Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 119.425 başlık/FaRk ile birlikte,
119.425 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(310/479)


- MÜSTEDREK[Ar. < DERK] ile MÜSTEDRİK[Ar. < DERK]

( Arapça'da, bir ölçü/vezin. İLE Anlamak isteyen, istidrâk eden. )


- MÜSTEFÂD[Ar. < FEYD] ile MÜSTEFÂZ[Ar. < FEYZ]

( Kazanılmış, kâr edilmiş. | Anlaşılmış. İLE Dağılıp yayılmış. )


- MÜSTEFHEM[Ar. < FEHM] ile MÜSTEFHİM[Ar. < FEHM]

( Anlaşılan. İLE Anlamak isteyen, soran. )


- MUSTEFİD[Ar. < MUSTEFĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEFİT

( Yararlanan )


- MÜSTEFÎD[Ar. < FEYD] ile MÜSTEFÎZ[Ar. < FEYZ]

( Yararlanan, istifâde eden. İLE Feyz alan, feyzlenen, istifâze eden. )


- MÜSTEFİT[Ar.] ile/değil/yerine/= YARARLANAN


- MÜSTEFTÎ[Ar. < FETVÂ] ile MÜSTEFTİH[Ar. < FETH]

( Müftüden fetvâ isteyen. | Bir müşkülün halini, çözülmesini isteyen. İLE Açan, başlayan, istiftâh eden. )


- MÜSTEHABB[< HUBB] ile ...

( Sevilen, beğenilen. | Farz ve vâcibden başka olarak sevap kazanılan iş. | Hz. Muhammed'in, bazen işleyip bazen terk ettiği güzel iş. )


- MUSTEHABB[Ar. < MUSTEḤABB] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEHAP

( Hoşa giden sevilen beğenilen Dinen emredilmediği hâlde yapıldığında sevap kazandıran davranış )


- MÜSTEHÂM[Ar.] ile MÜSTEHÂN[Ar.]

( Şaşırmış, şaşa kalmış. İLE Alçak, değersiz, âdî. )


- MÜSTEHÂS[Ar. < HAVS] ile MÜSTEHÂZA[Ar.]

( Toprak altında saklı bulunan. İLE Aybaşı gören kadın. )


- MÜSTEHASE HALİNE GELME ile/||/<> FOSSILISATION[Fr.] ile/||/<> FOSİLLEŞME

( jeoloji )

( FOSSILISATION )


- MÜSTEHASE | MÜSTEHÂSE | FOSİL ile/||/<> FOSİL ile/||/<> TAŞIL

( taşıl taşıl coğrafya jeoloji zooloji Taş ya da kayaların içerisinde rastlanan taşlaşmış canlı ya da canlı parçalan Taşıl Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ve izleri taşıl Geçmiş yerbilim zamanlarına ilişkin hayvan ve da bitkilerin yerkabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ya da izleri karşılık fosil Taş ya da kayaların içersinde raslanan taşlaşmış canlı ya da canlı parçaları fosil fosil Fosil )

( FOSSIL )

( FOSSILE )

( FOSSIL )

( FOSSILIS: KAZMAK )


- MÜSTEHASE[Ar. < MUSTEḤĀS̱E] ile/değil/yerine/=/||/<> FOSİL


- MÜSTEHÂSE | TAŞIL ile/||/<> TAŞIL

( Geçmiş yerbilim zamanlarına ilişkin hayvan ve da bitkilerin yerkabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ya da izleri karşılık fosil Taş ya da kayaların içersinde raslanan taşlaşmış canlı ya da canlı parçaları fosil fosil Fosil )

( FOSSIL )

( FOSSILE )

( FOSSIL )


- MÜSTEHCEN[Ar. < HÜCNET] ile MÜSTEHCİN[Ar. < HÜCNET]

( Açık açık, edepsizce, istihcân edilmiş. İLE Çirkin, kötü, kötü gören, istihcân eden. )


- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] ile/değil/yerine/= AÇIK SAÇIK


- MUSTEHCEN[Ar. < MUSTEHCEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEHCEN

( Açık saçık edebe aykırı yakışıksız )


- MÜSTEHCEN ile/||/<> OBSCÈNE[Fr.] ile/||/<> AÇIK SAÇIK

( Sanatsal bir değer taşımayan kişinin utanma duygusunu inciten ve göreneğe ters düşen anlatım )

( OBSCÈNE )


- MÜSTEHCENLEŞMEK ile MÜSTEHCEN/LİK


- MÜSTEHDÎ[Ar. < HEDY ve HİDÂYET] ile MÜSTEHZÎ[Ar. < HEZÂ]

( Doğru yolu bulan, Müslümanlık yolunu isteyen. İLE Biriyle alay eden, herkesle alay etme alışkanlığında olan, istihzâ eden. )


- MÜŞTEHİ[Ar. < MUŞTEHĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ | İŞTAHLI

( istekli iştahlı )


- MÜŞTEHİ[Ar.] ile/değil/yerine/= İSTEKLİ

( Bir şey için çok istek gösteren, istekli. | İştahlı. )


- MÜSTEHÎL[Ar. < HAVL | çoğ. MÜSTEHÎLÂT] ile MÜSTEHİLL[Ar. < HELÂL]

( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Helâllik dileyen, istihlâl eden. | Helâlleşen. )


- MÜSTE'HİR[Ar. < İSTİ'HÂR] ile MÜSTEHİLL[Ar. < ÂRİYYET]

( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Ödünç alan, istiâre eden. )


- MÜŞTEHİYÂT[< ŞEHVET] ile İŞTAHLILAR, İSTEKLİLER


- MÜSTEHLEK[Ar. < HELÂK] ile MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK]

( Yiyip içilerek tüketilmiş, bitirilen. İLE Yiyip içerek tüketen/bitiren. [Fr. CONSOMMATEUR] )


- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] ile/değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN


- MÜSTEHLİK[Ar. < MUSTEHLİK] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜKETİCİ


- MÜSTEHLİK | TÜKETİCİ ile/||/<> TÜKETİCİ

( Mal ve özdekleri yiyeceği kullanan tüketen kişi Mal ve hizmetleri doğrudan doğruya kullanarak gereksinimlerini karşılayan iktisadi karar birimi Ototrof organizmaların ürettiği kaynakları tüketen heterotrof organizmalar )

( CONSUMER )

( CONSOMMATEUR )

( KONSUMENT )


- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC] ile/değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ


- MUSTEHZİ[Ar. < MUSTEHZĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEHZİ

( alaycı Alaycı bir biçimde )


- MÜSTEKBİR[Ar. < MÜSTEKBİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEKBİR

( Kibirlenen kendini büyük gören kimse )


- MÜSTEKBİR ile/değil MÜTEKEBBİR


- MÜSTEKFİ[Ar.] ile MÜSTEKİF[Ar.]

( Yetecek kadarını isteyen. İLE Dilenmek üzere elini uzatan. | Bakarken, gözünü korumak için elini, kaşının üstüne koyan. )


- MÜŞTEKİ[Ar. < MUŞTEKĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİKÂYETÇİ


- MÜŞTEKÎ ile MAĞDUR

( Şikâyetçi, yakınan. | Şahitlik durumunda olabilen. | Olayın birebir etkisi altında kalmamasının yanısıra rahatsızlığını belirten. İLE Haksızlığa uğramış. )


- MÜSTEKÎN[Ar.] ile MÜSTEKİNN[Ar. < KENN]

( Alçakgönüllülük gösteren. İLE Gizlenen/saklanan, istiknân eden. )


- MÜSTEKMİL[Ar. < KEMÂL] ile MÜSTEKMİN[Ar. < KEMN ve KÜMÛN]

( Tam, olgun bir duruma getiren, eksiksiz olarak bitiren, istikmâl eden. İLE Gizlenen, saklanan. )


- MÜSTEKRÂ[Ar. < HİRÂ] ile MÜSTEKRÎ[Ar. < KİRA]

( Kiraya verilen eşya. İLE Kira ile tutan, istikrâ eden. )


- MÜSTEKREH[Ar. < KERÂHET | çoğ. MÜSTEKREHÂT] ile MÜSTEKRİH[Ar. < KERÂHET]

( Tiksinilen, iğrenilen, iğrenç, istikrâh edilmiş. İLE Tiksinen, iğrenen, kerîh gören, istikrâh eden. | İştah kesen. )


- MÜSTEKREH[Ar. < MUSTEKREH] ile/değil/yerine/=/||/<> İĞRENÇ


- MÜSTELEZZ[Ar. < LEZZET | çoğ. MÜSTELEZZÂT] ile/||/<> MÜSTELİZZ[Ar. < LEZZET]

( Lezzet alınmış, tadına varılmış. @@ Lezzet alan, tad alan, tadına varan. )


- MUSTELUS PUNCTULATUS[Lat.] ile/||/<> BENEKLİ KÖPEK BALIĞI

( Boyları 190 cm olabilen Ege Denizi ve Akdeniz de dağılım göstren derinliği 5 100 m arasında değişen kıyısal sularda yaşayan bentik bir tür )

( MUSTELUS PUNCTULATUS )


- MÜSTELZİM[Ar.] ile/değil/yerine/= GEREKTİREN | GEREKEN/GEREKLİ OLAN


- MUSTELZİM[Ar. < MUSTELZİM] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTELZİM

( Gerektiren gerekli kılan Gerekli olan gereken )


- MÜSTEMEDD ile MÜSTEMEN[Ar. < EMN] ile MÜSTEMEND[Fars.]

