Bugün[26 Haziran 2026]
itibarı ile 47.120 başlık/FaRk ile birlikte,
47.120 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(165/190)


- TEHDİT ile/değil/yerine KESİN UYARI/ULTİMATOM

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kesin ve dönülmez söz. Son söz. | Bir devletin öteki devlete karşı zora başvuracağını bildirmesi. )

( [not] THREAT vs./and/but ULTIMATUM
ULTIMATUM instead of THREAT )


- TEHDİT ile/ve/> KORKU

( MENACE vs./and/> FEAR )


- TEHDİT ile/ve/değil/yerine UYARI

( [not] THREAT vs./and/but WARNING
WARNING instead of THREAT )


- TEHDİT ile/ve/<> YASAK


- [ne yazık ki]
TEHDİT ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< "ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK"


- TEHECCÜD[< HECD]["TEHECVÜD" değil!] değil/yerine/= GECE UYANIP NAMAZ KILMA | GECE KILINAN NAMAZ


- TEHEMTEN[Fars.] ile Tehem-ten[Fars.]

( İri yarı, boylu bolu yiğit. İLE Eski İran kahramanı Zal oğlu Rüstem'in takma adı. )


- TEHEVVÜR[Ar. < HEVR] değil/yerine/= İLERİ ÖFKE/GAZAP, ÖFKELENME, KÖPÜRME


- TEHİ ile TEHİR ile TEHİRLİ ile TEHİRSİZ


- TEHÎL[Ar.] ile TEHÎR[Ar. < AHAR]

( Konuğa, "hoş geldiniz!" demek olan "ehlen ve sehlen" tümcesini söylemek. | Ehliyetli kılma. | Lâyık, müstahak görme/görülme. | Ürkekliği giderme, alıştırma. İLE Erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TEHİR[Ar. < AHAR | çoğ. TEHÎRÂT] ile TECÎL[Ar. < ECL | çoğ. TECÎLÂT]

( Erteleme, sonraya/geriye bırakma. İLE Belirli bir zamana kadar erteleme, sonraya/geriye bırakma. )


- TEHİR ETMEK/TECİL ETMEK değil/yerine/= ERTELEMEK/SONRALAMAK


- TE'HÎR ile İHALETÜKE

( Zorunlu(/luklar) olarak(/içinde). İLE Keyfî. )


- TEHİR değil/yerine/= ÖTELEME/ERTELEME


- TEHİR-İ İCRÂ değil/yerine/= YÜRÜTMEYİ DURDURMA


- TEHİR/TAVİK[Ar.] değil/yerine/= GECİKTİRME | ALIKOYMA


- TEHİR/TECİL değil/yerine/= ERTELEME/SONRALAMA


- TEHLİKE ve/|| ÇÖZÜM


- TEHLİKE ile TEHLİKELİ ile TEHLİKELİ YER ile TEHLİKELİ DURUM

( DANGER vs. DANGEROUS vs. DANGEROUS PLACE vs. DANGEROUS SITUATION )

( خطر ile مهلکه ile خطرناک ile پرخطر )

( KHATAR ile MOTEOLKEH ile KHATRNAK ile PORKHATAR )


- TEHLİKEDE OLAN ile TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKEYE ATMAK

( ENDANGENRED vs. ENDANGER vs. ENDANGERING )

( در مخاطره ile بمخاطره انداختن ile مخاطره )

( DAR MOKHATEREH ile BAMKHATEREH ANDAKHTAN ile MOKHATEREH )


- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE

( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )


- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ


- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKE

( JEOPARDIZE vs. JEOPARDY )

( بمخاطره انداختن ile در خطر انداختن ile بخطر انداختن ile مخاطره ile گرفتاري حقوقي )

( BAMKHATEREH ANDAKHTAN ile DAR KHATAR ANDAKHTAN ile BAKHATAR ANDAKHTAN ile MOKHATEREH ile GARAFTARY HOQUQY )


- TEHLİKEYE ATMAK ile TEHLİKEYE ATILMIŞ

( JEOPERDIZE vs. JEOPERDIZED )

( در خطر انداختن ile بخطر انداختن ile در مخاطره )

( DAR KHATAR ANDAKHTAN ile BAKHATAR ANDAKHTAN ile DAR MOKHATEREH )


- TEHZÎB[Ar. ÇOĞ. TEHZÎBÂT] ile TEZHİB[Ar. < ZEHEB | ÇOĞ. TEZHÎBÂT]

( Islah etme, düzeltme, temizleme. | Çocuğu adam etme. @@ Altın sürme/sürülme. | Yaldızlama/yaldızlanma. | Süsleme. | Çürümüş dişi altınla doldurma, altın dolgu yapma. )


- TEİZM ile DEİZM

( Tanrı, kendini, insana, yine, Tanrı'nın insana bağışlamış olduğu Vahiy ile bildirir. İLE Kişi, Tanrı'yı, kendi insan Akıl'ını kullanarak bulur. )

( THEISM vs. DÉISM )


- TEJAS ile ...

( Ateş. )


- TEK ANLAMLI = VAHİD-ÜL-MÂNÂ = UNIVOCAL[İng.] = UNIVOQUE[Fr.] = EINDEUTIG[Alm.] = UNIVOCUS[Lat.]


- TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK

( Her açıdan daha bereketlidir. )


- TEK BAŞINA ile/ve BAŞLI BAŞINA


- TEK ÇENEKLİLER ile/ve ÇİFT ÇENEKLİLER


- ODD-EVEN NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-PAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEK


- UNGERADE-GERADE KERNE, UNGERADE-GERADE-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEKLER


- TEK ÇOCUK ile KARDEŞİ OLAN

( 10 oturum/seans gerektirir. İLE 5 oturum/seans yeterlidir. )


- TEK ÇOCUK ile/<> SON ÇOCUK


- MONODENTATE LIGAND[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DİŞLİ LİGAND


- TEK DOĞRU


- TEK DÜNYA


- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM


- TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK

( "Durumu" kabul etmek. İLE "Durumu" kabul etmemek. )


- TEK EVREN


- TEK FAKAT ÇİFT YÖNLÜLER('İ)


- TEK GÖZELİ/HÜCRELİ ile/ve/||/<> TERLİKSİ

( ... İLE/VE/||/<> Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, tek hücreli hayvan. )

( ... cum/et/||/<> PARAMAECIUM )


- TEK GÜNEŞ


- TEK HÜCRE SEKANSLAMASI ile/||/<> BULK RNA SEKANSLAMASI

( Tek hücre sekanslaması bireysel hücre transkriptomunu verirken, bulk sekans hücre popülasyonu ortalamasını verir )

( Formül: scRNA-seq )


- TEK İPLİK ile İKİ İPLİK ile ÜÇ İPLİK


- TEK KULLANIMLIK ile TEK KULLANIMLIK ile İMHA ETMEK ile EĞİLİM ile TASARRUFLAR ile MÜLKSÜZLEŞTİRİLMİŞ ile MÜLKSÜZLEŞTİRME ile TASARRUF

( DISPOSABILITY vs. DISPOSABLE vs. DISPOSAL vs. DISPOSITION vs. DISPOSITIONS vs. DISPOSSESSED vs. DISPOSSESSION vs. DISPOSURE )

( مصرفي ile قابل عرضه ile درمعرض گذاري ile دراختيار ile طينت ile غلق ile طبع ile مشرب ile شيمه ile شيم ile محروم ile سلب مالکيت ile عرضه داشت )

( MASRAFY ile GHABEL ARZEH ile DARMARZ GOZARY ile DARAKHTYAR ile TYNAT ile غلق ile TAB ile MOSHARB ile شيمه ile SHYM ile MAHROM ile SALAB MALKYT ile ARZEH DASHT )


- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN


- UNIMOLECULAR PROCESS[İng.] / MONOMOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ İŞLEM


- MONOMOLECULAR LAYER, MONOLAYER[İng.] ile/değil/yerine/= TEK MOLEKÜLLÜ TABAKA, MONOKTABAKA


- TEK NEDEN ile/ve/değil ÖNEMLİ NEDEN

( THE UNIQUE REASON vs./and THE IMPORTANT REASON
THE IMPORTANT REASON instead of THE UNIQUE REASON )


- Tek ortak nokta susmak olduğu için SUS!!!


- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE


- MONOCHROMATIC LIGHT[İng.] / LUMIÈRE MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞIK, MONOKROMATİK IŞIK


- TEK ŞERİT ile/değil TEK YÖN


- TEK SİMGE


- TEK TANRICI ile/değil TEK TANRILI


- TEK TANRILI DİN/LER ile/ve TEK TANRILI VAHİY DİN(LER)İ


- TEK TARAFLI ile/değil TEK TARAF AĞIRLIKLI

( [not] SINGLE SIDED vs./but MAINLY SINGLE SIDED )


- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK


- UNGERADE-UNGERADE KERNE, UU-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEKLER


- TEK TEK CİSİMLERİN MEKÂNI ile/ve MUTLAK MEKÂN


- TEK TEK ile/ve/<> AYRI AYRI ile/ve/<> YAVAŞ YAVAŞ ile/ve/<> GENİŞ GENİŞ


- TEK TIRNAK ( ' ) ile KESME ( ' )


- TEK TÜK (OLMAK, KAZANMAK, RASTGELMEK)


- TEK YANAK ile ÇİFT YANAK


- TEK YARIK KIRINIMI ile/||/<> ÇİFT YARIK GİRİŞİMİ

( Tek yarık kırınım deseni, çift yarık girişim deseni üretir. )

( Formül: I ∝ (sinβ/β)² İLE cos²δ )


- TEK YİYEN ile/ve/||/<> HAK YİYEN

( Tek ölür. İLE/VE/||/<> Zor/kötü ölür. )


- TEK YÖN ile/ve/||/<> KARŞIT/TERS YÖN ile/ve/||/<> ÇOKLU YÖN


- EINSEITIGERICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ DOĞRULTMA


- TEK YÖNLÜ SEVGİ ile/ve KOŞULSUZ SEVGİ


- UNIDIRECTIONAL[İng.] / UNIDIRECTIONNEL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET


- ÖZDEŞ(TEK YUMURTA) İKİZLERİ ile KARDEŞ(ÇİFT YUMURTA) İKİZLERİ

( MÜTÂEMET: İkiz doğurma. )

( Siyam İkizleri yazısı için burayı tıklayınız... )

