Bugün[25 Mayıs 2026]
itibarı ile 46.996 başlık/FaRk ile birlikte,
46.996 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(21/189)


- BEBEK BESLENMESİNDE:
BİBERON ile/değil/yerine EMZİRME

( Annenin zanları ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Bebeğin gereksinimi kadarı ile. )


- BEBEK CAMİİ değil/< HÜMÂYUN-U ÂBÂD


- BEBEK/ÇOCUK ile APALAK

( ... İLE Tombul, gürbüz, iri bebek ya da küçük çocuk. )


- BEBEK/ÇOCUK GELİŞİMİNDE:
BAĞLANMA ile/ve/||/<>/> AYRIŞMA ile/ve/||/<>/> KİMLİK KAZANIMI

( 0 - 18 ay. İLE/VE/||/<>/> 18 - 36 ay. İLE/VE/||/<>/> 36 - 72 ay. )


- BEBEK YAPALIM MI? ile "BEBEK YAPALIM" MI?

( Bebek sahibi olma ya da sevişme önerisi/sorusu. İLE Bebek semtine gitme önerisi/sorusu. )


- BEBEK ile BEBEK DİŞİ

( BABY vs. BABY TOOTH )

( طفل ile طفل شيرخوار ile کودک ile کودک شيرخوار ile رضيع ile نوزاده ile نوزاد ile بچه ile دندان شيري )

( TAFEL ile TAFEL SHYRAKHAR ile KOODAK ile KOODAK SHYRAKHAR ile رضيع ile NOZADEH ile NOZAD ile BECHEH ile DANDAN SHYRY )


- BEBEK ile BEBEK ÖLDÜRME ile ÇOCUKSU ile PİYADE

( INFANT vs. INFANTICIDE vs. INFANTILE vs. INFANTRY )

( بچه ile طفل ile خردسال ile خرد سال ile بچه کشي ile کودکانه ile پياده نظام ile پياده )

( BECHEH ile TAFEL ile KHARDSAL ile KHARD SAL ile BECHEH KESHY ile KOODKANEH ile PEYADEH NEZAM ile PEYADEH )


- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK

( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )

( ÇAĞA: Çocuk, bebek. )

( BABY vs./and/<>/> CHILD )


- BEBEK ile/ve/<>/> ÇOCUK ile/ve/<>/> ERGEN ile/ve/<>/> GENÇ ile/ve/<>/> ORTA YAŞ ile/ve/<>/> YAŞLI

( [yaş arası] 0-1 İLE/VE/<>/> 1-12. İLE/VE/<>/> 12-18. İLE/VE/<>/> 18-65. İLE/VE/<>/> 66-79. İLE/VE/<>/> 79-99.[Dünya Sağlık Örgütü'nün kabulü olarak] )


- BEBEK ile TAŞ BEBEK

( ... İLE Genellikle alçı vb. yapılmış oyuncak bebek. | Yaşı ilerlemiş olmasına karşın genç görünen kişi. )


- BEBEK ile/ve/değil YENİ DOĞAN

( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

( ... ile/ve/değil NEVZAT )

( RADIUN ile/ve/değil ... )


- BEBEK/ÇOCUK GELİŞİMİNDE İLİŞKİLER:
İKİLİ ile/ve/||/<>/> ÜÇLÜ ile/ve/||/<>/> TOPLUMSAL


- BEBEK ile/ve/<> ÇOCUK/İN[Türkçe]

( Coşturur. İLE/VE/<> Eğlendirir. )

( Ortalama 1 yaşına ulaşana kadar "Bebek", daha sonra "Çocuk" tanımına geçer. )

( ... ile EN: Büyük çocuk, yetişkin kişi. )

( Çocuktan al haberi! )

( RADÎ'[< REDÂ/REZÂ]: Süt emen bebek. ile TIFIL[çoğ. ETFÂL] )


- BEBEKLERDE:
GAZ ile REFLÜ ile KOLİK[Fr. < COLIQUE]


- BEBEKLEŞMEK ile BEBE ile BEBEK/LİK ile BEBEKÇE ile BEBEK ÖLÜMÜ ile BEBE ASPİRİNİ


- BEBEKTE:
BOŞLUK DUYUSU ile/ve/||/<> YÜKSEKLİK


- BEBEKTE) EK GIDADA:
PİRİNÇ değil/yerine İRMİK / YULAF


- BEC İLE FERMİ GAS İLE RYDBERG ile/||/<> ULTRA SOĞUK ATOMLAR

( Mutlak sıfır yakını atom fiziği. )

( Formül: Tc = 2πℏ²n^(2/3)/mkB )


- BEÇ[Macarca < BÉCS] TAVUĞU ile DAĞ TAVUĞU ile ORMAN TAVUĞU ile SUDAN TAVUĞU

( ile ... ile ... ile ... )

( Anavatanı, Afrika'dır. Boyları, 40 – 71 cm. ve ağırlıkları 700 - 1600 gram arasında değişir. İLE ... İLE ... İLE ... )

( Osmanlılar döneminde, Viyana'dan getirildiğinden dolayı Viyana tavuğu anlamına gelen "Beç Tavuğu" denilmiştir. "Beç", Osmanlı Türkçesi'nde, Viyana'nın adı olup Türkçe'ye, Macarca Bécs adından geçmiştir. İLE ... İLE ... İLE ... )

( NUMIDA MELEAGRIS cum ... cum ... cum ... )


- BECAUSE :/yerine ÇÜNKÜ


- BECÂYİŞ[Ar.] ile TAKAS[Ar.]

( Karşılıklı yer değiştirme. İLE Değişim. | İki ülke arasında yapılan alışverişin, karşılıklı olarak malla ödenmesi. )


- BEÇÇE/BEÇE[Fars.] ile ENİK, ENCİK ile CERV[Ar.]

( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )


- BECEREMİYORUM değil/yerine YÜZ VERME!


- BECERİ ile/değil "BİLEK KIVRAKLIĞI"

( CİLASUN: Yiğit, eli çabuk, becerikli. )


- BECERİ ile/ve/||/<> TÂLİ(H)

( Kişide, ikisinin de bulunması gerek. )


- BECERİKSİZ/LİK ile/değil TİTİZ/LİK

( [not] CLUMSINESS/INCOMPETENCE vs./but FASTIDIOUSNESS/FUSSINESS )


- BEÇİN = MAYMUN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BECİT ile BECİDD[Fars.]

( Gerekli/lüzumlu. | Acele/ivedi. İLE Ciddi, gerçek. | Cidden, gerçekten. )


- BECOME :/yerine OLMAK


- BECQUEREL EFFECT[İng.] / EFFET BECQUEREL[Fr.] ile/değil/yerine/= BECQUEREL ETKİSİ


- BED :/yerine YATAK


- BEDÂN[Ar.] ile BED'AN[Ar.]

