Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(442/502)


- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM


- TEK DUVARLI CNT ile/||/<> ÇOK DUVARLI CNT

( SWCNT tek katman, MWCNT konsantrik çoklu. )

( Formül: 0.5-2nm İLE 5-100nm )


- TEK DÜZE ile/ve/değil/||/<> TEK TİP


- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR


- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL


- TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK

( "Durumu" kabul etmek. İLE "Durumu" kabul etmemek. )


- MONOENERGETISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ENERJİLİ IŞINIM


- TEK EŞLİ/MONOGAM[Fr. < MONOGAME] ile/||/<> TEK EŞLİLİK/MONOGAMİ[Fr. < MONOGAMIE]


- EINFARBIGE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK FREKANSLI GİRİŞİM


- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ

( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )

( ... cum/et/||/<> PARAMAECIUM )


- TEK HÖRGÜÇLÜ DEVE ile/ve ÇİFT HÖRGÜÇLÜ DEVE

( BÎSERÂK/BÎSEREK[Fars.]: İki hörgüçlü eril deve ile tek hörgüçlü dişil devenin yavrusu. | KÜRÜK[Fars.]: Deve yavrusu. )

( SENÂM[Ar. çoğ. ESNÂM]: Deve hörgücü. [SENÂM-ÜN-NAKA: Devenin hörgücü.] )

( KÛHÂN[Fars.]: Deve ya da sığır hörgücü. )

( HUMP[İng.]: Hörgüç. )

( Develer, hörgüçlerinde su değil yağ depolar. Bu yağ da enerji stoku olarak kullanılır. Suyun depolandığı yer gövdeleridir. Özellikle de kan dolaşım sistemleridir. Bu da onları su kaybından etkin bir biçimde korur. )


- TEK HÜCRE SEKANSLAMASI ile/||/<> BULK RNA SEKANSLAMASI

( Tek hücre sekanslaması bireysel hücre transkriptomunu verirken, bulk sekans hücre popülasyonu ortalamasını verir )

( Formül: scRNA-seq )


- TEK İPLİK ile İKİ İPLİK ile ÜÇ İPLİK


- EIN-STRAHLUNGS-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK IŞINIM GEÇİŞİ


- SINGLE-BEAM INSTRUMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TEK-İŞİNLİ AYGITLAR/CİHAZLAR


- TEK KAPI ile ...

( YANIK/HARUP KAPI )


- TEK KİŞİLİK BİSİKLET ile/ve ÇİFT KİŞİLİK BİSİKLET (TANDEM)


- TEK KİŞİLİK YATAKTA:
TEK YATMAK ile/ve/yerine ÇİFT YATMAK


- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL


- TEK KULLANIMLIK ile TEK KULLANIMLIK ile İMHA ETMEK ile EĞİLİM ile TASARRUFLAR ile MÜLKSÜZLEŞTİRİLMİŞ ile MÜLKSÜZLEŞTİRME ile TASARRUF

( DISPOSABILITY vs. DISPOSABLE vs. DISPOSAL vs. DISPOSITION vs. DISPOSITIONS vs. DISPOSSESSED vs. DISPOSSESSION vs. DISPOSURE )

( مصرفي ile قابل عرضه ile درمعرض گذاري ile دراختيار ile طينت ile غلق ile طبع ile مشرب ile شيمه ile شيم ile محروم ile سلب مالکيت ile عرضه داشت )

( MASRAFY ile GHABEL ARZEH ile DARMARZ GOZARY ile DARAKHTYAR ile TYNAT ile غلق ile TAB ile MOSHARB ile شيمه ile SHYM ile MAHROM ile SALAB MALKYT ile ARZEH DASHT )


- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN


- LIAISON UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU BAĞ


- CRISTAL UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU KRİSTAL


- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR


- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- TEK MANALILIK | TEK ANLAMLILIK ile/||/<> TEK ANLAMLILIK

( 1 Bir sözcüğün ya da bir kavramın tek belirli bir anlamı olması özelliği 2 Belirlilik kesinlikle belirlenmiş olma durumu Bir kelimenin tek bir kavram tek bir anlamı yansıtması ağaç taş dere orman çiçek omuz göğüs tatlı ekşi sağlık tuzluk başarı barış düzen vb Karşıtı çok anlamlılık tır )

( UNIVOCATION | MONOSEMY )

( UNIVOCITÉ, UNIVOCATION | MONOSÉMIE )

( EINDEUTIGKEIT | MONOSEMIE )

( UNIVOCATIO )


- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM


- MONOMOLECULAR LAYER, MONOLAYER[İng.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ TABAKA, MONOKTABAKA


- MONOMOLEKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ


- TEK NEDEN ile/ve/değil ÖNEMLİ NEDEN

( THE UNIQUE REASON vs./and THE IMPORTANT REASON
THE IMPORTANT REASON instead of THE UNIQUE REASON )


- TEK NÜKLEOTİT ÇOKBİÇİMLİLİĞİ (TNÇ)[İng. SINGLE NUCLEOTIDE POLYMORPHISM] ile/||/<> GEN YAZILIMI[İng. GENE REGULATION]

( DNA kodundaki tek bir nükleotitin değişimidir. Genetik çeşitliliğin istikrarlı bir biçimde sağlanmasına katkı sağlayan en yaygın değişimlerdendir ve genelde çift-alelik olarak oluşur. TNÇ, sessiz (fenotipte değişikliğe sebep olmaz, İng.: sSNP ve Tr.: sTNÇ) ya da fenotipte bir değişikliğe yol açabilir (İng: cSNP, Tr.: dTNÇ). Bazen de fenotip değişikliğine yol açma potansiyeline sahip, düzenleyici bir bölgesi olabilir (İng: rSNP). En yaygını, kodlanmayan bölgelerdeki eşanlamlı TNÇ oluşumlarıdır. TNÇ'nin gen yazılımında (transkripsiyon), öncül (promoter) ve intronik destekleyici TNÇ olarak işlevsel değişimler yaratabilir. Benzer şekilde, kesik proteinler (anlamsız kodlanan bölge TNÇ), yapısal değişimler (kodlayan bölge TNÇ), alternatif ekleme (intronik ekleme bölgesi TNÇ) ve mRNA dengelilik değişimleri (3'UTR TNÇ) yaratabilir.Ortalama olarak, insan genomunun her bir 1000 baz dizisinde (1 kb), 2 ila 10 arasında TNÇ görülür. Bir diğer deyişle her 100 ila 500 nükleotitten biri çokbiçimlidir. En yaygını ise sitozinin (C), timine (T) dönüşümüdür. @@ DNA'nın RNA polimeraz tarafından mRNA formatına dönüştürülmesidir. Gen ifadesinin ilk adımıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE


- TEK PARMAKLILAR ile/ve/=/||/<> TEK TIRNAKLILAR

( Memeliler sınıfının otçul, geviş getirmeyen, beş parmaklı fil, üç parmaklı gergedan, tapir ya da bir parmaklı toynaklıları içine alan alt takımı, tek tırnaklılar. )


