Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 119.425 başlık/FaRk ile birlikte,
119.425 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(305/479)


- MUHYİDDİN ile/değil/yerine/= DİNİ İHYÂ ETMEK/CANLANDIRMAK


- MUHZIR[Ar. < MUHZİR] ile/||/<> ...

( Şerî mahkemelerde ilgililerin kadı önüne gelmelerini sağlayan görevli )


- MUHZIR[Ar. < MUḤŻİR] ile/||/<> MÜBAŞİR

( Şer'î mahkemelerde, ilgililerin kadı önüne gelmelerini sağlayan görevli. )

( ...~BAILIFF )

( ...~HUISSIER )

( ...~APPARITOR )

( ...~GERICHTSDIENER )

( ...~USCIERE )

( ...~ΚΛΗΤΉΡΑΣ / κλητήρας )


- MUHZIR/MUHZİR[Ar. < MUḤŻİR] ile/||/<> MÜBAŞİR/MUBAŞİR[Ar. < MUBĀŞİR]

( İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli )


- MUHZIR[Ar.] ile MÜBÂŞİR[]Ar.]

( İlgililerin, mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli. İLE Mahkemede, duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın buyruklarını bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli. )


- MUHZİR[Ar. < MUḤŻİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUHZIR

( İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli )


- MUİD ile ...

( Medreselerde talebeye dersi tekrar eden öğretmen yardımcısı. )


- MUÎD[Ar. < AVD] ile MUİDD[Ar. < ADD]

( İnzibat teminine memur, muallim yardımcısı. İLE Hazırlayan, îdâd eden. )


- MUİD[Ar. < MUʿĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> MUİT

( Okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse öğretmen yardımcısı )


- MUÎL[Ar.] ile MUİLL[Ar.] ile MUÎR[Ar.]

( Çoluğu çocuğu ve yakınları çok olan kişi. İLE Hasta eden, alîl eden. İLE Ödünç veren, iare eden. )


- MUİN ile/ve/||/<> HİMMET ile/ve/||/<> MÜZAHERET ile/ve/||/<> NUSRET

( Çoğunlukla alt seviyedeki kişinin yardımı.[Alttaki kişi, yukarı yardım/muavenet eder.] İLE/VE/||/<> Yukarıdan aşağıya yardım.[Yetkili kişi, aşağı yardım/himmet eder.] İLE/VE/||/<> Yandan, eş makamdan yardım.[Meslektaş, meslektaşına aynı güç ve konumdakine yardım eder.] İLE/VE/||/<> Lojistik yardım. )


- MUİN ile MUİNLİ ile MUİNSİZ


- MUİN[Ar. < MUʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> YARDIMCI


- MUİNSİZ ile/||/<> YARDIMCISIZ

( Osmanlılarda ailesine bakacak kimsesi olmadığı için askerliği ertelenen kişi )


- MUİT[Ar.] ile/değil/yerine/= YARDIMCI ÖĞRETMEN


- MÜJDE[Fars. < MUJDE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUŞTU | MUŞTULUK

( muştu muştuluk Sevindirici haber verileceği zaman söylenen bir söz )


- MÜJDE[Fars. < MUJDE] ile/ve/||/<> İKAZ/UYARI


- MÜJDE ile/ve/<> ÜMİT


- MÜJDECİ ile EVANJELİK ile EVANJELİK ile MÜJDECİ

( EVANGEL vs. EVANGELIC vs. EVANGELICAL vs. EVANGELIST )

( مبشر ile مژده دهنده ile انجيلي )

( مبشر ile MOZHODEH DAHANDEH ile انجيلي )


- MÜJDECİ ile/||/<> MUŞTUCU

( Hacı kafilesi ile sürrenin Hicaza vardığını ve oradan esenlikle döndüğünü padişaha bildirmekle görevlendirilen kimse )


- MÜJDELEMEK ile MÜJDELENMEK ile MÜJDE/LİK ile MÜJDECİ/LİK ile MÜJDELİ


- MÜJGÂN[Fars. < MUJGĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> KİRPİK


- MUJİK[Rus. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUJİK

( Rus köylüsü )


- MÛK[Ar.] ile MÛK[Ar.]

( Göz pınarı. İLE Diken. )


- MUKAAR[Ar. < MUḲAʿʿAR] ile/değil/yerine/=/||/<> İÇBÜKEY


- MUKABBİL[Ar. < KABL | çoğ. MUKABBİLÎN] ile MUKABİL[Ar. çoğ. KABİLE]["ka" uzun okunur]

( Öpen, takbîl eden. İLE Karşı karşıya gelen, bir şeyin karşısında bulunan. | Bir şeye karşı/karşılık yapılan. | Karşılık. | Karşılığında. )


- MUKÂBELE[Ar.] ile/değil/yerine/= KARŞILIK

( Karşılık verme, karşılama, karşılık. | Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma. | Karşı gelme, başkaldırma. | Camilerde Kur'an okunurken, hâfızların da karşılık olarak ezbere Kur'an okumaları. | Kur'an'ı, birinin okuması ve birinin/birilerinin dinlemesi. | Mevlevî ayinlerinde, tarikat mensuplarının, cezbe haliyle ayakta dönmesi. )


- MUKABELE ile/ve/||/<> KIRAAT

( HOCA <> TALEBE <> HOCA )


- MUKABELE[Ar. < MUḲĀBELE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKABELE

( Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur an ı takip etmesi bilmeyenlerin dinlemesi karşılık Karşı gelme Karşılıklı yapılan okuma )


- MUKABELE ile MUKABELECİ/LİK ile MUKABELELİ ile MUKABELESİZ


- MÜKÂBELE[Ar.] ile MÜKÂBERE[Ar. < KİBR]

( Satılık olan komşu evinin satın alınmasını tehir ederek satıldıktan sonra şüf'a yoluyla müşteriden alma. İLE Sözünün anlamsız ve kendinin hasız olduğunu bildiği halde ağız kalabalığı ile karşısındakini susturmaya çalışma, kendini büyük görme. )


- MUKABELE ile/ve MÜTÂLAA


- MUKABELEBİLMİSİL | KARŞITLAMA ile/||/<> KARŞITLAMA

( Tecim ya da ulaştırma araçları bakımından bir ülkeye karşı özel önlemler uygulayan ülkenin mallarına ve taşıtlarına karşıt önlemler alma yasak ve kısıntılar koyma ayrımlı işlemler ve bildirmelikler uygulama vb 1 Bir sözcüğü bir deyimi bir tümceyi ters anlamında kullanma Şifayı bulmuş hastalanmış 2 dialogisme Daha çok öykü roman ve tiyatro yapıtlarında birbirine karşıt yaratık ya da karakterlerin çarpıştırılması Söz sanatı terimi Birbirinin karşıtı olan fikirleri bağdaştırarak bir arada kullanma Kederimin artması için sevinmek isterim bunu kimseye anlatamam A Hâmit KARŞITLAMALI Antithétique )

( REPRISALS, RETORTION )

( REPRÉSAILLE | ANTIPHRASE, DIALOGISME | ANTITHÈSE )


- MUKABELEDE BULUNMAK ile/ve HİDÂYETE DAVET ETMEK


- MUKÂBERE[Ar.] ile/ve/||/<> MUÂNEDE[Ar.] ile/ve/||/<> MÜCÂDELE[Ar.] ile/ve/||/<> MÜNÂZARA[Ar.] ile/ve/||/<> MUÂKEDE[Ar.] ile/ve/||/<> MUŞÂABE[Ar.] ile/ve/||/<> MUGÂLATA[Ar.]

