Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(460/502)


- TUBE EN U[Fr.] ile/||/<> U BORUSU

( fizik )

( TUBE EN U )


- TUBE NOSED SWIMMERS[İng.] ile/||/<> PÉTRELS[Fr.] ile/||/<> HYDROBATIDAE[Lat.] ile/||/<> STURMVÖGEL[Alm.] ile/||/<> FIRTINA KUŞUGİLLER

( Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının fırtına kuşları Procellariiformes takımından gagaları kısa ve burun delikleri boru biçiminde kanatları sivri denizlerde yaşayan ve deniz hayvanlarını yiyen bir familya Fırtına kırlangıcı Hydrobates pelagicus iyi bilinen türüdür )

( TUBE NOSED SWIMMERS )

( PÉTRELS )

( STURMVÖGEL )

( HYDROBATIDAE )


- TUBE[Fr. < TUBE] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜP

( tüp bebek tüp gaz tüp geçit fallop tüpü dalgıç tüpü deney tüpü neon tüpü östaki tüpü piknik tüpü Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan bir ucu kapalı cam boru İçine krem diş macunu ilaç vb maddeler konulan bir ucu burgu kapaklı plastik veya metal boru tulum Akışkan maddelerin konulduğu genellikle silindir biçiminde içi boş ağzı özel tapalı kap fallop tüpü Bitkilerin tohum veya fide olarak içerisine dikildikleri plastik vb toprak dolu kap Çok sayıda ampulün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş televizyonda ekran görüntüsü sağlayan cihaz )


- TUBELESS[İng. < TUBELESS] ile/değil/yerine/=/||/<> TUBELESS

( içsiz )


- TUBER[İng.] ile/değil/yerine/= YUMRU KÖK

( Patates gibi bazı bitkilerin özellikle besin depolama amacıyla kullandığı şişkin yer altı gövdesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TUBERCULIN[İng.] ile/||/<> TÜBERKÜLİN[Fr. < TUBERCULINE]

( Tüberküloz basilleri kültüründen hazırlanan ve deri altına enjekte edilmek suretiyle tüberküloz tanısında test maddesi olarak kullanılan eriyik )

( TUBERCULIN )

( TUBERCULINE )


- TUBERCULİNE[Fr. < TUBERCULINE] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜBERKÜLİN

( tüberkülin testi Veremin tanı ve tedavisinde yararlanılan verem mikrobu kültüründen elde edilen bir sıvı )


- TUBERCULOSIS[İng.] ile/||/<> İNCE HASTALIK

( Tüberküloz )

( TUBERCULOSIS )


- TUBERCULOSIS[Lat.] ile/||/<> TÜBERKÜLOZ | MİKOBAKTERİOZ

( Mikobakterioz )

( TUBERCULOSIS )

( TUBERCULOSE )

( TUBERKULOSE )

( TUBERCULOSIS )

( TUBERCOLOSI )

( ΦΥΜΑΤΊΩΣΗ / φυματίωση )


- TUBERCULOSIS[İng.] ile/||/<> VEREM[Ar. < VEREM]

( Tüberküloz )

( TUBERCULOSIS )


- TÜBERKÜLİN ile TÜBERKÜLİN TESTİ


- TÜBERKÜLİN ile TÜBERKÜLOZ

( Veremin tanı ve tedavisinde yararlanılan, verem mikrobu kültüründen elde edilen bir sıvı. İLE Verem hastalığı. )


- TÜBERKÜLOZ[Fr. < TUBERCULOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> VEREM


- TÜBERKÜLOZ ile/||/<> PNÖMONİ

( Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu, akciğerlerde ve öteki organlarda bulaş ile ilişkili bir sayrılık. İLE/||/<> Bakteri, virüs ya da mantarların neden olduğu, akciğerlerde yangılanma ile ilişkili bir bulaş. )


- TÜBERKÜLOZ ile/||/<> VEREM | MİKOBAKTERİOZ

( Mikobakterioz. )

( TUBERCULOSIS~TUBERCULOSIS )

( TUBERCULOSE~TUBERCULOSE )

( TUBERCULOSIS~TUBERCULOSIS )

( TUBERKULOSE~TUBERKULOSE )

( TUBERCOLOSI~TUBERCOLOSI )

( ΦΥΜΑΤΊΩΣΗ / φυματίωση~ΦΥΜΑΤΊΩΣΗ / φυματίωση )


- TÜBÜL/TUBULE[İng.] ile/değil/yerine/= BORUCUK


- TÜBÜL ile/değil/yerine/= BORUL


- TÜBÜLER/TUBULAR[İng.] ile/değil/yerine/= BORUCUKSU


- TÜCCAR[Ar. < TUCCÂR] ile/||/<> (KAR.): KARAGÖZCÜLERİN ÇENGİYE VERDİKLERİ AD

( Kar Karagözcülerin çengiye verdikleri ad )


- TÜCCAR ile/||/<> ...

( Gölge oyununda oynatıcıların çengiye verdikleri ad )


- TÜCCAR ile/||/<> TECİMEN


- TÜCCAR[Ar.] ile/değil/yerine/= TECİMEN


- TUCCAR[Ar. < TUCCĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜCCAR

( tüccar terzi Ticaret yapan ticaretle uğraşan kimse tacir tecimen bezirgân )


- TÜCCARLAR ile/ve GEZGİNLER ile/ve DERVİŞLER/SÛFÎLER


- TÜCCARLAŞMAK ile TÜCCAR/LIK


- TÜF[Fr. < TUF] ile/||/<> YIĞIŞIM

( İçinde yanardağ külü ve kum gibi ince bileşenler bulunan, katılaşmış bir yanardağ kırıntı taşı. @@ Yanardağ küllerinin yine yanardağsal kimi kırıntılarla birlikte çimentolaşması ya da yığılıp sıkışmasıyla oluşan yeğni, gözenekli kayaç. @@ (tuf) (coğrafya, jeoloji) )

( TUFF | AGGLOMERATE~AGGLOMERATE | AGGREGATE | CONCENTRATION )

( TUF | AGGLOMÉRAT~AGGLOMÉRAT | AGRÉGAT | CONCENTRATION )

( TOFUS~... )

( TUFF | AGGLOMERAT~AGGLOMERAT | AGGREGAT | BALLUNG )

( TUFO~AGGLOMERATO )

( ΤΌΦΟΣ / τόφος~ΣΥΣΣΏΡΕΥΣΗ / συσσώρευση )


- TÜF ile/<> KÜF


- TUF[Fr. < TUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜF

( Yanardağların püskürttüğü kül kum ve lav parçacıklarından oluşan çoğunlukla açık renkli hafif gözenekli bir tür çökelti taşı )


- TÜF ile/||/<> TÜF[Fr. < TUF]

( İçinde yanardağ külü ve kum gibi ince bileşenler bulunan katılaşmış bir yanardağ kırıntı taşı Yanardağ küllerinin yine yanardağsal kimi kırıntılarla birlikte çimentolaşması ya da yığılıp sıkışmasıyla oluşan yeğni gözenekli kayaç tuf coğrafya jeoloji )

( TUFF | AGGLOMERATE )

( TUF | AGGLOMÉRAT )

( TUFF | AGGLOMERAT )

( TOFUS )

( TUFO )

( ΤΌΦΟΣ / τόφος )


- TUFF[İng.] ile/değil/yerine/= TÜF


- TUFA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUFA

( Özellikle geceleri yapılan silahlı hırsızlık soygun Hırsızlık yoluyla elde edilen mal veya para Herhangi bir emek ve çaba harcamadan elde edilen çıkar kolayca sağlanan menfaat )


- TUFAN ile TAYFUN[İng. TYPHOON][ŞİDDETLİ KASIRGA]

( Şiddetli yağmur. | Çok yoğun ya da şiddetli şey. İLE Okyanuslarda, Çin Denizi ile Hint Denizi'nde görülen, dünyanın dönüş [saat] yönüne zıt olarak, Doğu'dan, Batı'ya doğru oluşan, güçlü kasırga. )


- TUFAN[Ar. < ṬŪFĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> TUFAN

( kahkaha tufanı Nuh Peygamber zamanında yağan ve bütün dünyayı su altında bırakan şiddetli yağmur Şiddetli yağmur Çok yoğun veya şiddetli şey )


- TUFAYA DÜŞMEK ile TAKLAYA GELMEK


- TÜFEK[Fars. < TUFENG] ile/||/<> ...

