Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 57.789 başlık/FaRk ile birlikte,
57.789 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(198/233)
- TAKDİS[Ar.] ile/değil/yerine/= KUTSAMAK
- TAKE :/yerine ALMAK
- TAKI:
SAHTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERÇEK
( Varsıl taksa bile "gerçek". İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yoksul taksa bile "sahte". )
- TAKI | SORUMLULUK | SIKINTI | AĞIRBAŞLILIK/AĞIRLIK ile/||/<> ÇOKLUK | YOĞUNLUK/KESAFET[Ar. < KES̱ĀFET] ile/||/<> YOĞUN | SIK/KESİF[Ar. < KES̱ĪF] ile/||/<> TOPLANMA | YOĞUNLAŞMA/TEKÂSÜF[Ar. < TEKĀS̱UF] ile/||/<> YOĞUNLUK | AĞIRLIK/GRAVİTE[İng. < GRAVITY]
( ağırlık çalışması ağırlık merkezi ağırlık yitimi başağırlık gramağırlık horoz ağırlık kilogramağırlık orta ağırlık özgül ağırlık sinek ağırlık tüy ağırlık atom ağırlığı el ağırlığı Ağır olma durumu tartı Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer Sıkıcı bunaltıcı iç karartıcı durum Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum takı sorumluluk Bir kimse bir grup vb nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan kalın sıkıntı ağırbaşlılık Değerli olma durumu Uyuşukluk ve gevşeklik durumu Orduda bir birliğin cephane yiyecek ve eşya yükleri Yer çekiminin bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke gravite Güreş boks halter judo vb spor dallarında sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori sıklet )
- TAKÎ ile/değil/yerine/= DOĞRULUK İLKESİ
- TAKÎ[Ar.] ile MUTTAKÎ[Ar.] ile MÜ'MİN[Ar.]
- TAKIK ile/değil/yerine ÂŞIK
- TAKILMA ile/ve/||/<> KAFAYI BOZMA
- TAKIM | EKİP[Fr. < ÉQUIPE] ile/||/<> ...
( ÉQUIPE )
- TAKIM, ORDO = FIRKA = ORDRE
- TAKIM OYUNU ile/||/<> TOPLULUK OYUNU
( topluluk oyunu Gösteriyi ortaya çıkaran oyuncuların sahne gerisi uygulayım görevlilerinin ve gösteri sırasında çalışan uzmanların uyumlu ve başarılı çalışmasıyla var olan disiplinle bütünlük taşıyan oyun )
( ENSEMBLE PLAY )
( JEU D'ENSEMBLE )
( ENSEMBLESPIEL )
- TAKIM TAKIM
- TAKIM-TAKLAVAT
( Anlamını, bilenler bilir. )
- TAKIM ile/değil/yerine/=/||/<> EKİP | SİGARA AĞIZLIĞI | TAKIM ELBİSE | GRUP
( takımada takım elbise takım erki takım oyunu takım takım takım taklavat takımyıldız alt takım asım takım birtakım bu takım millî takım ulusal takım ayaktakımı banyo takımı beyin takımı caz takımı çamaşır takımı çatal bıçak takımı çay takımı çengi takımı eyer takımı gemi takımı hamam takımı hokka takımı kahve takımı kapak takımı kaymak takımı koltuk takımı koşum takımı köşe takımı lamekân takımı makyaj takımı mehter takımı ocak takımı olta takımı pergel takımı satranç takımı sayaç takımı saz takımı servis takımı sıfat takımı sofra takımı sonuç takımı tamir takımı tuvalet takımı ustunç takımı uyku takımı yatak takımı yatak odası takımı yazı takımı yemek takımı iniş takımları Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı ekipman Meslek davranış durum vb yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk ekip Birbirini tamamlayan şeylerin tümü sigara ağızlığı takım elbise Hayvanlarda yemek borusu akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad grup Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk bando Bölüğü oluşturan birliklerden her biri Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik Bir filmin çevriminde görüntüleri alma aydınlatma ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri Birlikte oynayan kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu )
- TAKIM ile EKİP ile TİM
- TAKIM ile TAKIM ERKİ ile TAKIM OYUNU ile TAKIM TAKIM ile TAKIM ELBİSE ile TAKIM TAKLAVAT
- TAKİM[Ar.] ile TAKİMETRE[Fr. TACHYMETRE]
( Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma. | Mikrobundan arıtma. İLE Hareket durumundaki bir nesnenin hızını ölçmeye yarayan aygıt. )
- TAKIM ile/değil TULUM
- TAKIMYILDIZI:
GÜNEY ile/ve/||/<> KUZEY
- TAKIMYILDIZI ile/<> GÜNEYBALIĞI
( ... İLE/<> Güney yarımkürede, bir takımyıldızı adı. )
- TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU ile ALTIN TAKİN
( 
)
( Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer "keçi antilobu" olarak da adlandırılır. )
- TAKINTI ile/ve/değil BÂTIL İNANÇ
- TAKINTI ile/ve/değil/yerine BİLGİ
- TAKINTI ile TUTKU
( Geçmişin büyük kişileri, sadece yolu gösterir. Çaba göstermesi ve bu yolda yürümesi gereken kişi, kendimiziz. Derin derin düşünelim ve bu yolu izleyerek, tutkulardan ve yanılgılardan kurtulalım. )
- TAKINTILI TUTKU ile/değil/yerine UYUMLU TUTKU
- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK
- TAKİP ETMEK ile DEVAM ETMEK
- TAKİP ETMEK ile/yerine/değil İÇİNDE (PARÇASI) OLMAK
- TAKİP ETMEK ile/değil/yerine/= İZLEMLEMEK
- TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİP ETMEK ile TAKİPÇİ ile TAKİPÇİLER ile TAKİP ETME
( FOLLOW vs. FOLLOW UP vs. FOLLOW-UP vs. FOLLOWER vs. FOLLOWERS vs. FOLLOWING )
( پيشه کردن ile بعد آمدن ile پيروي کردن ile رعايت کردن ile پيگيري کردن ile در پي افتادن ile تبعيت کردن ile اقتداء کردن ile تابع بودن ile دنبال کردن ile در ذيل آمدن ile متابعت کردن ile يا درمان ile پي گيري کردن ile عقبه ile دنباله رو ile متاسي ile دنبالگر ile سالک ile اهل تقليد ile هواخواه ile پيرو ile هوادار ile تبع ile تبعه ile تابع ile اصحاب ile اتباع ile مطاوعت ile در پي ile تاسي ile اقتداء ile شرح ذيل ile امتثال ile پيروي ile به دنبال )
( PEYSHEH KARDAN ile BAD AMADAN ile PEYROY KARDAN ile ROAYT KARDAN ile PEYGYRY KARDAN ile DAR PEY AFTADAN ile TABYT KARDAN ile EGTEDA KARDAN ile TABE BODAN ile DANBAL KARDAN ile DAR ZEYLE AMADAN ile METABEAT KARDAN ile YA DARMAN ile PEY GYRY KARDAN ile AGHABEH ile DANBALEH RO ile METASY ile دنبالگر ile SALK ile اهل تقليد ile NPAVAKHAH ile PEYRO ile NPAVADAR ile TAB ile TABE ile TABE ile ASHAB ile OTBAE ile MOTAVEAT ile DAR PEY ile تاسي ile اقتداء ile شرح ذيل ile EMTESAL ile PEYROY ile BAH DANBAL )
- TAKIP TAKIŞTIRMAK
- TAKİP ile BASIMLAMA
( ... İLE Bazı kuşların yumurtadan ilk çıktığı anda çevresinde hareket eden ilk nesneye bağlanıp sürekli o nesneyi izlemelerine verilen ad. )
- TAKİP ile/değil/yerine/= İZLEM
- TAKİP ile/değil/yerine/= İZLEM
- TAKİP ile/||/<> POURSUITE[Fr.] ile/||/<> KOVUŞTURMAK
( POURSUITE )
- TAKİP ile TAKİPÇİ/LİK ile TAKİPSİZ/LİK ile TAKİPSİZLİK KARARI
- TAKİPÇİ ile SAVUNUCU
( PURSUER vs. DEFENCER )
- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ
- TAKIR TAKIR (BOŞ/DEVRİLMEK/SAYDIRMAK)
( Yoklukta. )
- TAKIR TAKIR ile TAKIR TUKUR
- TAKIR TUKUR
- TAKIR-TUKUR
- TAKİR ile ...