( Bildiği hâlde inkâr etmek. İLE/VE/||/<> Bilmediği halde iddia etmek. İLE/VE/||/<> Doğrunun tespiti için başkasıyla tartışmak. İLE/VE/||/<> Doğrunun tespiti için kendiyle ya da başkasıyla tartışmak. İLE/VE/||/<> Konuşmaksızın kendiyle tartışmak. İLE/VE/||/<> Bilimsel bir konuyu, yalnızca doğrunun tespiti için tartışmak. İLE/VE/||/<> Bilimsel bir konuyu, yalnızca râkibi alt etmek için tartışmak. )


- MUKABİL İHTİLÂL ile/||/<> COUNTER-REVOLUTION[İng.] ile/||/<> CONTRERÉVOLUTION[Fr.] ile/||/<> GEGENREVOLUTION[Alm.] ile/||/<> KARŞI DEVRİM

( Bir devrimin sonuçlarını yok etmeyi amaçlayan karşıt eylem )

( COUNTER-REVOLUTION )

( CONTRERÉVOLUTION )

( GEGENREVOLUTION )


- MUKABİL ile/değil/yerine/=


- MUKABİL ile/değil/yerine/= KARŞI


- MUKABİL ile/değil/yerine/= KARŞILIK/LI


- MUKABİL[Ar. < MUḲĀBİL] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞILIKLI | KARŞI | KARŞIN

( Bir şeye karşılık olarak yapılan bir şeyin karşılığı olan Bir şeyin karşısında bulunan karşılıklı karşı karşın )


- MUKABİL[Ar.] ile/değil/yerine/= KARŞILIĞINDA

( Bir şeye karşılık olarak yapılan bir şeyin karşılığı olan. | Bir şeyin karşısında bulunan. | Karşılık. | Karşılık olarak, karşılığında. )


- MÛKAD[Ar.] ile MUK'AD[Ar. < KU'ÛD]

( Ağır yüklü. İLE Kötürüm, yatalak. )


- MUKADDEM SADR ile/||/<> PROTHORAX[Fr.] ile/||/<> ÖN GÖĞÜS

( zooloji )

( PROTHORAX )


- MUKADDEM ile/||/<> MUKADDEM[Ar. < MUKADDEM]

( İsl Tıy Arap gölge oyununu oynatan törenci başı aynı zamanda gölge oyununun baş kişisi Arap gölge oyununda Hacivatın karşılığı Arap gölge oyununu oynatan törencibaşı aynı zamanda bu gölge oyununun baş kişisi )


- MUKADDEM ile MUKADDEMA


- MUKADDEM[Ar. < MUḲADDEM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCEKİ | ÖNCÜL

( önceki öncül )


- MUKADDEM ile/değil/yerine/= ÖNCÜL


- MUKADDEM ile/ve/+ TÂLÎ

( Mantık ilmini tasavvur etmezsen İLE/VE/+ mutlak mechûlün tâlibi olursun! )

( Tâlî olan bâtılsa, mukaddem de bâtıldır! )

( Öncül. İLE/VE/+ Sonuç. )


- MUKADDEMA[Ar. < MUḲADDEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ESKİDEN


- MUKADDEMAT ile/||/<> PREMISS[İng.] ile/||/<> PRÉMISSES[Fr.] ile/||/<> PRAEMISSA[Lat.] ile/||/<> PRÄMISSE[Alm.] ile/||/<> ÖNCÜLLER

( Tasımda kendilerinden sonucun çıkarıldığı önermeler )

( PREMISS )

( PRÉMISSES )

( PRÄMISSE )

( PRAEMISSA )


- MUKADDEME | ÖNCÜL ile/||/<> ÖNCÜL

( Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden her biri Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri Bir sıralamada verilen bir elemandan önce gelen elemanlardan biri )

( PREMISE, PREMISS | PREMISS | PREMISE | PREDECESSOR | EXANTE )

( PRÉMISSE | PRÉDECESSEUR )

( PRÄMISSE | VORDERSATZ, PREMISSE | VORGÄNGER )


- MUKADDER[< KADER] ile ...

( TAKDÎR OLUNMUŞ, DEĞERİ BİÇİLMİŞ | KADRİ, DEĞERİ BİLİNMİŞ, BEĞENİLMİŞ | YAZILI, ALINDA YAZILI | KADER )


- MUKADDER[Ar. < MUḲADDER] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKADDER

( Yazgıda var olan yazgı ile ilgili olan alında yazılı olan )


- MUKADDERÂT ile ...

( ALIN YAZISI )


- MUKADDERAT[Ar. < MUḲADDERĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> YAZGI


- MUKADDES[< KUDS] ile TAKDÎS EDİLMİŞ, MÜBÂREK, KUTSAL, TEMİZ


- MUKADDES[Ar. < MUḲADDES] ile/değil/yerine/=/||/<> KUTSAL


- MUKADDES ile MÜNEZZEH


- MUKADDESAT[Ar. < MUḲADDESĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKADDESAT

( Kutsal sayılan inanç ve davranışlar )


- MUKADDESAT ile MUKADDESATÇI/LIK


- MUKADDİME ile/değil MUKADDEME

( Önsöz. İLE/DEĞİL Öncül. )


- MUKADDİME[Ar. < MUḲADDİME] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKADDİME

( ön söz Bir olayın başlangıcı )


- MUKADDİME[İBN HALDUN] NÜSHALARINDA:
TUNUS ile/ve/<> MISIR ile/ve/<> ÜÇÜNCÜSÜ


- MÜKÂFÂT[< KİFÂYET] ile ...