( Kendine yardım edilen, edilmiş olan. İLE Kendine aman verilmiş olan. | Yabancı olan. İLE Üzüntülü, kederli, hüzünlü. | Çaresiz, zavallı. | Talihsiz, mutsuz. )


- MÜŞTEMELÂT/MÜŞTEMİLÂT ile/ve/değil MEŞRÛTA

( Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm ya da yapı, eklentiler. İLE Belirli koşullarla vakfedilmiş ayrıcalıklar. İlk sahibi tarafından satılmama koşuluyla bırakılmış olan ev, tarla gibi gayrımenkul. | Hocaların, şeyhlerin, cami görevlilerinin yaşadığı/bulunduğu ev/yer. | İmâret, hastahane gibi kurumlarda çalışanların oturmaları için ayrılan lojman, odalar. )


- MÜSTEMİ'[Ar. < SEM | çoğ. MÜSTEMLÎN] ile MÜSTEMİRR[Ar. < MÜRÛR]

( Dinleyen, dinleyici, işiten, istimâ eden. | Bir okula, sadece dinleyici olarak devam eden. İLE Uzayıp giden, istimrâr eden. | Sürekli, devamlı. )


- MÜSTEMİİN[Ar. < SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[Ar. < EMN]

( Dinleyiciler. İLE Aman dileyen, istimân eden. | Zamanında, yabancılara verilen bir unvan. | Sığınan, canını kurtarmak koşuluyla teslim olan. )


- MÜŞTEMİL[Ar.] ile KAPSAYAN, İÇEREN, ŞÂMİL OLAN

( KAPSAYAN, İÇEREN, ŞÂMİL OLAN )


- MÜŞTEMİLAT[Ar. < MUŞTEMELĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> EKLENTİLER


- MÜŞTEMİLAT ile/||/<> FIXTURE[İng.] ile/||/<> AGENCEMENTS[Fr.] ile/||/<> EKLENTİLER

( 1 Tamamlayan bölüm 2 Bir bütünü tamamlayan diğer küçük eklentiler )

( FIXTURE )

( AGENCEMENTS )


- MUSTEMİRREN[Ar. < MUSTEMİRREN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEMİRREN

( Aralıksız olarak )


- MÜSTEMLEKE[Ar. < MUSTEMLEKE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖMÜRGE


- MÜSTEMLEKE | SÖMÜRGE ile/||/<> SÖMÜRGE

( Bir ulusun kendi ülkesi sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik ve siyasal çıkarlar sağladığı ülke Yabancı bir devletçe kendi çıkarları doğrultusunda yönetilen yarı bağımsız ya da bağımsız ülke tarımsa coğrafya Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği iktisadi ve veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke )

( COLONY )

( COLONIE )

( KOLONIE )


- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.] ile/değil/yerine/= SÖMÜRGE


- MÜSTEMLEKECİLİK | SÖMÜRGECİLİK ile/||/<> SÖMÜRGECİLİK

( Sömürge edinme siyaseti Güçlü bir ülkenin kendisini daha güçlü kılmak ve zenginleştirmek için daha zayıf ülkenin kaynaklarını kullanması )

( COLONIAL POLICY | COLONIALISM )

( POLITIQUE DE COLONISATION )

( KOLONIALPOLITIK )


- MÜSTEMLEKELEŞMEK ile MÜSTEMLEKELEŞTİRMEK ile MÜSTEMLEKE ile MÜSTEMLEKECİ/LİK


- MÜSTENHİR[Ar. < NEHR] ile MÜSTENÎR[Ar. < NÛR]

( Aka aka yeri oyan, ırmak/nehir yapan. İLE Nûr, ışık alan, parlak, istinâre eden. )


- MUSTENİD[Ar. < MUSTENİD] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTENİT

( Dayanan )


- MUSTENİDEN[Ar. < MUSTENİDEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTENİDEN

( Dayanarak dayandırarak )


- MÜSTE'NİF[Ar. < ENF] ile MÜSTENKİF[Ar. < NEKF]

( Yeniden başlayan, istinâf eden. | Bidâyet mahkemesinden[davaların ilk görüldüğü mahkeme] verilen kararı kabul etmeyip davasına, bir üst derecede bulunan başka mahkemede bakılmasını isteyen kişi. İLE Kabul etmeyen, geri duran, el çeken, çekimser, istinkâf eden. )


- MÜSTENKİF[Ar. < MUSTENKİF] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇEKİMSER


- MÜSTENKİF ile/||/<> "ABSTAIN"[İng.] ile/||/<> "ABSTENTION"[Fr.] ile/||/<> ÇEKİMSER

( Başyargıcının bir dürtüşü bir vuruşu görüp görmediklerini sorması üzerine olumlu ya da olumsuz görüşü bulunmayan yargıcıların verdikleri yanıt )

( "ABSTAIN" )

( "ABSTENTION" )


- MÜSTENKİF[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇEKİMSER


- MÜSTENKİH[Ar.] ile MÜSTENKİR[Ar.]

( Ağız koklayan. | İnceleyen, araştıran. İLE İnkâr eden. )


- MÜSTENSİH[Ar. < NESH] ile/değil/yerine/= ÇOĞALTAN


- MUSTENSİH[Ar. < MUSTENSİḪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTENSİH

( El yazması eseri el yazısıyla kopya eden kimse çoğaltıcı teksir makinesi )


- MÜŞTEREK MAMUL ile/||/<> CO-PRODUCT[İng.] ile/||/<> COPRODUIT[Fr.] ile/||/<> ORTAK YAPIM

( Ortaklaşa birlikte üretilen mal )

( CO-PRODUCT )

( COPRODUIT )


- MÜŞTEREK MÜLKİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= ORTAK İYELİK


- MÜŞTEREK[Ar.] ile/değil/yerine/= BİRLİKTE, ORTAK/LAŞA


- MUŞTEREK[Ar. < MUŞTEREK] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜŞTEREK

( müşterek bahis asgari müşterek ortak Ortaklaşa el birliğiyle yapılan veya hazırlanan Ortaklaşa kullanılan Ortaklaşa birlikte )


- MÜŞTEREK ile MÜŞTEREK BAHİS ile MÜŞTEREK BAHİSÇİ


- MÜŞTEREKEN[Ar. < MUŞTEREKEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ORTAKLAŞA


- MÜŞTEREK-ÜL-HAYAT | ORTAKYAŞAR ile/||/<> ORTAKYAŞAR

( Ortakyaşama durumunda olan karşılık simbiyont sym ile bioun yaşamak Ortakyaşama gösteren bireylerden herbiri )

( SYMBIONT )

( SYMBIONTE )

( SYMBIONTE | SYMBIONTEN )


- MÜSTERHAM[Ar. < RAHM ve RUHUM] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM]

( Yalvarılmış, yalvarılan, niyâz olunmuş, istirhâm edilmiş. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. )


- MÜSTERHÎ[Ar. < REHÂ] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM] ile MÜSTERHİN[Ar. < REHN]

( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. İLE Rehin alan, rehin isteyen, istirhân eden. )


- MÜSTERHÎ[Ar. < REHÂ] ile MÜSTER'İ[Ar.] ile MÜSTERİH[Ar. < RAHAT]

( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Birinden, bir şeyin korunmasını ve saklanmasını isteyen, istir'â eden. İLE Kaygısız, gönlü rahat, istirahat eden. )


- MÜŞTERİ[Ar. < MUŞTERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> JÜPİTER


- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ | çoğ. MÜŞTERÎÎN] ile Müşterî/SA'D-İ EKBER[Ar.]

( Satın alan, alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. İLE Sakıt / Erendiz / Jüpiter gezegeni. )

( ... İLE Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars. )


- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ] ile/değil/yerine/= ALICI/İLGİLİ

( Satın alan/alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. | Hem satın alan, hem satan. )


- MUŞTERİ[Ar. < MUŞTERĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜŞTERİ

( müşteri hizmetleri yağlı müşteri Hizmet mal vb alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse alıcı )


- MÜŞTERİ ile MÜŞTERİ HİZMETİ


- MÜSTERİH[Ar.] OLMAK ile/değil/yerine/= İÇİ İNÇ OLMAK


- MÜSTERÎH[Ar. < RAHAT] ile/değil/yerine/= İÇİ RAHAT / KAYGISIZ


- MUSTERİH[Ar. < MUSTERĪḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTERİH

( Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan içi rahat olan )


- MÜSTE'SAL[Ar.] ile MÜSTE'SIL[Ar.]

( Kökünden koparılmış, istisal olunmuş. İLE Kökünden koparan, istîsal eden. )


- MÜSTEŞÂR[Ar. < MEŞVERET] ile/değil/yerine/= DANIŞILAN/DANIŞMAN


- MUSTEŞAR[Ar. < MUSTEŞĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEŞAR

( Kendisinden bilgi alınan kendisine danışılan kimse Bakan veya büyükelçilerin yardımcısı durumunda olan üst düzey yönetici )


- MÜSTEŞÂR[Ar. < MEŞVERET] ile MÜSTEŞ'AR[Ar. < ŞUÛR]

( Kendine iş danışılan, meşveret edilen, müşaverede bulunulan. | Vekâletlerde, vekilden sonraki âmir. İLE Bildirilen, haberli. )


- MÜSTEŞFİ'[Ar. < ŞEFÂAT] ile MÜSTEŞFÎ[Ar. < ŞİFÂ]

( Bağışlanmasını isteyen, şefâat dileyen. İLE İyilik isteyen, şifâ dileyen. | Kendine baktıran. )


- MÜSTEŞHED[Ar. < ŞEHÂDET | çoğ. MÜSTEŞHEDÂT] ile MÜSTEŞFÎ[Ar. < ŞEHÂDET]

( Tanık olarak gösterilen, şâhit tutulan. İLE Şâhit tutan, istişhâd eden. )


- MÜSTESHİL[Ar. < SEHL] ile MÜSTESHİR[Ar.]

