Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 61.788 başlık/FaRk ile birlikte,
61.788 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(244/249)


- YUKARI MISIR ile/ve AŞAĞI MISIR

( Doğu. İLE/VE Batı. )


- YUKARI ile AŞAĞI [özellikle asansörde]

( Yukarı çıkacaksanız aşağı okuna basılmaz! Hangi yöne gidecekseniz onun tuşuna basılır. Kendinizi asansör yerine koymayın. Siz nereye gidecekseniz onu bilin yeter. Asansörün programlanması sizin nasıl düşüneceğinizin önceden planlanmış durumudur. Siz tekrar düşünürseniz programı bozmuş olursunuz. )


- DEĞİNİLEN:
YUKARIDA değil DEMİN

( Okumada. DEĞİL Konuşmada. )


- YUKARI/DA ile/değil AŞAĞI/DA

( Yukarılarda fazla durma, yel alır; aşağılarda fazla durma, sel alır. )


- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ


- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU


- YÜKÇÜ ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞIYICI | HAMAL

( taşıyıcı hamal )


- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI


- LOADING ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME HATASI


- LOADING[İng.] / CHARGEMENT[Fr.] / AUFLADUNG, AUFLADUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME/YÜKLEYİCİ AKIMI


- YÜKLEMEK ile YÜKLENMEK ile YÜKLETMEK ile YÜKLENİLMEK ile YÜKLETİLMEK ile YÜKLETTİRMEK ile YÜKLENEBİLMEK ile YÜKLETEBİLMEK ile YÜKLEYEBİLMEK ile YÜKLEM ile YÜKLER ile YÜKLEM GRUBU ile YÜKLEM ÖBEĞİ ile YÜKLEM BİRLİĞİ


- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ


- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN


- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK


- YÜKLÜ PROGRAM ile YOĞUN PROGRAM


- CHARGED SPECIES[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ TÜRLER


- YÜKLÜ ile/ve/<>/> AĞIRAYAK

( Karnında yavru(bebek/fetüs) bulunan. İLE/VE/<>/> Doğurması yakın yüklü. )


- YÜKSEK ATEŞTE(HARLIDA) ISITMAK ile/değil/yerine KISIK ATEŞTE ISITMAK


- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI


- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA


- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI


- YÜKSEK BAŞKENTLER:
LHASA ve LA PAZ ve QUITO ve SANAA

( Tibet'te.[En yüksek] VE Bolivya'da.[2. sırada] VE Ekvator'da.[3. sırada.] VE Yemen'de.[2400 m.][4. sırada.][Burada yaşayanların, her yıl en az bir kez deniz seviyesine inmeleri gerekmektedir.] )


- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI


- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR


- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK


- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA


- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN


- YÜKSEK FIRIN ile/||/<> YÜKSEK FIRIN

( Demir cevherlerinin yüksek sıcaklıkta kok ile indirgenerek ham demirin üretildiği fırın kimya )

( BLAST FURNACE )

( HAUT FOURNEAU | HAUT-FOURNEAU )

( HOCHOFEN )


- HOCHFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS AKIMI


- YÜKSEK FREKANS ile/||/<>/> ÇOK AŞIRI YÜKSEK FREKANS

( Frekansı 3 MHz - 30 MHz, dalga boyu da 100 m. - 10 m. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. İLE/||/<>/> Frekansı 30 GHz - 300 GHz ve dalga boyu da 1 mm. - 1 cm. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. )

( TEVALî-i âLi İLE TEVALî-i âLi-i âLâ )

( HiGH FREQUENCY VS. EXTREMELY HiGH FREQUENCY )

( LA FRéQUENCE HAUTE AVEC LA FRéQUENCE HAUTE EXTREMENT )

( HOCHFREQUENZ MiT ULTRAHOCHFREQUENZ )


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- YÜKSEK ÖĞRENİM KALE ÖĞRENCİ YURDU :

( Yavuz Sultan Selim mahallesindedir. Ufuk Sema Eğitim ve Ticaret Kurumuna aiT olan Kale Erkek Öğrenci Yurdu 1998'de açıldı, 2004'te ise Poligon mahallesine taşındı. )


- YÜKSEK OMURGALILAR ile/ve AŞAĞI OMURGALILAR

( FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE ÂLİYYE ile/ve FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE SÜFLİYYE )


- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR


- YÜKSEK RÜTBELİ ile YÜKSEK RÜTBELİ SUBAY

( HIGH-RANKING vs. HIGH-RANKING OFFICER )

( بالارتبه ile عالي مقام ile عاليرتبه ile بلند مرتبه ile تيمسار )

( بالارتبه ile ALY MOGHAM ile ALYRATBEH ile BALAND MORTABEH ile TYMOSAR )


- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ


- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )

( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )


- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )

( Formül: Δ < P İLE Δ > P )


- YÜKSEK TEKNOLOJİ değil İLERİ TEKNOLOJİ


- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM


- YÜKSEK VOLTAJ ile/||/<> HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV[İng.] ile/||/<> HAUTE TENSION[Fr.] ile/||/<> HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜKSEK GERİLİM

( Sinema TV Yüzlerce volttan oluşan gerilim )

( HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV )

( HAUTE TENSION )

( HOCHSPANNUNG )


- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ

( HIGH vs. HIGH BID AND LOW BID vs. HIGH BOOT vs. HIGH FLYING vs. HIGH INCOME vs. HIGH JUMP vs. HIGH MINDED vs. HIGH MORALE vs. HIGH POSITION vs. HIGH PRIEST vs. HIGH RANK vs. HIGH RANKING vs. HIGH RANKING OFFICIAL vs. HIGH SCHOOL vs. HIGH SOUNDING vs. HIGH SPEED vs. HIGH WATER vs. HIGHER vs. HIGHER UP vs. HIGHLAND vs. HIGHNESS vs. HIGHWAY vs. HIGHWAY PATROL )

( شامخ ile منيع ile شاهق ile عالي ile آسمان پايه ile بو گرفته ile منيف ile مرتفع ile علوي ile سامي ile رفيع ile بلند ile متعال ile سني ile مزايدهومناقسه ile مزايده و مناقسه ile چکمه ile بلند خيال ile ياوه انديش ile پردرآمد ile پرش ارتفاع ile نظر بلند ile با روح ile مقام منيع ile کاهن اعظم ile علو مقام ile بلند پايه ile عالي رتبه ile صاحب منصب ile دبستان ile دبيرستان ile مدرسه متوسطه ile عوام فريب ile پر سرعت ile مد دريا ile والاتر ile عضو ارشد ile کوهسار ile جناب ile والاحضرت ile جاده ile شارع ile شاهراه ile راهبان )

( SHAMOKH ile منيع ile شاهق ile ALY ile ASMAN PAYYEH ile BO GARAFTEH ile منيف ile MORTAF ile ALUY ile سامي ile RAFYE ile BALAND ile MOTAAL ile SANY ile MOZAYDEOOMENAGHASEH ile MOZAYDAH VE MENAGHASEH ile CHEKAMEH ile بلند خيال ile YOH ANDYSH ile PARDARAMAD ile PORSH ERTAFA ile NAZAR BALAND ile BA RUH ile مقام منيع ile KANPAN EAZAM ile ALU MOGHAM ile BALAND PAYYEH ile ALY RATBEH ile SAHEB MONASB ile DABASTAN ile DABYRASTAN ile MADRESEH MOTOSETEH ile عوام فريب ile PAR SARAT ile MAD DARYA ile VALATAR ile OZV ERSHOD ile KUHOSAR ile JENAB ile VALAHAZRAT ile JADEH ile SHARE ile SHARAH ile RANPABAN )


- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK

( ... ile/ve/değil/yerine PARA )


- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI


- YÜKSEL, SİNAN (ZARA, 1982) :

( Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı (2014 - 2019, 2019 - 2024). Sporcu, Ortabayır, Gültepe, Yenimahalle, Çayıbaşı ve Gümüşdere kulüplerinde amatör olarak futbol oynadı. 2014 yerel seçimlerinde Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı seçildi. 2019'da ikinci kez muhtar seçilip görevine devam etmektedir. )


- YÜKSELEN GÖVDE = SÂK-I SÂ'İD = TIGE MONTANTE, TIGE ASCENDANTE


- YÜKSELİŞ ile/ve/||/<>/> AŞMAK


- YÜKSELİŞ ile/ve KAYNAĞA DÖNÜŞ


- YÜKSELMEK ile YÜKSELİLEBİLİR ile YÜKSELEN ile YÜKSELEBİLİR ile ARTAN

( ASCEND vs. ASCENDABLE vs. ASCENDANT vs. ASCENDIBLE vs. ASCENDING )

( متصاعد شدن ile عروج کردن ile فرازيدن ile فرازروي ile صعود کردن ile فراز پذير ile فراز گري ile صعودي ile بالا رونده ile متصاعد )

( MOTESAOD SHODAN ile ARUJ KARDAN ile FARAZYDAN ile FARAZROY ile SOUD KARDAN ile FARAZ PAZYR ile FARAZ GARY ile SOUDY ile BALA RONDEH ile MOTESAOD )


- MUHAMMUZ[Osm.] / OXIDIZING AGENT[İng.] / OXYDANT[Fr.] / OXIDATIONSMITTEL, OXYDATIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEN


- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI


- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ


- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV


- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV


- TAHMİZ ETMEK, TAHAMMUZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTMEMEK


- YÜKÜMLENMEK ile YÜKÜMLENDİRMEK ile YÜKÜM ile YÜKÜMLÜ/LÜK


- YÜKÜMLÜLÜK KİPİ ile ...

( DEONTIC MODALITY )


- YÜKÜNMEK ile YÜKÜNDÜRMEK ile YÜKÜN


- YULAF ile BROM

( ... İLE Yabani yulaf. )


- YULAF ile ÇAYIRYULAFI

( ... İLE Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi. )

( ... cum AVENASTRUM )


- YULAF ile/||/<> YULAF[Yun.]

( botanik tarım Buğdaygiller Poaceae Gramineae familyasından panikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan bir yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından partikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan geviş getiren hayvanlar ve at beslemede önemli olan bir yıllık otsu bir bitki Az yulaf Tzitzilise göre GrLw 3 Rumcadan alınmıştır R yer γιλώπ γιλάφ αἰγιλώπιον αἰγίλωψ eine Hafenart küçültmesi ÊSTJa 1989 245 birinci bölümünü Farsçada arpaya verilen cau adıyla birleştirmiş ikinci bölümünü ise Arapçadan kalma Farsça alaf ot yem biçiminden getirmiştir Räsänen V 210 yulaf biçimini saymakla yetinmiş Dmitrieva ST 2 1975 23 ise Ermeniceden alındığını yazmıştır Ancak Dankoff ALT yulafı vermemiştir Türk diyalektlerinde yulafa sulu sula adı verilir sĕlĕ Bu ad Sölkupçaya da geçmiştir Márk Néprajz és Nyelvtudomány 1920 252 Abaev ÊS 3 194195 Leksika 464 Yerli ağızlarda yulafa verilen iprom ibran irbam ırbam evram adları da Rumcadan alınmıştır )

( COMMON CULTIVATED OAT )

( AVOINE )

( SAATHAFER, EVEN, HAFER )

( AVENA SATIVA )

( YULAF[Az.] )


- YULAF[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> YULAF

( yulaf unu çayır yulafı Buğdaygillerden en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki Avena sativa Bu bitkinin tohumu )


- YULAF ile YULAF UNU


- YULAR ile/||/<> ...

( hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip çular Tuvalar dın adını da kullanırlar sular Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi eski bir ses kuralıdır OT yular Orta Türkçede yular yanında örk tin gibi birtakım adlar da kullanılır Eski Kıpçakçada da yular olarak geçer Diyalektlerde yuların yerini nokta sözü almıştır Az noxta yular dizgin nogta yular nokta nokta nokto nukta nokta năxta Bu söz Moğolcadan alınmıştır noğtu Moğolca noğtunun Çinceden geldiği anlaşılıyor Ramstedt FUF 12 157 Doerfer TMEN 384 Poppe Németh Arm 336 Egorov ÊS 138 Eren TDAY 1953 173 Räsänen V 354b Ligeti TörK 243 RónaTas Néprajz és Nyelvtudomány 1718 129 ResAltL 204 Bulgarca julár Sırpça jùlar ùlar biçimleri Türkçeden alınmıştır Miklosich TE 1 83 Škaljić Turc 374 Osetçeye de geçmiştir Abaev ÊS 1 404 Kökünü bilmiyoruz Ramstedt KWb 114b Moğolca jiluğa Zügel biçimiyle birleştirmiştir Ramstedtin birleştirmesine Poppe Lautlehre 23 de katılmıştır Doerfer TMEN 164 Ramstedtin birleştirmesini vermekle yetinmiştir Räsänen V 210a de Ramstedtin birleştirmesini benimsemiş yular yanında işaretiyle Türkçe yultar biçimini de saymıştır Ancak yultarın Rumca bir alıntı olduğu Räsänenin gözünden kaçmıştır yultar Škaljič Turc 374 yanlışlıkla yuların Rumcadan geldiğini yazmıştır R eulēra Bang KOsm 3 39 s 2 not Doerfer TMEN 164 Clauson ED 932a CAJ 10 163 Eren TD 31 182 56 290291 ÊSTJa 1989 244245 )

( ÇULAR[Tuv.]~SULAR[Yak.]~NOGTA[Tkm.]~NOKTA[Nog.]~NOKTA[Kzk.]~NOKTO[Krg.]~NUKTA[Tatk.]~NOKTA[Şor.]~NOKTA[Sag.]~NĂXTA[Çuv.] )


- YULAR ile YULARI EKSİK


- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]

( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )


- YÜLÜMEK ile YÜLÜNMEK ile YÜLÜK


- YUMAK ile YUMABİLMEK ile YUMAKLAMAK ile YUMAK YUMAK ile YUMAKLANMAK


- YUMAK ile YUMAK

( Yıkamak. İLE Yuvarlak biçimde sarılmış iplik vb. şey. | Yuvarlak biçimde sarılmış olan. )


- YUMMA ile/||/<> ...

