Bugün[06 Temmuz 2026]
itibarı ile 57.789 başlık/FaRk ile birlikte,
57.789 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(218/233)


- VERDİRMEK ile VERDİ


- VERE ile VERDİ

( Bir kalenin ya da berkitilmiş bir yerin teslimi. İLE Bir borudan, bir saniyede geçen suyun ya da bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı. )


- VEREBİLMEK ile VERE ile VEREM ile VEREV ile VEREMLİ


- VEREM(BCG) AŞISI ile ÖTEKİ AŞILAR

( GALOPAN: Hızla ilerleyen verem. )

( TUBERCULOSIS[Bacillus Calmette-Guérin] cum OTHER VACCINES )


- VEREM[Ar.]/SİLL[Ar.]/ÇIBAN/AKARSU ile AKARCA/FİSTÜL[Fr.]

( ... İLE Kemik veremi. | Sürekli işleyen çıban. | Küçük akarsu. | Kaplıca. )


- VEREM | TÜBERKÜLOZ ile/||/<> TÜBERKÜLOZ[Fr. < TUBERCULOSE]

( Mycobacterium tuberculosis ve Mycobacterium bovis cinsine dâhil bakteriler tarafından oluşturulan sıklıkla akciğeri etkileyen kronik bulaşıcı hastalık verem ince hastalık tüberkülozis )

( TUBERCULOSIS )

( TUBERCULOSE )


- VEREM ve/||/<> VEREM/KOH BASİLİ(MİKROBU)[< R. Koh adından]


- VEREN EL, ALAN ELDEN ÜSTÜNDÜR" değil ALAN EL, VEREN ELDEN ÜSTÜNDÜR/ÜSTTEDİR


- VERESİYE/YAPASIYA KADAR değil/yerine VERENE/YAPANA KADAR


- VEREV ile ...

( Bir köşeden, karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış ya da konulmuş olan. )


- VEREV ile/||/<> EĞİK, DOLAMBAÇLI, ÇAPRAZ

( eğik dolambaçlı çapraz Ağızlarda verep 1 bayır yokuş yamaç 2 eğri 3 çapraz olarak kullanılır Yerel ağızlarda görep yürep 1 yokuş 2 patika olarak geçer Dankoffa göre ALT 686 Ermeniceden alınmıştır ver above over up verew yer vērev upward Farsçada varēb schief gekrümmt olarak kullanılır Doerfere göre TMEN 1764 Farsçaya büyük bir olasılıkla Türkçeden geçmiştir Denyye göre BSL 51 217219 Türkçe bir türevdir Daha çok bilgi almak için Doerfer TMEN 1764 Dankoffun Doerferi göz önüne almadığı anlaşılıyor )


- [ne yazık ki]
VERGİ KAÇIRMAK değil/yerine VERGİDEN KAÇINMAK


- VERGİ MÜKELLEFİ | VERGİ YÜKÜMLÜSÜ ile/||/<> VERGİ YÜKÜMLÜSÜ

( Vergiyi ödemekle zorunlu olan kişi Vergi vermekle yükümlü gerçek veya tüzel kişi vergi yükümlüsü )

( TAX PAYER | TAX RESPONSIBLE )

( CONTRIBUABLE )


- VERGİ NİSBETİ | VERGİ ORANI ile/||/<> VERGİ ORANI

( Değer bildirmeliklerinde malların değerleri üzerinden bağımlı bulunduğu gümrük vergisinin yüzdesi Vergi sayışımına dayanak olmak üzere saptanan ve uygulanan yüzde oranı )

( RATE OF DUTY | TAX RATES )

( TAUX DES DROITS | TAUX DES IMPOSITIONS )


- VERGİ ile HARÇ

( BÂC )


- VERGİ ile/ve KİRA

( RÜSÛM[< RESM]: Vergiler, gümrük vergileri. | Usûl, merasim. İLE/VE ... )

( BÂC, BÂJ [vergi harç. | Gümrük vergisi.] ile/ve ... )


- VERGİ ile OKTRUVA[Fr.]

( ... İLE [eskiden] Kente giren şeylerden alınan vergi. )


- VERGİ ile ŞEREFİYE

( Belediyenin, yol yapmak/genişletmek gibi hizmetleri nedeniyle değeri artan mülk sahibinden, artan değerin üçte biri miktarı üzerinden alınan vergi. )


- VERGİ ile VERGİ

( Kamu hizmetlerine harcanmak üzere hükûmetin veya yerel yönetimlerin yasalara göre herkesten doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı para. | Bir evin, bir iş yerinin gideri, algı karşıtı. İLE Birinin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik. | Allah vergisi. )


- VERGİLEMEK ile VERGİLENDİRMEK ile VERGİ ile VERGİCİ/LİK ile VERGİLİ ile VERGİSİZ ile VERGİ ORANI ile VERGİ DİLİMİ ile VERGİ İADESİ ile VERGİ KAÇAĞI ile VERGİ DAİRESİ ile VERGİ MATRAHI ile VERGİ KAÇAKÇISI ile VERGİ MUAFİYETİ ile VERGİ MÜKELLEFİ ile VERGİ YÜKÜMLÜSÜ ile VERGİ REKORTMENİ ile VERGİ BEYANNAMESİ ile VERGİ KAÇAKÇILIĞI


- VERGİLİ, ERHAN (ALMANYA, 1977) :

