Bugün[04 Temmuz 2026]
itibarı ile 89.417 başlık/FaRk ile birlikte,
89.417 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(324/359)


- TOPLUM/SAL/LIK ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAM ORTAKLIĞI/SİMBİOSİS


- TOPLUMSAL/SOSYAL BİLİMLER ile/ve/||/<> TOPLUMSAL/SOSYAL BİLGİLER


- TOPLUMU DEĞİŞTİRME OLANAĞI/"GÜCÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ DEĞİŞTİRME OLANAĞI


- TOPLUMU:
"DÜZENLEME" ile/ve/değil/yerine DAVET


- TOPOĞRAFİK ile TOPOĞRAFİK HARİTA


- TOPOĞRAFYA ile TOPOĞRAFYA HARİTASI


- TOPOCHEMICAL REACTION[İng.] / RÉACTION TOPOCHIMIQUE[Fr.] / TOPOCHEMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPOKİMYASAL TEPKİME


- TOPOLOGİCAL INSULATOR ile/||/<> BAND INSULATOR

( Topological insulator yüzey iletkenliği gösterirken İLE band insulator hem bulk hem yüzey izoledir )

( Formül: Z₂ topological invariant )


- TOPOLOGİCAL İNVARİANT ile/||/<> SİMETRİ KIRILMASI

( Topological invariant topolojik özelliklerle korunan nicelikken, simetri kırılması sistem simetrisinin kaybıdır )

( Formül: Chern sayısı )


- TOPOLOGİCAL ORDER ile/||/<> SYMMETRY BREAKİNG

( Topological order yerel parametrelerle tanımlanamayan düzenken İLE symmetry breaking yerel düzen parametresi vardır )

( Formül: Ground state degeneracy )


- TOPOLOGİCAL QUANTUM FİELD THEORY ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY

( TQFT topolojik invariant quantum field theoriyken, CFT konformal invariant field theorisidir )

( Formül: Atiyah-Segal axioms )


- TOPOLOGICAL QUBIT ile/||/<> SPIN QUBIT

( Bilgiyi tek bir parçacıkta değil, parçacıkların topolojik (örgüsel) durumunda saklayan kübittir; yerel gürültüye karşı doğal olarak korunaklıdır ama gerçeklenmesi çok zordur. @@ Bilgiyi bir elektronun ya da çekirdeğin spininde saklayan kübittir; kurulması görece kolaydır ama manyetik gürültüden kolay etkilenir. İlki korumalı ama zor, ikincisi kırılgan ama erişilebilirdir. )

( Formül: Braiding ~ precession )


- TOPOLOGİCAL SÜPERİLETKENİ ile/||/<> KONVANSİYONEL SÜPERİLETKENİ

( Topological süperiletken Majorana modları barındırırken, konvansiyonel süperiletken sadece Cooper çiftleri içerir )

( Formül: Δ_p + iΔ_s )


- TOPOLOJİ ile/||/<> TOPOLOJİ[Fr. < TOPOLOGIE]

( ilinge Bükülme veya halka gibi sürekli deformasyonlarla değişmeyen bir objenin özelliklerinin çalışılması )

( TOPOLOGY )

( TOPOLOGIE )

( TOPOLOGIE )


- YER ADI/TOPONYMIE[Yun. < tópos/τόπος: yer + ónoma/ὄνομα: ad] ile/ve/||/<> DAĞ ADI/ORONYMIE[Yun. < ὄρος/óros: dağ + ónoma/ὄνομα: ad] ile/ve/||/<> SU/IRMAK/GÖL ADI/HYDRONOMIE[Yun. < ὕδωρ/hydor: su + ónoma/ὄνομα: ad]


- TOPOS ile/||/<> CATEGORY

( Topos mantık yapısı İLE category ok ve nesne. )

( Formül: Logic structure İLE arrows objects )


- TOPOS ile/||/<> SHEAF ile/||/<> SITE

( Kategorik mantık ve geometri. )

( Formül: Sh(X) = Sheaves on X )


- TOPRAĞI:
GÜNEŞTE SULAMAK ile/yerine GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK


- TOPRAĞIN ALTINDA ile/değil/yerine/olacağına/>< DAĞIN ARDINDA (OLSUN)


- TOPRAK DOĞUMLU ile TOPRAĞI DOLDURAN

( EARTH-BORN vs. EARTH-FILLING )

( خاکزاد ile خاک نهاد ile خاکريزي )

( KHAKZAD ile KHAK NEHAD ile خاکريزي )


- TÜRÂB[Osm.] / SOIL, ERBIUM[İng.] / TERRE, TERRAIN, ERBIUM[Fr.] / ERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAK, ERBİYUM


- TOPRAK KAP ile/ve/||/<> KUNGİNA


- TOPRAK:
ÖŞRÎ ile/||/<> HARACÎ ile/||/<> IKTA/İKTA

( Ya zapt edildiğinde müslümanlara verilmiş ya da müslümanlara ait olan topraklar. İLE/||/<> Devlet tarafından belirlenen, vergi karşılığında gayri müslimlere verilen topraklar. İLE/||/<> Selçuklular'da geliri Tımarlı Sipahilere verilen toprak. | Sultanın bir toprağı birine mülkî olarak ya da gelirinden yararlanmak üzere vermesi. )


- ERDPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAK POTANSİYELİ


- TOPRAK SIÇANI ile/||/<> TOPRAK SIÇANI

( Microtus agrestis Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından bir memeli türü Küçüktür Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşar Ekin tarlalarına zarar verir Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından Avrupa Asya ve Kuzey Amerikada yaşayan ekin tarlalarına zarar veren küçük boylu bir tür )

( FIELD VOLE )

( CAMPAGNOL AGRESTE )

( ERDMAUS )

( MICROTUS AGRESTIS )


- TOPRAK TİPLERİNDE:
"KUMLU" ile "KİLLİ" ile "BEREKETLİ"

( Suyu[bilgiyi] geçirir. İLE Suyu[bilgiyi] geçirmez/almaz. İLE Suyu[bilgiyi] [ürüne] dönüştürür. )


- TOPRAK ile/ve/||/<> AYNA

( Ne verirsek, kendini katmadan onu verir. )


- TOPRAK ile AZOİK[Yun. A: Olumsuzlayan ön ek. | ZOE: Yaşam.]

( ... İLE İçinde taşıl bulunmayan toprak. | En eski yerbilimsel düzen. )


- TOPRAK ile DÜNYA DOĞUMLU ile TOPRAK ile DÜNYEVİ ile DÜNYEVİ CENNET ile DÜNYAYA DOĞRU ile HAFRİYAT ile SOLUCAN

( EARTH vs. EARTH BORN vs. EARTHEN vs. EARTHLY vs. EARTHLY PARADISE vs. EARTHWARD vs. EARTHWORK vs. EARTHWORM )

( سطح زمين ile خاک ile کره زمين ile زمين ile کره ارض ile کره خاک ile ثرا ile سکنه زمين ile خاکزاد ile سفالي ile زميني ile ارم ile بطرف زمين ile خاکريز ile خراتين )

( SATH ZAMYNE ile KHAK ile KAREH ZAMYNE ile ZAMYNE ile KAREH ERZ ile KAREH KHAK ile ثرا ile SEKNEH ZAMYNE ile KHAKZAD ile SEFALY ile ZAMYNEY ile ARAM ile BETREF ZAMYNE ile خاکريز ile خراتين )


- TOPRAK ile ETTOPRAK

( ... İLE Yumuşak, kırmızı ve özlü toprak. )


- TOPRAK ile KUM

( Toprak, herşeyi, hem iyiyi, hem de kötüyü içinde barındırır. )

( * hâk-dân-ı fenâ(fânilik toprağı): DÜNYÂ
* hâk-i beden: GÖVDE TOPRAĞI
* hâk-i beyâbân: ÇÖLÜN TOPRAĞI
* hâk-i bîmâr(hasta toprak): (mecaz) KIRMIZI ALTIN
* hâk-i kadem: AYAK TOPRAĞI
* hâk-i mezâr: MEZAR TOPRAĞI
* hâk-i mezellet: HORLUK, DÜŞKÜNLÜK TOPRAĞI
* hâk-i mürde(ölmüş toprak): VERİMSİZ TOPRAK
* hâk-i pâk: TEMİZ TOPRAK
* hâk-i pây: AYAK TOPRAĞI/TOZU
* hâk-i râh(yolun toprağı): UĞUR, KADEM
* hâk-i târîk(karanlık toprak): (mecaz) İNSAN CESEDİ
* hâk-i teng: MEZAR, KABİR, SİN
* hâk-i tîre(karanlık, siyah toprak): MEZAR, SİN
* hâk-i vatan: VATAN TOPRAĞI
* hâk-i zaîf: İNSAN )

( Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik nesnelerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. | Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. | Arazi, tarla. | Memleketli. | Kara. | Ülke. İLE Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. | Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler. | Gövdedeki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. )

( SOIL vs. SAND )


- TOPRAK ile LATERİT[Fr.]

