Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 125.132 başlık/FaRk ile birlikte,
125.132 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(446/502)


- TENHADA ile/ve/||/<> KALABALIKTA

( Dayılığın. İLE Affı olmaz. )


- TENHALAŞMAK ile TENHA/LIK ile TENHACA


- TENHEL ile ...

( Defne ağacı. )


- TENHİYE[Ar.] ile İZÂLE[Ar.]


- TENİA[Fr. < TÉNIA] ile/değil/yerine/=/||/<> TENYA

( sığır tenyası Şeritgillerden vücudu yassı birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı şerit sığır tenyası sığır şeridi abdestbozan )


- TENİN:
"BESLENMESİ" ile/ve/<> DESTEKLENMESİ

( İçeriden. İLE/VE/<> Dışarıdan. )


- TENİS ile/||/<> ALAN TOPU


- TE'NÎS[Ar. < ÜNÛSET] ile TE'NÎS[Ar. < ÜNS] ile TEN'ÎŞ[Ar.]

( Bir sözcüğü, dişil kılma. İLE Alıştırma/alıştırılma, mûnis kılma. İLE Yukarı kaldırma. | Sürçüp düşen kişiye kalkması için dua etme. )


- TENİS ile TENİSÇİ/LİK ile TENİS KORTU ile TENİS SAHASI ile TENİSÇİ DİRSEĞİ


- TENKÂR | BORAKS[Fr. < BORAX] ile/||/<> SODA

( Na2B4O7.10 H2O; doğal sodyum borat. (Cam, emaye, çömlekçilik ürünleri, temizleyiciler, roket yakıtları ve böcek öldürücülerin yapımında kullanılır.) @@ (kimya) )

( BORAX, TINCAL | SODA ASH~SODA ASH | CARBONATED WATER )

( BORAX | SOUDE~SOUDE )

( BORAX | WASSERFREIE SODA~WASSERFREIE SODA )

( BORACE~SODA )

( ΒΌΡΑΚΑΣ / βόρακας~ΣΌΔΑ / σόδα )


- TENKÂR | BORAKS ile/||/<> BORAKS[Fr. < BORAX]

( Na2B4O7 10 H2O doğal sodyum borat Cam emaye çömlekçilik ürünleri temizleyiciler roket yakıtları ve böcek öldürücülerin yapımında kullanılır kimya )

( BORAX, TINCAL | SODA ASH )

( BORAX | SOUDE )

( BORAX | WASSERFREIE SODA )

( BORACE )

( ΒΌΡΑΚΑΣ / βόρακας )


- TENKİDÎ[Ar. < TENḲĪDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEŞTİREL


- TENKİDİ[Ar.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİRİLİ, ELEŞTİRMELİ


- TENKÎH[Ar. < NİKÂH çoğ. TENKÎHÂT] ile TENKİH[Ar. çoğ. TENKİHÂT]

( Nikâh etme/edilme, nikâh kıyma/kıyılma, evlendirme, evlendirilme. İLE Bir şeyin fazla ve gereksiz bölümlerini çıkartıp düzeltme, ayıklama, arıtma. | Hububatın taşını, toprağını ayıklama. | Me'mur maaşlarından indirme. )


- TENKİH ile TAHRİR


- TENKİL[Ar. < TENḲĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİL

( uzaklaştırma Herkese örnek olacak bir ceza verme Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma )


- TENKÎL[Ar. çoğ. TENKÎLÂT] ile TENKÎR[Ar. < NEKR | çoğ. TENKÎRÂT]

( Uzaklaştırma. | Örnek olacak bir ceza verme. | [birini] Tepeleme. İLE Bilinmeyecek, tanınmayacak duruma getirme. | Bir adı, nekre yapma.[Harf-i tarifsiz, elif-lâm'sız kullanma.] )


- TENKİS[Ar. < TENḲĪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİLTME


- TENKİS[Ar. < NÜKS] ile TENKÎS[Ar. < NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ[Ar.]

( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )


- TENKİSAT[Ar. < TENḲĪṢĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİSAT

( Eksiltmeler )


- TENKİT, KRİTİK | ELEŞTİRME ile/||/<> ELEŞTİRMEK

( Bir görüş kanı ya da verinin yargılanarak çözümlenmesi Bir sanat eserini inceleyip değeri hakkında hüküm vermek ELEŞTİRME Tenkid Critique ELEŞTİRİMLİ Tenkidî Critique ELEŞTİRİCİ ELEŞTİRMEN Münakkid Auteur critique Eleştirmek iyice elemek Tenkid ve intikad da akçanın züyuf ve kemterini sçip öğürtlemek anlamınadır )

( CRITIQUE )

( CRITIQUER )


- TENKİT[Ar. < NAKT] ile TENKİT[Ar.] ile TENKİD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]

( Noktalama. | Tümce içinde, noktalamaları kullanma. İLE Temizleme, fenâsını atma. İLE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )

( ... vs. ... vs. CRITIQUE )

( ... avec ... avec CRITIQUE )


- TENKİT[Ar. < TENḲĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> ELEŞTİRİ | ELEŞTİRİ

( eleştiri eleştiri )


- TENKİT(MUAHEZE) ile ELEŞTİRİ

( Olumsuz eleştiri. İLE Hem olumlu, hem olumsuz olabilir. )


- TENKİT[Ar. < TENḲĪṬ] ile/değil/yerine/=/||/<> NOKTALAMA


- TENKİT ile SAPTAMA/BELİRTME


- TENKİT ile/ve/<> ŞİKÂYET


- TENKİT[Ar.] ile/değil/yerine/>< TAKDİR[Ar.]


- TENKİT ile TENKİTLİ ile TENKİTÇİ/LİK ile TENKİTSİZ


- TENKİT ile/ve/<> TENKIYE[< NAKY]

( Temizleme, fenâsını atma. İLE/VE/<> Ayıklayıp temizleme. | Kalın bağırsağa su verme ve bu iş için kullanılan araç.[HUKNE: Şırınga.][İHTİKAN | Fr. LAVMAN] )


- TENKİT ile VERYANSIN


- TENKİTÇİ, MÜNEKKİT ile/||/<> CRITIQUE[Fr.] ile/||/<> KRITIKER[Alm.] ile/||/<> ELEŞTİRİCİ

( Resim Heykel Mimarlık Eleştiri yazan kişi )

( CRITIQUE )

( KRITIKER )


- TENKİYE[Ar. < TENḲİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENKİYE

( Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme Bu iş için kullanılan araç )


- TENNİS[Fr. < TENNIS] ile/değil/yerine/=/||/<> TENİS

( tenis kortu tenis sahası ayak tenisi futbol tenisi masa tenisi Ağ ile ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları çeldikleri topu belli kurallara göre karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun alan topu )


