Bugün[06 Temmuz 2026]
itibarı ile 57.789 başlık/FaRk ile birlikte,
57.789 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(200/233)


- TARİH ile/ve/||/<> ELEŞTİREL TARİH


- TARİH ile/ve/<> ETKİ

( HISTORY vs./and/<> AFFECT/EFFECT )


- TARİH ile/ve ETKİ

( HISTORY vs./and AFFECT/EFFECT )


- TARİH ile/değil GEÇMİŞ

( Kişilerin tarihi olmaz, geçmişi olur. )

( Gelecek açıktır, geçmiş ise sürekli "değişir!"[değiştirilir] )

( Human/people have not history, have past. )

( Geçmişlerini/tarihlerini bilmeyenler, şimdi'lerinde çırpınır, geleceklerinde boğulur. )

( TARİH: Gelecekte karşılaştığın geçmiş. )

( )

( [not] HISTORY vs./but PAST )


- TARİH ile/değil GEÇMİŞ

( Kişinin/bireylerin tarihi olmaz, geçmişi olur. )

( Gelecek açıktır, geçmiş ise sürekli "değişir!"[değiştirilir] )

( Human/people have not history, have past. )

( [not] HISTORY vs. PAST )


- TARİH ile/ve/<> GELENEK

( Geleneğin sürüşü resmi değildir ve gönüllü olarak yapılır. )

( HISTORY vs./and/<> TRADITION
The continuity of tradition is informal and voluntary. )


- TARİH ile/ve/||/<>/< HAKİKATİN ARAŞTIRILMASI


- GÜNEK | ESKİNÇ = TARİH[Ar.] = HISTORY[İng.] = HISTOIRE[Fr.] = GESCHICHTE[Alm.] = HISTORI < HISTOREIN:BİLMEYE ÇALIŞMAK, BİLMEK, ANLATMAK[Yun.] = HISTORIA[İsp.]


- TARİH ile HURMA AĞACI

( DATE vs. DATE PALM )

( سالمندي ile سالمه ile خرما ile تاريخ ile تاريخ گزاشتن ile نخل خرما ile خرماندو ile درخت خرما )

( SALMANDY ile SALMEH ile KHARMA ile TARYKH ile TARYKH GOZASHTAN ile NAKHAL KHARMA ile خرماندو ile DARKHT KHARMA )


- TARİH ile "İLERLEMECİ TARİH"


- TARİH ve/||/<>/< İNSAN/LIK

( Tarihin öznesi, insanlıktır. )


- TARİH ve/||/<>/< KİŞİ/İNSAN ÖYKÜLERİ

( )


- TARİH ile/ve KÖKEN

( HISTORY vs./and BASIS/ORIGIN )


- TARİH ile/ve KÖKEN

( HISTORY vs./and BASIS/ORIGIN )


- TARİH ile/ve/<> KOŞUL/LAR

( HISTORY vs./and/<> CONDITION/S )


- TARİH ile/ve KOŞUL/LAR

( HISTORY vs./and CONDITION/S )


- TARİH ile/ve/<> KÜLTÜR TARİHİ

( HISTORY vs./and/<> HISTORY OF CULTURE )


- TARİH ile/ve/<> KURAL(LARINI) ÇIKARMAK


- TARİH ile/ve KURAL(LARINI) ÇIKARMAK


- TARİH ile MÜCEVHER TARİH

( ... İLE Divan Edebiyatı'nda, ebced hesabına göre, yalnız noktalı harfleri sayıldığında, söz konusu olayın tarihini gösteren dize ya da söz. )


- TARİH ile/ve/değil/||/<>/< NESNELERİN TARİHİ


- TARİH ile/değil/yerine/= ÖTKEN


- TARİH ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜK İSTEĞİ


- TARİH ile ŞEHNÂME[Fars. ŞEH+NÂME]

( ... İLE Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevi biçiminde yazılmış manzume. | Manzum olarak yazılmış tarih. )


- TARİH ile/||/<> SOSYOLOJİ

( Mukaddime İLE tarih felsefesi ve sosyolojinin temelleri )

( İbn Haldun tarafından 1377 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1332-1406) (Ülke: Tunus) (Önemli katkıları: Mukaddime, tarih felsefesi, sosyoloji) )


- TARİH ve TAHİR


- TARİH ve TAHİR


- TARİH ile/ve/||/<> TAHRİK


- TARİH TARİH BİLGİSİ


- TARÎH[Ar.] ile/değil/< TÂRİH[Ar. < ERH | çoğ. TEVÂRÎH]

( İşe yaramadığından dolayı bir yana atılmış şey. İLE/DEĞİL Tarih. )


- TARİH ile/||/<> TARİH[Ar. < TÂRİH]

( Bir olayın bir gözlemin zamanını gün ay yıl olarak belirten ifade 1 Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini yaptıkları savaşları kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı 2 Öğrencilere tarih bilincini kazandırmak gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders 1 Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir Doğum ölüm büyük yapı önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı Şöyle düşürülürdü Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş her birine birden ona on1dan yüze yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir Sözcük ya da dize harflerle öyle örülür ki sayı toplamaları istenen tarihi gösterir Örnekler Timur 803 hicret yılında Sivası zaptediyor yıkıp yakıyor Bu olaya harap tarihi düşürülmüştür Türleri a tarihi sade Senin sinnin Süruri geldi kırka 1205 b tarihi mucem Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih Bunatarihi mücevher de denirdi c Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarihi mühmel ya da sade denirdi Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir 2 XIX yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi Anlatımda güzelliği amaç edinilir araya koşuklar fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi Daha önceleri tarihsel konuları 1 Şehnameciler 2 Vakanüvisler 3 Özel tarihçiler işlerlerdi İnsanların üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan bu olaylar arasındaki nedense ilişkileri daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim 2 Bir olayın gününü ayını ve yılını bildiren söz 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir 3Tarih kitabı Cevdet Paşanın Osmanlı Tarihi Naima Tarihi historia historein bilmeye çalışmak bilmek anlatmak 1 Olup biten şeyler olarak tarih 1 En geniş anlamında Zaman içindeki değişmelerin tümü Bu anlamda yeryüzü tarihinden de sözedilir 2 İnsanın dünyasında olup bitenler insanlığa ilişkin olay süreçleri 3 Sonluluğu ve zamanlılığı planlayarak yaratarak eyleyerek ve inanarak geleceğe yönelmişliği aynı zamanda geçmişe olan bağıntısı içindeki insan varoluşunun kendine özgü bir boyutu 4 Dar anlamda Geçmiş olan a Yitirilmiş olan artık bulunmayan b Yinelenmeyen bir kezlik olan c Olmakta olan zamanın gidişi içinde ortaya çıkan durumlar d Geçmişte olmuş olan ama aynı zamanda şimdi de bulunan II Bilgi ve bilim olarak tarih Geçmişin incelenmesi 1 Aktarılan gelenekler yoluyla yapılan araştırma 2Olayların anlatılması ya da belgelenmesi ile yapılan araştırma 3 Tarih bilimi olarak a Eleştirerek eleştirel yöntemle araştıran b Betimleyen ve yorumlayan incelemeler Nesrin hikâyeleme türlerinden biri olup her türlü kaynaklardan faydalanarak zaman içinde geçen olayları sebep ve sonuç bakımından birbirine bağlar TARİHSEL Tarihî Historique TARİHÇİ Müverrih Historien RESMİ TARİHÇİ Vakanüvis Historiographe tarih 1 b )

( DATE | HISTORY | HISTORY, DATE )

( DATE | HISTOIRE | HISTOIRE, DATE )

( DATUM | GESCHICHTE, DATUM | GESCHICHTE )