( Fenâlar, yaramazlar, çirkinler. | Onunla. İLE Başlangıçta, ilk önce. )


- BEDEL (ÖDEMEK) ile/ve/<>/değil/yerine KEFÂLET (ÖDEMEK)


- BEDEL ile BEDELCİ ile BEDELLİ ile BEDELSİZ/LİK ile BEDELLİ ASKERLİK ile BEDELSİZ İTHALAT


- BEDEL ile EDER(/FİYAT)


- BEDEL ile KARŞILIK

( Olumsuz(lar)da. Ödenir. İLE Olumlu(lar)da. Sağlanır/Bulunur. )

( PRICE vs. EQUIVALENT )

( ... ile ALOFA )


- BEDEL değil/yerine/= ÖDEŞ


- BEDEL ile ZEKÂT


- BEDEL-İ FERÂĞ ile/||/<> BEDEL-İ MİSL ile/||/<> BEDEL-İ MÜSEMMÂ ile/||/<> TAKDÎR-İ BEDEL ile/||/<> MUBÂDİL

( Mîrî arazi ve çifte kiralı [icareteynli] vakıf taşınmazlarının tasarruf haklarının devredilmesi karşılığı alınan para. İLE/||/<> Arazi hukukunda tasarruf hakkı karşılığı emsaline uygun ödenen para. İLE/||/<> Akitte tayin olunan bedel. İLE/||/<> Bir gayrimenkul malın emsaline göre bedelini takdir etme . İLE/||/<> Başkasının yerine getirilmiş, bir şeye bedel tutulmuş. )


- BEDELİ/HARCAMAYI:
KABUL ETMEK ile/ve/<> GÖZDEN ÇIKARMAK


- BEDELMİSİL değil/yerine/= DENK ÖDEŞ


- BEDEN TERBİYESİ değil/yerine/= YİN EĞİTİMİ


- BEDEN[Ar.] ile BED'EN/BED'AN[Ar.]

( Gözde, nesne, ten. İLE Başlangıçta, ilk önce. )


- BEDEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BEN


- BEDEN[Ar.] ile CESED[Ar.]


- BEDEN[Ar.] değil/yerine/= GÖVDE


- BEDEN/VÜCUT[Ar.] değil/yerine/= YİN/ETYİN


- BEDENDE (OLMAK) ile/ve/değil BEDENDEN (OLMAMAK)


- BEDENLEŞMEK ile BEDEN ile BEDENİ ile BEDENCE ile BEDENCİ ile BEDENSEL/LİK ile BEDEN DİLİ ile BEDEN CEZASI ile BEDEN İŞÇİSİ ile BEDEN EĞİTİMİ ile BEDEN TERBİYESİ


- BEDÎHE[Ar.] ile NAZAR[Ar.]


- BEDÎHÎ:
TANIMLANABİLİR YAPIDA OLMAYAN ile/ve DELİL GETİRİLEBİLİR YAPIDA OLMAYAN


- BEDİRLENMEK ile BEDİR


- BEDİZ/BURXAN ile BEDİZLİG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Put. İLE Süslü. )


- BEDRE[Ar.] ile BEDRİ[Ar.]

( Kuzu, oğlak derisi. | İçi altın dolu kese. İLE İçi altın dolu kese. )


- BEDR-İ BÜLEND ile BEDR-İ KÂMİL ile BEDR-İ MÜNÎR

( Ayın ondördü. İLE Ayın öndördüncü gecesi. İLE Parlak dolunay. )

( BEDR: Dolunay, ayın ondördüncü gecesi. )


- BEDR-İ KEMÂL[Ar.] ile BEDR-İ KÂMİL[Ar.]

( Bir yazı çeşidi/tarzı. İLE Ayın ondördüncü gecesi. )


- BEDROOM :/yerine YATAK ODASI


- BEDÜK = BÜYÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BEDV[Ar.] ile ZUHÛR[Ar.]


- BEFORE [...] vs. AFTER [...]


- BEFORE vs. LATER


- BEGÂYET[Fars. BE + Ar. GÂYET] değil/yerine/= SON DERECE


- BEG/BEY ile/||/<> BEGEÇ/BEKEÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bey. | Koca. İLE/||/<> Sultan/hükümdar. )


- BEĞEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SARIL

( Facebook'ta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< www.Good4Trust.org 'da. )


- BEĞENİ ALMAK değil/yerine BEĞENİLMEK


- BEĞENİLMEK ve/||/<>/>/< KABUL EDİLMEK


- BEGIN :/yerine BAŞLAMAK


- BEGIN(ING) vs. START(ING) vs. PRELUDE


- BEHAVE TOGETHER vs. BEING TOGETHER


- BEHÇET HASTALIĞI ile/||/<> SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS

( Behçet hastalığı vaskülit tabanlı İLE lupus multiorgan otoimmün hastalıktır. Behçet nötrofil baskın İLE lupus lenfosit ve antikor baskındır. İkisi de sistemik inflamasyon İLE farklı immün mekanizmalar kullanır. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR LİSESİ :

( Baltalimanı mesiresi içinde yapılan lise 1969/1970 ders yılında eğitim ve öğretime açıldı. 1993/1994 ders yılında yabancı dilde öğretim ve eğitim vermeye başladı. )


- BEHÇET PULMONER ARTER ANEVRİZMASI ile/||/<> ATEROSKLEROTİK ANEVRİZMA

( Behçet anevrizması inflamatuvar İLE aterosklerotik anevrizma dejeneratiftir. Behçet anevrizması pulmoner arter tutar İLE aterosklerotik aorta ve periferik arterleri tutar. Behçet anevrizması rüptür riski yüksek İLE immünsüpresif tedavi gerektirir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- BEHÇET TROMBOFLEBİTİ ile/||/<> DERİN VEN TROMBOZU

( Behçet tromboflebiti inflamatuvar İLE derin ven trombozu hiperkoagülabilite kaynaklıdır. Behçet damar duvarı iltihabı ile tromboz İLE klasik DVT durgun kan akımından oluşur. Behçet tedavisi immünsüpresyon İLE DVT tedavisi antikoagülasyondur. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- BEHÇET ÜVEİTİ ile/||/<> İNFEKSİYÖZ ÜVEİT

( Behçet üveiti otoinflamatuvar İLE infeksiyöz üveit mikroorganizma kaynaklıdır. Behçet üveiti tekrarlayıcı ve iki göz İLE infeksiyöz üveit genellikle tek taraflıdır. Behçet üveiti panuveitis şeklinde İLE posterior segment tutulumu gösterir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- BEHENIC ACID[İng.] / ACIDE BÊHÉNIQUE[Fr.] / N-DEKONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHENİK ASİT


- BEHER İLE BALON İLE BÜRET İLE PİPET ile/||/<> LABORATUVAR CAM MALZEMELERİ

( Temel lab ekipmanları. )

( Formül: ±0.05 mL (büret) )


- BEHERGLAS[Osm.] / BEAKER[İng.] / BECHERE[Fr.] / BECHERGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHER


- BEHÎM[Ar.] ile BEHÎME[Ar.]