- TENNUR[Ar. < TENNŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TANDIR

( tandır alevi tandır böreği tandır çorbası tandır çöreği tandır ekmeği tandır kebabı tandırname Yere çukur kazılarak yapılan bir fırın türü Bazı yerlerde kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen )


- TENNURE[Ar. < TENNŪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENNURE

( Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz yakasız yırtmaçlı beli kırmalı uzun ve geniş giysi )


- TENNURNAME[Ar. < TENNŪR + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> TANDIRNAME

( Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap )


- TENOR/TENORE[İt. < TENORE] ile/||/<> MEZZOSOPRANO/MEZZOSOPRANO[İt. < MEZZOSOPRANO]

( En tiz erkek sesi Sesi böyle olan şarkıcı sanatçı )


- TENOR[İt.] ile/değil/yerine/= İNCE SES


- TENOR ile/||/<> TENOR[İt. < TENORE]

( Tiz açık erkek sesi Tiz açık erkek sesi )

( TENOR )

( TÉNOR )

( TENOR )

( TENORE )


- TENORE[İt. < TENORE] ile/değil/yerine/=/||/<> TENOR

( En tiz erkek sesi Sesi böyle olan şarkıcı sanatçı )


- TENOTOMY[İng.] ile/değil/yerine/= TENOTOMİ

( Vücuttaki tendonlardan birindeki ağrıyı tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında "tendon bölünmesi" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEN-PEREST[Fars.] ile TEN-PERVER[Fars.]

( Gövdesini, kendini seven. Gövdesine çok dikkat eden. İLE Kendini beslemeye, rahatına düşkünlük. )


- TENREK ile ...

( Memeli bir hayvan. )


- TENS/TRANSKÜTANÖZ ELEKTRİKSEL SİNİR STIMÜLASYONU TRANSCUTANEOUS ELECTRICAL NERVE STIMULATION[İng.] ile/değil/yerine/= DERIDEN ELEKTRİKSEL SİNİR UYARIMI


- TEN/SEL ile/ve/değil/<> TİN/SEL


- TEN[Fars.]/SEL ile/ve/<> TİN/SEL ile/ve/<> TİN

( Ten, tinin zemini olamaz. )

( Giysi tenden, ten de candan habersiz! )

( Nedeni dışarıda olan. İLE Nedeni ve ereği/amacı kendinde olan. )

( Gövdenin dış yüzü, deri, cilt. | Gövde, vucut, beden. İLE/VE/<> İnsanın ve insanlığın toplam değeri, birikimi. )


- TENSÎK[Ar. < NESAK] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME, DÜZELTME, YOLUNA KOYMA


- TENSİK ile/||/<> SIRALAYIŞ

( Sıra ile anlatılacak nesneleri ya yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan uykarıya düzgünce sıralama )


- TENSİK[Ar. < TENSĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİK

( Düzenleme düzeltme yoluna koyma )


- TENSİKAT[Ar. < TENSĪḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİKAT

( Düzen vermeler düzenlemeler Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri )


- TENSİL[Ar. < TENSĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> TENSİL

( tensil sahası Ağacın düşen yapraklarını toplayıp dibine gömme )


- TENSİL ile TENSİL SAHASI


- TENSILE STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= GERILIM GÜCÜ


- TENSILE STRES/TENSILE STRESS[İng.] ile/değil/yerine/= GERILIM DİRENCİ


- TENSILE[İng.] ile/değil/yerine/= GERILIM


- TENSİP[Ar. < TENSĪB] ile/değil/yerine/=/||/<> YARAŞTIRMA


- TENSİP[Ar.] ile/değil/yerine/= UYGUN BULMA, YARAŞTIRMA


- TENSÎR[Ar. < NESR] ile TENSÎR[Ar. < NASRÂN]

( Saçma, serpme. | Nazmı, nesre dönüştürme. İLE Birini Hristiyan yapma. )


- TENSOR PRODUCT ile/||/<> DİRECT SUM

( Tensor product ⊗ etkileşim İLE direct sum ⊕ bağımsız. )

( Formül: Interaction İLE independence )


- TENSOR[İng.] / TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENSÖR


- TENSÖR ile/||/<> VEKTÖR

( Çok indisli, iki ya da daha çok yönü ilişkilendiren niceliktir; koordinat dönüşümünde her indis ayrı kurala göre dönüşür. Gerilme ve atalet nesnesi örnektir. @@ Tek indisli niceliktir; büyüklük ve yön taşır, dönüşümde tek kural işler. Birinci mertebeden olan biçimidir, yani ikincisi ilkinin özel bir durumudur. )

( Formül: T_ij ~ V_i )


- TENŞUR[Fars. < TENŞŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TENEŞİR

( teneşir horozu teneşir kargası teneşir tahtası Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahta salacak teneşir tahtası )


- TENTE[İt. < TENDA] ile/||/<> ...

( gemilerde güneş ve yağmurdan korunmak için yelken bezinden yapılmış örtü genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez naylon vb nden yapılmış örtü İtal tenda awning Bütün Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır tiende EFr tende KAfrika tenda Cezayir tinda Mısır tanda tenda Irak tente R τέντα )

( TENDA )


- TENTE[İt. < TENDA] ile/değil/yerine/= GÖLGELİK


- TENTE ile TENTELİ ile TENTESİZ ile TENTE GÜVERTESİ


- TENTENE[Fr. < DENTELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> DANTEL


- TENTENE[yerel]/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile KOPANAKİ[Yun.]

( Her türlü iplikle örülen ya da bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü. İLE El ile bir tür dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç. | Bu araç üstünde örülen bir dantel türü. )


- TENTENE/DANTEL[Fr. < DENTELLE] ile SUTAŞI


- TENTENE ile TENTENELİ ile TENTENESİZ


- TENTÜR/TEİNTURE[Fr. < TEINTURE] ile/||/<> TENTÜRDİYOT/TEİNTURE D[Fr. < TEINTURE D'IODE]

( Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç )


- TENTÜR[Fr.] ile/ve/||/<> TENTÜRDİYOT[Fr.]

