ile (... ile ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 119.425 başlık/FaRk ile birlikte,
119.425 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(166/479)
- GLEICHSCHRITT[Alm.] ile/||/<> UYGUN ADIM
( Adımda beraberliği gerektiren grupça yürüyüş türü )
( GLEICHSCHRITT )
- GLİKOJEN/GLYCOGENE[Fr. < GLYCOGÈNE] ile/||/<> KARBONHİDRAT/HYDRATE DE CARBON[Fr. < HYDRATE DE CARBON]
( Karaciğer ve kaslarda bulunan hidrolizle şeker veren karbonhidrat )
- GLİKOJEN ile/||/<> GLİKOJEN[Fr. < GLYCOGÈNE]
( glykos tatlı Bitki ve hayvanlarda bulunan bir polisakkarid hayvansal nişasta C6 H10 O5 kimya Glikoz monomerlerinden oluşan dallı polisakkarit zinciri Omurgalılarda kasta ve karaciğerde depolanan glikoz fosfata parçalanarak kullanılacağı yerlere sevk edilen bir depo maddesi Omurgalılarda kasta ve karaciğerde depolanan gereğinde glikoz1fosfata parçalanarak kullanılacağı yere sevk edilen glikoz moleküllerinin yan yana gelmesiyle oluşan dallı polisakkarit zinciri Glikoz moleküllerinin alfa glikozitik bağlarla bağlanmasıyla hayvanların karaciğerinde oluşan organizma gereksinim duydukça hazır enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere glikoza parçalanan aynı zamanda hayvansal nişasta olarak da adlandırılan bir polisakkarit )
( GLYCOGEN | GLYCOGEN, ANIMAL STARCH )
( GLYCOGÈNE | GLYCOGÈNE, AMIDON ANIMAL )
( GYLYKOGEN | GLYKOGEN, TIERISCHE STÄRKE, LEBERSTÄRKE )
- GLİKOLİZ ile/||/<> GLUKONEOGENEZ
( Glikoliz glukoz yıkımı İLE glukoneogenez glukoz sentezi )
( Formül: C₆H₁₂O₆ → 2 Piruvat + 2 ATP )
- GLİKOLİZ ile/||/<> GLUKONEOGENEZ ile/||/<> GLİKOJENEZ
( Şeker metabolizma yolakları. )
( Formül: C₆H₁₂O₆ → 2 C₃H₃O₃ )
- GLİKOLİZ ile/ve/||/<>/> ÜRETİM/KREBS DÖNGÜSÜ
( Glikozun pirüvata dönüştüğü süreç. İLE/VE/||/<>/> Pirüvatın CO2 ve H2O'ya dönüştüğü süreç. )
- GLİKOLİZ ile/||/<> KREBS ile/||/<> ETC
( Gözesel solunum üç ana aşaması. )
( Formül: C₆H₁₂O₆ + 6O₂ → 6CO₂ + 6H₂O + ATP )
- GLİKOZ/GLYCOSE[Fr. < GLYCOSE] ile/||/<> GLİKOZİT/GLYCOSİDE[Fr. < GLYCOSIDE]
( Karbon hidrojen ve oksijenden oluşan doğal olarak meyvelerde ve balda bulunan nişastanın seyreltik bir asitle hidroliz olması sonunda yapay yolla da elde edilebilen kristal hâlindeki şeker üzüm şekeri C H O )
- GLUCOSE SYRUP, CORN SYRUP[İng.] ile/değil/yerine/= GLİKOZ ŞURUBU
- GLİKOZ ile FRUKTOZ
( Altı karbonlu aldoz şekeri. İLE Altı karbonlu ketoz şekeri. )
- GLİKOZ ile/ve/<> FRÜKTOZ/LEVÜLOZ[Fr.]
( ... İLE/VE/<> Meyve şekeri. )
- GLİKOZ ile GLİKOZLU
- GLİKOZ ile/||/<> ÜZÜM ŞEKERİ
( üzüm şekeri üzüm şekeri Hayvan ve bitkilerde bulunan altı karbonlu basit şeker dekstroz glükoz monosakkarit üzüm şekeri Hayvan ve bitkilerde bulunan altı karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden biri üzüm şekeri dekstroz kan şekeri glukoz C6H12O6 glikoz dekstroz pek çok hayvansal ve bitkisel sıvıda bulunan ve önemli bir besin olan monosakkarkitler sınıfından bir karbonhidrat glikoz kimya glikoz Glikoz Glikoz )
( GLUCOSE, DEXTROSE, GRAPE SUGAR | GLUCOSE )
( GLYCOSE )
- GLİKOZİT ile/||/<> GLİKOZİT[Fr. < GLYCOSIDE]
( kimya Hidrolizle glikoz veren herhangi bir madde Glukozit Glikozun bir alkol veya fenolle veya diğer monosakkaritlerle oluşturduğu kimyasal bileşik )
( GLUCOSIDE | GLYCOSIDE )
( GLYCOSIDE | GLUCOSIDE )
( GLUKOSID )
- GLİKOZİT[Fr. < Yun.] ile/ve/<> GLİKOZÜRİ[Fr. < Yun.]
( Çoğu bitkide bulunan glikoz bileşiklerinin genel adı. İLE/VE/<> Sidikte, şekerli bir maddenin, özellikle glikozun bulunması durumu. )
- GLYOXAL, OXALDEHYDE, ETHANEDIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GLİOKSAL
- GLYPTAL LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= GLİPTAL VERNİK
- GLYCEROL DISTEARATE, GLYCERYL-1, 3-DISTEARATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL DİSTEARAT
- GLYCERYL[İng.] / GLYCÉRILE[Fr.] / GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİL
- GLİSERİN[Fr. < GLYCÉRİNE] ile/||/<> NİŞASTA
( C3H5(OH)3, gliserol; plastik , boya , patlayıcı, güzellik gereci işleyimlerinde yaygın olarak kullanılan çokdeğerlikli bir alkol. . @@ (kimya) @@ bk. gliserol @@ Lipitlerin yapısında bulunan, tatlı kıvamlı ve sıvı yapıda, üç karbonlu bir alkol, gliserol, propantriol. @@ Yağlardan hidroliz sonucu elde edilen ayrıca sentetik olarak da hazırlanan, gıdalarda su kaybının önlenmesi ve tatlandırıcı olarak kullanılan renksiz, kokusuz, tatlı bir trihidroksi alkol şurubu, gliserol. )
( GLYCERIN, GLYCEROL | GLYCERIN, GLYCERINE | GLYCERIN | STARCH~STARCH )
( GLYCÉRINE | AMIDON~AMIDON )
( ...~AMYLUM )
( GLYZERIN | STÄRKE~STÄRKE | STARK )
( GLICERINA~AMIDO )
( ΓΛΥΚΕΡΊΝΗ / γλυκερίνη~ΆΜΥΛΟ / άμυλο )
- GLİSERİN ile/||/<> GLİSERİN[Fr. < GLYCÉRINE]
( C3H5 OH 3 gliserol plastik boya patlayıcı güzellik gereci işleyimlerinde yaygın olarak kullanılan çokdeğerlikli bir alkol kimya gliserol Lipitlerin yapısında bulunan tatlı kıvamlı ve sıvı yapıda üç karbonlu bir alkol gliserol propantriol Yağlardan hidroliz sonucu elde edilen ayrıca sentetik olarak da hazırlanan gıdalarda su kaybının önlenmesi ve tatlandırıcı olarak kullanılan renksiz kokusuz tatlı bir trihidroksi alkol şurubu gliserol )
( GLYCERIN, GLYCEROL | GLYCERIN, GLYCERINE | GLYCERIN | STARCH )
( GLYCÉRINE | AMIDON )
( GLYZERIN | STÄRKE )
( GLICERINA )
( ΓΛΥΚΕΡΊΝΗ / γλυκερίνη )
- GLYCERIN, GLYCEROL[İng.] / GLYCÉRINE[Fr.] / GLYCERYL[Alm.] ile/değil/yerine/= GLİSERİN
- GLİSERİNAT ile GLİSERİN
( GLYCERINATE vs. GLYCERINE )
( گليسرين ماليدن ile گليسيرين )
( GOLYSARYNE MALYDAN ile GOLYSYRYNE )
- GLYCEROLPHOSPHATE[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFAT
- GLYCEROL PHOSPHORIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= GLİSEROL FOSFORİK ASİT
- GLİYA -ile
( Beynin sinir hücrelerinin beslenmesi ve bakımında rol oynayan temel destek hücreleri. )
- GLİYA/GLIA[İng.] ile/değil/yerine/= SİNİR DESTEK GÖZESİ
- GLİYOZİS/GLIOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= GLİYALAŞMA
- GLOBAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GLOCAL
- GLOBAL[Fr. < GLOBAL] ile/değil/yerine/=/||/<> KÜRESEL | TOPTAN
( küresel toptan )
- GLOBALISATION[İng.] ile/||/<> KÜRESELLEŞME
( Uluslararası düzlemde yaygınlaşmış iktisadi etkinliklerin işlevsel anlamda birbirlerine eklemlenmesi )
( GLOBALISATION )
- GLOBALLEŞMEK ile GLOBALLEŞTİRMEK ile GLOBAL/LİK
- GLOBAL/LEŞ(TİR)MEK ile/değil/yerine/= KÜRESEL/LEŞ(TİR)MEK
- GLOBE ile/değil/yerine/= YUVAR
- GLOBOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= GLOBOFOBİ
( Balon korkusu olarak bilinen terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOBULAR CLUSTER[İng.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL YILDIZ KÜMESİ
( Binlerce, hatta milyonlarca yıldızdan oluşan oldukça yoğun yıldız topluluklarıdır. Çoğunlukla galaksi halesinde dolanırlar ve galaksinin en yaşlı yıldızlarından oluşmaktadırlar. Yüz binlerce yıldızın meydana getirdiği yüksek kütleçekiminden ötürü küresel bir şekil alırlar ve neredeyse hiç gaz, toz bulutu içermezler. Messier 13 ve Messier 15 cisimleri örnek olarak verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOBÜLER/GLOBULAR[İng.] ile/değil/yerine/= YUVARIMSI
- GLOBÜLİN/GLOBULİNE[Fr. < GLOBULINE] ile/||/<> KERATİN/KERATİNE[Fr. < KÉRATINE] ile/||/<> PROTEİN/PROTEİNE[Fr. < PROTÉINE]
( gamaglobülin Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein )
- GLOBULİNE[Fr. < GLOBULINE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLOBÜLİN
( gamaglobülin Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein )
- GLOKOM[Fr. < GLAUCOME] ile/değil/yerine/=/||/<> KARASU
- GLOKOM ile/||/<> KATARAKT
( Göz içi basıncının artmasıyla optik sinir hasarına neden olan bir sayrılık. İLE/||/<> Göz merceğinin bulanıklaşmasıyla görme kaybı. )
- GLOKONİ ile/||/<> GLOKONİ[Fr. < GLAUCONIE]
( Mineral FeAI silikatı bileşimi büyük değişiklikler gösterir metalik olmayan parıltı yeşil mavi yeşil koyu gri yeşil çizgi gri yeşil sertlik 2 özgül ağırlık 2 22 8 monoklinal jeoloji )
( GLAUCONITE )
( GLAUCONIE )
( GLAUKONIT )
- GLOMERÜL/GLOMERULUS[İng.] ile/değil/yerine/= YUMAKÇIK
- GLOMERÜLONEFRİT ile/||/<> NEFROTİK SENDROM
( Böbrek glomerüllerinin yangılanması. İLE/||/<> Böbreklerde protein kaybı ve ödem. )
- GLOMERÜLUS ile/||/<> TÜBÜL