( ... İLE Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı ya da kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak. )


- TOPRAK ile LOM

( ... İLE Tüm toprakların en verimli olanı. [Eşit miktarda kum, mil ve kil içerir.] )


- TOPRAK ile ŞEVL[çoğ. EŞVÂL]

( ... İLE Vazodaki su kalıntısı. | Geniş, ıssız, tenha toprak. )


- TOPRAK ile/ve/||/<>/> SINIR

( MERZ[Fars.]: Toprak, yer. | Sınır, hudut. | Parmak ucuyla çimdiklemek ve tırmalamak. )


- ERDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAKLAMA


- TOPRAKLAMA ile/||/<> TOPRAKLAMA

( Sinema TV Bir iletken ile toprak yerkabuğu arasında elektriksel bağlantı kurma Düz damlı olacak evin üzerine toprak dökme Yenikent Aksaray Niğde )

( EARTING, (ABD) GROUNDING | GROUNDING )

( MISE À LA TERRE )

( ERDUNG )


- TOPRAKLAMAK ile TOPRAKLATMAK ile TOPRAKLAŞMAK ile TOPRAKLANDIRMAK ile TOPRAK ile TOPRAKLI ile TOPRAKÇI/LIK ile TOPRAKSIZ ile TOPRAK ALTI ile TOPRAK BOYA ile TOPRAK RENGİ ile TOPRAK BİLİMİ ile TOPRAK HUKUKU ile TOPRAK KÖLESİ ile TOPRAK SIÇANI ile TOPRAK BİLİMCİ ile TOPRAK KAYMASI ile TOPRAK ÇİMENTO ile TOPRAK BİLİMSEL ile TOPRAK KÖLELİĞİ


- TOPRAKTA:
CIVA ile/ve/||/<> SÜLFÜR ile/ve/||/<> TUZ


- TOPRAK/TIMAR[Fars.] ile/ve/||/<> VASAL[Fr. < VASSAL < Lat.]

( Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak. İLE/VE/||/<> Ortaçağ Avrupa'sında hizmet ve vergi gibi yükümlülükler karşısında kendisine toprak ve köylü verilen tımar sahibi kişi. )


- TOPTAN" ile/ve "KÖKTEN"


- TOPTAN ile PERAKENDE


- TOPTAN ile SPOT


- TOPTAN ile TOPTANCI/LIK


- TOPTANCI(TOTALİTER) GÖZETİM >< VATANDAŞIN GÜÇLENDİRİLMESİ ile ULUSAL AYRIŞMA >< KÜRESEL DAYANIŞMA


- TOPTANCI ile/||/<> TOPTANCI

( 1 Alım satım etikinliğini parça parça değil de toptan yapan tecimci 2 Kentin düzentasarında bunların etkinliklerine ayrılan bölgenin niteliği 1 Toptan satış yapan tecimen 2 Bu işi yapan tecimci Toptan satış yapan gerçek ya da tüzel kişi )

( WHOLESALE DEALER | WHOLESALE HOUSE, WHOLESALE DEALER | WHOLESALER )

( MARCHAND EN GROS | MAISON DE GROS, MARCHAND EN GROS )

( GROSSIST )


- TOPU TAÇA ATMAK ile/ve/||/<> MİNDER DIŞINA KAÇMAK


- TOPUK ile BİR TARAFA TOPUK ile TOPUK ile ÖKÇE PARÇASI

( HEEL vs. HEEL TO ONE SIDE vs. HEELER vs. HEELPIECE )

( پاشنه کف ile پاشنه کفش ile پاشنه ile پاشنه جوراب ile پاشنه پا ile يک ور شدن ile پاشنه ساز ile پاشنه پوش )

( PASHNEH KOF ile PASHNEH KAFSH ile PASHNEH ile PASHNEH JORAB ile PASHNEH PA ile YK VAR SHODAN ile PASHNEH SAZ ile PASHNEH PUSH )


- TOPUK ile/ve MİRFAK

( Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü. | Ökçe. | Belirli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku ya da cevher kütlesi. İLE/VE Küçük topuk. )

( KÂ'B[Ar.]/BÜCÛL/BÜCÜL/BÜJÛL[Fars.]: Topuk kemiği. Aşık. )

( RUSG-ÜL-KADEM: Topuk kemiğini oluşturan yedi kemik. )


- TOPUK ile TOPUK

( İnsan ayağının toparlakça olan alt arka bölümü. | Ökçe. | Belirli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku ya da cevher kütlesi. | Akarsu ağzının az ilerisinde oluşan kum birikintisi. | Sütun ve direklerin alt bölümü. İLE Kaçmak. )

( HEEL vs. HEEL )


- TOPUKLAMAK ile TOPUK ile TOPUKLU ile TOPUKSUZ ile TOPUK DEMİRİ ile TOPUK KEMİĞİ


- TOPUR ile/||/<> ...

( Topraktan yapılmış tezek Beyceli Fatsa Ordu )


- TOPUZ ile/||/<> TOPUZ[Ar. < DEBBŪS]

( Az toppuz 1 ucu yuvarlak çomak değnek 2 ucu top biçimindeki eski bir silah top u z eki Arapça dabbūs biçimi Türkçe bir alıntıdır Ateş Arat Arm 30 Mısır Arapçasına da dabbūs olarak geçmiştir Littmann Tschudi Arm 117 102 Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerinde de kullanılır topúz Srp tòpuz Turc 620 R τοπούζι Andriotis EL 367 )

( TOPPUZ[Az.] )


- TOPUZ ile TOPUZLU

( KNOB vs. KNOBBED )

( دستگيره ile قبه دار )

( DASTGYRAH ile GHABEH DAR )


- TOPUZ ile TOPUZLU ile TOPUZLU KİLİT


- TORTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TOR TİRATRON


- TOR ile/||/<> ...

( toy işe alışkın olmayan yabani olgunlaşmamış ham görgüsüz çekingen utangaç toy işe alışkın olmayan yabani olgunlaşmamış ham görgüsüz çekingen utangaç Kökenini bilmiyoruz Farsçada da tor wild terrified olarak geçer Moğolcaya da geçmiştir Kökenini bilmiyoruz Farsçada da tor wild terrified olarak geçer Moğolcaya da geçmiştir )


- TOR ile/||/<> ...

( sık gözlü ağ sık gözlü ağ Az tor 1 çapraz dokunmuş ip 2 balık kuş vb tutmak için ipten örülü tuzak 3 erzak taşımak için kullanılan ipten dokunmuş file 4 örümcek ağı tor ağ tuzak tor ağ tuzak tor kuş tutmak için kullanılan ağ tor iplik tel Özbekçede ürgimçak tori örümcek ağı olarak kullanılır tor balık ağı tuzak Tar tor Orta Türkçede tōr tuzak ağ olarak geçer Moğolcada Türkçeden kalma bir alıntı olarak toğur tōr biçimi kullanılır toğur bir yazım biçimidir Doerfer TMEN 954 Macarca to r biçiminin Türkçeden alındığı anlaşılıyor Ancak Türkçe tōr Macarca to r gelişmesi düşündürücüdür Ligeti TörK 297298 Macarca to r biçimini ses yönünden açıklamaya çalışmıştır Farsça tōr ağ biçimi de Türkçeden kalma bir alıntıdır Doerfer TMEN 954 Ramstedt KWb 401b Moğolca tooru Türkçe tor ile birleştirmiştir Räsänen V 502b Türk diyalektlerinde kullanılan torun toordan geldiğini yazmış Moğolca tooru da Türkçe tuz tuzak biçimiyle karşılaştırmıştır Clauson ED 528b belli başlı eski biçimleri gözden geçirmiştir Ligeti AOH 17 27 Kökenine ilişkin bilgi almak için Ligeti TörK 176 Az tor 1 çapraz dokunmuş ip 2 balık kuş vb tutmak için ipten örülü tuzak 3 erzak taşımak için kullanılan ipten dokunmuş file 4 örümcek ağı tor ağ tuzak tor ağ tuzak tor kuş tutmak için kullanılan ağ tor iplik tel Özbekçede ürgimçak tori örümcek ağı olarak kullanılır tor balık ağı tuzak Tar tor Orta Türkçede tōr tuzak ağ olarak geçer Moğolcada Türkçeden kalma bir alıntı olarak toğur tōr biçimi kullanılır toğur bir yazım biçimidir Doerfer TMEN 954 Macarca to r biçiminin Türkçeden alındığı anlaşılıyor Ancak Türkçe tōr Macarca to r gelişmesi düşündürücüdür Ligeti TörK 297298 Macarca to r biçimini ses yönünden açıklamaya çalışmıştır Farsça tōr ağ biçimi de Türkçeden kalma bir alıntıdır Doerfer TMEN 954 Ramstedt KWb 401b Moğolca tooru Türkçe tor ile birleştirmiştir Räsänen V 502b Türk diyalektlerinde kullanılan torun toordan geldiğini yazmış Moğolca tooru da Türkçe tuz tuzak biçimiyle karşılaştırmıştır Clauson ED 528b belli başlı eski biçimleri gözden geçirmiştir Ligeti AOH 17 27 Kökenine ilişkin bilgi almak için Ligeti TörK 176 )