( savaş veya avda kullanılan uzun namlulu ateşli silah Az tüfǝng tüpeŋ tübek Orta Türkçede tüwek patlangıç olarak geçer Osmanlıcada tüfeng tüfenk tüfek olarak da kullanılmıştır tüw e k eki Yaygın görüşe göre Farsçadır Ancak Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz veriye göre Çiğiller yaş söğüdün veya taze bir ağacın kabuğunu boru gibi çıkararak içine koydukları fındık büyüklüğündeki küçük bir cisimle kuş vurdukları aygıta tüwek adını vermişlerdir Kökteki tüwün yansımalı onomatopéique bir biçim olduğu ve tükürme sesi üfleme sesi anlamına geldiği anlaşılıyor Farsça tufak a tube for shooting clay balls through by the force of the breath a musket sözü Türkçeden geçmiştir Farsçada tufaki dahan olarak da geçer Ancak ateşli silah olarak kullanılmasından sonra Türkçede tüfeng biçiminde geçmesi ateşli silah türünün adının Farsça kökene bağlanmasına yol açmıştır Farsçada tufangçi a musketeer a rifleman biçimindeki çi eki de Türkçedir )

( TÜFƎNG[Az.]~TÜPEŊ[Tkm.]~TÜBEK[Kmk.] )


- TÜFEK ile ALAYBOZAN

( ... İLE Bir tür fitilli tüfek. )


- TÜFEK ile/||/<> DELİKLİ DEMİR


- TÜFEK ile KARABİNA

( ... İLE Namlusu genellikle yivli, kısa ve hafif bir tüfek. )


- TÜFEK ile MARTİN[< Martini]

( ... İLE Tek kurşun atan, bir çeşit tüfek. )


- TÜFEK ile MAVZER[< MAUSER'in adından]

( ... İLE Atış hızı, dakikada, ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek. )


- TÜFEK ile/ve/||/<>/> MİKROP ile/ve/||/<>/> ÇELİK

( "Tüfek, Mikrop ve Çelik"(Jared Diamond) kitabını okumanızı salık veririz. )


- TÜFEKHANE[Fars. < TUFENG + HÂNE] ile/||/<> ...

( Osmanlı ordusunun tüfek gereksinimini karşılayan yer )


- TÜFEK/LİK ile TÜFEKLİ ile TÜFEKÇİ/LİK ile TÜFEKSİZ


- TÜFEK/TOP ile ŞİŞHANE[Fars. ŞEŞ+HANE]

( ... İLE Namlusu altı yivli tüfek ya da top. )


- TUFENG[Fars. < TUFENG] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜFEK

( tüfekhane eski tüfek kaval tüfek makineli tüfek pompalı tüfek top tüfek ağız tüfeği Savaş veya avda kullanılan uzun namlulu ateşli silah delikli demir )


- TUFENGHANE[Fars. < TUFENG + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜFEKHANE

( Tüfek yapılan yer )


- TUFEYL | TUFEYLÎ | TUFEYLİ | ASALAK ile/||/<> ASALAK

( Eski Roma Komedyasında ve Commedia dellarte türünde görülen başkasının sırtından geçinen açıkgöz tip Bir canlının içinde veya üzerinde sürekli ya da geçici olarak besin ve yer sağlama amacıyla yaşayan başka canlı ekti yelmeşik parazit biyoloji botanik zooloji coğrafya tarım Önce Roma Palyata komedyasında sonra da on altıncı yüzyılın ortasında gelişmeye başlayan İtalyan halk doğaçlama tiyatrosunda ortaya çıkan başkalarının sırtından geçinmeye çalışan açıkgöz tipi para yanında sitos besin Başka bir organizmanın içinde ve üzerinde kendisine besin ve barınak temini için kendi yararına fakat o organizmaya zarar vererek yaşayan canlı Parazit Önümlü seslere denir Önüm Bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak besin ve yer sağlamak amacıyla yaşayan diğer canlı organizma parazit Parazit asalak ekdi uslu uysal evcil OT iktü ekti elde beslenen hayvan Eski Türkçe igiδ beslemek fiilinden geldiği anlaşılıyor )

( PARASITE )

( PARASITE )

( PARASIT | SCHMAROTZER | SCHMAROTZER, PARASIT )

( PARASITUS )

( EKDI[Tkm.] )


- TUFEYLİ[Ar. < ṬUFEYLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUFEYLİ

( asalak Salaş virane yıkık olan )


- TUFEYLİYET | ASALAKLIK ile/||/<> ASALAKLIK

( Asalak yaşama durumu ektilik yelmeşiklik botanik zooloji biyoloji para yanında sitos besin 1 Bir ortak yaşama tipi olup bir arada yaşayan iki farklı organizmadan birinin diğerinin zararına ortaklıktan yararlanması herhangi bir konak üzerinde yaşama 2 Organik bileşik yapma yeteneğini kaybetmiş bazı bitkilerin besin ihtiyaçlarını emeçleri ile üzerinde yaşadıkları konak bitkiden sağlaması Parazitlik Bir ortak yaşama tipi olup bir arada yaşayan iki farklı organizmadan birinin diğerinin zararına ortaklıktan yararlanması herhangi bir konak üzerinde asalak yaşama durumu parazitlik parazitizm Parazitizm asalaklık )

( PARASITISM | FREE )

( PARASITISME | LIBRE )

( SCHMAROTZERTUM | SCHMAROTZERTUM, PARASITISMUS | FREI )

( PARASITISMUS | LIBER )

( PARASSITISMO )

( ΠΑΡΑΣΙΤΙΣΜΌΣ / παρασιτισμός )


- TUFFAH-I ÂDEM ile/||/<> POMME D'ADAM[Fr.] ile/||/<> ÂDEMELMASI

( biyoloji )

( POMME D'ADAM )


- TUFTED DUCK[İng.] ile/||/<> CANARD MORILLON[Fr.] ile/||/<> AYTHYA FULIGULA[Lat.] ile/||/<> REIHERENTE[Alm.] ile/||/<> TEPELİ PATKA

( Kuşlar Aves sınıfının kazlar Anseriformes takımının ördekgiller Anatidae familyasından 43 cm kadar uzunlukta erkeklerde baş ve boyun mor parıltılı siyah renkte olan Türkiyenin her tarafında kışlayan kuluçka zamanı durgun ve ağır akan sularda göç zamanı donmayan bütün tatlı sularda görülen göçmen bir tür Patka )

( TUFTED DUCK )

( CANARD MORILLON )

( REIHERENTE )

( AYTHYA FULIGULA )


- TUFÛ[Ar.] ile TUFÛ'[Ar.] ile TUFÛH'[Ar.]

( "Tüh!" anlamında kullanılır. İLE Ateşin sönmesi. İLE Kabın, ağzına kadar dolması. )


- TUFÛL[Ar.] ile TUFÛL[Ar. < TIFL çoğ. ETFÂL]

( Güneşin, Batı'ya yaklaşması. İLE Çocuklar. )


- TUĞ ile/||/<> TUĞ

( At kılından süpürge biçiminde yapılıp bir sırığa takılan Osmanlılarda padişah vezir beylerbeyi sancakbeyi vb kişilerce kullanılan belirti ve nişan Eski meddahların bir simgesi Meddahların tuğ diktikleri yerde kalabalık bir seyirci çepeçevre toplanırdı Eski ve yeni diyalektlerde geçer Orta Türkçede ve Eski Kıpçakçada tuğ olarak kullanılır Çağdaş diyalektlerde de yaygın olarak geçer Az tuğ tūğ tuw tū Alt tū Orta Çince dug bayrak sancak Clauson ED 464 tuğu hanlık belgisi a royal emble olarak vermiş bu belginin aslında bir tür davul veya bayrak olduğunu açıklamıştır Ancak eski çağlardaki anlamını belirlemenin kolay olmadığını saklamamıştır Kâşgarlı Mahmuda göre tuğ bayrak sancak olarak kullanıldığı gibi kös ve davul olarak da geçer Leksika 566 davul DTS 584 anlamının yanlış olduğunu dile getirmiş tuğ uruldı KM 1 194 ve bulıt kökredi urdı nevbet tuğı MS 193 gibi örneklerin davul ile ilişkisi olmadığını öne sürmüştür Buna karşılık Clauson ED 464 bulıt kökredi urdı nawbat tuğu örneğini the cloud thundered and the drummers beat the drums diye açıklamıştır Leksika salt DTSnin verdiği davul anlamını düzeltmekle kalmıştır KB indeksinde tuğ tuğ bayrak sancak olarak verilmiştir Türkçe tuğ bayrak sancak anlamına gelen Orta Çince dug biçiminden gelir Menges Byzantium 21 113 4 not CAJ 15 50 Räsänen V496b Moğolların Gizli Tarihinde tuğ banner olarak kullanılır Poppe CAJ I Kara Hamilton Arm 114 )


- TUĞ ile TUĞ/TÜY/TEPELİK/SORGUÇ

( Sultanların ve vezirlerin başına taktığı başlıkların ön tarafında bulunan tüy ya da püskül biçimindeki süs. | Eski meddahların bir simgesi.[Meddahların tuğ diktiği yerde kalabalık bir seyirci çepeçevre toplanırdı.] İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy. )


- TUGAY ile/||/<> ...