( Alkolün bir ya da birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilâç. İLE/VE/||/<> Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik ya da sıyrığa sürülen iyot tentürü. )

( TINCTURE OF IODINE )


- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR


- TENUE[Fr.] ile/||/<> TARAZSIZ

( Soluklu bir sesle devam etme özellikleri olmadığı için kapantılı abanıklara denir p sesi ph eye ve bye göre tarazsızdır )

( TENUE )


- TENUE[Fr.] ile/||/<> TUTUŞ

( Ses çıkarmada gerilim ile gevşeme arasındaki ikinci evre )

( TENUE )


- TENVİR[Ar.] ile/değil/yerine/= AYDINLATMA | BİLGİ VERME


- TENVİR[Ar. < TENVĪR] ile/değil/yerine/=/||/<> TENVİR

( aydınlatma Bilgi verme aydınlatma )


- TENVİRAT, IŞIKLANDIRMA | AYDINLATMA ile/||/<> AYDINLATMA

( Sinema TV Alıcının önünde yer alan konunun ya da görünçlüğün ışıklandırılması Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması Bir yerleşim yerindeki konutların konut dışında kalan yapıların genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması Bir sorunun ya da bir kavramın tüm içerimleriyle açıklanması aydınlanma Muayene amacıyla bir organın nesnenin veya boşluğun ışıklandırılması )

( LIGHTING | CLÀRIFICATION | ILLUMINATION )

( ÉCLAIRAGE )

( BELEUCHTUNG, AUSLEUCHTUNG, BELEUCHTUNGSWESEN | SSELEUCHTUNG | BELEUCHTUNG )


- TENVİRAT[Ar. < TENVĪRĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> TENVİRAT

( Aydınlatmalar )


- TENYA ile/||/<> ABDESTBOZAN ile/||/<> SIĞIR ŞERİDİ ile/||/<> SIĞIR TENYASI

( abdestbozan otu )


- TENYA ile/ve EKİNOKOK

( ... İLE/VE Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü. )


- TENYA ile/ve ZÂT-ÜL-HUFEYRE-İ RE'S[Ar.]

( ... İLE/VE Uzunluğu 20 m. kadar olan bir çşit tenya, şerit. )


- TENYADELER | DÛDE-İ HAYTİYYE | ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTLER ile/||/<> ŞERİTGİLLER

( şeritgiller karşılık tenyalar Cestodes kestos kemer Çokgözeli hayvanlardan birincilağızlılar Protostomia filumunun ilkelkurtlar Scolecida dalının yassıkurtlar Plathelminthes sınıfından bir takımı Ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında içasılak olarak yaşarlar Vücutları baş ve boyundan oluşan bir skoleks ile buna eklenmiş bulunan ve proglotis denen bölmelerden yapılmıştır Başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunur Erdişidirler Gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve kabarcıklı kurt sistiserkus denen larva evreleri vardır Sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Çok hücrelilerden Metazoa birincil ağızlılar Protostomia filumunun ilkel solucanlar Scolecida dalının yassı solucanlar Platyhelminthes sınıfından bir takım Ergin hâlde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden yapılmış başta konağa tutunmak üzere çengeller ve çekmenler bulunan er dişi gelişmeleri sırasında kancalı küre onkosfer ve keseli larva sistiserkus evrelerini geçiren sığır tenyası Taenia saginata domuz tenyası T solium köpek tenyası T echinococcus balık tenyası Dibothriocephalus latum iyi bilinen türleridir Tenyalar Platyhelmintes şubesinde bulunan skoleks proliferasyon bölgesi ve strobiladan meydana gelmiş dorsoventral basık sindirim sistemi bulunmayan hermafrodit şerit benzeri uzun yassı ve boğumlu bağırsak asalakları sestodlar Cestoidea sınıfında gerçek şeritleri içeren alt sınıf Eucestoda Cestoda Bu alt sınıfta bulunan türlerin erişkinleri alttan üstten basık genellikle beyaz opak görünüme sahip omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan Archigetes türleri hariç polizoik Caryophyllidea ailesindeki Caryophyllaeus laticeps ve Spathebothriidea ailesineki türler hariç protandrik hermafrodit Dioecocestidae ailesinde bulunan türler hariç uzunluğu 1 mm ile 25 m arasında değişen canlılardır Vücudları genellikle skoleks proliferasyon bölgesi ve birkaç ila dört bin halkadan oluşan strobiladan meydana gelmiştir Erişkinler omurgalıların sindirim sitemi ve ilgili kanallarında parazitlenirken larvalar sistiserkus sönurus hidatit sparganum çeşitli organ ve dokularda bulunabilmektedirler 11 takımın ikisi Pseudophyllidea ve Cyclophyllidea insan ve hayvanlarda parazitlenen türleri içermektedir Düz bir kütikülle örtülü vücudu bölümlere ayrılmış olup insan ve hayvan bağırsaklarında asalaklanan yassı solucanlar sınıfı tenyalar şeritler zooloji )

( TAPEWORMS | CESTODES | STREAKS | TAPEWORMS, CESTODES )

( CESTODES )

( BANDWÜRMES )

( CESTODES )


- TENZİH/TEŞBİH ile BERZAH


- TENZİH ile SELB


- TENZİH ile TAKDİS

( Soyutlayarak yüceltme. İLE Somutlaştırarak yüceltme. )


- TENZİH ile/ve TAKYİD/TAKYİT

( Arılama, kusur kondurmama. | Allah'ın tüm kusurlardan uzak olduğuna inanma. İLE Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama. )


- TENZİH ile TATİL


- TENZİH[Ar. < TENZĪH] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİH

( Kusur ve günahlardan temiz olduğunu söyleme Allah ın bütün kusurlardan eksikliklerden uzak bulunduğuna inanma ve bunu dille söyleme )


- TENZİH ile/ve/||/<> TEŞBİH[< SÜBUH]

( [BATI PARADİGMASIYLA] FELSEFE ile BİLİM )

( TEVHİD: SANAT )

( Görünmezlik âlemi. Saflık âlemi. Nezahet, temizlik, paklık. Ayrılama, uzak tutma. İLE/VE/||/<> Görünürlük âlemi. Mânâyı maddede görmek. Asıl değil ama asıl gibi. Benzetme, benzetilme, benzeti. )

( Sırf tenzîhte kalanlar, Küfür'de, sırf teşbîhte kalanlar ise Şirk 'tedir. Tenzîh ile teşbîh arası, yâni "berzah", insânın kendidir. )

( Hz. Musa. İLE/VE/||/<> Hz. İsa. )


- TENZİH ile/ve/> TEŞBİH ile/ve/> TESBİH ile/ve/> TECRİT ile/ve/> TEFRİK


- TENZİHEN[Ar. < TENZĮHEN] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİHEN

( Tenzih ederek tenzih etmek yoluyla )


- TENZİHİ[Ar. < TENZĮHĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> TENZİHÎ

( Tenzihle ilgili )


- TEŞBİH:
TENZİHSİZ ile/değil/yerine/>< TENZİHLİ

( Şizofrenik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sanat. )


- TENZİHTE, TEŞBİHİ GÖRMEK ile/ve/<> TEŞBİHİ, TENZİHTE GÖRMEK

( İkisi de, birliğe/tevhide getirir. )


- [TENZİH-TEŞBİH ile/ve/> TENZİHTE TEŞBİH, TEŞBİHTE TENZİH] ile/ve/değil/yerine/> HEM TENZİH, HEM DE TEŞBİH | NE TENZİH, NE DE TEŞBİH


- TENZİL[Ar. < TENZĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİRME | AŞAĞILAMA

( tenzilirütbe indirme aşağılama )


- TENZİL[Ar.] ile TENZİH[Ar.]

