Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(449/502)


- TERVENDE[Fars. < TERVENDE] ile/değil/yerine/=/||/<> TURFANDA

( turfanda meyvecilik turfanda sebzecilik son turfanda Mevsimin başında ilk yetişen meyve sebze Yeni ilk kez ortaya çıkan )


- TERVİÇ[Ar. < TERVĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> DESTEKLEME


- TERVİÇ[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR DÜŞÜNCEYİ TUTMA, DESTEKLEME


- TERVÎHA ile/||/<>/> TERÂVÎH[çoğ.]["TERÂVÎ" değil!] (NAMAZI)

( Terâvîh namazının, her dört rekatı. @@ Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz. )


- TERVİYE ile/ve/<>/> AREFE ile/ve/<>/> NEHÂR

( [Zilhicce'nin] 8. günü. İLE/VE/<>/> 9. günü. İLE/VE/<>/> 10. günü.[Bayram] )


- TERYLENE[İng. < TERYLENE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERİLEN

( Yapay polyester lifleri veya ipliği tergal Bu liften veya iplikten yapılan )


- TERZİ[Ar.]/HAYYATİ[Ar.]/DERZİ[Fars.]/BAHYEZEN[Fars.] ile/değil/yerine/= DİKMEN


- TERZİ, KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZ ile/ve/||/<> KEL, İLACI OLSA BAŞINA SÜRER/MİŞ


- TERZİ KUŞU ile/||/<> TERZİ KUŞU

( Cisticola cisticola Ötücükuşlar Passeriformes takımının öteğengiller Sylviidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 10 5cm Sırtı ve kanatları karakahverengi karnı sarı olur Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ötleğengiller Sylviidae familyasından 10 5 cm kadar uzunlukta sırtı ve kanatları kara kahverengi karnı sarı Avrupa Afrika ve Asyanın sazlık bölgelerinde yaşayan kendisine çok özel bir yuva yapan bir tür )

( FAN-TAILED WARBLER | FAN TAILED WARBLER )

( CISTICOLE D'EUROPE )

( EUROPÂISCHER ZISTENSÂGER | EUROPÄISCHER ZISTENSÄGER )

( CISTICOLA CISTICOLA )


- TERZİ ile/||/<> DRESSMAKER[İng.] ile/||/<> TAILLEUR, COUTURIÈRE[Fr.] ile/||/<> SCHNEIDERGEHILFER[Alm.] ile/||/<> DİKİŞÇİ

( Tiyatro giysilerini diken işçi )

( DRESSMAKER )

( TAILLEUR, COUTURIÈRE )

( SCHNEIDERGEHILFER )


- TERZİHANE[Fars. < DERZĪ + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERZİ


- TERZÎK[Ar. < RIZK] ile BESLE(N)ME

( Besleme, rızık verme. )


- [ne yazık ki]
TERZİL[Ar.] ile/değil/yerine/= KÜÇÜK DÜŞÜRME


- TERZİL[Ar. < TERZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TERZİL

( Küçük düşürme )


- TERZİLİK ile/||/<> DİKİŞÇİLİK


- TERZİ/LİK ile TERZİL


- TEŞABÜH, HOMOLOJİ | BENZETİ ile/||/<> BENZETİ

( Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi Resim Heykel Özgünden çıkarılmış benzer yapıt )

( HOMOLOGY )

( HOMOLOGIE | COPIE )

( HOMOLOGIE | NACHHAHMUNG )


- TESADÜF ETMEK ile/değil/yerine/= DENK GELMEK


- TESADÜF ile/||/<> CHANCE, HAZARD[İng.] ile/||/<> HASARD[Fr.] ile/||/<> ZUFALL[Alm.] ile/||/<> RASTLANTI

( Açıklanamayan beklenilmeyen önceden kestirilemeyen bir olayın ortaya çıkışı )

( CHANCE, HAZARD )

( HASARD )

( ZUFALL )


- TESADÜF ile/değil/yerine/= DENKGELİ


- TESÂDÜF ile/ve/değil DIŞLAŞMA


- TESADÜF ile İSÂBET

( SUDFE ile ... )

( COINCIDENCE vs. HIT )

( HASARD avec ... )


- TESADÜF ile/değil TAKDİR


- TESADUF[Ar. < TEṢĀDUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TESADÜF

( tesadüf eseri Yalnızca ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan değişebilen sebebi Tasarlanmadığı halde karşılaşma rast I )


- TESADÜF ile TESADÜFİ/LİK ile TESADÜF ESERİ


- TESÂDÜF[< SADEF | çoğ. TESÂDÜFÂT] ile/ve/değil/yerine/<> TEVÂFUK[< VEFK | çoğ. TEVÂFUKAT]

( Rastlantı, aramadan bulma. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Uyma, uygun gelme. )


- TESADÜFEN ile/değil/yerine/= DENKGELİYLE


- TESADUFEN[Ar. < TEṢĀDUFEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TESADÜFEN

( Rast gelerek rastlantı sonucu olarak kazara )


- TESADÜFİ[Ar. < TEṢĀDUFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> RASTLANTISAL


- TESADÜFİ ile/değil/yerine/= DENKGELİSEL


- TESADÜFİ ile MACERAPERESTLİK

( ADVENTITIOUS vs. ADVENTUROUSNESS )

( نابجا ile عارضي ile غير موروثي ile ماجراجويي )

( NABEJA ile عارضي ile غير موروثي ile MAJERAJOYY )


- TESADÜM | ZIDDİYET | ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMA ile/||/<> ÇATIŞMAK

( İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması 1 Oyun kişileri arasındaki çatışma 2 İç çatışma tinsel olan çatışma Bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması 3 Dış çatışma hareketlerle ve sözlerle olan çatışma Karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması Uzlaştırılamayan ve birbirine karşıt olan içtepi istek ve eğilimlerin canlıyı aynı zamanda ve yaklaşık güçte etkilemesi Bu durumda canlı karar vermede ve seçme yapmada güçlük çeker 1 Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum 2 Birbirleriyle uyuşmayan dilek istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık coğrafya 1 Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar 2 Bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı hiatus ünlü çatışması Kenetlenme )

( MERGING | CONFLICT | TIE TIE )

( RECORDEMENT | CONFLICT | CONFLIT )

( SCHARUNG | KONFLIKT )


- TESAHUB[Ar. < TEṢĀḤUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TESAHUP

( benimseme Arkadaşlık etme )


- TESAHUP[Ar.] ile/değil/yerine/= BENİMSEME, SAHİP ÇIKMA | ARKADAŞLIK ETME


- TESALUB[Ar. < TEṢĀLUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TESALÜP

( İki şeyin birbiri üzerine çapraz biçimde gelmesi Sinir ve damarların birbirinin üzerinden çapraz olarak geçmesi )


- TESÂLUH[Ar.] ile TESÂLUH[Ar.]

