Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 57.789 başlık/FaRk ile birlikte,
57.789 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(203/233)
- TEKER TEKER
( ALE-L-İNFİRÂD )
- TEKER TEKER, BİRER BİRER, İKİŞER İKİŞER, ÜÇER ÜÇER
- TEKER TEKER ile/ve/||/<> TEKRAR TEKRAR
- TEKER ile/ve/||/<> TEKERLEK
( Tekerlek. | Tekerlek biçimde olan. | İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. | Bir gök nesnesinin daire biçiminde görünen yüzeyi. | Nesnenin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. İLE Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember. | Bu biçimde olan. )
- TEKERLEK ile/ve/<> POYRA
( ... İLE/VE/<> Tekerleğin ortasında, parmakların sokulduğu, çevresi delikli ağırşak. )
- TEKERLEK ile TEKERLEKLİ ile TEKERLEKÇİ/LİK ile TEKERLEKSİZ ile TEKERLEK PABUCU ile TEKERLEKLİ KAYAK ile TEKERLEKLİ KOLTUK ile TEKERLEKLİ SANDALYE
- TEKERLEKLERDE:
ESKİ ile/değil/yerine YENİ
( )
- TEKERLEME ile/ve/||/<> DÖNGÜ
( Tekerlemek. | Çoğunlukla basmakalıp söz. | Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. | Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş ya da ara sözler. | Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı. | Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. İLE/VE/||/<> ... )
( Bu tarlaya bir şinik[ölçek] kekere mekere[kuş yemi] ekmişler.
Bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
Bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
Bu tarlaya da ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış.
O tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk, diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğa demiş ki:
"Sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?"
O da ona yanıt olarak, "Sen ne zamandan beri o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksan ben de o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum." demiş. )
- TEKERLEMEK ile TEKERLENMEK ile TEKER ile TEKERLİ ile TEKER TEKER ile TEKER TÜKER
- TEKEVVÜN[< KEVN]:
VAR OLMA, MEYDANA GELME, OLUŞ -<
- TE'KÎD[Ar. < EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile TENKÎD[Ar. < NAKD | çoğ. TENKİDÂT]/İNTİKAD[doğrusu!]["ka" uzun okunur][Ar. çoğ. İNTİKADÂT]
( Sağlamlaştırma. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | [dilb.] Pekiştirme.[Fr. INTESIF] İLE Bir konuya ait yazıyı ya da eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştiri.[İng., Fr. CRITIQUE][İNTİKAD: Kalp parayı gerçeğindan ayırma. | Tenkîd.] )
- TEKÎD[< EKD | çoğ. TE'KÎDÂT] ile/değil/yerine/= PEKİTME
( Sağlamlaştırma, güçlendirmek, güç vermek. | Üsteleme, bir iş için önceden yazılan bir yazıyı tekrarlama. | Pekiştirme. )
- TEKİL-ÇOĞUL ile/ve TİKEL-TÜMEL
( Dilbilgisi. İLE/VE Mantık. )
- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI
- TEKİL ile/değil BİRİCİK
( [not] SINGULAR vs./but UNIQUE )
- TEK(İL) ÇOK(ÇOĞUL)
- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK
- TEKİL = MÜFRET = SINGULAR[İng., Alm., İsp.] = SINGULIER[Fr.] = SINGULARIS[Lat.]
- TE'KÎL[Ar.] ile TEK/İL
( Birine yedirme, yedirilme. İLE Tek olan, teklik. )
- TEKİL[Ar.] ile TE'KÎL[Ar.]
( Sözcüklerde bir varolanı ya da çekimli eylemlerde bir kişiyi bildiren biçim. [><ÇOĞUL] İLE Yedirme, yedirilme. )
- TEKİL </<> | TİKEL <> TÜMEL |
( Aydın Birey. < Kültür. VE||/<>/> Uygarlık. )
( Buradaki Tekil'lik, Tümel ile Tikel'in çelişik birliği olarak Aydın-Kişi'dır. )
( İnsanı, insana, < insanla, VE||/<>/> insanca anlatmak. )
- TEKİL/LİK ile/ve BÜTÜN/LÜK
- TEK/İL/LİK ile/ve/<> EŞSİZ/LİK
- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK
- TEKİL/LİK ile TANIMSIZ/LIK
( SINGULAR )
- TEKİN ile/||/<> ...
( Eski Türklerde bir babanın taşınılmaz mallarının kalıtçısı olan en küçük oğlu )
- TEKİN ile/>< TEKİNSİZ
( Boş, içinde kimse bulunmayan. | Güvenilir (kişi, yer). | İçinde doğaüstü "varolanlar" bulunmadığına inanılan (yer). | Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu. İLE Tekin olmayan, uğursuz. | Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer). | Belirli davranış ya da sözlerin bir toplumca, bir toplumsal öbekçe tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu. )
- TEKİN ile TEKİNSİZ
- TEKİNEL, A. NECLA (BÜYÜKDERE,1921 - 2015) :
( Büyükdereli olup hukukçu ve siyasetçidir. İ. Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatına avukat olarak başladı. D.P. saflarında siyasete başladı ve İlçi Başkanlığı, İl Genel Meclisi Üyeliğinde bulundu. 1957'de Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960 İhtilali ile Yassıada'da yargılandı. Yasaklı dönemi atlattıktan sonra tekrar siyasi çalışmalara başladı ve 17. Dönem (1983 - 1987) Doğruyol Partisinden İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM girdi. )
- TEKİNEL, İSMAİL HAKKI (EDİRNE, 1926 – 1992) :
( İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Çeşitli yelerde hâkim olarak görev yaptı. 1961 genel seçimlerinde Adalet Partisinden İstanbul Milletvekili olarak TBMM girdi. 12 Eylül 1980 darbesi ile görevi sona erdi. Devlet Bakanlığı yaptı. )
- TEKİR ile TEKİR
( Barbunyaya benzeyen bir balık. İLE Tüyleri siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde ya da boz olan [kedi]. )
( MUGIL SURMULLETUS cum ... )
- TEKİR ile/||/<> TEKİR | TEKFUR
( Tekfur sözünün bozuk biçimi tekfur Yurdumuz denizlerinde de yaşayan solucan arakonakçısı bir balık Mullus sermuletus Kemiklibalıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2530 cm Dili yoktur Eti çok lezzetli değildir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının barbunyagiller Mullidae familyasından 2530 cm kadar uzunlukta dilleri olmayan Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan barbunyagiller Mullidae familyasından 30 cm kadar uzunlukta olabilen Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadeniz de yaşayan bir tür Anadolu ve Rumelideki Hristiyan beylerine de bu adın verildiğini biliyoruz Tekirdağ Tekirdağı Tekfurdağı adında saklanmıştır tagwor tagvor king )
( RED MULLET | RED-MULLET )
( MULLET | MULLE SURMULET )
( MULLUS SURMULETUS | MULLAS SURMULETUS )
( T )
- TEKİT SIFATI ile/||/<> INTENSIVE[İng.] ile/||/<> INSTENSIF[Fr.] ile/||/<> INTENSIVUM[Alm.] ile/||/<> PEKİŞTİRMELİ SIFAT
( Derleme pekiştirme sıfatı Pekiştirmeli sözcük biçiminde kurulmuş sıfat Kupkuru ağaç sapsağlam adam yemyeşil ova tertemiz ev mosmor eller apaçık söz ipince dilim vb )
( INTENSIVE )
( INSTENSIF )
( INTENSIVUM )
- TEKİT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME
( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )
- TEKKE ÇEŞMESİ (SARI BABA ÇEŞMESİ, ÇARŞI ÇEŞMESİ) :
( Yenimahalle Caddesi üzerinde ve Sarıyer Hamamının az ilerisindedir. Çeşmenin ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Çeşme eskiden Dergâh olan Sarı Baba Tekkesi ön duvarı dibinde yapıldığı için Sarı Baba Çeşmesi olarak da anılıyordu. Çeşme önceleri Vakıf Memba suyundan akış alırken, son birkaç yıldan beri Aralık Suyu, Yerli Su ve Ayazma sularının bir araya getirilmesi ile elde edilen sudan akış olmaktadır. )
- TEKKE ile/ve ÂS(İ)TÂNE
- TEKKE ve ÇORBA
( Tekkeyi bekleyen çorbayı (da) içer! )
- TEKKE ile/ve HÂN-KAH[Ar.]/HÂNGÂH[Fars.]