( İndirme. İLE İndirgeme/benzetme. )


- TENZÎL[Ar. < NÜZÛL | çoğ. TENZİLÂT] ile TENZÎR[Ar.]

( İndirme, azaltma, aşağı düşürme. | Kur'ân-ı Kerîm. İLE Kötü bir haber vererek korkutma. )


- TENZİLÂT | İNDİRİM ile/||/<> İNDİRİM

( Gümrük bildirmeliklerinde yer alan verginin yasanın verdiği yetkiye dayanılarak hükümetçe daha aşağı bir düzeye indirilmesi Bu terim ödün yerine de kullanılmaktadır Konaklı yarışta ön dereceyi alanların düzenleyenlerce açıklanan sayıda zamanlarından belirli ölçüde indirim yapılarak derecelendirilmesi 1 Ederlerde yapılan düşürme 2 Tecimsel belgitleri kırarak üremleri ve belirli bazı giderleri düşüldükten sonra geri kalanını öneli gelmeden ödeme 3 Belgitin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim Devlete ya da bir ortaklığa ilişkin borç belgitlerinin üzerlerinde yazılı değerleri genel satak değerinden yüksek ise aradaki fark 4 Reklam duyuru parasının peşin olarak ödenmesi Fiyatın düşürülmesi Bir kelimenin TÜM ŞEKİL Forme pleine denilen eksiksiz şekli yerine daha kısa bir şeklin İNDİRİMLİ ŞEKİL Forme réduite geçmesi Bu indirim türlü yollardan olabilir Düşme Kısa ad Haddeleme işlemindeki bir geçi ya da işlem sonucu kesit alandaki küçülme olayı )

( REDUCTION | DISCOUNT )

( ABAISSEMENT, RÉDUCTION | BONIFICATION | ESCOMPTE | RÉDUCTION )

( ABNAHME )


- TENZİLAT[Ar. < TENZĪLĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİRİM


- TENZİLAT ile TENZİLATLI ile TENZİLATSIZ


- TENZİLİRÜTBE[Ar. < TENZĪL + RUTBE] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜTBE İNDİRİMİ


- MERKEZCİLİK:
TEO ile/ve/<>/> HOMO ile/ve/<>/> ETNO ile/ve/<>/> GEO ile/ve/<>/> EGO ile/ve/<>/> ECO


- THEOBROMIN[İng.] ile/değil/yerine/= TEOBROMİN


- TEOGONİ ile/ve KOZMOGONİ ile/ve ANTROPOGONİ ile/ve ESKATOLOJİ(MEAD)


- TEOKRASİ/THEOCRATİE[Fr. < THÉOCRATIE] ile/||/<> TEOKRATİK/THEOCRATİQUE[Fr. < THÉOCRATIQUE]

( Siyasi iktidarın Tanrı nın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal siyasi düzen din erki )


- TEOKRASİ ile/ve/||/<> ARİSTOKRASİ ile/ve/||/<> MONARŞİ ile/ve/||/<> ANARŞİ


- TEOKRASİ ile/||/<> DİN ERKİ


- TEOLOG[Fr. < THÉOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRI BİLİMCİ


- TEOLOJİ:
ATLAS FELEĞİNİN İÇ BÜKEYİ ile/ve AY FELEĞİNİN DIŞ BÜKEYİNİN ARASI/NDAKİ/LER

( THEOLOGY: ATLAS FELEGININ INNER CONCAVE vs./and AY FELEGININ OUTER CONVEX ARASI/NDAKI/LER )


- TEOLOJİ/İLÂHİYAT ile METAFİZİK


- TEOLOJİ[Fr. < THÉOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TANRI BİLİMİ


- TEOLOJİ ile/ve/< KOZMOLOJİ

( Fiziği atlayarak felsefe, kozmolojiyi atlayarak ilâhiyat olmaz! )


- TEOLOJİ ile/ve/||/<>/> METAFİZİK ile/ve/||/<>/> POZİTİVİZM


- TEOLOJİ ile TEOZOFİ ile TEOGONİ

( Tanrıbilim. İLE Tanrı Bilgeliği. )


- TEOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve EPİSTEMOLOJİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ETİK GÜVENLİK ALANI ile/ve ESTETİK GÜVENLİK ALANI


- TEOREM[Fr.] ile/ve/değil/||/<>/< TEORİ[Fr.]

( Kanıtlanabilen bilimsel önerme. | Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin ya da özelliğin bildirimi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kuram. )

( Matematik ya da mantıkta, aksiyomlara ve önceki teoremlere dayanarak kesin olarak kanıtlanmış bir önerme.[Mutlak doğruluğu kanıtlandığından tartışmaya açık değildir.] İLE Bilimsel yöntemle kanıtlanmış, gözlemlerle desteklenen ve geniş bir olgular bütününü açıklayan genel bir çerçeve.[Hipotezden gelişir ve yanlışlanabilir nitelikte olmasına karşın genellikle geniş kabul görür.] )


- TEORİ[Fr. < THÉORIE] ile/değil/yerine/=/||/<> KURAM (ÇOKLU ZEKÂ TEORİSİ, GÜNEŞ DİL TEORİSİ, KOMPLO TEORİSİ)


- TEORİ ile THEORIA

( Varsayımın bir iddia biçimine getirilmesi. İLE Şeyin özünü yakalayacak biçimde bütüne bakmak. )


- KURAM/TEORİ ile/ve ÜTOPYA

( ... İLE/VE Hayalini biçimlendirmek/eğitmek. )

( THEORY vs./and UTOPIA )


- HEIGHT EQUIVALENT OF A THEORETICAL PLATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEORİK TABAKAYA EŞDEĞER YÜKSEKLİK (HETP)


- TEORİK[Fr. < THÉORIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> KURAMSAL


- TEORİK/NAZARİ ile/değil/yerine/= KURAMSAL


- TEORİSYEN[Fr. < THÉORICIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KURAMCI


- TEORİSYEN ile/değil/yerine/= KURAMCI


- TEPE AÇISI ile/||/<> TEPE AŞAĞI ile/||/<> TEPEBAŞI ile/||/<> TEPEBAŞI ile/||/<> TEPE CAMI ile/||/<> TEPEGÖZ ile/||/<> TEPEGÖZLER ile/||/<> TEPE LAMBASI ile/||/<> TEPETAKLA ile/||/<> TEPE TOMURCUĞU ile/||/<> TEPEÜSTÜ ile/||/<> TEPE ÜSTÜ ile/||/<> TEPEDEN AYAĞA ile/||/<> TEPEDEN İNME ile/||/<> TEPEDEN TIRNAĞA ile/||/<> ADA TEPE ile/||/<> DERE TEPE ile/||/<> ŞAHİT TEPE ile/||/<> TANIK TEPE ile/||/<> DALGA TEPESİ ile/||/<> HACET TEPESİ ile/||/<> MIHTEPESİ

( Bir şeyin en üstteki bölümü kaban I Bir yerin bir nesnenin vb nin üstü hizası Birinin yanı başı baş ucu Başın üst kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen çok kez tek başına yamaçları yatık yer biçimi Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri )


- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ


- PEAK VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CRÊTE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE GERİLİMİ


- TEPE | PİK ile/||/<> PIK[İng. < PEAK | İNG. < PIG | İT. < PIC]

( PEAK | PIG )

( PIC )


- TEPE YANGINI ile/ve/||/<>/> GÖVDE YANGINI


- TEPE ile ARAFAT

( ... İLE Hacıların, Yakınlık/Yakınlaşma[Kurbiyet] Bayramı'nın arife günü toplandıkları, Mekke'nin doğusundaki tepe. )


- TEPE ile BECRÂ'[Ar.]