( Osmanlı ordusunda iki alaydan oluşan asker birliği )


- TUĞGENERALLİK ile/||/<> MİRLİVALIK


- TUĞLA DÖŞEME ile TUĞLA ŞEKLİNDE

( BRICK-PAVE vs. BRICK-SHAPED )

( آجرفرش کردن ile خشتي )

( AJORFARSH KARDAN ile KHSHTY )


- TUĞLA[Yun.] ile TUĞRA

( Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan simgeleşmiş im. | Tura. )


- TUĞLA ile ASMOLEN

( ... İLE Pişmiş toprak, cüruf ve beton karışımından yapılan, kiriş, putrel ya da nervürler arasına konulan delikli tuğla. )

( HIŞT ile ... )


- TUĞLA ile BRİKET

( ÂCER, ÂCİR, ÂCÜRR ile ... )

( BRICK vs. BRIQUETTE )


- TUĞLA ile/ve HATIL

( ... İLE/VE Surlarda kullanılmış olan tuğla. | Duvarı berkitmek/sağlamlaştırmak için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk. )


- TUĞLA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUĞLA

( tuğla harmanı tuğla oyunu ateş tuğlası Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi )


- TUĞLA ile TUĞLA TABAKASI ile TUĞLA DÖŞEME ile TUĞLA YAPIMCISI ile TUĞLA İŞİ ile TUĞLA BAHÇESİ

( BRICK vs. BRICK LAYER vs. BRICK LAYING vs. BRICK MAKER vs. BRICKWORK vs. BRICKYARD )

( آجر ile خشت ile آجري ile خشت مال ile آجر پز ile آجرپز ile آجرکاري ile سفت کاري ile کوره پزخانه ile آجرپزخانه )

( AJER ile KHSHT ile AJERY ile KHSHT MAL ile AJER PEZ ile آجرپز ile AJORKARY ile SOFT KARY ile KOREH PAZKHANEH ile AJORPAZKHANEH )


- TUĞLA ile TUĞLACI/LIK ile TUĞLA OYUNU ile TUĞLA HARMANI


- TUĞLA[Yun.] ile TULÂ[Ar. < ATVEL]

( Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi. İLE Çok uzun. )


- TUĞLA ile/ve/değil/||/<>/< VUSU(V)AR/VÜSVAR[Fr. VOUSSOIR]

( Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı nesnesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kemer, tonoz ya da kubbe oluşturan kama biçimli [üstü dar, altı geniş biçimde yontulmuş] taş ya da tuğla. )


- TUĞLADA:
KİREMİT ile/ve/||/<> KIRMA ile/ve/||/<> YÜKSEK ISILI ile/ve/||/<> MERMER ile/ve/||/<> GAZBETON ile/ve/||/<> BİMS

( Toprak ve kil karışımından yapılır. Kiremit biçiminde olur. [Genellikle yapılarda duvar kaplaması, çatı kaplaması gibi dış cephe kaplamalarında kullanılır.]

İLE/VE/||/<>

Düzensiz biçimlerde kesilmiş parçalı tuğla çeşididir. Bu tuğla tasarımı, yapılarda, hava koşullarına dayanıklılık ve ısı yalıtımı sağlar. [Genellikle yapılarda sütun, kemer ve öteki yük taşıyıcı öğelerinin örtülmesinde, bazı yapıların da çatı ve cephelerinde dekoratif amaçlarla kullanılabilir.]

İLE/VE/||/<>

Kil ve toprak karışımından yapılır. [Yüksek sıcaklıklarda pişirilerek üretilir.] [Çok yüksek ısıya dayanıklı olduğundan, endüstriyel fırınlar, termik santraller, metalurji tesisleri, endüstriyel tesisler gibi yerlerde kullanılır.]

İLE/VE/||/<>

Yüksek dayanıklılığa sahip, ağır ve pahalı bir tuğla türüdür. [Genellikle yapılarda dekoratif amaçlar için kullanılır. Yapılarda duvar kaplaması, çatı kaplaması ve cephe kaplaması gibi amaçlar için de kullanılabilir.]

İLE/VE/||/<>

Beton ve kireçten yapılır ve gazla kurutularak üretilir. [Bu duvar çeşidi, yüksek ısı ve nem direnci ile düşük ağırlıkta olur.] [Yapılarda duvar kaplaması, çatı kaplaması ve cephe kaplaması gibi amaçlar için kullanılır.]

Beton, çimento, su, kum ve çeşitli agregaların karışımdan oluşan bir tuğla çeşididir. Gazbeton üretiminde, beton karışımının yapılmasından sonra, bu karışımın yüksek sıcaklıkta pişirilmesi ve gazla kurutulması işlemleri gerçekleştirilir. Bu işlemler sonucu, gazbeton malzemesi elde edilir.
[Gazbeton, yapılarda çeşitli amaçlar için kullanılabilir.
- Cephe kaplamasında hafif olması nedeniyle ciddi bir maliyet tasarrufu sağlar.
- Duvar örgüsünde yüksek ısı ve nem direnci nedeniyle yeğlenir.
- Yapı temelinde hafif olması nedeniyle taşıma kapasitesini artırdığından dolayı yeğlenir.
- İç duvar kaplamasında, iyi ısı ve ses yalıtımı sağladığından dolayı yeğlenir.
- Tavan kaplamasında, hafif olması nedeniyle taşıma kapasitesini artırdığından dolayı yeğlenir.

Öteki tuğla çeşitlerine oranla daha hafif olması nedeniyle yapıdaki yükü azaltarak taşıyıcı düzenekleri hafifletir. Fakat ne kadar hafif olsa da gazbetonun maliyeti öteki tuğla çeşitlerine göre daha pahalıdır.]

İLE/VE/||/<>

Betonarme yapıların duvarlarını, çatılarını ve çelik çubuklarını kaplamak için kullanılan ince taneli, toz durumunda bir malzemedir. Bu kaplama, yapının dayanaklılığını artırır ve çelik çubukların korozyona uğramasını önler. [Genellikle kireç, su ve kum gibi malzemelerden üretilir.]

[Betonarme yapılarda koruyucu görevi gören bims, genellikle şu amaçlar için kullanılır...
- Betonarme yapıların çelik çubuklarını kapladığından yapının dayanıklılığını artırmak amacıyla kullanılır.
- Çelik çubukları korozyona karşı korur ve bu sayede yapının ömrünü uzatır.
- Duvar ve çatılarda kaplama yapılarak, yapıya estetik bir görünüm kazandırılır ve yapının hava koşullarına dayanıklılığını da artırır.
- Betonarme yapıların bims kolonları, kemerleri ve öteki yük taşıyıcı öğelerinin kaplamasında da kullanılabilir.]




Gazbeton tuğla ile bims arasındaki FaRkLaR nelerdir?

Gazbeton, avantajlarına bakıldığında,
daha hafif olması nedeniyle uygulanabilirlik açısından daha uygulayımsaldır ve iş süresini kısaltır. Isı ve ses yalıtımı daha fazla olduğundan, yüksek sesli alanlarda rahatlıkla kullanıma uygundur.
İLE
Bims, sağlam yapısı, yangına dayanıklı olması açısından yeğlenen bir malzemedir.


