Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 47.120 başlık/FaRk ile birlikte,
47.120 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(22/190)
- BELLETİCİ AHLÂK ile/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK
( MORALS OF MEMORIZE vs. TRANSFORMAL MORALS
TRANSFORMAL MORALS instead of MORALS OF MEMORIZE )
- BELLİ OLMAK ile DIŞ GÖRÜNÜŞ
( APPEAR vs. APPEARANCE )
( بنظرآمدن ile نميان شدن ile تجلي کردن ile ظاهر شدن ile نمودار شدن ile آفتابي شدن ile عيان شدن ile پديد شدن ile مرئي شدن ile پديدار شدن ile بروز کردن ile بروز ile ظاهر ile ظهور ile پيديش ile منظره ile جلوه ile پک و پوز ile تجلي ile ريخت ile نمود ile طلوع ile منظر ile سيما )
( BANZARAMADAN ile NAMYAN SHODAN ile TAJELY KARDAN ile ZANPAR SHODAN ile NEMODAR SHODAN ile AFTABY SHODAN ile EYAN SHODAN ile PADYD SHODAN ile MARAYEY SHODAN ile PADYDAR SHODAN ile BORUZ KARDAN ile BORUZ ile ZANPAR ile ZEHOR ile پيديش ile MONAZAREH ile JALVEH ile PAK VE POZ ile TAJELY ile RYKHT ile NEMUD ile TALAVO ile MONAZAR ile SYMA )
- BELLİ/BELİ" değil/< BELİRLİ
- BELLİ ile/değil "BELLİ"[< BELİRLİ]
( Beli olan, bel vermek, bel vermiş olan. @@ Belirli, belirgin. )
- BELLİ/LİK ile BELLİK ile BELLİSİZ ile BELLİ BAŞLI ile BELLİ BELİRSİZ/LİK
- BELONG :/yerine AİT OLMAK
- BELOW :/yerine AŞAĞIDA
- BELSOĞUKLUĞU ile GLANS[PENİS BAŞI] YANGISI(İLTİHABI)
( GONORE ile BALANİT )
- BELSUYU/ATMIK(MENİ) ile/ve/> DÖL
- BELT :/yerine KEMER
- BELUC ile BELUCİ ile BELUCİSTAN
( BALUCH vs. BALUCHI vs. BALUCHISTAN )
( بلوچ ile زبان بلوچي ile بلوچستان )
( BELOCH ile ZABAN BELOCHY ile BELOCHASTAN )
- BELVİRANLI, AHMET ZİYA (KONYA, 1948) :
( İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. Bir Dönem Milli Selamet partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı yaptı. 1994'te Sarıyer Belediye Meclisi Üyeliğine seçildi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. )
- BEMBEYAZ APAK
( ... İLE Bembeyaz. | Çok ak bir biçimde. )
- BEMOL(b) ile DİEZ(#)
( Kalınlaştırır. İLE İnceltir. )
- BEN > BEDEN'E" ile/değil/yerine/>< BEDEN > BEN'E (UYDURULMALI)
- BEN DE SİZDENİM ve/||/<>/> BENİM GİBİ/DURUMUMDA OLAN BAŞKA BİRİ DAHA VAR MI?
( Çok sıradışı bir ortamda/bölgede/toplumda/durumda, kişinin ilk düşündükleri. )
- BEN İSTEDİM DİYE değil SEN İSTER İSEN
- BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ ile BEN KİMİM Kİ/BİZ KİMİZ Kİ
( Cahilin sözü. İLE Âlimin sözü. )
- Ben ol da bil, O ol da KONUŞ!!!
- BEN OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine NE OLDUM DELİSİ OLMAK ile/yerine BEN/NE OLDUM DELİSİ OLMAMAK(/BU DURUMA DÜŞMEMEK)
- BEN:
"ŞUYUM/BUYUM, BU/ŞU KADARIM!" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< BEN'İM
- BEN, UZAYDA ile/ve/değil/||/<>/>/< UZAY, BENDE
- BEN ve/||/<>/> BEN'İ (NASIL KURTARABİLİRİM?)
- BEN ile/ve BEN-İM
( "Ben" düşüncesi ve duyumsaması, her zaman bizimledir. Ne var ki, ona "gövde, düşünceler, duygular, sahip olunan mal-mülk vb. bin türlü "ekleme ve yükleme"de bulunmuşuz. Kendimizi "özdeşleştirdiğimiz" tüm bu "eklemeler" yanıltıcıdır. Onlardan dolayı kendimizi, olmadığımız şeyler olarak sanmaktayız. )
( Sense "I am" is always with us. Only we have attached all kinds of things to it -body, thoughts, feelings, ideas, possessions etc.- All these self-identifications are misleading. Because of them, we take ourselves to be what we are not. )
( I/ME vs./and I AM )
- BEN ile/ve/<>/> BİZ ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- ben ile/değil EŞEYSEL ÖRGEN
- BEN değil/yerine FAKİR
- BEN ile KEŞKE
( I vs. I WISH )
( اينجانب ile بنده ile من ile کاش )
( AYNAJANAB ile BANDEH ile MAN ile KASH )
- BEN ile/ve NEFS/NEFİS
( Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol! )
- BENÂM[Ar.] ile BENÂN[Ar.]
( Parmak ucu. İLE Parmaklar, parmak ucları. )
( SER-İ ENGÜŞT/SER-ENGÜŞT ile ... )
- BENCE YAPMAKTA YARAR "OLABİLİR" değil "BENCE YAPMAKTA YARAR OLUR"
- BENCE ile/değil/yerine "BANA ÖYLE/ŞÖYLE GELİYOR Kİ ..."
- BENCE ile/ve/değil/yerine BENİM/SENİN İÇİN, BANA/SANA GÖRE
- BENCE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KANAATİMCE
- BENCE/BANA GÖRE/BENİM İÇİN değil/yerine SANIRIM
- BENCH :/yerine BANKA (OTURULAN)
- BENCİ/LİK ile BENCİL/LİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Kişi, iç gerçeklerini gözardı eder etmez bencilliğe sürüklenebilir. )
( Dar görüşlü, çiğ kişiler, varlığı bencilce kullanırken, büyük kişiler sahip olduklarını başkalarının yararına değerlendirirler. )
( Başkalarına yararlı olabilmek için esneklik, bencillikten kurtulmak ve insan doğasını anlamak gerekir. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz. Çünkü, bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Savunmak zorunda olduğunuz bir egonuz olduğu sürece şiddet kullanmak zorundasınız. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )
( Kişi, kendini sürekli yenilemeli ve başkalarını da meziyetiyle etkileyerek bencillikten uzaklaşmalıdır. )
( Selfishness is the source of all evil.
That as long as you have a self to defend, you must be violent. )
( SELF-SATISFIED(/SELF-SATISFACTION) vs. EGOIST(/EGOISM) / SELFISHNESS )
- [ne yazık ki]
BENCİLLİK ile/ve/değil/||/<>/< KEYFİLİK
- BEND :/yerine EĞMEK
- BENDE KUSUR VAR değil BİR HATA YAPMIŞIM
- BENDE YOK, SENDE DE OLMASIN ile/değil/yerine SENDE VAR, BENDE DE OLSUN
- BENDE[Fars.] ile KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD(Ar.)]
( KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD] )
- BENDENİZ ile BEN DENİZ
( Bende[: hizmetçi/köle]'niz. İLE Adım, Deniz'dir. )
- [ne yazık ki]
"BEN" DEYİP DURAN ile KENDİNİ/KENDİNDEKİNİ DAYATAN
- BEND-İ HİSÂR -ile
( Sûz-i dil, pûselik~sultânî yegâh makamlarından oluşmuştur. )
- BENEDICKS EFFECT[İng.] / EFFET BENEDICKS[Fr.] ile/değil/yerine/= BENEDİCKS ETKİSİ
- BENEFIT :/yerine FAYDA
- SPOT DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION DE LA TACHE[Fr.] / FLECKVERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK BOZULMASI
- BENEK[Argu] ile BENEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Tahıl tanesi. İLE Bakır para. )
- BENEK ile AK BENEK
( ... İLE Gözün saydam tabakasında bir yara ya da çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek. )
- BENEK[Ar.] ile BENEK[Tr.]
( Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş. İLE Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke. )
- BENEK ile/değil ÇİL
( [not] FLECK vs./but FRECKLE )
- LEKE[Osm.] / SPOT[İng.] / TACHE[Fr.] / FLECK[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK
- BENEKLENMEK ile BENEKLEŞMEK ile BENEKLENEBİLMEK ile BENEK ile BENEKLİ/LİK ile BENEKLİ KÖPEK BALIĞI
- BENEKLİ KURBAĞA ile YILDIZLI CÜCE KURBAĞA
( İlk kez 2010'da, Batı Ghats dağlarındaki vahşi yaşamı araştırırken bir yaprak çöpünün altında karşılaşılmıştır. İLE Hint Sri Lanka'lı amfibi alt ailesinden gelen yepyeni bir tür olarak 2019'da keşfedilmiştir.[En son ortak atalarının 57 - 76 milyon yıl önce yaşadığı düşünülüyor.] )
( ... ile
)
( ... cum ASTROBATRACHUS KURICHIYANA )
- BENEKLİ SIRTLAN ile/||/<> ÇİZGİLİ SIRTLAN(ANDIK) ile/||/<> KAHVERENGİ SIRTLAN ile/||/<> YELELİ SIRTLAN
( ... @@ Çizgili ve kahverengi sırtlanlar yalnız dolaşır ve avlanır. @@ Topluluk ve geniş bir aile olarak dolaşır ve avlanır. @@ ... )
( Üçü de Afrika'da yaşar. [Anadolu'da soyu tükendiği düşünülen çizgili sırtlan, 25 Nisan 2020'de, Kahramanmaraş'ta da görüntülenmiştir.] )
(
)
( SPOTTED HYENA vs. STRIPED HYENA vs. BROWN HYENA vs. AARDWOLF )
( CROCUTA CROCUTA cum HYAENA HYAENA cum PARAHYAENA BRUNNEA cum PROTELES CRISTATA )
- BENEKLİ YUNUS ile BÜYÜK ŞİŞE BURUNLU YUNUS
( Derinlerde avlanırlar. İLE/VE Sığ sularda avlanırlar. )
( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )
(
ile
)
( ... cum TURSIOPS TURUNCATUS )
- BENEKLİ YUNUS ile ESMER YUNUS
- BENGİ ZAMAN ile/ve ARDIŞIK ZAMAN ile/ve DÖNGÜSEL/ÇEVRİMSEL ZAMAN
( Olguları verir. İLE/VE Tarihsel olguları verir. İLE/VE Kendini tekrarlayan olguları verir. Üretim birimleri sürecini gösterir.[doğa, mevsimler, ekip-biçme.] )
( Kıpı/an/şimdi. İLE/VE Geçmiş-Şimdi-Gelecek. İLE/VE ... )
( Kairos. İLE/VE Kronos. İLE/VE ... )
- BENGİ ile BENGİ
( Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz, ebedî. İLE Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri. )
- BENGİLEŞMEK ile BENGİLEŞTİRMEK ile BENGİ/LİK ile BENGİ SU
- BENHUR ve TITANIC ve YÜZÜKLERİN EFENDİSİ(YÜZÜK KARDEŞLİĞİ)
( Bugüne kadar sadece bu üç film, onbir dalda Oscar ödülü kazanmıştır. )
- BENİ/SENİ/ONU:
"ENTERESE ETMEZ" değil
(FAZLA/YETERİNCE) İLGİLENDİRMİYOR
- BENİ İLGİLENDİRMİYOR ile/ve/değil/yerine BENİ (ÇOK) (FAZLA) İLGİLENDİRMİYOR
- BENİ TUT! ile/ve/değil/<> BANA TUTUN!
- İYİCİL/BENIGN[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL/HABİS[Ar.]/MALIGN/MALIGNANT[İng.]
( İyi huylu ve genellikle zararsız tümörler. İLE/||/<> Kötü huylu ve yayılma potansiyeli olan tümörler. )
- BEN-İM:
BENLİK ile/ve/değil ÖZNE
( Kendini merkeze koymak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Başkalarından/ötekilerden ayrı olan. )
- BENİM BİLE ..." ile/değil BENİM DE ...
- BENİM BİLE ile/değil/yerine BENİM DE ...
- BENİM DE CANIM VAR, BEN DE İNSANIM ile/ve/||/<> BENİM CANIM YOK MU? BEN İNSAN DEĞİL MİYİM?
- BENİM İÇİN ile BENİM AÇIMDAN
- BENİM OL! değil KENDİ(N) OL(SUN)!
- BENİM YEĞLEDİĞİM/TERCİHİM ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLİMİN YEĞLEDİĞİ/TERCİHİ
- BEN-İM ile BENİM
( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
( BENİM!
Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.
Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendine dedi ki:
- Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...
- Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.
- Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:
- Şu ayakta bekleyen yaşlı adam senin kulun mu?
- Evet, benim kulumdur!...
O sırada, yaşlı adam, bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, yaşlı adamı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı yaşlı adamı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:
- Diliyorsan ey yaşlı adam. Mısır'da kal! Malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık özgürsün, kendinin sultanısın.
Yaşlı adam, teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:
- A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!
Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )
( "Mine" implies exclusivity. )
( "Ben-im" bilinci bile, yararlı bir yön gösterici de olsa sürekli değildir.[Nerede aranması gerektiğini gösterir. Neyin aranması gerektiğini değil.] )
( Even the consiousness "I am" is not continuous, though it is a useful pointer.[It shows where to seek, but not what to seek.] )
( I AM vs. MINE/MY )
- ..., BENİM (EN) DEMOKRATİK HAKKIM(DIR)! değil HAKKIM(DIR)!
- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK
- BENİMSEMEK ile "SAHİP ÇIKMAK"
- BENLE(N) değil BENİMLE
- BENLİ ile BENLİK ile BENLİKÇİ/LİK ile BENLİK DAVASI ile BENLİK YİTİMİ ile BENLİK ÇATIŞMASI ile BENLİK İKİLEŞMESİ
- BENLİK:
"HADDİ AŞMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLMEK
- BENLİK ile ZİHİN:
YER/MEKÂN ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK ile/ve/||/<> DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/||/<> TÜZE/HUKUK
( [Gövdede yeri ...]
