ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(440/502)
- TEBSÎL[Ar. < BASAL] ile TEBZÎL[Ar. < BEZL]
( ... İLE Yarma, delme. | Bir uzvun suyunu boşaltmak üzere o yeri bir aletle delme işlemi. )
- TEBŞÎR[< BEŞR] ile/değil/yerine/= MÜJDE VERME, MÜJDELEME, MÜJDELENME
- TEBŞİR[Ar. < TEBŞĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUŞTULAMA
- TEBSÎR[Ar.] ile TEBŞÎR[Ar. < BEŞR | çoğ. TEBŞÎRÂT]
( ... İLE Müjde verme, müjdeleme, müjdelenme. )
- TEBSÎR[Ar.] ile TEBZÎR[Ar. < BEZR | çoğ. TEBZÎRÂT]
( ... İLE Tohumu saçıp dağıtma. | Har vurup harman savurma. )
- TEBYİN ile/ve/||/<> TEBLİĞ
- TEBYİZ[< BEYAZ] ile İSTİNSAH
( Temize çekmek. İLE Çoğaltmak. )
- TEBYİZ ETMEK | TEMİZE ÇEKMEK ile/||/<> DÜZELTİLMİŞ KARALAMAYI ÖZENLE YAZMAK
( Düzeltilmiş karalamayı özenle yazmak )
- TEBYİZ[Ar. < TEBYĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEBYİZ
( Bir yazı ile ilgili taslağı temize çekme )
- TEBZEDE ile/||/<> MALARIATED[İng.] ile/||/<> PALUDÉEN[Fr.] ile/||/<> MALARIAKRANK[Alm.] ile/||/<> SITMALI
( Sıtmaya tutulmuş kimse sıtma hastası )
( MALARIATED )
( PALUDÉEN )
( MALARIAKRANK )
- TEBZÎL[Ar. < BEZL] ile TEBZÎR[Ar. < BEZR | çoğ. TEBZÎRÂT]
( Yarma, delme. | Bir örgenin suyunu boşaltmak üzere o yeri bir araçla delme işlemi. İLE Tohumu saçıp dağıtma. | Har vurup harman savurma. )
- TEC ile/||/<> ...
( harmanda samandan ayrılmış arpa veya buğday yığını dēz stack )
( DĒZ )
- TECÂHÜL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİLMEZ GİBİ GÖRÜNME, BİLMEZLİKTEN GELME
- TECAHUL[Ar. < TECĀHUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TECAHÜL
( tecahülüarif Bilmez gibi görünme bilmezlikten gelme )
- TECAHÜL-İ ARİF ile/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME
( Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı Ör Bezme geldin göz yumup açınca mihman olmadın Bilmem ey ahuyı vahşi gördüğüm rüya mıdır Hamii Amidi Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer Ahmet Haşim )
- TECAHÜLÜARİF[Ar. < TECĀHUL + ʿĀRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME
- TECAHÜLÜARİFANE[Ar. < TECĀHUL + ʿĀRİF + Fars. -ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLİKTEN GELME
- TECÂNÜS[Ar.] ile/değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU
- TECANÜS ile/||/<> HOMOPHONY[İng.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Fr.] ile/||/<> HOMOPHONIE[Alm.] ile/||/<> EŞ SESLİLİK | EŞ SESLİ (EK, KELİME)
( Ayrı anlam veya görevdeki kelime ve eklerin ses ve yazılış bakımından aynı olmaları durumu evim benim evim çalışkanım yazma elle yazılmış kitap yazma baş örtüsü yüzmek el kol veya yüzgeç yardımı ile suda hareket etmek yüzmek derisini soymak vb eş sesli ek kelime )
( HOMOPHONY )
( HOMOPHONIE )
( HOMOPHONIE )
- TECANUS[Ar. < TECĀNUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TECANÜS
( Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu )
- TECA'ÜD[Ar. < CA'D] ile/değil/yerine/= BÜKLÜM BÜKLÜM SAÇ
( Saçın kıvırcık, büklüm büklüm olması. )
- TECÂVÜL[Ar. < CEVELÂN | çoğ. TECÂVÜLÂT] ile TECÂVÜR[Ar.]
( Dolaşma, cevelân etme. İLE Komşu olma. )
- TECAVÜZ ETMEK ile TECAVÜZ
( ENCROACH vs. ENCROACHMENT )
( دست درازي کردن ile دست اندازي ile حد شکني )
( DAST DARAZY KARDAN ile DAST ANDAZY ile HAD SHKANY )
- TECAVÜZ | SALDIRMA ile/||/<> SALDIRMAK ile/||/<> SALDIRMA
( 1 Engellenmesaldırganlık varsayımına göre engellemenin yarattığı davranışlar 2 Adler Egemenlik isteminin bütün görünüşleri 3 Freud Ölüm içgüdüsünün bilinç aşamasındaki yansıması kimya Canlılar arasında beslenme çiftleşme yuva alanını koruma gibi savunma saldırı korku ya da rekabet ile ilgili davranış Agregasyon )
( AGGRESSION )
( ATTAQUER | AGGRESSION )
( AGGRESSION )
( AGGRESSUS: SALDIRMAK )
- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRAŞ
- TECÂVÜZ[Ar.] ile/değil/yerine/= SALDIRI
( Saldırı. | Namusuna saldırma, sarkıntılık. | Başkasının hakkına el uzatma. | Aşma, ötesine geçme. )
- TECAVUZ[Ar. < TECĀVUZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECAVÜZ
( saldırı Zor kullanarak ırzına geçme Başkasının hakkına el uzatma Aşma ötesine geçme )
- TECAVUZKAR[Ar. < TECĀVUZ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> TECAVÜZKÂR
( Tecavüz eden )
- TECAZÜP | DUYGUDAŞLIK ile/||/<> DUYGUDAŞLIK
( Başka bir kişinin duygularını onunla paylaşma 1 Birlikte duygulanım bir şeyi birlikte yaşama birlikte duyma başkasının duygularını paylaşma 2 Bir insanın bir başkasına karşı doğrudan doğruya bir eğilim duyması bu eğilim belli bir nedene dayanmayabilir onu iyice tanımadan da olabilir )
( SYMPATHY )
( SYMPATHIE )
( SYMPATHIE )
- TECBÎR[Ar. CEBR] ile ...
( Kırık/çıkık kemiği iyileştirme, sarma/alçıya alma. )
- TECDÎD, TENASÜL-Ü CEDÎD | YENİLENME ile/||/<> YENİLENME
( karşılık regenerasyon re tekrar gösteren ön ek generare doğurmak Vücudun herhangi bir sebeple kaybolan ya da hasar gören bir parçasının tamamlanması botanik zooloji 1 Canlılarda kaybolan ya da hasar gören bir vücut parçasının yenilenmesi 2 Bitki kültürlerinde organların embriyoların veya tüm bitkinin üretimiyle sonuçlanacak morfogenetik cevap Rejenerasyon Canlılarda kaybolan veya hasar gören bir vücut parçasının yenilenmesi olayı rejenerasyon )
( REGENERATION )
( RÉGÉNÉRATITION | RÉGÉNÉRATION )
( WIEDERERZEUGUNG | REGENERATION, ERNEUERUNG )
( RE, GENERARE | REGENERARE | RE: TEKRAR; GENERARE: DOĞURMAK )
- TECDİD[Ar. < TECDĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECDİT
( Bir şeyi yenileme )
- TECDÎL[Ar.] ile TECDÎR[Ar. < CEDERÎ]
( Yere vurma/yıkma. İLE Çocuğun çiçek çıkarması. )
- TECDÎR[< CEDERÎ] ile VAKT-İ TEFRÎH
( Çocuğun çiçek çıkarması. İLE Çiçek hastalığı aşısının yapılmasından etkisini gösterinceye kadar geçen zaman. )
- TECDİT/TECDİD[Ar.] ile/değil/yerine/= TAZELEME
- TECEDDÜD ile/||/<> REFORM[İng.] ile/||/<> RÉFORME[Fr.] ile/||/<> REFORM[Alm.] ile/||/<> ISLAHAT[Ar. < İṢLÂHÂT]
( 1 Genel olarak herhangi bir kuruluşta devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek 2 Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen ad )
( REFORM )
( RÉFORME )
( REFORM )
- TECEDDÜT[Ar. < TECEDDUD] ile/değil/yerine/=/||/<> YENİLİK
- TECEFFÜF | KURUMA ile/||/<> KURUMA
( Bir ortamdaki suyun ya da başka sıvıların doğal yapay yöntemlerle uzaklaşması kimya )
( DRYING )
( DESSÈCHEMENT )
( TROCKNUNG )
- TECELLÎ[< CELÂ < CELV] ile ...