Dezavantajlarına bakıldığında,
boşluklu yapısından dolayı nem geçirme oranı yüksek olduğundan, sonradan oluşan sıva çatlakları ve sıvanın uygulanış zorlukları gibi olumsuzlukları vardır. Aynı zamanda, performansına nazaran maliyeti de oldukça yüksektir.
İLE
Bims, kaplama görevi gördüğünden, uygulama açısından daha zahmetlidir. )


- TUĞRA ÇEKMEK ile/||/<> YAZILI PADİŞAH BUYRUKLARINA TUĞRA KOYMAK

( Yazılı padişah buyruklarına tuğra koymak )


- TUĞRA ile/ve TERS TUĞRA

( ... İLE/VE Ayasofya, İmâret Kapısı'nda! )

( ... İLE/VE Ayasofya İmâreti'nin müze olarak açılması için çalışılıyor. [Desteğinizi ve baskılarınıza açıktır!] )


- TUĞRA ile TUĞRALI


- TUĞRAKEŞ[Tr. < TUĞRA + Fars. -KEŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞANCI


- TUĞRAKEŞ[Tr.+Fars.] ile/ve/||/<> KEMANKEŞ[Fars.]

( Nişancı. İLE/VE/||/<> Okçu. )


- TUĞYAN[Ar. < ṬUĠYĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞKINLIK | AZGINLIK

( Akarsuyun taşması kabarması taşkınlık azgınlık )


- TUĞYÂN[Ar.] ile 'UTUVV[Ar.]


- TUH | TU ile/||/<> TUHAFİYECİ | TUHAFÇI

( tu kaka )


- TÜH ile TÜH TÜH


- TUHAF OLAN ile/ve/değil/||/<>/< ÜZÜCÜ OLAN


- TUHAF[Ar. < TUḤAF] ile/değil/yerine/=/||/<> ACAYİP | GÜLÜNÇ

( acayip Şaşılacak garip şey gülünç Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz )


- TUHAF["TUAF" değil!] ile GARİP ile ACAYİP


- TUHAF ile TUHAF

( Acayip. | Şaşılacak, garip. | Güldürücü. | Gülünç. | Anlaşılmaz. | Şaşılan bir şey karşısında söylenilen söz. İLE Ağaçkakan türünden iri gagalı bir kuş. )


- TUHAFİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= GİYİMSÜS


- TUHAFİYE ile TUHAFİYECİ/LİK


- TUHAFİYYE[Ar. < TUḤAFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUHAFİYE

( Çorap mendil eldiven gibi giyim ile kurdele dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler )


- TUHAFLAŞMAK ile TUHAF/LIK


- TUHM[Fars. < TUḪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TOHUM

( tohum zarı atalık tohum buğdaysı tohum ardıç tohumu keten tohumu nifak tohumu Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane ekecek Soy sop döl nesil sülale Ortaya bir sonuç çıkaran bir sonucun oluşmasına sebep olan şey spermatozoit )


- TUKAN ile UZUN GAGALI TUKAN


- TÜKEL ile/||/<> TÜKELE

( Kâmil. İLE/||/<> Kâmile. )


- DEPLETION REGION[İng.] / RÉGION D'ÉPUISEMENT[Fr.] / ERSCHÖPFUNGSBEREICH, ERSCHÖPFUNGSREGION[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜKENME/TÜKETİM BÖLGESİ


- TÜKENME ile/ve/<>/> ÇÖZÜNME


- TÜKENME ile TÜKENMEZ/LİK ile TÜKENMEZ KALEM


- TÜKENMEZ ile/değil/yerine/=/||/<> SONSUZ | TÜKENMEZ KALEM

( tükenmez kalem Tükenmeyen bitmeyen sonsuz tükenmez kalem Bir kapta ekşitilen ve alındıkça su eklenerek çoğaltılan üzüm veya üzüm elma armut karışımı bir içecek türü Bir tür peynirli çorba )


- TÜKENMİŞLİK BELİRGESİ/SENDROMU ile/ve/||/<>/< HERBERT FREUDENBERGER

( 1974 )


- TÜKETENLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< ÜRETENLER

( Eşek arısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/< Bal arısı. )

( Fare(mouse) kullanıcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/< Klavye kullanıcısı. )


- TÜKETİCİ ile/ve/değil/yerine/<> TÜRETİCİ


- TÜKETİCİ ile/ve/<>/değil/yerine UYGULAYICI


- TÜKETİLEN ile TÜKETİLEREK ile TÜKETİCİ ile TÜKETİCİ MALI ile TÜKETİM MALLARI ile TÜKETEN ile TAMAMLAMAK ile TÜKETİM ile TÜKETİM

( CONSUMED vs. CONSUMEDLY vs. CONSUMER vs. CONSUMER GOOD vs. CONSUMER GOODS vs. CONSUMING vs. CONSUMMATE vs. CONSUMPTION vs. CONSUMPTIONS )

( مورد مصرف ile بطور زياد ile مسرف کننده ile مصرف کننده ile کالاي مصرفي ile کالاهاي مصرفي ile استهلاک ile بوصال رسيدن ile مصرف ile مصرفي ile مصارف )

( MOORD MASRAF ile BETOR ZYAD ile MOSARF KONANDEH ile MASRAF KONANDEH ile KALAY MASRAFY ile KALANPANAY MASRAFY ile ESTEHALAK ile BOOSAL RESYDAN ile MASRAF ile MASRAFY ile MOSAREF )


- DEPLETED URANIUM[İng.] / URANIUM APPAUVRI[Fr.] / ERSCHÖPFTES URAN, ERSCHÖPFNUNGSURAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜKETİLMİŞ URANYUM


- DEPLETION LAYER RECTIFICATION[İng.] / REDRESSEMENT PAR COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜKETİM KATMANLI DOĞRULTMA


- DEPLETION LAYER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜKETİM KATMANLI TRANSİSTÖR


- TÜKETİM VERGİSİ ile TÜKETİM VERGİSİ

( EXCISE vs. EXCISE TAX )

( ماليات غيرمستقيم ile ماليات عير مستقيم )

( MALYAT GHYRAMASTEGHYM ile MALYAT EYR MOSTEGHYM )


- TÜKETİM ile İSRAF

( İSTİHLAK: Tüketim, yoğaltım. )


- TÜKETİM ile/değil/yerine KULLANIM


- TÜKETİM ile/ve/değil/yerine/||/<> PAYLAŞIM


- TÜKETME | TÜKETMEK ile/||/<> YOĞALTMA | YOĞALTMAK


- TÜKETMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")İÇİNİ BOŞALTMAK(")


- TÜKETMEK ile KULLANMAK


- TÜKETMEK ile TAMAMLAMAK


- TÜKETMEK ile TÜKETTİRMEK ile TÜKETEBİLMEK ile TÜKETİCİ/LİK ile TÜKETİCİ SAYACI


- TÜKETMEK ile YOK ETMEK


- TÜKETMEK ile YOK ETMEK


- TÜKÜRMEK ile TÜKÜRÜLMEK ile TÜKÜREBİLMEK


- TÜKÜRMEK ile ÜFÜRMEK

( TEBEZZUK[< BÜZÂK] ile ... )


- TÜKÜRÜK BEZLERİ ile/||/<> TÜKÜRÜK HOKKASI ile/||/<> TÜKÜRÜK OTU

( Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı )


- TÜKÜRÜK ile/ve BALGAM

( TAKAŞŞU'/TEKAŞŞU'[Ar. < KAŞ]: Balgam çıkarma. )

( TEKAŞŞU'-İ DEM[Ar.]: Kan tükürme. )

( [İt./İsp.] SALIVA con/y/e ... )

( SPITTLE, SPIT vs./and FLEGMA )

( SALIVE avec/et PHLEGME )

( SPUCKE mit/und ... )


- TÜKÜRÜKLEMEK ile TÜKÜRÜKLENMEK ile TÜKÜRÜK ile TÜKÜRÜK OTU ile TÜKÜRÜK BEZLERİ ile TÜKÜRÜK HOKKASI


- TÛL | BOYLAM ile/||/<> BOYLAM

( Bir küre üzerindeki herhangi bir noktadan geçen öğlenin başlangıç öğleninden açısal uzaklığı Seçilen temel düzleme göre ad alır Coğrafya boylamı tutulma boylamı gökada boylamı şekil B 44 Yeryuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen öğlen çemberi ile başöğlen çemberi arasındaki yay parçasının açısal değeri Yeryuvarının ucaylarından geçen düzlemlerle ara kesit çemberlerinin başlangıç olarak alınan biriyle olan açısal aralığı astronomi coğrafya )