( Her zaman aynı cinsiyete sahiplerdir. İLE Farklı cinsiyetlere sahip olabilirler. )

( Tek zigot oluşur. İLE İki zigot oluşur.
[İkisinde de göbek bağı bulunmaktadır. Çift yumurta ikizlerinde ayrı ayrı plasenta ve su kesesi varken bu durum, tek yumurta ikizlerinde farklılık göstermektedir. Tek yumurta ikizlerinde döllenmenin gerçekleştiği zamana göre plasentalarının ve su keselerinin ayrılıp ayrılmayacağı durumu farklılık göstermektedir. Döllenmenin, 1 ile 4 arasında gerçekleştiği durumlarda, ikizlerin ayrı ayrı su kesesi ve plasentaları olabilir. Ancak, 4 ile 8 gün arası döllenmelerde, su kesesi ve plasenta ortaktır.] )

( Bir yumurtanın döllendikten hemen sonra ikiye bölünerek ortaya çıkan iki göze öbeğinin gelişimiyle. İLE İki ayrı yumurtanın, iki ayrı spermle döllenmesinden oluşan. )

( IDENTICAL/MONOZYGOTIC TWINS vs. DIZYGOTIC TWINS )


- TEK ile/ve BÜTÜN


- TEK ile TEKEL


- TEK ile/ve YALIN


- TEKABÜL ETMEK değil/yerine/= KARŞILIK GELMEK


- TEKABÜL[Ar. < KABL] değil/yerine/= EŞİTİ / KARŞI OLUM

( Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram ya da yargı arasındaki bağlantı. )


- TEKÂFFÎ/İKTİDÂ'[Ar. < KIDVE] ile TEKÂFÎ/TEKÂFÜ'[Ar. < KÜF]

( Uyma, tâbî olma. İLE Birbirinin dengi olma. )


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]


- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= OLGUNLAŞMA


- TEKÂMÜL değil/yerine/= EVRİM


- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]

( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )


- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]

( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )


- TEKAÜT/LÜK ile TEKAÜT MAAŞI ile TEKAÜT İKRAMİYESİ


- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]

( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )


- TEKBİRLEME ve KEMER KUŞATMA/FATİHA'SINI OKUMA


- TEKÇİLİK = VAHDETİYE = MONISM[İng.] = MONISME[Fr.] = MONISMUS[Alm.] = MONOS[Yun.]


- TEK-ÇOK PARADOKSU ile/ve SONLU-SONSUZ PARADOKSU


- TEKE TEK (MÜCADELE ETMEK)


- TEKEBBÜR[Ar. < KİBR] değil/yerine/= BÜYÜKLENME, KİBİRLENME, ÇALIM, KURUM


- TEKEL İSKELESİ :

( Çayırbaşı'nda deniz kenarında Tekel Kibrit Fabrikasından yük alan çektirmelerin yanaştığı ve yine özel şahıslara ait taka ve çektirmelerin Kibrit yapımında kullanılmak üzere getirdikleri ağaç küçüklerini boşalttıkları iskele idi. Fabrika kapatıldıktan sonra iskele özelliğini kaybetti. İskele halen Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından kullanılmaktadır. )


- TEKEL KİBRİT FABRİKASI ile/ve/||/<> TÜRKAY KİBRİT FABRİKASI

( Eskiden Büyükdere, sonradan Çayırbaşı sınırları içinde kalan Tekel Kibrit Fabrikası 1909 yılında açılan ve 1930 yılına kadar faaliyetine devam eden Nektar Biracılık Limited Şirketi'ne ait arsa üzerine 1930'lu yıllarda kuruldu. Fabrika, Elbe Ormanında içinde bulunduğu 325 dönümlük büyük bir alan içinde kurulmuş olup Bahçeköy Caddesi üzerindedir. İlçenin ikinci büyük sanayi kuruluşu olan Tekel Kibrit Fabrikası 1988'de kapatılarak Gönen'e nakledildi. Binaları ise yine tekele ait depo olarak kullanılmaktadır (bkz. Nektar Bira Fabrikası, Tekel Bira Fabrikası ve Elbe Ormanı).

İLE/VE/||/<>

Özel teşebbüse ait ilk kibrit fabrikası olan Türkay Kibrit Fabrikası (Kav Kibrit de denilmektedir) İstinye Dereiçi Bölgesinde idi. Uzun yıllar faaliyetine devam ettikten sonra şehir dışına çıkarıldı. )


- TEKEL YANI PARKI :

( Çayırbaşı Mahallesindedir. 1.155,13 m²'lik bir alanı kapsamakta olup 427,78 m²'lik yeşil alana sahiptir. )


- TEKELLEŞMEK ile TEKELLEŞTİRMEK ile TEKEL ile TEKELCİ/LİK ile TEKEL BAYİSİ ile TEKEL MADDESİ ile TEKEL ÜRÜNLERİ ile TEKELCİ ANAMALCILIK


- TEKELLÜM[Ar. KELÂM] ile ...