( Kolay sayan, istishâl eden. İLE Alay eden, istîshâr eden. )


- MÜSTESNÂ[Ar. < SENY] ile/değil/yerine/= AYRI TUTULAN

( İSTİSNÂ EDİLEN, KURAL DIŞI BIRAKILAN | ÜSTÜN | AYRI TUTULAN | BENZERLERİNDEN BASKIN )


- MÜSTESNA ile/||/<> ANOMALOUS[İng.] ile/||/<> ANOMAL[Fr.] ile/||/<> ANOMAL[Alm.] ile/||/<> AYKIRI

( Ses ve şekil bilgisi bakımından dilin genel kuralları dışında kalan istisna oluşturan Türkçede aitlik eki ki nin kurala aykırı olarak kalın sıradan ünlü taşıyan kelimelerle de hep ince l yor U yor şimdiki zaman kipi ekinin ince sıradan kelimelere de hep kalın gelişi gibi arkada ki okulda ki onun ki sokakta ki biliyor görüyor veriyor vb )

( ANOMALOUS )

( ANOMAL )

( ANOMAL )


- MUSTESNA[Ar. < MUSTES̱NĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTESNA

( Bir bütünün veya kuralın dışında olan Benzerlerinden üstün olan benzerleri az bulunan kural dışı Dışında ayrı hariç tutularak )


- MÜSTEŞRİK[Ar. < MUSTEŞRİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DOĞU BİLİMCİ


- MÜSTEŞRİK/ORYANTALİST ile/değil/yerine/= DOĞU BİLİCİ


- MÜSTEŞRİK[Ar.]/ŞARKİYATÇI/ORYANTALİST[Fr., İng.] ile/değil/yerine/= DOĞUBİLİMCİ


- MÜSTEVDA'[Ar. < VED] ile MÜSTEVDÎ'[Ar. < VED]

( Emânet bırakılan. | Emânet olarak bir malı kabul eden. İLE Emânet bırakan. | Emânet bırakılan yer. )


- MÜSTEVFÂ / MÜSTEVFÎ[Ar. < VEFÂ] ile MÜSTEVFİR[Ar. < VEFR]

( Yeteri kadar, tam, dolgun, mükemmel, kâfî derecede. İLE Borçludan, alacağının tamamını alan. )


- MÜSTEVİ | DÜZLEM ile/||/<> DÜZLEM

( Üzerinde alınan dilemsel iki noktayı birleştiren doğruyu içine alan yüzey matematik matematik )

( PLANE )

( PLAN | PLAN (LE) | PLANE )

( EBENE )

( PLANA )


- MÜSTEVİ[Ar. < MUSTEVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜZ | DÜZLEM

( düz I düzlem )


- MÜSTEVÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜZ | DÜZLEM


- MÜSTEVÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM


- MÜSTEVİ ile MÜSTEVLİ


- MÜSTEVLÎ[Ar. < VELY] ile/değil/yerine/= SALGIN

( İstilâ eden, ele geçiren, idaresi altına alan. | Yayılan, her tarafı kaplayan. | Salgın. )


- MUSTEVLİ[Ar. < MUSTEVLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEVLİ

( Bir yeri istila eden yönetimi altına alan kimse devlet ordu vb salgın )


- MÜSTEVSİ[Ar.] ile MÜSTEVZİ[Ar.]

( Bollaşan, genişleyen. İLE Hakk dergâhından, ilham isteyen. )


- MÜSTEYSER[Ar.] ile MÜSTEYSİR[Ar.]

( Kolaylanmış, hazır. İLE Kendine/nefsine ayıran, istîsar eden. )


- MÜSTEZÂD[Ar. < ZİYÂDE] ile/değil/yerine/= ARTMIŞ/ÇOĞALMIŞ

( Çoğalması istenilen, artmış. | Her dizesine bir küçük dize eklenmiş, Divan Edebiyatı şiir türü. [Bahr-i hecez vezinlerinden "mef'ûlü mefâîlü mefâîlü faûlün" vezninde söylenmiş dizelere "mef'ûlü faûlün" parçalarına denk birer parça katarak oluşturulan şiir.] )


- MUSTEZAD[Ar. < MUSTEZĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSTEZAT

( Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü )


- MÜSTEZÂD ile/ve/||/<>/> SERBEST MÜSTEZÂD


- MÜSTEZAT[Ar. < MUSTEZÂD] ile/||/<> ARTIKLI

( artıklı )


- MÜSTEZAT ile/ve/||/<>/> SERBEST MÜSTEZAT


- MÜSTE'ZEN[Ar. < İZN] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]

( Kendinden izin istenilmiş kişi. İLE İzin isteyen. )


- MÜSTEZİLL[Ar. < ZELÎL] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]

( Birini, hor, hakîr, zelîl gören, istizlâl eden. İLE İzin isteyen. )


- MUŞTÎ[Ar.] ile MUŞTÎ[Ar. < MUŞT]

( Bir avuç, bir avuçluk, bir avucun alabileceği kadar. İLE Tarak biçiminde olan. )


- MUŞTULAMAK ile MUŞTULANMAK ile MUŞTU/LUK ile MUŞTUCU ile MUŞTULU


- MUSUBARA ile ...

( Arapça öğrenilen bir derslik. )


- MÜSÛL[Ar.] ile MÜSÜL[Ar. < MİSÂL]

( Saygıdan dolayı ayakta durma. İLE Örnekler. | Platon'un, "İdealar" olarak bahsettiği. )


- MÜSVEDDE | KARALAMA ile/||/<> KARALAMA

( 1 Birinci dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri uyaksız olan koşmaya verilan ad 2 Saz ozanlarının aruzla söyledikleri gazellerde ozan adının geçtiği koşa 3 Bir şey yazmak isteyince tasarlananları şöyle bir kağıda geçirme 1 Koşuğun en güzel koşası 2 karalama 2 )

( SCRATCH )


- MÜSVEDDE[Ar. < SEVED] ile/değil/yerine/= YAZI TASLAĞI / KARALAMA


- MÜSVEDDE ile/değil/yerine/= KARALAMA/TASLAK YAZI


- MUSVEDDE[Ar. < MUSVEDDE] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜSVEDDE

( müsvedde defteri insan müsveddesi karalama Bir şeyin kötü benzeri )


- MÜSVEDDE ile/ve SEVAD ile/ve RİSÂLE ile/ve FEVAİD ile/ve ŞUKKA ile/ve TAİRE ile/ve KÜLLİYET ile/ve MECMUA ile/ve SEFİNE ile/ve KEŞKÜL ile/ve CÖNK ile/ve DİVÂN ile/ve MURAKKA


- MÜSVEDDE ile TEBYİZ(BEYAZA ÇEKME)


- MÜSVEDDE/LİK ile MÜSVEDDE DEFTERİ ile MÜSVEDDELİK KÂĞIT


- MUT ile MUT

( Tüm özlemlerin, eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmesinden duyulan kıvanç, kut. İLE Elli şilinlik tahıl ölçeği. )


- MUT ile MUTA ile MUTİ ile MUTA NİKAHI


- MUTA NİKÂHI ile/değil NİKÂH-I MUVAKKAT ile/değil HÜLLE

( Hz. Muhammed, savaş zamanı için geçerli kılmıştır. [Hz. Ömer, tamamen kaldırmıştır.] DEĞİL Belirli bir süre için yapılan nikâh. [Caiz değildir.] İLE Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )

( "MİSYAR: Seyahat süresince geçerli olan nikah.

MİSFAR: İş gezisi(sefer) süresince geçerli olan nikah.

MİSYAF: Tatil süresince geçerli olan nikah." )


- MÜTA[Ar.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ KAZANÇ


- MUTA[Ar. < MUTʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTA

( muta nikâhı Geçici kazanç muta nikâhı )


- MUTA[Ar. < MUʿṬĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> VERİ


- MUTÂ'/A[Ar. < TAV] ile MU'TÂ[Ar. < ATÂ]

( Boyun eğilen, itaat olunan, başkalarının kendine itaat ettikleri. İLE Verilmiş, îtâ olunmuş. | Veri. )


- MUTAASSIP(/B)[Ar.] ile/değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU


- MUTAASSIP[Ar. < MUTAʿAṢṢİB] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞNAZ


- MUTAASSIPLAŞMAK ile MUTAASSIP/LIK


- MUTAATTIL[Ar. çoğ. ATELE] ile MUTAATTIR[Ar. < ITR]

( İşsiz kalan, taattul eden. İLE Hoş koku ile koklanan, taattur eden. | Hoş koku sürünen. )


- MUTABAKAT | ANLAŞMA ile/||/<> ANLAŞMA

( Benzer yaklaşımlar içeren tutum ya da görüş birliği Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma sözleşme )

( CONCORDANCE | AGREEMENT, PROTOCOL | HANDSHAKE | AGREEMENT | COMPROMISE )

( ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN | ARRANGERMENT, ACCORD )

( VEREINBARUNG )

( CONCORDIA )

( ACCORDO )

( ΣΥΜΦΩΝΊΑ / συμφωνία )


- MUTABAKAT | ANLAŞMA ile/||/<> UYUŞMA ile/||/<> UZLAŞMA

( Benzer yaklaşımlar içeren tutum ya da görüş birliği. @@ Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme @@ )

( CONCORDANCE | AGREEMENT, PROTOCOL | HANDSHAKE | AGREEMENT | COMPROMISE~AGREEMENT | ARRANGEMENT WITH ONE~COMPROMISE | AGREEMENT, COME TO AN ARRANGEMENT )

( ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN | ARRANGERMENT, ACCORD~ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN~ARRANGERMENT, ACCORD )

( CONCORDIA~...~... )

( VEREINBARUNG~EINIGUNG~KOMPROMISS )

( ACCORDO~INTESA~COMPROMESSO )

( ΣΥΜΦΩΝΊΑ / συμφωνία~ΣΥΝΕΝΝΌΗΣΗ / συνεννόηση~ΣΥΜΒΙΒΑΣΜΌΣ / συμβιβασμός )


- MUTABAKAT | ÖZDEŞLİK ile/||/<> ÖZDEŞLİK

( Değişkenlerin bütün değerleri için sağlanan eşitlik Simgesi eşitlik Kendi kendisiyle aynı olma değişen durumlarda kendi kendisi kalma aynı kalma Özdeşlik eşitlikle karıştırılmamalıdır birbirine eşit olan iki şey özdeş değildir Ör İki masa birbirinin aynı birbirine eşit olabilir ama bunlar özdeş değildir İki yanı değişkenlerinin her değeri için eşit olan denklem Bilinmeyenlerin her değeri için doğru olan bilinen ve bilinmeyen niceliklerden oluşan bir eşitlik matematik Bitkisel yeniliğin varlığı için ortaya çıkan yeni bitkinin hep aynı sonucu verebilmesi İki ifadenin özdeş olduğunu gösteren bağıntı kimlik )

( IDENTITY | IDENTICAL )

( IDENTITE | IDENTITÉ | IDENTIFIABLE )

( IDENTITÄT | GLEICHHEIT, IDENTITÄT )

( İDENTITAS | IDENTITAS )


- MUTABAKAT | UYGUNLUK ile/||/<> UYGUNLUK

( Testten elde edilen puanlar ile ölçüte ilişkin puanlar arasındaki bağlılaşma katsayısı Anlatımın konuya uygun olması Yaygın bir görüşü benimseme bir durum ve koşula tüm uyarlanma Derleme uyumlama Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın cins ve sayı bakımından birbirine uyması Öğretmen geldi Öğrenciler ödevlerini yapmışlar Çocuklar oyuncaklarını paylaşamadılar Kuşlar uçuyorlar veya uçuşuyorlar vb Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması Şükriye gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu T Buğra Yalnızlar s 119 Siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç T Buğra göst e s 216 Kolcular bildikleri hâlde yolunu beklemek şöyle dursun rasgeldikleri yerde hatırını alırlar gönlünü hoş ederlerdi R H Karay Memleket Hikâyeleri Küs Ömer s 73 vb )

( RELEVANCE | CONFORMITY | CONCORD AGREEMENT | CONCORD, CONCORDANCE, AGREEMENT )

( ACCORD | ACCORD, CONCORDANCE )

( KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG | KONGRUENZ, ÜBEREINSTIMMUNG, KONKORDANZ )


- MUTABAKAT | UYUŞMA ile/||/<> UYUŞMA

( Tutum görüş kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşme ya da uygunluk Yapılacak işlemlerde bir başkasıyla koşulların tümü üzerinde anlaşma )

( AGREEMENT | ARRANGEMENT WITH ONE )

( ARRANGEMENT, S'ENTENDRE AVEC QUELQU'UN )


- MUTABAKAT VEYA TIBAK ile/||/<> ACRIBOLOGIE[Fr.] ile/||/<> YERİNDELİK

( Söz sanatı terimi Kullanılan kelime ve deyimlerin tam yerine uygun olmak üzere seçilmiş olması )

( ACRIBOLOGIE )


- MUTABAKAT[Ar.] ile/ve/||/<> ENTEGRASYON[İng. INTEGRATION]


- MUTABAKAT ile MUTABAKAT ZAPTI


- MUTÂBAKAT(Mantık) ile/ve TAZAMMUN ile/ve İLTİZAM

( Hakikat.(Dil) İLE Mecaz. İLE Kinâye. )

( Kuşatma. İLE/VE İçerme. )

( Kavramla nesnenin örtüşmesi. İLE/VE Bir kısmı dışarıda kalırsa. İLE/VE Bir anlamın bir kavrama bitiştirilmesi. )

( Mantık mutabakat üzerine yapılır. İLE/VE Tazammun ve iltizam ile edebiyat yapılır. )

( İnsan: Hayvan-ı Nâtık.(Kök) İLE İnsan: -Hayvan, -Nâtık.(Akıl) İLE Gerekli görme.(Çağrışım ile karıştırılmamalı) (İnsan: "İlim ve yazma kabiliyeti olandır.") )

( Vaz'i Lafzî Delâlet. )

( Vaz: Sesi anlama bitiştirme. )


- MUTABAKAT[Ar. < MUṬĀBAḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLAŞMA | UYGUNLUK | UYUM

( mutabakat zaptı umum mutabakat beyannamesi uzlaşma uygunluk uyum )


- MUTABIK, İDENTİK | ÖZDEŞ ile/||/<> ÖZDEŞ

( Biçimleri değerleri ya da işlevleri eş olan Nesneler ya da olaylarda tüm nitelikleri birbirine eşit olanlar Bir başkasıyla tüm benzer özellikleri taşıyan Identieus aynı olan Bir ve aynı olan bir ve aynı anlama gelen Ör Sabah yıldızı ile akşam yıldızı özdeştir çünkü aynı yıldızdır Bir birey zaman içinde değişmeler geçirse de bir ve aynı bireydir kendi kendisiyle özdeştir Her türlü nitelik bakımından oluşan bir eşitlik matematik özdeş )

( IDENTICAL | INDENTICAL )

( IDENTIQUE )

( IDENTISCH | IDENTISCHE )

( IDENTICUS | IDENTIEUS )


- MUTABIK ile/||/<> ADEQUAT[İng.] ile/||/<> ADÉQUAT[Fr.] ile/||/<> ADAEQUATUS[Lat.] ile/||/<> ADÄQUAT[Alm.] ile/||/<> UPUYGUN

( 1 Eşit kılınmış birbiriyle uyuşan 2 Konusunu tam olarak karşılayan düşünce )

( ADEQUAT )

( ADÉQUAT )

( ADÄQUAT )

( ADAEQUATUS )


- MUTABİK[Ar. < MUṬĀBİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTABIK

( Birbirine uyan karşılıklı olarak anlaşmaya varan birbiriyle uzlaşan uygun )


- MÜTÂCERE ile ...

( Birbiriyle ticaret yapma. )


- MU'TÂDEN[Ar.] ile MU'TÂDÎ[Ar.]

( Alışıldığı üzere. İLE Alışılmış, her zamanki. )


- MÜTÂEMET ile ...

( İkiz doğurma. )


- MUTAF[Fars. < MŪYTÂB] ile/||/<> ...

( keçi kılından hayvan çulu yem torbası gibi şeyler dokuyan esnaf mūytāb mūtāb a hairrope maker mūy moy hair of the head pile of cloth or carpets hair down first plumage of birds tāb tāftan bükmek Bulgarcada mutav keçi kılından yapılmış kaba dokuma çul ve Sırpçada mùtap mùtab mùtaf mùtav çul olarak kullanılır )

( MŪYTĀB )


- MUTAHHİR[Ar. < TAHÂRET] ile MUTAHHAR[Ar. < TAHÂRET] ile MUTÂHİR[Ar.]

( Temizleyen, tathîr eden. İLE Temizlenmiş, temiz. | Mübârek. İLE Temizleyici. )


- MUTAJEN[İng. MUTAGEN] ile/||/<> TERATOJEN[İng. TERATOGEN]

( Mutasyon oluşumuna sebep olan faktör. Bazı kimyasallar, virüsler ve radyasyon mutajen. @@ Seks gözelerinde mutasyon oluşumuna sebep olan mutajen. Bu mutasyonlar kalıtılabilir. Vücut gözelerinde oluşan mutasyonlar kalıtılamaz fakat kanser oluşturabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUTAJEN ile KARSİNOJEN

( DNA'da, mutasyonlara neden olan nesneler. İLE Kansere neden olan nesneler. )


- MUTAJENİK/MUTAGENIC[İng.] ile/değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİ


- MUTAJENİTE/MUTAGENICITY[İng.] ile/değil/yerine/= GEN DEĞİŞTİRICİLİK


- MUTAK | MUŞTAK ile/||/<> AZATLI

( Özgürlüğü geri verilmiş kul ya da karavaş )


- MÜTALAA ETMEK ile/değil/yerine/= İRDELEMEK


- MÜTÂLAA[< TULÛ] ile MÜŞÂHEDE[< ŞUHÛD]

( Okuma. | Değerlendirme, tetkik. | Düşünce. İLE Bir şeyi gözle görme. | [tas.] Allah âlemini görme. )

( TULÛ ile ŞUHÛD )


- MUTALAA[Ar. < MUṬĀLAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜTALAA

( Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı bir biçimde düşünme Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı düşünme ile oluşan görüş ve yorum etüt )


- MUTÂLİ'[Ar. < TULÛ | çoğ. MUTÂLİÎN] ile MUTÂLİÎN[Ar. < MUTÂLİ]

( Kitap okuyan, mütâlâ eden. İLE Kitap okuyanlar, mütâlâa edenler. )


- MUTALLAKA[Ar.] ile/değil/yerine/= DUL (KADIN)

( Boşanarak dul kalmış kadın. )


- MUTALLAKA[Ar. < MUṬALLAḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTALLAKA

( Boşanarak dul kalmış kadın )


- MUTANT[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMİŞ GEN


- MUTANTAN[Ar. < MUṬANṬAN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRKEMLİ


- MUTANTE[Fr. < MUTANTE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTANT

( mutant virüs Mutasyona uğramış birey veya hücre Mutasyona uğramış olan )


- MUTÂRAHA[Ar.] ile MUTARRÂ[Ar. < TARÂVET] ile MUTARRAH[Ar. < TARH]

( Birbirine söz söyleme. İLE Taze, tarâvetli. İLE Çıkarılmış, tarh edilmiş. )


- MUTAROTATION[İng.] / MUTAROTATIA, MUTAROTATION[Fr.] / MUTARATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTARATASYON


- MÜTAREKE[Ar. < MUTĀREKE] ile/değil/yerine/=/||/<> ATEŞKES


- MÜTAREKE[Ar.] ile/değil/yerine/= ATEŞKES / BIRAKIŞMA


- MÜTAREKE ile/||/<> TRUCE, ARMISTICE[İng.] ile/||/<> ARMISTICE[Fr.] ile/||/<> WAFFENSTILLSTAND[Alm.] ile/||/<> ATEŞKES

( Savaşan iki gücün isteğiyle çarpışmaya belli bir süre için ara vermesi )

( TRUCE, ARMISTICE )

( ARMISTICE )

( WAFFENSTILLSTAND )


- MUTARIZA CÜMLESİ | MUTARIZA CÜMLESİ ile/||/<> PARENTHETICAL SENTENCE[İng.] ile/||/<> PHRASE DU PARENTHESE[Fr.] ile/||/<> SATZPARENTHESE[Alm.] ile/||/<> ARA CÜMLE

( Bir cümlede açıklama istek vb amaçlarla cümle yapısında herhangi bir değişiklik yapılmadan iki virgül veya iki çizgi arasına sokulan cümle şimde efendiler müsaade buyurursanız size bir sual sorayım M Kemal Atatürk Nutuk s 2 Hafif mitralyözlerle mücehhez bulunan fedakâr arkadaşlarınızdan birkaçını elyevm bir alay kumandanı olan Osmanlı Bey ki Tufan Bey namıyla marif olmuştur bunların başında idi bir otomobil ile kendi otomobilimize takaddüm ettirdik Nutuk s 84 Milletvekilleri saat beş çayını yudumlarken yanında bisküvileri ile Singapur turtaları da vardır onlara şöyle bağırıyordu S Birsel İstanbulParis s 275 Demek ki Türkçeden Allah esirgesin bir gönül kelimesi atılacak olsa onunla birlikte ne mânâlar ne incelikler ne deyimler gidermiş N Sami Banarlı Türkçenin Sırları s 303 Babasının içinde bulunduğu durum Allah beterinden saklasın oldukça üzücü Elindeki notlara bakarak bakmasa da olurdu ya konuştu vb açıklama cümlesi )

( PARENTHETICAL SENTENCE )

( PHRASE DU PARENTHESE )

( SATZPARENTHESE )


- MUTARİZA[Ar. < MUʿTARİŻA] ile/değil/yerine/=/||/<> YAY AYRAÇ


- MUTASADDI'[Ar. < SAD] ile MUTASADDIR[Ar. < SADR | çoğ. SADDIRÎN] ile MUTASADDÎ[Ar. < SADV]

( Dağılan. | Yarılıp çatlayan. İLE Baş sedire geçip oturan, baş köşeye kurulan. İLE Bir işe girişen, tasaddî eden. | Başkasına saldıran. )


- MUTASARRIF[Ar. < MUTAṢARRİF] ile/||/<> ...

( Tanzimattan sonra Osmanlı yönetim örgütünde sancakların yöneticisine verilen ad )


- MUTASARRIF ile/değil/yerine/= KULLANIMCI


- MUTASARRİF[Ar. < MUTAṢARRİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTASARRIF

( Kendinde kullanım hakkı olan elinde bulunduran sancak beyi )


- MUTASAVVER[Ar. < MUTAṢAVVER] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTASAVVER

( Tasarlanmış düşünülmüş )


- MUTASAVVER[Ar. < SÛRET] ile MUTASAVVİR[Ar. < SÛRET]

( Tasarlanmış, düşünülmüş, tasavvur edilmiş. | Akla gelebilir, olabilir. İLE Tasarlayan, zihninde kurup karar veren, tasavvur eden. )


- MUTASAVVIF/MUTASAVVİF[Ar. < MUTAṢAVVİF] ile/||/<> SUFİYANE/SUFİANE[Ar. < ṢŪFĪ + Fars. -ĀNE] ile/||/<> TASAVVUF/TASAVVUF[Ar. < TAṢAVVUF] ile/||/<> TASAVVUFİ/TASAVVUFİ[Ar. < TAṢAVVUFĪ]

( Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı ya adamış kimse İslam gizemcisi sufi )


- MUTASAVVIF[< SOF] ile ...

( SÔFÎ OLAN | TASAVVUFLA UĞRAŞAN | İLÂHİYATTA UĞRAŞAN VE BUNU YAYMAYA ÇALIŞAN )


- MUTASAVVİF[Ar. < MUTAṢAVVİF] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTASAVVIF

( Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı ya adamış kimse İslam gizemcisi sufi )


- MUTASYON[İng. MUTATION] ile/||/<> BEKÇİ GENLER[İng. CARETAKER GENE] ile/||/<> BİLEŞİK HETEROZİGOT[İng. COMPOUND HETEROZYGOT] ile/||/<> ÇERÇEVE KAYDIRICI MUTASYON[İng. FRAMESHIFT MUTATION] ile/||/<> ÇOKLUPARMAK (POLİDAKTİL)[İng. POLYDACTYLY]

( Bir organizmanın nükleik asit dizisinde meydana gelen, dış etkenlere bağlı ve/veya rastlantısal olarak meydana gelen değişikliklerin tümü. Mutasyonların %70-90 arası nötr etkiye sahip ve canlıda herhangi bir ani değişim yaratmaz. %8-25 arası ani zararlı etkiler doğurur, %2-5 civarı ise ani yararlı etkilere sahip. @@ İnaktif hale getirildiğinde direkt olarak tümörleri teşvik etmeyen bir gen sınıfı; Bunun yerine, inaktivasyonu genetik dengesizliklerle sonuçlanır ve tüm genleri etkileyen mutasyon oranının artmasına neden olur. BRCA1 ve BRCA2 bekçi genlerin örnekleridir. @@ Bileşik homozigotluk, belirli bir gen lokusunda iki ya da daha fazla sayıda farklı mutasyonlara uğramış alellerin bulunması durumudur. @@ Genetik kodun içerisine 3 ya da 3'ün katlarından farklı sayıda kodun eklenmesi ya da çıkması sonucunda, kodun okunmasında meydana gelen şablon kayması tipi mutasyonlardır. Çoğunlukla yepyeni özelliklerin üretilmesine neden olur ya da ciddi sorunlar doğurur. @@ Genetik mutasyon ile el ve ayak parmak sayısının normalin üzerinde olmasına denir. Şimdiye kadar bir insanda görülmüş en fazla parmak sayısı, 34 adet parmak ile Akshat Saxena'nın parmak sayısıdır. Saxena'nın ellerinde 7'şer tane, ayaklarında 10'ar tane parmak bulunur. Aşağıda, bir görseli verilmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUTASYON ile/||/<> KURAM

( Mutasyon kuramı ve sıçramalı evrim )

( Hugo de Vries tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1935) (Ülke: Hollanda) (Alan: Botanik, Genetik) (Önemli katkıları: Mutasyon teorisi) )


- DEĞİŞİNİM/MUTASYON ile DEĞİŞKE/MODİFİKASYON

( Genlerin yapısında[DNA] oluşan kalıtsal ve kalıcı değişiklik. İLE Genlerin işleyişinde ve çevresel etmenlerin etkisiyle oluşan kalıtsal değişiklik. )

( [neden olan etken ortadan kalktığında] Eski durumuna dönmez. İLE Eski durumuna döner. )

( Üreme gözelerinde oluşan değişimler kalıtsaldır. İLE Hiçbiri kalıtımsal değişim değildir. )

( ... İLE Bazı değişke örnekleri:

- Güneşlendiğimizde, ten rengimizin koyulaşması.
- Spor yapan birinin kaslarının gelişmesi.
- Çuha çiçeğinin, 30-35 °C beyaz renkli olması, 15-20 °C kırmızı renk alması.
- 16 °C ısıda, sirke sineğinin kanatlarının düz, 25 °C'de kanatların kıvrık olması.
- Kovan arılarının sütle beslenen kraliçe arı, polen ile beslenen arının işçi arı olması.
- Eğrelti otunun deniz seviyesinde 2 metre, kurak bölgede 30-40 cm. olması. )


- MUTASYON ile MUTASYONİST ile MUTASYONİZM


- MUTASYON ile PERMUTASYON

( MUTATION vs. PERMUTATION )


- MUTASYON ile/||/<> POLİMORFİZM

( Mutasyon nadir değişim İLE polimorfizm yaygın varyant. )

( Formül: 1 den az İLE 1 den fazla )


- MUTASYON ile/||/<> VARYASYON

( Mutasyon DNA değişimi İLE varyasyon çeşitliliktir )

( Formül: Nokta mutasyon İLE boy farkı )


- MUTASYONİST[Fr. < MUTATIONISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİNİMCİ


- MUTASYONİZM[Fr. < MUTATIONISME] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİNİMCİLİK


- MUTAT[Ar. < MUʿTĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> ALIŞILMIŞ


- MUTAT[Ar.] ile/değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN


- MUTATİON[Fr. < MUTATION] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTASYON

( Genlerde veya kromozomlarda oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan ve sonraki kuşağa aktarılabilen kalıcı hücresel değişiklik değişinim Bir organizmanın veya virüsün genetiğinde meydana gelen kalıcı değişiklik )


- MUTATIONISM[İng.] ile/||/<> MUTASTIONISME[Fr.] ile/||/<> MUTARE: DEĞIŞMEK[Lat.] ile/||/<> MUTATIONTHEORIE[Alm.] ile/||/<> MUTASYONİZM[Fr. < MUTATIONISME]

( Evrimde yeni türlerin meydana gelmesi için mutasyonun önemli bir faktör olduğunun kabul edilmesi teorisi )

( MUTATIONISM )

( MUTASTIONISME | MUTATIONISME )

( MUTATIONTHEORIE )

( MUTARE: DEĞIŞMEK )


- MUTATIONISM[İng.] ile/değil/yerine/= MUTATIONISME/MUTASTIONISME[Fr. < MUTATION] ile/değil/yerine/= MUTARE/MUTARE: DEĞIŞMEK[Lat.] ile/değil/yerine/= MUTATIONSTHEORIE/MUTATIONTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTASYON

( (Lat. mutare=değişmek): Bir karakterin birdenbire ve kalıtsal olarak değişmesi; bu karakteri meydana getiren gendeki değişiklik. Mutasyon sonucunda ana ve babadan bir ya da birkaç karakter bakımından değişik yavrular meydana gelir. @@ Genomik DNA dizilerinde kendiliğinden ya da ışın, kimyasal maddeler gibi etkenler sebebiyle meydana gelen herhangi bir değişiklik. @@ Herhangi bir canlının veya canlı hücresinin kalıtım dokularında ve yapısal özelliklerinde kendiliğinden veya bir dış etkene bağlı olarak gerçekleşen düzensiz değişmeler. @@ Genomik DNA dizilerinde kendiliğinden veya ışın ve kimyasal maddeler gibi etkenler nedeniyle meydana gelen kalıtsal değişiklik. @@ )


- MUTATIONISM[İng.] ile/||/<> MUTATIONISME[Fr.] ile/||/<> MUTARE[Lat.] ile/||/<> MUTATIONSTHEORIE[Alm.] ile/||/<> MUTASYONİZM

( mutare değişmek Evrimde mutasyonun önemli bir faktör olduğunun kabul edilmesi teorisi )

( MUTATIONISM )

( MUTATIONISME )

( MUTATIONSTHEORIE )

( MUTARE )


- MUTATION-SELECTION BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= MUTASYON-SEÇİLİM DENGESİ

( Bir alelin mutasyonlar sebebiyle yeni kopyalarının yaratılmasıyla, seçilim nedeniyle var olan kopyalarının elenmesi arasındaki hızın eşit olması durumu. Alel, bu sayede popülasyon içinde dengede kalabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MUTAVAAT | DÖNÜŞLÜ ÇATI ile/||/<> DÖNÜŞLÜ ÇATI

( Derleme dönüşlü çatılı fiil öze dönüşlü edingen fiil Eylemdeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı Türkçede bu çatı çok defa n bazen de l veya ş çatı ekleriyle kurulur Sevinmek sevinmek taranmak taranmak dayanmak dayanmak soyunmak soyunmak giyinmek giyinmek çekinmek çekinmek yorulmak yorulmak yanılmak yanılmak alışmak alışmak gelişmek gelişmek vb Fiildeki oluş ve kılışın doğrudan doğruya özneye dönüşünü gösteren yani öznenin bir işi kendi kendine yaptığını belirten fiil çatısı Türkçede bu çatı çoklukla I n U n bazen de I l U l ekleri ile kurulur alın çekin soyun sevin tutun yeril durul tutul âşık olmak yanıl yorul alış geliş tutuş oluş yetiş yılış gibi )

( REFLEXIVE | PASSIVE VOICE | CAUSATIVE, FACTITIVE VOICE | SYNCRETISM | RECIPROCAL )

( VOIX RÉFLÉCHIE, PRONOMINAL | VOIX RÉFLÉCHIE | VOIX PASSIF | CAUSATIF, VOIX FACTITIF | SYNCRÉTISME | RÉCIPROQUE )

( REFLEXIV | PASSIV, PASSIVUM | FAKTITIV, KAUSATIVUM | SYNKRETISMUS | WECHSELBEZÜGLICH, REZIPROK )

( DIATESI RIFLESSIVA )

( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΦΩΝΉ / αυτοπαθής φωνή )


- MUTAVAAT | DÖNÜŞLÜ ÇATI ile/||/<> EDİLGEN ÇATI ile/||/<> ETTİRGEN ÇATI ile/||/<> İKİLİ ÇATI ile/||/<> İŞTEŞ ÇATI

( (Derleme., dönüşlü çatılı fiil, öze dönüşlü, edingen fiil) Eylemdeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı. Türkçede bu çatı çok defa -n-, bazen de -l- veya -ş- çatı ekleriyle kurulur: Sevinmek (sev-i-n-mek) , taranmak (tara-n-mak) , dayanmak (daya-n-mak) , soyunmak (soy-u-n-mak) , giyinmek (giy-i-n-mek) , çekinmek (çek-i-n-mek) , yorulmak (yor-ul-mak) , yanılmak (yan-ı-l-mak) , alışmak (al-ı-ş-mak) , gelişmek (gel-i-ş-mek) vb. @@ Fiildeki oluş ve kılışın doğrudan doğruya özneye dönüşünü gösteren, yani öznenin bir işi kendi kendine yaptığını belirten fiil çatısı. Türkçede bu çatı çoklukla -(I)n-/-(U)n- bazen de -(I)l-/-(U)l- ekleri ile kurulur: al-ın-, çek-in-, soy-un-, sev-in-, tut-un-; yer-il-, dur-ul-, tut-ul-, 'âşık olmak', yan-ıl-, yor-ul-, al-ış-, gel-iş-, tut-uş-, ol-uş-, yet-iş-, yıl-ış- gibi. )

( REFLEXIVE | PASSIVE VOICE | CAUSATIVE, FACTITIVE VOICE | SYNCRETISM | RECIPROCAL~PASSIVE VOICE | PASSIV VOICE~CAUSATIVE, FACTITIVE VOICE~SYNCRETISM~RECIPROCAL | RECIPROCAL MIDDLE )

( VOIX RÉFLÉCHIE, PRONOMINAL | VOIX RÉFLÉCHIE | VOIX PASSIF | CAUSATIF, VOIX FACTITIF | SYNCRÉTISME | RÉCIPROQUE~VOIX PASSIF~CAUSATIF, VOIX FACTITIF~SYNCRÉTISME | SYNCRÉTISM~RÉCIPROQUE | VOIX RÉCIPROQUE )

( REFLEXIV | PASSIV, PASSIVUM | FAKTITIV, KAUSATIVUM | SYNKRETISMUS | WECHSELBEZÜGLICH, REZIPROK~PASSIV, PASSIVUM~FAKTITIV, KAUSATIVUM~SYNKRETISMUS~WECHSELBEZÜGLICH, REZIPROK | RESIPROKES MEDIUM )

( DIATESI RIFLESSIVA~FORMA PASSIVA~DIATESI CAUSATIVA~SINCRETISMO~DIATESI RECIPROCA )

( ΑΥΤΟΠΑΘΉΣ ΦΩΝΉ / αυτοπαθής φωνή~ΠΑΘΗΤΙΚΉ ΦΩΝΉ / παθητική φωνή~ΑΝΑΓΚΑΣΤΙΚΉ ΦΩΝΉ / αναγκαστική φωνή~ΣΥΓΚΡΗΤΙΣΜΌΣ / συγκρητισμός~ΑΛΛΗΛΟΠΑΘΉΣ ΦΩΝΉ / αλληλοπαθής φωνή )


- MUTAVAAT FİİLİ, FİL-İ MUTAVAAT | DÖNÜŞLÜ FİİL ile/||/<> DÖNÜŞLÜ FİİL

( Fiildeki oluş ve kılışın doğrudan doğruya özneye dönüşünü gösteren ve çoklukla fiillerden I n U n bazen de I l U l ve I ş U ş ekleriyle kurulan fiil şekli geçin görün korun yolun açıl giriş yatış vb Azerbaycan Türkçesi gayıdış fel Türkmen Türkçesi iişlik dereceleri gaydım derece çekimnik işlii dönüşlü işlik Özbek Türkçesi ozlik nisbatidagi fel Uygur Türkçesi özlükdäricä Tatar Türkçesi qaytım yünäleşe Başkurt Türkçesi töşöm qılım kalım işlik Krç Malk kaytıwçu etim Nogay Türkçesi kaytuw glagol Kazak Türkçesi özdik etis Kırgız Türkçesi özdük etiş Alt tandırar glagol Hakas Türkçesi aylanıstıg glagol Tuva Türkçesi egidiişkin hevirindekılıg sözü Türkçesi karcı glagol Rusça vozvratnıy glagol )

( REFLEXIVE VERB | DEVERBAL VERB | DENOMINAL VERB | RECIPROCAL VERB )

( VERBE REFLECHI, VERBE PRONOMINAL | VERBE DÉVERBAL | VERBE DÉNOMINAL | VERBE RÉCIPROUQE )

( REFLEXIV, REFLEXIVES VERB | VERBUM DEVERBATIVUM, DEVERBALES VERB | DENOMINALES VERB | RESIPROKES VERBUM )

( VERBUM DENOMINATIVUM )

( VERBO RIFLESSIVO )

( ΑΥΤΟΠΑΘΈΣ ΡΉΜΑ / αυτοπαθές ρήμα )