( TOR[Az.]~TOR[Tkm.]~TOR[Kklp.]~TOR[Krg.]~TOR[Özb.]~TOR[Kzk.] )


- TOR ile/||/<> TOR[Fr. < TORE]

( I Örgü kazak Büyükdivanköyü Çorum II 1 Seyrek örgülü balıkçı ağı Gerze Sinop 2 Balık ağı Dereyazıcı Alaca Çorum 3 Örgü kazak Büyükdivanköyü Çorum Galsama ve fanyalı ağlara balıkçı tarafından verilen ad )

( GILLNET )

( TORE )


- TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR[Fr. < TORE]

( Sık gözlü ağ. | Bir metre uzunluğunda dört santimetre eninde örgü ip.| Tuzak. | Örgü sırası. | Giysi ya da örgülerde, çorap koncunun ağzı gibi büzülen kısım. | Çorap boğazına örülen lastik örgü. | Ağ gibi seyrek örgülü bir cins dokuma. | Fanila, çorap vb. giysilerde gövdeyi saran lastik örgü. | İnce örülmüş para kesesi. | Baş örtüsü. | Hamam havlusu, peştemal. | Saman taşırken kağnı arabasına takılan ot ve kendirle örülmüş ağ. | Uçkur uçlarına yapılan düğümler. | Çözülemeyen ilmek. | Süzgeç. İLE İşe alışkın olmayan, yabani. | Toy, acemi kişi. | Olgunlaşmamış, ham.| Çok hareketsizlikten ileri gelen hamlık. | Çekingen, utangaç. | Soğukkanlı. | Ters. | Aptal. | Kendini beğenmiş, kibirli. | Eşeysel gücü çok olan. İLE İnci gerdanlık. | Boncuktan yapılan bilezik. İLE Buzağılamamış üç yaşındaki inek yavrusu. İLE Fidan. İLE Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan nesne. )


- TÖR ile TÖRE ile TÖRECİ/LİK ile TÖRELİ ile TÖRESEL ile TÖRESİZ/LİK ile TÖRE DIŞI ile TÖRE BİLİMİ ile TÖRE DIŞICI/LIK ile TÖRE CİNAYETİ


- TOR ile TORK


- TORR[İng.] / TORE, TORR[Fr.] ile/değil/yerine/= TOR


- TOR ile/ve/||/<>/< TORUK

( Acemi. İLE/VE/||/<>/< Çok acemi. )


- TORAK ile/||/<> ...

( yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen katık çökelek Ağızlarda dorak biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda da dorak ve torak olarak geçer torak turăx Eski Kıpçakçada torak olarak geçer Farsçadan alındığı anlaşılıyor dūrāġ sour milk upon which new milk is poured Kürtçede toraq olarak kullanılır Türkçede süt ürünlerine verilen birçok adın Farsçadan geçtiğini biliyoruz O açıdan torak da büyük bir olasılıkla Farsçadan kalma bir alıntıdır Macarca túró yoğurttan yapılmış bir tür peynir biçimi eski bir Türk diyalektinden alınmıştır TESz 3 1005 Ligeti TörK 278 Macarca túrónun Türkçe karşılıklarını vermemiştir Rusça tvorog biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Vasmer REW 3 85 Ramstedt KWb 380b Moğolca tarağ dicke gesӓuerte Milch Kӓsemilch biçimiyle birleştirmiştir Bu birleştirmeye Räsänen V 490a de katılmıştır Räsänen V 463b Orta Türkçe tār kind of milk product biçimiyle torak arasındaki benzerlik düşündürücüdür )


- TORAK ile/||/<> ...

( içi kömürleştirilecek ağaçlar veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet Kökenini bilmiyoruz )


- TORAK ile TORAK

( Kömürleştirilecek ağaç ya da pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kubbe, kümbet. İLE Tortu, çökelek. )


- TORAMAN ile/||/<> TOMBUL, İRİ YAPILI (ÇOCUK)

( tombul iri yapılı çocuk tor toy man eki Bu ek Türkçede yaygın olarak kullanılır Türkçe toraman biçimindeki a sonradan türemiştir Türkçe torlak yanında ağızlarda kullanılan toralaktaki a gibi torlak 1 )


- TORBA ile BİLUM

( ... İLE Örülerek yapılan bir torba.[Papua Yeni Gine'de] )


- TORBA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KESE KÂĞIDI

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçine bazı nesneler konulmak için kâğıttan yapılmış kese biçiminde torba. )


- TORBA ile/ve ZEMBİL[Ar.]

( ... İLE/VE Hasırdan örülmüş kulplu torba. )

( HEMYÂN ile/ve ... )


- TORBALAMAK ile TORBALANMAK ile TORBA ile TORBALI ile TORBASIZ ile TORBA ÇAY ile TORBA KADRO ile TORBA YOĞURDU


- TORBERNITE[İng.] / TORBERNITE[Fr.] / URANGLIMMER, KUPFERUNGLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TORBERNİT


- TORBO/THEORBO ile ...

( Telli bir çalgı. )


- TÖRE BİLİMİ | TÖREL | ETİK ile/||/<> ETİK ile/||/<> ETİK[Fr. < ÉTHIQUE]

( 1 Ahlak felsefesi 2 Felsefenin ödev yükümlülük sorumluluk ve erdem gibi kavramları analiz eden doğruluk veya yanlışlık ile iyi veya kötü yle ilgili ahlaki yargıları ele alan ahlaki eylem in doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalı )

( (YUN. ETHICS )

( ÉTHIQUE )


- TÖRE ile/ve/<> AK TÖRE

( Toplumsal. İLE/VE/<> Bireysel. )


- TÖRE ile/değil GELENEK

( Tarihsel deneyim. İLE/DEĞİL Toplumsal deneyim. )


- TÖRE ile/ve/<> KAVRAM ile/ve/<> KURUM


- TÖRE ile/ve KİMLİK

( MORES vs./and IDENTITY )


- TÖRE ile/||/<> TÖRENE

( Görenek, âdet. İLE/||/<> Alışkanlık, âdet. )


- TÖRE ile/ve/<>/değil/yerine TÜZE/YASA


- TÖREL/LİK ile TÖRELCİ/LİK ile TÖRELSİZ


- TÖREN -ile

( Maddi dünyaya, metafizik yorum getirme. )


- TÖREN ile/ve/yerine EYLEM


- TÖREN ile KUDAS[Ar.]/LİTURYA[Yun.]

( ... İLE Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, kilisede, bir kap içinde, ekmek ve şarabı kutsayarak yaptığı tören. )


- TÖREN ile/ve POTLAÇ[Fr. < POTLATCH]

( ... İLE/VE Bazı ilkel toplumlarda yapılan sözleşme töreni. )


- TÖREN ile SAVİTRİ

( ... İLE Erginlenme töreni. )


- TÖREN/MERASİM[Ar.]/SEREMONİ[Fr. CEREMONIE] ile/ve ŞÖLEN[Moğolca]

( TOY, BÂR-İ ÂM: Genel ziyâfet. )

( LİTURYA: Din töreni. )

( Bir toplulukta, üyelerin, belirli bir olayı, kişiyi ya da değeri ayırt edip simgeleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi. | Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi nedenlerle yapılan toplantı. İLE Ziyafet. | Belirli bir amaçla düzenlenen eğlence. | Sanat gösterisi. | Din töreni niteliğinde yemek toplantısı. )


- TÖREN ile TÖRENLER ile TÖREN

( CEREMONIAL vs. CEREMONIES vs. CEREMONY )

( تشريفاتي ile مناسک ile تشريفات ile مراسم ile جشن )

( TASHARYFATY ile MENASK ile TASHARYFAT ile MARASM ile JASHEN )


- TÖREN ile TÖRENLİ ile TÖRENSEL ile TÖRENSİZ ile TÖREN DÜZENİ ile TÖREN BİRLİĞİ


- TÖREN ile YUĞ

( ... İLE Eskiden, Türkler'de, ölüler için yapılan tören, yas. )


- TÖRENSİ/RİTÜEL ile/ve/||/<> YÜCE


- TORF ile ...

( Su birikmesi sonucu havasızlıktan çürüyen bitki. )


- TORISCHER MAGNETKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= TORİK MANYETİK DEVRE


- TORISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TORİK YÜZEY


- TORİK ile/||/<> TORİK[Yun.]