( Söyleme, konuşma. | Bir yazarın kendini ölmüş sayarak yazı yazması. )


- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME

( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )


- TEKEMMÜM[Ar. < KÜMM] ile TEKEMMÜN[Ar. < KÜMÛN]

( Çarşafa bürünme. İLE Pusuya yatma, gizlenme. )


- TEKER TEKER

( ALE-L-İNFİRÂD )


- TEKER TEKER, BİRER BİRER, İKİŞER İKİŞER, ÜÇER ÜÇER


- TEKER TEKER ile/ve/||/<> TEKRAR TEKRAR


- TEKER ile/ve/||/<> TEKERLEK

( Tekerlek. | Tekerlek biçimde olan. | İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. | Bir gök nesnesinin daire biçiminde görünen yüzeyi. | Nesnenin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. İLE Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember. | Bu biçimde olan. )


- TEKERLEK ile/ve/<> POYRA

( ... İLE/VE/<> Tekerleğin ortasında, parmakların sokulduğu, çevresi delikli ağırşak. )


- TEKERLEK ile TEKERLEKLİ ile TEKERLEKÇİ/LİK ile TEKERLEKSİZ ile TEKERLEK PABUCU ile TEKERLEKLİ KAYAK ile TEKERLEKLİ KOLTUK ile TEKERLEKLİ SANDALYE


- TEKERLEKLERDE:
ESKİ ile/değil/yerine YENİ

( )


- TEKERLEME ile/ve/||/<> DÖNGÜ

( Tekerlemek. | Çoğunlukla basmakalıp söz. | Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. | Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş ya da ara sözler. | Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı. | Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. İLE/VE/||/<> ... )

( Bu tarlaya bir şinik[ölçek] kekere mekere[kuş yemi] ekmişler.
Bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
Bu tarlaya da ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
O tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk, diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğa demiş ki:
"Sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?"
O da ona yanıt olarak, "Sen ne zamandan beri o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksan ben de o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum." demiş. )


- TEKERLEMEK ile TEKERLENMEK ile TEKER ile TEKERLİ ile TEKER TEKER ile TEKER TÜKER


- TEKEVVÜN[< KEVN]:
VAR OLMA, MEYDANA GELME, OLUŞ -<


- TE'KÎD[Ar. < EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile TENKÎD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]/İNTİKAD[doğrusu!]["ka" uzun okunur][Ar. çoğ. İNTİKADÂT]

( Sağlamlaştırma. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | [dilb.] Pekiştirme.[Fr. INTESIF] İLE Bir konuya ait yazıyı ya da eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştiri.[İng., Fr. CRITIQUE][İNTİKAD: Kalp parayı gerçeğindan ayırma. | Tenkîd.] )


- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] değil/yerine/= PEKİTME

( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )


- TEKİL-ÇOĞUL ile/ve TİKEL-TÜMEL

( Dilbilgisi. İLE/VE Mantık. )


- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI


- TEKİL ile/değil BİRİCİK

( [not] SINGULAR vs./but UNIQUE )


- TEK(İL) ÇOK(ÇOĞUL)


- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK


- TEKİL = MÜFRET = SINGULAR[İng., Alm., İsp.] = SINGULIER[Fr.] = SINGULARIS[Lat.]


- TE'KÎL[Ar.] ile TEK/İL

( Birine yedirme, yedirilme. İLE Tek olan, teklik. )


- TEKİL[Ar.] ile TE'KÎL[Ar.]

( Sözcüklerde bir varolanı ya da çekimli eylemlerde bir kişiyi bildiren biçim. [><ÇOĞUL] İLE Yedirme, yedirilme. )


- TEKİL </<> | TİKEL <> TÜMEL |

( Aydın Birey. < Kültür. VE||/<>/> Uygarlık. )

( Buradaki Tekil'lik, Tümel ile Tikel'in çelişik birliği olarak Aydın-Kişi'dır. )

( İnsanı, insana, < insanla, VE||/<>/> insanca anlatmak. )


- TEKİL/LİK ile/ve BÜTÜN/LÜK


- TEK/İL/LİK ile/ve/<> EŞSİZ/LİK


- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK


- TEKİL/LİK ile TANIMSIZ/LIK

( SINGULAR )


- TEKİN ile/>< TEKİNSİZ

( Boş, içinde kimse bulunmayan. | Güvenilir (kişi, yer). | İçinde doğaüstü "varolanlar" bulunmadığına inanılan (yer). | Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu. İLE Tekin olmayan, uğursuz. | Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer). | Belirli davranış ya da sözlerin bir toplumca, bir toplumsal öbekçe tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu. )


- TEKİN ile TEKİNSİZ


- TEKİNEL, A. NECLA (BÜYÜKDERE,1921 - 2015) :

( Büyükdereli olup hukukçu ve siyasetçidir. İ. Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına avukat olarak başladı. D.P. saflarında siyasete başladı ve İlçi Başkanlığı, İl Genel Meclisi Üyeliğinde bulundu. 1957'de Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960 İhtilali ile Yassıada'da yargılandı. Yasaklı dönemi atlattıktan sonra tekrar siyasi çalışmalara başladı ve 17. Dönem (1983 - 1987) Doğruyol Partisinden İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM girdi. )


- TEKİNEL, İSMAİL HAKKI (EDİRNE, 1926 – 1992) :

( İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Çeşitli yelerde hâkim olarak görev yaptı. 1961 genel seçimlerinde Adalet Partisinden İstanbul Milletvekili olarak TBMM girdi. 12 Eylül 1980 darbesi ile görevi sona erdi. Devlet Bakanlığı yaptı. )