( GÖRÜNME, BELİRME | KADER, TÂLİH | ALLAH'IN LÜTFÛNA NAİL OLMA | Görünme, belirme, Allah'ın sır ve kudretinin, eşya âleminde ve canlılarda görünmesi. | HAK NÛRUNUN TESÎRİYLE MAKBUL KULLARIN KALBİNDE İLÂHÎ SIRLARIN AYÂN OLMASI )
- TECELLİ ile/ve EYLEM
- TECELLÎ ile/ve FÂŞ ETMEK
- TECELLÎ ile/ve/<> FEYZ
( İkisi de süreklidir. )
- TECELLİ ile/ve GÜZELLİK
( AHLÂK: Vahiy yoluyla gelen tecellî. )
- TECELLİ ile SEZGİ
( Dışta. İLE İçte. )
- TECELLİ ile/ve SUDUR
- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]
- TECELLİ[Ar. < TECELLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECELLİ
( tecelligâh Belirme görünme ortaya çıkma zuhur etme meydana çıkma Tanrı nın kudretinin insanlarda ve eşyada görünmesi cilve yazgı )
- TECELLİ ile/ve/||/<> TECELLİ
( Yoksa. İLE/VE/||/<> Yalan. )
- TECELLİ ile/ve/değil TECELLİGÂH
( ... İLE Fark vardır. )
- TECELLÎ ile/ve/<> TECESSÜM
- TECELLÎ ile/<> TEZÂHÜR
( Kuvantum düzeyinde. İLE/VE/||/<>/< Atom düzeyinde. )
( Kalptedir. İLE/VE/||/<>/< Eylemdedir. )
( Dışarıdan, bilince yansıma. İLE/VE/||/<>/< Dışarıda. )
- TECELLÎ/FEYZ ile/ve/<> ZUHÛRÂT
( Sanatsal. İLE/VE/<> Bilimsel. )
( Tecellî. İLE/VE/<> Zuhûr. )
( Süreklidir. İLE/VE/<> ... )
- TECELLİGAH[Ar. < TECELLĮ + Fars. GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> TECELLİGÂH
( Tecelli yeri Tanrı nın kudretinin insanlarda ve doğada göründüğü yer )
- TECEMMU, CÂMİA | OYMAK ile/||/<> ÖBEK
( Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. @@ Belli bir yerde oturan; dil, ağız ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren; birden çok boy ve köyden oluşan; ata ruhu ya da Tanrıya inanan; genellikle bir yönetici ya da kurulca yönetilen; yapısında bulunan köy ve aileler arasında toplumsal, ekonomik, dinsel, kan ya da evlilik bağları bulunan siyasal nitelikteki topluluk, bk. boy, dil, ağız, kültür, köy. krş. topluluk. @@ Özel araçlarla yapılan ağaç süsleme sanatı. @@ Boy ya da uruk denen topluluğun bölümlerine verilen ad. @@ bk. kazma. @@ Ekşitle metal üzerinde iz bırakmak. @@ Kapakları olmayan dolap. (Akdağ *Gelendost -Isparta) @@ (botanik) )
( ASSOCIATION | TRIBE | PHRATRY | ETCH | POPULATION~POPULATION | BLOCK | GROUP | CLASS | SET )
( ASSOCIATION | TRIBU | GRAVER PAR PROJECTION D'ACIDE | POPULATION~POPULATION | BLOC | GROUPE | CLASSE | GROUPEMENT )
( GRUPPO~GRUPPO )
( ASSOZIATION | NOMADENSTAMM | SCHNITZERARBEIT | STAMM | ATZEN, EINATZEN | POPULATION~POPULATION | GRUPPE | KLASSE )
( ASSOCIAZIONE~GRUPPO )
( ΑΣΤΡΙΚΌΣ ΣΎΝΔΕΣΜΟΣ / αστρικός σύνδεσμος~ΟΜΆΔΑ / ομάδα )
- TECEMMU, CÂMİA | OYMAK ile/||/<> OYMAK ile/||/<> OYMA
( Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş Samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri Belli bir yerde oturan dil ağız ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren birden çok boy ve köyden oluşan ata ruhu ya da Tanrıya inanan genellikle bir yönetici ya da kurulca yönetilen yapısında bulunan köy ve aileler arasında toplumsal ekonomik dinsel kan ya da evlilik bağları bulunan siyasal nitelikteki topluluk boy dil ağız kültür köy topluluk Özel araçlarla yapılan ağaç süsleme sanatı Boy ya da uruk denen topluluğun bölümlerine verilen ad kazma Ekşitle metal üzerinde iz bırakmak Kapakları olmayan dolap Akdağ Gelendost Isparta botanik )
( ASSOCIATION | TRIBE | PHRATRY | ETCH | POPULATION )
( ASSOCIATION | TRIBU | GRAVER PAR PROJECTION D'ACIDE | POPULATION )
( ASSOZIATION | NOMADENSTAMM | SCHNITZERARBEIT | STAMM | ATZEN, EINATZEN | POPULATION )
( GRUPPO )
( ASSOCIAZIONE )
( ΑΣΤΡΙΚΌΣ ΣΎΝΔΕΣΜΟΣ / αστρικός σύνδεσμος )
- TECEMMU | TOPLAŞMA ile/||/<> TOPLAŞMA
( coğrafya Yan yana bulunan iki açınıktan baştakinin yarı açınık haline geçerek ikisi birden tek hece meydana getirmesi Fisioloji yerine Fizyoloji dememiz gibi )
( AGGLOMÉRATION | SYNÉRÈSE OU SYNIZÈSE )
- TECEMMU[Ar. < TECEMMUʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YIĞINAK
- TECEMMU[Ar.] ile/değil/yerine/= YIĞINAK
- TECENNÜN[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇILDIRMA, DELİRME, AKLINI OYNATMA
- TECENNUN[Ar. < TECENNUN] ile/değil/yerine/=/||/<> TECENNÜN
( Çıldırma delirme aklını oynatma )
- TECERRUD[Ar. < TECERRUD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECERRÜT
( Her şeyden uzaklaşma sıyrılma soyutlanma )
- TECERRÜT/D[Ar.] ile/değil/yerine/= HERŞEYDEN UZAKLAŞMA, SIYRILMA, SOYUTLANMA
- TECESSÜM[Ar. < TECESSUM] ile/değil/yerine/=/||/<> CİSİMLENME | BELİRME | CANLANMA
( cisimlenme belirme canlanma )
- TECESSÜM[Ar.] ile TECESSÜS[Ar.]