( Sarda sarda Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 m kadar olur Eti lezzetlidir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından 1 m kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Palamut Kökeni karışıktır Meyer TürkSt 26 Rumcadan geldiğini yazmışsa da Rumca karşılığını vermemiştir Tzitzilis GrLw 511 ağızlarda kurutulmuş balık çiroz olarak kullanılan darık biçimini R ταρίχια Salzheringe sözüyle birleştirmiştir Ona göre küçük sazan balığına verilen daraklık adı da Rumcadan kalma bir alıntıdır daraklık Tzitzilis bu bağlamda yazı dilimizde kullanılan torik biçimini de saymıştır Theodoridisin torik biçiminin Ermenice yoluyla Rumcadan alındığı yolundaki savı taṛex tarex Yeni BErm daṙex düşündürücüdür Islamkundliche Abhandlungen 17 175 Ancak Theodoridis balık adlarımızın büyük bir bölümünün Rumcadan alındığını göz ardı etmiştir Dankoff ALT 697 da torikin Ermeniceden kalma bir biçim olduğunu yazmış Theodoridisin yazısına göndermede bulunmuştur Ancak Dankoffun Tzitzilisin eserini göz önüne almadığı göze çarpıyor Georgacasa göre FT 133 138 Rumcadan alınmıştır Rumca ταρίχι Bizans Rumcasında ταρίχιν olarak geçer Georgacas IT 156157 Rumca τορίκι biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis EL 367368 İkinci ve üçüncü anlamlar Türkçede gelişmiştir )

( PELAMYD )

( PÉLAMYDE | PELAMYDE )

( UNECHTER BONITO )

( SARDA SARDA )


- TORK ile/ve/||/<> BEYGİR GÜCÜ

( Tork gücü, çekiş kuvveti, beygir gücü ise daha çok, hız ile ilgilidir. Gücün kullanılacağı gereksinimler farklıdır ve temel ayrım da budur. Örneğin, yarış arabalarında, beygir gücü fazladır; çünkü hızlı olmaları gerekir. Tork gücünün hızla bir ilgisi yoktur. )

( Arabalarda, döndürme gücü olarak tanımlanır. Aracın motorunda bulunan krank milinin bir dakika içinde yaptığı dönüş sayısıdır. Dönüşlerin çok ya da az olması, aracın hızını ve çekişini belirler. Arabalarda motorun dönme kuvvetinin tekerlekleri itme kuvvetine dönüştürülmesini sağlar. Yani, aracın çekiş gücü ve özellikle yokuş çıkarken gösterdiği performans, torkun iyi olması ile sağlanır.

İLE/VE/||/<>

75 kg. ağırlığındaki bir aracın, 1 saniyede, 1 metre hareket ettirilmesi için gereksinim duyulan güç miktarıdır. [1 beygir gücü, atın, saniyede 1 metre ileriye taşıdığı güç 50 kg.'dır.]
[Arabalarda belirlenen beygir gücü ise mühendisler tarafından 75 kg. olarak belirlenmiştir.] [İlk olarak makineler üreten James Watt tarafından kullanılmıştır. Makinelerin gücü sorulduğunda herkesin bildiği güç miktarı ile karşılaştırma yapması gerektiğini düşünerek yalın biçimiyle atların güçleriyle kıyaslayarak açıklamıştır.] )


- TORK ile/||/<> KUVVET (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Bir cismi bir eksen etrafında döndürme eğilimidir; kuvvetle kuvvet kolunun (eksene dik uzaklık) çarpımıdır (τ = r·F·sinθ). Kapı kolunu menteşeden uzakta itmenin kolay olması bundandır. @@ Bir cismin hızını ya da biçimini değiştiren doğrudan itme-çekme etkisidir; öteleme hareketine yol açar (F = ma). İlki, ikincisinin bir eksen etrafında oluşturduğu dönme karşılığıdır. )

( Formül: τ=r×F ~ F )


- TORLAK ile/||/<> ...

( genç toy güzel yakışıklı evcilleşmemiş alışmamış hergele çıplak donsuz derviş Yerel ağızlarda dorlak olarak da kullanılır Dar bir çevrede toralak biçimi de geçer tor toy yabani lak küçültme eki Yapı bakımından dazlak dazlak biçimine benzer Yerel ağızlarda kullanılan toralak biçimindeki a sonradan türemiştir )


- TORLAK ile/||/<> KÜÇÜK BİR KUŞ

( küçük bir kuş Doğrudan doğruya Moğolca torlag biçiminden alınmış olabilirse de torla fiilinden veya salt tor gibi yansımalı onomatopéique bir kökten de geldiği düşünülebilir Hangi dilin alıcı hangi dilin verici olduğu açık olarak anlaşılamıyor Schönig ML 182 )


- TORLAK ile TORLAK/ABDAL

( Torun çocuğu. İLE Gezgin derviş. )


- TORLUK ile/||/<> KIL AŞİRET ÇADIRI. (BOZALAN -BİLECİK)

( Kıl aşiret çadırı Bozalan Bilecik )


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK ile/||/<> TOURNER[Fr.] ile/||/<> DRECHSELN[Alm.] ile/||/<> TORNALAMAK

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi )

( TO TURN ON A LATHE )

( TOURNER )

( DRECHSELN | GEDRECHSELTES WERK )

( TORNIRE )

( ΤΟΡΝΕΎΩ / τορνεύω )


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK | TORNALAMAK ile/||/<> TORNALI

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi. )

( TO TURN ON A LATHE~TURNED )

( TOURNER~TOURNÉ )

( DRECHSELN | GEDRECHSELTES WERK~GEDRECHSELTES WERK )

( TORNIRE~TORNITO )

( ΤΟΡΝΕΎΩ / τορνεύω~... )


- TORNA[İt.] ile MALAFA

( Ağaç ya da metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh. İLE Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aygıtı. )


- TORNA ile TORNA OPERATÖRÜ

( LATHE vs. LATHE OPERATOR )

( چرخ خراطي ile تراش کار )

( CHARKH KHARATY ile TARASH KAR )


- TORNACI ile TURNACI

( Torna işi yapan kimse, torna işçisi. İLE Yeniçeri Ocağı'nda, turna taşıyan bir sınıf asker. )


- TORNADE, TOURNADE[Fr.] ile/||/<> TORNADO[İsp. < TORNADO]

( coğrafya )

( TORNADE, TOURNADE )


- TORNALAMAK ile TORNALANMAK ile TORNALATMAK ile TORNA ile TORNACI/LIK ile TORNALI


- TORNALI ile/||/<> GEDRECHSELTES WERK[Alm.]

( Tornada biçimlendirilmiş parça böyle parçadan hazırlanmış iş )

( GEDRECHSELTES WERK )


- TORNAVİDA ile/||/<> TOURNE-VIS[Fr.] ile/||/<> SCHRAUBENZIEHER[Alm.] ile/||/<> TORNAVİDA[İt. < TORNO-VITE]

( Başı kanallı ağaç vidalarını döndürerek vidalamak ya da çıkarmak için kullanılan el aracı İtal Venedik tornavida screwdriver )

( TOURNE-VIS )

( SCHRAUBENZIEHER )

( TORNO-VITE | *TORNAVIDA )


- TORNİSTAN[İt. < TORNO STANTE] ile VİYA ile VİYA BÖYLE

( İleri ya da geri gidilmesi için verilen dümen komutu. İLE Teknenin dönüşünü, en hızlı biçimde durdurmak üzere dümen komutu. İLE Teknenin, istenilen rotaya gelince, orda durdurulması için verilen dümen komutudur. )


- TOROID[İng.] ile/değil/yerine/= TOROİD


- TOROIDAL FIELD[İng.] / CHAMP TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ALAN


- TOROIDAL CORE[İng.] / NOYAU TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ÇEKİRDEK


- TOROIDAL MACHINE[İng.] / MACHINE TOROÏDALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MAKİNE


- TOROIDAL MAGNETIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT MAGNÉTIQUE TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MANYETİK DEVRE


- TOROIDAL WINDING[İng.] / ENROULEMENT TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL SARGI/SARIM


- TOROIDSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOROİT BOBİN


- TOROIDKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOROİT ÇEKİRDEK


- TOROID[Alm.] ile/değil/yerine/= TOROİT


- THORON[İng.] / THORON[Fr.] / THORON[Alm.] ile/değil/yerine/= TORON


- TORPİDO ile TORPİDO BOT ile TORPİDO GÖZÜ


- TORPİL BALIĞI ile/||/<> TORPİL BALIĞI

( anlamı uyuşturan balık Torpedo marmorata Kökekbalıkları Selachii takımının uyuşturanbalığıgiller Torpedinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 5 genişliği 1 m Ağırlığı 30 kgr Rengi yaşadığı yere göre değişir Kuma gömülür Kuyruğu ile insana çarpınca uyuşturur Atlantik Pasifik Okyanusları ve Akdenizde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının uyuşturan balığıgiller Torpedinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta 1 m kadar genişlikte 30 kg kadar ağırlıkta rengi yaşadığı yere göre değişebilen kuma gömülen kuyruğunu insanlara vurunca uyuşturan Atlantik Pasifik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Uyuşturan balık Vatoz balıkları Rajiformes takımının uyuşturan balığıgiller Torpedinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta 1 m kadar genişlikte 30 kg kadar ağırlıkta olabilen rengi yaşadığı yere göre değişebilen kuma gömülen kuyruğunu insanlara vurunca uyuşturan Atlantik Pasifik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür uyuşturan balık kadırga balığı mermer balığı Torpil balığı )

( ELECTRIC RAY )

( TORPILLE MARBRÉE | TROPILLE MARBRÉE )

( MARMORIERTER ZITTERROCHEN )

( TORPEDO MARMORATA )


- TORPİL ile/değil/yerine ARACILIK


- TORPİL ile/ve/değil/yerine HAKKINI TESLİM ETMEK

( [not] "PULL/INFLUENCE" vs./and/but TO GIVE (HIS/HER/ITS) DUE
TO GIVE (HIS/HER/ITS) DUE instead of "PULL/INFLUENCE" )


- TORPİLLEMEK ile TORPİLLENMEK ile TORPİL ile TORPİLCİ/LİK ile TORPİLLİ/LİK ile TORPİLSİZ/LİK ile TORPİL BALIĞI


- TORPOR ile ...

