Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(320/359)


- TEŞRÎH[Ar. < ŞERH | çoğ. TEŞRÎHÂT] ile TEŞRÎHÎ[Ar.] ile TEŞRÎ/Î(LEGISLATIVE)[Ar.]

( Açma, yayma, etraflıca şerh etme/edilme. | Dilim dilim, parça parça kesme. | Bir ölü gövdesini kesip parçalara ayırma. Otopsi. | Anatomi. | İskelet. İLE Anatomiye özgü, anatomiyle ilgili. İLE Yasa ile, yasa ile ilgili. )


- TEŞRİHHANE[Ar. + Fars.] ile DERSLİK

( Otopsi yapılan yer. | Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer. )


- TEŞRIHÎ | PHYSIOLOGIQUE[Fr. < PHYSIOLOGIQUE] ile/||/<> FİZYOLOJİK ile/||/<> FİZYOLOJİK[Fr. < PHYSIOLOGIQUE]

( biyoloji Organizmanın normal işlevlerine ait olan )

( PHYSIOLOGIC )

( PHYSIOLOGIQUE )


- TEŞRİK[Ar.] ile/ve/||/<> MÜŞTEREK[Ar.]

( Yaptığı bir işe birini ortak etmek. İLE Ortak. | Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan/hazırlanan. | Ortaklaşa kullanılan. | Ortaklaşa, birlikte. )


- TEŞRÎK[Ar. < ŞARK] ile TEŞRÎK[Ar. < ŞİRK]

( Işıklandırıp parlatma. İLE Ortak/şerîk etme. | Allah'a ortak koşma. )


- TEŞRÎN-İ EVVEL[Ar.] ile TEŞRÎN-İ SÂNÎ[Ar.]

( Ekim ayı. İLE Kasım ayı.
[aslı, TİŞRÎN (Süryanice): Eskiden, yılın onuncu ve onbirinci aylarına verilen ortak ad.] )


- TEST | METRE | ÖLÇER ile/||/<> ÖLÇER

( Başarı ve yetenekleri nesnel olarak değerlendirmeye yarayan araç Minkowski işlevseli Tutum yeti yetenek ve becerileri ölçmek üzere başvurulan ve ölçünlenmiş edimli ya da sözlü sınarlardan oluşan ölçme aracı Ölçü yapan aygıt )

( TEST | METER )

( MÈTRE )

( METER )


- TEŞT[Fars. < ṬAŞT] ile/||/<> ÇAMAŞIR LEĞENİ / ÇAMAŞIR LEĞENİ

( çamaşır leğeni çamaşır leğeni taşt a bason a salver a ewerstand ṭaşt a large basin ewer cup bowl taşt Kürtçede teşt olarak kullanılır Ermenice tašt mug vat Pehleviceden alınmıştır Suriye Arapçasında ṭǝst cuvette écuelle de cuivre utilisée pour la toilette olarak geçer taşt a bason a salver a ewerstand ṭaşt a large basin ewer cup bowl taşt Kürtçede teşt olarak kullanılır Ermenice tašt mug vat Pehleviceden alınmıştır Suriye Arapçasında ṭǝst cuvette écuelle de cuivre utilisée pour la toilette olarak geçer )

( TAŞT )

( TAŞT )


- TEST ile/ve ANALİZ

( TEST vs./and ANALYSIS )


- TEST ile ANALİZ TEST vs. ANALYSIS

( TEST ile ANALİZ TEST )


- TEST ile/ve/değil/||/<>/< CHECK


- TEST ile/ve LİKERT ÖLÇEĞİ


- TEST[İng. < TEST] ile/||/<> TEST

( 1 Kişilerin yetenek bilgi ve becerileri ile anıklıklarını ölçmeye yarayan herhangi bir araç ya da yöntem 2 Zihinsel bir çalışmanın niteliğini belirtmek ve saptamak amacıyla yapılan 3 Nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının tümüne verilen ad 4 Sınav Not test karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğünde ölçer terimi önerilmiştir 1 Tecrübe 2 Deney )

( TEST )

( TEST )


- TEST ile TESTİ/LİK ile TESTİCİ/LİK ile TESTİ KABAĞI ile TESTİ KEBABI


- TEST ile/değil TEZ


- TESTA[İng.] ile/değil/yerine/= TESTA


- TESTERE BALIĞI ile/||/<> TESTERE BALIĞI

( Pristis pristis Köpekbalıkları Selachii takımının testerebalığıgiller Pristidae familyasından bir balık türü Tek cinsin tek türüdür Uzunluğu 7 testeresi 2 m Balinalara saldırarak testeresiyle parçalar Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Köpek balıklan Selachii takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 7 cm kadar uzunlukta 2 m kadar testeresi olan Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 2 m kadar testeresi 4 5 m kadar uzunluğu olabilen Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür marangoz balığı Testere balığı )

( TRUE SAW-FISH | TRUE SAW FISH )

( POISSON SCIE )

( SÂGEFISCH | SÄGEFISCH )

( PRISTIS PRISTIS )


- TESTERE BALIĞIGİLLER ile/||/<> TESTERE BALIĞIGİLLER

( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları basık ve uzun göğüs yüzgeçleri büyük başı öne doğru uzamış ve kenarları testere gibi tırtıklı üzerleri plâkoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya Kıkırdaklı balıklardan vatoz balıkları Rajiformes takımına ait burunları kılıç biçiminde uzamış ve yan taraflarında dişler bulunan üzerleri plakoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya testere balıkları testere dişliler )

( TRUE SAW FISHES )

( POISSONS SCIES )

( SÄGEFISCHES )

( PRISTIDAE )


- SAWTOOTH WAVEFORM[İng.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ DALGA BİÇİMİ


- ONDE EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ DALGA


- SAWTOOTH PULSE[İng.] / IMPULSION EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ DARBE


- SAWTOOTH GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ ÜRETECİ


- TESTERE ile ALÇI TESTERESİ

( )


- TESTERE[Fars.] ile BIÇKI

( Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç. İLE Tahta ya da ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere. | Motorla çalışan bir çeşit güçlü testere. | Saraç bıçağı. | Bağ budamaya yarayan dişli bıçak. )


- TESTERE ile KATRAK

( ... İLE Marangozlukta tomrukları biçmeye yarayan ve birden çok testeresi olan biçme makinesi. )


- TESTERE[Fars.] ile MÛŞER[Ar.]

( ... İLE Bir çeşit, eğri testere. )


- TESTERE ile/||/<> SCIE[Fr.] ile/||/<> SÄGE[Alm.] ile/||/<> TESTERE[Fars. < DEST + ERRE]

( Üzerinde yapacağı işe göre ya da kesilen gerece göre değişik biçimde dişler bulunan özel çelikten lama dastarra a handsaw dast hand arra saw Farsça dastarrada arra Türkçede ereye dönüşmüştür Buna karşılık Türkçede bıçkı olarak kullanılan erre biçiminde Farsça gémination kalmıştır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )

( SCIE )

( SÄGE )

( DAST-ARRA )


- TESTERELEMEK ile TESTERE ile TESTERELİ ile TESTERE BALIĞI ile TESTERE ÇAPRAZI ile TESTERE BALIĞIGİLLER


- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/||/<> TOPRAKTAN YAPILMIŞ SU KABI

( topraktan yapılmış su kabı Yerel ağızlarlarda desti olarak da geçer dastī an earthen bottle pot cruise drinkingcup with two handles dast el Bulgarca testija ve Sırpça tèstija biçimleri Türkçeden alınmıştır Anadolu ağızlarında topraktan veya çam ağacından yapılan su kabına boduç adı verilir Ağızlarda çam ağacından yapılan su kabı olarak küze adı da kullanılır )

( DASTĪ )


- TESTİ ile ALBASTRA/ALBASTRON[Yun.]

( ... İLE İçine güzel kokular konulan, armut biçimli, Eski Yunan ya da Roma testisi. [Bu küçük testiler, çoğunlukla, albatr denilen, yumuşak, beyaz mermerden yapıldıklarından bu adı almışlardır.] [Bunların, camdan, pişmiş topraktan, madenden yapılmış olanları da vardır.] )


- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/ve/< AMFORA/AMFOR[Lat./Fr. < Yun.]

( Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli ya da emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. nesnelerden yapılan su kabı. | Bu kabın alabileceği miktarda olan. İLE/VE İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi. )

( )


- TESTİ ile/değil ANFORA[İt. < Lat.]

( ... İLE/DEĞİL İki kulplu, yumurta biçiminde, dibi çoğunlukla sivri olan ya da bir ayakla biten antik toprak kap. Eskiden, sıvıları ve tahılı korumak ve taşımakta ya da ölülerin küllerini saklamakta kullanılırdı. Dipleri sivri anforalar, kuma oturtulurdu. )


- TESTİ ile BODUÇ

( ... İLE/VE Ağaç testi. )

( SEBÛ ile/ve ... )


- TESTİ ile ÇAMÇAK

( Topraktan/çamurdan yapılan, kulplu su kabı. İLE Ağaçtan yapılan, kulplu su kabı. )


- TESTİ ile/ve CERE/CERRE

( ... İLE/VE Toprak testi. )


- TESTİ ile/ve GARGAR

( ... İLE/VE Süzgeçli testi. )


- TESTİ ile/ve/değil/||/<>/< HIZMAN/HARMAN

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Çiriş kökünden yapılan yağ kabı. )


- TESTİ ile/ve KANATA

( ... İLE/VE Ağzı geniş tek kulplu testi. )


- TESTİ ile/ve KUMKUMA[Ar. < KUMKUME]

( ... İLE/VE Küçük testi. | Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kişi, olay, olgu ya da yer. )


- TESTİ ile/ve KÛZE[Fars.]

( ... İLE/VE Su testisi. )


- TESTİ ile/ve LENGER

( ... İLE/VE Yayvan bakır testi. )


- TESTİ ile/ve SENEK

( ... İLE/VE Çam ağacından yapılmış su testisi. )


- TESTING[İng.] ile/||/<> ÉPREUVE[Fr.] ile/||/<> PRÜFUNG[Alm.] ile/||/<> DENETLEME

( Verilen herhangi bir tutarsız önerme kümesinin gerçekten tutarsız olduğunu söz konusu deyimlerin yorumundan bağımsız salt dizimsel yapılarına dayanarak sonlu sayıda adımla gösterilmesi İşiemi Geçerli bir çıkarımın geçerli olduğunu göstermek için çıkarımın geçersiz kılıcı kümesinin tutarsızlığını saptamak yeter Anl sınama )

( TESTING )

( ÉPREUVE )

( PRÜFUNG )


- TESTİS ile/||/<> ERKEK EŞEYLİK ORGANI

( erkek eşeylik organı erkek eşey organı Er bezi anat Er bezi )

( TESTIS | TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE )

( TESTOSTERONE )

( TESTIS )

( TESTICOLO )

( ΌΡΧΙΣ / όρχις )


- TESTIS[Lat.] ile/||/<> HUSYE[Ar. < HUṢYE]

( Er bezi )

( TESTIS )


- TESTİS ile/||/<> KLİNEFELTER SENDROMU[İng. KLINEFELTER SYNDROME] ile/||/<> MAMMİLLER CİSİM[İng. MAMMILARY BODY] ile/||/<> PENİS ile/||/<> SPERMATOSİT[İng. SPERMATOCYTE]

( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TESTIS[Lat.] ile/||/<> TAŞAK

( Er bezi Ağızlarda daşak daşşak olarak da geçer Az daşşag taşak taşak Karag taşak tazak tasax tahax Orta Türkçede taşak testis ve erkeklik organı penis olarak geçer Eski Kıpçakçada da taşak biçimi kullanılır taş a k küçültme eki )

( TESTIS )


- TESTİS ile/||/<> TESTOSTERON | ERKEK EŞEYLİK ORGANI

( bk. erkek eşeylik organı @@ bk. erkek eşey organı @@ Er bezi. @@ anat. Er bezi. )

( TESTIS | TESTOSTERONE~TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE~TESTOSTÉRONE )

( TESTIS~TESTIS | TESTIS: TESTIS )

( TESTOSTERONE~TESTOSTERONE )

( TESTICOLO~TESTOSTERONE )

( ΌΡΧΙΣ / όρχις~ΤΕΣΤΟΣΤΕΡΌΝΗ / τεστοστερόνη )


- TESTİS-İ ile/değil TESTİ-Sİ

( Şu sayrının erbezi/testisi. İLE/DEĞİL Şu su/şerbet testisi. )


- TESTLERDE:
POZİTİF ile/ve NEGATİF

( Bulunmuşsa/varsa. İLE/VE Bulun(a)mamışsa/yoksa. )

( Anlamlandırması/yorumlaması, beklenilen/aranılan şeyin karşılığına göre değişir. [ur/bakteri vb. için bakılmışsa pozitif çıkması olumsuzdur/kötüdür fakat gebelik, aşının tutması vb. için bakılıyorsa pozitif çıkması olumludur/iyidir.] )

( POSITIVE vs./and NEGATIVE : ON TESTS )


- TESTOSTERON ile/||/<> TESTOSTERON[Fr. < TESTOSTÉRONE]

( testis erkek eşeylik bezi Erkek eşeylik organlarında meydana gelen erkek eşeylik hormonu Omurgalı hayvanların testislerinde bulunan Leydig hücreleri tarafından salgılanan erkek eşey organlarının gelişmesini uyaran ve daha sonra da ikincil eşey karakterlerin gelişmesini sağlayan erkek eşey hormonlarının en önemlisi Adenohipofizden salınan luteinizan hormonun uyarısıyla testislerdeki interstisyel hücreler tarafından üretilen önemli bir androjen hormon Er bezlerindeki Leydig hücreleri tarafından üretilen erkek cinsiyet hormonu olup erkeklik özelliklerinin gelişmesini ve spermatogenezisi sağlayan en önemli erkeklik hormonu )

( TESTOSTERONE )

( TESTOSTÉRONE )

( TESTOSTERONE )

( TESTIS | TESTIS: TESTIS )


- TESTOSTERONE[İng.] ile/değil/yerine/= TESTOSTERON


- TEŞVİK ETMEK ile/değil ÇANAK TUTMAK


- TEŞVİK ETMEK ile TÜMEVARIM ile İNDÜKSİYON BOBİNİ

( INDUCE vs. INDUCTION vs. INDUCTION COIL )

( تحريک شدن ile اغوا کردن ile استقراء کردن ile استقراء ile القاء ile بوبين رمکورف )

( TAHARYK SHODAN ile EGHAVA KARDAN ile ESTEGHARA KARDAN ile ESTEGHARA ile ELGHA ile BOUBYNE RAMKOORF )


- TEŞVİK ile/ve/<> CEVAZ


- TESVÎK[Ar. < SEVK] ile TESVÎK[Ar. < MİSVÂK]

( Sürme, ileri gitme. İLE Dişleri, misvâk ile temizleme. )

( İSTİNÂN: Dişleri, macunla ya da tozla temizleme. )


- TEŞVİK ile TEŞVİKÇİ/LİK


- TEŞVİKİYE CAMİSİ ile TEŞVİKİYE CAMİSİ

( Şişli'de, Nişantaşı aşağısındadır. İLE Arnavutköy'dedir. )

( 1855'te, Sultan Abdülmecid tarafından. İLE 1832'de inşa edilmiştir. )


- TESVÎL[Ar. çoğ. TESVÎLÂT] ile TESVÎR[Ar.]