( Düz siyah şey, alacasız hayvan. İLE ... )


- BEHİŞT ile CENNET, UÇMAK


- BEHİYE[< BEHÂ]:
GÜZEL -<


- BEHRE ile BEHRESİZ


- BEHRE-YÂB ile HİSSE VE NASÎBİ OLAN


- BEHV/BEHVE[Ar.] ile BEHV[Ar.]

( Misafir odası. | Yer altında hayvan ağılı. | Geniş meydan, yer. | Göğsün içi, boğazdan mideye kadar olan aralık. | Rahim ile mahrecinin/çıkışının arası. İLE Köşk. | Sofa. | Salon. | Cumba. | Çardak. )


- BEILBY LAYER[İng.] / COUCHE DE BEILBY[Fr.] / BELBYE-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEİLBY TABAKASI


- BEING vs. BEING SOMETHING


- BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL


- BEING IN THE STATE OF vs. OBLIGATION

( biing in dı steyt of vit obligeyşın )


- BEING vs. MAKING


- BEING :/yerine VARLIK


- BEING vs. ...ING/["GERUNDS"]


- BEJ[Fr. < BEIGE] = SARIYA ÇALAN KAHVERENGİ


- BEKÂ BULMAK değil/yerine/= KALICILAŞMAK/KALICI OLMAK


- BEKÂ[Ar.] ile HULÛD[Ar.]


- BEKÂ değil/yerine/= KALIM/KALICILIK


- BEKÂR ile/ve/||/<>/> BAKAR


- BEKAR[Fr. < BÉCARRE] ile BEKÂR[Ar.] ile BÎ-KÂR[Fars.]

( Diyez'li ya da bemol'lü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota imi. İLE Evlenmemiş/evli olmayan kişi. İLE İşsiz, güçsüz.["BEKÂR" değil BÎ-KÂR'lar evi] )


- BEKÂR[Azr.]/Bİ-KÂR[Fars.] = İŞSİZ GÜÇSÜZ[Tr.]


- BEKÂR ile/değil MÜCERRED


- BEKÂRA, "KARI/KOCA" BOŞAMAK KOLAY GELİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAVULUN SESİ, UZAKTAN HOŞ GELİR


- BEKAR/LIK ile BEKAR ODASI


- BEKAROĞLU, DR. AHMET (TONYA, 1963) :

( Sarıyer/Rumelikvak'ta ikamet etmektedir. Tonya Şehit Ayhan Gülmer İlkokulunu bitirdikten sonra Türkiye'de alanında bir ilk olan İstanbul İmam Hatip Lisesinden mezun oldu (1960). Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1980'de mezun oldu. Askerliğini Şırnak Uludere Yıldız Hudut Karakol komutanı olarak yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi'nin Arapça Müftü ve Vaizler İhtisas Kursunu bitirerek müftü ve vaizlik müktesebi aldı. Ebu'l Velid bin Ahmed bin Rüşd'ün Eğitim Anlaşıyı isimli tezi ile Yüksek Lisans ve "Eğitim Açısından Kur'an - ı Kerim'de Akıl Kavramı" teziyle Doktor unvanını aldı. Sarıyer Spor Kulübü Kongre ve Divan Kurulu üyesi, Sarıyerliler Derneği, Rumelikavak Spor Kulübü, Tellibaba Güzelleştirme, Yaptırma ve Yaşatma Dernekleri üyesidir. Rumelikavağı Yusufağa Camii İmam Hatipliği (Otuz beş yıl, 2019 itibariyle) yaptı. Sarıyer Kız Meslek Lisesi, Sarıyer Lisesi, Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesi, Sarıyer İlköğretim Okulu, Rumelikavağı Güney Kıldıran İlköğretim Okulu, Vehbi Koç Vakfı Lisesi, Mehmet Şam Ticaret Lisesi, Doğa Koleji, Beşiktaş Boğaziçi Temel Lisesi, Ali Alkanat Anadolu Meslek Liselerinde uzun yıllardan beri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Felsefe Grubu derslerine girdi. Sarıyer Müftü Vekilliği yaptı. Marmara Sentez, Tonya Haber, Günebakış, Sarıyer Haber gazeteleri ve Haber7.com. da köşe yazarlığı yaptı. Yazılarına devam etmekte olup, basıma hazır iki kitabı bulunuyor. )


- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] değil/yerine/= ÇULLUK


- BEKAS[Fr. < BÉCASSE] değil/yerine/= ÇULLUK

( Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm. uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, uzun gagalı bir kuş. )

( SCOLOPAX RUSTICOLA )


- BEKÇİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BAHÇIVAN[Fars. < BAĞÇEVAN] OLMAK


- BEKÇİ ile ASES ile ASESBAŞI

( Bir şeyi ya da bir yeri bekleyip korumakla görevli kişi. İLE Gece bekçisi. | Osmanlı döneminde, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. İLE Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı. )


- BEKÇİ ile BEN-VÂN

( ... İLE Tarla/harman/ekin bekçisi. )


- BEKÇİ ile DİZDAR[Fars.]

( ... İLE Kale bekçisi. )


- BEKÇİ ile/ve/||/<>/< GÖZETİCİ ile/ve/||/<>/< KURTARICI (OLMAK/OLMAMAK)


- BEKÇİ ile KİZİR

( ... İLE Köy bekçisi/kâhyası. )


- BEKÇİ ile/||/<>/< PAZVANT

( ... İLE/||/<> Rumeli'de gece bekçilerine verilen ad. )


- BEKÇİ ile/ve/<> POLİS

( ... İLE/VE/<> Şehir. [Şehirleşmiş yaşamı, şehirde yaşama kurallarını takip eden.] )

( image )

( Silah kullanabilir, kimlik sorabilir, parmak izi ve fotoğraf alabilir. İLE/VE/||/<> Polisin yetkisinin olup da bekçilerin olmadığı durumlar...

