Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.771 başlık/FaRk ile birlikte,
125.771 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(446/504)


- TELEFAT[Ar. < TELEFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFAT

( Hastalık afet vb sebeplerle hayvanların toplu ölümü )


- TELEFERİK/TELEFERİQUE[Fr. < TÉLÉFÉRIQUE] ile/||/<> TELESİYEJ/TELESİEGE[Fr. < TÉLÉSIÈGE]

( Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında havada gerilmiş bir veya birkaç çelik halat üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt )


- TELEFERİK[Fr.] ile/ve/||/<> TELESİYEJ[Fr.]

( Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında, havada gerilmiş bir ya da birkaç çelik halat üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt. İLE Kayakçıları sürekli hareket durumundaki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir teleferik türü. )


- TELEFERİQUE[Fr. < TÉLÉFÉRIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFERİK

( Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında havada gerilmiş bir veya birkaç çelik halat üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt )


- TELEFİLM ile/||/<> TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM[İng.] ile/||/<> TÉLÉFİLM, FİLM DE TÉLÉVİSİON[Fr.] ile/||/<> FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM[Alm.] ile/||/<> TELEVİZYON FİLMİ

( Sinema TV 1 Televizyonda gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış film televizyon özellikleri taşıyan film 2 Televizyon yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş film Bunun için Electronicam Vidicam vb yöntemler kullanılır )

( TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM )

( TÉLÉFILM, FILM DE TÉLÉVISION )

( FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM )


- TELEFON ETMEYE GİTMEK ile FATURA YATIRMAK

( İşemek. İLE Sıçmak. )


- TELEFON/TELEPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TELEFONOMETRE/TELEPHONOMETRE[Fr. < TÉLÉPHONOMÈTRE] ile/||/<> TELEKART/TELECARTE[Fr. < TÉLÉ + CARTE] ile/||/<> TELESEKRETER/TELESECRETAİRE[Fr. < TÉLÉSECRÉTAIRE]

( telefon diplomasisi telefon direği telefon hattı telefon ihbarlı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefon operatörü telefon rehberi telefon santrali telefon sapığı akıllı telefon ankesörlü telefon kartlı telefon kontörlü telefon kutulu telefon mobil telefon radyotelefon sabit telefon telsiz telefon araç telefonu cep telefonu el telefonu Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt )


- TELEFON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= SES İLETİR


- TELEFON ile/değil/yerine/= ÜNDEK


- TELEFONDAKİ KONUŞMA BİTİMİNDE:
"KAPAT!" ile/değil/yerine/>< KAPATIYORUM/KAPATAYIM/KAPATALIM


- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ


- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME

( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )


- TELEPHOTO LENS[İng.] / LENTILLE TÉLÉOBJECTIF[Fr.] / FERNOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEFOTO MERCEK


- TELEGENİC[İng. < TELEGENIC] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEJENİK

( Televizyon bilgisayar vb görüntülü yayın araçlarında olduğundan daha etkileyici ve güzel görünen kimse )


- TÉLÉGRAPHE[Fr.] ile/||/<> TELGRAF[Fr. < TÉLÉGRAPHE]

( fizik )

( TÉLÉGRAPHE )


- TELEGRAPHE[Fr. < TÉLÉGRAPHE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELGRAF

( telgraf çiçeği telgraf direği telgrafhane telgraf hattı telgrafname telgraf teli telgraf üslubu cevaplı telgraf şifreli telgraf telsiz telgraf yıldırım telgraf İki merkez arasında kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni tel II Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt tel II telyazı )


- TELEGRAPHEHANE[Fr. < TÉLÉGRAPHE + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELGRAFHANE

( Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan resmî kuruluş )


- TELEGRAPHENAME[Fr. < TÉLÉGRAPHE + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TELGRAFNAME

( Telgraf metni )


- TELEK ile/ve/değil ÖRTÜ


- TELEK ile/ve/||/<> TELEKE

( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE/||/<> Uzun ve sert kanat telekleri. )


- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK


- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK

( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )


- TELEK ile TEREK

( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE Kuşların üzerindeki renkli tüyler. )

( Kuş Tüyleri )


- TELEKİNEZİ[Fr. < TÉLÉKINÉSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> UZA DEVİM


- TELEKIZ[Fr. < TÉLÉ + Tr. KIZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEKIZ

( Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın )


- TELEKOMÜNİKASYON[Fr. < TÉLÉCOMMUNICATION] ile/||/<> UZİLETİŞİM

( uziletişim )

( TÉLÉCOMMUNICATION )


- TELEKOMÜNİKASYON ile/||/<> UZ İLETİŞİM


- TELEKOMÜNİKASYON ile/değil/yerine/= UZİLETİŞİM


- TELEKONSÜLTASYON/TELECONSULTATION[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN DANIŞIM


- TELEK/RÎŞ ile/ve YELEK

( Kuşların, gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, türlü renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE Kuş kanadının büyük kalemli tüyü. )

( PER: Kanat. | Yelek, kuş kanadının büyük tüyleri. )


- TELEKS[Fr./İng. < TELEX] ile/ve/||/<>/> BELGEGEÇER/TELEFAKS[Fr./İng.] / FAKS

( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni. İLE/VE/||/<>/> Belgegeçer aracına uzaktan yazdırma düzeni. )


- TELE'LÜ'[Ar. < LÜ'LÜ] ile TELE'ÜV[Ar.]

( Parıldama. İLE Parıldama.[LEMEÂN: Parlama, parıldama. | Gazışı.(Fr. LUMINESCENCE)] )


- TELEM[Fr. < TÉLÉIMPRIMEUR SÖZÜNÜN KISALTILMIŞ BIÇIMI] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEM

( Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç )


- TELEM ile/||/<> SILLON[Fr.] ile/||/<> OLUKÇUK

( çizi biyoloji )

( SILLON )


- TELEM ile TELEME


- TELEME ile/||/<> PEYNİR PIHTISI

( peynir pıhtısı ham peynir Isıtılmış keçi sütüne incir ağacı sütü damlatılarak elde edilen yoğurdumsu yiyecek Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Peynir pıhtısının süzülmesi işleminden sonra elde edilen tuzlanmamış olgunlaştırılmamış taze peynir Ağızlarda teleme yanında deleme biçimi de kullanılır Dar bir çevrede telme olarak da geçer Farsça dalama dalamak new cheese büyük bir olasılıkla Türkçeden alınmıştır Deny Principes 95 Türkçe peyni de Farsçadan kalma bir alıntıdır )

( KNITTED CURD )


- TELEMENTÖR/TELE-MENTOR[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN YÖNDER


- TELEMETRE[Fr. < TÉLÉMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEMETRE

( İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç Uzaklık gösteren değerlerin aktarılmasına yarayan araç Fotoğraf makinelerinde çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen )


- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM


- TELEMETRİE[Fr. < TÉLÉMÈTRIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEMETRİ

( Ölçü değerlerinin veya verilerin haberleşme araçları yardımıyla uzak mesafelere otomatik olarak aktarılması )


- TELEMMÜS[Ar. < LEMS] ile TELEMMÜZ[Ar. < TİLMÎZ]

( El ile dokunma. İLE Öğrencilik/talebelik, çömezlik etme, öğrenci olarak devam etme. )


- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM


- TELEOBJECTİF[Fr. < TÉLÉOBJECTIF] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEOBJEKTİF

( Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan çok uzun odaklı mercek türü )


- TELEOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEOBJEKTİF


- TELEOLOJİ[Fr. < TÉLÉOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> EREK BİLİMİ


- TELEOLOJİ[Fr. < TÉLÉOLOGIE] ile/||/<> EREKBİLİM

( erekbilim )

( TÉLÉOLOGIE )


- TELEOLOJİ[İng. TELEOLOGY] ile/||/<> TELEOST

( Teleoloji, Yunanca telos (amaç) sözcüğünden, doğanın işleyişinin arkasında bir amaç ya da tasarım olduğunu düşünce biçimi. @@ İyi bir biçimde gelişmiş kemiklere sahip olan kemikli balıklardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELEOLOJİ[İng.] ile/değil/yerine/= EREKBİLİM


- TELEOLOJİ ile/değil/yerine/= EREKGÖRÜ


- TELEOLOJİ ile TEOLOJİ


- EREKBİLİM/TELEOLOJİ ile TANRIBİLİM/TEOLOJİ

( Erekbilim. İLE Tanrıbilim. )


- TELEOLOJİK[Fr. < TÉLÉOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> EREK BİLİMSEL


- TELEOLOJİ/K ile/değil/yerine/= EREKGÖRÜ/SEL


- TELEONOMİ[İng. TELEONOMY] ile/||/<> BASTIRMA[İng. REPRESSION] ile/||/<> VERİM[İng. EFFICIENCY]

( Organizmanın başarısına katkıda bulunan bütün yapılar, bütün edimler ve bütün etkinlikleri kapsayan düzenek/düzen. Teleonomi, "amaca uygunluk" gibi keyfi bir tanımdan doğan ve bilim felsefesi tartışmalarında canlıları tanımlamak için kullanılan bir bütünsel kavramdır. Ancak tek başına canlılığın yeter şartı olduğu söylenemez.Teleonomi ve teleonomik yapı kavramları tanımı gereği biyolojide "canlılara" ve diğer başka alanlarda da "cansız yapılara" uygulanabilir. Bu sebepten sıkça yaratılışçılar tarafından "tasarım" iddiasına delil olarak kullanılmaktadır. Çakmak taşından üretilmiş, avın et ve kemiğini ayırmaya yarayan ilkel bir el baltası, çocuklara alfabeyi öğretmekte kullanılan akılda kalıcı bir tekerleme, evcil kedi yavrularının anne sütünü daha fazla ve kolay emmek için emzirme sırasında ön ayaklarıyla yaptığı ritmik pençe bastırma hareketi ya da ışığı en verimli biçimde toplamak için üretilmiş bir fotoğraf lensi teleonomik bir yapıdır/etkinliktir. @@ Hoş olmayan düşünce ve duyguları bastırıp, düşünmeme ve bilinç altına itme eğilimidir. @@ Bir sistemde yapılan işin harcanan enerjiye oranıdır. Yüzde olarak gösterilir ve %100'e yakın olduğunda sistemdeki enerji kayıpları en düşük düzeydedir. Ancak pratik olarak herhangi bir sistemde enerji kayıpları kaçınılmazdır. Dolayısıyla %100 verim mümkün değil.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELEPATHİE[Fr. < TÉLÉPATHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEPATİ

( Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama uza duyum )


- TELEPATHİQUE[Fr. < TÉLÉPATHIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEPATİK

( Telepati ile ilgili )


- TELEPATİ/TELEPATHİE[Fr. < TÉLÉPATHIE] ile/||/<> TELEPATİK/TELEPATHİQUE[Fr. < TÉLÉPATHIQUE] ile/||/<> PARAPSİKOLOJİ/PARAPSYCHOLOGİE[Fr. < PARAPSYCHOLOGIE] ile/||/<> PARAPSİKOLOJİK/PARAPSYCHLOGİQUE[Fr. < PARAPSYCHLOGIQUE]

( Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama uza duyum )


- TELEPATİ ile TELEPATİK


- TELEPATİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> !TLpati

( ... @@ (Düşük) Para hırsı. )


- TELEPATİ ile/||/<> UZA DUYUM


- TELEPATİ ile/değil/yerine/= UZADUYUM


- TELEPATİK[Fr. < TÉLÉPATHIQUE] ile/değil/yerine/= TELEPATİ İLE İLGİLİ


- TELEPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFON

( telefon diplomasisi telefon direği telefon hattı telefon ihbarlı telefon kabini telefon kartı telefon kulübesi telefon operatörü telefon rehberi telefon santrali telefon sapığı akıllı telefon ankesörlü telefon kartlı telefon kontörlü telefon kutulu telefon mobil telefon radyotelefon sabit telefon telsiz telefon araç telefonu cep telefonu el telefonu Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt )


- TÉLÉPHONE[Fr. < TÉLÉPHONE] ile/||/<> TÉLÉPHONE[Fr.] ile/||/<> TELEFON[Fr. < TÉLÉPHONE]

( fizik )

( TÉLÉPHONE )


- TELEPHONOMETRE[Fr. < TÉLÉPHONOMÈTRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFONOMETRE

( Telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç )


- TELEPHOTOGRAPHİE[Fr. < TÉLÉPHOTOGRAPHIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEFOTOGRAFİ

( Fotoğraf resim yazı vb durağan görüntülerin elektrik akımıyla uzaklara iletilmesi yolu )


- TELEPORTATION ile/||/<> DENSE CODİNG ile/||/<> CRYPTOGRAPHY

( Dolanıklık ve klasik bilgi yardımıyla bir kübitin durumunu başka yere aktarmaktır; kübit taşınmaz, durumu taşınır. @@ Bir dolanık çift kullanarak tek bir kübitle iki klasik bit bilgi gönderebilmektir; teleportasyonun bir bakıma tersidir. @@ Dolanıklık ve ölçümün bozucu doğasını kullanarak, dinlemenin saptanabildiği güvenli anahtar paylaşımıdır. Üçü de dolanıklığı kullanan kuantum iletişim protokolleridir: durum taşıma, bilgi sıkıştırma ve güvenli haberleşme. )

( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )


- TELEPROMPTIR, OTOKÖ ile/||/<> TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.)[İng.] ile/||/<> TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.)[Fr.] ile/||/<> NEGER, TELEPROMPTER[Alm.] ile/||/<> AKIL DEFTERİ

( TV Konuşmacılara yardımcı olmak amacıyla kullanılan çok çeşitleri bulunan bir araç Alıcının gerisindeki bir yere konan bu araç genellikle iri harflerle yazılı bir metni istenilen hızda döndüren bir silindirden oluşur Teleprompter bu aracın en yaygınının ayırmacıdır )

( TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.) )

( TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.) )

( NEGER, TELEPROMPTER )


- TELERADAR[Fr. < TÉLÉRADAR] ile/değil/yerine/=/||/<> TELERADAR

( Televizyon aracılığıyla radar görüntüsü alma işi )


- TELERADYOGRAFİ/TELERADIOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME


- TELESAĞLIK/TELE-HEALTH[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK


- TELESCOPE[Fr. < TÉLÉSCOPE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELESKOP

( Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt gözlemci ırakgörür )


- TELESCOPİQUE[Fr. < TÉLÉSCOPIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELESKOBİK

( Teleskop aracılığıyla yapılan Birbiri içine girebilen boyu uzayıp kısalabilen araç )


- TELESCOPIUM, TEL (TELESCOPÜ), TELESCOPE[İng.] ile/değil/yerine/= TELESCOPE/LUNETTE[Fr.] ile/değil/yerine/= FERNOHR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜRBÜN

( Bir takımyıldızın adı. )


- TELESECRETAİRE[Fr. < TÉLÉSECRÉTAIRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELESEKRETER

( Telefon cihazının içinde yer alan arayanların mesajlarını kaydeden araç )


- TELESİEGE[Fr. < TÉLÉSIÈGE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELESİYEJ

( Kayakçıları veya turistleri sürekli hareket hâlindeki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir teleferik türü )


- TELESİMEK ile TELES


- TELESİMEK ile/ve/||/<> ZAYIFLAMAK

( Yorulmak, güçsüz kalmak, yorgunluktan bayılacak duruma gelmek. İLE/VE/||/<> ... )


- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)

( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )

( )


- TELESKOP ile/||/<> IRAKGÖRÜR


- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU

( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )


- TELETİBB[Fr. < TÉLÉ + Ar. ṬIBB] ile/değil/yerine/=/||/<> TELETIP

( Hastanın yaşamsal verilerinin mobil cihazlar kullanılarak sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle gerçek zamanlı tanı tedavi takip ve değerlendirme yapılabilmesini sağlayan sağlık hizmeti )


- TELETIP/TELEMEDICINE[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN TIP


- TELEÜT TÜRKÇESİ ile/||/<> TELEÜTÇE


- TELEÜT ile TELEÜTÇE


- TELEVİSİON[Fr. < TÉLÉVISION] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEVİZYON

( televizyon alıcısı televizyon bandrolü televizyon dizisi televizyon filmi televizyon oyunu televizyon programı televizyon verici istasyonu televizyon yayını akıllı televizyon özel televizyon plazma televizyon renkli televizyon yerel televizyon cep televizyonu Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt televizyon alıcısı beyaz cam buzlu cam camekânlı kutu )


- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)

( )


- TELEVİZYON OYUNU ile/||/<> TELEVİZYON OYUNU

( TV Televizyon diline ve uygulayımına uygun biçimde yazılmış genellikle bir ya da bir buçuk saat süren dram türü Televizyonda seyredilen bunun için çoğu zaman filme alınan ve filim tekniğine uygun olarak hazırlanan oyun türü Kimi kez doğrudan bir tiyatro oyunu filme alınmadan da yayınlanır Televizyonda seyredilmek üzere filme çekilen bunun için de sinema uygulayımına göre hazırlanan oyun Filme alınmadan canlı yayın olarak oynanan tiyatro oyunu bile televizyonun özelliklerine göre gerçekleştirilir )

( TELEVISION PLAY (DRAMA), TELEPLAY, DRAMATIC PROGRAMME (ABD: PROGRAM) | TELEVISION PLAY )

( PIÈCE DE TÉLÉVISION, TÉLÉDRAME, TÉLÉTHÉÂTRE, ÉMISSION DRAMATIQUE | PIÉCE DE TÉLÉVISION | PIÈCE DE TÉLÉVISION )

( FERNSEHSPIEL )


- TELEVİZYON RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON YILLIK RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON ALICI RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ALICISI YILLIK RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ÜCRETİ | VERGİ ile/||/<> VERGİ

( TV Çeşitli ülkelerde almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para Türkiyede almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre Televizyon yıllık ruhsat ücreti adı altında değişen bir para alınır Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para )

( TELEVISION LICENCE FEE | TAX )

( REDEVANCE, TQXE DE TÉLÉVISION | IMPÔT, TAXÉ )

( FERNSEHGEBÜHR )


- TELEVİZYON ile/||/<> CAMEKÂNLI KUTU ile/||/<> BEYAZ CAM ile/||/<> TELEVİZYON ALICISI


- TELEVİZYON[Fr./İng. TELEVISION] ile/ve/değil/yerine GÖSTERGE/GENEL AĞ/İNTERNET[İng.]

( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )

( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )

( Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı. @@ Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. )


- TELEVİZYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAL

( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kavram. )


- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU


- TELEVİZYONCU ile/||/<> ...

( TV 1 Televizyonun çeşitli kollarından herhangi birinde çalışan kimse Uğraşı televizyonculuk olan kimse 2 Televizyon bakım onarım kurma işleriyle televizyon alım satımıyla uğraşan kimse )


- TELEVİZYONCULUK ile/||/<> ...

( TV 1 Televizyon yayınlarının gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak yayınları hazırlamak ve yaymak için yapılan çalışmaların tümü 2 Bu çalışmaları yapanların uğraşı 3 Televizyon çalışmaları uygulayımı sanatı işleyimiyle ilgili konular 4 Televizyon bakım onarım kurma işleri televizyon alım satım işleri )


- TELEX[Fr. < TÉLEX] ile/değil/yerine/=/||/<> TELEKS

( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni )


- TELFİN[Yun.] ile/||/<> ...

( lakerda yapılmak için dilimlenmiş torik balığı parçası takoz R δελφίν a chock Türkçe takozun da dilimlenmiş torik balığı parçası olarak kullanıldığını biliyoruz takoz )

( ΔΕΛΦΊΝ / δελφίν )


- TELFİN[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELFİN

( Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası takoz )


- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU


- TELGRAF ile/||/<> TELYAZI ile/||/<> TEL


- TELGRAFÇI ile/||/<> MUHABERE MEMURU


- TELHİS | KISALTMA ile/||/<> KISALTMA ile/||/<> KISALTMAK

( Bir yapıtı belirli bir amaca uygun olarak kısaltma Yazında geçen adları sözcükleri bir iki harfle kısaca anlatma imleme Bir çarpma işlemiyle donatılmış kümede a c b c ya da c a c b olması durumunda a b eşitliğinin çıkarılması Belirli bir örgüt küme ya da birliğin adı olan sözcüklerin ilk harflerinden oluşan yeni sözcük UNESCO IFLA gibi 2 abreveation Sözcüklerin ilk hecesinin birleştirilmesiyle oluşan yeni sözcük PetKim gibi Giderleri azaltmak amacıyla tecim işlerine ilişkin telli bildirimlerde birkaç ya da daha çok sözcüğün yerini tutmak üzere kullanılan birleşik bir sözcük Yazarken zamandan kazanmak amacıyla bir ya da birkaç sözcüğü özümlemek üzere kullanılan kısa işaret Bunlar çoğunlukla asıl sözcüğün ilk harfleri ile yapılır Attika kısaltması Yazıda bir kelimeyi kısaca göstermek üzere ondan alınarak kullanılan harf öbeği Dilbilim yerine dl gibi Sık kullanılan kelimelerin şahıs yer ve kuruluş adlarının yer kazanmak kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi Dr doktor bakınız karşılaştırınız cm santimetre m metre TL Türk Lirası km kilometre TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi T C Türkiye Cumhuriyeti A Ü Ankara Üniversitesi TDAYBelleten Türk Dili Araştırmaları YıllığıBelleten vb Azerbaycan Türkçesi ixtisar Türkmen Türkçesi gıısgaltma abbreviatura Gagauz Türkçesi kısaltmak kısaltmalar Özbek Türkçesi qisqartma Uygur Türkçesi qisqartilma abbreviatsiyä Tatar Türkçesi qisqartma Başkurt Türkçesi abbreviatura qışqartılğan quşma hüzzär abbreviatsiyä kısgartılıw ixtisar Krç Malk abbreviatsiya sözlenikıshartıp cazıw Nogay Türkçesi kıskartuw abbreviatsiyä Kazak Türkçesi kıskartuw kıskargan söz Kırgız Türkçesi kıskartuu Alt kıskartılganı abbreviatura Hakas Türkçesi abbreviatsiya hızırılganı Tuva Türkçesi huraaňgaylaaşkın Türkçesi kıskartılganı abbrebiatura Rusça sokraşçeniye abbreviatsiya )

( SUMMARIZE | CANCELLATION, REDUCTION | ACRONOMY, ABREVEATION | CODE BOOK | ABRÉVIATION, SIGN, SYMBOL | ABBREVIATION | ABBREVIATE | LOWERING )

( RÉSUMÉ | ABRÉVIATION | SIMPLIFICATION, RÉDUCTION | CODE TÉLÉGRAPHIQUE | ABRÉVIATION, SIGNE SYMBOLE | ABRÈGEMENT | ABAISSEMENT )

( KÜRZUNG, ABKÜRZUNG, REDUKTION, VEREINFACHUNG, ZURÜCKFÜHRUNG | ABBREVIATION, ABKÜRZUNG | SENKEN )

( REDUCTIO )

( ABBREVIAZIONE )

( ΣΥΝΤΌΜΕΥΣΗ / συντόμευση )


- TELHİS[Ar. < TELḪĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TELHİS

( özet Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp padişaha sunduğu kâğıt )


- TELHİS ile TELHİSÇİ/LİK


- TELHÎSEN[Ar.] ile TELHÎSÎ/TELHİSÇİ[Ar.]

( Özet olarak, kısaltılarak.[HÜLÂSETEN] İLE Bâbıâlî'den, sultana yazılacak şeylerin özetini çıkaran görevli. )


- TELİF | DERLEMEK ile/||/<> DERLEME ile/||/<> DERLEMEK

( Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi bir derleyici aracılığıyla belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak Bir ölçek oluşturacak sınarları seçmek üzere ölçüm boyutuna ilişkin çeşitli anlatımları seçerek dile getirme ya da toplama )

( COMPILE | COMPILATION )

( COMPILER )


- TELİF HAKKI ile/||/<> YAZAR HAKKI


- TELİF HAKKI ile/||/<> YAZIŞ PAYI

( Bir kimsenin bir yapıt üzerinde hakkını sağlayan onu maddeten ve manen koruyan sahiplik yazış payı )

( COPYRIGHT, AUTHOR'S RIGHT | COPYRIGHT )

( DROITS D'AUTEUR )

( URHEBERRECHT )


- TELİF ile/ve/||/<> MÂNÂ


- TELİF ile METİN


- TELİF ile/ve ŞERH


- TELÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]

( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )


- TELİF ile TELİF HAKKI


- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]

( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )


- TE'LÎF[Ar.] ile TERTÎB[Ar.] ile TANZÎM[Ar.]


- TELİF[Ar. < TEʾLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLAŞTIRMA | TELİF HAKKI

( telif hakkı uzlaştırma Kitap yazma telif hakkı Yazarın kendisinin kaleme aldığı )


- TELİH | PUTLAŞTIRMAK ile/||/<> PUT

( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek. )

( IDOLIZE | IDOL~LDOL )

( IDOLÂTRER | IDOLE~IDOLE )

( IDOLUM~IDOLUM )

( VERGÖTZEN | GÖTZE~LDOL )

( IDOLATRARE~IDOLO )

( ΕΙΔΩΛΟΠΟΙΏ / ειδωλοποιώ~ΕΊΔΩΛΟ / είδωλο )


- TELİH ile/||/<> IDOLIZE[İng.] ile/||/<> IDOLÂTRER[Fr.] ile/||/<> VERGÖTZEN[Alm.] ile/||/<> PUTLAŞTIRMAK

( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek )

( IDOLIZE | IDOL )

( IDOLÂTRER | IDOLE )

( VERGÖTZEN | GÖTZE )

( IDOLUM )

( IDOLATRARE )

( ΕΙΔΩΛΟΠΟΙΏ / ειδωλοποιώ )


- TELİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ

( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )


- TELİN[Ar. < TELʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> LANETLEME (TELİN MİTİNGİ)


- TELİN ile TELİN MİTİNGİ


- TELİS[Ar. < TİLLİS] ile/||/<> ...

( bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval Ağızlarda tiliz olarak da geçer tilīs tallīs kleiner Sack )

( TILĪS )


- TELKÂRÎ ile TELKARİ

( Tel durumundaki gümüşü, altını örerek ya da bir şey üzerine kakarak yapılan iş. | Gümüş ya da altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.). | Gümüş ya da altın tellerden yapılmış motiflerle süslü olan. İLE Beypazarı. )


- TELKİH,İNOKÜLASYON | AŞILAMAK | TELKİH | İNOKÜLASYON | AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMA ile/||/<> AŞILAMAK

( Tartışma zorlama inandırma gibi çabalar söz konusu olmadan bir kişiye belirli görüş ve inançları yalnızca sözle benimsetme 1 Bir ekin ortamına bakterilerin ekilmesi 2 Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya doygun ya da soğumuş özdeğin küçük bir örütünü daldırarak sıvı evreredeki örütlenmeyi hızlandırma biyoloji tarım Çekirdeklenmeyi kolaylaştırmak amacıyla erimiş metale aşılayıcı ekleme işlemi 1 Enfekte materyalin hastalık etkenini teşhis amacıyla kültür ortamına ekilmesi veya deney hayvanına enjekte edilmesi 2 Hastalığa karşı antikor oluşturmak amacıyla sağlam organizma vücuduna ilgili hastalık etkenini aşı biçiminde verme inokulasyon vaksinasyon 1 Bağışıklık sistemini uyarmak için vücuda bir patojenin tamamı veya bir kısmının verilmesi bağışıklama immünize 2 Mikroorganizmaların uygun bir ortama çoğalmaları amacıyla aktarılması işlemi inokülasyon )