( Kötü bir şeyi, güzel göstererek aldatma. İLE Toz kaldırma. | Bâtınî anlamını araştırma. )


- TEŞVÎŞ[< ŞEVEŞE] ile KARIŞTIRMA, BULANDIRMA

( KARIŞTIRMA, KARMAKARIŞIK ETME, KARIŞIKLIK )


- TESVİYE | DÜZEÇLEME ile/||/<> DÜZEÇLEME

( 1 yerbilim Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini belli bir yatay düzleme göre deniz yüzeyi belirlemek için yapılan işlemlerin tümü 2 mimari Toprak üzerinde yatay bir çizgi oluşturmak için yapılan işlem )

( LEVELLING )

( NIVELLEMENT, APLANISSEMENT | NIVELLEMENT )

( NIVELLIEREN )


- TESVİYE | RENDELEME ile/||/<> RENDELEMEK

( Buzulların aşındırma etkisiyle kayaç yüzlerini düzleştirmesi Rende ile ağaçtan talaş kaldırma eylemi )

( PLANATION )

( RABOTAGE | RABOTER )

( ABHOBELUNG | HOBELN )


- TESVİYE RUHU | DÜZEÇ ile/||/<> DÜZEÇ

( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )

( LEVEL | LEVELLING INSTRUMENT, SPRIT LEVEL, LEVEL )

( NIVEAU À BULLE, NIVELLE | NIVEAU )

( LIBELLE, NIVEAU | NIVELLIERINSTRUMENT )


- TESVİYE RUHU, SU TESVİYESİ | KABARCIKLI DÜZEÇ ile/||/<> KABARCIKLI DÜZEÇ

( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )

( WATER LEVEL, SPIRIT LEVEL )

( NIVEAU D'EAU, NIVEAU À BULL D'AIR )


- TESVİYE[< SEVÎ]:
TEK ŞEY ÜZERİNDE ile İKİ ŞEY ARASINDA ile ÇOK ŞEY ÜZERİNDE

( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Hilâfa çözüm, iki ortağın rızâlaşması, dengeleme. İLE Düzenleme, dengeleme. )


- TESVİYE[< SEVÎ] ile İSTİVÂ'[< SEVÂ]

( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. )


- TESVİYE[< SEVÎ] ile/ve/<> TASFİYE[< SAFV]

( Beraber etme, düz etme, düzleme, düzeltme, düz duruma getirme. | Ödeme, verme. | Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt. İLE/VE/<> Saf kılma, saflaştırma, arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon. | Türlü nedenlerle çok sayıda çalışanın görevine son verme. )


- TESVİYE ile TESVİYECİ/LİK ile TESVİYE ALETİ


- TESYÎL[Ar. < SEYL] ile TESYÎR[Ar. < SEYR]

( Sel gibi akıtma/akıtılma. | [kimya] Sert bir cismi, akıcı duruma getirme. İLE Yürütme, yürütülme. | Gönderme/gönderilme, yollama/yollanma. )


- THETA PINCH[İng.] / PINCEMENT THÊTA[Fr.] / THETA-PINCH[Alm.] ile/değil/yerine/= TETA SIKIŞ(TIR)MASI


- TETABBU'[Ar. < TETABBUÂT] ile TETÂBU'[Ar. < TEBA | çoğ. TETÂBUÂT] ile TETEBBU'[< TEBA | çoğ. TETEBBUÂT]

( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )


- TETABU-İ İZAFET, ZİNCİRLEME İZAFET | ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI ile/||/<> ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI

( Derleme zincirleme isim tamlaması zincirleme tamlama zincirleme isim takımı Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Evin kapısının kilidi pencerenin camının kırılmasının sebebi evin duvarının yıkıntılarının kaldırılmasının gecikmesi Ziraat Bankası kambiyo müdürlüğü memurlarının durumunun görüşülmesi vb Tamlayanı tamlananı veya her ikisi de ad tamlaması biçiminde olan iç içe girmiş tamlama türü bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Ragıp efendinin çiçek bahçesi Kenan beyin de kitapları T Buğra Yağmur Beklerken s 45 Tarih sanat eserleri gelenekler hepsi cemiyetin süreklilik şuurudur A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İnsan ve Cemiyet s 15 Yarın sabah ev eşyalarının taşınma ücretlerinin yarı bedelini ödeyebilirsin Kâmil beyin işe başladığının üçüncü günü akşam üzeri gidecekleri sırada kapı açılmış Nedime hanım Niyazi ağabey diye hafif bir çığlık koyuvererek geleni karşılamak üzere ayağa kalkmıştı K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 214 Hediye ettiğiniz kitapların listesinin yazılması tamamlandı mı vb )


- TETABUK | ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞME ile/||/<> ÖRTÜŞMEK

( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )

( OVERLAPPING | COINCIDENCE | OVERLAP )

( COÏNCIDENCE )

( COINCIDENTIA )


- TETAHHUL[Ar.] ile TETAHHUR[< TEHÂRET, TUHR/TUHUR | çoğ. TETAHHURÂT]

( Dalak şişmesi. İLE Temizlenme. )


- TETANOZ ile/||/<> BOTULİZM

( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Clostridium botulinum bakterisinin neden olduğu, kas zayıflığı ve kötürümlük ile ilişkili bir bulaş. )


- TETANOZ ile/||/<> DİFTERİ

( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Corynebacterium diphtheriae bakterisinin neden olduğu, boğazda kalın bir zar oluşumu ile ilişkili bir bulaş. )


- TETAVVU' ile ...

( FARZ OLMAYAN İBÂDETTE BULUNMA )


- TETÂYÜR[< TAYERÂN] ile ...

( UÇMA, UÇUŞMA, UÇUŞUP DAĞILMA | MÂYİLERİN GAZ HÂLİNE GEÇMESİ )


- TETEBBU | MÜTALAA | TETEBBU ETMEK | MÜNÂKAŞA | İRDELEME ile/||/<> İRDELEME ile/||/<> İRDELEMEK

( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )

( INSPECTION | CONSIDERATION )

( ÉTUDE | ETUDE | ETUDIER | DISCUSSION )

( KRITIK )


- TETİK ile GÖZALTI ile GÖZALTI MERKEZİ

( DETENT vs. DETENTION vs. DETENTION CENTER )

( شيطانک ile بازداشت ile بازداشتگاه )

( شيطانک ile BAZDASHT ile BAZDASHTGAH )


- TETİK ile TETİK

( Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça. İLE Çabuk davranan, çevik, dikkatli, uyanık. | Dikkat ve özen gerektiren, nazik. )


- TETİKLEME ile DÜRTÜKLEME

( MÜRŞİD: Tetikleyici. )


- TETİKLEME ile/ve KIŞKIRTMA


- TETİKLEME ile KIŞKIRTMA

( TRIGGER vs. PROVOKE )


- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA


- TETİKLEMEK ile/ve DEŞMEK

( TRIGGING vs. TO RECALL )


- TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK


- TETİKLEMEK ile TETİKLEŞMEK ile TETİKLEYEBİLMEK ile TETİK/LİK ile TETİKLİ ile TETİKÇİ/LİK


- TETİKLE(N)MEK" ile/||/<> "YÜKSEL(T)MEK"


- TETİKLE(N)ME ile/ve DÖNÜŞÜM


- TETİKLE(N)ME" ile/ve "KÖRÜKLE(N)ME" ile/ve "YÜKSELME" ile/ve "HOŞLANMA"


- TETİKTE" OLMAK/KALMAK ile/ve/||/<> TEYAKKUZ


- TETİR ile/||/<> ...

( Ceviz kabuğu ile boyanmış iplik Yeşilova Aksaray Niğde kalıcı boya lekesi Ağızlarda tetiri tetri olarak da geçer tātrū ein wildes Gewächs mit brei ten Blättern )

( TĀTRŪ )


- TETKİK | İNCELEME ile/||/<> İNCELEME

( 1 Ele alınan bir konu ya da olayın özelliklerini ve ayrıntılarını inceden inceye anlamaya çalışmak ilgili yasa ve kuralları ortaya çıkarmak ve birtakım sonuçlar elde etmek için yapılan yöntemli çalışma 2 Bu türden çalışmalar sonunda ortaya çıkan yapıt Bir bilim ya da sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan yapıt ya da yazı Belli gözlemleme çözümleme araç ve işlemlerine başvurarak olayları bilimsel olarak gözden geçirme )

( STUDY )

( ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )


- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> ARAŞTIRMA

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma Belli yöntem ve yordamlara başvurarak bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi bilgi coğrafya )

( RESEARCH | STUDY )

( RECHERCHE | ÉTUDE )

( FORSCHUNG, UNTERSUCHUNG )

( RICERCA )

( ΈΡΕΥΝΑ / έρευνα )


- TETKİK, TETEBBU | ARAŞTIRMA ile/||/<> İNCELEME

( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )

( RESEARCH | STUDY~STUDY )

( RECHERCHE | ÉTUDE~ÉTUDE | TRAITÉ, ÉTUDE )

( FORSCHUNG, UNTERSUCHUNG~UNTERSUCHUNG )

( RICERCA~STUDIO )

( ΈΡΕΥΝΑ / έρευνα~ΜΕΛΈΤΗ / μελέτη )


- TETRA-[İng.] / TÉTRA[Fr.] / TETRA[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRA-


- TETRAETHYL LEAD, TETRAETHYLPLUMBANE[İng.] / PLOMB TÉTRAÉTHYLIQUE[Fr.] / TETRAÄTHYLBLEI[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAETİLKURŞUN


- TETRAGONALES KRISTALLSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL KRİSTAL SİSTEMİ


- TETRAGONAL STRUCTURE[İng.] / TETRAGONALE STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL YAPI


- TETRAHEDRAL SYMMETRY[İng.] / TETRAEDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRAL SİMETRİ


- TETRAHEDRAL ile/||/<> OKTAHEDRAL ile/||/<> KARE DÜZLEM

( Metal kompleks şekilleri. )

( Formül: sp³ İLE sp³d² İLE dsp² )


- TETRAHEDRON[İng.] / TETRAEDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRON


- TÉTRALOGIE[Fr.] ile/||/<> DÖRDÜZLEME

( Eski Yunan edebiyatında Üçü trajedi sonuncusu satir dramı olmak üzere dört sahne eserinden meydana gelen bütün )

( TÉTRALOGIE )


- TETRALOJİ ile ...