- MUTAVAAT FİİLİ, FİL-İ MUTAVAAT | DÖNÜŞLÜ FİİL ile/||/<> FİİLDEN TÜREME FİİL ile/||/<> İSİMDEN TÜREME FİİL ile/||/<> İŞTEŞ FİİL

( Fiildeki oluş ve kılışın doğrudan doğruya özneye dönüşünü gösteren ve çoklukla fiillerden -(I)n-/-//U)n-, bazen de -(I)l-/-(U)l- ve -(I)ş/-(U)ş- ekleriyle kurulan fiil şekli: geç-in-, gör-ün-, koru-n-, yol-un-, aç-ıl-, gir-iş-, yat-ış- vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: gayıdış fe'l; Türkmen Türkçesi: iişlik dereceleri ~ gaydım derece;Gag.: çekimnik işlii ~ *dönüşlü işlik; Özbek Türkçesi: ozlik nisbatidagi fe'l; Uygur Türkçesi: özlükdäricä; Tatar Türkçesi: qaytım yünäleşe; Başkurt Türkçesi: töşöm qılım; Kmk: kalım işlik; Krç.-Malk.: kaytıwçu etim; Nogay Türkçesi: kaytuw glagol; Kazak Türkçesi: özdik etis; Kırgız Türkçesi: özdük etiş; Alt:: t'andırar glagol; Hakas Türkçesi: aylanıstıg glagol; Tuva Türkçesi: egidiişkin hevirindekılıg sözü; Şor Türkçesi: karcı glagol; Rusça: vozvratnıy glagol )

( REFLEXIVE VERB | DEVERBAL VERB | DENOMINAL VERB | RECIPROCAL VERB~DEVERBAL VERB~DENOMINAL VERB~RECIPROCAL VERB )

( VERBE REFLECHI, VERBE PRONOMINAL | VERBE DÉVERBAL | VERBE DÉNOMINAL | VERBE RÉCIPROUQE~VERBE DÉVERBAL~VERBE DÉNOMINATIF~VERBE RÉCIPROUQE )

( VERBUM DENOMINATIVUM~VERBUM DEVERBATIVUM~...~... )

( REFLEXIV, REFLEXIVES VERB | VERBUM DEVERBATIVUM, DEVERBALES VERB | DENOMINALES VERB | RESIPROKES VERBUM~VERBUM DEVERBATIVUM, DEVERBALES VERB~DENOMINATIVUM~RESIPROKES VERBUM )

( VERBO RIFLESSIVO~VERBO DEVERBALE~VERBO DENOMINALE~VERBO RECIPROCO )

( ΑΥΤΟΠΑΘΈΣ ΡΉΜΑ / αυτοπαθές ρήμα~ΠΑΡΆΓΩΓΟ ΡΉΜΑ / παράγωγο ρήμα~ΟΝΟΜΑΤΙΚΌ ΡΉΜΑ / ονοματικό ρήμα~ΑΛΛΗΛΟΠΑΘΈΣ ΡΉΜΑ / αλληλοπαθές ρήμα )


- MUTÂVAAT[Ar. < TAV] ile/değil/yerine/= BOYUN EĞME

( Baş/boyun eğme, itâat etme. | [dilb.] Dönüşlü. )


- MUTAVAAT[Ar. < MUṬĀVAʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTAVAAT

( mutavaat fiili Boyun eğme dönüşlü )


- MUTAVAAT ile MUTAVAAT FİİLİ


- MUTAVASIL KAPLAR ile/||/<> VASES COMMUNICANTS[Fr.] ile/||/<> BİRLEŞİK KAPLAR

( fizik )

( VASES COMMUNICANTS )


- MUTAVASSIT | ARACI ile/||/<> ARACI

( Ruhötesi deneylerinde ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kişi arakonakçı Yapımcı üretici ile tüketici arasına girerek her ikisini de dokuncalandıracak bir tutum ve davranışla kendisine yarar sağlayan kişi Genellikle üretici ile tüketici arasında etkinlik gösteren ve malın tüketiciye ulaşmasını sağlayan gerçek ya da tüzel kişi Ara konak )

( MEDIUM | MIDDLEMAN | INTERMEDIARY | İNTERMEDIATE HOST | AGENT )

( INTERMÉDIAIRE )


- MUTAVASSIT HAD | ORTA TERİM ile/||/<> ORTA TERİM

( Bir tasımda sonuçta geçmeyip büyük ile küçük öncüle ortak olan terim Tasımda Büyük terimle küçük terim öncüller arasında bağlantı kuran aracı terim bunun sonucu olarak iki öncülde de bulunan ama sonuç önermesinde bulunmayan terim İnsan ölümlüdür Sokrates insandır Öyleyse Sokrates ölümlüdür İnsan orta terimdir M ile gösterilir )

( MIDDLE TERM | MIDDLE (TERM) )

( TERME MOYEN | MOYEN TERME )

( MITTELTERM | MITTELBEGRIFF )

( TERMINUS MEDIUS )


- MUTAVASSIT[< VASAT] ile ...

( VÂSITA OLAN, ARACILIK EDEN, ARACI | ORTA, ORTALAMA )


- MUTAVASSIT[Ar. < MUTAVASSİṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> ARACI


- MUTAVASSIT ile/||/<> PALANGA ile/||/<> ORTA

( Ort O Oyun alanı orta 1Tiyatro sahnesinin üst kesimindeki ızgaralarda bulunan askı halatını kaydırmaya yarayan makara 2 Ortaoyunu Ortaoyununda oyun alanı meydan orta 1 Bir halatla makaradan oluşan ağır cisimleri kaldırmaya sağa sola döndürmeye yarayan donanım 2 Gırgır teknelerinde pover bloku seren direğine bağlayan ve pover blokun aşağı yukarı hareketini sağlayan donanım Sinema TV Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm ortaya düşen yerler Yağlı güreşlerde ve karakucakta deste ile başaltı boyları arasındaki boy Küçük orta ve büyük orta diye iki bölüme ayrılmıştır Ort O Orta oyununun oynandığı alan Çevresine kazıklar çakılır bu kazıklar arasına ip dolaştırılarak seyirciler oyun yerinden ayrılırdı Yeniçeri örgütünde bugünkü bölük dengi birliklere verilen ad Dokuma tezgahlarında çalışan kadınlara gönderilen kuru yemiş ve tatlılar Yenikent Aksaray Niğde biyoloji Ortaoyunu Ortaoyununun oynandığı alan Uzunluğu otuz arşın yirmi metre genişliği yiitmi arşındır on dört metre Çevresine kazıklar çakılara kip dolaştırılır ve seyirciler ile oyun yerinin sınırı çizilmiş olur bak meydan palanga Bazı dillerde özel bir yapısı olup çatı bakımından etken ile edilgen arasında sayılan fiil şekli ki ETKİN Dynamique KARŞILIKLI Réciproque DÖNÜŞLÜ Réfléchi ou Médiopassif çeşitleri vardır İtal palanco tackle Akdeniz dillerinde de yaygın olarak kullanılır palan Malta parank Mısır balanko R παλάγκο παράγκο İtalyanca palanconun sonundaki onun Türkçede aya çevrilmesi normaldir )

( PULLEY )

( POULIE )

( SEILROLLE )

( PALANCO )


- MUTAZACCI'[Ar.] ile MUTAZACCIR[Ar. < ZUCRET]

( Üşengeç. İLE İçi sıkılan, sıkıntılı, tazaccur eden. )


- MUTAZARRI'[Ar. < ZER | çoğ. MUTAZARRÎN] ile MUTAZARRIR/MUTAZARRİR[Ar. < ZARR, ZURR]

( Yalvarıp yakaran, tazarru' eden. İLE Zarar gören, zarara uğrayan. )


- MUTAZARRİR[Ar. < MUTAŻARRİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUTAZARRIR

( Zarar görmüş zarara uğramış )


- MU'TAZIB[Ar.] ile BİRBİRİNE YARDIM EDEN

( BİRBİRİNE YARDIM EDEN )


- MUTCULUK(MUTLULUKÇULUK) ile/ve YARARCILIK ile/ve HAZCILIK


- MUTE SWAN[İng.] ile/||/<> CYGNE TUBERCULÉ[Fr.] ile/||/<> CYGNUS OLOR[Lat.] ile/||/<> HÖCKERSCHWAN[Alm.] ile/||/<> KUĞU

( Kuşlar Aves sınıfının kazlar Anseriformes takımın Kuzey Avrupa ve Kuzey Asyada yaşayan Türkiyede Ege Marmara ve Karadeniz sahillerinde göç zamanı nehir kıyılarında görülen tüyleri beyaz gagası kırmızı ayakları siyah iri oldukları için suda yüzen fakat suya dalamayan göçmen bir tür Sessiz kuğu kuşu )

( MUTE SWAN )

( CYGNE TUBERCULÉ )

( HÖCKERSCHWAN )

( CYGNUS OLOR )