- TEKİR ile TEKİR

( Barbunyaya benzeyen bir balık. İLE Tüyleri siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde ya da boz olan [kedi]. )

( MUGIL SURMULLETUS cum ... )


- TEKİT[Ar.] değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME

( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )


- TEKKE ÇEŞMESİ (SARI BABA ÇEŞMESİ, ÇARŞI ÇEŞMESİ) :

( Yenimahalle Caddesi üzerinde ve Sarıyer Hamamının az ilerisindedir. Çeşmenin ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Çeşme eskiden Dergâh olan Sarı Baba Tekkesi ön duvarı dibinde yapıldığı için Sarı Baba Çeşmesi olarak da anılıyordu. Çeşme önceleri Vakıf Memba suyundan akış alırken, son birkaç yıldan beri Aralık Suyu, Yerli Su ve Ayazma sularının bir araya getirilmesi ile elde edilen sudan akış olmaktadır. )


- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE


- TEKKE ve ÇORBA

( Tekkeyi bekleyen çorbayı (da) içer! )


- TEKKE ile/ve HÂN-KAH[Ar.]/HÂNGÂH[Fars.]

( ... İLE/VE Tekkenin büyüğü. )


- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ

( KELÂMÎ TEKKESİ

Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır. Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır. Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.

Tekke binası vakıflar tarafından kiraya verilmişse de sonradan yıkılarak yerine Kelâmî Dergâhı apartmanı yapılmıştır. Apartmanların önünde bir mezar kalmıştır.

 

Şeyhleri:

1) Kelâmî Mustafa Halvetî (i. 1151/1738) Hasan Burhâneddîn-i Cihângîrî'nin halîfelerinden, Fethullâh Efendi (i. 1115/1703)'nin halîfesidir.

2) Ahmed Halvetî (i. 1168/1754) Kelâmî Mustafa Efendi'nin kardeşinin oğludur.

3) Feyzullâh Halvetî (i. 1183/1769) Kelâmî Mustafa Efendi'nin oğludur.

4) Kolancı İbrâhîm Sabri (i. 1221/1806) Sa'diyeden Karabacak Ali Hulûsî Efendi'nin halîfesi olup, Remli ve Abdüsselâm Tekkesi şeyhliğinde de bulunmuştur.

5) Kemaleddîn Baba Rıfâî (i. 1200/1785).

6) İbrâhîm Edhem Vehbî Sâdî (i. 1267/1850).

7) Öküz Ahmed Efendi Rıfâî (i. 1270/1854) Helvâî Tekkesi şeyhidir.

8) Çadırcı M. Râşid Kâdirî (i. 1295/1878).

9) M. Ali Alemi Rıfâî (i. 1304/1886).

10) Seyyid el-Hâc Ali Efendi Cerrâhî (i. 1322/1904) Âsitâne postnişîni Yahyâ Gâlib Efendi halîfesidir. Birâderinin irtihâliyle(ölümüyle), Halil Nizâmî Tekkesi şeyhliğine geçmiştir. Oniki sene şeyhlikten sonra, irtihâlinde tekkesinde defnedilmiştir.

11) Muhammed Esad Erbîlî (i. 1349/1931) Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halîfesi Hidâyetullâh Efendi, dedesidir. Musul'da doğmuştur. Tâhâ el-Harîrî'nin halîfesidir. Münhal bulunan Kelâmi Tekkesi'nin şeyhliğine tâyini için Kâdirî icâzeti şart olduğundan Abdülhamid Rifkânî'den Kâdirî icâzeti almıştır. 1883-1900 tarihleri arasındaki ilk şeyhliğinden sonra Sultan II. Abdülhamid Hân tarafından memleketine nefyedilmiştir(sürgün edilmiştir). 1908'de II. Meşrutiyetle İstanbul'a dönerek, tekkelerin seddi tarihi olan 1925'e kadar bu tekkenin meşîhatini(şeyhliğini) sürdürmüştür.

 

Tekkelerin seddinden bir süre önce iki hafta kadar burada misâfir olan Danimarka'lı psikolog Carl Vett'in hatıraları Dervish Diary adıyla 1953'te Los Angeles'te, Kelâmi Dergâhı'ndan Hatıralar (trc. Ethem Cebecioğlu) adıyla 1993'te Ankara'da yayımlanmıştır. )


- TEKKE ile/ve MERKEZ TEKKE

( ... İLE/VE Kocamustafapaşa'daki Sümbül Efendi Tekkesi, İstanbul tekkeleri hakkında alınacak kararların da görüşüldüğü ve kararlaştırıldığı merkez tekkeydi. )


- TEKKE[Ar. < KESR]["TEKE" değil!] ile/değil/< TEKYE[Ar. < VEKÂ | çoğ. TEKÂYÂ]

( ... İLE Dayanma. | Güvenme. | Tekke, dergâh, hankâh, zâviye. )


- ÇORBAYI İÇER:
TEKKEDE BEKLEYEN değil TEKKEYİ BEKLEYEN


- TEKKE'DE ile/ve/<> DERGÂH'TA

( Keşf. İLE/VE/<> Muhabbet. )


- TEKKE-İ MÜRGAN ile ...