( Glomerülus süzgeç İLE tübül geri emilim/salgı. )
( Formül: Filtration İLE reabsorption )
- GLORY[İng.] ile/||/<> GLOIRE[Fr.] ile/||/<> GLORIE[Alm.] ile/||/<> KUŞLUK
( Gün ağarmasından Güneşin gözeriminde bir süre yükselmesine dek geçen zaman aralığı kusluk Türkçe kuş kökünden geldiği yolundaki inanç bilimsel yayınlarda sık sık dile getirilmiştir Clauson da kuşlukun kuştan geldiğini yazmıştır Türkçe kuşluk ile Özbekçe tuşlik öğle yemeği biçimi arasında ilk bakışta büyük bir benzerlik göze çarpar Özbekçe tuşlik sözü tuş öğle kökünden gelir tuş lik Türki alanında bu söz tüşlük olarak geçer Kırgızlar tüştük öğle yemeği ikindi kahvaltısı biçimini kullanırlar Kazaklar öğle yemeğine tüstik adını verirler Nogaylar da tüski as veya üyle as adını kullanırlar Diyalektlerde öğle yemeği olarak kullanılan tüşlük sözü lük ekiyle yapılmış bir türevdir tüş lük Bu türevin kökü Orta Türkçede tüş öğle olarak geçer Orta Türkçede tüş ödü kuşluk vakti anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde de tüş düş öğle olarak geçer Ancak Oğuz diyalektlerinde tüş veya düş biçimine rastlanmaz Çuvaşçada da tüşün karşılığına rastlanmadığı anlaşılıyor Ligeti MNy 72 17 O bakımdan bu diyalektlerde tüşlük veya düşlük biçimi kullanılmaz Bu duruma göre Türkçe kuşluk ile tüşlük Özbekçe tuşlik arasında bağlantı kurulamaz kusluk Türkçe kuş kökünden geldiği yolundaki inanç bilimsel yayınlarda sık sık dile getirilmiştir Clauson da kuşlukun kuştan geldiğini yazmıştır Türkçe kuşluk ile Özbekçe tuşlik öğle yemeği biçimi arasında ilk bakışta büyük bir benzerlik göze çarpar Özbekçe tuşlik sözü tuş öğle kökünden gelir tuş lik Türki alanında bu söz tüşlük olarak geçer Kırgızlar tüştük öğle yemeği ikindi kahvaltısı biçimini kullanırlar Kazaklar öğle yemeğine tüstik adını verirler Nogaylar da tüski as veya üyle as adını kullanırlar Diyalektlerde öğle yemeği olarak kullanılan tüşlük sözü lük ekiyle yapılmış bir türevdir tüş lük Bu türevin kökü Orta Türkçede tüş öğle olarak geçer Orta Türkçede tüş ödü kuşluk vakti anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde de tüş düş öğle olarak geçer Ancak Oğuz diyalektlerinde tüş veya düş biçimine rastlanmaz Çuvaşçada da tüşün karşılığına rastlanmadığı anlaşılıyor Ligeti MNy 72 17 O bakımdan bu diyalektlerde tüşlük veya düşlük biçimi kullanılmaz Bu duruma göre Türkçe kuşluk ile tüşlük Özbekçe tuşlik arasında bağlantı kurulamaz )
( GLORY )
( GLOIRE )
( GLORIE )
( KUSLUK[Nog.] )
- GLOS(S)AL/GLOS(S)O- ile OTO- ile ELEKTRO-
( Dil [ile ilgili]. İLE Öz- | Kulak [ile ilgili]. İLE Elektrik/akım [ile ilgili]. )
- GLOSSOPHOBIA[İng.] ile/değil/yerine/= GLOSSOFOBİ
( Topluluk önünde konuşma korkusu olarak bilinen, Yunanca'da "dil" anlamına gelen γλῶσσα ("glossa") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLOSSY IBIS[İng.] ile/||/<> İBİS FALCİNELLE[Fr.] ile/||/<> PLEGADIS FALCINELLUS[Lat.] ile/||/<> SICHLER[Alm.] ile/||/<> ÇELTİKÇİ
( Kuşlar Aves sınıfının leyleksiler Ciconiifomes takımının kelaynakgiller Threskiornithidae familyasından 2729 cm kadar uzunlukta tüyleri kırmızı yeşil kahverengi karışık Güney Avrupa Güney Asya ve Avustralyada bataklık ve su kenarlarında koloni hâlinde yaşayan yurdumuzda kuluçkaya yatan göçmen bir tür Çeltikçi kargası parlak ibiş )
( GLOSSY IBIS )
( IBIS FALCINELLE )
( SICHLER )
( PLEGADIS FALCINELLUS )
- GLOT- ile/||/<> GLOSS-/GLOSSO-/-GLOSSIA ile/||/<> LINGU-/LINGUO-
( Dil. İLE/||/<> Dil, dille ilgili durum. İLE/||/<> Dil. )
- GLOTOGONİ ile/ve ETİMOLOJİ
( Dilin kökeni. İLE/VE Sözcüklerin/kavramların kökenini inceleyen bilim dalı. )
( NOMOTHETES: Dilin ilk yaratıcısı olarak kabul edilen. )
( Türk dilinin kökenbilim sözlüğünün eksiksiz olarak ortaya konulması, önceleyin Türk
düşüncesinin kaynağını, gelişim aşamalarını, içeriğini bilmeyi gerektirir. Türk insanı,
hangi koşullar altında doğaya yönelmiş, hangi ilkelere göre yaşamını biçimlendirmiş,
hangi kurallara dayanarak çevresini kuşatan nesnel var olanları adlandırmıştır? Bu soruların
yanıtını felsefe ışığından yararlanamayan bir bilginin, bir uzmanın bulması olanaksızdır.
Bir sözcüğün Türkçe olduğunu söyleyebilmek için önce o sözcüğün içeriğini bilmek,
o içerikle Türk kişininın düşünsel eğilimlerini açıklamak temel koşuldur.
Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.
Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk
dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe
sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)
"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden,
sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde,
birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk
topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi,
uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere
karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü
VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.
Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin
kaynağı Orta Asya'dır.
Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde)
diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.
Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)
Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay
dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin
çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa
Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum
Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.
TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )
( "Kökenin Kökeni" başlıklı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- GLOVE[İng.] ile/||/<> GANT[Fr.] ile/||/<> ELDİVEN
( Savutları daha iyi tutabilmek eli dürtüş ve vuruşlardan korumak amacıyla yalnız savut tutan ele giyilen özel biçimli eldiven Yerel ağızlarda elcek elçek ve ellik adları da kullanılır Türkmenler de eldivene ellik adını verirler Balkarlar kolluk ve kolkab adlarını kullanırlar Karakalpaklar eldivene kolgap Nogaylar ise kolgap ve kolgapşık adlarını verirler Türk diyalektlerinin bir bölümünde de eldivene meley peley adı verilir Alt Tel meley Altaycada peley biçimi de kullanılır biyalay Bu adların Moğolcadan alındığını biliyoruz begelei Ligeti KSİNA 83 8 Doerfer TMEN 1997 N 52 Räsänen V 6768 Radloffun verdiği Türkçe Osmanlıca peyley der lederne Handschuh biçiminin yanlış bir veri olduğu anlaşılıyor Bu verinin Çağatayca sözlüklerden aktarıldığı açıktır Bu yolda daha çok bilgi almak için Eren TD 56 346 Bu verilere göre eldiven adının yalnız Türkiye Türkçesinde kullanıldığı anlaşılıyor Bu adın birinci bölümü el açıktır İkinci bölümü diven veya divan duvan açıklanmaya muhtaçtır Tietzeye göre WZKM 6970 200 eldivenin bu bölümü Farsça dastuvān dastvān dastvāne sözünden alınmıştır Farsça dastuvān dastvān biçimi el anlamına gelen dasta vān bân ekinin getirilmesiyle kurulmuştur Buna göre eldivenin Farsça dastvān biçimindeki dastin yerine Türkçe elin geçmesi sonunda oluşması gerekir Buna karşılık bu açıklamanın Farsça dastvānın dastvān olarak ayrılmasına dayandığı ortaya çıkıyor Farsça dastı ayırdıktan sonra geride yalnız vān ekinin kalacağı açıktır O açıdan Tietzenin savı düşündürücüdür Räsänen V 39 eldiveni elin türevleri arasında saymakla yetinmiştir )
( GLOVE )
( GANT )
- GLUC-/GLUCO-/GLYCO- ile/||/<> SACCHAR-/SACCHARO-
( Tatlı, glukozla ilgili şekerli. İLE/||/<> Şekerle ilgili, şeker. )
- GLUKOZ[İng. GLUCOSE] ile/||/<> FERMANTASYON[İng. FERMANTATION] ile/||/<> FRUKTOZ[İng. FRUCTOSE] ile/||/<> GRUP YER DEĞİŞTİRME[İng. GROUP TRANSLOCATION] ile/||/<> İNSÜLİN[İng. INSULIN] ile/||/<> KARBONHİDRAT[İng. CARBOHYDRATE] ile/||/<> MONOSAKKARİT[İng. MONOSACCHARIDE] ile/||/<> SÜKROZ[İng. SUCROSE]