( LONGITUDE | MERIDIAN | LONGTITUDIONAL CURVE | LATITUDE )

( LONGITUDE | MÉRIDIEN | COURBE LONGITUDINALE | LATITUDE )

( LÄNGE | GEOGRAPHISCHE LÄNGE | MERIDIAN | LONGITUDINALE KURVE | BREITE )

( LONGITUDO )

( LONGITUDINE )

( ΓΕΩΓΡΑΦΙΚΌ ΜΉΚΟΣ / γεωγραφικό μήκος )


- TÛL | BOYLAM ile/||/<> ENLEM

( Bir küre üzerindeki herhangi bir noktadan geçen öğlenin başlangıç öğleninden açısal uzaklığı. Seçilen temel düzleme göre ad alır: Coğrafya boylamı, tutulma boylamı, gökada boylamı (bk. şekil B. 44) @@ Yeryuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen öğlen çemberi ile başöğlen çemberi arasındaki yay parçasının açısal değeri. @@ Yeryuvarının ucaylarından geçen düzlemlerle ara kesit çemberlerinin, başlangıç olarak alınan biriyle olan açısal aralığı. @@ (astronomi, coğrafya) @@ @@ (…) )

( LONGITUDE | MERIDIAN | LONGTITUDIONAL CURVE | LATITUDE~LATITUDE | TRANSVERSAL CURVE )

( LONGITUDE | MÉRIDIEN | COURBE LONGITUDINALE | LATITUDE~LATITUDE | COURBE TRANSVERSAL )

( LONGITUDO~... )

( LÄNGE | GEOGRAPHISCHE LÄNGE | MERIDIAN | LONGITUDINALE KURVE | BREITE~BREITE | GEOGRAPHISCHE BREITE | TRANSVERSALKURVE )

( LONGITUDINE~LATITUDINE )

( ΓΕΩΓΡΑΦΙΚΌ ΜΉΚΟΣ / γεωγραφικό μήκος~ΓΕΩΓΡΑΦΙΚΌ ΠΛΆΤΟΣ / γεωγραφικό πλάτος )


- TÜL | SÜZEK ile/||/<> SÜZEK

( Sinema Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı süsgü Süt sağma sırasında süt içine pislik girmemesi için kullanılan tel süzgeç ya da astar Kemalpaşa İzmir süsgü Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta )

( NET, TULLE | 1. FILTER, COLOUR FILTER, OPTICAL FILTER, COLOURED FILTER, 2. ELECTRICAL FILTER, SOUND FILTER )

( TULLE, TRAME, MOUSSELINE | 1. FILTRE, ÉCRAN, 2. FILTRE DE SON )

( NETZSTOFF, TÜLL, SOFTSCHEIBE | 1. FILTER, FARBFILTER, 2. KLANGFILTER )

( FILTRUM, FELTRUM )

( FILTRO )

( ΦΊΛΤΡΟ / φίλτρο )


- TÜL | SÜZEK ile/||/<> SÜZGEÇ

( Sinema Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. @@ [süsgü] Süt sağma sırasında, süt içine pislik girmemesi için kullanılan tel süzgeç ya da astar. (*Kemalpaşa -İzmir) [süsgü] : (Yukarıdinek *Şarkikaraağaç -Isparta) )

( NET, TULLE | 1. FILTER, COLOUR FILTER, OPTICAL FILTER, COLOURED FILTER, 2. ELECTRICAL FILTER, SOUND FILTER~1. FILTER, COLOUR (ABD: COLOR) FILTER, OPTICAL FILTER, COLOURED (ABD: COLORED) FILTER, 2. ELECTRICAL FILTER, SOUND FILTER | FILTER | FITTER )

( TULLE, TRAME, MOUSSELINE | 1. FILTRE, ÉCRAN, 2. FILTRE DE SON~1. FILTRE (COULEUR, COLORÉ), ÉCRAN (COULEUR), 2. FILTRE DE SON | FILTRE | FILTER )

( FILTRUM, FELTRUM~FILTRUM, FELTRUM )

( NETZSTOFF, TÜLL, SOFTSCHEIBE | 1. FILTER, FARBFILTER, 2. KLANGFILTER~1. FILTER, FARBFILTER, 2. KLANGFILTER | FILTER | FILTER, SEIHER )

( FILTRO~FILTRO )

( ΦΊΛΤΡΟ / φίλτρο~ΦΊΛΤΡΟ / φίλτρο )


- TUL | TÛL | UZUNLUK ile/||/<> UZUNLUK

( Sinema Bir filmin uzunluk birimiyle metre ya da ayak belirtilen boyu boy Bir doğru üzerinde bulunan bir noktalar kümesinin kapsamı matematik fizik )

( LENGTH, FILM LENGTH | LENGTH )

( LONGUEUR (D'UN FILM) | LONGUEUR )

( LÄNGE, FILMLCNGE | LANGE )


- TUL[Ar. < ṬŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> BOYLAM | UZUNLUK

( tul derecesi boylam uzunluk )


- TÛL ile/||/<> TÛLEN

( Uzunluk. İLE/||/<> Uzunluğu. )


- TÜL ile TÜLÜ


- TUL ile TULU ile TUL DERECESİ


- TÛLÂ[Ar.] ile TULÂ'[Ar.]

( Daha(pek/çok/en) uzun. İLE Ense kökü. )


- TULÂNİ ile/||/<> LONGITUDINAL[Fr.] ile/||/<> BOYUNA

( fizik )

( LONGITUDINAL )


- TULÂNÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= UZUNLAMASINA


- TULANİ[Ar. < ṬŪLĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> UZUNLAMASINA


- TÛLÂNÎ ile/değil/yerine/= UZUNLUĞUNA


- TÜLBENT[Fars. < DULBEND] ile/||/<> ...

( pamuktan ince ve seyrek dokunmuş hafif ve yumuşak bez bu bezden yapılmış başörtüsü dulband a turban tiara hat )

( DULBAND )


- TÜLBENT[Fars. < TER + BEND] ile/değil/yerine/= YAZMA

( İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez. | Bu bezden yapılmış başörtüsü. )


- TÜLBENT ile TÜLBENTÇİ/LİK


- TÛLE EMEL ile HIRS-I PÎR


- TÜLEME ile/||/<> ...

( Dönülen demirin yassılaşman Yenidoğan Beyşehir Konya )


- TUL-İ MEVÇ, MEVCE TULÜ, MEVCE BOYU, DALGA BOYU ile/||/<> WAVELENGTH[İng.] ile/||/<> LONGUEUR D'ONDE[Fr.] ile/||/<> WELLENLÄNGE[Alm.] ile/||/<> DALGA UZUNLUĞU

( Sinema TV 1 Bir dalganın eşit evreli noktaları arasındaki uzunluk Dalga uzunluğu dalga deviniminin hızının yinelenimine bölünmesiyle bulunur Buna göre dalga uzunluğu yinelenimle ters orantılıdır Dalga uzunluğu arttıkça yinelenim azalır yinelenim yükseldikçe dalga uzunluğu azalır TV 2 Bir elektromıknatıs dalganın birbirini izleyen iki uç noktasının metreyle belirtilen uzunluğu 3 Bir verici dalgalığın ürettiği birbirini izleyen iki elektromıknatıs dalga arasındaki uzunluk )

( WAVELENGTH )

( LONGUEUR D'ONDE )

( WELLENLÄNGE )


- TUL-İ MEVC | TUL-Ü NEVÇ | DALGA BOYU ile/||/<> DALGA BOYU

( Devirsel bir dalganın yayılma doğrultusunda salınımı aynı evrede olan ve birbirini izleyen iki noktası arasındaki uzaklık Dalganın ardışık iki eş evreli noktası arasında kaynaktan çapsal olarak ölçülen uzaklık Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık Dalganın ardı ardına iki eş evreli noktası arasındaki uzaklık Bir dalganın eşit evreli ardışık noktaları arasındaki uzaklık fizik )

( WAVELENGTH | WAVE LENGH )

( LONGUEUR D'ONDE | LONGUEUR D'OND "DE LA VAGUE"' )

( WELLENLÄNGE )


- TULLE DEMUHÛ[Ar.] ile UHDİRE DEMUHÛ[Ar.]


