Bugün[10 Temmuz 2026]
itibarı ile 64.976 başlık/FaRk ile birlikte,
64.976 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(255/261)


- YILDIZ KÜTLELİ KARA DELİK ile/||/<> SÜPER KÜTLELİ KARA DELİK

( Yıldız kütleli kara delik 3-100 güneş kütlesi İLE süper kütleli kara delik milyon-milyar güneş kütlesidir. Yıldız kütleli yıldız çöküşü İLE süper kütleli galaksi merkezi oluşumudur. Samanyolu merkezinde Sgr A* 4 milyon güneş kütleli süper kütleli kara deliktir. )

( Andrea Ghez tarafından 2020 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1965-) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Samanyolu merkezindeki süper kütleli kara delik (Sgr A*) gözlemi, Nobel Ödülü (2020)) )


- YILDIZ PARALAKSI/IRAKLIK AÇISI ve/||/<>/> DOPPLER ETKİSİ/KAYMASI ve/||/<>/> FAUCAULT SARKACI

( 1838 ve/||/<>/> 1842 ve/||/<>/> 1851 )


- YILDIZ SAATİ ile/||/<> YILDIZ SAATİ

( Yıldız zamanına göre çalışan saat astronomi )

( SIDEREAL CLOCK )

( PENDULE SIDÉRALE | HORLOGE SIDÉRALE )

( STERNZEITHUR )


- STELLAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE STELLAIRE[Fr.] / STERNSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YILDIZ TAYFI/SPEKTRUMU


- YILDIZ, OLKAN SERDAR (SARIYER, 1982) :

( Sarıyerli, sanatçı, yönetmen. Sarıyer İlköğretim ve Sarıyer Orkta okulundan sonra Liseyi İstek Vakfı Mustafa Kemal Atatürk Lisesinde (Tarabya) bitirdi. Yeditepe Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi aldıktan sonra ABD de Los Angeles New York Film Akademisinde yönetmenlik ve oyunculuk okudu. Bazı TV'lerde program yaptı. "Böyle Saçmalık Görmediniz" adlı tiyatro oyununu yazdı ve oynadı. "Ne haber" adıyla bir program yaparken işler Zaytung TV ile örtüşünce, Zaytun'u tercih etti. Star TV de yayınlanan "İbreti Alem" dizisinde oynadı. "İntihar Eden Bir Yazar'ın Not Defteri" konulu kitabı yayınlandı. )


- YILDIZ, OSMAN (İST. 1956) :

( Sarıyer'de ikamet ediyor. Sarıyer Lisesinden mezun oldu. Askerliğini takiben iş hayatına atıldı ve Magdeburger Sigorta Şirketinde çalıştı. Bu kurumdan genel müdür yardımcısı olarak emekli oldu ve kendi sigorta şirketini kurdu ve Alyans Sigorta acenteliğini aldı. İş hayatına merkez Sarıyer'deki işyerinde devam etmektedir. Sosyal ve sportif amaçlı pek çok dernekte üye olup; Maden Spor Kulübünde 4 dönem başkanlık yaptı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER), Sarıyer Lisesi Mezunları Derneği, Kızılay Sarıyer Şubesi ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde üç dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübünün Divan Kurulu üyesidir. )


- YILDIZ ile TAKIMYILDIZ

( )

( STAR vs. CONSTELLATION )


- YILDIZÇİÇEĞİ = DALYA

( Bileşikgillerden, çiçekleri katmerli, yıldız biçiminde ve türlü renkte bir süs bitkisi. )

( DAHLIA )


- YILGAR/SATKIN/HAİN[Ar.] ile/ve/değil BİLGİSİZ/CAHİL[Ar.]


- YILGI ile YILGIN/LIK ile YILGINCA ile YILGIN YILGIN


- YILKI(OTLAK) ATI(/ÖZGÜR/YABAN AT) değil/= HERGELE

( Tek tırnaklı hayvan sürüsü. )

( ... ile Yılkı )

( Sahipleri tarafından, kışın kendi haline bırakılıp yazın yaşarlarsa kullanılan atlar. [soğuktan ve açlıktan çoğu ölür]

[Dünya üzerinde yaşayan yaban atı yoktur. Sonuncusu, 1909 yılında, Rusya'da, hayvanat hapishanesinde ölmüştür.] )


- YILKI ile/||/<> AT SÜRÜSÜ

( at sürüsü Ağızlarda ılkı biçimi de geçer Az ilxı at sürüsü yılkı at sürüsü yılkı Blk cılkı cılkı jılkı at jılkı at cılkı at yilki Alt Tel yılkı at sürüsü Kzl yılgı at çılgı at sürüsü çılgı at sürüsü sılgı at Türkçe ynin Yakutçada sye çevrilmesi eski bir ses kuralıdır Eski Türkçede yılkı davar at olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede yılkı hayvan hayvan sürüsü olarak kullanılır Eski Kıpçakçada yılkı hayvan anlamına gelir Ancak at olarak da geçer Türkçe bir türev olduğu anlaşılıyor Bazine göre SChron 68 yılkı yılkı de lannée olarak başlangıçta bétail né dans lannée anlamında kullanılmış daha sonra genel olarak gros bétail ve özel olarak manade de chevaux değerini kazanmıştır Türkçe yılkının yıl sözünün kı ekiyle yapılmış bir türevi olduğunu Räsänen V 200201 de dile getirmiştir Clausonun da bu görüşe katıldığı anlaşılıyor ED 925 926 ÊSTJa 1989 281282 bu görüşü anlam bakımından yılsığ zengin varlıklı gibi türevlerle detaylı olarak desteklemek istemiş Räsänenin sürü anlamına gelen tabun sözünün Moğolca tabun beş biçiminden geldiği yolundaki açıklamasını da göz ardı etmemiştir V 453a Şçerbak İRLTJa 8485 yılkının başlangıçta sürü anlamına geldiğini düşünmüş daha sonra at değerini kazandığını öne sürmüştür Buna dayanarak Vámbérynin yılkının yıl toplamak birleştirmek kökünden geldiği yolundaki savını ilginç bulduğunu saklamamıştır Habiçev Slovoobrazovanie 6 de bu görüşe katılmıştır Doerfer TMEN 658 de buna benzer bir görüş dile getirmiştir Doerfer TMEN 164 KhalMat 310 ÊSTJa 1989 281282 belli başlı açıklamaları özetlemekle yetinmiştir Türkçeden Farsça Kürtçe gibi dillere geçmiştir Doerfer TMEN 658 Kafkas dillerinde de yaygın olarak kullanılır Räsänen LTS 234 Leksikaya göre 444445 yılkının kökeni ile ilgili iki etimolojik açıklama vardır Açıklamalardan birine göre at sürüsü anlamına gelen yılkının kökünde yıl yıγıl toplamak bir araya getirmek fiilini aramak gerekir Ancak bu açıklama ses bilgisi ve yapı bakımından kolaylıkla çözümlenemez İkinci açıklama Räsänen tarafından öne sürülmüştür Bu açıklama Verbickinin yılkıya verdiği anlamla uzlaşmaktadır MoğolTungus alanında buna benzer bir biçime rastlanmaz Bu durum yılkının geç bir dönemde ortaya çıktığını tanıklamaktadır )


- YILKI ile/ve/||/<> TAKHİ(PRZEWALSKI ATI)

( Açıklamaları için burayı tıklayınız... )

( ... cum EQUUS FERUS PRZEWALSKII / EQUUS PRZEWALSKII )


- YILLIK BİTKİ ile UZUN SÜRELİ BİTKİ

( PLANT vs. PERENNIAL )


- YILLIK ile YILLIK ETKİNLİK ile YILLIK CIVA ile YILLIK RAPOR ile YILLIK

( ANNUAL vs. ANNUAL EVENT vs. ANNUAL MERCURY vs. ANNUAL REPORT vs. ANNUALLY )

( يک ساله ile ساليانه ile سنواتي ile يکساله ile سالانه ile رويداد سال ile سلمه ile گزارش سالانه ile گزارشسالانه ile همه ساله )