( ... İLE/VE Tekkenin büyüğü. )
- TEKKE ile/ve/||/<> KELÂMÎ TEKKESİ
( KELÂMÎ TEKKESİ
Fatih, Şehremini Odabaşı'nda, İbrahim Çavuş Mah. Yayla Cad. Kelâmi Tekkesi Sokağı'ndadır.
Nakşî, Halvetî, Rıfâî (Kâdirî) tekkesidir. Mukâbele günü Salı'dır.
Kuruluş tarihi ve bânisi(bina eden, kuran) hakkında bilgi bulunamamıştır.
- TEKKE ile/ve MERKEZ TEKKE
( ... İLE/VE Kocamustafapaşa'daki Sümbül Efendi Tekkesi, İstanbul tekkeleri hakkında alınacak kararların da görüşüldüğü ve kararlaştırıldığı merkez tekkeydi. )
- TEKKE[Ar. < KESR]["TEKE" değil!] ile/değil/< TEKYE[Ar. < VEKÂ | çoğ. TEKÂYÂ]
( ... İLE Dayanma. | Güvenme. | Tekke, dergâh, hankâh, zâviye. )
- ÇORBAYI İÇER:
TEKKEDE BEKLEYEN değil TEKKEYİ BEKLEYEN
- TEKKE'DE ile/ve/<> DERGÂH'TA
( Keşf. İLE/VE/<> Muhabbet. )
- TEKKE-İ MÜRGAN ile ...
( Kuşların tekkesi. [Süleyman Peygamber'in kurduğu tekke.] )
- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ
- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM
- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG
( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )
- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ
- TEKLİ ile/||/<> TEKLİ
( Tek boyuta ilişkin bir içerik evreninin özelliği Toplam dönüsü S O olan dizge Kuş avlamak amacıyla çocukların yaptığı bir oyuncak İnönü Eskişehir )
( UNITARY | SINGLET )
( SINGULET )
( SINGULETT )
- TEKLİF ETMEK ile VEDA ETMEK
( BID vs. BID FAREWELL )
( مزايده ile توپ زدن ile قيمت خريد ile پيشنهاد مزايده ile توديع کردن ile وداع گفتن ile بدرود گفتن )
( MOZAYDAH ile TOP ZADAN ile GHYMAT KHARYD ile PEYSHNEHAD MOZAYDAH ile TOODYE KARDAN ile VADA GOFTAN ile BADROD GOFTAN )
- TEKLİF | ÖNERİ ile/||/<> ÖNERİ
( 1 Alıcıya aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme 2 Genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma )
( OFFER | SUGGESTION )
( PROPOSITION )
- TEKLİF ile/ve/<> DAVET
( PROPOSAL vs./and/<> INVITATION )
- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/<> DAVET ile/ve/değil/yerine/<> DUYURU
( [not] PROPOSAL vs./and/but/<> INVITATION vs./and/but/<> ANNOUNCE/MENT
ANNOUNCE/MENT instead of INVITATION instead of PROPOSAL )
- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT
- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] ile/değil/yerine/= ÖNERİ
- TEKME ATMAK ile VURUCU ile TEKME
( KICK vs. KICKER vs. KICKING )
( لگد ile باپازدن ile لگد زدن ile لگدزدن ile جفتک انداختن ile تيپا زدن ile لگدزن ile لگد انداز ile جفتک )
( LEGAD ile باپازدن ile LEGAD ZADAN ile LAGDOZDAN ile JOFTAK ANDAKHTAN ile TYPA ZADAN ile LEGADZAN ile LEGAD ANDAZ ile JOFTAK )
- TEKME-TOKAT
- TEKME ile/||/<> ...
( Taş ve çamur taşımakta kullanılan araç Yeşilköy Gelendost Isparta Ağızlarda tepme olarak geçer tepme tep hayvan ayağıyla vurmak Türkçe tekme biçiminde p sesi kye çevrilmiştir )
- TEKME ile/değil ÇİFTE
( İnsanda. İLE/DEĞİL Hayvanda. )
( Öne/ileri doğru. İLE/DEĞİL Geriye doğru. )
- TEKMÎL[< KEMÂL] ile/değil/yerine/= KEMÂLE ERDİRME | TAMAMLAMA, TAMAMLANMA, BİTİRME | TAM, EKSİKSİZ, BÜTÜN, HEP
- TEKNE ile DİNGİ
( Hindistan'a özgü tekne. )
- TEKNE[Yun.] ile KANO[Fr. < CANOT]
( ... İLE Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne. )
- TEKNE ile LİMBO[İt.]
( ... İLE Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne. | Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi. )
- TEKNE[Yun.] ile MAVNA/MAVUNA[Ar.]
( ... İLE Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne. )
- TEKNE ile PİNAS
( ... İLE Mali'de, Nijer ve Bani ırmaklarının kesişim noktasında bulunan Mopti'de kullanılan bir tekne. )
- TEKNE ile TEKNE ile TEKNE
( Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan ya da taştan yapılan, uzun ve geniş kap. | Sızdırabilir ya da sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir ya da iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. | Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. İLE Bir tür küçük deniz taşıtı. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. İLE Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. | Bölge, havza. )
- TEKNE ile TEKNECİ/LİK ile TEKNE KAZINTISI
- TEKNE ile TİRHANDİL[Yun.]