- TULLE[Fr. < TULLE] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜL

( tül perde Çok ince gözenekli pamuk ipek veya sentetik dokuma Bu dokumadan yapılmış )


- TULLE[Fr. < TULLE] ile/||/<> TÜL ile/||/<> TÜL[Fr. < TULLE]

( Çoğu kez düşçül oyunlarda sahnedeki görüntüye uçuculuk gerçek dışı düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde Tiyatro dekorunda kullanılan ince gözenekli pamuk ya da ipek dokuma )

( NET | NET, THEATRICAL NET, TULLE, PRESS POINT )

( TULLE )

( NETZSTOFF | TÜLL, NETZSTOFF )


- TULPA(/YONTRA) ile HÜDDAM


- TULÜ | DOĞMA ile/||/<> DOĞMAK

( Güneş Ay ve yıldızların gözerimi üstüne çıkması Doğma eylemi )

( RISING | RISE )

( LEVER | SE LEVER )

( AUFGANG | AUFGEHEN )


- TÛL-U NAMÜTENÂHİ ile VÜS'-U NAMÜTENÂHİ

( Sonsuz uzunluk. İLE Sonsuz küresel genişlik. )


- TÜLÜ ile/||/<> ...

( Halının kaba türü Yenikent Aksaray Niğde )


- TULÛ'[Ar.] ile BUZÛĞ[Ar.] ile ŞURÛK[Ar.]


- TULU[Ar. < ṬULŪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> TULU

( Güneşin doğması doğuşu )


- TULUAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLAMA


- TULUAT[Ar. < ṬULŪʿĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞAÇLAMA (TULUAT TİYATROSU)


- TULUAT ile TULUATÇI/LIK ile TULUAT TİYATROSU


- TULUK ile/||/<> TULUK

( Su taşıma aracı Yukarıbozkaya Kadirli Adana II tulum I 1 Yağ yapmak amacıyla içine yoğurt saklanan patiska torba Yayla inönü Eskişehir 2 Yayık Yeşilköy Gelendost Isparta tulum I Zeyve Söğüt Bilecik )


- TULUK ile TULUK ile TULUK ile TULUK

( Tulum. İLE Tombul, şişman. İLE Hayvanın sidiktorbası. İLE Yanak. | Şakak. )


- TULUM | TULUMLULAR ile/||/<> TULUK | TULUMSULAR


- TULUM ile/||/<> TULUK

( I tuluk II 2 II Uzun giysi Küplüce Gümüşhacıköy Amasya tarım Su taşıma aracı Yukarıbozkaya Kadirli Adana II tulum I 1 Yağ yapmak amacıyla içine yoğurt saklanan patiska torba Yayla inönü Eskişehir 2 Yayık Yeşilköy Gelendost Isparta tulum I Zeyve Söğüt Bilecik )

( OUTRE )


- TULUM ile TULUMCU/LUK ile TULUMLULAR


- TULUMBA[İt. < TROMBA] ile/||/<> ...

( 1 Tüfekte iğnenin bulunduğu yer Kovalca Bozüyük Bilecik 2 Bağ ve meyve ağaçlarını ilaçlamakta kullanılan araç Kemalpaşa İzmir İtal tromba pump Fransızcada trompe olarak kullanılır Türkçede başlangıçta turumba olarak kullanıldığı anlaşılıyor Sonradan bu biçim tulumbaya çevrilmiştir Bu biçimin oluşmasında Türkçe tulum sözünün analojik baskısından söz edilebilir mi bilmiyoruz Doerfer tromba ile tulum arasında contamination olasılığı üzerinde durmuştur Farsça tūlumba Arapça ṭūlunba Rumca τουλούμπα gibi dillere Türkçeden geçmiştir )

( TROMBA )


- TULUMBA[İt. < TROMBA] ile TULUMBA

( Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç. | Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye ya da herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç. | Bağ ve meyve ağaçlarını ilaçlamakta kullanılan araç. İLE Tüfekte, iğnenin bulunduğu yer. )


- TULUMBA ile TULUMBACI/LIK ile TULUMBA KOLU ile TULUMBA TATLISI


- TULUMBACI ile/||/<> BİR AYAKKABI TÜRÜ. (AZLANAPA -KÜTAHYA)

( Bir ayakkabı türü Azlanapa Kütahya )


- TULUMCU ile/||/<> TULUMCU

( Körm O Eski Türk şenliklerinde düzeni sağlayan görevli Bu görevli deri don ve külah giyer elinde keçi derisinden bir tulum taşırdı Tulumu su ya da hava ile şişirir gösteri alanının içine taşmış olanlara tulumu ile vurarak uyarırdı Eski şenliklerde bir yandan soytarılık yaparken bir yandan ellerindeki havayla şişirilmiş tulumlarla oyun alanına taşanları hizaya sokan şenlik alanını düzenleyen ve gerektiğinde tulumuna su doldurup şenlik alanını sulayan önemli bir şenlik görevlisi )


- TULUMCUK ile/||/<> KIRBACIK


- TULUM'DA:
TULUM ZURNA ile/ve TRAKYA TULUM(BORULU TULUM [Kırklareli])


- TULUMLULAR ile/||/<> TULUMLULAR

( Ascidiacea askidion küçük tulum Kordalılar Chordata alyfilumunun gömelkliler Tunicata dalının bir sınıfı Kendilerini bir yere bağlayarak yaşarlar Solungaç yarıkları çoktur Gelişmelerinde başkalaşma vardır Ya tek yaşarlar ya da koloniler yaparlar Tulumlu Ascidia siyona Ciona iyi bilinen cinsleridir zooloji Kordalılar Chordata alt filumunun gömlekliler Tunicata dalından kendilerini bir yere bağlayarak yaşayan solungaç yarıkları çok fazla olan gelişmelerinde başkalaşım görülen tek ya da koloniler hâlinde yaşayan tulumlu Ascidia ve siyona Ciona cinsleri iyi bilinen bir sınıf Kordalılar Chordata alt filumunun gömlekliler Tunicata dalından kendilerini bir yere bağlayarak yaşayan solungaç yarıkları çok fazla olan gelişmelerinde başkalaşım görülen tek veya koloniler halinde yaşayan bir sınıf )

( ASCIDIANS )

( ASCIDIÉS | ASCIDIES | ASCIDIÈS )

( SEESCHEIDEN )

( ASCIDIACEA )


- TULUP ile/||/<> ...

( Davar kırkma aracı Akbaş Güdül Ankara Yerel ağızlarda dulup biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda da tulup dulup yumak kelep çile olarak geçer R τουλούπα Knӓuel Wollballen auf dem Spinnrocken Rumcadan veya Türkçeden Bulgarcaya da tulùp olarak geçmiştir Türkçede eğrilmek için temizlenmiş taranmış yumak biçimindeki yüne sümek sömek adı da verilir sümek )

( ΤΟΥΛΟΎΠΑ / τουλούπα )


- THULIUM[İng.] / THULIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TULYUM


- TÜM BAŞLILAR ile/||/<> TÜM BAŞLILAR

( holos tüm kephale baş Balıklar Pisces sınıfının keski solungaçlılar Elasmobranchii alt sınıfından iskeletleri kıkırdaktan oluşmuş solungaç yarıkları bir deri kıvrımı ile örtülmüş bir takım ya da yeni sınıflandırmalara göre bir sınıf Kıkırdaklı balıklar Chondrichthyes sınıfından iskeletleri kıkırdaktan oluşmuş solungaç yarıkları bir deri kıvrımıyla örtülmüş bir alt sınıf )

( CHIMAERAS )

( CHIMÈRES )

( SEEDRACHEN )

( HOLOCEPHALI )


- PYROMÈTRE À RADIATION TOTALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜM IŞINIM PİROMETRESİ


- TÜM KİRPİKLİLER ile/||/<> TÜM KİRPİKLİLER

( holos tüm thrix tüy Bir hücrelilerin Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının gerçek kirpikliler Euciliata alt sınıfından vücuttan kısa ve eş yapılı kirpiklerle tüm olarak örtülü türleri içine alan bir takım Bir hücrelilerin Protozoa kirpikliler Ciliata sınıfının gerçek kirpikliler Euciliata alt sınıfından tüm vücudu kısa ve eş yapılı kirpiklerle örtülü türleri içine alan bir takım )