( Rumelihisarlı'dır. AKP Rumelihisar Mahalle Kurucu Başkanlığında bulundu. Ferahevler Spor kulübü yönetim kurulu üyesidir. AKP'den 2011 milletvekili seçimlerinde aday oldu. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın işletmeciliğini yapıyor. )


- VERİ/BİLGİ:
DUYU ile/ve/||/<>/> AKIL
( ile/ve/||/<>/> HABER-İ SÂDIK)


- VERİ/BİLGİ/HABER:
"HEVESİMİZİ KAÇIRMAK İÇİN" değil SÜRECİMİZİ KOLAYLAŞTIRSIN VE YOĞUNLAŞALIM DİYE


- | VERİ ve/> BİLİ(ENFORMASYON) ve/> BİLGİ | ile/ve/+/<>/>/<
FARKINDALIK | BİLGELİK(İRFAN/HİKMET) ile/ve/+/<>/>/< ZARİFLİK/ZARÂFET

( BİLGİ: İnsan aklı sınırıları içerisinde evreni ve doğayı anlama çabası. )

( Bilgi, göklere uçabileceğimiz kanatlardır. )

( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )

( Tüm sonuçlarına katlanabilmektir. )

( Hiçbir uygarlık, varolan bilgiyle çatışmadan, bilgi üretemez. )

( KUTADGUBİLİG: Mutluluk/saadet veren bilgi, kutlu bilgi. Çinliler, ona Edebü'l-Mülûk der; Maçinliler, onu Enîsü'l-memâlik diye adlandırır. Bu meşrık ilinin büyükleri, buna doğruca Zînetü'l-ümerâ der.
İranlılar buna Şehnâme der, Turanlılar ise Kutadgu bilig diye anar. )

( )

( | Before AND/> After. AND/> Inside AND/> Outside |

vs./AND/+/<>/>/<

Time and place. )

( | [by] ... AND/> "What, where, when, who?" questions and answers. AND/> "How?" question and answers. |

vs./AND/+/<>/>

"Why?" question and answers. )

( | Letter, phoneme. AND/> Morpheme. AND/> Word. |

vs./AND/+/<>/>/<

Sentence. )

( [bilginin/kavramın/nesnenin/olgunun] | Öncesi VE/> Sonrası VE/> İçi ve dışı |

İLE/VE/+/<>/>/<

Zamanı ve Zemini )

( | Yazaç/harf. VE/> Hece. VE/> Sözcük. |

İLE/VE/+/<>/>/<

Tümce. )

( | ... VE/> "Ne, ne zaman, nerede, kim?" soruları ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. VE/> "Nasıl?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. |

İLE/VE/+/<>/>/<

"Neden?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. )

( DATA vs./and/<>/>/< INFORMATION vs./and/<>/>/< KNOWLEDGE vs./and/<>/>/< WISDOM, AWARENESS vs./and/<>/>/< ELEGANCE )


- VERİ BİLİMİNDE:
YAPAY ZEKÂ ile/ve/||/<>/> MAKİNE ÖĞRENMESİ ile/ve/||/<>/> DERİN ÖĞRENME

( image )

( image
image
image
)


- VERİ İŞLEM ile/||/<> VERİ İŞLEM

( Veri üzerinde işlemlerin düzenli biçimde yürütülmesi örn kişi eliyle ya da bilgisayar vb makinelerle yapılan bir işlem bir kütük birleştirme bir sıralama ya da bir hesaplama Bilgi işlem deyimi de eşanlamlı biçimde kullanılır 1 Verilerin bilgisayarca işlenebilecek biçime sokulması 2 İşlenmemiş verilerin bilgisayarca saklanması ya da işlenmesi )

( DATA PROCESSING )

( TRAITEMENT DE DONNÉES, ÉLABORATION DES DONNÉES )


- VERİ ile/ve/||/<>/> BİLİ ile/ve/||/<>/> BİLGİ ile/ve/||/<>/> BİLGELİK/FARKINDALIK

(

Veri - Bili - Bilgi - Bilgelik/Farkındalık

Veri Bili Bilgi Bilgelik
Harf Hece Sözcük Tümce
Nokta Çizgi Biçim Tasarım
Sayı İşlem Sonuç Yorum
Nota Melodi Şarkı Beste
Hava Durumu Ölçümü Sıcaklık Çizeneği İklim Çözümlemesi Küresel Eğilimler
Ham nesneler Malzemeler Ürün Bilinirlik Yönetimi
Ham Veri Çizenek/Grafik Yazanak/Rapor İş Yönetimi
)

(

Örnek Alan Veri Bili Bilgi Bilgelik
Doğa Bilimleri 25°C, 30°C, 28°C, 26°C (sıcaklık değerleri) Ortalama sıcaklık: 27°C Yaz mevsiminde hava normalden daha sıcak. Gelecekte su kaynaklarını korumak için önlem alınmalı.
Sağlık 70 kg, 1.75 m, 120/80 mmHg, 90 kalp atışı/dakika VKİ: 22.86 (ortalama aralıkta) Kişi, sağlıklı kiloda ancak kalp sağlığı için hareket etmesi gerek. Sağlıklı yaşam tarzı, süreğen sayrılıkları önler.
İş Dünyası 100, 500, 300 (aylık satış rakamları) Ortalama aylık satış: 300 adet Satışlar, yaz aylarında artıyor. Stok ve pazarlama yönetimi, yaz aylarına göre ayarlanmalı.
Eğitim 70, 85, 90, 65 (sınav notları) Not ortalaması: 77.5 Matematikte başarılı, tarihte ek çalışma gerekli. Öğrenme biçimlerine uygun eğitim ön çalışmaları başarıyı artırır.
Finans 1000 TL, 1500 TL, 2000 TL (aylık gelirler) Ortalama aylık gelir: 1500 TL Gelir düzenli ancak tasarruf oranı düşük. Bütçe ayarlaması ve yatırım araçları değerlendirilmeli.
Trafik 50 km/s, 60 km/s, 70 km/s (araç hızları) Ortalama hız: 60 km/s Trafik hız sınırlarına uyulmuyor. Hız denetimi ve eğitimle kazalar azaltılabilir.
Tarım 10 kg, 15 kg, 20 kg (ürün verimleri) Ortalama verim: 15 kg Toprak niteliği düşük, ... gerekli. Sürdürülebilir tarım yöntemleriyle verim artırılabilir.
)