- MONOCHROMATOR[İng.] / MONOCHROMATEUR[Fr.] / MONOCHROMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLEYİCİ, TEK RENK ÜRETİCİ, MONOKROMATÖR


- MONOCHROMATIC INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE MONOCHROMATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ GİRİŞİM


- MONOCHROMATIC LIGHT[İng.] / LUMIÈRE MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞIK, MONOKROMATİK IŞIK


- MONOCHROMATIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞINIM


- MONOCHROMATIC[İng.] / MONOCHROMATIQUE[Fr.] / EINFARBIG, MONOCHROMATISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ, MONOKROMATİK


- TEK RENKLİ ile/||/<> TEK RENKLİ

( Sinema TV Belirli bir dalga boyunda olan ışık Tek bir rengin açıkkoyu değerleri ile yapılan resim )

( MONOCHROMATIC, MONOCHROME | MONOCHROME )

( MONOCHROMATIQUE | MONOCHROME )

( MONOCHROMATISCH, EINFARBIG | EINFARBIG, MONOCHROM )


- TEK SAYI ile/||/<> ÇİFT SAYI

( Tek 2n+1, çift 2n formunda )

( Formül: 2n (çift) İLE 2n+1 (tek) )


- TEK SEÇİCİ ile/||/<> ...

( Bir takıma girecek oyuncuları seçmek ve takımı kurmak yetkisini tek başına taşıyan kişi )


- TEK ŞERİT ile/değil TEK YÖN


- TEK SU İÇMEYEN/LER ile ...

( BEYAZ TÜYLÜ LEMUR )


- TEK TANRICI/MONOTEİST[Fr. < MONOTHÉISTE] ile/||/<> TEK TANRICILIK/MONOTEİZM[Fr. < MONOTHÉISME]


- TEK TANRICI ile/değil TEK TANRILI


- TEK TANRILI DİN/LER ile/ve TEK TANRILI VAHİY DİN(LER)İ


- TEK TARAFLI | TEK YANLI ile/||/<> TEK EŞLİLİK | TEK EVLİLİK ile/||/<> TEK PARMAKLILAR | TEK TIRNAKLILAR ile/||/<> TEK DERS SINAVI | TEK DERS İMTİHANI


- TEK TARAFLI ile/değil TEK TARAF AĞIRLIKLI

( [not] SINGLE SIDED vs./but MAINLY SINGLE SIDED )


- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK


- UNGERADE-UNGERADE KERNE, UU-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEKLER


- TEK TEK CİSİMLERİN MEKÂNI ile/ve MUTLAK MEKÂN


- TEK TEK ŞEY ile HER ŞEY


- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK


- TEK TEK ŞEYLERİ BİLMEK ile/ve İKİ ŞEYİ (NİSPETSİZ) BİLMEK ile/ve İKİ ŞEY ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BİLMEK ile/ve "...DIR" TASDİĞİNİ BİLMEK


- TEK TEK ile/ve/<> AYRI AYRI ile/ve/<> YAVAŞ YAVAŞ ile/ve/<> GENİŞ GENİŞ


- TEK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ

( Tek terimli monomial, çok terimli polinomdur )

( Formül: 5x İLE x²+2x+1 )


- TEK TİPLEŞTİRME" ile/değil ASGARİ KOŞULLAR


- TEK TIRNAK ( ' ) ile/<> ÇİFT TIRNAK ( " )

( Dakikanın simgesi. İLE/VE/<> Saniyenin simgesi. )

( Kesme simgesi. İLE/VE/<> Kişisel tanım simgesi. )


- TEK TIRNAK ( ' ) ile KESME ( ' )


- TEK TOYNAKLILAR ile/ve/||/<> ÇİFT TOYNAKLILAR

( ... İLE/VE/||/<> Balinalar, bu takımda sınıflandırılır. )

( ARTIODACTYLA cum PERISSODACTYLA )


- TEK YANAK ile ÇİFT YANAK


- TEK YARIK KIRINIMI ile/||/<> ÇİFT YARIK GİRİŞİMİ

( Işığın tek bir dar yarıktan geçerken bükülüp perdede geniş bir merkezî parlak bant ve giderek sönen yan bantlar oluşturmasıdır; ışığın dalga doğasını gösterir. @@ Işığın iki yarıktan geçip iki dalganın üst üste binmesiyle düzenli aydınlık-karanlık şeritler oluşturmasıdır. İlki tek kaynağın kendi kendine bükülmesi, ikincisi iki kaynağın girişimidir; çift yarık deseni ikisinin birlikte etkisini taşır. )

( Formül: I ∝ (sinβ/β)² ~ cos²δ )


- TEK/YEGÂNE[Fars. < YEGĀNE] ile/||/<> BİR/YEK[Fars. < YEK] ile/||/<> EŞSİZ/YEKTA[Fars. < YEKTĀ]


- TEK YİYEN ile/ve/||/<> HAK YİYEN

( Tek ölür. İLE/VE/||/<> Zor/kötü ölür. )


- TEK YÖN ile/ve/||/<> KARŞIT/TERS YÖN ile/ve/||/<> ÇOKLU YÖN


- EINSEITIGERICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ DOĞRULTMA


- TEK YÖNLÜ SEVGİ ile/ve KOŞULSUZ SEVGİ


- UNIDIRECTIONAL[İng.] / UNIDIRECTIONNEL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET


- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ

( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )

( Siyam İkizleri yazısı için burayı tıklayınız... )

( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )

( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )

( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )

( IDENTICAL/MONOZYGOTIC TWINS vs. DIZYGOTIC TWINS )


- TEK ile/ve/değil <> BİRİCİK


- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK

( [not] UNIQUE vs./and/but KNOWN/MIGHT KNOWN UNIQUE )


- TEK ile/ve/değil BİLİNEN/BİLİNEBİLEN TEK


- TEK ile/ve/değil/<> BİRİCİK


- TEK ile/ve/değil BU DA VAR!