( Basit şekerler (monosakkaritler) olarak bilinen bir grup karbonhidrat. Glikoz (Yunanca glykys, "tatlı") C6H12O6 molekül formülüne sahiptir. Meyvelerde ve balda bulunur ve hayvanlarda kan dolaşımında serbest olarak bulunan bir şekerdir. Hücrenin işlevinde enerji kaynağıdır ve metabolizmasının düzenlenmesi büyük önem taşır (bkz. Fermantasyon; glukoneogenez). Nişasta molekülleri, bitkilerin en büyük enerji kaynağı karbonhidratları, binlerce glikozun doğrusal bağlanmasından oluşur. Glikozdan oluşan bir başka önemli bileşik de selülozdur. Benzer bir molekül, hayvanlardaki glikojendir. Çoğu omurgalı ve omurgasız hayvan gözelerinde ve çok sayıda mantar ve protoza'nın karbohidrat deposudur. @@ Biyoloji'de ve Biyokimya'da birçok anlamı bulunur. Temel olarak, ısı alan, organik elektron kabul edicilerini kullanan, oksijensiz bir sindirim tipidir. @@ Fruktoz ya da meyve şekeri, birçok besinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz, katı bir görünüme sahip olan fruktoz suda kolaylıkla çözünür. Fruktoz ayrıca başka bir monosakkarit olan glukozla birleşerek sükrozu oluşturur. Fruktozun aksine sükroz, 12 karbonlu bir disakkarittir. Kimyasal formülü C6H12O6 olan fruktozun moleküler kütlesi ise 180.16 g*mol-1dir. Fruktoz glukozla birlikte meyvelerde, şuruplarda ve bazı sebzelerde bulunur. Ayrıca fruktozun fosfat türevleri (örneğin; fruktoz-1-fosfat, fruktoz 1,6-difosfat) karbonhidratların metabolizmasında son derece önemlidir. @@ Prokaryotlardaki 3 taşıma sisteminden biri. (Diğer ikisi; Basit Taşıma, ABC Taşıma Sistemi) Taşınan maddenin alımı sırasında kimyasal olarak değiştirilmesi ile olur.E. coli'de glukoz ve fruktozun göze içine alımı. @@ Kandaki şeker (glukoz) seviyesini düzenleyen ve pankreas adacıklarında bulunan beta gözeleri tarafından üretilen bir hormon. Kimyasal formülü C257H383N65O77S6, molar kütlesi ise 5803 g/mol'dür. İnsülin yemeklerden sonra olduğu gibi kan şekeri yükseldiğinde de salgılanır. İnsülin ilk kez 1921'de Kanadalı bilim insanları Frederic G. Banting ve Charles H. Best ve bağımsız olarak çalışan Rumen fizyolog Nicolas C. Paulescu tarafından tanımlanmıştır. Banting ve Best insülini izole ettikten sonra saflaştırılmış bir ekstrakt elde etmek için çalışmalara başlamış, bu çalışmalar İskoç fizyolog John J. R. Macleod ile Kanadalı kimyager James B. Collip'in yardımıyla başarıyla sonuçlanmıştır. Frederic G. Banting ve John J. R. Macleod bu çalışmalarından dolayı 1923 Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülünü almışlardır. @@ Karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) atomlarından oluşan biyomolekül. Vücudun enerji elde etmek için yıktığı 3 temel depo maddesinden biridir. Karbonhidratlara "şeker" de denmektedir. Bunun sebebi karbonhidratların diğer adının "sakkarit" olmasıdır. Sakkarit, şeker anlamına gelmektedir. Fransızca "suyun bileşikleri, kimyasalın bileşikleri" anlamına gelen "hydrate" ve "karbon elementi" anlamına gelen "carbon" kelimelerinden gelmektedir. @@ Basit şekerler olarak bilinirler. Karbon(C), hidrojen(H) ve oksijen(O) atomlarından oluşan en az üç karbonlu bileşiklerdir. Monosakkaritler, hidroliz tepkimeleriyle daha küçük birimlere ayrılamaz. @@ Sükroz ya da diğer adıyla sakkaroz, glukoz ve fruktoz moleküllerinin birleşmesiyle oluşan 12 karbonlu bir disakkarittir. Suda çözünen, renksiz ve tatlı bir molekül olan sakkarozun kimyasal formülü C12H22O11 , moleküler kütlesi 342.30 g*mol-1'dür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLUMELLA[İng.] ile/||/<> GLUMELLE[Fr.] ile/||/<> GLUMA: DIŞ YAPRAK[Lat.] ile/||/<> GLUMELLA[Alm.] ile/||/<> İÇ KAVUZ
( Buğdaygillerin başağında bulunan tek bir çiçeği saran alt glumella lemma ve üst glumelladan palea oluşan örtü pulu )
( GLUMELLA )
( GLUMELLE )
( GLUMELLA )
( GLUMA: DIŞ YAPRAK )
- GLUON ile/||/<> FOTON
( Güçlü çekirdek kuvvetini taşıyan parçacıktır; kuarkları bir arada tutar, kendisi de renk yükü taşıdığından birbirleriyle etkileşir, sekiz türü vardır ve menzili çok kısadır. @@ Elektromanyetik kuvveti taşıyan parçacıktır; yüksüzdür, bu yüzden birbiriyle etkileşmez, tek türdür ve menzili sonsuzdur. İkisi de kütlesizdir ama ilki hapsedilmiş, ikincisi serbesttir. )
( Formül: 8 tür ~ 1 tür )
- GLUON[İng.] / GLUON[Fr.] / GLUON[Alm.] ile/değil/yerine/= GLUON
- GLUTAMAT ile/||/<> GABA ile/||/<> GLISIN
( Beyindeki ana uyarıcı ve baskılayıcı ileticiler. )
( Formül: E/I dengesi )
- GLUTEN:
GLİADİN ile/||/<> HORDEİN ile/||/<> SEKALİN ile/||/<> AVENİN
( GLUTEN[öbek adı]
Buğdayda. İLE/||/<> Arpada. İLE/||/<> Çavdarda. İLE/||/<> Yulafta. )
( Gluten içeren tahıllardaki gluten ölçümü, gliadin ölçümüne dayanmaktadır. [Bu nedenle, öteki tahıllardaki gluten, sıklıkla gözardı edilir.]
Glutensiz yulaf: Gliadin ölçüm yöntemi, yulaftaki avenini ölçemez. Bu nedenle, glutensiz olarak tanımlanır. Ancak yulaf, Çölyak sayrılarının yakınmalarının ortaya çıkmasına neden olur.[Sadece yulafı işleyen fabrikadan gelen yulaftır.] )
- GLUTEN:
ORZENİN ile/||/<> ZİEN ile/||/<> PANİCİN ile/||/<> KAFİRİN
( Pirinç. İLE/||/<> Mısır. İLE/||/<> Millet. İLE/||/<> Sorgum. )
( Gluten ile çapraz etkileşim yapan yani gluten gibi davranabilen tahıllar. )
- GLUTEN[Fr. < GLUTEN] ile/değil/yerine/=/||/<> GLÜTEN
( glüten ekmeği glüten tutkalı Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran bir tür madde Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde )
- GLÜTEN ile GLÜTEN EKMEĞİ ile GLÜTEN TUTKALI
- GLÜTEN ile/||/<> GLÜTEN[Fr. < GLUTEN]
( kimya Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albuminli madde gluten )
( GLUTEN )
( GLUTEN )
- GLUTEN ile/ve/||/<>/> ZONULİN
( Gluten, gövdedeki zonulin denen bir proteinin üretimini artırır. İLE/VE/||/<>/> Zonulin de bağırsak gözesinin arasını açar. )
- GLYCERIN[İng.] ile/||/<> GLYCÉRINE[Fr.] ile/||/<> ÖLSÜSS[Alm.] ile/||/<> GLİSERİN
( glykos tatlı Doğal yağların yapısında bulunan ve tatlı olan üç değerli alkol C3 H5 OH 3 )
( GLYCERIN )
( GLYCÉRINE )
( ÖLSÜSS )
- GLYCERİNE[Fr. < GLYCÉRINE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİSERİN
( Yağlı maddelerden sabunlaştırma yoluyla çıkarılan renksiz tatlı şurup kıvamındaki sıvı CH OH CHOH CH OH )
- GLYCOGENE[Fr. < GLYCOGÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOJEN
( Karaciğer ve kaslarda bulunan hidrolizle şeker veren karbonhidrat )
- GLYCOL[Fr.] ile/||/<> GLİKOL[Fr. < GLYCOL]
( kimya )
( GLYCOL )
- GLYCOL[Fr. < GLYCOL] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOL
( Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde dialkol CH OH CH OH )
- GLYCOLYSIS ile/||/<> KREBS ile/||/<> ETC ile/||/<> METABOLİK YOLAKLAR
( Enerji üretim sistemleri. )
( Formül: C₆H₁₂O₆ + 6O₂ → 6CO₂ + 6H₂O )
- GLYCOSE[Fr. < GLYCOSE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOZ
( Karbon hidrojen ve oksijenden oluşan doğal olarak meyvelerde ve balda bulunan nişastanın seyreltik bir asitle hidroliz olması sonunda yapay yolla da elde edilebilen kristal hâlindeki şeker üzüm şekeri C H O )
- GLYCOSİDE[Fr. < GLYCOSIDE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOZİT
( Birçok bitkide bulunan glikoz birleşiklerinin genel adı )
- GLYCOSURİE[Fr. < GLYCOSURIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GLİKOZÜRİ
( Sıklıkla şeker hastalığında görülen idrarda glikozun bulunması durumu )
- GMM/GAUSSIAN MIXTURE MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= GAUSS KARIŞIM MODELİ
- GMO ile/||/<> GDO
( GMO İngilizce İLE GDO Türkçe aynı anlam )
( Formül: Transgen ekleme )
- GMS LİSANSI(MADA) ile/ve/||/<> GMS SERTİFİKASI
( Markalara verilen, Google uygulamalarını kullanma iznidir. [Markalar içindir.] İLE/VE/||/<> Belirli bir cihazın, Google'ın performans gereksinimlerini karşıladığını ve Google Apps'i düzgün bir biçimde çalıştırdığını doğrular. [Telefonlar içindir.] )
- GNANA -ile
( Bilgi. Özellikle, meditasyon yoluyla edinilen yüksek (manevi) bilgi. Gnani, bilen; Gnana, herşeyin Brahman'da bir olduğunun idrak edilişidir. )
- GNANA ile/||/<> JNANA ile/||/<> PRAJNA
( Bilgi. Özellikle, meditasyon yoluyla edinilen yüksek manevi bilgi. @@ Saf bilinç. @@ En yüksek bilgelik, aşkın bilgelik. )
- GNAYS/GNEİSS[Alm. < GNEISS] ile/||/<> GRANİT/GRANİTE[Fr. < GRANITE] ile/||/<> GRANÜLİT/GRANULİTE[Fr. < GRANULITE] ile/||/<> MİKAŞİST/MİCASCHİSTE[Fr. < MICASCHISTE] ile/||/<> PROTOJİN/PROTOGİNE[Fr. < PROTOGINE] ile/||/<> RİYOLİT/RHYOLİTE[Fr. < RHYOLITE] ile/||/<> PEGMATİT/PEGMATİTE[Fr. < PEGMATITE] ile/||/<> ŞİST/SCHİSTE[Fr. < SCHISTE] ile/||/<> SİYENİT/SYENİTE[Fr. < SYÉNITE]
( Kuvars mika ve feldspattan birleşmiş kayaç )
- GNEISS[Alm.] ile/||/<> GNAYS[Alm. < GNEISS]
( jeoi )
( GNEISS )
- GNEİSS[Alm. < GNEISS] ile/değil/yerine/=/||/<> GNAYS