( Çöldeki sert kil tabakası. )
- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLENME
( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması İki türlüdür 1 Söz düğümlenmesi es t takidi lafzı Sözcüklerin yerli yerinde doğru düzgün kullanılmamasından ileri gelir 2 Anlam düğümü es t takidi manevi Tümcelerin yanlış düzenlenmesinden yadcıl deyim kullanmadan şiveye aykırılıktan daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar Böyle sözlere düğümlü es t muakkat denir Söz sanatı terimi Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu yadcıl deyim kullanma şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ Muakkat denir )
- TAKİT | DÜĞÜMLENME ile/||/<> DÜĞÜMLÜ
( Anlatımdaki bir bozukluk yüzünden sözün kolayca anlaşılmaması. İki türlüdür:. 1. Söz düğümlenmesi: [es. t. takid-i lafzı]: Sözcüklerin yerli yerinde, doğru, düzgün kullanılmamasından ileri gelir. 2. Anlam düğümü: [es. t. takid-i manevi]: Tümcelerin, yanlış düzenlenmesinden, yadcıl deyim kullanmadan, şiveye aykırılıktan; daha çok da konuyu iyice kavramış olmamaktan doğar. Böyle sözlere 'düğümlü': [es. t. muakkat] denir. @@ (Söz sanatı terimi) Her hangi bir sebepten dolayı deyim bozukluğu, yadcıl deyim kullanma, şivesizlik gibi hallerden doğan anlaşılmazlık; bu halde bulunan ifadeye DÜĞÜMLÜ (Muakkat) denir. )
( ...~KNOTTED )
( ...~NOUÉ )
( ...~KNOTIG )
( ...~ANNODATO )
( ...~ΚΟΜΠΏΔΗΣ / κομπώδης )
- TAKIZAFER[Ar. < ṬĀḲ + ẒAFER] ile/değil/yerine/=/||/<> ZAFER TAKI
- Takılmadan KONUŞ!!!
- TAKKE ile KİPPA
( İslâm'da. İLE Yahudi takkesi. )
- TAKKE ile TAKKELİ ile TAKKESİZ
- TAKLA ile/||/<> ...
( Köprüye gelmiş güreşçinin dikeye kalkarak kurtulmaya çalışırken yaptığı hareket )
- TAKLA = CUMBALAK
( ... İLE Halk dilinde. )
- TAKLA ile TAKLACI/LIK ile TAKLA BÖCEĞİ ile TAKLA BÖCEKLERİ ile TAKLACI GÜVERCİN
- TAKLA/K ile/ve/||/<> PERENDE[Fars.]
( Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp gövdeyi üstten aşırtarak öne ya da arkaya yapılan dönme hareketi. | Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma. | Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına ya da yanlamasına dönme hareketi. İLE/VE/||/<> Havada çark gibi dönerek atılan takla. )
- TAKLİD[Ar.] ve/<>/= TEZAD[Ar.]
- TAKLİD-İ KELÂM | YANKICA ile/||/<> YANKICA
( Başka birinin kullandığı söz ya da cümleleri anlamsız olarak yankı gibi yineleme 1 Bir sözcüğü ya da cümleyi anlamını bilmeden yineleme 2 Başkalarının kullandığı sözleri elde olmayarak yineleme biçiminde kendini gösteren zihin bozukluğu 3 Çocukların konuşmayı öğrenmeye başlarken her duyulanı anlamadan ya da pek az anlayarak sürekli olarak yinelemeleri )
( ECHOLALIA )
( ÉCHOLALIE )
- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine DEVAM ETTİRMEK
( COPYING vs. TO MAINTAIN/SUSTAIN
TO TAKE INTO CONSIDERATION instead of COPYING )
- TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK
( COPYING vs. TO TAKE INTO CONSIDERATION
TO TAKE INTO CONSIDERATION instead of COPYING )
- TAKLİT ETMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖRNEK ALMAK
- TAKLİT ETMEK ile/değil/yerine/= ÖYKÜNMEK
- TAKLİT ETMEK ile TAKLİT ile TAKLİT ile TAKLİTLER ile TAKLİTÇİ ile TAKLİTÇİ
( IMITATE vs. IMITATED vs. IMITATION vs. IMITATIONS vs. IMITATIVE vs. IMITATOR )
( تقليد کردن ile متاسي شدن ile مقتدل ile ادا ile بدلي ile اقتداء ile تقليد ile اداء ile نظائر ile تقليدي ile تقليبي ile مقلد )
( TAGHALYD KARDAN ile METASY SHODAN ile مقتدل ile ادا ile بدلي ile اقتداء ile TAGHALYD ile EDA ile NEZAER ile تقليدي ile تقليبي ile MOGHOLD )
- Taklit etmemek için DİNLE!!!
- SANAT:
TAKLİT (İLE) ile/ve/||/<> TEMSİL (İLE)
- TAKLİT[İng. MIMIC] ile/||/<> MİMİKRİ[İng. MIMICRY]
( Bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiş. Ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir. @@ Bazı hayvan ve bitki türlerinin başka hayvan, bitki türlerine ve içinde yaşadıkları doğal ortamdaki objelere benzemesi, bir canlı türünün başka bir canlı türünü morfolojik ya da davranışsal olarak taklit etmesi. Sesiidae ailesinden Podosesia syringae türü kül güveleri, sıradan eşekarılarını fiziksel olarak taklit edecek biçimde evrimleşmiştir ancak bir iğnesi bulunmaz. Eşekarısı iğnesinden daha önce başı belaya girmiş bir avcı tür, aynı zamanda kül güvelerinden de uzak durur. Böylece güve, sadece taklit ederek, fazla bir enerji harcamadan avlanmaktan kurtulabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS
- TAKLİT ile/ve/<> İTAAT
- TAKLİT ile/ve/değil TAKİP
( [not] COPYING vs./and/but FOLLOW-UP )
- TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET]/NICK NAME[İng.] ile/ve AYANÎ
( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. )
- TAKMA KAFANA! ile/değil/yerine HIZLI GEÇ!