( BERÂBERLİK | BİR HİZMET VE İYİLİĞE KARŞI EDİLEN İYİLİK | ÇALIŞKAN TALEBEYE HOCASININ VERDİĞİ TAKDİR )


- MÜKÂFAT | ÖDÜL ile/||/<> ÖDÜL

( Sinema 1 Çeşitli ülkelerde başarılı sinema çalışmalarını değerlendirmek için verilen armağan TV 2 Çeşitli ülkelerde başarılı televizyon çalışmalarını değerlendirmek amacıyla verilen armağan Güreştiği boyun birinciliğini kazanan güreşçiye verilen para canlı hayvan ya da kumaş gibi değerli şeyler Herhangi bir eylem ya da öğrenimin başarıyle sonuçlanması üzerine verilen doyurucu ve mutlu kılan bir uyaran İyi bir çalışma üstün bir başarı gösteren öğrenci öğretmen ve yöneticilere verilen armağan 1 Benzerleri arasında üstünlük sağlayan yapıta verilen armağan 2 h y Herhangi bir savda yarışmada ortaya konan armağan 1 Pay belgitlerinin çıkarılış ederlerini aşarak ulaşdığı değer 2 Güvence yaptıranın ödediği ücret 3 Beğenilen bir işe bir yapıta karşılık olarak verilen armağan Oyun kuramında oyuncuların seçtikleri seçenekler ve gerçekleşecek olaylara bağlı olarak elde edecekleri kazanç ve veya kayıplar )

( 1. CINEMA AWARD, FILM PRIZE (PRICE), 2. TELEVISION AWARD (PRIZE, PRICE) | REWARD | PREMIUM | PRIZE )

( 1. PRIX DU CINÉMA, 2. PRIX DE TÉLÉVISION | PRIX, RÉCOMPENSE | PRIX | PRIME )

( 1. FILMPREIS, 2. FERNSEHPREIS )


- MÜKÂFÂT ile/>< MÜCÂZÂT


- MUKAFAT[Ar. < MUKĀFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKÂFAT

( teselli mükâfatı ödül Değerlendirici sevindirici davranış )


- MÜKÂFÂT[Ar. < KİFÂYET] ile MÜSÂVÂT[Ar. < SEVİYY]

( Beraberlik. | Bir hizmet ya da iyiliğe yönelik edilen iyilik. | Çalışkan öğrenciye öğretmeninin verdiği beğenme kâğıdı, takdir. İLE Eşitlik, aynı halde ve derecede olma. )


- MÜKÂFÂT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖDÜL


- MUKAFATEN[Ar. < MUKĀFĀTEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKÂFATEN

( Ödül olarak )


- MÜKAFATLANDIRMAK ile MÜKAFAT


- MUKAFFA[Ar. < MUḲAFFĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAFİYELİ


- MUKAFFA/KAFİYELİ[Ar.] ile/değil/yerine/= UYAKLI


- MÜKÂFÎ[Ar. < KİFÂYET] ile MÜKÂFİL[Ar. < MİHÂD]

( Beraber, eşit. İLE Birbirini korumayı, birbirine yardım etmeyi taahhüt edenlerden her biri. )


- [ne yazık ki]
MÜKÂLEBE[< KELB] ile/değil/yerine/>< MÜKÂLEME[< KELÂM]

( Dalaşma. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Konuşma. | Antlaşma. )


- MÜKÂLEME ile/||/<> CONVERSATION[İng.] ile/||/<> KONUŞU

( Bireyler arasında geçen ve ölçünlü bir gidişi olmamakla birlikte bilgi amaçlı konuşma )

( CONVERSATION )


- MUKALEME[Ar. < MUKĀLEME] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKÂLEME

( Karşılıklı konuşma )


- MÛKALKAL[Ar.] ile MUKALKALE[Ar.]

( Kararsız. | Şarap. İLE Surâhi. Şişe. )


- MUKALLİT[Ar. < MUḲALLİD] ile/değil/yerine/=/||/<> TAKLİTÇİ


- MUKALLİT ile/||/<> MUKALLİT[Ar. < MUKALLİD]

( T K O Anadoluda oyunları düzenleyene verilen ad 1 Yansılamaya ya da benzetmelere giden taklit yapan sanatçı 2Anadoluda oyunları düzenleyene verilen ad )


- MUKANFEZ-ÜL-CİLD ile ...

( Derisidikenlilerden, denizkestanesi ve beşparmak gibi tiplerden oluşan denizhayvanı familyasından biri. )


- MUKANFEZ-ÜL-CİLT | DERİSİ DİKENLİLER ile/||/<> DERİSİ DİKENLİLER

( Echinoderma ekhinos diken derma deri Sölomlu hayvanlardan ikincilağızlılar Deuterostomia filumunun bir altfilumu Işınsal bakışımlıdırlar beş ışınlı Lârvaları ikiyanlı bakışımlı olur Su kanal sistemleri iyi gelişmiştir ve yer değiştirmeyi sağlar Çoğu ayrı eşeylidirler Yumurtalar suda döllenir Gelişmede başkalaşma vardır Denizlaleleri Crinoidea denizyıldızları Asteroidea yılanyıldızları Ophiuroidea denizkestaneleri Echinoidea ve denizhıyarları Holothuroidea olmak üzere beş sınıftan yapılmıştır zooloji ekhinos diken derma deri Sölomlu hayvanlardan ikincil ağızlılar Deuterostomia filumundan ışınsal simetrili larvaları iki yanlı simetrili yer değiştirmeyi sağlayan su kanal sistemleri iyi gelişmiş çoğu ayrı eşeyli yumurtaları suda döllenen gelişimlerinde başkalaşım gösteren bir alt filum Sölomlu hayvanlardan ışınsal simetrili yer değiştirmeyi sağlayan su kanal sistemleri iyi gelişmiş çoğu ayrı eşeyli yumurtalarını suya döken gelişimlerinde başkalaşım gösteren bir şube )

( ECHINODERMES )

( ÉCHINODERMES )

( STACHELHÂUTER | STACHELHÄUTER )

( ECHINODERMATA )


- MUKANNEN[Ar. < KANUN] ile MUAYYEN[Ar. < AYN]

( Belirli, şaşmaz. İLE Belirli, tâyin edilmiş. | Kararlaştırılan. )


- MUKANNEN[Ar. < KANUN] ile MUKANNİN[Ar. < KANUN]

( Belirli, şaşmaz. İLE Yasa yapan. )


- MUKANNEN[Ar. < MUḲANNEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKANNEN

( Belli belirli kesinleşmiş şaşmaz Kanun durumuna gelmiş kanunlaşmış )


- MUKANNEN[Ar. < KANUN] ile YAKÎN[Ar. < YAKN]

( Belirli, şaşmaz. İLE Kesin, kesinlik. )


- MUKARABE FİİLİ ile/||/<> APPROXIMATIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE APPORXIMATIF[Fr.] ile/||/<> VERBUM APPROXIMATIVUM[Alm.] ile/||/<> YAKINLIK EYLEMİ

( Derleme yakınlık fiili yaklaşma fiili Bir eylemin eli ulacıyle yazmak eyleminin birleşmesinden meydana gelen ve kavramda olayın çok yaklaştığını gösteren birleşik eylem Düşeyazmak düşeyaz öleyazmak öleyaz vb )

( APPROXIMATIVE VERB )

( VERBE APPORXIMATIF )

( VERBUM APPROXIMATIVUM )


- MUKAREBE FİİLİ, FİL-İ MUKAREBE | MUKAREBE FİİLİ, FİİL-İ MUKAREBE ile/||/<> APPROXIMATIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE APPROXIMATIF[Fr.] ile/||/<> VERBUM APPROXIMATIVUM[Alm.] ile/||/<> YAKLAŞMA FİİLİ

( A lı zarffiil biçimindeki bir esas fiille bu esas fiildeki oluş ve kılışın istenmediği hâlde gerçekleşmesine çok yaklaşıldığı kavramını veren yaz yardımcı fiilinin birleşmesinden oluşmuş tasvir fiili düşeyazmak öleyazmak yıkılayazmak vb )

( APPROXIMATIVE VERB )

( VERBE APPROXIMATIF )

( VERBUM APPROXIMATIVUM )


- MUKÂREBE[Ar.] ile MULÂKÂT[Ar.]