* Önleme arama
* Denetim yapma
* İstihbarat toplama, iletişimin tespiti, teknik araçla izleme
* Suça el koyma
* İfade alma
* Olay yeri inceleme
* Adlî arama ve el koyma
* Gözaltına alma
* Kişilerin ikametgah ve ev adreslerinden ayrılmamalarını isteme
* Teşhis yaptırma
* Yer gösterme yaptırma )

( ... ile/ve/<> ÂCÂN )


- BEKÇİ ile/ve/değil/||/<> TÜRBEDAR


- BEKLEME ile BEKLEMELİ ile BEKLEME YERİ ile BEKLEME ODASI ile BEKLEME SALONU ile BEKLEME SÜRESİ


- BEKLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> DAYANÇ/SABIR


- BEKLEMEK ile NÖBET


- KIYMET-İ MEMUL[Osm.] / EXPECTED VALUE[İng.] / VALEUR D'ESPÉRANCE[Fr.] / ERWARTUNGSWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKLENEN DEĞER


- BEKLENİLEN ile/ve/değil/yerine SONUÇ


- BEKLENME ile BEKLENMEZ/LİK ile BEKLENMEZLİK FİİLİ


- BEKLENMEYEN SINAV AÇMAZI ile KESTİRİM AÇMAZI


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/değil/yerine İSTEDİĞİN ŞEY İÇİN GEREKENİ YAPMAK


- BEKLENTİ İÇİNDE OLMAK ile/yerine PLANLAMA YAPMAK

( TO BE IN EXPECTATION vs. TO PLAN
TO PLAN instead of TO BE IN EXPECTATION )


- BEKLENTİ İÇİNDE SORMAK ile/değil/yerine ANLAMAK ÜZERE SORMAK

( Doğru biçimde anlamak için -inceleyin, araştırın. )

( Anlamak için öteki kişilere güvenmek, iyileşmek için doktorlara güvenmeye benzer. Onlardan, sadece var oldukları ve doğru oldukları zaman yararlanabiliriz. Yok olmuşlarsa ya da yanlışlarsa şanssızız demektir. Fakat bunun yerine, eğer tüm yaşamı, bildiklerimizi nasıl anlayacağımızı öğrenmeye harcarsak, içsel olarak kendini bilme sürekli bizimle birlikte olur, yanlış olduğu zaman ise hemen hemen her zaman işe yarayana kadar onu değiştirebiliriz. )


- [ne yazık ki]
BEKLENTİ ile/ve/değil/yerine/> ANLAMDAN/DEĞERDEN UZAK DÜŞMEK


- BEKLENTİ ile/ve/<> BASKI


- BEKLENTİ ile/ve/=/||/<>/>/< BATKI/HÜSRAN

( EXPECTATION, ANTICIPATION and/>/= DISAPPOINTMENT )


- BEKLENTİ ile/ve ÇIKAR

( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and PROFIT )


- BEKLENTİ yerine DAYANÇ/SABIR

( PATIENCE/FORBEARANCE instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )


- BEKLENTİ değil/yerine/>< EYLEM


- BEKLENTİ ile/ve/<>/< EZBER / KALIP / KABUL


- BEKLENTİ ile/değil/yerine GÜVEN

( Beklenti içinde olmayın! )

( Beklentide olmamak en iyisidir. Göstereceğiniz tepkiler bunu tayin edecektir. )

( Anıları ve beklentileri terk edin! )

( Yapmanız gereken, tüm anıları ve beklentileri terk etmektir. )

( Beklenti bizi güvensiz kılar. )

( Beklemekle elde edeceğiniz yalnızca daha da beklemektir. )

( Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce. )

( Elinizde var olandan eminseniz, sonsal olana asla ulaşamazsınız. )

( Kişi, esnek, içten ve beklentisiz olmalıdır ki verdiğinden çok almayı ummasın. )

( Herhangi bir şey gözönünde bulundurulduğu sürece ondan yararlanılmıyor demektir. )

( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. )

( Don't anticipate. )

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./but CONFIDENCE
CONFIDENCE instead of EXPECTATION, ANTICIPATION
Not to anticipate is best. The way you respond is decisive.
Abandon memories and expectations.
All you have to do is to abandon all memories and expectations.
Anticipation makes you insecure.
All you get by waiting is more waiting.
If you are sure of the immediate, you will never reach the ultimate. )


- BEKLENTİ ile/ve/yerine/değil HAYAL

( [not] EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and/but DREAM
DREAM instead of EXPECTATION, ANTICIPATION )


- BEKLENTİ ile/ve HEDEF

( EXPECTATION, ANTICIPATION vs./and TARGET )


- BEKLENTİ değil KENDİNDEN KAÇIŞ

( Merkezden uzaklaşmak. )


- BEKLENTİ(DE OLMAK) değil/yerine/>< KABUL (ETMEK)

( Hiçbir şey için! DEĞİL/YERİNE/>< Her şeyi. )

( Expect(ation) (for) nothing but accept(ion) (for) everything! )

( not EXPECTATION but/>< ACCEPTION
ACCEPTION instead of EXPECTATION )


- BEKLENTİDE OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/>< "RAHATLIK"


- BEKLENTİYE YANIT ARAMAK ile/yerine (SADECE ANLAMAK İÇİN/ÜZERE) SORU SORMAK

( Yeter ki, soru sormasını bil! Taşlar bile seninle konuşur. )

( TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )


- BEKLENTİYİ YÖNETMEYE ODAKLANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇÖZÜM ÜRETMEYE ÇABALAMAK


- Bekletmeden KONUŞ!!!


- BEKTAŞİ/LİK ile BEKTAŞİ SIRRI ile BEKTAŞİ ÜZÜMÜ ile BEKTAŞİ BABASI ile BEKTAŞİ DEDESİ


- BEL EVLÂDI ile/ve/<> YOL EVLÂDI ile/ve/<> NEFES EVLÂDI


- BEL ile/ve/<> BASEN ile/ve/<> KALÇA

( Göğüs ile karın arasında daralmış bölüm. İLE/VE/<> Omurganın, bel ile kalça arasındaki bölümü. İLE/VE/<> Bacakla böğür arasındaki, iki yana doğru çıkıntılı bölümü. )


- BEL[Azr.] = KÜREK[Tr.]


- BELÂ'[Ar.] ile NİKME[Ar.]


- BELÂDE/BELÂD[Ar.] ile BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.]

( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )


- BELÂGAT'TA:
BEYÂN[Ar.] ve/||/<> BEDÎ ve/||/<> MAÂNİ

( Birbirinden açık, değişik ifâde yollarını öğreten bölümü. VE/||/<> Sözü sanatlarla güzelleştirmeyi öğreten bölümü. VE/||/<> Dilin tümce yapısındaki incelikleri ve tümcenin konuya uygun kullanım yollarını öğreten bölümü. )


- BELÂ'YA SABIR ile/ve/değil/yerine NİMET'LERE SABIR

( Anlamadığımız herşey başımıza belâ. )


- BELDE[Ar. çoğ. BİLÂD, BÜLDÂN] ile BELED[Ar.]