- TAKMA SAÇ/PERUKA[İt. < PARRUCCA] ile/||/<> TAKMA SAÇ/PERUK[Fr. < PERRUQUE]
- TAKMA ile/||/<> TAKMAK
( Sinema Boş ya da dolu filmin alıcı gösterici basım aygıtı vb aygıtlara yerleştirilmesi filmin düzgün biçimde geçişi için dişlilere makaralara yataklara konması büklüm yapılması gibi işlerin tümü Gaga Gücüllü Yalvaç Isparta )
( LOADING (OF THE CAMERA), THREADING | MOUNT )
( CHARGEMENT (DE LA CAMÉRA) )
( FILMEINLEGEN )
- TAKMAK ile TAKMA AD ile TAKMA DİŞ ile TAKMA KOL ile TAKMA SAÇ ile TAKMAZLIK ile TAKMA AYAK ile TAKMA İSİM ile TAKMA BACAK ile TAKMA KİRPİK
- TAKNÎ[Ar.]/KODİFİKASYON[İng. < CODIFICATION] ile/değil/yerine/= YASALAŞTIRMA
- TAKOZ | KISKI ile/||/<> KAMA
( genel uygulayım: Türlü araçlarla iki nesnenin arasına sokuşturulan ya da kıstırılan parça, kama. )
( WOODEN WEDGE, BUFFER | WEDGE~WEDGE )
( CHEVILLE, COIN DE BOIS, BILLOT DE BOIS | CHEVILLE~CHEVILLE | COIN )
( CUNEUS~CUNEUS )
( KEIL~KEIL )
( CUNEO~CUNEO )
( ΣΦΉΝΑ / σφήνα~ΣΦΉΝΑ / σφήνα )
- TAKOZ ile/değil BAT
( ... İLE/DEĞİL Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden, ucu sivri, bir çeşit takoz. )
- TAKOZ[Yun.]/KISKI ile KAMA
( QUOIN vs. WEDGE/DAGGER/DIRK )
- TAKOZ[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KAMA | TELFİN
( yastık takoz çıkış takozu Bir eşyanın altına yerinden oynamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama Bir taşıtın kaymaması kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta plastik vb engel kama Kızaktaki geminin üstünde oturduğu ağaçlardan her biri telfin Kaba saba insan )
- TAKOZ ile/||/<> WOODEN WEDGE, BUFFER[İng.] ile/||/<> CHEVİLLE, COİN DE BOİS, BİLLOT DE BOİS[Fr.] ile/||/<> KISKI
( genel uygulayım Türlü araçlarla iki nesnenin arasına sokuşturulan ya da kıstırılan parça kama )
( WOODEN WEDGE, BUFFER | WEDGE )
( CHEVILLE, COIN DE BOIS, BILLOT DE BOIS | CHEVILLE )
( KEIL )
( CUNEUS )
( CUNEO )
( ΣΦΉΝΑ / σφήνα )
- TAKOZLAMAK ile TAKOZ
- TAKRİBEN[Ar. < TAḲRĪBEN] ile/değil/yerine/=/||/<> AŞAĞI YUKARI
- TAKSA ile TAKSALI ile TAKSA PULU
- TAKSA[Lat.] ile/değil/yerine/= ÜCRET
( Pulu yapıştırılmadan ya da eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti. )
- TAKSİ ALDIM ile/değil/yerine/= BİNİTE BİNDİM
- TAKSİ[Fr. TAXI] ile TAKSİ[Fr. < Yun. TAXIE]
( Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil. İLE Göçüm. )
- TAKSİ[Fr. < TAXIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖÇÜM
- TAKSİ ile TAKSİCİ
( CAB vs. CABBY )
( تاکسي ile جاي لوکوموتيوران ile رانندهتاکسي )
( TAKSY ile JAY LOKOMOTYVARAN ile RANANDEHTAKSY )
- TAKSİM | BÖLME ile/||/<> BÖLME ile/||/<> BÖLMEK
( 1 Çarpma işleminin tersi olan ikili işlem 2 Bu işlemi yapma karşılık septum septum İki boşluk ya da iki doku yığınını ayıran zar ya da kat Mantıkta Cins kavramlarını tür alttür vb kavramlarına ayırma işi matematik matematik Paylaşma paylara ayırma 1 Bezlerin lopları arasındaki duvar iki boşluğu ayıran duvar 2 Meyvelerde mantar hiflerinde mercanlarda kalpte burunda dilde ve odalı kabuklarda görülen duvar Perde septum Durak sistemli ahırlarda duraklar arasında bulunan durakları birbirinden ayıran yapılar )
( DIVISION | PARTITION | DIVIDE, SPLIT | SEPTUM | DIVIDE )
( DIVISION | CLOISON | DIVISER | PARTAGE | SEPTUM, SÉPARATRICE )
( DIVISION, TEILUNG | SCHEIDEWAND | EINTEILUNG | SEPTUM, SCHEIDEWAND | DIVISION )
( DIVISIA | SEPTUM | DIVISIO | SEPTUM: AYIRMA )
- TAKSİM ETMEK[Osm.] / TO DIVIDE[İng.] / TEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİM ETMEK
- taksîm[< kısm] ile/ve/değil/<> Taksim
( [mat.] Bölme, parçalara ayırma. | Bölüm. | Bölü. İLE/VE/DEĞİL/<> İstanbul'un ve Gezi Parkı'mızın merkezi, değerlerimizin simgesi. [Her yer Taksim! Her yer diriliş!] )
- TAKSİM ile/değil/yerine/= BÖLME
- TAKSÎM ile SAVAK
( Akarsuların ayrıldığı yer. İLE Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen. | Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen. )
- TAKSİM[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEBİL[Ar.]
- TAKSİMAT | SKALA,MİKYAS | SKALA | MİKYAS | MİKYAS, SKALA | MİKYÂS | ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEKLEM KATSAYISI
( ölçeklem katsayısı Verilen bir sırada ve bilinen aralıklarla imleme dizgesi Ölçü aygıtları çizim çizge vb üzerine düzgün aralıklarla konan imler Bir ölçüm boyutu ya da konusunu nicel olarak ölçmeye yarayan ve tam ölçünlü sınarlardan oluşmuş ölçme aracı Haritalarda uzunlukların gerçeğe göre ne denli küçültülmüş olduğunu belirleyen oran 1 genel uygulayım Bir büyüklüğü niceliği ölçmeye yarayan kap nesne birim vb 2 fizik a Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralık b Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı c Bir ölçü ayrıntısı üzerinde çizgilerle belirlenmiş olan betimler dizisi göstergesi 1 Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralıklar örn sıcaklık ölçeği 2 Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi astronomi coğrafya matematik )
( SCALE | SCALA | SCALE (E. G. TEMPERATURE SCALE) )
( ÉCHELLE )
( SKALA | MASSTAB | SKALA, MASSSTAB )
( SCALA )
- TAKSİMETRE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAYAÇ
( Taksilerde, ödenecek ücreti gösteren sayaç. )
- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS
- TAKSİTLENDİRMEK ile TAKSİ ile TAKSİM ile TAKSİR ile TAKSİT ile TAKSİCİ/LİK ile TAKSİRLİ ile TAKSİTLİ ile TAKSİTSİZ ile TAKSİ DOLMUŞ ile TAKSİRLİ SUÇ ile TAKSİT TAKSİT
- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]
( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKTİ ile TAKTİK ile TAKTİR ile TAKTİKÇİ/LİK
- TAKTÎR[Ar. < KAT, KUTUR, KATARÂN | çoğ. TAKTÎRÂT] ile/değil/< TAKDÎR[Ar. < KADER | çoğ. TAKDÎRÂT]
( Damla damla akıtma, dökülme, damlama. | Damıtma, inbikten çekme. İLE Beğenme, değer biçme, değer verme/verilme. | Değerini/önemini anlama. | Ezelde Allah'ın olmasını istediği şeyler. )
- TAKUNYA[Yun. TAKOUNI] ile/ve NALIN[Ar.]
( Tahta terlik. İLE/VE Takunyanın yüksek olanı. )
( [kökeni/etimolojisi] Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı. Anadolu Türkçesi'ne, Anadolu'da konuşulan, Rumca'dan halk söyleyişiyle geçmiştir. )
( SANDALE DE BOIS avec/et ... )
( HOLZPANTOFFEL(ağaç terlik) mit/und ... )
( SOCCULUS(< SOCCUS) cum/et ... )
( ZOCCOLO con/e ... )
- TAKUNYA[Yun.] ile/||/<> NALIN
( nalın R τακούνια ç Holzpantoffel τακούνι İtal taccone Türkçede nalın da kullanılır nalın )
( TACCONE )
( ΤΑΚΟΎΝΙΑ / τακούνια )
- TAKVÂ[Ar. < VİKAYE] ile/ve VERA'[Ar.] ile/ve ZÜHD
( Sakınma - Korunma - Ümit. İLE/VE Şüpheliyi uzakta tutmak. İLE/VE Şüpheli olma olasılığı ile mübâhların çoğunu terk etmek. )
( Haramlardan sakınma/ittikâ. İLE/VE Şüphelilerden sakınma/ittikâ. İLE/VE Mübâhları terk. )
( Tevâzû. İLE/VE Mahviyet. İLE/VE ... )
( Dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma. | Belirli olan şeyin yanından geçmemek. | Günahlara direnç kazanmak. İLE Haramdan kaçınma. )
( TAKVA: Yolculuk azığı. )
- TAKVÂ ile HURÂFE
- TAKVÂ[Ar.] ile/||/<> VERÂ[Ar.] ile/||/<> ZÜHD[Ar.]