- TEK ile/ve BÜTÜN


- TEK ile/ve ÇİFT

( DÜŞÜNCEDE: Yok edilebilir. İLE/VE Yok edilemez. )


- TEK ile/ve/||/<>/> ÇİFT ile/ve/||/<>/> BİR

( [DÜŞÜNCEDE:] Yok edilebilir. İLE/VE/||/<>/> Yok edilemez. İLE/VE/||/<>/> Var eder, bireştirir/tevhîd ettirir. )

( ODD vs./and/||/<>/> EVEN vs./and/||/<>/> UNIQUE )


- TEK ile/ve/<>/>< ÇOK

( Aşkın. İLE/VE/<>/>< [Doğaya] İçkin. )

( SINGLE/ODD vs./and/<>/>< MANY/MUCH )


- TEK ile/ve DİK


- TEK ile/ve/değil İLK VE SON


- TEK ile/ve/<>/değil İLK VE SON

( [not] UNIQUE vs./and/<>/but THE FIRST AND THE LAST )


- TEK ile/ve/değil SONSUZCA TEK


- TEK ile/ve/değil SONSUZCA TEK


- TEK ile/||/<> TEK

( tek )

( MONO | ODD | SINGLE | UNIQUE )


- TEK ile TEK

( Eşi olmayan, biricik, yegâne. | Birbirini tamamlayan ya da aynı türden olan nesnelerden her biri. | Önüne getirildiği tümceye istek ve özlem kavramı katan. | Yalnızca. | İki ile tam sayı olarak bölünemeyen. İLE Hiç, hiçbir. )

( SINGLE/ODD vs. SINGLE/ODD )


- TEK ile TEKEL


- TEK ile/ve/değil/||/<>/< TEPEDE


- TEK ile/ve YALIN


- TEKA | TOZLUK ile/||/<> TOZLUK

( Kağnılarda tekerin iç kısmına toz geçmemesi için tekerlerin göbek kısmına geçirilen keçe ya da deri Akçaşar Yalvaç Isparta botanik )

( THÈQUE )


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> BÜZÜLME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS )

( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT )

( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT )

( CONTRACTIO )

( RESTRINGIMENTO )

( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση )


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | BÜZÜLME ile/||/<> GEVREME

( Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma, kısalma. @@ Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması. @@ Bir peltenin, sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi. @@ Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. @@ metalbilim: Soğuma sonucunda, ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme. @@ Isıtılmış metal parçanın boyutlarında, soğuma nedeniyle görülen küçülme. @@ Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması. )

( SHRINKAGE, SHRINKING | CONTRACTION | SYNERESIS | SHRINK | BRITTLENESS~BRITTLENESS | EMBRITTLEMENT )

( RETRAIT (DU FILM), RÉTRÉCISSEMENT DU FILM (DE LA PELLICULE) | CONTRACTION | SYNÉRÈSE | DESSÈCHEMENT~DESSÈCHEMENT )

( CONTRACTIO~... )

( SCHRUMPFUNG | SYNÄRESE, AUSSCHWITZEN | ZUSAMMENZIEHUNG | SPRÖDIGKEIT~SPRÖDIGKEIT | VERSPRÖDUNG )

( RESTRINGIMENTO~FRAGILITÀ )

( ΣΥΡΡΊΚΝΩΣΗ / συρρίκνωση~ΕΥΘΡΑΥΣΤΌΤΗΤΑ / ευθραυστότητα )


- TEKABBUZ | SİNEREZE | TAKABBUZ | KONTRAKSİYON | DARALMA ile/||/<> DARALMA ile/||/<> BÜZÜLME

( büzülme Derleme darlaşma kırılma Geniş ünlülerin yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması Eğmek iymek geymek giymek geymeyen giymiyen yene yine vb Bir iktisadi dalgalanma evresinde reel gayrisafî yurtiçi hasılanın zirveden dibe kadar geçirdiği azalma süreci genişleme I Bazı seslerin boğumlanması sırasında ses yolunda meydana gelen daralma ı i u ü ünlüleri ile s z ş gibi ünsüzler ses yolunun daralması ile boğumlanan ünsüz türleridir II Ünlü daralması Azerbaycan Türkçesi daralma Türkmen Türkçesi daaralma Gagauz Türkçesi daralmak Özbek Türkçesi tórayiş Uygur Türkçesi tariyiş Tatar Türkçesi tarayu Başkurt Türkçesi tarayıw tar boluw Krç Malk tarboluw Nogay Türkçesi tarayuw Kazak Türkçesi tarıluw Kırgız Türkçesi tar boluu Alt tapçılanan Hakas Türkçesi targılanganı Türkçesi targılanganı Rusça sujeniye sujivaniye Sinema Hava koşullarının elverişsizliğinden dolayı film tabanında ya da duyarkatta ortaya çıkan kırışma kısalma Kayaç taneciklerinin soğuma ile küçülmesi ve daralması Bir peltenin sıvı kesimini birden geri vererek oylumunu küçültmesi Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay genleşme mekanik parçalanma metalbilim Soğuma sonucunda ısıtılmış metal parçaların boyutlarında oluşan küçülme Isıtılmış metal parçanın boyutlarında soğuma nedeniyle görülen küçülme Bir numunenin uzunluğunun ıslanma veya sıcaklık sonucu kısalması )

( BREAKING, FRACTURE | CONTRACTION )

( RÉTRÉCISSEMENT, FRACTURE, BRISURE )

( BRECHUNG )


- TEKABÜL ETMEK ile/değil/yerine/= KARŞILIK GELMEK


- TEKABÜL[Ar. < KABL] ile/değil/yerine/= EŞİTİ / KARŞI OLUM

( Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. )


- TEKABUL[Ar. < TEḲĀBUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKABÜL

( Karşılık olma karşılama yerini tutma karşı olum )


- TEKADDÜM-Ü ZÂTÎ ile/ve TEKADDÜM-Ü ZAMANÎ


- TEKÂFFÎ/İKTİDÂ'[Ar. < KIDVE] ile TEKÂFÎ/TEKÂFÜ'[Ar. < KÜF]

( Uyma, tâbî olma. İLE Birbirinin dengi olma. )


- TEKALİF[Ar. < TEKĀLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂLİF

( Teklifler Vergiler salmalar )


- TEKÂLÜB[Ar. < KELB] ile TEKÂRÜB[Ar. < KURB]["ka" uzun okunur]

( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )


- TEKÂMÜL | EVRİM | EVOLÜSYON ile/||/<> EVOLÜSYON ile/||/<> EVRİM

( evrim Evrim Evrim Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

( EVOLUTION )

( ÉVOLUTION )


- TEKÂMÜL, İNKİŞÂF | EVRİM ile/||/<> EVRİM

( Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

( EVOLUTION )

( ÉVOLUTION )

( ENTWICKLUNG | ENTWICKLUNG, EVOLUTION | EVOLUTION, ENTWICKLUNG )

( EVOLVERE | EVOLUTIO | EVOLVERE: AÇILMAK )


