Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 119.425 başlık/FaRk ile birlikte,
119.425 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(321/479)


- NİSÂL[Ar. < NASL] ile NİSÂR[Ar.] ile -NİSÂR[Ar.]

( Temrenler, ok, kargı gibi şeylerin uclarındaki sivri demirler. İLE Saçma, serpme. | Saçı, düğünde saçılan para. İLE "Saçan/saçıcı" anlamlarına sözcükleri sıfatlandırır.[PERTEV-NİSÂR: Işık saçan.] )


- NİSAN[Ar. < NİSÂN] ile/||/<> ...

( yılın otuz gün süren dördüncü ayı yılın otuz gün süren dördüncü ayı Yalnız Anadolu ve Balkan Türkçesinde kullanıldığı anlaşılıyor Anadolu ağızlarında abril april avril ve avrul adı da kullanılır nīsān Süryani kökünden nisān geldiği yolundaki sav yaygındır Yalnız Anadolu ve Balkan Türkçesinde kullanıldığı anlaşılıyor Anadolu ağızlarında abril april avril ve avrul adı da kullanılır nīsān Süryani kökünden nisān geldiği yolundaki sav yaygındır )

( NĪSĀN )


- NİŞAN[Fars. < NİŞÂN] ile/||/<> ... | FERMAN

( 1 ferman 2 Osmanlılarda 1832den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya Az nişan 1 iz alamet eser 2 hedef 3 herhangi bir görev veya herhangi bir olayın anısına verilen anmalık nışān işaret belirti iz nişån YUyg nişan Kıpçakçada Çağataycada ve Osmanlıcada da nişān olarak kullanılmıştır nişān a sign signal mark charakter seal stamp impression annotation index a butt target for archers Türkçeden Rusçaya da geçmiştir Az nişan 1 iz alamet eser 2 hedef 3 herhangi bir görev veya herhangi bir olayın anısına verilen anmalık nışān işaret belirti iz nişån YUyg nişan Kıpçakçada Çağataycada ve Osmanlıcada da nişān olarak kullanılmıştır nişān a sign signal mark charakter seal stamp impression annotation index a butt target for archers Türkçeden Rusçaya da geçmiştir )

( NIŞĀN )

( NIŞAN[Az.]~NIŞĀN[Tkm.]~NIŞÅN[Özb.] )


- NİSAN YAĞMURU:
SEDEFİN AĞZINDA ile YILANIN AĞZINDA

( İnci. İLE Zehir. )


- NİSAN YAĞMURU ile/ve MAYIS YAĞMURU

( Nisan yağar sap olur, Mayıs yağar çeç olur. [çeç: Tahıl yığını] )

( Nisan yağmuru, sadef'in karnına düşünce inci, yılanın ağzına düşünce zehir olur. )

( Nisan yağmuru ekinlerin sapını geliştirir. Mayıs yağmuru başakların dolgunlaşmasına yarar. )


- NİŞAN[Fars. < NİŞĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> İZ | BELİRTİ | DEVLET NİŞANI

( nişan halkası nişan taşı nişan yüzüğü ağız nişanı devlet nişanı iz belirti Bir erkekle bir kadının evlenmek üzere birbirine söz vermesi Nişanlanma sırasında yapılan tören Kurşun taş vb ile vurulmak istenen hedef Hedefi vurmak için silah ok vb ne gerekli doğrultuyu verme devlet nişanı )


- NİŞÂN[Fars.] ile -NİŞÂN[Fars.]

( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )


- NİŞÂN ile NÎSÂN[Süryanice]

( İz, belirti. | İşaret. İLE Nisan ayı. )


- NİSAN[Ar. < NĪSĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSAN

( nisanbalığı nisan bir nisan yağmuru Yılın dördüncü ayı april )


- NİŞAN ile/||/<> URA

( ... İLE/VE/||/<> Sınır nişanı. )


- NİŞANCA ile NİŞANCA

( Eyüp'te, Topçular - Defterdar arasındaki semt. İLE Fatih'te, Beyceğiz Mahallesi'nde, Nişancı Mehmet Paşa Camisi'nin bulunduğu semt. )

( İkisi de adını, bu semtte bulunan camiden almıştır. )


- NİŞANE | BELLİK ile/||/<> BELLİK ile/||/<> BELGİ

( belgi mimarlık yerbilim Bir doğrultu düzey ya da yüksekliği belirlemek yeniden bulmak için bir duvar dikmelik yerey üzerine konan im Süsleme Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan demirden yapılmış üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge bellik kesit )

( BENCH-MARK, LANDMARK, QUIDEMARK )

( REPÈRE )


- NİŞANE[Fars. < NİŞĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞANGÂH | İZ

( nişangâh iz )


- NİŞANGAH[Fars. < NİŞĀN-GĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞANGÂH

( Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet bakıncak nişane hedef )


- NİSANGEÇ | NİŞANGEÇ ile/||/<> NİŞANGEÇ

( Düzeltilmiş bir kenara değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için kullanılan el aracı I Ağaçlara damga yapmakta kullanılan ağaç damga Gölbaşı Çankaya Ankara II Tahta üzerine düzgün çizgi çekmekte kullanılan araç Maraş )

( TRUSQUIN )

( STREICHMASS )


- NİŞANLAMAK ile NİŞANLANMAK ile NİŞANLAYABİLMEK ile NİŞAN/LIK ile NİŞANE ile NİŞANCI/LIK ile NİŞANLI/LIK ile NİŞANSIZ ile NİŞAN YÜZÜĞÜ ile NİŞAN HALKASI


- NİŞANTAŞI ile NİŞANTAŞI

( Şişli - Teşvikiye arasında bulunan ve adını burada bulunan nişantaşından alan semt. İLE Vali Konağı - Teşvikiye caddelerinin kesiştiği noktada bulunan, 1825'te Sultan II. Mahmud tarafından diktirilmiş yazılı sütun. )


- NİSANTAŞI ile NİŞANTAŞI


- NİSAP[Ar. < NİṢĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> YETER SAYI


- NİSAP ile/değil/yerine/= YETER SAYI


- NİSARGA ile ...

( Doğal, yaradılıştan olan. )


- NİSARGA ile/||/<> SAMKHYA ile/||/<> NAMA RUPA

( Doğal, yaradılıştan olan. @@ Sayı. @@ İsim ve biçim. Zihinsel ve fiziksel enerjiler. )


- NİŞASTA ile FEKÜL[Fr.]

