @@ Bireylerin, düşün, duyu, istek, buyruk ve eylemleriyle, çevrelerinde gördüklerini anlatmak için kullandıkları kimi çizgi, biçim, resim, ses, doğal ve yapay nesne, insan, hayvan, bitki ya da bunlara ilişkin ürün ve organlardan oluşan geleneksel düzen. @@ Bir imge ya da düşünü olarak dış gerçekleri yansıtan anlıksal bir görüntü. @@ 1. Soyut bir kavramı, örneğin bir ülküyü, amacı ya da düşünceyi gösteren ve anlamı herkesçe bilinen biçim, harf, bitki vb. im. 2. Ruh çözümlemesinde bilinçsiz bir düşünceyi, duygu ya da isteği belirten herhangi bir im. @@ Soyut bir kavramı belirtmek üzere benimsenmiş varlık ya da nesne; bir nesne ya da kavramın imgesi. @@ Çoklukları, işlemleri ya da bağıntıları göstermeye yarayan im ya da imce. @@ 1. Dizimsel değişken. || Anl. dizimsel simge, sözeden değişken. Krş.. ad simgesi, önerme simgesi, yüklem simgesi, işlev simgesi, eklem simgesi, deyim simgesi. 2. Yer tutucu simge. 3. Dizimsel tür simgesi. 4. İm. @@ Sınıflandırmada kullanılan ve belli bir anlam yüklenmiş harf, rakam ve imlerin tümü. @@ (Resim) (Yun. sumbolon = uygun işaret) Soyut bir kavramı somutlaştıran biçim. @@ Bir öğe, özdek, nesne, nitelik , bağıntı vb.gösteren harf, biçim, im. @@ Bir görüşme çizinliğinde yazılı soruları konuşma diline dönüştürmek, soruları anlamına uygun olarak dile getirme konusunda görüşmeciye kılavuzluk etmek üzere duraklama, vurgulama gibi durumları gösteren belirteç. @@ 1. genel uygulayım: Bir anlam, kavram, öğe, birim vb. kısaltmayla bildiren harf, resim, im. @@ 1. Belli bir insan öbeğinin uzlaşım yoluyla kendisine belli bir anlam verdiği im. 2. Bir şeyi gösteren, bir anlamı, bir düşünceyi görülenebilir kılan im. 3. Görülmez bir gerçekliği canlandıran imge ya da özdeksel nesne, örneğin, güvercin barışın simgesidir. @@ Bir öğe, nesne, nitelik vb. gösteren harf, biçim, im. @@ 1. Bir öğeyi ya da bir öğeciği gösteren kısaltım; örneğin C = karbon, Fe = demir. 2. Değer, konum, işlem, doğrultu gibi nicedikleri gösteren isteğe bağlı ya da geleneksel im. @@ Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret. (Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır.) @@ @@ )


- SYMMETRIC MATRİX ile/||/<> ORTHOGONAL MATRİX

( Symmetric A=Aᵀ, orthogonal AAᵀ=I. )

( Formül: Transpoz eşit İLE inverse transpose )


- SYMPATHETIC ile/||/<> PARASYMPATHETIC ile/||/<> ENTERIC

( İstemsiz vücut fonksiyon kontrolü. )

( Formül: Fight or flight )


- SYMPATHİQUE[Fr. < SYMPATHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMPATİK

( sempatik sinir sistemi sıcakkanlı Çok hoş hoşa giden )


- SYMPHONİE[Fr. < SYMPHONIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SENFONİ

( senfoni orkestrası Orkestra için bestelenmiş birkaç bölümden oluşan uzun müzik eseri )


- SYMPHONİQUE[Fr. < SYMPHONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SENFONİK

( Senfoni ile ilgili senfoniye dayanan )


- SYMPLECTİC TOPOLOGY ile/||/<> CONTACT TOPOLOGY

( Symplectic topology kapalı 2-form geometrisiyken İLE contact topology maksimal integrallenemez 1-form geometrisidir )

( Formül: Symplectic form ω )


- SYMPLECTİC ile/||/<> RİEMANNİAN ile/||/<> COMPLEX

( Konum ve momentum çiftlerinin oluşturduğu faz uzayının geometrisidir; klasik mekaniğin (Hamilton biçiminin) doğal dilidir. @@ Eğri uzay ve yüzeylerde uzaklık ve açının nasıl ölçüldüğünü betimleyen geometridir; genel göreliliğin uzay-zaman dilidir. @@ Karmaşık sayılara dayalı uzayların geometrisidir; sicim kuramı ve kuantum alan kuramında belirir. Üçü de fiziğin farklı alanlarının matematiksel geometrileridir: faz uzayı, eğri uzay-zaman ve karmaşık uzay. )

( Formül: ω = dpᵢ ∧ dqᵢ )


- SYMPOSİUM[Fr. < SYMPOSIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> SEMPOZYUM

( Önceden tespit edilen bir alanda konuşmacıların bildiri sunarak katıldığı bilimsel toplantı bilgi şöleni )


- SYNAPSIS[İng.] ile/değil/yerine/= SİNAPSİS

( Mayoz bölünme sırasında meydana gelen iki kromozomun eşleşmesi olayı. Genellikle sinaptonemal kompleksi oluşturan mayotik kromozom çekirdeklerinin paralel hizalanması yoluyla gerçekleşir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SYNAPTOME ile/||/<> PROJECTOME ile/||/<> FUNCTİONAL CONNECTOME

( Tam beyin bağlantı haritalaması. )

( Formül: 86 milyar nöron (insan) )


- SYNCHRONICITY ile SIMULTANEISM


- SYNCHRONIZATION ile/||/<> PHASE TRANSITION ile/||/<> CRITICALITY ile/||/<> SOC

( Çok sayıda salınıcının (ateşböceği, kalp hücreleri) etkileşerek kendiliğinden aynı ritme girmesidir. @@ Bir sistemin, bir eşik aşılınca bir düzenden ötekine ani, topluca geçmesidir. @@ Faz geçişinin tam eşiğinde, dalgalanmaların her ölçekte belirdiği ve sistemin en duyarlı olduğu özel noktadır. @@ Bazı sistemlerin, ayar gerektirmeden kendiliğinden kritik noktaya yönelmesidir (kum yığınının çığları gibi). Dördü de çok parçacıklı sistemlerdeki kolektif düzen olgularıdır. )


- SYNCOPE[İng.] ile/||/<> SYNCOPE[Fr.] ile/||/<> SYNKOPE[Alm.] ile/||/<> İÇ SES DÜŞMESİ

( Kelime içinde aynı hecede bulunan iki ünsüzden birinin söyleyişi kolaylaştırmak gayesiyle düşmesi arslan aslan altmış atmış tüfenk tüfek çift çit çiftçi çifçi rastla rasla serpelemek sepelemek vb )

( SYNCOPE )

( SYNCOPE )

( SYNKOPE )


- SYNCRETİSME[Fr. < SYNCRÉTISME] ile/değil/yerine/=/||/<> SENKRETİZM

( Birbirinden ayrı düşünce inanış ya da öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi )


- SYNDİC[Fr. < SYNDIC] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDİK

( Bir birliğin ortaklığın ya da alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse )


- SYNDİCAL[Fr. < SYNDICAL] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDİKAL

( Sendika ile ilgili )


- SYNDICALISM[İng.] ile/||/<> SENDİKALİZM[Fr. < SYNDICALISME]

( İşçi sınıfının mücadelesi ile kapitalist toplumun dönüştürülebileceğini ve bu dönüşümün sendikaların öncülüğünde toplumun çoğunluğunun çıkarlarını gözetecek biçimde gerçekleşebileceğini ileri süren eğilim hareket ve düşünceler )

( SYNDICALISM )

( SYNDICALISME )


- SYNDICALISTS/SYNDICALISM/SYNDICATE[İng.] ile/değil/yerine/= SENDIKA

( Sendikalar yasasına göre işçilerle işverenlerin ekonomik, toplumsal ve bilimsel çıkarları korunulma ve geliştirilme amacıyla uğraşıları yönünde kurulan örgütler. @@ İşçi ya da işverenlerin çalışma hayatlarındaki ortak iktisadi ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla tüzel kişiliğe sahip olarak kurulan kuruluş. )


- SYNDICALISTS[İng.] ile/||/<> SENDİKALİST[Fr. < SYNDICALISTE]

( Sendikalizmi savunan kişi )

( SYNDICALISTS )

( SYNDICALISTE )


- SYNDİCAT[Fr. < SYNDICAT] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDİKA

( sarı sendika İşçilerin ya da işverenlerin iş kazanç toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik )


- SYNDICATE[İng.] ile/||/<> SENDİKASYON[Fr. < SYNDICATION]

( Birden fazla bankanın büyük miktarda kredi vermek ya da tahvil çıkarmak amacıyla bir araya gelerek geçici olarak oluşturdukları grup )

( SYNDICATE )

( SYNDICATION )


- SYNDİCATİON[Fr. < SYNDICATION] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDİKASYON

( Şirket ya da kişilerin ortak bir çıkar için iş birliği yapması Bankaların kredi riskini paylaşmak için uyguladığı iş birliği yöntemi )


- SYNDROME[Fr. < SYNDROME] ile/değil/yerine/=/||/<> SENDROM

( Down sendromu tükenmişlik sendromu belirge Bir durumun insan üzerinde bıraktığı olumsuz etki )


- SYNECOLOGİE[Fr. < SYNÉCOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNEKOLOJİ

( Hayvan ve bitki topluluklarını inceleyen bilim dalı )


- SYNERGİQUE[Fr. < SYNERGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNERJİK

( Görevdaşlık ile ilgili )


- SYNESTHESİQUE[Fr. < SYNÉSTHÉSIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNESTEZİK

( Başka nitelikte bir duyum uyandıran )


- SYNGAMY[İng.] ile/değil/yerine/= SYNGAMY

( Zigotun tek (diploit) çekirdeğini oluşturmak üzere iki gamet çekirdeğin birbiri içine kaynaması, birleşmesi sonucu oluşan durumdur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SYNONYMOUS (SILENT) SUBSTITUTION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞ ANLAMLI (SESSİZ) BAZ DEĞİŞİMİ

( Bu tip mutasyonda, nükleotit sırasındaki değişim amino asid değişimine neden olmaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SYNONYMY[İng.] ile/||/<> SYNONYMIE[Fr.] ile/||/<> SYNONYMIE[Alm.] ile/||/<> EŞ ANLAMLILIK

( İki ya da daha çok kelimenin birbirine yakın anlam taşıması aralarında çok küçük bir anlam farkının bulunması bıkmak usanmak bezmek yollamak göndermek bezemek süslemek hoplamak zıplamak alçalmak inmek ağmak yükselmek çıkmak çalışmak çabalamak koşuşturmak çile çekmek zahmet çekmek eziyet çekmek üzüntü elem keder yola çıkmak yola düşmek yola koyulmak kaçmak savuşmak sıvışmak kemer kuşak belbağı vb ve eş anlamlılık İki ya da daha çok kelimenin aynı ya da birbirine yakın anlam taşıması kızmak sinirlenmek öfkelenmek hiddetlenmek gibi eş anlamlı kelime )


- SYNOPTIC MAP, SYNOPTIC CHART, WEATHER MAP[İng.] ile/||/<> CARTE SYNNOPTIQUE, CARTE MÉTÉOROLOGIQUE[Fr.] ile/||/<> SYNOPTISCHE KARTE, WETTERKARTE[Alm.] ile/||/<> HAVA HARİTASI

( Hava durumuna ilişkin değerlerin işlendiği özel yeryüzü haritalarının her biri )

( SYNOPTIC MAP, SYNOPTIC CHART, WEATHER MAP )

( CARTE SYNNOPTIQUE, CARTE MÉTÉOROLOGIQUE )

( SYNOPTISCHE KARTE, WETTERKARTE )


- SYNOPTİC[İng. < SYNOPTIC] ile/değil/yerine/=/||/<> SİNOPTİK

( sinoptik harita Konuyu aynı yönden ele alan )


- SYNTAX[İng.] ile/||/<> SYNTAXE[Fr.] ile/||/<> SYNTAX, SATZLEHRE[Alm.] ile/||/<> CÜMLE BİLGİSİ

( cümle bilgisi Bir dilde düşünce ve duyguların tam olarak anlatılabilmesi için gramer kurallarına uygun olarak dizilen kelimelerin kelime gruplarının cümle ve söz içindeki görevlerini biribirleriyle olan ilişkilerini sıralanışlarını ve cümle türlerini inceleyen bilim dalı )


- SYNTENY[İng.] ile/değil/yerine/= SİNTENİ

( Ele alınan bir genomun, belirli gruplarla bağlantılı genleri korunmuş bölgeleridir. Farelerde 17 kromozom ve insanlarda 6 kromozom parçası sinteniktir. Mayoz sırasında ortak olarak ayrışırlar, dolayısıyla genom üzerinde birbirlerine yakın konumlanmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SYNTHESE[Fr. < SYNTHÈSE] ile/değil/yerine/=/||/<> SENTEZ

( Element ya da başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma bireşim Yalından karmaşık olana külliden cüziye zorunludan olasıya ilkeden onun uygulanmasına genel yasadan bireysel duruma nedenden etkiye öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi bireşim )


- SYNTHETİC BİOLOGY ile/||/<> SYSTEMS BİOLOGY

( Synthetic biology yeni biyolojik sistem tasarlarken İLE systems biology mevcut biyolojik sistemleri analiz eder )

( Formül: BioBrick parts )


- SYNTHETİC GEOMETRY ile/||/<> ANALYTİC GEOMETRY

( Synthetic koordinatsız, analytic koordinat sistemi. )

( Formül: Coordinate-free İLE coordinate system )


- syr.[Lat. < SYRUPUS] ile/değil/yerine/= ŞURUP


- SYRIAN SCABIOUS[İng.] ile/||/<> CÉPHALARIE[Fr.] ile/||/<> CEPHALARIA SYRIACA[Lat.] ile/||/<> SCHUPPENKOPF[Alm.] ile/||/<> ACIMIK

( acımık Dipsaraceae familyasından 100 cm kadar boylanabilen bir yıllık otsu tohumları bazı yörelerimizde ezilip un edilerek ekmek hamuruna tat vermek için katılan bir bitki Belemir Yerel ağızlarda pelemir ve melemir olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz Ağızlarda belemire acımık adı da verilir )


- SYRUP[İng.] ile/||/<> ŞURUP[Ar. < ŞURŪB]

( 1 Şeker ve diğer tatlı maddeleri içeren yoğun çözelti 2 Bir meyvenin ya da bitkinin suyu ya da yoğunlaştırılmış suyu nektar )

( SYRUP )


- SYSTEMATICS ile/ve TAXONOMY

( Bitkiler ve hayvanların sınıflandırma işleriyle uğraşan bilim dalı. İLE/VE Doğal bağlantılarına göre bitkileri ve hayvanları çeşitli sınıflara koymakla uğraşan bilim dalı. )


- SYSTÈME MÉTRIQUE[Fr.] ile/||/<> METRE SİSTEMİ

( fizik )

( SYSTÈME MÉTRIQUE )


- SYSTEMIC CIRCULATION[İng.] ile/||/<> BÜYÜK KAN DOLAŞIMI

( Besinleri dokulara taşımak ve artık maddeleri dokulardan uzaklaştırmak amacıyla kuşlarda ve memelilerde sol kulakçıktan sol karıncığa geçen kanın oradan aortayla diğer atardamarlara taşınarak bütün organ ve dokulara kadar gidip kılcal damarlar aracılığıyla toplardamarlara geçerek sağ kulakçığa gelmesiyle meydana gelen kan dolaşımı sistemik dolaşım periferik dolaşım )

( SYSTEMIC CIRCULATION )


- SYSTEMİQUE[Fr. < SYSTÉMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİSTEMİK

( Sayısal ve ekonomik konulara belli sistemler çerçevesinde bakan )


- SYSTEMS PHARMACOLOGY ile/||/<> TRADITIONAL PHARMACOLOGY

( Systems pharmacology ilaç etkisini sistem düzeyinde analiz ederken İLE traditional pharmacology tek hedef odaklı yaklaşım kullanır )

( Formül: Network pharmacology )


- SYSTOLE[Fr. < SYSTOLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SİSTOL

( Kalp kasının kasılma devresi )


- DURCHSICKERN, VERSICKERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SZMA


- SZOBA[MACARCA SZOBA] ile/değil/yerine/=/||/<> SOBA

( elektrikli soba katalitik soba ayakkabı sobası doğal gaz sobası elektrik sobası gaz sobası gaz yağı sobası kömür sobası odun sobası yanık yağ sobası İçinde kömür odun ya da gaz yakılan ya da elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı )


- SZÓBA[Mac.] ile/||/<> SOBA [Mac.]