( Boyut kazanma, nesneleşme. | Görünmeye başlama, belirme. | Göz önüne gelme, canlanma. İLE Olağan/basit merak. | Yoklama, araştırma, dikkat ve çabayla araştırma. | Bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırrını çözmeye çalışma. | Gözetleme. )
- TECESSÜS[Ar. < CESS] ile/değil/yerine/= ANLAMA MERAKI
( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )
- TECESSUS[Ar. < TECESSUS] ile/değil/yerine/=/||/<> TECESSÜS
( Kendini ilgilendirmeyen şeyleri belli etmeden öğrenmeye çalışma Bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırlarına ulaşmaya çalışma Merakını gidermeye çalışma görme anlama merakı )
- TECEZZİ | DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞMEK
( Kayaç ve mineral yapıcı olay Sıra ile biri dinlenip öteki koşan ikişer kişilik takımlar arasında yapılan Amerikan yarışlarında koşucuların değişmeleri fizik 1 Bir dalganın genlik evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde ayrımlılaşması 2 Bir sesin yayınımı sırasında oluşan güç vurgu ton ayrımlılaşmalarmın her biri karşılık variyasyon variare değişmek Esas tipe göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan başkalaşma Ses değişmesi yapı değişmesi anlam değişmesi Değişik araçlarla çalışan jimnastikçilerin birbirlerinin yerlerine geçmeleri gösteri araçlarını değişmeleri )
( ALTERATION | MODULATION | VARIATION | ALTERATION (ROCK) | CHANGE | EXCHANGE )
( ALTÉRATION | RELAIS | MODULATION | ALTÉRATION (ROCHE) | CHANGEMENT )
( VERWITTERUNG | ABÂNDERUNG | ALTERATION, VERWITTERUNG | WANDEL | WECHSEL )
( VARIARE )
- TECEZZİ, TEKESSÜR | İNKİSAM | BÖLÜNME ile/||/<> BÖLÜNME
( Yarış içinde toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma Toplu bir birliğin bölümlere ya da kesimlere ayrılması zooloji botanik 1 Zigotu izleyen yarıklanma Vitellus maddesinin miktarı ve dağılımına göre total ve parsiyal olmak üzere iki türlü bölünme biçimi bulunur 2 Eşit büyüklükte iki veya daha fazla kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve genellikle bakteri gibi tek hücreli organizmalarda görülen eşeysiz üreme biçimi )
( DIVISION | CLEAVAGE, FISSION )
( CASSURE | SEGMENTATION | DIVISION )
- TECEZZİ | UFALANMA ile/||/<> UFALANMA
( Kayaçların dış etkiler altında fiziksel ve kimyasal olaylarla parçalanıp ayrışması mekanik parçalanma )
( WEATHERING )
( DÉSAGRÉGATION PHYSICOCHIMIQUE )
( VERWITTERUNG, ZERSETZUNG )
- TECEZZİ ile/||/<> DÉCOMPOSITION (DÉSAGRÉGATION)[Fr.] ile/||/<> UFALAMA
( coğrafya )
( DÉCOMPOSITION (DÉSAGRÉGATION) )
- TECEZZİ[Ar. < TECEZZĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECEZZİ
( Parçalara ayrılma ayrılma bölünme )
- TECEZZÜV[Ar. < CÜZ]/TECEZZÎ ile/değil/yerine/= KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA
( KISIM KISIM BÖLÜNME, DOĞRANMA, UFALMA )
- TEÇHİL[Ar. < TECHĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLMEZLEME
- TEÇHİL[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRİNİN BİLGİSİZLİĞİNİ SÖYLEME
( Birinin bir konuda bilgisizliğini söyleme, bilmezleme. )
- TEÇHİZ ETMEK ile/değil/yerine/= DONATMAK
- TEÇHİZ[Ar. < TECHĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> DONATMA
- TEÇHİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= DONATMA, DONATIM
- TEÇHİZAT | MATERYAL | KAYIT | DONANIM ile/||/<> DONANIM ile/||/<> YAZILIM
( Bilgisayar izlenceleri yordamlar kurallar ve bunlara ilişkin belgelemeye karşıt anlamda bilgi işlemde kullanılan fiziksel öğeler ya da fiziksel öğeler bütünü yazılım bellenim Bir alan gözlemi ya da deneylemede gereksinme duyulan her türlü araçgereç bilişim Bir bilgisayarı ya da bilişim dizgesini oluşturan aygıt araç gereç vb tümü Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin yordamların kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü Girişimin tüm ya da bazı çalışmalarını kapsayan ya da tanıtlayan bir işelmi bir sayışımı kapsayan yazılık ya da belge )
( HARDWARE | EQUIPMENT )
( MATÉRIEL, ÉQUIPEMENT | MATÉRIEL (DE TRAITEMENT D'INFORMATION) )
- TEÇHİZAT | TEÇHİZ | DONATMA ile/||/<> DONATMA ile/||/<> DONATIM
( donatım Yola çıkarılacak geminin araç gereç ve belgelerle donatılması Sinema TV Bir görünçlük içinde yer alan her çeşit eşya nesne Yardımcı sahne eşyaları Aksesuvar aksesuar Yarışa başlarken ya da yarış boyunca kendi izlemcileri eliyle belirli yerde ve belirli uzanım içinde koşucuların yarış kurallarına uygun olarak yiyecek içecek ya da yedek parça gereksemelerini karşılamaları Resim Heykel Mimarlık Bir sanat yapıtında ikinci derecede olan ayrıntılar yardımcı öğeler Bir işletme ya da kuruluşun çalışabilmesi için gerekli araç ve gereçlerin tümü yapıcılık Bir yapı için gerekli olan bütün döşemin yerleştirilmesi Durağan kuruluşların işlemlerinde gerekli olan ayrıntılar konuşma araçları her çeşit sağlık kuruluşları ve benzerleri )
( OUTFITTING )
( ÈQUIPMENT )
- TEÇHİZAT ile/||/<> DONATI
- TEÇHİZAT[Ar.] ile/değil/yerine/= DONATI
- TECHİZAT[Ar. < TECHĪZĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TEÇHİZAT
( Silah dışındaki savaş gereçleri donatı araç gereç )
- TECHNETİUM[Fr. < TECHNÉTIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNETYUM
( Atom numarası atom ağırlığı yaklaşık olan yapay olarak elde edilen radyoaktif element mazuryum simgesi Tc )
- TECHNICAL EDUCATION[İng.] ile/||/<> ENSEIGNEMENT TECHNIQUE[Fr.] ile/||/<> TEKNİK ÖĞRETİM
( Bir tekniğin ya da teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına önem veren mühendis teknisyen ve işçi yetiştirmeyi amaç edinen öğretim alanı ya da türü )
( TECHNICAL EDUCATION )
( ENSEIGNEMENT TECHNIQUE )
- TECHNİQUE[Fr. < TECHNIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNİK
( teknik adam teknik direktör teknik eğitim teknik lise teknik okul teknik öğretim teknik şartname teknik üniversite sinema tekniği top tekniği Bir sanat bir bilim bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi Fizik kimya matematik vb bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama fen Bu uygulamaya dayanan bu uygulamaya ilişkin Yol beceri yöntem uygulayım )
- TECHNO[Fr. < TECHNO + SOĞD.] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOKENT
( Bilişim alanında belirli bir üniversitenin veya enstitünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım üreten geliştiren şirketlerden oluşan alan teknopark )
- TECHNOCRATE[Fr. < TECHNOCRATE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOKRAT
( Teknokrasiden yana olan Teknokrasi içerisinde yer alan yönetici konumundaki mühendis mimar teknisyen iktisatçı vb elemanların ortak adı Ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı veya memur )
- TECHNOCRATİE[Fr. < TECHNOCRATIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOKRASİ
( Sanayi ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil uzmanlar teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan sistem )
- TECHNOLOGİE[Fr. < TECHNOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOLOJİ
( ileri teknoloji yüksek teknoloji bilişim teknolojisi bilgi teknolojileri gol çizgi teknolojisi Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini kullanılan araç gereç ve aletleri bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi uygulayım bilimi İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü )
- TECHNOLOGIQUE[Fr.] ile/||/<> TEKNOLOJİK[Fr.]