- TAKVÎM[< KAVM, KIYÂM] ile ...
( EĞRİYİ DOĞRULTMA, BİÇİME KOYMA )
- TAKVİM YAŞI/KRONOLOJİK YAŞ/CHRONOLOGICAL AGE[İng.] ile/değil/yerine/= TAKVİM YAŞI
- TAKVİM ile ETİYOPYA TAKVİMİ
( ... İLE Tüm dünyanın kullandığından farklı takvim kullanmaktalardır. [2003 = 1996] )
( Etiyopya'ya, Haziran ile Eylül arasındaki aylarda, yoğun yağmurlar nedeniyle gitmemek daha uygun olur. )
- TAKVİM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖYDEM
- TAKVİYE ETMEK | TAKVİYE | TAKVİYE ETME | KUVVETLENDİRME ile/||/<> KUVVETLENDİRME ile/||/<> PEKİŞTİRME
( pekiştirme pekiştirme Bir uyaran karşısında gösterilen tepkiyi ödül ya da ceza gibi başka bir uyaran yardımıyla güçlendirme Öğrenilmiş olan bir davranış ya da tepkiyi dış ya da iç etkilerle güçlendirmek ve bu davranış ya da tepkinin aynı uyaran karşısında yinelenmesi olasılığını artırmak 1 Öğrenme bakımından koşullu bir tepkiyi bir ödül ya da kıvanç verici yeni bir uyaran ile güçlendirme 2 Önceden belli bir uyarana karşı gösterilmiş olan bir tepkinin yoğunluğunun ve etkisinin arttırılması Kök kelimenin belirttiği özelliği çeşitli yollarla yoğunlaştırma pekiştirilmiş kelime )
- TAKYON ile/ve/<> FOTON
( TAKYOFOTON )
- TALAK:
1 ile/ve/||/<>/> 2 ile/ve/||/<>/> 3
- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] ile/değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN
- TALAN ile/||/<> YAĞMA, ÇAPUL
( yağma çapul Az talan talaŋ talaŋ talan Kırgızcada talān olarak da geçer tålån talān tala n eki Türkçede tala dala yağmalamak çapullamak olarak kullanılır Clauson ED 492a Çağdaş diyalektlerde talau talav gibi birtakım türevler de geçer talav akın çapul amacıyla yapılan akın talau talau talau Türkçeden Farsçaya talān tālān depredation plunder pillage olarak geçmiştir Tacikçede de talåş tålån olarak kullanılır )
( TALAN[Az.]~TALAŊ[Tkm.]~TALAŊ[Kzk.]~TALAN[Krg.]~TÅLÅN[Özb.]~TALĀN[Yak.]~TALAU[Kklp.]~TALAU[Kzk.]~TALAU[Tatk.] )
- TALANLAMAK ile TALAN ile TALANCI/LIK
- TALAS ile/||/<> DALGA / DALGA
( dalga dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )
( WAVE )
( VAGUE )
( WELLE )
( UNDA )
( ONDA )
( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )
- TALAŞ ile/ve REZE
( Testere ile biçilen ya da rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen odun kırıntıları. İLE/VE İnce talaş. )
- TALAS ile/||/<> TALAZ
( 'dalga' / 'dalga' @@ Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. || Anadolu ağızlarında talaz (> dalaz) 'kasırga, fırtına' olarak da kullanılır. < R θάλασσα 'storm'. Bizans'ta 'fırtınalı deniz; fırtına' anlamını aldığı anlaşılıyor. Rumca θάλασσα'nın sonundaki -α'nın Türkçede düştüğü göze çarpıyor. )
( WAVE~BILLOW )
( VAGUE~HOULE )
( UNDA~FLUCTUS )
( WELLE~WOGE )
( ONDA~MAROSO )
( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα~ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )
- TALAŞLAMAK ile TALAŞLANMAK ile TALAŞ ile TALAŞ BÖREĞİ ile TALAŞ KEBABI
- TALAZ ile/||/<> DALGA
( dalga Anadolu ağızlarında talaz dalaz kasırga fırtına olarak da kullanılır R θάλασσα storm Bizansta fırtınalı deniz fırtına anlamını aldığı anlaşılıyor Rumca θάλασσαnın sonundaki αnın Türkçede düştüğü göze çarpıyor )
( ΘΆΛΑΣΣΑ / θάλασσα )
- TALBOT'S BANDS[İng.] / BANDES DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-BÄNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT BANTLARI
- TALE :/yerine MASAL, HİKAYE
- TALEB[Ar.] ile BAHS[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile İKTİZÂ'[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile İLTİMÂS[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile MUHÂVELE[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile RAVM[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile SUÂL[Ar.]
- TALEB[Ar.] ile TALÂB[Ar.]
( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )
- TALEBE YURDU ile/||/<> STUDENT UNION[İng.] ile/||/<> FOYER DES ÉTUDIANTS[Fr.] ile/||/<> ÖĞRENCİ YURDU
( Öğrencilerin barınma yatma yemek yeme çalışma ve dinlenme gereksinmelerini karşılamak üzere devlet özel kurumlar ya da kişilerce açılan ve yönetilen kuruluş )
( STUDENT UNION )
( FOYER DES ÉTUDIANTS )
- TALEBE ile MÜRİD
- TALEBE[Ar. < ṬALEBE] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRENCİ (TALEBE YURDU)
- TALEBE ile SÂLİK
- TALEB-İ CÂH ile ÎTİBAR, MAKAM
( ÎTİBAR, MAKAM )
- [ne yazık ki]
TALEB-İ MAL ile/ve/||/<> TALEB-İ CAH ile/ve/||/<> TALEB-İ ALÂYİŞ-İ ZÂHİR
( Karıncanın ayak sesinden daha sessizce nefse musallat olan üç gizli şirk. )
- TALEL[Ar.] ile CESED[Ar.]
- TALENT vs. SKILL
- TALENT/CAPACITY vs. STATE
- TALEP ETMEK ile BİR AÇIKLAMA TALEP EDİYORUM ile ADALET TALEP ETMEK ile TALEP KANITI ile TALEPKAR ile TALEP EDİLDİ
( DEMAND vs. DEMAND AN EXPLANATION vs. DEMAND JUSTICE vs. DEMAND PROOF vs. DEMANDANT vs. DEMANDED )
( مطالبه ile تقاضا ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile اقتضاء ile خواهان بودن ile مطالبه کردن ile ايجاب ile طلب ile توضيح خواستن ile تظلم کردن ile اثبات لازم داشتن ile طلب کننده ile درخواست کننده ile مطلوب )
( MOTALEBEH ile TAQAZA ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile اقتضاء ile KHAEHAN BODAN ile MOTALEBEH KARDAN ile AYJAB ile TALAB ile TOZYHE KHASTAN ile TAZLOM KARDAN ile ESBAT LAZM DASHTAN ile TALAB KONANDEH ile DARKHAST KONANDEH ile MOTLUB )
- TALEP ETMEK yerine İSPAT-I VÜCUD ETMEK
- TALEP (ETMEK) ile/değil/yerine/= İSTEM (İSTEMLEMEK/İSTEMEK)
- TALEP ETMEK ile/ve MAHKÛM OLMAK
- TALEP | İSTEM ile/||/<> İSTEM
( 1 Kişinin alıcının mal isteminde bulunması 2 Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek niyet ve davranışları istem )
( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER )
( DEMANDE | PROPOSITION )
( NACHFRAGE )
( DOMANDA )
( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση )
- TALEP | İSTEM ile/||/<> ÖNERİ
( 1. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. 2. Sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. @@ Bir piyasadaki tüketicilerin bir mal ya da hizmete yönelik satınalma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışları. @@ @@ @@bk. istem )
( DEMAND | DEMAND, MARKET DEMAND | REQUEST | OFFER~OFFER | SUGGESTION )
( DEMANDE | PROPOSITION~PROPOSITION )
( NACHFRAGE~VORSCHLAG )
( DOMANDA~PROPOSTA )
( ΖΉΤΗΣΗ / ζήτηση~ΠΡΌΤΑΣΗ / πρόταση )
- TALEP/TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN
- TALEP ile/ve/<> RAĞBET
- TALEP ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Açıkça belirtilmiş, çoğu zaman yazılı ya da sözlü bir istem. @@ Henüz dile getirilmese bile yönelimin fiilen var olduğunu anlatır. )
( "Görev talebinde bulunmadı."