- TARİH ile/ve/değil/||/<>/< TARİH YAZIMI


- TARİH ve TELMİH


- TARİH ile/ve/||/<> TİN


- TARİH ile/ve/<> TOPLUM

( Düzenli karmaşa. )

( Toplum kurallarını bilmeden, özyapılı olunamaz. )

( Patterned confusion. )

( HISTORY vs./and/<> COMMUNITY/SOCIETY )


- TARİH ile/ve TOPLUM

( Düzenli karmaşa. )

( Toplum kurallarını bilmeden, özyapılı olunamaz. )

( Patterned confusion. )

( HISTORY vs./and COMMUNITY/SOCIETY )


- TARİH ve/||/<> TOPLUMSAL BELLEK

( Kesintilidir. VE/||/<> Süreklidir. )

( Kanıta dayalı ve nesnellik iddiası vardır. VE/||/<> Özneldir ve kimlik önde tutulur. )

( Demarcated. AND/||/<> Continous. )


- TARİH ile/ve/||/<>/< UNUTULMUŞ TARİH

( | )


- TARİH ile/ve/<> UZAK GEÇMİŞ TARİHİ


- TARİH ile/ve UZAK GEÇMİŞ TARİHİ


- TARİH ile/ve/<> VERİ

( HISTORY vs./and/<> DATA )


- TARİH ile/ve/||/<> YAZIN/EDEBİYAT ile/ve/||/<> COĞRAFYA ile/ve/||/<> MİMARİ ile/ve/||/<> BİLİMSEL KAYNAKLAR ile/ve/||/<> YAZILI OLMAYAN KAYNAKLAR


- TARİH ile/ve ZAMAN

( İnsan. İLE Kozmik. )

( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. )

( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. )

( Tarih ile uğraşmak, kişinin emeği ile uğraşmaktır. )

( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! )

( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin )

( Tarih: Düzen. )

( Historia: Araştırma. )

( TARİH: Nesne ve kişilerin, genel ve özel durum ve koşullarında, belirli bir zaman ve mekânda oluşan, gelişim ve değişimleridir. )

( HISTORY vs./and TIME )


- TARİH ile/ve ZAMAN

( İnsan. İLE Kozmik. )

( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. )

( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. )

( Tarih ile uğraşmak, kişinin emeği ile uğraşmaktır. )

( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! )

( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin )

( Tarih: Düzen. )

( Historia: Araştırma. )

( HISTORY vs./and TIME )


- TARİH ile/ve/||/<> ZAMANSIZ OLAN


- TARİHÇE[Ar. < TÂRİH + FARS. < -ÇE] ile/||/<> ...

( Bir olay ya da nesnenin özet olarak yazılmış tarihi )


- [ne yazık ki]
TARİHİ ...:
BİLMEMEK ile/ve/değil/||/<>/> ÇARPITMAK


- TARİHİ DEĞER/LER ile/ve/<> TARİHİ OLAY/LAR

( HISTORICAL VALUE/S vs./and/<> HISTORICAL PHENOMENON/S )


- Tarihi DİNLE!!!


- TARİHİ ESER ile/değil/yerine/= ESKİNCİL YAPIT


- TARİH-İ MİLÂDÎ ile/||/<> CHRISTIAN ERA[İng.] ile/||/<> ÈRE CHRÉTIENNE[Fr.] ile/||/<> ANNO DOMINI[Lat.] ile/||/<> CHRISTLICHE ZEITRECHNUNG[Alm.] ile/||/<> MİLÂDÎ TARİH

( İsa peygamberin doğumu ile başlayan ve bugün Batıda kullanılan yıl sayımı )

( CHRISTIAN ERA )

( ÈRE CHRÉTIENNE )

( CHRISTLICHE ZEITRECHNUNG )

( ANNO DOMINI )


- TARİHİ PERSPEKTİF ile/ve MEDENİYET PERSPEKTİFİ ile/ve FELSEFE-BİLİM


- TARİHİ YAPIT ile KALINTI

( ... İLE Artıp kalan şey, bakiye. | Eski çağlardan kalmış kent ya da yapı, ören, harabe. | İz, işaret. | Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey. )


- Tarihini DİNLE!!!


- TARİHLENDİRMEK ile TARİH ile TARİHİ ile TARİHLİ ile TARİHÇE ile TARİHÇİ/LİK ile TARİHSEL ile TARİHSİZ/LİK ile TARİHİ ESER ile TARİHİ FİLM ile TARİH ÖNCESİ ile TARİHİ ROMAN ile TARİHİ MADDECİ/LİK ile TARİHİ TİYATRO ile TARİHSEL ROMAN ile TARİH YANILGISI ile TARİHİ COĞRAFYA ile TARİHSEL ÖZDEKÇİ/LİK


- TARİHSEL ROMAN ile/||/<> TARİHSEL ROMAN

( Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman )

( ROMAN HISTORIQUE )


- TARİHSEL) SÜREÇ ile/ve (TARİHSEL) KOŞUL

( [HISTORICAL] PROCESS vs./and [HISTORICAL] CONDITION )


- TARİHSEL ile AŞKIN


- TARİHSELCİLİK ile TARİHÇİ ile TARİHİ ile GEÇMİŞLER ile TARİH YAZARI ile TARİH

( HISTORCICISM vs. HISTORIAN vs. HISTORIC vs. HISTORIES vs. HISTORIOGRAPHER vs. HISTORY )

( مکتب تاريخي ile تاريخ دان ile تاريخ نويس ile مورخ ile تاريخي ile تواريخ ile وقايع نويس ile تاريخ )

( MOKTEB TARYKHY ile TARYKH DAN ile TARYKH NOYS ile MOORKH ile TARYKHY ile TAVARYKH ile VAGHAYE NOYS ile TARYKH )


- TARİH/SEL/LİK ile/ve/değil/||/<>/> TİN/SEL/LİK

( SPIRIT vs./and HISTORICAL/NESS )


- TARİHSİZ/LİK ile/ve/||/<>/= TALİHSİZ/LİK

( Tarihsizlik, talihsizliktir. )

( LACK OF HISTORY vs./and/||/<>/= UNLUCKY/NESS )


- TARİHTE KALAN DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine/<> DÜŞÜNCENİN TARİHİ


- TARİHTEN DERS ALMAK ile/ve/<> TARİHTEN GÜÇ ALMAK

( TO TAKE LESSONS FROM HISTORY VALUE/S vs./and/<> TO TAKE POWER FROM HISTORY )


- TARİHTEN DERS ALMAK ile/ve/<> TARİHTEN GÜÇ ALMAK

( TO TAKE LESSONS FROM HISTORY VALUE/S vs./and/<> TO TAKE POWER FROM HISTORY )


- TARİHTEN İBRET ALMAK ile TARİHTEN KUVVET ALMAK


- TARİHTE/TOPLULUKLARDA/KİŞİLERDE:
ÇÖKÜŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>< SIÇRAYIŞ

( Çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Azdır. )


- TARIK AKAN PARKI :

( Kazım Karabekir Mahallesinde olup 2.208,00 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 906,00 m²'lik eşil alanı, 255,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 600,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- TARÎK el-TAKVÎM ile/ve/<> TARÎK el-LUZÛM ile/ve/<> TARÎK el-KIYÂM ile/ve/<> TARÎK el-NİSBE

( Osmanlı dönemi Türk filozofu Taşköprülüzâde'ye (ö. 1561) göre ayıklama/soyutlama eylemi açısından bir önermede, konu ile yüklem ilişkisinin türleri:

"X, Y'dir." denildiğinde, bir yüklem olarak Y,

1. Ya bizâtihi yüklendiği X'ten
2. Ya da X'in dışındaki başka bir nesneden ayıklanır/soyutlanır.

Birinci durumda Y
i. ya X'in kurucu unsurlarından;
ii. ya da X ile Y arasındaki zâtî gereklilikten/zorunluluktan ayıklanır/soyutlanır.