( ... İLE Yelken ve kürekle yürütülen, genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif bir tekne türü. )
- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI
( JARGON vs./and PREJUDICE )
- TEKNİK (/KONU) ile DERİN (/KONU)
( TECHNICAL (/TOPIC, THEME) vs. DEEP (/TOPIC, THEME) )
- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE]/İLM-İ HİYEL[Ar.] ile/değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM
- TEKNOLOJİ ve/<> FELSEFE ve/<> İDEOLOJİ ve/<> SANAT
( [Nesneleri ve olanakları] [Daha da] Yararlı kılar. VE/<> Açıklar. VE/<> Değiştirir. VE/<> Yeniden yaratır. )
- TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK ile/ve TEKNOLOJİYİ KULLANMAK
( İleriden. İLE/VE Geriden. )
( FOLLOW THE TECHNOLOGY vs./and TO USE THE TECHNOLOGY
Forward. WITH/AND Backward. )
- TEKRAR ETMEK ile/ve "ÜZERİNDEN GEÇMEK"
- Tekrar etmemek için DİNLE!!!
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine DÖNGÜ
( 2 ve üzeri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 1 )
( Ana-baba'dan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Ata'dan. )
( [not] REPETITION vs./and/but VICIOUS CIRCLE
VICIOUS CIRCLE instead of REPETITION )
- TEKRAR ile/ve FAZLA/LIK
- TEKRAR ile/ve/||/<> İDDİA
- TEKRAR ile/ve/<> ISRAR
( REPETITION vs. INSISTENCE )
- TEKRAR ile ORTAK ANLAMI
- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME
( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )
- TEKRAR ile/ve/değil/yerine TERENNÜM
- TEKRARDAN değil TEKRAR
- TEKRARLAYAN/TEKERRÜR EDEN:
TARİH değil TARİHÇİ
- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)
- TEKRÎS/İNİSİYASYON ile/ve İNÂBE/T
( Temele taş koyma. | Tanrı'ya vakfetme, takdîs. | İthaf. İLE/VE Günahlara tövbe edip Hakk yoluna dönme. | Bir mürşide başvurup, tarikata girme. )
- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] ile/değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA
- TEKSİR ETMEK ile/değil/yerine/= ÇOĞALTMAK
- TEKST[Fr. < TEXTE] ile/değil/yerine/=/||/<> METİN
- TEKTANRICILIK = VAHDANİYE = MONOTHEISM[İng.] = MONOTHÉISME[Fr.] = MONOTHEISMUS[Alm.] = MONOS:TEK, THEOS:TANRI[Yun.]
- TEKTORİYA/TECTORIA[İng.] ile/değil/yerine/= ÇADIR
- TEKVİNÎ ÖNERME ile/ve TEKLİFÎ ÖNERME ile/ve İHBARÎ ÖNERME ile/ve TEVİLÎ ÖNERME ile/ve İNŞAÎ ÖNERME
- TEKYE[< VEKÂ] ile ...
( TEKKE | DAYANMA | GÜVENME )
- TEL HALAT ile/||/<> TEL HALAT
( Işıklama sisteminde panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan tel halat Işıldakların panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan telden yapılmış kalın ip Tellerin örülmesiyle yapılmış halat )
( WIRE ROPE )
( CÂBLE | FIL (D'ACIER) | CABLE MÉTALLIQUE )
( DRAHTSEIL )
- TEL ile SIRMA
( ... İLE Altın yaldızlı ya da yaldızsız, ince gümüş tel. | Rütbe gösteren şerit. | Sırmadan yapılmış ya da sırma gibi olan. )
- TEL ile/ve/||/<> TELCİK
( ... İLE/VE/||/<> Çok ince tel. | Köklerin en ince uc bölümleri. | Eril örgende başçığı taşıyan ince bölüm. | Sinir ya da kas gözelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler. )
- TELÂFFUZ ETMEK ile/değil/yerine/= SESLETİMLEMEK
- GÖRÜŞ/ANLAYIŞ/TELÂKKİ[Ar.] ile SAYMAK/ADDETMEK[Ar.]
- TELALAMAK ile TEL ile TELA ile TEL KÜF ile TEL TEL ile TEL ÇİVİ ile TEL ÖRGÜ ile TEL DİKİŞ ile TEL DOLAP ile TEL FIRÇA ile TEL HALAT ile TEL KAFES ile TEL KURDU ile TEL ZIMBA ile TEL DOKUMA ile TEL CAMBAZI ile TEL KADAYIF ile TEL KÜFLÜCE ile TEL ŞEHRİYE
- TELANJİYEKTAZİ/TELANGİECTASIA[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL DAMAR GENİŞLEMESİ
- TELÂŞ (ETMEK) ile/değil/yerine/= İVİŞ/LENMEK
- TELÂŞ/TELÂŞE[Ar.] ile ÜRKÜ/PANİK[Yun.]
- TELÂŞ ile/değil/yerine/>< GAİLE/UĞRAŞ
- TELÂŞ ile/yerine HEYECAN
- TELAŞE[Ar. < TELĀŞĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TELAŞ (TELAŞE MEMURU, TELAŞE MÜDÜRÜ, TELAŞE NAZIRI)
- TELAŞLANMAK ile TELAŞLANDIRMAK ile TELAŞ ile TELAŞE ile TELAŞLI/LIK ile TELAŞSIZ/LIK ile TELAŞE MÜDÜRÜ ile TELAŞE NAZIRI
- TELBİYE[Ar.] ile TERBİYE[Ar. < RÜBÜV]
( Hac sırasında hacıların "lebbeyk Allahümme lebbeyk" demesi. İLE Besleyip büyütme, beslenip büyütülme. | Eğitim. | Görgü. | Alıştırma. | Hafif cezalandırma. | Bazı yemeklere konulan limon, sirke, salça gibi şeyler. | Alıştırma.[hayvan] | Tavsiye, kayırma, koruma. )
- TELEBBÜN[Ar. LEBEN] ile ...
( Memeden, sütün damla damla akması. )
- TELEF[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> HEBÂ[Ar.] (ETMEK)
( Hayvanın yok edilmesi, öldürülmesi. | Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme. )
- TELEF[Ar.] ile/ve/||/<> ZİYAN[Fars.]
( Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Zarar. )
- TELEFİLM ile/||/<> TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM[İng.] ile/||/<> TÉLÉFİLM, FİLM DE TÉLÉVİSİON[Fr.] ile/||/<> FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM[Alm.] ile/||/<> TELEVİZYON FİLMİ
( Sinema TV 1 Televizyonda gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış film televizyon özellikleri taşıyan film 2 Televizyon yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş film Bunun için Electronicam Vidicam vb yöntemler kullanılır )
( TELEVISION FILM, (ABD) TELEFILM )
( TÉLÉFILM, FILM DE TÉLÉVISION )
( FERNSEHFILM, FERNSEHSPIELFILM )
- TELEFON ÂDÂBI
- TELEFON ile/değil/yerine/= ÜNDEK
- TELEFONDAKİ KONUŞMA BİTİMİNDE:
"KAPAT!" ile/değil/yerine/>< KAPATIYORUM/KAPATAYIM/KAPATALIM
- TELEFONLAŞMAK ile TELEFON ile TELEFONCU/LUK ile TELEFONLU ile TELEFONSUZ/LUK ile TELEFON HATTI ile TELEFON KARTI ile TELEFON DİREĞİ ile TELEFON KABİNİ ile TELEFON SAPIĞI ile TELEFON REHBERİ ile TELEFON KULÜBESİ ile TELEFON SANTRALİ ile TELEFON DİPLOMASİSİ
- TELEFONUN KAYBI ile CÜZDANIN KAYBI ile KENDİNİ KAYBETME
( 15 dakikada fark ediliyor. İLE 4 saatte fark ediliyor. İLE Farkında bile olunmuyor. )
- TELEK ile/ve/değil ÖRTÜ
- TELEK ile/ve/||/<> TELEKE
( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE/||/<> Uzun ve sert kanat telekleri. )
- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK
- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK
( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )
- TELEK ile TEREK
( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE Kuşların üzerindeki renkli tüyler. )
(
)
- TELEKİNEZİ[Fr. < TÉLÉKINÉSIE] ile/değil/yerine/=/||/<> UZA DEVİM
- TELEK/RÎŞ ile/ve YELEK
( Kuşların, gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, türlü renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE Kuş kanadının büyük kalemli tüyü. )
( PER: Kanat. | Yelek, kuş kanadının büyük tüyleri. )
- TELEKS[Fr./İng. < TELEX] ile/ve/||/<>/> BELGEGEÇER/TELEFAKS[Fr./İng.] / FAKS
( Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni. İLE/VE/||/<>/> Belgegeçer aracına uzaktan yazdırma düzeni. )
- TELEM ile/||/<> SILLON[Fr.] ile/||/<> OLUKÇUK
( çizi biyoloji )
( SILLON )
- TELEM ile TELEME
- TELEMETRİ/TELEMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN ÖLÇÜM
- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] ile/değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM
- TELEONOMİ[İng. TELEONOMY] ile/||/<> BASTIRMA[İng. REPRESSION] ile/||/<> VERİM[İng. EFFICIENCY]
( Organizmanın başarısına katkıda bulunan bütün yapılar, bütün edimler ve bütün etkinlikleri kapsayan düzenek/düzen. Teleonomi, "amaca uygunluk" gibi keyfi bir tanımdan doğan ve bilim felsefesi tartışmalarında canlıları tanımlamak için kullanılan bir bütünsel kavramdır. Ancak tek başına canlılığın yeter şartı olduğu söylenemez.Teleonomi ve teleonomik yapı kavramları tanımı gereği biyolojide "canlılara" ve diğer başka alanlarda da "cansız yapılara" uygulanabilir. Bu sebepten sıkça yaratılışçılar tarafından "tasarım" iddiasına delil olarak kullanılmaktadır. Çakmak taşından üretilmiş, avın et ve kemiğini ayırmaya yarayan ilkel bir el baltası, çocuklara alfabeyi öğretmekte kullanılan akılda kalıcı bir tekerleme, evcil kedi yavrularının anne sütünü daha fazla ve kolay emmek için emzirme sırasında ön ayaklarıyla yaptığı ritmik pençe bastırma hareketi ya da ışığı en verimli biçimde toplamak için üretilmiş bir fotoğraf lensi teleonomik bir yapıdır/etkinliktir. @@ Hoş olmayan düşünce ve duyguları bastırıp, düşünmeme ve bilinç altına itme eğilimidir. @@ Bir sistemde yapılan işin harcanan enerjiye oranıdır. Yüzde olarak gösterilir ve %100'e yakın olduğunda sistemdeki enerji kayıpları en düşük düzeydedir. Ancak pratik olarak herhangi bir sistemde enerji kayıpları kaçınılmazdır. Dolayısıyla %100 verim mümkün değil.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEPATİ ile/değil/yerine/= UZADUYUM
- TELEPORTATION ile/||/<> DENSE CODİNG ile/||/<> CRYPTOGRAPHY
( Dolanıklık ve klasik bilgi yardımıyla bir kübitin durumunu başka yere aktarmaktır; kübit taşınmaz, durumu taşınır. @@ Bir dolanık çift kullanarak tek bir kübitle iki klasik bit bilgi gönderebilmektir; teleportasyonun bir bakıma tersidir. @@ Dolanıklık ve ölçümün bozucu doğasını kullanarak, dinlemenin saptanabildiği güvenli anahtar paylaşımıdır. Üçü de dolanıklığı kullanan kuantum iletişim protokolleridir: durum taşıma, bilgi sıkıştırma ve güvenli haberleşme. )
( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )
- TELEPROMPTIR, OTOKÖ ile/||/<> TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.)[İng.] ile/||/<> TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.)[Fr.] ile/||/<> NEGER, TELEPROMPTER[Alm.] ile/||/<> AKIL DEFTERİ
( TV Konuşmacılara yardımcı olmak amacıyla kullanılan çok çeşitleri bulunan bir araç Alıcının gerisindeki bir yere konan bu araç genellikle iri harflerle yazılı bir metni istenilen hızda döndüren bir silindirden oluşur Teleprompter bu aracın en yaygınının ayırmacıdır )
( TELEPROMPTER, TELEVISION PROMPTER, PROMPTER, PROMPTING DEVICE, CUE CARD, CUE FLIPPER, CRIB CARD, SCRIPT ROLLER, GOOF SHEET, IDIOT CARD (A.), IDIOT BOARD (A.), (ABD) IDIOT SHEET (A.) )
( TÉLÉPROMPTEUR, NÈGRE (A.) )
( NEGER, TELEPROMPTER )
- TELESİMEK ile TELES
- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)
( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )
(
)
- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU
( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )
- TELEVİZYON (İZLEMEK)
ile/ve/değil/yerine/><
KİTAP (OKUMAK)
(
)
- TELEVİZYON OYUNU ile/||/<> TELEVİZYON OYUNU
( TV Televizyon diline ve uygulayımına uygun biçimde yazılmış genellikle bir ya da bir buçuk saat süren dram türü Televizyonda seyredilen bunun için çoğu zaman filme alınan ve filim tekniğine uygun olarak hazırlanan oyun türü Kimi kez doğrudan bir tiyatro oyunu filme alınmadan da yayınlanır Televizyonda seyredilmek üzere filme çekilen bunun için de sinema uygulayımına göre hazırlanan oyun Filme alınmadan canlı yayın olarak oynanan tiyatro oyunu bile televizyonun özelliklerine göre gerçekleştirilir )
( TELEVISION PLAY (DRAMA), TELEPLAY, DRAMATIC PROGRAMME (ABD: PROGRAM) | TELEVISION PLAY )
( PIÈCE DE TÉLÉVISION, TÉLÉDRAME, TÉLÉTHÉÂTRE, ÉMISSION DRAMATIQUE | PIÉCE DE TÉLÉVISION | PIÈCE DE TÉLÉVISION )
( FERNSEHSPIEL )
- TELEVİZYON RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON YILLIK RUHSAT ÜCRETİ, TELEVİZYON ALICI RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ALICISI YILLIK RUHSAT VERGİSİ, TELEVİZYON ÜCRETİ | VERGİ ile/||/<> VERGİ
( TV Çeşitli ülkelerde almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para Türkiyede almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre Televizyon yıllık ruhsat ücreti adı altında değişen bir para alınır Devlete ilişkin genel giderleri karşılama amacı ile yükümlülerinden çeşitli adlarla alınan para )
( TELEVISION LICENCE FEE | TAX )
( REDEVANCE, TQXE DE TÉLÉVISION | IMPÔT, TAXÉ )
( FERNSEHGEBÜHR )
- TELEVİZYON[Fr./İng. TELEVISION] ile/ve/değil/yerine GÖSTERGE/GENEL AĞ/İNTERNET[İng.]
