Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.136 başlık/FaRk ile birlikte,
125.136 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(494/502)


- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> ALTLIK

( Sinema TV Alıcının üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı yüksekliği az ve değişmez silindir biçiminde dayanak Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek Heykel Baş gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm haritacılık fotoğrafçılık Duyarkat fotoharita vb altına yapıştırılan nesne At sığır tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması kaydırmaması amacıyla serilen ot saman lastik kauçuk plastik vb malzemeler )

( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL )

( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES )

( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST )

( CAVALLETTO )

( ΒΆΣΗ / βάση )


- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> DESTEK ile/||/<> SEKİ

( Sinema/TV. Alıcının, üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı, yüksekliği az ve değişmez, silindir biçiminde dayanak. @@ Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek. @@ (Heykel) Baş, gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm. @@ haritacılık, fotoğrafçılık: Duyarkat, foto-harita vb. altına yapıştırılan nesne. @@ @@ At, sığır, tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması, kaydırmaması amacıyla serilen ot, saman, lastik, kauçuk, plastik vb. malzemeler. )

( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL~CAMERA SUPPORT (MOUNTING), SUPPORT, MOUNTING | BRACE | SUPPORT~ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL | TRIBÜNE | TERRACE | HORSE LEG MARKINGS )

( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES~SUPPORT DE CAMÉRA | BÉQUILLE | HAUBAN | SUPPORT | SOUTÈNEMENT | SUPPORTARE~PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES) | TERRASSE )

( ...~...~PODIUM )

( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST~STATIV, KAMERASTATIV | SSTÜTZE | AUSBAU | STÜTZE~PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST | ZUSCHAUERTRIBÜNE | TERRASSE )

( CAVALLETTO~SUPPORTO~PIATTAFORMA )

( ΒΆΣΗ / βάση~ΣΤΉΡΙΓΜΑ / στήριγμα~ΕΞΈΔΡΑ / εξέδρα )


- YÜKSEK KALDIRIM ile ...

( Tünel ile Karaköy arasında bulunan yokuş yol ve semt adı. [Adını eskiden burada bulunan merdivenlerden almıştır] )


- YÜKSEK KAN BASINCI | HİPERTANSİYON[Fr. < HYPERTENSION] ile/||/<> ...

( HYPERTENSION )


- YÜKSEK MALİYET/Lİ ile PAHA/LI


- YÜKSEK OMURGALILAR ile/ve AŞAĞI OMURGALILAR

( FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE ÂLİYYE ile/ve FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE SÜFLİYYE )


- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR


- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ


- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC


- YÜKSEK RÜTBELİ ile YÜKSEK RÜTBELİ SUBAY

( HIGH-RANKING vs. HIGH-RANKING OFFICER )

( بالارتبه ile عالي مقام ile عاليرتبه ile بلند مرتبه ile تيمسار )

( بالارتبه ile ALY MOGHAM ile ALYRATBEH ile BALAND MORTABEH ile TYMOSAR )


- HOCHTEMPERATURGASREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR


- HOCHTEMPERATURREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK REAKTÖRÜ


- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ


- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- HIGH SPIN COMPLEX[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SPİN KOMPLEKSİ


- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )

( Formül: Δ < P İLE Δ > P )


- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )

( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )


- YÜKSEK TEKNOLOJİ ile/||/<> İLERİ TEKNOLOJİ


- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR


- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM


- YÜKSEK VOLTAJ ile/||/<> HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV[İng.] ile/||/<> HAUTE TENSION[Fr.] ile/||/<> HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜKSEK GERİLİM

( Sinema TV Yüzlerce volttan oluşan gerilim )

( HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV )

( HAUTE TENSION )

( HOCHSPANNUNG )


- YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK


- YÜKSEK ile SAĞLAM


- YÜKSEK ile/||/<> YÜKSEK

( Bir dilin yayılış alanı içinde denizden en uzak yerlerdeki şekline sıfat olur )

( HIGH )

( HAUT )


- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ

( HIGH vs. HIGH BID AND LOW BID vs. HIGH BOOT vs. HIGH FLYING vs. HIGH INCOME vs. HIGH JUMP vs. HIGH MINDED vs. HIGH MORALE vs. HIGH POSITION vs. HIGH PRIEST vs. HIGH RANK vs. HIGH RANKING vs. HIGH RANKING OFFICIAL vs. HIGH SCHOOL vs. HIGH SOUNDING vs. HIGH SPEED vs. HIGH WATER vs. HIGHER vs. HIGHER UP vs. HIGHLAND vs. HIGHNESS vs. HIGHWAY vs. HIGHWAY PATROL )

( شامخ ile منيع ile شاهق ile عالي ile آسمان پايه ile بو گرفته ile منيف ile مرتفع ile علوي ile سامي ile رفيع ile بلند ile متعال ile سني ile مزايدهومناقسه ile مزايده و مناقسه ile چکمه ile بلند خيال ile ياوه انديش ile پردرآمد ile پرش ارتفاع ile نظر بلند ile با روح ile مقام منيع ile کاهن اعظم ile علو مقام ile بلند پايه ile عالي رتبه ile صاحب منصب ile دبستان ile دبيرستان ile مدرسه متوسطه ile عوام فريب ile پر سرعت ile مد دريا ile والاتر ile عضو ارشد ile کوهسار ile جناب ile والاحضرت ile جاده ile شارع ile شاهراه ile راهبان )

( SHAMOKH ile منيع ile شاهق ile ALY ile ASMAN PAYYEH ile BO GARAFTEH ile منيف ile MORTAF ile ALUY ile سامي ile RAFYE ile BALAND ile MOTAAL ile SANY ile MOZAYDEOOMENAGHASEH ile MOZAYDAH VE MENAGHASEH ile CHEKAMEH ile بلند خيال ile YOH ANDYSH ile PARDARAMAD ile PORSH ERTAFA ile NAZAR BALAND ile BA RUH ile مقام منيع ile KANPAN EAZAM ile ALU MOGHAM ile BALAND PAYYEH ile ALY RATBEH ile SAHEB MONASB ile DABASTAN ile DABYRASTAN ile MADRESEH MOTOSETEH ile عوام فريب ile PAR SARAT ile MAD DARYA ile VALATAR ile OZV ERSHOD ile KUHOSAR ile JENAB ile VALAHAZRAT ile JADEH ile SHARE ile SHARAH ile RANPABAN )


- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> DİKLİK

( Sinema TV Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi Diklik doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir Yinelenim değiştikçe diklik de değişir diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar 1 İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu 2 Bir deney tasarımında gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu Kayalık dikeye yakın sarp yamaç Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık )

( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE )

( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON )

( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON )

( ALTEZZA DEL SUONO )

( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου )


- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> TİTREM

( Sinema/TV. Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi. (Diklik, doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır. Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır. Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir. Yinelenim değiştikçe diklik de değişir; diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar). @@ 1) İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu. 2) Bir deney tasarımında, gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu. @@ Kayalık, dikeye yakın sarp yamaç. @@ Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık. )

( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE~TONE )

( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON~TON )

( ...~TONUS )

( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON~TON | TON, BETONUNG )

( ALTEZZA DEL SUONO~TONO )

( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου~ΤΌΝΟΣ / τόνος )


- YÜKSEKLIK KORKUSU | AKROFOBI[İng. < ACROPHOBIA] ile/||/<> ...