( Kuvars mika ve feldspattan birleşmiş kayaç )
- GNO-/-GNOSİA/-GNOSİS/-GNOSY ile/||/<> -GRAM ile/||/<> -GRAPH/GRAPHO-/-GRAPHY
( Bilmek, biliş, anlayış, anlamak, tanıma, bilgi dalı, özelleşmiş dal. İLE/||/<> Belirgin, yazılan, beliren, ortaya çıkan, çizme, işaretleme, iz bırakma, yazdırma. İLE/||/<> Yazdırma, film ya da makale halinde ortaya koyma, yazıcı araç. )
- GNOSTİK ile KADÎM
- GNOSTİSİZM ile/ve HERMETİZM
- GNOZİ/GNOSIA[İng.] ile/değil/yerine/= TANIMA
- GOAL AREA[İng.] ile/||/<> TORRAUM[Alm.] ile/||/<> KALE ALANI
( Hem kalecinin özel koruma hakkını hem de kale vuruşu için topun yerleştirileceği yeri gösteren kale direklerinin 5 50 m dışından alanın içine uzatılan ve yine aynı ölçüdeki çizgileri birleştiren 18 32 m lik bir başka çizgiyle sınırlandırılmış alan )
( GOAL AREA )
( TORRAUM )
- GOAL KEEPER[İng.] ile/||/<> TORWART[Alm.] ile/||/<> KALECİ
( Kalenin önünde duran topun kaleye girmesini önlemekle görevli topu ödek alanı içinde elle tutabilen ve kılık yönünden öbür oyunculardan ayrılan oyuncu )
( GOAL KEEPER )
( TORWART )
- GOAL LINE[İng.] ile/||/<> TORLINIE[Alm.] ile/||/<> KALE ÇİZGİSİ
( Kale doğrultusunda iki yana uzanan ve oyun alanını dipten sınırlayan çizgi )
( GOAL LINE )
( TORLINIE )
- GOAL[İng. < GOAL] ile/değil/yerine/=/||/<> GOL
( gol açısı gol çizgisi gol çizgi teknolojisi gol kralı gol sevinci gol toto gol vuruşu altın gol Futbol hentbol hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı )
- GOAL-KICK[İng.] ile/||/<> ABSTOSS[Alm.] ile/||/<> KALE VURUŞU
( Top karşı takım oyuncularınca kale çizgisi dışına çıkarıldığında yeniden oyuna sokulması için kale alanı içinden ve yerden kaleyi koruyanlardan birince topa yapılan vuruş )
( GOAL-KICK )
( ABSTOSS )
- GOBE MOUCHE[Fr.] ile/||/<> MUSCICAPA[Lat.] ile/||/<> SİNEKKAPAN
( biyoloji )
( GOBE MOUCHE )
( MUSCICAPA )
- GÖBEK DELİĞİNİN:
ALTI ile/ve/değil/<> ÜSTÜ
( Ya eril, ya da dişil. İLE/VE/<>/DEĞİL Hem eril, hem de dişil. )
( ARZ ile/ve/<>/değil KÜRSÎ [ve ARŞ] )
- GÖBEK:
TANE ile KAFES ile RULMAN
- GÖBEK ile GEBELİK/BEBEK
( İRTİKÂZ[Ar.]: Gebelikte çocuğun karında hareket etmesi. )
( HABL-İ SÜRREVÎ: Ana rahmindeki bebeği meşîme denilen sona bağlayan ip, göbek bağı. )
( ... ile ÂBİSTENÎ )
( NAVEL vs. PREGNANCY/GESTATION/BABY )
- GÖBEK ile/ve/||/<> GÖBEK DELİĞİ
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- GÖBEK ile MERKEZ
( Ulvî ve süflî (aydınlık ve karanlık) bölgelerin birleştiği nokta. İLE ... )
- GÖBEK ile/değil/yerine/=/||/<> POYRA | KUŞAK
( göbek adı göbek bağı göbek dansı göbek havası göbek marul göbek odunu göbek otu göbek taşı ayva göbek iç göbek yedi göbek akciğer göbeği camgöbeği hanımgöbeği kadıngöbeği kuzugöbeği İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk Yağ bağlamış şişman karın Şehir ülke vb nin orta kısmı Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı Bahçe halı tavan tepsi vb süslü şeylerin ortalarındaki biçim Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada poyra Değirmen taşının ortası Kilitleme sistemlerinde anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva Dölütte yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer kuşak Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça )
- GÖBEKLENMEK ile GÖBEK ile GÖBEKLİ/LİK ile GÖBEKSİZ ile GÖBEK ADI ile GÖBEK OTU ile GÖBEKLİCE ile GÖBEK BAĞI ile GÖBEK TAŞI ile GÖBEK DANSI ile GÖBEK ODUNU ile GÖBEK HAVASI
- GÖBEKLİTEPE T ŞEKİLLİ DİKİLİTAŞLAR ile/||/<> STONEHENGE MEGALİTLER
( Göbeklitepe T dikilitaşları MÖ 9600 İLE Stonehenge MÖ 3000 yapıldı. Göbeklitepe 6000 yıl daha eski İLE iki yapı arasında 6 bin yıllık fark var. Göbeklitepe avcı-toplayıcılar İLE Stonehenge tarımcılar inşa etti. İki yapı da astronomik gözlem içerir. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- GÖBEKLİTEPE ile/||/<> ÇATALHÖYÜK
( Göbeklitepe MÖ 9600 tapınak yapısı İLE Çatalhöyük MÖ 7500 yerleşim merkezidir. Göbeklitepe avcı-toplayıcı toplum İLE Çatalhöyük tarımsal toplum ürünüdür. Göbeklitepe din-tapınak önce İLE Çatalhöyük yerleşim sonra geldi hipotezini destekler. Klaus Schmidt Göbeklitepe'de 20 yıl kazı yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )
- GÖBEKLİTEPE ile/ve EŞİK
- GÖBEL ile/||/<> ...
( piç çocuk yaramaz çocuk kimsesiz çocuk Ağızlarda gobel kobel biçimi de geçer Tietzeye göre Gr 1 227 143 Rumcadan alınmıştır kopil )
- GÖBELEK ile/||/<> ...
( etli ve güzel tatlı bir çeşit mantar Ağızlarda gövelek ve gömelek olarak da geçer Az göbǝlǝk mantar kömelek Türkmenler ağılı bir çeşit mantara yılankömelek adını verirler göbek lek küçültme eki Türkçe göbek birçok yerde mantar anlamına da gelir Türkçe göbekin mantar olarak kullanılması mantarın biçim bakımından göbeğe benzemesine bağlıdır Sulak çayırlarda yetişen bir mantar çeşidine kuzu göbeği adının verilmesi de düşündürücüdür )
- GÖBELEK ile/||/<> ÇOCUK
( çocuk Tietzeye göre Gr 1 227 142 Rumcadan alınmıştır R κοπελάκι kleiner Junge als Bedienter kopil )
- GÖBELEZ ile/ve/<> GÖCEN/GÖÇKEN
( Köpek yavrusu. İLE Tavşan yavrusu. | Kedi, domuz, köpek yavrusu. )
- GÖBELEZ ile/||/<> KÖPEK YAVRUSU
( köpek yavrusu Yerel ağızlarda gövlez gölbez gibi birtakım biçimler de kullanılır Evliya Çelebi göblez olarak vermiştir Dankoff EÇGlossary 41 Kökünü bilmiyoruz Anadoluda çocuk olarak kullanılan göbel biçimiyle göbelez arasındaki benzerlik düşündürücüdür Yerel ağızlarda göbelez ve görbez biçimleri de çocuk anlamında geçer Türkçe enik köpek yavrusu adının da çocuk olarak kullanıldığını biliyoruz )
- GOBELİN[Fr. < GOBELIN] ile/değil/yerine/=/||/<> GOBLEN
( Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme Bu tür işlenmiş kumaş )
- GOBIE DORÉ[Fr.] ile/||/<> GOBIUS AURATUS[Lat.] ile/||/<> SAZKAYASI
( zooloji )
( GOBIE DORÉ )
( GOBIUS AURATUS )
- GOBIUS JOSE[Lat.] ile/||/<> AZMANKAYA
( zooloji )
( GOBIUS JOSE )
- GOBLEN[Fr. < GOBELIN] ile/||/<> HALIRESİM
( halıresim )
( GOBELIN )
- GOBLET[İng.] ile/||/<> KADEH[Ar. < KADEH]
( Laboratuvarda sıvıların ölçülmesi ve aktarılması gibi genel amaçlarla kullanılan ağzı geniş dip kısmı dar kadehe benzer cam kap )
( GOBLET )
- GÖBÜT ile/||/<> BUĞDAY EKMEĞİ
( buğday ekmeği Ağızlarda göbü biçimi sac ekmeği olarak geçer Kökünü bilmiyoruz )
- MIGRATION[İng.] ile/değil/yerine/= GÖÇ, MİGRASYON
- GÖÇ TERİMLERİ ile/ve/||/<> İLTİCA TERİMLERİ
- GÖÇ ile GÖÇÜ ile GÖÇÜCÜ
- GÖÇ ile GÖÇÜM
( ... İLE Bazı kimyasal maddelerin ya da ışık, ısı, elektrik gibi güçlerin etkisiyle protoplazmanın, yanaşma ya da uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi. )
( ... avec TAKSİ )
- GÖCE ile/||/<> ...
( Tarhana yapmak için hazırlanmış kaba un Yalvaç Isparta Oçkubalı Çukurhisar Eskişehir Ağızlarda arpa yarması taze arpa veya buğday mısır kırması mısır kırmasından yapılmış çorba mercimek nohut veya fasulyeden yapılmış çorba olarak da kullanılır Yerel olarak güce biçimi de geçer köçö tarhana yapmaya yarayan un göje köjö köçe Suppe oder Brei aus ganzen Gerstenkörnern Alt Tel köçö Farsçadan alındığı anlaşılıyor گوجه ÊSTJa l997 8485 Rumcadan alındığı yolundaki sav yanlıştır )
- GÖCE ile GÖCEN
- GÖÇEBE ile GÖÇMEN
- GÖÇEBE ile HORDA
( ... İLE Göçebe ve ilkel olarak yaşayan, yağmacı ve sataşkan topluluk. )
- GÖÇEBELİK ile/<> GÖÇEBE
- GÖÇEBELİK ile/||/<> GÖÇER ile/||/<> GÖÇMEN | YAN GÖÇEBELİK
( Çobanlığa, avcılığa ve toplayıcılığa dayanan ekonomik yaşamın gerektirdiği gezgincilik, a. bk. yan göçebelik. @@ Göçebelerin yaşam biçimi. )
( NOMADISM | NOMADISME | IMMIGRANT~NOMAD~IMMIGRANT | EMIGRANT )
( NOMADISME | ÉMIGRANT~NOMADE~ÉMIGRANT | EMIGRANT )
( NOMADISMUS | AUSWANDERER~NOMADE~AUSWANDERER )
( NOMADISMO~NOMADE~IMMIGRATO )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός~ΝΟΜΆΔΑΣ / νομάδας~ΜΕΤΑΝΆΣΤΗΣ / μετανάστης )
- GÖÇEBELİK ile/||/<> YAN GÖÇEBELİK
( Çobanlığa avcılığa ve toplayıcılığa dayanan ekonomik yaşamın gerektirdiği gezgincilik a yan göçebelik Göçebelerin yaşam biçimi )
( NOMADISM | NOMADISME | IMMIGRANT )
( NOMADISME | ÉMIGRANT )
( NOMADISMUS | AUSWANDERER )
( NOMADISMO )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός )
- GÖÇEBİLMEK ile GÖÇEBELEŞMEK ile GÖÇEBE/LİK
- GÖCEN ile/||/<> GÖÇEN