( ... İLE Yüksek yer. )


- TEPE ile BUZLUĞAN

( ... İLE Üzerinde buz eksik olmayan, yüksek dağ tepesi. )


- TEPE ile DİKMEN

( ... İLE Koni biçiminde tepe. )


- TEPE ile DORUK/ZİRVE

( HILL vs. PEAK/SUMMIT )


- TEPE ile GERİŞ

( ... İLE Dağların üst bölümü. )


- TEPE ile HÖYÜK

( ... İLE Tarih boyunca türlü nedenlerle, yıkılan yerleşim bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapıt kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe. | Yayvan toprak tepe. )


- TEPE ile KAÛR/KUMUL/ERG/EKSİBE

( ... İLE Çölde, rüzgârın yığdığı kum tepeleri. )


- TEPE ile KURGAN

( ... İLE İlk Çağ'da, mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe. | Tepe biçiminde mezar. )


- TEPE ile TEPELİ

( CREST vs. CRESTED )

( ستيغ ile کاکلي )

( ستيغ ile KAKELY )


- TEPE ile TEPELİK

( Bir şeyin en üstteki bölümü. | Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. | Birinin yanı başı, baş ucu. | Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. | Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. | Çokgende ya da çok yüzlüde köşelerden her biri. | İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. | Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin ya da yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri. İLE Tepesi çok olan (yer). | Bir yapının ya da bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılan bölüm. | Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık. | Sorguç. )


- TEPE ile YAMAÇ

( HILL vs. HILLSIDE )

( تپه ile تل ile ماهور ile دامنه کوه ile سرازيري تپه )

( TAPEH ile TEL ile MAHOOR ile DAMANEH KUH ile SARAZYRY TAPEH )


- TEPE ile/ve YAMAÇ

( ... İLE Dağ ya da tepenin herhangi bir yanı. )


- TEPEDEN İNME ile/||/<> DEUS EX MACHİNE

( deus ex machine )


- TEPEDEN İNME ile/ve/||/<> SONRADAN GÖRME


- TEPEDEN İNME ile TEPEDEN AYAĞA ile TEPEDEN İNMECİ/LİK ile TEPEDEN TIRNAĞA


- TEPEGÖZ ile/||/<> TEPEGÖZ

( Medinekurdunun arakonakçısı tepegözlerin örnek türü küçük kabuklu siklops zooloji )

( OVERHEAD PROJECTOR )

( CYCLOPE )

( CYCLOPS STRENUUS )


- TEPEGÖZ ile TEPEGÖZ ile TEPEGÖZ

( Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen kişi. İLE Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen kişi. İLE Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu. )


- TEPEGÖZ ile TEPEGÖZLER


- TEPELEMEK ile TEPELEME

( Ayakları altında ezmek. | Bozguna uğratmak, hırpalamak, yakalamak, basmak, enselemek. | Kıyasıya dövmek. | Öldürmek. İLE Tepe biçimi verecek ya da kenarlarından taşacak kadar olan, taşacak kadar yığmak/dizmek. )


- TEPELİ AKBABA ile/||/<> TEPELİ AKBABA

( anlamdaş kondor Sarcorhamphus gryphus Kartallar Falconiformes takımının Yenidünyaakbabasıgiller Cathartidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 102 cm Tüyleri kara boynu beyaz olur Uçan kuşların en büyük ve en kuvvetlilerinden biridir Kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının Yeni Dünya akbabasıgiller Cathartidae familyasından 102 cm kadar uzunlukta tüyleri kara boynu beyaz olan uçan kuşların en büyüğü ve en kuvvetlilerinden biri Kondor )

( CONDOR )

( CONDOR )

( KONDOR )

( SARCORHAMPNUS GRYPHUS )


- TEPELİ AKBABA ile/||/<> TEPELİ BÜLBÜL ile/||/<> TEPELİ DALGIÇ ile/||/<> TEPELİ DEVE KUŞU ile/||/<> TEPELİ HOROZ ile/||/<> TEPELİ KÖSTEBEK ile/||/<> TEPELİ PATKA ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU ile/||/<> TEPELİ TAVUK ile/||/<> TEPELİ TOYGAR

( Tepesi olan Başında sorguç hotoz vb bir süs bulunan kuş )


- TEPELİ BÜLBÜL ile/||/<> TEPELİ BÜLBÜL

( Pycnonotus jecosus Ötücükuşlar Passeriformes takımının ArapbüIbülügiller Pycnontidae familyasından bir kuş türü Başında tepeliği vardır Ötücü kuşlar Passeriformes takımının Arap bülbülügiller Pycnonotidae familyasından başında tepeliği olan bir tür )

( BULBUL )

( BULBUL )

( BÜLBÜL )

( PYCNONOTUS JECOSUS )


- TEPELİ DALGIÇ ile/||/<> ELMABAŞ


- TEPELİ DALGIÇ ile/||/<> TEPELİ DALGIÇ

( anlamdaş elmabaş Podiceps cristatus Dalgıçkuşları Pygopodes takımının yumurtapiçigiller Podicipedidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 66 cm Başında kara tüylerden yapılmış bir tepelik vardır Bütün dünyaya yayılmıştır Sazlık göllerde yaşar bahri tepeli dalgıç )

( GREAT CRESTED GREBE )

( GRÉE HUPPÉ )

( HAUBENTAUCHER )


- TEPELİ DEVE KUŞU ile/||/<> TEPELİ DEVE KUŞU

( Casuarius emeu Tepelidevekuşları Casuarii takımının tepelidevekuşugiller Casuariidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 180 cm Başı ve boynu çıplaktır Yeni Ginaede sürüler halinde gezer Kuşlar Aves sınıfının tepeli deve kuşları Casuariiformes takımından Yeni Gine ve Avustralya ormanlarında sürüler hâlinde yaşayan Afrika deve kuşundan biraz daha küçük tüyleri dikene benzeyen baş ve boynu çıplak uçamayan fakat hızlı koşabilen bir tür )