( Teknoloji ile ilgili Teknolojik çağın her var oluş anlamını ortadan kaldıran yönelimi durdurulsun Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 10 Düşünülecek şeyin ille de çok büyük bir olay çok büyük bir bulgu olması nedenlerin ille de çok değerli bir teknolojik ya da felsefi buluş olması gerekmez Aziz Nesin Bir Tutam Aydınlık 121 Bilimkurgu bağlamında üretilen yapıtların sayısının teknolojik ilerlemenin ve uzay yolculuğu çalışmalarının ivme kazanmasıyla arttığını söylemek yanlış olmaz elbette ama geleceği konu edinmenin geçmişini hafife almamak kaydıyla Başta ütopya ların bazıları olmak üzere zamanda ilerleme tutkusuna klasik çağ metinlerinde de rastlanır Enis Batur Başkalaşımlar 357 Doğru fakat teknolojik olanaklar aynı zamanda montaj simülasyon tekniklerini de artırdı Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 312 )
- TECHNOLOGİQUE[Fr. < TECHNOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOLOJİK
( Teknoloji ile ilgili )
- TECHNOLOGUE[Fr. < TECHNOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKNOLOG
( Teknoloji üzerinde çalışan kimse )
- TECHNOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= TECHNOLOGIE/TECHNOLOGIQUE[Fr. < TECHNOLOGIE] ile/değil/yerine/= TEKNOLOJI[Fr. < TECHNOLOGIE]
( Bir endüstri dalıyla ilgili yapım yöntemlerinin, yollarının ve araçlarının inclenmesinden oluşan bilgi dalı. )
- TECİL[Ar.] ile/değil/yerine/= ERTELEME
- TECİL[Ar. < TEʾCĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> ERTELEME
- TECİM/TİCARET:
KAZANMAK ya da GEREKSİNİMİNİ KARŞILAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAZANDIRMAK ya da GEREKSİNİMİ KARŞILAMAK
- TECİM ile TECİMSEL
- TECİM/SEL / TİCARET/TİCARİ ile/ve ÜRETİM/SEL
( Üretim Geliştirme Aşamaları: Araştırma Gözlem Çözümleme Geliştirme Deneme Tecimleştirme/Ticarileştirme )
( Exploration
Screening
Analysis
Development
Test phase
Commercialisation
COMMERCE vs./and PRODUCTION )
- TECNÎS[Ar. < CİNÂS] ile TECDÎR[Ar. < CİNÂZE]
( İki anlamlı söz[mânî] söyleme, cinas yapma. İLE Ölüyü tabuta koyma. )
- TECRİB ile/||/<> EXPERIMENTATION[İng.] ile/||/<> DENEYLEME
( Kendiliğinden gerçekleşemeyen elverişsiz koşullarda beliren karmaşık ve değişken biçimlerde oluşan ya da denenmesi yararlı görülen olayların gözlenmesi amacıyla başvurulan denetimli gözlemleme ya da bir deneyi gerçekleştirmek üzere başvurulan işlemlerin tümü )
( EXPERIMENTATION )
- TECRİBETEN[Ar.] ile TECRİBÎ[Ar.]
( Tecrübe ederek, deneyerek, sınayarak. İLE Deneme ile ilgili. )
- TECRÎD[< CERED] ile/değil TEDRÎC[< DURÛC]/KERTELEME
( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Soyutlama. | Yalıtma. | Önce gönlünü gafletten, nefsini hevâdan, dilini boş sözden arındırıp dünyayı zihninden/kalbinden çıkararak Hakk'a yönelme. İLE/DEĞİL Derece derece, basamak basamak ilerle(t)me. )
- TECRÎD[< Ar. CERED | çoğ. TECRÎDÂT] ile/< İNTİZÂ[< Ar. NEZ]
( Maddî olandan arındırmak. | Soymak/soyutlamak. İLE/< Dış-dünyada, bir nesnede gizilgüç[bilkuvve/potansiyel] olarak bulunan bir özelliği, zihnin soyutlayarak yetkin örnek[ideal-form] haline getirmesi. | Ayıklamak. )
( Soyma, soyulma. | Ayırma, bir tarafta tutma. | Herşeyden el-ayak çekme. | Soyutlama. | Yalıtma. | Bir şairin kendini soyut bir kişilik, yani ayrı bir kişi sayarak ona hitab etmesi. | Noktasız harflerden oluşan sözcüklerle tümce ya da mısra yapma. İLE/< Çekip koparma, koparıp alma. )
( İntizâ olmadan, tecrîd olmaz. )
( Without the extraction, there cannot be the abstraction. )
( ABSTRACTION vs./< EXTRACTION )
- TECRİD ile/ve/||/<> TEHZÎB
( İlimde. İLE/VE/||/<> Amelde. )
- TECRİD ile/değil/yerine TEZKİYE
- TECRİDEN[Ar. < TECRĮDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TECRİDEN
( Tecrit ederek )
- TECRİP | DENEYİM ile/||/<> DENEYİM
( 1 Belli bir amaca göre ve belirli yöntem ve kurallara uygun olarak yapılan deney 2 Amacı belli ve koşulları hazırlanmış olarak yapılan gözlemlere verilen ad Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı deney II )
( EXPERIMENTATION, EXPERIMENTING | EXPERIENCE | EXPERIMENT )
( EXPÉRIMENTATION )
( EXPERIMENT )
- TECRİT ETMEK | YALITMAK ile/||/<> YALITMAK
( fizik )
( ISOLATE )
( ISOLER )
- TECRİT | İZOLASYON ile/||/<> İZOLASYON ile/||/<> İZOLASYON[Fr. < ISOLATION]
( insula ada Ekoloji Fizyoloji Kalıtım Coğrafya v b ne ait engeller dolayısıyla çiftleşebilen gruplar arasında çiftleşme olanağının ortadan kalkması ve grupların karakter bakımından birbirinden uzaklaşması 1 Bulaşıcı hastalık taşıyan bireyi sağlam olanlardan ayırma tecrit etme karantinaya alma 2 Bir bileşikten herhangi bir maddeyi ayırma 3 Saf mikroorganizma kültürü üretme saf kültür elde etme 1 Mikroorganizmaların diğer mikroorganizmalardan veya kültürlerden ayırt edilerek laboratuvar ortamında saf olarak çoğaltılması 2 Enfekte konak veya dokudan alınan örneklerden enfeksiyöz etkenlerin elde edilmesi işlemi )
( ISOLATION )
( ISOLATION )
( ISOLIERUNG )
- TECRİT | SOYUTLAMA ile/||/<> SOYUTLAMA
( Bir özelliği ya da öğeyi bağlı olduğu bütünden düşünce ya da sözle ayırma Zihnin gerçekte ayrı ve başlı başına bir varlığı ya da özelliği olmayan bir şeyi bağımsız olarak ya da öteki özelliklerden ayırarak düşünmesi abstractio abstrahere çekip çıkarmak soymak ayırmak 1 Gerçekte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma eylemi Ör Biçimi rengi boyutları özdekten ayırıp düşünme 2 Geneli ve öz olanı arınmış bir biçimde elde etmek için özle ilgili olmayanı bir yana bırakma Bir tasarımın ya da bir kavramın nitelik ve bağıntı gibi öğelerini göz önüne almayarak dikkati doğrudan doğruya kavrama çeken düşünme eylemi Ör Üçgen kavramında üçgenin büyük küçük eşkenarlı ya da dik açılı oluşunu göz önüne almamak gibi İnsan zihninin dış dünyadaki canlı ve cansız varlıkları duygu düşünce ve hareketleri kendine has bir biçimde anlayıp yorumlayarak kelimelere dönüştürme olayı ve somutlaştırma )
( ABSTRACTION )
( ABSTRACTION )
( ABSTRAKTION )
( ABSTRACTIO, ABSTRAHERE )
- TECRİT[Ar. < TECRĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> AYIRMA | SOYUTLAMA | YALITIM
( tecrit odası vibrasyon tecridi ayırma Bir insanı dış dünyadan kopararak kendi hâline bırakma Bulaşıcı hastalığın daha fazla canlıya bulaşmasını önlemek amacıyla hastanın diğer canlılarla olan ilişkilerinin en az seviyeye indirilmesi veya kesilmesi soyutlama yalıtım Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma )
- TECRİT | YALITIM ile/||/<> YALITIM