Yoktur. @@ Vardır. )
( [Aktöre/de / Ahlâk/ta ...]
Konu edilmez. @@ Konusudur. )
( [Tutum ...] Kabul ya da reddetmek. @@ Mantıklı/ölçülü söz söylemek. )
( [Tüze/hukuk ...] Uygulanır. @@ Uygulanmaz. )
( Benlik, zihin değildir. )
- BEN/LİK ile/ve/<>/> KENDİ/LİK
- BENLİK ile/ve/değil/||/<> TANRI "DÜŞÜNCESİ"
- BENLİKTE ÖLMEK ve/||/<>/> HAKİKATTE DİRİLMEK
- BENLİZADE AHMET RAŞİT EFENDİ ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı'nda Hacı Kemalettin Camii bahçesi içinde ve batı kısımdadır (H.1191, M.1777). Çeşmeyi İstanbul ve Anadolu payelerini almış Müderris Ahmet Raşit Efendi yaptırmıştır. Bu şahsın Çamlıca ve Anadoluhisarı'nda yaptırdığı çeşmeler vardır. )
- BENNE[Ar. çoğ. BİNÂN] -ile
( Güzel koku. )
- BEN-SEN-O ile/ve/||/<>/> BİZ-SİZ-ONLAR
( Tekil. İLE/VE/||/<>/> Çoğul. )
- BENSON, M. FİKRİ (ÜSKÜDAR, 1900 - 1977) :
( Sarıyerlidir. PTT Kurumu Posta Telgraf Kurumundan emekli oldu. Sarıyer Gençler Mahfili kurucularından biridir. Gençlik mahfilinde hem yönetici ve hem de sporcu olarak görev yaptı. Futbol, voleybol ve bisiklet dallarında faaliyet gösterdi. Altınordu (İstanbul) futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Kulüpte bir dönem (1946/1947) başkanlık yaptı. )
- BENÛ/H[Fars.] ile BENÛ/N[Ar. < İBN]
( Yığın, küme. İLE Oğullar. )
- BENZENE DISULFONIC ACID[İng.] / ACIDE M-BENZÈNE DISULFONIQUE[Fr.] / M-BENZOLDISULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN DİSÜLFONİK ASİT
- BENZENE MONOSULPHONIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE MONOSULFONIQUE[Fr.] / BENZOL MONOSÜLFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT
- BENZENE SULPHINIC ACID[İng.] / ACIDE BENZÈNE- SULFONIQUE[Fr.] / BENZEN SÜLFON SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZEN SÜLFİNİK ASİT
- BENZEN ile BENZEN DİSÜLFONİK ASİT ile BENZEN HEKZAKLORÜR ile BENZEN MONOSÜLFONİK ASİT ile BENZEN SÜLFİNİK ASİT ile BENZİDİN ile BENZİN
( Formülü, C6H6, k.n. 78 °C; e.n. 5 °C, mol kütlesi 78,11 g olan, doymamış bir bileşik olduğu halde bu tür bileşiklere özgü katılma tepkimelerini vermeyen; renksiz, suda çözünmeyip alkol, eter ve asetonda çözünen, organik sentezlerde, boya üretiminde çözücü olarak kullanılan ve yanıcı bir organik madde. İLE Formülü, C6H4(SO3, H)2, mol kütlesi 238,2 g olan ve organik sentezlerde kullanılan aromatik bir madde. İLE Formülü, C6H6Cl6, mol kütlesi 290,78 g, e.n. 229 °C olan, suda çözünen, beyaz ve katı bir madde. İLE Formülü, C6H5(SO3H), mol kütlesi 158,2 g olan, renksiz, suda çözünmeyen ve aminler için belirteç olarak kullanılan aromatik bir madde. İLE Formülü, C6H5SO3-OH, mol kütlesi 142,1 g, e.n. 83 °C, bozunma noktası 100 °C, benzensülfonil ile izomer olan ve renksiz prizma biçiminde katı bir madde. İLE Formülü NH2C6H4-C6H4-NH2, mol kütlesi 184,23 g, e.n. 127 °C olan, sülfatlar, kan ve yüksek değerlikli metallerin düşük miktarları için ayıraç olarak kullanılan, alkol ve asitte çözünüp, suda az çözünen ve kaynayan suda çözünen organik bir madde. İLE Ham petrolün damıtılmasıyla 40-200 °C'de elde edilen, hidrokarbonlardan oluşan ve ham petrolün yaklaşık %30'unu oluşturan, renksiz bir sıvı olup, suda çözünmeyen, organik çözücülerle karışan, yağlar, alkaloit ve lastik için çözücü, tekstil temizleyicisi ve başlıca oto yakıtı olmak üzere çeşitli sanayi ürünlerinde girdi ya da çözücü olarak kullanılan ve karbon sayısı 7-12 olan bir kısım. )
- BENZEN ile/||/<> HALKA
( Benzen halka yapısı İLE Kekulé yapısı )
( August Kekulé tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1829-1896) (Ülke: Almanya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Benzen halka yapısı) )
- BENZER NESNELER ve/||/<> BENZER NESNELER
- BENZER/LİK ile/değil AYRIM/LAR
( Belirleyici olan/olması gereken benzerlik değil ayrımlardır! )
- BENZER/LİK ile "YAKIN/LIK"
- BENZERSİZLEŞTİRME ile/ve/değil/yerine "FARKLILIK"/"ÖZGÜNLÜK" ATFETMEK
- BENZEŞİM ile BENZEŞİM ORANI
- BENZEŞ/LİK ile ÖZDEŞ/LİK
( ASSIMILATION vs. IDENTITY )
- BENZETME ile/ve/değil/||/<>/< "DOLAYLI (/KİŞİSEL/KEYFİ/ORANTISIZ) İLİŞKİ"
- BENZETME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM
( "Ağyârını câmî, efrâdını mânî." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ağyârını mânî, efrâdını câmî. )
- BENZYL ALCOHOL[İng.] / ALCOOL BENZYLIQUE[Fr.] / BENZYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİL ALKOL
- BENZILIC ACID[İng.] / ACIDE BENZILIQUE[Fr.] / BENZILSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZİLİK ASİT
- BENZİN[Fr. < Ar.] ile MAZOT[Rusça]
( Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı, yaklaşık olarak 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu olan bir sıvı. | Benzen. İLE Akaryakıt olarak kullanılan ham petrolün, damıtma ürünlerinden biri. )
- ROUGE POUR COTON[Fr.] ile/değil/yerine/= BENZOPURPURN 4B (OZAMİN 4B)
- BERÂAT ile BERÂET[Ar.] değil
BERÂT[Ar. çoğ. BEREVÂT] (KANDİLİ/GECESİ)[Ar.]