( ACROPHOBIA )


- YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine "ALÇAKLIK" KORKUSU


- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK

( ... ile/ve/değil/yerine PARA )


- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI


- YÜKSEKLİK ile YÜKSELTMEK

( HEIGHT vs. HEIGHTEN )

( خيز ile ارتفاع ile ذروه ile سمو ile سناء ile بلندي ile بلندتر کردن )

( KHYZ ile ERTAFA ile ذروه ile سمو ile سناء ile BALANDY ile BALANDTAR KARDAN )


- ALTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER


- YÜKSEKÖĞRENİM | YÜKSEK TAHSİL ile/||/<> YÜKSEK SOSYETE | YÜKSEK TABAKA | KİBARLAR ÂLEMİ


- YÜKSEKTEN KORKMAK ile/ve/değil DÜŞMEKTEN KORKMAK


- YÜKSELİM ile YÜKSELİŞ

( Bir yıldızın, gökküresindeki ekvator düzlemine göre açısal uzaklığı. İLE Yükselme eyleme ya da biçimi. )


- YÜKSELİP/İLERLEYİP BİRLEŞMEK ile/değil/yerine BİRLEŞİP YÜKSELMEK/İLERLEMEK

( 23 + 43 = 72 İLE/DEĞİL/YERİNE (2 + 4)3 = 216 )

( image )


- YÜKSELİŞ ile/ve/||/<>/> AŞMAK


- YÜKSELİŞ ile/ve KAYNAĞA DÖNÜŞ


- YÜKSELİŞ ile YÜKSELEN

( ASCENSION vs. ASCENSIONAL )

( عروج ile صعود ile معراج ile عروجي )

( ARUJ ile SOUD ile MARAJ ile عروجي )


- YÜKSELMEK ile YÜKSELİLEBİLİR ile YÜKSELEN ile YÜKSELEBİLİR ile ARTAN

( ASCEND vs. ASCENDABLE vs. ASCENDANT vs. ASCENDIBLE vs. ASCENDING )

( متصاعد شدن ile عروج کردن ile فرازيدن ile فرازروي ile صعود کردن ile فراز پذير ile فراز گري ile صعودي ile بالا رونده ile متصاعد )

( MOTESAOD SHODAN ile ARUJ KARDAN ile FARAZYDAN ile FARAZROY ile SOUD KARDAN ile FARAZ PAZYR ile FARAZ GARY ile SOUDY ile BALA RONDEH ile MOTESAOD )


- YÜKSELMEK ile YÜKSELTMEK ile YÜKSELTİLMEK ile YÜKSELEBİLMEK ile YÜKSELİVERMEK ile YÜKSELTTİRMEK ile YÜKSELTEBİLMEK


- AMPLIFIER[İng.] / VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTEÇ


- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ


- TO OXIDIZE[İng.] / OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEMEK


- YÜKSELTGEMEK ile YÜKSELTGENMEK


- MUHAMMUZ[Osm.] / OXIDIZING AGENT[İng.] / OXYDANT[Fr.] / OXIDATIONSMITTEL, OXYDATIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEN


- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI


- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ


- OXIDATION POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME POTANSİYELİ


- KIYMET[Osm.] / OXIDATION NUMBER[İng.] / NOMBRE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME SAYISI


- OXIDATION REACTION[İng.] / RÉACTION DE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- TAHAMMUZ ETME[Osm.] / OXIDATION[İng.] / OXIDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME


- SICH OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENMEK


- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV


- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV


- YÜKSELTİ ile YÜKSELTİŞ


- YÜKSEL(T)MEK ile/değil/yerine YÜCEL(T)MEK

( İTİLA[Ar.]: Yükselme, yücelme. )

( TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE) )


- YÜKSELTMEK ile YÜKSELTİLMİŞ ile YÜKSEKLİK ile ASANSÖR ile ASANSÖR KABİNİ

( ELEVATE vs. ELEVATED vs. ELEVATION vs. ELEVATOR vs. ELEVATOR CAR )

( مرتفع شدن ile تصعيد نمودن ile تصعيد کردن ile مرتفع کردن ile بالا بردن ile مرتفع ساختن ile عالي کردن ile افراشتن ile صعودي ile سامي ile صعود ile تصعيد ile علو ile بالابري ile اعتلاء ile تعالي ile آسانسور ile بالابرنده ile بالابر ile اطاق آسانسور )

( MORTAF SHODAN ile TASAYD NEMUDAN ile TASAYD KARDAN ile MORTAF KARDAN ile BALA BARDAN ile MORTAF SAKHTAN ile ALY KARDAN ile AFRASHTAN ile SOUDY ile سامي ile SOUD ile تصعيد ile ALU ile BALABARY ile اعتلاء ile TAALY ile ASANSOR ile BALABARANDEH ile BALABAR ile OTAGH ASANSOR )


- TAHMİZ ETMEK, TAHAMMUZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTMEMEK


- YÜKSÜK KINA ile/||/<> YÜKSÜK MAKARNA ile/||/<> YÜKSÜK OTU

( Dikiş dikerken iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum kalensöve )


- YÜKSÜK ile YÜKSÜK OTU ile YÜKSÜK KINA ile YÜKSÜK MAKARNA


- YÜKSÜNMEK ile YÜKSÜNÜLMEK


- YÜKSÜZLEŞTİRME | ETKİSİZLEŞTİRME | NÖTRALİZASYON ile/||/<> NÖTRALİZASYON ile/||/<> NÖTRALİZASYON[Fr. < NEUTRALISATION]

( 1 Özgül antikorlar aracılığıyla virüslerin konak hücrelere bağlanmasının engellenmesi ve virüs üremesinin durdurulması 2 Bir eriyiğin asit veya alkali niteliğini ortadan kaldırma nötr yapma )

( NEUTRALIZATION )

( NEUTRALISATION )


- YÜKÜ DAĞITMAK ile MASRAF ÖDEMESİ

( DISBURDEN vs. DISBURDENMENT )

( سبکبال کردن ile سبکبالي )

( SABKABAL KARDAN ile SABKABALY )


- YÜKÜMLENMEK ile/değil/yerine/=


- YÜKÜMLENMEK ile YÜKÜMLENDİRMEK ile YÜKÜM ile YÜKÜMLÜ/LÜK


- YÜKÜMLÜLÜK KİPİ ile ...

( DEONTIC MODALITY )


- YÜKÜMLÜLÜK ile/||/<> YÜKÜM


- YÜKÜNMEK ile YÜKÜNDÜRMEK ile YÜKÜN


- YULAF ile BROM

( ... İLE Yabani yulaf. )


- YULAF ile ÇAYIRYULAFI

( ... İLE Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi. )

( ... cum AVENASTRUM )


- YULAF[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> YULAF

( yulaf unu çayır yulafı Buğdaygillerden en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki Avena sativa Bu bitkinin tohumu )


- YULAF ile/||/<> YULAF[Yun.]

( botanik tarım Buğdaygiller Poaceae Gramineae familyasından panikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan bir yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından partikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan geviş getiren hayvanlar ve at beslemede önemli olan bir yıllık otsu bir bitki Az yulaf Tzitzilise göre GrLw 3 Rumcadan alınmıştır R yer γιλώπ γιλάφ αἰγιλώπιον αἰγίλωψ eine Hafenart küçültmesi ÊSTJa 1989 245 birinci bölümünü Farsçada arpaya verilen cau adıyla birleştirmiş ikinci bölümünü ise Arapçadan kalma Farsça alaf ot yem biçiminden getirmiştir Räsänen V 210 yulaf biçimini saymakla yetinmiş Dmitrieva ST 2 1975 23 ise Ermeniceden alındığını yazmıştır Ancak Dankoff ALT yulafı vermemiştir Türk diyalektlerinde yulafa sulu sula adı verilir sĕlĕ Bu ad Sölkupçaya da geçmiştir Márk Néprajz és Nyelvtudomány 1920 252 Abaev ÊS 3 194195 Leksika 464 Yerli ağızlarda yulafa verilen iprom ibran irbam ırbam evram adları da Rumcadan alınmıştır )

( COMMON CULTIVATED OAT )

( AVOINE )

( SAATHAFER, EVEN, HAFER )

( AVENA SATIVA )

( YULAF[Az.] )


- YULAF ile YULAF UNU


- YULAR ile/||/<> ...

( hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip çular Tuvalar dın adını da kullanırlar sular Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi eski bir ses kuralıdır OT yular Orta Türkçede yular yanında örk tin gibi birtakım adlar da kullanılır Eski Kıpçakçada da yular olarak geçer Diyalektlerde yuların yerini nokta sözü almıştır Az noxta yular dizgin nogta yular nokta nokta nokto nukta nokta năxta Bu söz Moğolcadan alınmıştır noğtu Moğolca noğtunun Çinceden geldiği anlaşılıyor Ramstedt FUF 12 157 Doerfer TMEN 384 Poppe Németh Arm 336 Egorov ÊS 138 Eren TDAY 1953 173 Räsänen V 354b Ligeti TörK 243 RónaTas Néprajz és Nyelvtudomány 1718 129 ResAltL 204 Bulgarca julár Sırpça jùlar ùlar biçimleri Türkçeden alınmıştır Miklosich TE 1 83 Škaljić Turc 374 Osetçeye de geçmiştir Abaev ÊS 1 404 Kökünü bilmiyoruz Ramstedt KWb 114b Moğolca jiluğa Zügel biçimiyle birleştirmiştir Ramstedtin birleştirmesine Poppe Lautlehre 23 de katılmıştır Doerfer TMEN 164 Ramstedtin birleştirmesini vermekle yetinmiştir Räsänen V 210a de Ramstedtin birleştirmesini benimsemiş yular yanında işaretiyle Türkçe yultar biçimini de saymıştır Ancak yultarın Rumca bir alıntı olduğu Räsänenin gözünden kaçmıştır yultar Škaljič Turc 374 yanlışlıkla yuların Rumcadan geldiğini yazmıştır R eulēra Bang KOsm 3 39 s 2 not Doerfer TMEN 164 Clauson ED 932a CAJ 10 163 Eren TD 31 182 56 290291 ÊSTJa 1989 244245 )

( ÇULAR[Tuv.]~SULAR[Yak.]~NOGTA[Tkm.]~NOKTA[Nog.]~NOKTA[Kzk.]~NOKTO[Krg.]~NUKTA[Tatk.]~NOKTA[Şor.]~NOKTA[Sag.]~NĂXTA[Çuv.] )


- YULAR ile YULARI EKSİK


- YULARI EKSİK ile/||/<> MEDENİYET YULARI

( Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip )


- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]

( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )


- YÜLÜMEK ile YÜLÜNMEK ile YÜLÜK


- YUMA ile/||/<> ...

( sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan üç veya dört kollu halat birçok ipin örülmesiyle oluşturulan balıkçılıkta kullanılan halat R λύγωμα rope Baştaki λ Türkçede yye dönüşmüştür )

( *ΛΎΓΩΜΑ / *λύγωμα )


- YUMAK YUMAK ile/||/<> KIL YUMAĞI ile/||/<> ÖFKE YUMAĞI

( Yuvarlak biçimde sarılmış iplik yün vb şey Yuvarlak biçimde sarılmış olan )


- YUMAK ile YUMABİLMEK ile YUMAKLAMAK ile YUMAK YUMAK ile YUMAKLANMAK


- YUMAK ile YUMAK

( Yıkamak. İLE Yuvarlak biçimde sarılmış iplik vb. şey. | Yuvarlak biçimde sarılmış olan. )


- YUMMA ile/||/<> ...

( Biçilmiş ekin yığını Adalıkuzu Güdül Ankara )


- YUMRU KÖFTE ile/||/<> YUMRU KÖK ile/||/<> YUMRU TOP ile/||/<> YAMRU YUMRU

( Yuvarlak şişkin şey Sap kök veya dallarda bulunan yedek besin taşıyan şişkin madde Genellikle derinin içine gömülü yuvarlak ve sert oluşum nod Şişkin kabarık yuvarlak biçimli )


- YUMRUK ile YUMRUKLAŞMA

( FIST vs. FISTICUFFS )

( بامشت گرفتن ile مشت ile مشتبازي )

( BAMESHT GARAFTAN ile MOSHT ile مشتبازي )


- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU


- YUMUK | YUMURTA TOPUK ile/||/<> YUMULU | YUMURTA ÖKÇE


- YUMULMAK ile GÖMÜLMEK


- YUMULMAK ile/ve/<>/> "YAMUL(T)MAK"


- YUMULMAK ile YUMUKLAŞMAK ile YUMUK ile YUMULU ile YUMUK GÖZLÜ


- YUMURTA[İng. EGG] ile/||/<> ALOJENİK[İng. ALLOGENEIC] ile/||/<> AMNİYON[İng. AMNION] ile/||/<> BASIMLAMA[İng. IMPRINTING] ile/||/<> BAŞKALAŞIM[İng. METAMORPHOSIS] ile/||/<> LARVA

( Yumurta, biyolojide, dişi üreme gözesi. Botanikte, yumurta bazen makrogamet olarak da adlandırılır. @@ 1. Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olmasıdır. Homo sapiens (modern insan) türünde, tek yumurta ikizleri haricindeki her birey birbiriyle alojeniktir. @@ Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde dölütü (embriyoyu) saran ve içinde amniyon sıvısı bulunan zardır. Karada yumurtlayan hayvanların tümünün yumurtasında da bulunan amniyon, balıkların ve kurbağagillerin yumurtalarında yoktur. "Amniyos" olarak da bilinir. @@ Kuluçkadan sonra yumurtadan yeni çıkan bir kuşun, örneğin ördeğin, çevresinde ilk yürüyen nesneyi takip etmeye başlaması ve bu nesneye bağlanmasıdır. @@ Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal ve fiziksel değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri olayına denir. Aynı tür içerisinde, morfolojik, fizyolojik ve anatomik olarak birbirinden tamamen farklı yapılara dönüşmesi olarak da tanımlanabilir. En bilinen örneği, tırtılın belirli bir süre sonra önce koza (pupa) haline, sonra ise kozanın farklılaşarak kelebeğe dönüşmesidir. @@ Başkalaşım geçiren hayvanların yaşamlarının ilk evresi. Bu evre, yumurtadan çıktıktan sonra pupa evresine geçinceye kadar olan dönemi kapsar. Larvalar cinsel gelişimini tamamlamamış genç hayvanlar. Kelebeklerde larvalar "tırtıl" adını alırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMURTA HÜCRESİ ile/||/<> YUMURTA GÖZESİ

( yumurta gözesi )


- YUMURTA SARISI ile/||/<> YUMURTA SARISI

( Yumurtanın protein ve diğer besin maddeleri içeren embriyo ve larvayı besleyen sarı renkli yarı kristal besin deposu 1 Yağ protein vitamin ve mineral bakımından zengin yumurta içinde yer alan sarı kütle 2 Döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastocystin ortasında oluşan yolk kesesini dolduran embriyonun gelişimi için gerekli depo besin maddesi vitellus )

( EGG YOLK | EGG YOLK, YOLK )


- YUMURTA ZARI ile/||/<> YUMURTA ZARI

( Yumurta kabuğunu astarlayan tabaka Sestod yumurtalarının ince veya kalın transparan ışığı kıran veya renkli geçirgen dış zarı )

( EGG ENVELOPE, EGG MEMBRANE | OVULAR SHELL )

( ENVELOPPE DE L'OEUF )

( EIHAUT, EIHÜLLE )


- YUMURTA ile/ve/<> VİTELLÜS[Lat.]