( YK SALEH ile SALYANEH ile SANAVATY ile YKESALEH ile SALANEH ile ROYDAD SAL ile SALMEH ile GOZARSH SALANEH ile GOZARSHESALANEH ile CPEHMEH SALEH )


- YILMA >< YILMAZ

( Bir işten, gözü korkup vazgeçmek. | Bıkmak, usanmak. >< Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan. )


- YILMAZ, AHMET (AKÇAABAT, 1954) :

( Gaziantepspor'dan transfer edildi ve üç sezon (1983 - 1986) Sarıyer takımında tescilli kaldı. Bu süre içinde 38 lig, 5 kupa maçı olmak üzere 43 resmi ve ayrıca 13 özel maçla birlikte toplam olarak 56 maçta oynadı. Lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımı hesabına 2 gol kaydetti. 1 kez A Milli ve 8 kez Ümit Milli takımda oynadı. Türkiye'de en çok transfer yapan (14 kez) futbolculardan biridir. Sarıyer altyapısı ve değişik kulüplerde antrenör olarak çalışmaktadır. "Fantom Ahmet" lakabı ile tanınır. )


- YILMAZ, HARUN (İST. 1972) :

( Sarıyerli, eski futbolcu ve işadamı. Sarıyer'in eski lisanslı sporcularından. Mermer ticareti ile uğraşıyor. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı ve Kulüp Yönetim Kurulunda bir sezon (2008/2009) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- YILMAZ, M. FARUK (İST. 1948) :

( İş hayatına aile şirketi olan taş ocağı işletmeciliği ile başladı. Bilahare serbest nakliyatçılık ve minibüs İşletmeciliği yaptı. Sarıyer alt yapısında futbol oynadı. Maden Spor Kulübü yönetim kurulunda görev yaptık. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- YILMAZ, MURAT (TRABZON, 1951 - ) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra Yüksek Mühendis olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Belediye İmar ve Planlama Müdürü olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- YİNE DE ile/ve/||/<> BU SAYEDE ile/ve/||/<> DEMEK Kİ


- YİN-YANG ile/ve HUNAB-KU


- YIN-YANG ile/ve KLEIN ŞİŞESİ


- YIPRANMA PAYI ile/||/<> FİİLÎ HİZMET ZAMMI ile/||/<> AŞINMA PAYI


- YIPRANMAK | YAŞLANMAK/ESKİMEK ile/||/<> KOCAMAN | YAŞLI/KOCA ile/||/<> YAŞLI, GENÇ KARŞITI | ESKİ/İHTİYAR[Ar. < İḪTİYĀR]

( Eski duruma gelmek eskileşmek köhnemek yıpranmak Gözden düşmek değeri kalmamak yaşlanmak )


- YİRMİ BEŞLİK ile/||/<> YİRMİ BİNLİK ile/||/<> YİRMİBİR ile/||/<> YİRMİ MİLYONLUK ile/||/<> YİRMİ YAŞ DİŞİ

( On dokuzdan sonra gelen sayının adı Bu sayıyı gösteren 20 ve XX rakamlarının adı İki kere on on dokuzdan bir artık )


- YİRMİ YIL ÇALIŞAN ÖĞRETMEN:
[ya] BİR YILLIK "DENEYİMİNİ", YİRMİ YIL BOYUNCA TEKRAR EDEN
ile/değil/yerine/ne yazık ki/ya da/><
YİRMİ YILLIK DENEYİMİ OLAN


- YİRMİ ile/||/<> ...

( on dokuzdan sonra gelen sayının adı Az iyirmi yigrimi yigirma cıyırma cığırma jıyırma jigirma yırma Blk cıyırma Alt yīrme çegirbe Kuğ yegerbe Küer yigirbe çibirgi Hakasça çibirgi biçiminin göçüşmeli métathétique bir biçim olduğu anlaşılıyor çigirbi çibirgi sǖrbӓ Türkçe ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır śirĕm Eski Türkçeden beri kullanıldığını biliyoruz yigirmi Orta Türkçede yigirme yigirmi olarak geçer Eski Kıpçakçada da yegirmi biçimi kullanılır Bu verilere göre yirmi yigirmi yigirme adının birleşik bir ad olduğu anlaşılıyor Birinci bölümünde iki ikki sayısının saklandığı düşünülebilir Ramstedt KSz 16 71 İkinci bölümünde ise on anlamına gelen bir sayı adının kullanıldığı tahmin edilebilir Türkçe altı on altmış yeti on yetmiş sekiz on seksen seksen tokuz on doksan doksan adlarında olduğu gibi Türkçe altmış altmış ve yetmiş yetmiş adlarının ikinci bölümünde de on değerinde bir adın saklandığını biliyoruz altmış yetmiş Bu örnekleri göz önüne alan Ramstedt JSFOu 24 21 yigirmi adının Türkçe iki iki ve Moğolca arban on adlarının birleşmesi sonunda oluştuğunu ileri sürmüştür Ancak iki ikki adı eski ve yeni diyalektlerde iki ikki olarak geçer Bu adın yiki ya da yikki biçimine rastlanmaz Buna karşılık çağdaş diyalektlerde özellikle Yakutça ve Çuvaşçada kullanılan biçimler yirminin başındaki y sesinin eskiliğine açık bir tanıktır O bakımdan Ramstedtin açıklaması ses yönünden tartışmaya açıktır Ancak Ramstedtin açıklaması bilim çevrelerinde bir süre benimsenmiştir Örn Németh HonfKial 263 bu açıklamayı doğrulamaya çalışmıştır Németh Nyr 42 241242 Daha sonra Ramstedt Formenlehre 65 Türkçe yigirmiyi Moğolca j irin zwei beide ein Paar biçimine bağlamış j irmesün schwanger biçiminin de j iirimden türediğini açıklamıştır Buna göre j igirmenin jigür j igir verdoppeln fiilinden kalma bir nominal biçim olarak değerlendirilmesi gerekir Ramstedt Togan Arm 228229 Türk diyalektlerinde onla yapılmış sayı adları büyük bir yer tutar Türkçe seksen sekiz on ve doksan dokuz on gibi on Türkçe altmış ve yetmiş gibi sayı adlarının da mış miş ile oluşturulduğu açıktır Bu adlarda gördüğümüz mış mişin on değerinde olduğu anlaşılıyor altmış yetmiş Sarı Uygurlar yirmiye işkon adını verirler Bu adın işki ondan geldiği daha ilk bakışta anlaşılıyor Sarı Uygarcada iki yerine işki biçimi kullanılır Sarı Uygurca işki biçimindeki ş sonradan türemiştir Türkçe it Sarı Uygurca işt örneğinde olduğu gibi Malov Marr Arm 271277 Ancak diyalektlerde yapı bakımından farklı birtakım sayı adları da vardır Türkçe otuz kırk elli gibi Özbekçeden Tacikçeye yigirma olarak geçmiştir Doerfer TLT 140 )

( IYIRMI[Az.]~YIGRIMI[Tkm.]~YIGIRMA[Özb.]~CIYIRMA[Krg.]~CIĞIRMA[Krg.]~JIYIRMA[Kzk.]~JIGIRMA[Kklp.]~YIRMA[Nog.]~YĪRME[Alt.]~ÇEGIRBE[Şor.]~ÇIBIRGI[Hak.]~SǕRBӒ[Yak.]~ŚIRĔM[Çuv.] )


- YİRMİLİK DİŞ ile/||/<> AKIL DİŞİ ile/||/<> YİRMİ YAŞ DİŞİ


- YİRMİ/LİK ile YİRMİNCİ ile YİRMİ BEŞLİK ile YİRMİ BİNLİK ile YİRMİLİK DİŞ ile YİRMİ YAŞ DİŞİ ile YİRMİ MİLYONLUK


- YİRMİSEKİZ ÇELEBİ MEHMET EFENDİ ile YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞA


- YIRTIK-PIRTIK (GİYSİ)