( CASSOWARI | CASSOWARY )

( CASOAR )

( HELMKASUAR )

( CASUARIUS CASUARIUS )


- TEPELİ KÖSTEBEK ile/||/<> TEPELİ KÖSTEBEK

( Condylura cristata Böcekçiller İnsectivora takımının köstebekgiller Talpidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 2 kuyruğu 9 cm Kuzey Amerikada toprak altında yaşar Böcekçiller Insectivora takımının köstebekgiller Talpidaee familyasından 20 cm kadar uzunlukta 9 cm kadar kuyruğu olan Kuzey Amerikada toprak altında yaşayan bir tür )

( STAR-NOSED MOLE | STAR NOSED MOLE )

( CONDYLURA )

( STERNMULL )

( CONDYLURA CRISTATA )


- TEPELİ TARLA KUŞU ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU

( Galerida cristata Ötücükuşlar Passeriformes takımının tarlakuşugiller Alaudidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 18 cm Sırtı külkahverengi karnı beyazkülrengi olur Avrupa ve Asya ve Kuzey Afrikada tarlalarda yaşar tepeli toygar )

( CRESTED LARK )

( COCHEVIS HUPPÉ )

( HAUBENLERCHE )


- TEPELİ TAVUK ile/||/<> TEPELİ TAVUK

( Opisthocomus hoazin Tavuksular Galliformes takımının tepelitavukgiller Opisthocomidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 62 cm Güney Amerikada yaşar Ağaçlara tırmanır Tavuksular Galliformes takımının tepeli tavukgiller Opisthocomidae familyasından 62 cm kadar uzunlukta Güney Amerikada yaşayan ağaçlara tırmanan bir tür )

( HOATZIN )

( HOAZIN )

( SCHOPFHUHN )

( OPISTHOCOMUS HOAZIN )


- TEPELİK ile/||/<> TEPELİK

( I Kadın fesinin tepesindeki gümüş süs Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta II Oba evinin üstündeki keçe Kızılca Bor Niğde )


- TEPETAKLA | TEPETAKLAK ile/||/<> TEPELEME | TEPELEMESİNE ile/||/<> TEPELİ TARLA KUŞU | TEPELİ TOYGAR


- TEPETAKLA ile TEPETAKLAK


- TEPHİR | BUHARLAŞTIRMA ile/||/<> BUHARLAŞTIRMAK ile/||/<> BUHARLAŞTIRMA

( Bir sıvıyı gaz evreye geçirme işlemi buğulaştırmak Sıvı radyoaktif artıkların radyoaktif olmayan bileşenlerinin buharlaştırılması sonucu geriye kalan yoğunlaştırılmış radyoaktif madde miktarının hacimce küçültülmesi Herhangi bir bileşiğin içerisindeki sıvı bileşenlerinin uzaklaştırılmasıyla yoğunluğunun artırılması işlemi )

( EVAPORATION | VAPORIZATION )

( ÉVAPORATION )

( VERDAMPFUNG )


- TEPHİR CİHAZI ile/||/<> EVAPORATOR[İng.] ile/||/<> APPAREIL À CONCENTRER[Fr.] ile/||/<> EINDAMPFER[Alm.] ile/||/<> BUHARLAŞTIRICI

( Sıvıların buharlaştırmasında kullanılan aygıt )

( EVAPORATOR )

( APPAREIL À CONCENTRER )

( EINDAMPFER )


- TEPHİR[Ar.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA


- TEPHİRHANE[Ar. < TEBḪĪR + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> BUĞUEVİ


- TEPİ ile/||/<> İÇTEPİ ile/||/<> İTKİ


- TEPIDARIUM[Fr.] ile/||/<> TEPIDARIUM[Alm.] ile/||/<> ILIKLIK ile/||/<> HYPOCAUSTE[İng.] ile/||/<> HYPOCAUSTE[Fr.] ile/||/<> HYPOCAUSTUM[Lat.] ile/||/<> HYPOCAUSTUM[Alm.] ile/||/<> CEHENNEMLİK

( Mimarlık Roma hamamlarında soğuk sulu bölüm ile sıcak sulu bölüm arasında bulunan yer a cehennemlik külhan sıcaklık soğukluk Mimarlık Hamamların ısıtılması için döşeme taşları altında sıcak hava ve dumanın geçtiği yol a dühenk )

( TEPIDARIUM )

( TEPIDARIUM )


- TEPİK ile/||/<> TEPİK

( İçinde bulgur et soğan biber bulunan bir kızartma yemeği Yürüyüşte adımın yere basışı sırasında arka bacaklardan bir veya her ikisinin ani ve şiddetli olarak bilinç dışı bükülerek yukarı kalkması )

( HARPER )


- TEPİLMEK ile TEPİNMEK ile TEPİŞMEK ile TEPİKLEMEK ile TEPİRLEMEK ile TEPİNDİRMEK ile TEPİ ile TEPİK ile TEPİR ile TEPİŞ


- TEPİNMEK ile/ve/<> DİDİNMEK

( Ayaklarını hızla yere ya da bir şeye üst üste vurmak. | Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak. | Gürültü etmek. | Direnmek. İLE/VE/||/<> Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak. )


- TEPİR ile/||/<> ...

( tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan kıldan veya kamıştan yapılmış büyük elek tapur wooden tray )

( T )


- REACTANT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKEN


- TEPKİ GÖSTERMEK ile/ve POSTA KOYMAK


- TEPKİ NORMU[İng. REACTION NORM] ile/||/<> FENOTİPİK ESNEKLİK[İng. PHENOTYPIC PLASTICITY]

( Bir genotip tarafından gösterilen fenotipik esneklik şablonudur. @@ Genotipe bağlı olarak oluşan fenotipin, çevresel etmenlerin etkisiyle çeşitlilik göstermesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TEPKİ (OLARAK) ile/değil/yerine KATKI (OLARAK)


- TEPKİ (VERMEK) ile/ve/değil/yerine GERİBİLDİRİM

( AKS-ÜL-AMEL ile/ve/değil/yerine ... )

( [not] REACTION vs./and/but FEEDBACK
FEEDBACK instead of REACTION )


- TEPKİ VERMEK ile TEPKİ GÖSTERMEK

( RESPOND vs. REACT )


- TEPKİ ile/ve/değil DEĞERLENDİRME

( [not] REACTION vs./and/but EVALUATION )


- TEPKİ ile/ve/||/<> DİŞ GÖSTERMEK


- TEPKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞAVURUM


- TEPKİ ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNMEK

( vs./and/||/<>/but/< TO THINK
TO THINK instead of REACTION )


- TEPKİ ile "KARŞI DURMAK"


- TEPKİ ile/ve/değil TEDİRGİNLİK


- TEPKİ ile/>< TEPKİ BOZUKLUĞU SENDROMU

( ... İLE/>< Beyin rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan, tepki ve yanıt verme gibi yetileri aşırı derecede etkileyen bir sendrom. )

( REACTION vs./>< SPATIAL NEGLECT )


- TEPKİ ile TEPKİME

( vs./and/||/<> REACTION )


- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TESPİT

( [not] REACTION vs./and/but TO DETERMINE
TO DETERMINE instead of REACTION )


- TEPKİ ile TETİKLENME


- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM

( [not] REACTION vs./and/but ATTITUDE
ATTITUDE instead of REACTION )


- TEPKİ ile/ve/değil/yerine TUTUM

( [not] REACTION vs./and/but ATTITUDE
ATTITUDE instead of REACTION )


- TEPKİ ile/değil/yerine/>< YANIT

( "Tepki" mi, yanıt mı?