( Biçilmiş ekin yığını Adalıkuzu Güdül Ankara )


- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU


- YUMULMAK ile YUMUKLAŞMAK ile YUMUK ile YUMULU ile YUMUK GÖZLÜ


- YUMURTA[İng. EGG] ile/||/<> ALOJENİK[İng. ALLOGENEIC] ile/||/<> AMNİYON[İng. AMNION] ile/||/<> BASIMLAMA[İng. IMPRINTING] ile/||/<> BAŞKALAŞIM[İng. METAMORPHOSIS] ile/||/<> LARVA

( Yumurta, biyolojide, dişi üreme gözesi. Botanikte, yumurta bazen makrogamet olarak da adlandırılır. @@ 1. Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olmasıdır. Homo sapiens (modern insan) türünde, tek yumurta ikizleri haricindeki her birey birbiriyle alojeniktir. @@ Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde dölütü (embriyoyu) saran ve içinde amniyon sıvısı bulunan zardır. Karada yumurtlayan hayvanların tümünün yumurtasında da bulunan amniyon, balıkların ve kurbağagillerin yumurtalarında yoktur. "Amniyos" olarak da bilinir. @@ Kuluçkadan sonra yumurtadan yeni çıkan bir kuşun, örneğin ördeğin, çevresinde ilk yürüyen nesneyi takip etmeye başlaması ve bu nesneye bağlanmasıdır. @@ Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal ve fiziksel değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri olayına denir. Aynı tür içerisinde, morfolojik, fizyolojik ve anatomik olarak birbirinden tamamen farklı yapılara dönüşmesi olarak da tanımlanabilir. En bilinen örneği, tırtılın belirli bir süre sonra önce koza (pupa) haline, sonra ise kozanın farklılaşarak kelebeğe dönüşmesidir. @@ Başkalaşım geçiren hayvanların yaşamlarının ilk evresi. Bu evre, yumurtadan çıktıktan sonra pupa evresine geçinceye kadar olan dönemi kapsar. Larvalar cinsel gelişimini tamamlamamış genç hayvanlar. Kelebeklerde larvalar "tırtıl" adını alırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD

( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMURTALIK = MEBÎZ = OVAIRE


- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK


- YUMUŞAK DAMAK ile/||/<> ART DAMAK

( art damak anat Ağız boşluğunu yutak boşluğundan ayıran hareketli ve sert damağın arkasındaki damak kısmı palatum molle palatinum molle velum palatinum damak yelkeni Erkek develerde kızgınlık anında şişip kızaran bir özelliğe sahiptir Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g k ğ ñ gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı Damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı boğaza doğru sarkan küçük dil dir Karşıtı ön damak tır Azerbaycan Türkçesi dilarxasi Türkmen Türkçesi ıızkı kentlevük Gagauz Türkçesi ard damak Özbek Türkçesi çuqur til όrqa Uygur Türkçesi B çoňqur til käyni D til uçi käyni Tatar Türkçesi keçe tel Başkurt Türkçesi tamaq töbö taňlawnu artı Krç Malk tilni art keseği tmilawuknu art keseği Nogay Türkçesi tîl artı tanlay artı Kazak Türkçesi til artı artkı taňday Kırgız Türkçesi tüpkü taňday artkı taňday Alt tüp taňday Hakas Türkçesi soondagı hurgan Tuva Türkçesi artıı tıl Türkçesi tildiň tereň sooba aydılçatkan Rusça myagkoye zadneye nyobo )


- YUMUŞAK DAMAK ile/ve SERT DAMAK

( Arkada/ki. İLE/VE Önde/ki. )

( SOFT PALATE vs./and HARD PALATE )

( PALATUM DURUM-PALATUM MOLLE )


- YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞA ile YANGTZE DEV YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞASI

( TRIONYCHIDAE: Yumuşak kabuklu kaplumbağalar sınıfı. )

( İLE )

( Sidik boşaltımını ağzından yapar. [Daha sonra ağzını tuzlu suyla yıkar.] İLE Ne yazık ki, Nisan 2019 itibariyle yaşayan son Yangtze kaplumbağasının soyu tüketilmiştir. :( )

( TRIONYCHIDAE: PELODISCUS SINENSIS cum RAFETUS SWINHOEI )

( SOFTSHELL TURTLE vs. YANGTZE GIANT SOFTSHELL TURTLE )


- YUMUŞAK ODUN, GÖVDE ODUNUNUN DIŞ TABAKASI = HAŞEB-İ KÂZİB = AUBIER


- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU


- YUMUŞAK/SULU ile VICIK

( ... İLE Sulanarak, kıvamı gevşemiş. )


- YUMUŞAKBAŞLI ile YUFKAYÜREKLİ


- YUMUŞAKÇA ile BALIK

( MOLLUSC vs. FISH )


- YUMUŞAKÇA ile ERATO


- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY


- YUNA ile YUNAK ile YUNAN ile YUNANCA


- YUNAN FELSEFESİ ve/< YUNAN MİTOLOJİSİ


- YUNAN HARFLERİ ile ...


- YUNAN MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MISIR MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MEZOPOTAMYA MİTOLOJİSİ


- TİYATRO:
YUNAN ile ROMA TİYATROSU

( Caveası sırtını bir dağ yamacına yaslar. İLE Tonoz ve kemer düzeni üzerinde yapılandırılır. )

( Orkestra, yarım daire düzenini aşar. İLE Yarım daire düzenine sahiptir. )

( Öğreticidir, bilim ve güncel olaylar vurgulanırdı. Oyunlarda, genel olarak Dionysos törenleri yapılır ve koro halinde şarkılar söylenirdi. Tragedya daha güçlüydü. İLE Dini özellikler taşımadığından, orkestrada varsıl kişilerin sürekli ayrılmış yeri bulunurdu. Oyunlarda ise eğlendirici konulara yer verilirdi. )

( Oyunların arka tarafı genelde doğal bir manzaraya bakardı. İLE Sahnenin herhangi bir yere bakması gerekmiyordu çünkü arkaya gösterişli bir Scene binası yapılırdı.
[İki mimaride de scene bulunur. Ancak Yunan Mimarisi'nde scene, cavea'dan bağımsız inşâ ediliyordu. İLE Tersine scene ile cavea sıkışık bir biçime sahiptir.] )

( image )

( Maske kullanılırdı. İLE Genellikle maske yoktu.[özellikle mimus oyunlarında] )


- YUNAN ile GOTİK

( Daha çok ışık işlenir ve ışık biçimlendirilir. İLE Daha çok gölge işlenir ve gölgeyi biçimlendirir. )


- YUNAN ile/ve/<> KENAN

( Dışrak/egzotorik. İLE/VE/<> İçrek/ezotorik. )


- YUNAN ile ROMA

( Kavramlar. İLE Kurumlar. )


- YUNAN ile/ve/değil RUM


- YUNİT[İng. < UNIT] ile/değil/yerine/= BİRİM


- YÜNLÜGELİN ile/değil DENİZLİ YÜNLÜGELİNİ

( Denizli'nin, Çameli ilçesi sınırlarında bulunmuştur. )

( RINDERA )


- YUNUS EMRE CAMİİ :

( İstinye mahallesi camiylerinden biridir. Daha önce Balabandere Camii olarak biliniyordu, sonraları ismi değiştirildi. )


- YUNUS EMRE PARKI :

( Pınar Mahallesinde olup, 2.342,50 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.510,00 m²'lik yeşil alanı, 121,50 m²'lik çocuk oyun alanı ve 341,20 m²'lik tesisi bulunmaktadır. )


- YUNUS EMRE RİVÂYETLERİNDE:
KÂDI ile/ve/<> ÇİFTÇİ


- YUNUS EMRE ile/ve İSMAİL EMRE


- Yunus Emre'ye KONUŞ!!!