İkinci durumda ise Y
i. ya dış-dünyada, X ile var olan
ii. ya da dış-dünyada, X'e nispet edilen bir durumdan ayıklanır/soyutlanır.

1. i.'ye "Kurucu unsurlarına ayırma yöntemi"[Tarîk el-takvîm];
1. ii.'ye "Gereklilik(zorunluluk) yöntemi"[Tarîk el-luzûm]

2. i.'ye "Kâim olma yöntemi"[Tarîk el-kıyâm]
2. ii.'ye ise "Nispet yöntemi"[Tarîk el-nisbe] adı verilir. )


- TARİK:
ÖRGÜT değil YOL/YORDAM/YÖNTEM


- TARİK | TARÎK | MECRÂ | YOL ile/||/<> YOL

( X iligesel uzayı verildiğinde a noktalan için f 0 a ve f 1 b olacak biçimde sürekli gönderimi Çözümleyici çizelgede bir arada doğru olduğu varsayılıp başlangıç önermelerinden başlayarak alt alta gelen önermelerden oluşan dizi İnsanların bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler coğrafya biyoloji Başlangıç noktası p ve bitiş noktası q için 0 1 kapalı aralığından X topolojik uzayına giden ve a 0 p ve a l q olacak biçimde sürekli bir a fonksiyonu )

( PATH | PATH, BRANCH | WAY, ROAD | WAY )

( CHEMIN, VOIE | VOIE | CONDUIT | EHEMIN )

( WEG, BAHN | WEG )


- TARÎK[< TURUK] ile ...

( YOL | BİR VELÎNİN ALLAH'A ULAŞMASI İÇİN TUTTUĞU YOL | USÛL | MESLEK | VÂSITA, NEDEN )


- TARÎK[çoğ. TURUK] ile TÂRİK[Ar. < TERK] ile TA'RÎK[Ar. < ARAK] ile TA'RÎK ile TÂRÎK[Fars.] ile TAHRİK[Ar.]

( Yol. | Usûl. | Meslek. | Vasıta, neden. | [tas.] Bir velînin Allah'a ulaşması için tuttuğu yol. İLE Terk eden, bırakan, vazgeçen. İLE Terlet(il)me, tere yatırılma. İLE Uğma. İLE Karanlık. İLE ... )


- TARÎK ile/||/<> TARÎK-İ ÂMM ile/||/<> TARÎK-İ HÂS

( Yol. İLE/||/<> Geniş yol, cadde, genel yol, kamuya ait yol. İLE/||/<> Bir ya da birkaç eve mahsus çıkmaz sokak, özel yol. )


- TARİK[Ar.] ile/değil/yerine/= YOL


- TARİK[Ar. < ṬARĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOL


- TARİK-İ AHYÂR ile TARİK-İ EBRÂR ile TARİK-İ ŞUDDÂR


- TARİK-İ AMM ile/değil/yerine/= KAMU YOLU


- TARIM


- TARIM BAKANI ile TARIMSAL ile TARIM

( AGRICULTURE MINISTER vs. AGRICULTURAL vs. AGRICULTURE )

( کشاورزي ile زراعي ile زراعتي ile فلاحت ile برز ile کشت و زرع ile زراعت ile برزگري ile وزير کشاورزي )

( KESHAVARZY ile ZARAY ile ZARAATY ile FELAHAT ile برز ile KESHT VE ZARE ile ZARAAT ile BARZGARY ile VEZYR KESHAVARZY )


- TARIM "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> SANAYİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ) ile/ve/yerine/> BİLGİ "ÇAĞI"(/TOPLUMU/EKONOMİSİ)

( AGRICULTURAL "AGE"(/SOCIETY) vs./and/> INDUSTRIAL "AGE"(/SOCIETY) vs./and/> INFORMATION "AGE"(/SOCIETY) )


- TARIM UZMANI ile ZİRAAT BİLİMİ

( AGRONOMIST vs. AGRONOMY )

( برزشناس ile برزشناسي )

( BARZESHENAS ile BARZESHENASY )


- TARIM/ZİRAAT[Ar. < ZİRĀʿAT] ile/||/<> TARIMSAL/ZİRAİ[Ar. < ZİRĀʿĪ]


- TARIM ile/ve EMEK


- TARIM ile TARIMCI/LIK ile TARIMSAL ile TARIM COĞRAFYASI


- TARIMA ELVERİŞLİ ile EKİLEBİLİR ARAZİ

( ARABLE vs. ARABLE LAND )

( مزروعي ile قابل زرع ile زمين مزروعي ile ملک مزروعي )

( مزروعي ile GHABEL ZARE ile ZAMYNE MOZORUY ile ملک مزروعي )


- TARİZ | SAHRA ile/||/<> TAŞ

( Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça kayaç Değirmen taşı Bünyan Kayseri Söz sanatı terimi Kapalıca yapılan sitem veya takışma külte jeoloji Az daş dāş tas taş tas tas taş Alt Tel Kuğ Kaça taş Koy tas daş tās çul Türkçe şnin Çuvaşçada lye çevrilmesi eski bir kuraldır gümüş Türkçe taşı Çuvaşça çul biçimiyle Budenz NyK 3 243 birleştirmiştir Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāş olarak geçer Eski Kıpçakçada da tāş biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca çilağun biçimiyle birleştirilmiştir Bu birleştirmeyi Ramstedte borçluyuz Ramstedt NyK 42 70 Onun otoritesine güvenen dil uzmanları bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsemişlerdir Örn Gombocz NyK 35 260 KSz 13 16 Németh NyK 42 83 Polivanov İAN 1927 1201 Poppe UAJb 46 133134 Ligeti MNy 34 7273 75 262 JA 1938 201202 TörK 52 Pritsak Sinor Arm 479485 Egorov ÊS 326 Aalto StO 59 238 Räsänen LTS 159 V 466a Miller UAJb N F 6 193 Ramstedt MSFOu 19 97 Golden Introduction 16 Street CAJ 24 301302 Timonina ST 5 1979 2021 Şçerbak JaS 168 Son olarak Doerfer TMEN 855 Türkçe taş ile Moğolca çilağun arasındaki bağ sorununu tartışmıştır Doerfer KhalMat 304 Doerferin Moğolca çilağunun çok eski bir alıntı olduğu yolundaki görüşüne Clauson da katılmıştır ED 556557 Leksika yazarları taş sözüne değinmemişlerdir Az daş dāş tas taş tas tas taş Alt Tel Kuğ Kaça taş Koy tas daş tās çul Türkçe şnin Çuvaşçada lye çevrilmesi eski bir kuraldır gümüş Türkçe taşı Çuvaşça çul biçimiyle Budenz NyK 3 243 birleştirmiştir Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tāş olarak geçer Eski Kıpçakçada da tāş biçiminin kullanıldığı göze çarpıyor Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca çilağun biçimiyle birleştirilmiştir Bu birleştirmeyi Ramstedte borçluyuz Ramstedt NyK 42 70 Onun otoritesine güvenen dil uzmanları bu birleştirmeyi olduğu gibi benimsemişlerdir Örn Gombocz NyK 35 260 KSz 13 16 Németh NyK 42 83 Polivanov İAN 1927 1201 Poppe UAJb 46 133134 Ligeti MNy 34 7273 75 262 JA 1938 201202 TörK 52 Pritsak Sinor Arm 479485 Egorov ÊS 326 Aalto StO 59 238 Räsänen LTS 159 V 466a Miller UAJb N F 6 193 Ramstedt MSFOu 19 97 Golden Introduction 16 Street CAJ 24 301302 Timonina ST 5 1979 2021 Şçerbak JaS 168 Son olarak Doerfer TMEN 855 Türkçe taş ile Moğolca çilağun arasındaki bağ sorununu tartışmıştır Doerfer KhalMat 304 Doerferin Moğolca çilağunun çok eski bir alıntı olduğu yolundaki görüşüne Clauson da katılmıştır ED 556557 Leksika yazarları taş sözüne değinmemişlerdir )