( SUGGESTION | INOCULATION | VACCINATION, INOCULATION | VACCINATION )

( INOCULATION | INOCULATIONA, VACCINATION | GREFFER )

( IMPFEN )


- TELKİH[Ar.] ile/değil/yerine/= AŞILAMA


- TELKİH[Ar. < TELḲĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞILAMA


- TELKÎM[Ar. < LEMS] ile TELKÎN[Ar. çoğ. TELKÎNÂT]

( Lokma verme/yedirme[/verilme/yedirilme]. İLE Düşünce/fikir aşılama, kulağına koyma. | Yeniden Müslüman olan kişiye iman esaslarını anlatma. | Ölü gömüldükten sonra imamın söylediği dini sözler. )


- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA

( INCULCATE vs. INCULCATION )

( تلقين کردن ile پا گذاشتن ile تلقين )

( TALGHYNE KARDAN ile PA GOZASHTAN ile TALGHYNE )


- TELKİN ile/değil/yerine/= SÖZGÜ


- TELKİN ile/||/<> SUGGESTION[İng.] ile/||/<> GÜDÜMLEME

( Bir görüş kanı ya da inancı benimsetme ve aşılama çabası )

( SUGGESTION )


- TELKÎN[Ar.] ile/değil/yerine/= TALKIN

( Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Ölü gömüldükten sonra, mezar başında, imamın söylediği (dinî) sözler. )


- TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TALKIN

( Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar telkin )


- TELKİN ile TAVSİYE

( TO INSPIRE/INCULCATE vs. RECOMMENDATION )


- TELKİN[Ar. < TELḲĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TELKİN

( Bir duyguyu bir düşünceyi aşılama talkın Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi )


- TELKİN ile/ve/<> TEMKİN


- TELKİN ile/ve/değil/||/<>/> TERCİH


- TELKİN ile/değil TESKİN


- TELLAK[Ar. < TELLÂK] ile/||/<> HAMAMLARDA ERKEKLERİ YIKAYAN ERKEK

( hamamlarda erkekleri yıkayan erkek dallāk Masseur im Bad Arapça dallāk biçimindeki gémination Türkçede olduğu gibi saklanmıştır Hamamda kadınları yıkayan kadına natır adı verilir )

( DALLĀK )


- TELLÂK ile NÂTIR

( Beyler hamamında. İLE Hanımlar hamamında. )


- TELLAK[Ar. < TELLĀK] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLAK

( Hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek )


- TELLAL ile/||/<> ÇAĞIRTMAÇ


- TELLAL/DELLÂL[Ar.] ile ...

( Alıcı ile satıcı arasında, antlaşmayı sağlayan kişi. )


- TELLALİYE[Ar. < DELLĀLİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLALLIK (TELLALİYE RESMİ)


- TELLALİYE ile TELLALİYE RESMİ


- TELLEME ile/||/<> ...

( Harman ekinini üzerinde düven gezebilecek bir duruma getirme Beyağıl Ulukışla Niğde )


- TELLEMEK ile TELLENMEK ile TELLETMEK ile TELLENDİRMEK


- TELLİ BALIKÇIL ile/||/<> OKAR


- TELLİ BALIKÇIL ile/||/<> TELLİ ÇALGILAR ile/||/<> TELLİ DUVAKLI ile/||/<> TELLİ OTOBÜS ile/||/<> TELLİ PULLU ile/||/<> TELLİ SAZLAR ile/||/<> TELLİ TURNA ile/||/<> ÇİFTETELLİ ile/||/<> İKİTELLİ ile/||/<> ONİKİTELLİ ile/||/<> ÜÇTELLİ

( Teli olan Teller takınmış telle süslenmiş )


- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR

( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )

( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )


- TELLİ SAZLAR ile/||/<> TELLİ ÇALGILAR


- TELLİ TURNA ile/||/<> CENNET TURNASI

( Turnagillerden su kıyılarında yaşayan uzunluğu 85 santimetre olan vücudu gümüşi başı ve boynu kara büyük bir kuş Anthropoides virgo )

( ANTHROPOIDES VIRGO cum/||/<> GRUS VIRGO cum/||/<> ANTHROPOIDES PARADISEUS )


- TELLİ TURNA ile/||/<> TELLİ TURNA

( Anthropoides virgo Bataklıkkuşları Grallae takımının turnagiller Gruidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 85 cm Vücudu gümüş rengindedir Başı ve boynu kara olur ve kulakları üzerinde beyaz püskülleri vardır Güney Avrupa ve Kuzey Avrupada yaşar Bataklık kuşları Grallae takımının turnagiller Gruidae familyasından 85 cm kadar uzunlukta gümüş renginde başı ve boynu kara kulakları üzerinde beyaz püskülleri olan Avrupada yaşayan bir tür )

( DEMOISELLE'CRANE | DEMOISELLE CRANE )

( DEMOISELLE DE NUMIDIE | DEMOISELLE DE NIMIDI )

( JUNGFERNKRANICH )

( ANTHROPOIDES VIRGO )


- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR


- TELLURIUM[İng.] / TELLURIUM[Fr.] / TELLUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TELLÜR


- TELLURE[Fr.] ile/||/<> TELLÜR[Fr. < TELLURE]

( kimya )

( TELLURE )


- TELLURE[Fr. < TELLURE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLÜR

( Atom numarası atom ağırlığı yoğunluğu olan C de eriyen mavimtırak beyaz renkte bir element simgesi Te )


- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]

( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )


- TELMİH | ANIŞTIRMA ile/||/<> ANIŞTIRMA

( Sinema TV Bir görüntü bir söz ya da sesle bilinen bir şeyi akla getirme Bir olayı hatıra getirecek bir sözü bilerek söyleme Sözün gelişiyle ünlü bir olayı bir atalarsözünü bir koşuk parçasını bir özdeyişi ansıtma sanatı Ör Ey name sen ol mahlikadan mı gelirsin Ey hüthüdi ümmid Sebadan mı gelirsin Yukarıdaki koşa Süleyman Peygamberin Belkısla anlaşmalarını ansıtıyor Söz sanatı terimi Bir şeyi bir olayı hatıra getirecek bir sözü bilerek söyleme )

( ALLUSION )

( ALLUSION )

( ANSPIELUNG )


- TELMİH[Ar. < TELMĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELMİH

( Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme açıkça söylememe Bir dizede veya beyitte bilinen bir olay bir atasözü fıkra vb ni hatırlatma sanatı anıştırma )


- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ

( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )


- TELMİH[Ar.] ile/ve/değil/||/<> TEŞBİH[Ar.]