- YUNUS ile BAIJI BEYAZ YUNUS

( ... İLE Ne yazık ki, soyu tükenmiştir. :( )


- YUNUS ile BALİNA

( Yunuslar ve balinalar 38 cins ile 90 türden oluşur. )

( Yunuslar, balina ailesinden gelir. )

( Yunuslar, beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyur. Beynin geri kalanı uyanık kalırken öteki göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp soluk almayı anımsar. İLE ... )

( 260'a kadar dişleri olabilir. [Dişleri sadece avı kavramaya yarar.][Avlarını bütün olarak yutar.] İLE ... )

( Yunusların derisi su akışını en üst sınıra çıkaracak biçimde iki saatte bir dökülür ve yenilenir. İLE ... )

( Yunusların ses telleri yoktur. [Çıkardıkları dil şaklatması, ıslık, inilti, ciyaklama ve havlamaya benzer seslerin tümü burun kanallarının altıdanki keselerden gelir ve saniyede 1200'ü bulduğu olur.] İLE ... )

( ... İLE Balinaların kemikleri süngerimsidir ve içi yağla doludur. [Bu sayede su üstünde durabilirler.] )

( Yağlı ve saydam bir salgı, gözleri denizin olumsuz etkisinden korur. )

( Gebelik süreleri 330-360 gündür. İLE Gebelik süreleri 330-365 gündür. )

( Doğum anında dişi yunusların yanında başka iki dişi yunus daha bulunur. Bu hayvanlar anne yunusun iki yanında yüzerler. Görevleri doğum anında savunmasız kalan anne yunusu ve yavruyu korumaktır. Doğum sırasında akan kanın kokusuna gelebilecek köpek balıklarına karşı anneyi ve yavruyu bu yardımcı yunuslar korur. )

( MECÂRÎ-İ HEVÂİYE: Balina, yunus, gergedan gibi bazı hayvanların başlarının üst tarafında bulunan bir ya da iki delik. )

( Yunus ile Balina )

( Gözleri açık uyurlar. İLE ... )

( )

( )

( )

( DOLPHIN vs. WHALE )

( DELPHINUS cum BALAENA MISTYCETUS )

( ... con LA BALLENA )


- YUNUS ile ÇİN IRMAK YUNUSU

( ... İLE Yangçe Nehri'nde yaşarlar. )


- YUNUS ile ÇİZGİLİ YUNUS

( ... cum STENELLA COERULEOALBA )


- YUNUS ile DOMUZBALIĞI

( ... İLE Yunusbalığıgillerden, bir memeli türü. )

( ... cum PHOCAENA COMMUNIS )


- YUNUS ile DÖNÜCÜ YUNUS

( ... İLE Her sıçrayış ve dönüşlerinin, farklı anlamları ve iletileri olduğu düşünülmektedir. )


- YUNUS ile FALYANOS

( ... İLE Yunus balığının irisi. )


- YUNUS ile/ve GANJ IRMAĞI YUNUSU

( ... ile Hindistan'da, Ganj Nehri'nde yaşarlar. )

( ... ile Ganj Nehri Yunusu )


- YUNUS ile/||/<> KÖRFEZ MUTURU/VAQUITA YUNUSU


- YUNUS ile/ve MEVLÂNÂ

( Bizim Yunus. İLE/VE Hz./Pîr Mevlânâ. )


- YUNUS ile TATLI SU YUNUSU

( ... İLE Bolivya'da, Amazon Nehri'nde ve Çin'de, Yangtze Irmağı'nda yaşarlar.[Baiji Yunusu] )


- YUNUS ile/||/<> YUNUS

( Memeliler Mammalia sınıfının balinalar Cetacea takımının yunus balığıgiller Delphinidae familyasından 2 m kadar uzunlukta sırtı kara karnı beyaz yanları çizgili bütün denizlerde yaşayan ve sürüler meydana getiren bir tür Yunus balığı Balinalar Cetacea takımının yunus balığıgiller Delphinidae familyasından 2 m kadar uzunlukta olabilen sırtı siyah karnı beyaz yanları çizgili bütün denizlerde yaşayan ve sürüler meydana getiren bir tür yunus balığı )

( COMMON DOLPHIN )

( DAUPHIN PROPREMENTDITS )

( DELPHIN )

( DELPHINUS DELPHIS )


- YUNUS ile YUNUSLAR


- YUNUS/BALİNA ile PASİFİK DOMUZ BALİNASI (MUTUR/YUNUS/AZAK YUNUSU)

( ... cum PHOCOENA PHOCOENA )


- Yunusları DİNLE!!!


- YURDU ile/||/<> İĞNENİN DELİĞİ

( iğnenin deliği Ağızlarda yurda olarak da geçer Dar bir alanda kullanılan yıldır biçimi hap leg olarak kontrole muhtaçtır śărta delik göz yĕp śărti iğnenin deliği OT urt iğnenin deliği Kâşgarlı Mahmudun verdiği urt biçimi ses bakımından düşündürücüdür Brockelmann OGM 18 γ Çuvaşça śărtanın tanıklığına göre Türkçe yurdunun başındaki y eski bir sestir Buna göre Orta Türkçe urtun başındaki ynin düştüğü anlaşılıyor Clauson ED 201a Anadolu Türkçesinde iğnenin deliğine verilen iğne yurdu adındaki yurt sözünün urtun bozulmuş bir biçimi olduğunu bildirmiş ancak bu sözün yurtun değişikliğe uğramış bir biçimi olamayacağını dile getirmiştir Clauson Şeyh Süleymanın ört sözünün tanımında kullandığı zehir ağı sözlerinin normal olarak zehir anlamına gelen Arapça sammın yanlış anlaşılmasından ortaya çıktığını da bir olasılık olarak vermiştir Ne var ki daha sonra ED 958 urtta yaptığı açıklamayı göz ardı ederek iğne yurdusundaki yurdunun yerleşme yeri anlamına gelen yurtun bozulmuş bir biçimi gibi göründüğünü yazmıştır Çağdaş diyalektlerde yurduya daha çok köz göz iğne gözü ve üt adı verilir örn Alt Tel üt iğne gözü Diyalektlerde üt delik olarak yaygındır Moğolcada sübe le trou dune aiguille olarak geçer Eski ve yeni Türk diyalektlerinde kullanılan biçimlerle Moğolca sübe arasında bir ilişki kurulamaz )


- YURDUM ile YUDUM


- YÜREĞİR ile YÜREĞİ DAR ile YÜREĞİ PEK/LİK ile YÜREĞİ DOLU ile YÜREĞİ KATI/LIK ile YÜREĞİ DAĞLI ile YÜREĞİ DELİK ile YÜREĞİ GENİŞ ile YÜREĞİ TEMİZ/LİK ile YÜREĞİ YANIK/LIK ile YÜREĞİ YUFKA/LIK ile YÜREĞİ YARALI/LIK ile YÜREĞİ AĞZINDA


- YÜREK BİLİMCİ | KARDİYOLOG[Fr. < CARDIOLOGUE] ile/||/<> ...

( CARDIOLOGUE )


- YÜREK BİLİMİ | KARDİYOLOJİ ile/||/<> KARDİYOLOJİ[Fr. < CARDIOLOGIE]

( Kalbin yapısından işlevlerinden ve kalp hastalıklarından bahseden bilim )

( CARDIOLOGY )

( CARDIOLOGIE )


- YÜREK ÇİZGESİ | ELEKTROKARDİYOGRAM ile/||/<> ELEKTROKARDİYOGRAM[Fr. < ÉLECTRO-CARDIOGRAMME]

( Kalbin çalışması sırasında oluşan aksiyon akımların yazdırılmasıyla oluşan grafik EKG Bu grafikte P Q R S T ile ifade edilen temel dalgalar oluşur P kulakçık depolarizasyonunu QRS kompleksi karıncık depolarizasyonunu T karıncık repolarizasyonunu ifade eder )

( ELECTROCARDIOGRAM, ECG )

( ÉLECTRO-CARDIOGRAMME )


- YÜREK | KARDİYAK ile/||/<> KARDİYAK[Fr. < CARDIAQUE]

( 1 Kalbe ait kalple ilgili olan 2 Mide girişine ait olan )

( CARDIAC )

( CARDIAQUE )


- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL ile/||/<> DİYASTOL ile/||/<> YÜREK GEVŞEMESİ

( yürek gevşemesi 1 Yüreğin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi 1 Kalbin ritmik gevşemesi 2 Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE )

( DIASTOLE )

( ΔΙΑΣΤΟΛΉ / διαστολή )