( STONE )

( PIERRE | ROCHE )

( STEIN )

( DAŞ[Az.]~DĀŞ[Tkm.]~TAS[Nog.]~TAŞ[Tatk.]~TAS[Kzk.]~TAS[Kklp.]~TAŞ[Krg.]~DAŞ[Tuv.]~TĀS[Yak.]~ÇUL[Çuv.] )


- TARİZ ile/||/<> DOKUNDURMA

( Bir sözü söyleyip dolayısıyla ya da tersine kastederek dokundurma sanatı Dedikoduyu seven birisine Olgun kimseler dedikoduyu sevimsiz bulurlar denirse olgunluktan yoksunluğu yüzüne vurulmuş olur )


- TARİZ[Ar. < TAʿRĪŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞLAMA


- TARLA KUŞU ile/||/<> TARLA KUŞU

( Alauda arvensis Ötücükuşlar Passeriformes takımının tarlakuşugiller Alaudidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 20 cm Sırtı kahverengi karnı beyazımsı olur Avrupa ve Asyada ekili steplerde yaşar Ötücü kuşlar Passeriformes takımının tarla kuşugiller Alaudidae familyasından 20 cm kadar uzunlukta sırtı kahverengi karnı beyaz Avrupa ve Asyada ekili alanlarda ve steplerde yaşayan böcek tane ve tohumlarla beslenen bir tür Ardıç kuşu )

( SKY-LARK | SKY LARK )

( ALOUTTE DES CHAMPS | ALOUETTE DE CHAMPS )

( FELDLERCHE )

( ALAUDA ARVENSIS )


- TARLA SIÇANI ile/||/<> TARLA SIÇANI

( Microtus arvalis Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 10 kuyruğu 3 cm Avrupada ekin tarlalarında yaşar Çok zararlıdır zooloji Kemiriciler Rodentia takımının sıçangiller Muridae familyasından 10 cm kadar uzunlukta 3 cm kadar kuyruğu olan Avrupada ekin tarlalarında yaşayan ve zarar veren bir tür )

( COMMON VOLE )

( CAMPAGNOL DE CHAMPS | CAMPAGNOL VULGAIRE D'EUROPE, ARVALIS )

( FELDMAUS )

( MICROTUS ARVALIS )


- TARLA ile/ve AN

( ... İLE/VE Tarla sınırı. )


- TARLA ile/değil ANIZ/LIK

( ... İLE Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap. | Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. )


- TARLA ile/ve BÜK

( ... İLE/VE Akarsu kıyısındaki tarla. )


- TARLA ile/ve CEBEL

( ... İLE/VE Ekilmemiş tarla. )


- TARLA ile/ve DARBI

( ... İLE/VE Sulak tarla. )


- TARLA ile/ve/<> EVLEK

( ... İLE/VE/<> Tarlanın, tohum ekmek için bölünen bölümlerinden her biri. | Dönümün dörtte biri kadar olan ölçüsü. | Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu. | Onluk kâğıt para. )


- TARLA ile HERK

( ... İLE Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla. )


- TARLA ile/ve HERK

( ... İLE/VE Nadasa bırakılmış tarla. )


- TARLA ile/ve KELE/KELEME

( ... İLE/VE Sürülmemiş, bırakılmış tarla. | Bakımsız ve bırakılmış bağ ya da bahçe. )


- TARLA ile/ve KEN

( ... İLE/VE Yeni açılmış, verimliliği fazla olan tarla. )


- TARLA ile/ve MALAZ

( ... İLE/VE Sulak yer. | Sürülmemiş, ot bürümüş toprak. | Su basmış tarla. )


- TARLA ile/ve MAŞALA

( ... İLE/VE Ekilmek için ayrılmış toprak. )


- TARLA ile/>< SENGİSTAN[Fars.]

( ... İLE/>< Taşı çok olan, tarıma uygun olmayan arazi. )


- TARLA ile/ve ŞÛR

( ... İLE/VE Tuzlu ve kireçli toprak. | Ot bitmeyen tarla. )


- TARLA ile/||/<> TARLA

( Tarım coğrafyasında dar anlamıyla sürülen ekilen toprak tarım Az tarla tarlav 1 tarla 2 otlak tarlau sürülmüş toprak sürülmüş tarla tarlau tarlağ tarlağ Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tarığlağ ekin ekilecek yer tarla olarak geçer tarığla ğ eki Eski Türkçe tarığ ekin bitki arpa buğday tane tohum aşlık anlamına gelir Çağdaş diyalektlerde yaygın olarak geçer Türkçe darı Az darı darı tarı darı tarı tarū Güney ağızlarında tarık olarak kullanılır tarı Blk tarı Tel tarū darı Macarcada eski bir Türkçe alıntı olarak tarló tarla anız biçimi kullanılır Ligeti TörK 77 Türki alanında tarlaya tarim tari tarı ekmek adı verilir Diyalektlerin bir bölümünde saban adı da tarla olarak kullanılır saban saman Türkmenler tarla yerine sürüm sür biçimini kullanırlar Diyalektlerde ekinlik biçimi de tarla olarak geçer egindik iginlik Tatarlar tarlaya basū adını da verirler Altay Teleüt Sagay ve diyalektlerinde kıra tarla olarak kullanılır )

( FIELD )

( CHAMP )

( ACKER )

( TARLA[Az.]~TARLAV[Nog.]~TARLAU[Tatk.]~TARLAU[Kzk.]~TARLAĞ[Sag.]~TARLAĞ[Hak.]~DARI[Az.]~DARI[Tkm.]~TARI[Tatk.]~TARI[Kzk.]~TARŪ[Krg.]~TARI[Nog.]~TARŪ[Tel.]~IGINLIK[Tatk.] )


- TARLA ile TARLA KUŞU ile TARLA FARESİ ile TARLA SIÇANI ile TARLA KUŞUGİLLER


- TARLAKUŞU/TOYGAR/TURGAY/CÜSÂL[Ar.] ile/ve GELİNKUŞU

( Bir tür çayırkuşu. İLE/VE Bir tür iri tarlakuşu. )


- TART[Fr. < TARTE] ile/||/<> TARTÖLET ile/||/<> TURTA[İt. < TORTE] ile/||/<> PAY[İng. < PIE] ile/||/<> KİŞ[< QUICHE] ile/||/<> GALETTE

( Tatlı ya da tuzlu olabilir. [Modern tartlar, genellikle meyve tabanlıdır, bazen de koyu krema ile olabilir.] İLE/||/<> Üzeri açık ve içinde dolgu kreması olan tartın küçük çeşididir. Genellikle tek kişilik minik kalıplarda pişirilir. İLE/||/<> Altı hamur, arası dolgu[meyve/sebze] üzeri ise hamurla kapatılarak yapılan ve genellikle tuzlu olabilen bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Altı hamur, arası meyve dolgulu, üzeri rende hamur ya da kafes biçiminde hamur parçalarıyla kapatılan bir pasta çeşididir. İLE/||/<> Tart gibi altı hamur üzeri ise tamamen tuzlu olarak hazırlanan sebze dolgulu bir hamur çeşididir. İLE/||/<> Tarta benzeyen bir tatlı türüdür.[Hamurundaki farklar nedeniyle tart ile birbirinden ayrılmaktadır. Galetta hamuru, pizza hamuru gibi açılır ve tart kalıbı yerine bir yuvarlak fırın kabının içine, dışarı taşacak biçimde fırın kağıdı serilip üzerine açılan hamur yerleştirilir. İçine meyveleri dizildikten sonra hamurun fazla kalan kenarları meyvelerin üzerine doğru kapatılır.] )