( ... İLE Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta. )


- NİŞASTA ile/ve/||/<>/> GLİKOJEN

( Bitkilerde enerji depolayan polisakkarit. İLE/VE/||/<>/> Hayvanlarda enerji depolayan polisakkarit. )


- NİŞASTA ile/ve/<>/> HELME

( ... İLE/VE/<>/> Fasulye, pirinç, buğday gibi taneler, kaynatıldığında, nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı. | Bazı bitkilerin, kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde. )


- NİŞASTA ile/||/<> NİŞASTA[Fars. < NİŞÂSTE]

( C6 H10 O5 x bitkilerce üretilen ak renkli bir karbonhidrat Besin ve başka işleyim dallarında yaygın olarak kullanılır Bitkilerde meydana gelen bir karbohidrat C6 H10 O5 n kimya Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit C6H10O5 Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit Alfaglikozidik zincir biçiminde oluşan hidroliz olduğunda yalnızca glikoz veren bitki hücrelerinde bulunan ve özellikle yumrularda ve tohum endosperminin başlıca kısmını oluşturan beyaz kokusuz tatsız granül veya toz durumda depo polisakkarit nişāsta starch Türkçede nişastaya ket adı da verilir ket 2 )

( STARCH )

( AMIDON )

( STÄRKE | STARK )

( NIŞĀSTA )


- NİŞASTA ile PATATES NİŞASTASI/FEKÜL[Fr.]

( STARCH vs. POTATO STARCH )


- STARCH[İng.] / AMIDON[Fr.] ile/değil/yerine/= NİŞASTA


- NİŞASTA ile TAPYOKA[Fr. < TAPIOCA]

( ... İLE Manyok kökünden çıkarılan nişasta. )


- NİŞASTALANMAK ile NİŞASTA ile NİŞASTACI/LIK ile NİŞASTALI ile NİŞASTASIZ ile NİŞASTA ŞEKERİ ile NİŞASTA BUĞDAYI


- NİŞASTE[Fars. < NİŞĀSTE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİŞASTA

( nişasta buğdayı nişasta şekeri Tahıl tanelerinden mercimek bezelye vb bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde )


- NİSBET | ORAN ile/||/<> VERGİ ORANI | VERGİ ORANI

( bk. vergi oranı. @@ İki sayının ya da iki çokluğun bölümü. @@ (Resim, Heykel, Mimarlık) Resim, heykel ve mimarlık sanatlarında, parçaların etki yönünden birbirlerini değerlendiren büyüklükleri. @@ İki değerin birbirine bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. @@ İki niceliğin bölümü. @@ (matematik) @@ 1. İki özdek arasında değer, beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü. 2. Ürem oranı. @@ @@ @@ İncelenen nüfusta belli bir sürede görülen iki olaydan birinci olay sayısının ikinci olay sayısına bölünmesiyle elde edilen değer.@@Değer bildirmeliklerinde, malların, değerleri üzerinden bağımlı bulunduğu gümrük vergisinin yüzdesi. @@ Vergi sayışımına dayanak olmak üzere saptanan ve uygulanan yüzde oranı. @@ Dankoff (ALT D 58) Ermenice ōrēn 'law, custom, usage, rule' biçimiyle birleştirmiştir. Eserinin bu bölümünde Dankoff Ermenice etimolojisini spekülatif saydığı veya çürük gördüğü örnekleri vermiştir. Türkçe oran'ın yalnız Anadolu alanında kaldığı göze çarpıyor. Eski ve yeni diyalektlerde geçmemesi de düşündürücüdür. )

( RATE | RATIO | PROPORTION | RATE OF DUTY~RATE OF DUTY | TAX RATES )

( TOUX | RAPPORT, RAISON | PROPORTION | RAPPORT | TAUX | TAUX DES DROITS~TAUX DES DROITS | TAUX DES IMPOSITIONS )

( RATIO~... )

( VERHÄLTNIS, BEZIEHUNG | PROPORTION~STEUERSATZ )

( ALIQUOTA~ALIQUOTA FISCALE )

( ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / συντελεστής~ΦΟΡΟΛΟΓΙΚΌΣ ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / φορολογικός συντελεστής )


- NİSBET[Ar. < NİSBET] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPET

( nispet eki nispet i si oran Bağıntı ilgi ilinti Kıskandırmak veya üzmek için Birini üzmek için veya inat olsun diye yapılan iş Kıyas edilirse göre nazaran nispetle anlamlarında kullanılan bir söz )


- NİSBET ile/||/<> ORAN ile/||/<> VERGİ ORANI

( vergi oranı İki sayının ya da iki çokluğun bölümü Resim Heykel Mimarlık Resim heykel ve mimarlık sanatlarında parçaların etki yönünden birbirlerini değerlendiren büyüklükleri İki değerin birbirine bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm İki niceliğin bölümü matematik 1 İki özdek arasında değer beraberlik ve eşitliği bildiren ölçü 2 Ürem oranı İncelenen nüfusta belli bir sürede görülen iki olaydan birinci olay sayısının ikinci olay sayısına bölünmesiyle elde edilen değer Değer bildirmeliklerinde malların değerleri üzerinden bağımlı bulunduğu gümrük vergisinin yüzdesi Vergi sayışımına dayanak olmak üzere saptanan ve uygulanan yüzde oranı Dankoff ALT D 58 Ermenice ōrēn law custom usage rule biçimiyle birleştirmiştir Eserinin bu bölümünde Dankoff Ermenice etimolojisini spekülatif saydığı veya çürük gördüğü örnekleri vermiştir Türkçe oranın yalnız Anadolu alanında kaldığı göze çarpıyor Eski ve yeni diyalektlerde geçmemesi de düşündürücüdür )

( RATE | RATIO | PROPORTION | RATE OF DUTY )

( TOUX | RAPPORT, RAISON | PROPORTION | RAPPORT | TAUX | TAUX DES DROITS )

( VERHÄLTNIS, BEZIEHUNG | PROPORTION )

( RATIO )

( ALIQUOTA )

( ΣΥΝΤΕΛΕΣΤΉΣ / συντελεστής )


- NİSBETEN[Ar. < NİSBETEN] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPETEN

( Bir dereceye kadar oldukça oranla )


- NİSBÎ ile KISMÎ


- NİSBİ[Ar. < NİSBĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİSPİ

( nispi çoğunluk nispi temsil yayınispi Birbirine göre olan önceki duruma göre bağıntılı )


- NISF[Ar.]/NİM[Fars.] ile/ve/||/<>/> ADL/ADÂLET

( Bir şeyin yarısı. İLE/VE/||/<>/> Hakkın/payın doğru dağıtılması, ait olduğu yere/kişiye teslim edilmesi. )


- NISF ile/ve/||/<> CERH

( Yarım. İLE/VE/||/<> Yarmak. )


- NISF-I KUTUR, NISIF KUTUR | YARIÇAP ile/||/<> YARIÇAP

( Bir çember ya da topar üzerindeki dilemsel bir noktayı çemberin ya da toparın özeğine birleştiren doğru parçası ya da bunun uzunluğu Bir çemberin çevresi üzerindeki noktalarının özeğe uzaklığı matematik )

( RADIUS (PL. RADII) | RADIUS )

( RAYON )