- YÜREK KASI GEVŞEMESİ | DİYASTOL >< SİSTOL | YÜREK GEVŞEMESİ

( bk. yürek gevşemesi. @@ 1. Yüreğin ritmik gevşemesi. 2. Kontraktil vaküolün ritmik genişlemesi. @@ 1. Kalbin ritmik gevşemesi 2. Kontraktil vakuolün ritmik genişlemesi. @@ Kalpte kulakçık veya karıncık kaslarının ritmik gevşemesi. @@ )

( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )

( ...~SYSTOLE )

( DIASTOLE | SYSTOLE~SYSTOLE )

( DIASTOLE~SISTOLE )

( ΔΙΑΣΤΟΛΉ / διαστολή~ΣΥΣΤΟΛΉ / συστολή )


- YÜREK KASI | MİYOKART ile/||/<> MİYOKART ile/||/<> YÜREK KASI

( yürek kası Kalp kası )

( MYOCARDIUM )

( MYOCARDE )


- YÜREK KASILIMI | SİSTOL ile/||/<> SİSTOL ile/||/<> YÜREK KASINTISI

( yürek kasıntısı 1 Yüreğin kanın dolaşımına yol açan sol karıncığının kasılması 2 Herhangi bir kontraktil vakuolün kasılması Kalbin kulakçık veya karıncık kaslarının kasılması kalbin kasılması )

( SYSTOLE )

( SYSTOLE )

( SYSTOLE )


- YÜREK KRİZİ | ENFARKTÜS[Fr. < INFARCTUS] ile/||/<> ...

( INFARCTUS )


- YÜREK | ÖZEK ile/||/<> KOR

( anat 1 Kalp 2 Öz yapı 3 hlk Yoğurt mayası Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir Az gor gōr ateş durumuna gelmiş kömür parçası kor köz kor Çağdaş diyalektlerde kor olarak koz biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Örn Karakalpakçada kor olarak koz biçimi kullanılır Altayca Teleütçe Şorca gibi diyalektlerde de kos biçimi geçer Türkçe kor ile koz arasındaki benzerlik düşündürücüdür Bilimsel yayınlarda bu biçimlerin sıklıkla birleştirildiğini görüyoruz Leksikaya göre de 366 Türkçe kor büyük olasılıkla köken bakımından koza bağlıdır Bu biçimlerin kok fiil kökünden geldikleri düşünülebilir Bu kök Altayca kok yanıp kül olmak kömürleşmek fiiliyle özdeş olabilir Kōr daha eski Ana Altayca kogordan kōz da Ana Türkçe kogozdan gelebilir )

( COR, İNG. CORE )

( GOR[Az.]~GŌR[Tkm.]~KOR[Krg.]~KOR[Özb.] )


- YÜREK YAKAN SOKAK :

( Bu sokak Sarıyer'i Yenimahalle'den ayıran sokaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında sokaklara isim verilirken, komisyon üyeleri bu sokağa gider, bakarlar, tetkikte bulunurlar. Muhtarında görüşlerini alarak isim verirler, Komisyon üyeleri sokakta çalışırlarken, evlerinden birinin penceresinden bakan bir Rum güzeli görürler. Kız kalabalığı görünce kapı önüne çıkar. Kızın güzelliğine vurulan komisyon üyelerinden Yusuf Erdinç (Muhtar) arkadaşlarına seslenir "Kız değil peri değil dilber desem o da değil. Bu kız düpedüz yürek yakan bir kız" deyince komisyon üyeleri de sokağa "Yürek Yakan Sokak" ismini verdiler. )


- YÜREK ile/değil/yerine/=/||/<> KALP | GÖNÜL | KUPA | SİNE | İÇ

( yürek acısı yürek ağrısı yürek çarpıntısı yürek darlığı yürek karası yürek yarası yüreği ağzında yüreği dağlı yüreği dar yüreği delik yüreği dolu yüreği geniş yüreği katı yüreği pek yüreği temiz yüreği yanık yüreği yaralı yüreği yufka yürekler acısı çatal yürek tek yürek ana yüreği eli yüreğinde açık yürekli canıyürekten kalp I gönül kupa I Herhangi bir şeyden çekinmeme korkmama yüreklilik korkusuzluk durumu sine iç )


- YÜREKLENMEK ile YÜREKLENDİRMEK ile YÜREK ile YÜREKLİ/LİK ile YÜREKSİZ/LİK ile YÜREKSİZCE ile YÜREK ACISI ile YÜREK AĞRISI ile YÜREK KARASI ile YÜREK YARASI ile YÜREK DARLIĞI ile YÜREKLER ACISI ile YÜREK ÇARPINTISI


- YÜREKTEN ile/ve/||/<> YALIN


- YURT | AHALİ | OBA/EL ile/||/<> YURTLANDIRMA | YURTLANMA | YERLEŞİM/İSKÂN[Ar. < İSKĀN]

( Elbasan tavası el erki yad el gurbet eli Türk eli yad eller yurt ahali oba )


- YURT/VATAN[Ar. < VAṬAN] ile/||/<> YURTSEVER/VATANPERVER[Ar. < VAṬAN + Fars. -PERVER] ile/||/<> YURTSEVER/VATANSEVER[Ar. < VAṬAN + Tr. SEVER] ile/||/<> YURTSAL/VATANİ[Ar. < VAṬANĪ] ile/||/<> YURT/DAR[Ar. < DĀR]


- YURT ile/değil/yerine/=/||/<> MEMLEKET | DİYAR

( yurt bilgisi yurt dışı yurt içi yurt özlemi yurtsever ana yurt yer yurt ata yurdu baba yurdu bakım yurdu biçki dikiş yurdu biçki yurdu düşkünler yurdu iğneyurdu öğrenci yurdu sağlık yurdu talebe yurdu yaşlılar yurdu yetiştirme yurdu Bir halkın hâkim olduğu üzerinde yaşadığı kültürünü oluşturduğu toprak parçası el III il dar III vatan memleket Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu yetiştirildiği veya bakıldığı kurum Sahip olunan arazi emlak Göçebe Türklerin oturduğu çadır Öğrencilerin kaldığı barındığı yer diyar Ana vatan olan yer Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer )


- YURTTAŞ ile/ve/||/<> BİREY


- YÜRÜK ile/ve SENGİN


- YÜRÜK ile/||/<> YÜRÜK

( 1 Hayvancılıkla geçinen göçebe Türkmenlere verilen ad 2 Osmanlılarda otuzar kişilik ocaklar halinde Rumeliye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan timarlı asker Kağnı okunun altında mazının ise üstünde bulunan ağaç Buruncuk Yerköy Yozgat )


- YÜRÜMEK:
HIZLI OLSUN İSTERSEK ile/ve/değil/||/<> UZAĞA GİTMEK İSTERSEK

( Yalnız. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birlikte. )


- YÜRÜMEK ile/ve BAHTERE[Ar.]/HİRÂM[Fars.]