( ... İLE/VE/<> Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin tümü. )


- YUMURTA ile YUMURTA SARISI

( EGG vs. EGG YOLK )

( خايه ile تخم مرغ ile تخممرغ ile تخم ile زرده )

( خايه ile TAKHAM MORGH ile TAKHMAMARGH ile TAKHAM ile ZARDEH )


- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD

( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMURTANIN KABUĞUNUN KIRILMASI:
DIŞARIDAN ile/değil/yerine/>< İÇERIDEN

( Ölüm. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşam. )


- YUMURTLAMA ile/||/<> YUMURTLAMAK

( Yumurtalıkta Graff folikülünün çatlaması sonucu olgun ovumun dışarı atılması ovulasyon ovülasyon Üreme aşamasında çok sayıda yumurtanın ortama bırakılması ve döllenmesi 1 Yumurtalıkdaki Graaf folikülü duvarının yırtılması sonucu yumurtanın serbest bırakılması ovulasyon 2 Kanatlılarda yumurta yapma işlemi )

( OVULATION | SPAWN )


- YUMURTLAMAK ile YUMURTLATMAK ile YUMURTLAYABİLMEK ile YUMURTA/LIK ile YUMURTACI/LIK ile YUMURTA AKI ile YUMURTA ZARI ile YUMURTA ÖKÇE ile YUMURTA SARISI ile YUMURTA HÜCRESİ


- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK


- YUMUŞAK DAMAK ile/||/<> ART DAMAK

( art damak anat Ağız boşluğunu yutak boşluğundan ayıran hareketli ve sert damağın arkasındaki damak kısmı palatum molle palatinum molle velum palatinum damak yelkeni Erkek develerde kızgınlık anında şişip kızaran bir özelliğe sahiptir Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g k ğ ñ gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı Damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı boğaza doğru sarkan küçük dil dir Karşıtı ön damak tır Azerbaycan Türkçesi dilarxasi Türkmen Türkçesi ıızkı kentlevük Gagauz Türkçesi ard damak Özbek Türkçesi çuqur til όrqa Uygur Türkçesi B çoňqur til käyni D til uçi käyni Tatar Türkçesi keçe tel Başkurt Türkçesi tamaq töbö taňlawnu artı Krç Malk tilni art keseği tmilawuknu art keseği Nogay Türkçesi tîl artı tanlay artı Kazak Türkçesi til artı artkı taňday Kırgız Türkçesi tüpkü taňday artkı taňday Alt tüp taňday Hakas Türkçesi soondagı hurgan Tuva Türkçesi artıı tıl Türkçesi tildiň tereň sooba aydılçatkan Rusça myagkoye zadneye nyobo )


- YUMUŞAK DAMAK ile/ve SERT DAMAK

( Arkada/ki. İLE/VE Önde/ki. )

( SOFT PALATE vs./and HARD PALATE )

( PALATUM DURUM-PALATUM MOLLE )


- YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞA ile YANGTZE DEV YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞASI

( TRIONYCHIDAE: Yumuşak kabuklu kaplumbağalar sınıfı. )

( İLE )

( Sidik boşaltımını ağzından yapar. [Daha sonra ağzını tuzlu suyla yıkar.] İLE Ne yazık ki, Nisan 2019 itibariyle yaşayan son Yangtze kaplumbağasının soyu tüketilmiştir. :( )

( TRIONYCHIDAE: PELODISCUS SINENSIS cum RAFETUS SWINHOEI )

( SOFTSHELL TURTLE vs. YANGTZE GIANT SOFTSHELL TURTLE )


- YUMUŞAK/NERM[Fars.] ile İNCE


- YUMUŞAK OLMA(!) ile/ve/<>/>< SERT OLMA(!)

( Ezilirsin. İLE/VE/<>/>< Kırılırsın. )


- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU


- YUMUŞAK SU ile/||/<> YUMUŞAK SU

( Yağmur ve karsuyu gibi içinde kalsiyum ve magnezyum tuzları olmayan ya da görece az olan su Bir litresinde 9 miligramdan az kalsiyum karbonat bulunduran su Genel olarak kalsiyum ve magnezyum tuzları bakımından fakir olan su Fransız sertlik derecesi 7 14 arasında olan su tatlı su )

( SOFT WATER )

( EAU DOUCE )

( WEICHES WASSER )


- YUMUŞAK/SULU ile VICIK

( ... İLE Sulanarak, kıvamı gevşemiş. )


- YUMUŞAK ile/ve/||/<> AFFETTUOSO[İt.]

( Biraz yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak. )


- YUMUŞAK ile/ve/değil PÜRÜZSÜZ


- YUMUŞAK ile/||/<> YUMUŞAK

( Sinema TV Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması sertlik ile yavanlık arası Yumuşaklık özelliği olan )

( SOFT )

( PEU CONTRASTÉ | MOU, DOUX )

( WEICH )


- YUMUŞAKBAŞLI ile YUFKAYÜREKLİ


- YUMUŞAKÇA ile BALIK

( MOLLUSC vs. FISH )


- YUMUŞAKÇA ile ERATO


- YUMUŞAKÇA ile EŞİTÇENETLİ

( ... İLE İki çeneti birbirine eşit olan yumuşakçalar. )


- YUMUŞAKLIK ile/||/<> YUMUŞAKLIK

( Yoğruk bozumuna karşı az direnç gösterme özelliği )

( SOFTNESS )

( MOLLESSE )

( WEICHHEIT )


- YUMUŞAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> GERİ ADIM


- YUMUŞAMA ile YAVŞAMA


- YUMUŞAMA ile/||/<> YUMUŞAMA

( Derleme tonlulaşma sadalılaşma ötümlüleşme Süreksiz ünsüzlerin sürekli ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu ekmeke ekmeğe kabaka kabağa yurta yurda borça borca dipe dibe vb Gergin sert abanıklarm gevşek yumuşak olması Snin Z olması gibi Bir yapının yumuşaklık özelliği kazanması Son sesinde tonsuz ünsüz bulunduran sözlerin ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında tonlu duruma gelmeleri Bu olay Türkçenin bu durumdaki her kelimesi için geçerli değildir Ünsüzün niteliğini koruması veya tonlulaşarak yumuşaması kelimenin bünyesindeki ünlülerin özellikleriyle ilgili olmalıdır dip dibi dibin uç ucu ucun uca ağaç ağaca ağacın gömlek gömleği gömleğe yurt yurdu vb ip ipi iç içi göç göçü üst üstü vb Tek heceli sözlerdeki yumuşama ve tonlulaşma bu sözlerin vaktiyle birer aslî ünlü uzunluğu taşımalarından ileri gelmektedir Aslî uzun ünlülerden sonra gelen p t ç k ünsüzleri kendilerinden önce gelen bu uzun ünlülerin etkisi nedeniyle yumuşayıp tonlulaşmıştır İki ve daha fazla heceli sözlerdeki ünsüz yumuşaması ise Türkçenin iki ünlü arasında kalan ünsüzlerinin ses değişmesi kurallarına bağlıdır )

( SONORISATION | SOFTENING | VOICING, SONORISATION )

( SONORISATION | ADOUCISSEMENT, LENITION | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT | ADOUCISSEMENT, SONORISATION )

( STIMMHAFTWERDEN | ENTHÄRTUNG | ERWEICHUNG, STIMMHAFTWERDEN )


- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY


- YUMUŞATIŞ ile YUMUŞATICI/LIK


- YUMUŞATMA ile/ve/<> DENGELEME


- SOFTENING[İng.] / ADOUCISSEMENT[Fr.] / BLEIRAFFINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞATMA


- YUMUŞATMA ile/||/<> YUMUŞATMA

( Etkin alıştırmalarda bir kası hiçbir gerginlik ya da kasılma bırakmadan dinlenmeye salma gevşetme Bir sıklık çokgenini kırıklığını gidererek eğriye dönüştürme sıklık eğrisi Yumuşama yaratmak ereğiyle yapılan ısıtma Sudan kalsiyum ve magnezyum gibi metal iyonlarının çıkarılması )

( RELAXATION | SMOOTHING | SOFTENING )

( ASSOUPLISSEMENT | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT )

( LOCKERUNG | ENTHÄRTUNG )


- YUMUŞATMAK ile/ve/değil/yerine DENGELEMEK


- YUMUŞATMAK ile/ve/||/<> GEÇİŞTİRMEK


- YUNA ile YUNAK ile YUNAN ile YUNANCA


- YUNAN HARFLERİ ile ...


- YUNAN MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MISIR MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MEZOPOTAMYA MİTOLOJİSİ


- TİYATRO:
YUNAN ile ROMA TİYATROSU

( Caveası sırtını bir dağ yamacına yaslar. İLE Tonoz ve kemer düzeni üzerinde yapılandırılır. )

( Orkestra, yarım daire düzenini aşar. İLE Yarım daire düzenine sahiptir. )

( Öğreticidir, bilim ve güncel olaylar vurgulanırdı. Oyunlarda, genel olarak Dionysos törenleri yapılır ve koro halinde şarkılar söylenirdi. Tragedya daha güçlüydü. İLE Dini özellikler taşımadığından, orkestrada varsıl kişilerin sürekli ayrılmış yeri bulunurdu. Oyunlarda ise eğlendirici konulara yer verilirdi. )

( Oyunların arka tarafı genelde doğal bir manzaraya bakardı. İLE Sahnenin herhangi bir yere bakması gerekmiyordu çünkü arkaya gösterişli bir Scene binası yapılırdı.
[İki mimaride de scene bulunur. Ancak Yunan Mimarisi'nde scene, cavea'dan bağımsız inşâ ediliyordu. İLE Tersine scene ile cavea sıkışık bir biçime sahiptir.] )

( image )

( Maske kullanılırdı. İLE Genellikle maske yoktu.[özellikle mimus oyunlarında] )


- YUNAN ile GOTİK

( Daha çok ışık işlenir ve ışık biçimlendirilir. İLE Daha çok gölge işlenir ve gölgeyi biçimlendirir. )


- YUNAN ile/ve/<> KENAN

( Dışrak/egzotorik. İLE/VE/<> İçrek/ezotorik. )


- YUNAN ile ROMA

( Kavramlar. İLE Kurumlar. )


- YUNAN ile/ve/değil RUM


- YUNANCA ile/ve LATİNCE

( ile/ve ... )


- YUNİT[İng. < UNIT] ile/değil/yerine/= BİRİM


- YÜNLÜGELİN ile/değil DENİZLİ YÜNLÜGELİNİ

( Denizli'nin, Çameli ilçesi sınırlarında bulunmuştur. )

( RINDERA )


- YUNUS EMRE RİVÂYETLERİNDE:
KÂDI ile/ve/<> ÇİFTÇİ


- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE


- YUNUS ile BAIJI BEYAZ YUNUS

( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )


- YUNUS ile BALİNA

( Yunuslar ve balinalar 38 cins ile 90 türden oluşur. )

( Yunuslar, balina ailesinden gelir. )

( Yunuslar, beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyur. Beynin geri kalanı uyanık kalırken öteki göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp soluk almayı anımsar. İLE ... )

( 260'a kadar dişleri olabilir. [Dişleri sadece avı kavramaya yarar.][Avlarını bütün olarak yutar.] İLE ... )

( Yunusların derisi su akışını en üst sınıra çıkaracak biçimde iki saatte bir dökülür ve yenilenir. İLE ... )

( Yunusların ses telleri yoktur. [Çıkardıkları dil şaklatması, ıslık, inilti, ciyaklama ve havlamaya benzer seslerin tümü burun kanallarının altıdanki keselerden gelir ve saniyede 1200'ü bulduğu olur.] İLE ... )

( ... İLE Balinaların kemikleri süngerimsidir ve içi yağla doludur. [Bu sayede su üstünde durabilirler.] )

( Yağlı ve saydam bir salgı, gözleri denizin olumsuz etkisinden korur. )

( Gebelik süreleri 330-360 gündür. İLE Gebelik süreleri 330-365 gündür. )

( Doğum anında dişi yunusların yanında başka iki dişi yunus daha bulunur. Bu hayvanlar anne yunusun iki yanında yüzerler. Görevleri doğum anında savunmasız kalan anne yunusu ve yavruyu korumaktır. Doğum sırasında akan kanın kokusuna gelebilecek köpek balıklarına karşı anneyi ve yavruyu bu yardımcı yunuslar korur. )

( MECÂRÎ-İ HEVÂİYE: Balina, yunus, gergedan gibi bazı hayvanların başlarının üst tarafında bulunan bir ya da iki delik. )

( Yunus ile Balina )

( Gözleri açık uyurlar. İLE ... )

( )

( )

( )

( DOLPHIN vs. WHALE )

( DELPHINUS cum BALAENA MISTYCETUS )

( ... con LA BALLENA )


- YUNUS ile ÇİN IRMAK YUNUSU

( ... İLE Yangçe Nehri'nde yaşarlar. )


- YUNUS ile ÇİZGİLİ YUNUS

( ... cum STENELLA COERULEOALBA )


- YUNUS ile DOMUZBALIĞI

( ... İLE Yunusbalığıgillerden, bir memeli türü. )

( ... cum PHOCAENA COMMUNIS )


- YUNUS ile DÖNÜCÜ YUNUS

( ... İLE Her sıçrayış ve dönüşlerinin, farklı anlamları ve iletileri olduğu düşünülmektedir. )


- YUNUS ile FALYANOS

( ... İLE Yunus balığının irisi. )


- YUNUS ile/ve GANJ IRMAĞI YUNUSU

( ... ile Hindistan'da, Ganj Nehri'nde yaşarlar. )

( ... ile Ganj Nehri Yunusu )


- YUNUS ile/||/<> KÖRFEZ MUTURU/VAQUITA YUNUSU


- YUNUS ile/ve MEVLÂNÂ

( Bizim Yunus. İLE/VE Hz./Pîr Mevlânâ. )


- YUNUS ile TATLI SU YUNUSU

( ... İLE Bolivya'da, Amazon Nehri'nde ve Çin'de, Yangtze Irmağı'nda yaşarlar.[Baiji Yunusu] )


- YUNUS ile/||/<> YUNUS

( Memeliler Mammalia sınıfının balinalar Cetacea takımının yunus balığıgiller Delphinidae familyasından 2 m kadar uzunlukta sırtı kara karnı beyaz yanları çizgili bütün denizlerde yaşayan ve sürüler meydana getiren bir tür Yunus balığı Balinalar Cetacea takımının yunus balığıgiller Delphinidae familyasından 2 m kadar uzunlukta olabilen sırtı siyah karnı beyaz yanları çizgili bütün denizlerde yaşayan ve sürüler meydana getiren bir tür yunus balığı )

( COMMON DOLPHIN )