( Olgunluk, iyilik, güzellik, meziyet, erdem/fazîlet. İLE Bir dâvâ sonucunda, temiz ve ilişkisiz çıkma, aklık, arılık, aklanma. DEĞİL [eskiden] Rütbe, nişan ve ayrıcalık/imtiyaz verildiğini bildiren ferman. | Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. )
( BERÂT GECESİ: Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. )
- BERABERLİK ile HAŞR OLMAK
- BERÂH[Ar.]:
Açık, işlenmemiş ve ağaçsız bölge. -ve
- BERÂRÎ[< Ar. BERRİYYE] ile ÇÖLLER, SAHRALAR
( Çöller, sahralar. )
- BERÂT -ile
( BELGE )
- BERAT ile BERAT GECESİ ile BERAT KANDİLİ
- BERAT ile/||/<> BERAYA
( Rütbe, görev, nişan ya da imtiyaz verildiğini bildiren ferman. İLE/||/<> Vergi ve haraç vermeyen müslüman ahaliye verilen ad. )
- BERÂT-I CİBÂYET ile BERÂT GECESİ ile BERÂT-I HÜMÂYÛN ile BERÂT-I TERHÂNÎ
( Vergi, resim ve icâre gibi, hazineye ya da vakfa ait paraları toplama yetkisini veren belge/vesîka. İLE Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. İLE Sultanlara özel ferman. İLE Gördüğü büyük bir hizmet karşılğı olarak vergiden muaf tutulması hakkında sultan tarafından verilen ferman. )
- BERÂY-İ MA'LÛMAT -ile
( BİLGİ VERMEK İÇİN )
- BER-BÂD[Ar.] ile BER-BATT[Ar., Fars. YELDE]
( Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. İLE Kaz göğüslü. | Lavuta/lavta adlı bir çalgı.[LYRE(Fr.)] )
- BERBÂR/E[Fars.] ile CİHÂN-NÜMÂ[Fars.]
( Çardak, sundurma. | Tahtaboş. | Kameriye. | Evin damında bulunan oda. İLE Çatının üstünde her yanı gören taraça. | Dünyayı gösteren harita. | Kâtip Çelebi'nin kaleme aldığı Asya coğrafyası.[1654] [basım 1732, İbrahim Müteferrika] )
- BERDE[Ar.] ile BERDE/BENDE[Ar.]
( Mide dolgunluğu. İLE Tutsak, esir, köle, karavaş. )
- BERE ile ŞAPKA
- BER-EFŞÂN[Fars.] -ile
( Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )
- BEREKET ALMAK ve EL TUTMAK
- BEREKET ile/ve HAYIR
- BEREKET ile/ve NİSAN BEREKETİ
- BEREKET ile/ve ŞÜKÜR
( BEREKÂT[< BEREKET]: Bolluklar, hayırlar. | Meymenetleri saâdetler, mutluluklar, hayırlar. )
( Geleneğin, içsel etkiyle verilmesi ve içselleştirilmesi.İLE/VE ... )
- BEREKETLİ HİLAL ile/||/<> ANADOLU PLATOSU
( Bereketli Hilal tarımın doğuş yeri İLE Anadolu platosu yayılma bölgesidir. Bereketli Hilal vahşi tahıl İLE Anadolu evcilleştirilmiş tahıl içerir. Göbeklitepe Bereketli Hilal'da İLE Neolitik Devrimin merkezi olabilir. )
( V. Gordon Childe tarafından 1936 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1957) (Ülke: Avustralya/İngiltere) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Neolitik Devrim kavramını ortaya attı, kentsel devrim teorisi, kültürel evrim yaklaşımı) )
- BEREM[Fars.] -ile
( Üzüm çubuklarının altına konulan çatal ağaç, herek. | Asma ve kabak çardağı. )
- BERGE ile BERGÜ/BERİM
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Değnek. İLE Borç. )
- BERHAVA[Fars. + Ar.] değil/yerine/= YARARSIZ, BOŞ
( Havaya atılmış, uçurulmuş. | Yararsız, boş. )
- BER-HURDÂR[Fars. < BERHÛR] ile MUTLU
( Hisse, nasip, pay.)] )
- BERİ ile BERİL
- BERİ ile BERRİ
( Konuşanın, önündeki iki uzaklıktan, kendine daha yakın olanı. | Bu uzaklıkta bulunan. | Çıkma durumundaki sözcüklerden sonra getirilerek bir işin başlangıcını gösterir. İLE Kara ile toprakla ilgili, karasal. )
- BERÎA[Ar.] -ile
( Güzelliği ve olgunluğuyla akranlarından üstün olan hanım. )
- BERİD:
POSTA TEŞKİLÂTI ve/||/<> İSTİHBARAT TEŞKİLÂTI
- BERÎK[Ar.] ile BERÎK/E, BÜRÛK[Ar.]
( Işık, parıltı. İLE Un helvası. )
- BERİL ile BERİLYUM[Be]
( Doğada, altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat. iLE Atom sayısı 4, yoğunluğu 1.73 olan, zümrüt gibi kimi taşların bileşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı öğe/element. )
- BÉRYL[Fr.] / BERILL[Alm.] ile/değil/yerine/= BERİL
- BERİT/MENZİL ile/ve MERHALE
( 4 Fersah. İLE/VE 2 Berit.[8 Fersah] )
- BERİVAN, SOKAK PARKI (G.7) :
( Fatih Sultan Mehmet Mahallesindedir. 898,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 558,06 m²'lik yeşil alanı ve 144,39 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- BERKEL, PROF. DR. ADNAN (ERGANİ MADEN, 1908 - 1988) :
( Üniversite öğretim üyesi, İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. O zamanki Yüksek Orman Mektebi olan Orman Mektebi Âlisi'ne girdi ve 1927 yılında pekiyi derece ile mezun oldu. Mezuniyetinden sonra kısa bir süre fen memurluğu ve orman Mektebi Âlisinde öğretim elemanı olarak bulundu. İki yıl sonra devlet tarafından Ormancılık öğretimi görmek ve uzmanlaşmak üzere Almanya'ya gönderildi. Almanya'da Münih Üniversitesi Devlet İlimler Fakültesi Ormancılık Bölümünde Ormancılık Lisansı Öğrenimini bitirerek diplomasını aldıktan sonra, aynı Üniversitede Prof. Dr. V. Schüpfer'in yanında çalışarak "Untersuchungen über Fragen der Ertragsregelung in der Waldungen der Türkei" adlı. Doktora Tezini tamamlayarak Doktor unvanı aldı. Yurda döndükten sonra 01.12.1935 tarihinde Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsüne Başasistan olarak atandı, Prof. Dr. Osler'in yanında çalışarak kendisine ders ve uygulamalarda yardımcı oldu. 1936 - 1937 yıllarında askerlik görevini yaptı. Bunu takiben 28.10.1927 tarihinde Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesi Orman Mahsullerini Kıymetlendirme Enstitüsü'ne Başasistan olarak atandı, burada Almanya'nın Hannoverich - Münden Yüksek Okulu Profesörlerinden olan ve üç yıllık bir antlaşma ile Enstitü Müdürlüğüne getirilmiş bulunan Prof. Dr. Mayer - Wegelin ile birlikte çalıştı. Berkel Meyer - Wegelin başta olmak üzere öbür Alman profesörlerinden bazılarının