[Resmî talep yok ama yönelim var demektir.] @@ "Göreve dair şibak nihali bulunduğu hâlde talepte bulunmamış görünmektedir." )
- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL
( [not] REQUEST vs./and/but/||/<>/< TO ASK
TO ASK instead of REQUEST )
- TALEPKÂR[Ar. < ṬALEB + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ
- TALEPNÂME[Ar.] ile/değil/yerine/= İSTEMBELGE
- TALER[Alm.] -ile/||/<>
( XVI yüzyılda Alman eyaletlerinde kullanılan büyük gümüş paralara verilen ad Aftos un serveti sâlifü zzikr konaktan ve denizde geşt ü güzar eden on beş yirmi kıt a sefineden maada nakit olarak yüz bin taler derecesinde olup bu kadar servet mukabilinde familya halkı denilebilecek kalabalığı ise bir kendisinden bir de kızı Cuzello dan ibaretti Ahmet Midhat Efendi Hasan Mellâh Yahut Sır İçinde Esrar 8 )
- TALİ CÜMLE, CÜMLE-İ TÂLÎ | YAN CÜMLE ile/||/<> YAN CÜMLE
( Birleşik cümlede asıl cümleyle anlam bakımından ilgili olan ana cümlenin verdiği kavramı bir şarta bir sebebe bir dileğe bir açıklamaya bağlamak suretiyle onu çeşitli yönlerden tamamlayan ve kuruluşu bir cümle değerinde olup yargı taşıyan cümle Yan cümlenin bağlaçlı yan cümle ki li dilekli yan cümle sA lı şartlı yan cümle sA lı mIşsA lı sorulu yan cümle mI lı gibi çeşitli türleri vardır Karşıtı temel cümle dir Zelzeleden değil bu sakin ve gülümseyen yüzden bu sükûnet ve kayıtsızlıktan insanoğlunun yeryüzündeki bu korkunç yalnızlığından korkarak odadan fırladım A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Erzurumlu Hamdi s 139 Zaten gece oldu mu onun yorulduğu zaman istediği yerde yatabilmesi için selamlıktaki sofadan bizim odamıza kadar koca evin her tarafına battaniyeler yastıklar konulurdu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları Evin Sahibi s 158 Eğer sırf zevkim için bestelediğim üç beş küçük parçanın eş dost meclislerinde çalınıp söylenmesi bana böyle bir iddia yüklenmesine yeterse hatıra defteri tutanlara romancı sigara paketinin arkasını karalayaanlara karikatürist pazar günü üç beş kilometre yürüyenlere de sporcu demek gerekirdi T Buğra göst e s 39 Bir an mümtaz a öyle geldi ki Tevfik Bey in sesi Emin Dede nin ney i ile girdiği yarışta bu ilk rüzgardan birini tutuyordu A H Tanpınar Huzur s 244 Kavgaları yazılsa koca bir kitap tutar oğlan sanki ikinci bir karakol ikinci bir adliye olmak iddiasındadır T Buğra Yarın Diye Bir Şey Yoktur Karaoğlan s 44 Tam şu yalının üstüne düşse daha güzel görünecekken görürdük ki onun ortasından keser de bir bölümünü ışıkta bir bölümünü gölgede bırakırdı A Ş Hisar Boğaziçi Mehtapları s 125 Kendimi dinlesem vaktiyle önlerinden geçmiş olduğum yabancı evlerden içimde kalmış böyle bir sesler duyarım ki bende o uzak zamanları yeşerten tohumlar gibidir A Ş Hisar göst e s 44 Eylül ortası dedi mi buğday yüklü kağnılar oranın gölgesiz genişliğinde onun zahirî tasvirleri için türkü söyler T Buğra Dönemeçte s 58 Akşamdan beri yağan kar dinmişse yatağını tekrar karyolasına taşımayı düşünerek doğrulmak istiyordu P Safa Biz İnsanlar s 61 Her ümitsiz insan gibi kendinden degil dışarıdan hayatın sırasız tertipsiz tesadüfi vakalarından bir tesadüften veya bir talihten imdat bekledi P Safa Şimşek s 119 Ayak sesi o kadar yaklaşmıştı ki büyük bir telaş içinde Pervin yatağa oturdu P Safa göst e s 113 Evvelce duyduklarıma fazla bir şey ilave etse ona hakikatin hududunu hatırlatamayacak mıydım A Ş Hisar Fahim Bey ve Biz s 138 vb Azerbaycan Türkçesi budag cümlä Türkmen Türkçesi eyercen sözlem Gagauz Türkçesi dal cümlä Özbek Türkçesi ergaş gap Uygur Türkçesi beqindi cümlä Tatar Türkçesi iyärcen cömlä Başkurt Türkçesi eyärsänhöyläm iyerçen cumla Krç Malk boysunňan aytım Nogay Türkçesi iyerşenyıyma Kazak Türkçesi bagınıňkı söylem Kırgız Türkçesi bagınınkı süylöm Alt koş ermek Hakas Türkçesi hoza predlojeniye Tuva Türkçesi tayılbır tomak Rusça pridatoçnoyepredlojeniye )
( SUBORDINATE CLAUSE )
( PROPOSITION SUBORDONNEE )
( NEBENSATZ )
- TAL'Î[Ar.] ile/>< TÂLİ'[Ar. < TULÛ] ile/>< TÂLÎ[Ar. < TÜLÜVV] ile/>< TÂLİH[Ar. < SÂLİH]
( Çiçek tozuna ait, çiçektozu ile ilgili. İLE Hedefin arkasına düşen ok. | Doğan, tulû eden. | Tâlih, kısmet, baht. İLE Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. | İkinci derecede olan. | Kur'ân okuyan. | [mantıkta] Sonurtu.[Fr. CONSÉQUENT] İLE Yaramaz, yararsız. )
- TÂLİB[< TULLÂB, TULLEB, TALEBE] ile ...
( İSTEYEN, İSTEKLİ | ÖĞRENCİ )
- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ
( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )
- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ
( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )
( Mantık ilmini tasavvur etmezsen, mutlak belirsizin(mechûlün) tâlibi olursun! )
- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ
- TALİH[Ar. < ṬĀLİʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> BAHT (TALİH KUŞU, TALİH OYUNU, KARA TALİH, KÖR TALİH)
- TALİH ile BAHT ile GÖNENMEK
- TALİH = FORTUNE[İng., Fr.] = SCHICKSAL[Alm.] = FORTUNA[Lat.]
- TALİH ile/ve/= TA'Lİ(İKİNCİL)
- TALİH ile TALİHLİ ile TALİHSİZ/LİK ile TALİH KUŞU ile TALİH OYUNU
- TALİHSİZ ile/ve/||/<>/> TARİFSİZ
- TALİK[Ar. < TAʿLĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ASMA | ERTELEME
( Arap alfabesinde geliştirilen yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri Bu tür yazı ile yazılmış asma I Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma erteleme )
- TALİK[Ar. < TAʿLİK] ile/||/<> ... | SÜLÜS
( Sülüsün sağdan sola doğru eğim kazanmış kuyruk bölümü daha uzamış biçimine verilen ad sülüs )
- TÂLİK ile/ve/||/<> SÜLÜS(CELÎ) ile/ve/||/<> RİKÂ ile/ve/||/<> NESİH
( XIV. yy. sonlarında ve XV. yüzyıl başlarında, Anadolu'da. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> XIX. yüzyıl başlarında. İLE/VE/||/<> Kur'ân-ı Kerîm'de. )
- TALÎK[Ar.] ile TA'LÎK[Ar. < ALAK | çoğ. TÂ'LÎKAT]
( Güleryüzlü. | Düzgün söz söyleyen. İLE Asma/asılma. | Bir şeye bağlı gösterme. | Geciktirme, askıda bırakma/bırakılma. | Belirli bir zamana bırakma, te'hîr. | Hat sanatında bir yazı biçimi. )
- TÂLİK[Ar. TA'LİK < ALAK] ile TÂLİK[Ar. TA'LİK] ile TALİKA[Bulg. TALİGA < Mac.] ile TÂLİK'UT TÂLİK(ÂT)[Ar.]