- TEKÂMÜL | İNKİŞAF | GELİŞİM ile/||/<> GELİŞİM ile/||/<> EVRİM

( evrim Bir oyunun sonuca doğru inandırıcı bir yolda gelişmesini kapsayan bölüm ya da kuruluş Bir olayın ardışık evreler biçiminde oluşuma doğru ilerlemesi Bir oyunun inandırıcı aşamalarla çözüme doğru gelişmesini kapsayan dramatik doku Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme canlıların yıldızların gelişimi 1 Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme 2 Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm karşılık evolusyon evolvere açılmak Canlının tür ırk ve grup olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Filogeni 1 Olanakların içten dışa doğru gerçekleşmesi 2 Başlangıçta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yavaş yavaş kendini gerçekleştirip gelişmesi ve sonunda oluşarak ortaya çıkması 3 Bir ereğe doğru sürekli olarak adım adım ilerleyen ve kendi içinden oluşan değişme Dış nedenlerle belirlenmiş bir değişmenin karşıtı 4 Ne belli bir anlamla belirlenmiş olarak ne de bir ereğe yönelmiş olarak yavaş ve basamak basamak oluşan değişim dönüşüm 5 Biçim almamıştan az belirgin olandan biçim almışa tam belirgin olana giden değişim 6 Yavaş ve sürekli ya da sıçramalı atılımlı olarak bir biçimden öbür biçime bir türden öbür türe giden değişim dönüşüm 7 Fizikötesinde a Tanrının kendisini dünya olarak gerçekleştirmesi Nikolaus Cusannusta panteismde b Oluşan değişen gerçeklikler olarak ide ve tin Bunlar oluş sürecine girmeleriyle değerden düşmezler tersine daha zenginleşirler somut canlı bir gerçeklik kazanırlar Alman idealizminde olduğu gibi 8 insan yaşamı ve tarihinde a Belirsiz nedenlerden çıkan bireysel organik bir gelişme Aydınlanmanın karşıtı olarak romantizmde görülür b Birliğin birbirlerini dışarda bırakan karşıtlara bölünmesi yoluyla kendiliğinden oluşan eytişimsel bir devinim bu karşıtlar daha yüksek bir birlikte ortadan kaldırılarak birleştirilirler bu birlikten de yeni yeni karşıtlar çıkar Alman İdealizminde özellikle Hegelde ve eytişimsel özdekçilikte böyledir eytişim c Gelecekteki bir ereğe doğru usa uygun ilerleme süreci d Bulucu sınayıcı yeniyi yaratıcı oluş Nietzsche ve Bergsonda 9 Gelişme a Zaman dışı matematiksel ilişkilerde Ör Noktanın gelişmesi olarak çizgi b Düşünce alanında bir çözümleme anlamında açarak ortaya koyma bir düşüncenin mantıksal olarak geliştirilmesi Aşamalı oldukça yavaş bir yönlü dönüşümler dizisi biyoloji zooloji Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları Evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları evolüsyon Canlının tür olarak gelişmesi bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları evolüsyon )

( DEVELOPMENT )

( DÉVELOPPEMENT )

( ENTWICKLUNG )


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞMA


- TEKÂMÜL | OLGUNLAŞMA ile/||/<> OLGUNLAŞMA

( Canlı varlığın kalıtım ve çevrenin etkileşimi ile birbirini izleyen olgunluk düzeylerine ulaşması 1 Kalıtım ve çevre koşulları arasında etkileşim sonucu olan biyolojik gelişme 2 Bedensel fizyolojik ve sinirsel gelişme dolayısıyle bir organizmanın özelliklerinde görülen değişmeler 3 Bireyin davranışlarında öğrenme ve alıştırma yapma yoluyla değil de büyüme sürecinin doğal sonucu olarak görülen değişme karşılık matürasyon maturus olgun Eşeylik organlarında indirgeme bölünmesi sonucu eşeylik gözelerinin gelişmelerinin tamamlanması ve dolayısıyla bireyin eşeylik olgunluğu erişmesi zooloji Tam bir şekilde farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme Matürasyon Tam olarak farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu eşeysel olgunluğa erişme matürasyon Erken evresi körpe geç evresi kartlaşmış olarak ifade edilen bitkinin gelişim evresi vejetasyon )

( MATURATION | RIPENING, MATURATION | VEGETATION )

( MATURATION )

( REIFUNG )

( MATURUS | MATURUS: OLGUN )


- TEKÂMÜL[Ar. < TEKĀMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA | GELİŞME | EVRİM

( olgunlaşma gelişme evrim )


- TEKÂMÜL ile/değil/yerine/= EVRİM


- TEKÂMÜLİYE | EVRİMCİLİK ile/||/<> EVRİMCİLİK

( Kültür tarihi araştırmalarına doğabilimlerine özgü görüş ve yöntemleri uygulayarak kültürlerin ve kültür öğelerinin gelişme basamaklarını ortaya koymaya çalışan akım bu akım doğrultusuna yönelen araştırıcıların oluşturdukları okul Evrim düşüncesine dayanan yani değişmenin bir tür gelişme olduğunu ileri süren öğreti Evrim öğretisi Her şeyi evrim açısından değerlendiren dünya görüşü 1 Üst biçimlerin alt biçimlerden bir evrimle oluştuğunu dile getiren bilim ve felsefe öğretisi Dönüşüm öğretisi ile eşanlamlı Lamarck Darwin vb nın türlerin doğal bir dönüşümle birbirinden türediğini ileri süren öğretileri 2 Spencerin ileri sürdüğü dirimbilimsel evrim öğretisinin genişletilmiş biçimi Bu öğretiye göre evrim yasası cansızlar dünyasından düşünceye insanın kurduğu kurumlara değin her gerçek olana egemendir İnsan anlağının hayvanlarınkine üstünlüğü evrimsel bir dönüşümün sonucudur ahlak bilinci de bir evrim ürünüdür biyoloji )

( EVOLUTIONISM )

( ÉVOLUTIONNISME | ÉVOLUTIONISME )

( EVOLUTIONISMUS )


- TEKAPU[Fars. < TEKĀPŪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKÂPU

( Dalkavukluk etme birinin her dediğini her yaptığını onaylama )


- TEKARRÜBÜ İLELÂRZ | YERE YÖNELİM ile/||/<> YERE YÖNELİM

( karşılık geotropizm geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya dogru hareket eğilimi botanik zooloji geo yer trope dönüş Yer çekimi ile meydana gelen uyartıya doğru yönelme hareketi Geotropizm jeotropizm yere yönelim )

( GEOTROPISME | GEOTROPISM )

( GÉOTROPISME )

( GEOTROPISMUS )


- TEKARÜB ile ...

( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )


- TEKARÜB ile ...

( İKİ ŞEYİN BİRBİRİNE YAKIN OLMA HALİ )

( YAKINSAMA )


- TEKÂSÜF | DERİŞME ile/||/<> DERİŞME

( Yoğunluğun ya da bolluğun artması 1 fizik kimya Bir özdeğin bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı 2 metalbilim Bir öğe evre ya da özdeğin bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı kimya )

( CONCENTRATION )

( CONCENTRATION )

( KONZENTRATION )


- TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA

( toplanma yoğunlaşma )


- TEKÂSÜF | YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMAK

( Bir yıldızın büzülerek yoğunluğunun artması 1 Gaz evreden sıvı evreye geçiş 2 Benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları Örn çoğuzlanma 3 İki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması 4 Kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak su buğusunun sıvı duruma geçmesi buğulaşmanın tersi 1 fizik a Bir özdeğin gaz evresinden sıvı ya da katı evreye geçişi b Isıldevingen bir çevrimde motor soğutucu buğunun ısısını soğuk kaynağa bırakarak sıvılaştığı evre 2 kimya Birden artık özdeciğin genellikle su yitirerek bir tek özdeciğe dönüşmesi olayı 3 metalbilim Bir evreyi daha yoğun bir dunuma geçiren değişim Özdeklerin uçun halinden sıvı hale dönüşmesi yoğunlam fizik kimya yoğuşmak kimya İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması )

( CONDENSATION | CONCENTRATION )

( CONDENSATION | CONDENSER (SE) )

( KONDENSATION | KONDENSIERUNG )


- TEKÂSÜL[Ar. < TEKĀSUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜŞENGEÇLİK


- TEKÂSÜR | KIRINMAK ile/||/<> KIRINMA ile/||/<> KIRINMAK

( T K O Anadoluda dans etmek anlamına Bir ışınımın yayılma doğrultusunun dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda ışınımın dalgasa yapısı ile belirlenmiş bir biçimde sapması kırınım fizik Anadoluda dans etmek anlamında kullanılır )

( DIFFRACTION )

( DIFFRACTION )

( BEUGUNG (DIFFRAKTION) )


- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]

( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )


- TEKÂSÜR-İ ZİYA, TEKÂSÜR, DİFRAKSİYON | KIRINIM ile/||/<> KIRINIM

( Sinema TV Bir ışık demetinin daracık bir yarıktan keskin bir kenardan geçip ya da ufak bir cismi dolanıp bir yüzeye düştüğünde ortaya çıkan olay Bir örütün atomlarından saçılan ya da çok küçük bir delikten geçen elektromıknatıssal dalgaların düz yollarından saparak yayılmaları ve girişim oluşturmaları optik aydınlatma Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma Işınların bir kırılcanın öğeciklerinden yansıdıktan sonra yine girişimler yaparak çıkmaları böylece kırılca yapısını belirten düzenlerde görülmeleri olayı Işığın ya da başka bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması kırılma )

( DIFFRACTION )

( DIFFRACTION )

( BEUGUNG | DIFFRAKTION, BEUGUNG | DIFFRAKTION )


- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]

( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )


- TEKATU | KESİŞME ile/||/<> KESİŞMEK

( Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu )

( INTERSECTION | INTERCEPT )


- TEKAUD[Ar. < TEḲĀʿUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKAÜT

( tekaüt ikramiyesi tekaüt maaşı Emekliye ayrılma emekli )


- TEKAÜD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur] ile TEKAVVÜT[Ar. < KUT]

( Karşılıklı oturma. | Emekliye ayrılma. | Emeklilik. İLE Azıklanma, beslenme, geçinme. )


- TEKAÜDİYE[Ar. < TEḲĀʿUDİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> EMEKLİ AYLIĞI


- TEKAÜT[Ar.] ile/ve/||/<> TEKAÜDİYE[Ar.]

( Emekliye ayrılma. | Emekli. İLE/VE/||/<> Emekli aylığı. )


- TEKAÜT/LÜK ile TEKAÜT MAAŞI ile TEKAÜT İKRAMİYESİ


- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]

( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )


- TEKBİR ile/ve TEHLÎL[< HELL]

( "ALLAHÜ EKBER(ALLAH, ULULARIN ULUSUDUR)", "ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER, LÂİLÂHE İLL'ALLAHÜ V'ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER VE Lİ-LLÂH-İL HAMD" İLE Allah'a inanma ve bunu sık sık sözle de tekrarlamak, "lâilâhe-ill-Allah" sözünü tekrarlama. )


- TEKBİR ile TEK BİR ...


- TEKBİR[Ar. < TEKBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKBİR

( iftitah tekbiri Müslümanlıkta Tanrı nın büyüklüğünü yüceliğini anmak için söylenen ve Allahuekber sözü ile başlayan dua )


- TEKBİR ile/değil TEKMİL


- TEKÇİ/MONİST[Fr. < MONISTE] ile/||/<> TEKÇİLİK/MONİZM[Fr. < MONISME]


- TEKÇİLİK ile/||/<> BİRCİLİK


- TEKÇİLİK ile İKİCİLİK


- TEKÇİLİK ile İNDİRGEMECİLİK


- TEK-ÇOK PARADOKSU ile/ve SONLU-SONSUZ PARADOKSU


- TEKDİR | KINAMA ile/||/<> KINAMA CEZASI

( Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi. )

( SCOLDING, REPRIMAND~REPRIMAND )

( RÉPRIMANDE | BLÂME~BLÂME )

( TADEL~RÜGE )

( RIMPROVERO~BIASIMO )

( ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη~ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη )


- TEKDİR[Ar. < TEKDĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> AZARLAMA


- TEKDİR ile/||/<> SCOLDING, REPRIMAND[İng.] ile/||/<> RÉPRIMANDE[Fr.] ile/||/<> KINAMA

( Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi )

( SCOLDING, REPRIMAND )

( RÉPRIMANDE | BLÂME )

( TADEL )

( RIMPROVERO )

( ΕΠΊΠΛΗΞΗ / επίπληξη )


- TEKDÜZE/YEKNESAK[Fars. < YEK + Ar. NESAḲ] ile/||/<> TEKDÜZE/MONOTON[Fr. < MONOTONE] ile/||/<> TEKDÜZE/MUTTARİT[Ar. < MUṬṬARİD]


- TEKDÜZE ile/ve/değil SIRADAN


- TEKDÜZELEŞMEK | MONOTONLAŞMAK ile/||/<> TEKDÜZELEŞTİRMEK | MONOTONLAŞTIRMAK


- TEKDÜZELEŞMEK ile TEKDÜZE/LİK


- TEKDÜZELİK ile KANIKSAMAK


- TEKDÜZELİK ile/||/<> YEKNESAKLIK ile/||/<> MONOTONLUK


- TEKDÜZELİ/LİK ile/değil KURALLI/LIK


- TEKE DİKENİ ile/||/<> TEKESAKALI ile/||/<> BOYNUZLUTEKE

( Erkek keçi Bir tür karides Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve )


- TEKE TEK ile/||/<> YEKE YEK


- TEKE ile/||/<> BİR ÇEŞİT BÜYÜK BIÇAK

( bir çeşit büyük bıçak Ağızlarda teke bıçağı olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz )


- TEKE ile/||/<> KEÇİNİN ERKEĞİ

( keçinin erkeği Az teke teke teke Blk teke teke tekӓ teke Alt Tel teke Tar teke tege dege taka koç Çuvaşlar tekeye kaçaka taki adını verirler kaçaka keçi OT teke Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir Türkçede erkek keçiye erkeç veya irkeç adı da verilir Ancak erkeç koç olarak da geçer erkeç )

( TEKE[Az.]~TEKE[Tkm.]~TEKE[Nog.]~TEKE[Kklp.]~TEKӒ[Kzk.]~TEKE[Krg.]~TEKE[Alt.]~TEKE[Tel.]~TEGE[Şor.]~DEGE[Tuv.]~TAKA[Çuv.] )


- TEKE ile/||/<> TEKE

( Evcil keçinin erkeğidir tarım Evcil keçinin erkeği Keçinin erkeği )