( DATA vs./and/||/<>/> INFORMATION vs./and/||/<>/> KNOWLEDGE vs./and/||/<>/> WISDOM/AWARENESS )


- VERİ ile/ve/=/<> HABER

( DATA vs./and/=/<> NEWS )


- MUTÂ[Osm.] / DATA[İng.] / DONNÉE[Fr.] / DATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİ


- VERİ ile VERİ ANALİZİ ile VERİ TAŞIYICI ile VERİ HÜCRESİ ile VERİ MERKEZİ ile VERİ KANALI ile VERİ İLETİŞİMİ ile VERİ SIKIŞTIRMA ile VERİ EKRANI ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ FORMATI ile VERİ İŞLEME ile VERİ ÖĞESİ ile VERİ DÜZEYİ ile VERİ YÖNETİMİ ile VERİ ORTAMI ile VERİ ORGANİZASYONU ile VERİ İŞLEME ile VERİ İŞLEMCİSİ ile VERİ KAYDEDİCİ ile VERİ KAYDI ile VERİ AZALTMA ile VERİ ALMA ile VERİ SETİ ile VERİ YAPISI ile VERİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile VERİ İLETİMİ ile VERİ BİRİMİ

( DATA vs. DATA ANALYSIS vs. DATA CARRIER vs. DATA CELL vs. DATA CENTER vs. DATA CHANNEL vs. DATA COMMUNICATION vs. DATA COMPACTION vs. DATA DISPLAY vs. DATA ELEMENT vs. DATA FORMAT vs. DATA HANDLING vs. DATA ITEM vs. DATA LEVEL vs. DATA MANAGEMENT vs. DATA MEDIUM vs. DATA ORGANIZATION vs. DATA PROCESSING vs. DATA PROCESSOR vs. DATA RECORDER vs. DATA RECORDING vs. DATA REDUCTION vs. DATA RETRIEVAL vs. DATA SET vs. DATA STRUCTURE vs. DATA TRANSDUCER vs. DATA TRANSMISSION vs. DATA UNIT )

( مفروضات ile داده ها ile داده کاوي ile داده بر ile ياخته داده ile مرکز داده ها ile مجراي داده ها ile ارتباط دادهاي ile داده فشاري ile داده نما ile عنصر داده ile قالب داده ها ile داده گرداني ile قلم داده ile سطح داده ile مديريت داده ها ile داده رسان ile سازمان داده ها ile داده پردازي ile داده پرداز ile پردازنده دادهها ile ضباط داده ها ile داده نگار ile داده نگاري ile ضبط داده ها ile داده کاهي ile بازيابي دادهها ile مجموعه داده ها ile ساخت داده ها ile مبدل داده ها ile مخابره داده ها ile واحد داده )

( MOFRUZAT ile DADEH CPEHA ile DADEH KAVY ile DADEH BAR ile YAKHTEH DADEH ile MARKZ DADEH CPEHA ile MOJRAY DADEH CPEHA ile ERTABAT DADEHYAY ile DADEH FESHARY ile DADEH NAMA ile ONSER DADEH ile GHALEB DADEH CPEHA ile DADEH GARDANY ile GHALAM DADEH ile SATH DADEH ile MADYRYT DADEH CPEHA ile DADEH RESAN ile SAZMAN DADEH CPEHA ile DADEH PARDAZY ile DADEH PARDAZ ile PARDAZANDEH DADEHESA ile ZABAT DADEH CPEHA ile DADEH NEGAR ile DADEH NEGARY ile ZABT DADEH CPEHA ile DADEH KAHY ile BAZYABY DADEHESA ile MAJMUE DADEH CPEHA ile SAKHT DADEH CPEHA ile MOBDEL DADEH CPEHA ile MOKHABREH DADEH CPEHA ile VAHAD DADEH )


- VERİ ile/ve/||/<> YORUM

( Fotoğraf. @@ Resim. )


- VERİCİ | BAĞIŞÇI | DONÖR[Fr. < DONNEUR] ile/||/<> İMPLANT

( Verici. @@ @@ )

( DONOR | IMPLANT~IMPLANT )

( DONNEUR~IMPLANT )

( DONOR~... )

( SPENDER~IMPLANTAT )

( DONATORE~IMPIANTO )

( ΔΌΤΗΣ / δότης~ΕΜΦΎΤΕΥΜΑ / εμφύτευμα )


- VERİCİ | BAĞIŞÇI | DONÖR ile/||/<> DONÖR ile/||/<> DONÖR[Fr. < DONNEUR]

( Verici )

( DONOR | IMPLANT )

( DONNEUR )

( SPENDER )

( DONOR )