- TART ile/||/<> EXPULSION[İng.] ile/||/<> EXPULSION[Fr.] ile/||/<> KOVMA

( Çok ağır bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin hiçbir okula devamına olanak bırakmayacak biçimde okuldan uzaklaştırılması )

( EXPULSION )

( EXPULSION )


- TARTAR[Fr. < TARTARE] ile/değil/yerine/=/||/<> ŞARAP TORTUSU | DİŞ TAŞI

( Suda eriyen alkol ve eterde erimeyen asit tadında beyaz bir tuz şarap tortusu diş taşı )


- TARTARAK YENME ile/||/<> ...

( Yağlı güreşte karşı güreşçinin ayaklarını yerden kesip kucakta üç adım taşıma ya da yarım çember dönüşü durumuna getirerek onu yenik saydırtma )


- TARTARIC ACID[İng.] / ACIDE TARTARIQUE[Fr.] / WEINSTEINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TARTARİK ASİT


- TARTI ile TARTIM

( Ağırlık. | Tartma aleti, çeki. | Oran, ölçü, karar. | Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. İLE [müzik] Dizem. )


- VEZİN[Osm.] ile/değil/yerine/= TARTI


- TARTIŞILAN ile/ve/değil/yerine BİLİNEN/BİLİNEBİLEN/BİLİNEBİLECEKLER


- TARTIŞILMASI "GEREK" ile/ve/değil/||/<>/< TARTIŞILABİLİR


- TARTIŞMAK ile/ve/yerine "HESAP ETMEK"


- TARTIŞMAK ile TARTIŞILMAK ile TARTIŞTIRMAK ile TARTILABİLMEK ile TARTIŞABİLMEK ile TARTI ile TARTIL ile TARTIM ile TARTIŞ ile TARTICI/LIK ile TARTILI ile TARTIMLI ile TARTISIZ ile TARTIMSIZ


- TARTIŞMALI KİTAPLARIN KULLANILMASI ile ÖĞRETİCİ/DİDAKTİK KİTAPLARIN KULLANILMASI


- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )


- TARTIŞMASIZ ile İDRAR KAÇIRMA ile İDRARINI TUTAMAYAN

( INCONTESTABLE vs. INCONTINENCE vs. INCONTINENT )

( غيرقابل بحث ile ناپرهيزکاري ile ناپرهيزکار )

( GHYRAGHABEL BAHS ile ناپرهيزکاري ile ناپرهيزکار )


- TARTIŞMAYI:
AÇMAK/AÇAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİTİRMEK/BİTİREN


- WEIGHING BOTTLE[İng.] / VERRE DE PESÉE[Fr.] / WIEGEFLASCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TARTMA ŞİŞESİ


- TÂR U PÛD[Ar.] ile/değil/yerine/= ARIŞ[Fars. < ERŞ/EREŞ] İLE ARGAÇ[Ar.]

( İplik ve atkı. )

( TÂR: İplik, tel. | PÛD: Argaç, dokumada, enlemesine atılan atkı. )


- TARZ | ÜSLUP/STİL[Fr. < STYLE] ile/||/<> YÖNTEM | KURAL | TARZ/USUL[Ar. < UṢŪL]

( stil mobilya tarz üslup )


- TARZ ile TAVIR

( STYLE vs. MANNER )


- TARZ ile ÜSLÛB

( MANNER vs. ... )


- TARZ ile ÜSLÛP


- TARZ[Ar.]/STİL[Fr., İng. STYLE] ile/değil/yerine/= BİÇEM


- TAŞ DUVAR PARKI (REVANİ SOKAK PARKI) :

( Baltalimanı Mahallesindedir. 319,00 m²'lik bir alanı kapsar. 100,00 m²'lik yeşil alanı, 82,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 42,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- TAŞ ETMEK ile TAŞ OLMAK


- Taş-toprak ile KONUŞ!!! -ile


- TAŞ, YERİNDE AĞIRDIR ile/ve/||/<> HER 'HOROZ', KENDİ ÇÖPLÜĞÜNDE ÖTER


- TAŞ ile/ve ALAMA

( ... ile/ve Taş parçası. )

( STONE vs./and ROCK )


- TAŞ ile BAKIRTAŞI

( ... İLE Yeşil renkli, yontulup parlatabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat, malakit. )


- TAS ile BİR KASE AFYON ile ATICI

( BOWL vs. BOWL OF OPIUM vs. BOWLER )

( کاس ile کاسه ile حقه وافور ile قدح ساز ile مشروب خوارافراطي )

( KAS ile KASEH ile HAGHEH VAFOR ile GHADH SAZ ile MOSHROB KHARAFRATY )


- TAŞ ile/değil BİTKİ (LITHOPS)

( image )


- TAŞ ile/ve/||/<> ÇAKIL TAŞI, KÜÇÜK TAŞ

( HACER ile/ve/||/<> HASÂT )

( STONE vs./and/||/<> PEBBLE )


- TAŞ ile ÇAKMAK TAŞI

( ... İLE Seramik, cam ve yol yapım endüstrilerinde kullanılan, SiO2 kimyasal yapısına sahip, sert ve opak görünümlü, kristal bir madde. )


- TAŞ ile ÇİNKE

( ... İLE Sağlam, sert taş. | En ufak parça. | Benek. )


- TAŞ ile HELİK

( ... İLE Duvar örülürken, büyük taşların arasına konulan ufak taşlar. )


- TAŞ ile KAZAN TAŞI

( ... İLE Kalsiyum tuzları kapsayan suyun ısıtıldığı kabın iç yüzeyinde oluşturduğu katman. )


- TAŞ ile MALTATAŞI

( ... İLE Bahçe, mutfak gibi yerleri döşemekte kullanılan, dört köşe, yassı, kolay kırılan bir tür taş. )


- TAŞ ile NECEFTAŞI

( ... İLE Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru. )


- TAS ile/ve NİSAN TASI


- TAS ile RİTON

( Antik tas. )


- STONE[İng.] / PIERRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞ


- TAŞ ile TAŞIL/FOSİL[Fr.] ile TAŞÇIL

( ... İLE ... İLE Taşı andıran, taş gibi. | Taşlar ve kayalar üzerinde ya da taşlı topraklarda yetişen. )


- TAŞ ile YEŞİM[Ar.]