( Kuşların tekkesi. [Süleyman Peygamber'in kurduğu tekke.] )


- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ


- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM


- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG

( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )


- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ


- TEKLİF ETMEK ile VEDA ETMEK

( BID vs. BID FAREWELL )

( مزايده ile توپ زدن ile قيمت خريد ile پيشنهاد مزايده ile توديع کردن ile وداع گفتن ile بدرود گفتن )

( MOZAYDAH ile TOP ZADAN ile GHYMAT KHARYD ile PEYSHNEHAD MOZAYDAH ile TOODYE KARDAN ile VADA GOFTAN ile BADROD GOFTAN )


- TEKLİF ile/ve/<> DAVET

( PROPOSAL vs./and/<> INVITATION )


- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/<> DAVET ile/ve/değil/yerine/<> DUYURU

( [not] PROPOSAL vs./and/but/<> INVITATION vs./and/but/<> ANNOUNCE/MENT
ANNOUNCE/MENT instead of INVITATION instead of PROPOSAL )


- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT


- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] değil/yerine/= ÖNERİ


- TEKME ATMAK ile VURUCU ile TEKME

( KICK vs. KICKER vs. KICKING )

( لگد ile باپازدن ile لگد زدن ile لگدزدن ile جفتک انداختن ile تيپا زدن ile لگدزن ile لگد انداز ile جفتک )

( LEGAD ile باپازدن ile LEGAD ZADAN ile LAGDOZDAN ile JOFTAK ANDAKHTAN ile TYPA ZADAN ile LEGADZAN ile LEGAD ANDAZ ile JOFTAK )


- TEKME-TOKAT


- TEKME ile/değil ÇİFTE

( İnsanda. İLE/DEĞİL Hayvanda. )

( Öne/ileri doğru. İLE/DEĞİL Geriye doğru. )


- TEKMÎL[< KEMÂL] değil/yerine/= KEMÂLE ERDİRME | TAMAMLAMA, TAMAMLANMA, BİTİRME | TAM, EKSİKSİZ, BÜTÜN, HEP


- TEKNE ile DİNGİ

( Hindistan'a özgü tekne. )


- TEKNE[Yun.] ile KANO[Fr. < CANOT]

( ... İLE Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne. )


- TEKNE ile LİMBO[İt.]

( ... İLE Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne. | Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi. )


- TEKNE[Yun.] ile MAVNA/MAVUNA[Ar.]

( ... İLE Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne. )


- TEKNE ile PİNAS

( ... İLE Mali'de, Nijer ve Bani ırmaklarının kesişim noktasında bulunan Mopti'de kullanılan bir tekne. )


- TEKNE ile TEKNE ile TEKNE

( Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan ya da taştan yapılan, uzun ve geniş kap. | Sızdırabilir ya da sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir ya da iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. | Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. İLE Bir tür küçük deniz taşıtı. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. İLE Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. | Bölge, havza. )


- TEKNE ile TEKNECİ/LİK ile TEKNE KAZINTISI


- TEKNE ile TİRHANDİL[Yun.]

( ... İLE Yelken ve kürekle yürütülen, genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif bir tekne türü. )


- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI

( JARGON vs./and PREJUDICE )


- TEKNİK (/KONU) ile DERİN (/KONU)

( TECHNICAL (/TOPIC, THEME) vs. DEEP (/TOPIC, THEME) )


- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE]/İLM-İ HİYEL[Ar.] değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM


- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT

( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )


- TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK ile/ve TEKNOLOJİYİ KULLANMAK

( İleriden. İLE/VE Geriden. )

( FOLLOW THE TECHNOLOGY vs./and TO USE THE TECHNOLOGY
Forward. WITH/AND Backward. )


- TEKRAR ETMEK ile/ve "ÜZERİNDEN GEÇMEK"


- Tekrar etmemek için DİNLE!!!


- TEKRAR ile/ve/değil/yerine DÖNGÜ

( 2 ve üzeri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 1 )

( Ana-baba'dan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Ata'dan. )

( [not] REPETITION vs./and/but VICIOUS CIRCLE
VICIOUS CIRCLE instead of REPETITION )


- TEKRAR ile/ve FAZLA/LIK


- TEKRAR ile/ve/||/<> İDDİA


- TEKRAR ile/ve/<> ISRAR

( REPETITION vs. INSISTENCE )


- TEKRAR ile ORTAK ANLAMI


- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )


- TEKRAR ile/ve/değil/yerine TERENNÜM


- TEKRARDAN değil TEKRAR


- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ


- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)


- TEKRÎS/İNİSİYASYON ile/ve İNÂBE/T

( Temele taş koyma. | Tanrı'ya vakfetme, takdîs. | İthaf. İLE/VE Günahlara tövbe edip Hakk yoluna dönme. | Bir mürşide başvurup, tarikata girme. )


- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA


- TEKSİR ETMEK değil/yerine/= ÇOĞALTMAK


- TEKTANRICILIK = VAHDANİYE = MONOTHEISM[İng.] = MONOTHÉISME[Fr.] = MONOTHEISMUS[Alm.] = MONOS:TEK, THEOS:TANRI[Yun.]


- TEKTORİYA/TECTORIA[İng.] değil/yerine/= ÇADIR


- TEKVİNÎ ÖNERME ile/ve TEKLİFÎ ÖNERME ile/ve İHBARÎ ÖNERME ile/ve TEVİLÎ ÖNERME ile/ve İNŞAÎ ÖNERME


- TEKYE[< VEKÂ] ile ...