( Bir yazarın, dört piyeslik yapıtının tümü. )


- TETRAMER[İng.] / TÉTRAMÈRE[Fr.] / TETRAMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAMER


- TETRAPOLAR ile/||/<> TETRİS ETKİSİ[İng. TETRIS EFFECT]

( Basidiomycete'in çiftleşme tiplerini açıklarken haploid misel arasındaki dört farklı etkileşim biçimini tanımlamak için kullanılır. Bu mantarların iki çiftleşme lokusu vardır ve dört derecede eşleşme vardır: her lokusta tam uyumlu, her iki lokusta tamamen uyumsuz, yarı uyumludur (yalnızca lokus 1'de uyumludur) ve yarı uyumludur (yalnızca lokus 2'de uyumludur). Ascomycete'de çiftleşme tipi lokus bialeliktir ve çiftleşme tipi çift kutupludur. @@ Tetris Etkisi (Tetris Sendromu); insanların bir aktiviteye çok fazla zaman harcaması sonucu bu aktivitenin düşüncelerini, zihinsel imajını ve hayallerini etkilemesi durumudur. İsmini, bilgisayar oyunu Tetris'ten alır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TETRODE TUBE[İng.] / TUBE TÉTRODE[Fr.] / TETRODE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT LAMBA


- TETRODE THYRATRON[İng.] / THYRATRON TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TİRATRON


- TETRODE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TRANSİSTOR


- TETRODE[İng.] / TÉTRODE[Fr.] / TETRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT


- TETT ile/ve/||/<>/> STT/SKT

( Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi İLE/VE/||/<>/> Son Tüketim Tarihi/Son Kullanım Tarihi )


- TEUCRIUM CHAMAEDRYS[Lat.] ile/||/<> DALAK OTU

( Yapısında uçucu yağ acı maddeler tanen glikozit ve saponinler içeren enfüzyon biçiminde 11 5 uyarıcı ve kuvvetlendirici olarak kullanılan ballıbabagiller familyasından bir bitki )

( TEUCRIUM CHAMAEDRYS )


- TEVÂBİL[< TÂBEL/TÂBİL] ile ...

( Yemeklere konulan, nane, biber, tarçın, karanfil gibi baharatlar. )


- TEVÂCÜD[< VECD] ile ...

( KENDİNE VECİD DÂVET ETME, VECD İÇİNDE OLABİLMEK İÇİN GAYRET SARFETME, VECDİ TALEP ETMEK )


- TEVÂCÜD ile/ve/sonra/||/<>/> TEVECCÜD[< VECD]

( | Kendine vecid dâvet etme, vecd içinde olabilmek için gayret sarfetme, vecdi talep etmek. İLE/VE/SONRA/||/<>/> Vecde gelme, hallenme, coşma. | Kendinden geçerek ilâhi aşka dalma. | Aşırı heyecan. | Kederlenme. )


- TEVAFFUK[Ar. < VEFK] ile TEVÂFUK[Ar. < VEFK | çoğ. TEVÂFUKÂT]

( Başarma, muvaffak olma. İLE Uyma, uygun gelme. )


- TEVÂFUK ile TEVÂRÜS


- TEVAKKUFLU HAREKET ile/||/<> DÉPART ARRÊTÉ[Fr.] ile/||/<> DURMALI ÇIKIŞ

( Bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış )

( DÉPART ARRÊTÉ )


- TEVÂLÎ[Ar. < VELY] ile TEVÂRÎ

( Birbiri ardından gelme, arası kesilmeksizin devam etme, sürme. İLE Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. )


- TEVÂLÜD[Ar. < VELED] ile TEVÂRÜD[Ar. < VÜRÛD]

( Doğma, doğurma. İLE Arka arkaya gelme, her yandan gelip birikme. | İki şairin, birbirinden habersiz olarak aynı dize[mısrâ] ya da iki dize[beyit] söylemesi/yazması. )


- TEVÂRÎ[Ar. < VERÂ] ile TEVÂRÎH[Ar. < TÂRİH]

( Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. İLE Tarihler. )


- TEVÂRÜS[Ar. < VERÂSET] ile/ve/> TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/ve/> TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/ve/> TELİF[Ar. < ÜLFET] ile/ve/> TEKELLÜM[Ar. < KELÂM]

( Birinden miras kalması, mirasa konma. | Kalıtım yoluyla birinden ötekine geçme. İLE/VE/> Kendine mâl etme. İLE/VE/> Benzeşme. | Özümleme. İLE/VE/> Çeviri. İLE/VE/> Birleştirmek. İLE/VE/> Dile getirmek, anlatmak, söylemek. )


- TEVARÜT | DÜŞÜNDEŞLİK ile/||/<> ESİVERİŞ

( Ozanların yazarların birbirinden habersiz olarak aynı dizeyi koşayı özdeyişi söylemeleri benzer konuları işlemeleri esiveriş )


- TEVÂTÜR ile RİVÂYET


- TEVÂTÜR ile ŞÂYİA

( ... İLE Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )


- TEVÂZÛ ("ETME[ME]K") ile/değil TENEZZÜL (ETME[ME]K)

( Küçük gibi görülen tenezzül makamı, saltanat makamından daha yüksektir. )


- TEVÂZÛ GÖSTERMEK ile TEVÂZU GÖSTERİSİNDE BULUNMAK


- TEVÂZÛ ile DAAT


- TEVÂZÛ ile/ve HİKMET


- TEVÂZÛ ile SAFÂ'[Ar.]

( ... İLE Saflık, berraklık. | Kişinin kendine ve başkasına iltifat etmediği hali. )

( ... İLE Bazı kabullerde, ilim ve iltifat tecellinin tertemiz olmasına engeldir. Telvin[< LEVN Ar.(: renk verme, boyama)] bu ilim ve iltifattır. )


- TEVÂZÛ ile/değil/< TEFÂHÜR[< FAHR)


- TEVAZU ile TEVAZULU ile TEVAZUSUZ


- TEVÂZU'[Ar. < VAZ | çoğ. TEVÂZUÂT] ile TEVAZZU'[Ar.] ile TEVAZZUH/TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH | çoğ. TETEBBUÂT]

( Alçakgönüllülük (gösterme). İLE Konulma, konuluş. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )


- TEVÂZÜNİYÂT | STATİK ile/||/<> STATİK[Fr. < STATIQUE]

( fizik )

( STATIQUE )


- TEVBE ile İ'TİZÂR

( Tövbe, işlenmiş bir günah ya da suçun bir daha işlenmeyeceğine dair verilen söz. | Kulun, sahf bir kalple Hakk'a yönelmesi, tekrar günah işlememeye ahd etmesi. İLE Özür dileme, bir şeyin, kendinden uzaklaştırılması. )


- TEVBÎH ile TEKDÎR ile MUÂHEZE[< AHZ | çoğ. MUÂHEZÂT]

( Azarlama, paylama. | Memurlara uygulanan bir disiplin cezası. İLE Bulandırma. | Kederlendirme. | Azarlama. | Öğrenciye verilen ve siciline işlenen bir cezâ. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )

( ... İLE Tevbîhten daha ağırdır. )

( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )


- TEVCİH | YÖNELTME ile/||/<> YÖNELTMEK ile/||/<> YÖNELTME

( Bir ırakgörürü ya da gözlem aracını verilen yıldıza doğru çevirme işi Yöneltme eylemi 1 Öğrenciyi başarılı uyum yapabilmesini kolaylaştırmak amacıyla yönetmelik hükümleri öğretim programı eğitsel kol çalışmaları gibi okul yaşayışıyla yakından ilgili konularda bilinçlendirme süreci 2 Öğrencilerin ileride seçecekleri iş ve meslek alanları ile izleyecekleri üst öğrenim dallarını göz önünde tutarak okul çalışmalarına yön verme işi Her ikisi de çift ucay özelliği gösteren iki molekül arasındaki etkilenme yönelme matematik matematik )

( ORIENTATION | ORIENTATE | ORIENTATION GUIDANCE | PIPING )

( ORIENTATION | ORIENTER )

( ORIENTERUNG | ORIENTIEREN | ORIENTIERUNG )


- TEVCÎH[Ar. < VECH] ile/ve/||/<> TEVDÎ[Ar. < VED]

( Çevirme, yöneltme, döndürme, söz atma, bakma, anlam verme, yorumlama, rütbe/mevki verme. İLE Bırakma, emânet etme, vedâlaşma. )


- TEVDİ ETME ile/||/<> DEPOSIT[İng.] ile/||/<> DEPOSİT, METTRE EN DÉPÔT[Fr.] ile/||/<> YATIRMA

( Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme )

( DEPOSIT )

( DEPOSIT, METTRE EN DÉPÔT )


- TEVDÎ (ETMEK) ile/ve/||/<> HAVÂLE (ETMEK)

( Bırakma, emânet etme. | Vedâlaşma. İLE/VE/||/<> Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. | Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. | Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. | Genellikle çocuklarda görülen, ateşli ya da ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. | Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde ya da duvar. | Yüksek ve büyük bir görünüşü olma. )


- TEVDİ ile/||/<> DELIVERY[İng.] ile/||/<> REMISE[Fr.] ile/||/<> VERME

( Bir şeyi verilmesi gereken yere verme )

( DELIVERY )

( REMISE )


- TEVECCÜH | YÖNELME ile/||/<> YÖNELME

( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma veya hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )

( ORIENTATION )

( ORIENTATION )

( ORIENTIERUNG )

( ORIENS )


- TEVEK ile/||/<> ...

( asma kavun karpuz gibi bitkilerin dalı asma kavun karpuz gibi bitkilerin yaprağı asma kütüğü Ağızlarda teğek teyek ve devek biçimleri de kullanılır Yalnız Sivastan gönderilen tenekin yanlış bir veri olduğu açıktır Eski kaynaklarda teğek değek tevek devek olarak geçer teğ1 asma 2 bitki dalı e k küçültme eki Yalnız teğ kökünün eski kaynaklarda geçmemesi düşündürücüdür )


- TEVEKKEL ile TEVEKKELİ


- TEVEKKÜL ile/ve/<> İTİMAT


- TEVEKKÜL ile SABIR


- TEVEKKÜL ile TEVEKKÜLLÜ ile TEVEKKÜLSÜZ/LÜK


- TEVEKLEMEK ile TEVEK


- TEVELLÂ[< VELY] ile/ve TEBERRÂ[< BERÂ]

( Yanaşma, yakınlaşma, bağlılık. İLE/VE Uzaklaşma. )


- TEVELLU'[Ar.] ile TEVELLÜH[Ar. < VELEH | çoğ. TEVELLÜHÂT]

( Sevme, aşk ve ilginin oluşması. İLE Şaşakalma. )


- TEVELLÜT ile TEVELLÜTLÜ


- TEVEM ile/||/<> İKİZ

( İki ayrı cins kristal bireyinin ortak ağcık bölümlerinden başlayarak bir düzleme ikiz düzlemi ve bir eksene ikiz ekseni ya da bunlardan birine göre bakışımlı olarak gelişmeleri sonucunda oluşan kristal jeoloji biyoloji İkiz doğum ürünü yavrulardan her biri döl yatağı içinde tek veya çift yumurtadan gelişen iki dölütten her biri Az ekiz ekiz igez igeδ Blk egiz egiz egiz egiz egiz egiz Tel egiz Alt eŋis ikkis iğis Alt Tel eğis iyis yĕkĕr Başındaki y ikincil bir sestir Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede ikkiz olarak geçer Kumancada egiz biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada ikkiz olarak geçtiği göze çarpıyor iki eki z eki Türkçe üçüz dördüz beşiz gibi türevler de bu ekle kurulmuştur Ligeti TörK 312 de ikizin ekiz Türkçe ikinin eki z ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu açık olarak vurgulamıştır Brockelmann OGM 120 a Türkçeden Moğolcaya ikire olarak geçmiştir Poppe Lautlehre 105 saydığımız veriler arasında Altay ilişkileri görüyor Ramstedt Lautlehre 113 de Altay alanında kalarak birtakım Korece biçimler üzerinde duruyor Ramstedt SKE 195 Buna karşılık Şçerbak VJa 3 1966 31 ve Doerfer TMEN 651 Moğolca ikireyi Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmişlerdir Doerfere göre alıntı sorunu açıktır ganz sicher Yakutça igirä igiri biçimi Moğolcadan alınmıştır Kałużyński ME 21 51 128 Moğolcadan Koybal ve Hakas diyalektlerine de geçmiştir ikärä ikkärä Macarca iker biçiminin Çuvaş özellikleri taşıyan eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğunu biliyoruz Ligeti TörK 14 311312 )

( TWIN )

( MACLE | JUMEAU )

( ZWILLING )

( EKIZ[Az.]~EKIZ[Tkm.]~IGEZ[Tatk.]~IGEΔ[Bşk.]~EGIZ[Kklp.]~EGIZ[Nog.]~EGIZ[Krg.]~EGIZ[Kzk.]~EGIZ[Özb.]~EGIZ[Tel.]~EŊIS[Alt.]~IKKIS[Sag.]~IĞIS[Şor.]~EĞIS[Alt.]~EĞIS[Tel.]~IYIS[Tuv.]~YĔKĔR[Çuv.] )


- TEV'EM[Ar.] ile İKİZ | EŞ, BENZER

( İKİZ )

( EŞ, BENZER )


- TEVESSÜ ile TEVESSÜL


- TEVESSÜ[Ar. < VÜSET] ile TEVESSÜL[Ar. < VESÎLE]

( Genişleme, yayılma. İLE Sarılma. | İnanma. | Neden gösterme. | Başvurma, girişme. )


- TEVESSÜL[Ar.] ile/ve/||/<> TENEZZÜL[Ar.]


- TEVEŞÜ ile TEVEŞÜL


- TEVETTÜR | KAN TAZYİKİ | GERİLİM | BASINÇ | TANSİYON ile/||/<> TANSİYON ile/||/<> KAN BASINCI

( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )

( BLOOD PRESSURE | TENSION )

( TENSION )

( BLUTDRUCK )

( TENDERE: GERMEK )


- TEVEZZÜ TARZI | DAĞILIŞ ile/||/<> DAĞILIŞ

( Coğrafyanın doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri coğrafya )

( DISTRIBUTION )

( RÉPARTITION )

( VERTEILUNG )


- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK

( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.