- YIRTIK PIRTIK ile/||/<> PERDESİ YIRTIK ile/||/<> YARIM YIRTIK

( Yırtılmış olan Eskimiş parçalanmış Cırlak tiz keskin olan ses Yırtılma sonucu oluşmuş yarık çak II Utanması çekinmesi olmayan yırtılmış )


- YIRTIK ile/<> KESİK


- YIRTIK ile SÖKÜK


- YIRTILMA ile/değil KOPMA


- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI


- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ


- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI


- YİTTİ ile YETTİ

( Yetti. )


- YIVIŞMAK ile YIVIŞ YIVIŞ


- YİYECEK:
BESİN ve/||/<>/> SÜPÜRGE


- YİYECEK VE İÇECEK ile YEMEK ŞİRKETİ

( CATER vs. CATERER )

( خواربار رساندن ile سورسات چي )

( KHARBAR RESANDAN ile سورسات چي )


- YİYECEK ile GIDA ÜRÜNLERİ ile GIDA ZEHİRLENMESİ ile YİYECEK TEMİNİ ile YEMEK GELGİTİ ile YİYECEKSİZ ile GIDALAR ile GIDA MADDESİ ile GIDA MADDELERİ

( FOOD vs. FOOD ARTICLES vs. FOOD POISONING vs. FOOD SUPPLY vs. FOOD TIDE vs. FOODLESS vs. FOODS vs. FOODSTUFF vs. FOODSTUFFS )

( روزي ile طعام ile غذا ile مائده ile اطعمه ile خوراکي ile خوراک ile مواد غذايي ile مسموميت غذايي ile آذوقه رساني ile طغيان آب ile بي غذا ile اغذيه ile خواربار ile موادغذايي )

( RUZY ile TAAM ile GHZA ile MAEDEH ile ATOMEH ile KHORAKY ile KHORAK ile MOVAD GHZAYY ile MASMOMYT GHZAYY ile AZOGHEH RESANY ile TOGHYAN AB ile BEY GHZA ile اغذيه ile KHARBAR ile MOVADGHZAYY )


- YİYECEK ile/ve/||/<>/> YEMEK


- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM" ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"


- YİYEN" ile/değil YEĞEN


- YİYİM ile YİYİŞ ile YİYİCİ/LİK ile YİYİMLİ


- YİYİP-İÇMEK


- YKDS/MANAGERIAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNETİMSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] ile/değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YOBAZ ile/||/<> ...

( dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran başkalarına baskı yapmaya yönelen kimse bir düşünceye aşırı ölçüde bağlı olan kimse kaba saba inceliksiz kimse Kökenini bilmiyoruz )


- YOBAZ ile/değil CAHİL


- Yoga için DİNLE!!!


- YOGA/YOGA[Fr. < YOGA] ile/||/<> YOGİ/YOGİ[SANSK.]

( Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi )


- YOGİ[SANSK.] ile/değil/yerine/=/||/<> YOGİ

( Yoga felsefesini uygulayan kimse )


- YOGİ ile GNANİ ile EYLEM İNSANI

( Gerçeği arayan bir YOGİ olur, bilgeliği arayan bir GNANİ olur, mutluluğu arayan biri ise EYLEM KİŞİSİ olur. )


- YOĞUN BAKIM ile/||/<> YOĞUN DİSK

( Hacmine oranla ağırlığı çok olan kesif Etkisi güçlü olan koku ses vb ağır derin Dolu sıkı sıkışık çok olan kompakt konsantre Artmış çoğalmış bir durumda olan sıkı Şişman iri tombul olan Kaba kalın iri olan elek iğne )


- YOĞUN BAKIM ve/||/<>/> YOK'UM(YOĞUM)! BAKIN!

( Dün. VE/||/<>/> Bugün. )


- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU


- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK


- YOĞUN | MASİF ile/||/<> MASİF[Fr. < MASSIF]

( Ağır çok fazla bol )

( MASSIVE )

( MASSIF )


- YOĞUN ile "AĞIR"


- YOĞUN ile BOL

( DENSE/INTENSIVE vs. ABUNDANT/AMPLE )


- YOĞUN ile MEŞGUL


- YOĞUN ile YOĞUN SOĞUK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞTIRICI ile YOĞUNLUK

( INTENSE vs. INTENSE COLD vs. INTENSIFY vs. INTENSIFYING vs. INTENSITY )

( شديد ile زمهرير ile شديد شدن ile شدت گرفتن ile شديد کردن ile شدت يافتن ile تشديد کردن ile تشديد يافتن ile مشدد ile سختي ile شدت )

( SHODYD ile زمهرير ile SHODYD SHODAN ile SHODAT GARAFTAN ile SHODYD KARDAN ile SHODAT YAFTAN ile TASHODYD KARDAN ile TASHODYD YAFTAN ile MOSHODAD ile SOKHTY ile SHODAT )


- YOĞUN ile YOĞUNLUK

( DENSE vs. DENSITY )

( انبوه ile متکاف ile چگال ile غليظ ile تراکم ile چگالي ile تکاثف )

( ANBUH ile متکاف ile CHEGAL ile GHELYZ ile TARAKAM ile CHEGALY ile تکاثف )


- YOĞUN ile "YÜKSEK"


- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI


- CONDENSATION POINT[İng.] / KONDENSATION PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA NOKTASI


- TEKASÜF ETMEK[Osm.] / SICH KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMAK


- YOĞUNLAŞMAK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞABİLMEK ile YOĞUNLAŞTIRABİLMEK ile YOĞUN/LUK ile YOĞUN DİSK ile YOĞUNLUKLU ile YOĞUN BAKIM


- YOĞUNLAŞ(TIR)MAK ve/<>/> DAVET


- TEKSİF ETMEK[Osm.] / TO CONDENSE[İng.] / KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMAK


- YOĞUNLUK | BİRİM YOĞUNLUK | DANSİTE ile/||/<> DANSİTE ile/||/<> DANSİTE[Fr. < DENSITÉ]

( 1 Özgül ağırlık 2 Yoğunluk 3 Film üzerindeki kararma derecesi )

( DENSITY )

( DENSITÉ )


- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER


- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ


- YOĞUN/LUK ile AZ/LIK >< ÇOK/LUK


- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK


- YOĞUN/LUK ile SIK/LIK

( DENSE/DENSITY vs. FREQUENT/FREQUENCY )


- YOĞUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/> YORGUN/LUK


- YOĞUNLUKÖLÇER/DANSİMETRE[Fr. < DENSIMÈTRE] ile/||/<> ÖZGÜL AĞIRLIK/DANSİTE[Fr. < DENSITÉ]


- YOĞURMAK ile HAMUR YOĞURMAK ile YOĞURUCU

( KNEAD vs. KNEAD DOUGH vs. KNEADER )

( ورزيدن ile سرشتن ile خمير ماليدن ile خميرگير )

( VARZYDAN ile سرشتن ile KHAMYR MALYDAN ile KHAMYRAGYR )


- YOĞURMAK ile YOĞURTMAK ile YOĞURTLAMAK ile YOĞURABİLMEK ile YOĞURT ile YOĞURTLU ile YOĞURTÇU/LUK ile YOĞURT OTU ile YOĞURT ÇİÇEĞİ ile YOĞURT TATLISI ile YOĞURT ÇORBASI ile YOĞURTLU KEBAP


- YOĞURT ÇİÇEĞİ ile/||/<> YOĞURT ÇORBASI ile/||/<> YOĞURTHANE ile/||/<> YOĞURT OTU ile/||/<> YOĞURT TATLISI ile/||/<> SÜZME YOĞURT ile/||/<> KESE YOĞURDU ile/||/<> TORBA YOĞURDU

( Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz kıvamlı bir süt ürünü )


- YOK ARTIK ile YOK DAHA NELER


- YOK DEMEK ile/değil/yerine BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK DEMEK

( [not] TO SAY "THERE IS/ARE NOT" vs./but TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME"
TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME" instead of TO SAY "THERE IS/ARE NOT" )


- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- YOK ETMEK ile BAŞKALAŞTIRMAK


- YOK ETMEK ile/değil BİTİRMEK

( [not] TO DESTROY vs./but TO FINISH )


- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ

( ANNIHILATE vs. ANNIHILATION vs. ANNIHILATOR )

( نابود کردن ile کن فيکون کردن ile نابودي ile نابودکننده )

( NABUD KARDAN ile KON FEYKON KARDAN ile NABUDY ile NABODKONANDEH )


- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ

( EXTERMINATE vs. EXTERMINATION vs. EXTERMINATOR )

( بکلي نابودکردن ile دفع آفات کردن ile منقرض کردن ile قلع کردن ile براندازي ile براندازگر )

( BEKLY NABODKARDAN ile DAF AFAT KARDAN ile MONAGHARZ KARDAN ile GHAL KARDAN ile BARANDAZY ile BARANDAZGAR )


- YOK ETMEK ile ORTADAN KALDIRMAK


- YOK ETMEK ile/değil ÖRTMEK


- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."