( Şehir, kasaba, memleket. İLE Şehir, memleket. )


- BELDE değil/yerine/= İLÇİK


- FIKRA/ESPRİ:
BELDEN AŞAĞI ile/değil/||/<>/= DİZ ÜSTÜ


- BELDİR = DORUK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BELE, TANSU (FİLİZ TANSU) (KURUÇEŞME, 1944) :

( Çocukluğu Sarıyer'de geçti. Yazar olup, gerçek ismi Filiz Tansu, daha çok yazar ismi olan Tansu Bele adını kullanır. İtalyan Lisesi ve Ata Kolejinde okudu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü 1972'de bitirdi. Yazın hayatına 1962 yılında şiirle girdi (Kırşehir Gazetesi). İlk Öykü ve denemeleri Sanat Olayı dergisinde yayınlandı. Pek çok yayın organında öykü, şiir, deneme, sosyal konular, dil, felsefe ve kitap tanıtımı yazıları yazdı. Türk Dili Dergisinde sürekli olarak yazmaktadır. 1995 - 1997 İ.Ü. Sosyal Bilimler Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde yüksek lisans (master) çalışması yaptı. Çalışmasını "Erkek Yazınında Kadın" adı ile kitaplaştı ve T.C. Kültür Bakanlığı 75. Yıl Eser Yarışmaları İnceleme Dalı'nda başarı ödülü kazandı. ÇYDD Çocuk Kulübü'nün çalışmaları kapsamında Felsefeyi güncelleştirmek konulu söyleşiler yaptı. Yayınlanmış 45 eseri bulunmaktadır. 1984'te Sanat Olayı Dergisi Öykü Birinciliği, 1991 Türk Hava Kurumu Öykü İkinciliği, 1998 Kültür Bakanlığı 75. Yıl Eser Yarışmaları İnceleme Dalı Başarı Ödülü, 2003 de Eyüpoğlu Vakfı - Sabahattin Eyüpoğlu Deneme Ödül'lerini aldı. )


- BELEDİYE DÜKKANLARI OYUN PARKI :

( Ayazağa Mahallesindedir. 1.382,15 m²'lik bir alanı kapsar,626,05 m²'lik yeşil alanı ve 193,49 m² çocuk oyun alanı vardır. )


- BELEDİYE ile/||/<> İHTİSAB ile/||/<> ŞEHR EMİNİ

( ... İLE/||/<> Osmanlı döneminde belediyenin işlevini yerine getiren yönetim birimi. İLE/||/<> Belediye başkanı. )


- BELEDİYE/LİK ile BELEDİYECİ/LİK ile BELEDİYE REİSİ ile BELEDİYE NİKAHI ile BELEDİYE POLİSİ ile BELEDİYE SARAYI ile BELEDİYE ÇAVUŞU ile BELEDİYE BAŞKANI ile BELEDİYE MECLİSİ ile BELEDİYE ENCÜMENİ ile BELEDİYE ZABITASI ile BELEDİYE TEŞKİLATI


- BELEK ile BELEK/BÖLEK ile BELEK ile BELEK/BELİK ile BELEK ile BELEK ile BELEK
ile/değil
BELLEK

( Çocuk bezi. | Kundak. | Beşiğe konulan yatak. İLE Armağan. | Düğün armağanı, çeyiz. | Kumaş, yazma. İLE Korku, korkak. İLE Alacalı, karışık renkli. İLE Üzerinden yol geçen tepe. İLE Saç örgüsü. İLE Antalya'nın bir ilçesi. İLE/DEĞİL Yaşantıları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini, bilinçli olarak anlıkta saklama olanağı/gücü, hafıza. | Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm. )


- BELEN KÖŞKÜ :

( Çayırbaşı, Bahçeköy Caddesi üzerindedir. Ulusal Kurtuluş Savaşı komutanlarından E. Korg. General Fahri Belen'e ait köşk tarihi özelliği olmamasına rağmen semtin en iyi binalarından biri olup köşkün son sahibi Hayati Kaptanoğlu'dur. )


- BELEN, FAHRETTİN (BOLU, 1892 - 1964) :

( Harp Okulu ve Harp Akademisinde okudu. Kurtuluş savaşında doğu cephesinde 12. tümen, batı cephesinde de 23. tümen kurmay başkanlığı yaptı ve tümenle büyük taarruza katıldı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra korgeneral rütbesi ile askerlikten ayrılarak siyasete atıldı ve 1950 - 1957 yılları arasında Bolu milletvekili, birinci Adnan Menderes Hükümetinde bir süre Bayındırlık Bakanlığı yaptı. Milli Birlik Komitesi tarafından Temsilciler meclisine seçildi (1961). Tarihçi ve araştırmacı yazar olup: Çanakkale Savaşı (1935), Büyük Türk Zaferi (1962), Atatürk'ün Askeri Kişiliği (1963), Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi (5 Cilt, 1963 - 1967) adlı eserleri vardır. )


- BELENMEK ile BELEN


- BELEŞÇİ ile/ve/değil PARASIZ


- BELEŞ/Çİ/LİK ile/ve/<> OTLAKÇI/LIK


- BELGE ile BELGESEL ile DOKÜMANTASYON ile BELGELER

( DOCUMENT vs. DOCUMENTARY vs. DOCUMENTATION vs. DOCUMENTS )

( دستاويز ile سند ile ملاک عمل ile خط ile مدرک ile مستند ile اسنادي ile سندي ile مستندات ile مدارک ile سوابق ile اسناد )

( دستاويز ile SAND ile MOLAK AMEL ile KHAT ile MADRAK ile MOSTAND ile ESNADY ile SANDY ile MOSTANDAT ile MADARK ile SAVABAGH ile ESNAD )


- BELGE ile/ve/||/<> BİLGİ


- BELGE ile/ve KAYIT


- BELGİ ile/ve/<> BELGİN

( Bir şeyi, benzerlerinden ayıran özellik. | Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. İLE Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. )

( ŞİAR/ALÂMET/NİŞAN ile/ve/<> SARİH )


- BELGİLEMEK ile BELGİ ile BELGİN/LİK ile BELGİT ile BELGİLİ ile BELGİSİZ/LİK ile BELGİSİZ SIFAT ile BELGİSİZ ZAMİR


- BELGİN DORUK SEYİR PARKI :

( Büyükdere Mahallesindedir. 150,00 m² lik bir alanı kapsar, 100,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- BELGİT/SENET ÇEŞİTLERİ'NDE:
ADİ ile RESMİ ile RE'SEN DÜZENLENMİŞ/TANZİM EDİLMİŞ ile TASDİKLİ ile HATIR ile KIYMETLİ ile TİCÂRÎ ile EMTİA


- BELGÜ -ile

( AYET )