( TEKKE | DAYANMA | GÜVENME )


- TEL ile SIRMA

( ... İLE Altın yaldızlı ya da yaldızsız, ince gümüş tel. | Rütbe gösteren şerit. | Sırmadan yapılmış ya da sırma gibi olan. )


- TEL ile/ve/||/<> TELCİK

( ... İLE/VE/||/<> Çok ince tel. | Köklerin en ince uc bölümleri. | Eril örgende başçığı taşıyan ince bölüm. | Sinir ya da kas gözelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler. )


- TELÂFFUZ ETMEK değil/yerine/= SESLETİMLEMEK


- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]


- TELALAMAK ile TEL ile TELA ile TEL KÜF ile TEL TEL ile TEL ÇİVİ ile TEL ÖRGÜ ile TEL DİKİŞ ile TEL DOLAP ile TEL FIRÇA ile TEL HALAT ile TEL KAFES ile TEL KURDU ile TEL ZIMBA ile TEL DOKUMA ile TEL CAMBAZI ile TEL KADAYIF ile TEL KÜFLÜCE ile TEL ŞEHRİYE


- TELANJİYEKTAZİ/TELANGİECTASIA[İng.] değil/yerine/= KILCAL DAMAR GENİŞLEMESİ


- TELÂŞ (ETMEK) değil/yerine/= İVİŞ/LENMEK


- TELÂŞ/TELÂŞE[Ar.] ile ÜRKÜ/PANİK[Yun.]


- TELÂŞ ile/değil/yerine/>< GAİLE/UĞRAŞ


- TELÂŞ ile/yerine HEYECAN


- TELAŞLANMAK ile TELAŞLANDIRMAK ile TELAŞ ile TELAŞE ile TELAŞLI/LIK ile TELAŞSIZ/LIK ile TELAŞE MÜDÜRÜ ile TELAŞE NAZIRI


- TELBİYE[Ar.] ile TERBİYE[Ar. < RÜBÜV]

( Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. İLE Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )


- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] ile ...

( Memeden, sütün damla damla akması. )


- TELEF[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> HEBÂ[Ar.] (ETMEK)

( Hayvanın yok edilmesi, öldürülmesi. | Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme. )


- TELEF[Ar.] ile/ve/||/<> ZİYAN[Fars.]

( Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Zarar. )


- TELEFON ÂDÂBI


- TELEFON değil/yerine/= ÜNDEK


- TELEFONDAKİ KONUŞMA BİTİMİNDE:
"KAPAT!" ile/değil/yerine/>< KAPATIYORUM/KAPATAYIM/KAPATALIM


- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ


- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME

( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )


- TELEK ile/ve/değil ÖRTÜ


- TELEK ile/ve/||/<> TELEKE

( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE/||/<> Uzun ve sert kanat telekleri. )


- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK


- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK

( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )


- TELEK ile TEREK

( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE Kuşların üzerindeki renkli tüyler. )

( Kuş Tüyleri )


- TELEK/RÎŞ ile/ve YELEK

( Kuşların, gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, türlü renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE Kuş kanadının büyük kalemli tüyü. )

( PER: Kanat. | Yelek, kuş kanadının büyük tüyleri. )


- TELEKS[Fr./İng. < TELEX] ile/ve/||/<>/> BELGEGEÇER/TELEFAKS[Fr./İng.] / FAKS

( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni. İLE/VE/||/<>/> Belgegeçer aracına uzaktan yazdırma düzeni. )


- TELEM ile TELEME


- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM


- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM


- TELEONOMİ[İng. TELEONOMY] ile/||/<> BASTIRMA[İng. REPRESSION] ile/||/<> VERİM[İng. EFFICIENCY]

( Organizmanın başarısına katkıda bulunan bütün yapılar, bütün edimler ve bütün etkinlikleri kapsayan düzenek/düzen. Teleonomi, "amaca uygunluk" gibi keyfi bir tanımdan doğan ve bilim felsefesi tartışmalarında canlıları tanımlamak için kullanılan bir bütünsel kavramdır. Ancak tek başına canlılığın yeter şartı olduğu söylenemez.Teleonomi ve teleonomik yapı kavramları tanımı gereği biyolojide "canlılara" ve diğer başka alanlarda da "cansız yapılara" uygulanabilir. Bu sebepten sıkça yaratılışçılar tarafından "tasarım" iddiasına delil olarak kullanılmaktadır. Çakmak taşından üretilmiş, avın et ve kemiğini ayırmaya yarayan ilkel bir el baltası, çocuklara alfabeyi öğretmekte kullanılan akılda kalıcı bir tekerleme, evcil kedi yavrularının anne sütünü daha fazla ve kolay emmek için emzirme sırasında ön ayaklarıyla yaptığı ritmik pençe bastırma hareketi ya da ışığı en verimli biçimde toplamak için üretilmiş bir fotoğraf lensi teleonomik bir yapıdır/etkinliktir. @@ Hoş olmayan düşünce ve duyguları bastırıp, düşünmeme ve bilinç altına itme eğilimidir. @@ Bir sistemde yapılan işin harcanan enerjiye oranıdır. Yüzde olarak gösterilir ve %100'e yakın olduğunda sistemdeki enerji kayıpları en düşük düzeydedir. Ancak pratik olarak herhangi bir sistemde enerji kayıpları kaçınılmazdır. Dolayısıyla %100 verim mümkün değil.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TELEPATİ değil/yerine/= UZADUYUM