( MÜSÂLAHA[< SULH]: Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Sağır gibi görünme. )


- TESALÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇAPRAZ GELME

( İki şeyin birbiri üzerine çapraz biçimde gelmesi. | Sinir ve damarların birbirinin üzerinden çapraz olarak geçmesi. )


- TESÂMU'[< SEM] ile TESÂMUH[< SEMÂHAT | çoğ. TESÂMUHÂT]

( Duyma/işitme, kulaktan duyma. İLE Hoş görme, müsamaha gösterme. | Dikkatsiz, kayıtsız davranma. )


- TESÂNÜT/TESÂNÜD[Ar. < SENED] ile/değil/yerine/= DAYANIŞMA | OMUZDAŞLIK


- TESANÜT[Ar. < TESĀNUD] ile/değil/yerine/=/||/<> OMUZDAŞLIK | DAYANIŞMA

( omuzdaşlık dayanışma )


- TESÂRİF[< TASRÎF] ile ...

( Allah'ın, istediği gibi hükmetmesi, irâde ve ihtiyârı. | [dilb.] Tasrifler, çekimler. )


- TEŞA'U' ile ...

( Işığın, merkezden, etrafa doğru dalgalanması. )


- TEŞA'UL[< ŞU'L] ile TEŞA'UR[< ŞA'R] ile TEŞÂUR[< Şİ'R] ile TEŞÂVÜR[< ŞÛRÂ]

( Parlama, tutuşma. İLE Kıllanma, tüylenme. İLE Şâir tavrı takınma, şâirlik taslama. İLE Birbirine danışma. )


- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇATIŞKI ile/||/<> MANTIKSAL ÇATIŞKI

( mantıksal çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği Kantta Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler Kant dört türlü çatışkı ayırır 1 Sav Evren uzay ve zaman bakımından sonludur karşı sav sonsuzdur 2 Sav Herşeyin kendilerinden kurulduğu son yalın parçalar vardır karşı sav yoktur 3 Sav Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır karşı sav evrende özgürlük yoktur her şey doğa yasalarına göre olup biter 4 Sav Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır karşı sav böyle bir varlık yoktur Kanta göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur çatışkı )

( ANTINOMY | CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION )

( CONTRADICTIO )

( ANTINOMIA )

( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία )


- TESAVÎ-İ NAKİZEYN | ÇATIŞKI ile/||/<> ÇELİŞME | MANTIKSAL ÇATIŞKI

( bk. mantıksal çatışkı. @@ Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlü çatışkı ayırır: 1. Sav: Evren, uzay ve zaman bakımından sonludur; karşı sav: sonsuzdur. 2. Sav: Herşeyin kendilerinden kurulduğu son, yalın parçalar vardır; karşı sav: yoktur. 3. Sav: Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır; karşı sav: evrende özgürlük yoktur, her şey doğa yasalarına göre olup biter. 4. Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır; karşı sav: böyle bir varlık yoktur. Kant'a göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir. Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur.@@bk. çatışkı )

( ANTINOMY | CONTRADICTION~CONTRADICTION )

( ANTINOMIE | CONTRADICTION~CONTRADICTION )

( CONTRADICTIO~CONTRADICTIO )

( ANTINOMIE | WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION~WIDERSPRUCH, KONTRADIKTION | WIDERSPRUCH )

( ANTINOMIA~CONTRADDIZIONE )

( ΑΝΤΙΝΟΜΊΑ / αντινομία~ΑΝΤΊΦΑΣΗ / αντίφαση )


- TESÂVİ-İ TERKİBE MÜTEALLİK | İZOMERİ ile/||/<> İZOMERİ[Fr. < ISOMÉRIE]

( izomerisel kimya kimya )

( ISOMÉRIQUE | ISOMÉRIE )


- TESBÎ'[Ar. < SEB] ile TESBÎH[Ar. < SEBH | çoğ. TESBÎHÂT]

( Yedileme, yediye çıkarma. | Önceden söylenilmiş bir manzûmenin her beytinin -matla'da iki mısrâı ile aynı kafiyede olmak üzere- beş mısrâ eklenerek, yedi mısrâya çıkarılması. İLE "Sübhânallah" sözcüğünü söyleyerek ve öteki sıfatlarını da anarak, Allah'a tazîm etme senâ etme. | Kalbin şifâsı, itminânı ve visâli. | Tespih. )


- TEŞBÎ'[Ar.] ile TEŞBÎH[Ar. < ŞİBH | çoğ. TEŞBÎHÂT] ile TEŞBÎR[Ar.]

( Karnını doyurma, karnı doyrulma. [İŞBÂ'(< ŞİB)] İLE Benzetme, benzetilme. İLE Karışlama, karışlanma. | Endâze vs. ile ölçme. )


- TEŞBİH EDİLEN TENZİH ile TEŞBİH OLAN TEŞBİH


- KAVRAMLAR:
"TEŞBİH EDİLEN/LER" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESBİH EDİLEN/LER

( Zihin ile bilinenler/bilinebilenler. İLE/VE/||/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Akıl ile bilinenler/bilinebilenler. )


- TESBİH (ETMEK) ile/ve/<> ZİKR (ETMEK)


- TEŞBÎH[< ŞİBH](/BENZETME) ile/ve/< İSTİÂRE ile/ve/< MECÂZ[< CEVÂZ] ile/ve/< MECÂZ-I MÜRSEL(/DÜZ DEĞİŞMECE) ile/ve/< TÂ'RÎZ[< ARZ] ile/ve/< TEŞHÎS[< ŞAHS] VE İNTÂK[< NUTK]

( Ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatı. İLE/VE Bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka şeylerin adıyla anma sanatı. İLE/VE Sözcükleri gerçek anlamları dışında kullanma sanatı. İLE/VE Bir sözcüğü, benzetme amacı gütmeden, başka bir sözcük yerine kullanma sanatı. [iki nesne/kavram arasında çok çeşitli ilişkiler kurulmasıyla] İLE/VE Bir sözü, hem gerçek, hem de mecâzî anlamıyla kullanma sanatı. [Söylenilen sözün gerçek anlamından bir sonuç çıksa da geçerli olan mecâzî anlamıdır][alay, sitem, şaka gibi kullanımlarda] İLE/VE Birini eleştirme, küçük düşürme ya da alay etmek amacıyla söylenilmek istenileni tam tersi bir anlamda bir sözle, incelikle ve lâtîfeyle[espriyle] anlatma sanatı. İLE/VE Teşhis, cansız varolanları ya da hayvanları kişileştirme sanatı. [FABL] | İntak, nesneleri konuşturma sanatı. )