( HOLOTRICHS )

( HOLOTRICHES )

( HOLOTRICHA )


- TÜM METALLER ile/ve CIVA

( Erir. | Katı halden başlar. İLE/VE Buharlaşır. | Sıvı halden başlar. )

( ... İLE/VE Buzdan buhara [tek] geçen/geçebilen. )


- TÜM NESNE/ŞEY VE/YA DA KAVRAMLARIN/DEĞERLERİN ADI ile/ve/> İNSAN/KİŞİ ADI/ADLARI

( ALL MATTER AND/OR CONCEPTS/VALUES NAME vs./and/> HUMAN NAME/S )


- TÜM TANRICI/PANTEİST[Fr. < PANTHÉISTE] ile/||/<> TÜM TANRICILIK/PANTEİZM[Fr. < PANTHÉISME]


- TÜM TANRICILIK ile/||/<> KAMU TANRICILIK


- TÜM ÜLKELER ile/ve/değil AFRİKA

( 6400 km. İLE/VE/DEĞİL 7200 km. )

( )

( )


- TÜM ile/değil/yerine AĞIRLIKLI


- TÛM ile/||/<> AIL[Fr.] ile/||/<> ALLIUM SATIVUM[Lat.] ile/||/<> SARMISAK

( botanik tarım )

( AIL )

( ALLIUM SATIVUM )


- TÜM ile AYRINCASIZ/İSTİSNASIZ[Ar.]


- TÜM ile/ve/<> HER

( Her biri, öbürünün parçasıdır. )

( ALL vs./and/<> EACH/PER
Each is a part of the other. )


- TÜM ile TÜM SAYI ile TÜM TANRICI/LIK ile TÜM BAŞLILAR ile TÜM BAŞKALAŞMA ile TÜM KİRPİKLİLER


- TU'M ile TU'ME[çoğ. TUAM] ile TUHME

( Yiyinti, azık. | Tad, çeşni. İLE Yiyinti, azık. | Tad, çeşni. | Lokma. İLE Mide dolgunluğu, hazımsızlık.[İMTİLÂ-İ MİDE] )


- TÜMAMİRAL ile PATRONA[İt.]

( ... İLE Tümamirale yakın eski bir deniz subaylığı aşaması. )


- TUMAN ile/||/<> ...

( 1 Don Yayla İnönü Eskişehir Eşmeyazı Kırçiçeği Susuz Kars Saçıkaralı ve Sarıkeçili boyları Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana 2 Şalvar Yayla inönü Eskişehir Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Az tuman don tunbān short breeches drawers wrestlers leathern breeches Farsçada tubbān short sailors breeches olarak da geçer Kürtçede tȗman don olarak kullanılır Arapça tubbān Farsçadan alınmıştır Dozy Noms 9394 Tietzeye göre ZBalk 18 194 257 kökeni meçhuldür Ligeti MNy 31 284 Türkçe duman don biçimini man ekiyle yapılmış bir türev olarak vermiş işaretiyle Türkçe duvaç ein weites Oberkleid die Decke biçimiyle birleştirmiştir )

( TUNBĀN )

( TUMAN[Az.] )


- TUMAR[Ar. < ṬŪMĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TOMAR

( tomar tomar bir tomar Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar Topun içini silmekte kullanılan ucu fırçalı çubuk )


- TUMBA[İt. < TOMBO] ile TUMBA ile TUMBA ile TUMBA ile TUMBA

( Altüst etme, altüst olma. | Çocuk dilinde, yatağa atlama. İLE Toprak atmaya yarayan araba, el arabası. İLE Pancar. İLE Kabarık yatak vb. şeyler. İLE Dağ üstlerindeki tepecikler. )


- TÜMCE AYRIŞTIRMA ile ...

( SENTENCE PARSING )


- TÜMCE ile/ve İBÂRE

( ... İLE/VE Birkaç tümceden oluşan söz. )


- TÜMCE ile İÇTÜMCE

( ... İLE Bir tümce içinde, tümleç gibi kullanılan iç tümce.[Örnek: Bakan, "Aylıklar, yılbaşından önce verilecektir." dedi.] )


- TÜMCE ile KESİK TÜMCE

( CÜMLE ile HAFZ Ü TAKDİR )


- TÜMCE ile ÖNERME(KAZİYYE)

( Doğru ya da yanlış yansıtan tümceye "kaziyye"(Önerme/Hükm/Kada) denir.
Kaziyye, felsefecilere göre 3, mantıkçılara göre 4 unsurdan meydana gelir.
Fârâbî'ye göre iki çeşit kaziyye vardır;
* Yüklemli önerme(el kazıyyetü'l-hamliyye) [-Konu(mevzû), -Yüklem(mahmûl)]
* Şartlı önerme(el-kazıyyetü'ş-şartıyye) (iki yüklemli önermenin bir "şart edatı" ile bağlanması )


- TÜMCE ile TÜMCE BİLGİSİ


- TÜMCE ile TÜMCECİK

( SENTENCE vs. CLAUSE )


- TÜMCE ile YALIN TÜMCE


- TÜMCE ile/ve/||/<> YAN TÜMCE

( ... İLE/VE/||/<> Çekimli bir eylemden sonra kullanılan, ki bağlacı, dilek kipi ya da koşul birleşik eylemiyle kurularak, temel tümceye bağlanan tümce. )


- TÜMCE/CÜMLE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAĞLAM


- NOKTA KOYMAK:
TÜMCENİN SONUNDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİRCİKTE


- TÜMDENGELİM ile/ve/||/<>/> AŞKINSAL/TRANSANDANTAL TÜMDENGELİM


- TÜMDENGELİM ile BAĞNAZLIK


- TÜMDENGELİM ile/ve/||/<>/> GENELDEN ÖZELE


- TÜMDENGELİM ile/||/<> TÜMEVARIM

( Tümdengelim genelden özele gidiş İLE tümevarım özelden genele gidişe dayanır. Tümdengelim mantıksal zorunluluk İLE tümevarım olasılık sağlar. Tümdengelim geçerliyse sonuç kesin İLE tümevarım sonuç muhtemeldir. )

( Aristoteles tarafından -350 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-384--322) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Felsefe, Mantık, Biyoloji) (Önemli katkıları: Mantık, etik, metafizik) )


- TÜMDENGELİM ile/ve/||/<> TÜMEVARIM[< TEMSİL]

( Analiz. İLE/VE/||/<> Sentez. )

( Matematik. İLE/VE/||/<> Fizik. )

( Tam. İLE/VE/||/<> Eksikli. )

( TA'LİL[< İLLET]: İlletlendirme, neden/sebep gösterme
İLE/VE/||/<>
İSTİKRÂ[< KIRAAT]: TOPLAMAK | [KIRAAT: Harfleri toplamak.] )

( İlletlendirme, [Ta'lil].
İLE/VE/||/<>
Genelleme, [İstikra][-Tam, -Eksik(Nakıs)]
[İLE/VE/||/<>
Bir cüzziden başka bir cüzziye geçiş.(Hüküm -> Hüküm, İllet -> İllet)(Kıyas-ı Fıkhî)(Analoji)] )

( [Mantıkçılar] Uğraşır. İLE/VE/||/<> Uğraşmaz. )

( )

( DEDUCTION vs./and/||/<> INDUCTION )


- TÜMDENGELİM ile/ve/||/<>/> YANLIŞLANABİLİRLİK


- TÜMDENGELİMSEL ile/ve/||/<> TÜMEVARIMSAL ile/ve/||/<> GERİÇIKARIMSAL

( Bütünden, parçaya. İLE/VE/||/<> Parçadan, bütüne. İLE/VE/||/<> Parçadan, parçaya. )

( DEDUCTIVE vs./and/||/<> INDUCTIVE vs./and/||/<> ABDUCTIVE )


- BİLİNÇ:
TÜMEL ile/ve/<> TİKEL


- TÜMEL:
ÇOKLUKTAN ÖNCE ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTA ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTAN SONRA


- TÜMEL KAVRAM ile/||/<> TİKEL KAVRAM

( Kapsamına aldığı bütün nesneleri gösteren kavram bütün insanlar bütün aslanlar Karşıtı tikel kavram )


- TÜMEL KAVRAM ile/||/<> TÜMEL ÖNERME

( Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan külli Bütün kapsamıyla alınmış olan önerme külli tikel karşıtı )