( HALBMESSER, RADIUS | KREISHALBMESSER )

( RADIUS )


- NISF-I KUTUR ile/değil/yerine/= YARIÇAP


- NISF-IN-NEHÂR DÂIRESI, TÛL DÂIRESI | MÉRIDIEN[Fr. < MÉRIDIEN] ile/||/<> NISF-IN-NEHÂR DÂİRESİ, TÛL DÂİRESİ ile/||/<> MÉRIDIEN[Fr.] ile/||/<> MERİDYEN[Fr. < MÉRIDIEN]

( coğrafya astronomi )

( MÉRIDIEN )


- NISFINNEHAR[Ar. < NİṢF + NEHĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MERİDYEN DÜZLEMİ | ÖĞLE

( meridyen düzlemi öğle )


- NISF-IN-NEHÂR | ÖĞLEN ile/||/<> ÖĞLEN

( Bir gözlemcinin başucundan göğün güney ve kuzey kutuplarından geçen düzlem Ayakta duran bir gözlemcinin başucu ile göğün kuzey ve güney ucaylarından geçen düzlem )

( MERIDIAN )

( MÉRIDIENÉ | MÉRIDIEN )

( MERIDIAN )


- NİSFİYYE[Ar. < NİṢFİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> NISFİYE

( Bir tür kısa ney )


- NISF-ÜL-LEYL ile/||/<> MIDNIGHT[İng.] ile/||/<> MINUIT[Fr.] ile/||/<> MITTERNACHT[Alm.] ile/||/<> GECE YARISI

( Güneşin alt öğlenden geçtiği an ya da Güneş batması ile doğması arasındaki zamanın ortası )

( MIDNIGHT )

( MINUIT )

( MITTERNACHT )


- NİSHİREN[Jap.] ile ...

( Tendai Budizm okulundan türemiş yurt sevgisini herşeyden öne alan, çağımızda savaşçı Japon faşizmini etkilemiş olan Budist okulu. )


- NISIF MÜSTAKİM ile/||/<> DEMI DROITE[Fr.] ile/||/<> YARIM DOĞRU

( matematik )

( DEMI DROITE )


- NISIF[Ar. < NİṢF] ile/değil/yerine/=/||/<> YARI (NISFINNEHAR, NISIF KUTUR)


- NISIF | YARIM ile/||/<> YARIM ile/||/<> İKİLİ DÜZEN

( Tribüyü oluşturan iki yarım fratriden biri Her yarım kendi arasında birkaç klana ayrılır Yarımlar törenlerde düşüncelerde ve simgelerde zıtlık gösterirler a ikili düzen yarımla yarımlağa yarımlağı Ekin ölçeği Akbaş Güdül Ankara yarımla Güllüce Gümüşhacıköy Amasya yarımlağa Yurtbeyi Gölbaşı Ankara yarımlağı Dereköy Uluborlu Isparta )

( MOIETY )

( MOITIÉ )

( HALB )


- NISIF ile NISIF KUTUR


- NİSPET, İZAFET | BAĞINTI ile/||/<> BAĞINTI

( 1 Bir ya da birkaç şeyin bir ya da birkaç şeye karşı olan durumu oranı niteliği 2 İki nesne iki olgu arasında var olan ilişki 3 Evrende eşyayı kavramları tasarımları birlik ve bağlılık gibi ilişkiler açısından gösteren nitelik Bir çizgesi için E F Ç sıralı üçlüsü Anlamdaş uygu Sıralanmış ikililerden oluşan bir küme ya da öbek ß gibi bir bağıntı için a b eß kısaca biçiminde de yazılır Anl kaplamsal ikili bağıntı Krş kaplamsal bağıntı içlemsel bağıntı bağlaşık bağıntı bakışımlı bağıntı bakışımsız bağıntı değillemeligeçişli bağıntı geçişli bağıntı geçişsiz bağıntı tersbakışımlı bağıntı yansımalı bağıntı yansımasız bağıntı birebir bağıntı bireçok bağıntı çoğabir bağıntı sayısal bağıntı yinelgen bağıntı sıralama bağıntısı Nesnel ve düşünsel varlıklar arasındaki bağlılık ve ilişkiler bütününü belirleyen biçimsel anlatım Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde beliren ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan bağıllık ya da bağlaşı 1 Bir düşünce edimi içinde ardarda gelen iki ya da daha çok şey arasında bulunan birlik bağlılık birliktelik gibi ilişkiler bütünü Ör nedensellik bağıntısı karşılıklılık bağıntısı benzerlik bağıntısı vb 2 Aristoteleste On kategoriden biri Bir başka şeyle bağlantı içinde kavranılan şey 3 Kantta Düşünmemizin bağlayıcı birleştirici edimlerinden olan dört büyük kategoriden biri Bağıntı kategorisi üç bölüme ayrılır tözilinek nedenetki etkitepki matematik Bağıntılı bir tümcenin bağlı bulunduğu tümceye karşı olan ilgisi Eski İrlanda dilinde bu bağıntının DOLAYLI ve DOLAYSIZ Indirect Direct çeşitleri vardır Bir fazın başka bir faza özellikle içdüzey fazına karşı olan bağdaşıklık durumu Herhangi bir n n 0 1 2 için nkonumlu bağıntı bağıntı bağıntı )

( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRELATION | RELATIONSHIP )

( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRÉLATION )

( BEZIEHUNG. RELATION | RELATION | BEZIEHUNG | RELATION, BEZIEHUNG )

( RELATIO )

( RELAZIONE )

( ΣΧΈΣΗ / σχέση )