( DONATORE )

( ΔΌΤΗΣ / δότης )


- DONOR LEVEL[İng.] / NIVEAU DONNEUR[Fr.] / DONATORNIVEAU, DONORNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİCİ DÜZEYİ


- DONOR[İng.] / DONNEUR[Fr.] / DONATOR, DONOR[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİCİ


- VERİD | VENA ile/||/<> VENA ile/||/<> TOPLARDAMAR

( toplardamar Toplardamar anat Toplardamar karşılık vena vena damar Kanı vücutdan ve akciğerden yüreğe taşıyan damarlar biyoloji İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elâstik teller bulunan kanı yüreğe taşıyan damar En geniş olanı vena cavadır anat İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan atardamarlara göre sayıları uzunlukları fazla olan ve kirli kan taşıyan damar vena )

( VENA )


- VERİD-İ ECVEF ile/||/<> CAVE (VEINE-)[Fr.] ile/||/<> ANA TOPLARDAMAR

( biyoloji )

( CAVE (VEINE-) )


- VERİLDİ ile GERÇEĞİ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA ile VERİLEN

( GIVEN vs. GIVEN THE FACT THAT vs. GIVEN TO )

( مبذول ile داده ile مفروض ile از آنجا که ile با توجه به اين که ile سپرده )

( MABZOL ile DADEH ile MOFRUZ ile AZ ANJA KEH ile BA TOJEH BAH AYNE KEH ile SEPARDEH )


- VERİLİ (ORTAK) AKIL ile/ve/> KURULU (ORTAK) AKIL

( Kültür. İLE/VE/> Uygarlık. )

( Nedenbilimsel. İLE/VE/> Erekbilimsel. )


- VERİLİ OLAN ile GERÇEK OLAN

( Gerçeğe varmış kişi, en içten kişidir. )

( Gerçeği arayışın kendi gerçeğin devinimidir. )

( Gerçeğin devam gereksinimi yoktur. )

( En iyi olan, yalnızca gerçek olandır. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )

( Gerçeğe varış, kaynağı keşfetmek ve onda karar kılmaktır. )

( The realised person is the most earnest person.
The search for reality is itself the movement of reality.
Reality need not continue.
The real is your only good.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
The real is for all and forever.
If you can convey, it is not the real thing.
Realisation consists in discovering the source and abiding there. )

( BEING EMBEDED vs. BEING TRUE/REAL )


- VERİLİ ile ÇEVRİLİ


- VERİLMEK ile VERİŞTİRMEK ile VERİLEBİLMEK ile VERİMSİZLEŞMEK ile VERİMSİZLEŞTİRMEK ile VERİ ile VERİM ile VERİT ile VERİŞ ile VERİCİ/LİK ile VERİMLİ/LİK ile VERİMSİZ/LİK ile VERİ İŞLEM ile VERİ ORTAMI ile VERİ TABANI ile VERİ BANKASI ile VERİ DOSYASI ile VERİ TOPLAMA


- VERİM | PERFORMANS ile/||/<> PERFORMANS ile/||/<> PERFORMANS[Fr. < PERFORMANCE]

( PERFORMANCE )


- VERİM/RANDIMAN[Fr. < RENDEMENT] ile/||/<> VERİMLİLİK/RANTABİLİTE[Fr. < RENTABILITÉ] ile/||/<> ÜRETKENLİK/PRODÜKTİVİTE[Fr. < PRODUCTIVITÉ]


- VERİM / VERMİM/VERMEYİM" ile/değil VEREYİM / VERMEYEYİM


- VERİM ile/ve BEREKET

( Bereket maddeyle ölçülmez. )

( YIELD vs. ABUNDANCE )


- VERİM ile/<> VERİMLİ


- VERİM ile/ve/||/<> YAPIT


- VERİMKÂR[Tr. < VERİM + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> VERİMLİ


- VERİMLİ/MAHSULDAR[Ar. < MAḤṢŪL + Fars. -DĀR] ile/||/<> VERİMLİ/MÜMBİT[Ar. < MUNBİT] ile/||/<> VERİMLİ/VERİMKÂR[Tr. < VERİM + Fars. -KĀR]


- VERİMLİ ile DOĞURGANLIK ile GÜBRELEMEK ile GÜBRE

( FERTILE vs. FERTILITY vs. FERTILIZE vs. FERTILIZER )

( بارور ile پرثمر ile حاصلخيز ile پربرکت ile برومند ile حاصلخيزي ile باروري ile کودگياهي دادن ile کود دادن ile بارور کردن ile لقاح کردن ile حاصلخيز کردن ile حاصلخيز شدن ile کود ile آبستن کننده )

( BAROOR ile PORSMER ile HASELKHYZ ile PARBARKAT ile BOROMAND ile HASELKHYZY ile BAROORY ile KOODEGYAHY DADAN ile KOOD DADAN ile BAROOR KARDAN ile LAGHAH KARDAN ile HASELKHYZ KARDAN ile HASELKHYZ SHODAN ile KOOD ile ABSTAN KONANDEH )


- FÂİDE[Osm.] / EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT EN QUANTITÉ[Fr.] / GUTEVER, WIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= VERİMLİLİK