- YOK ETMEK ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK

( Yoketmek yerine yaşatmak )

( İMHÂ ile/değil/yerine/>< İHYÂ )


- YOK ETMEK ile/değil/yerine YOK OLUŞ


- YOK OLAN ile/değil/yerine ORADA OLAN


- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI


- YOK OLMAK ile KAYBOLMA ile ORTADAN KAYBOLDU ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMIŞ ile HAYAL KIRIKLIĞI ile ONAYLAMAMA ile ONAYLAMAMAK ile ONAYLANMADI

( DISAPPEAR vs. DISAPPEARANCE vs. DISAPPEARED vs. DISAPPOINT vs. DISAPPOINTED vs. DISAPPOINTMENT vs. DISAPPROVAL vs. DISAPPROVE vs. DISAPPROVED )

( معدوم شدن ile ناپديد شدن ile ناپيدا شدن ile پريدن ile مفقود شدن ile غيب شدن ile زائل شدن ile زائل ile ناپديدي ile مفقود شده ile ناپديد ile مايوس کردن ile ناخشنود کردن ile ناکام کردن ile دل مرده کردن ile نا اميد کردن ile دل شکستن ile نااميد کردن ile نوميد کردن ile مايوس ile افسرده ile دل مرده ile نوميد ile ناکام ile تلخ کام ile دلشکستگي ile تلخ کامي ile مايوسي ile حرمان ile نامرادي ile تقبيح ile نپسنديدن ile بد دانستن ile تقبيح کردن ile مکروه )

( MADOM SHODAN ile NAPADYD SHODAN ile NAPYDA SHODAN ile PARYDAN ile MAFGHOD SHODAN ile GHYBE SHODAN ile ZAEL SHODAN ile ZAEL ile NAPADYDY ile MAFGHOD SHODEH ile NAPADYD ile MAYVES KARDAN ile NAKHSHNOD KARDAN ile NAKAM KARDAN ile DEL MARDEH KARDAN ile NA AMYD KARDAN ile DEL SHKASTAN ile NAOMYD KARDAN ile NOMYD KARDAN ile مايوس ile AFSARDEH ile DEL MARDEH ile NOMYD ile NAKAM ile TALKH KAM ile DELESHKASTGY ile TALKH KAMY ile مايوسي ile HARMAN ile NAMRADY ile TAGHABYHE ile NAPSANDYDAN ile BAD DANSTAN ile TAGHABYHE KARDAN ile MOKROH )


- YOK OLMAK ile/ve/=/değil VAR OLMAK


- YOK OLMUŞ ile SOYU TÜKENMİŞ YANARDAĞ ile NESLİ TÜKENME

( EXTINCT vs. EXTINCT VOLCANO vs. EXTINCTION )

( معدوم ile منقرض ile نيست کردن ile خاموش ile آتشفشان خاموش ile خفگي ile انهدام )

( MADOM ile MONAGHARZ ile NEYSET KARDAN ile KHAMUSH ile ATASHAFSHAN KHAMUSH ile KHAFGY ile ANEHDAM )


- YOK YA:
ŞAŞIRMA ile/ve/||/<> DEĞİL'


- YOK ile/ve/değil/yerine CİSMİ OLMAYAN


- YOK ile DEĞİL

( LACK vs. NOT )


- YOK ile/değil GEÇERLİ DEĞİL


- YOK ile/değil HENÜZ/ŞU ANDA BİLİNMEYEN

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./but UNKNOWN AT THE MOMENT )


- YOK ile/||/<> NANAY


- YOK ile OLMAZ


- YOK ile/ve/değil/yerine VAR DEĞİL

( "YOK" değil/yerine "VAR DEĞİL"

Bazı kültürlerde, günlük konuşmada ve felsefede, "Değil-leme" yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği'nde "YOK" sözünün kullanılmamasıdır. "Yok", kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, "yok" sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir biçimde belirterek, uyarır o kişiyi. "Yok" sözcüğünü kullanmak yerine "Var değil", "Hak getire", "Hak vere" sözleri kullanılır. Aynı biçimde, "Bitti" yerine de "Bereketlendi" kullanılır. (aynı zamanda "Bitirmek" yerine "Tamamlamak" sözcüğünü kullanmak, zihin programlaması, olgusallık ve dil açısından daha da yerinde bir tanımdır.)

"Evet!" ve "Hayır!" sözcüklerinde de buna benzer, hatta daha da öte bir durum vardır. "Hayır!" sözü, her ne kadar olumsuzluk anlamında kullanılıyor olsa da, bu duruma verilen ad, o olumsuzluktan bir hayır gelmesini ya da geleceğini düşünmekle bağlantılı bir olumlu kılma sözüdür.
Derinlere ve uzun geçmişe dayanan Anadolu Kültürü'nün, din ve tasavvuftan da yararlandığı yaşamsal ve dil üzerindeki bilge tutumlarının günlük konuşmaya ve halka yansıtma çabaları çoğu örnekte görülebilir. "Çok ..." yerine "Yeterli"; "Almak" yerine "Edinmek"; "Fakat" değil "Aynı zamanda" gibi, durumun karşılığını daha derinlemesine verebilecek sözlerin kullanılmasına yönelik çabaları gözlemlemek ve bunlardan üst düzeyde yararlanmak gerekir.

Bu tür çabalar nesne, kavram, olgu ilişkilerinde bireyin ve toplumların yaşanmışlıklarındaki derinliklerden ve geleceğe bir kalıt olarak bırakılmak istenen, insanlığın gelişimine olan etkilerini öngörerek varılmış tutum ve sonuçlardır. Önceki ve "Hayır!" örneğinde olumsuz bir sözün söylenmiyor olmasında bir yasak, haram ya da günah bilincinden çok, bilgece, bilinçli bir tutum söz konusudur.

Bu tutumlar, özellikle sözler için değil daha uygun karşılıkları bulunan davranışlar için de geçerlidir. Örneğin, birine -özellikle bir çocuğa- bir şey vermek istendiğinde, avuç aşağı bakar biçimde uzatmak değil/yerine verilecek olanın, avucun içinde bulunduğu açık bir avuç uzatmaktır.
Bu tür uygulama ve kavramlarda kullanılabilecek tanımlara da örnek olarak, "Aşure/Yemek Pişirmek" yerine/değil "Aşure Kaynatmak"; "Yemek"e yerine/değil "Lokma"ya katılmak/davet; ışığı/mumu/ateşi/ocağı "Söndürmek/Kapatmak" yerine/değil "Dinlendirmek"; "Yakmak/Açmak" yerine/değil "Uyandırmak"; "Ney Sesi" değil/yerine "Ney Sedâsı", "Ney Çalmak" değil/yerine "Ney Üflemek" dendiğini bilmeli; "Saç/sakal/kıyafet düzeltmek" değil "Huy düzeltmek" gibi hem zihinsel, hem yaşamsal kullanımlardan haberdar olmalı; kişi, diline ve kendine gereken özeni ve önemi göstermelidir.

"Körü körüne taklit" yerine/değil "Muhabbetle(Sevgiyle) taklit" etmek, "Emir eden" değil "Hizmet eden" olmak, "Tutmak/saklamak" yerine "Heybeye atmak", "Hakkını vermek" yerine "Hakkını teslim etmek" ve tüm bu ayrıntıları "Akılla tartmak" yerine "Kalple dinlemek" gerekir.