( Hayvanlarda kalp atış hızını ve solunumu yavaşlatmak üzere enerji korunması sağlayan fizyolojik durum. )


- TÖRPÜ ile RASPA[İt.]

( Ağaç, kurşun, kalay vb. yumuşak metallerin kabasını almaya yarayan, dişleri uzun ve aralıklı olan eğe. | Bir şeyin yüzündeki pürüzleri gidermek, düzgünleştirmek için kullanılan kısa, ince, pürtüklü eğe. İLE Demir, tahta yüzeylerdeki boya, pas gibi şeyleri çıkarmak, pürüzleri gidermek için kullanılan, iri dişli bir törpü. )


- TÖRPÜ ile/||/<> TÖRPÜ

( Ağaçtan çok sayıda küçük yonga kopararak iş gören ve genellikle eğmeçli parçaların biçimlendirilmesinde kullanılan el aracı genel uygulayım Tahta ya da ham döküm parçalarının yüzeylerini düzeltmek için kullanılan araç Törpüleme işinde kullanılan araç Ağızlarda dörpü kalın dişli büyük eğe olarak kullanılır Az törpü Türkmencede törpi tərpə Orta Türkçede törpig olarak geçer Brockelmann OGM 60 Rusçaya terpug olarak geçmiştir )

( FILE, RASP | FILE )

( RÂPE | LIME )

( RASPEL | FEILE )


- TÖRPÜLEMEK ile TÖRPÜLENMEK ile TÖRPÜLETMEK ile TÖRPÜ ile TÖRPÜLÜ ile TÖRPÜSÜZ


- TÖRPÜLE(N)ME ile/ve/||/<> ÖRSELE(N)ME


- TÖRPÜLE(N)MEK ile/ve/değil/yerine/||/>< DENGELE(N)MEK


- TORRICELLISCHER RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ BOŞLUĞU


- TORRICELLI EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIENCE DE TORRICELLI[Fr.] / TORRICELLI-VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ DENEYİ


- TORRICELLI VACUUM[İng.] / VIDE TORRICELLIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ VAKUMU


- TORRICELLI LAW[İng.] / LOI DE TORRICELLI[Fr.] / TORRICELLISCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ YASASI


- TORSİYON | BURMA ile/||/<> BURMA ile/||/<> BURMAK

( I Fese dikilen altınlar Celiptaş Yalvaç Isparta II Musluk Muğlaj III Bir fanila motifi Yenikent Aksaray Niğde burulma tarım Metal parçayı bir eksen çevresinde döndürme işlemi )

( TORSION, TWIST | TWISTING )

( CHÂTRER | TORSION )

( DREHUNG | VERWINDUNG )


- TORTİKOLİS ile/ve/||/<> SKOLYOZ

( Eğri boyunlu olma durumu. İLE/VE/||/<> Omurganın eğrilmesi ya da eğri olması. )


- TORTU[Fars. DURDÎ]/ÇÖKELTİ/KALINTI ile SÜZÜNTÜ

( Çökelti. | Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. | Bir topluluğun, kötüleşmiş üyeleri. | Kalıntı. İLE Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu. | Gövde suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı. )


- TORTU ile ARTIK


- SEDIMENT[İng.] / SÉDIMENT[Fr.] / BODENSATZ, ANSATZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TORTU


- TORTUL KAYAÇLAR ile/ve/||/<>/>< MAGMA KAYAÇLARI

( Ayrışmayla oluşur. İLE/VE/||/<>/>< Buharlaşmayla oluşur. )

( Magma kayaçlarından daha yüksek oranda uçucu öğe içerir. Magma kayaçları, tortul kayaçları oluştururken, uçucu öğe kaynakları gerekmektedir. )

( Karbondioksit, silikat minerallerini, karbonat minerallerine, yani temel olarak kalsiyum ve magnezyumun karbon ve oksijenle yaptığı bileşiklere dönüştüren ayrışma tepkimeleriyle atmosferden alınır. )

( image )


- TORTULANMAK ile TORTULAŞMAK ile TORTULLAŞMAK ile TORTU ile TORTUL ile TORTUM ile TORTULU ile TORTUSUZ ile TORTUL BİLİMİ


- SEDIMENTATION[İng.] / SEDIMENTATION[Fr.] / SEDIMENTATION, ABSETZEN, ABSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TORTULAŞMA


- TORUM ile/||/<> ...


- TORUM ile TORUM

( Deve yavrusu. İLE Yalan, uydurma söz. )


- TORUN ile/||/<> BİR KİMSEYE GÖRE ÇOCUĞUNUN ÇOCUĞU

( bir kimseye göre çocuğunun çocuğu toṙn grandchild Kürtçe torin cousin fils du frère de Ermeniceden alınmıştır Pedersen KZ 39 462463 Munkácsi KSz5 357 Räsänen V 491 a yalnız torun ve turun biçimlerini vermekle yetinmiştir Levitskaya ST 3 1973 77 torunu deve yavrusu olarak kullanılan torunla birleştirmiştir Dankoff ALT 174 Eren TD 1995 2 866867 )

( T )


- TORUN ile/ve/||/<> NEBİSE[Ar.]

( ... İLE/VE/||/<> Kız torun. )


- TÖRÜN ile/ve/||/<> TÖRÜNGE


- TORUN ile TORUNLAR

( GRANDCHILD vs. GRANDCHILDREN )

( نوه ile پسرزاده ile نواسه ile نواده ile نبيره ile احفاد )

( NOOH ile PASARZADEH ile NAVASEH ile NAVADEH ile NABYRAH ile AHEFAD )


- THORIUM-ZERFALLSREIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TORYUM BOZUNMA SERİSİ


- THORIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DU THORIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= TORYUM DİZİSİ/SERİSİ


- THORIUM[İng.] / THORIUM[Fr.] / THORIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TORYUM


- TORYUM ile/||/<> TORYUM[Fr. < THORIUM]

( kimya Atom numarası 90 atom ağırlığı 232 12 olan doğal radyoaktif element Th )

( THORIUM )

( THORIUM )

( THORIUM )


- TOS ile TOS

( Alın ya da boynuzla vuruş. İLE Topaç oyunu. )


- TÖS ile TÖSKÜRTMEK/TÖSKÜRÜ

( Hayvanı geri geri yürütmek. İLE Düşmanı püskürtmek. Karşısındakini yıldırarak kavgadan kaçırtmak. )


- TOS ile TOST ile TOSTÇU/LUK ile TOST EKMEĞİ ile TOST MAKİNESİ


- TOSBAĞA ile/||/<> KAPLUMBAĞA

( Kaplumbağaya halk dilinde verilen ad )


- TOSBAĞA ile/||/<> KAPLUMBAĞA

( kaplumbağa Ağızlarda tosbağı tosbā tosba olarak da geçer Az tısbağa pışbāga tos bağa Kelimenin ikinci bölümündeki bağa Eski Türkçede baka kurbağa olarak geçer kaplumbağa kurbağa Birinci bölümdeki tos sözünün ise yansımalı onomatopéique biçim olduğu anlaşılıyor Diyaleklerdeki tıs ve pış da yansımalı biçimlerdir )


- TÖSKÜRMEK ile TÖSKÜRTMEK ile TÖSKÜRÜ


- TOSLAMAK ile TOSLAŞMAK


- TOSUN ile/||/<> ...