- VERİP VERİŞTİRME


- VERİRKEN:
AVUÇ AŞAĞI BAKAR ŞEKİLDE UZATMAK yerine AÇIK AVUÇLA (YUKARI BAKAR ŞEKİLDE) UZATMAK


- VERİRKEN:
AVUÇ AŞAĞIYA BAKAR BİÇİMDE UZATMAK yerine/değil AÇIK AVUÇLA (YUKARI BAKAR BİÇİMDE) UZATMAK


- VERİT | TOPLARDAMAR ile/||/<> TOPLARDAMAR

( karşılık vena vena damar Kanı vücutdan ve akciğerden yüreğe taşıyan damarlar biyoloji İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elâstik teller bulunan kanı yüreğe taşıyan damar En geniş olanı vena cavadır anat İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan atardamarlara göre sayıları uzunlukları fazla olan ve kirli kan taşıyan damar vena )

( VEIN )

( VEINE )

( VENEN | VENE, BLUTADER )

( VENA )

( VENA )

( ΦΛΈΒΑ / φλέβα )


- VERİT | TOPLARDAMAR ile/||/<> VENA

( (karşılık: vena), (Lat. vena = damar): Kanı vücutdan ve akciğerden yüreğe taşıyan damarlar. @@ (biyoloji) @@ İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elâstik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. En geniş olanı vena cava'dır. @@ anat. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, atardamarlara göre sayıları, uzunlukları fazla olan ve kirli kan taşıyan damar, vena. )

( VEIN~VEIN )

( VEINE~VEINE )

( VENA~VENA )

( VENEN | VENE, BLUTADER~VENE )

( VENA~VENA )

( ΦΛΈΒΑ / φλέβα~ΦΛΈΒΑ / φλέβα )


- VERİT[Ar. < VERĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPLARDAMAR


- VERITAS ile/ve/||/<>/< VERUM

(

VERITAS ile VERUM arasındaki FaRkLaR...
Ölçüt VERITAS VERUM
Latince Köken veritas (hakikat, doğruluk) verum (doğru olan şey)
Temel Tanım Bilgi, yargı ya da önermenin gerçeğe uygun olma durumu Doğruluğu kendinde taşıyan var olan ya da olgu
Felsefî Alan Epistemoloji, mantık Ontoloji
Doğruluğun Yeri Bilgide ve yargıda Var olan ve nesnede
Konu Bilgi, önerme, söylem Var olan, nesne, durum
Doğruluk Türü Bilişsel/bilideki doğruluk Varoluşsal doğruluk
Örnek Soru “Bu yargı doğru mu?” “Bu şey doğru olarak var mı?”
Skolastik Yaklaşım Us ile şeyin uygunluğu [adequatio intellectus] Var olanın doğru olması [verum est ens]
Aralarındaki İlişki Verum’a dayanarak kurulur Veritas’ın nesnel zeminini oluşturur
Yaygın Yanlış Anlama Sanki "şeyin kendi"ymiş gibi algılanması Sanki "doğru bilgi"ymiş gibi algılanması
Modern Kullanım Bilgi ve doğruluk kuramlarında merkezî Varoluşsal arka planda, dolaylı
)


- Vermek için DİNLE!!!


- VERMEK/VERİLMİŞ OLAN ile/ve/değil EMÂNET ETMEK/EDİLMİŞ OLAN


- VERMEK ile ALMAK

( TO GIVE vs. TO TAKE )


- VERMEK ile FAYDA SAĞLAMAK ile TARAFSIZ ile TARAFSIZ OLARAK

( IMPART vs. IMPART BENEFITS vs. IMPARTIAL vs. IMPARTIALLY )

( بهرهمند ساختن ile افاضه کردن ile بي غرض ile حق گو ile بيطرفانه ile بيغرضانه )

( BACPAREAMAND SAKHTAN ile AFAZEH KARDAN ile BEY GHARZ ile HAGH GO ile بيطرفانه ile بيغرضانه )


- VERMEK ile/ve/değil/yerine HEDİYE ETMEK

( TUHFE: Armağan, hediye. | İlâhî hediye. )

( [not] TO GIVE vs./and/but TO GIVE AS A GIFT
TO GIVE AS A GIFT instead of TO GIVE )


- VERMEK ile/ve/yerine İKRAM


- VERMEK ile/ve/<>/< NASIL VERECEĞİNİ BİLMEK

( Aslolan/esas. İLE/VE/<>/< Yöntem/usûl. )

( TO GIVE vs./and/<>/< WISDOM OF HOW TO GIVE )


- VERMEK ile PES ETMEK

( GIVING vs. GIVING UP )

( منتج ile واگذاري ile دهش ile ترک ile انصراف )

( MONTEJ ile VAGOZARY ile DAHASH ile TARK ile ENSERAF )


- VERMEK ve/||/<>/> VAR OLMAK


- VERMEK ile/ve/değil ZAMANINDA VERMEK/İNFÂK[Ar.]

( [not] TO GIVE vs./and/but TO GIVE IN RIGHT TIME )


- VERMEK/ALMAK ile PAYLAŞMAK

( Paylaşmak, zevki bir kat artırır. )

( TO GIVE/TO TAKE vs. TO SHARE )


- LACQUER, VARNISH, ACETATE LACQUER, CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / VERNIS, LAQUE, LAQUE ACETATE, MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR[Fr.] / FILTRATION, FILTRIEREN, LACK, FIRMIS[Alm.] ile/değil/yerine/= VERNİK, AGAR, AGAR JELİ, LAK, SARI VERNİK


- VERSATILE[İng.] ile/||/<> ÇOK YÖNLÜ

( VERSATILE )