( BİZİM ÇOCUKLARIN PUTU
KÖŞEDEKİ KARAKUTU
EHL-İ KÜFÜR ÇEKTİ ŞUTU
KALEMİZE GOL EYLEDİ )
( Gün boyunca televizyon izlesen, bir sayfa kitap okumak kadar değeri/etkisi/katkısı olmaz. )
( Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı. @@ Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı. )
- TELEVİZYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAL
( Kişi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kavram. )
- TELEVİZYON ile TELEVİZYONCU/LUK ile TELEVİZYON FİLMİ ile TELEVİZYON OYUNU ile TELEVİZYON DİZİSİ ile TELEVİZYON YAYINI ile TELEVİZYON ALICISI ile TELEVİZYON BANDROLÜ ile TELEVİZYON PROGRAMI ile TELEVİZYON VERİCİ İSTASYONU
- TELEZZÜZ[< LEZZET]:
LEZZET, TAD ALMA, HOŞLANMA, HOŞA GİTME -<
- TELGRAF ile TELGRAFÇI/LIK ile TELGRAF TELİ ile TELGRAF HATTI ile TELGRAF DİREĞİ ile TELGRAF ÇİÇEĞİ ile TELGRAF ÜSLUBU
- TELİF | DERLEMEK ile/||/<> DERLEME ile/||/<> DERLEMEK
( Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi bir derleyici aracılığıyla belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak Bir ölçek oluşturacak sınarları seçmek üzere ölçüm boyutuna ilişkin çeşitli anlatımları seçerek dile getirme ya da toplama )
( COMPILE | COMPILATION )
( COMPILER )
- TELİF HAKKI ile/||/<> YAZIŞ PAYI
( Bir kimsenin bir yapıt üzerinde hakkını sağlayan onu maddeten ve manen koruyan sahiplik yazış payı )
( COPYRIGHT, AUTHOR'S RIGHT | COPYRIGHT )
( DROITS D'AUTEUR )
( URHEBERRECHT )
- TELİF ile/ve/||/<> MÂNÂ
- TELİF ile METİN
- TELİF ile/ve ŞERH
- TELÎF[Ar.] ile/ve/||/<> TASNÎF[Ar.]
( Birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi sanılan, uzak, dağınık verileri toparlar. İLE/VE/||/<> Sınıflamak.[Var olan verileri kullanışlı duruma dönüştürür.] )
- TELİF ile TELİF HAKKI
- TE'LÎF[< ÜLFET] ile TERKİB[< RÜKÛB | çoğ. TERKÎBÂT]
( Uzlaştırma, barıştırma. İLE Birkaç şeyi birleştirip karışık bir şey meydana getirme. | Birkaç şeyden meydana getirilmiş şey. | [dilb.] Birleştirme.[Fr. COMPOSITION] | Takım. | [kimyada] Sentez. )
- TE'LÎF[Ar.] ile TERTÎB[Ar.] ile TANZÎM[Ar.]
- TELİF[Ar. < TEʾLĪF] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLAŞTIRMA | TELİF HAKKI
( telif hakkı uzlaştırma Kitap yazma telif hakkı Yazarın kendisinin kaleme aldığı )
- TELİH | PUTLAŞTIRMAK ile/||/<> PUT
( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek. )
( IDOLIZE | IDOL~LDOL )
( IDOLÂTRER | IDOLE~IDOLE )
( IDOLUM~IDOLUM )
( VERGÖTZEN | GÖTZE~LDOL )
( IDOLATRARE~IDOLO )
( ΕΙΔΩΛΟΠΟΙΏ / ειδωλοποιώ~ΕΊΔΩΛΟ / είδωλο )
- TELİH ile/||/<> IDOLIZE[İng.] ile/||/<> IDOLÂTRER[Fr.] ile/||/<> VERGÖTZEN[Alm.] ile/||/<> PUTLAŞTIRMAK
( Bir nesnede ya da bir kimsede olağanüstülük görerek onu put haline getirmek )
( IDOLIZE | IDOL )
( IDOLÂTRER | IDOLE )
( VERGÖTZEN | GÖTZE )
( IDOLUM )
( IDOLATRARE )
( ΕΙΔΩΛΟΠΟΙΏ / ειδωλοποιώ )
- TELİM-TERTİP
- TEL'ÎN[Ar.] değil/yerine ANLAYIŞ/HOŞGÖRÜ
- TELİN[Ar.] ile/değil/yerine/= KARGIMA, KARGIŞ
( !Kargıma, lânet okuma, lânetleme. )
- TELİN[Ar. < TELʿĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> LANETLEME (TELİN MİTİNGİ)
- TELİN ile TELİN MİTİNGİ
- TELİS[Ar. < TİLLİS] ile/||/<> ...
( bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval Ağızlarda tiliz olarak da geçer tilīs tallīs kleiner Sack )
( TILĪS )
- TELKİN ETMEK ile AŞILAMA
( INCULCATE vs. INCULCATION )
( تلقين کردن ile پا گذاشتن ile تلقين )
( TALGHYNE KARDAN ile PA GOZASHTAN ile TALGHYNE )
- TELLAK[Ar. < TELLÂK] ile/||/<> HAMAMLARDA ERKEKLERİ YIKAYAN ERKEK
( hamamlarda erkekleri yıkayan erkek dallāk Masseur im Bad Arapça dallāk biçimindeki gémination Türkçede olduğu gibi saklanmıştır Hamamda kadınları yıkayan kadına natır adı verilir )
( DALLĀK )
- TELLÂK ile NÂTIR
( Beyler hamamında. İLE Hanımlar hamamında. )
- TELLALİYE[Ar. < DELLĀLİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> TELLALLIK (TELLALİYE RESMİ)
- TELLALİYE ile TELLALİYE RESMİ
- TELLİ BABA ÇEŞMESİ :
( Telli Baba Türbesi bahçesine bir hayırsever hanım tarafından yapıldı (H.1975). Kitabesinde şöyle yazıyor: Besmeleyle açalım suyu/ Şifa dileyelim Allah'tan/ Hayırsever hanıma/ Bu suyu Telli Babanın/ Ruhuna bağış yapılmıştır. 1975". )
- TELLİ BABA :
( Rumelikavağı Telli Tabya mevkiinin üst tarafında yola yakın yerde bulunan bir yatırdır. Yatırın mezarı Hacı Nimet Abla (Özden) tarafından onarılarak türbe haline getirildi. Türbe içindeki mezarda kimin yattığı kesin olarak bilinmiyor. Mezarda, Türk balıkçı gencine aşık olan bir Rum rahibe kızın bulunduğu öteden beri söylencesi yaygındır. Rahibe kız Rumelikavağı'ndaki manastırdan deniz yolu ile kaçarken, kayığının batması üzerine boğularak ölmüş, cesedi bu mevkide kıyıya vurmuş ve bulunduğu yerin az yukarısında gömülmüş. Telli Tabya'dan esinlenilerek üzerine gelin teli konmuş. Telli gelin, Telli Baba olup çıkmış. Bir başka söylem ise Telli Tabya'da bekçilik yapan bir ermişin ölmesi üzerine buraya gömülmüş olması nedeni ile Telli Baba denildiğidir. )
- TELLİ DAVUL = BAS GİTAR
- TELLİ-DUVAKLI
- TELLİ SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Ud-i Kadîm, Tanbur-i Servinân, Kopuz-u Rûmî, Rebab, Şeştar, Mugni, Ceng, Kânun. İLE Zurna, Nefir, Ney, Irak Nâyı, Erganun, Mûsikar, Burgu. İLE Kâse, Bardak, Davul, Def, Darbuka, Kös, Nakkare, Zil. )
( Sultanların Rebab çaldırma isteği, Hitab-ı İlâhi'ye ulaşabilmek üzeredir. )
- TELLİ TABYA BURNU :
( Telli Tabya mevki Yenimahalle ile Rumelikavak arasındaki en uç nokta, yani çıkıntıya Telli Tabyaburnu denilmektedir. )
- TELLİ TABYA ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle Rumelikavak arasında bulunan ve halen değişik biçimde işlevini sürdüren Telli Tabya'nın bahçesi içinde olduğu Ata Tarihinde bildirilen çeşmenin (H.1230, M.1815), bugün mevcut olmadığı bilinmektedir. )
- TELLİ TABYA DALYANI :
( Telli Tabya'nın batı tarafından kurulan bu dalyan çok uzun zamandan beri kurulmuyor. )
- TELLİ TABYA :
( Yenimahalle ile Rumelikavak arasındaki burun başındadır. Tabya'ya "Deli Tabya" da denilmektedir. Bazı eserlerde Mliton denilen Telli Tabya Sultan Abdülmecid döneminde (1839 - 1861) Fransız Mimar Tavsan'a yaptırılmıştır. Tabya yapıldığından beri savunma amaçlı kullanıldı. II. Dünya Savaşı sırasında (1939 - 1946) Telli Tabya, Anadolukavağı arasında, deniz yüzeyinden deniz dibine doğru, denizaltı mania ağları çekildi. Bu ağlar çeliktendi. Birinci hat Teli Tabya'dan Anadolukavağı'na doğru, ikinci hat Anadolukavağı'ndan Telli Tabya'ya doğru denizin ortasına çekildi. Gemilerin geçmesi için iki hat arasında 60 - 70 metre açık kapı bırakıldı. Liman kontrol cihazlarının gelişmesi üzerine ağlar kaldırıldı. Kontrol amaçlı tesisler terk edildi. )
- TELLİ TURNA ile/||/<> TELLİ TURNA
( Anthropoides virgo Bataklıkkuşları Grallae takımının turnagiller Gruidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 85 cm Vücudu gümüş rengindedir Başı ve boynu kara olur ve kulakları üzerinde beyaz püskülleri vardır Güney Avrupa ve Kuzey Avrupada yaşar Bataklık kuşları Grallae takımının turnagiller Gruidae familyasından 85 cm kadar uzunlukta gümüş renginde başı ve boynu kara kulakları üzerinde beyaz püskülleri olan Avrupada yaşayan bir tür )
( DEMOISELLE'CRANE | DEMOISELLE CRANE )
( DEMOISELLE DE NUMIDIE | DEMOISELLE DE NIMIDI )
( JUNGFERNKRANICH )
( ANTHROPOIDES VIRGO )
- TELLİ ile TELLİCE ile TELLİ PULLU ile TELLİ TURNA ile TELLİ OTOBÜS ile TELLİ SAZLAR ile TELLİ DUVAKLI ile TELLİ BALIKÇIL ile TELLİ ÇALGILAR
- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]
( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )
- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ
( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )
- TELSEREN, OSMAN (İST. 1914 - 1987) :
( Madenlidir. Uzun süre Maden ve daha sonra da Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı olarak görev yaptı. )
- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI
- Telsiz KONUŞ!!!
- Telsizle konuşurken arada SUS!!!