( Asma, asılma. | Bir koşul ile bağlama, bir konuyu başka bir konuya bağlı kılma. | Belirli bir zamana bırakma, geciktirme, erteleme. İLE Îran'da XI. ve XII. yüzyılda tevkî ve rikā' yazılarından geliştirilmiş bir yazı çeşidi.[Türkçe'de nestâlik yazıya da tâlik denmiştir.] İLE Dört tekerlekli, üstü kapalı bir çeşit hafif at arabası. İLE Bir kitabın bazı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. )
- TALİK ile TALİKA
- TÂLİKAT[Ar.] ile/ve/||/<>/> MÜBÂHASAT[Ar. < MÜBÂHESE]
( Bir kitabın bâzı yerlerini açıklamak ve eleştirmek amacıyla sayfa kenarlarına konan ya da ayrıca bir risâle biçiminde yazılan notlar. İLE/VE/||/<> Bir konu üzerine iki ya da daha fazla kişinin kendi arasında yaptığı konuşmalar. | Bahse girişmeler. İddialı ve karşılıklı konuşmalar. )
- TÀLİL, DEDÜKSİYON | TÜMDENGELİM ile/||/<> TÜMDENGELİM
( Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarınım sonucunu elde etme Anlamdaş türetim Karşılaştırınız tümevarım 1 Geçerli bir çıkarımın sonucunu öncüllerinden çıkarma işlemi 2 Türetim Krş tümdengelimli mantık Genelden özele tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi 1Varılan sonucun zorunlu ve kesin olarak geçerli olduğu kesin sonuca vardıran mantıksal işlem Bu çıkarım biçiminde öncüller doğru ise sonuç önermesi de zorunlu olarak doğrudur 2Tümel olandan tikelin genel olandan özelin çıkarılması Tümel bir önerme aracılığı ile somut bir olayın bilgisine ulaşma Tümdengelimin mantıksal biçimi tasım syllogismus ve tasıma dayanan kanıttır Karşıtı tümevarım 3 Tümdengelimli yöntemle eşanlamlı 4 Tümdengelimli yolla birbirine bağlı önermeler topluluğu Deneyüstü tümdengelim transsendental deduktion Kantın kullandığı deyim Önsel kavramların duyu dünyasındaki nesnelere nasıl uygulanabileceğini nesnelerle nasıl ilişkisi olabileceğini açıklama biçimi )
( DEDUCTION | INDUCTION )
( DÉDUCTION | INDUCTION )
( DEDUKTION, FOLGERUNG, ABLEITUNG | DEDUKTION | INDUKTION )
( DEDUCTIO | INDUCTIO )
( DEDUZIONE )
( ΠΑΡΑΓΩΓΉ / παραγωγή )
- TA'LİL-İSTİKRÂ ile/ve TAHLİL-TERKİP
- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ
( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )
- TÂLİM VE TERBİYE ile/değil/yerine/= ÖĞRETİM VE EĞİTİM
- TA'LÎM[< İLM] ile ...
( ÖĞRENME, ÖĞRETME, ÖĞRETİM, ÖĞRETİLME | OKUTMA, DERS VERME/VERİLME | MEŞK İLE YETİŞTİRME | EGZERSİZ )
- TALİM[Ar. < TAʿLĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖĞRETİM | ALIŞTIRMA | İDMAN
( talimhane talimname öğretim alıştırma idman Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi )
- TALİM ile TALİMLİ ile TALİMSİZ
- TA'LÎM[Ar. < İLM | çoğ. TA'LÎMÂT] ile TA'LÎN[Ar.]
( Öğrenme, öğretme, öğretim, öğretilme. | Okutma, ders verme/verilme. | Meşk ile yetiştirme. | Askerlik idmanı. | İdman, egzersiz. İLE Açığa vurma/vurulma. )
- TA'LÎM[Ar.] ile TELKÎN[Ar.]
- TA'LÎM(< İLM) ile TEMRÎN
( Aklı eğitmek, öğrenme, öğretim. İLE Alıştırma, idman yaptırma, egzersiz. )
- TALİMAT | KOMUT ile/||/<> KOMUT
( Üzerinde işlem yapılacak işlenenlerle birlikte bir bilgisayarın yapabileceği temel işlemlerden herhangi birinden oluşan en küçük izlenceleme öğesi Cimnastikte alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler yönerge Binicinin komutlarını ata ses eller ve ayak gibi doğal sinyaller veya kamçı ve mahmuz gibi yapay sinyaller vererek bildirmesi )
( INSTRUCTION | COMMAND | ORDER | AIDS )
( INSTRUCTION | COMMANDEMENT )
( KOMMANDO, (BEFEHL) )
- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP
- TALİMHANE[Ar. < TAʿLĪM + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> EĞİTİM ALANI
- TA'LÎMÎ[Ar.]/DİDAKTİK[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= ÖĞRETİCİ/ÖĞRETÇİ
- [ya] TÂLİP OLMA! ya da ŞİKÂYET ETME!
- TALİP[< TALEP] ile/ve/||/<>/> TALİM
- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEMCİ/İSTEKLİ
- TÂLİP ile/değil/yerine/= İSTEYEN
- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]
( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )
- TALİS[Lat. < TALIS] ile/değil/yerine/= BÖYLE, BUNUN GİBİ
- TALKING vs. ARGUE
- TALL :/yerine UZUN, UZUN BOYLU
- TALUS[Fr.] ile/||/<> ŞEV[Fars. < ŞİB]
( coğrafya şev şēb şīb a descent declivity wet ground made uneven and rugged by the trampling of men and aftenwards hardened by the influence of the sun )
( TALUS )
( ŞEV )
- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]
- TAM AYRI TUTMA/İSTİSNA ile/ve/||/<>/> BÖLÜMSEL/KISMÎ AYRI TUTMA/İSTİSNA
- TAM BİLGİ ile/||/<> EKSİK BİLGİ ile/||/<> ASİMETRİK BİLGİ
( Oyunlarda bilgi seviyeleri. )
( Formül: Perfect Bayesian Equilibrium )
- TAM ÇİÇEK, EKSİKSİZ ÇİÇEK = ZEHRE-İ KÂMİLE = FLEUR COMPLÈTE
- TAM ÇİÇEK = ZEHRE-İ TÂMME = FLEUR COMPLÈTE
- Tam DİNLE!!!