- VERSION :/yerine SÜRÜM, VERSİYON


- VERSİYON[Fr., İng. VERSION] ile/değil/yerine/= SÜRÜM/UYARLAMA


- VERSİYON[Fr. < VERSION] ile/değil/yerine/= YORUM


- VERSİYON[Fr. < VERSION] ile/değil/yerine/=/||/<> YORUM | SÜRÜM

( yorum sürüm )


- VERSUS :/yerine -E KARŞI


- VERT VÉRONESE[Fr.] ile/||/<> SCHWEINFURTERGRÜN[Alm.] ile/||/<> ZÜMRÜT YEŞİLİ ile/||/<> SMARAGDGREEN[İng.] ile/||/<> VERT ÉMERAUDE[Fr.] ile/||/<> CHROMOXYDGRÜNFEURIG[Alm.] ile/||/<> NEFTÎ

( Resim Bakır oksidinden elde edilen bir cins tavus yeşili küfyeşili a neftî Resim Maviye çalan koyu yeşil )

( VERT VÉRONESE )

( SCHWEINFURTERGRÜN )


- VERTEX ALGEBRA ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY

( Vertex algebra cebirsel conformal field theory yapısıyken İLE CFT fiziksel conformal field theory modelidir )

( Formül: Operator product expansion )


- VERTICAL LONGLINE[İng.] ile/||/<> ÖKSÜZ

( Balığın sık av verdiği zamanlarda 15 köstekli bir bedenin bir ucu seğirtmeye diğer ucu ise el oltası fırdöndüsüne takılan bir çeşit seğirtme oltası Az öksüz öksiz öksüz üksiz öksüz üksiz katın dul kadın Kaça öksüs Şorlar üsküs üskes biçimlerini de kullanırlar Şorcada öksüs kat dul kadın olarak geçer Alt Tel ösküs Eski Türkçede ögsüz olarak kullanılır Orta Türkçede de ögsüz biçimi geçer Eski Kıpçakçada öksüz öksüs olarak kullanılır Kıpçakçadan başlayarak gnin süz ekinin baskısı altında ötümsüzleştiği göze çarpıyor Yaşayan diyalektlerde gli biçimin artık geçmediği anlaşılıyor Eski Türkçede ana olarak kullanılan ögden geldiği açıktır ög süz eki Çuvaşçada tălăx öksüz olarak kullanılır Egorov ÊS 235 Bu biçim Türkçe dul tul sözünün x k küçültme ekiyle yapılmış bir türevidir Çağdaş diyalektlerde öksüz biçiminin de dul kadın anlamında kullanıldığını görüyoruz )

( VERTICAL LONGLINE )

( ÖKSÜZ[Az.]~ÖKSIZ[Nog.]~ÖKSÜZ[Krg.]~ÜKSIZ[Tatk.]~ÖSKÜS[Alt.]~ÖSKÜS[Tel.] )


- VERTİGO ve/<> TİP 1 DİYABET ve/<> HEMATOİD ARTRİT ve/<> LUPUS ve/<> MS ve/<> HAŞİMATO


- VERY TIGHT vs. FULL OF LIFE


- VESAİR[Ar. < VE + SĀʾİR] ile/değil/yerine/=/||/<> BAŞKA


- VESAİRE[Ar. < VE + SĀʾİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> VE BENZERİ


- VESAİRE["VESAYRE" değil!] ile/ve/> VE ŞAİRE


- VESEN[Ar.] ile VESEN[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Uyku ağırlığı, uyuklama. İLE Put. )


- VESICA URINARIA[İng.] ile/||/<> İDRAR TORBASI

( anat Sidik torbası )

( VESICA URINARIA )


- VESİKA[Ar. < VES̱ĪḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> BELGE (VESİKA FOTOĞRAFI)


- VESİKA/LIK ile VESİKACI/LIK ile VESİKALI ile VESİKASIZ ile VESİKALIK RESİM ile VESİKA FOTOĞRAFI ile VESİKALIK FOTOĞRAF


- VESİLE OLMAK ile/değil/yerine/= ARACI OLMAK


- VESİLE[Ar. < VESĪLE] ile/değil/yerine/=/||/<> SEBEP | FIRSAT

( sebep fırsat )


- VESÎLE[Ar.] ile ZERÎ'A[Ar.]


- VESM[Ar.] ile VESM[Ar. çoğ. EVSÂN]

( Döğüp toz durumuna getirme. İLE Dağlama, damgalama. )


- VESPS AND ANTS[İng.] ile/||/<> HYMÉNOPTÈRES[Fr.] ile/||/<> HYMENOPTERA[Lat.] ile/||/<> WESPEN UND IMMEN[Alm.] ile/||/<> ZAR KANATLILAR

( hymen zar pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalının böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınırından vücut bölgeleri belirli olarak aynlmış ağız parçaları ısırıcı ve emici tipte olan kanatları zar gibi saydam ve az damarlı gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen sıcak seven genellikle gündüz faaliyet gösteren türleri olan bir takım Badem arısı Cimbex quadrimaculatus bal arısı Apis mellifera eşek arısı Vespa crabro incir eşek arısı Blastophaga psenes toprak yaban arısı Bombus terrestris kırmızı orman karıncası Formica rufa iyi bilinen türleridir Arılar Karıncalar )

( VESPS AND ANTS )

( HYMÉNOPTÈRES )

( WESPEN UND IMMEN )

( HYMENOPTERA )