( DAUPHIN PROPREMENTDITS )

( DELPHIN )

( DELPHINUS DELPHIS )


- YUNUS ile YUNUSLAR


- YUNUS/BALİNA ile PASİFİK DOMUZ BALİNASI (MUTUR/YUNUS/AZAK YUNUSU)

( ... cum PHOCOENA PHOCOENA )


- YURDU ile/||/<> İĞNENİN DELİĞİ

( iğnenin deliği Ağızlarda yurda olarak da geçer Dar bir alanda kullanılan yıldır biçimi hap leg olarak kontrole muhtaçtır śărta delik göz yĕp śărti iğnenin deliği OT urt iğnenin deliği Kâşgarlı Mahmudun verdiği urt biçimi ses bakımından düşündürücüdür Brockelmann OGM 18 γ Çuvaşça śărtanın tanıklığına göre Türkçe yurdunun başındaki y eski bir sestir Buna göre Orta Türkçe urtun başındaki ynin düştüğü anlaşılıyor Clauson ED 201a Anadolu Türkçesinde iğnenin deliğine verilen iğne yurdu adındaki yurt sözünün urtun bozulmuş bir biçimi olduğunu bildirmiş ancak bu sözün yurtun değişikliğe uğramış bir biçimi olamayacağını dile getirmiştir Clauson Şeyh Süleymanın ört sözünün tanımında kullandığı zehir ağı sözlerinin normal olarak zehir anlamına gelen Arapça sammın yanlış anlaşılmasından ortaya çıktığını da bir olasılık olarak vermiştir Ne var ki daha sonra ED 958 urtta yaptığı açıklamayı göz ardı ederek iğne yurdusundaki yurdunun yerleşme yeri anlamına gelen yurtun bozulmuş bir biçimi gibi göründüğünü yazmıştır Çağdaş diyalektlerde yurduya daha çok köz göz iğne gözü ve üt adı verilir örn Alt Tel üt iğne gözü Diyalektlerde üt delik olarak yaygındır Moğolcada sübe le trou dune aiguille olarak geçer Eski ve yeni Türk diyalektlerinde kullanılan biçimlerle Moğolca sübe arasında bir ilişki kurulamaz )


- YURDUM ile YUDUM


- YÜREĞİ YARALI ile/||/<> YÜREĞİ DAĞLI


- YÜREĞİR ile YÜREĞİ DAR ile YÜREĞİ PEK/LİK ile YÜREĞİ DOLU ile YÜREĞİ KATI/LIK ile YÜREĞİ DAĞLI ile YÜREĞİ DELİK ile YÜREĞİ GENİŞ ile YÜREĞİ TEMİZ/LİK ile YÜREĞİ YANIK/LIK ile YÜREĞİ YUFKA/LIK ile YÜREĞİ YARALI/LIK ile YÜREĞİ AĞZINDA


- YÜREK ACISI ile/||/<> KALP ACISI ile/||/<> İÇ ACISI


- YÜREK BİLİMCİ | KARDİYOLOG[Fr. < CARDIOLOGUE] ile/||/<> ...

( CARDIOLOGUE )


- YÜREK BİLİMİ | KARDİYOLOJİ ile/||/<> KARDİYOLOJİ[Fr. < CARDIOLOGIE]

( Kalbin yapısından işlevlerinden ve kalp hastalıklarından bahseden bilim )

( CARDIOLOGY )

( CARDIOLOGIE )


- YÜREK ÇİZGESİ | ELEKTROKARDİYOGRAM ile/||/<> ELEKTROKARDİYOGRAM[Fr. < ÉLECTRO-CARDIOGRAMME]

( Kalbin çalışması sırasında oluşan aksiyon akımların yazdırılmasıyla oluşan grafik EKG Bu grafikte P Q R S T ile ifade edilen temel dalgalar oluşur P kulakçık depolarizasyonunu QRS kompleksi karıncık depolarizasyonunu T karıncık repolarizasyonunu ifade eder )

( ELECTROCARDIOGRAM, ECG )

( ÉLECTRO-CARDIOGRAMME )


- YÜREK | KARDİYAK ile/||/<> KARDİYAK[Fr. < CARDIAQUE]

( 1 Kalbe ait kalple ilgili olan 2 Mide girişine ait olan )

( CARDIAC )

( CARDIAQUE )


- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL ile/||/<> DİYASTOL ile/||/<> YÜREK GEVŞEMESİ

( yürek gevşemesi 1 Yüreğin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi 1 Kalbin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE )

( ΔΙΑΣΤΟΛΉ / διαστολή )


- YÜREK KASI | MİYOKART ile/||/<> MİYOKART ile/||/<> YÜREK KASI

( yürek kası Kalp kası )

( MYOCARDIUM )

( MYOCARDE )


- YÜREK KASILIMI | SİSTOL ile/||/<> SİSTOL ile/||/<> YÜREK KASINTISI

( yürek kasıntısı 1 Yüreğin kanın dolaşımına yol açan sol karıncığının kasılması 2 Herhangi bir kontraktil vakuolün kasılması Kalbin kulakçık veya karıncık kaslarının kasılması kalbin kasılması )

( SYSTOLE )

( SYSTOLE )

( SYSTOLE )


- YÜREK KRİZİ | ENFARKTÜS[Fr. < INFARCTUS] ile/||/<> ...

( INFARCTUS )


- YÜREK | ÖZEK ile/||/<> KOR

( anat 1 Kalp 2 Öz yapı 3 hlk Yoğurt mayası Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir )

( COR, İNG. CORE )

( GOR[Az.]~GŌR[Tkm.]~KOR[Krg.]~KOR[Özb.] )


- YÜREK ile/değil/yerine/=/||/<> KALP | GÖNÜL | KUPA | SİNE | İÇ

( yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yürek yarası yüreği ağzında yüreği dağlı yüreği dar yüreği delik yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek yüreği temiz yüreği yanık yüreği yaralı yüreği yufka yürekler acısı çatal yürek tek yürek ana yüreği eli yüreğinde açık yürekli canıyürekten kalp I gönül kupa I Herhangi bir şeyden çekinmeme korkmama yüreklilik korkusuzluk durumu sine iç )


- YÜREKLENMEK ile YÜREKLENDİRMEK ile YÜREK ile YÜREKLİ/LİK ile YÜREKSİZ/LİK ile YÜREKSİZCE ile YÜREK ACISI ile YÜREK AĞRISI ile YÜREK KARASI ile YÜREK YARASI ile YÜREK DARLIĞI ile YÜREKLER ACISI ile YÜREK ÇARPINTISI


- YÜREKSİZ ile/||/<> YALIMI ALÇAK


- YÜREKTEN ile/ve/||/<> YALIN


- YURT | AHALİ | OBA/EL ile/||/<> YURTLANDIRMA | YURTLANMA | YERLEŞİM/İSKÂN[Ar. < İSKĀN]

( Elbasan tavası el erki yad el gurbet eli Türk eli yad eller yurt ahali oba )


- YURT ÖZLEMİ ile/||/<> SILA ÖZLEMİ


- YURT/VATAN[Ar. < VAṬAN] ile/||/<> YURTSEVER/VATANPERVER[Ar. < VAṬAN + Fars. -PERVER] ile/||/<> YURTSEVER/VATANSEVER[Ar. < VAṬAN + Tr. SEVER] ile/||/<> YURTSAL/VATANİ[Ar. < VAṬANĪ] ile/||/<> YURT/DAR[Ar. < DĀR]