- TEM[Fr. < THÈME] ile/değil/yerine/=/||/<> TEMA
- TEM ile/||/<> TE ile/||/<> TM
( Hem elektrik hem manyetik alanın yayılma yönüne tümüyle dik olduğu dalga kipidir; koaksiyel kabloda ve serbest uzayda ışıkta görülür. @@ Elektrik alanın yayılma yönüne dik, manyetik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir; dalga kılavuzlarında görülür. @@ Manyetik alanın yayılma yönüne dik, elektrik alanınsa bir bileşeninin yayılma yönünde olduğu kiptir. Üçü, alanların yayılma yönüne göre yönelimine dayalı dalga yayılım kipleridir. )
( Formül: β² = ω²με - k²c )
- TEMA[İt.]/THEMA[İng.] ile/değil/yerine/= ANA DÜŞÜNCE, İZLEK
( Bir sanat yapıtında, işlenilen, geliştirilen ana düşünce. )
- TEMÂRUZ[Ar. < MARAZ] ile/değil/yerine/= SAYRIMSAMA, KENDİNİ HASTA GİBİ GÖSTERME
- TEMAS | DEĞME ile/||/<> DEĞME ile/||/<> DEĞMEK
( Yumrukoyuncusunun yediği yumruk etkisiyle elleri dışında vücudunun herhangi bir kısmı ile yere değmesi Ay ve güneş tutulmalarında Ayın ya da Yerin gölge konisine yaklaşarak değmesi Bir eğrinin bir eğriye bir eğrinin bir yüzeye ya da bir yüzeyin bir başka yüzeye kesmeksizin bir noktada dokunması sürtünüm Bir ya da birçok elektrik çevrimini bütünlemek için düzenlenmiş özel ulama yeri kimya Bir nesneyle başka bir nesnenin dokunma durumunda olması bağlantı kurmak )
( CONTACT | APPULSE | CONTACT, TANGENCY )
( APPULSE | CONTACT )
( BERÜHRUNG | KONTAKT, BERÜHRUNG, TANGIEREN | KONTAKT )
( CONTACTUS )
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMA ile/||/<> DOKUNMAK
( Nesnelerin sıcaklık soğukluk sertlik yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi biyoloji biyoloji )
( TOUCH | SMELL | TASTE )
( TOUCHER | OLFACTION | GOÛT )
( TASTSINN )
( TACTUS )
( TATTO )
( ΑΦΉ / αφή )
- TEMAS | DOKUNMA ile/||/<> KOKLAMA ile/||/<> TAT
( Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi türlü niteliklerini deri altındaki sinir uçları aracılığıyle duyumlama işi. @@ (biyoloji) @@ (biyoloji) @@ )
( TOUCH | SMELL | TASTE~SMELL~TASTE )
( TOUCHER | OLFACTION | GOÛT~OLFACTION~GOÛT )
( TACTUS~OLFACTUS~SAPOR )
( TASTSINN~RIECHEN~GESCHMACK )
( TATTO~OLFATTO~SAPORE )
( ΑΦΉ / αφή~ΌΣΦΡΗΣΗ / όσφρηση~ΓΕΎΣΗ / γεύση )
- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= DEĞİNMEK
- TEMAS ETMEK ile/değil/yerine/= GÖRÜŞMEK
- TEMAS ETMEK ile TELEFONLA İLETİŞİM
( CONTACT vs. CONTACT BY PHONE )
( مراجعه کردن ile تماس ile محل اتصال ile ارتباط ile تماس گرفتن ile تماس تلفني گرفتن )
( MARAJEEH KARDAN ile TAMAS ile MOHAL ETESAL ile ERTABAT ile TAMAS GARAFTAN ile TAMAS TALFANY GARAFTAN )
- TEMAS[Ar.]/KONTAK[Fr./İng. < CONTACT] ile/değil/yerine/= DEĞME/DOKUNMA, BAĞLANTI
( Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması. | Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. | Bağlantı, ilgi. | Akıl sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. )
- TEMAS[Ar. < TEMĀSS] ile/değil/yerine/=/||/<> DOKUNMA | DOKUNMA | İLİŞKİ
( temas takibi sıcak temas dirsek teması dokunma I Buluşup görüşme ilişki kurma münasebet Değinme sözünü etme bahsetme Gidip gelme ulaşım bağlantı dokunma I ilişki )
- TEMAS ile/||/<> CONTACT[İng.] ile/||/<> CONTACT[Fr.] ile/||/<> KONTAKT[Alm.] ile/||/<> DEĞİNİ | DEĞİNİ KURAMI
( İki ayrı kültürel çevreye ilişkin halkbilim ürün ve olaylarının canlı ya da cansız taşıyıcılar yardımıyla karşı karşıya gelmeleri değini kuramı )
( CONTACT )
( CONTACT )
( KONTAKT )
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME/DEĞİNTİ/DOKUNMA/DOKUNUŞ
- TEMAS[Ar.] ile/değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI
( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )
- TEMAS ile/değil/yerine/= GÖRÜŞME
- TEMAYÜL, MEYİL | EĞİLİM ile/||/<> EĞİLİM
( Yazarın herhangi bir görüş ve düşünceye yatkınlığı Zaman dizileri Zaman dizisi gibi sıralı bir dizinin salınım ve rasgele bileşenlerle uzun dönemde gösterdiği artmaazalma devinimi Bireyin belli bir görüş kanı tutum ve davranışa olan yatkınlığı yetenek ve beceri kazandıran bir ilgi alanına olan yakınlığı Bir nesneye bir varlığa karşı duyulan duyguların belirlediği tutum duyguların etkisiyle belli bir ereğe girişme isteği Ahlak felsefesinde Kant eğilim ahlakının karşısına kendi ödev ahlakını koyar Oysa örneğin Schiller ödev ve eğilimin uyumunu ülkü olarak görür Eğilim gösteren hareket Bir tesadüfi değişkene ait değerlerin belli bir zaman döneminde oluşan bir yöndeki hareketi )
( TREND | TENDENCY | INCLINATION )
( TENDANCE | INCLINATION | INCLINAISON )
( TREND | NEIGUNG )
( INCLINATIO )
- TEMAYÜL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Eğilim, genel yönelme. @@ Eğilimin tek bir noktada yoğunlaşmış durumu. )
( "İlme karşı temayülü vardır." @@ "Belirli bir ilmi mevkie dair şibak nihali teşekkül etmiştir." )
- TEMBEL ile HAYLAZ/HAYTA/HAYMANA
( ... İLE Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )
( HAYTA: Osmanlılar'ın ilk dönemlerinde, eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Serseri, külhanbeyi, kabadayı. )
- TEMBELLİK ile/ve/<> ART NİYET
- TEMBEL/LİK ile/ve/<> AYLAK/LIK
( TENBEL[Fars.]: Tembel, üşengeç, ağır davranan. )
( Tembele iş emredersin, ahmağa söz söylersin, o da sana hemen akıl verir. )
- TEMBELLİK ile/değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR
- [ne yazık ki]
TEMBEL/LİK ile/ve/değil/||/<> ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ BİLMEZ/LİK
- [ne yazık ki]
TEMBELLİK ile/ve/değil/||/<>/< "SONRA YAPARIM" (ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ)
- TEMDAİ[Jap.] =/ile T'İEN T'Aİ[Çince] =/ile ...
( Budist okulundan geliştirilmiş Japon Budist okulu. Budist filozof Nagarjuna'nın felsefesine dayanan bu okulda felsefe içeriği çok yüksektir. )
- TEMDÎT[Ar. TEMDÎD < MEDD] ile/değil/yerine/= UZATMA, SÜRDÜRME | BİR HARFİ UZUN OKUMA | SULANDIRMA
- TEMEK ile/||/<> ...