Restoranın birinde, bir gün, aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.

Kadın, korkudan çığlık atmaya başladı.

Titreyen seleniyle ve panikle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.

Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu yerdeki kişiler de paniklemişti.

Kadın, sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken... Başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.

Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra başka bir kadındaydı.

Garson, hemen imdatlarına koştu.

Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.

Garson, dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamam böceğinin davranışlarını gözlemledi.

Kendine yeterince güvendiğini gördüğünde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı çıkardı.

Curcunayı izlerken, zihnimde birkaç düşünce oluştu ve merak etmeye başladım. Kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamam böceği mi sorumluydu?

Eğer öyleyse neden garson rahatsız olmadı?

Durumu, mükemmele yakın bir biçimde, hiçbir kargaşa çıkarmadan çözümledi ve çözdü.

Buna neden olan, hamam böceği değildi. Hamam böceğinin neden olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek beceriyi göstermemesiydi. Onları bu denli rahatsız eden buydu.

Fark ettim ki, babamın, karımın/kocamın ya da patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden. Bana bağırmalarıyla başlayan rahatsızlığımla başa çıkamamam ya da başa çıkmaya çalışmamamdı.

Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden. Trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu çözemeyecek olmamdı.

Yaşamımdaki kargaşayı yaratan neden, sorunun kendinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.



Öyküden çıkarılabilecek bazı dersler:

Anladım ki, yaşamdaki olaylara doğrudan ve ani tepki vermemeliyim. Onun yerine, olaylara ve durumlara yanıt vermeliyim.

Kadınlar, hamam böceğine tepki verirken, garson ise yanıt verdi.

Tepkiler, içgüdüsel olarak gösterilen "davranışlarken", yanıtlar ise etraflıca düşünülerek oluşturulmuş tutumlardır.

YAŞAMI anlamanın çok daha iyi ve kolay yolu.

MUTLU olan biri, yaşamındaki her şeyin yolunda olmasından dolayı mutlu değildir.

MUTLU olmasının nedeni, yaşamındaki olaylara karşı tutumunun gereken ve isabetli olmasıdır. )

( [not] REACTION vs./but/>< RESPONSE
RESPONSE instead of REACTION )


- [ne yazık ki]
"TEPKİ" ile/değil/></< YANIT VEREMEMEK

( Yanıt veremeyen, tepki verir. )


- REACTANCE COIL[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL BOBİNİ


- REACTANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL DÜŞÜMÜ


- REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİL


- REACTOR[İng.] / RÉACTEUR[Fr.] / REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİLEŞİM, REAKTÖR


- TEPKİLİ | AYIRAÇ | REAKTİF ile/||/<> REAKTİF ile/||/<> REAKTİF[Fr. < RÉACTIF]

( Tepki oluşturan )

( REACTIVE )

( RÉACTIF )


- REACTION ORDER[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME DERECESİ


- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI


- REAKTIONSENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİSİ


- THRESHOLD OF REACTION[İng.] / SEUIL DE RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME EŞİĞİ


- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI


- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI


- REACTION MECHANISM[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME MEKANİZMASI


- REACTION PROFILE[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİME PROFİLİ


- RÉACTION (D'UN RÉACTEUR)[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME (TEPKİLEŞİM)


- REACTION[İng.] / RÉACTION[Fr.] / REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME


- TEPKİME ile TEPKİMELİ


- TEPKİMEK ile TEPKİ ile TEPKİN/LİK ile TEPKİLİ/LİK ile TEPKİSEL ile TEPKİSİZ/LİK ile TEPKİLİ UÇAK ile TEPKİSEL DAVRANIŞ


- INITIAL RATE OF A REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİMENİN İLK HIZI


- TEPKİME/REAKSİYON HIZI ile TEPKİME/REAKSİYON MEKANİZMASI

( Kimyasal tepkimenin gerçekleşme hızı. İLE Kimyasal tepkimenin adım adım gerçekleşme yolu. )


- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM


- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN


- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM


- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ


- RÉACTION CINÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN TEPKİME


- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK


- TEPKİSELLİK ile/değil/yerine İKNÂ


- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine İNANDIKLARINDAN VAZGEÇMEMEK


- TEPKİSELLİK ile/ve/değil/yerine SICAĞI SICAĞINA


- TEPKİSİZLİK ile/ve/<> HAZIR-YANITLI OLAMAMA KAYGISI


- TEPKİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< SİLAHSIZLANMA


- TEPME ile/||/<> ...

( İçinde yağ salça gibi besi maddeleri saklanan çömlek Kemalpaşa İzmir )


- TEPSİ MANTISI ile/||/<> KAHVE TEPSİSİ

( Fincan tabak bardak vb şeyleri taşımaya yarayan derinliği olmayan türlü büyüklükte düz kap İçinde börek tatlı vb pişirmeye yarayan az derin geniş düz kap Bu kap biçiminde olan Bir kabın alabileceği miktarda olan )


- TEPSİ ile/değil EVSECEK

( Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap. | İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap. | Bu kap biçiminde olan. | Bir kabın alabileceği miktarda olan. İLE/DEĞİL Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan, budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi. )


- TEPSİ ile SİNİ


- TEPSİ ile/||/<> TEPSİ

( Marangozların kullandığı planya aygıtının ağaç kesen kısmı Aksaray Niğde tepşi ağaçtan oyulmuş tekne Blk tepşek tabak tepşek Alt tepşi töpşü içine pişmiş et koymaya yarayan tahta kap büyük kap Tel tepşi tepçi tepsi tipsi büyük kap içine pişmiş et koymaya yarayan tahta kap tahta tekne Orta Türkçede tewsi tepsi sofra olarak geçer Eski Kıpçakçada ise tepsi biçimi kullanılır Çinceden geldiği anlaşılıyor Farsçadan alındığı yolundaki sav sağlam bir dayanaktan yoksundur Kâşgarlı Mahmudun tanıklığına göre Türkçeye tewsi olarak geçmiştir Moğollar tebsi biçimini Türklerden almışlardır Çağdaş diyalektlerin büyük bir bölümünde kullanılan tepşi tepçi gibi biçimlerin ise Moğolcadan geldiği açıktır Balkarca ve Nogayca gibi diyalektlerde geçen tepşek biçimi yapı bakımından düşündürücüdür Farsça tabşī biçimi Moğolcadan Arapça tabsī ṭabsī biçimi ise Türkçeden alınmıştır Littmann Tschudi Arm 114 71 Balkan dillerinde Türkçe bir alıntı olarak geçer Arn tepsi R ταψὶ tepsija Srp tèpsija tèvsija tepsi tepsia tepszia Rum tipsie )