da dersler ini Türkçe'ye çevirdi. "Doğu Kayınının Teknolojik Vasıfları ve ulanış Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı doçentlik tezi ile 29.06.1940 tarihinde Doçentlik yetkisini aldı. Prof. Dr. Mayer - Wegelin, sözleşmesinin sona ermezi üzer ine 23.05.1940 tarihinde memleketine dönmüş, bu tarihten sonra bütün etkinlikleri kendisi yürüttü. Ziraat Enstitüsü Senato Kararı ile 20.12.1945 tarihinde Profesörlüğe yükseltildi. Orman Fakültesinin 1948 yılında İstanbul Üniversitesine bağlanmasından sonra Üniversite Senatosunun 13.06.1949 tarihinde aldığı karar ile " Orman Mahsullerini Değerlendirme" yönetimine memur edildi. Daha sonra da bu Enstitünün adı "Orman Mahsullerini Değerlendirme Kürsüsü" adını almış, emekli olduğu 1978 yılına kadar bu kürsünün başkanlığını yaptı. Akademik çalışma hayatı içinde 1958 - 1959 yıllarında Dekanlık dana sonra Senatörlük ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu ve 13.07.1978 de emekli oldu. Kitapla: Ağaç Malzeme Teknolojisi cilt 1 ve 2, Kavak Kitabı, Ormanda Kesim ve Taşıma, Ormancılık İş Bilgisi, Lübnan Sedirinin Vasıfları. Ayrıca pek çok bilimsel makalesi yayınlandı. )
- BERKİMEK ile/ve/||/<> SAĞLAMLAŞMAK, PEKİŞMEK, GÜÇ KAZANMAK
- BERKOVİCH SPACE ile/||/<> FORMAL SCHEME
( Berkovich space non-archimedean analitik geometriyken İLE formal scheme formsal tamamlanma geometrisidir )
( Formül: Berkovich spectrum )
- BERMEK, AYHAN (SAMSUN, 1944) :
( Rumelihisar'lıdır. İ.Ü. İktisat Fakültesini bitirdi. Rumelihisar Kulübünde futbol oynadı ve bu kulüpte Başkan olarak görev yaptı. Ayrıca 1963 - 1968 yılları arasında Vefa ve Beyoğluspor'da oynadı. Erdenay Oflas'ın Türkiye Futbol Başkanlığı döneminde Federasyon üyesi, Halim Çorbalı Federasyonunda Asbaşkan olarak görev yaptı. 1989 - 1996 tarihleri arasındaki 1. ve 2. Şenes Erzik Federasyonunda yönetim kurulu üyesi ve Milli Takımlar Sorumlusu olarak görev yaptı. )
- BER-MÛCEB-İ ÂTÎ ile/||/<> BER-MUTÂD ile/||/<> BU DAHİ ile/||/<> BEYNİNDE ile/||/<> MÜTESÂVİYEN
( Aşağıda geleceği gibi, aşağıda ifade olunacağı üzere. İLE/||/<> Alışılageldiği üzere, devamlı yapılagelen yönteme göre. İLE/||/<> Bu da bir öncesi gibi, yukarıda geçenin aynısı. İLE/||/<> Arasında, aralarında. İLE/||/<> Eşit olarak. )
- BERMUTAT[Fars. BER + Ar. MUTÂD] değil/yerine/= ALIŞILAGELEN BİÇİMDE, HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ
- BERNOULLI EFFECT[İng.] / EFFET BERNOULLI[Fr.] / BEERNOULLI-EFFEKT, BERNOULLI-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ ETKİSİ
- BERNOULLİ-EULER KANÛNU[Osm.] / BERNOULLI-EULER LAW[İng.] / LOI DE BERNOULLI-EULER[Fr.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ-EULER YASASI/KANUNU
- BERNOULLI-EULER GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ EULER YASSASI
- BERNOULLİ İLE VENTURİ İLE PİTOT ile/||/<> AKIŞ DİNAMİĞİ
( Akışkan hareket yasaları. )
( Formül: P + ½ρv² + ρgh = sabit )
( Daniel Bernoulli tarafından 1738 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- BERR-İ ATÎK ile/ve BERR-İ CEDÎD
( Eski karalar/topraklar. [Asya, Avrupa, Afrika] İLE/VE Yeni karalar/topraklar. [Amerika, Avustralya] )
- BERRÎ[Ar.] değil/yerine/= KARASAL
- BERRIASIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= BERRİASYAN EPOKU
( Günümüzden 145.000.000 ile 139.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BERRY FAZI ile/||/<> DİNAMİK FAZ
( Berry fazı adiabatik evrimdeki geometrik fazyken İLE dinamik faz zamana bağlı enerji fazıdır )
( Formül: γ = i∮⟨n|∇_R|n⟩⋅dR )
- BERRY PARADOKSU ile/||/<> TANIMLAMA PARADOKSU
( Berry paradoksu "on iki sözcükten az ile tanımlanamayan en küçük sayı" İLE tanımlama paradoksu dil ve meta-dil karışımıdır. Berry paradoksu kendini tanımlarken çelişki yaratır İLE doğal dilin mantıksal sınırlarını gösterir. )
( G. G. Berry tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- BERRY PSEUDOROTATION ile/||/<> TURNSTİLE ROTASYON
( Berry TBP eksenel-ekvatoryal, turnstile tetrahedral. )
( Formül: 120° İLE 60° dönüş )
- BERTARAF ETMEK değil/yerine/= ORTADAN KALDIRMAK
- BERTHELOT'S EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE BERTHELOT[Fr.] / BERTHELOTSCHE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTHELOT HAL DENKLEMİ
- BERTILLONAGE/ANTROPOMETRİ -ile
( Suç işleyenlerin kimliğini bulmaya yarayan yollardan biri. )
- BERTRAND LENS[İng.] / LENTILLE DE BERTRAND[Fr.] / BERTRAND-LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERTRAND MERCEĞİ
- BERTÜ ile HIRKA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BERVÂZE[Fars.] ile BESÎM[Fars.]
( Gezinti için tertiplenen yemek. İLE Hazırlık, yol/sefer hazırlığı. | Yol azığı. )
- BEŞ AŞAĞI, BEŞ YUKARI değil ÜÇ AŞAĞI, BEŞ YUKARI
- BEŞ TÜMEL/KÜLLÎ/SES/LÂFIZ/YANIT(KÜLLÎYAT-I HAMS)
( * CİNS
* NEVİ'(TÜR)
* FASIL(AYRIM)
* HASSA(ÖZELLİK)
* ARAZ(İLİNEK) )
( "O nedir?" sorusuna keyfiyet cihetinden(açısından) yanıt verirsek CİNS; kevmiyet cihetinden(açısından) yanıt verirsek NEV'dir. )
( İki farklı NEV'i keyfiyet cihetinden(açısından) ayıran şey FASIL'dır. )
( Bir hakikate taalluk ediyorsa HASSA; birden çok hakikate taalluk ediyorsa ARAZ'dır. )
( ARAZ: İNFİKAK ile HAKİKAT açısından. )
- BEŞ VAKİT:
SABAH ve/ ÖĞLE ve/ İKİNDİ ve/ AKŞAM ve/ YATSI
- 5 ya da 4 YILDIZLI OTEL ile/ve/değil/yerine BUTİK OTEL
- BEŞ ile BEŞ ON ile BEŞ ÜÇ ile BEŞ BİR ile BEŞ İKİ ile BEŞ DUYU ile BEŞ DÖRT ile BEŞ PARA/LIK ile BEŞ BETER ile BEŞ VAKİT ile BEŞ YÜZLÜ ile BEŞ BİNLİK ile BEŞ YÜZLÜK ile BEŞ PARASIZ/LIK ile BEŞ MİLYONLUK
- BE'SÂ'[Ar.] ile DARRÂ'[Ar.]