( Bir yeri ısıtmak için içinde kömür odun ya da gaz yakılarak kullanılan bir araç Çocuğum bize iki kahve sobanın da ateşine bakın Ruşen Eşref Ünaydın Röportajlar II 7 Ne vücutlarını ısıtacak bir soba ateşi ne ruhlarına harareti hayat verecek valide tebessümleri vardır Sami Paşazade Sezai Bütün Eserleri II 28 Sobamızın önünde paltosunu ve boyun bağını çıkardı Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü 163 Kışın havalar sıcaktı sobasız üşümüyorduk Ziya Gökalp Ziya Gökalp ın Mektupları 359 Küçük basık loş sobası sönük camları kırık ortalığı pis Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya 364 Odada soba yanıyor ve semaver binlerce kilometre uzakta facialar geçtiğini haber verir gibi sinsi ve devamlı bir ıslıkla ötüyordu Necip Fazıl Kısakürek Hikâyelerim 54 Gözlerinizi içi parlar vuuuu üşüdüm diyerek mangala sobaya yaklaşırken gülümsememek gülmemek elinizde midir Nurullah Ataç Söyleşiler 264 Opera sahnesi solistlerin yarış ettiği yer değil teganni edilerek tiyatro oynanan bir yerdir Sabahattin Ali Marko Paşa Yazıları ve Ötekiler 73 On altı numaradan girince bir tahta kanepe iki sandalye bir dökme soba duran karanlıkça bir aralığa girilmiş olur Memduh Şevket Esendal Vassaf Bey 191 Bir süre sonra da sesi sobanın çıtırtılarına saatin tıklamalarına karışır odanın duyulmaz seslerinden oluverirdi Füruzan Kırk Yedililer 22 İçinde altıyedi masa bir çay ocağı ve bir köşesinde küçük bir sobanın bulunduğu köy kahvesinde duvar saatinin tik taklarından başka ses yoktu Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 22 Borusu pencereden çıkmış soba elbette yanmıyordu Selim İleri Hayal ve Istırap 174 Evinde Şiran işi el yapısı sac soba sini yer döşeği vb kullanıyorlarmış Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 111 Eski kaloriferler hiçbir zaman doğru dürüst yanmadığı için bir çini soba edinmiştik Pınar Kür Bir Deli Ağaç 96 Eleni sobayı temizliyor Neriman beyaz geceliği ile yatağın içinde yarı uyanık yarı uykuda Eleni yi dinliyordu Halide Edip Adıvar Handan 126 Mustafa İnan düşündü ve kusuru sobanın yakılmasında buldu Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı 119 Sobanın önünde sabah kuyruğu yoktu Ayşe Kulin Sevdalinka 178 Vücudunda sobanın sıcağı ile zamansız açılmış bir sümbülün baygın kokusu var Refik Halid Karay Bir İçim Su 114 )


- T BORUSU ile/||/<> T CETVELİ

( Türk alfabesinin yirmi dördüncü sırasında yer alan ve te adı verilen bu harf ses bilgisi bakımından sert patlayıcı diş ünsüzünü gösterir )


- T CETVELİ ile/||/<> ...

( Türkiyede bütçede kurumların satın alacakları taşıtların azami satın alma bedellerini gösteren cetvel )


- T-TEST[İng.] ile/değil/yerine/= T-DENEMESİ


- T GÖZE ile/||/<> B GÖZE

( T göze gözesel immünite İLE B göze humoral immünite )

( Formül: CD4⁺/CD8⁺ (T) İLE IgM/IgG üretimi (B) )


- T(PERİYOT) ile/||/<> F(FREKANS)


- T FILTER[İng.] / FILTRE EN T[Fr.] / T-FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= T SÜZGEÇ


- T-TEST ile/||/<> ANOVA ile/||/<> CHI-SQUARE

( Farklı veri türleri için istatistiksel testler. )

( Formül: t = (x̄₁ - x̄₂)/SE )


- T-ORBITAL[İng.] ile/değil/yerine/= T-YÖRÜNGEMİ


- T-GÖZ AŞISI ile/ve/||/<> YONGA GÖZ AŞISI


- T.I.D./TER IN DIE[İng.] ile/değil/yerine/= GÜNDE ÜÇ KEZ


- T ile/||/<> ...

( 1 Treonin amino asit 2 Timin 3 Timidin 4 Ribotimidin 5 Tokoferol )


- T ile ...

( DEĞİŞİMDE DEĞİŞMEDEN KALAN | EN YÜKSEK VE TANIMLANAMAZ GERÇEKLİK | TEO, TAO, TE, THE, [Ar.]el- )


- T ile D


- T ile T

( Türk abecesinin yirmidördüncü harfi. İLE Trityum'un simgesi. )


- T ile Tb ile Tc ile TC

( Trityum'un simgesi. İLE Terbiyum'un simgesi. İLE Teknetyum'un simgesi. İLE Türkiye Cumhuriyeti'nin kısaltması. )


- TA PHYSICA
ile/ve/||/<>
TA POIOUMENA
ile/ve/||/<>
TA CHREMATA ile/ve/||/<>TA PRAGMATA
ile/ve/||/<>/<
TA MATHEMATA


- TA[Fars. < TĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TA

( Dek değin kadar beri vb edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin bir hareketin bir yerin bir şeyin başladığı ya da sona erdiği noktayı zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz )


- TÂ[Ar.] ile TÂ'[Ar.] ile TÂ[Ar.] ile TÂ[Ar.] ile TI[Ar.]

( Eski Türkçe'deki "te" ve "tı" harflerinin Arapça'daki adı. İLE "tı" harfinin bir adı. İLE Kat, büklüm. İLE Kadar, dek, değin. İLE Osmanlı abecesinin 19. harfi olup ebced hesabında, 9 sayısının karşılığıdır. T harfini karşılar. )


- TA ile Ta ile Th ile Ti ile Tl ile Tm/Tu ile TU/TÜ/TÜH

( Dek, değin, kadar ya da beri gibi ilgeçlerle birlikte kullanılarak, bir eylemin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı ya da sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatır. İLE Tantal'ın simgesi. İLE Toryum'un simgesi. İLE Bir tören sırasında, askerleri biraraya toplamak, törenin başladığını bildirmek vb. amaçlarla çalınan borazanın çıkardığı ses. İLE Talyum'un simgesi. İLE Tulyum'un simgesi. İLE "Yazıklar olsun" anlamında kullanılır. )


- TAAB ile TAB' ile TÂB[Fars.] ile -TÂB[Fars.]

( Yorgunluk. | Sıkıntı, zahmet, eziyet, meşakkat. | Sinirlerin zayıflığından dolayı kaslarda ve çeşitli yerlerde duyulan şiddetli sancı. | Tabiat, huy. | Damga, mühür basma. | Kitap basma. İLE Güç, kuvvet, tâkat. | Işık, parlaklık. | Harâret. | Tazelik. | Kıvrım, büklüm. | Sıkıntı, eziyet. | Öfke. | Kılıcın keskinliği. İLE "parlayan, parlatan, aydınlatan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar. [ÂLEM-TÂB: Dünyayı aydınlatan.] )


- TAABBÜD[< ABD] ile İBÂDET ETME, KULLUK ETME; TAPMA, TAPINMA


- TAABBÜD ile/ve TEFEKKÜR ile/ve TEVEKKÜL


- TAABBÜS[Ar.] ile TAABBÜS[Ar. çoğ. TAABBÜSÂT]

( Sayıklama ya da havadaki bir şeyi tutmaya çalışır gibi ellerini sallayarak hareket ettirme. İLE Yüz ekşitme, surat asma. )


- TAACCÜB[Ar. < ACEB] ile/değil/yerine/= ŞAŞMA/ŞAŞAKALMA

( [bkz. TAHAYYÜR] )


- TAACCÜP[Ar. < TAʿACCUB] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞAŞMA


- TAADDUD[Ar. < TAʿADDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAADDÜT

( Çoğalma sayısı artma )


- TAADDÜD[Ar.] ile TAAHHÜD[Ar. < AHD | çoğ. TAAHHÜDÂT]

( Birden çok olma, çoğalma, sayısı artma. İLE Üzerine alma, yapılması için söz verme. | Bir işin yapılması için resmî olarak sözleşme. | Postaya verilen bir şeyin yerine ulaşmasını sağlama. )


- TAADDÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOĞALMA, SAYININ ARTMASI