BU İNSAN DEDİKLERİ, EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL
ÂDEM, MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL )

( [not] LACK vs./and/but NOT EXIST
NOT EXIST instead of LACK )


- YOK ile/değil/yerine YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ


- YOK ile/değil/yerine ZAYIF


- YOKLUĞU PAYLAŞMAK değil VARLIĞI PAYLAŞMAK ve/||/<> İYİ GÜN DOSTU OLMAK değil KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK


- YOKLUK ile/=/||/<>/< BİR ŞEYİN YOKLUĞU


- YOK/LUK ile/ve EKSİK/LİK


- YOK/LUK ile/ve/değil ZİHİN

( Yok etmeyince, yok olmaz. )

( [not] NONEXISTENT/NONEXISTENCE vs./and/but THE MIND )


- YOK(OLUMSUZ YANIT/HAYIR ANLAMINDA) ile HAYIR


- YOKSA ... ile AKSİ HALDE ...


- YOKSA["YOKSAM" değil!] ile YA DA


- YOKSUL:
AZA SAHİP OLAN değil "ÇOK"U İSTEYEN


- YOKSUL:
YENİ ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN

( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )


- YOKSUL/FAKİR ile/değil EZGİN

( ... İLE/DEĞİL Paraca durumu bozuk olan kişi. | Çok sıkıntı/cefa çekmiş kişi. | Çürük, ezik meyve. )


- YOKSULLARIN "KURABİLDİĞİ", ANCAK ...:
HAYAL ve/||/<> TURŞU


- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET


- YOKSUNLUK ile MAHRUM ETMEK ile YOKSUN BIRAKAN

( DEPRIVATION vs. DEPRIVE vs. DEPRIVING )

( محروميت ile انعزال ile بيبهره سازي ile محروم ماندن ile محروم کردن ile محرومکردن ile سلب کردن ile سالب )

( MAHROMYT ile انعزال ile BEYBACPAREH SAZY ile MAHROM MANDAN ile MAHROM KARDAN ile MAHROMEKARDAN ile SALAB KARDAN ile SALEB )


- YOKTU değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR


- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN


- YOKUŞ AŞAĞI ile/||/<> YOKUŞ YUKARI

( Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer çıkış iniş karşıtı )


- YOKUŞ ile BAYIR

( ... İLE Küçük yokuş. )


- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]

( Bisiklet kullanmayan kişiler, bildikleri/gördükleri yollardaki eğimin açısına ve uzunluğuna göre, yolun/eğimin tamamını/bütününü "düşünerek", eğimli yollarda çok yorulacaklarını varsayarlar/zannederler. Hatta, o dik "yokuşun", çıkılamaz olduğunu zannederek, süreci düşünmeden/deneyimlemeden, sonuç merkezli bir (ön)"yargı"da bulunurlar. Gözlerini, yolun sonuna dikerek ve yetersizliklerine, güçsüzlüklerine bağlayarak ve ümitsizliğe düşürecek olan yüklü/şişmiş "yokuş" sözcüğü ile yanına bile yaklaşmazlar bisikletin.

Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.

Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.

Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )


- YOKUŞ ile KIRKMERDİVEN

( ... İLE Dik yokuş. )


- YOKUŞ ile PALANDÖKEN

( ... İLE Taşlık yokuş. )


- YOKUŞ ile ŞEV[Fars.]

( ... İLE Yokuş aşağı, inişli yer. | Meyilli, eğik. | Gece. )


- YOKUŞ ile YAMAÇ


- YOKUŞ ile YOKUŞLU ile YOKUŞÇU ile YOKUŞSUZ ile YOKUŞ AŞAĞI ile YOKUŞ YUKARI


- YOKUŞ ile YURA/KABAN[Erm.]

( ... İLE Dik yokuş. )


- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK" ile/ve/<> "BİN DEREDEN SU GETİRTMEK" ile/ve/<> "ENSESİNDE BOZA PİŞİRMEK"["kafasında" değil!] ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK" ile/ve/<> TRİBÜNLERE OYNAMAK ile/ve/<> İPE UN SERMEK


- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ


- YOL AYRIMI ile KAVŞAK


- YOL GEÇEN HANI ile ...

( Beyazıt'ta, Çarşıkapı - Kapalıçarşı arasında bulunan eski bir han. )


- YOL GÖSTERMEK ile YOLDAN ÇIKARMAK ile YOL AÇMAK ile KURŞUNİ ile LİDER ile LİDER ATAMA ile BİR KERVANIN LİDERİ ile KÖYÜN LİDERİ ile LİDERSİZ ile LİDERLER ile LİDERLİK ile ÖNDE GELEN ile YOLDAN ÇIKMAK ile YOL AÇAN

( LEAD vs. LEAD ASTRAY vs. LEAD TO vs. LEADEN vs. LEADER vs. LEADER APPOINTING vs. LEADER OF A CARAVAN vs. LEADER OF VILLAGE vs. LEADERLESS vs. LEADERS vs. LEADERSHIP vs. LEADING vs. LEADING ASTRAY vs. LEADING TO )

( هدايت کردن ile انجاميدن ile سوق دادن ile وا داشتن ile سرب ile پيشقدم شدن ile منجر شدن ile به دنبال داشتن ile رهبري کردن ile اغواکردن ile به بار آوردن ile سربي رنگ ile سربي ile مانند سرب ile پيشقدم ile زعيم ile پيشوا ile نقيب ile سر دسته ile راهبر ile رهبر ile ليدر ile سردمدار ile طلايه ile مقتدل ile رائس ile سرکرده ile سردسته ile تولي ile چاوش ile دهخدا ile کدخدا ile بي رهبر ile رؤوس ile روسا ile سرکردگي ile نقابت ile امامت ile سري ile پيشوايي ile رهبري ile چاوشي ile منجر ile رهنمايي ile مظل ile منجر به ile منتهي به )

( CPEHDAYT KARDAN ile ENJAMYDAN ile SOGH DADAN ile VA DASHTAN ile SARB ile PEYSHGHODAM SHODAN ile MANJER SHODAN ile BAH DANBAL DASHTAN ile RAYABARY KARDAN ile اغواکردن ile BAH BAR AVARDAN ile SARBY RANG ile SARBY ile MANAND SARB ile PEYSHGHODAM ile زعيم ile PEYSHVA ile نقيب ile SAR DASTEH ile RANPABAR ile RAYABAR ile LEYDAR ile SARDAMDAR ile TALAYYEH ile مقتدل ile رائس ile SARKARDEH ile SARDASTEH ile تولي ile CHAVESH ile DAHAKHODA ile KADKHODA ile BEY RAYABAR ile رؤوس ile ROSA ile SARKARDEGY ile NAGHABAT ile EMAMET ile SARY ile PEYSHVAYY ile RAYABARY ile CHAVESHY ile MANJER ile رهنمايي ile مظل ile MANJER BAH ile MONTEHY BAH )


- YOL:
İNCE ve/||/<> KILIÇTAN KESKİNCE


- YOL YOL ile/||/<> İPLİK İPLİK


- YOL YORDAM ile/||/<> ADAP ERKÂN ile/||/<> YOL ERKÂN ile/||/<> YOL YÖNTEM


- YOL ile ÇIĞIR

( ... İLE Çığın, kar üzerinde açtığı iz. | Hayvanların, gide gele açtığı ince yol, patika. | İz. | Başkalarının da uyabileceği, yeni bir biçim, yöntem ya da yol. | Büyük hattatların sanat yolu. )


- YOL ile/ve ÇIĞIR/SEBİL/PATİKA[Slavca]

( ... İLE/VE Hayvanların açtığı yol. )


- YOL ve/=/<> İNSAN

( Gelenekte, yol, herşeyden önce gelir. İnsandan bile ve fakat yolun kendi de yine insandır. )


- YOL ile/ve SEBİL[Ar.]