- MUKARENET[Ar. < MUḲĀRENET] ile/değil/yerine/=/||/<> YAKLAŞMA | YAKINLIK | UYGUNLUK

( yaklaşma yakınlık uygunluk )


- MUKARNAS ile/||/<> İSTALAKTİT ile/||/<> PANDANTİF

( Kademeli olarak taşmalar yapacak biçimde, aşırtmalı olarak yan yana ve üst üste gelen, üç boyutlu görünüm veren bir geçiş ve dolgu ögesi. Petek biçimli bir görüntü ile yarım kubbelerin içini dolgular İslâm sanatı ögesi. İLE/||/<> Sarkıtlı olan mukarnas. İLE/||/<> Kare altyapıdan kubbe eteği olan daireye geçiş ögesi. )


- MUKARREB[< KURB] ile ...

( TAKRÎB EDİLMİŞ, YAKLAŞMIŞ, YAKIN )


- MUKARREBÎN ile EBRÂR[< BERR]

( Yaklaşmış olanlar, yakınlar. İLE Hayır sahipleri, iyiler, dindarlar. )


- MUKARREBÎN ile/ve ENBİYÂ


- MUKARRER[Ar. < KARÂR | çoğ. MUKARRERÂT] ile MÜKERRER[Ar. < KERR | çoğ. MÜKERRERÂT]

( Kararlaşmış. | Sağlam, şüphesiz. | Anlatılmış, bildirilmiş. İLE Tekrarlı, tekrarlanmış. )


- MUKARRER[Ar. < MUḲARRER] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKARRER

( Kararlaşmış kararlaştırılmış )


- MUKARRERAT[Ar. < MUḲARRERĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKARRERAT

( Alınan kararlar kararlaştırılmış şeyler )


- MUKARRİ'[Ar.] ile MUKARRİH[Ar.] ile MUKARRİR[Ar. < KARÂR | çoğ. MUKARRİRÎN]

( Başa kakan, azarlayan, paylayan, takri' eden. İLE Yara açan ilaç. İLE Yerleştiren, sabit kılan. | Anlatan, bir maddeyi, etraflıca anlatan. | Medresede, dersi tekrar ederek anlatan müderris yardımcısı. | Huzur hocası.[Ramazan ayında, sultanın huzûrunda ders vermek, Kur'ân-ı Kerim'i tefsir etmekle görevli müderris.] )


- MUKARRİR ile MUALLİM ile MÜDERRİS

( OKUTMAN/ÖĞRETİM GÖREVLİSİ ile DOKTOR/DOÇENT ile PROFESÖR )


- MUKASSEM[Ar.] ile/değil/yerine/= AYRILMIŞ, BÖLÜNMÜŞ


- MUKASSEM[Ar. < MUḲASSEM] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKASSEM

( kıyasımukassem Ayrılmış bölünmüş olan )


- MUKASSİ[Ar. < MUḲASSĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> SIKINTILI


- MUKASSİ[Ar.] ile/değil/yerine/= SIKINTILI, BUNALTICI


- MUKATAA[Ar. < KAT | çoğ. MUKATAÂT]["ka" uzun okunur] ile MUKATTA/A[Ar. < KAT | çoğ. MUKATTAÂT] ile MUKATTAR[Ar. < KATR | çoğ. MUKATTARÂT]

( Arazinin kesime verilmesi, belirli bir kirâ karşılığında, birine bırakılması. | Bağ, bahçe, arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi. İLE Kesilmiş, kesik, ayrı, kat edilmiş. İLE Damıtılmış, imbikten çekilmiş, taktîr edilmiş. )


- MUKATAA[Ar. < MUKÂṬAʿA] ile/||/<> ...

( Osmanlı İmparatorluğuda iltizam yöntemine göre kiralanan kaynaklara verilen ad )


- MUKATAA[Ar. < MUḲĀṬAʿA] ile/değil/yerine/=/||/<> KESİM


- MUKATAA ile MUKATAALI


- MÜKÂTEBE | YAZIŞMA ile/||/<> YAZIŞMA

( Herhangi bir konuda karşılıklı olarak yazı ile bildirişim )

( CORRESPONDENCE )

( CORRESPONDANCE )


- MÜKÂTEBE[Ar. < KETB] ile/>< MÜKÂTEME[Ar. < KETM]

( Tamamlandığı zaman özgürleştirilmek üzere bedele bağlanan köle/lik. İLE/>< Gizleme. )


- MUKATELE[Ar. < MUḲĀTELE] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKATELE

( Karşılıklı olarak birbirini öldürme birbirini katletme )


- MUKATTA | KESİKLİK ile/||/<> KESİKLİK ile/||/<> BİTİŞİKLİ

( Osmanlı abecesinde harfleri ayrı ayrı bitişmeyen harflerle yazılan dize tümce Karşıtı bitişikli 1 Herhangi bir iktisadi değişkenin geçici bir şok sonrası başlangıç dengesine dönememesi durumu 2 gecikme )

( HYSTERESIS )


- MUKATTA, MUNFASIL | AYRIŞIK ile/||/<> AYRIŞIK ile/||/<> BİTİŞİK ile/||/<> HETEROJEN

( Osmanlı abecesinde kendisinden sonra gelen harfle bitişmeyen harf Karşıtı bitişik 1 metalbilim Ayrışım olayına uğramış olan özdek 2kimya Ayrı türden değişik heterogenes heteros başka genos cins Başka cinsten olan aynı türden olmayan Karşıtı bağdaşık Ayrışım olayına uğramış olan Osmanlı abecesinde kendisinden sonra gelenlere bitişen harf Karşıtı ayrışık ayrışık çokyapımlı heteros diğer genos soy Değişik karakterlere ya da yapıya sahip olan Değişik karakterlere veya yapılara sahip olma Ayrı cinsten veya değişik yapıda olan değişik ögelerden oluşan )

( 1- DECOMPOSED, 2- VARIOUS, DIFFERENT | HETEROGENEOUS | DECOMPOSED )

( DÉCOMPOSÉ, DIFFÉRENT, DIVERS | HÉTÉROGÈNE | DÉCOMPOSÉ )

( HETEROGEN )


- MUKATTAR | DAMITIK ile/||/<> DAMITIK

( Damıtma sürecinde buharlaştırılıp sonra yoğunlaştırılan özdek kimya )

( DISTILLATE, DISTILLED | DISTILLATION )

( DISTILLAT | DISTILLÉ | DISTILLATION )

( DESTILLAT | DESTILLATION )

( DISTILLATO )