- VESSEL :/yerine DAMAR, GEMİ


- VESTIBÜL/VESTIBULE[İng.] ile/değil/yerine/= GİRİŞ BOŞLUĞU | İÇ KULAK


- VETED:
MECMÛ ile/ve/<> METRÛK

( İlk ikisi harekeli, sonundaki sakin ise. [örnek: sekiz] İLE/VE/<> Sondaki sakin, ortaya gelmişse. [örnek: altı] )

( Kısa hece önce ve uzun hece sonra. İLE/VE/<> Uzun hece önce ve kısa hece sonra. )


- VETER ile/||/<> KİRİŞ

( Bir eğri ya da yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren doğru parçası Mimarlık Döşeme ve tavan tahtalarının üzerine çakıldığı iki karşılıklı duvar arasına kılıcına konulmuş kereste ya da demir çubuk a taban kirişi kiriş yuvası yapıcılık Döşeme tahtalarını mıhlamak üzere kılıçlama yerleştirilen dört köşe kalın keresteden yanayı demir ya da betondemir karışımı yatay destek karşılık tendon tendere germek Bir kasın hareket edebilen yapılarla bağlanmasını sağlayan ak parlak telli bir iplik I Bıçak sapı delmekte kullanılan araç Senirkent Isparta II 1 Kayıklarda seren direğine bağlanan ip Yenice Gelendost Isparta 2 Bağırsaktan yapılan ip Güdül Ankara 3 Hallaçların yün atmakta kullandıkları aracın iki ucuna gerilmiş hayvan bağırsağından ip Yalvaç Isparta Alefsi Köseli Eynesil Giresun Bor Niğde Doğanbey Konya III Çatı dam ve katlarda kullanılan kalın ağaç Yukarıtırtar Yalvaç Isparta Erenköy Seydali İnönü Eskişehir Derekuşculu Görele Giresun Baykara Selim Kars Yeşilyurt Haymana Ankara Yenikent Aksaray Niğde biyoloji matematik Bir kasın hareket edebilen yapılarla bağlanmasını sağlayan beyaz parlak ve telli bir bağ Tendon Herhangi bir eğri veya yüzeyin iki noktasını birleştiren doğru parçası Az kiriş kiriş kiriş käräş Alt kiriş kiriş kiris kırıs xirlü xirlu Eski Uygurcada da kiriş biçimindedir kiriş bowstring Clauson 747a Räsänen V 272a kirişi ker spannen ve işaretiyle kir eintreten kökleriyle karşılaştırmıştır Kirişin ker germek köküyle karşılaştırılması akla yakındır ama bu yaklaştırma fonetik açıdan kolay değildir Salt başındaki ünsüz bu açıklamayı engellemekle kalmıyor ker kökünün e sesinin kirişte iye çevrilmesi de bir sorun olarak karşımıza çıkıyor Leksika 578 yazarlarına göre kiriş biçimi kir girmek kökünden iş ekiyle oluşturulmuştur Bu açıklama yapı yönünden tartışılamaz Ancak ses bakımından gözden geçirilmeye açıktır Yazarların diyalektlerdeki biçimleri sıralarken Türkiye Türkçesinde kullanılan kirişi saymadıklarını gördük Bu biçim yazarların kirişin kir girmek kökünden geldiği yolundaki düşüncelerine ters düşüyor Eski Türkçe kir kökü dilimizde gir olarak geçer Buna göre bu kökten gelen kiriş türevinin de dilimizde girişe çevrilmesi beklenir Dilimizde k g kuralından kaçan birtakım örneklerin varlığı göz ardı edilemez Örn kir kirpi kirpik kişi biçimlerinde eski k olduğu gibi kalmıştır Buna karşılık kel kemi kir köbek küç kün küneş gibi örneklerde kler dilimizde gye dönüşmüştür Kirişin kökü olarak ortaya atılan kir de dilimizde gir biçiminde yaşıyor Moğolca ve Tunguzca gibi Altay dillerinde kirişe benzer bir karşılığın geçmediği anlaşılıyor O açıdan kirişin Eski Türkçeden kalma bir türev olduğu düşünülebilir ȆSTJada 1997 7172 kirişin köküne ilişkin açıklamalar eleştirel olarak değerlendirilmiştir ȆSTJanın bu bölümünün Leksikanın baskıya verilmesinden sonra çıktığı anlaşılıyor Ne var ki yazarların ȆSTJanın baskıya verilmeyen bölümlerini de kullandıklarını gördük Kirişte ȆSTJaya başvurmayı gereksiz saymışlardır ȆSTJada kirişin anlamları özenle verilmiştir Leksika kirişin yalnız yayın iki ucu arasındaki esnek bağ anlamıyla yetinmiştir ȆSTJa ise sinir damar anlamından yola çıkmıştır Ok atmaya yarayan yayın iki ucu arasına gerilen bağ anlamının birincil anlam olmadığı açıktır Bunun gibi çalgı teli karşılığı da yeni bir anlamdır Müzik araçlarında kullanılan tel kuzuların ince bağırsaklarından yapılır Bu yeni anlam da kirişin sinir damar anlamına tanıktır )

( CHORD | BEAM, RAFTER | TENDON | BEAM, GIRDER )

( CORDE | POUTRE | POUTRELLE | TENDONE | TENDON | FER PLANCHER, POUTRELLE )

( SEHNE, CHORDE | BALKEN | SEHNEN | TRAGER | SEHNE | SHENE )

( CHORDA | TENDERE | TENDERE: GERMEK )