- TAM DOĞRU DEĞİL değil PEK DOĞRU DEĞİL
- TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK
- TAM DOLU ile TAM UYARI ile TAM KAN ile TAM GELİŞMİŞ ile TAM GÖVDELİ ile TAM EL ile DOLUNAY ile DOLU ile DELİKLERLE DOLU ile TAM PARÇA ile TAM FİYAT ile TAM DURAK ile TAM ZAMANLI ile DAHA DOLGUN ile DOLGUNLUK
( FULL vs. FULL ALERT vs. FULL BLOOD vs. FULL BLOWN vs. FULL BODIED vs. FULL HAND vs. FULL MOON vs. FULL OF vs. FULL OF HOLES vs. FULL PIECE vs. FULL PRICE vs. FULL STOP vs. FULL TIME vs. FULLER vs. FULLNESS )
( سير ile تام ile آگندن ile مملو ile ممتلي ile مشبع ile مفصل ile پر ile حال آماده باش ile نژاد خالص ile کاملا افراشته ile عظيم الجثه ile اوچ و پس ile ماه شب چهارده ile بدر ile پر از ile سوراخ سوراخ ile قواره ile تمام شده ile وقفه کامل ile تمام وقت ile سنگين کننده ile لکه گير ile امتلاء ile پري ile سيري )
( SYR ile TAM ile AGANDAN ile MOMLU ile ممتلي ile مشبع ile MAFASL ile PAR ile HAL AMADEH BASH ile NEJAD KHALES ile KAMELA AFRASHTEH ile AZYM OLJOSEH ile OOCH VE PES ile MAH SHAB CHEHARDEH ile BADAR ile PAR AZ ile SORAKH SORAKH ile GHAVAREH ile TAMAM SHODEH ile VAQFEH KAMEL ile TAMAM VAGHT ile SANGYNE KONANDEH ile LAKEH GYR ile امتلاء ile پري ile SYRY )
- TAM EMİN OLMAK değil EMİN OLMAK
- TAM GÖLGE ile/ve ALA GÖLGE
- TAM İFADE/MESAJ ile/ve EKSİKLİ İFADE/MESAJ ile/ve META İFADE/MESAJ
( Gözlem. Düşünce. Duygu. İstek. Sınır/Sonuç. )
- İSTİDÂD:
TAM ile/ve/değil/||/<> EKSİK
- TAM NİSBET / NİSBET-İ TÂMME ile NİSBET-İ NÂKISA / GAYR-I TAM NİSBET
( İnşâî | Haberî[İsim | Fiil] İLE/VE Takyidî | İzâfî )
( Nispet-i Tâmme= Tümce(cümle) * HABERİYE(-İsim(dır/dir) ve -Fiil(saklı dır/dir) * İNŞÂİYE(Emir, Soru, Nehiy, Temenni). İLE Nispet-i Nakısa(Eksik nispet)= Tamlama )
- TAM OLARAK ... değil/yerine YETERİ KADAR ...
- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME
- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON
( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )
- TAM[Ar. < TĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> EKSİKSİZ | TIPKI
( tam açı tam algı tam altın tam anlamıyla tam asalak tam bakım tam bilet tam bölen tam ekmek tam ekran tam er tam gaz tam gün tam kafiye tamkare tam manasıyla tam mesai tam not tam otomatik tam pansiyon tam sayı tam sırası tam siper tamtakır tam tamına tam tarife tam uyak tam yol aklı tam ayar tamı tamına eksiksiz Bir bütün olarak ele alınan bütün En elverişli en uygun tıpkı O sırada o anda Eksiksiz olarak bütün olarak iyice Gerçek kusursuz olan Ehliyetli yetkin olan Amerikan doları )
- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA
( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )
( Formül: sinθc = n₂/n₁ )
- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Işık yoğun ortamdan az yoğuna geçerken, kritik açıyı aşınca hiç kırılmadan tümüyle geri yansımasıdır; optik fiberin çalışma ilkesidir. @@ Işığın bir yüzeye çarptığında bir bölümünün yansıyıp bir bölümünün kırılarak geçmesidir; olağan durumdur. İlkinde ışığın tamamı geri döner, ikincisinde ikiye bölünür. )
( Formül: θ>θc ~ θ<θc )
- TAM ZİNCİR ile/ve EKSİK ZİNCİR
- TAMAH ETMEK ile/değil/yerine/= GÖZ İNDİRMEK
- TAMAH[Ar. < ṬAMAʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> AÇGÖZLÜLÜK
- TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK
( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/ya da zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. @@ Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )
- TAMAM[Ar. < TAMĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜN | EKSİKSİZ | EVET
( tamamı tamamına bütün eksiksiz Tamamlanmış bitmiş Olması gerektiği gibi evet Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz )
- TAMAM" değil/yerine/>< ÇABA/GAYRET
- TAMAM ile/değil/yerine/= PEKİ/OLUR
- TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN AŞAĞI ile/||/<> HER ZAMAN | TAMAMEN | BAŞTAN BAŞA/BAŞTAN SONA
( tamamen baştan başa Her yönüyle )
- TAMAMEN | İYİCE/BÜSBÜTÜN ile/||/<> TAMAMEN | İYİCE/BÜTÜN BÜTÜNE
( tamamen iyice )
- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA
- TAMAMEN ile SONUNA KADAR
- TAMAMLAMAK ile TAMAMLANMAK ile TAMAMLATMAK ile TAMAMLANABİLMEK ile TAMAMLATABİLMEK ile TAMAMLAYABİLMEK ile TAMAM ile TAMAMI TAMAMINA
- TAMAMLANDI ile BİTTİ
( DONE vs. DONEE )
( صورت گرفته ile مفعول ile انجام شده ile متهب ile موهب اليه )
( SORT GARAFTEH ile MAFUL ile ENJAM SHODEH ile MOTEHAB ile موهب اليه )
- TAMAMLA(N)MAK ile OLMAK
( "Şu ya da bu olmak" değil yalnızca olmak. )
( Olmak, her şeye tanık olmayı gerektirir. )
( Olmayı bilmemiz gerekmez fakat bilmek için de olmak zorundayız. )
( MÜTEMMİM: Tamamlayan. )
( TO (GET) COMPLETE vs. TO BE
Not being this or that, but just being.
To be needs, everything must be witnessed.
You need not know to be, but you must be to know. )
- TAMAMLANMAZLIK ve/||/<> GÖDEL
- Tamamlayabileceğin şeyi KONUŞ!!!
- BAKIŞ:
TAMAMLAYICI ile/ve/||/<> UYUMLANICI
- TAMAMLAYICI İKİLİLER/RECIPROCALS)
- COMPLEMENTARY COLOR[İng.] / COLORANT COMPLÉMENTAIRE[Fr.] / KOMPLEMENTARFARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYICI RENK
- TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI FORMU ile TAMAMLAYICILIK ile TAMAMLAYICI ile TAMAMLAYICI AÇILAR ile TAMAMLAMA ile TAMAMLAMAK ile TAM ŞİİRSEL ÇALIŞMA ile TAMAMLANMIŞ ile TAMAMEN ile TAMAMEN ÇIPLAK ile TAMAMLAMA ile KARMAŞIK ile KARMAŞIK SAYI ile CİLT ile TEN RENGİ ile KARMAŞIKLIK
( COMPLEMENT vs. COMPLEMENT FORM vs. COMPLEMENTARITY vs. COMPLEMENTARY vs. COMPLEMENTARY ANGLES vs. COMPLEMENTATION vs. COMPLETE vs. COMPLETE POETICAL WORK vs. COMPLETED vs. COMPLETELY vs. COMPLETELY NAKED vs. COMPLETION vs. COMPLEX vs. COMPLEX NUMBER vs. COMPLEXION vs. COMPLEXIONED vs. COMPLEXITY )
( متمم ile متمم گرفتن ile صورت متممي ile اصل متمميت ile مکمل ile متممي ile زواياي متمم ile متمم گيري ile تکميل ile کامل کردن ile تکميل کردن ile کامل ile تام ile پرکردن ile به پايان بردن ile تمام عيار ile بحداکثر ile درسته ile ديوان ile پرکرده ile از حر حيث ile کاملا ile بالکل ile تکميلاً ile لخت مادر زاد ile اکمال ile اتمام ile تکمل ile انجام ile پيچيده ile تو در تو ile مجتمع ile عقده ile هم تافت ile گروهه ile عدد مختلط ile بشره ile چرده ile پيچيدگي ile درهمي )
( MATMAM ile MATMAM GARAFTAN ile SORT MATMAMY ile ESL MATMAMYT ile MOKMEL ile متممي ile ZAVAYAY MATMAM ile MATMAM GYRY ile TAKAMYLE ile KAMEL KARDAN ile TAKAMYLE KARDAN ile KAMEL ile TAM ile PORKARDAN ile BAH PAYAN BARDAN ile TAMAM EYAR ile BAHDAKSAR ile DARESTEH ile DYVAN ile PORKARDEH ile AZ HAR HEYS ile KAMELA ile بالکل ile تکميلاً ile LAKHT MADAR ZAD ile AKAMAL ile ETMAM ile تکمل ile ENJAM ile PEYCHYDAH ile TO DAR TO ile MOJTAM ile AGHODEH ile NPAM TAFT ile گروهه ile عدد مختلط ile BESHAREH ile CHARDEH ile PEYCHYDEGY ile DAREAMY )
- TAMARİN ile PAMUK BAŞLI TAMARİN
( ... İLE Kuzey Kolombiya’nın ormanlarında yaşarlar. )
(
)
( ... cum SAGUINUS OEDIPUS )
( gfgdsfgdf )
- TAMAS ile
( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan(guna'lar) biri. (Rajas, Tamas, Sattva) )
- TAMAS >< SATTVA
( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan biri. @@ Varlık, varoluş, gerçek öz. Yoga'da saflık ya da iyilik niteliği. )
- TÂMÂT[Fars.] ile ...