- TEŞBİH | TAKLİT ETME | BENZEŞME ile/||/<> BENZEŞME ile/||/<> BENZETME ile/||/<> BENZETMEK

( benzetme II 13 Kelime içindeki bir sesin boğumlanma noktası veya niteliği bakımından yan yana veya aralıklı duran bir başka sesle benzer veya eş duruma getirilmesi olayı vardur vardır o bir öbür pantalon pantolon haste hasta çarşanba çarşamba sünbül sümbül vb Benzeşme yan yana bulunan sesler arasında olabildiği gibi komşu sesler arasında da görülür Niteliği bakımından yarı benzeşme tam benzeşme yakın benzeşme uzak benzeşme ilerleyici benzeşme ve gerileyici benzeşme türlerine ayrılır Yarı benzeşme benzeşen sesin benzeştiği sesin niteliklerinden bir veya ikisine uyum sağlamasıdır penbe pembe sünbül sümbül örneklerindeki diş sesi n yanındaki dudak sesi bnin etkisi altında bir dudak sesi olan mye dönüşmüştür İlerleyici benzeşme de önceki sesin kendinden sonra gelen sesi gerileyici benzeşme de ise sonraki sesin daha önceki sesi kendi boğumlanma noktasına çekme biçiminde bir benzeşme olayı vardır Bu olay yazı dilinde seyrek ağızlarda yaygındır anla anna bunlar bunnar nişanlı nişannı zenginlik zenginnik şemsiye şemşiye defter tefter Hatice Hacce kalmazsa kalmassa tarla talla türlü tüllü olmazsa olmassa yatsı yatsıg yassı yassı namazı gitsin gissin vb Karşıtı benzeşmezlik tir Bir nesneyi bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır I Benzetme öğeleri es t erkânı teşbih Benzetmeyi oluşturan dört öğe 1 benzetmelik kendisine benzetilen es t müşebbehün bih Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan niteliği daha üstün daha güçlü olan 2 benzetilen benzeyen es t müşebbeh Birbirine benzetilen varlıklardan kavramlardan nitelikçe daha güçsüz daha aşağı olan Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne kavram 3 benzetme yönü es t vechi şebeh Birbirine benzetilen varlıkların kavramların arasındaki ortak nitelik 4 benzetme ilgeci es t edatı teşbih Sözcükler kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler II Benzetme türleri 1 ayrıntılı benzetme tam benzetme es t teşbihi mufassal Dört öğesi de bulunan benzetme Ör Aslan gibi yiğit asker Buna tam benzetme de denir 2 kısa benzetme es t teşbihi muhtasar Benzetme yönü bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslan gibidir 3 özetli benzetme es t teşbihi mücmel İlgeci bulunmayan benzetme ör Mehmet yiğitlikte aslandır 4 pekişik benzetme es t teşbih müekket teşbihi beliğ Edatı da benzetme yönü de bulunmayan benzetme Ör Mehmet aslandır 5 yaygın benzetme es t teşbihi temsilî Sözcükler arasında değil anlatım bölümleri arasında olan benzetme Bu bölümler kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur yaygın eğretileme 6 sarmaştı benzetme es t teşbihi melfuf Bir tümcedeki dizedeki öğelerle sonraki tümcenin dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme Ör Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur 7 ayrımcalı benzetme es t teşbihi mefruk Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme Ör Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır Namık Kemal 8 toplamlı benzetme es t teşbihi cemi Benzetmeliği birden çok olan benzetme Ör Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tutii şeker güftar 9 eşli benzetme es t teşbihi tesviye Benzetilenin birden çok olduğu benzetme Ör Reha bulmak ne mümkin suzişi mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâyı intizar ateş Rafet 10 çevrik benzetme es t teşbihi maklup Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme 11 beğenilen benzetme es t teşbihi makbul İsteği anlatmaya yeten benzetme 12 beğenilmeyen benzetme es t teşbihi merdut İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme 13 benzeşme es t teşabüh tesavi Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması Ör Bilmez oldum sâkiya derdi firakı yar ile Mey midir bu ya sirişki çeşmi giryanım mıdır Baki Söz sanatı terimi Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle veya edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma Kar gibi beyaz bir çarşaf Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu İki gözü iki çeşme Pamuk eller gibi Bir markanın özdeşini yapma )

( ASSIMILATION )

( ASSIMILATION )

( ANGLEICHUNG, ASSIMILATION )


- TEŞBİH[Ar. < TEŞBĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> BENZETME


- TEŞBİH ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIYAS


- TEŞBİH ile/ve/||/<> MECAZ


- TEŞBİH ile/ve/<> TAHAYYÜL


- TEŞBİH ile/ve TEMSİL


- TESBİH[Ar. < TESBĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> TESPİH

( tespih ağacı tespih böceği tespih böcekleri tespih çalısı mercan tespih Süphanallah sözünü söyleme Belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış genellikle otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi Namaz sonunda Sübhanallah elhamdülillah Allahu ekber sözlerini otuz üçer defa söyleme )


- TEŞBİH ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESPİT


- TESBİH[Ar.] ile/ve/||/<>/< TESPİT[Ar. < TESBİT]


- TEŞBİH/İ YOKTUR ile/değil TARİH/İ YOKTUR


- TESCÎ'[< SEC | çoğ. TESCÎÂT] ile ...

( Düz yazıda, uyak kullanma, tümceleri uyaklama. )


- TEŞCİ[Ar. < TEŞCĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> CESARETLENDİRME


- TEŞCİ[Ar. < TEŞCİʿ] ile/||/<> SEÇİLİ YAZMA. KARŞITI: TERSİI

( Seçili yazma Karşıtı tersiI )


- TEŞCÎ'[Ar. < ŞECÂAT | çoğ. TEŞCÎÂT] ile TEŞCÎR[Ar. < ŞECER]

( Cesaret verme/verilme, gayrete getirme/getirilme. İLE Ağaçlandırma, ağaç dikme. )


- TESCİL ETMEK ile/değil/yerine/= KÜTÜKLEMEK


- TESCİL | KAYIT ile/||/<> KAYIT ile/||/<> KAYIT[Ar. < KAYD]

( Gümrükçe kabul edilen bildirgenin defterine kaydedilip üzerine sıra sayısı ve gününün yazılarak damgalanması Bir bilgiyi saklayabilmek ereğiyle deftere kâğıda ya da fişe geçirme 1 Doğrama kapıların ortak kısmında birbirine dik ve kalın çıtalar Aksaray Niğde 2 Pencere çerçevesi Dereyazıcı Alaca Çorum Reviden önceki ses de iki uyaklı kelimede aynı olursa bu sese KAYIT ve böyle olan uyaklara KAYITLI UYAK denir )

( REGISTRATION | RECORD | REGISTRY )

( ENREGISTREMENT )


- TESCİL[Ar. < TESCĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TESCİL

( Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme kütüğe geçirme Bir taşınmazın üzerinde bir ayni hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt )


- TESCİL ile TESCİLLİ ile TESCİLSİZ


- TESCİL/LEMEK ile/ve/değil TASDİK/LEMEK

( Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme. | Bir taşınmazın üzerinde bir aynî hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt. İLE/VE/DEĞİL Doğrulama. | Onay, onaylama. )


- TEŞCİR ile/||/<> AFFORESTATION[İng.] ile/||/<> RÈBOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AUFFORSTUNGÈ[Alm.] ile/||/<> AĞAÇLANDIRMA

( Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için elverişli yörelerde insan eliyle yeni orman alanları yaratma )

( AFFORESTATION )

( RÈBOISEMENT )

( AUFFORSTUNGÈ )


- TEŞCİR ile/||/<> BOISEMENT[Fr.] ile/||/<> AĞAÇLAMA

( tarım )

( BOISEMENT )


- TESDÎD[Ar.] ile TAKVÎM[Ar.]


- TEŞDİD[Ar. < TEŞDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞDİT

( Şiddetini artırma güç verme sağlamlaştırma )


- TESDİS[Ar. < TESDİS] ile/||/<> ...

( Divan edebiyatı terimi Bir gazelin beyitlerine dörder dize katma )


- TESDİS[Ar. < TESDĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TESDİS

( Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme )


- TESDİS[Ar.] ile TESTİS[Lat.]