- MÜTEADDİ | ETTİRGEN ÇATI ile/||/<> ETTİRGEN ÇATI ile/||/<> ÇOK ÇATI

( Derleme ettirgen çatılı fiil Taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen ve geçişli veya geçişsiz eylem kök veya gövdesine ir tir t eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan çatı İçirmek içirmek sevdirmek sevdirmek söyletmek söyletmek sevdirtmek sevdirtmek söylettirmek söylettirmek güldürtmek güldürtmek yatırtmak yatırtmak konuşturtmak konuşturtmak vb çok çatı Fiilin belirtilen oluş ve kılışın başka bir nesneye aktarıldığını gösteren geçişsiz fiilleri geçişli fiile dönüştüren geçişli fiillerden asıl hareketin başkalarına yaptırıldığını gösteren çift geçişli fiiller kuran I r U r DIr DUr I t U t eklerinden biriyle veya ikisinin üst üste getirilmesiyle oluşturulan fiil çatısı oturt oturt aldır aldır aldırt aldırt şaşır şaşır şaşırt şaşırt karıştır karıştır karıştırt karıştırt vb Azerbaycan Türkçesi icbar növ Türkmen Türkçesi iişligiň yükletme derecesi Gagauz Türkçesi zorlamak zalogu Özbek Türkçesi orttirma nisbat Uygur Türkçesi mäcburiy däricä yökletüyünäleşe Başkurt Türkçesi yökmatew yünäleşe yükletiw daraca Krç Malk katlawçu katlamwcu ayırma Nogay Türkçesi tapsiruw zalog Kazak Türkçesi özgelik etis Kırgız Türkçesi buyruk mamile Alt alban zalog Hakas Türkçesi küsteg zalogı Tuva Türkçesi polduruuşkun zalogu Türkçesi ettirgen zalog glagoldrn ettirgen formazı Rusça ponuditelnıy zalog )

( CAUSATIVE, FACTITIVE VOICE )

( CAUSATIF, VOIX FACTITIF )

( FAKTITIV, KAUSATIVUM )


- MÜTEADDİ FİİL | ETTİRGEN EYLEM ile/||/<> ETTİRGEN FİİL

( (Derleme., ettirgen fiil, ettirgen çatılı fiil) Taşıdığı kavram, bir nesneye aktarılabilen çatılı eylem. Türkçede bu eylem, geçişli veya geçişsiz eylem kök veya gövdelerine -ir-, -tir-, -t-eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulur: Çocuğa ilâcı zor içirdik; Bu işi başkasına yaptırtmak gerekir; Lütfen kapıyı kapatınız vb. )

( CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB~CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB )

( VERBE CAUSATIF, VERBE FACTITIF~VERBE CAUSATIF VERBE FACTITIF )

( ...~VERBUM CAUSATIVUM )

( FAKTITIV, KAUSATIVUM | FAKTITIV~FAKTITIV )

( VERBO CAUSATIVO~VERBO CAUSATIVO )

( ΠΑΡΑΓΩΓΙΚΌ ΡΉΜΑ / παραγωγικό ρήμα~ΑΝΑΓΚΑΣΤΙΚΌ ΡΉΜΑ / αναγκαστικό ρήμα )


- MÜTEADDİ FİİL ile/||/<> CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE CAUSATIF, VERBE FACTITIF[Fr.] ile/||/<> FAKTITIV, KAUSATIVUM[Alm.] ile/||/<> ETTİRGEN EYLEM

( Derleme ettirgen fiil ettirgen çatılı fiil Taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı eylem Türkçede bu eylem geçişli veya geçişsiz eylem kök veya gövdelerine ir tir teklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulur Çocuğa ilâcı zor içirdik Bu işi başkasına yaptırtmak gerekir Lütfen kapıyı kapatınız vb )

( CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB )

( VERBE CAUSATIF, VERBE FACTITIF )

( FAKTITIV, KAUSATIVUM | FAKTITIV )

( VERBO CAUSATIVO )

( ΠΑΡΑΓΩΓΙΚΌ ΡΉΜΑ / παραγωγικό ρήμα )


- MÜTEADDÎ | GEÇİŞLİ ile/||/<> GEÇİŞLİ ile/||/<> GEÇİŞLİ FİİL

( geçişli fiil Azerbaycan Türkçesi täsirli Türkmen Türkçesi geçiryään Gagauz Türkçesi geçar işlik Özbek Türkçesi otimli Uygur Türkçesi ötümlük Tatar Türkçesi küçemle Başkurt Türkçesi küsemle göçüm Krç Malk köçüwçü Nogay Türkçesi köşpelî Kazak Türkçesi sabaktı Kırgız Türkçesi ötmö Alt köçör Hakas Türkçesi közîrîstîg Tuva Türkçesi şilçilgelig Türkçesi kejer Rusça perehodnıy )

( TRANSITIVE | INTRANANSITIVE )

( TRANSITIF | INTRANSITIF )

( TRANSITIV | INTRANSITIV )

( TRANSITIVO )

( ΜΕΤΑΒΑΤΙΚΌΣ / μεταβατικός )


- MÜTEADDİ[Ar. < MUTEʿADDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GEÇİŞLİ


- MÜTEADDİ ile/değil/yerine/= GEÇİŞLİ


- MÜTEADDİ ile MÜTEADDİT


- MÜTEADDÎ[Ar. < UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[Ar. < ADÛ]

( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )


- MÜTEADDİT[Ar. < MUTEʿADDİD] ile/değil/yerine/=/||/<> BİRÇOK


- MÜTEADDİT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇOK, BİRÇOK


- MÜTEAFFİFÎN[Ar. < MÜTEAFFİF] ile MÜTEAFFİN[Ar. < UFÛNET]

( İffetli, onurlu, namuslu kişiler. İLE Bozulup kötü/pis kokan, kokmuş, kokuşuk, çürük, taaffün eden. )


- MÜTEAFFİN[Ar. < MUTEʿAFFİN] ile/değil/yerine/=/||/<> KOKMUŞ


- MÜTEAHHİT[Ar. < MUTEʿAHHİD] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜKLENİCİ


- MÜTEAHHİT ile/||/<> BUILDING CONTRACTOR, BUILDER[İng.] ile/||/<> ENTREPRENEUR DE BÂTİMENTS[Fr.] ile/||/<> BAUUNTERNEHMER[Alm.] ile/||/<> ÜSTENCİ

( Bir yapının ya da kent ve kasabaların düzentasarlarının tümünün ya da bir bölümünün hazırlanmasını üstlenen kimse yüklenici )

( BUILDING CONTRACTOR, BUILDER )

( ENTREPRENEUR DE BÂTIMENTS )

( BAUUNTERNEHMER )


- MÜTEAHHİT ile/ve/<> MÜHENDİS MÜTEAHHİT ile/ve/<> MİMAR MÜTEAHHİT


- MÜTEAHHİT ile/değil/yerine/= ÜSTENCİ


- MÜTEÂKIB[< AKAB] ile/değil/yerine/= BİRBİRİ ARDINDAN GELEN (SIRA İLE) | ARDINDAN GELEN, ARKASI SIRA BELİREN


- MUTEAKİB[Ar. < MUTEʿĀḲİB] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜTEAKİP

( den sonra Arkadan gelen ardı sıra gelen )


- MÜTEÂKİB ile/||/<> ZAHRİ ile/||/<> TEMÂDİ

( Sırayla, birbirinin arkasına gelen. İLE/||/<> Arkası, arkaya ait. İLE/||/<> Birbirinin devamı, devam etmek. )


- MÜTEAKİBEN[Ar. < MUTEʿĀḲİBEN] ile/değil/yerine/=/||/<> ARDINCA


- MÜTEÂKID[Ar. < ADED] ile MÜTEAKKID[Ar. < AKD]

( Antlaşma/akid yapan iki kişiden her biri. İLE Düğümlenen, karışık, çapraşık olan, taakkud eden. )


- MÜTEAKİP | TALİ KAZİYE | ARDIL ile/||/<> ARDIL

( 1 Bir n tümsayısı için n 1 sayısı 2 Bir K kümesi için kümesi 3 E kümesi üzerinde bir B bağıntısı verildiğinde bir a e E öğesi için koşulunu gerçekleyen öğesi Karşılaştırınız önül Bir dizide bir terim ya da birimin ardından geleni 1 Mantıkta Bir çıkarımda varılan sonuç 2 Nedensel açıklamada Etki Karşıtı ve bağlılaşık kavramı öncel Uyaklardan sonra aynı görevde olmak üzere tekrarlanan aynı kelime matematik Bir sıralamada verilen bir elemandan sonra gelen elemanlardan biri antecedens önde giden Mantıkta Sonucun çıkarıldığı önerme ya da önermeler Ör tasımda büyük ve küçük önerme Her içermede içeren terim önceldir içerilmiş olan ardıldır Varsayımsal bir yargıda koşulu bildiren önermeye A doğru ise öncel koşullanmış önermeye de B de doğrudur ardıl denir ardıl )

( SUCCESSOR | CONSEQUENT | POSTERIOR | EXANTE )

( SUCCESSEUR | CONSÉQUENT | REDIF | SUCCESSIF )

( NACHFOLGER | KONSEQUENT )

( SUCCESUS | CONSEQUENS )


- MÜTEÂL[Ar. < ULÜVV] ile/değil/yerine/= YÜKSEK, YÜCE

( Allah'ın sıfatlarından. )


- MÜTEALİYE[Ar. < MUTEʿĀLİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYÜSTÜCÜLÜK


- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] ile/değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK


- MÜTEÂLİYE ile/||/<> TRANSCENDENTALISM[İng.] ile/||/<> TRANSCENDANTALISME[Fr.] ile/||/<> DENEYÜSTÜCÜLÜK

( 1 İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini önsel olarak saptamak amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan felsefe anlayışı 2 Deneme alanının dışında kalan bilgilerle uğraşan öğretilerin genel adı 3 Ahlak alanında belli bir gizemciliği savunarak Tanrı doğa ve insanoğlunu kaynaştırmaya çalışan bir felsefe okulu )

( TRANSCENDENTALISM )

( TRANSCENDANTALISME )


- MÜTEALLİK[Ar. < MUTEʿALLİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İLİŞKİN | İLGİLİ

( ilişkin ilgili )