( 'tavşan yavrusu' @@ Anadolu ağızlarında göçken biçimi de geçer. Anadolu'da tavşan yavrusuna becen, becel (> beleç, mecel) gibi birtakım adlar da verilir. Göçüşme (métathèse) olanaklarına karşın göcen adıyla becen biçimi arasında bağlantı kurulması kolay değildir. Türkçede göcen (< göçen) 'kokarca' olarak da kullanılır. Kökenini bilmiyoruz. Orta Türkçe çekün 'göcen' biçimiyle göcen arasında büyük bir benzerlik göze çarpıyor. bk. Clauson: ED 415b. )
( LEVERET~... )
( LEVRAUT~... )
( JUNGER HASE~... )
( LEPROTTO~... )
( ΛΑΓΟΥΔΆΚΙ / λαγουδάκι~... )
- GÖCEN ile/||/<> TAVŞAN YAVRUSU
( tavşan yavrusu Anadolu ağızlarında göçken biçimi de geçer Anadoluda tavşan yavrusuna becen becel beleç mecel gibi birtakım adlar da verilir Göçüşme métathèse olanaklarına karşın göcen adıyla becen biçimi arasında bağlantı kurulması kolay değildir Türkçede göcen göçen kokarca olarak da kullanılır Kökenini bilmiyoruz Orta Türkçe çekün göcen biçimiyle göcen arasında büyük bir benzerlik göze çarpıyor Clauson ED 415b )
( LEVERET )
( LEVRAUT )
( JUNGER HASE )
( LEPROTTO )
( ΛΑΓΟΥΔΆΚΙ / λαγουδάκι )
- GÖÇEN ile/||/<> TAVŞAN YAVRUSU
( tavşan yavrusu Anadolu ağızlarında göçken biçimi de geçer Anadoluda tavşan yavrusuna becen becel beleç mecel gibi birtakım adlar da verilir Göçüşme métathèse olanaklarına karşın göcen adıyla becen biçimi arasında bağlantı kurulması kolay değildir Türkçede göcen göçen kokarca olarak da kullanılır Kökenini bilmiyoruz Orta Türkçe çekün göcen biçimiyle göcen arasında büyük bir benzerlik göze çarpıyor Clauson ED 415b )
- GÖÇER ile/||/<> GÖÇEBE
( göçebe yaylacı Bir yere yerleşik olmayıp durum ve koşullara göre sürekli yer değiştiren kişi ya da topluluk Belirli bir konutu olmaksızın yurt içinde genellikle belli bir yöre içinde çadır hayvan ve öteki araçlarıyla mevsim ve iklime göre yer değiştiren ve göçebe özelliğinin gerektirdiği işlevleri gören yerleşik olmayan kimse ya da topluluk göçer Yaşamak için gerekli koşulları bulmak amacıyla hayvanları ve diğer araçları ile sürekli yer değiştiren belirli bir konutu olmayan kabileler veya insan toplulukları Az köçǝbǝ göçme göçebe köşpeli göçebe köşpe göçücü köşpeli göçebe köşpe gezgin köşpeli köşpölü göçebe Kazaklar göçme göç ve göçebe olarak köşpö biçimini de kullanırlar Türkçe göç köç kökünden me ekiyle yapıldığı anlaşılıyor köçme göçme göçebe Göçme biçimiyle göçebe arasında yer alması gereken göçeme ara biçiminde görülen e ünlüsü sonradan türemiştir Bu biçim yerel ağızlarda m b değişmesi sonunda göçebeye çevrilmiştir Diyalektlerde göçme köçme biçimi yanında kullanılan köşpe köçme yan biçiminde olduğu gibi Kırgızlar köçmön göçebe köç men türevi yanında köçömal göçebe biçimini de kullanırlar Bu biçimin ikinci hecesindeki ö ünlüsü de sonradan türemiştir Türkçede göçebe biçimi yanında göçer türevi de yaygın olarak geçer Doerfer TMEN 3 187 s UAJb 43 135 göçebeyi köçopa olarak açıklamıştır Bu açıklama Radlofftan alınmıştır )
( KÖÇƎBƎ[Az.]~GÖÇME[Tkm.]~KÖŞPELI[Nog.]~KÖŞPELI[Kklp.]~KÖŞPELI[Kzk.]~KÖŞPÖLÜ[Kzk.] )
- GÖÇERLİK ile/||/<> GÖÇEBE
( Belli bir yerde yerleşmiş olmayıp ekonomik koşullara ve mevsime bağlı olarak sürekli yer değiştirenlerin, yer ve yurt değiştirmeye alışık olanların durumu. )
( NOMADISM | NOMAD~NOMAD | NOMADIC POPULATION | TATAR )
( NOMADISME | NOMADE~NOMADE | TATAR )
( ...~NOMAS )
( NOMADE~NOMADE | TATAR )
( NOMADISMO~NOMADE )
( ΝΟΜΑΔΙΣΜΌΣ / νομαδισμός~ΝΟΜΆΣ / νομάς )
- GÖÇERMEK ile GÖÇERTMEK ile GÖÇER/LİK ile GÖÇERİ
- GÖÇME ile/<> (")GÖÇME(")
( Mekânlarda/"insanda"[bölge/yer değiştirme]. İLE/VE/<> Nesnelerde/"insanda[yaşlanma, sağlığını kaybetme].". )
- GÖÇME ile/||/<> GÖÇMEK
( Bir kelimede bir sesin yer değiştirmesi ki ekşi eşkide olduğu gibi ses eğer yanındakinin yerine geçerse BİTİŞİK veya YALIN GÖÇME M en contact ou simple scintilla stincillada olduğu gibi ayrı bulunan iki ses birbiriyle yer değiştirirlerse GÖÇÜŞME veya KARŞILIKLIyahut UZAKTAN GÖÇME M à distance ou réciproque adını alır Bunlardan başka açınıklarda yalnız niceliğin yer değiştirmesinden ibaret olan bir NİCELİK GÖÇMESİ M quantitative vardır )
( FALLING IN | MIGRATION | MIGRATE )
( ÉBOULEMENT | MÉTATHÈSE OU TRANSPOSITION )
( EINSTURZ )
- GÖÇME ile GÖÇÜRME
- MIGRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖÇME
- GÖÇMEK ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKMEK | ÖLMEK
( kaçgöç kona göçe göçerkonar konargöçer Yerleşmek amacıyla mahalle köy şehir veya ülke değiştirmek Bazı hayvanlar iklime göre topluca yer değiştirmek çökmek ölmek )
- GÖÇMEK ile GÖÇMENLEŞMEK ile GÖÇMENLEŞTİRMEK ile GÖÇMEN/LİK
- GÖÇ(M)EN KUŞLAR ile YERLEŞİK/GÖÇMEYEN KUŞLAR
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ
( IMMIGRANT vs. IMMIGRATE vs. IMMIGRATION )
( کوچ نشين ile ميهن گزيدن ile توطن اختيار کردن ile جلاي وطن کردن ile مهاجرت کردن ile مهاجرت ile جلاي وطن )
( KUCH NESHYNE ile MYNPAN GOZYDAN ile TOTAN AKHTYAR KARDAN ile JALAY VATAN KARDAN ile MACPEHEJRAT KARDAN ile MACPEHEJRAT ile JALAY VATAN )
- GÖÇMEN ile GÖÇ ETMEK ile GÖÇ ile GÖÇMEN
( EMIGRANT vs. EMIGRATE vs. EMIGRATION vs. EMIGRATORY )
( مهاجر ile کوچ کننده ile جلاء ile هجرت کردن ile هجرت ile مهاجرتي )
( MACPEHEJR ile KUCH KONANDEH ile جلاء ile NPAJRAT KARDAN ile NPAJRAT ile MACPEHEJRATY )
- GÖÇMEN ile SIĞINMACI
- GÖÇMENLİKTE:
[TÜRKİYE]
GÖÇ ALAN/VARIŞ ile/ve/||/<> GÖÇ VEREN/KAYNAK ile/ve/||/<> GEÇİŞ/TRANSİT
- GÖÇÜ/KAYŞA/HEYELAN[Ar.] ile AŞINMA/AŞINIM/İTİKÂL[Ar.]/EROZYON[Fr. < ÉROSION]
( Toprak kayması. İLE Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı/durumu. | Değer ya da saygınlık kaybetme. )
- GÖÇÜ ile GÖÇÜK
( Toprak kayması, kayşa. İLE Çökmüş, göçmüş yer, çöküntü. )
- GOCUK[BULG.] ile/||/<> ...
( Palto Uluğbey Senirkent Isparta İnönü Eskişehir Türkçede kocuk olarak da geçer kožux kaba kürk Bulgarca ž sesi Türkçede cye çevrilmiştir substitution Tietze 2 s Miklosichin gocuku saymadığını belirtmekle yetinmiş Bulgarca karşılığını vermemiştir Türkçede kocuk olarak da geçer kožux kaba kürk Bulgarca ž sesi Türkçede cye çevrilmiştir substitution Tietze 2 s Miklosichin gocuku saymadığını belirtmekle yetinmiş Bulgarca karşılığını vermemiştir )
( KOŽUX~KARŞILIĞINI VERMEMIŞTIR )
- GOCUK[BULGARCA] ile/değil/yerine/=/||/<> GOCUK
( Tek parça hayvan postundan yapılan ceket İçi kürk pelüş vb nden yapılan kalın ceket )
- GÖÇÜK ile DİŞ ile DİŞ KORONA ile DİŞ CERRAHI ile DİŞ AMELİYATI ile EZİK ile DİŞLİ ile DİŞLİ ile DİŞÇİ ile DİŞ HEKİMLİĞİ
( DENT vs. DENTAL vs. DENTAL CORONA vs. DENTAL SURGEON vs. DENTAL SURGERY vs. DENTED vs. DENTICULATE vs. DENTICULATED vs. DENTIST vs. DENTISTRY )
( تو رفتن ile جاي ضربت ile دندانه کردن ile فرورفتگي ile تو رفتگي ile دنداني ile تاج دندان ile جراح دندان ile جراحي دندان ile لب پريده ile گنکره دار ile دندانپزشک ile دندانساز ile دندان ساز ile دندانپزشکي ile دندانسازي ile دندان سازي )
( TO RAFTAN ile JAY ZARBAT ile DANDANEH KARDAN ile FARVARAFTAGY ile TO RAFTAGY ile DANDANY ile TAJ DANDAN ile JARAH DANDAN ile JARAHY DANDAN ile LAB PARYDAH ile GONKEREH DAR ile DANDANPEZESHK ile DANDANSAZ ile DANDAN SAZ ile DANDANPEZESHKY ile DANDANSAZY ile DANDAN SAZY )
- GOCUK ile GOCUKLU ile GOCUKSUZ
- GOCUNMA ile GÜCENME
- GOCUNMAK ile GOCUNDURMAK
- GÖÇÜRMEK ile/||/<> GÖÇMEK
( göçmek )
- GÖÇÜRMEK ile GÖÇÜRTMEK ile GÖÇÜRÜLMEK ile GÖÇÜRÜCÜ
- GÖÇÜRÜCÜ ile/||/<> KONDURUCU
( Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen san kondurucu )
- GÖÇÜŞME ile/||/<> GÖÇÜŞME
( Derleme göçme yer değişimi aktarma Bazı sözcüklerde seslerin yer değiştirmesi Türkçede daha çok r veya l ünsüzünün bulunduğu sözcüklerde birinci hecenin sonundaki sesle ikinci hecenin başındaki ses birbirinin yerine geçer Kibrit kirbit kirpik kiprik toprak torpak çömlek çölmek gömlek gölmek vb Göçme Kelime içindeki komşu veya uzak seslerin yer değiştirmesi olayı Ünsüzlerin birbiri ile karşılaşmasından doğan telaffuz zorluklarını giderme amacına dayanan bu olay daha çok r ve l akıcı ünsüzlerinin bulunduğu kelimelerde ve ağızlarda görülür köprü körpü kibrit kirbit karyola kayrola bulgur burgul ileri ireli lanet nalet ekşi eşki ödünç öndüç güvercin güvencir zerdali zelderi vb Yanyana bulunan sesler arasındaki göçüşme yakın göçüşme uzak sesler arasındaki göçüşme de uzak göçüşme adını alır yakın göçüşme uzak göçüşme göçüşme Kelimede yanyana bulunan seslerin yer değiştirmesi olayı bayram baryam derya deyra köprü körpü yanlış yalnış kirpik kiprik toprak torpak çömlek çölmek vb göçüşme )