( burulmuş erkek dana sağlıklı tıknaz delikanlı tosun 1 işe alıştırılmamış 2 alıngan sokulgan olmayan tosun 1 wild noch nicht abgerichtet von Haustieren noch ungebraucht noch nicht in Gebrauch genommen noch nicht zur Arbeit verwendet 2 unbekannt scheu Eski çağlardan başlayarak kullanılır tosun wild undisciplined untrained of persons or domestic animals Orta Türkçede tosun a colt which is not yet broken in Clauson olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Türkçeden Farsçaya geçmiştir tausan tōsun wild unmanageable a young unbroken horse )

( TOSUN[Tkm.]~TOSUN[Kzk.] )


- TOTEM ile/ve/||/<> OJIBWA (ÖYKÜLERİ/MİTOSU)


- TOTEM ile TOTEMCİ/LİK ile TOTEMİZM


- TOTEMİZM | TOTEMCİLİK ile/||/<> TOTEMCİLİK

( Bir klanın bir insan topluluğunun ya da tek bir kişinin aynı atadan geldiğine inandığı bir hayvana bir bitkiye bir nesneye ya da seyrek olarak bir doğa olayına alkım fırtına şimşek vb gizemsel büyüsel ve akrabasal duygularla bağlanışı bu bağlanıştan doğan görevler yasaklar ve kuttörenler Çok yönlü ve karışık olan totemcilik başlıca üç biçimde görülür Bireysel totemcilik klan totemciliği cinse bağlı totemcilik 1 İlkel budunlarda özellikle Amerika ve Avusturalya yerlilerinde belli insan topluluklarının kendilerinin bir hayvan türüyle bazen de bir bitki ile doğal bir nesne ile soyca akraba oldukları inancı Bu hayvan türü ya da nesne totem sonradan kutsal sayılmıştır 2 Durkheimda ve Freudda Totem inancının dinin ilkel biçimi toteme dayanan tabuların da ahlakın ilkel biçimi olduğunu öne süren görüşler Bir insan topluluğunun ya da tek bir kişinin gizemsel ve büyüsel duygularla bağlı bulunduğu hayvan bitki doğasal olay ya da cansız bir nesne a totemcilik )

( TOTEMISM )

( TOTÉMISME )

( TOTEMISMUS )


- TOTİPOTENT ile/||/<> PLURİPOTENT

( Totipotent tüm hücre tiplerine farklılaşabilirken İLE pluripotent sadece vücut hücrelerine farklılaşabilir )

( Formül: Potency gradient )


- TOTOLOJİ ile/değil/yerine/>< BÜTÜNSEL


- TOTOLOJİ(HULF) ile DEVRİK TÜMCE/CÜMLE


- TOUNDRA[Fr.] ile/||/<> TUNDRA[Fr. < TOUNDRA]

( tondura coğrafya )

( TOUNDRA )


- TOUR[İng.] ile/||/<> TOURNÉE[Fr.] ile/||/<> GASTSPIELREISE[Alm.] ile/||/<> TURNE[Fr. < TOURNÉE]

( Bir tiyatro topluluğunun bir yerden bir yere giderek oyunlar oynaması )

( TOUR )

( TOURNÉE )

( GASTSPIELREISE )


- TOURBILLON (DE VENT)[Fr.] ile/||/<> KASIRGA

( coğrafya )

( TOURBILLON (DE VENT) )


- TOURISME[Fr.] ile/||/<> TURİZM[Fr.]

( 1 Dinlenmek eğlenmek görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan gezi İleride kendi turizm acentasını kurup patron olmayı istiyordu Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 18 Park yerinin yanındaki bir turizm acentesi dikkatimi çekiyor Füruzan Balkan Yolcusu 92 Onlara rağmen buraları gelişecek köprüler yollar yapılacak dağlar yaylalar turizme açılacak Ayşe Kulin Köprü 201 Bir turizm şirketinde ya da hava yollarında çalışabileceği hiç aklımıza gelmedi Pınar Kür Bir Deli Ağaç 91 2 Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik kültürel teknik önlemlerin yapılan çalışmaların tümü Birden bire orada büyük bir yapılaşma turizm başladı Adalet Ağaoğlu Sen Türkiye nin En Güzel Kazasısın 75 Başlangıçta Turizm ve Kültür Bakanlığı adı altında iki bakanlığı bir koltuğa sığdırmışlardı Aziz Nesin Çuvala Doldurulmuş Kediler 39 Turizm tam anlamıyla veba etkisi yaratmış burada şehrin parke taşlarını bina cephelerini kemiriyor Enis Batur Acı Bilgi 205 Turizm Bakanlığı yakacak ödeneğimizi ancak nisan ayı ortasında onaylar Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 31 Turizm temsilcisi sert adımlarla ilerliyor bir heybe uzatıyor Sue Ellen a Tomris Uyar Yaz Düşleri Düş Kışları 93 )


- TOURISTE[Fr.] ile/||/<> TURİST[Fr.]

( Dinlenme eğlenme görme tanıma vb amaçlarla geziye çıkan kimse gezgin seyyah Bugün yabancı uyruklu oldukları tespit edilen ve memleketimizde turist olarak bulunan bazı kimseler bir bankayla bir dükkânı soymuşlardır Adalet Ağaoğlu Toplu OyunlarKozalar 322 Peki İzmir e neden gelmiş Turist midir Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 90 Millî kütüphanelerimize girmeyen girerse bir turist gibi raflara duvarlara ve tavana bakıp giden cahil kişidir Peyami Safa Din İnkılâp İrtica 116 Evvelki gün Amerikan turistlerinin bindikleri otomobiller katarına rastladım Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya 428 Bu otellerde turistler kalıyorlar Yavuz Bülent Bakiler Üsküp ten Kosova ya 8 Avrupalı bir turist kartpostallık manzaralar dışında iç hayatınıza nüfuz etmek imkânını bulabilir mi Necip Fazıl Kısakürek Aynadaki Yalan 176 İki savaş arası dönemin bütün karikatürlerinde Amerikalı turist zevksiz giyinen tuhaflık meraklısı zengin bir görgüsüzdü Attila İlhan Aydınlar Savaşı 59 Bir gün sokakta bir Amerikalı turiste rastladım Halikarnas Balıkçısı Ötelerin Çocuğu 34 Sonra o yaşlı turistler için acımasızca düşündüklerimi anımsayıp kendi kendime şöyle diyorum Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 38 Selim turistlerin arasına saklanıp dışarıya çıkmış Yaşar Kemal Allahın Askerleri 175 Turistler ta nerelerden gelmiş öle bayıla kapışıyorlar Türk halısı Türk halısı diye Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 104 Turist rehberleri uluslararası iş adamlarından oluşan koro sahnedeki yerini çoktan almıştı Tomris Uyar Yaza Yolculuk 19 Turist acentalarından söz edildiğini işitmişti Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 71 Antalya ya turist gelir mi Oğuz Özdeş Şebnem 97 İflah bulmaz esrarkeşle snob aydın sırıtık turistle karamsar sanatçı burada dirsek dirseğe kafa cilalardı Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 225 Genç bir turist rehberi yabancı bir turisti Arıburnu Anzak Koyu na doğru götürmekteydi Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 15 Dış ülkelere ancak turist olarak gitmek istiyor Ayşe Kulin Bir Varmış Bir Yokmuş 68 Arabasını St Germain meydanında park edip giden İtalyan turistin hali örneğin Pınar Kür Yarın Yarın 108 Ancak zengin turistlere müyesser olur Refik Halid Karay Kadınlar Tekkesi 370 Bu adam turist değil dedi birisi Oğuz Atay Korkuyu Beklerken 17 )

( TOURISM )

( TOURISTE | TOURISME )

( TOURISMUS )

( TURISTA )

( ΤΟΥΡΊΣΤΑΣ / τουρίστας )


- TOURNESOL | TURNUSOL[Fr. < TOURNESOL] ile/||/<> (KİMYA)

( kimya )

( TOURNESOL )


- [ya] TÖVBE ile/ve/ya da/||/<>/> AFFETMEK


- TÖVBE ile/ve/<> BAĞIŞ


- TÖVBE ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKINDALIK


- TÖVBE ile/ve İNÂBET

( Dışlaşmış olan pisliklerden temizlenmek. İLE/VE Bâtınî, kimsenin hissetmediği günahlardan temizlenmek. )

( Şeriatte. İLE/VE Tarikatte. )


- TÖVBE["TÖBE" değil!] ile/ve İSTİĞFAR["İSTİFAR" değil!]


- TÖVBE ile/ve/değil/=/||/<>/< ÖZELEŞTİRİ

( Değişmek. İLE/VE/DEĞİL/=/||/<>/< Değişmeye çalışmak. )


- TÖVBE ile/ve RÜCÛ

( Tövbe bir kere olur, iki kere olan tövbe, tövbe değildir. )

( Tövbeyle büyük günahlar küçülür, ihmal ile küçük günahlar büyür. )


- TÖVBE ile/ve SIĞINMA


- TÖVBE ile/ve/değil/yerine TÖVBEDEN, TÖVBE


- TÖVBE ile TÖVBELİ ile TÖVBESİZ/LİK ile TÖVBE AYLARI


- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂ

( İkisi de süreklidir/sürekli olmalıdır. )


- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂT


- TÖVBEDEN ÖNCEKİ HİDÂYET ile/ve TÖVBEYE HİDÂYET ile/ve TÖVBEDEN SONRAKİ HİDÂYET


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> ÖRTÜ PENSİ

( Operesyon sahasını örten kumaşları tutan pens serviyet pensi )

( TOWEL CLAMP )


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> SERVİYET PENSİ

( Örtü pensi )

( TOWEL CLAMP )


- DÉCHARGE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND BOŞALMASI


- TOWNSEND CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KARAKTERİSTİĞİ


- TOWNSEND COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KATSAYISI


- TOWNSEND DISCHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND YÜK BOŞALMASI


- TOX-/TOXI-/-TOXIC/TOXICO-/-TOXO- ile/||/<> VİR- ile/||/<> SEPSİS-/SEPT-/SEPTİ-/SEPTO-

( Zehir. İLE/||/<> Zehir. İLE/||/<> Zehirlenme, çürüme. )


- TOXICITY[İng.] ile/||/<> ZEHİRLİLİK

( Zehirli veya zararlı olabilme derecesi veya niteliği toksisite )

( TOXICITY )


- TOXICOGENOMICS ile/||/<> CLASSICAL TOXICOLOGY

( Toxicogenomics toksik maddelerin gen ifadesine etkisini incelerken İLE classical toxicology genel toksisite mekanizmalarını inceler )

( Formül: Dose-response genomics )


- TOY ile/||/<> TOY

( Gelişimsel duruma göre daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren kişi Halk öykülerinin sonunda okunan ezgisi oynak neşeli türkü Davul Eşmeyazı Kars büyük toy kuşu Orta Türkçede toy toδ Orta Kıpçakçada toy doy olarak geçer İkinci anlam Türkçede sonradan ortaya çıkmıştır )

( IMMATURE | ADULT )

( ADULT )

( UNREIF )

( IMMATURUS )

( IMMATURO )

( ΑΝΏΡΙΜΟΣ / ανώριμος )


- TOY ile TOY ile TOY ile TOY ile TOY[İng.]

( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE İLE Devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay[meclis], büyük ziyafet, şölen ya da şenlik. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] İLE Tuz Gölü yakınında, Kütahya ve Doğu Anadolu'da bulunur. İLE Oyuncak. )


- TOY ile/||/<>/> TOYDAN

( Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] @@ Bir tür iri toy. )


- TOYAKA ile/||/<> SOPA, KALIN DEĞNEK

( sopa kalın değnek Ağızlarda toyka olarak da geçer tojága Srp tòjaga sopa Eski Rusçada da tojaga olarak kullanılır dillerine Türkçeden geçmiştir Eski Türkçe tayak Vasmer REW 3 130 )

( TOJÁGA )


- TOYCU ile/||/<> DAVULCU. (EŞMEYAZI -KARS)

( Davulcu Eşmeyazı Kars )


- TOYGA ile/||/<> ...


- TOYGA ile TOYGAR ile TOYGA ÇORBASI


- TOYGAR KUŞU ile BOĞMAKLIKUŞ

( ... İLE Toygar kuşunun bir türü. )


- TOYGAR ile/||/<> ...

( küçük bir kuş çayır kuşu tarla kuşu torgay toygar çayır kuşu torgay boztorgay çayır kuşu karatorgay sığırcık torgay çayır kuşu Karakalpaklar boztorgay adını da kullanırlar Sığırcığa da karatorgay adını verirler torgoy çayır kuşu turgay saban turgayı çayır kuşu karaturgay sığırcık turgay serçe basıu turgayı çayır kuşu tări çayır kuşu Orta Türkçede torıga tarla kuşu olarak geçer Kökünü bilmiyoruz Türkçe tur dur kökünden geldiği yolundaki görüş yanlıştır Çağdaş diyalektlerde kullanılan torgay biçiminin Moğolcadan alındığı söylenemez Türkçe toygar göçüşmeli mètathètique bir biçimdir torgay toygar Türkçeden Kalmıkçaya torɣä olarak geçmiştir Ramstedt KWb 401b Şorlar çayır kuşuna tülber adını verirler )

( TORGAY[Tkm.]~TORGAY: BOZTORGAY[Kzk.]~TORGAY[Kklp.]~TORGOY[Krg.]~TURGAY: SABAN TURGAYI[Tatk.]~TURGAY[Bşk.]~TĂRI[Çuv.] )


- TOYGİLLER ile/||/<> TOYGİLLER

( Otididae otis toy kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının bataklıkkuşları Grallae takımının bir familyası Büyük ve ağır kuşlardır Bacakları uzun ve kuvvetlidir Eski Dünyada yaşarlar Böcek tane v b yerler Büyük toy kuşu Otis tarda küçük toy kuşu O tetrax iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından bacakları uzun ve kuvvetli böcek tane vb beslenen büyük ve ağır kuşları içine alan bir familya )

( BUSTARDS )

( OTIDIDÉS )

( TRAPPEN )

( OTIS | OTIDAE | OTIDIDAE, OTIS: TOY KUŞU )


- TOYNAK ile TOYNAKLI

( HOOF vs. HOOFED )

( باسم زدن ile سنب ile پاي کوبيدن ile سمدار )

( BASM ZADAN ile سنب ile PAY KUBYDAN ile سمدار )


- TOYNAK ile TOYNAKLILAR


- TÖZ:
BİRİNCİL ile/ve/||/<>/> İKİNCİL

( Yapılandığını, kendinde barındıran. )


- TÖZ FELSEFESİ ile/ve/yerine ÖZNE FELSEFESİ


- TÖZ İKİLİĞİ(DUALİZMİ):
ETKİLEŞİMCİLİK ile/ve/||/<> EPİFENOMENALİZM ile/ve/||/<> PARALELİZM


- TÖZ İKİLİĞİ(DUALİZMİ) ile/ve/||/<> NİTELİK İKİLİĞİ(DUALİZMİ)

( ... İLE/VE/||/<> Nagel. | Chalmers. )


- IMPINGER[İng.] ile/değil/yerine/= TOZ TOPLAMA KABI


- DUST CATCHER[İng.] ile/değil/yerine/= TOZ TUTUCU


- TÖZ ile/ve/||/<> DAYANAK


- TOZ ile DUMAN

( [Divan şiirinde] Bir toprak parçası olarak gubâr, sevgilinin yüceliğinin ve değerinin büyüklüğünü anlatmada kullanılır. )

( GUBÂR ile ... )

( GERD ile DÛD )

( DUST vs. SMOKE )


- TOZ ile HEBÂ'

( ... İLE Gayet ince toz, zerre. | Yok yere, boş, nâfile. )


- TÖZ ile/<> MODUS ile/<> CONATUS

( Kendinde varolan ve yine kendi aracılığıyla kavranan. İLE/<> Varoluşu, bir başkasına dayanan ve yine o başkası aracılığıyla kavranan. İLE/<> Bir şeyin, gücü yettiğince varoluşunu sürdürme çabası, yaşamda kalma isteği/arzusu. )


- TOZ ile/ve/||/<>/> PUDRA


- TOZ ile/değil REGOLİT

( ... İLE/DEĞİL Meteorit çarpmasından kalan toz katmanı. )


- TÖZ ile/ve TİNSEL TÖZ


- TÖZ ile TÖS

( Kök, asıl, cevher. | Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram. İLE Hayvanı geri geri yürütmek. | Düşmanı püskürtmek. Karşısındakini yıldırarak kavgadan kaçırtmak. )


- TOZ ile TOZ ile TOZ ile TOZ

( Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak. | Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir nesne. | Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar. | Genellikle tanelerin temizlenmeleri ya da öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince durumdaki kuru parçacıklar. | Bu durumda olan. İLE Yayın kabzası üzerine kaplanan kayın ağacı kabuğu ve kirişi. İLE Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel nesnelerin öğütülmüşü. | Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli nesnelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi. İLE Diz. )

( DUST vs. DUST vs. DUST vs. DUST )


- TOZ ile/ve TOZAN

( ... İLE/VE İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. )


- TÖZ ile/||/<>/> TÖZE

( Kök. İLE/||/<>/> Köklü. )


- TOZ ile TOZUNU ALMAK ile SİLGİ ile TOZ ALMA ile ÇÖPÇÜ

( DUST vs. DUST OFF vs. DUSTER vs. DUSTING vs. DUSTMAN )

( خاک ile گرد ile گرد و خاک ile غبار ile خاکه ile گردوخاک گرفتن ile گردگيري کردن ile تربت ile خاک گرفتن ile گردگير ile وسيله گردگيري ile گردگيري ile مامور تنظيف )

( KHAK ile GARD ile GARD VE KHAK ile GHABAR ile KHAKEH ile GARDOKHAK GARAFTAN ile GARDEGYRY KARDAN ile TARBAT ile KHAK GARAFTAN ile گردگير ile VESYLAH GARDEGYRY ile گردگيري ile مامور تنظيف )


- TOZ ile ÜLGER/HÂV[Ar.]


- TOZ ile/ve VAKIF/CAMİ TOZU


- TOZAN ile TOZAN

( İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. İLE Kar fırtınası. )


- TOZKOPARAN ile TOZKOPARAN

( Çok rüzgârlı yer. İLE İstanbul, Merter'de bir semtin adı. )


- TOZLANMA ile/değil/||/<> TUZLANMA


- TOZLAŞMAK ile TOZLAŞTIRMAK


- TOZLU ile/||/<> TOZLAŞIR

( tozlaşır )


- TOZLU ile TOZLUK ile TOZLUKLU ile TOZLUKSUZ


- TOZLUK ile/ve/<> DOLAK

( ... İLE/VE/<> Bacaklara, ayak bileğinden, dize kadar dolanan, ensiz ve uzun kumaş parçası. )


- TOZUMAK ile TOZ ile TOZ BEZİ ile TOZ BOYA ile TOZ DUMAN ile TOZ SABUN ile TOZ ŞEKER ile TOZ BULUTU ile TOZ TOPRAK ile TOZ FIRÇASI ile TOZ MASKESİ


- TRABLUS ile/||/<> TRABLUS

(

Trablus (Libya)

  • Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس الغرب (Ṭarābulus al-Gharb)
  • Ülke: Libya
  • Tarihsel köken: Fenike, Roma ve Bizans dönemlerinde Tripolitania bölgesinin merkeziydi. Ad, üç antik kentten türemiştir: Oea, Sabratha, Leptis Magna.
  • Dil: Arapça
  • Osmanlı dönemi adı: Trablusgarp

Trablus (Lübnan)

  • Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس (Ṭarābulus)
  • Ülke: Lübnan
  • Tarihsel köken: Fenikelilerce kurulmuştur. Yunanlar döneminde Tripolis adını almıştır; Tyre, Sidon ve Arados koloni birliğini simgeler.
  • Dil: Arapça
  • Osmanlı dönemi adı: Trablusşam

Tripoli (Yunanistan)

  • Resmî adı: Tripoli (Τρίπολη)
  • Ülke: Yunanistan (Peloponez)
  • Köken: Antik Yunanca "Tripolis" (üç şehir) anlamındadır. Arapça Trablus biçimine dönüşmemiştir.