( Sayısını altıya çıkarma ya da altıya bölme. | Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme. İLE Erbezi, taşak, haya, husye. )


- TEŞDİT | PEKİTME ile/||/<> GEREKLEYİŞ

( gerekleyiş )


- TEŞDİT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇ VERME | SAĞLAMLAŞTIRMA


- TEŞEBBÜH[Ar. < ŞİBH] ile/değil/yerine/= BENZEME

( Benzeme, andırma, kendini benzetmeye özenme, zorlayarak benzemeye çalışma. )


- TEŞEBBÜS (CÜRME) ile/||/<> TENTATIVE[Fr.] ile/||/<> KALKIŞMA

( TENTATIVE )


- TEŞEBBÜS ETMEK ile/değil/yerine/= GİRİŞMEK/EL ATMAK


- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM


- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİM | GİRİŞME


- TEŞEBBÜS ile/ve/||/<>/> TESADÜF

( Teşebbüs etmezsen, tesadüf etmez. )


- TEŞEBBUS[Ar. < TEŞEBBUS̱] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEBBÜS

( hür teşebbüs özel teşebbüs Girişim girişme )


- TEŞEBBÜS[Ar.] ile/ve TEVESSÜL[Ar.]


- TEŞECCÜ'[Ar. < ŞECÂAT | çoğ. TEŞCÎÂT] ile TEŞECCÜR[Ar.]

( Sahte cesâret gösterme, şecî görünme. İLE Ağaçlaşma, ağaçlanma. | [kimya] Billur nesnelerin ağaç biçiminde birleşmesi. )


- TEŞEDDÜD ile/||/<> GEMINATE[İng.] ile/||/<> GEMINATION[Fr.] ile/||/<> GEMINATION[Alm.] ile/||/<> ÜNSÜZ İKİZLEŞMESİ

( İç seste iki ünlü arasında bulunan ve vurguyu üzerinde bulunduran ikinci hece başındaki ünsüzlerin açık ve zayıf boğumlanmalı ilk hece ünlülerinin etkisi altında kendi hece sınırlarını aşacak bir yoğunlukla boğumlanmaları sonucunda söz konusu ünsüzdeki tekrarlanmayı gösteren ses olayı aşağı aşşağı aman amman azık azzıh ışık ışşıh ısır ıssır kaşık gaşşıh küçük güççük döşek döşşek vb Bu olay sonunda açık ilk heceler zayıflıktan kurtulmakta ve birer kapalı heceye dönüşmektedir )

( GEMINATE )

( GEMINATION )

( GEMINATION )


- TEŞEHHÜD MİKDÂRI ile ...

( Ettehiyâtü okuyacak kadar zaman; gayet kısa bir zmaan, az zaman. )


- TEŞEHHÜD[< ŞAHÂDET] ile ...

( Namazda, oturarak, "ettehiyyâtü" duasını okuma. )


- TEŞEHHUD[Ar. < TEŞEHHUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEHHÜT

( teşehhüt miktarı Namazda oturarak ettehiyyatü duasını okuma )


- TEŞEHHÜP | AKKORLUK ile/||/<> AKKORLUK

( Sinema TV Yüksek derecede ısıtılan nesnelerin ışık saçma özelliği ışık saçan bir nesnenin durumu fizik kimya )

( INCANDESCENCE )

( INCANDESCENCE | INCADESCENCE )

( WEISSGLUT, GLÜHEN )


- TESEHHÜR[< SEHR] ile ...

( GECE UYUMAYIP, UYANIK KALMA )


- TEŞEHHÜT ile TEŞEHHÜT MİKTARI


- TEŞEKKÜL ETMEK/MEYDANA GELMEK[Ar.] ile/değil/yerine/= OLUŞMAK


- TEŞEKKÜL | OLUŞUM ile/||/<> OLUŞUM

( Gökcisimlerinin canlıların doğup biçimlenme süreci 1 Belli bir varlık kazanma oluşma süreci 2 Herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması 3 Kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad Bir bileşiğin öğelerinden yapılması Ayrıtsal özellikleri bulunan ya da gözlem ve bilgi konusu olan olgusal durum genel uygulayım 1 Biçimlenme süreci katman kütle gökcismi vb 2 Belirli bir yerbilimsel dönemde biçimlenmiş olan katman külte vb İnsan ruhu ve düşüncesinin kültür değerlerine tam bir anlayışla katılabilecek bir biçimde tinsel gelişmesi ve biçimlenmesi İnsanın belli ülkülere ve belli örneklere göre yetişmesi Gerçek oluşum son bulmuş bir şey değil durmadan gelişen canlı bir oluştur Kırılcaların temel yapılarına bağlı olarak büyürken geliştirdikleri biçim oluşma Bir bileşik faz olay biçim ya da ürünün ortaya çıkışı )

( FORMATION | OCCURENCE )

( FORMATION )

( ENSTEHUNG | BILDUNG | SCHICHTENBILDUNG | FORMATION )


- TEŞEKKÜL[Ar. < TEŞEKKUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞUM | ÖRGÜT

( oluşum örgüt )


- TEŞEKKÜL ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> OLUŞMA

( oluşum oluş jeoloji biyoloji coğrafya )

( FORMATION )


- TEŞEKKÜL[< ŞEKL] ile/değil/yerine/= OLUŞUM/KURULUŞ

( ŞEKİLLENME | KURULMA, KURULUŞ, MEYDANA GELİŞ | OLUŞUM )


- TEŞEKKÜL ile/ve TASAVVUR


- TEŞEKKÜL[Ar. < ŞEKL | çoğ. TEŞEKKÜLÂT] ile TEŞEKKÜR[Ar. < ŞÜKR | çoğ. TEŞEKKÜRÂT]

( Şekillenme. | Kurulma, kuruluş, meydana geliş. | Oluşum. | Yoğrum. | Oluş. | Örgüt, topluluk. İLE Şükr etme, yapılan bir iyilikten memnun kalma ve memnun kaldığını ifade etme sözleri. )


- TEŞEKKÜLÂT ile/||/<> FORMATION[İng.] ile/||/<> FORMATION[Fr.] ile/||/<> FORMATION[Alm.] ile/||/<> OLUŞUK

( Bir kayaç katman litostratigrafi birimi belli bir ya da birkaç kayaç cinsinin egemen olması ya da yapılışında göze çarpan özelliğiyle altından ve üstünden ayırt edilebilen oluşum )

( FORMATION )

( FORMATION )

( FORMATION )


- TEŞEKKÜL-İ KABLÎ ile/||/<> PRÉFORMATION[Fr.] ile/||/<> ÖN OLUŞ

( biyoloji )

( PRÉFORMATION )


- TEŞEKKÜR EDERİM ile/ve/||/<>/> EKSİK OLMA!