( Bir özdek ya da dizgenin kütle erke gibi herhangi bir aktarım olayından korumak için çevresiyle ilişkisini kesme Bir olay ya da değişkeni salt biçimiyle gözleyebilmek üzere başka olay ya da değişkenlerin etkilerinden arıtarak soyutlama elektrik 1 Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk lastik porselen vb ile kaplama sarma işlemi 2 Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı Bir nesnenin ya da bir yerin çevresi ile her türlü terke ya da özdek alışverişini ya da etkileşimini engelleme işlemi Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı )
( İSOLATION, INSULATION | ISOLATION | INSULATION )
( İSOLATION | ISOLATION | ISOLEMENT, ISOLATION )
( İSOLATION | ISOLATION | ISOLIERUNG; ISOLATION )
- TECRİT ile/||/<> AYRIMSAMA
( Bir ozanın etkiyi güçlendirmek amacıyla yalnız bir varlığa seslenmesi İki yoldan yapılır 1 Seslenilemez bir varlığa seslenme Ör Ne teshir etti gülzarı ne vurdu ateşe harı Yine durmaz okursun ruz u şeb evradın ey bülbül Bahari 2Kendi benliği yerine koyduğu bir nesneye ve böylece kendi kendine seslenme Örn Ey Nedim ey bülbüli şeyda niçin hamuşsun Sende evvel çok nevalar güftügular var idi Nedim )
- TECRİT ile HALVET
- TECRİT ile/ve/||/<> İNZİVÂ
- TECRİT ile RİYÂZÂT
- TECRİT[Ar.]/ABSTRAKSİYON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= SOYUTLAMA
- TECRİT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TEHCİR
( Ayırma. | Birini dış dünyadan kopararak kendi durumuna bırakma. | Bulaşıcı hastalığın daha fazla canlıya bulaşmasını önlemek amacıyla sayrının öteki canlılarla olan ilişkilerinin en az seviyeye indirilmesi ya da kesilmesi. | Soyutlama. | Yalıtım. | Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için öteki hükümlülerden ayırma. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Göç ettirmek. )
- TECRÜBE MEVZUU | DENEK ile/||/<> DENEK
( Üzerinde deney araştırma ölçme sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey Üzerinde deneme yapılan birey ya da nesne Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak değişmeleri gözlenen ya da deneye vurulan edilgen birey ya da canlı katılmacı denek )
( SUBJECT )
( SUJET )
( SUBJEKT )
- TECRÜBE SAHİBİ[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM İYESİ
- TECRÜBE[Ar. < TECRİBE] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYİM | DENEY | GÖRGÜ
( deneyim deney görgü )
- TECRÜBE | TECRÜBE-İ KALEMİYE | TECRÜBE ETME, TEST | KALEM TECRÜBESİ | DENEME ile/||/<> DENEME ile/||/<> DENEMEK
( Atma ya da atlama yapan yarışçının her dönede birer kez kullandığı sınama hakkı Seçme yapmak için yumrukoyuncularını karşılaştırma Eğitim ve öğretimle ilgili bir kuramın bir görüşün bir yöntemin uygulama olanağını araştırmak bir öğrenci ya da öğretmen topluluğuyle ilişkili sorunların çözümü için önerilen çözüm yollarının geçerliğini anlamak amacıyla bilimsel ölçüler içinde ortam hazırlama ve tasarlanılan şeyi deneme eylemi Bir bilim bir sanat sorununu yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunan düzyazı türü olasılık kuramı Bir olayı oluşturmak üzere olasılıksal bir tasarımla yapılan deney Bir bilgi ya da yordamı uygulama yoluyla ya da denenceyle sınama 1 genel uygulayım Bir nesne aygıt araç vb niteliklerini işlevini belirlemek için yapılan işlem 2 bayındırlık a Bir yolun kullanıma açılmadan önce sınanması b Bir nesne özdek vb nin çeşitli niteliklerini direnç iletkenlik vb ortaya çıkarmak için yapılan fiziksel kimyasal işlem c Bir makinenin yapısında ya da işleyişinde aksaklık olup olmadığını çıkarmak için yapılan denetim 3 kimya Bir kimyasal ürün üzerine ivedilikle uygulanan çözümleme 4 metalbilim Metal parçaların çeşitli özelliklerini saptamak için yapılan işlem Bir konuyu derinden derine incelemek dâvasında bulunulmıyan eser DENEME YAZARI Essayiste Metal parçaların çeşitli özelliklerini ve bunların değişimlerini saptamak için yapılan işlem 1 Araştırmacının deneklere yöntemi uyguladığı verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma 2 Bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem değerini anlamak için bir insanı bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak tecrübe etmek bir işe başarmak amacıyla başlamak girişmek teşebbüs etmek )
( TRIAL | TRAIL | TESTING | TRIAL, EXPERIMENT )
( ESSAI | ÉPREUVE )
( VERSUCH | PROBE | PRÜFUNG )
- TECRÜBE TÜPÜ | DENEY TÜPÜ ile/||/<> DENEY TÜPÜ
( İçinde kimi kimya deneyleri yapılan dar uzun bir ucu kapalı cam boru Laboratuvarda kullanılan göre değişen boyutlarda uzun içi boş silindir biçiminde adi veya özel cam malzeme tüp )
( TEST TUBE )
( TUBE )
( REAGENZGLAS )
- TECRÜBE | YAŞANTI ile/||/<> YAŞANTI
( Kişinin dolaysız algıları ve etkinlikleri ile kazandığı bilgi tavır ve beceriler 1 Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi tutum ve becerilerin tümü 2 İnsanın özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci 1 Kişiliği zenginleştirdiği kabul edilen bir anlamı olan bütün yaşanmış deneyler 2 Kendileri aracılığıyle benin bir şeyin bilincine vardığı bütün ruhsal olaylar 3 Bir kezlik olan bir daha yinelenemeyen ruh olayları Felsefede 1 Geniş anlamında a Doğrudan doğruya olan bilinç içeriği b Bilinç olayı bilinç edimi Husserlin yönelmişlik yaşantısı intentionales Erlebnis c Bir şeye yönelmiş duygu 2 Soyut düşünce ve kurama karşı benin dünya ile doğrudan doğruya karşılaşması gerçeklikle dolaysız bağlantı kurması )
( EXPERIENCE )
( EXPÉRIENCE | EXPÉRIENCE VÉCUE )
( ERLEBNIS )
- TECRÜBE YAYINI ile/||/<> TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT[İng.] ile/||/<> ÉMISSION D'ESSAI[Fr.] ile/||/<> VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG[Alm.] ile/||/<> DENEME YAYINI
( TV 1 Yeni kurulan bir televizyon vericisinin yayın niteliğini araştırmak ve düzeltmek için girişilen yayın 2 Yeni yayına başlayan bir televizyon yayacının izlencelerini geliştirmek amacıyla girişilen yayın 3 Yeni hazırlanmış bir izlence dizisisinin izleyicilerdeki tepkisini ölçmek ve bu dizinin ilerisi için sonuçlar çıkarmak amacıyla yapılan yayın )
( TRIAL PROGRAMME (ABD: PROGRAM), PILOT PROGRAMME, PILOT )
( ÉMISSION D'ESSAI )
( VERSUCHSSENDUNG, TESTSENDUNG )
- TECRÜBE[Ar.] ile/değil/yerine/= DENEYİM
- TECRÜBE ile TECRÜBELİ/LİK ile TECRÜBESİZ/LİK ile TECRÜBESİZCE
- TECRÜBİ[Ar. < TECRİBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYSEL | DENEYİMSEL
( deneysel deneyimsel )
- TECRÜBİ ile/||/<> EXPERIMENTAL[İng.] ile/||/<> EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/||/<> EXPERIMENTELL[Alm.] ile/||/<> DENEYSEL
( Deneylerle ölçümlerle ilgili )
( EXPERIMENTAL )
( EXPÉRIMENTAL )
( EXPERIMENTELL )
- TECTONIQUE[Fr.] ile/||/<> TEKTONİK[Fr. < TECTONIQUE]
( coğrafya jeoloji )
( TECTONIQUE )
- TECTONİQUE[Fr. < TECTONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKTONİK
( Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu )
- TECVÎD[< CEVDET] ile ...