- BEŞBETER değil BESBETER
- BEŞEN[Fars.] -ile
( Nesne, gövde/beden. )
( Uzun boy. )
( Taraf, kenar, uc. )
- BEŞER DOĞMAK ile/ve/> KİŞİ/İNSAN OLMAK
( BEŞER İKEN BÎ-ŞER OLMAKTIR İNSAN OLMAK )
( BIRTH AS HUMAN vs./and/> BEING HUMAN )
- BEŞER ile/değil/yerine/||/<>/> İNSAN (OLABİLMEK)
( Kendini tanımayan, görünüş bazında, "insan" etiketine sahip olan, sınırlı ve âtıl durumda yaşayan.
İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Kendini gerçekleştirmiş, Bilim, Sanat, Felsefe, Zam/an, Doğa, Ayırdındalık/Farkındalık, Yeğleme/Tercih kavramlarının bağlantılarını oluşturabilmiş, oturtabilmiş ve uygulama durumunda olan bir var olan. )
( Hayvanlıktan ayağa kalkmış olan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bilinçte ayağa kalkmış olan. )
( Dayanmayan/dayanamayan, sabretmeyen/sabredemeyen. Sabra dayanamayan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Dayana(bile)n, sabrede(bile)n. )
( Konuşabilen. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Konuşmayabilen, konuşabildiği gibi konuşmamayı ve/ya da [gereğince] susabilmeyi de becerebilen. )
( Başkasının sözünü bile aktaramayan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kendi sözünü söyleyebilen/söyleyen. )
( Kişi, kişinin kurdu ise. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kişi, kişinin dostu ise. )
( [birbirimize] Yaklaşmak/yaklaşan. İLE/ÖNCELİKLE/||/<>/>< Yaklaşmamak/yaklaşmayan. )
( Görünür. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Görünmez. )
( Görünürlük. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Görebilirlik. )
( Herhangi/belirli biri. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Sanatsal biri. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Doya doya, insanlığını yaşayan. )
( Gaflet uykusundan uyanan kişi, beşerdir. Beşer, nefsine mahkûm olan kişidir. Beşer, Allah'ı anlamadan, insan olamaz. İnsan/kişi de bu konuyu hallederse Âdem olur. )
( Dostu bul, ona kavuş. Fakat bunu sindiremeyecek olanlara gösterme! )
( Yapmamız gereken, farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Anadan doğma insan yoktur. )
( Beşer iken bî-şer olmaktır, insan olmak. )
( Melekler, insan olamadığından dolayı üzgün; şeytan ise insan olmadığından dolayı memnunmuş. )
( What we need is to be aware of being aware. )
( Kendini kabul etmeyen, itirazı çok ve çeşitli olan. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kendini kabul eden, kendiyle barışan, itirazları olmayan ya da azalmış olan. )
(
İnsanın Evrimsel Süreci
| Dönem | Tür | Özellikler | Zaman |
|---|---|---|---|
| İlk İnsan Benzeri Atalar | Sahelanthropus tchadensis | İnsan ve şempanze ayrımı; çift ayaklılık belirtileri | 7 - 6 milyon yıl önce |
| Erken Homininler | Orrorin tugenensis | Çift ayaklılık adaptasyonu | 6 - 4 milyon yıl önce |
| Erken Homininler | Ardipithecus ramidus | Ağaçta yaşama ve yerde hareket etme yeteneği | 4,4 milyon yıl önce |
| Australopithecus Dönemi | Australopithecus afarensis | Çift ayaklı yürüyüş, küçük beyin; "Lucy" fosili | 4 - 3 milyon yıl önce |
| Australopithecus Dönemi | Australopithecus africanus | Daha gelişmiş çene yapısı | 3 - 2 milyon yıl önce |
| Erken Homo Türleri | Homo habilis | İlk taş araç kullanımı | 2,5 - 1,8 milyon yıl önce |
| Erken Homo Türleri | Homo rudolfensis | Daha büyük beyin oylumu | 2 - 1,8 milyon yıl önce |
| Orta Homo Türleri | Homo erectus | Afrika'dan göç, ateşin denetimi | 1,8 milyon - 500.000 yıl önce |
| Neandertaller | Homo neanderthalensis | Avrupa ve Asya'da yaşamış, modern insanlarla genetik aktarım | 400.000 - 30.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens | Anatomik modern insan, Afrika kökenli | 300.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens sapiens | Davranışsal modern insan, ekinsel devrim | 40.000 yıl önce - günümüz |
(
İnsan(Homo) Türlerinin Evrimi
| Dönem | Tür | Özellikler | Zaman |
|---|---|---|---|
| Erken Homo | Homo habilis | İlk taş araç kullanımı, çift ayaklılık | 2,5 - 1,8 milyon yıl önce |
| Erken Homo | Homo rudolfensis | Daha büyük beyin oylumu, uzun yüz yapısı | 2 - 1,8 milyon yıl önce |
| Orta Homo | Homo erectus | Ateşin denetimi, karmaşık araç yapımı | 1,8 milyon - 110.000 yıl önce |
| Orta Homo | Homo heidelbergensis | Barınak yapımı, avlanma stratejileri | 700.000 - 200.000 yıl önce |
| Geç Homo | Homo naledi | Bilinçli gömme davranışı | 335.000 - 236.000 yıl önce |
| Geç Homo | Homo neanderthalensis | Avrupa'da yaşamış, modern insanlarla genetik aktarım | 400.000 - 30.000 yıl önce |
| Geç Homo | Denisova İnsanları | Genetik çözümlemeyle tanımlandı, sınırlı fosil bulguları | 200.000 - 30.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens | Anatomik modern insan, Afrika kökenli | 300.000 yıl önce |
| Modern İnsan | Homo sapiens sapiens | Davranışsal modern insan, ekinsel devrim | 40.000 yıl önce - günümüz |
( HUMANUS cum/||/<>/> HOMO )
- BEŞER ile/değil/yerine/>< ÂDEM
( [Kendi sorumluluğunu] Al(a)mayan/alamamış. İLE Alan/almış. )
- BEŞER ile BEŞER
( İnsan olma yolunda yürüyen. İLE Sayıları, beşer beşer saymak. )
- BEŞER ile BEŞERİ ile BEŞERLİ ile BEŞERİ COĞRAFYA
- BEŞER ile/değil/yerine BÎ-ŞER
- BEŞER ile/ve/>/değil/yerine KİŞİ
( Herhangi/belirli biri. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Sanatsal biri. )
( Başkasının sözünü bile aktaramayan. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Kendi sözünü söyleyebilen/söyleyen. )
( Hayvanlıktan ayağa kalkmış olan. İLE/VE/>/DEĞİL/YERİNE Bilinçte ayağa kalkmış olan. )
- BEŞER[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- BESİ ile BESİN ile BESİCİ/LİK ile BESİLİ ile BESİNLİ ile BESİ ÖRÜ ile BESİNSİZ/LİK ile BESİ DOKU ile BESİ SUYU ile BESİ YERİ ile BESİ DOKULU ile BESİ DOKUSU ile BESİ MERASI ile BESİ DOKUSUZ ile BESİ HAYVANI
- BEŞÎ'[Ar.] ile BEŞÎR[Ar.]