- TEŞEKKÜR EDERİM/EYVALLAH ile/değil/yerine/= SAĞOL


- TEŞEKKÜR[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= ÖVGE (SUNMAK)


- TEŞEKKÜR ETMEK ile/ve TAKDİR ETMEK

( TO THANK vs./and TO APPRECIATE )


- TEŞEKKÜR ile/ve ALLAH'A ŞÜKÜR


- TEŞEKKÜR[Ar.]["TEŞEKKÜRLER" değil!]/MERSİ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAĞ OL! / ALKIŞ


- TEŞEKKÜR ile/ve ŞÜKÜR

( Kişilere ve topluma teşekkür etmeyi bilmeyen, şükür etmeyi bilemez. )


- TEŞEKKUR[Ar. < TEŞEKKUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEKKÜR

( teşekkürname açık teşekkür Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma teşekkürname )


- TEŞEKKÜRDE:
ESTAĞFİRULLÂH ile/ve/değil/||/<> RİCA EDERİM


- TEŞEKKURNAME[Ar. < TEŞEKKUR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞEKKÜRNAME

( Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge teşekkür )


- TEŞEKKÜRNÂME ile/değil/yerine/= ÖVGEBELGE


- TEŞEKKÜRÜNÜ ...:
"BİLDİRMEK" ile/ve/değil/||/<>/< BELİRTMEK


- TESELLİ EDİLEBİLİR ile TESELLİ ile TESELLİ EDİCİ ile KONSOL ile PEKİŞTİRMEK ile KONSOLİDE ile KONSOLİDASYON

( CONSOLABLE vs. CONSOLATION vs. CONSOLATORY vs. CONSOLE vs. CONSOLIDATE vs. CONSOLIDATED vs. CONSOLIDATION )

( تسلي پذير ile دلداري ile تسليتي ile پيشانه ile دلداري دادن ile تسليت دادن ile ميزفرمان ile تحکيم کردن ile يک رقم کردن ile مستحکم کردن ile يک پارچه کردن ile مستحکم ile تشييد ile تحکيم )

( TASLY PAZYR ile DELDARY ile تسليتي ile PEYSHANEH ile DELDARY DADAN ile TASLYT DADAN ile ميزفرمان ile TAHAKYM KARDAN ile YK RAGHAM KARDAN ile MOSTAHKAM KARDAN ile YK PARCHEH KARDAN ile MOSTAHKAM ile تشييد ile TAHAKYM )


- TESELLÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= AVUNÇ


- TESELLİ[Ar. < TESELLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> AVUNTU | AVUNMA

( teselli mükâfatı züğürt tesellisi avuntu avunma Piyangoda büyük ikramiyeyi kaybeden en yakın numaralara yapılan ödeme )


- TESELLİ ile KENDİNİ KANDIRMAK


- TESELLÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TECELLİ

( Hakikati keşf edebilmek için teselli değil tecelli gerekir. )


- TESELLİ ile TESELLİSİZ/LİK ile TESELLİ MÜKAFATI


- TESELLİDE:
DÜNYA ile İSLÂM ile İMAN ile İHSAN


- TESELLUM[Ar. < TESELLUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TESELLÜM

( teslim tesellüm Verilen bir şeyi alma teslim alma )


- TESELLÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= VERİLEN BİR ŞEYİ ALMA


- TESELSUL[Ar. < TESELSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TESELSÜL

( zincirleme Birbirine bağlı birbiri ile ilgili şeylerin oluşturduğu dizi sıra silsile Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması )


- TEŞEMMÜ'[Ar. < ŞEM] ile TEŞEMMÜM[Ar. < ŞEMM]

( Mumlaşma, mum bağlama, muşamba gibi olma. | Üzerine bal mumu sürülme. [TEŞEMMÜ-İ KEBED: Karaciğerin muşambalaşması, siroz.] İLE Koklama. )


- TEŞEMMÜL[Ar.] ile TEŞEMMÜR[Ar.]

( İhrama bürünme. İLE İşe hazırlanma, sıvanma. )


- TESEMMÜR ile/||/<> FRUCTIFICATION[Fr.] ile/||/<> YEMİŞLENME

( botanik )

( FRUCTIFICATION )


- TEŞEMMÜS[Ar. < ŞEMS] ile/değil/yerine/= GÜNEŞ ÇARPMASI


- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] ile/değil/yerine/= KASILMA

( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )


- TEŞERRÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= ONURLANMA, ONUR DUYMA


- TEŞERRUF[Ar. < TEŞERRUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞERRÜF

( Bir kimse ile tanışmaktan şeref duyma )


- TESETTÜR[Ar. < SETR] ile/değil/yerine/= ÖRTÜNME, KAPANMA


- TESETTUR[Ar. < TESETTUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TESETTÜR

( Kadınların başı kapalı bir biçimde giyinmesi )


- TESETTÜR ile TESETTÜRLÜ/LÜK


- TESE'ÜL ile SUAL/İSTEK


- TEŞE'ÜM[< ŞEÂMET] ile/değil/yerine/= "UĞURSUZ SAYMA"


- TEŞEVVÜŞ[< ŞEVEŞE] ile/değil/yerine/= KARIŞMA, KARMAKARIŞIK OLMA, KARIŞIKLIK


- TEŞEVVÜŞ[Ar. < TEŞEVVUŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARIŞIKLIK


- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> CONFUSION[İng.] ile/||/<> KARIŞIKLIK

( Bir soru bir sınar ya da bir anlatımda terimlerin bulanıklığından ya da öğelerinin düzensizliğinden doğan anlam ya da kavram kargaşası )

( CONFUSION )


- TEŞEVVÜŞ[Ar.] ile/değil/yerine/= KARIŞIKLIK


- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> OBNUBILATION[İng.] ile/||/<> BULANMA

( Bilincin sislenmesi ve uyuşma durumuna girmesi )

( OBNUBILATION )


- TEŞEVVÜŞ ile/||/<> UNSTEADINESS[İng.] ile/||/<> VACILLATION[Fr.] ile/||/<> FLACKEND[Alm.] ile/||/<> ÇALKANTI

( Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler )

( UNSTEADINESS )

( VACILLATION )

( FLACKEND )


- TEŞEVVÜŞ-İ TAHATTUR ile/||/<> PARAMNESIA[İng.] ile/||/<> PARAMNÉSIE[Fr.] ile/||/<> BELLEK KARIŞIKLIĞI

( Sözcük ve cümlelerin doğru anlamını anımsayamamak ya da ilk kez görülen bir şeyi daha önce görmüş olmak yanılsamasına kapılmak biçiminde beliren hastalık )

( PARAMNESIA )

( PARAMNÉSIE )


- TESEYYUB[Ar. < TESEYYUB] ile/değil/yerine/=/||/<> TESEYYÜP

( Kayıtsızlık tembellik ihmalcilik )


- TESEYYÜP[Ar.] ile/değil/yerine/= KAYITSIZLIK, TEMBELLİK, İHMALCİLİK


- TESFÎL[< SÜFL | çoğ. TESFÎLÂT] ile TESFÎR[< SEFER]

( Sefilleştirme, bayağılaştırma, aşağılaştırma. @@ Sefere gönderme/gönderilme. )


- TESHÎK ile ...

( EZME, DÖVME, DÖVÜP EZME )


- TESHİL[Ar. < TESHĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> KOLAYLAŞTIRMA


- TESHÎL[Ar.] ile TESHÎL[Ar. < SEHL | çoğ. TESHÎLÂT] ile TESHÎR[Ar.]