( Uygunsuz, saçmasapan söz. )
- TÂMÂT[Ar.] ile DAMAT[Ar.]
( Uygunsuz, saçmasapan söz. İLE ... )
- TÂMÂT-I CÜHELÂ[Fars.] ile TÂMÂT/SÖZ
( Cahillerin, saçmasapan sözleri. )
- TAMBUR, BOBİN, FİLM BOBİNİ, BOBİN ile/||/<> MAKARA ile/||/<> MAKARA[Ar. < BEKERE]
( Sinema 1 Çeşitli film aygıtlarında filmin geçişini sağlayan bazıları dişli ya da basaçlı da olan silindir biçiminde ufak teker 2 Silindir biçimindeki göbeğine film sarılan iki yanı kapalı madenden ya da yoğruktan teker 3 Bu tekere sarılmış film 4 Bu filmin içeriği 5 35 mmlik filmlerin makaraları aynı boyda olduğundan Film uzunluk birimi 35 mmlik filmin 1 makarasında 1 000 ayak 300 m film vardır Genellikle 16 ve 9 5 mmliklerde 1 makarada 400 ayak 120 m 8 mm ve büyük 8 mmliklerde 200 ayak 60 m film bulunur Sinema TV 6 Bu makaraların mıknatıslı ses kuşağı mıknatıslı film mıknatıslı görüntü kuşağı için olanı Üzerine delikli ya da mıknatıslı kuşak sarılabilen iki yanında koruyucu çıkıntılar bulunan silindir Döner silindirler üzerine oturtulan ve çiftekerle duruk çalışma yapılmasını sağlayan araç Çadırın ip takılacak yerlerine bağlanan dirsekli çomak Garip Senirkent Isparta Saçıkaralı ve Sarıkeçili aşiretleri Adana kuyruk makara Yerel ağızlarda bakara ve bekere biçimleri de kullanılır bakra Suriye bakara roue à dents du moulin Türkçeye bakara olarak geçtiği ve bnin mye çevrilmesi sonunda makara biçimini aldığı açıktır Bulgarca makará ve Sırpça mákara biçimleri Türkçeden alınmıştır )
( BAKRA )
( 1. DRUM, ROLLER, 2-5. REEL, SPOOL, FILM REEL (SPOOL), 6. REEL | REEL | ROLLER )
( 1. TAMBOUR, 2-5. BOBINE (POUR FILM), 6. BOBINE | BOBINE | HOME-TRANER | GALET )
( 1. TROMMEL, 2-5. ROLLE, SPULE, FILMROLLE, FILMSPULE, BOBBY (A.), 6. ROLLE, SPULE | LAUFROLLE )
- TAMBUR[Ar. TANBÛR]/PANTUR[Sümerce] ile/ve YAYLI TAMBUR
( Türk müziğinin piyanosu olarak kabul görür. Havanın sıcak, soğuk ya da nemli oluşuna göre çıkardığı ses değişebilir. İLE/VE ... )
- TAMBUR ile/||/<> DRUM[İng.] ile/||/<> TAMBOUR[Fr.] ile/||/<> DAVUL[Ar. < ṬABL] | MIKNATISLI DAVUL
( mıknatıslı davul )
( DRUM )
( TAMBOUR )
- TAMBUR ile TAMBURA ile TAMBURİ ile TAMBURACI/LIK ile TAMBUR MAJÖR
- TAMER, YILMAZ (BAHÇEKÖY, 1957) :
( Sigorta şirketinden emekli oldu. Uzun yıllar amatör olarak futbol oynadı. Bahçeköy Spor Kulübünde uzun yıllar yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. 2004 - 2009 döneminde Bahçeköy Belediye Meclisinde MHP üyesi olarak bulundu. )
- TÂMET-ÜL-KÜBRA ile ...
( KIYÂMET GÜNÜ )
- TAMGALARDA:
ON ve/||/<> OK
( Evren, varoluş. VE/||/<> İnsan. )
- TÂMÎK[Ar.] ile/değil/yerine/= DERİNLEŞ(TİRİL)ME
- TAMİK[Ar. < TAʿMĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> DERİNLEŞTİRME
- TAMİLLER ile/ve/<>/>< SEYLAN'LILAR
( Hindistan'ın güneyinden Sri Lanka'ya göç eden ilk Tamiller ve Seylan'lılar, yıllar boyunca birbiriyle savaşmışlar. Sri Lanka'nın tarihte yerini alması ise, III. yüzyılda, başkenti Anuradhapura'dan, Buda felsefesini yayan ve bütün adayı denetimi altına alan Kral Tissa ile gerçekleşmiştir. Tamiller ile girişilen çatışmalarda, Seylan'lılar galip gelmiştir. Monarşi, dinin yayılmasını kolaylaştırmış, ülkeyi geliştirmiş, anıtlar, tapınaklar ve sulama düzenekleri kurulmuştur.
XIII. yüzyıldan sonra, sulama düzeni kötüleştiği ve azınlıkta kalan Tamiller, gittikçe daha fazla baskı yaptığından dolayı, ada halkı, başkenti sürekli değiştirmiş ve adanın güneyine çekilmek zorunda kalmıştır.
Sri Lanka adası, tarihi boyunca işgalcilerin, Portekiz'li, Hollanda'lı ve İngilizler'in akınına uğramış. Uzun yıllar, İngiltere'ye bağlı bir sömürge olarak kalmış. XIX. yüzyılda alevlenen milliyetçilik hareketleri sonucu, Hindistan'ın paralelinde, 1947 yılında, herhangi bir çatışmaya girmeden bağımsız devlet olmuştur. )
( Sri Lanka'nın yakın tarihinde önemli bir yeri olan Dias Bandaranaike, 1951 yılında, "Sri Lanka Özgürlük Partisi"ni kurarak iktidara gelmiştir. Sinhali milliyetçiliğini ve Budizm'i savunan sosyalist çizgide bir siyaset süren Bandaranaike, ülkesinin resmî dilini, İngilizce'den Sinhali diline çevirmiştir.
[1959 yılında bir suikasta kurban gidince, dul eşi Sirimavo Bandaranaike, iktidarı devralmış ve eşinin siyasetini devam ettirmiştir. 1994 yılına kadar ve dünyanın ilk kadın önderi olarak Sri Lanka'yı yönetmiştir.] )
- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME
- TAMİM[Ar. < TAʿMĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> GENELGE | GENELLEŞTİRME | GENELLEME
( genelge genelleştirme genelleme )
- TAMİM ile/||/<> GENERALIZATION[İng.] ile/||/<> GÉNÉRALISATION[Fr.] ile/||/<> GENERALIS[Lat.] ile/||/<> GENERALISATION[Alm.] ile/||/<> GENELLEŞTİRME
( generalis genel Tek tek ya da özel durumlardan genel bir yasanın önermenin çıkarılması )
( GENERALIZATION )
( GÉNÉRALISATION )
( GENERALISATION )
( GENERALIS )
(1996'dan beri)