( ... İLE/VE Büyük cadde. )

( RÂH ile/ve RÂH-I/REH-İ ŞÂH )


- YOL ile/ve SÜREÇ

( Kendimiz bulmadıkça o, kendi yolumuz olmayacaktır ve bizi hiçbir yere götürmeyecektir. )

( Sürece katılmadıkça anlaşılmaz. )

( Kişiyi, yürüdüğü yol yorar. )

( Unless we find ourselves, it will not be our own way and will take us nowhere. )

( PATH vs./and PROCESS )


- YOL ile YOL BEL ile YOL YOL ile YOL AĞZI ile YOL BOYU ile YOL AZIĞI ile YOL ERKAN ile YOL AYRIMI ile YOL EVLADI ile YOL HALISI ile YOL KİLİMİ ile YOL PARASI ile YOL UĞRAĞI ile YOL YORDAM ile YOL İŞARETİ ile YOL KARDEŞİ ile YOL YORGUNU ile YOL HARİTASI ile YOL HARÇLIĞI ile YOL KARDEŞLİĞİ ile YOL YORGUNLUĞU


- YOL YOLCU

( WAY
PASSENGER )


- YOLA ÇIKMAK:
"YAŞAMDAN KAÇMAK İÇİN" ile/değil/yerine/>< YAŞAMI KAÇIRMAMAK ÜZERE


- YOLCU GEMİSİ ile/||/<> YOLCU SALONU ile/||/<> YOLCU TRENİ ile/||/<> YOLCU VAGONU ile/||/<> DEMİR YOLCU ile/||/<> MAVİ YOLCU ile/||/<> ORTA YOLCU ile/||/<> SU YOLCU

( Yolculuğa çıkmış kimse Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse Doğması beklenen çocuk İyileşmesi umutsuz hasta İşten çıkarılması beklenen kimse )


- YOLCU OLMAK ile/ve/değil YOLDA OLMAK

( MALAGA: Yolculuk. )


- YOLCU ile/ve GEZGİN

( ... ile/ve SEYYAH )

( PASSENGER vs./and TRAVELLER )


- YOLCULAMAK ile YOLCU/LUK ile YOLCU TRENİ ile YOLCU GEMİSİ ile YOLCU SALONU


- YOL/CULUK:
DIŞARI DOĞRU değil İÇERİ DOĞRU


- YOLCULUK:
HAYAL GÜCÜ yerine GERÇEKLER

( Seyahat etmek, hayal gücümüzü, gerçeklerle dengeler ve bazı şeylerin nasıl olabileceklerini düşünmek yerine onları, oldukları gibi görmemizi sağlar. )


- YOLCULUK | KEZ/YOL ile/||/<> YOLCULUK | KEZ/SEFER[Ar. < SEFER] ile/||/<> YOLCULUK | GEZİ/SEYAHAT[Ar. < SİYĀḤAT]

( yol ağzı yol ayrımı yol azığı yol bel yolbil yolbul yol boyu yoldüzler yol erkân yol evladı yolgeçen hanı yol halısı yol haritası yol harçlığı yol işareti yol kardeşi yolkesen yol kilimi yol parası yol uğrağı yolüstü yol yol yol yordam yol yorgunu yol yöntem açık yol açısal yol altı yol ana yol bir yol bölünmüş yol çakıl yol çıkar yol dikenli yol diplomatik yol doğru yol dört yol duble yol ekspres yol kaçamak yol kısayol köprü yol kötü yol orta yol otoyol stabilize yol tahsisli yol tali yol tam yol tek yönlü yol tercihli yol uzak yol kaptanı uzun yol sürücüsü uzun yol şoförü yan yol gözü yolda o yolda kısa yoldan ayakyolu bisiklet yolu boru yolu cinyolu çevre yolu çıkış yolu çözüm yolu demir yolu deniz yolu döl yolu geçim yolu Gökyolu Hacılaryolu Hacıyolu hak yolu Harezmi yolu hava yolu idrar yolu İpekyolu kara yolu keçi yolu koşu yolu Samanyolu seğirdim yolu ses yolu sıçan yolu sidik yolu suyolu su yolu yargı yolu yaya yolu keyfi yolunda tıngırı yolunda Karada havada suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık sırat tarik Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan ya da kendi kendine oluşmuş yürümeye uygun yer Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi İçinden ya da üstünden bir sıvının geçtiği aktığı yer yolculuk Gidiş çabukluğu hız Davranış tutum gidiş ya da davranış biçimi Uyulan ilke sistem Kumaşta bulunan çizgi kez Düğünde oğlanevinin kızevine verdiği para mal ya da armağan n Bir sonuca bir amaca ulaşmak için izlenen süreç Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare )


- YOLCULUK ile/ve/değil/yerine/|| SÜREÇ


- Yolculukta KONUŞ!!!


- Yolcuyla KONUŞ!!!


- Yolcuyu DİNLE!!!


- YOLDA KALMAK ile SINIFTA KALMAK


- Yolda KONUŞ!!!


- OKUMAK:
BEKLERKEN -ile/ve


- YOLDAN ÇIKAN ile/değil/yerine/>< YOLA ÇIKAN

( Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan olmamıştır. )


- YOLDAN ÇIKMIŞ OLMAK ile/ve/değil YOLDAN UZAKLAŞMIŞ OLMAK


- YOLDAŞ:
HIZIR ya da CEBRAİL değilse (BİR) MÜRŞİD-İ KÂMİL GEREK


- YOLDAŞ (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALDAŞ (OLMAK)

( Gövdeye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Gönüle. )


- BAŞA GELEN:
YOLDAŞTAN ile/ve/değil/||/<>/< YOLDAN


- YOLLAR ile/ve/değil/||/<>/< TEK/ORTAK YOL

( Kişi sayısınca. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Samimiyetle. )


- YOLLU" (OLMAK) ile/değil YOLDA (OLMAK)


- YOLLU ile YOLLUK


- YOLLUK ile/||/<> YOL AZIĞI ile/||/<> YOL HALISI


- YOLU BİLMEK ile/ve/> YOLDA İLERLEMEK

( Yolunuzu, kendiniz bulmalısınız. )

( TO KNOW THE WAY vs./and/> TO BE ON THE WAY/TO PROGRESS
You must find your own way. )


- Yolu DİNLE!!!


- YOLUN BAŞI ile/ve/||/=/<> YOLUN SONU


- YOLUNU AÇMAK ile/ve YOLUNU OLUŞTURMAK


- YOL/YÖNTEM ile/ve İŞ ile/ve BİLGELİK

( WAY/METHOD vs./and BUSINESS vs./and WISDOM )


- YÖN BELİRTECİ ile/||/<> YÖNBUL ile/||/<> YÖN EKİ ile/||/<> YÖNEYLEM ile/||/<> YÖN GÖSTERME EKİ ile/||/<> YÖN ZARFI ile/||/<> ANA YÖN ile/||/<> ARA YÖN ile/||/<> ASYÖN ile/||/<> TEK YÖN ile/||/<> BU YÖNDEN ile/||/<> O YÖNDEN ile/||/<> ŞU YÖNDEN

( Belli bir noktaya göre olan yer cihet taraf Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan veçhe Bir yere gitmek için izlenen yol cihet Tutulacak izlenecek yol doğrultu istikamet )


- YÖN/CİHET[Ar. < CİHET] ile/||/<> YÖN/VEÇHE[Ar. < VECHE]


- YÖN ile ARA YÖN/ASYÖN

( Belirli bir noktaya göre olan yer, taraf. | Bir şeyin belirli bir noktaya baktığı yan, veçhe. | Bir yere gitmek için izlenilen yol, cihet, istikamet. | Tutulacak, izlenilecek yol. İLE Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri. )


- YÖN ile BOYUT

( DIRECTION vs. DIMENSION )


- CİHET[Osm.] / DIRECTION[İng.] / RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖN


- YÖN ile YÖN EKİ ile YÖNELİK ile YÖN ZARFI ile YÖN BELİRTECİ ile YÖN GÖSTERME EKİ


- YONCA YAPRAĞI ile/||/<> ACI YONCA ile/||/<> EKŞİ YONCA ile/||/<> SARIYONCA ile/||/<> SU YONCASI

( Baklagillerden başak durumundaki çiçekleri kırmızı ya da mor renkli hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı Trifolium )


- YONCA ile EKŞİYONCA

( Baklagillerden, başak durumundaki, çiçekleri kırmızı ya da mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı. İLE Ekşiyoncagillerden, çok yıllık, otsu bitki. )

( TRIFOLIUM cum OXALIS )


- YONCA ile TAVŞANBIYIĞI

( ... İLE Bir tür yonca. )


- YONCA ile ÜÇGÜL/YABANYONCASI/TİRFİL[Yun.]