(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)

Tevfik Fikret )

( )


- TEVFİKAT:
TAM ile/ve/değil/yerine/<> KISMÎ

( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )


- TEVHÎD[< VAHDET] ile/ve/<> MÜNÂCÂT[< NECV]

( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )


- TEVHİD ile/ve AMEL

( İlimlerin amacı. İLE/VE Amellerin amacı. )

( Amellerin en hayırlısı, az da olsa sürekli olandır. )

( Tevhid insan üzerinedir. )


- TEVHİD ile/ve/||/<> FITRAT


- TEVHÎD ile/ve/<> İTTİHÂD


- TEVHİT ile/||/<> KASİDE

( kaside I 3 a Divan edebiyatı terimi Tanrının birliği üzerine yazılan koşuk 1 Araplardan Farslara sonra divan yazınımıza geçmiş bir övgü koşuğu 3099 koşalı olur Uyak düzeni bakımından gazele benzer İlk koşa doğuş uyaklı öteki koşaların birinci dizeleri uyaksız ikincileri doğuş ile uyaklı olur Kasidenin bölümleri a başlangıç bölümü Kasidede konusu sevgi sevgili doğa ya da önemli olaylar olan giriş bölümü b övgü bülümü es t kasit maksat medih methiye övülecek kişinin övüldüğü bölüm c övünüş es t fahriye Ozanın kendi kendini övdüğü bölüm ç tegazzül Kimi keşidelere bir gazelin katılması ya da gazelin katıldığı bölümün adı d dua Övülen kimse için dua edilen bölüm 2 Kasideyi oluşturan kimi koşalar özel terimlerle adlandırılır a doğuş es t matla 1 Gazel ve kasidelerin ilk koşası 2 Ozanın koşuklarından birine katmayıp yalnız bıraktığı uyaklı çift dize b girişlik es t girizgâh Kasidelerde başlangıç bölümünden övgü bölümüne geçişi sağlayan koşa c taç beyit Kasidelerde ozanın adını ya da takma adını taşıyan koşa ç beytütkasit kasidenin en güzel koşası d kesmelik es t makta Divan koşuğunda ozanın adını ya da takma adını taşıyan son koşa son bağlam 3 Konularına göre keşideler a tevhit Tanrının birliğine ululuğuna övgü b mürsacat Tanrıya yakarış c naat Hz Muhammete övgü d methiye Bir kimseyi ya da bir şeyi övmek için yazılan kaside A Bunlar övgü konularına göre ad alır cülusiye Padişahın tahta çıkışını konu edinen kaside suriye Düğün törenlerini konu edinen kaside ramazaniye Konusu ramazanın gelişini kutlama olan kaside bayramiye es t idiyye Konusu bayram kutlaması olan kaside muharremiye Muharrem ayında Hz Hüseyinin şehit edilmesini konu edinen kaside B Konusu mevsimler olan kasideler Bahariye sayfiye şitaiye C Başka konularda yazılan kasideler hamamiye at kasidesi es t kasidei rahşiye rahşiye av kaîidesi es t şikâriye vb 4 Kasideler uyak ve yedeklerinin son harflerine göre de adlandırılır Uyaklarına göre t kasidesi es t kasidei taiye r kasidesi es t kasidei raiye vb gibi Rediflerine göre su kasidesi adem kasidesi vb II Doğu Anadoluda kısa öykülere verilen genel ad Divan edebiyatı terimi Konusu en çok övme olan ve en az onbeş yirmi beyti bulunan uzun gazel Kısa öykü kaside I 3 kaside kaside 1 1 b kaside 1 3 d kaside I 1 ç kaside I 3 d kaside I 3 d kaside I 2 c )


- TEVHİT ile TEVHİT EHLİ


- TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]

( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )


- TE'VÎD[Ar.] ile TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT]

( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )


- TEVİL ile İSTİNBÂT


- TEVİL ile/ve ŞİİR ile/ve METAFİZİK


- TE'VÎLEN[Ar. < MEÂL] ile TE'VÎLÎ[Ar. < MEÂL]

( Te'vîl ederek, sözü çevirerek. İLE Te'vîl ile ilgili. )


- TEVİL-İ GARİB ile TEVİL-İ BAİD ile TEVİL-İ MÜSTEBÂD

( Yakın yorum. İLE Uzak yorum. İLE Zoraki yorum. )


- TEVKİ[Ar. < TEVKİʿ] ile/||/<> ...

( Resmî belgelerde kullanılan bir yazı türüne verilen ad )


- TEVKİ ile TEVKİF ile TEVKİL ile TEVKİCİ


- TEVKİ'[Ar. < VUKÛ] ile TEVKİÎ[Ar.]

( Sultan buyruklarına çekilen nişan. | Padişahın nişanlı buyruğu. İLE Tevki'ci. Padişah buyruklarına nişan işaretini yapan memur, tuğrakeş. )


- TEVKÎD[Ar. < EKD] ile TEVKİD[Ar. çoğ. TEVKİDÂT] ile TEVKİT[Ar. < VAKT]

( Sağlamlaştırma. İLE Tutuşturup yakma. İLE Vakti, saati belirli kılma. )


- TEVKİFHANE ile/||/<> SALMA TOMRUK

( Yakalanan suçluların geçici bir süre alıkonuldukları ve içinde serbest dolaşabildikleri cezaevi )


- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA | TUĞRA ile/||/<> TUĞRA ÇEKMEK ile/||/<> TURA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )

( TUĞRA[Az.] )


- TEVKİ-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I HÜMAYUN, MİSAL-İ HÜMAYUN, NİŞAN-I ŞERÎF, ALÂMET-İ ŞERİF, TUĞRA-YI GARRA ile/||/<> TUĞRA

( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )

( TUĞRA[Az.] )


- TEVKİÎ ile/||/<> SÜLÜS ile/||/<> RİK\'A ile/||/<> KÛFÎ ile/||/<> NESİH ile/||/<> MURAKKA ile/||/<> MÜSELSEL ile/||/<> DİVANÎ

( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )


- TEVKÎL[Ar. < VEKÂLET] ile TEVKÎR[Ar. < VEKAR | çoğ. TEVKİRÂT]

( Vekil etme. İLE Güzel karşılama, ağırlama, ululama. )


- TEVRAT ile/değil/yerine ESKİ AHİT


- TEVRİYE'DE:
YALIN[MÜCERRET] ile/<> TERBİYE EDİLMİŞ[MÜREŞŞAH] ile/<> AÇIKLANMIŞ[MÜBEYYEN] ile/<> HAZIRLANMIŞ[MÜHEYYÎ] ile/<> ÎHÂM-I KABÎH

( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )


- TEVSİ[Ar.] ile TEVŞİ[Ar.]

( Genişletme, yayma. İLE Süsleme. )


- TEVSİ ile TEVSİK


- TEVSÎH[Ar. < VESAH] ile TEVŞÎ'[Ar.] ile TEVŞÎH[Ar. < VİŞÂH | çoğ. TEVŞÎHÂT]

( Kirletme. | Paslandırma. İLE Süsleme. İLE Süsleme, süslendirme. Süslü giysi giydirme. | Mukayyed kâfiye ile şiir yazma, çifte kâfiye. | Kur'ân-ı Kerîm'i, usûl, âdâb ve erkânı ile okuma. | Mevlîd bahirleri arasında, dînî ve tasavvufî mahiyette kasîde ve beste okuma. | Türk dînî müziğinde bir biçim.[Na't, tekkelerde ve başka yerlerde okunduğu halde, tevşîh denilenler, mevlîd ve mi'râciyye arasında tegannî edilir.] )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIM

( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUTIO )

( DISTRIBUZIONE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | DAĞITIM ile/||/<> DAĞITIMCI

( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( DISTRIBUTION, RENTING, RELEASE | DISTRIBUTION | DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER~DISTRIBUTOR, RENTER, RELEASER | DISTRIBUTOR )

( DISTRIBUTION | DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM~DISTRIBUTEUR, LOUEUR DE FILM )

( DISTRIBUTIO~... )

( VERLEIH, FILMVERLEIH | VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF~VERLEIHER, FILMVERLEIHER, VERLEIHGESCHÄFTFÜHRER, VERLEIHDIREKTOR, VERLEIHCHEF )

( DISTRIBUZIONE~DISTRIBUTORE )

( ΔΙΑΝΟΜΉ / διανομή~ΔΙΑΝΟΜΈΑΣ / διανομέας )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETME ile/||/<> İŞLETMEK ile/||/<> DAĞITIM

( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB )

( AZIENDA )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση )


- TEVZİ, DİSTRİBÜSYON | TEŞEBBÜS | İŞLETME ile/||/<> İŞLETMECİ | DAĞITIM

( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )

( ENTERPRISE | OPERATE | BUSINESSMAN~BUSINESSMAN )

( EXPLOITATION, ENTREPRISE | HOMME D'AFFAIRES~HOMME D'AFFAIRES )

( BETRIEB~BETREIBER )

( AZIENDA~GESTORE )

( ΕΠΙΧΕΊΡΗΣΗ / επιχείρηση~ΔΙΑΧΕΙΡΙΣΤΉΣ / διαχειριστής )


- TEVZİ ETME | DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMA ile/||/<> DAĞITMAK

( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )

( DISPERSAL | DISTRIBUTE | DISPATCH | SCATTER )

( DISPERSION | DISTRIBUER )

( STREUNUNG )


- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ[Ar.]

( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )


- TEVZİ ile TEVZİ BÜROSU


- TEXTUS CONNECTIVUS, İNG. CONNECTIVE TISSUE[İng.] ile/||/<> BAĞ DOKU

( anat Vücutta bulunan dört temel dokudan en sık görülen gevşek veya ipliksel yapıdaki kas ve yağ dokularında değişik oranlarda bulunan cansız olan hücreler arası maddeyle hücrelerden oluşan beslenme fizyolojisi açısından bir değer taşımayan et ürünleri teknolojisinde kalite sorunu oluşturabilen madde Bu dokunun organları sararak destekleme gövde arası boşlukları doldurma dokuların beslenmesi epitel dokusuna destek ve organizmanın savunma sistemini oluşturma gibi görevleri vardır Bağ dokusunun mezenkim müköz gevşek sıkı retiküler ve yağ dokusu olmak üzere altı türü bulunur )

( TEXTUS CONNECTIVUS, İNG. CONNECTIVE TISSUE )


- TEYELLEMEK ile TEYELLENMEK ile TEYEL ile TEYELLİ ile TEYEL İPLİĞİ


- TEYEMMÜM[Ar.] ile İRÂDE[Ar.]


- TEYEMMÜM[Ar. < YEMAM] ile TEYEMMÜN[Ar. < YÜMN]

( Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma. İLE Uğur sayma, uğur olarak kabul etme. )


- TEYİD ile TASDİK


- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE

( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )

( AUNT vs./and MOTHER )


- TEYZE ile YENGE/BULA

( Annenin kız kardeşi ya da ablası. İLE Amca ya da dayının eşi.[< "yeni gelen" ya da "yanına gelen"] )


- TEZ ile/||/<> ANTİTEZ-SENTEZ

( Diyalektik yöntem )

( Georg Wilhelm Friedrich Hegel tarafından 1807 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1770-1831) (Ülke: Almanya) (Alan: Felsefe) (Önemli katkıları: Diyalektik, mutlak idealizm) )


- SAV/TEZ ile/ve/||/<>/> | ÖNSAV/HİPOTEZ ile/ve/||/<>/> KARŞISAV/ANTİTEZ | ile/ve/||/<>/> BİREŞİM/SENTEZ

( Sav. İLE/VE/||/<>/> | Varsayım[ispatta geçici olarak kabul edilen doğrular][faraziye]. İLE/<> Karşı Sav. | İLE/VE/||/<>/> Bireşim. )


- TEZ ile SAV

( Ödev. İLE Mantıkça sıkı dokunmuş bir çıkarımlar dizisinin vargı'sıdır. )

( THESIS "AS HOMEWORK" vs. THESIS )


- TEZ ile/ve/değil/||/<> SÖYLEM


- TEZ ile TAVIR


- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]

( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )


- TEZ ile TEZ BERİ ile TEZ CANLI/LIK ile TEZ VAKİT ile TEZ VAKİTTE


- TEZ ile TEZLER ile REDDETMEK ile KÖTÜLÜK

( DISSERTATION vs. DISSERTATIONS vs. DISSERVE vs. DISSERVICE )

( رساله ile تز ile پايان نامه ile رسائل ile بدخدمت کردن ile بدخدمتي )

( RESALEH ile TEZ ile PAYAN NAMEH ile رسائل ile BADKHODAMAT KARDAN ile بدخدمتي )


- TEZAD ile ABES


- TEZAD ile AKS


- TEZAD ile/||/<> ANTONYMY[İng.] ile/||/<> ANTONYMIE[Fr.] ile/||/<> ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT[Alm.] ile/||/<> KARŞIT ANLAMLILIK

( İki kelimenin birbirine aykırı birbirine karşıt anlam vermesi durumu açlık tokluk iyilik kötülük hastalık sağlık gençlik ihtiyarlık soğuk sıcak genişlik darlık vb )

( ANTONYMY )

( ANTONYMIE )

( ANTONYMIE, GEGENSATZLICHKEIT )


- TEZAD ile/ve KOMİK


- TEZAD ile KONTRAST

( OPPOSITION vs. CONTRAST )


- TEZAD ile/ve/> MİZAH

( OPPOSITION vs./and/> COMEDY )


- TEZAD ile TAHDE TEZAD


- TEZAD ile TAHT-EL-TEZAD


- TEZÂD ile TENÂKUZ

( KARŞIT ile ÇELİŞİK/ÇELİŞKİ )

( ÇELİŞKİ/TENAKUZ: Hem nitelik, hem nicelik. )


- TEZAHÜR[< ZUHÛR] ile ...

( MEYDANA ÇIKMA, BELİRME, GÖRÜNME | BELİRTİ | BİRBİRİNE YARDIM ETME [İng. TO APPEAR] )


- TEZÂHÜR[Ar.] ile/<> TEBÂRÜZ[Ar.]


- TEZAHÜR ile/ve/||/<>/> TESİR


- TEZAHÜRAT ile NEŞELEN ile NEŞELİ ile NEŞELİ GÜN ile NEŞE ile ŞEREFE

( CHEER vs. CHEER UP vs. CHEERFUL vs. CHEERFUL DAY vs. CHEERFULNESS vs. CHEERS )

( فريادوهلهله آفرين ile دلخوشي دادن ile هلهله کردن ile ابرو گشادن ile دلباز ile دل زنده ile شنگول ile خرم ile متبسم ile خوش روي ile بشاش ile سرحال ile خوشدل ile انبساطي ile گشاده رو ile روز خرم ile شنگولي ile بهجت ile بشاشت ile شنگي ile انبساط ile خوشدلي ile بسلامتي ile هلهله )

( فريادوهلهله آفرين ile DELKHOSHY DADAN ile NPALELLEH KARDAN ile EBRO GOSHADAN ile DELBAZ ile DEL ZANDEH ile SHANGOL ile KHRAM ile MOTBASM ile KHOSH ROY ile BESHASH ile SARHAL ile KHOSHODEL ile ANBASATY ile GOSHADEH RO ile RUZ KHRAM ile SHANGOLY ile BACPEHJAT ile بشاشت ile SHANGY ile ANBASAT ile KHOSHODELY ile BASLAMETY ile NPALELLEH )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> KARŞIT

( Resim Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton Örn kara rengin karşıtı ak kırmızının yeşil turuncunun mor sarının mavi olduğu gibi 1 Birbirlerinin biçimsel çelişik olarak değil içerikçe karşısına konmuş kavramlar Ör Akkara doğruyanlış karşıt kavramlardır oysa akın çelişiği akolmayandır 2 Öznesi ve yüklemi aynı olan ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu Ör Bütün insanlar ölümlüdür Hiç bir insan ölümlü değildir Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir Bütün insanlar ölümsüzdür gibi matematik kas biyoloji Belgit ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG )

( CONTRARIUS )

( CONTRASTO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση )


- TEZAT | KARŞIT ile/||/<> TON

( (Resim) Resimde bir rengin ya da renk tonunun karşıtı olan renk ya da ton. Örn. kara rengin karşıtı ak, kırmızının yeşil, turuncunun mor, sarının mavi olduğu gibi. @@ 1. Birbirlerinin biçimsel (çelişik) olarak değil, içerikçe karşısına konmuş (kavramlar). (Ör. Ak-kara, doğru-yanlış karşıt kavramlardır; oysa ak'ın çelişiği ak-olmayan'dır.) 2. Öznesi ve yüklemi aynı olan, ama biri olumlu öteki olumsuz olan iki tümel önermenin birbiri karşısındaki durumu. (Ör. 'Bütün insanlar ölümlüdür.' 'Hiç bir insan ölümlü değildir.' Olumsuzluk yüklemin içinde de dile getirilebilir: 'Bütün insanlar ölümsüzdür.' gibi.) @@ (matematik) @@ (kas) (biyoloji) @@ Belgit, ödek ve çek paralarını ödeyecek olan kişi. @@ (...) @@ )

( CONTRAST | CONTRARY | DRAWEE | CONVERSE | OPPOSITE | TON~TON | TONE )