( Öksürtme. İLE Kolaylaştırma. İLE Ele geçirme, zapt etme. | ... )


- TESHİN[Ar.] ile/değil/yerine/= ISITMA


- TESHİN[Ar. < TESḪĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> ISITMA


- TEŞHİR (ETMEK) ile/değil/yerine/= SERGİLEYİŞ/SERGİLENİŞ/SERGİLEMEK


- TEŞHİR | SERGİLEME ile/||/<> SERGİLEME

( Olgular ya da düşünceler üzerinde sözlü ya da yazılı olarak yapılan geniş ve yöntemli açıklama Verilerin çizelgelerle sunulması sırasında örnekçeli durumları vurgulamak ya da sayısal bir gözlemi özetlemek üzere nitel ya da görünülü betimlemelerde bulunma 1 Bir konuyu yayarak yapılan açıklama SERGİLEMEK Exposer 2 Bir eserin başında konuyu ortaya koyan kısım Sergileme ortaya çıkarmak gösterme Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme )

( DRAMATIZATION | EXHIBIT | SHOW )

( EXPOSÉ | 1. EXPOSÉ. 2. EXPOSITION | ÉTALAGER, EXPOSER | EXHIBITION )

( SCHAUAUSTELLUNG )


- TEŞHİR[Ar. < TEŞHĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖSTERME | SERGİLEME

( gösterme sergileme Herkese duyurma dile düşürme Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme )


- TESHÎR ile/ve/> TAHRİK

( Söz/kelâm ile. İLE/VE/> Bakış/nazar ile. )


- TESHİR[Ar. < TESḤĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TESHİR

( Büyü yapma Büyüleme kendine bağlama )


- TESHİR[Ar. < TESḪĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TESHİR

( Ele geçirme zapt etme )


- TEŞHİR ile TEŞHİRCİ/LİK


- TESHÎR ile TE'SÎR[< İSR]

( Büyüleme, büyü yapma; aldatma, aldatılma. İLE Alâmet/nişan bırakma. | İşleme, dokunma; içe işleme. | Kederlendirme. )


- TEŞHİRCİLİK ile/||/<> EXHIBITIONISM[İng.] ile/||/<> GÖSTERMECİLİK

( Dikkat ve ilgiyi üzerine çekebilmek için olağandışı ve uygunsuz davranışlarda bulunma )

( EXHIBITIONISM )


- TEŞHİR/EKSİBİSYON[< EXHIBITION]/UTAÇICILIK ile/değil/yerine/= GÖSTERMECİLİK


- TEŞHİS/DIAGNOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= TANI


- TEŞHİS | İKRAR | TANIMA ile/||/<> TANIMA ile/||/<> TANIMAK

( Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )

( RECOGNITION | IDENTIFICATION | ACKONWLEDGMENT )

( RECONNAISSANCE, RÉCOGNITION | RECONNAISSANCE )

( KENNTLICH MACHEN )


- TEŞHİS | KİŞİLEŞTİRME ile/||/<> KİŞİLEŞTİRME

( Cansız varlıkları ya da hayvanları imgesel yaratıkları kişiler gibi davrandırma canlandırma onlara duygu imge devim gibi nitelikler kazandırma sanatı Karlı dağların başında Salkım salkım duran bulut Saçın çözüp benim için Yaşın yaşın ağlar mısın Yunus Emre Oyunun özüne uygun olarak aksiyonun gelişimini sağlayan kişilerin yapımı Oyun kişisinin yapımı yönelişleri davranışları görünüşleri hareketleri çevre vb yollardan gerçekleştirilir Kişileştirme tip ve karakter olmak üzere iki çeşittir Kişileştirilen varlıklara imgesel yaratıklara söz söyletme sanatı kişileştirme Ör Dinle neyden kim hikâyet etmede Ayrılıklardan şikâyet etmede Bu koşada ney kişileştirilmiştir Konuşturma başlıyor Der Kamışlıktan kopardılar beni Nalişim zar eyledi merd ü zeni Süleyman Nahifi Mesnevi Tercümesi )

( CHARACTERIZATION )

( PROSOPOPÉE | CARACTÉRISATION )

( CHARAKTERISIERUNG )


- TEŞHÎS | TANI | TEŞHİS ile/||/<> TEŞHİS ile/||/<> TANI

( Tanı Tanı Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )

( DIAGNOSIS )


- TEŞHİS | TANI ile/||/<> TANI

( Bir veri yığını ya da bilgi gerecinin taranarak incelenen konu çevresinde örgütlenmesi Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Diyagnoz 1 Belirtilere ve bulgulara göre hastalığın belirlenmesi diyagnoz teşhis 2 Bir organizmanın bütün ayırıcı karakterlerinin kısaca belirtilmesi Hastalık belirtilerine ve hastalıkla ilgili her türlü muayene bulgularına dayandırılarak hastalığın niteliğinin ortaya konması diagnoz diyagnoz diyagnozis teşhis )

( DIAGNOSIS )

( DIAGNOSE )

( DIAGNOSE )


- TEŞHİS[Ar. < TEŞḪĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> BELİRLEME | KİŞİLEŞTİRME | TANI

( teşhis ve intak Kim ve ne olduğunu anlama tanıma seçme belirleme kişileştirme tanı )


- TEŞHİS[Ar.] ile/değil/yerine/= TANI/TANIMLAMA

( Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma. Kim ve ne olduğunu anlama, tanıma, seçme. | Belirleme. | Kişileştirme. )


- TEŞHİS ile TEŞHİS VE İNTAK


- TEŞHÎS[< ŞAHS | çoğ. TEŞHÎSÂT] ile TEŞHÎZ[< ŞAHZ | çoğ. TEŞHÎZÂT]

( Ayırma, seçme, fark etme, tanıma. | Hastalığın, hangi hastalık olduğunu bilme. | Eşyaya şahsiyet verme, onlara hitâb etme. İLE Sivriltme, keskinleştirme. | Bileme. | Uyandırma, kuvvet ve etkisini artırma. )


- TEŞ'ÎL[Ar. < ŞU'L] ile TE'ŞÎR[Ar.]

( Parlatma, alevlendirme/şûlelendirme, tutuşturma. İLE Gedik etme. )


- TESİR | ESER, TESİR | ETKİ ile/||/<> ETKİ

( Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik gürültü sis yağmur kar güneş gece fırtına yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü Deneysel tasarım Bir etken düzeyinin değişimi ile yanıtta oluşacak değişiklik 1 Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi 2 Nedensellik bağlantısı içinde bir nedenin sonucu Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur izleyici dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu Nedenin bağlılaşık kavramı 1 Nedensellik bağlantısı içinde a Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay b Bir nedenin doğurduğu gerçek olay 2 Bir şeyin verdiği izlenim Ör Etki yapmak iyi bir etki yapmak Birtakım sonuçlar tepkiler olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden )

( EFFECT | INFLUENCE, EFFECT, ACT )

( EFFET | INFLUENCE, EFFET )

( EFFEKT | EFFEKT, WIRKUNG | WIRKUNG, EFFEKT )

( EFFECTUS )


- TESİR | ETKİME ile/||/<> ETKİMEK

( kimya kimya )

( ACTION | AGIR )


- TESİR (ETMEK) ile/değil/yerine/= ETKİ/LEMEK


- TESİR (ETMEK) ile/ve/||/<>/> TESİS (ETMEK)

( Etki etmek. İLE/VE/||/<>/> Yapılandırmak. )


- TESİR | İNDÜKLEME ile/||/<> İNDÜKLEMEK ile/||/<> İNDÜKLEME

( fizik fizik İndüksiyon )

( INDUCTION )

( INDUCTION | INDUIRE )


- TE'SÎR[Ar. < İSR | çoğ. TE'SÎRÂT] ile/ve TES'ÎR[Ar. < SA'R] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHRİYY] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHR/SEHHAR | çoğ. TESHÎRÂT]