- TAAFFÜN[< UFÛNET] ile/değil/yerine/= ÇÜRÜYÜP KOKMA, KOKUŞMA | YANGI/İLTİHAP


- TAAFFUN[Ar. < TAʿAFFUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAFFÜN

( Kokuşma pis kokma Çürüme sonucu oluşan pis koku )


- TAAHHUD[Ar. < TAʿAHHUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAHHÜT

( taahhütname Bir şey yapmayı üstüne alma üstenme üstlenme Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma )


- TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAHHÜTNAME

( Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt )


- TAAHHÜT/TAAHHUD[Ar. < TAʿAHHUD] ile/||/<> TAAHHÜTNAME/TAAHHUDNAME[Ar. < TAʿAHHUD + Fars. NĀME]

( taahhütname Bir şey yapmayı üstüne alma üstenme üstlenme Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma )


- TAAHHÜT ile/||/<> ENGAGEMENT[İng.] ile/||/<> ENGAGEMENT[Fr.] ile/||/<> YÜKLENME

( ENGAGEMENT )

( ENGAGEMENT )


- TAAHHÜT ile TAAHHÜTLÜ ile TAAHHÜTLÜ MEKTUP


- TAAHHÜT ile/ve/||/<>/> TEMÎNÂT


- TAAHHÜT ile/değil/yerine/= ÜSTENME


- TAAHHÜTSÜZ ile/||/<> WITHOUT ENGAGEMENT[İng.] ile/||/<> SANS ENGAGEMENT[Fr.] ile/||/<> BAĞITSIZ

( Hiç bir yönü ile bağımlı olmayan )

( WITHOUT ENGAGEMENT )

( SANS ENGAGEMENT )


- TAALA[Ar. < TAʽĀLĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAALA

( Allah Tanrı ve Hak kelimelerinden sonra gelen şanı yüce olsun anlamında bir söz )


- TAALÎ/TEÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile TAALLÎ/TEÂLLÎ[Ar. < ULÜVV | çoğ. TEALLÜYÂT]

( Yükselme, ululanma. İLE Yükselme, yüksek olma. )


- TAALLUK[< ALAK] ile ...

( ASILI OLMA, ASILMA | İLİŞKİN, İLİŞİĞİ OLMA | SEVME | ÂİT OLMA | [tas.] DÜNYA İLGİSİ )


- TAALLUK[Ar. < TAʿALLUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLGİ


- TAALLUKAT[Ar. < TAʿALLUḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAALLUKAT

( Hısımlar yakınlar )


- TAALLÜM[< İLM] ile/ve/<> İLİM

( Öğrenme, öğrenilme, okuyarak, ders alarak öğrenme, elde etme. İLE/VE/<> ... )

( Gerekli fakat yeterli değildir. İLE/VE/<> ... )


- TAAM[Ar. < ṬAʿĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAM

( cennet taamı yemek I Yemek yeme )


- TAÂM[< ET'İME] ile YEMEK, AŞ

( YEMEK, AŞ )


- TAAMİNÜT ile/||/<> PRÈMÈDITATION[Fr.] ile/||/<> TASARLAMA

( PRÈMÈDITATION )


- TAAMMUD[Ar. < TAʿAMMUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAMMÜT

( Bir işi ya da suçu bile bile tasarlayarak yapma İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması )


- TAAMMÜD[Ar. < AMD] ile TAANNÜD[Ar. < İNÂD | çoğ. TAANNÜDÂT]

( Bir işi bilerek ve isteyerek yapma. İLE İnad etme, direnme, ayak direme. )


- TAAMMÜDEN[Ar. < TAʿAMMUDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLEREK


- TAAMMÜDEN[Ar.] ile/değil/yerine/= KASTEN


- TAAMMÜDEN ile/değil/yerine/= TASARLAYIP/TASARLICA


- TAAMMÜM[Ar. < TAʿAMMUM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELLEŞME


- TAAMMÜM]Ar.} ile/değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME


- TAAMMÜT[Ar.] ile/<> TAAMMÜDEN

( Bir işi ya da suçu bile bile, tasarlayarak yapma. | İşlenecek bir suçun, daha önceden tasarlanması. İLE/<> Kasten. )


- TAAMMÜT ile/değil/yerine/= TASARLAMA


- TAANNUD[Ar. < TAʿANNUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAANNÜT

( Direnme ayak direme inat etme )


- TAANNÜT | DİRENME ile/||/<> DİRENME

( Herhangi bir uyaran söz konusu olmadığı halde belirli birtakım etkinlikleri sürdürmede ayak direme Borçlunun süresi biten parayı ödeyememesi Alacaklının ya da borçlunun direnmesi )

( PERSEVERATION | DEMURE )

( DEMEURE )


- TAANNÜT[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME, DİRENİM


- TAARRUS/TAARRÜS[Ar. çoğ. TAARRUSÂT] ile TAARRUZ[Ar. çoğ. TAARRUZÂT] ile TAÂRUZ/TEÂRUZ[Ar. < ARAZ | çoğ. TEÂRUZÂT]

( Kocanın, karısına sevgi göstermesi. İLE İlişme, sataşma, takılma. | Düşmana saldırma. İLE Birbirine zıt olma. )


- TAARRUZ[Ar. < TAʿARRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SALDIRI (TAARRUZ HELİKOPTERİ, YARMA TAARRUZU)


- TAARRUZ ile/ve/<>/değil/yerine TEYAKKUZ


- TAARRUZİ[Ar. < TAʿARRUŻĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAARRUZİ

( Saldırı ile ilgili saldırıya ilişkin )


- TAARÜF ile TEARRÜF

( BİRBİRİNİ BİLMEK, TANIMAK )


- TAASSÎ[Ar. < İSYÂN] ile TAAŞŞÎ[Ar.]

( Ayaklanma, boyun eğmeme, isyân etme. İLE Akşam yemeği yeme. )


- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI


- TAASSUB ile/ve/değil BİLGİ/DENEYİM EKSİKLİĞİ


- TAASSUB ile/değil/yerine GELENEKSEL DEĞER/LER


- TAASSUB[Ar.] ile/değil/yerine ÖNCELİK


- TAASSUB ile TASALLUT

( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )


- TAASSUB ile/değil/yerine/>/>< TASAVVUF

( TASAVVUF: Taassubu yok eden neyse, o! )

( Tasavvuf, taassuptan kurtulmaktır. )


- TAASSUB ile TUTUCULUK


- TAAŞŞUK[Ar. < TAʿAŞŞUḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAŞŞUK

( Karşılıklı âşık olma )


- TAASSUP[Ar. < TAʿAṢṢUB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞNAZLIK


- TAASSUP[Ar.]/BIGOTRY[İng.] ile/değil/yerine/= BAĞNAZLIK


- TÂ'AT[Ar.] ile HİDMET/HİZMET[Ar.]


- TÂ'AT[Ar.] ile KABÛL[Ar.]


- TÂ'AT[Ar.] ile MUVÂFAKATU'L-İRÂDE[Ar.]


- TAAT[Ar. < ṬĀʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAT

( Allah ın buyruklarını yerine getirme ibadet etme ibadet )


- TÂAT[Ar.] ile TÂÂT[Ar. < TÂAT]

( Allah'ın emirlerini yerine getirme, ibâdet. İLE İbâdetler. )


- TAATTUL[Ar.] ile TAATTUR[Ar. < ITR]

( İşsiz kalma, işlemez olma. İLE Güzel kokular sürünme. )


- TAAYYÜN[< AYN] ile ...