( BILLYGOAT | BILLY GOAT | (İNG. BILLY GOAT )

( BOUC )

( EIEGENBOCK | EIGENBOCK )


- TEKE ile TEKE ile TEKE

( Bir karides türü. İLE Eril keçi. İLE Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve. )

( ... ile MÂIZ )


- TEKEBBÜR[Ar. < TEKEBBUR] ile/değil/yerine/=/||/<> KİBİRLENME


- TEKEBBÜR[Ar. < KİBR] ile/değil/yerine/= BÜYÜKLENME, KİBİRLENME, ÇALIM, KURUM


- TEKEFFUL[Ar. < TEKEFFUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKEFFÜL

( yükümlenme Kefil olma )


- TEKEFFÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜKÜMLENME

( Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma. | Kefil olma. )


- TEKEL BAYİSİ ile/||/<> TEKEL MADDESİ ile/||/<> TEKEL ÜRÜNLERİ

( Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum inhisar monopol Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu inhisar monopol Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç )


- TEKEL KİBRİT FABRİKASI ile/ve/||/<> TÜRKAY KİBRİT FABRİKASI

( Eskiden Büyükdere, sonradan Çayırbaşı sınırları içinde kalan Tekel Kibrit Fabrikası 1909 yılında açılan ve 1930 yılına kadar faaliyetine devam eden Nektar Biracılık Limited Şirketi'ne ait arsa üzerine 1930'lu yıllarda kuruldu. Fabrika, Elbe Ormanında içinde bulunduğu 325 dönümlük büyük bir alan içinde kurulmuş olup Bahçeköy Caddesi üzerindedir. İlçenin ikinci büyük sanayi kuruluşu olan Tekel Kibrit Fabrikası 1988'de kapatılarak Gönen'e nakledildi. Binaları ise yine tekele ait depo olarak kullanılmaktadır (bkz. Nektar Bira Fabrikası, Tekel Bira Fabrikası ve Elbe Ormanı).

İLE/VE/||/<>

Özel teşebbüse ait ilk kibrit fabrikası olan Türkay Kibrit Fabrikası (Kav Kibrit de denilmektedir) İstinye Dereiçi Bölgesinde idi. Uzun yıllar faaliyetine devam ettikten sonra şehir dışına çıkarıldı. )


- TEKELCİLİK ile/||/<> İNHİSARCILIK


- TEKELLEŞMEK ile TEKELLEŞTİRMEK ile TEKEL ile TEKELCİ/LİK ile TEKEL BAYİSİ ile TEKEL MADDESİ ile TEKEL ÜRÜNLERİ ile TEKELCİ ANAMALCILIK


- TEKELLUF[Ar. < TEKELLUF] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜF

( teklif tekellüf Zahmet veren bir iş görme güçlüğe katlanma Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma özenme gösteriş )


- TEKELLÜF[Ar.] ile/değil/yerine/= YAPMACIK

( Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. | Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme. | Gösteriş. )


- TEKELLÜM[Ar. KELÂM] ile ...

( Söyleme, konuşma. | Bir yazarın kendini ölmüş sayarak yazı yazması. )


- TEKELLUM[Ar. < TEKELLUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKELLÜM

( Söz söyleme )


- TEKELLÜS ile/||/<> CALCIFICATION[Fr.] ile/||/<> KİREÇLEŞME

( botanik )

( CALCIFICATION )


- TEKEMMÜL[Ar. < TEKEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> OLGUNLAŞMA


- TEKEMMÜL ile/ve TEKÂMÜL

( Sonuç. İLE/VE Süreç. )


- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/değil/yerine/= YETKİNLEŞME

( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )


- TEKEMMÜM[Ar. < KÜMM] ile TEKEMMÜN[Ar. < KÜMÛN]

( Çarşafa bürünme. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )


- TEKER TEKER ile/||/<> TANE TANE ile/||/<> TEKER TÜKER


- TEKER TEKER ile/ve/||/<> TEKRAR TEKRAR


- TEKER ile/ve/||/<> TEKERLEK

( Tekerlek. | Tekerlek biçimde olan. | İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. | Bir gök nesnesinin daire biçiminde görünen yüzeyi. | Nesnenin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. İLE Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember. | Bu biçimde olan. )


- TEKERLEK ile/ve/<> POYRA

( ... İLE/VE/<> Tekerleğin ortasında, parmakların sokulduğu, çevresi delikli ağırşak. )


- TEKERLEK ile TEKERLEKLİ ile TEKERLEKÇİ/LİK ile TEKERLEKSİZ ile TEKERLEK PABUCU ile TEKERLEKLİ KAYAK ile TEKERLEKLİ KOLTUK ile TEKERLEKLİ SANDALYE


- TEKERLEKLERDE:
ESKİ ile/değil/yerine YENİ

( )


- TEKERLEKLİ KAYAK ile/||/<> TEKERLEKLİ KOLTUK ile/||/<> TEKERLEKLİ SANDALYE

( Tekerleği olan tekerli )


- TEKERLEKLİ SANDALYE | TEKERLEKLİ ile/||/<> TEKERLEKLİ KOLTUK | TEKERLİ


- TEKERLEKLİ SANDALYEDE:
PERMOBİL ile/||/<>/> OTTOBOCK


- TEKERLEME ile/ve/||/<> DÖNGÜ

( Tekerlemek. | Çoğunlukla basmakalıp söz. | Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. | Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş ya da ara sözler. | Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı. | Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. İLE/VE/||/<> ... )

( Bu tarlaya bir şinik[ölçek] kekere mekere[kuş yemi] ekmişler.
Bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
Bu tarlaya da ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
O tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk, diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğa demiş ki:
"Sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?"
O da ona yanıt olarak, "Sen ne zamandan beri o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksan ben de o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum." demiş. )


- TEKERLEME ile İNDİRGEME


- TEKERLEME ile/||/<> TEKERLEME

( Ort O Söyleşmenin en önemli kesimi Kavuklu ile Pişekâr arasında geçen ve çoğu kez bir düşün anlatılmasına dayanan çene yarışı 1 Daha çok masalların başında bulunan uyaklı giriş sözleri Çoğu zaman bir varmış bir yokmuş diye başlar 2 Saz ozanlarının birbirleriyle yaptıkları koşuk yarışması Kimi âşıklar bu yarışmayı tekellüm diye adlandırırlar 3 Ortaoyunlarında özellikle Kavuklunun kullandığı sözler Halk edebiyatı terimi Saz şairleri arasında yapılan koşuk yarışması Ortaoyununda Kavuklu ile Pişekârın karşılıklı konuşmasına verilen ad Karagözün uyaklı dizelerle Hacivata sövüp sayması Âşık gösterisinin başlangıç bölümünde ikinci sırada bulunan türkü Ort O Kavuklu ile Pişekâr arasında yarışmalı söyleşme tekerleme tekerleme 2 )


- TEKERLEMEK ile TEKERLENMEK ile TEKER ile TEKERLİ ile TEKER TEKER ile TEKER TÜKER


- TEKERRÜR[Ar. < TEKERRUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRARLANMA


- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil TEKÂBÜL[Ar.]