- NİSPET, İZAFET | BAĞINTI ile/||/<> BAĞLILAŞMA

( 1. Bir ya da birkaç şeyin bir ya da birkaç şeye karşı olan durumu, oranı, niteliği. 2. İki nesne, iki olgu arasında var olan ilişki. 3. Evrende eşyayı, kavramları, tasarımları birlik ve bağlılık gibi ilişkiler açısından gösteren nitelik. @@ Bir (…) çizgesi için (E, F, Ç) sıralı üçlüsü, Anlamdaş. uygu. @@ Sıralanmış ikililerden oluşan bir küme ya da öbek. || ß gibi bir bağıntı için eß, kısaca (…) biçiminde de yazılır. Anl. kaplamsal ikili bağıntı. Krş.. kaplamsal bağıntı; içlemsel bağıntı; bağlaşık bağıntı; bakışımlı bağıntı; bakışımsız bağıntı; değillemeli-geçişli bağıntı;geçişli bağıntı; geçişsiz bağıntı; ters-bakışımlı bağıntı; yansımalı bağıntı; yansımasız bağıntı, birebir bağıntı, bireçok bağıntı, çoğabir bağıntı, sayısal bağıntı, yinelgen bağıntı, sıralama bağıntısı. @@ Nesnel ve düşünsel varlıklar arasındaki bağlılık ve ilişkiler bütününü belirleyen biçimsel anlatım. @@ Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde beliren ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan bağıllık ya da bağlaşı. @@ 1. Bir düşünce edimi içinde ardarda gelen iki ya da daha çok şey arasında bulunan birlik, bağlılık, birliktelik gibi ilişkiler bütünü. (Ör. nedensellik bağıntısı, karşılıklılık bağıntısı, benzerlik bağıntısı vb.) 2. (Aristoteles'te) On kategoriden biri: Bir başka şeyle bağlantı içinde kavranılan şey. 3-(Kant'ta) Düşünmemizin bağlayıcı, birleştirici edimlerinden olan dört büyük kategoriden biri. Bağıntı kategorisi üç bölüme ayrılır: töz-ilinek; neden-etki; etki-tepki. @@ (matematik) @@ Bağıntılı bir tümcenin bağlı bulunduğu tümceye karşı olan ilgisi. Eski İrlanda dilinde bu bağıntının DOLAYLI ve DOLAYSIZ (Indirect, Direct) çeşitleri vardır. @@ Bir fazın başka bir faza, özellikle içdüzey fazına karşı olan bağdaşıklık durumu. @@ Herhangi bir n, n = 0,1,2,... için n-konumlu bağıntı.@@bk. bağıntı.@@bk. bağıntı. )

( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRELATION | RELATIONSHIP~CORRELATION )

( PROPORTION, RELATION | RELATION | CORRÉLATION~CORRÉLATION )

( RELATIO~... )

( BEZIEHUNG. RELATION | RELATION | BEZIEHUNG | RELATION, BEZIEHUNG~KORRELATION )

( RELAZIONE~CORRELAZIONE )

( ΣΧΈΣΗ / σχέση~ΣΥΣΧΈΤΙΣΗ / συσχέτιση )


- NİSPET ile GÖRE

( RATIO vs. ACCORDING TO )


- NİSPET ile GÖRELİLİK/İZÂFET

( Bir değişkenin bir sabite oranı. İLE İki değişkenin birbirine bağlı oranı. )

( Birinin değişkenliğinde. İLE İkisinin de değişkenliğinde. )

( RATIO vs. RELATIVITY )


- NİSPET ile ÎTİBAR

( RATIO vs. CONSIDERATION )


- NİSPET ile/ve İZÂFE


- NİSPET ile KIYAS

( Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )

( RATIO vs. TO COMPARE )


- NİSPET ile NİSPETLİ ile NİSPETÇİ/LİK ile NİSPETSİZ/LİK ile NİSPET EKİ


- NİSPET ile/ve ŞART


- NİSPETLE ile/değil/yerine/=/||/<> ORANLA | YANINDA

( oranla yanında )


- NİSPİ ile NİSPİ TEMSİL ile NİSPİ ÇOĞUNLUK


- NISQ ile/||/<> FAULT-TOLERANT ile/||/<> ANALOG ile/||/<> DİGİTAL

( Bugünkü, orta ölçekli ve gürültülü, henüz hata düzeltmesi olmayan kuantum bilgisayarları anlatan evredir. @@ Hataların düzeltilip güvenilir, büyük hesapların yapılabildiği hedeflenen olgun evredir. @@ Bir kuantum sistemini, kapılara bölmeden, doğrudan başka bir kuantum sistemiyle taklit eden yaklaşımdır. @@ Hesabı ayrık kuantum kapılarıyla, adım adım yürüten yaklaşımdır. İlk ikisi olgunluk evreleri, son ikisi çalışma biçimleridir. )


- NISQ ile/||/<> HATA TOLERANSLI

( NISQ gürültülü yakın dönem, toleranslı tam düzeltmeli gelecek. )

( Formül: ~100 qubit İLE 10⁶ qubit )


- NİSSARANA ile ...

( Sözel olarak "dışına çıkmak". Özgürlük, kurtuluş. Aydınlanmak, zihnimizi zincirleyen bağlardan kurtulmaktır.[Upanişadlar] )


- NİŞTER[Fars. < NĪŞTER] ile/değil/yerine/=/||/<> NEŞTER

( Cerrahide kesme işlemlerinde kullanılan bıçak bisturi )


- NİSYAN | UNUTMA ile/||/<> UNUTMA

( Önceden öğrenilmiş olan herhangi bir şeyi anımsama ve tanıma gücünün geçici ya da sürekli olarak yitirilmesi Önceden öğrenilmiş görülmüş olan herhangi bir şeyi anımsayamama ya da tanıyamama )

( FORGETTING )

( OUBLI )


- NİSYAN ile GAFLET

( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )


- NİSYÂN[Ar.] ile SEHV[Ar.]


- NİSYAN[Ar. < NİSYĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> UNUTMA


- NİSYÂN[Ar.] ile/değil/yerine/= UNUTUŞ


- NIT[Fr.] / NIT[Alm.] ile/değil/yerine/= NİT


- NİTEL | KALİTATİF ile/||/<> KALİTATİF[Fr. < QUALITATIF]

( Kaliteye ait niteliğe ilişkin olan )

( QUALITATIVE )

( QUALITATIF )


- NİTEL ÖZELLİKLER[İng. QUALITATIVE TRAITS] ile/||/<> NİTEL SAVUNMA[İng. QUALITATIVE DEFENSE]

( Bir özellik açısından, farklı kategorilere ayrılabilen fenotiplerdir. Sistik fibroz hastalığından etkilenen ve etkilenmeyen fenotiplerin ayrı kategoriler oluşturması. @@ Düşük konsantrasyonlarda üretilmesine karşın benzer etkilere sahip olan kimyasal savunmalar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NİTELEME ile/ve KAYITLANDIRMA


- NİTELEMEK ile NİTELENMEK ile NİTELENDİRMEK ile NİTELEYEBİLMEK ile NİTE/LİK ile NİTEL/LİK ile NİTELİKLİ/LİK ile NİTELİKSİZ/LİK ile NİTELİKLİ İŞÇİ ile NİTELEME SIFATI ile NİTELİKSİZ İŞÇİ


- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST ile ÂŞIK

( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )


- NİTELİK | KALİTE[Fr. < QUALİTÉ] ile/||/<> KIRLANGIÇ ile/||/<> MAVNA ile/||/<> ŞAYKA ile/||/<> PİYADE

( Osmanlı donanmasında çektiri türünden bir savaş gemisi. @@ Bir ürünün bilinen en iyi özellikleri bünyesinde taşıması durumu. @@ )

( GALLIOT, GALLEY | QUALITY | BARGE | SMALL BOAT~SWALLOW~BARGE~...~SMALL BOAT )

( GALIOTE | QUALITÉ | HIRONDELLE~HIRONDELLE~PÉNICHE~...~CANOT )

( ...~HIRUNDO~...~SAGITTEA~... )

( GALIOT~SCHWALBE~LASTKAHN~...~BOOT )