( TRAY )

( TEPŞI[Krg.]~TEPŞEK[Nog.]~TEPŞI[Alt.]~TÖPŞÜ[Alt.]~TEPŞI[Tel.]~TEPÇI[Tel.]~TEPSI[Sag.]~TIPSI[Sag.] )


- TEQUİLA[İng. < TEQUILA] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKİLA

( Sert bir Meksika içkisi )


- TER BEZİ ile/||/<> ALIN TERİ ile/||/<> AYAK TERİ ile/||/<> ECEL TERİ

( Derinin gözeneklerinden sızan kendine özgü bir kokusu olan yapışkan renksiz tuzlu sıvı arak I )


- TER BEZİ ile/||/<> TER BEZİ

( Memeli hayvanların derilerinde bolca her yöne dağılmış bulunan ve ter salgılayan apokrin tip bezler Memeli hayvanların derilerinde her tarafa dağılmış olarak bulunan bükülmüş tüp şeklinde merokrin ektin ve apokrin tüp salgılama yapan salgı yapan kısmın etrafı kassı epitel hücreleri ile çevrelenmiş koyu hücreler sitoplâzmasında glikoprotein granülleri olan ve açık hücreler sitoplâzmasında glikojen granülleri bol olan şeklinde iki hücre tipine sahip salgısında su sodyum klorür üre ürik asit amonyak ve çok az protein bulunan deri yüzeyinde buharlaşarak vücut sıcaklığının dengelenmesini sağlayan teri salgılayan bez )

( SWEAT GLAND )

( GLANDE SUDORIPARE )

( SCHWEISSDRÜSE )


- TER KOKUSU ile KOLTUKALTI KOKUSU

( Koku koltukaltından geliyorsa, "koltukaltın kokuyor" ya da "koltukaltından koku geliyor" demek gerekir. "Kokuyosun!" ya da "Ter kokuyosun! / Terlemişsin sen!" denilmez! )

( PERSPIRATION SMELL/STINK vs. ARMPIT SMELL/STINK )


- TER KOKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TEN KOKUSU


- ter.[Lat. < TERE] ile/değil/yerine/= SÜR, OV


- TER ile/||/<> TER

( Büyük heybe Boğaz Susuz Kars ter bezi Eski kaynaklarda der biçimi de geçer Az tǝr der ter tir tir ter ter ter ter Alt Tel Kuğ Kzl Küer ter der tar Eski çağlardan başlayarak kullanılır Uygurcada ter olarak geçer Orta Türkçede tēr biçimi göze çarpar Eski Kıpçakçada ter olarak kullanılır Eski ve yeni diyalektlerde ücret olarak da kullanılır Ter ve ücret anlamları arasındaki ilişki açık ve doğaldır Buna benzer birçok örnek vardır Örn Moğolca kölesün ter olarak kullanılır Ancak Türkçe ter gibi Moğolca kölesün de ücret olarak geçer Yakutça kölöhün ter olarak Moğolcadan alınmıştır Kałużynski ME 82 Räsänen V 289a )


- -TER[Fars.] ile TER[Fars.]

( Üstünlük[Tafdîl] ve abartı[mübalaga] ilgeci[edatı] olarak sözcüklerin sonuna gelir. [MÜŞKÜL-TER: (en/pek/çok) Müşkül. | NAZİK-TER: (Daha/en/pek/çok) Nazik.] İLE Yaş, ıslak, nemli. | Taze. )


- TERK ile/ve/> HAYIR

( Güç ve hayırlar herkes içindir ve isteyen herkese hazırdır. )

( Dıştaki hiçbir şey bir değer ifade etmediği ve gönül her şeyi terk etmeye hazır olduğu zaman, zihinsel olgunluk düzeyine ulaşılmış demektir. )

( Power and grace are for all and for the asking.
A level of mental maturity is reached when nothing external is of any value and the heart is ready to relinquish all. )

( ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE vs./and/> NO )


- TERA[İng.] / TÉRA[Fr.] / TERA[Alm.] ile/değil/yerine/= TERA


- TERABYTE[İng.] ile/||/<> TERABAYT[İng. < TERABYTE]

( TERABYTE )


- TERABYTE[İng. < TERABYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TERABAYT

( yaklaşık bin cigabayttan oluşan bir belleğin veya verinin boyutunu ifade eden ölçü birimi )


- TERÂHÎ[Ar. < RAHVET] ile TERÂ'İ[Ar.]

( Gevşetme. Bir işte gevşeklik gösterme. | Geri çekilme, geri durma. | Gecikme. İLE Otlama, çayıra çıkma. )


- TERAKKİ[< RAKY] ile ...

( YUKARI KALKMA, YÜKSELME | İLERLEME | HALLERDE, MAKAMLARDA, BİLGİLERDE İLERLEME )


- TERAKKİ[Ar. < TERAḲḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TERAKKİ

( İlerleme yükselme gelişme ilerleme )


- TERAKKİPERVER[Ar. < TERAḲḲĪ + Fars. -PERVER] ile/değil/yerine/=/||/<> İLERİCİ


- TERAKKİPERVER[Ar. + Fars.] ile/değil/yerine/= İLERİCİ


- TERÂKKUS[Ar. < RAKS] ile TERÂKUS[Ar. < RAKS]

( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )


- TERAKÜM | BİRİKME ile/||/<> BİRİKME

( 1 Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi 2 Bir amaç için para biriktirme Bir yapıda kimyasal bileşenlerden birinin belli bir yerde birikerek yapıdaki ortalama yüzdesinden sapma göstermesi olayı Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi akümülasyon )

( ACCUMULATION | SEGREGATION )

( ACCUMULATION | SÉGRÉGATION )

( SEIGERUNG )


- TERAKÜM[Ar. < TERĀKUM] ile/değil/yerine/=/||/<> BİRİKME


- TERÂKÜM[Ar. < RÜKM] ile/değil/yerine/= BİRİKME, YIĞILMA, TOPLANMA


- TERAKÜM ile/||/<> FILLING[İng.] ile/||/<> COMBLEMENT[Fr.] ile/||/<> VERLANDUNG[Alm.] ile/||/<> DOLMA

( Sığ bir göl ya da körfezin dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi )

( FILLING )

( COMBLEMENT )

( VERLANDUNG )