- TEKERRÜR[Ar.] ile/değil/yerine/= YİNELENİM/YİNELENMEK/TEKRARLANMAK


- TEKESSÜF/TEKÂSÜF[Ar. < KESÂFET] ile TEKEŞŞÜF[Ar. < KEŞF]

( Sıklaşma, koyulaşma, yoğunlaşma. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )


- TEKESSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKESSÜR[Ar. < KESR]

( Çoğalma, artma. İLE Kısılma. )

( EFZÂYİŞ ile ... )


- TEKESSÜR[Ar. < TEKES̱S̱UR] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇOĞALMA


- TEKEVVÜN[Ar. < TEKEVVUN] ile/değil/yerine/=/||/<> OLUŞ


- TEKEVVÜN-Ü NEVÎ | SOY OLUŞ ile/||/<> SOY OLUŞ

( Canlıların evrimi biyoloji )

( PHYLOGENY )

( PHYLOGÉNÉSE | PHYLOGÉNIE )

( STAMMESGESCHICHTE )


- TEKFİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KEFENLEME


- TEKFİN[Ar. < TEKFĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> KEFENLEME


- TEKFİR[Ar. < TEKFĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFİR

( Kâfir sayma )


- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/||/<> ...

( Bizans İmparatorluğu zamanında vali aşamasında olan yöneticilerle Anadolu ve Rumelideki kimi Hıristiyan beylerine Verilen ad Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )

( T )


- TEKFUR[Ar. < TEKFŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKFUR

( Bizans İmparatorluğu zamanında askerî ve idari hizmetlerde bulunan valilik düzeyindeki Anadolu ve Rumeli deki Hristiyan beylerine verilen ad )


- TE'KHNÉ ile/ve ALÊTHEIA

( Zanaat, Sanat. İLE/VE Bir şeyin içinde olanın âşikâr olması. )


- TE'KÎD[Ar. < EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile TENKÎD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]/İNTİKAD[doğrusu!]["ka" uzun okunur][Ar. çoğ. İNTİKADÂT]

( Sağlamlaştırma. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | [dilb.] Pekiştirme.[Fr. INTESIF] İLE Bir konuya ait yazıyı ya da eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştiri.[İng., Fr. CRITIQUE][İNTİKAD: Kalp parayı gerçeğindan ayırma. | Tenkîd.] )


- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile/değil/yerine/= PEKİTME

( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )


- TEKİD[Ar. < TEʾKĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİT

( Bir şeyi kuvvetleştirme sağlamlaştırma pekitme üsteleme )


- TE'KÎDEN[Ar.] ile TE'KÎDÎ[Ar.]

( Sağlamlaştırarak, te'kit yoluyla. İLE Te'kide ait, te'kit ile ilgili. )


- TEKİL-ÇOĞUL ile/ve TİKEL-TÜMEL

( Dilbilgisi. İLE/VE Mantık. )


- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI


- TEKİL ile/değil BİRİCİK

( [not] SINGULAR vs./but UNIQUE )


- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK


- TE'KÎL[Ar.] ile TEK/İL

( Birine yedirme, yedirilme. İLE Tek olan, teklik. )


- TEKİL[Ar.] ile TE'KÎL[Ar.]

( Sözcüklerde bir varolanı ya da çekimli eylemlerde bir kişiyi bildiren biçim. [><ÇOĞUL] İLE Yedirme, yedirilme. )


- TEKİL/LİK ile/ve BÜTÜN/LÜK


- TEK/İL/LİK ile/ve/<> EŞSİZ/LİK


- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK


- TEKİL/LİK ile TANIMSIZ/LIK

( SINGULAR )


- TEKİL/LİK ile TEKİLA ile TEKİLACI


- TEKİN ile/||/<> ...

( Eski Türklerde bir babanın taşınılmaz mallarının kalıtçısı olan en küçük oğlu )


- TEKİN ile TEKİNSİZ


- TEKİN ile/>< TEKİNSİZ

( Boş, içinde kimse bulunmayan. | Güvenilir (kişi, yer). | İçinde doğaüstü "varolanlar" bulunmadığına inanılan (yer). | Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu. İLE Tekin olmayan, uğursuz. | Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer). | Belirli davranış ya da sözlerin bir toplumca, bir toplumsal öbekçe tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu. )


- TEKİR ile TEKİR

( Barbunyaya benzeyen bir balık. İLE Tüyleri siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde ya da boz olan [kedi]. )

( MUGIL SURMULLETUS cum ... )


- TEKİR ile/||/<> TEKİR | TEKFUR

( Tekfur sözünün bozuk biçimi tekfur Yurdumuz denizlerinde de yaşayan solucan arakonakçısı bir balık Mullus sermuletus Kemiklibalıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2530 cm Dili yoktur Eti çok lezzetli değildir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından 2530 cm kadar uzunlukta dilleri olmayan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan barbunyagiller Mullidae familyasından 30 cm kadar uzunlukta olabilen Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )

( RED MULLET | RED-MULLET )

( MULLET | MULLE SURMULET )

( MULLUS SURMULETUS | MULLAS SURMULETUS )

( T )


- TEKİRDAĞ ile TEKİRDAĞLI/LIK


- TEKİRDAĞ'DA:
MERKEZ İSKELE ile/ve RÜSTEM PAŞA İSKELESİ


- TEKİRDAĞ'DA:
RODOSÇUK ile/ve BANADOS ile/ve İNECİK


- TEKİT SIFATI ile/||/<> INTENSIVE[İng.] ile/||/<> INSTENSIF[Fr.] ile/||/<> INTENSIVUM[Alm.] ile/||/<> PEKİŞTİRMELİ SIFAT

( Derleme pekiştirme sıfatı Pekiştirmeli sözcük biçiminde kurulmuş sıfat Kupkuru ağaç sapsağlam adam yemyeşil ova tertemiz ev mosmor eller apaçık söz ipince dilim vb )

( INTENSIVE )

( INSTENSIF )

( INTENSIVUM )


- TEKİT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME

( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )


- TEKİT ile/||/<> PEKİTME


- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE


- TEKKE ile/ve HÂN-KAH[Ar.]/HÂNGÂH[Fars.]

( ... İLE/VE Tekkenin büyüğü. )


- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ

( KELÂMÎ TEKKESİ

Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır. Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır. Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.

Tekke binası vakıflar tarafından kiraya verilmişse de sonradan yıkılarak yerine Kelâmî Dergâhı apartmanı yapılmıştır. Apartmanların önünde bir mezar kalmıştır.

 

Şeyhleri:

1) Kelâmî Mustafa Halvetî (i. 1151/1738) Hasan Burhâneddîn-i Cihângîrî'nin halîfelerinden, Fethullâh Efendi (i. 1115/1703)'nin halîfesidir.