( MEYDANA ÇIKMA, ÂŞİKÂR OLMA | BELİRLİ OLMA | BELİRME | ŞEKİL | ÂYAN SIRASINA GİRME, ÎTİBARLANMA, BELİRLİ BAŞLI ADAM OLMA )


- TAAYYUN[Ar. < TAʿAYYUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜN

( Belli olma ortaya çıkma belirme İtibar kazanma önemli kimseler arasına girme Tasavvufta Allah ın kudretinin zuhur ve tecelli yoluyla belirmesi Allah ın zatında var olanların ortaya çıkması )


- TAAYYÜN-Ü SÂNİ ile ANASIR-I ERBAA ile MEVALİD-İ SELÂSE


- TAAYYUŞ[Ar. < TAʿAYYUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAAYYÜŞ

( Geçimini sağlama )


- TAAYYÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= YAŞAMA, GEÇİNME


- TAAZZÜL[Ar. < AZL] ile TAAZZÜR[Ar. < ÖZR]

( Bir tarafa çekilme. | İşten çekilme. | Ehl-i sünnet'ten Vâsıl b. Atâ'nın kurduğu mu'tezile mezhebi. | Takımdan ayrılma. İLE Özür bildirme. | Güçleşme, güç olma, olanak bulunmama. )


- TAAZZUM | KEMİKLEŞME ile/||/<> KEMİKLEŞME

( karşılık ossifikasyon os kemik facere yapmak Kemik meydana gelmesi bağ ve özellikle kıkırdak dokusunun kemişleşme merkezlerinde başlayan ve osteoblastlar araciyle tamamlanan olay biyoloji Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondral olarak meydana gelmesi Osifikasyon Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondriyal olarak meydana gelmesi osifikasyon 1 Osifikasyo perikondriyalis adı verilen intramembranöz ve osifikasyo endokondriyalis adı verilen endokondral yolla kemik dokusu yapımı ossifikasyon 2 Dokularda kronik kıkırdak doku yangılarındaki gibi kalsiyum tuzları birikmesi nedeniyle sertleşerek kemik dokusu niteliği kazanma )

( OSSIFICATION )

( OSSIFICATION )

( VERKNÖCHERUNG | OSSIFLKATION, VERKNOCHERUNG )

( OS,FACERE | OS: KEMIK; FACERE: YAPMAK | OSSIFICATIO )


- TAAZZUM[< AZÂMET] ile BÜYÜKLÜK SATMA, KİBİRLENME | KEMİKLEŞME


- TAAZZUM/TEAZZUM[Ar. < İZAM/AZÂMET] ile/ve ERKAB[Ar.]

( Büyüklük taslama, kibirlenme. @@ Boynu kalın olan adam ya da arslan. )


- TAAZZUV ile/||/<> ORGANISATION[Fr.] ile/||/<> ORGANLAŞMA

( biyoloji botanik )

( ORGANISATION )


- TAB | BASI ile/||/<> BASI

( basımcılık Dökme harf klişe ya da taş kalıp kullanarak bez kâğıt vb yüzeylere yazı resim çıkartma işi Vurgu temeline dayanan nazımda Sesin şiddetinde bir yükseliş diye kabul edilen vurgu ki tartı buna dayanır )

( PRINTING, STAMPING )

( ACTION D'IMPRIMER | ICTUS )


- tab.[Lat. < TABELLA, TABLETTA] ile/değil/yerine/= TABLET


- TAB ÜNİTESİ | MUKAYYİT | YAZICI ile/||/<> YAZICI

( Sinema Bir filmin yazılarını hazırlayan yazıcı aygıtı kullanan kimse Işıkölçer ve benzeri araçlarla gözlem değerlerini devimli kâğıt üzerine çizerek yazan bölüm Sonuçları kâğıt üzerine yazan bilgisayar çıkış birimi 1 gökbilim Işıkölçer ve benzeri araçlarla gözlem değerini devimli kâğıt üzerine çizerek yayan bölüm 2 sinema Bir filmin yazılarının film üzerine alınmasında kullanılan aygıt imleç fizik )

( TITEL WORKER, TITLING ARTIST | RECORDER | PRINTER )

( TITREUR | ENREGISTREUR | IMPRIMANTE )

( TITELANFERTIGER, TITELZEICHNER | SECHREIBER )


- TAB[Ar. < ṬABʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASI (TABETMEK, TABOLUNMAK)


- TAB[Ar. < ṬABʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUY


- TABAAT[Ar. < ṬABĀʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> BASIMCILIK


- TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> TABABET

( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )


- TABABET/TABABET[Ar. < ṬABĀBET] ile/||/<> TIBBEN/TİBBEN[Ar. < ṬİBBEN] ile/||/<> TIBBİ/TİBBİ[Ar. < ṬİBBĪ] ile/||/<> TIP/TİBB[Ar. < ṬİBB] ile/||/<> MEDİKAL/MEDİCAL[Fr. < MÉDICAL]

( diş tababeti tıp Tıp bilgisi )


- TABAC[Fr. < TABAC] ile/değil/yerine/=/||/<> TABA

( Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi tütün rengi Bu renkte olan )


- TABAK[Ar. < DEBBĀĠ] ile/değil/yerine/=/||/<> SEPİCİ (TABAKHANE)


- TABAK ile/||/<> ...

( deri post vb ni kullanabilecek duruma getirmek işini yapan kişi sepici dabbāġ sepici Arapçada bb géminationu Türkçede yalınlaşmıştır Türkçede sepici sözü de kullanılır )

( DABBĀĠ )


- TABAK ile/||/<> ...

( yiyecek koymaya yarar az derin ve yayvan kap ṭabaḳ tepsi )

( ṬABAḲ )


- TABAK ile BULAŞIK MAKİNESİ ile UYUMSUZ ile UYUMSUZ ile AHENKSİZLEŞMEK ile UYUMSUZLUK ile BULAŞIKLAR ile PATLICAN YEMEKLERİ

( DISH vs. DISH WASHER vs. DISHARMONIC vs. DISHARMONIOUS vs. DISHARMONIZE vs. DISHARMONY vs. DISHES vs. DISHES OF EGGPLANTS )

( ظرف ile ديس ile نواله ile بشقاب ile غذا ile ضرف شويي ile غيرمتجانس ile ناهمساز ile ناموزون ile ناموزون شدن ile ناموزون کردن ile عدم توافق ile ناسازي ile ناموزوني ile ظروف ile ضروف ile مسما )

( ZARF ile ديس ile نواله ile BESHGHAB ile GHZA ile ZARF SHOYY ile غيرمتجانس ile NANPAMSAZ ile NAMOZON ile NAMOZON SHODAN ile NAMOZON KARDAN ile ADAM TAVAFEGH ile ناسازي ile NAMOZONY ile ZAROF ile ضروف ile MASMA )


- TABAK ile ÇANAK


- TABAK[Ar. < ṬABAḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TABAK

( kayık tabak balık tabağı çorba tabağı iftar tabağı kahve tabağı ordövr tabağı piyata tabağı servis tabağı Yiyecek koymaya yarar az derin ve yayvan kap Bu kabın alacağı miktarda olan İnce kat )


- TABAK ile/||/<> TABAK[Ar. < DEBBÂG | AR. < ṬABAK]

( taban talba II Pulluğun toprağı ters çeviren kısmı Taşpınar Aksaray Niğde taban Yenikent Aksaray Niğde talba II Kızılca Bor Niğde hlk 1 Şap 2 Panarisyum )


- TABAKA | KAT ile/||/<> KAT ile/||/<> KAT[Ar. < KAṬʿ]

( Sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli duyar özdek ya da koruyucu özdekten oluşan astar TV Radyo ya da televizyon almacındaki çeşitli elektronik birlikleri belirten terim Yerbilim zamanlarından bir dönem süresi içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar Sahne dekorunda bir üst ya da alt katı belirten yüzey Örn Nestroy Zu ebener Erde und im Ersten Stock alt katta ve üst katta İki katlı dekoru Ferdinand Bruckner Verbrecher Caniler adlı yapıtının 1928 üç katlı dekoru vardı Verilen bir tümsayı için bununla bir diğer tümsay çarpımına eşit olan tümsay Koşucuların spor niteliği bakımından değerlerine göre ayrılmaları Bir yapının yapımı bitmiş tabanı ile onun üzerindeki tavanın arasında kalan bölümü 1 genel uygulayım Birbiri üzerine konarak oluşturulmuş nesnelerin her bölümü ya da parçası 2 sinema Film tabanı üzerine sürülen çeşitli özellikteki duyar özdekler 3 yerbilim katman matematik katman coğrafya coğrafya jeoloji lsıl işlem ya da yüzey işlemi görmüş yüzeylerde oluşmuş oksit nitrür vb özdek zar Katal )

( LAYER, COAT, COATING | STAGE | MULTIPLE | STOREY | LAYER, STRATUM | HORIZON, LEVÉL | LAYER | KAT )

( COUCHE | ÉTAGE | ETAGE | MULTIPLE | CATÉGORIE | 1- ÉTAGE, 2- COUCHEÈ | STRATE | ÉTAGE, HORIZON | COUCHÉ )

( SCHICHT, ÜBERZUG | STUFE | ETAGENDEKORATION | VIELFACHES, VIELFACHE, MUTTIPLUM | STOCK, STOCKWERK | SOHLE | SCHICHT )

( MÜLTIPLUS )


- TABAKA | KATMAN ile/||/<> KATMAN

( Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak az çok açıkça ayrılabilen kalınlığı 1 cmden az olmayan tortul kayaç birimi örnek Evrenin belirli özelliklere göre parçalandığı kesimlerden her biri Birbiri üzerine serilmiş yayılmış ya da kimyasal olarak oluşmuş varlığı kimyasal ve fiziksel yöntemlerle belirlenebilen özdek bölgesi 1 genel uygulayım kat 1 2 yerbilim madencilik Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak ayrılabilen kalınlığı 1 cm den az olmayan tortul kayaç birimi tabaka kat Atom çekirdeğini kuşatan elektron içerikli katlardan her biri )

( BED, STRATUM | STRATUM | LAYER | 1. LAYER 2. BED, STRATUM | BED, LAYER, STRATUM | SHELL )

( STRATE, ASSISE, COUCHE | COUCHE | COUCHE, STRATE )

( SCHICHT | BANK, FLÖZ, LAGER, SCHICHT | SCHALE )


- TABAKA[İt. < TABACCO] ile/değil/yerine/=/||/<> SİGARA TABAKASI (SİGARA TABAKASI)


- PLATE HEIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= TABAKA YÜKSEKLİĞİ


- TABAKA ile/||/<> ...