( Acı, ekşi, tadı kötü olan. İLE Müjde getiren, müjdeci. | Güleryüzlü, güleç. )
- ... değil BEŞİBİRLİK
- BEŞİK/LİK ile BEŞİKÇİ/LİK ile BEŞİK ÖLÜMÜ ile BEŞİK KERTME ile BEŞİK KERTİĞİ ile BEŞİK SALINCAK
- BESİN KÜTLELERİ[İng. FOOD BODIES] ile/||/<> BESİN ZİNCİRİ[İng. FOOD CHAIN] ile/||/<> BESİYERİ[İng. CULTURE MEDIUM]
( Karbonhidrat, lipit ve proteinden oluşan ve mutualist avcılara besin olarak sunulan yoğun, çok gözeli yapılar. @@ Canlı organizmaların beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkilerin gösterildiği bir tablodur. @@ Mikroorganizmaları laboratuvar ortamında büyütmek için kullanılan besin solüsyonu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BESİN ZİNCİRİ ile BESİN AĞI
( Bir eko düzendeki canlılar arasında enerji akışını gösteren yalın bir örnek. İLE Daha karmaşık bir beslenme ilişkileri ağı. )
- BESİN ZİNCİRİ ile/||/<> BESİN AĞI
( Zincir tek yol, ağ çoklu beslenme ilişkisidir )
( Formül: Doğrusal İLE karmaşık )
- BESİN ile BESLENMEYLE İLGİLİ ile BESLENME
( ALIMENT vs. ALIMENTAL vs. ALIMENTARY )
( قوت ليموت ile غذا دهنده ile رزقي )
( قوت ليموت ile GHZA DAHANDEH ile رزقي )
- FOOD[İng.] / NAHRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BESİN
- BESİNLER:
KIRMIZI ve/||/<> SARI ve/||/<> YEŞİL ve/||/<> MOR
( Sağlıklı bir kalp için. VE/||/<> Eklemler için. VE/||/<> Saflaşmak ve arınmak için. VE/||/<> Daha uzun yaşam için. )
( For healthy heart. AND/||/<> For joints. AND/||/<> To purify and detox. AND/||/<> For a longer life. )
( FOODS: RED and/||/<> YELLOW and/||/<> GREEN and/||/<> PURPLE )
- BEŞİZ ile BEŞİZLİ
- BREEDING RATIO[İng.] / RAPPORT DE SURGÉNÉRATION[Fr.] / BRUTVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= BESLEME ORANI
- BESLEMEK ile/ve/<> BESLENMEK
( ... ile/ve/<> TAGADDÎ/TAGAZZÎ[< GIDÂ/GIZÂ][çoğ. TAGADDİYYÂT/TAGAZZİYYÂT]/TAGDİYE[< GIDA] )
( FEED vs./and/<> NUTRITION/NOURISHMENT/ALIMENT )
- BESLEME/LİK ile BESLEME KIZ ile BESLEME BASIN ile BESLEME BASINCI ile BESLEME NOKTASI ile BESLEME GERİLİMİ
- BESLENME BİLİMİ ile TIBBİ DİYETETİK
( Besinlerin gövdede nasıl kullanıldığını ve insan sağlığını nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için beslenme planları geliştirmeye odaklanan bir sağlık mesleği. Bu iki dalın kesiştiği noktada, bireylere ve hastalara özel beslenme planları oluşturulmaktadır. )
- BESLENME:
"CANIN SIKILDIKÇA" değil/yerine/>< ACIKTIKÇA
- BESLENME ile BESLENME ODASI ile BESLENME SAATİ ile BESLENME SORUNU ile BESLENME UZMANI ile BESLENME EĞİTİMİ ile BESLENME ÇANTASI ile BESLENME BOZUKLUĞU ile BESLENME EĞİTİMCİSİ ile BESLENME YETERSİZLİĞİ
- BESLENMEDE, ...:
YEŞİL ve/||/<> SARI ve/||/<> TURUNCU ve/||/<> KIRMIZI ve/||/<> MOR
( Zehir atıcı. VE/||/<> Güzellik. VE/||/<> Kanserden koruyucu. VE/||/<> Kemik sağlığı. VE/||/<> Uzun yaşam. )
(
)
- QUINTUPLE POINT[İng.] / FÜNFFACHER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEŞLİ NOKTA
- BEŞLİ ile BEŞLİK ile BEŞLİ GANYAN
- BESMELE ile/ve/değil/> ZAMAN/FIRSAT/BOŞLUK
( Herhangi bir eylem öncesinde kullanılan Besmele sadece bir söz değil günlük hayattaki (zihinsel) koşuşturmanın içinde küçük aralar vererek kontrollü/farkındalıklı olmayı, kendine/zihnine ve olaya/olguya [birkaç salise/saniye olsa bile] fırsat/zaman/boşluk sunmayı sağlar. )
- BESTE YAPMAK ile ŞİİR YAZ ile BESTELENMİŞ ile BESTECİ ile BİRLEŞTİRMEK ile BESTE YAPMAK ile ŞARKI SÖZÜ BESTELEMEK ile DİZGİ HARF YATAĞI ile KOMPOZİSYON ile KOMPOZİSYONLAR ile KOMPOST
( COMPOSE vs. COMPOSE POEM vs. COMPOSED vs. COMPOSER vs. COMPOSIATE vs. COMPOSING vs. COMPOSING LYRIC vs. COMPOSING STICK vs. COMPOSITION vs. COMPOSITIONS vs. COMPOST )
( تصنيف کردن ile آهنگ ساختن ile تلفيق کردن ile برشته در آوردن ile سرودن ile برشته نظم درآوردن ile شعر گفتن ile خاطرجمع ile متشکل ile نواساز ile مصنف ile تنظيم کننده ile آهنگساز ile آهنگ ساز ile مرکبان ile تاليف ile غزل سرائي ile ورساد ile انشاء ile تصنيف ile قطعه هنري ile ساخت ile تحرير ile مصنفات ile کود گياهي )
( TASNYFE KARDAN ile AHANG SAKHTAN ile TALFYGH KARDAN ile BARSHTEH DAR AVARDAN ile SORUDAN ile BARSHTEH NAZAM DARAVARDAN ile SHER GOFTAN ile KHATRAJMA ile MOTESHEKL ile نواساز ile مصنف ile TANZYM KONANDEH ile AHANGSAZ ile AHANG SAZ ile MARKABAN ile TALYFE ile غزل سرائي ile ورساد ile ENSHA ile تصنيف ile GHATE NPANNARY ile SAKHT ile تحرير ile MASNOFAT ile KOOD GYAHY )
- BESTE ile FÜG
( ... İLE Çoksesli müzikte bir beste. )
- BESTE[Fars.] değil/yerine/= KÜĞ
( Farsça'da, "kapalı" ve "paket" demektir. )
- BESTE ve/<>/> OPUS[Lat.]