( ΑΠΌΣΤΑΓΜΑ / απόσταγμα )


- MUKATTAR | DAMITIK ile/||/<> DAMITMA

( Damıtma sürecinde buharlaştırılıp sonra yoğunlaştırılan özdek. . @@ (kimya) )

( DISTILLATE, DISTILLED | DISTILLATION~DISTILLATION )

( DISTILLAT | DISTILLÉ | DISTILLATION~DISTILLATION )

( DESTILLAT | DESTILLATION~DESTILLATION | DESTILLATION, UMSIEDEN | DISTILLATION )

( DISTILLATO~DISTILLAZIONE )

( ΑΠΌΣΤΑΓΜΑ / απόσταγμα~ΑΠΌΣΤΑΞΗ / απόσταξη )


- MUKATTAR[Ar. < KATR] ile/değil/yerine/= DAMITILMIŞ/DAMITIK

( Damıtılmış, imbikten çekilmiş, taktîr edilmiş. )


- MUKATTAR[Ar. < MUḲAṬṬAR] ile/değil/yerine/=/||/<> DAMITIK


- MUKAVELE | SÖZLEŞME ile/||/<> SÖZLEŞME

( İki ya da daha çok kişinin bir şeyi yapmak ya da yapmamak üzere aralarında anlaşmalarını dile getiren bağlayıcı uzlaşma Toplum Sözleşmesi Contrat Social J J Rousseaunun temel kavramı İnsanların bir toplum kurmak özgürlüğü ve eşitliği herkese sağlamak için özgürlüğü genel istence aktarmak üzere kendi istekleriyle uzlaşmaları 1 Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları 2 Kişilerin yandaş olarak bir hakkı değiştirmek ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim Sözlü veya yazılı olarak yapılan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma sözleşme sözleşme )

( CONTRACT )

( CONTRAT )

( VERTRAG )


- MUKÂVELE[Ar. < KAVL: Konuşmak, söylemek.] ile/ve/değil MUKÂBELE[Ar. < KİBEL: Taraf, açı/cihet.](/BİLMUKÂBELE)

( Bir iş hakkında iki taraf arasında alınan kararların ve tarafların ileri sürdüğü koşulların hukūkî kurallara uygun biçimde yazılmış biçimi, yazılı sözleşme, senet. İLE Bir işin, davranışın gerektirdiği karşı davranış ya da iş, karşılık. )


- MUKAVELE ile MUKAVELELİ ile MUKAVELESİZ


- MUKAVELE[Ar. < MUḲĀVELE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZLEŞME (MUKAVELENAME, SATIŞ MUKAVELESİ)


- MUKAVELENAME[Ar. < MUḲĀVELE + Fars. NĀME] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZLEŞME


- MUKAVEMET | DAYANÇ ile/||/<> DAYANÇ

( Gereçlerin çeşitli dış etkenlere karşı koyarak biçim ve başka özelliklerini koruyabilme niteliği madencilik metalbilim Metal maden vb özdeklerin dış etkenlere karşı gösterdiği dayanma dayanıklılık Bir dış etkiye karşı gösterilen dayanıklılık özelliği yıkım için gerekli gerilim )

( STRENGTH | STRENGHT )

( RÉSISTANCE | RÉSISTANCE, SOLIDITÉ )

( FESTIGKEIT | KRAFT, STÄRKE, WIEDERSTANDS-FESTIGKEIT )


- MUKAVEMET | KARARLILIK | DAYANIKLILIK ile/||/<> DAYANIKLILIK

( Sinema Filmin dış etkilere direnme niteliği genel uygulayım Fiziksel kimyasal ya da mekanik etkenlere karşı dirençli olabilme durumu Bir nesnenin ya da bir dizgenin bir dış kuvvet etkisiyle ayrıldığı denge durumuna geri dönme eğilimi dayanıklılık )

( STABILITY, FILM STABILITY | RESISTANCE, ENDURANCE, STRENGTH | STABILITY | RESILIENCY )

( STABILITÉ | SOLIDITÉ, RÉSISTANCE, RIGIDITÉ )

( STABILITÄT | BESTÄNDIGKEIT )


- MUKAVEMET, REZİSTANS | DİRENÇ ile/||/<> DİRENÇ

( Sinema TV İçinden elektrik akımı geçen bir iletkenin bu akıma karşı koyması durumu Karşısındakinin gücüne ve saldırısına karşı koyma gücü Freud Bilinçaltında yatanların ortaya çıkarılması çabalarına karşı koyma 1 Kuvvete ya da dış koşullara karşı koyma 2 Bir iletkenin elektrik akımının geçirilmesine karşı koyması Bir derinliğine görüşmede ya da oturum kümelerinde bireyin çeşitli nedenlerle gereken bilgileri vermeyerek kendini açıklamaktan kaçınması 1 genel uygulayım Bir gücün etkisine karşı koyan güç 2 elektrik Bir nesneden birim nicelikte elektrik akımı geçebilmesi için gerekli olan gerilim Bir nesne içinden birim nicelikte kıvıl akımın geçebilmesi için gerekli kıvıl gerilim olarak ölçülen özellik R V l Bir nesnenin elektrik akımına karşı durma özelliği bu özelik çevrimindeki akım yeğinliğinin azalması ile kendini belli eder iletkenlerin i fizik Bir nesneden birim nicelikte elektrik akımı geçebilmesi için gerekli olan gerilim Bir dış etkiye karşı gösterilen tepki Tür ırk familya ve bireylerde hastalık etkenlerine ve enfeksiyöz olmayan hastalık sebeplerine karşı vücudun mukavemeti )

( RESISTANCE, ELECTRICAL RESISTANCE | RESISTANCE | ADMITTANCE )

( RÉSISTANCE (ÉLECTRIQUE) | RÉSISTANCE | ADMITTANCE )

( WIDERSTAND, ELEKTRISCHER WIDERSTAND | WIDERSTAND | FESTIGKEIT | SCHEINLEITWERT, KOMPLEXER LEITWERT )

( PERMEARE )

( RESISTENZA )

( ΑΝΤΊΣΤΑΣΗ / αντίσταση )


- MUKÂVEMET[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENME

( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )


- MUKAVEMET[Ar. < MUḲĀVEMET] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKAVEMET

( mukavemet koşusu Bir şeye veya kimseye karşı durma karşı koyma dayanma gücü direnç )


- MUKAVEMET ile MUKAVEMETLİ ile MUKAVEMETÇİ/LİK ile MUKAVEMETSİZ/LİK ile MUKAVEMET KOŞUSU


- STRENGTH[İng.] / PUISSANCE, TENEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= MUKAVEMET


- MUKÂVEMET/REZİSTANS ile/değil/yerine/= DİRENMEK/DİRENÇ/DİRENİŞ


- MUKÂVİM[Ar.] ile/değil/yerine/= DİRENÇLİ

( Dayanıklı, güçlü, dirençli. | Karşı koyan, başkaldıran. )


- MUKAVİM[Ar. < MUḲĀVİM] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKAVİM

( dayanıklı Karşı koyan başkaldıran )


- MUKAVVA[Ar.]/KARTON[Fr. < CARTON] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRİLMİŞ KÂĞIT


- MUKAVVA[Ar. < MUḲAVVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKAVVA

( Kalın karton )


- MUKAVVES[Ar.] ile/değil/yerine/= EĞRİ


- MUKAVVES[Ar. < MUḲAVVES] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVİSLİ


- MUKAVVİ[Ar. < MUḲAVVĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜÇLENDİRİCİ


- MUKAVVİ[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRİCİ


- MÜKÂYEDE[Ar. < KEYD] ile MÜKÂYESE[Ar. < KİYÂSET]

( Hile düzenleme. İLE Akıl ve zariflikte, çokluk iddiasında bulunma. | Benzeterek ya da karşılaştırarak değerlendirme, kıyaslama. | Akıllıca davranış, akıllılık. )


- MUKÂYEMET-İ MAHSUSA ile/||/<> RÉSISTIVITÉ[Fr.] ile/||/<> ÖZ DİRENÇ

( fizik )

( RÉSISTIVITÉ )


- MUKAYESE ETMEK/KIYASLAMAK/KIYAS ETMEK ile/değil/yerine/= DENK SAYMAK/BİR TUTMAK


- MUKAYESE[Ar. < MUḲĀYESE] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞILAŞTIRMA


- MUKAYESE[Ar.] ile/değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMA

( Akıl ve zariflikte, çokluk iddiasında bulunma. | Benzeterek ya da karşılaştırarak değerlendirme, kıyaslama. )


- MUKAYESE ile MUKAYESELİ


- MUKAYESE-İ RUHİYE ile/||/<> PSYCHOMETRY, PSYCHOMETRICS[İng.] ile/||/<> PSYCHOMÉTRIE[Fr.] ile/||/<> RUH ÖLÇÜMÜ

( 1 Ruhbilim testlerinin ruh ölçümcüsünce uygulanması ve değerlendirilmesi işi 2 Ruhsal verilerin çözümlenmesinde kullanılan matematik ve sayılama yöntemlerinin geliştirilmesi ile uğraşan bilim dalı 3 Ruhbilim çalışmalarında yapılan herhangi bir ölçme işlemi )

( PSYCHOMETRY, PSYCHOMETRICS )

( PSYCHOMÉTRIE )


- MUKAYYED[Ar. < KAYD] ile ...

( KAYITLI, BAĞLI, BAĞLANMIŞ | BİR İŞE ÖNEM VEREN | KAYDOLUNMUŞ, DEFTERE GEÇMİŞ )


- MUKAYYED[Ar. < MUḲAYYED] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKAYYET

( Bağlı olan bağlanmış Bir şart veya kayıtla bağlı olan kayıtlı )


- MUKAYYED ile/||/<> MÜSECCEL

( Kaydedilmiş. İLE/||/<> Tescil edilen. )


- MUKAYYET(BİTİMLİ/KAYITLI/SINIRLI) VARLIK ile GAYRİ-MUKAYYET VARLIK

( LIMITED EXISTENCE vs. EXCEPTION OF LIMITED EXISTENCE )


- MUKAYYET(BİTİMLİ/KAYITLI/SINIRLI) VARLIK ile GAYRİ-MUKAYYET VARLIK

( Kaydı, kayıttan âzâde olanlar anlar. )

( LIMITED EXISTENCE vs. EXCEPTION OF LIMITED EXISTENCE )


- MUKAYYET[Ar.] ile/değil/yerine/= BAĞLI OLAN

( Bağlı olan, bağlanmış. | Bir koşul ya da kayıtla bağlı olan. | Yazılmış, yazılı, kayıtlı. )


- MUKAYYET ile MUTLAK


- MUKAYYİD[Ar. < MUḲAYYİD] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKAYYİT

( Kayıt işlerini yapan kimse Kaydedici makine )


- MÜKEDDER[Ar. < KEDER] ile MÜKEDDİR[Ar. < KEDER]

( Bulandırılmış, bulanık. | Azarlanmış, tekdîr edilmiş. | Kederli, üzüntülü, tasalı. İLE Bulandıran, keder veren. )


- MUKEDDER[Ar. < MUKEDDER] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKEDDER

( kederli Kederli biçimde )


- MÜKELLÂ ile ...

( Sahil, ırmak kenarı. | Yanaşılır kıyı. )


- MÜKELLEF[< KÜLFET] ile/ve/<>/< MUHÂTAB[< HUTBE]


- MÜKELLEF ile/||/<> LÂYIK ile/||/<> EHİL


- MÜKELLEF[Ar.] ile/ve/||/<> MÜEDDEP[Ar. < MÜEDDEB]


- MUKELLEF[Ar. < MUKELLEF] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKELLEF

( vergi mükellefi yükümlü Eksiksiz özenli bir biçimde yapılmış Vergi vermekle yükümlü olan kimse veya kuruluş )


- MÜKELLEF[Ar. < KÜLFET | çoğ. MÜKELLEFÎN] ile MÜKENNEF[Ar.]

( Bir şeyi yapmaya, ödemeye zorunlu olan. | Külfetle süslenmiş, mükemmel biçimde hazırlanmış olan. | Vergi vermekle yükümlü kişi. İLE Etrafı sınırlanmış. )


- MÜKELLEFİYET[Ar. < MUKELLEFİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜKÜMLÜLÜK


- MÜKELLEF/İYET ile/ve/< MES'UL/İYET


- MÜKELLEFİYET ile/ve/değil/yerine/<> MUHABBET


- MÜKELLEFİYET[Ar.] ile YÜKÜM/LÜ/LÜK

( Yapılması zorunlu olan iş ya da bir işi yapma zorunluluğu. | Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. )


- MÜKEMMEL[Ar. < MUKEMMEL] ile/değil/yerine/=/||/<> KUSURSUZ | EKSİKSİZ

( kusursuz eksiksiz Olgunlaşmış Çok güzel harikulade olan Eksiksiz kusursuz harikulade bir biçimde )


- MÜKEMMEL SAYI ile/||/<> ARKADAŞ SAYILAR

( Mükemmel sayı bölenlerinin toplamı kendisine eşit İLE arkadaş sayılar birbirlerinin bölen toplamına eşit )

( Formül: σ(n) = 2n (mükemmel) İLE σ(a) = b ve σ(b) = a (arkadaş) )


- MÜKEMMEL[Ar.] ile/değil/yerine/= EKSİKSİZ/YETKİN


- MÜKEMMEL ile KUSURSUZ


- MÜKEMMEL[Ar. < KEMÂL] ile MÜKEMMİL[Ar. < KEMÂL]

( Tam, olgun, kusursuz, eksiksiz, kemâle erdirilmiş, kemâl bulmuş, tekmîl. | Güzel, âlâ. İLE Tamamlayan, tamamlayıcı, ikmâl eden. )


- MUKEMMELEN[Ar. < MUKEMMELEN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKEMMELEN

( Eksiksiz kusursuz olarak )


- MÜKEMMELİYET[Ar. < MUKEMMELİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKEMMELLİK (MÜKEMMELİYET MERKEZİ)


- MÜKEMMELİYET ile MÜKEMMELİYETÇİ/LİK ile MÜKEMMELİYET MERKEZİ


- [ne yazık ki]
MÜKEMMELİYETÇİLİK" ile/ve/değil/||/<>/< ERTELEME "ALIŞKANLIĞI"


- MÜKEMMELİYETÇİ/LİK ile/ve/değil/<> GARANTİCİ/LİK


- MÜKEMMELLEŞMEK ile MÜKEMMELLEŞTİRMEK ile MÜKEMMELLEŞEBİLMEK ile MÜKEMMEL/LİK


- MÜKEMMELLİK/KEMÂL ile/ve ÖLÜM

( Ölmeden önce ölün! - MÛTÛ KABLE EN TE-MÛT )

( Ölüm, ölüler için! Diriler için ölüm yok. )

( ÂŞIKLAR ÖLMEZ YERDE ÇÜRÜMEZ ÖLEN, HAYVAN İMİŞ )


- MÜKEMMELLİK ile MÜKEMMEL

( EXELLENCE vs. EXELLENT )

( ممتازي ile عالي )

( MOMTAZY ile ALY )


- MÜKEMMEL/LİK ile/ve/değil/yerine NORMAL/LİK


- MÜKEMMELLİK ile/||/<> PERFECTION[İng.] ile/||/<> YETKİNLİK

( Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği )

( PERFECTION )


- MÜKEMMEL/LİK ile/değil/yerine/||/<>/< SÜREKLİ/LİK / KESİNTİSİZ/LİK


- MÜKENÂ[Ar. < MEKÎN] ile MÜKENNÂ[Ar. < KÜNYE]

( Oturanlar, yerleşenler. | İktidar ve vakar sahipleri. İLE Künyelenmiş, künyeli. )


- MÜKERRER[Ar. < KERR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KERR]

( Tekrarlı, tekrarlanmış, tekrar olunmuş. İLE Tekrar eden. | Birden çok suç işleyen. )


- MÜKERRER[Ar. < MUKERRER] ile/değil/yerine/=/||/<> TEKRARLI (MÜKERRER OY)


- MÜKERRER ile/ve MÜMESSEK


- MÜKERRER[< KERR | çoğ. MÜKERRERÂT]/RECURSION/RECURSIVE ile/değil/yerine/= TEKRARLI / YİNELEMELİ


- MUKERREREN[Ar. < MUKERREREN] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKERREREN

( Tekrarlanarak tekrar edilmiş olarak )


- MÜKESSER[Ar. < KESR | çoğ. MÜKERRERÂT] ile MÜKERRİR[Ar. < KESR]

( Kırılmış, kırık, teksîr edilmiş. İLE Kıran, teksîr eden. )


- MÜKEVVEN[Ar. < KEVN | çoğ. MÜKUVVENÂT] ile MÜKEVVER[Ar. < KEVR]

( Yapılmış, meydana getirilmiş, yaratılmış, tekvîn edilmiş. İLE Sarılmış, sarık. )


- MÜKEVVEN[Ar. < KEVN | çoğ. MÜKUVVENÂT] ile MÜKEVVİN[Ar. < KEVN]

( Yapılmış, meydana getirilmiş, yaratılmış, tekvîn edilmiş. İLE Yaratan, meydana getiren, tekvîn eden. )


- MÜKEVVENÂT[< MÜKEVVEN] ile ...

( YARATILMIŞLAR )


- MUKEVVENAT[Ar. < MUKEVVENĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKEVVENAT

( Yaratıkların bütünü )


- MUKEYYİFAT[Ar. < MUKEYYİFĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKEYYİFAT

( Keyif verici uyuşturucu maddeler )


- MUKÎM ile KÂİM

( Sürekli aynı işi yapan kişi. İLE O anda, geçici. )


- MUKİM[Ar. < MUḲĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKİM

( Bir yerde bir evde oturan eğleşen ikamet eden )


- MUKİM ile SAKİN

( Bir evde oturan, ikamet eden. İLE Durgun, dingin. | Sessiz. | Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen. | Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış ya da geçmiş. | Bir yerde oturan. )


- MÛKIR[Ar.] ile MUKIRR[Ar. < KARÂR]

( Meyvelerinin çokluğu nedeniyle dalları sarkmış ağaç. İLE İkrar eden, doğruyu söyleyen, kusurunu, kabahatini gizlemeyen. | Birinin, kendinde hakkı olduğunu haber veren kişi. )


- MUKNİ[Ar.] ile/değil/yerine/= İNANDIRAN


- MUKNİ[Ar. < MUḲNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKNİ

( İnandıran ikna eden )


- MUSCLE ACID[İng.] / MUCENIC ACID, ACID MUCIQUE[Fr.] / ACIDE MUCONIC[Alm.] ile/değil/yerine/= MUKONİK ASİT, MUKİK ASİT


- MYCOPROTEIN[İng.] ile/değil/yerine/= MUKOPROTEROLLER


- MUKOZA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜMÜK DOKU


- MÜKREM[Ar. < KEREM] ile MÜKRİM[Ar. < KEREM]

( Ağırlanmış, ikrâm olunmuş. İLE Ağırlayan, ağırlayıcı, misafirsever, ikrâmcı, ikrâm eden. )


- MÜKRİM[Ar. < MUKRİM] ile/değil/yerine/=/||/<> İKRAMCI


- MÜKRİM[Ar.] ile/değil/yerine/= KONUKSEVER


- MUKRİZ[Ar.] ile/değil/yerine/= BORÇ VEREN


- MUKRİZ[Ar. < MUḲRİŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKRİZ

( Ödünç para veren borç veren )


- MUKTEBES[Ar. < MUḲTEBES] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKTEBES

( Yararlanmak için alınmış aktarılmış )


- MUKTEDÎ[Ar. < KADV] ile MUKTEDİR[Ar. < KUDRET]

( Uyan, arkadan gelen, iktidâ eden. İLE Gücü yeten, becerebilen, iktidarlı. )


- MUKTEDİR[Ar. < KUDRET] ile/değil/yerine/= ERKLİ

( Bir şey yapmaya gücü yeten, becerebilen. )


- MUKTEDİR ile/değil/yerine/= ERKLİ/GÜCÜ YETEN


- MUKTEDİR[Ar. < MUḲTEDİR] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKTEDİR

( Bir şeyi yapmaya başarmaya gücü yeten erkli kadir II )


- MUKTESEB[Ar. < MUKTESEB] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKTESEP

( müktesep hak hakkımüktesep Kazanılmış edinilmiş )


- MÜKTESEBAT | ÇAKIL KAYAÇ ile/||/<> ÇAKIL KAYAÇ

( Çimentolanmış yuvarlak çakıllardan bileşik tortul kayaç Köşeli ya da yuvarlak çakılların doğal bir çimento ile birbirine kenetlenmesinden oluşan tortul kayaç )

( CONGLOMERATE )

( CONGLOMÉRAT )

( KONGLOMERAT | GEMENGE, KONGLOMERAT )


- MÜKTESEBAT ile/||/<> ACQUISITION[İng.] ile/||/<> EDİNTİ

( İçgüdüler ya da olgunlaşma sonucu olmayan ve öğrenilerek elde edilen bilgiler )

( ACQUISITION )


- MÜKTESEBAT[Ar.] ile/değil/yerine/= EDİNÇ / KAZANILAN


- MÜKTESEBAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> KÜLLİYAT[Ar.]