( TRIFOLIUM )


- YONCA ile/||/<> YONCA

( botanik Baklagiller Leguminosae familyasından bir ya da çok yıllık yaprakları üç parçalı ülkemizde 95 kadar türle temsil edilen otsu Trifolium cinsi türlerine verilen ad Üçgül Baklagiller familyasından ülkemizde 95 kadar türle temsil edilen bir ya da çok yıllık yaprakları üç parçalı otsu Trifolium cinsi türlerine verilen ad üçgül Az yonca yorunca joŋışka joŋırışka joŋışka coŋguçka yonğiçka Eski Türkçede yorunçğa olarak kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre Orta Türkçede yorınçğa biçimi geçer Oğuzlar ise yorınca biçimini kullanırlar Kökünü açık olarak bilmiyoruz Bitki ve hayvan adlarında kullanılan nçğa ekiyle yapıldığı anlaşılıyor Türkçe yonca biçiminin yorıncadan geldiği açıktır Bu biçimde r düşmüştür Nogaylar yabani yoncaya kulınot kulın tay ot adını verirler Bunun gibi Farsçada da asbist aspist ve ispist sipist adı yonca olarak kullanılır Bu adın asb asp at sözünden geldiği anlaşılıyor Buna göre yonca adının ilk bakışta Türkçe yont yunt at at sürüsü sözüyle birleştirilmesi kolaydır Ancak eski yorınçğa biçimi göz önüne alınırsa bu birleştirmenin sağlam bir dayanaktan yoksun olduğu anlaşılır Fala bakmak için kullanılan bir bitki olduğuna göre yor kökünden geldiği de bilimsel yayınlarda ara sıra dile getirilmiştir Ancak bu düşünce de tartışmaya açıktır Anadolu ağızlarında yabani yoncaya korunga tirfil üçgül gibi birtakım adlar verilir korunga tirfil üçgül Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1932 Tacikçe yonuşga yonγuşqa yonγuçqa yoruşqa Doerfer TLT 159 Özbekçeden alınmıştır Türkçeden Kürtçeye unce trèfle olarak geçmiştir diyalektlerinde geçtiğini de biliyoruz )

( CLOVER )

( LUZERNE CULTIVÉE | TREFLE )

( KLEE )

( MEDICAGO SATIVA | TRIFOLIUM )

( YONCA[Az.]~YORUNCA[Tkm.]~JOŊIŞKA[Kklp.]~JOŊIRIŞKA[Kzk.]~JOŊIŞKA[Kzk.]~COŊGUÇKA[Krg.]~YONĞIÇKA[Özb.] )


- YONCA ile YONGA/KAMGA/ÇİP[İng. CHIP]

( Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı ya da mor renkli, çayır bitkilerinin genel adı. İLE Kesilen, yontulan ya da rendelenen bir şeyden çıkan parça. | Çip. )


- YONCA/LIK ile YONCA YAPRAĞI


- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN


- YÖNE ile/değil YÖNDE

( Mesafe. İLE/DEĞİL Her bir yön. )

( İLÂ CİHED ile/değil Fİ CİHED )


- YÖNELİM/KIBLE:
NAMAZ ile DUA ile ÂŞIK ile İŞ

( Kâbeye. İLE Her yöne. İLE Kişiye(mâşuğa)/kavrama. İLE Uğraşa. )


- YÖNELİMSEL/LİK ile/ve/||/<> ÖZNEL/LİK


- YÖNETİCİ ASİSTANI ile/||/<> YÖNETİCİ ÖZETİ ile/||/<> KRİZ YÖNETİCİSİ

( Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi yöneten kişi idareci menajer Bir spor dalında takımların hazırlanması oyuncunun bakımı çalışma yerinin sağlanması yapılacak karşılaşmaların planlanması vb işlerle ilgilenen kimse )


- YÖNETİCİ:
ORTALAMA ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> İLERİ

( Para kazandırır. İLE/VE/||/<> Düzen kazandırır. İLE/VE/||/<> İnsan kazandırır. )


- YÖNETİCİ ile/ve/||/<>/> ASKER

( Eski/önceki asker. İLE/VE/||/<>/> Asker. )


- YÖNETİCİ ile/ve/yerine/değil ÖNDER

( BUU/BUĞ: İnsan kümelerinin önderi/yöneticisi. [Birden fazla Buğ varsa içlerinden biri Baş Buğ olmuştur.] [Kişileri koruyup gözeten, birbirine sevgi ve saygıyla bağlayan Bağ, Buğ ve Ban olmuştur.] )

( Kişinin el parmakları, toplumsal örgütlenmeye köz/model olmuştur. Kişi öbekleri/grupları, 10'luk sisteme göre örgütlenmiştir. Buu, 10'luk düzenin önderi olmuştur. )

( İşi, doğru yapan. İLE/VE/YERİNE/DEĞİL Doğru işi yapan. )

( ZİMAMDAR ile/ve/yerine/değil PÎŞVÂ[Reis, başkan]/PÎŞDÂR )

( [not] MANAGER vs./and/but LEADER
LEADER instead of MANAGER )


- YÖNETİCİLER:
"SEÇKİN" ve/<> "KOZMİK" ve/<> "İLÂHİ"


- Yöneticilerle KONUŞ!!!


- YÖNETİM İŞLEMLERİNDE:
YETKİ ile/ve/||/<> BİÇİM ile/ve/||/<> NEDEN ile/ve/||/<> KONU ile/ve/||/<> AMAÇ


- YÖNETİM KONSEYİ ile YÖNETMEK ile YÖNETİŞİM ile MÜREBBİYE ile YÖNETEN ile DEVLET ile HÜKÜMETE SADIK ile HÜKÜMET YETKİLİSİ ile HÜKÜMETE AİT ile HÜKÜMET TERÖRÜ ile HÜKÜMET TERÖRİSTİ ile HÜKÜMETSİZ ile HÜKÜMETLER ile VALİ ile GENEL VALİ ile VALİLER ile VALİLİK

( GOVERNING COUNCIL vs. GOVERN vs. GOVERNANCE vs. GOVERNESS vs. GOVERNING vs. GOVERNMENT vs. GOVERNMENT LOYALIST vs. GOVERNMENT OFFICIAL vs. GOVERNMENTAL vs. GOVERNMENTAL TERRORISM vs. GOVERNMENTAL TERRORIST vs. GOVERNMENTLESS vs. GOVERNMENTS vs. GOVERNOR vs. GOVERNOR GENERAL vs. GOVERNORS vs. GOVERNORSHIP )

( فرمانداري کردن ile حکم راندن ile حکمراني کردن ile تابع خود کردن ile حکومت کردن ile فرمانداري ile زنحاکم ile مديره ile اولوالامر ile شوراي حکومتي ile عقل اختيار ile حکومت ile دولتي ile دولت ile دولت خواه ile دولتمرد ile ديواني ile حکومتي ile تروريسم دولتي ile تروريست دولتي ile بي دولت ile دول ile حکمران ile حکومت نشين ile استاندار ile والي ile حاکم ile فرماندار ile فرمانده ile فرمانفرما ile فرماندار کل ile حکام ile استانداري ile حکمراني )