( ... İLE Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş. )


- TAŞA-BAŞA-YAŞA OTURMAK değil/>< SAĞLIĞA UYGUN ZEMİNLERDE OTURMAK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- TASA ile KAYGI/ENDİŞE


- TASA" ile/değil/yerine NADAS


- TAŞAK/HAYA[Fars. < ḪĀYE] ile/||/<> TAŞAK/HUSYE[Ar. < ḪUṢYE] ile/||/<> TAŞAK/TESTİS[Lat. < ]


- TAŞAK/HAYA/BİLLUR[Ar.]/TESTİS[İng. < TESTICLE] ile/ve/||/<> ANTER

( Hayvan ve insanda. İLE/VE/||/<> Bitkide.[Çiceklerin tohum taşıyan torbaları] )


- TAŞAK ile TAŞAKLI


- TAŞAK ile/değil TAŞLIK


- TASALANMAK ile TAS ile TASA ile TASALI ile TASASIZ/LIK ile TAS TARAK ile TAS KEBABI


- TASALI, RECEP (İST. 1931) :

( Karagümrük S.K. den transfer edildi ve 8 sezon (1959 - 1967) Sarıyer S.K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 132 lig, 10 B takımlar ligi, 2 turnuva maçı olmak üzere 144 resmi ve 34 özel maçla birlikte toplam olarak 178 maçta forma giydi. Lig maçlarında takımına 12, B takımlar ligi maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 15 gol kazandırdı. Sarıyer S.K. de Kaptan olarak görev yaptı ve "Baba Recep" olarak futbol hayatını Sarıyer'de noktaladı. )


- TASALLÜP NOKTASI | DONMA NOKTASI ile/||/<> DONMA NOKTASI

( Sıvıların katı evreye geçtikleri sıcaklık Bir özdeğin katı ve sıvı evreleri karışımının dengede olduğu sıcaklık Erime noktasına özdeştir katılaşma sıcaklığı Sıvı bir maddenin katı forma geçtiği andaki sıcaklık derecesi Normal atmosferik basınç altında suyun buz durumuna geldiği sıcaklık derecesi )

( FREEZING POINT | FREEZING POINT, ICE POINT | SATURATION POINT )

( POINT DE CONGÉLATION | POINT ÂE CONGÉLATION | POINT DE SATURATION )

( GEFRIERPUNKT | SÄTTIGUNGSPUNKT )

( PUNTO DI CONGELAMENTO )

( ΣΗΜΕΊΟ ΠΉΞΗΣ / σημείο πήξης )


- TASALLÜP NOKTASI | DONMA NOKTASI ile/||/<> DOYMA NOKTASI

( Sıvıların katı evreye geçtikleri sıcaklık. @@ Bir özdeğin katı ve sıvı evreleri karışımının dengede olduğu sıcaklık: Erime noktasına özdeştir @@ bk. katılaşma sıcaklığı. @@ Sıvı bir maddenin katı forma geçtiği andaki sıcaklık derecesi. @@ Normal atmosferik basınç altında suyun buz durumuna geldiği sıcaklık derecesi. )

( FREEZING POINT | FREEZING POINT, ICE POINT | SATURATION POINT~SATURATION POINT )

( POINT DE CONGÉLATION | POINT ÂE CONGÉLATION | POINT DE SATURATION~POINT DE SATURATION )

( GEFRIERPUNKT | SÄTTIGUNGSPUNKT~SÄTTIGUNGSPUNKT | SÄTTIGUNGPUNKT )

( PUNTO DI CONGELAMENTO~PUNTO DI SATURAZIONE )

( ΣΗΜΕΊΟ ΠΉΞΗΣ / σημείο πήξης~ΣΗΜΕΊΟ ΚΟΡΕΣΜΟΎ / σημείο κορεσμού )


- TASARI/LAMA ile/ve/||/<> KURGU/LAMA


- TASARIM/TASAR ÇİZİM = TASAVVUR = REPRESENTATION[İng.] = REPRÉSENTATION[Fr.] = VORSTELLUNG[Alm.] = REPRAESENTATIO[Lat.] = REPRESENTAR[İsp.]


- TASARIM ve/<> KABUL


- SANAT:
TASARIMSAL ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL


- TASARLAMAK ile TASARLANMAK ile TASARLATMAK ile TASARLANABİLMEK ile TASARLAYABİLMEK ile TASAR ile TASARI ile TASAR ÇİZİM ile TASAR ÇİZİMCİ/LİK ile TASARI GEOMETRİ


- TASAVVUF:
DENEYİM ve/<> ZEVK ve/<> İRFAN


- TASAVVUF
, DİNİN ...:
PSİKOLOJİSİ ile/ve/||/<> SANATI


- TASAVVUF/FELSEFE/BİLGELİK/YAŞAM:
(BİR) DUY ile/||/<>/> (BİR) UY


- TASAVVUF:
HADÎS ile/ve/değil KADÎM

( [not] SUFISM: NEW vs./and/but ANCIENT )


- TASAVVUF:
HAYATTAN KOPMAK ile/değil HAYATIN ANLAMINI İDRAK ETMEK

( [not] SUFISM: DETACHMENT FROM LIFE vs./but UNDERSTANDING THE MEANING OF LIFE )


- TASAVVUF/KELÂM/İSLÂM'DA


- TASAVVUF MANZÛMESİ ve MESNEVÎ-İ ŞERİF ve SU KASÎDESİ


- TASAVVUF ve/<> AHLÂK

( Tasavvufun ilk basamağı ahlâktır. )

( Tasavvuf, korku halini aşk ahlâkına dönüştürme uğraşıdır. )

( Kim ahlâkını temizlerse, o insandır. )

( İnsan varlığının tüm değeri ahlâkındadır. )

( Allah'a ait olanların toplamı. )

( TASAVVUF: Ahlâk mâbedinin bireysel inşâsı. )


- TASAVVUF ile/ve/=/||/<>/< DİNİN EDİMSELLİĞİ


- TASAVVUF ve/<> İNSAN

( Kim ahlâkını temizlerse, o insandır. )

( Akılla her şey bilinir de insan bilinmez. )

( BATI'DA: İnsan(/ben) sanatın tanrısı. VE/<> ( Kişinin varlığını, mahiyetini tarif edebilecek hiçbir örnek yoktur. )

( ... ve AHSEN-İ TAKVÎM: En güzel nizâm, tertip, şekil ve sûret. )

( SİN: İNSAN = 60 | ÂDEM - HAVVÂ = 60 )

( PHILON )


- TASAVVUF ile/ve İŞRAK


- TASAVVUF ve/<>/|| KADÎM BİLGELİK

( SUFISM and/<>/|| ANCIENT/ETERNAL WISDOM )


- TASAVVUF ile/ve LEDÜN


- TASAVVUF ile/ve/<> SANAT

( TASAVVUF: SAKLAMBAÇ (OYUNU) )

( TASAVVUF: Dinin, sanatsal özü. )

( SUFISM vs./and/<> ART )


- TASAVVUF ve/<> SAYGI/HÜRMET

( TASAVVUF: Aşk ve muhabbetle çerçevesi çizilen, kişiyi, saygıya yönlendiren ilim. )


- TASAVVUR ile/ve MEVZÛ ile/ve MAKSAT


- TASAVVUR(KAVRAM) ile/ve/||/<> TASDİK(YARGI) ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR ve İRÂDE

( Yargısız kavram. İLE/VE/||/<> Yargı ile birlikte bulunan kavram. Yargı/hüküm içermesi gereken kavram/tasavvur. İLE/VE/||/<>/< ... )

( Kavram. İLE/VE/||/<> Önerme + Çıkarım. İLE/VE/||/<>/< ... )

( NEDİR? - HANGİ? ile/ve/||/<> HEL - LİME ile/ve/||/<>/< ... )

( MA - EYYU ile/ve/||/<> -MIDIR? - NİÇİN? ile/ve/||/<>/< ... )

( - Felsefecilere(hukemaya) göre Tasavvur:
* Çıplak/salt/yargısız tasavvur[Tasavvur-ı sazic]
* Yargıyla birlikte bulunan tasavvur[Tasavvur mea hükm(in)]

- Kelâmcılara(mütekellime) göre Tasavvur:
Tasavvurat-ı Selâse + Hüküm = Kaziye = Tasdik )