( GALEOTTA~RONDINE~CHIATTA~...~PIATA )

( ΓΑΛΙΌΤΑ / γαλιότα~ΧΕΛΙΔΌΝΙ / χελιδόνι~ΜΑΟΎΝΑ / μαούνα~...~ΒΆΡΚΑ / βάρκα )


- NİTELİK | KALİTE ile/||/<> KALİTE ile/||/<> KALİTE[Fr. < QUALITÉ]

( Osmanlı donanmasında çektiri türünden bir savaş gemisi Bir ürünün bilinen en iyi özellikleri bünyesinde taşıması durumu )

( GALLIOT, GALLEY | QUALITY | BARGE | SMALL BOAT )

( GALIOTE | QUALITÉ | HIRONDELLE )

( GALIOT )

( GALEOTTA )

( ΓΑΛΙΌΤΑ / γαλιότα )


- NİTELİK ile/ve ANLAM

( vs./and/||/<> MEANING )


- NİTELİK ile AYIRT EDİCİ NİTELİK

( QUALITY vs. TRAIT )


- NİTELİK ile/ve DENGE

( QUALITY vs./and BALANCE )


- NİTELİK ile/ve DERİNLİK

( QUALITY vs./and DEPTH )


- NİTELİK ile/ve DOZ

( QUALITY vs./ve DOSE )


- NİTELİK ile/ve GEÇERLİLİK

( QUALITY vs./and VALIDITY )


- NİTELİK ile/ve İKİLİ NİTELİK

( QUALITY vs. COUPLE/DOUBLE QUALITY )


- NİTELİK ile KAPASİTE

( QUALITY vs. CAPACITY )


- NİTELİK ile/ve/değil KENDİLİK

( Sıfat. İLE/VE/DEĞİL Ad. )

( Siz, sadece kendinizsinizdir. )

( Adjective. VS./AND Name. )

( [not] QUALITY vs./and/but SELF )


- NİTELİK ile/ve KUDRET

( QUALITY vs./and CAPABLE )


- NİCELİK ile/ve/||/<>/> NİTELİK ile/ve/||/<>/> ÖLÇÜ

( Bölünebilir olan. İLE/VE/||/<>/> Bölünemez olan. İLE/VE/||/<>/> ... )

( "Kaç?" sorusunun yanıtıdır. İLE/VE/||/<>/> "Nasıl?"[Ne asıl? < KEYFE] sorusunun yanıtıdır. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Nicelik olmadan, nitelik olmaz! Nitelik olmadan da nicelik! )

( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )

( QUANTITY vs./and/||/<>/> QUALITY vs./and/||/<>/> MODERATION )

( ... ile/ve/||/<>/> GUNA ile/ve/||/<>/> ... )

( KEMMİYET ile/ve/||/<>/> KEYFİYET ile/ve/||/<>/> MİYAR )


- NİTELİK ile/ve/||/<>/> OLANAK


- NİTELİK ile ÖZELLİK

( QUALITY vs. FEATURE )


- NİTELİK ile SINIR

( QUALITY vs. BOUNDARY )

( ... ile JIANGJIE )


- NİTELİK ile SIRADÜZEN

( QUALITY vs. HIERARCHY )


- NİTELİK/LER ile/ve BOYUT

( QUALITY vs./and DIMENSION )


- NİTELİKLİ/KALİFİYE[Fr. < QUALIFIÉ] ile/||/<> NİTELİKLİ/MUTTASIF[Ar. < MUTTAṢİF]


- NİTELİKLİ" KİŞİ ile/değil TANINMIŞ KİŞİ


- NİTELİKLİ YAŞAM İÇİN ...:
YARISI ile/ve/||/<> 2 KATI ile/ve/||/<> 3 KATI :) :) :) ile/ve/||/<> SINIRSIZ ve KOŞULSUZ

( Yemeğin. İLE/VE/||/<> Yürüyüş. İLE/VE/||/<> Gülüş. :) İLE/VE/||/<> Saygı ve Sevgi. )


- NİTELİK/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< KAPSAM/LI


- NİTELİKLİ ile NİTELİKSEL


- NİTELİKLİ ile/ve/<>/değil SEÇKİN

( [not] QUALIFIED vs./and/<>/but DISTINGUISHED )


- DENEYİMLER:
NİTELİKSEL ile/ve/||/<> YÖNELİMSEL


- NITR-[İng.] / NITR-[Fr.] ile/değil/yerine/= NİTR-


- NITRAGIN[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRAJİN


- NİTRAMİT/NİTRAMİTE[Fr. < NITRAMITE] ile/||/<> NİTRATİN/NİTRATİNE[Fr. < NITRATINE]

( Doğal amonyum nitrat )


- NİTRAMİTE[Fr. < NITRAMITE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİTRAMİT

( Doğal amonyum nitrat )


- NITRANILIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRANİLİK ASİT


- NITRANILIDE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRANİLİT


- NİTRAT ile/||/<> NİTRAT[Fr. < NITRATE]

( kimya 1 Organik azotlu bileşiklerin son yıkımlanma ürünü 2 Kürlenmiş ürünlerde kullanılan kür tuzunun tanıtım adı )

( NITRATE )

( NITRATE DE | NITRATE )


- NİTRAT ile NİTRATLI ile NİTRATLAŞMA


- NITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRAT

( Bir azot atomuna 3 tane oksijen atomu bağlanması sonucu oluşan, düzlem üçgen modelinde bulunan bir nitrik asit tuzu iyonu. NO3- formülü ile gösterilmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NİTRATE[Fr. < NITRATE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİTRAT

( potasyum nitrat sodyum nitrat Nitrik asit tuzu )


- NİTRATİNE[Fr. < NITRATINE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİTRATİN

( Doğal sodyum nitrat )


- NITRIFYING[İng.] / NITRIFIZIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTRATLAŞMA


- NITRIFIERS[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRATLAŞTIRICILAR


- NITRICOXIDE[İng.] ile/||/<> NİTRİK OKSİT[Fr. < OXYDE NITRIQUE]

( Nitritin indirgenmesiyle oluşan ve miyoglobinin yapısında bulunan demirle kompleks oluşturma yeteneğine sahip bileşik NO )

( NITRICOXIDE )

( OXYDE NITRIQUE )


- NITRICOXIDE[İng.] ile/||/<> NO

( Nitrik oksit )

( NITRICOXIDE )


- NITRIFICATION[Fr.] ile/||/<> NİTRATLAŞMA

( botanik kimya )

( NITRIFICATION )


- NITRIFICATION[İng.] / NITRIFICATION[Fr.] / NITRIFIKATION, NITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTRİFİKASYON


- NİTRİK ASİT ile NİTRİK OKSİT


- NİTRİK ASİT ile/değil NİTRİK OKSİT


- NİTRİK ASİT ile/ve/<>/> PİKRİK ASİT[Fr. < Yun.]