( FARMANDARY KARDAN ile HOKAM RANDAN ile HOKMRANY KARDAN ile TABE KHOD KARDAN ile HOKOMET KARDAN ile FARMANDARY ile زنحاکم ile MADYRAH ile OLVALAMER ile SHORAY HOKOMETY ile AGHAL AKHTYAR ile HOKOMET ile DOLATY ile DOLAT ile DOLAT KHAH ile DOLTMARD ile DYVANY ile حکومتي ile TARVARYSAM DOLATY ile TARVARYSET DOLATY ile BEY DOLAT ile دول ile حکمران ile HOKOMET NESHYNE ile ESTANDAR ile والي ile HAKAM ile FARMANDAR ile FARMANDEH ile FARMANFARMA ile FARMANDAR KEL ile حکام ile ESTANDARY ile حکمراني )


- YÖNETİM KURULU ile/||/<> İDARE MECLİSİ


- YÖNETİM/İDÂRE TÜZESİ/HUKUKU ile/ve/||/<> KAMU TÜZESİ/HUKUKU


- YÖNETİM ile ADALET YÖNETİMİ ile İDARİ ile YÖNETİCİ

( ADMINISTRATION vs. ADMINISTRATION OF JUSTICE vs. ADMINISTRATIVE vs. ADMINISTRATOR )

( اداره کل ile وصيت ile فرمداري ile دادگستري ile اداري ile فرمدار ile ادارهکننده ile مدير تصفيه )

( EDAREH KEL ile VASYT ile FARMADARY ile DADGOSTERY ile EDARY ile FARMADAR ile EDARECKONANDEH ile مدير تصفيه )


- YÖNETİM ve/||/<> TAKIM

( )


- YÖNETİMDE:
YETKİ ve/||/<> BİÇİM/ŞEKİL ve/||/<> NEDEN ve/||/<> KONU ve/||/<> AMAÇ


- YÖNETİMSEL:
İŞLEM ile/ve/||/<> EYLEM


- YÖNETİMSEL/İDARÎ İŞLEM ile/ve/||/<> YÖNETİMSEL/İDARÎ EYLEM


- YÖNETMEK ile YÖNETİLMEK ile YÖNETTİRMEK ile YÖNETEBİLMEK ile YÖNETİCİ/LİK ile YÖNETSEL ile YÖNETİCİ ÖZETİ ile YÖNETİCİ ASİSTANI


- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY


- YONGA ile/||/<> KAMGA


- YONGA ile/||/<> TÜMLEŞİK ÇEVRİM

( Bir tümleşik çevrimi taşıyan yarıiletken gereç Kırmık sözlüğü de bu anlamda kullanılmaktadır tümleşik çevrim )

( CHIP )

( PASTILLE, MICROPLAQUETTE )


- YONGA/KAMGA ile YONTU

( Kesilen, yontulan ya da rendelenen bir şeyden çıkan parça. İLE Taş, tunç, mermer, kil, alçı, bakır gibi maddelerden yontularak, kalıba dökülerek ya da yoğrulup pişirilerek oluşturulan yapıt. )


- YONGALAMAK ile YONGA ile YONGAR


- YÖNLENDİRİLEBİLİR YEDEKTE:
KARE ile/ve/||/<> YUVARLAK ile/ve/||/<> ÜÇGEN(BEAMER)

( Alçak koşul. @@ Alçak koşul. @@ ... )


- [ne yazık ki]
"YÖNLENDİRME" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM/LAMA


- ORIENTATION EFFECT[İng.] / EFFET D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME ETKİSİ


- ORIENTATION FORCE[İng.] / FORCE D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUVVETİ


- YÖNLÜ DOĞRU ile/||/<> ÇOK YÖNLÜ ile/||/<> TEK YÖNLÜ

( Yönü olan )


- YÖNLÜ SEÇİLİM ile/||/<> DENGELEYİCİ SEÇİLİM

( Yönlü tek yön seçilim, dengeleyici ortalama. )

( Formül: Trend İLE balanced )


- YÖNLÜ ile YÖNLÜ DOĞRU


- YÖNTEM BİLGİSİ ile/||/<> YÖNTEM BİLİMİ ile/||/<> BULGUSAL YÖNTEM ile/||/<> KARMA YÖNTEM ile/||/<> SARMAL YÖNTEM ile/||/<> YOL YÖNTEM ile/||/<> BEYİN ÇİZGESİ YÖNTEMİ ile/||/<> ÇALIŞMA YÖNTEMİ ile/||/<> KALP ÇİZGESİ YÖNTEMİ

( Bir amaca erişmek için izlenen tutulan yol yordam usul II prosedür Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol metot )


- YÖNTEM BİLİMİ | METODOLOJİ[Fr. < MÉTHODOLOGİE] ile/||/<> METOT

( METHOD~METHOD )

( MÉTHODOLOGIE | MÉTHODE~MÉTHODE )

( METHODUS~METHODUS )

( METHODE~METHODE )

( METODOLOGIA~METODO )

( ΜΕΘΟΔΟΛΟΓΊΑ / μεθοδολογία~ΜΈΘΟΔΟΣ / μέθοδος )


- YÖNTEM | MÉTHODE[Fr. < MÉTHODE] ile/||/<> METOT[Fr. < MÉTHODE]

( MÉTHODE )


- YÖNTEM, METOD, SİSTEM = TARÎK = MÉTHODE, SYSTÈME


- YÖNTEM/METOD ile YOL


- YÖNTEM/TARZ/YAKLAŞIM SORUNU ile/ve/değil/daha çok SONUÇ ÇIKARMA SORUNU


- YÖNTEM/USÛL["USÜL" değil!]/METOD[İng. < METHOD] ile/ve ÜSLÛB


- YÖNTEM ile/ve/değil/yerine AHLÂK

( [not] METHOD vs./and/but MORALS
MORALS instead of METHOD )


- YÖNTEM ile/ve LOJİ[Yun. < LOGOS]

( METHOD vs./and LOGIC )


- METHOD[İng.] / PROCÉDÉ(M), MÉTHODE(F)[Fr.] / METHODE(F), VERFAHREN(N), VORGANG(M)[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNTEM


- YÖNTEM ile SÜREÇ

( METHOD vs. PROCESS )


- YÖNTEM ile/ve/<> TUTUM

( METHOD vs./and/<> ATTITUDE )


- YÖNTEM ile/ve ÜSLÛB


- YÖNTEMLİ | DÜZENLİ/METODİK[Fr. < MÉTHODIQUE] ile/||/<> ALIŞKANLIK | YÖNTEM/YORDAM ile/||/<> İŞLEM | YÖNTEM/PROSEDÜR[Fr. < PROCÉDURE]

( yöntemli düzenli )


- YONTMA TAŞ ÇAĞI ile/||/<> YONTMA TAŞ DEVRİ

( Yontmak işi yonma Yontulmuş ya da yontularak yapılmış )


- YONTMA ile YONTMA TAŞ ÇAĞI ile YONTMA TAŞ DEVRİ


- YONTMAK ile YONTULMAK ile YONTABİLMEK ile YONT ile YONTU ile YONTUCU/LUK ile YONT KUŞU


- YONUGİ ile/ve/<> KARENBİ ile/ve/<> GİNDO ile/ve/<> SEBU ile/ve/<> DEGOGO

( Mali'nin, Dogon bölgesindeki, Songo köyünde yaşayan kabileler. )

( [görevleri] Şef ailesi. İLE/VE/<> Halkla ilişkiler. İLE/VE/<> Sağlık ve tıp. İLE/VE/<> Tüze ve adâlet. İLE/VE/<> Ticaret ve dış ilişkiler. )


- [ne yazık ki]
YORAN:
KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ETRAFINI ANLAMAYAN KİŞİLERİN SAĞIRLIĞI


- YORAR ile/>< VERİR


- YÖRE/HAVALİ[Ar. < ḤAVĀLĪ] ile/||/<> BÖLGE/MINTIKA[Ar. < MİNṬAḲA]


- YÖRE ile/ve İRMİK

( İri un. İLE/VE İri taneli un. )


- YÖREL ile/ve/||/<> YEREL


- YORGALAMAK ile YORGA ile YORGAN ile YORGANCI/LIK ile YORGAN YÜZÜ ile YORGAN İPLİĞİ ile YORGAN İĞNESİ ile YORGAN KAVGASI ile YORGAN ÇARŞAFI