- BELİ[Fars.] ile BELİĞ

( Evet. İLE Belagati olan, belagatli. )


- BELIEF vs. FAITH


- BELIEF :/yerine İNANÇ


- BELIEF/FAITH vs./and LIFE


- BELİĞ ile BELİK

( Belagati olan, belagatli. İLE Saç örgüsü. )


- BELİĞ ile/ve/||/<> BERİ


- BELİKLEMEK ile BELİK ile BELİĞ


- BELİRGİN ile AYRIM ile AYIRT EDİCİ ile FARKLILIK ile SEÇKİN ile SEÇKİN SEMBOL

( DISTINCT vs. DISTINCTION vs. DISTINCTIVE vs. DISTINCTNESS vs. DISTINGUISHED vs. DISTINGUISHED SYMBOL )

( شمرده ile متباين ile فرقان ile فرق ile تشخص ile تشخيص ile امتياز ile منش نما ile شمردگي ile متشخص ile شخيص ile مشخص ile برجسته ile متمايز ile نماد متمايز )

( SHMARDEH ile متباين ile FARGHAN ile FARGH ile TASHKHS ile TASHKHYSE ile EMTYAZ ile MONASH NAMA ile شمردگي ile MOTESHKHS ile شخيص ile MOSHKHS ile BARJASTEH ile MOTEMAYZ ile NAMAD MOTEMAYZ )


- BELİRGİNLEŞTİRME ile/ve/||/<> AÇIĞA ÇIKARMA


- BELİRGİN/LİK ile KESİN/LİK

( CLARITY vs. CERTAINTY )


- BELİRGİN/LİK ile/ve/||/<> SABİT/LİK

( CLARITY vs./and CONSTANCY )


- BELİRLEME ile TARİF


- BELİRLEME ile TARİF

( DESIGNATION vs. DESCRIPTION )


- BELİRLEMEK ile/ve KARAR VERMEK

( TO DETERMINE vs./and TO DECIDE )


- BELİRLENİM ile/ve KABUL

( DETERMINATION vs./and TO ACCEPT )


- BELİRLEYİCİ ile/ve/değil/<> ÖLÇÜT


- BELİRLİ BİR ALANDA/KONUDA:
BİN KİTAP OKUMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< (YETKİN) BİR KİTABI, BİN KEZ OKUMAK


- BELİRLİ) BİR MİKDAR ile BİR ÖLÇEK


- DETERMINATE ERROR, SYSTEMATIC ERROR[İng.] / BESTIMMTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRLİ HATA, SİSTEMATİK HATA


- BELİRLİ OLMA ile/ve/||/<> FİLİZ VERME


- BELİRLİ OLMAZ ile BİLİNMEZ


- BELİRLİ ile BAŞAT


- BELİRME ile/ve/<> TAŞMA


- RANDOM ERROR[İng.] / ZUFÄLLIGE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRSİZ HATA


- BELİRSİZ SÖZ/MUĞLAK İFADE ile/değil/yerine KAVRAM


- BELİRSİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTÜK


- Belirsizliği giderecek kadar konuş, sonra SUS!!!


- BELİRSİZLİK /= TEHLİKE:
EN KÖTÜ ile/ve/||/<>/> EN İYİ ile/ve/||/<>/> EN OLASI


- BELİRSİZLİK/KARARSIZLIK ile/değil/yerine/>< "EN KÖTÜ KARAR/ZARAR"

( Alınacak/alınabilecek "en kötü karar" ya da "en büyük zarar" bile zihnin kaldıramayacağı/taşıyamayacağı belirsizlik ve kararsızlıktan çok daha iyidir. )


- BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> ARADA KALMAK


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> GİZEM


- BELİRSİZ/LİK ile KEYFÎ/LİK

( INDEFINITE/NESS vs./and ARBITRARY/INESS )


- BELİRSİZLİK ile/ve/<> KUŞKU


- BELİRTİLEBİLMEK ile BELİRTİ ile BELİRTİK ile BELİRTİŞ ile BELİRTİLİ/LİK ile BELİRTİSİZ/LİK ile BELİRTİ BİLİMİ ile BELİRTİLİ NESNE ile BELİRTİ BİLİMSEL ile BELİRTİSİZ NESNE ile BELİRTİLİ TAMLAMA ile BELİRTİSİZ TAMLAMA


- BELİRTİLER ile/ve/değil/yerine KÖKEN

( [not] SIGN/ALS vs./and/but ORIGIN
ORIGIN instead of SIGN/ALS )


- BELİRTME ile BELİRTME GRUBU ile BELİRTME DURUMU ile BELİRTME SIFATI


- BELİRTME ile ORTAYA KOYMA

( TO STATE vs. TO EXPOSE )


- BELİT(AKSİYOM) = MÜTEARİFE = AXIOM[İng.] = AXIOME[Fr.] = AXIOM[Alm.] = AXIOMA[Yun.] = AXIOMA[İsp.] -ile

( Kendiliğinden, apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme. İLE Bir gücün, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. | İnsan etkinliğinin ya da iradesinin açığa çıkması. | Hareket, iş. | Anamalın, belirli bir bölümü. | Hisse senedi. | Bir oyuncunun, sahne üzerindeki hareketi. | Oyunun temasını geliştiren, başlıca olay, öykü, gelişim. )


- BELİT/AKSİYOM ile/ve/değil EŞİK


- BELİT/AKSİYOM ile/ve KOYUT/ÖN DOĞRU/POSTULA(T)

( İnsan zihninin, tümel kuralları. İLE/VE Herhangi bir bilimin, tümel kuralları. )

( Kendiliğinden apaçık olan ve böyle olduğu için öteki önermelerin ön dayanağı olan temel önerme. İLE/VE Ön doğru. )

( Belitler/aksiyomlar, temellendirilmez. )

( Kendileri kanıtlanmayan, kanıtları kanıtlanmaya gereksinim duyulmayacak ilk ilkelere verilen ad. | Tüm bilimler için uyulması gereken temel kurallar. İLE/VE Bir bilim dalının [üyesinin] kabul ettiği temel kurallar. )

( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [ARISTOTELES] )

( KOINAI ENNOIAI ile/ve AITEMATA )

( MÜTEARİFE/MÜSELLEMÂT/MÜSELLEMÛN ile/ve MEVZUA[ÖN KABUL]/MÜSÂDERÂT )

( AXIOME[Fr. < Yun.] ile/ve POSTULATUM[Lat.] )


- BELİT/AKSİYOM(ATİK) = AXIOM[İng.] = AXIOME/AXIOMATIQUE[Fr.] = AXIOM, GRUNDWAHRHEIT[Alm.] = ASSIOMA[İt.] = AXIOMA[İsp.] = PRONUNTIATUM[Lat.] = AKS.OMA[Yun.] = BEDÎHİYYE, MÜSELLEM[Ar.] = ASLÎ MUTEÂREF[Fars.] = AXIOMA[Felm.]