2) Ahmed Halvetî (i. 1168/1754) Kelâmî Mustafa Efendi'nin kardeşinin oğludur.

3) Feyzullâh Halvetî (i. 1183/1769) Kelâmî Mustafa Efendi'nin oğludur.

4) Kolancı İbrâhîm Sabri (i. 1221/1806) Sa'diyeden Karabacak Ali Hulûsî Efendi'nin halîfesi olup, Remli ve Abdüsselâm Tekkesi şeyhliğinde de bulunmuştur.

5) Kemaleddîn Baba Rıfâî (i. 1200/1785).

6) İbrâhîm Edhem Vehbî Sâdî (i. 1267/1850).

7) Öküz Ahmed Efendi Rıfâî (i. 1270/1854) Helvâî Tekkesi şeyhidir.

8) Çadırcı M. Râşid Kâdirî (i. 1295/1878).

9) M. Ali Alemi Rıfâî (i. 1304/1886).

10) Seyyid el-Hâc Ali Efendi Cerrâhî (i. 1322/1904) Âsitâne postnişîni Yahyâ Gâlib Efendi halîfesidir. Birâderinin irtihâliyle(ölümüyle), Halil Nizâmî Tekkesi şeyhliğine geçmiştir. Oniki sene şeyhlikten sonra, irtihâlinde tekkesinde defnedilmiştir.

11) Muhammed Esad Erbîlî (i. 1349/1931) Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfesi Hidâyetullâh Efendi, dedesidir. Musul'da doğmuştur. Tâhâ el-Harîrî'nin halîfesidir. Münhal bulunan Kelâmi Tekkesi'nin şeyhliğine tâyini için Kâdirî icâzeti şart olduğundan Abdülhamid Rifkânî'den Kâdirî icâzeti almıştır. 1883-1900 tarihleri arasındaki ilk şeyhliğinden sonra Sultan II. Abdülhamid Hân tarafından memleketine nefyedilmiştir(sürgün edilmiştir). 1908'de II. Meşrutiyetle İstanbul'a dönerek, tekkelerin seddi tarihi olan 1925'e kadar bu tekkenin meşîhatini(şeyhliğini) sürdürmüştür.

 

Tekkelerin seddinden bir süre önce iki hafta kadar burada misâfir olan Danimarka'lı psikolog Carl Vett'in hatıraları Dervish Diary adıyla 1953'te Los Angeles'te, Kelâmi Dergâhı'ndan Hatıralar (trc. Ethem Cebecioğlu) adıyla 1993'te Ankara'da yayımlanmıştır. )


- TEKKE ile/ve MERKEZ TEKKE

( ... İLE/VE Kocamustafapaşa'daki Sümbül Efendi Tekkesi, İstanbul tekkeleri hakkında alınacak kararların da görüşüldüğü ve kararlaştırıldığı merkez tekkeydi. )


- TEKKE[Ar. < KESR]["TEKE" değil!] ile/değil/< TEKYE[Ar. < VEKÂ | çoğ. TEKÂYÂ]

( ... İLE Dayanma. | Güvenme. | Tekke, dergâh, hankâh, zâviye. )


- TEKKE'DE ile/ve/<> DERGÂH'TA

( Keşf. İLE/VE/<> Muhabbet. )


- TEKKE-İ MÜRGAN ile ...

( Kuşların tekkesi. [Süleyman Peygamber'in kurduğu tekke.] )


- TEKLEME ile/ve/||/<> TAKILMA

( Sık fideleri seyrekleştirmek. | Motorda pistonun birinin çalışmaması. | Nesnenin bozulup tutukluk yapması. | Kalbi düzenli çalışmama. | Kekelemek. İLE/VE/||/<> ... )


- TEKLEMEK ile/||/<> TEKLEMEK

( Orta oyunu ve Tulûat tiyatrosunda genellikle her çeşit tiyatroda rolünü şaşırıp duraklamaya denir Argo Her tür oyunda rolünü şaşırıp duraksamak )

( FLUFF )


- TEKLEMEK ile TEKLEŞMEK


- TEKLEMEK ile/||/<> TÖKEZLEMEK

( Orta oyunu ve Tulûat tiyatrosunda, genellikle her çeşit tiyatroda, rolünü şaşırıp duraklamaya denir. @@ (Argo) Her tür oyunda, rolünü şaşırıp duraksamak. )

( FLUFF~FLUFF )

( ...~TRÉBUCHER )

( ...~STOLPERN )

( ...~INCIAMPARE )

( ...~ΣΚΟΝΤΆΦΤΩ / σκοντάφτω )


- TEK/LER ile/ve/değil EŞİK


- TEKLEŞME ile TEKELLEŞME

( Tek duruma gelme. | Ünsüz tekleşmesi. İLE Tek başına sahip olma. )


- TEKLEŞME ile/||/<> TEKLEŞME

( Bir sözcüğün içindeki çift ünsüzün bire inişi better beter sarraç saraç kassap kasap bakkal bakal vb Dilimize Arapça Farsça gibi yabancı dilerden geçmiş bazı sözlerin iç seslerindeki çift ünsüzlerin tekleşmesi olayı ammã ama hammãm hamam insãniyyet insaniyet insanlık kassāb kasap serrāc saraç bedter daha kötü beter vb Ayrıca ve ünsüz tekleşmesi )

( DÉGÉMINATION )

( ENTDOPPELUNG )


- TEKLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BİREŞTİRME/TEVHİD


- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ


- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM


- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG

( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )


- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ


- TEKLİ ile/||/<> TEKLİ

( Tek boyuta ilişkin bir içerik evreninin özelliği Toplam dönüsü S O olan dizge Kuş avlamak amacıyla çocukların yaptığı bir oyuncak İnönü Eskişehir )

( UNITARY | SINGLET )

( SINGULET )

( SINGULETT )


- TEKLİF ETMEK ile VEDA ETMEK

( BID vs. BID FAREWELL )

( مزايده ile توپ زدن ile قيمت خريد ile پيشنهاد مزايده ile توديع کردن ile وداع گفتن ile بدرود گفتن )

( MOZAYDAH ile TOP ZADAN ile GHYMAT KHARYD ile PEYSHNEHAD MOZAYDAH ile TOODYE KARDAN ile VADA GOFTAN ile BADROD GOFTAN )


- TEKLİF | ÖNERİ ile/||/<> ÖNERİ

( 1 Alıcıya aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme 2 Genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma )

( OFFER | SUGGESTION )

( PROPOSITION )


- TEKLİF ile/ve/<> DAVET

( PROPOSAL vs./and/<> INVITATION )


- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/<> DAVET ile/ve/değil/yerine/<> DUYURU

( [not] PROPOSAL vs./and/but/<> INVITATION vs./and/but/<> ANNOUNCE/MENT
ANNOUNCE/MENT instead of INVITATION instead of PROPOSAL )


- TEKLÎF[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar.]


- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT


- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] ile/değil/yerine/= ÖNERİ