( ... İLE/VE/<>/> Nitrik asidin, anilin, ipek vb. maddelere etkimesiyle elde edilen asit.[OH-C6H2 (NO2)3 [Boyacılıkta, patlayıcı maddeler yapımında ve tıpta kullanılır.] )


- NITRYL[İng.] / NITRILE[Fr.] / NITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTRİL


- NITRILO-[İng.] / NITRILO-[Fr.] / NITRILO-[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTRİLO-


- NITRINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRİN


- NITRITO-[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRİTO-


- NITROACID[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRO-ASİT


- NITRO-[İng.] / NITRO-[Fr.] / NITRO-[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTRO-


- NITROALIZARIN[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROALİZARİN


- NITROAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROAMİN


- NİTROCELLULOSE[Fr. < NITROCELLULOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİTROSELÜLOZ

( Kâğıt yapımında kullanılan pamuk veya odun hamuru biçimindeki selüloz üzerine nitrik ve sülfürik asit karışımının etkimesiyle elde edilen selülozun nitrat esteri )


- NITRODIETILAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRODİETİLANİLİN


- NITRODIMETHYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRODİMETİLAMİN


- NITROPHENOLS[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROFENOLLER


- NITROGEN EQUILIBRIUM METABOLIZABLE ENERGY[İng.] ile/||/<> MEN

( Azota göre düzeltilmiş metabolik enerji )

( NITROGEN EQUILIBRIUM METABOLIZABLE ENERGY )


- NITROGLYCERIN[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROGLESERİN


- NITROGENIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROGLİKOZ


- NITROGLYCÉRINE[Fr.] / NITROGLYZERIN, NITROGLYCERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTROGLİSERİN


- NİTROGLYCERİNE[Fr. < NITROGLYCERINE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİTROGLİSERİN

( Nitrik asit içine gliserin konularak elde edilen uçuk sarı renkte yağ kıvamında güçlü patlayıcı özelliği olan madde )


- NITROGLYCÉRINE[Fr.] ile/||/<> NİTROGLİSERİN[Fr. < NITROGLYCERINE]

( kimya )

( NITROGLYCÉRINE | NITROGLYCERINE )


- NİTROJEN FİKSASYONU ile/||/<> NİTRİFİKASYON

( Nitrojen fiksasyonu atmosferik azotu amonyağa dönüştürür İLE nitrifikasyon amonyağı nitrata dönüştürür. Nitrojen fiksasyonu Rhizobium gibi bakteriler yapar İLE nitrifikasyon Nitrosomonas ve Nitrobacter gerçekleştirir. Beijerinck ve Winogradsky bu süreçleri keşfetti. )

( Martinus Beijerinck tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1851-1931) (Ülke: Hollanda) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Virüsleri keşfetti, zenginleştirme kültürü tekniği, azot fiksasyonu bakterileri) )


- NİTROJEN/NİTROGEN[İng.] ile/değil/yerine/= AZOT


- NİTROJEN[Fr. < NITROGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> AZOT


- NİTROJEN[Fr.] ile/değil/yerine/= AZOT(Az)


- NITRATION[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROLAMA


- NITRONAMINES[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRONAMİNER


- NITROAMINO[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRONAMİNO


- NITRONANTHRACENE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRONANTRASEN


- NITRONATHRAQUINONE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTRONATRAKİNON


- NITROCELLULOSE LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROSELLULOZ VERNİGİ


- NİTROSELÜLOZ/NİTROCELLULOSE[Fr. < NITROCELLULOSE] ile/||/<> SELÜLOİT/CELLULOİD[Fr. < CELLULOÏD] ile/||/<> SELÜLOZ/CELLULOSE[Fr. < CELLULOSE] ile/||/<> SELÜLOZİK/CELLULOSİQUE[Fr. < CELLULOSIQUE]

( Kâğıt yapımında kullanılan pamuk veya odun hamuru biçimindeki selüloz üzerine nitrik ve sülfürik asit karışımının etkimesiyle elde edilen selülozun nitrat esteri )


- NITROCELLULOSE LAQUE[Fr.] / NITROCELLULOSE LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTROSELÜLOZ VERNİĞİ


- NITROCELLULOSE[Fr.] / ZELLULOSENITRAT, NITROZELLULOSE, NITRATZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTROSELÜLOZ


- NITROSOFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= NİTROSO BOYALAR


- NİTROZAMİT ile/ve/||/<> NİTROZAMİN


- NITROSODIOXYDES[İng.] / COLORANT NITROSÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= NİTROZO BOYALAR


- NITROSODIETILAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZODİETİLALİN


- NITROSODITHIYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZODİETİLAMİN


- NITROSODIMETHYLANILINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZODİMETİLALİN


- NITROSODIMETHYLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZODİMETİLAMİN


- NITROSOPHENYLDIMETHYLPYRAZOLE[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZOFENİLDİMETİL-PİRAZOL


- NITROSOHYDROXYLAMINES[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZOHİDROKSİLAMİNLER


- NITROSOKETONES[İng.] ile/değil/yerine/= NİTROZOKETONLAR


- NİV/NONİNVAZİV VENTILASYON NONİNVASIVE VENTILATION[İng.] ile/değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN SOLUTMA


- NİVRİTTİ ile ...

( Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, vazgeçiş, terk. Dönüş yolu. )


- TUBE NIXIE[Fr.] / NIXIE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= NİXİE TÜPÜ


- NİYÂBE[Ar.] ile NİYÂBET[Ar.]

( Nöbet. İLE Vekillik, vekâlet, nâiblik. | Kadı vekilliği, kadılık. )


- NİYABET[Ar. < NİYĀBET] ile/değil/yerine/=/||/<> NAİPLİK


- NİYALA ile/ve ORİBİ

( Afrika'ya özgü antilop. İLE/VE Afrika'ya özgü antilop. )


- NAILAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= NİYALAMİT


- NİYÂM[Ar. < NEVM, NÂİM] ile NİYÂM[Fars.]