- TAŞÇI KALEMİ, MİNKAR | KESKİ ile/||/<> KESKİ

( genel uygulayım Ağaç taş metal vb yontmaya yarayan bir ucu keskin çelik araç 1 Hamur baklava kadayıf vb bölmekte kullanılan üçgen ağızlı araç Senirkent Isparta Bursa 2 Çeşitli madenleri kesmek beton delmekte kullanılan demir araç Yalvaç Isparta Bursa Maraş Güdül Gölbaşı Çankaya Ankara 3 Ağzı yarım ay biçiminde deri keskisi Maraş Bor Niğde 4 Büyükbaş hayvanların tırnak keskisi Kemalpaşa İzmir 5 Saç kesme aracı Gerze Sinop 6 Ayakkabı törpüsü Bursa Sert çelikten yapılmış bir ucu keskin üstten vurularak yontma işinde kullanılan araç )

( CHISEL, BURIN, SHEARS | CHISEL )

( HACHARD, CISEAU, PINCE COUPANTE | BURIN, TRANCHE | CISEAU )

( SCHROTMEISSEL | MEISSEL )


- TAŞÇI/LIK ile TAŞÇIL ile TAŞÇI TARAĞI


- TASDİ[Ar.] ile/değil/yerine/= CAN SIKMAK, BAŞ AĞRITMAK, TEDİRGİN ETMEK


- TASDİK ETMEK ile BİR İMZAYI ONAYLAMAK ile TASDİK

( ATTEST vs. ATTEST A SIGNATURE vs. ATTESTATION )

( سوگند ياد کردن ile تصديق امضاء کردن ile تحليف )

( SOGAND YAD KARDAN ile TASADYGH EMZA KARDAN ile تحليف )


- TASDİK ETMEK ile/değil/yerine/= ONAYLAMAK


- TASDİK(NÂME) ile/değil/yerine/= ONAY(BELGE)


- TASDİK:
ÜÇ TASAVVUR[İNTİKAŞ ile İRTİSAM ile İNTİBÂ] + HÜKÜM


- TASDİKİN MUKÂBİLİ ile/ve İLMİN MURÂDİFİ


- TASDİKLEMEK ile TASDİKLENMEK ile TASDİKLETMEK ile TASDİKLETEBİLMEK ile TASDİKLEYEBİLMEK ile TASDİ ile TASDİK ile TASDİKLİ ile TASDİKSİZ


- TAŞ/DUVAR ile BOSAJLI TAŞ/DUVAR


- TAŞER, NİHAT (İST. 1933 - 2010) :

( Milli güreşçi. Büyükdere ilkokulu, Sarıyer ortaokulunu bitirdi. İstanbul Belediyesinde Zabıta memuru olarak memuriyet hayatına atıldı. Ortaokul öğrencisi ike Sarıyer Halkevinde güreşe başladı. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü güreşçisi olarak önce 79 kiloda sonraları ağır siklette güreşti. Groke romen güreşçisi olarak pek çok İstanbul ve Türkiye şampiyonluğu kazandı. Olimpiyatlarda ise ağır siklette altıncı olarak adını Olimpiyat tarihine yazdırdı. Ayrıca Avrupa dördüncülüğü, Balkan oyunları Şampiyonluğu var. Güreş hayatını tamamladıktan sonra uzun yıllar antrenör olarak görev yaptı. )


- TASFÎH[Ar. < SAFH | çoğ. TASFÎHÂT] ile TASFÎR[Ar. < SAFÎR | çoğ. TASFÎRÂT]

( El çırpma, alkışlama. | Yassıltma, yufka haline getirme, yaprak yaprak yapma. İLE Islık çalma, ıslıkla seslenme. | Sarartma, sarıya boyama. )


- TASFÎK-İ ESNÂN[Ar.] ile ...

( Soğuktan dişlerin birbirine çarpması. )


- TASFÎR[Ar. < SAFÎR | çoğ. TASFÎRÂT] ile/değil TASVÎR[Ar. < SÛRET | çoğ. TASVÎRÂT, TESÂVÎR]

( Islık çalma, ıslıkla seslenme. | Sarartma, sarıya boyama. İLE/DEĞİL Resmini yapma. | Resim, biçim, sûret. | Yazıyla tarif etme. )


- TASFİYE ETMEK ile/ve BASKI ALTINDA TUTMAK

( TO DISCHARGE vs./and TO KEEP UNDER PRESSURE )


- TASFİYE-İ DERÛN ile TASFİYE-İ KALB

( Özü saflaştırma. İLE Yüreğini temizleme. )


- TASHİH ile/ve/||/<>/> ISLAH


- TASHİH ile/ve/||/<>/> SEBEB-İ TASHİH


- TASHİH[< SIHHAT] ile/ve/<> TÂDİL


- TAŞI DELEN:
"SUYUN GÜCÜ" ile/ve/değil/||/<>/< DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİ


- TAŞIL BİLİMİ/PALEONTOLOJİ[Fr. < PALÉONTOLOGIE] ile/||/<> TAŞIL BİLİMSEL/PALEONTOLOJİK[Fr. < PALÉONTOLOGIQUE]


- TAŞIL/FOSİL[Fr.] ve/<> DİMA

( ... VE/<> Yakutistan'ın başkenti Yakutsk'ta, Yeraltı Permafrost Enstitüsü'nde bulunan, 6 aylık bir eril, bebek mamut fosili.[39.000 yaşında olduğu tespit edilmiştir.] )

( MÜSTEHÂSE[< HAVS | çoğ. MÜSTEHÂSÂT] ve/<> ... )


- TAŞILLAŞMAK ile TAŞIL ile TAŞILLI ile TAŞIL BİLİMİ ile TAŞIL BİLİMSEL


- TASIM ile ASTASIM

( ... İLE Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım. )


- TASIM = KIYAS/TASMİM[Ar.] = SYLLOGISM[İng.] = SYLLOGISME[Fr.] = SYLLOGISMUS[Alm.] = SYLLOGISMOS[Yun.] = SILOGISMO[İsp.]


- TAŞIMA KAPASİTESİ ile/||/<> ÜSTEL BÜYÜME

( Taşıma K çevre limiti, üstel sınırsız model. )

( Formül: Logistik İLE exponential )


- TRANSPORT FACTOR[İng.] / TRANSPORTANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KESRİ


- TRANSPORT MEAN FREE PATH[İng.] / TRANSPORT-MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRANSPORT CROSS SECTION[İng.] / TRANSPORTQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA TESİR KESİTİ


- TAŞIMA KARGATULUMBA[İt. < CARGA TROMBA] TAŞIMA

( ... İLE Birkaç kişinin, birini yakalayıp elleri üstünde havaya kaldırarak götürmesi. )


- TAŞIMA ile TAŞIMA KONTROLÜ ile ARABA SÜRÜCÜSÜ ile TAŞIMA DÖNÜŞÜ

( CARRIAGE vs. CARRIAGE CONTROL vs. CARRIAGE DRIVER vs. CARRIAGE RETURN )

( درشکه ile کجاوه ile کالسکه ile کنترل نورد ile سورچي ile سر سطر رفتن )

( DARSHKEH ile KOJAVEH ile KALESKEH ile KONTERL NORD ile سورچي ile SAR SATAR RAFTAN )


- TAŞIMAK ile SAHİP OLMAK

( TO CARRY vs. TO HAVE )


- TASIMDA/KIYASTA, ÖNERMELER:
EŞİT ya da GENEL


- TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA

( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum biçiminde göreliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )

( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )

( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )

( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )

( Kıyas, bâtıldır. )

( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

( [not] TO COMPARE, SYLLOGISM vs./but COMPARISON
COMPARISON instead of TO COMPARE, SYLLOGISM )