- BELİTLEMEK ile BELİTLENEBİLMEK ile BELİT


- BELKA'[Ar.] ile BELKA'[Ar.]

( Alaca, alaca bacaklı at. İLE Tenha [çöl], harap ve boş yer. )


- Belki dinleyemiyorsundur fakat DİNLE!!!


- BELKİ GELMEZ ile/değil/yerine GELEMEYEBİLİR


- BELKİ OLABİLİR değil OLABİLİR


- BELKİ OLABİLİR" değil [sadece] "BELKİ" ya da "OLABİLİR"

( Hem "belki", hem de olasılık yanyana ifade edilmez. Olasılık, "belki"yi kapsar! )


- Belki susamıyorsundur fakat SUS!!!


- BELKİ YAPABİLİRİM" değil SANIRIM(YA DA YÜKSEK/DÜŞÜK OLASILIKLA) YAPABİLİRİM


- BELKİ ile/değil/yerine ACABA


- BELKİ ile BELKİLİ


- BELKİ ... ile/değil/yerine/>< BİR/DÜŞÜK/YÜKSEK OLASILIKLA/OLASILIKLI ...

( "Belki[%50 - 50] ..." [Olur olmadık, orantısız, ölçüsüz, "belki ..." kullanmamak!] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Neyin, nasıl ve ne kadar olabileceğini öngörüyorsak onu [o kadarını yüzdesiyle] söylemenin gerekliliği, değerliliği, anlamlılığı ve önceliği! )


- BELKİ" ile/ve "HER NE KADAR ŞÖYLE ŞÖYLE OLSA DA"


- BELKİ ile/ve/||/<> İLGİNÇ


- BELKİ ile KALÇA KEMİĞİ

( HIP vs. HIP BONE )

( مفصل ران ile گرد ile ورک )

( MAFASL RAN ile GARD ile ورک )


- BELKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SANIRIM


- BELLA -ile

( Tümbuktu - Mali'de yaşayan, kalker, odun, kum ve tuz ticareti yapan bir göçebe halkı. )


- BELLEĞE YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI) ile/yerine EYLEME YÖNELİK BİLGİ (YÖNETİMİ/KULLANIMI)

( [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY vs. [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION
[TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT ACTION instead of [TO MANAGE/USE] KNOWLEDGE IN THE AIMED AT MEMORY )


- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> AMNEZİ[İng. AMNESIA] ile/||/<> BİLİŞSEL YETİLER[İng. COGNITIVE FACULTIES] ile/||/<> DOĞUŞTAN GELEN BAĞIŞIKLIK[İng. INNATE IMMUNITY] ile/||/<> FRONTAL LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> ÖN LOB[İng. FRONTAL LOBE] ile/||/<> PAPEZ HALKASI[İng. PAPEZ CIRCUIT]

( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya olanak sağlayan yetenektir. @@ Beyinde meydana gelen hasarın bir sonucu olarak ortaya çıkan hafıza kaybı. Kazalardan sonra ortaya çıkabildiği gibi bastırma türünde bir savunma mekanizması ile de ortaya çıkabilir. @@ Bilişsel yetiler, doğru inançların bilgiye dönüşmesi için, epistemik güven ve değer içeren unsurlardır. Bu yetilere hafıza, algı, dikkat, farkındalık, kavrayış, odaklanma, sezgi ve muhakeme örnek verilebilir. Sosa gibi erdem epistemologları için en değerli bilişsel yetilerden biri entelektüel erdemdir. Ona göre kişi sahip olduğu erdem gibi yetiler yoluyla bilgiye ulaşabilir. @@ Yok sayılabilecek kadar düşük hafızaya sahip, daha önceden varolan ve özgül olmayan savunma sistemi. Genetik kökenli olması açısından ebeveynlerden yavrulara aktarılır. @@ Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Ön lob ya da alın lobu da denir. @@ Frontal Lob da denir. Beynin en büyük kortikal bölgesidir ve serebral korteksin yaklaşık %40'ını oluşturur. Beynin duygusal ifade, problem çözme, hafıza, dil, yargı ve cinsel davranışlar gibi önemli bilişsel becerileri kontrol eden kısmıdır. Özünde, kişiliğimizin ve iletişim yeteneğimizin "kontrol paneli"dir. Lobdaki her alan belirli bir işlevden (örn: motor, konuşma, yürütme işlevi) ve davranıştan sorumludur. Frontal lob ile beynin diğer kısımları arasındaki kapsamlı bağlantı ağı, frontal lob işlevlerini ve işlev bozukluklarını anlamayı zorlaştırır. @@ Duyguların deneyimlenmesi, etiketlenmesi ve ifade edilmesinde Papez halkası rol oynar. Ön talamik çekirdekler, lateral dorsal çekirdek ve medial dorsal çekirdekten oluşan ve uzaysal oryantasyon ve epizodik hafıza için merkez görevi gören limbik talamus, Papez halkasına bağlıdır. Papez halkası Alzheimer, Parkinson, Korsakoff sendromu, semantik bunama ve global amnezi ile ilişkilendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> ARA-BUL-GERİYE GETİR[İng. SEARCH-FIND-RETRIEVE] ile/||/<> BELLEĞE YARDIMCI TEKNİKLER[İng. MNEMONIC TECHNIQUES] ile/||/<> BELLEK GENİŞLİĞİ[İng. MEMORY SPAN] ile/||/<> EPİSTEMİK MANTIK[İng. EPISTEMIC LOGIC]

( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya yarayan yetenektir. @@ Bellekte depolanmış olan bir bilgiye ulaşıp onu hatırlama işlemidir. @@ Bildiğimiz materyallerle yeni öğrenmekte olduğumuz materyali ilişki içine sokarak bellekte daha iyi tutmaya yardımcı olan tekniklerdir. @@ Bir tek takdimden sonra bireyin tekrar edebildiği maddelerin (harf, sayı, kelime) sayısıdır. Ortalama bellek genişliğinin 5-9 arasında olduğu kabul edilmektedir.İ @@ Önermesel bilgi söz konusu olduğu zaman, bilgi ile ilgili önemli bir ayrım dikkati çeker. Bu ayrım Bertrand Russell tarafından yapılmıştır. Russell şeylerin bilgisi ve şeyler hakkında bilgi arasında bir ayrım yapar. İlki, herhangi bir nesne ya da kişiyi tanıma anlamında bilgiye, ikincisi ise, doğrunun elde edilmesi anlamında bilgiye işaret eder. Şeylerin bilgisi söz konusu olduğunda, bilginin nesnesi şeylerin kendisi ya da varlığın doğrudan kendisidir. Öznenin doğrudan farkında olduğu, tanıdığı şeyler buraya dâhil edilir. Duyu verileri, bellek aracılığıyla hatırlanan şeyler, içgözlem aracılığıyla doğrudan fark edilen zihinsel durumlar ve kavrama ile farkında olunan tümeller söz konusu nesneleri oluşturur. Bu türden bir bilgi, dolayımsız bir bilgidir ve bu dolayımsızlık durumu aklın hiçbir neden ya da gerekçeye başvurmadan doğruyu kavraması olarak düşünülmelidir. Şeyler hakkında bilgi söz konusu olduğunda ise, bilginin nesnesi doğru ve yanlış yüklemlerin taşıyıcısı olan önermelerdir. Dolayısıyla bu bağlamda herhangi bir şeyi bilmek demek, o şey hakkındaki belirli bir önermenin doğru olduğunu bilmek anlamına gelir. Bu anlamda, Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu bilmek demek, bunu ifade eden “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır” önermesini bilmek demektir. Cümleler aracılığıyla ifade edilen bu tür önermeler bilginin nesnesini oluşturur. Epistemik mantık, Hintikka’ya dayandırılır. Özellikle onun Knowledge and Belief metnine atıfta bulunulur. En genel anlamda bilgi hakkındaki tartışılanları formalize etme girişimleri içeriğini oluşturur. “S’ p’yi bilir.”, “S, p’yi bilmez.”, “S, p’ye inanır.”

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- BELLEK SİLME ile/ve/||/<>/< PROPAGANDA

( ... İLE/VE/||/<>/< Bir öğreti, düşünce ya da inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışma. )


- BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK

( ZIYÂ-İ HÂFIZA ile ZIYÂ-İ HİSS ile ZIYÂ-İ ELEM ile ZIYÂ-İ KELÂM ile ZIYÂ-İ İNTİZÂM )

( AMNÉSIE avec ANESTHÉSIE avec ANALGÉSIE avec APHASIE avec ATAXIE )


- BELLEK ile/<> MNEMOTEKNİ[Fr. < Yun. MNEME: Bellek. | TEKHNE: Sanat.]

( ... İLE/<> Bazı alıştırma ve çağrışımlardan yararlanarak, belleği geliştirme yöntemi. )


- BELLEK ile/ve TARİH

( Bellek, sadece benzerlik ve sürekliliği temel alırken, tarih farklılık ve düzensizlikleri önemser. )

( Bellek, geçmişi sözlü gelenek içinde yaşatırken, tarih, geçmişi, yazıyla sergilemektedir. )

( Collingwood, anılar ile tarih arasında farkı, düzenli ve çıkarımsal olup olmamasına bağlamıştır. Tarih düzenli ve çıkarıma dayanan bilgi çeşididir. Anılar ise çoğu zaman bu özelliğe sahip değildir; dolayısıyla onlar tarih değillerdir.
MEMORY vs./and HISTORY )


- BELLEK-GÖVDE(/NEDENSEL-GÖVDE) ile/ve/değil/yerine/< GÖVDE


- BELLEKTE:
AŞAĞIDAN YUKARI ile/ve/||/<> YUKARIDAN AŞAĞI


- BELLEKTE TUTMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine "HEYBEYE ATMAK"


- BELLEK(TEKİ KAYITLAR):
ZAMANDAN ve/||/<> DEĞİŞİMDEN
SAKLAMAK/SAKLANILAN


- BELLEMEK ile BELLENMEK ile BELLETMEK ile BELLETİLMEK ile BELLETTİRMEK ile BELLENEBİLMEK ile BELLETEBİLMEK ile BELLEYEBİLMEK ile BELLEYİVERMEK ile BELLEK ile BELLEM ile BELLEKLİ ile BELLEKSİZ/LİK ile BELLEK KAYBI ile BELLEK YİTİMİ ile BELLEK KÖRLÜĞÜ ile BELLEK DARALMASI ile BELLEK KARIŞIKLIĞI


- BELLETİCİ AHLÂK ile/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

( MORALS OF MEMORIZE vs. TRANSFORMAL MORALS
TRANSFORMAL MORALS instead of MORALS OF MEMORIZE )


- BELLİ OLMAK ile DIŞ GÖRÜNÜŞ

( APPEAR vs. APPEARANCE )

( بنظرآمدن ile نميان شدن ile تجلي کردن ile ظاهر شدن ile نمودار شدن ile آفتابي شدن ile عيان شدن ile پديد شدن ile مرئي شدن ile پديدار شدن ile بروز کردن ile بروز ile ظاهر ile ظهور ile پيديش ile منظره ile جلوه ile پک و پوز ile تجلي ile ريخت ile نمود ile طلوع ile منظر ile سيما )

( BANZARAMADAN ile NAMYAN SHODAN ile TAJELY KARDAN ile ZANPAR SHODAN ile NEMODAR SHODAN ile AFTABY SHODAN ile EYAN SHODAN ile PADYD SHODAN ile MARAYEY SHODAN ile PADYDAR SHODAN ile BORUZ KARDAN ile BORUZ ile ZANPAR ile ZEHOR ile پيديش ile MONAZAREH ile JALVEH ile PAK VE POZ ile TAJELY ile RYKHT ile NEMUD ile TALAVO ile MONAZAR ile SYMA )


- BELLİ/BELİ" değil/< BELİRLİ


- BELLİ ile/değil "BELLİ"[< BELİRLİ]

( Beli olan, bel vermek, bel vermiş olan. @@ Belirli, belirgin. )


- BELLİ/LİK ile BELLİK ile BELLİSİZ ile BELLİ BAŞLI ile BELLİ BELİRSİZ/LİK


- BELONG :/yerine AİT OLMAK


- BELOW :/yerine AŞAĞIDA


- BELSOĞUKLUĞU ile GLANS[PENİS BAŞI] YANGISI(İLTİHABI)

( GONORE ile BALANİT )


- BELSUYU/ATMIK(MENİ) ile/ve/> DÖL


- BELT :/yerine KEMER


- BELUC ile BELUCİ ile BELUCİSTAN

( BALUCH vs. BALUCHI vs. BALUCHISTAN )

( بلوچ ile زبان بلوچي ile بلوچستان )

( BELOCH ile ZABAN BELOCHY ile BELOCHASTAN )


- BELVİRANLI, AHMET ZİYA (KONYA, 1948) :

( İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Bir Dönem Milli Selamet partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı yaptı. 1994'te Sarıyer Belediye Meclisi Üyeliğine seçildi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. )


- BEMBEYAZ APAK

( ... İLE Bembeyaz. | Çok ak bir biçimde. )