( Uyuyanlar, uykuda olanlar. İLE Kın, kılıö kını, kılıf. )


- NİYAZ[Fars. < NİYĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİYAZ

( namaz niyaz Yalvarma yakarma )


- NİYÂZÎ[Fars. | çoğ. NİYÂZİYÂN] ile Niyâzî[Ar.] ile Niyazî[MISRÎ]

( Yalvarıcı, niyaz edici. | Sevgili. İLE XV. yüzyılın divan şairlerindendir. İLE XVIII. yüzyılın büyük Türk mutasavvıfı. )


- NİYE? ile/ve/||/<>/> ... DİYE


- NİYET AÇMAZI ile/ve/||/<> CAYDIRICILIK AÇMAZI ile/ve/||/<> INDY AÇMAZI


- NİYET BOZUKLUĞU ile/değil NİYET EKSİKLİĞİ

( [not] HAVE AN EVIL INTENTION vs./but LACK OF INTENTION )


- NİYET DİLLERİ ile/ve/<> GERÇEK DİLLER

( Amaca bağlandıkları zaman anlam oluşur. İLE/VE/<> Anlam, doğrudan üzerinde/içinde aranır/bulunur. )

( Arâmî, Âsır, Keldânî, Süryânî, İbrânî ve giderek Arâbî dillerin yapısı "niyet dili"dir. Bu kavram "niyete bağlı", "anlam/mânâ dili" niteliğini taşımaktadır. Niyet dillerinde yazı dili yalnızca ünsüzlerle kurulur ve okunurken ünlendirilir. Yunanca Hermes olarak kodlandırılmış olan sözcük aslen "HRM" olarak kodlanmakta ve "Hiram" diye ünlendirildiğinde "Nurlanmış" anlamına gelmektedir. )

( INTENTIONAL LANGUAGES vs./and/<> CORRECT LANGUAGES )


- NİYET ETMEK ile GİTMEYE NİYETLİYİM ile AMAÇLANAN

( INTEND vs. INTEND TO GO vs. INTENDED )

( قصد داشتن ile خيال داشتن ile بسيجيدن ile قصد کردن ile آهنگ رفتن کردن ile منوي ile مورد نظر )

( GHSAD DASHTAN ile KHYAL DASHTAN ile بسيجيدن ile GHSAD KARDAN ile AHANG RAFTAN KARDAN ile MONOY ile MOORD NAZAR )


- NİYET | KAYGI/DÜŞÜNCE ile/||/<> DÜŞÜNCE | DÜŞÜN | KURUNTU/FİKİR[Ar. < FİKR] ile/||/<> KAYGI | KURUNTU | NİYET/ENDİŞE[Fars. < ENDĪŞE] ile/||/<> AMAÇ | PLAN/NİYET[Ar. < NİYYET]

( düşünce alışverişi düşünce hayatı düşünce özgürlüğü ana düşünce art düşünce asli düşünce aykırı düşünce bilimsel düşünce karşı düşünce Uzay ve zamanın ötesinde öznenin dışında kendiliğinden var olan duyularla değil yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik mütalaa fikir ide idea mülahaza Dış dünyanın insan zihnine yansıması niyet kaygı İlke yönetici sav )


- NİYET[Ar. < NİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> AMAÇ | PLAN

( art niyet hüsnüniyet iyi niyet Bir şeyi yapmaya önceden karar verme düşünce endişe Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası Namaz kılmaya oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama amaç plan )


- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA" ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"

( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )


- NİYET OKUMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAYA ÇABALAMAK/ÇALIŞMAK


- NİYET "OKUMAK" ile/ve/||/<> "KİŞİLİK ÇÖZÜMLEMESİ"


- NİYET:
YOKSA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VARSA

( "Bahane/mazeret", çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hiçbir bahane/mazeret, yoktur. )


- NİYET ile ...

( NİYET, MERAM | FİİL VE HAREKET | DÜNYA LEZZETLERİNİ TERK EDEREK İBADETLE ALLAH'A YÖNELMEK )


- NİYET ile/ve AKLINDA TUTMAK

( INTENTION vs./and TO KEEP IN MIND )


- NİYET ile/ve AMEL

( Niyet, kalbin ubudiyeti. İLE Amel, azaların/uzuvların ubudiyeti. )

( Önce Niyet, sonra Amel. )

( Niyet hayır, akıbet hayır. )

( Niyet bâtın, amel zâhirdir. )

( Müminin niyeti amelinden üstündür. )

( NİYET: Âdet ile ibâdeti ayıran şey. )


- NİYET ile/ve/<> BAŞARI/MUVAFFAKİYET

( Kendinden/senden. İLE/VE/<> Oradan. )

( INTENTION vs./and/<> SUCCESS )


- NİYET ile/ve CİDDİYET

( INTENTION vs./and SERIOUSNESS )


- NİYET ile/ve/||/<>/> DİYET


- NİYET ile/ve EĞİLİM

( INTENTION vs./and TENDENCY )


- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM

( Niyet, eylemden önceliklidir. )

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )

( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )

( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )

( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )

( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )

( Kalbi değiştiren eylemdir. )

( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )

( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )

( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )

( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )

( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )

( Nobody can act for another. )

( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )

( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )

( INTENTION vs./and/<>/>/< ACTION )


- NİYET ile/ve EYLEM

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( INTENTION vs./and ACTION )


- NİYET ile GELİŞİGÜZEL/LİK, GÖRELİ/LİK


- NİYET ile/ve/<> GEREKSİNİM

( INTENTION vs./and/<> NEED )


- NİYET ile/ve/||/<> GİZEM


- NİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEDEF


- NİYET ile/ve İRÂDE

( Kişi, Ahsen-i Takvim'dir, iradesi elindedir. İsterse yakasını bu âlemden kurtarır, isterse içine düşer. )


- NİYET ile/ve İRÂDE

( INTENTION vs./and WILLPOWER )


- NİYET ile/ve/||/<> İZLENİM


- NİYET ile KASIT/AMD

( INTENTION vs. PURPOSE )


- NİYET ile KASTETMEK


- NİYET ile/ve KIBLE


- NİYET ile/ve KIBLE


- NİYET ile NİYET ile KASITLI ile KASITLI YAPAN ile KASITLI OLARAK ile NİYETLER

( INTENT vs. INTENTION vs. INTENTIONAL vs. INTENTIONAL DOER vs. INTENTIONALLY vs. INTENTIONS )

( مرام ile آهنگ ile منظور ile مقصود ile عزم ile منوي ile عمد ile سگال ile صرافت ile غرض ile نيت ile تعمد ile خيال ile قصد ile عمدي ile تعمدي ile متعمد ile عمدا ile تعمدا ile اغراض ile نيات )

( MARAM ile AHANG ile MANZUR ile MOGHSUD ile AZM ile MONOY ile AMAD ile SEGAL ile SARAFT ile GHARZ ile NEYT ile TAMAD ile خيال ile GHSAD ile AMADY ile تعمدي ile متعمد ile OMDA ile TAMDA ile EGHARAZ ile NEYAT )


- NİYET ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( İçsel, kişisel ve tekil bir yönelme.[Henüz dış dünyaya bağlanmamış olabilir.] @@ Niyetin belirli bir hedefe bağlanmış, artık geri dönüşü zor bir duruma gelmiş biçimi. )

( Her şibak nihali bir niyet içerir; fakat her niyet şibak nihali değildir. )

( "Vakfa hizmet niyetiyle hareket etti." @@ "Vakfın tevliyet makamına yönelik şibak nihali açıkça görülmektedir."[makama kilitlenmiş bir beklenti] )


- NİYET ile/ve ÜSLÛB


- NİYET ile/ve/değil YAKLAŞIM

( [not] INTENTION vs./and/but APPROACH )