( METATHESIS | INCONTIGUOUS METATHESIS )
( MÉTATHÈSE | MÉTATHÈSE À DISTANCE )
( METATHESIS, UMSTELLUNG, METATHESE | ENTFERNTE METATHESE )
( METATESI )
( ΜΕΤΆΘΕΣΗ / μετάθεση )
- GÖÇÜŞME ile/||/<> UZAK GÖÇÜŞME
( (Derleme.. göçme, yer değişimi, aktarma) Bazı sözcüklerde, seslerin yer değiştirmesi. Türkçede daha çok r veya l ünsüzünün bulunduğu sözcüklerde, birinci hecenin sonundaki sesle, ikinci hecenin başındaki ses, birbirinin yerine geçer: Kibrit> (kirbit) , kirpik> (kiprik) , toprak> (torpak) , çömlek> (çölmek) , gömlek> (gölmek) vb. @@ bk. Göçme. @@ Kelime içindeki komşu veya uzak seslerin yer değiştirmesi olayı. Ünsüzlerin birbiri ile karşılaşmasından doğan telaffuz zorluklarını giderme amacına dayanan bu olay, daha çok r ve l akıcı ünsüzlerinin bulunduğu kelimelerde ve ağızlarda görülür: köprü>körpü, kibrit>kirbit, karyola>kayrola, bulgur>burgul, ileri>ireli, lanet>nalet, ekşi>eşki, ödünç>öndüç, güvercin>güvencir, zerdali>zelderi vb. Yanyana bulunan sesler arasındaki göçüşme yakın göçüşme, uzak sesler arasındaki göçüşme de uzak göçüşme adını alır. bk. yakın göçüşme, uzak göçüşme.@@bk. göçüşme.@@Kelimede yanyana bulunan seslerin yer değiştirmesi olayı: bayram > baryam, derya > deyra, köprü > körpü, yanlış > yalnış, kirpik > kiprik, toprak > torpak, çömlek > çölmek vb. bk. göçüşme. )
( METATHESIS | INCONTIGUOUS METATHESIS~INCONTIGUOUS METATHESIS )
( MÉTATHÈSE | MÉTATHÈSE À DISTANCE~MÉTATHÈSE À DISTANCE )
( METATHESIS, UMSTELLUNG, METATHESE | ENTFERNTE METATHESE~ENTFERNTE METATHESE )
( METATESI~METATESI A DISTANZA )
( ΜΕΤΆΘΕΣΗ / μετάθεση~ΜΕΤΆΘΕΣΗ ΕΞ ΑΠΟΣΤΆΣΕΩΣ / μετάθεση εξ αποστάσεως )
- GÖDEL ile/ve/||/<> MAXWELL
- GÖDEN BAĞIRSAĞI ile/||/<> REKTUM
( rektum Sindirim kanalının anüse açılan son bölgesi Omurgalılarda bağırsak muhteviyatındaki su ve inorganik iyonların geri emildiği ve dışkının teşekkül ettiği kalın bağırsağın son bölgesi Rektum anlamdaş göden bağırsağı rectus düz Sindirim kanalının son parçası göden bağırsağı Son bağırsak anat Düz bağırsak )
( RECTUM )
( RECTUM )
( REKTUM | MASTDARM )
( REKTUS: DÜZ | RECTUS )
( RETTO )
( ΟΡΘΌ ΈΝΤΕΡΟ / ορθό έντερο )
- GÖDEN BAĞIRSAĞI ile/||/<> REKTUM | REKTUM
( bk. rektum @@ Sindirim kanalının anüse açılan son bölgesi. Omurgalılarda bağırsak muhteviyatındaki su ve inorganik iyonların geri emildiği ve dışkının teşekkül ettiği kalın bağırsağın son bölgesi. Rektum.@@(anlamdaş. göden bağırsağı, (Lat. rectus = düz): Sindirim kanalının son parçası. @@ bk. göden bağırsağı @@ Son bağırsak. @@ anat. Düz bağırsak. )
( RECTUM~RECTUM )
( RECTUM~RECTUM )
( REKTUS: DÜZ | RECTUS~RECTUS )
( REKTUM | MASTDARM~MASTDARM )
( RETTO~RETTO )
( ΟΡΘΌ ΈΝΤΕΡΟ / ορθό έντερο~ΟΡΘΌ / ορθό )
- GÖDEN ile GÖDEN BAĞIRSAĞI
- GÖDEN ile/||/<> KALIN BAĞIRSAĞIN SON BÖLÜMÜ
( kalın bağırsağın son bölümü Yerel ağızlarda karın işkembe ve mide olarak da kullanılır Anadoluda kurbağa bağırsağı kurbağa ve kaplumbağa olarak da geçer Ağızlarda göden yanında döden kalın bağırsak biçimi de kullanılır Yurdumuzda birkaç yerde yüksekten akan suyun yerde açtığı çukura da göden adı verilir Ancak Anadolu ağızlarında bu anlamda göden yerine daha çok döden düden biçimi kullanılır Bu biçim yer adlarında da geçer Düden Anadoluda gödenli ve gödensiz biçimleri çok yiyen obur olarak kullanılır Az gödǝn Blk köten anus kötön kötön çuçuk kalın bağırsak köten kalın bağırsak şirden Karakalpaklar kötön biçimini de kullanırlar küten karın kalın bağırsak köden kuyruk sokumu Sagaylar köden yerine ködün biçimini de kullanırlar Alt ködön kuyruk sokumu kutan kalın bağırsak Türkçe göt köt kökünden e n küçültme ekiyle yapılmıştır Buna göre Farsça gödān bağırsak gö gū gūh dān biçiminden alındığı yolundaki sav yanlıştır düden Türkmenler kalın bağırsağa böven adını verirler Bundan başka böveni şirden olarak da kullanırlar Anadolu ağızlarında böğen içine yağ konulan işkembe olarak geçer Ancak göden adıyla böğen böven biçimi arasında bir bağlantı kurulamaz )
- GÖDEN ile/ve/< KOLON
( Kalınbağırsağın son bölümü. İLE/VE Kalınbağırsağın gödenden önceki bölümü. )
( Bir de "Müdür" öyküsü vardır. Bilenler bilir. Bilmeyenler çevrelerindeki bilenlerden dinleyebilir. )
- GÖDEŞ ile/||/<> SEMİZ, ETLİ
( semiz etli Ağızlarda şiş karınlı olarak da kullanılır göt e ş küçültme eki Sonundaki tnin dye çevrilmesi düşündürücüdür göden )
- GODNESS/GODLESS/HERETIC/DEIFICATION, ADORATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÉESSE/ATHÉE/HÉRÉTIQUE/APOTHÉOSE[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖTTIN/ATHEIST/KETZER/VERGÖTTERUNG, APOTHEOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANRICILIK
( Kökeni tarihin derinliklerine inen, çağlar boyunca yaşantısını sürdürerek bugüne ulaşan evrensel bir oluşum olarak, tek Tanrıya ya da birkaç Tanrıya inanma biçimindeki geleneksel tapını, bk. gelenek, krş. Tanrıtanımazlık, cancılık, tapıncakçılık, atasoyculuk, Tarıdoğum, Tanrısal savaş. @@ Bir Tanrıya inanma.@@Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç. @@ Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar. @@ Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. )
- GODOŞ[ERM.] ile/||/<> ...
- GODOŞ[Erm. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> PEZEVENK
- GOELETTE[Fr. < GOÉLETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GULET
( İki direkli yelkenli savaş gemisi )
- GOFTE[Fars. < GOFTE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜFTE
( Müzik eserlerinin yazılı metni söz )
- GOGLES[İng.] ile/||/<> GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ
( Perioküler lökotrikiya )
( GOGLES )
- GÖĞSE AİT | PEKTORAL ile/||/<> PEKTORAL[Fr. < PECTORAL]
( Göğse ait pektoralis )
( PECTORAL )
( PECTORAL )
- GÖĞSÜNÜN KABARMASI" ile/||/<> KOLTUKLARININ KABARMASI"
- GÖĞÜS BOŞLUĞU ile/||/<> GÖĞÜS BOŞLUĞU
( Akciğerlerin yer aldığı vücut boşluğu Plöral boşluk anat Üstte sırt omurları yanlarda kaburgalar altta göğüs kemiği tarafından sınırlandırılan ve iç yüzü plöra denen seröz bir zar tarafından örtülmüş boşluk kavum torasis )
( PLEURAL CAVITY | CAVUM THORACIS )
( CAVITÉ PLEURALE )
( BRUSTFELLHÖHLE )
- GÖĞÜS ÇAPRAZI ile/||/<> GÖĞÜSTEN GİRİLEREK YAPILAN ÇAPRAZ
( Göğüsten girilerek yapılan çapraz )
- GÖĞÜS KABURGALARI ile/ve YÜZEN/YALANCI KABURGALAR
( İlk 7 kaburga. İLE/VE Son 5 kaburga. )
( Kaburgalar, solunum örgenlerini, midenin ve bağırsakların üst kısımlarını âdeta bir kafes içine alır ve onları korur. Aynı zamanda, göğsün tüm incinmelerden etkilenmesinden kaçınmasında yardımcı olur. Kaburgalar, ek genişlik kazanma gereksinimini karşılamak, besin ve gazlarla dolu olan mideye yer sağlamak için göğsü genişletir. Göğüs ve solunum kaslarına gerekli yeri sağlar. Yaşamsal örgenlerin kolayca baskı altında kalmaması ve harap olmaması gerektiği için üstten yedi kaburga, ek bir örtü ve koruma sağlamak üzere, sternumla birleşmiştir. Sindirim örgenlerini örten kaburgalar, omurgadan çıkar fakat sternumla birleşmez, bundan dolayı ön tarafta görülmez. Kaburgalar yukarıdan aşağı doğru aşamalı olarak küçülür. Üst taraftaki kaburgaların ucları birbirine yakın ama aşağı taraftaki kaburgalarınki birbirinden biraz uzaklaşır. Kaburgalar, karaciğer ve dalağı da korur ve midenin tamamına geniş bir yer bırakır. Göğsü çepeçevre sarmış olan ilk yedi kaburga, göğüs kaburgaları olarak bilinir. Bu öbeğin ortasındaki kaburgalar, en geniş ve en uzun kaburgalardır. Uctaki kaburgalar, en ufak olanlardır. Kemikten kaburgaların ince karın zarını harap etmesine engel olmak ve onu korumak için bu kaburgaların ucu kıkırdaktandır. )
- GÖĞÜS KAFESİ ile/||/<> GÖĞÜS KAFESİ
( Vücutta omurganın kaburgaların ve göğüs kemiğiyle bunları saran kasların oluşturduğu yürek ve akciğeri koruyan boşluk anat Üstte sırt omurları altta göğüs kemiğinin ve yanlarda kaburga kemiklerinin birbirleriyle eklem yapmak suretiyle oluşturdukları oluşum toraks )
( RIP-BOX (CHEST) )
( THORAX )
( BRUSTKASTEN (BRUSTKORB) )
- GÖĞÜS KASI "GELİŞTİRMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZ KASI GELİŞTİRMEK
- GÖĞÜS ORTA BOŞLUĞU | MEDİYASTEN[Fr. < MÉDIASTIN] ile/||/<> ...