( cepte taşınan tütün ya da sigara kutusu İtal tabacchièra enfiye kutusu )

( TABACCHIÈRA )


- TABAKA ile/||/<> ...

( birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri katman ṭabaḳa katman )

( ṬABAḲA )


- KATMAN/TABAKA[Ar.] ile BÖLÜM


- TABAKA[Ar.] ile/ve/||/<> KATMAN


- TABAKA[Ar. < ṬABAḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> KATMAN | KAT | SINIF

( ağ tabaka alt tabaka damar tabaka deri altı tabaka saydam tabaka sert tabaka sosyal tabaka toplumsal tabaka üst tabaka yüksek tabaka boya tabakası kaymak tabakası mantar tabakası su tabakası yağ tabakası katman Baskı ve yazıda kullanılan değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt kat I sınıf Osmanlı mimarisinde caminin mahfilden itibaren kubbeye kadar olan çeşitli katlarından her biri )


- TABAKA ile LAMİNAT ile LAMİNE

( LAMINA vs. LAMINATE vs. LAMINATED )

( لايه نازک ile شاخه پرده اي ile متورق شدن ile متورق کردن ile متورق ساختن ile ورقه کردن ile ورقه ورقه ile متورق )

( LAYYEH NAZAK ile SHAKHEH PARDEH AY ile MOTORGH SHODAN ile MOTORGH KARDAN ile MOTORGH SAKHTAN ile VARGHEH KARDAN ile VARGHEH VARGHEH ile MOTORGH )


- TABAKA-İ HÂRİC-İ EDİMME | DIŞ DERİ ile/||/<> DIŞ DERİ

( ektos dışarda derma deri epi üzerinde blastos tomurcuk 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzünü örten tabaka 2 Üst deri epidermis sinir sistemi ve duygu organlarını meydana getiren embriyonun en dış tabakası Ektoderm epiblast 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzeyini örten tabaka 2 Sinir sistemi ve duyu organlarını meydana getiren embriyonun en dış tabakası ektoderm ektoblast epiblast 1 Çok hücreli hayvanlarda vücudun dış yüzeyinin örten tabaka 2 Embriyoda blastosist evresinde dışta yer alan katman ektoderma ektoderm epiblast integumentum kommune Blastosist oluşumunda dışta ektoderma içte ise endoderma yer alır )

( ECTODERM, ECTOBLAST, EPIBLAST )

( ECTODERME, EXODERME, ÉPIBLASTE )

( EKTODERM, EKTOBLAST, EPIBLAST )


- TABAKA-İ KORNİYE | SAYDAM TABAKA ile/||/<> SAYDAM TABAKA ile/||/<> BOYNUZSU TABAKA

( boynuzsu tabaka stratum tabaka lux ışık Derinin epidermis tabakasında granüllü tabakanın üzerinde ve keratinli tabakanın altında yer alan hücreleri eleidinle dolu olduğu için saydam görülen tabaka 1 Göz yuvarını örten en dış örtünün 1 6sını teşkil eden saydam ön bölgesi Dıştan içe doğru kornea epiteli Bowman zarı stroma Descemet zarı ve endotel tabakalarından oluşur 1 Bileşik gözün her bir ommatidyumunun dış saydam tarafı Kornea Göz yuvarını örten en dış örtünün 1 6 sını oluşturan saydam ön bölgesi kornea )

( CORNEA )

( CORNÉE )

( HORNHAUT )

( STRATUM LUCIDIUM | CORNEUS: BOYNUZSU )


- TABAKAİ KUZAHİYE | TABAKA-İ KUZÂHİYE | İRİS ile/||/<> İRİS ile/||/<> İRİS[Fr. < IRIS]

( Sinema Alıcının önünde yer alan çember biçiminde büyüyüp küçülen özellikle noktalı açılmakararmayı gerçekleştirmekte kullanılan örtü çeşidi Saydam kat ile göz merceği arasında bulunan ince kasılabilen renkli ve damarlı olan disk biyoloji zooloji süsen Göz merceğini kısmen örten ortasında göz bebeği pupilla denen bir açıklık bulunan damar tabakanın bir kısmı koroit uzantısı Saydam tabakayla göz merceği arasında bulunan ince kasılabilen bir zardan oluşan gözün renkli ve damarlı bölümü anat Ön ve arka göz kamaralarını birbirinden ayıran ışığın geçişinde diyafram görevini yapan epitel altındaki bağ dokuda pigment hücrelerini içeren tunika vazkuloza bulbi katmanındaki üç oluşumdan biri )

( IRIS )

( IRIS )

( İRIS | REGENBOGENHAUT | IRIS, REGENBOGENHAUT )

( IRIS: GÖK KUŞAĞI )


- TABAKA-İ MANTÂRİYE ile/||/<> LIÈGE[Fr.] ile/||/<> MANTAR TABAKASI

( botanik )

( LIÈGE )


- TABAKA-İ MUHÂTİYE | MUKOZA ile/||/<> MUKOZA ile/||/<> MUKOZA[Lat.]

( biyoloji En içte sindirim bezlerini kapsayan epitel tabakası onun dışında lamina propria ve en dışta kas tabakası olmak üzere üç tabakadan oluşan sindirim kanalının içini astarlayan tabaka Sindirim borusu soluk borusu gibi iç organların iç yüzeyini örten ve mukus sıvısı salgılayan ince tabaka müköz zar )

( MUCOUS MEMBRANE, MUCOSA | MUCOSA )

( MUQUEUSE (TUNIQUE) | MEMBRANE MUQUEUSE )

( SCHLIMHAUT )

( MUCUS: SÜMÜKSÜ, MUKUS )


- TABAKA-İ ŞEBEKİYE | AĞ TABAKA ile/||/<> AĞ TABAKA

( Göz yuvarının en içte bulunan ışığa duyarlı tabakası Biri göz yuvarının gerisini çevreleyen ışık alıcı hücreler koni ve çomak hücreleri ve nöronları kapsayan daha içte olan diğeri melanin taneciklerini kapsayan pigmentli çift kat epitel astardan oluşan tabaka Retina Gözde en iç kısımda bulunan ışığa duyarlı hücrelerin duyu sinirlerinin ve pigmentlerin bulunduğu çift katlı tabaka retina anat Göz yuvarlağının en içteki görmede işlev gören ve dıştan içe doğru pigmentli epitel kat çubuk ve koni biçimli hücreler kat dış sınırlayıcı zar dış çekirdekler kat dış pleksiform kat gangliyon hücreleri optik sinir uzantıları kat ve sınırlayıcı zar katlarından oluşan tunika interna bulbi adı da verilen sinirsel tabakası retina )

( RETINA )

( RÉTINE )

( NETZHAUT )

( RETE: AĞ )


- TABAKALAŞMA | KATMANLAŞMA ile/||/<> KATMANLAŞMA

( Tortulların bileşim tane büyüklüğü fiziksel nitelikleri bakımından birbirlerinden ayrımlı yataklar halinde üst üste sıralanması katlaşma )

( BEDDING, STRATIFICATION, LAYERING | BEDDING )

( STRATIFICATION )

( SCHICHTUNG | LAGERUNG, SCHICHTUNG )


- SEYL-İ MUNFASİL[Osm.] / SCHICHTENSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKALI AKIŞ


- TABAKLAMA | SEPİLEME ile/||/<> SEPİLEME ile/||/<> TANNING[İng.] ile/||/<> TANNAGE[Fr.] ile/||/<> GERBUNG[Alm.] ile/||/<> TABAKLAMA

( tabaklama dericilik Ham deriyi kösele ya da vidala durumuna getirmek için uygulanan bir dizi işlem Ham derileri fiziksel ve kimyasal işlemlerle dayanıklı duruma getirme )

( TANNING )

( TANNAGE )


- TANNING[İng.] / TANNAGE[Fr.] / GERBUNG, GERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKLAMA


- TABAKLAMAK ile TABAKALAMAK ile TABAKLANMAK ile TABAKALANMAK ile TABAK/LIK ile TABAKA ile TABAKLI ile TABAKÇI/LIK ile TABAKALI ile TABAKSIZ ile TABAKASIZ


- TABAKLIK ile/||/<> DRESSING FOR HIDESTANNING[İng.] ile/||/<> TANNAGE[Fr.] ile/||/<> SEPİ

( dericilik Deri post ya da kürkleri kullanılabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü )

( DRESSING FOR HIDESTANNING )

( TANNAGE )


- TABAN BASMA ile/||/<> ...