- TELMİHEN[Ar. < TELMĪḤEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TELMİHEN

( Telmih yoluyla ima ederek )


- TELOCENTRIC CHROMOSOME[İng.] ile/değil/yerine/= TELOSENTRİK KROMOZOM

( Sentromer kromozomun bir ucuna çok yakın olduğu için sopa biçiminde olan kromozom. p kolu bulunmaz. Bu cins kromozom insanlarda bulunmaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELOMER:
ANNE KARNINDA ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA


- TELOMER ile/||/<> CENTROMERE

( Telomer kromozom ucu koruma yapısıyken İLE centromere bölünme sırasında bağlanma noktasıdır )

( Formül: TTAGGG tekrarı )


- TELOMER ile/||/<> TELOMERAZ ile/||/<> HAYFLICK

( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )

( Formül: TTAGGG tekrarı )


- TELOMERAZ[İng. TELOMERASE] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: TELOSOM[İng. SHELTERIN] ile/||/<> TERS TRANSKRİPTAZ[İng. REVERSE TRANSCRIPTASE] ile/||/<> YAŞLILIK[İng. SENESCENCE]

( RNA molekülü (hTR) içeren ters transkriptaz (hTERT) telomer de tandem tekrarlanması için şablon olarak işlev görür. Her göze, bölünmesi sonrası uzunluğunu korumak için telomer sentezler. Bu, embriyonik gözelerde ve gametlerde aktif, farklılaşmış somatik gözelerde inaktif ve kötü huylu gözelerde yeniden aktifleşmiştir. Telomeraz bir kromozomun telomerik ucuna bir defada bir tabanı ekleyebilirsiniz. Bu onarım repliaktif yaşlılıkdan kaçan gözeler için gereklidir.Telomeraz aktivitesi, insan kanserinin tehşisinde en genel moleküler belirleyicidir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve sentezleyen ters transkriptaz enzimdir. @@ Telomerlerin yapısal bütünlüğünü ve işlevsel stabilitesini sağlamakla görevli, altı temel proteinden (TRF1, TRF2, POT1, TIN2, TPP1 ve RAP1) oluşan bir protein kompleksi. Bu kompleks, kromozom uçlarını DNA hasarı olarak algılanmaktan korur ve telomerik DNA'nın "T-loop" adı verilen özel bir yapısal düzenleme ile stabilize edilmesini sağlar. Shelterin, telomeraz enziminin aktivitesini düzenleyerek telomer uzunluğunun kontrolüne katkıda bulunur ve genomik kararlılığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. @@ RNA yapısını kalıp olarak kullanarak DNA sentezini gerçekleştiren polimeraz enzimi.Telomeraz enziminde bulunan terz transkriptaz sayesinde DNA dizinin sonunda tamamlanamayan kısımlar (telomer uçları), primer olarak kullanılan RNA'ların terz transkripti ile sentezlenebilir. Telomeraz enzimi zigot gelişiminde etkinken doğumdan sonra aktifliğini kaybeder. @@ İlerleyen yaşa bağlı olarak üreme performansının, fizyolojik fonksiyonların ve hayatta kalma başarısının düşmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI


- TELSİZ BAĞLANTISI ile/||/<> TELSİZ TELEFON ile/||/<> TELSİZ TELGRAF ile/||/<> EL TELSİZİ

( Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç )


- TELSİZ ile TELSİZ

( Teli olmayan. İLE Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde, belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç. )


- TELTİK ile TELTİKLİ ile TELTİKSİZ


- TELVÎH[Ar. < LEVH | çoğ. TELVÎHÂT] ile ...

( Posa haline getirme. )


- TELVÎM[Ar. < LEVM | çoğ. TELVİMÂT] ile TELVÎN[Ar. < LEVN | çoğ. TELVÎNÂT]

( Azarlama/azarlanma, paylama/paylanma, çekiştirme/çekiştirilme. İLE Renk verme, boyama/boyanma. )


- TELVİN (EHLİ)/EHL-İ TELVİN [TELEVVÜN][< LEVN] ile/ve/<>/>< TEMKİN (EHLİ)/EHL-İ TEMKİN

( Kalp/kişi, telvin ile temkin arasında olmaktır/olandır. )

( Telvin, temkin gerektirir. )


- TELVİN ile/ve/<> TELVİN

( Temkinden önce/ki. İLE/VE/<> Temkinden sonra/ki. )


- TELVİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KİRLETME


- TELVİS[Ar. < TELVĪS̱] ile/değil/yerine/=/||/<> TELVİS

( Pislik bulaştırma )


- TEM[Fr. < THÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMA


- TEM ile/||/<> GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU

( geçirmeli elektron mikroskobu )


- TEM ile/||/<> TE ile/||/<> TM

( Hem elektrik hem manyetik alanın yayılma yönüne tümüyle dik olduğu dalga kipidir; koaksiyel kabloda ve serbest uzayda ışıkta görülür. @@ Elektrik alanın yayılma yönüne dik, manyetik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir; dalga kılavuzlarında görülür. @@ Manyetik alanın yayılma yönüne dik, elektrik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir. Üçü, alanların yayılma yönüne göre yönelimine dayalı dalga yayılım kipleridir. )

( Formül: β² = ω²με - k²c )


- TEM ile TEMA


- TEMA ile/||/<> ANA KONU


- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] ile/değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK

( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )


- TEMA[İt. < TEMA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMA

( Asıl konu temel motif ana konu Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu düşünce görüş tem ana konu Bir besteyi oluşturan temel motif ana konu )


- TEMADİ | SÜREKLİLİK ile/||/<> SÜREKLİLİK

( Sınırsız sayıda dizil ya da konum içeren kesintisiz bir ölçüm boyutu 1 Genel anlamda Kesintisiz olarak sürüp gitme Sürekli olma 2 Felsefede Ayrı öğelerden kurulu olmayan bir gerçeklik kurma Özellikle uzay için kullanılır Süreklilik yasası Leibnizde felsefenin temel ilkesi olmuştur Her yerde sürekli bir gidiş vardır doğada hiç bir sıçrama yoktur her şey bir bütün içinde örülmüştür kesiksizlik matematik )

( CONTINUUM | CONTINUITY )

( CONTINUITÉ )

( KONTINUITÄT )

( CONTINUITAS )


- TEMADİ[Ar. < TEMĀDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMADİ

( Bir şey sürüp gitme uzama )


- TEMÂMEN LEHÛ[Ar.] ile TEMÂMEN 'ALEYHİ[Ar.]


- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME


- TEMARUZ/SIMULATION, MALINGERING[İng.] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA


- TEMARUZ[Ar. < TEMĀRUŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAYRIMSAMA


- TEMAS | DEĞME ile/||/<> DEĞME ile/||/<> DEĞMEK

( Yumrukoyuncusunun yediği yumruk etkisiyle elleri dışında vücudunun herhangi bir kısmı ile yere değmesi Ay ve güneş tutulmalarında Ayın ya da Yerin gölge konisine yaklaşarak değmesi Bir eğrinin bir eğriye bir eğrinin bir yüzeye ya da bir yüzeyin bir başka yüzeye kesmeksizin bir noktada dokunması sürtünüm Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri kimya Bir nesneyle başka bir nesnenin dokunma durumunda olması bağlantı kurmak )

( CONTACT | APPULSE | CONTACT, TANGENCY )

( APPULSE | CONTACT )

( BERÜHRUNG | KONTAKT, BERÜHRUNG, TANGIEREN | KONTAKT )

( CONTACTUS )


- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMAK

( Nesnelerin sıcaklık soğukluk sertlik yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi biyoloji biyoloji )

( TOUCH | SMELL | TASTE )

( TOUCHER | OLFACTION | GOÛT )

( TASTSINN )

( TACTUS )

( TATTO )

( ΑΦΉ / αφή )


- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> KOKLAMA ile/||/<> TAT

( Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi. @@ (biyoloji) @@ (biyoloji) @@ )

( TOUCH | SMELL | TASTE~SMELL~TASTE )

( TOUCHER | OLFACTION | GOÛT~OLFACTION~GOÛT )

( TACTUS~OLFACTUS~SAPOR )

( TASTSINN~RIECHEN~GESCHMACK )

( TATTO~OLFATTO~SAPORE )

( ΑΦΉ / αφή~ΌΣΦΡΗΣΗ / όσφρηση~ΓΕΎΣΗ / γεύση )


- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= DEĞİNMEK


- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= GÖRÜŞMEK


- TEMAS ETMEK ile TELEFONLA İLETİŞİM

( CONTACT vs. CONTACT BY PHONE )

( مراجعه کردن ile تماس ile محل اتصال ile ارتباط ile تماس گرفتن ile تماس تلفني گرفتن )

( MARAJEEH KARDAN ile TAMAS ile MOHAL ETESAL ile ERTABAT ile TAMAS GARAFTAN ile TAMAS TALFANY GARAFTAN )


- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] ile/değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI

( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )


- TEMAS[Ar. < TEMĀSS] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUNMA | DOKUNMA | İLİŞKİ

( temas takibi sıcak temas dirsek teması dokunma I Buluşup görüşme ilişki kurma münasebet Değinme sözünü etme bahsetme Gidip gelme ulaşım bağlantı dokunma I ilişki )


- TEMAS ile/||/<> CONTACT[İng.] ile/||/<> CONTACT[Fr.] ile/||/<> KONTAKT[Alm.] ile/||/<> DEĞİNİ | DEĞİNİ KURAMI

( İki ayrı kültürel çevreye ilişkin halkbilim ürün ve olaylarının canlı ya da cansız taşıyıcılar yardımıyla karşı karşıya gelmeleri değini kuramı )

( CONTACT )

( CONTACT )

( KONTAKT )


- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME/DEĞİNTİ/DOKUNMA/DOKUNUŞ


- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI

( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )


- TEMAS ile/değil/yerine/= GÖRÜŞME


- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA

( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )


- TEMAŞA[Fars. < TEMĀŞĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMAŞA

( temaşa sanatı Hoşlanarak bakma seyretme Seyredilecek görüntü görülmeye değer şey Gezme seyir Oyun temsil piyes tiyatro seyir )


- TEMAŞA ile TEMAŞA SANATI


- TEMAŞA ile/||/<> TEMAŞA[Fars. < TEMÂŞÂ]

( İsl Tiy İslam ülkelerinde sahne oyunları Kar Ort O Meddah Karagöz Orta Oyunu tiyatro kanto dram ve benzeri körmük sanatlarının tümüne verilen ad gösterim gösterim )


- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> SEYİRCİ

( Sinema 1. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. 2. Televizyon yayınını izleyen kimse. @@ BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. @@ bk. ışınetkin izleyici. @@ İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı. )

( 1. SPECTATOR, PATRON, CI-NEMAGOER, FILMGOER, (ABD) MOVIEGOER, 2. VIEWER, TELEVIEWER | SPECTATOR | TRACER | SPECTATORS~SPECTATORS | AUDIENCE, SPECTATOR )

( 1. SPECTATEU(-TRICE), 2. TÉLÉSPECTATEU(-TRICE) | TRACEUR | SPECTATEURS~SPECTATEURS | SPECTATEUR )

( SPECTATOR~SPECTATOR )

( 1. ZUSCHAUER, BESUCHER, KINOBESUCHER, FILMHEATERBESUCHER, KINOPUBLIKUM, 2. ZUSACHAUER, FERNSEHZUSCHAUER, FERNSEHER, SEHER (A.) | RADIOINDIKATOR | VORZEICHNER, ANREISSER | ZUSCHAUER~ZUSCHAUER )

( SPETTATORE~SPETTATORE )

( ΘΕΑΤΉΣ / θεατής~ΘΕΑΤΉΣ / θεατής )


- TEMAŞAGER, SEYİRCİ, SİNEMA SEYİRCİSİ, | SEYİRCİ, TELEVİZYON SEYİRCİSİ | İZLEYİCİ ile/||/<> İZLEYİCİ

( Sinema 1 Sinemaya giden filmi izleyen kimse 2 Televizyon yayınını izleyen kimse BireyciI ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı kümeölçüm ışınetkin izleyici İşımetikin bir özdeğin bir tepkileşim boyunca yerdeğişimini ya da bir canlıdaki yolunu izlemek için kullanalan özel ışımetkinlik algıcı )

( 1. SPECTATOR, PATRON, CI-NEMAGOER, FILMGOER, (ABD) MOVIEGOER, 2. VIEWER, TELEVIEWER | SPECTATOR | TRACER | SPECTATORS )

( 1. SPECTATEU(-TRICE), 2. TÉLÉSPECTATEU(-TRICE) | TRACEUR | SPECTATEURS )

( 1. ZUSCHAUER, BESUCHER, KINOBESUCHER, FILMHEATERBESUCHER, KINOPUBLIKUM, 2. ZUSACHAUER, FERNSEHZUSCHAUER, FERNSEHER, SEHER (A.) | RADIOINDIKATOR | VORZEICHNER, ANREISSER | ZUSCHAUER )

( SPECTATOR )

( SPETTATORE )

( ΘΕΑΤΉΣ / θεατής )


- TEMASSIZ ALIŞVERİŞ ile/||/<> TEMASSIZ KART ile/||/<> TEMASSIZ ÖDEME

( Teması olmayan Bulaşıcı hastalığı olan birisiyle temas etmeyen )


- TEMÂSÜL ile/>< İHTİLÂF

( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Anlaşmazlık. )


- TEMÂSÜL[Ar. < MESL | çoğ. TEMÂSÜLÂT] ile TENÂSÜL[Ar. < NESL]

( Benzeme, benzeyiş.[MÜŞÂBEHET] | Kesirsiz bölme, kabul etme. İLE Birbirinden doğup üreme, türeme. )