( MÉDIASTIN )
- GÖĞÜS ile/ve BAŞ
- GÖĞÜS ile GÖĞÜS BOŞLUĞUNA AİT OLAN
( KASS, SADR ile ... )
( SÎNE ile ... )
( CHEST vs. PECTORAL )
( STETHOS[< STETESKOP (René-Théophile-Hyacinthe Laennec)] ile ... )
- GÖĞÜS ile GÖĞÜS PLAKASI ile GÖĞÜS CEBİ
( BREAST vs. BREAST PLATE vs. BREAST POCKET )
( ممه ile سينه بسينه ile باسينه دفاع کردن ile پستان ile نوک پستان ile سينه ile آغوش ile سينه بند اسب ile جيب بغل )
( MAMEH ile SYNAH BESYNAH ile BASYNAH DAFA KARDAN ile PASTAN ile NOK PASTAN ile SYNAH ile AGHOSH ile SYNAH BAND ASB ile JYBE BAGHEL )
- GÖĞÜS ile/ve/yerine İMÂN TAHTASI
- GÖĞÜS ile/değil ÖNGÖĞÜS
( ... İLE/DEĞİL Böceklerde göğüs bölgesinde bulunan üç bölümden en öndeki. )
- GÖĞÜS ile ŞİFONYER
( CHEST vs. CHEST OF DRAWERS )
( قص ile سينه ile قفسه سينه ile کمد )
( GHS ile SYNAH ile GHAFSEH SYNAH ile KAMAD )
- GÖĞÜSLEMEK ile/||/<> ...
( El ve ayak çalışırken göğüsle itmek )
- GÖĞÜSLEMEK ile GÖĞÜSLENMEK ile GÖĞÜSLEŞMEK ile GÖĞÜSLEYEBİLMEK ile GÖĞÜS/LÜK ile GÖĞÜSLÜ ile GÖĞÜS ETİ ile GÖĞÜSLÜCE ile GÖĞÜS SESİ ile GÖĞÜS GÖĞÜSE ile GÖĞÜS İNGİNİ ile GÖĞÜS KAFESİ ile GÖĞÜS KEMİĞİ ile GÖĞÜS KOVUĞU ile GÖĞÜS ÇUKURU ile GÖĞÜS BOŞLUĞU ile GÖĞÜS DARLIĞI ile GÖĞÜS TAHTASI ile GÖĞÜS ÇAPRAZI ile GÖĞÜS CERRAHİSİ ile GÖĞÜS HASTALIĞI
- GOITER, GOITRE[İng.] ile/||/<> GUATR[Fr. < GOITRE]
( Tiroit bezinin tümör veya yangıya ilgili olmaksızın her türlü büyümesi ve bunun sonucu ortaya çıkan klinik hastalık tablosu struma tirosel )
( GOITER, GOITRE )
( GOITRE )
- GOİTRE[Fr. < GOITRE] ile/değil/yerine/=/||/<> GUATR
( Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık guşa cedre )
- GOJİ BERRY[İng. < GOJI BERRY] ile/değil/yerine/=/||/<> GOJİ BERRY
( kurt üzümü )
- GÖK/ASUMAN[Fars. < ĀSMĀN] ile/||/<> GÖK/SEMA[Ar. < SEMĀʾ]
- GÖK BİLİMCİ/ASTRONOM[Fr. < ASTRONOME] ile/||/<> GÖK BİLİMİ/ASTRONOMİ[Fr. < ASTRONOMIE] ile/||/<> GÖK BİLİMİ/FELEKİYAT[Ar. < FELEKİYYĀT]
- GÖK CİSİMLERİNİ TANIMLAMA BİLİMİ ile/ve GÖK HARİTASI, YILDIZ UZAKLIKLARINI ÖLÇME
( URANOGRAPHY vs. URANOMETRY )
- GÖK DALIŞINDA:
UÇMAK ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞMEK (YATAY DÜŞÜŞ)
- GÖK GÜRÜLTÜSÜ ile/değil HAVAİ FİŞEK
( Yağmurun izlediği gök gürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
- GÖK TERİKE -ile
( Henüz biçilmemiş ekin. )
- GÖK YAKUT ile/||/<> KORENDON
( korendon safir )
- GÖK/UZAY ile/ve/<> AYYUK[Ar.]/CAPELLA (YILDIZI)[< ARABACI/AURIGA TAKIMYILDIZINDA/N]
( ... İLE/VE/<> Göğün en yüksek yeri. | Göğün kuzey yarımküresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı. )
( AYYUKA ÇIKMAK/ÇIKMASI: Sesin yükselmesi. | Bir "sözün"/dedikodunun çoğunluk tarafından duyulması/bilinmesi.
AYYUK[Ar.]/CAPELLA (YILDIZI)[< ARABACI/AURIGA TAKIMYILDIZINDA/N]: Dünyadan görülebilen en parlak beşinci yıldız. [Kuzey yarımkürede gökyüzünün tepe noktasında yer almasından.] )
- GÖK ile GÖK
( İlâhi. İLE Atmosfer. )
( ARUBA: Göğün yedinci katı. )
( ... ile ÂSÜMÂN/ÂSMÂN )
- GÖK ile GÖK ADA ile GÖK KIR ile GÖK KUMU ile GÖK TAŞI ile GÖK CİSMİ ile GÖK GÖZLÜ ile GÖK KUBBE ile GÖK KUTBU ile GÖK YAKUT ile GÖK ATLASI ile GÖK BİLİMİ ile GÖK EKSENİ ile GÖK EŞLEĞİ ile GÖK KANDİL ile GÖK KÜRESİ ile GÖK BİLİMCİ ile GÖK BOYLAMI ile GÖK BİLİMSEL ile GÖK GÜRLEMESİ ile GÖK GÜRÜLTÜSÜ ile GÖK TIRMALAYICI
- GÖK ile/ve/değil/<> UZAY
- GÖKADALAR/GALAKSİLER'DE:
SIRIUS ile/ve/< POLLUX ile/ve/< ARCTURUS ile/ve/< RIGEL ile/ve/< ALDEBARAN ile/ve/< BETELGEUSE ile/ve/< ANTARES
- GÖKBİLİM/ASTRONOMİ ile/ve GÖK CİSİMLERİNİ TANIMLAMA BİLİMİ
( SEYDİ ALİ REİS: İlk, Türkçe nazarî astronomi kitabının yazarı. [HÜLÂSAT-I HEY'E] )
( ASTRONOMY vs. URANOGRAPHY )
- GÖKÇE ile GÖKÇEK/LİK ile GÖKÇE YAZIN
- GÖKÇÜL ile GÖKÇÜL/GÖKSEL
( Maviye çalan renk, mavimsi. İLE Gökle ilgili. )
( ... ile SEMÂVÎ )
- GÖKE(BARÇA[İt. < BARZA]) ile/ve KUKA[Yun.]
- GÖKEKSENİ ile GÖKEŞLEĞİ
( İki ucu, sonsuza uzatılmış olarak düşünülen yer ekseni. | Günlük devinmede, yıldızların çevresindeki eksen. İLE Gökeksenine, yer merkezinde dik olan düzlemin, gökküresiyle arakesiti. )
- GÖKKUŞAĞI/ALAİMİSEMA[Ar. < ʿALĀ´İM + SEMĀ] ile/||/<> GÖKKUŞAĞI/ELEĞİMSAĞMA[Ar. < ʿALĀ´M + SEMĀ]
- GÖKKUZGUN ile GÖKKUZGUNLAR
- GÖKKUZGUNLAR ile/ve/<> GÖKKUZGUNUMSULAR ile/ve/<> GÖKKUZGUNGİLLER
( Kuşlar sınıfının, gökkuzgunumsular takımına giren bir alttakım. İLE Gökkuzgunları, ağaçkakanları, çobanaldatanları, sağanları içine alan, kuşlar sınıfından bir takım. İLE En iyi bilinen türü, gökkuzgun olan gökkuzugunumsular takımının, gökkuzgunlar alttakımına giren bir aile. )
- GÖKNAR ile KAZDAĞI GÖKNARI
- GÖKSEL ile GÖKSEL
( EMPYREAL vs. EMPYREAN )
( عرشي ile عرش ile کره آتش )
( عرشي ile ARSH ile KAREH ATASH )
- GÖKSEL ile GÖKSEL YÖRÜNGELER ile GÖK KÜRESİ
( CELESTIAL vs. CELESTIAL ORBITS vs. CELESTIAL SPHERE )
( عرشي ile سماوي ile علوي ile افلاک ile چرخ گردون )
( عرشي ile سماوي ile ALUY ile AFLAK ile CHARKH GARDON )
- GÖKSEL ile/ve/||/<> UZAYSAL
( SEMÂVÎ ile/ve/||/<> FEZÂÎ )
- GÖKTEKİ AY ile AY'I GÖSTEREN PARMAK
- GÖKTEN DÜŞEN ile GÖNÜLDEN DÜŞEN
( Parçası bulunur. İLE Parçası bulunmaz. )
- GÖKTÜRK TÜRKÇESİ ile/ve/<> OĞUZ TÜRKÇESİ ile/ve/<> ANADOLU TÜRKÇESİ
- GÖKTÜRK ile GÖKTÜRKÇE ile GÖKTÜRK HARFLERİ
- GÖKYÜZÜ ile/ve/değil BULUT/LAR
- GÖKYÜZÜ ile GÖKYÜZÜ İLE İLGİLİ
( SEMÂ'[< SÜMÜVV(: Yükseklik, yücelik.)], TÂC-I FÎRÛZE, TÂK-I MUKARNES[Gökyüzü. | Süleyman'ın tahtı.] ile ... )
( ÂSMÂN/ÂSÜMÂN, TAHT-I FÎRÛZE ile ... )
( SKY vs. CELESTIAL )
- GÖKYÜZÜ ile GÖKYÜZÜ MAVİSİ
- GÖKYÜZÜ ile/ve/<> YERYÜZÜ
( Gökyüzünde ne varsa, yeryüzünde de o vardır. )
( HOKKA-İ MÎNÂ ile ... )
- GÖL VE IRMAK BALIKLARI:
SOMON(SALMON) ile ALABALIK(TROUT)
- GÖL ile ARJANTİN GÖLÜ
( 1560 km² alanı ve 27 km. uzunluğu ile Güney Amerika'nın en büyük 3. gölü. )
- GÖL ile BATAKLIK/ÇÖKEK
( LAKE vs. BOG/MARSH/SWAMP/FEN )
- GÖL ile BÜĞET/BÜRKE/BİRKE[Ar.]
( ... İLE Ufak göl, gölcük, su birikintisi. )
- GÖL ile/ve DENİZKULAĞI/LAGÜN[Fr. < LAGUNE < İt. < Lat.]