( CONTRASTE | CONTRAIRE | RÉCIPROQUE | OPPOSANT (MUSCLE) | TIRÉ | CONVERSE | TON~TON | TONNE )

( CONTRARIUS~TONUS )

( KONTRAST | KONTRÄR | UMKEHRE | TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG~TON, ABTÖNUNG, SCHATTIERUNG | TON, BETONUNG )

( CONTRASTO~TONO )

( ΑΝΤΊΘΕΣΗ / αντίθεση~ΤΌΝΟΣ / τόνος )


- TEZAT TEŞKİL ETME ile/||/<> BE IN CONTRADICTION[İng.] ile/||/<> ÊTRE EN CONTRADİCTİON[Fr.] ile/||/<> KARŞITLAŞMA

( Çelişme tutmazlık karşıtlık durumunda olma )

( BE IN CONTRADICTION )

( ÊTRE EN CONTRADICTION )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞIT | KONTRAST ile/||/<> KONTRAST ile/||/<> KARŞITLIK

( karşıtlık Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST )

( CONTRASTE )


- TEZAT | ZIDDİYET, TEZAT | KONTRAST | TEZAT, ZIDDİYET | MÜTEKABİLİYET | TEZÂD | KARŞITLIK ile/||/<> KARŞITLIK

( 1 Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu 2 Bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram Başkalarının istek dilek ya da komutlarının tersine davranma eğilimi Aykırı düşünce ve sözcüklerin bir kavramda toplanması yaşayan ölüler Seni almak için seni verdim Yaşamak için medfene girdim A Hamit Tarhan 1 Öznel olarak Özelikle mekan ya da zaman içinde aynı anda ya da art arda gecikmişkarşıtlık yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi 2 Nesnel olarak Aşağıdaki formüllerle belirlenen büyüklükler Görüş ve kanıların ya da olay ve durumların birbirine ters düşmesi elektrik Bir televizyon görüntülüğünde görüntünün en aydınlık ile en karanlık bölümleri arasındaki parlaklık oranı Karşıtlar arasındaki karşıolum 1 Salınımlarda yarım dönümlük evre değişimine girme 2 İki gezegenin Güneşin iki yanında bir doğru üzerimde bulunma evreleri Söz sanatı terimi Birini ötekinin yardımiyle değerlendirmek için bir araya getirilen birbirine uymaz şeyler arasındaki ayrılık matematik karşı gelim biyoloji karşıtlık )

( CONTRAST | CONTRARIETY | CONTRARINESS | OPPOSITION )

( CONTRASTE | OPPOSITION | CONTRARIÉTÉ | RÉCIPROCITÉ | ANTAGONISME )

( KONTRAST | GEGENSATZ | GEGENSCHEIN )

( CONTRARIETAS )


- TEZAT ile KONTRAST

( OPPOSITION vs. CONTRAST )


- TEZAT ile TEZATLI


- TEZAYÜD | ARTMAK ile/||/<> ARTMA

( Yünden dokunmuş un çuvalı Emirdağ Afyonkarahisar matematik )

( ACCROISSEMENT )


- TEZÂYÛF/CONNOTER[Fr.] ile BİRBİRİNİ AYNI ANDA GEREKTİREN

( Birbirini aynı anda gerektiren. )


- TEZBÎL[Ar.] ile TEZBÎR[Ar. < ZEBR | çoğ. TEZBÎRÂT]

( Toprağı gübreleme. İLE Yazma, yazılma. )


- TEZCE ile/||/<> KALÇA TOPALLIĞI

( hlk Kalça topallığı )


- TEZEHHÜR | TOZLAŞMA ile/||/<> TOZLAŞMA

( çiçeksime kimya tozlaşma Polen tanelerinin rüzgâr böcek su gibi etkenlerle dişi üreme hücrelerine ulaşması Sporlaşma )

( POLLINATION )

( EFFLORESCENCE | POLLINISATION )

( BESTÄUBUNG )

( POLLEN: INCE UN )


- TEZEHHUR[Ar.] ile TEZEHHÜR[Ar. < ZEHRE | çoğ. TEZEHHÜRÂT]

( Denizin köpürüp taşması. İLE Çiçeklenme. | [kimya] Çiçeksime, tuzlanma.[Fr. EFFLORESCENCE] | Üst derinin üstünde görülen ufak ufak kabarcıklar. )


- TEZEK ile/||/<> ...

( yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır tersi bel veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça kesek Az tǝzǝk tezek tezek tezek gübre tezek tezek gübre tezek kurutulmuş sığır tersi tezek gübre at gübresi tezek tezek gübre tezek tizek Alt Tel tezek tezek gübre tizek Eski çağlardan beri kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede tezek at gübresi olarak geçer Eski Kıpçakçada da tezek dezek at gübresi olarak kullanılır Bu verilere göre eski ve ortak bir ad olduğu açıktır Kişi adı olarak Türkler arasında yaygın kullanılmıştır Bu yolda bilgi almak için Leksika 678 Yalnız Yakutça ve Çuvaşçada geçmediği göze çarpıyor Kökünü bilmiyoruz Moğollar tezeğe arġasun veya arġal adını verirler Türkçeden komşu dillere de geçmiştir tazak kizjàk tezëk tezjàk tizjak tizek to zeg tezek Rum tezic tizic Karakalpaklar gübreye kıy kön ve tögin adlarını da verirler )

( TƎZƎK[Az.]~TEZEK[Tkm.]~TEZEK[Kklp.]~TEZEK[Nog.]~TEZEK[Krg.]~TEZEK[Kzk.]~TEZEK[Tatk.]~TIZEK[Bşk.]~TEZEK[Alt.]~TEZEK[Tel.]~TEZEK[Şor.]~TIZEK[Hak.] )


- TEZEKKÜR ile/ve/||/<>/> TEDEBBÜR

( Geçmişe yönelik. İLE/VE/||/<>/> Geleceğe yönelik. )

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- TEZELLÜL ile/değil/yerine/< TEVÂZÛ

( Aşağılanma. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Alçakgönüllülük. )

( "Alçakgönüllüğün" aşırısı ve sonu. İLE/DEĞİL/YERİNE/< ... )


- TEZELLÜL[Ar.] ile ZÜLL[Ar.]


- TEZENE[Fars. < TÂZİYÂNE] ile/||/<> ...

( Saz mızrabı Uluğbey Senirkent Beyköy Şarkikaraağaç Isparta )


- TEZENELİ SAZLARDA:
[büyükten küçüğe] MEYDAN SAZI ile/ve DİVAN SAZI ile/ve KARA DÜZEN SAZ(BOZUK DÜZEN) ile/ve TAMBURA/DÜNBÜRE/DÜNBÛRE[Fars.] ile/ve BAĞLAMA ile/ve CURA ile/ve TAR


- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile/||/<> ...

( bez ve halı dokumak için kullanılan düzen üzerinde iş görülen masa Az dǝzgah tezgâh desga kuruluş yapı dastgāh a weavers shop a workhouse of any kind a laboratory plant of a manufactory a public office any manufacturing instrument a loom utensils a merchants counter dast el gāh Farsça dastgāhın tsi Türkçede düşmüştür Arapça Mısır tazga biçimi Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 115 78 )

( DASTGĀH )

( DƎZGAH[Az.]~DESGA[Tkm.] )


- TEZGÂH ile/ve/||/<> BANGO


- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR

( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )


- TEZGAH ile KALİTE TESTİ

( BENCH vs. BENCHMARK )

( نيمکت ile محک )

( NEYMOKT ile MOHAK )


- TEZGÂHLAMAK ile DOLANDIRMAK

( Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek. | Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek. | Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak. İLE Dolanma işini yaptırmak. | Dolaştırmak. | Birini aldatarak parasını ya da malını elinden almak. )


- TEZGAHLAMAK ile TEZGAHLANMAK ile TEZGAHLAYABİLMEK ile TEZGAH ile TEZGAHÇI/LIK ile TEZGAH MENGENESİ


- TEZGÂHTAR ile ESNAF/SÛKA[Ar.]

( TEZGÂH[< Fars. DEST-GÂH: Dokuma aleti, atölye. | Zenginlik.] )


- TEZGÂHTAR ile "TEZGÂHTAR"

( Satışla uğraşan. İLE Üçkağıtçı. )