- NİYET ile/ve YÖN

( INTENTION vs./and DIRECTION )


- NİYET ile/ve YÖNELİM

( INTENTION vs./and TO TEND )


- NİYET ile/ve/<> YÖNELİM/EĞİLİM/MEYL


- NİYET ile/ve YÖNELİŞ


- NİYET ile/ve/<> YÖNTEM


- NİYETİN BEDELİ ile BİLGİSİZLİĞİN BEDELİ

( EQUIVALENT OF INTENTION vs. EQUIVALENT OF IGNORANCE )


- NİYETLENMEK ile NİYE ile NİYET ile NİYETLİ/LİK ile NİYETÇİ/LİK ile NİYETSİZ/LİK


- NİYET/Lİ/LİK ile/ve EREK/Lİ/LİK / AMAÇ/LI/LIK

( Akıllı kişi, amacı niyette görür. )

( Niyet, amacı gösterir. )

( Niyet hayır, âkıbet hayır. )

( INTENTION vs./and AIM/PURPOSE/GOAL )

( MEYELÂN ile/ve GÂYE )


- NİYETSİZLİK ile/değil/yerine AKSAKLIK


- NİYETSİZ/LİK ile/ve TERBİYESİZ/LİK


- KUŞKU:
NİYETTE ile/ve/||/<> AMAÇTA

( Yola çıkarmaz. İLE/VE/||/<> Yol aldırtmaz. )


- NİYOBYUM ile/||/<> KOLOMBİYUM

( kolombiyum Özel alaşımlar ile ostenitli paslanmaz çeliklerde kullanılan gri renkli bir metal A A 92 91 A S 41 Ö A 8 4 E S 1950 C niyobyum )

( NIOBIUM )

( NIOBIUM )

( NIOBIUM )


- NIOBIUM[Fr.] / NIOB[Alm.] ile/değil/yerine/= NİYOBYUM


- NİZA, MÜNAZAA ile/||/<> DISPUTATION[İng.] ile/||/<> SÜRTÜŞME

( Görüş ve yaklaşımların bağdaşmazlığı ya da uzlaşmaz karşıtlığı )

( DISPUTATION )


- NİZA[Ar. < NİZĀʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİZA

( Çekişme bozuşma kavga )


- NİZÂ'[< NEZ] ile/değil/yerine/>< NİZÂM[NAZAME]

( Bilgi, güce tâbi olursa/tutulursa. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güç, bilgiye tâbi olursa/tutulursa. )

( Çekişme, kavga. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncileri, ipe dizmek. )


- NİZA ile NİZAM ile NİZAMLI ile NİZAMSIZ/LIK ile NİZAMSIZCA


- NİZAM-ÜL-MÜLK ile MAVERDİ


- NİZAM[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜZEN


- NİZAM[Ar. < NİẒĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜZEN | KURAL

( nizamname ayrık nizam bitişik nizam blok nizam yanaşık nizam kol nizamı düzen kural )


- NİZÂM ile/ve/||/<> İNTİZÂM

( Düzen. İLE/VE/||/<> Düzenli olma, düzenlilik. )


- NİZAM ile/||/<> NİZÂM-I CEDÎD

( Düzen. İLE/||/<>/> Yeni Düzen, III. Selim'in 1794 - 1807 yılları arasında uygulamaya koyduğu ilk ciddi yenilik programı. )


- NİZAM-I ÂLEM ile ...

( Nazm sözlükte, incileri bir ipe dizmek anlamına gelir. Terim olarak ise, bir şeyi/şeyleri aklın gerektirdiği, zorunlu kıldığı başka bir şeye delalet edecek biçimde tertip etmek demektir. )


- NİZÂMÎ ile/değil/yerine/= DÜZENCİL/KURALCIL


- NİZAMİ[Ar. < NİẒĀMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> NİZAMİ

( gayrinizami İstenilen düzende olan düzene uygun olan kurallara uygun olan Kanunlarla ilgili olan )


- NİZAMİYE[Ar. < NİẒÂMİYYE] ile/||/<> ...

( Asker örgütünde dört yıl muvazzaflık ve iki yıl yedek askerlik redif hizmetini yapmakta olan asker )


- NİZAMİYE ile NİZAMİYE KAPISI ile NİZAMİYE KARAKOLU


- NİZAMİYYE[Ar. < NİẒĀMİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> NİZAMİYE

( nizamiye kapısı nizamiye karakolu askerlik dairesi Kışla garnizon ve bazı kuruluşların girişi Tanzimat döneminde kara ordusu )


- NİZAMNAME[Ar. < NİẒĀM + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜZÜK (DAHİLÎ NİZAMNAME)


- NİZAMNAME ile/||/<> BY LAW[İng.] ile/||/<> RÈGLEMENT ADMINISTRATIF[Fr.] ile/||/<> TÜZÜK

( 1 Yasaların bazı maddelerini ya da hükümlerini açıklamak amacıyla düzenlenen Danıştayın incelenmesinden geçtikten sonra Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile yürürlüğe konulan hukuk belgesi 2 Her hangi bir kurumun ya da örgütün tutacağı yolu ve uygulayacağı yargıları sırasıyla gösteren ayrıntıların tümü )

( BY LAW )

( RÈGLEMENT ADMINISTRATIF )


- NİZÂSIZ VE FÂSILASIZ ile/değil/yerine/= ÇEKİŞMESİZ VE ARASIZ


- NK/NATURAL KİLLER CELLS[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ GÖZELER


- NLP/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME


- NLP ile NLP

( NEURO LINGUISTIC PROGRAMMING vs. NATURAL LANGUAGE PROGRESS )


- NMES/NÖROMÜSKÜLER ELEKTRİKSEL STIMÜLASYON NEUROMUSCULAR ELECTRICAL STIMULATION[İng.] ile/değil/yerine/= SİNİRKAS ELEKTRİKSEL UYARIMI


- NMR/NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER MANYETİK REZONANS


- NMR/NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER MANYETİK REZONANS


- NMR SPEKTROSKOPİ ile/||/<> MASS SPEKTROSKOPİ

( NMR manyetik çekirdek rezonansı, MS kütle/yük oranı )

( Formül: δ (ppm) kimyasal kayma İLE m/z oranı )


- NMR ile/||/<> EPR

( NMR çekirdek spin ¹H ¹³C İLE EPR elektron spin radikaller. )

( Formül: MHz İLE GHz )


- NMR ile/||/<> ESR

( NMR çekirdek spin İLE ESR elektron spin rezonansıdır )

( Formül: Çekirdek İLE elektron )


- NMR ile/||/<> IR ile/||/<> UV-VIS ile/||/<> MS

( Molekül karakterizasyon teknikleri. )

( Formül: ΔE = hν )


- no.[Lat. < NUMERO] ile/değil/yerine/= SAYI, ADET