( Karşılaştığı güreşçiyi çaprazla sürerken bir ayağının tabanıyle onun ayağına basma )


- TABAN TABANA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAMAMEN


- BASE[İng.] / BASE[Fr.] / BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAN


- TABAN ile/değil/yerine/=/||/<> KAİDE | TEMEL

( taban basma taban düzeyi taban fiyatı taban halısı taban lağımı tabanvay tabanı yanık tabanı yarık baştaban çalataban daltaban düztaban karataban ayak tabanı devetabanı veri tabanı Ayağın alt yüzü aya Üstü kapalı bir yerin gezinilen ayakla basılan yüzü zemin tavan karşıtı Ayakkabının alt bölümü kaide Bir şeyin en alt bölümü dip Değerlendirmede en alt derece Bir toplumu bir kuruluşu oluşturan yönetime katılmadan etkili olan kitle temel Denizin gölün ya da akarsuyun zemini Dikey duran direk çubuk seren vb nin alt bölümü Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı anlatımında rakamı üstür ise tabandır Çekim eki almamış kelime kök ya da gövdesi göz al mak burun gözlükçü kavur mak vb Tarlanın düz ve verimli kesimi Kılıç vb yapımında kullanılan iyi cins demir )


- TABAN[Ar. < ṬABʿAN] ile/değil/yerine/=/||/<> TABAN

( Huy bakımından yaradılıştan )


- TAB'AN[Ar. < TAB] ile TÂBÂN[Fars.] ile TABAN[Tr.][>< TAVAN}[Ar.]

( Doğal/tabiî olarak, kendiliğinden. İLE Işıklı, parlak. İLE Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. )

( AS NATURE vs. BRIGHT vs. BASE )


- TABANCA BOYASI ile/||/<> TABANCA CİLASI ile/||/<> BEYLİK TABANCA ile/||/<> ÇİFT TABANCA ile/||/<> MAKİNELİ TABANCA ile/||/<> TEK TABANCA ile/||/<> TOPLU TABANCA ile/||/<> BOYA TABANCASI ile/||/<> MANTAR TABANCASI ile/||/<> PERÇİN TABANCASI ile/||/<> PÜSKÜRTME TABANCASI ile/||/<> YARIŞ TABANCASI ile/||/<> ZIMBA TABANCASI

( Kısa hafif cepte ya da belde taşınan ateşli silah Boyacılıkta kullanılan basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç )


- TABANCA ile/||/<> PISTOLET[Fr.] ile/||/<> YARIŞ TABANCASI

( Yarışı başlatmak yanlış çıkışları koşuculara bildirmek ve yarışı durdurmak için çıkış yargıcısınca kullanılan tabanca )

( PISTOLET )


- TABANCA ile/||/<> TABANCA

( Dekor boyamada boyayı püskürtmek için kullanılan kompresörlü tabanca Dekor boyamada boya püskürtmede kullanılan hava basmalı tabanca Az tapança ateşli küçük el silahı sapanca tabanca Başındaki tnin sye çevrilmesi düşündürücüdür Doerfere göre OLZ 1971 66 9 10 449 tabanca sözü sapanın baskısı altında sapancaya çevrilmiştir Kar tabanca tapanca toppånça top sözünün baskısıyla toppånçaya çevrilmiştir Farsça ṭamança ṭamānça a pistol Türkçede ikinci anlam sonradan ortaya çıkmıştır Osmanlıca tabanca tapanca 1 el ayası 2 tokat şamar taban ca eki ile açıklanması kolay değildir Türkçeden Tacikçeye de geçmiştir tappånça Revolver Doerfer TLT 267 Sırpça tabàndže Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 593594 )

( SPRAY-GUN )

( PISTOLET )

( SPRITZPISTOLE )

( ṬAMANÇA )

( TAPANÇA[Az.]~SAPANCA[Tkm.]~TAPANCA[Krg.] )


- TABANİYE | DOĞACILIK ile/||/<> DOĞACILIK

( Toplumsal kuruluşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti Fransada 1897 yılında ortaya çıkan bilim ile endüstriyi çağdaş dünyaya özgü güzellik olarak gören insanın kurtuluşunu da onlarda bulan bir yazın çığırı Resim Heykel Resim ve heykel sanatlarında doğayı göründüğü gibi vermeyi amaç edinen görüş Doğacılıkta her çeşit üslûplaştırma ve ülküleştirmeden kaçınılır a üslûplaştırma ülküleştirme )

( NATURISM )

( NATURISME | NATURALISME )

( NATURALISMUS )


- TABAN/LI ile TEMEL/Lİ

( BASE/D vs. FUNDAMENTAL )


- TABAN/LIK ile TABANCA ile TABANLI ile TABANSIZ/LIK ile TABANCALI ile TABANCASIZ ile TABAN BASMA ile TABAN DÜZEYİ ile TABAN FİYATI ile TABAN HALISI ile TABAN LAĞIMI ile TABANI YARIK ile TABANCA BOYASI ile TABANCA CİLASI


- TABANVAY[Tr. < TABAN + İng. WAY] ile/değil/yerine/=/||/<> YAYAN


- TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS ile/değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK

( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )


- TABASBUS[Ar. < TABAṢBUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> DALKAVUKLUK


- TÂBA'TU ZEYDEN[Ar.] ile VÂFAKTUHÛ[Ar.]


- TÂBE[Ar. < TAYYİB] ile TÂBE[Fars.] ile TÂ-BE[Fars.]

( "İyi ve temiz olsun" anlamınadır. İLE "-e kadar" anlamına gelerek sözcüklerin başına getirilir. [TÂ-BE-SABAH: Sabaha kadar. | TÂ-BE-KEY: Ne zamana kadar, niceye dek.] İLE Tava. | Geniş, düz yüzlü tuğla. )


- TABELA[İt. < TABELLA] ile URANLIK/PANKART[Fr. < PANCARTE]

( Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret ya da resim bulunan, tahta ya da sac parçası, levha. | Hastahane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge. | Hastahanelerde, her hastanın, gündelik yemek ve ilâcının yazıldığı kâğıt. İLE Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın birkaç sözle gösterildiği karton ya da bezden levha. )

( ... ile LAFİTE )


- TABELA ile/||/<> SIGN, BOARD[İng.] ile/||/<> ENSIGNE[Fr.] ile/||/<> TABELA[İt. < TABELLA]

( Tecimevi iş yerlerinin kapılarına asılan ve yapılan iş çeşidi ile bu işe ilişkin özel ve tüzel kişi iyeliğini kapsayan göstergeç İtal tabella )

( SIGN, BOARD )

( ENSIGNE )

( TABELLA )


- TABELA ile TABELACI/LIK ile TABELALI ile TABELASIZ ile TABELA BAHİS


- TABELLA[İt. < TABELLA] ile/değil/yerine/=/||/<> TABELA

( tabela bahis tabela partisi skor tabelası Üzerinde tanıtıcı belirtici bir yazı açıklama işaret ya da resim bulunan nesne levha Hastane yatılı okul askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü miktarını gösteren çizelge Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt )


- TABETMEK[Ar. < ṬABʿ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> BASMAK


- TABETMEK | TAB | TABAAT, TABI, TİPOGRAFYA | İSTİLÂ, HÂKİMİYET KANUNU | BASMA ile/||/<> BASMAK ile/||/<> BASMA ile/||/<> BASIM