( ... İLE/VE Salına salına, hoş yürüyüş. )


- YÜRÜMEK ile/ve VOLTA[İt.] (ATMAK)

( ... İLE/VE Bir halatı, bir yere, bir kez dolaştırma ya da babalara, yöntemince sarma. | Zincirin, demire ya da iki zincirin birbirine dolaşması. | Geminin yele karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması. | [argo] Aşağı-yukarı gidip gelme. )


- YÜRÜMEK ile YÜRÜNMEK ile YÜRÜTMEK ile YÜRÜTÜLMEK ile YÜRÜTEBİLMEK ile YÜRÜYEBİLMEK ile YÜRÜK/LÜK ile YÜRÜRLÜK ile YÜRÜRÇALAR ile YÜRÜK AKSAK ile YÜRÜK SEMAİ


- YÜRÜR, MUSTAFA (SORAK, 1938) :

( Fenerbahçe'den transfer edildi ve bir sezon (1956 - 1957) Sarıyer'de tescilli kaldı. Takımının 19 lig ve 1 özel olmak üzere 20 maçında yer aldı. Lig maçlarında takımına 8 gol kazandırdı. Beykoz Spor Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bilahare Galatasaray'a transfer etti. Sarıyer'de tescilli iken Gençlik Milli Takımda oynadı. Sarıyer'in milli takımda oynayan ilk futbolcusudur (Ordu Milli hariç). Futbol yaşamında; 6 kez A Genç Milli, 1 B Milli ve 18 A Milli olmak üzere 25 kez Milli formayı giydi. Uzun yıllar Galatasaray Spor Kulübü altyapısında antrenör olarak çalıştığı gibi çeşitli kulüplerde antrenör olarak görev yaptı. )


- YÜRÜTME ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRME


- YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> TAKİP ETMEK


- YÜRÜYÜŞ ile YÜRÜYÜŞ KOLU ile YÜRÜYÜŞ BANDI


- YUSUF AĞA CAMİİ :

( Rumelikavağı'ndaki camiden biri olup, mahallenin iç kısmındadır. Sultan IV. Mehmet'in (1648 - 1687) annesi Turhan Hatice Valide Sultan tarafından kardeşi Yusuf Ağa adına yaptırıldı (1682 - 1688). Bu cami II. Dünya Savaşı sırasında (1939 - 1945) iki yıl süre ile ibadete kapatıldı ve Rumelikavağı'ndaki askeri birliğin karargâh binası olarak kullanıldı. )


- YUSUF AĞA ÇEŞMESİ :

( Rumelikavağı'nda Maslak Sokakta ve Yusuf Ağa Camii'nin yanındadır. Kitabesinin sol üst kısmında "Yusuf Ağa Suyu", alt kısmında ise "R.Kavağı Güzelleştirme Derneği tarafından onarılmıştır. 1986" yazıları vardır. Çeşmenin Yusuf Ağa Camii'nin yapıldığı 1682 - 1688 tarihleri arasında yaptırıldığı düşünülebilir. Çeşme 1968 yılında onarıldı ve eski hüviyetini tamamen kaybetti. )


- YUSUF AĞA SUYU :

( Rumelikavağı sırtlarından çıkan bir memba suyudur. İyi bir içme suyu olup kullanılmaktadır. )


- YUSUF HEMADANİ ve/<> ARSLAN BABA


- YUSUF PAŞA (Ö. 641) :

( Asıl adı Emirgüneoğlu Tahmasb Kuli Han olan İranlı kumandan, babasının ölümü üzerine kendisine Erran Eyaleti ve Revan kalesi muhafızlığı verildi. 1634'te Sultan IV. Revan seferinde direniş göstermedi ve kaleyi savunmadan Sultan IV. Murat'a teslim etti ve Osmanlılara sığındı. Tahmasb Kuli Hana Yusuf adı ve vezirlik verildikten başka Halep Beylerbeyliğine getirildi ve kubbe vezirleri arasına katıldı. Sultan IV. Murat'ın ilgisini çekince Boğaziçi'ndeki (Emirgan'daki) Feridun Paşa Bahçesi kendisine verildi. Sultan IV. Murat öldükten sonra sefahat âlemine dalması nedeni ile gözden düştü ve öldürülerek bütün mallarına el konuldu. Emirgan semtine bu ismin verilmesine neden de Emirgüneoğlu Tahmasb Kuli Han'ın Sultan IV. Murat zamanında çok takdir görmesi¸ Feridun Bey'e ait olan bu o alanın Emirgüneoğlu'na verilmiş olmasıdır. )


- YUSUF ZİYA ÖNİŞ STADI :

( Mersinli Ahmet Spor Kompleksi içindedir. 45.00 kişilik kapasitesi vardır. Önceleri sadece antrenman sahası olarak kullanıldı. Amaç Milli takım kampa girdiğinde antrenman yapabilmesiydi. Ancak tesis yeterli gönülmedi. Sarıyer Spor Kulübü de verdiği uğraşlar sonucu 1970 yılında burada antrenmanlarını yapmaya başladı. 1980 yılında da lig maçlarına açıldı. Stad birkaç kez tadilatile bugünkü durumuna geldi. I. Türkiye Ligi maçları da oynanır hale geldi. Halen lig maçları oynanmaktadır. )


- YUSUF ZİYA PAŞA (TRABZON, Ö. 1880) :

( Osmanlı devlet adamı olup seraskerlik kaleminden yetişerek, serasker müsteşarı, muhasebat reisi ve maliye müsteşarı oldu. 1871 ve 1876'da iki defa Maliye Nazırı olarak görev yaptı. Defterdarhane ve Orman nazırlıklarında da bulundu. Rumelihisarı'ndaki Perili Köşkün sahibi olan Yusuf Ziya Paşa,1880'de Trabzon valisi iken öldü. )


- YUSUF ZİYA PAŞA KÖŞKÜ :

( Baltalimanı Caddesi üzerinde ve Rumelihisarı'na girişte sağ taraftadır. Bina sahibinin ismi ile anılıyor. Yalı 1990'lı yıllarda sahip değiştirdi ve çok büyük onarım gördü. 1913'te yapılan bu görkemli binanın halk arasındaki ismi "Perili Köşk"tür. Bina halen bir holdingin merkezidir. )


- YUSUF, MARDİN (İST. 1916 - 1995) :

( Şair, yazar ve siyaset adamı olarak bildiğimiz Yusuf Mardin, Abdülhamit Dönemi İstanbul Savcısı ve sonrada Adalet Bakanı olan Necmettin Molla'nın (Kocataş) torunu olmakla tanınır. İstanbul'da doğdu (1916 - 1994). Amerikan Kolejini (Robert Kolej), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi (1940). Siyasete atıldı ve 1949 yılında Mardin Milletvekili olarak Mecliste bulundu. Bilahare Londra da Basın Ataşesi olarak görev yaptı. Türkiye'ye Ankara Turizm Müdürü olarak döndü. Buradan Washington Müşaviri oldu (1969) ve nihayet 1975'te emekli oldu. Yücel dergisi kurucularından biridir (1935), bir sürede Boğaziçi Dergisini çıkardı (1936). Aruz Şiiri yazan şairlerden biridir ve "Bir Ad Bulamadım" (1934), "Romeo ve Jülyet" Manzum Çeviri (1945), "Mezar Taşları" (1946), "İki Damla Yaş" (1947), "Üç Yaprak" (1948), "Bir Semtini Sevmek" (1972), "Sonelerle Seneler" (1982) isimli şiir kitaplarını yayımladı. Ayrıca, İngilizce "Türkçe Gramer" (1961), "Turistin Elkitabı" (1970), "Namık kemal'in Londra Yılları" Byograi (1974), Abdülhak Hamid'in Londrası" Biyografi (1976), ile "Yıllar Boyu Boğaziçi" (1988) ve "Bosphorus Through The Ages" (1988) inceleme eserlerini ve son olarak da "Kocataş Yalısı Anılarım" (1988) kitaplarını yayınladı. Yusuf Mardin'in aruz vezni ile yazılmış bir şiiri, Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerinde bulunan Kocataş Suyu Duvar Çeşmesinin kitabesinde yer almaktadır. )


- YUTAK YANGISI | FARENJİT ile/||/<> FARENJİT[Fr. < PHARYNGITE]

( Yutak yangısı )

( PHARYNGITIS )

( PHARYNGITE )


- YUTAK ile YUTAK İLTİHABI


- YUTAR HÜCRE/FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI/FAGOSİTOZ[Fr. < PHAGOCYTOSE]


- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİT ile/||/<> YUTAR GÖZE

( yutar göze yutargöze yutar hücre Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş monosit makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil makrofaj gibi hücreler )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE )

( PHAGOZYTOSE )

( FAGOCITA )

( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο )


- YUTARGÖZE | FAGOSİT ile/||/<> FAGOSİTOZ ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI | YUTAR GÖZE

( bk. yutar göze @@ bk. yutargöze. @@ bk. yutar hücre @@ Hücresel ve partiküler maddeleri içine almak üzere özelleşmiş, monosit, makrofaj ve nötrofilleri kapsayan hücreler. @@ Mikroorganizma veya partikülleri hücre içine alma veya yutma yeteneğine sahip nötrofil, makrofaj gibi hücreler. @@ )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS~PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOCYTE | PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE~PHAGOCYTOSE )

( ...~...~PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE~PHAGOZYTOSE )

( FAGOCITA~FAGOCITOSI~FAGOCITOSI )

( ΦΑΓΟΚΎΤΤΑΡΟ / φαγοκύτταρο~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση~ΦΑΓΟΚΥΤΤΆΡΩΣΗ / φαγοκυττάρωση )


- YUTMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YEMEK

( Hayvanlarda. İLE/VE/YERİNE/||/<>/> İnsanda. )


- YUTMAK ile YUTMA

( INGEST vs. INGESTION )

( داخل معده کردن ile درهيختن ile در هيختن ile درهنج ile فرو بري )

( DAKHAL MADEH KARDAN ile درهيختن ile DAR YEHYKHTAN ile DAREANJ ile FORO BARY )


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK ile/değil/yerine YUTMAK/İÇMEK

( Yeterince çiğnemeden/ağızda tutmadan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yeterince[uzunca] çiğnedikten/ağızda tuttuktan sonra. )

( ŞÜRB[Ar.]: İçme, içilme. )


- YUTUVERMEK/İÇİVERMEK(/"MİDEYE İNDİRMEK/BIRAKMAK/ATMAK") ile/değil/yerine ÇİĞNEMEK


- YUVALAMAK ile YUVALANMAK ile YUVARLAMAK ile YUVARLANMAK ile YUVARLATMAK ile YUVARLANABİLMEK ile YUVARLAYABİLMEK ile YUVA ile YUVAK ile YUVAR ile YUVALI ile YUVA KAVUNU ile YUVAR YUVAR


- YUVARLAK RAKKAM ile/||/<> ROUND NUMBERS[İng.] ile/||/<> CHIFFRES RONDS[Fr.] ile/||/<> YUVARLAK SAYI

( Sayıların bölüntüleri atılarak yuvarlak biçime getirilmesi )

( ROUND NUMBERS )

( CHIFFRES RONDS )


- YUVARLAK YÖNDEÇ(PUSULA) ile "SİLVA" TİPİ YÖNDEÇ(PUSULA)

( Küçük ve yuvarlak. İLE Harita ile birlikte kullanılır. )


- YUVARLAK ile MÜHRE[Fars.]

( ... İLE Her tür yuvarlak şey, küçük top. | Cam boncuk. | Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç. | Bir yıl saklama. | Deniz böceği kabuğu. | Demirci çekici. | Yılanın başında bulunan, taca benzer çıkıntı. )


- YUVARLAK ile YUMRU

( ... İLE Yuvarlak, şişkin şey, kabartı. | Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. | Sap, kök ya da dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkinlik. )


- YUVARLAKLAŞMAK ile YUVARLAKLAŞTIRMAK ile YUVARLAK/LIK ile YUVARLAK SAYI ile YUVARLAK ÜNLÜ ile YUVARLAK HESAP ile YUVARLAK VOKAL ile YUVARLAK AĞIZLILAR ile YUVARLAK SOLUCANLAR ile YUVARLAK ÇEKİRDEKSİZ ile YUVARLAK MASA TOPLANTISI


- YUVARLAMAK/İNDİRMEK/GÖTÜRMEK ile/değil/yerine YEMEK

( Lokmalar olabildiği kadar ağızda kalmalı, iyi çiğnenmelidir! Acele etmemeli ve yutma arzusunu kontrol edebilmelidir! )

( Yediğinizi için, içtiğinizi yiyin! )

( İSÂGA-İ TAÂM[Ar.]: Yemeğin kolaylıkla yutulması. )


- YUVGULAMAK ile YUVGU


- YÜZ/DİDAR[Fars. < DĪDĀR] ile/||/<> YÜZ/VECİH[Ar. < VECH]


- YÜZ FELCİ ve/||/<> HOUSE-BRACKMANN EVRELEMESİ

( FACIAL NERVE and/||/<> HOUSE-BRACKMANN GRADING SYSTEM )


- YÜZ GİYDİRMEDE[Adli Tıp'ta]:
AMERİKAN MODELİ ile RUS MODELİ ile İNGİLİZ MODELİ ile İSTANBUL MODELİ


- YÜZ-GÖZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/></< SAMİMİ OLMAK


- 100 KERE SÖYLEDİM değil (EN FAZLA) 2 YA DA 3 KEZ SÖYLEDİN!


- YÜZ VERİLDİ DİYE ASTARINI İSTEMEK ile ENSEYE TOKAT, GÖTE PARMAK


- YÜZ ile/ve/||/<> ÇEHRE[Fars.]

( ... İLE/VE/||/<> Yüze bakıldığında göze çarpan tüm örgenler. )


- YÜZ GÖVDE


- YÜZ ile/ve/<> GÖVDE(BEDEN)

( FACE vs./and/<> BODY )


- YÜZ ile/ve/||/<> YÜREK

( Yüzümüz kime ve kiminle gülüyorsa yüreğimiz de onunladır. )


- YÜZ ile YÜZ AŞAĞI ile YÜZLEŞMEK ile SORUNLARLA YÜZLEŞMEK ile YÜZ YÜZE ile YÜZ YUKARI ile YÜZLER

( FACE vs. FACE DOWN vs. FACE OFF vs. FACE PROBLEMS vs. FACE TO FACE vs. FACE UP vs. FACES )

( لقا ile چهر ile ريخت ile شکل ile رو به رو بودن ile چهره ile صورت ile روبرو شدن ile رو به رو شدن ile سيما ile عارض ile مواجه شدن ile روي ile مواجهه کردن ile رو ile رخ ile از رو بردن ile رودررويي ile بمانعي برخورد کردن ile رودررو ile روبه رو کردن ile بالمواجهه ile بالمشافه ile ورق روبه بالا ile رخساره )

( LAGHA ile CHEHAR ile RYKHT ile SHEKL ile RO BAH RO BODAN ile CHEHAREH ile SORT ile ROBRO SHODAN ile RO BAH RO SHODAN ile SYMA ile AREZ ile MOVAJEH SHODAN ile ROY ile MOVAJEYEH KARDAN ile RO ile RAKH ile AZ RO BARDAN ile RUDARROYY ile BEMANEY BARKHORD KARDAN ile RUDARRO ile ROBEH RO KARDAN ile بالمواجهه ile بالمشافه ile VARGH ROBEH BALA ile RAKHSAREH )


- YÜZ ile/değil/yerine/=/||/<> YÜZEY | TARAF | UTANMA

( yüz akı yüzbeyüz yüz görümlüğü yüz göz yüz havlusu yüz kalıbı yüz kaplama yüz karası yüz kızartıcı suç yüz kiri yüz ölçümü yüz sabunu yüz sineği yüzsuyu yüzüstü yüz yazısı yüz yüze yüze gülücü yüze soğurma yüzü ak yüzü asık yüzü astarlı yüzü astarsız yüzü kara yüzükoyun yüzü pek yüzü yerde yüzü yumuşak arayüz arka yüz asık yüz çatık yüz dış yüz eğri yüz ekşi yüz güler yüz içyüz iç yüz kara yüz paralel yüz ters yüz o yüzden şu yüzden gökyüzü ters yüzü yeryüzü yorgan yüzü eli yüzü düzgün eli yüzü temiz Başta alın göz burun ağız yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm beniz duluk didar sima çehre surat suret vecih faça bet I yüzey Kesici araçlarda ağız Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret taraf Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri utanma )