- TÜMEL OLUMLU ==> TİKEL OLUMLU ile TÜMEL OLUMSUZ ==> TÜMEL OLUMSUZ ile TİKEL OLUMLU ==> TİKEL OLUMLU

( Her insan canlıdır. Bir kısım canlı insandır.) İLE
( Hiçbir insan taş değildir. Hiçbir taş insan değildir. ) İLE
( Bir kısım insan canlıdır. Bir kısım canlı insandır. )


- TÜMEL OLUMLU x TİKEL OLUMSUZ ile TÜMEL OLUMSUZ x TİKEL OLUMLU

( Her insan canlıdır. ------------ Bir kısım insan canlı değildir. İLE Hiçbir insan canlı değildir. ------------ Bir kısım insan canlıdır. )


- RÉFLEXION TOTALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜMEL YANSIMA


- TÜMEL ile ALLAH

( Allah'a atfedilen/ler, her yerde bulunur. )


- TÜMEL ile ÇOĞUL

( UNIVERSAL vs. PLURAL )


- TÜMEL ile/ve/<> KAVRAM

( UNIVERSAL vs./and CONCEPT )

( SUVER-İ İLMİYE )


- TÜMEL ile/ve SOYUT

( UNIVERSAL vs./and ABSTRACT )

( KÜLLÎ ile/ve MÜCERRED )


- TÜMEL ile TOPLAM

( KÜLLÎ ile KÜLL )

( UNIVERSAL vs. TOTAL/OVERALL )


- TÜMEL ile/ve/||/<> TÜMDENGELİM


- TÜMEL ile/ve/<> TÜMEL

( Varlık. İLE/VE/<> Tür. )

( Bil(ebil)mek, tümeli bil(ebil)mektir. )


- TÜMEL ile TÜMELLER ile TÜMEL KAVRAM ile TÜMEL ÖNERME


- TÜMELİ DÜŞÜNMEK ile/ve/||/=/<>/> TÜMELDE KENDİNİ DÜŞÜNMEK


- TÜMELLER ile/ve/değil ARI KAVRAMLAR


- TÜMEL/LİK ile/ve/||/<> HEDEF/Lİ/LİK


- TÜMELLİK ile/ve ZORUNLULUK


- TÜMEN ile TÜMEN TÜMEN


- TÜMEVARIM/ENDÜKSİYON[Fr. < INDUCTION] ile/||/<> TÜMEVARIM/İSTİKRA[Ar. < İSTİḲRĀʾ]


- TÜMEVARIM ile/değil/ne yazık ki GENELLEME


- TÜMEVARIM ile/ve/değil GİZLİ TÜMDENGELİM


- TÜMEVARIM ile/||/<> TÜMDENGELİM

( Tümevarım özelden genele İLE tümdengelim genelden özele )

( Formül: P(1) ∧ [P(k)→P(k+1)] ⇒ ∀n P(n) )


- TÜMEY ile/||/<> ...

( 40 Bir açının Tümey i onun değerini 90 den çıkarmakla bulunur Misal 40 lik bir açının tümeyini bulmak için onu 90 den çıkarırız 90 40 50 Bu 50 lik açı 40 lik açının tümeyidir )


- TÜMGENERAL ile/||/<> İKİNCİ FERİK


- TÜMLEMEK ile TÜMLENMEK ile TÜMLER ile TÜMLEÇ ile TÜMLER AÇI


- TÜMLER AÇI ile/||/<> BÜTÜNLER AÇI

( Tümler 90°, bütünler 180° tamamlar )

( Formül: α+β=90° İLE α+β=180° )


- TÜMLER AÇI ile/||/<> TÜMEY


- CIRCUIT INTÉGRÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜMLEŞİK DEVRE


- TÜMLEŞİK ile/||/<> TÜMLEŞİK

( INTEGRATED )


- INTEGRATING CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= TÜMLEŞTİREN DEVRE


- TÜMLEYİCİ ile ...

( COMPLEMRENTIZER )


- TÜMLÜK ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜNLÜK | İKİBUÇUKLUK | ATA İKİBUÇUKLUK

( bütünlük ikibuçukluk ata ikibuçukluk )


- TUMOR SUPPRESSOR GENES[İng.] ile/değil/yerine/= TÜMÖR BASKILAYICI GENLER

( Hücre döngüsü kontrol noktalarını düzenleyen ve apoptozis sürecini başlatan genlerdir. Tümör baskılayıcı genler tarafından kodlanan proteinler DNA hasarına ya da dış çevreden gelen büyümeyi baskılayan sinyallere yanıt olarak göze döngüsü sürecini durdurabilmektedir. Bu genler mutasyona uğradıklarında ya da inaktive olduklarında işlevlerini kaybederler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TÜMÖR[Fr. < TUMEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> UR


- TÜMÖR["TİMÖR" değil!]/TUMOR/TUMOUR[İng.]/TUMEUR[Fr.]/ŞİŞ[Azr.]/TUMOR[Fars.]/ISIK[Kazak.] ile/değil/yerine/= UR/ŞİŞLİK


- TÜMÖRAL/TUMORAL[İng.] ile/değil/yerine/= URA BENZER


- TÜMÖRLENMEK ile TÜMÖRLEŞMEK ile TÜMÖR


- TUMP[ERM.] ile/||/<> ...

( Sulama arkların kenarma çekilen toprak Gürün Sivas tumb bank mole )

( T )


- TUMP[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUMP

( Toprak parçası toprak seti yığını )


- ÂYÎNE-İ MUHADDEB, MİRÂT-İ MUHADDEB[Osm.] / CONVEX MIRROR[İng.] / MIROIR CONVEXE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜMSEK AYNA


- TÜMSEK ile PERİPİRAMİDİ

( Küçük tepe, tüm, tümbek. | Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik. İLE Bir taş yığını ile bunun altında kalmış topraktan oluşan, piramit biçiminde tümsek. )


- TÜMSEKLEŞMEK ile TÜMSEK ile TÜMSEKLİ


- TÜMSEKLEŞMEK ile/||/<> TÜMSELMEK


- TUMTURAK[Fars. < ṬUMṬURĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TUMTURAK

( gösteriş Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen gösterişli kelimeler kullanma )


- TUMTURAK ile/||/<> TUMTURAK[Fars. < ṬUMṬURÂK]

( Kulağa hoş gelsin ya da okuyan ve dinleyeni etkilesin diye pek gerekli olmayan tantanalı yabancı sözcükler kullanma Gösterişleme gösterişleme tumturak )

( EMPHASE )


- TUMTURAK ile TUMTURAKLI/LIK


- TUMTURAK/LI[Fars.] ile/ve/değil/yerine (BİRAZCIK) UZUN / GÖSTERİŞ/Lİ

( Gösteriş, debdebe. | Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli sözcükler kullanma. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE ... )


- TÜMÜ ile HER YERDE ile BÜTÜN GÜN BOYUNCA ile TÜM HAYAT BOYU ile BÜTÜN GECE BOYUNCA ile HEPSİ DIŞARI ile BAŞTAN ile HEPSİ AKRABA ile HEPSİ ile HEP BİRLİKTE

( ALL vs. ALL AROUND vs. ALL DAY LONG vs. ALL LIFE LONG vs. ALL NIGHT LONG vs. ALL OUT vs. ALL OVER vs. ALL RELATIVE vs. ALL THAT vs. ALL TOGETHER )

( جملگي ile جميع ile تماما ile جمله ile همه ile تمام ile همگي ile تمامي ile کل ile دورادور ile دورتادور ile تمام روز ile مادام العمر ile تمامي شب ile بمقدار زياد ile باشدت تمام ile سرتاسر ile سرتاپا ile بطور سراسري ile سربسر ile سراسر ile دارودسته ile هرآنچه ile جمعا )

( JOMLAGY ile جميع ile TAMAMA ile JOMLEH ile CPEHMEH ile TAMAM ile CPEHMGY ile TAMAMY ile KEL ile DORADOR ile DORTADOR ile TAMAM RUZ ile مادام العمر ile TAMAMY SHAB ile بمقدار زياد ile BASHODAT TAMAM ile SARTASAR ile SARTAPA ile BETOR SARASARY ile SARBASAR ile SARASAR ile DARUDASTEH ile NPARANCHEH ile JAMA )