( ... İLE/VE Denizden bir resifle ayrılmış göl. )
- GÖL ile/||/<> GÖL
( Karalar üzerinde dört yanından kapalı ve oluşumlarıyla ayrımlı çanakları dolduran az çok geniş ve derin tuzlu ya da tatlı su örtüleri coğrafya jeoloji Karalar üzerindeki çeşitli etkenlerle meydana gelen çukur yerlerin zamanla sularla dolması sonucunda oluşan suları tamamen boşaltılamayan genellikle derin durgun su kütlesi Az göl kȫl Doerfere göre TMEN 1682 k dolayısıyla Farsçadan alınmıştır köl Blk köl köl köl Kırgızlar kölmö kölmök durgun su havuz küçük göl türevlerini de kullanırlar Alt Tel köl Bu diyalektlerde ırmak ayağı ve bataklık olarak da geçer kül kül xöl köl küöl külĕ Tatarcadan alınmıştır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Uygur belgelerinde köl olarak geçer Orta Türkçede kȫl havuz birikmiş su ve göl olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre deniz anlamına da gelir Eski Kıpçakçada da köl biçimi geçer Poppe Lautlehre 110 Moğolcada ayak anlamına gelen köl sözüyle birleştirmiştir Daha sonra Poppe CAJ 12 157 bu birleştirmeyi anlam yönünden açıklamıştır ayak son bir akarsuyun sonu göl Steplerde normal olarak göllerin ayağı yoktur Buna karşılık Menges Byzantion 17 276 Moğolca ġōl Fuluβmitte Fluβett Fluβ biçimiyle birleştirmiştir Türkçe göl köl Moğolca köl ayak karşılaştırması düşündürücüdür Doerferin bu karşılaştırmaya ilişkin görüşü için The Bulletin of the International Institute for Linguistic Sciences 2 1981 39 Bilimsel yayınlarda gölün Farsçadan alındığı da ortaya atılmıştır Doerfer TMEN 1682 Monchizadeh Xurāsān 317 gibi uzmanlar bu savı doğrulamak için Orta Farsça kwl pit sink biçimini tanık olarak kullanmışlardır Doerfer Orta Farsça biçimin Türkçeden geldiğini olası görmeyerek daha çok Farsça Türkçe yönünde bir gelişmeden söz etmiştir Ancak büyük bir olasılıkla Türkçe ve Farsça sözlerin birbirine bağlı olmadan ortaya çıktığını da göz ardı etmemiştir Az göl kȫl Doerfere göre TMEN 1682 k dolayısıyla Farsçadan alınmıştır köl Blk köl köl köl Kırgızlar kölmö kölmök durgun su havuz küçük göl türevlerini de kullanırlar Alt Tel köl Bu diyalektlerde ırmak ayağı ve bataklık olarak da geçer kül kül xöl köl küöl külĕ Tatarcadan alınmıştır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Uygur belgelerinde köl olarak geçer Orta Türkçede kȫl havuz birikmiş su ve göl olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre deniz anlamına da gelir Eski Kıpçakçada da köl biçimi geçer Poppe Lautlehre 110 Moğolcada ayak anlamına gelen köl sözüyle birleştirmiştir Daha sonra Poppe CAJ 12 157 bu birleştirmeyi anlam yönünden açıklamıştır ayak son bir akarsuyun sonu göl Steplerde normal olarak göllerin ayağı yoktur Buna karşılık Menges Byzantion 17 276 Moğolca ġōl Fuluβmitte Fluβett Fluβ biçimiyle birleştirmiştir Türkçe göl köl Moğolca köl ayak karşılaştırması düşündürücüdür Doerferin bu karşılaştırmaya ilişkin görüşü için The Bulletin of the International Institute for Linguistic Sciences 2 1981 39 Bilimsel yayınlarda gölün Farsçadan alındığı da ortaya atılmıştır Doerfer TMEN 1682 Monchizadeh Xurāsān 317 gibi uzmanlar bu savı doğrulamak için Orta Farsça kwl pit sink biçimini tanık olarak kullanmışlardır Doerfer Orta Farsça biçimin Türkçeden geldiğini olası görmeyerek daha çok Farsça Türkçe yönünde bir gelişmeden söz etmiştir Ancak büyük bir olasılıkla Türkçe ve Farsça sözlerin birbirine bağlı olmadan ortaya çıktığını da göz ardı etmemiştir )
( LAKE | ARTIFICIAL RESERVOIR )
( LAC | LAC DE RETENUE )
( SEE "DER" | SPEICHERSEE )
( LACUS )
( LAGO )
( ΛΊΜΝΗ / λίμνη )
( GÖL[Az.]~KȪL[Tkm.]~KÖL[Nog.]~KÖL[Kklp.]~KÖL[Krg.]~KÖL[Alt.]~KÖL[Tel.]~KÖL[Şor.]~KÖL[Sag.]~KÜL[Tatk.]~KÜL[Bşk.]~XÖL[Tuv.]~KÖL[Hak.]~KÜÖL[Yak.]~KÜLĔ[Çuv.] )
- GÖL ile GÖLE ile GÖL ALASI ile GÖL AYAĞI ile GÖL BİLİMİ ile GÖL BİLİMSEL ile GÖL KESTANESİ
- GÖL ile GÖLET
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GOL ile GOLF ile GOLFÇÜ/LÜK ile GOL TOTO ile GOLF PANTOLON
- GÖL ile/<> GÜL
- GÖL ile/ve/değil/<> İRKİNTİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Su birikintisi. )
- GÖL ile KOROLEV GÖLÜ
( Dünyada. İLE Mars'ta. )
( ... İLE 82 km. genişliğindeki dev kraterin, 4 milyar yıl önce, suyun bol olduğu zamanlarda oluştuğu öngörülüyor. )
- GÖL ile MOREN SET GÖLÜ
- GÖL ile ZİFT GÖLÜ
( ... İLE Trinidad Tobago'da bulunan bu gölden, ham petrol ve bitum fay hattından sızarak neredeyse sonsuz bir asfalt havuzu ve kendine özgü bir ekosistem oluşmuştur. )
( LAKE vs. PITCH LAKE )
- GÖLCÜK ile/= GÖLEK ile/= GÖLET
( Küçük göl. İLE Küçük, su birikintisi. İLE Gölek. | Suyu biriktirmek için önüne yapılan set. )
- GOLDBACH ile/||/<> TWIN PRIME ile/||/<> COLLATZ ile/||/<> ÜNLÜ KONJEKTÜRLER
( Çözülmemiş sayı kuramı problemleri. )
( Formül: 6 = 3+3 İLE 8 = 3+5 )
- GOLDBERG-MOHN FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DE GOLDBERG-MOHN[Fr.] / GOLDBERG-MOHN-REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GOLDBERG-MOHN SÜRTÜNMESİ
- GOLDENEYE[İng.] ile/||/<> GARROT À OEIL D'OR[Fr.] ile/||/<> BUCEPHALA CLANGULA[Lat.] ile/||/<> SCHELLENTE[Alm.] ile/||/<> ALTINGÖZ
( Kuşlar Aves sınıfının kazlar Anseriformes takımının ördekgiller Anatidae familyasından irili ufaklı göllerde nehirlerde göç zamanı denizlerde toplu hâlde bulunan yalnız Karadeniz sahillerinde kışlayan bir dalıcı ördek türü Altın gözlü ördek )
( GOLDENEYE )
( GARROT À OEIL D'OR )
( SCHELLENTE )
( BUCEPHALA CLANGULA )
- GOLDFINCH[İng.] ile/||/<> CHARDONNORET[Fr.] ile/||/<> CARDUELIS CARDUELIS[Lat.] ile/||/<> STIEGLITZ[Alm.] ile/||/<> SAKA[Ar. < SAKKÂ | AR. < ṢAʿKA]
( Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının ispinozgiller Fringillidae familyasından 13 cm kadar uzunlukta sırtı kahverengi karnı ve kuyruğu beyaz yüzü kırmızı kanatları kara olan Avrupa Kuzey Afrika ve Sibiryada ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür )
( GOLDFINCH )
( CHARDONNORET )
( STIEGLITZ )
( CARDUELIS CARDUELIS )
- GOLDSCHMIDT'S LAW[İng.] / LOI DE GOLDSCHMIDT[Fr.] / GOLDSCHMIDTSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GOLDSCHMİDT YASASI
- GÖLE ile/||/<> ...
- GÖLEK ile/||/<> KÜÇÜK SU BİRİKİNTİSİ, GÖLCÜK
( küçük su birikintisi gölcük göl e k küçültme eki Yapı bakımından yolak keçi yolu küçük geçit türevine benzer yolak )
- GÖLET ile FİLET
( ... İLE Sığ su. )
- GOLF[Fr. < GOLF] ile/değil/yerine/=/||/<> GOLF
( golf pantolon Çimenlerle kaplı açık geniş bir alanda ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun )
- GÖLGE BALIĞI ile/||/<> GÖLGE BALIĞI
( anlamdaş minakop Umbrina cirrhosa Kemiklibalıklar Teleostei takımının gölgebalığıgiller Sciaenidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 5070 cm Atlantik Okyanusu Akdeniz ve aradenizde yaşar Thymallus thymallus Kemiklibalıklar Teleostei takımının alabalıkgiller Salmfonidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2050 cm Sırt yüzgeci büyüktür Av balığı olarak çok aranır Avrupada sazlıklarda ve hızlı akan derelerde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının gölge balığıgiller Sciaenidae familyasından 5070 cm kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür )
( UMBRINA | GRAYLING )
( OMBRINE | OMBRE )
( SCHATTENFISCH | AESCHE )
( UMBRINA CIRRHOSA | UMBRINA CIRROSA )
( OMBRINA )
( ΜΥΛΟΚΌΠΙ / μυλοκόπι )
- GÖLGE BALIĞI ile/||/<> MİNAKOP
( (anlamdaş. minakop, Umbrina cirrhosa) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının gölge-balığıgiller(Sciaenidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 50-70 cm. Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve aradenizde yaşar. @@ (Thymallus thymallus) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının alabalıkgiller (Salmfonidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 20-50 cm. Sırt yüzgeci büyüktür. Av balığı olarak çok aranır. Avrupada sazlıklarda ve hızlı akan derelerde yaşar, @@ Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, gölge balığıgiller (Sciaenidae) familyasından, 50-70 cm kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür. )
( UMBRINA | GRAYLING~BROWN MEAGRE )
( OMBRINE | OMBRE~CORB )
( UMBRINA CIRRHOSA | UMBRINA CIRROSA~UMBRINA CIRROSA )
( SCHATTENFISCH | AESCHE~UMBERFISCH )
( OMBRINA~CORVO DI MARE )
( ΜΥΛΟΚΌΠΙ / μυλοκόπι~ΜΥΛΟΚΌΠΙ / μυλοκόπι )
- GÖLGE BALIĞIGİLLER ile/||/<> GÖLGE BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçtiler Acanthopterygii alt takımından türlerinin çoğu denizlerde yaşayan bir familya Kemikli balıklardan dikenli yüzgeçliler Actinopterygii alt sınıfından türlerinin çoğu denizlerde yaşayan bir familya )
( SCIAENIDS )
( SCIAENIDÉS )
( UMBERFISCHE )
( SCIAENIDAE )
- GÖLGE:
BENİMLE ile/değil BENSİZ
- GÖLGE ile/ve/||/<> DUVARA YASLANMIŞ GÖVDE
- GÖLGE ile EĞLEK
( ... İLE Öğle sıcağında, sürünün dinlendiği gölgelik. | Yolcuların, geceyi geçirdiği yer, han, konak. )
- GÖLGE ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/< GÖVDE
( Gölgeyi takip edersen güneşi de bulursun! )
( Gölgeni göremiyorsan, gölgeye kaç! )
( "Bilgi/episteme(loji)". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/< Varolan/onto(loji). )
( [not] SHADOW vs./and/=/||/<>/ BODY instead of SHADOW )
(1996'dan beri)