- YÜZBEYÜZ[Tr. < YÜZ + Fars. -BE + Tr. YÜZ] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞI KARŞIYA


- ZERO PERCENT T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE SIFIR T AYARI


- YIELD PERCENTAGE[İng.] / GEWINN PROZENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZDE VERİM


- 100% T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE YÜZ T AYARI


- YÜZDE ile/||/<> YÜZDE

( matematik Yüzde sayışımı ile Sınıfsal ölçümlü verilerde en çok kullanılan istatistiklerden biri olup her kategoriye ait sıklık sayısının toplama oranının yüzdeyle ifadesi )

( PERCENT | PERCENTAGE )

( POURCENT, CENTIÈME | POUR CENT )


- YÜZDE/LİK ile YÜZDECİ ile YÜZDE YÜZ ile YÜZDE İŞARETİ


- YÜZER/LİK ile YÜZERLİ ile YÜZER EV ile YÜZER TOP ile YÜZER HAVUZ


- SURFACE ADSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ADSORPSİYONU


- SURFACE ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE SURFACE[Fr.] / AKUSTISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY AKUSTİK DALGASI


- SURFACE AREA[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ALANI


- OBERFLÄCHENSPERRSCHICHTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BARİYER TRANSİSTÖRÜ


- YÜZEY BİLİMCİ/JEOMORFOLOG[Fr. < GÉOMORPHOLOGUE] ile/||/<> YÜZEY BİLİMİ/JEOMORFOLOJİ[Fr. < GÉOMORPHOLOGIE]


- VITESSE DE RECOMBINAISON EN SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BİRLEŞME HIZI


- SURFACE BOLOMETER[İng.] / BOLOMÉTER DE LA SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENBOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BOLOMETRESİ


- MEVC-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE WAVE[İng.] / ONDE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DALGASI


- TRANSISTOR À AVALANCHE COMMANDÉE PAR LA SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DENETİMLİ ÇIĞ TRANSİSTÖRÜ


- SURFACE CONTROLLED AVALANCHE TRANSISTOR[İng.] / OBERFLÄCHENGESTEUERTER LAWINENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DENETİMLİ/KONTROLLÜ ÇIĞ TRANSİSTÖRÜ


- MUKÂVEMET-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE RESISTIVITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİRENCİ


- FLÄCHENDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY DİYODU


- SURFACE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENERJİSİ


- SURFACE BARRIER[İng.] / BARRIÈRE EXTÉRIEURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELİ


- SURFACE BARRIER DIODE[İng.] / DIODE À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ DİYOT


- SURFACE BARRIER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À BARRIÈRE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ENGELLİ TRANSİSTOR


- SURFACE ACTIVE AGENT, SURFACTANT[İng.] / OBERFLÄCHENAKTIVSTOFFE, NETZMITTEL, SCHAUMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİN/AKTİF NESNE


- EFFET DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY ETKİSİ


- OBERFLÄCHLICHE AUSDEHNUNG, OBERFLÄCHLICHE EXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GENLEŞMESİ


- SURFACE TENSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM KATSAYISI


- NOMBRE DE TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNGSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİM SAYISI


- SURFACE TENSION[İng.] / TENSION SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY GERİLİMİ, YÜZEYLER ARASI GERİLİM


- YÜZEY GERİLİMİ ile/||/<> ARA YÜZEY ile/||/<> TEMAS AÇISI

( Faz sınırlarındaki özellikler. )

( Formül: γ_SV = γ_SL + γ_LV cosθ )


- OBERFLÄCHENSTRAHLUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY IŞINIMÖLÇERİ


- YÜZEY KİMYASI ile/||/<> ARA YÜZEY KİMYASI

( Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Ara yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )


- YÜZEY KİMYASI ile/||/<> OYLUM/HACİM KİMYASI

( Yüzeylerdeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Oylum içindeki kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )


- SURFACE MAGNETIC WAVE[İng.] / ONDE MAGNÉTIQUE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MANYETİK DALGASI


- KÜBISCH FLÄCHENZENTRIERTES GITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİ YAKIP


- FACE-CENTERED CUBIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK KRİSTAL


- FACE CENTERED CUBIC STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜBİK YAPI


- RÉREAU CUBIQUE À FACES CENTRÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY MERKEZLİ KÜREK YAPI


- SURFACE PASSIVATION[İng.] / PASSIVATION DE SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENPASSIVIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY PASİFLEŞTİRMESİ


- CASE HARDENING[İng.] / EINSATZHÄRTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY SERTLEŞTİRİLMESİ


- OBERFLÄCHENREKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YENİDEN BİRLEŞME HIZI


- SURFACE DENSITY[İng.] / DENSITÉ SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YOĞUNLUĞU


- OBERFLÄCHENORIENTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÖNELİMİ


- SURFACE ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION SUPERFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÖNELMESİ/YÖNLENMESİ


- SURFACE CHARGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À CHARGE DE SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK TRANSİSTÖRÜ


- DENSITÉ DE CHARGE SUPERFICIELLE[Fr.] / OBERFLÄCHENLADUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜK YOĞUNLUĞU


- OBERFLÄCHENLADUNGSTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY YÜKÜ TRANSİSTÖRÜ


- YÜZEY ile/ve DÜZLEM

( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )

( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )

( SURFACE vs./and PLANE )


- YÜZEY ile/ve DÜZLEM

( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )

( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )

( SURFACE vs./and PLANE )


- SURFACE[İng.] / SURFACE[Fr.] / FIXIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY


- YÜZEY ile/||/<> YÜZEY

( 5 İki boyutlu uzam a Yüzey denir Misal Denizin yüzeyinde yürünmez 80 Yüzey İki boyutlu olarak yayıldığı genişlediği düşünülen bir uzamdır Bu boyutlar uzunluk ve genişliktir )


- OBERFLÄCHENADSORPTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYDE TUTUNMA ISISI


- İNBİSÂT-İ SATHÎ[Osm.] / SURFACE EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE GENLEŞME


- CHALEUR DE L'ADSORPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEYE TUTUNMA ISISI


- YÜZEYEL değil YÜZEYSEL


- INTERFACIAL TENSION[İng.] / GRENZENDE KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEYLER ARASI GERİLİM


- YÜZEYLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞMEK ile YÜZEYSELLEŞTİRMEK ile YÜZEY ile YÜZEYLİ ile YÜZEYSEL ile YÜZEY BİLİMİ ile YÜZEY BİLİMCİ ile YÜZEY ŞEKİLLERİ ile YÜZEY ARAŞTIRMASI


- YÜZEYSEL (ETKİ) ile DERİN (ETKİ)

( Yüzeysel olduklarını bilmek, deneyimlerinize değer kazandırmış olmaz. )

( Su, derinlerden durmaksızın fışkırarak yinelenen derini simgeler. )

( Yetersiz derinlik yani yüzeysel anlayış ya da plânlama, dikkatsizlik, aşırılık ve ihmal konularında tedbirli olun. )

( SUPERFICIAL (EFFECT) vs. DEEP (EFFECT)
Knowing them to be superficial, give no value to your experiences. )


- YÜZEYSEL ile/değil/yerine/>< YETERİNCE


- [ne yazık ki]
"YÜZEYSEL/LİK" ile/ve/||/<> "SIĞ/LIK"


- YÜZ-GÖZ (OLMAK)