( BİR ŞEYİ GÜZEL YAPMA | KUR'AN'-I KERÎM'İ USÛLÜNE BAĞLI KALARAK OKUMA İLMİ | BU OKUMAYI ÖĞRETEN KİTAP )
- TECVİD[Ar. < TECVĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TECVİT
( Kelimelerin söylenişinde seslerin çıkaklarına uzunluk ve kısalıklarına göre okunması Kur an ın doğru okunmasını sağlayan bilim Bu bilim üzerine yazılmış kitap )
- TECVİT/TECVİD[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖZCÜĞÜ, DÜZGÜN/UYGUN OKUMA
( Sözcüklerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması. | Kur'ân-ı Kerîm'in, doğru okunmasını sağlayan bilim. | Bu bilim üzerine yazılmış kitap. )
- TECVİT ile TECVİTLİ
- TECVİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= İZİN VERME
( Yapılmasını uygun bulma. )
- TECVÎZ[Ar. CEVÂZ | çoğ. TECVÎZÂT] ile/ve TAKDİR
( Olanaklıları kabul eder. İLE/VE ... )
- TECVİZ[Ar. < TECVĪZ] ile/değil/yerine/=/||/<> TECVİZ
( Yapılmasını uygun bulma izin verme )
- TECZÎ'[Ar.] ile/değil TECZİE[Ar. < CÜZ] ile/değil TECZÎR[Ar. < CEZR]
( ... İLE/DEĞİL Bölüm bölüm ayırma, bölme, doğrama, ufaltma. İLE Karekökünü alma, cezrini bulma. )
- TECZİYE[Ar. < TECZİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> CEZALANDIRMA
- TEDAFÜİ[Ar. < TEDĀFUʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVUNMALIK
- TEDAHÜL, ENTERFERANS | GİRİŞİM ile/||/<> GİRİŞİM
( Sinema TV İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi Işık dalgalarının birbirlerini etkilemesiyle dalga boyları cinsinden faz ayrımına göre ışık koyuluğunun artması ya da azalması Bir iş ya da eyleme başlamak üzere hazırlık yapma bir işi yapmak üzere ele alma G yerel tıkız Abel öbeği olmak üzere f ile g Borel işlevleri için dy diye tanımlanan işlev Simgesi f g Bir ışınım titreşimlerinin genliğinin aynı dalga dizisinin bölümlerinin üst üste gelmesiyle yer yer zayıflaması ya da büyümesi Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim 1 fizik a İki titreşim deviniminin birbirini yok etmesi olayı b İki ya da daha çok dalganın ışık ya da ses üst üste gelmesinden doğan olay 2 elektrik Yaklaşık sayıda iki titreşimin aralarındaki ayrım yüzünden alıcıda oluşan vınlama 3 sinematelevizyon İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi üst üste binmesi Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok kimi yerlerde az çıkması olayı Bir noktaya ulaşan birden çok dalganın o noktada uyardıkları yönleçsel etkilerin bir birleşke oluşturmaları bu birleşke sıfırla toplam arasında değerler alır fizik Bir mal ya da hizmetin sağlanılması değiştirilmesi verimli çabaların bir araya getirilmesi gibi hakka ve ekonomik durumlara ilişkin bir kuruluşun gerçekleştirilmesi Planlı bir biçimde bir işe girişme Başta gelen bir açınığı söylemeden önce gırtlakta ve bunun dolayındaki örgenlerde meydana gelen kımıldama Girişim ses kirişlerinin gerilmeden önce kapanmadığına göre YUMUŞAK veya KERTELİ yahut İLERLEK Douce graduelle ou progressive kapandığına göre de SERT veya AÇIK yahut KUVVETLİ dure daire ou forte gibi adlarla anılır girişim )
( INTERFERENCE | INITIATIVE | CONVOLUTION | ENTERPRISE )
( INTERFÉRENCE | İNTERFÉRENCE | CONVOLUTION | ENTREPRISE | ATTAQUE )
( INTERFERENZ | FALTUNG )
( CONVOLUTIO )
- TEDAHUL[Ar. < TEDĀḪUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAHÜL
( Birbirinin içine girme Ödemede gecikme Yığılıp kalma birikme )
- TEDÂHÜL[Ar.] ile TEDÂVÜL[Ar.]
( Birbirinin içine girme. | Ödemede gecikme. | Yığılıp kalma, birikme. İLE Dolanım. )
- TEDAÎ | TEDAİ | ÇAĞRIŞIM ile/||/<> ÇAĞRIŞIM
( Sinema TV 1 Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu bu yolla izleyiciyi etkileme 2 Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığı çağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş Davranışlar düşünüler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı 1 Yer zaman neden etki ve sonuç bakımından aralarında birlik benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı 2 Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler Çıkarıma yordamlarda başvurulan açık ya da örtük anlatımlı simge ya da uyaranlar aracılığıyla örtük eğilim tutum ya da beklentileri bilinç düzeyine çıkarmaya yarayan yol Ruhsal olayların istencin aracılığı olmadan kimi kez de istencin direnişine karşın birbirlerini bilinç alanına çekmesi Aristotelesten beri dört çağrışım yasası ilkesi kabul edilir benzerlik karşıtlık yerce birarada bulunma zamanca birbirinin ardından gelme Bir kelimenin anlam şekil ve ses yakınlığı yoluyla başka kelimelerle kurduğu bağlantılar ağaç kıraç tokaç gelen gören bilen ağırbaşlılık ciddiyet ciddîlik resmîlik oturaklılık vb çağrışım ilişkileri )
( ASSOCIATION OF FRAMES (OF PICTURES) | ASSOCIATION | AUDIO-VISUAL ASSOCIATION )
( ASSOCIATION D'IMAGES | ASSOCIATION | ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE )
( BILDENVEREINIGUNG | ASSOZIATION | AUDIO-VISUELL ASSOZIATION )
( ASSOCIAZIONE )
( ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / συνειρμός )
- TEDAÎ | TEDAİ | ÇAĞRIŞIM ile/||/<> GÖRSEL-İŞİTSEL ÇAĞRIŞIM
( Sinema/TV. 1. Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu ; bu yolla izleyiciyi etkileme. 2. Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığı çağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş. @@ Davranışlar, düşünüler ve kavramlar arasında, yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı. @@ 1. Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. 2. Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler. @@ Çıkarıma yordamlarda başvurulan, açık ya da örtük anlatımlı simge ya da uyaranlar aracılığıyla örtük eğilim, tutum ya da beklentileri bilinç düzeyine çıkarmaya yarayan yol. @@ Ruhsal olayların istencin aracılığı olmadan, kimi kez de istencin direnişine karşın birbirlerini bilinç alanına çekmesi. // Aristoteles'ten beri dört çağrışım yasası (ilkesi) kabul edilir: benzerlik, karşıtlık, yerce birarada bulunma, zamanca birbirinin ardından gelme. @@ Bir kelimenin anlam, şekil ve ses yakınlığı yoluyla başka kelimelerle kurduğu bağlantılar: ağaç, kıraç, tokaç; gelen, gören, bilen; ağırbaşlılık, ciddiyet, ciddîlik, resmîlik, oturaklılık vb. bk. çağrışım ilişkileri )
( ASSOCIATION OF FRAMES (OF PICTURES) | ASSOCIATION | AUDIO-VISUAL ASSOCIATION~AUDIO-VISUAL ASSOCIATION )
( ASSOCIATION D'IMAGES | ASSOCIATION | ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE~ASSOCIATION AUDIO-VISUELLE )
( BILDENVEREINIGUNG | ASSOZIATION | AUDIO-VISUELL ASSOZIATION~AUDIO-VISUELL ASSOZIATION )
( ASSOCIAZIONE~ASSOCIAZIONE AUDIOVISIVA )
( ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / συνειρμός~ΟΠΤΙΚΟΑΚΟΥΣΤΙΚΌΣ ΣΥΝΕΙΡΜΌΣ / οπτικοακουστικός συνειρμός )
- TEDAİ[Ar. < TEDĀʿĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇAĞRIŞIM
- TEDAİ[Ar. < DA'VET] ile/değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM
- TEDAİYYE | ÇAĞRIŞIMCILIK ile/||/<> ÇAĞRIŞIMCILIK
( Anlık süreçlerinin öncelikle uyaran düşünü ve kavramlar arasında zaman ve yer birliği yolu ile kurulan çağrışım ilişkilerinden oluştuğunu savunan öğreti 1 Tüm zihinsel işlemleri ve usun bütün ilkelerini düşüncelerin çağrışımı ile açıklamaya çalışan felsefe görüşü 2 Nedensellik ve ereklilik gibi zihinsel ilkelerin aslında sürekli yaşantılar sonucu elde edilen alışkanlıkların ürünü olduğunu ileri süren öğreti )
( ASSOCIATIONISM )
( ASSOCIATIONNISME )
- TEDARİK ETMEK ile/değil/yerine/= EDİNDİRMEK
- TEDARİK ile/değil/yerine/= EDİNDİRİ
- TEDARİK ile/ve TEMİN
- TEDARİKLEMEK ile TEDARİK ile TEDARİKLİ ile TEDARİKÇİ/LİK ile TEDARİKSİZ/LİK
- TEDARİK/Lİ ile TEDBİR/Lİ
- TEDARUK[Ar. < TEDĀRUK] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDARİK
( sümmettedarik Araştırıp bulma sağlama elde etme hazırlık )
- TEDAVİ EDİLEMEZLİK ile TEDAVİ EDİLEMEZ
( INCURABILITY vs. INCURABLE )
( لاعلاجي ile بيدوا ile بهبودي ناپذير ile درمان ناپذير ile معاجه ناپذير ile علاج ناپذير ile بي درمان ile لاعلاج ile بي علاج ile درمانناپذير )
( LALAJY ile بيدوا ile BACPEHBUDY NAPAZYR ile DARMAN NAPAZYR ile MOAJEH NAPAZYR ile ALAJ NAPAZYR ile BEY DARMAN ile LALAJ ile بي علاج ile DARMANANAPAZYR )
- TEDAVİ/TERAPİ[Fr. < THÉRAPIE] ile/||/<> TEDAVİCİ/TERAPİST[Fr. < THÉRAPIST]
- TEDAVİ ile/ve DÖNÜŞÜM
- TEDAVİ ile HER ŞEYİ İYİLEŞTİR ile TEDAVİ ARAYIŞI
( CURE vs. CURE ALL vs. CURE SEEKING )
( چاره ile درمان ile علاج ile تداوي ile شفا ile شفا دادن ile خوب کردن ile چاره نمودن ile چاره کردن ile درمان کردن ile بهبودي دادن ile درمان نمودن ile نوش دارو ile چاره جوئي )
( CHAREH ile DARMAN ile علاج ile تداوي ile SHAFA ile SHAFA DADAN ile KHOB KARDAN ile CHAREH NEMUDAN ile CHAREH KARDAN ile DARMAN KARDAN ile BACPEHBUDY DADAN ile DARMAN NEMUDAN ile NOSH DARO ile CHAREH JOYEY )
- TEDAVİ[Ar.] ile/ve OTAMA/SAĞALTIM/TERAPİ[Fr.]