- TEMAYÜL" (ETMEK/EDEMEMEK) ile/değil TAHAYYÜL (ETMEK/EDEMEMEK)


- TEMAYÜL, MEYİL | EĞİLİM ile/||/<> EĞİLİM

( Yazarın herhangi bir görüş ve düşünceye yatkınlığı Zaman dizileri Zaman dizisi gibi sıralı bir dizinin salınım ve rasgele bileşenlerle uzun dönemde gösterdiği artmaazalma devinimi Bireyin belli bir görüş kanı tutum ve davranışa olan yatkınlığı yetenek ve beceri kazandıran bir ilgi alanına olan yakınlığı Bir nesneye bir varlığa karşı duyulan duyguların belirlediği tutum duyguların etkisiyle belli bir ereğe girişme isteği Ahlak felsefesinde Kant eğilim ahlakının karşısına kendi ödev ahlakını koyar Oysa örneğin Schiller ödev ve eğilimin uyumunu ülkü olarak görür Eğilim gösteren hareket Bir tesadüfi değişkene ait değerlerin belli bir zaman döneminde oluşan bir yöndeki hareketi )

( TREND | TENDENCY | INCLINATION )

( TENDANCE | INCLINATION | INCLINAISON )

( TREND | NEIGUNG )

( INCLINATIO )


- TEMÂYÜL/MÜTEMAYİL ile/değil/yerine/= EĞİLİM/Lİ


- TEMAYÜL[Ar. < TEMĀYUL] ile/değil/yerine/=/||/<> MEYLETME | EĞİLİM | YÖNSEME

( meyletme eğilim yönseme Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma )


- TEMAYÜL | YÖNSEME ile/||/<> YÖNSEME

( Belli bir amaca ya da sonuca yönelen ancak etkinliğe dönüşmeyen etki gücü Örütlerin iletkenlik esneklik geçirgenlik gibi kimi özelliklerini yöne bağlı olarak değiştirmesi Bir eylem ya da davranışın yöneldiği bilinçli amaç )

( TENDANCY | ANISOTROPY | PURPOSE )

( TENDANCE | ANISOTROPIE )

( ANISOTROPIE )


- TEMAYÜL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Eğilim, genel yönelme. @@ Eğilimin tek bir noktada yoğunlaşmış durumu. )

( "İlme karşı temayülü vardır." @@ "Belirli bir ilmi mevkie dair şibak nihali teşekkül etmiştir." )


- TEMAYÜL[Ar.] ile/değil TEAMÜL[Ar.]

( Eğilim/yönseme. İLE/DEĞİL Bir yerde öteden beri olagelen davranış. | Tepkime. | Uygulama/pratik. )


- TEMÂYÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM

( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )


- TEMAYÜZ DERECESİ, RANK | AŞIM ile/||/<> AŞIM

( 1 Sıfırdan ayrımlı bir dizey için belirteci sıfıra eşit olmayan dördül altdizeylerinin basamaklarının en büyüğü sıfır dizeyi için sıfır sayısı 2 E F doğrusal uzayları ile doğrusal dönüşümü için L E altuzayının boyutu Erkek hayvanın dişiyle çiftleşmesi çiftleştirme )

( RANK | MATING, BREEDING )

( RANG )

( RANG )


- TEMAYUZ[Ar. < TEMĀYUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMAYÜZ

( Başkalarına göre üstün duruma gelme sivrilme seçkinleşme )


- TEMBEL[Fars. < TENBEL] ile/||/<> İŞ GÖRMEYİ, ÇALIŞMAYI SEVMEYEN

( iş görmeyi çalışmayı sevmeyen temmel tanbal lazy sluggish Türkmence temmel biçimi benzeşme assimilation sonunda oluşmuştur Rumca τεμπέλης biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis 361 )

( TANBAL )

( TEMMEL[Tkm.] )


- TEMBEL ile/değil/yerine/>< DERTLİ

( Uyanık iken uyuyan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uykudayken uyanan. )


- TEMBEL ile/ve/değil/||/<>/< HANTAL


- TEMBEL ile HAYLAZ/HAYTA/HAYMANA

( ... İLE Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )

( HAYTA: Osmanlılar'ın ilk dönemlerinde, eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Serseri, külhanbeyi, kabadayı. )


- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]

( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )


- TEMBEL/SALPA/SALPAK ile/değil/yerine/= UYUŞUK


- TEMBELCE ile/||/<> TEMBELCESİNE


- TEMBELLEŞMEK ile TEMBELLEŞTİRMEK ile TEMBEL/LİK ile TEMBELCE


- TEMBELLİK YAPMAMAK ile/ve TEMBELLİK YAPAMAMAK

( Bilginin, ilmin yetersizliğinden. İLE/VE Aklın yetersizliğinden. )


- TEMBELLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- TEMBELLİK ile/ve/<> ART NİYET


- TEMBEL/LİK ile/ve/<> ATÂLET


- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK

( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )

( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )


- TEMBEL/LİK ile/ve/<> BEZGİN/LİK


- TEMBELLİK ile/ve/<> ÇALIŞMAMAK

( Tembellik gövdenin aptallığı; aptallık da, zihnin tembelliğidir. )

( Tembel olursan hakkını alamazsın; kızgın olursan hakkın üzerine sabredemezsin. )

( Tembellik her kötülüğün anasıdır. )

( BENŞ ile/ve/<> ... )


- TEMBELLİK ile/değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR


- TEMBELLİK ile DÜŞÜNÜR/SANATÇI "TEMBELLİĞİ"

( Yıkıcı. İLE "Tembellik" sonrası, yapıcı, yaratıcı ve dönüştürücü bir ürüne götürebilecek türden. )


- [ne yazık ki]
TEMBEL/LİK ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK


- TEMBELLİK ile/ve/<>/değil İŞ BEĞENMEMEZLİK


- TEMBELLİK ile/ve/değil/<> "KENDİNE"(KEYFİNE/RAHATINA) GÖRE DÜŞÜNME


- TEMBELLİK ile/||/<> LAPACILIK


- TEMBEL/LİK ile/ve/<> MİSKİN/LİK


- TEMBELLİK ile/ve/değil ÖNCELİK


- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> SEDANTER[Fr. < SÉDENTAIRE SÉDENTAİRE]

( ... İLE/VE/||/<> Düzenli fizikî hareketliliğin olmadığı, tembel ve hareketsiz yaşam tarzı süren. )


- [ne yazık ki]
TEMBELLİK ile/ve/değil/||/<>/< "SONRA YAPARIM" (ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ)


- TEMBELLİK ile TEMBEL

( INDOLENCE vs. INDOLENT )

( فرويش ile کاهلي ile کهالت ile کاهل )

( فرويش ile KANPALY ile KEYALT ile KANPAL )


- TEMBEL/LİK ile/değil TESLİM/İYET


- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK


- TEMBİHLEMEK ile TEMBİHLENMEK ile TEMBİH ile TEMBİHLİ ile TEMBİHSİZ