Öteki Tarihi Tripolis Yerleşimleri

Antik çağda Tripolis adını taşıyan bazı bölgeler şuralarda da bulunur...

  • Likaonya (Anadolu)
  • Mısır’da küçük bir yerleşim
  • Suriye ve Anadolu'nun bazı bölümleri

Ortak Noktalar – Dilsel ve Tarihsel Köken

Özellik Açıklama
Köken Trablus, Yunanca “Tripolis” (üç şehir) kökenlidir. Arapça'ya Ṭarâbulus biçiminde geçmiştir.
Tarihsel Etki Antik Yunan, Roma ve Bizans etkisinin ardından Arap fetihleriyle adı Arapçalaşmıştır.
Osmanlı Etkisi Trablusgarp (Batı Trablus – Libya) ve Trablusşam[Şam Trablusu – Lübnan] adlandırmaları yapılmıştır.
Dil Arapça ve Osmanlı Türkçesi'nde benzer biçimlerde anılmıştır.
Benzerlik İkisinde de Akdeniz kıyısı, tarihsel liman kenti olma, eski uygarlık etkisi vardır.
)


- TRABZON ile TRABZONLU/LUK ile TRABZON YAĞI ile TRABZON HURMASI


- TRACER ile/||/<> DATING ile/||/<> THERAPY

( Radyoaktif izotop kullanımları. )

( Formül: λ = ln2/t½ )


- TRACHOMA[İng.] ile/||/<> TRAHOM[Fr. < TRACHOME]

( Chlamydia trachomatis in neden olduğu konjunktiva ve korneanın kronik enfeksiyonu )

( TRACHOMA )

( TRACHOME )


- TRACT ile ...

( Solunum sistemi. )


- TRACTEUR[Fr.] ile/||/<> TRAKTÖR[Fr. < TRACTEUR]

( tarım )

( TRACTEUR )


- TRACTRIKS ile/ve/||/<> TRACTRIOID


- TRADE INSTITUTE[İng.] ile/||/<> ÉCOLE PROFESSIONNELLE[Fr.] ile/||/<> SANAT ENSTİTÜSÜ

( Endüstrinin türlü dallarına ve küçük sanatlar alanına bilgili usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden ortaokula dayalı ve öğrenim süresi 3 yıl olan öğretim kurumu )

( TRADE INSTITUTE )

( ÉCOLE PROFESSIONNELLE )


- TRADE WIND[İng.] ile/||/<> ALIZÉ[Fr.] ile/||/<> PASSAT[Alm.] ile/||/<> ALİZE[Fr. < ALIZÉ]

( Her iki yarımyuvarda dönenceler üzerindeki yüksek basınç alanlarından eşleksel alçak basınç alanına doğru esen sürekli rüzgârlar )

( TRADE WIND )

( ALIZÉ )

( PASSAT )


- TRADITION BEARER[İng.] ile/||/<> PORTEUR DE LA TRADİTİON[Fr.] ile/||/<> TRADITIONSTRAGER[Alm.] ile/||/<> KAYNAK KİŞİ | HALK KÜLTÜRÜ

( Kendisinden halk kültürüyle ilgili bilgiler sağlanan birey halk kültürü )

( TRADITION BEARER )

( PORTEUR DE LA TRADITION )

( TRADITIONSTRAGER )


- TRAFIC[Fr.] ile/||/<> TRAFİK[Fr.]

( 1 Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt araçları tarafından kullanılması seyrüsefer Dünya politikayı trafik kazalarını orman yangınlarını anında unutturuveriyor Tahsin Yücel Alıntılar Deneme 25 Ne yazık ki benim İngilizcemin olmayışı ve sokakta yapmış olduğum küçük trafik hataları zira malumunuz veçhile orada trafik soldan işliyor Ferit Edgü Dostlara Mektuplar 52 Ulan trafik diye bir şey var hayatta inek Attila İlhan Kurtlar Sofrası 264 Hafifçe öne eğik duran yeşil gözlü yaşından çok önce yorgun bir bakış edinmiş genç bir kız trafiğin en yoğun olduğu kentin bu saatlerinde otomobillerin arasında beliriyor Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 205 Polis onlardan trafik memurları onlardandı Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 66 Ya da bir küfür trafik polisinin birine doğru Oktay ın yanındasın Adalet Ağaoğlu Bir Düğün Gecesi 51 Trafik kazaları yok denecek kadar azdı Peyami Safa 20 Asır Avrupa ve Biz 74 İlerlemeyen bir trafikte taksiye binsen ne olacak Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 104 Çocuklardan biri trafik kazasına uğramış bir hâl içindeydi Necip Fazıl Kısakürek Cinnet Mustatili 300 Trafik açılmıştı ama arabalar gene ağır ağır gidiyordu Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları 581 Amma Bulut Kardeşim erken öldü bir trafik kazasında gencecikken gitti kadersiz Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 260 Bu yıl tarih düşüyorum ara sokaklara yönelik köklü bir bakım dizisi başlattı belediye çok sayıda sokak taşıt trafiğine kapatıldı Enis Batur Acı Bilgi 259 Sanki o yetmezmiş gibi bir de trafik sorunu pahalılık biraz acemice de olsa konuya girebilmişti işte Tomris Uyar Aramızdaki Şey 21 Şehrin en işlek caddesinde 13 00 16 00 arası trafik durur Refik Halid Karay Bir Ömür Boyunca 211 Ben bilmez miyim bu saatte trafiği Oğuz Atay Tutunamayanlar 103 Otoyolları sadece tekbir şeridin dışında trafiğe kapatılmış Ayşe Kulin Sevdalinka 79 Altı ay önce trafik kazasında öldü Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 43 Bu da mevsime yazın daha tenha oluyor caddeler ve hava koşullarına yağmurda karda trafik sıkışıyor bağlı Pınar Kür Akışı Olmayan Sular 66 Taşıtların çokluğuna trafiğin sıkışıklığına karşın yollar kaldırımlar tenhaydı Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 102 Trafik polislerinin karanlıkta iyice belirginleşen havada küçük çemberler çizen beyaz eldivenleri derinden derine dönenip duruyor Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 111 2 Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü 3 Ulaşım araçlarının yola çıkması için gerekli işlemleri yapan ve ulaşım yollarını denetleyen resmî kurum veya görevli kişiler 4 Bir iş veya durumdaki hareketlilik 5 Gidiş geliş Nevbahar Hanım ın alışveriş ettiği dükkâna mutlaka nur yağar aniden müşteri sayısı artar alışveriş trafiği canlanır Buket Uzuner Şairler Şehri 77 Bu arada yöneticiler arası trafik inanılmaz boyutlara vardı Tomris Uyar Günlerin Tortusu 52 )


- TRAFİK IŞIĞI ile SEMAFOR[Fr. < Yun.]

( ... İLE Demiryollarında, gündüz mekanik olarak kırmızı bir kolla, gece kırmızı ışıkla işaret veren aygıt. | İki gemi ya da gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan, üç kollu, işaret sütunu. )


- TRAFİK, SEYRÜSEFER | DOLAŞIM ile/||/<> DOLAŞIM

( Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi Döngüsel yer ya da konum değiştirme devinimi anlamdaş sirkülasyon circulatio Kanın vücuttaki damarlar içinde hareketi kapalı borular içersinde herhangi bir sıvı hareketi biyoloji botanik zooloji Mal para çek bono gibi değerlerin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir sıvının kanın ya da sitoplâzma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal ya da bir yönde sürekli hareketi Sirkülasyon Fırın gazlarının ve sıvı yunakların ortamlarını eşdağılımlı bir durumda tutabilmek için bu ortamların dolaşması olayı Bir sıvının kanın veya sitoplazma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal içinde bir yönde sürekli hareketi sirkülasyon Kan dolaşımı )

( TRAFFIC | CIRCULATION )

( CIRCULATION )

( VERKEHR | KREISLAUF | ZIRKULATION, KREISLAUF | ZIRKULATION )

( CIRCULATIO | CIRCULATIO: DOLAŞIM )