( Fiziksel olana. İLE Zihinsel olana. )
( Örgenlere uygulanabilen. İLE/VE Tine uygulanabilen. )
- TEDAVİ/TREATMENT[İng.] ile SAĞALTIM/SAĞALTMAK ONULTUM/ONULTMAK
- TEDAVİ[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]
- TEDAVİ[Ar. < TEDĀVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDAVİ
( ayakta tedavi fizik tedavi fizik tedavi uygulayıcısı kimyasal tedavi antibiyotik tedavisi ısı tedavisi ışın tedavisi koku tedavisi lazer tedavisi ozon tedavisi östrojen tedavisi su tedavisi şok tedavisi şua tedavisi Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyileştirme terapi Aksayan bir şeyi düzeltme iyileştirme )
- TEDAVİ ile TEDAVİCİ
- TEDÂVİ ile/ve/||/<>/> TELÂFİ
- TEDAVİCİ ile/||/<> SAĞALTICI
- TEDÂVÜL[Ar. < DEVLET | çoğ. TEDÂVÜLÂT] ile TEDÂVÜR[Ar. < DEVR]
( Elden ele gezme, dolaşma, kullanılma. İLE Sıra ile yapma, karşılıklı yapma. )
- TEDÂVÜL[Ar.]/SİRKÜLASYON[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM/DOLANIM
- TEDAVÜL[Ar. < TEDĀVUL] ile/değil/yerine/=/||/<> DOLANIM
- TEDÂVÜL/SİRKÜLASYON ile/değil/yerine/= DOLAŞIM
- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile/ve TEMKİN[Ar. < MEKÂNET]
( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )
( Bir şeyi sağlayacak ya da önleyecek yol, yöntem, çözüm, çare. İLE/VE Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma. | Ağırbaşlılık. | Hastalığın bir yere yerleşmesi. | İhtiyat, tedbir. )
( PRECAUTION vs./and COMPOSURE )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< FİKİR (ETMEK)
( Sonuca yönelik düşünme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sonuca yönelik olmayan düşünme. )
( Zât bakımından aynı, itibar bakımından ayrılardır. )
( Sona bakmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yola bakmak. )
( [not] Thinking to [get/go] consequence. VS./AND/BUT/||/<>/>/< Any kind of thinking without consequence.
Any kind of thinking without consequence. INSTEAD OF Thinking to [get/go] consequence. )
( [not] PRECAUTION vs./and/but/||/<>/>/< TO THINK
TO THINK instead of PRECAUTION )
- TEDBİR ile GEREKLİLİK
( PRECAUTION vs. NECESSITY )
- TEDBİR ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR
- TEDBİR[Ar. < DÜBÛR] ile İHTİYÂT
( Bir şeyi elde edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul irâdesi. İLE İleriyi düşünerek/görerek davranma. | Sakınma. | Yedek. )
- TEDBİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNLEM
- TEDBİR ile PARANOYA
( Tedbirli ve mütevazı olun, şansı yakalarsınız. )
( Sonuca yönelik düşünme. İLE Sonuca yönelik olmayan düşünme. )
( ASPHALEIA ile/ve ... )
( Bir olay ya da kişinin bir durumu/sorunu ile sınırlı/özel kalabilen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Sürekli ve her koşulda, herhangi bir özel durumla sınırlı kalmayacak sürekli/kalıcı olan. )
( Seninle. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Senden sonra da! )
( Ne olduğu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Ne/nasıl[ne/yin asıl] olması gerektiği. )
( Çözümsüzlük hiçbir zaman çözüm değildir/olamaz! [kabul edilemez/edilmemeli, gözardı edilemez/edilmemeli, boş verilemez/verilmemeli, ertelenemez/ertelenmemeli!] )
( [not] PRECAUTION vs./and/but/> PARANOIA
PARANOIA instead of PRECAUTION )
- [ne yazık ki]
"TEDBİR" ile/değil/yerine/>< SEVGİ
( Her konuda tedbirli olabiliriz; ancak, "severken/sevdiğimize karşı tedbirli olmak", gerçek mutluluk için en zararlısıdır. )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/<>/< TAKDİR
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )
- TEDBİR[< DÜBÛR] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAKDİR
( Bir şeyi temin edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kişinin ihtiyâr ve istenci/irâdesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< ... )
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )
( Yaptığın şeyin tedbirini, takdir-i Hüdâ'dan bekle. )
( Takdirden gelene, tedbir kılınmaz
Ne kılayım çare, ben, şimdiden geri
Yaram türlü türlü, merhem bulunmaz
İstersen merhemi, çal, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )
Geçti elden, gitti muhabbet çağı
Rakip, bahçeye kurmuş otağı
Yıkılsın çevresi, bostanı bağı
El girsin bağına, var, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )
Sen bir gonca gülsün, istife karış
İstersen gül oyna, dilersen sarış
Gönlün kimi isterse, ülfet et konuş
Yârim, sana destur var, şimdiden geri
( Tecellim böyleymiş, kime, ne diyeyim )
Kul Abdal'ım, bir sultanam ayılım
Yüz sür beni, eşiğinde sayılım
Hakk'tan gelen tecellime, kayılım
Kul Abdal'ım, yalan dünya, vefâsız
Âlemde bir yâre düştüm, devâsız
Sen bana yâr olmazsın, be hey vefâsız
Var kime olursan ol, şimdiden geri
( Seher yeli, sevdiğimden bir haber )
[ Veysel (Âşık) 'tan
dinlemek üzere burayı tıklayınız... ]
[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19854 ]
2023
VEYSEL (ÂŞIK) yılıdır.
Madem görüyorsunuz... O zaman, hoş görün! - Veysel (Âşık)
)
- TEDBİR[Ar. < TEDBĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDBİR
( ihtiyati tedbir ihtiyat tedbiri önlem Bir şeyin sonucu düşünülerek önceden yapılan hazırlık )
- TEDBİR ile TEDBİRLİ/LİK ile TEDBİRSİZ/LİK ile TEDBİRSİZCE
- TEDBİR ile YASAK
( PRECAUTION vs. PROHIBITION/FORBIDDEN )
- TEDBİR ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME
- TEDBİREN[Ar. < TEDBĪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDBİREN
( Önlem olarak önlem amacıyla )
- TEDBİR-İ NEFS/NÜFUS ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MENZİL ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MEDÎNE/MÜDÜN ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ ME'ÂD
( Bireyin ve toplumun oluşumunda.[Kişisel ahlâk, nefsi terbiye etmek] İLE/VE/||/<>/> Aileyi/topluluğu yönetmek.[Evi ve geçimi adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Kenti/toplumu yönetmek.[Devleti adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Dinî, manevi düzen.[Âhirete hazırlıklı olmak] )
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- TEDBİRLİ ile/değil/yerine/= ÖNLEMLİ
- TEDBİRLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSAR/LIK
- [ne yazık ki]
TEDBİRSİZ TEVEKKÜL ile/ve/||/<> İCRAATSIZ DUA ile/ve/||/<> SÜFLÎ İNZİVÂ
- TEDBİRSİZLİK ile/ve/değil DALGI/GAFLET
- TEDBİRSİZLİK ile/ve/<> EYLEMSİZLİK
( İkisi de hüsrana götürür. )
- TEDBİRSİZLİK ile TEDBİRSİZ
( IMPRUDENCE vs. IMPRUDENT )
( بي تدبيري ile بي مبالاتي ile بي تدبير )
( BEY TADABYRY ile BEY MOBALATY ile BEY TADABYR )
- TEDEMMU'[< DEM][Ar.] ile ...