( ... VE/<>/> Besteleniş sırasına göre numaralanmış müzik yapıtı. )
- BESTE ile/ve/değil/||/<>/< SÖZ
- BESTECİ/BESTEKÂR değil/yerine/= KÜĞCÜ/KÜĞYAPAR
- BESTE-NİGÂR[Fars.] -ile
( En eski mürekkep Türk makamlarındandır. )
- BESTENİGÂR -ile
( Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri. )
- BEŞÛŞ -ile
( GÜLERYÜZLÜ, ŞEN )
- BEŞÛŞ/BEŞÎR[Ar.] ile/ve/< BÂSİM/BESÎM[Ar.< BESM]
( Güleryüzlü, şen. )
( BESÂMET/BEŞÂŞET: Güleryüzlülük. )
- BEŞÛŞ/BEŞÎR[Ar.] ile/ve HECCÂM
( Güleryüzlü, şen. İLE/VE Taşlama/hiciv yapan/sanatçısı. )
- BET-BENİZ(BETİ-BENZİ)
- BET (BENİZ) ile BET (BEREKET)
( Beniz sözcüğü ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. İLE Bereket sözcüğü ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz. )
- BET :/yerine BAHSE GİRMEK
- BETA DECAY, BETA DISINTEGRATION[İng.] / DÉSINTÉGRATION BÊTA[Fr.] / BETAZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= BETA BOZUNUMU
- BETA SPECTRUM[İng.] / BETA-SPEKTRUM, BETASTRAHL SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= BETA TAYFI/SPEKTRUMU
- BETEL/KİFAS[İbr.] | PETRUS[Lat.] ile TEMELTAŞI
( BETEL/KİFAS[İbr.] | PETRUS[Lat.] )
- BETELENMEK ile BETERLEŞMEK ile BETERLEŞEBİLMEK ile BETER
- BETELENMEK = KARŞI GELMEK, DİKLEŞMEK, KAFA TUTMAK
- BETHE LAW[İng.] / LOI DE BETHE[Fr.] / BETHE-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BETHE YASASI
- BETİ-BENZİ (ATMAK)
- BETİK:
"SATILSIN DİYE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OKUNSUN DİYE
- BETİK = KİTAP = BOOK[İng.] = LIVRE[Fr.] = BUCH[Alm.] = LIBRO[İt., İsp.]
- BETİK ve/||/<>/< TAMAMLANDIĞI YERDE BAŞLAYAN
- BETÎL/BETÛL -ile
( HZ. MERYEM'İN VE FÂTIMAT-ÜZ-ZEHRÂ'NIN TAKMA ADI )
- BETÎL[Ar.] ile BETÎLE[Ar.]
( ... İLE Ayrılmış hurma fidanı. )
- BETİM, BETİMLEME = TASVİR, TAVSİF = DESCRIPTION[İng., Fr.] = BESCHREIBUNG[Alm.] = DESCRIPTIO[Lat.] = DESCRIPCIÓN[İsp.]
- BETİM, BETİMLEME = TAVSÎF = DESCRIPTION
- BETİMLEME ile/ve/||/<> DEĞER VERME/YÜKLEME
- BETİMLEMEK ile BETİMLENMEK ile BETİMLENEBİLMEK ile BETİMLEYEBİLMEK ile BETİ ile BETİK ile BETİM ile BETİLİ ile BETİSİZ ile BETİMSEL/LİK ile BETİMLEMECİ/LİK ile BETİMLEMELİ ile BETİLİ SANAT ile BETİSİZ SANAT ile BETİMSEL DİL BİLGİSİ ile BETİMLEMELİ DİL BİLGİSİ
- BETON[Fr.] ile BETONARME[Fr.]
( Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. nesnelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. | Bu malzemeden yapılmış. İLE Yapıda gücü, esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi, demirli beton. 2. sıfat Bu yöntemle yapılmış. )
- CONCRETE[İng.] / BÉTON[Fr.] / BETON[Alm.] ile/değil/yerine/= BETON
- BETON[Fr.] değil/yerine/= DONGUÇ
- BETON ile SOMUT İSİM ile BETON DÖKÜMÜ ile BETONLAŞMA
( CONCRETE vs. CONCRETE NOUN vs. CONCRETE POURING vs. CONCRETION )
( ساروج شني ile جامد ile بتوني ile بتن ile بتون ile شفته ile بهم چسبيده ile اسم ذات ile اسم جامد ile شفته ريزي ile سنگال )
( SAROJ SHENY ile JAMAD ile BETONY ile BATAN ile BETON ile SHOFTEH ile BACPAM CHASBYDAH ile ESM ZAT ile ESM JAMAD ile SHOFTEH RYZY ile SANGAL )
- BETONİYER[Fr.] değil/yerine/= BETONKARAR/BETON KARIŞTIRICI
( Beton yapmak üzere çimento, kum ve suyu karıştıran makine. )
- BETONLAŞMAK ile BETONLAŞTIRMAK ile BETON ile BETONCU/LUK ile BETONLU ile BETON SOĞUTMA ile BETON SANTRALİ
- BETÛK[Ar.] ile BETÛK[Ar.]
( Çok keskin. İLE Yuvarlak tabla, bakkal sepeti. )
- BETÜL ile/değil BETÛL
( ... İLE/DEĞİL Erkeklerden çekinen, nâmuslu kadın. | Ayrı kök salan fidan. )
- BEVÂ'[Ar.] ile BEVÂH[Ar.]
( Benzer, beraber, beraber oluş. İLE Meydanda, âşikâr, belirli. )
- BEVGA' -ile
( Yumuşak toprak. )
- BEY BİLVEFÂ değil/yerine/= GERİ ALIMLI SATIŞ
- BEY ile BEY ERKİ ile BEY SOYLU ile BEY ARMUDU ile BEY KARDEŞ
- BEYAN EDİLEBİLİR ile BEYAN ile BİLDİRİMSEL ile BİLDİRİMSEL ANLAMDA ile İLAN ETMEK ile İLAN EDİLDİ ile BEYAN SAHİBİ
( DECLARABLE vs. DECLARATION vs. DECLARATIVE vs. DECLARATIVE SENSE vs. DECLARE vs. DECLARED vs. DECLAROR )
( اظهارکردني ile قطع نامه ile اظهار ile اظهاريه ile اظهاري ile وجه اخباري ile بصراحت گفتن ile اظهارکردن ile اعلاميه دادن ile اعلان کردن ile اعلام داشتن ile اعلام نمودن ile اظهار شده ile اعلان شده ile اظهارکننده )
( EZEHARKARDANY ile GHATE NAMEH ile EZEHAR ile اظهاريه ile اظهاري ile VAJEH AKHABARY ile BASRAHAT GOFTAN ile EZEHARKARDAN ile ELAMYYEH DADAN ile ELAN KARDAN ile ELAM DASHTAN ile ELAM NEMUDAN ile EZEHAR SHODEH ile ELAN SHODEH ile EZEHARKONANDEH )
- BEYÂN ETMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK
- BEYÂN:
TAKRİR ve/||/<> TEFSİR ve/||/<> TAĞYİR ve/||/<> ZARURET ve/||/<> TEBDİL
( Doğrudan doğruya beyân. VE/||/<> Tefsir yoluyla beyân. VE/||/<> Tağyir yoluyla beyân. VE/||/<> Mantık sonucu beyân. VE/||/<> Başka bir sözü yerine koyarak beyân. )
(1996'dan beri)