- YURT ile/değil/yerine/=/||/<> MEMLEKET | DİYAR

( yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurt özlemi yurtsever ana yurt yer yurt ata yurdu baba yurdu bakım yurdu biçki dikiş yurdu biçki yurdu düşkünler yurdu iğneyurdu öğrenci yurdu sağlık yurdu talebe yurdu yaşlılar yurdu yetiştirme yurdu Bir halkın hâkim olduğu üzerinde yaşadığı kültürünü oluşturduğu toprak parçası el III il dar III vatan memleket Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu yetiştirildiği veya bakıldığı kurum Sahip olunan arazi emlak Göçebe Türklerin oturduğu çadır Öğrencilerin kaldığı barındığı yer diyar Ana vatan olan yer Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer )


- YURT ile/ve YUVA


- YURTLANDIRMAK ile/||/<> YERLEŞTİRMEK

( yerleştirmek )


- YURTLANMAK ile/||/<> YERLEŞMEK

( yerleşmek )


- YURTLANMAK ile YURTLANDIRMAK ile YURT/LUK ile YURTSAL ile YURTSUZ/LUK ile YURT İÇİ ile YURT DIŞI ile YURT ÖZLEMİ ile YURT BİLGİSİ


- YURTLUK ile YURTLUK

( Büyük ve zengin köşk, mâlikâne. İLE Bir yerin gelirinin, bir kişiye, sadece ölünceye kadar kullanılması koşuluyla ayrılması yöntemi. )


- YURTSEVERLİK SÖYLEMİ ile/değil/yerine YURTTAŞLIK


- YURTTAŞ ile/ve/||/<> BİREY


- YURTTAŞLIK BİLGİSİ ile/||/<> YURT BİLGİSİ


- YURTTAŞLIK ile/ve/||/<>/>/< ÖZYÖNETİM


- YURTTAŞLIK ile/||/<> VATANDAŞLIK

( çifte vatandaşlık )


- YURTTAŞ/LIK ile YURTTAŞLIK BİLGİSİ


- YURTTAŞLIKTA:
EŞİTLİK ile/ve/||/<> ETKİNLİK


- YÜRÜK SEMAİ ile/||/<> SENGİN SEMAİ


- YÜRÜK ile/ve SENGİN


- YÜRÜK ile/||/<> YÜRÜK

( 1 Hayvancılıkla geçinen göçebe Türkmenlere verilen ad 2 Osmanlılarda otuzar kişilik ocaklar halinde Rumeliye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan timarlı asker Kağnı okunun altında mazının ise üstünde bulunan ağaç Buruncuk Yerköy Yozgat )


- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK

( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )


- YÜRÜMEK:
TOPUĞA BASARAK ile/değil/yerine TABANI BASARAK


- YÜRÜMEK ile/ve BAHTERE[Ar.]/HİRÂM[Fars.]

( ... İLE/VE Salına salına, hoş yürüyüş. )


- YÜRÜMEK ile/ve/||/<>/> TIRMANMAK


- YÜRÜMEK ile/ve VOLTA[İt.] (ATMAK)

( ... İLE/VE Bir halatı, bir yere, bir kez dolaştırma ya da babalara, yöntemince sarma. | Zincirin, demire ya da iki zincirin birbirine dolaşması. | Geminin yele karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması. | [argo] Aşağı-yukarı gidip gelme. )


- YÜRÜMEK ile YÜRÜNMEK ile YÜRÜTMEK ile YÜRÜTÜLMEK ile YÜRÜTEBİLMEK ile YÜRÜYEBİLMEK ile YÜRÜK/LÜK ile YÜRÜRLÜK ile YÜRÜRÇALAR ile YÜRÜK AKSAK ile YÜRÜK SEMAİ


- MAHREK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜRÜŞE


- YÜRÜTEÇ ile/||/<> TAY TAY ARABASI ile/||/<> YÜRÜTEN


- YÜRÜTME GÜCÜ ile/||/<> İCRA KUVVETİ


- YÜRÜTME GÜCÜ ile/||/<> YÜRÜTME KURULU ile/||/<> YÜRÜTMEYİ DURDURMA

( Yürütmek işi Uygulama işi icra Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi )


- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME


- YÜRÜTME ile TUTTURMA

( EXECUTION vs. TO FASTEN )


- YÜRÜTME ile/ne yazık ki "YÜRÜTME"

( Sürdürme. İLE/NE YAZIK Kİ Çalma. )


- YÜRÜTME ile YÜRÜTME GÜCÜ ile YÜRÜTME KURULU


- YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> TAKİP ETMEK


- YÜRÜTMEK ile/değil/yerine/>< YÜRÜMEK

( Bir şeyleri, parçaları. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşamı, yolu ve bütünü. )


- YÜRÜTÜLEBİLMEK ile YÜRÜTÜM ile YÜRÜTÜŞ ile YÜRÜTÜCÜ/LÜK


- YÜRÜYÜŞ BANDI ile/||/<> YÜRÜYÜŞ KOLU ile/||/<> CEBRÎ YÜRÜYÜŞ ile/||/<> SESSİZ YÜRÜYÜŞ ile/||/<> AYI YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> DOĞA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> FİL YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> KAPLUMBAĞA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> KARGA YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> MEHTER YÜRÜYÜŞÜ ile/||/<> ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ

( Yürümek işi Spor amacıyla yapılan yürüme Bir olayı protesto etmek bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi )


- YÜRÜYÜŞ ile HERVELE YÜRÜYÜŞÜ


- YÜRÜYÜŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞLEYİŞ


- YÜRÜYÜŞ ile TOZLUK

( GAIT vs. GAITER )

( مشي ile گام برداشتن ile گتر )

( MOSHY ile GAM BARDASHTAN ile GETR )


- YÜRÜYÜŞ" ile/ve/||/<>/> YAŞAYIŞ


- YÜRÜYÜŞ ile/||/<> YÜRÜYÜŞ

( 1 Bir ayak yerden kalkarken öteki ile öne basma kuralına bağlı olarak belli bir uzaklığa yürüyerek ulaşma 2 Bu yolla belli bir uzaklığa en kısa sürede yürüyerek ulaşmak amacıyla yapılan yarış Bir edebiyat eserinde olguların gidişi )

( WALKING )

( MARCHE | ACTION )

( GEHEN )


- YÜRÜYÜŞ ile YÜRÜYÜŞ KOLU ile YÜRÜYÜŞ BANDI


- YUSUFÇUK ile/||/<> KIZBÖCEĞİ

( kızböceği )


- YUSUFÇUK/KIZBÖCEĞİ ile YUSUFÇUK

( Böcek. İLE Kuş. )

( Yusufçuk böceği, yalnızca 24 saat yaşar. )

( Parlak renkli, iri kanatlı ve büyük bir böcek. İLE Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş. )

( LIBELLUIA VARIEGATA cum TURTUR AURITUS )


- YUSUFPAŞA ile/ve AKSARAY


- YUTAK YANGISI | FARENJİT ile/||/<> FARENJİT[Fr. < PHARYNGITE]

( Yutak yangısı )

( PHARYNGITIS )

( PHARYNGITE )


- YUTAK ile YUTAK İLTİHABI


- YUTAR HÜCRE/FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI/FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE]


- YUTAR HÜCRE ile/||/<> SİNEKYUTAN ile/||/<> YELYUTAN ile/||/<> KÜLYUTMAZ

( Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek Tam ve doğru söylememek Haksız olarak kendine mal etmek zorbalıkla elinden almak İnanmak aldanmak kanmak Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek İyice eksiksiz olarak öğrenmek Işık ses gücünü parlaklığını azaltmak Dayanıp sesini çıkarmamak katlanmak )


- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİT ile/||/<> YUTAR GÖZE

( yutar göze yutargöze yutar hücre Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş monosit makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil makrofaj gibi hücreler )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE )

( PHAGOZYTOSE )

( FAGOCITA )

( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο )


- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİTOZ ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI | YUTAR GÖZE

( bk. yutar göze @@ bk. yutargöze. @@ bk. yutar hücre @@ Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş, monosit, makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler. @@ Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil, makrofaj gibi hücreler. @@ )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE )

( ...~...~PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE )

( FAGOCITA~FAGOCITOSI~FAGOCITOSI )

( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση )


- YUTKUNMAK ile YUTKUNABİLMEK


- YUTMAK" ile/ve/||/<>/< FARKETMEMEK


- YUTMAK ile ŞOROLOP

( Birdenbire ve hırsla (yutmak). | Yalan. )


- YUTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YEMEK

( Hayvanlarda. İLE/VE/YERİNE/||/<>/> İnsanda. )


- YUTMAK ile YUTMA

( INGEST vs. INGESTION )

( داخل معده کردن ile درهيختن ile در هيختن ile درهنج ile فرو بري )

( DAKHAL MADEH KARDAN ile درهيختن ile DAR YEHYKHTAN ile DAREANJ ile FORO BARY )


- YUTTURMA ile/değil/yerine/>< TUTTURMA


- YUTTURMA ile YUTTURMACA


- YUTTURMAK ile YUTTURULMAK ile YUTTURABİLMEK


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK ile/değil/yerine YUTMAK/İÇMEK

( Yeterince çiğnemeden/ağızda tutmadan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterince[uzunca] çiğnedikten/ağızda tuttuktan sonra. )

( ŞÜRB[Ar.]: İçme, içilme. )


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK(/"MİDEYE İNDİRMEK/BIRAKMAK/ATMAK") ile/değil/yerine ÇİĞNEMEK


- YUVA ile KÖRE[Fars < KÛRE]

( ... İLE Karınca yuvası. | Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği. )


- YUVALAMA ile/||/<> YUVALAMAK ile/||/<> YUVARLAMA

( yuvarlama Bir masalın yeni bölgesel değişkininin tüm yayılım alanını kaplayan ilkörneğini ikinci kez yaratması değişkin Bir gerçek sayının onlu açılımında belirli bir basamaktan sonraki sayakların atılması Kavrama kolaylığı sağlamak amacıyla ondalık sayıların ondalıklarını en yakın tam sayıya indirgeme yuvalama Düz toprak damlı evlerde damın ağırlığını çeken büyük ağaç atkılar Tokmacık Yalvaç Isparta Yenikent Aksaray Niğde yuvalama Dereyazıcı Alaca Çorum Ana örnekten belirgin değişikliklerle ayrılan ve belli bir yerel çevre içinde birçok değişkenleri bulunan halkbilim ürünü yuvarlama )

( NEST )


- YUVALAMAK ile YUVALANMAK ile YUVARLAMAK ile YUVARLANMAK ile YUVARLATMAK ile YUVARLANABİLMEK ile YUVARLAYABİLMEK ile YUVA ile YUVAK ile YUVAR ile YUVALI ile YUVA KAVUNU ile YUVAR YUVAR


- YUVALANMA ile/ve/||/<> YAPILANMA


- YUVARLAK AĞIZLILAR ile/||/<> YUVARLAK ÇEKİRDEKSİZ ile/||/<> YUVARLAK HESAP ile/||/<> YUVARLAK MASA TOPLANTISI ile/||/<> YUVARLAK SAYI ile/||/<> YUVARLAK SOLUCANLAR ile/||/<> YUVARLAK ÜNLÜ ile/||/<> YUVARLAK VOKAL ile/||/<> MEŞİN YUVARLAK ile/||/<> ORTA YUVARLAK ile/||/<> SANTRA YUVARLAĞI ile/||/<> YER YUVARLAĞI

( Top veya küre biçiminde olan tombul müdevver Top veya küre biçiminde toparlak şey Kesin ve açık olmayan söz laf vb Homoseksüel erkek )


- YUVARLAK RAKKAM ile/||/<> ROUND NUMBERS[İng.] ile/||/<> CHIFFRES RONDS[Fr.] ile/||/<> YUVARLAK SAYI

( Sayıların bölüntüleri atılarak yuvarlak biçime getirilmesi )

( ROUND NUMBERS )

( CHIFFRES RONDS )


- YUVARLAK SAYI ile/||/<> TOPARLAK SAYI ile/||/<> TOPARLAK RAKAM


- YUVARLAK YÖNDEÇ(PUSULA) ile "SİLVA" TİPİ YÖNDEÇ(PUSULA)

( Küçük ve yuvarlak. İLE Harita ile birlikte kullanılır. )


- YUVARLAK ile/ve ALTIGEN

( En uygun/ideal biçim. İLE/VE Küreye en yakın biçim. | Belirli/sınırlı bir alanı en iyi ve en az boşluk kalacak biçimde değerlendirmeyi sağlayan biçim. | Arı peteğinin her bir kovuğu. )


- YUVARLAK ile MÜHRE[Fars.]

( ... İLE Her tür yuvarlak şey, küçük top. | Cam boncuk. | Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. | Bir yıl saklama. | Deniz böceği kabuğu. | Demirci çekici. | Yılanın başında bulunan, taca benzer çıkıntı. )


- YUVARLAK ile YUMRU

( ... İLE Yuvarlak, şişkin şey, kabartı. | Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. | Sap, kök ya da dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkinlik. )


- YUVARLAK ile/||/<> YUVARLAK

( Taştan ya da demirden yapılmış top mermisi gülle 1 Değirmen taşını yerine oturtmak amacıyla kullanılan iki uç kısımları geniş orta kısmı dar ağaç araç Dereyazıcı Alaca Çorum 2 yurgu yuvar )

( ROUND )


- YUVARLAKLAŞMA ile/||/<> YUVARLAKLAŞMA

( Derleme dudaksıllaşma Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu savırmak savurmak kavırmak kavurmak çabık çabuk vb Düz bir ünlünün yanındaki dudak ünsüzünün veya söz içindeki yuvarlak bir ünlünün etkisiyle yuvarlak sıradan ünlüye dönüşmesi bedük böyük büyük biber büber savıl savul nevbet növbet nöbet yabız yavuz vb yağmur avuç savur sagur kavur kagur kavuk kaguk vb sözlerdeki dudak benzeşmesine aykırı durum bu sözlerin yanlarındaki dudak ünsüzlerinin etkisi ile Eski Türkçedeki yuvarlak biçimlerini korumuş olmaları ile ilgilidir Dudak ünsüzlerinin yanlarında bulunmadıkları hâlde düz ünlüsü yuvarlaklaşmış sözler serpintiler biçiminde Anadolu ağızlarında vardır çez çöz alış olış çeşme çöşme ek ök çekirge çökürge ertesi örtesi cep cöp vb ünlü yuvarlaklaşması Azerbaycan Türkçesi dodaglanma Türkmen Türkçesi doodaklaşma Gagauz Türkçesi dudaklaşmak labializatsiya Özbek Türkçesi lablaşiş Uygur Türkçesi lävlişiş Tatar Türkçesi irenläşü Başkurt Türkçesi irenläşew labıyalızatsiya erinleşiw Krç Malk erinli boluw Nogay Türkçesi erînlesüw Kazak Türkçesi labializatsiya Kırgız Türkçesi erindeşüü Alt erin çöyileri Hakas Türkçesi labializatsiya Tuva Türkçesi labializatsiya Rusça ogubleniye labializatsiya )

( ROUNDING )

( ARRONDISSEMENT )

( RUNDUNG )