( Samanlığın duvarında açılan saman boşaltma deliği Afşar Kamanlar Güdül Ankara Yerel ağızlarda demek olarak da geçer Kökenini bilmiyoruz )
- TEMEL | ALT | BAZAL ile/||/<> BAZAL ile/||/<> BAZİK
( bazik Kaideye yakın bölge 1 Organ veya oluşumun taban kısmıyla ilgili tabana ait 2 Tabana yakın yerleşmiş tabanda bulunan 3 Herhangi bir fizyolojik işlev için en alt düzey gerekli düzey 4 Birinci derecede önemli kurallaşmış yapılması gereken bazal kimya Baz özelliklerine sahip kimyasal madde Alkalik )
( BASAL )
( BASE | BASAL )
( GRUND )
( BASIS: KAIDE )
- TEMEL BİLİM = ESAS İLİM = SCIENCE FONDAMENTALE[Fr.] = GRUNDWISSENSCHAFT[Alm.]
- TEMEL BİLİMLER ile KLİNİK BİLİMLER
- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN
- FUNDAMENTAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DALGA BOYU
- TEMEL DEĞERLER ve/||/<>/< TEMEL ÇELİŞKİLER
- GROUND STATE[İng.] / ÉTAT FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDZUSTAND, GRUND MOLARE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DURUM, TABAN DURUMU
- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ
- ELEMENTARY INTERACTIONS[İng.] / INTERACTIONS ÉLÉMENTAIRES[Fr.] / ELEMENTARWECHSELWIRKUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ETKİLEŞMELER
- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS
- TEMEL İLKE/LER ile/ve/değil/yerine ANAHTAR KAVRAM/LAR
( [not] "BASIC PRINCIPLE/S" vs./and/but "SWITCH/KEY CONCEPT/S"
"SWITCH/KEY CONCEPT/S" instead of "BASIC PRINCIPLE/S" )
- UNIT OPERATIONS[İng.] / OPERATIONS D'UNITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEMEL İŞLEMLER
- TEMEL KABULLER/AKSİYOMLAR:
VAR OLUŞ ile/ve/||/<> BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> DEĞİŞMEZLİK/BENZERLİK ile/ve/||/<> BİLİNEBİLİRLİK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK ile/ve/||/<> PAYLAŞILABİLİRLİK/ANLATILABİLİRLİK
- FUNDAMENTAL MODE[İng.] / MODE FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDMODUS, GRUNDSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL KİP
- TEMEL MANTIĞIN:
"AŞILMASI" değil EKLENMESİ
- FUNDAMENTAL OXYGEN PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= TEMEL OKSİJEN İŞLEMİ
- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK
- ASLÎ SAVT, SAVT-İ ASLÎ[Osm.] / FUNDAMENTAL SOUND[İng.] / SON FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL SES
- TEMEL SORUN ile/ve YAYGIN TEMEL SORUN
( BASIC PROBLEM vs./and COMMON BASIC PROBLEM )
- ELEMENTARY CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL YÜK
- TEMEL ile/ve/||/<> ALTYAPI
- TEMEL ile/ve/değil BAĞLAM
- TEMEL ile/= "BAZ"(< BASE[İng.])
- TEMEL ile/ve/<>/değil/yerine BELİRLEYİCİ
- TEMEL ve ÇÖZÜM/LEME
( BASE and ANALYSE )
- TEMEL ile EGEMEN
- TEMEL = ESAS = GROUND, BASIS, FOUNDATION[İng.] = FONDEMENT, PRINCIPE[Fr.] = GRUND, GRUNDLAGE, FUNDAMENT[Alm.] = FUNDAMENTUM[Lat.] = FUNDACIÓN[İsp.]
- TEMEL ile EYLEM TEMELİ
( BASIS vs. BASIS FOR ACTION )
( ملاک ile شالوده ile مناط ile پايه ile بنياد ile اساس ile اصل ile مبني ile مبنا ile ملاک عمل )
( MOLAK ile SHALODEH ile MENAT ile PAYYEH ile بنياد ile ASAS ile ESL ile MOBANY ile MOBNA ile MOLAK AMEL )
- GRUND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL
- TEMEL ile KAYNAK
( BASE vs. SOURCE )
- TEMEL ile KLASİK
( BASE vs. CLASSIC )
- TEMEL ile/||/<> KOŞUT(PARALEL)
- TEMEL ile NİYET
- TEMEL ile ÖNCÜ
( BASE vs. PIONEER )
- TEMEL ile/ve/<>/> SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")
( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )
( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )
( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )
( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )
( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )
( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )
( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )
- TEMEL ile/ve/||/<>/> TAMAMLAYICI
- TEMEL ve TEEMMÜL
- TEMEL ile TEMEL ADRES ile TABAN PARÇASI ile TEMEL KAYIT ile BEYZBOL ile TEMELSİZ ile ASILSIZLIK ile BODRUM ile ALÇAKLIK
( BASE vs. BASE ADDRESS vs. BASE PIECE vs. BASE REGISTER vs. BASEBALL vs. BASELESS vs. BASELESSNESS vs. BASEMENT vs. BASENESS )
( پايگاه ile دني الطبع ile پست فطرت ile فرومايه ile لئيم ile پايه ستون ile نشاني پايه ile توپ مبنا ile ثبات پايه ile بيسبال ile بي اساس ile بي ماخذ ile بي پايه ile بي اساسي ile زير زمين ile زيرزمين ile سرداب ile دوني ile پست فطرتي ile فرومايگي ile دنائت )
( PAYGAH ile دني الطبع ile PAST FETRAT ile فرومايه ile لئيم ile PAYYEH SETON ile NESHANY PAYYEH ile TOP MOBNA ile SOBAT PAYYEH ile BEYSABAL ile BEY ASAS ile BEY MAKHZ ile BEY PAYYEH ile BEY ASASY ile ZYR ZAMYNE ile ZYRAZMYNE ile SARDAB ile DONY ile PAST FETRATY ile FOROMAYGY ile DANAET )
- TEMEL ile TEMEL DİL ile TEMEL SORUMLULUK ile TEMEL OLARAK ile TEMEL BİLGİLER
( BASIC vs. BASIC LANGUAGE vs. BASIC RESPONSIBILITY vs. BASICALLY vs. BASICS )
( پايهاي ile اصلي ile اساسي ile زبان بيسيک ile وظيفهاساسي ile اساساً ile اصلاً ile پايه کار )
( PAYCPEHAY ile ESLY ile ASASY ile ZABAN BEYSYK ile VAZYFANPEHESASY ile اساساً ile ESLAN ile PAYYEH KAR )
(1996'dan beri)