- TASIMLAMAK ile TASIM ile TASIMSAL


- TASIMLAMA/KIYASLAMA ile/ve SÜREÇ-SONUÇ İLİŞKİSİ ile/ve EREĞE GÖRE

( Enine zaman. İLE/VE Boyuna zaman. İLE/VE Felsefe. )

( ARISTO ile/ve DESCARTES ile/ve ... )

( RATIO vs./and REASON vs./and INTELLECT/PHILOSOPHY )


- TAŞIN AYAĞA TAKILMASI ile/ve/değil/||/<> AYAĞIN TAŞA TAKILMASI


- KONVEKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM AKIMI


- FRACTION DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM KESRİ


- SECTION EFFICACE DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM TESİR KESİTİ


- TAŞINIR/LIK ile TAŞINIR EV ile TAŞINIR DEĞER ile TAŞINIR BELLEK


- CHEMIN LIBRE MOYEN DU TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- ... TASI, ODUNCUNUN VAR BALTASI ile/ve TATLI SÖZ YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR


- TAS'ÎR[Ar.] ile TA'SİR[Ar. < USR | çoğ. TA'SÎRÂT] ile TA'SÎR[Ar. < ASR | çoğ. TA'SÎRÂT] ile TA'SÎL[Ar. < ASEL]

( Kibirlilik yüzünden konuşurken, yüzünü başka tarafa çevirip karşısındakinin yüzüne bakmama. İLE Güçleştirme/güçleştirilme. İLE Suyunu sıkma. İLE Tadlandırma. )


- TA'SÎRÂT[Ar. < TA'SÎR] ile TA'SÎRÂT[Ar. < TA'SÎR]

( Güçleştirmeler. İLE Suyunu sıkmalar. )


- TAŞITMAK ile TAŞITABİLMEK ile TAŞIT ile TAŞITÇI ile TAŞIT TUTMASI


- TRÄGERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI AKIMI


- CARRIER WAVE[İng.] / ONDE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI DALGA


- TAŞIYICI | HAMAL/YÜKÇÜ ile/||/<> TAŞIYICILIK | HAMALLIK/YÜKÇÜLÜK

( taşıyıcı hamal )


- TAŞIYICI ile/değil/yerine/=/||/<> HAMAL | AKTARICI

( taşıyıcı anne zırhlı personel taşıyıcı Taşıma işini yapan kimse veya şey yükçü Yükü havadan veya yerden taşımaya yarayan ve kapalı devre çalışan alet konveyör hamal aktarıcı Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu vücudunda taşıyan canlı portör )


- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI


- TASK :/yerine GÖREV


- TAŞKAPI / PETRİ KAPISI ile ...

( Haliç deniz suru kapılarından biridir. Topkapı adıyla da bilinir. )


- TAŞKIN ile/değil/yerine/=/||/<> SU BASKINI | AŞIRI

( taşkın ıslahı su taşkını Taşmış bir durumda olan su baskını aşırı )


- TAŞKIN/LIK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK


- TAŞKIRAN MEVKİİ SOKAK :

( Maden Mahallesinin yeni yerleşim bölgesidir. Eski yıllarda kullanılan Taşocaklarının bulunduğu yer olduğu için buraya giden sokağa "Taşkıran Mevkii Sokak" adı verilmiştir. )


- TAŞKIRANÇİÇEĞİ ile TAŞKIRANOTU

( Taşkırangillerden, 2500 metreden yukarı yerlerde sert kayaları yarıp yetişen bir çiçek. İLE Taşkırangillerden, bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, saplarının parçalanmasıyla üreyen bir bitki, taşkıran. )

( LEONTOPODIUM ALPINUM cum SAXIFRAGA )


- TASLAMAK ile TAVIR TAKINMAK


- TAŞLI RAMBLE ile/||/<> STONE PACK[İng.] ile/||/<> REMBLAI ROCHEUX[Fr.] ile/||/<> BERGEPACKEN[Alm.] ile/||/<> TAŞ DOLGU

( STONE PACK )

( REMBLAI ROCHEUX )

( BERGEPACKEN )


- TAŞLI ile TAŞLIK


- TASMA ile/||/<> ...

( bazı hayvanların boynuna takılan kemer biçiminde bağ nalın ve terliğin ayağı tutan meşin bölümü bazı hayvanların boynuna takılan kemer biçiminde bağ nalın ve terliğin ayağı tutan meşin bölümü Yerel ağızlarda tasma bel kemeri olarak geçer tasma tasma taspa Tüm tasma taspa taspa tasma Tar tasma Eski kaynaklarda geçmediği göze çarpıyor Doerfere göre TMEN 120 Moğolcadan alınmıştır tasma morceau de cuir ou de peau raclé courroie lanière Moğol diyalektlerinde de yaygın olarak kullanılır Farsça tasma biçimi de Moğolcadan kalma bir alıntıdır Komşu dillere de geçmiştir Örn Arapçada ṭaṣma collier de chien Denizeau Dictionnaire 330 olarak da kullanılır Türk diyalektlerinden Ural dillerine de geçmiştir Joki LwSS 317318 UI 214215 326 Kökenine ilişkin belli başlı görüşleri Doerfer TMEN 120 değerlendirmiştir Yerel ağızlarda tasma bel kemeri olarak geçer tasma tasma taspa Tüm tasma taspa taspa tasma Tar tasma Eski kaynaklarda geçmediği göze çarpıyor Doerfere göre TMEN 120 Moğolcadan alınmıştır tasma morceau de cuir ou de peau raclé courroie lanière Moğol diyalektlerinde de yaygın olarak kullanılır Farsça tasma biçimi de Moğolcadan kalma bir alıntıdır Komşu dillere de geçmiştir Örn Arapçada ṭaṣma collier de chien Denizeau Dictionnaire 330 olarak da kullanılır Türk diyalektlerinden Ural dillerine de geçmiştir Joki LwSS 317318 UI 214215 326 Kökenine ilişkin belli başlı görüşleri Doerfer TMEN 120 değerlendirmiştir )


- TAŞMA ile/ve BULAŞMA


- TAŞMA ile/ve/<> "KUSMA"


- TAŞMA ile SIZMA


- TAŞMA ile TAŞIM ile TAŞKIN

( Taşma durumu. | Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama, su baskını. İLE Yemeğin, taşacak kadar kaynaması. İLE Taşmış bir durumda olan. | Su baskını, seylap, feyezan. | Aşırı. )


- TAŞMA ile/ve/hem de/||/<> YANSIMA


- TASNİ | YAPINTI ile/||/<> YAPINTI ile/||/<> KUTYASAK YAPINTIL

( Gerçekdışı kişi ve oluşumları konu alan anlatı türü kutyasak yapıntı uydurma masal yanıltmacalı masal gerçekçi masal 1 Genel anlamda Kuruntu uyduruk uydurma Gerçekle çeliştiğini gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey 2 Bilgi kuramında ve varlıkbilimde Gerçeğe uymayan ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım Dil bakımından yapıntı sanki biçiminde dile gelir Yapıntıyı varsayımdan ayıran varsayımın doğru olma ya da doğru olmama sorununu açık bırakmasına karşılık varsayımda her ikisi de olabilir yapıntının doğru olmamasının bilerek kabul edilmesidir 3 Gerçeğe uymadığını bile bile mantık ya da sanat açısından kurulan yapı )

( FICT, FICTION | FICTION )

( FICTION )

( FIKTION )

( FICITIO )


- TASNİ[Ar. < TAṢNĪʿ] ile/değil/yerine/=/||/<> YAPAY | UYDURMA | YAPINTI

( yapay uydurma yapıntı )