( Alâmet, nişan bırakma. | İşleme, dokunma, içe işleme. | Kederlendirme. İLE/VE Değer/kıymet/narh koyma. | Ateşi yakıp alevlendirme. İLE/VE Zapt ve istila etme, ele geçirme, elde etme. İLE/VE Büyü yapma, büyüleme, aldatma/aldatılma, kendini bağlama. )


- CROSS-SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE[Fr.] / QUERSCHNITT, WIRKUNGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TESİR KESİTİ


- TESİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ETKİ


- TESİR[Ar. < TEʾS̱ĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> ETKİ | ETKİLEME | ETKİME

( yan tesir etki etkileme etkime )


- TESİR ile HÜKÜM


- TESİR ile TESİRLİ/LİK ile TESİRSİZ/LİK


- TESİRSİZ/NÖTR ile/değil/yerine/= ETKİSİZ


- TESİS ETME ile/değil/yerine OLUŞTURMA


- TESİS[Ar.] (ETMEK) ile/değil/yerine/= KURMAK/OLUŞTURMAK


- TESİS[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> TEŞKİL[Ar.] (ETMEK)


- TESİS ile/||/<> FONDATION[Fr.] ile/||/<> VAKIF

( FONDATION )


- TESİS ile/değil/yerine/= KURULUŞ/KURULMA


- TESİS[Ar. < TEʾSĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> TESİS

( Yapma kurma temelini atma kuruluş )


- TESİSAT | TESİSATÇI | TESİSATÇILIK ile/||/<> DÖŞEM | DÖŞEMCİ | DÖŞEMCİLİK ile/||/<> DÖŞEYİCİ | DÖŞEYİCİLİK

( lağım döşemi )


- TESİSAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DONANIM/DÖŞEM


- TESİSAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DÖŞEM

( Belirli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi ya da döşenen bu araçların tümü. )


- TESİSAT ile/||/<> INSTALLATION[İng.] ile/||/<> INSTALLATION[Fr.] ile/||/<> DÖŞEM

( 1 genel uygulayım Bir işin sağlanması için kullanılması gereken araç gerecin uygun yerlere yerleştirilmesiyle oluşan düzen 2 mekanik Bir düzen içinde kullanılan araç gereç ya da aygıtların tümü 3 döşem Bir akışkanın dağıtımını kullanımını sağlayan boru donanımı )

( INSTALLATION )

( INSTALLATION )


- TESİSAT ile/değil TECHİZAT


- TESİSAT[Ar. < TEʾSĪSĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TESİSAT

( sıhhi tesisat pis su tesisatı Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü döşem donanım )


- TESİSAT ile TESİSATÇI/LIK


- TESİT[Ar. < TESʿĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> KUTLAMA


- TESİT[Ar.] ile/değil/yerine/= KUTLAMA


- TESKERE[Fars. < DESKERE] ile/değil TEZKERE[Ar.] ile/değil TEZKİRE[Ar.]

( Sedye. | Eskimiş yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç. @@ Pusula. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt. | Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge. @@ Divan şairlerinin yaşamlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren yapıt. )


- TEŞKİK[< ŞAKK] ile TEŞKÎK[< ŞEKK | çoğ. TEŞKÎKÂT]

( Yarma, yarılma, ikiye ayırma, parça parça yarma. İLE %50/50 olarak şüpheye düşürme/düşürülme, şüphede bırakma/bırakılma. )


- TEŞKİL ETMEK ile/değil/yerine/= OLUŞTURMAK


- TEŞKİL LÂHİKASI, İŞTİKAK LÂHİKASI | YAPIM EKİ ile/||/<> YAPIM EKİ

( Derleme şekil eki morfem yapı eki tekil eki Sözcük kök veya gövdesine getirilerek sözcüğün yeni bir kavram kazanmasını sağlayan ek lik gözlük ci evci li evli ine sevinç gi sevgi daş vatandaş dır sevdir in sevin leyin geceleyin vb Kelime kök ve gövdelerine getirilerek yeni kavramların yansıtılmasını kavramlara karşılık yeni kelimeler yapılmasını sağlayan ek lIk lUk odunluk dizlik yakınlık ÇI ÇU yarışçı izci lI lU tuzlu AcAk yiyecek yakacak IcI UcU sızıcı itici görücü A boşa yaşa dAş addaş adaş yoldaş ülküdeş l yarıl kırıl lA başla izle tuzla I n U n sevin soyun I ş U ş koşuş üşüş vb Türkçede yapım ekleri addan ad addan fiil fiilden ad ve fiilden fiil türeten ekler olmak üzere dört tür oluşturur Karşıtı çekim eki dir Azerbaycan Türkçesi sözdüzäldici şakilçi Türkmen Türkçesi söz yasaycı affiks goşulma laf kurucu afiks Özbek Türkçesi yasóvçi qóşimça Uygur Türkçesi söz yasiğuçi qoşumçä Tatar Türkçesi süz yasağıç yasağıç quşimça süz yasawçi quşimça Başkurt Türkçesi hüz yahawsı affiks yalgäw söz yaratıwçu koşumça söz etegen koşumça söz yaratagan koşumca Krç Malk söz kurawçu affiks calgaw Nogay Türkçesi söz yasawış kosımşa Kazak Türkçesi söz turdıruwşı jurnak sözjasamdık jurnak Kırgız Türkçesi söz casoo afiksi müçösü Alt sös büdüreeçi kojulta Hakas Türkçesi sös püdîrceňhozım Tuva Türkçesi çogaadılga kojumaa Rusça slovoobrazuyuşçiy affiks )

( MORPHEME | DERIVATIONAL AFFIX )

( MORPHÈME, AFFIXE DE FORMATION | AFFIXE DE FORMATION )

( FORMANS, BILDUNGSELEMENT )


- TEŞKİL[Ar.] ile/değil/yerine/= OLUŞTURMA | OLUŞUM | ÖRGÜTLEME


- TEŞKİL[Ar. < TEŞKĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞUM | ÖRGÜTLEME

( Oluşturma ortaya çıkarma meydana getirme oluşum örgütleme )


- TEŞKİLÂT ile/değil/yerine/= ÖRGÜT


- TEŞKİLAT[Ar. < TEŞKĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖRGÜT (ADLİYE TEŞKİLATI, BELEDİYE TEŞKİLATI)


- TEŞKÎLÂT[< TEŞKÎL] ile/ve/<> TECHÎZÂT[< TECHÎZ]


- TEŞKİLATLANMAK ile TEŞKİLATLANDIRMAK ile TEŞKİLATLANABİLMEK ile TEŞKİLAT ile TEŞKİLATLI ile TEŞKİLATÇI/LIK ile TEŞKİLATSIZ/LIK


- TESKİN EDİCİ ile/değil/yerine/= YATIŞTIRICI


- TESKİN[Ar.] ile/ve/||/<> TESELLİ[Ar.]

( Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma. İLE/ve/||/<> Avunma, avuntu, avunç. )


- TESKİN[Ar. < TESKĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> TESKİN

( Acı öfke heyecan vb duyguları yatıştırma dindirmeye çalışma )


- TESLA COIL[İng.] / BOBINE DE TESLA[Fr.] / TESLASPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA BOBİNİ


- TESLA[İng.] / TESLA[Fr.] / TESLA[Alm.] ile/değil/yerine/= TESLA


- TESLÎF[Ar.] ile/değil/yerine/= SABAH YEMEĞİ YEMEK


- TESLİM ETMEK ile/ve/<>/değil EMÂNET ETMEK


- TESLİM ETMEK ile MESAJ İLETMEK ile BİR KONUŞMA YAPMAK ile KURTULUŞ ile TESLİM EDİLMİŞ ile TESLİMATÇI ile TESLİMAT

( DELIVER vs. DELIVER A MESSAGE vs. DELIVER A SPEECH vs. DELIVERANCE vs. DELIVERED vs. DELIVERER vs. DELIVERY )

( رستگار کردن ile تخليص کردن ile رساندن ile به دنيا آوردن ile ايراد کردن ile ارائه دادن ile خلاصي بخشيدن ile پيغام رساندن ile نطق کردن ile سخنراني کردن ile رهيي ile رسته ile رساننده ile رهان ile تحويل ile زه ile وضع حمل )

( RASTGAR KARDAN ile TAKHALYSE KARDAN ile RESANDAN ile BAH DANYA AVARDAN ile AYRAD KARDAN ile ARAEH DADAN ile KHLASY BAKHSHYDAN ile PEYGHAM RESANDAN ile NOTGH KARDAN ile SOKHENRANY KARDAN ile رهيي ile RASTEH ile RESANANDEH ile رهان ile TAHVYLE ile ZAH ile VAZE HAMEL )


- TESLİM ETMEK ile/ve TESLİM ETMEYİ SÜRDÜRMEK


- TESLİM OLMAK ile/değil/yerine/>< KAYBETMEK


- TESLÎM[< SÜL, SELEME] ile ...

( KENDİNİ ALLAH'IN KADERİNE BIRAKMA | BİR EMÂNETİ YERİNE VERME | BİR ŞEYİ YENİ SAHİBİNE VERME | HAKİKAT OLDUĞUNU SÖYLEME | DAYANAMAYIP PES DEME | EMRE UYMAK, İTİRAZ ETMEMEK | SELÂM VERME, SELÂMETLE DUA ETME )


- TESLİM TAŞI ile ...

( TARÎK-İ BEKTÂŞİYYE'DE KULLANILAN ONİKİ DİLİMLİ TAŞ )


- TESLİM[Ar. < TESLĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> TESLİM

( teslim bayrağı teslim taşı teslim tesellüm adrese teslim bordada teslim Bir şeyi sahibine verme Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme Bırakma devretme terk etme Teslim ol veya teslim oluyorum sözü Gerçek olduğunu kabul etme doğrulama Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça )


- TESLÎM[Ar.] ile TESLÎM[Ar. < SÜL, SELEME | çoğ. TESLÎMÂT]

( Çentme, diş diş etme. İLE Bir emâneti, yerine verme. | Bir şeyi, yeni sahibine verme. | Hakikat olduğunu söyleme. | İtiraf. | Dayanamayıp, "Pes!" deme. | Kendini, Allah'ın kaderine bırakma. | Bir saz yapıtında, asıl hâne ile mülâzimeyi bağlayan nağmeler olup bu nağmeler, her hânede tekrar edilmekle beraber, mülâzimeye dahil edilmez. Eskiden, buna "Terkib-i İntikal" da denilirdi. Fakat terkib-i intikal'in yalnız hâneleri bağlayan ve az çok tâdîlât ile tekrar edilen nağmeciklere verilen bir ad olup mülâzime ile hâne arasındaki nağmeye tevsî edilmemiş olma olasılığı da vardır. | Selam verme, selâmetle dua etme. | Âfetten masûn kılma. )


- TESLİM ile TESLİM TAŞI ile TESLİM TESELLÜM


- TESLİMAT[Ar. < TESLĪMĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TESLİMAT

( Teslim etme işleri Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar )


- TESLİMAT ile TESLİMATÇI/LIK


- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ADÂLET


- TESLİMİYET ile/ve/> AŞK

( SUBMISSION vs./and/> FALL IN LOVE )


- TESLİM/İYET ile/ve BAĞLI/LIK


- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK


- TESLİMİYET ile/ve İMAN


- TESLİMİYET ile/ve İNSAF


- TESLİMİYET ile/ve/değil/<> MAHVİYET


- TESLİMİYET ile NEFS

( Yün yumağı fındık kadar kalsa bile yine "Ben yumağım!" der durur. Fakat son ilmiği de attılar mı, gözünü bir açar ki, güzel bir halı olmuş, yumaklığından eser kalmamış. Nefis yumağının da oraya buraya yuvarlanması bunun için. Bizi bir halı olarak dokuyor. )

( Nefsi kurtarmak için yokluk gerek. )


- TESLİMİYET ile/ve/||/<>/< SABIR

( Özellikle, Anthony Hopkins'in, "The Edge" ve "The Instinct" adlı filmlerini de izlemenizi salık veririz. )


- TESLİMİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< TERK-İ DAVÂ


- TESLİMİYET ile TESLİMİYETÇİ/LİK


- TESLİMİYET ile/ve/||/<> TEVEKKÜL

( Ne kadar âlim olsak da iki dakika sonra başımıza ne geleceğini bilemeyiz. )

( İnsan da, varlık da, kudret de küçülmedikçe büyümez. [muhitleşmek] )

( Kendinden haberin olmayacak ki, vuslata çıkasın. )

( Herşeyin modeli vardır fakat hakikatin yok. Hem kafes içinde duracaksın, hem de aradan çıkacaksın. )

( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )

( KENAR GEZME!
DOLAN, GEL!
GİR İÇERİ! )


- TESLİMİYET ile/ve/||/<>/>/< TEVEKKÜL
ile/ve/||/<>/>/<
TEBESSÜM :)

( Denizde, kendini bırakırsan batmazsın. Kişiyi batıran, kendini bırakmaksızın çırpınmasıdır. )


- TESLİMİYET ile/ve/değil TUTMAMAK


- TESLİMİYYET[Ar. < TESLĪMİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> TESLİMİYET

( Teslim olma kendini verme boyun eğme )


- TESLİS[Ar.]/TRIAL/TRINITY[İng.]/TRIVIUM[Lat.]/TRIMURTI[Hintçe] ile/değil/yerine/= ÜÇÜL


- TESLÎS ile TESDİS ile TESTİS[İng. TESTICLE]

( Üçleme. @@ Altışarlama. @@ Erbezi/haya. )


- TESLİS[Ar. < TES̱LĪS̱] ile/değil/yerine/=/||/<> TESLİS

( Üçe çıkarma üçleme Hristiyanlıkta Tanrı İsa ve Kutsal Ruh un aynı kişi olmaları inancı üçleme )


- TESLİS ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEVHİD


- TEŞMİL[Ar. < TEŞMĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEŞMİL

( Kapsamına alma )


- TEŞMÎL[Ar.] ile TEŞMÎR[Ar. < ŞEMR]

( Yayma, içine aldırma, kapsamına aldırma. | Daha genel bir anlam verme. İLE Sıvama, sıvanma. )


- TESMÎM[Ar.] ile TESMÎM[< SEMM]

( Eklemlerin yüzlerini birbirinden ayırma işi. Bir örgeni, eklem yerinden kesip atma. İLE Zehirleme, zehirlenme. )