- MUKTESEBAT[Ar. < MUKTESEBĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜKTESEBAT

( Edinilen kazanılan bilgiler )


- MÜKTESEP HAK/HAKK-I MÜKTESEP ile/değil/yerine/= KAZANILMIŞ ÜLEV


- MÜKTESEP HAK ile/||/<> DROIT ACQUIS[Fr.] ile/||/<> KAZANILMIŞ HAK

( DROIT ACQUIS )


- MÜKTESEP ile MÜKTESEP HAK


- MUKTESİT[Ar. < MUḲTEṢİD] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTUMLU


- MUKTESİT[Ar.] ile/değil/yerine/= TUTUMLU


- MUKTEZA[Ar. < MUḲTEŻĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> MUKTEZA

( gerekli Bir iş yapılırken gerekli işlemlerin bütünü )


- MUKTEZA/MUKTEZİ[Ar.] ile/değil/yerine/= GEREKLİ

( Gereken, gerekli olan. | Bir iş yapılırken, gerekli işlemlerin tümü. )


- MUKTEZİ[Ar. < MUḲTEŻĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> GEREKLİ


- MUKTEZÎ ile/ve ŞART ile/ve ADEMÜ'L-MANİA

( Yeterlilik. İLE/VE Koşul. İLE/VE Engelin olmaması. )


- MUKTİ[Sansk.] ile ...

( Bağımsızlığa, iç özgürlüğe ulaşmış kişi. )


- MUKTİ ile/||/<> MOKSHA ile/||/<> NİSSARANA

( Bağımsızlığa, iç özgürlüğe ulaşmış kişi. @@ Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, özgürleşme. @@ Özgürlük, kurtuluş. Aydınlanmak zihnimizi zincirleyen bağlardan kurtulmaktır. )


- MUKTÎ[Ar.] ile MUKTİR[Ar.]

( Koruyan, kudretli. | Tanrı. İLE Kocasını, nafaka için sıkıştıran. )


- MÜL[Fars. < MUL] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARAP


- MÜL ile MÜLK


- MÜLAHAZA[Ar. < MULĀḤAẒA] ile/değil/yerine/=/||/<> DÜŞÜNCE


- MÜLÂHAZA[< LÂHZ] ile/değil/yerine/= DİKKATLE BAKMA | İYİCE DÜŞÜNME, DÜŞÜNÜŞ | DÜŞÜNCE


- MÜLAHAZA ile MÜLAHAZAT ile MÜLAHAZAT HANESİ


- MÜLÂHAZA[Ar.] ile/||/<> MÜTALÂA[Ar.]


- MULAHAZAT[Ar. < MULĀḤAẒĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜLAHAZAT

( mülahazat hanesi Düşünceler )


- MÜLAHHAM[Ar. < MULAḤḤAM] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞİŞMAN


- MÜLAHHAM[Ar.] ile/değil/yerine/= ŞİŞMAN


- MULAJ[Fr.] ile/değil/yerine/= KALIP

( Bir şeyin balmumu, alçı gibi bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü. | Bu işlemler sonunda elde edilen kalıp. )


- MULAJ ile MULAJ KAĞIDI


- MÜLÂKAT | GÖRÜŞME ile/||/<> GÖRÜŞME

( Bir konu üzerinde aydınlanmak ya da bir kimsenin kişiliği üzerinde bilgi edinmek amacıyla yüz yüze yapılan konuşma Tanınmış biriyle buluşup konuşmayı anlatan yazı Görüşmecinin sorup yanıt alacağı sorulardan oluşmuş bir görüşme çizinliği kullanarak yanıtlayıcıdan yüz yüze ya da karşılıklı ilişki içinde aldığı sözlü yanıtlara dayanan gözlem soruşturu )

( INTERVIEW )

( ENTRETION )


- MÜLÂKAT[Ar. < LİKA] ile/ve/değil/yerine/<>/< LİYÂKAT


- MÜLÂKAT[Ar. < LİKA] ile/değil/yerine/= SÖYLEŞİ/GÖRÜŞME


- MULAKAT[Ar. < MULĀḲĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜLAKAT

( Bir yerde buluşularak yapılan karşılıklı görüşme ve konuşma röportaj Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma görüşme Sözlü sınav )


- MÜLÂKAT[Ar. < LİKA]["ka" uzun okunur] ile MÜLHAKAT[Ar. < MÜLHAK]["ka" uzun okunur]

( Kavuşma, buluşma, birleşme. | Görüşme. İLE Katmalar, ekler. | Bir merkeze bağlı olan yerler. )


- MÜLÂKAT[Ar.]/RÖPORTAJ[Fr. < REPORTAGE]["ROPÖRTAJ" değil!] ile/değil/yerine/= SÖYLEŞİ/GÖRÜŞKÜ


- MÜLAKATÇI ile/||/<> INTERVIEWER[İng.] ile/||/<> GÖRÜŞMECİ ile/||/<> ENUMERATOR[İng.] ile/||/<> SORUŞTURUCU

( Bir görüşmede soru çizinliği ya da görüşme kılavuzu kullanarak karşılıklı konuşma ve soruyanıt ilişkisiyle sözlü açıklamaları yazılı bilgiye dönüştüren gözlemci soruşturucu Bir soruşturuda okuryazar olmayanlardan yanıt alarak ya da soru çizinliğini alınan yanıtlara göre doldurarak bilgi derleyen kişi )

( INTERVIEWER )


- MULAKİ[Ar. < MULĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> MÜLAKİ

( Buluşan kavuşan görüşen )


- MÜLÂTAFE ile/||/<> ŞAKALAŞMA

( Divan ozanlarının koşuktu takılmaları XVII yüzyılda Şeyhülislam Yahya Efendi Nefi için şu dörtlüğü söylüyor Şimdi hayli sühanveran içre Nefi manendi var mı bir şair Sözleri Sebai Muallâkadır İmriülkays kendidir kâfir Nefi de şöyle yanıtlıyor Bize kâfir demiş Müftî Efendi Tutalım ben ana diyem Müselman Varıldıkta yarın Ruzi Cezaya İkimizde çıkarız anda yalan )


- MÜLÂTIF[Ar. < LÜTF] ile MÜLÂTTIF[Ar. < LÜTF]

( Lâtife eden/edici. İLE Bir iyilikle gönül alan, taltîf eden. | Yumuşatıcı ilâç. )