- TELEPORTATION İLE DENSE CODİNG İLE CRYPTOGRAPHY ile/||/<> KUANTUM İLETİŞİM

( Kuantum bilgi transfer protokolleri. )

( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )


- TELESİMEK ile TELES


- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)

( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )

( )


- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU

( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )


- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)

( )


- TELEVİZYON[Fr./İng. TELEVISION] ile/ve/değil/yerine GÖSTERGE/GENEL AĞ/İNTERNET[İng.]

( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )

( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )

( Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı. @@ Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. )


- TELEVİZYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAL

( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kavram. )


- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU


- TELEZZÜZ[< LEZZET]:
LEZZET, TAD ALMA, HOŞLANMA, HOŞA GİTME -<


- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU


- TELİF ile/ve/||/<> MÂNÂ


- TELİF ile METİN


- TELİF ile/ve ŞERH


- TELÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]

( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )


- TELİF ile TELİF HAKKI


- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]

( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )


- TE'LÎF[Ar.] ile TERTÎB[Ar.] ile TANZÎM[Ar.]


- TELİM-TERTİP


- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ


- TELİN[Ar.] değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ

( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )


- TELİN ile TELİN MİTİNGİ


- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA

( INCULCATE vs. INCULCATION )

( تلقين کردن ile پا گذاشتن ile تلقين )

( TALGHYNE KARDAN ile PA GOZASHTAN ile TALGHYNE )


- TELLÂK ile NÂTIR

( Beyler hamamında. İLE Hanımlar hamamında. )


- TELLALİYE ile TELLALİYE RESMİ


- TELLİ BABA ÇEŞMESİ :

( Telli Baba Türbesi bahçesine bir hayırsever hanım tarafından yapıldı (H.1975). Kitabesinde şöyle yazıyor: Besmeleyle açalım suyu/ Şifa dileyelim Allah'tan/ Hayırsever hanıma/ Bu suyu Telli Babanın/ Ruhuna bağış yapılmıştır. 1975". )


- TELLİ BABA :

( Rumelikavağı Telli Tabya mevkiinin üst tarafında yola yakın yerde bulunan bir yatırdır. Yatırın mezarı Hacı Nimet Abla (Özden) tarafından onarılarak türbe haline getirildi. Türbe içindeki mezarda kimin yattığı kesin olarak bilinmiyor. Mezarda, Türk balıkçı gencine aşık olan bir Rum rahibe kızın bulunduğu öteden beri söylencesi yaygındır. Rahibe kız Rumelikavağı'ndaki manastırdan deniz yolu ile kaçarken, kayığının batması üzerine boğularak ölmüş, cesedi bu mevkide kıyıya vurmuş ve bulunduğu yerin az yukarısında gömülmüş. Telli Tabya'dan esinlenilerek üzerine gelin teli konmuş. Telli gelin, Telli Baba olup çıkmış. Bir başka söylem ise Telli Tabya'da bekçilik yapan bir ermişin ölmesi üzerine buraya gömülmüş olması nedeni ile Telli Baba denildiğidir. )


- TELLİ DAVUL = BAS GİTAR


- TELLİ-DUVAKLI


- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR

( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )

( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )


- TELLİ TABYA BURNU :

( Telli Tabya mevki Yenimahalle ile Rumelikavak arasındaki en uç nokta, yani çıkıntıya Telli Tabyaburnu denilmektedir. )


- TELLİ TABYA ÇEŞMESİ :

( Yenimahalle Rumelikavak arasında bulunan ve halen değişik biçimde işlevini sürdüren Telli Tabya'nın bahçesi içinde olduğu Ata Tarihinde bildirilen çeşmenin (H.1230, M.1815), bugün mevcut olmadığı bilinmektedir. )


- TELLİ TABYA DALYANI :

( Telli Tabya'nın batı tarafından kurulan bu dalyan çok uzun zamandan beri kurulmuyor. )


- TELLİ TABYA :

( Yenimahalle ile Rumelikavak arasındaki burun başındadır. Tabya'ya "Deli Tabya" da denilmektedir. Bazı eserlerde Mliton denilen Telli Tabya Sultan Abdülmecid döneminde (1839 - 1861) Fransız Mimar Tavsan'a yaptırılmıştır. Tabya yapıldığından beri savunma amaçlı kullanıldı. II. Dünya Savaşı sırasında (1939 - 1946) Telli Tabya, Anadolukavağı arasında, deniz yüzeyinden deniz dibine doğru, denizaltı mania ağları çekildi. Bu ağlar çeliktendi. Birinci hat Teli Tabya'dan Anadolukavağı'na doğru, ikinci hat Anadolukavağı'ndan Telli Tabya'ya doğru denizin ortasına çekildi. Gemilerin geçmesi için iki hat arasında 60 - 70 metre açık kapı bırakıldı. Liman kontrol cihazlarının gelişmesi üzerine ağlar kaldırıldı. Kontrol amaçlı tesisler terk edildi. )