( basım Çoğaltılması gereken bir yazı yapıtını basım yoluyla çoğaltmak Sinema Basım işini gerçekleştirmek jeoloji Sinema Bir basım aygıtında boş filmi dolu filmin karşısına koyarak eşlemini çıkarma 1 Kâğıt kumaş vb üzerine birtakım kalıplardan yararlanarak elle özel aygıt ya da makine ile yazı resim bezeme vb basma işi 2 Aynı kalıplarla aynı biçimde yapılan basım sonucu ortaya çıkan ürünler ikinci üçüncü dördüncü basım yeni basım gözden geçirilmiş yeni basım 1 basımcılık Mürekkeplenen bir yaprak ya da kalıbı kâğıda kumaşa bastırarak bir metnin bir resmin suretini çıkarma bunları çoğaltma işlemi 2 sinema Bir basım aygıtında boş filmi dolu film karşısına koyup eşlemini oluşturma )

( PRINT | PRESS )

( IMPRIMER | TIRER | LOI DE LA DOMINANCE, TRANSGRESSION )

( ZIEHER,, KOPIEREN, ABZIEHEN, KOPIE ZIEHEN, UMKOPIEREN )


- TABHANE[Fars. < TĀB + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TAVHANE

( Yoksul hastaların iyileştikten sonra nekahet dönemini geçirdikleri hayır kurumu sera )


- TAB-HÂNE[Ar., Fars.] ile TABH-HÂNE[Ar., Fars.] ile TÂB-HÂNE[Ar.]

( Matbaa. İLE Mutfak. | Lokanta. İLE Ocak ya da soba ile ısıtılan kışlık yer, çiçek sobası. | Nekahethâne.[DÂR-ÜŞ-ŞİFÂ] )


- TÂBİ | BAĞIMLI ile/||/<> BAĞIMLI

( Herhangi bir siyasal akımı desteklemeyi amaç edinen yazar ya da yapıt Büyük bir hükümdara bağlı küçük bir hükümdar ya da bey )

( VASSAL | DEPENDENT )

( ENGAGÉ | VASSAL )

( VASALL )


- TÂBİ | BASIMCI ile/||/<> BASIMCI

( Bir yapıtın basılmasını sağlayan basılarak yayımını yapan kişi basımcılık Basımevi işleten basım işleriyle uğraşan kişi )

( EDITOR, PRINTER | PRINTER | PRINT )

( ÉDITEUR, IMPRIMEUR | IMPRIMEUR | IMPRIMER )

( ZIEHER, KOPIEREN, ABZIEHEN, KOPIE ZIEHEN, UMKOPIEREN )

( TYPOGRAPHUS )

( TIPOGRAFO )

( ΤΥΠΟΓΡΆΦΟΣ / τυπογράφος )


- TÂBİ | BASIMCI ile/||/<> BASMA

( Bir yapıtın basılmasını sağlayan, basılarak yayımını yapan kişi. @@ basımcılık: Basımevi işleten, basım işleriyle uğraşan kişi. )

( EDITOR, PRINTER | PRINTER | PRINT~PRINT | PRESS )

( ÉDITEUR, IMPRIMEUR | IMPRIMEUR | IMPRIMER~IMPRIMER | TIRER | LOI DE LA DOMINANCE, TRANSGRESSION )

( TYPOGRAPHUS~... )

( ZIEHER, KOPIEREN, ABZIEHEN, KOPIE ZIEHEN, UMKOPIEREN~ZIEHER,, KOPIEREN, ABZIEHEN, KOPIE ZIEHEN, UMKOPIEREN )

( TIPOGRAFO~STAMPA )

( ΤΥΠΟΓΡΆΦΟΣ / τυπογράφος~ΤΎΠΩΜΑ / τύπωμα )


- TÂBİ" OLMAK ile/ve/||/<> "ETEĞİNİN ALTINA GİRMEK"


- TÂBİ'[Ar. < TEB | çoğ. TÂBİÎN, TÂBİÛN, TEBEA, TEVÂBİ'] ile TÂBİ'[Ar. < TAB] ile TABÎÎ[Ar.] ile TABHÎ[Ar.]

( Birinin ardı sıra giden, ona uyan. | Boyun eğen, bağlı kalan, birinin emri altında bulunan. | [Ar. dilb.] Kendinden önceki sözcüğe göre hareke alan sözcük. | Hz. Muhammed'i görmüş olanları(eshâbı) görüp kendinden hadîs dinlemiş olan. İLE Kitap basan/bastıran. | Matbaacı, düzenleyici(editör). İLE Doğayla/tabîatle ilgili. | Doğa gereği/îcâbı olan. | Olağan, alışılmış, her zamanki gibi. İLE Pişirmekle/pişirilmekle ilgili. )


- [ya] (")TÂBİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/ya da ÂRİF


- TABİ[Ar. < TĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIMLI | BAĞLI

( bağımlı Birine ya da bir şeye uyan onun arkası sıra giden bağlı )


- TABİ[Ar. < ṬĀBİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BASICI | YAYIMCI

( basıcı yayımcı )


- TÂBİ ile/ve/değil/||/<>/> DÂHİL


- TÂBİ ile MAHKUM


- TÂBİ ile/değil MARUZ


- TÂBİ ile SEVMEK

( İkisinin de, "Nasıl?"ı olmaz/sorulmaz. )

( Tâbi olan ve seven, herşeyini sunar, hiçbir şey beklemez/sakınmaz. )


- TÂBİ'[< TEB] ile TÂBİ'[< TAB]

( Birinin arkası sıra giden, ona uyan; Boyun eğen, bağlı kalan; birinin emri altında bulunan. İLE Kitap basan/bastıran; Matbaacı. )


- TÂBİ ile/değil TABİÎ


- TÂBİ'[Ar.] ile TÂLÎ[Ar.]


- TÂBİ[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESLİM[Ar.]


- TÂBİ ile/ve/değil/yerine UYUMLU


- TABİAT BİLGİSİ ile/||/<> DOĞA BİLGİSİ


- TABİAT | DOĞA ile/||/<> DOĞA ile/||/<> TABİAT ile/||/<> TABİAT | KÜLTÜR

( İnsan yaratısı kültürün dışında kalan içinde insanın da bulunduğu tüm canlılarla cansız nesneler dünya evren ve bunlarla ilgili olaylardan oluşan düzen kültür çevre İnsan etkisi ve katkısının dışında varolan öğeler nesneler olaylar ve etkileşimlerin tümü 1 Her var olanın doğuşunda özünü kuran şey 2 İnsanın koyduğu kuruluşlar biçimlerle kültür sanat teknik karşıtlık içinde kendi kendine oluşan biçimlenen 3 İnsanın karşısında olan ona yabancı bu yüzden de bilinmeyen kendi gücünün üstünde olan onun dışında olan 4 Koyumların konulmuş olanının thesei karşısında kendiliğinden olan yapma olana karşı doğal olan 5 Duyulur algılanır dış nesnelerin tümü 6 Evren 7 Herşeyi kuşatan gerçekliğin tümü doğa ya da Tanrı 8 Yaratıcı oluşturucu güç 9 Doğurucu besleyici koruyucu doğa ana 10 Doğa bilimlerinin konusu olarak değerlerin dışında olan gerçeklik canlı ve cansız doğa 11 Nedensellik yasasının egemen olduğu alan 12 Düşüncel ideal varlıklardan ayrı olarak gerçek olanın varlıkbilimsel ilkesi 13 Bir bireyin kendine özgü çizgilerinin tümü bir bireye özgü olan nitelikler özel belirtiler 14Bir varlık türünde bireysel ya da toplumsal deneylerle kazanılmış olana karşıt olarak onda doğuştan olan kendiliğinden olan her şey 15 Varoluşçu felsefede Bireyde özgür istençten bağımsız olan ama insan özü bakımından özgürlük olduğuna göre onda baştan olmayan Özgürlük insanın kendisine bir doğa kazandırmasıdır ya da sonsuz doğa olanaklarından birini seçmesidir 1 İnsan etkinliklerinin dışında kendi kendini sürekli yeniden üreten ve değiştiren canlı ve cansız maddelerden oluşan doğal kaynakları sağlayan ortam 2 Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği toprak deniz göl ırmak atmosferin bir bölümü gibi her türlü ortam İçinde canlıların yaşadığı yerküre çevre Tabiat Canlı ve cansız maddelerden oluşan varlıkların hepsi yer küre tabiat doğa doğa Doğa )

( NATURE )

( NATURE )

( NATUR )

( NATURA | NATURA: DOĞA )