( Gözün yaşarması. | Sayrılıktan dolayı gözden yaş gelme. )
- TEDENNİ[Ar. < TEDENNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDENNİ
( Gerileme düşme )
- TEDENNÎ[Ar.] ile TENEZZÜL[Ar.]
( Gerileme, düşme. İLE Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme. | Alçakgönüllülük gösterme. )
- TEDERRÜS[Ar. < DERS | çoğ. TEDERRÜSÂT] ile TEDESSÜR[Ar.]
( Ders alma, ders olarak okuma. İLE Elbise giyme. )
- TEDFİN[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖMME
- TEDFİN[Ar. < TEDFĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖMME
- TEDHÎN[Ar. < DUHAN] ile TEDHÎN[Ar. < DÜHN]
( Tütsüleme, dumanlama. İLE Güzel kokulu yağ sürme/sürülme. )
- TEDHİŞ[Ar. < TEDHĪŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDHİŞ
( terör Dehşet uyandırma dehşete düşürme )
- TEDHİŞ ile TEDHİŞLİ ile TEDHİŞÇİ/LİK ile TEDHİŞSİZ
- TEDİB[Ar. < TEʾDĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDİP
( Uslandırma yola getirme terbiye etme )
- TEDİP HAKKI ile/değil/yerine/= USLANDIRMA ÜLEVİ
- TEDİP/TEDİB[Ar.] ile/değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME
- PERTURBATION THEORY[İng.] / THÉORIE DES PERTURBATIONS[Fr.] ile/değil/yerine/= TEDİRGENME KURAMI
- TEDİRGİNLEŞMEK ile TEDİRGİN/LİK
- TEDİRGİN/LİK ile/ve/<>/>/< GERGİN/LİK
- TEDİRGİNLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEYECAN
- TEDİRGİNLİK ile/ve/||/<> HUZURSUZLUK
- TEDİRGİNLİK ile/ve/<> KORKU
- TEDİYE EMRİ ile/değil/yerine/= ÖDEME BUYRUĞU
- TEDİYE | ÖDEME ile/||/<> ÖDEME
( Gerçekleşen bir alacağın para ile ödenmesi Kesin sayışım Sayışımın arıtımı Bir borcun kısmen ya da tamamen parayla ya da ayni olarak kapatılması )
( LIQUIDATE, PAYMENT | PAYMENT, REDEMPTION, DISCHARGE )
( PAIEMENT | ACQUITTANCE, LIQUIDATION, PAYEMENT )
( PAYMENT )
- TEDİYE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDEME
( Para vb. bir şey verme, ödeme. | Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme. )
- TEDİYE ile/değil/yerine/= ÖDEME
- TEDİYE[Ar. < TEʾDİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖDEME (TEDİYE EMRİ)
- TEDİYE ile/||/<> PAIEMENT[İng.] ile/||/<> PAIEMENT[Fr.] ile/||/<> ÖDEME
( PAIEMENT )
( PAIEMENT )
- TEDİYE ile TEDİYE EMRİ
- TEDKİKAT[Ar. < TEDḲĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TETKİKAT
( İncelemeler Araştırmalar )
- TEDRİÇ[Ar. < TEDRĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> KERTELEME
- TEDRİCEN[Ar. < TEDRĪCEN] ile/değil/yerine/=/||/<> GİTTİKÇE | DERECE DERECE
( gittikçe derece derece )
- TEDRÎCEN[Ar.] ile/ve/||/<> TEDRÎCÎ[Ar.]
( Azar azar, giderek, gittikçe. İLE Derece derece, yavaş yavaş olan. )
- TEDRİCİ[Ar. < TEDRĪCĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDRİCÎ
( Derece derece yavaş yavaş olan )
- TEDRİP ile/||/<> ACCUSTOMING, TRAINING[İng.] ile/||/<> DRESSAGE[Fr.] ile/||/<> YETİŞTİRİM
( Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi )
( ACCUSTOMING, TRAINING )
( DRESSAGE )
- TEDRÎS[Ar. < DERS] ile/değil/yerine/= DERS VERME, OKUTMA
- TEDRİS[Ar. < TEDRĪS] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETME (RAHLEİTEDRİS)
- TEDRİS ile TEDRİÇ ile TEDRİCİ
- TEDRİSAT | ÖĞRETİM ile/||/<> ÖĞRETİM
( Belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretmek işi 1 Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi 2 Bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme 3 Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi )
( TEACHING | INSTRUCTION, TEACHING )
( INSTRUCTION, ENSEIGNEMENT )
- TEDRİSAT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM
- TEDRİSAT[Ar. < TEDRĪSĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM (ORTA TEDRİSAT)
- TEDSÎR[Ar.] ile ...
( Kuşun, yuvasını düzenlemesi/düzeltmesi. )
- TEDVİN[Ar. < TEDVĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> DERLEME
- TEDVÎN[Ar. < DÎVÂN] ile/değil/yerine/= DERLEM/E
( Dîvân biçimine sokma. | Kitaplaştırma. | Yasalaştırma. [yazılı ve bütünlüklü duruma getirilen kurallar][İng. CODIFICATION] )
- TEDVİN ile/değil/yerine/= DERLEYİ
- TEDVİR[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEVİRME | YÖNETME, ÇEKİP ÇEVİRME
- TEDVİR[Ar. < TEDVĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDVİR
( çevirme Yönetme çekip çevirme )
- TEDVİREN GÖREVLENDİRME ile/||/<> TEDVİREN ATAMA
- TEDVİREN[Ar. < TEDVĪREN] ile/değil/yerine/=/||/<> TEDVİREN
( tedviren atama tedviren görevlendirme Devretmek üzere )
- TEE/TRANSÖZOFAGEAL EKOKARDİYOGRAFİ TRANSOESOPHAGEAL ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YEMEK BORUSUNDAN EKOKARDİYOGRAFİ
- TEEBBÎ[Ar.] ile/ve TEEMMÜM[Ar.]
( Birini, baba edinme. | Birini, evlât edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun, anne tarafından tanınması. )
- TEEDDÜP[Ar. < TEʾEDDUB] ile/değil/yerine/=/||/<> UTANMA
- TEEDDÜB[Ar.] ile/değil/yerine/= UTANMAK
- TEEHHÜL[Ar. < EHL] ile TEEHHÜR[Ar. < TE'HÎR | çoğ. TEEHHÜRÂT]
( Ehlileşme. | Evlenme. İLE Sonraya, geriye kalma. | Gecikme. )
- TEEHHÜL[Ar. < TEʾEHHUL] ile/değil/yerine/=/||/<> EVLENME
- TEEHHÜR[Ar. < TEʾAḪḪUR] ile/değil/yerine/=/||/<> GECİKME
- TE'EKKEDENÎ'Ş-ŞEY'U[Ar.] ile ŞAKKA 'ALEYYE[Ar.]
- TEEKKÜL ile ...
( Yaranın açılıp büyümesi, oyulup açılması. )
- TEELLÜF | UZLAŞMA ile/||/<> UZLAŞMA
( Tutum görüş kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması 1 Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama 2 Uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma )
( COMPROMISE | AGREEMENT, COME TO AN ARRANGEMENT )
( ARRANGERMENT, ACCORD )
- TEEMMÜL ile/||/<> SPECULATION[İng.] ile/||/<> KURMACA
( Salt düşünceyle türetilmiş olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi )
( SPECULATION )
- TEEMMUL[Ar. < TEʾEMMUL] ile/değil/yerine/=/||/<> TEEMMÜL
( Bir işi ayrıntılarıyla düşünme düşünüp taşınma )
(1996'dan beri)