( KIRIŞ[Az.]~KIRIŞ[Tkm.]~KIRIŞ[Krg.]~KÄRÄŞ[Tatk.]~KIRIŞ[Alt.]~KIRIŞ[Tuv.]~KIRIS[Yak.]~KIRIS[Yak.]~XIRLÜ[Çuv.]~XIRLU[Çuv.] )


- VETERINARIAN, VETERINARY DOCTOR[İng.] ile/||/<> VETERİNER HEKİM

( Hayvan hastalıklarının tanı ve tedavisi hayvanların ıslah ve üretimi üretiminden tüketimine kadar olan tüm aşamalarda hayvansal ürünlerin halk sağlığı açısından muayene ve denetimi işlevlerinden sorumlu hekim veteriner baytar )

( VETERINARIAN, VETERINARY DOCTOR )


- VETERİNER[Fr. < VÉTÉRINAIRE] ile/değil/yerine/= VETERİNER HEKİM


- VETERİNERLİK FAKÜLTESİ(ANKARA ÜNV.) <>/< YÜKSEK ZİRAAT OKULU


- VETERİNER/LİK ile VETERİNER HEKİM ile VETERİNER HEKİMLİĞİ


- VETİRE | SÜREÇ ile/||/<> SÜREÇ

( 1 Bir amaca yönelmiş olan sürekli değişimlerin tümü 2 Olayların zaman içinde belli bir gelişme göstererek sürüp gitmesi 1 Özdeklerin işlenmesi ya da üretilmesinde uygulanan yöntem 2 Zaman içinde art arda gelen ve birbirine ilişkin olaylar dizisi Süregelen bir oluşum ya da yürümekte olan işlem genel uygulayım Bir işlemi gerçekleştirmek için özellikle uygulanan yöntem iş 1 Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı 2 Olayların ya da işlemlerin belli bir sonuca doğru gidişi Belli bir sonuca götüren işlem basamakları dizisi Fillerin anlamında beliren iş eylem oluş ve durum kavramlarının ortak adı Bir işlemi gerçekleştirmek için özellikle uygulanan yöntem ve iş )

( PROCESS )

( PROCESSUS | PROCÉDEÉ | PROCÉDÉ | PROCÈS )

( VERFAHREN | PROZESS | PROZEZ | PROZESS; VERFAHREN )

( PROCESSUS )


- VETİRE[Ar. < VETĪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜREÇ | TARZ

( süreç tarz Burun deliklerini ayıran zar )


- VETO (ETMEK) ile/değil/yerine/= OLMAZ/LAMAK


- VETO HAKKI ile/değil/yerine/= OLMAZ ÜLEVİ


- VETO ile/değil/yerine/= İPTAL

( Bir yetkinin/yasanın/kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. )


- VETO ile VETO HAKKI


- VEYAHUT[Ar. < VE + Fars. YĀḪÕD] ile/değil/yerine/=/||/<> VEYA


- VEYL[Ar.] ile YAZIK[Ar.]

( Vay! | Yazık, vah vah. | Cehennemde bir derenin adı. İLE Herkesi üzebilecek şey, günah. | Acınma, üzüntü anlatan bir söz. | Kınama anlatan bir söz. )


- VEYSEL VARDAR GÖRME ENGELLİLER OKULU VAKFI :

( Veysel Vardar Görme Engelliler Okulu bünyesinde, Veysel Vardar ve aile bireyleri tarafından kuruldu. )


- VEYSEL VARDAR GÖRME ENGELLİLER OKULU :

( Hayırsever armatör Veysel Vardar tarafından 1986'da Kilyos'da yaptırılan okula taşınan İstinye Körler Okulunun adı 1995'te Veysel Vardar Görme Engelliler İlköğretim Okulu oldu (bkz. İstinye Körler Okulu). )


- VEZİN | DİZEM | RİTİM ile/||/<> RİTİM ile/||/<> RİTİM[Fr. < RYTHME]

( Belirli bir ses dizisinin belirli bir ölçü içinde düzenlenmesi Resim Heykel Mimarlık Bir kompozisyonda farklı öğelerin sıra ile ve belli aralıklarla birbirlerini izlemesi a uyum )

( RHYTHM )

( RYTHME )

( RHYTHMUS | RHYTMUS )


- VEZİN | ÖLÇÜ ile/||/<> ÖLÇÜ

( 1 Koşuklarda dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu 2 h y Bir koşuktaki dizelerin hece sayısı ya da durak denkliği bakımından eşitliği Ölçmeyle belirlenen uzam çokluk genişlik Basınç sıcaklık akışkan düzeyi aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt 1 Bir dizedeki hece sayısı ki bölünüşlerine göre çeşitli tartılar meydana gelir 2 Tartı anlamına da kullanılır matematik fizik )

( MEASUREMENT, MEASURING | GAUGE | SIZE )

( MESURE, MÈTRE | MÉTRAGE | JAUGE, CALIBRE | MÉSURE | MESURE )

( MESSEN, MESSUNG | STICHMASS )


- VEZİN | TARTI ile/||/<> TARTI

( Karşılaşmadan önce karşılaşmacıların ağırlıklarının ölçülmesi Karşılaşmalardan önce yapılan ağırlık ölçümü ölçü 1 Eski Yunan nazmında iki adımdan ibaret ölçü birimi 2 Genel olarak bir dizede adımların veya hecelerin sayısı ile sıralanma şekli TARTI VURGUSU Accent métrique fizik kimya )

( WEIGH )

( MÈTRE | GRAVIMÉTRIQUE )

( WIEGEN )


- VEZİN[Ar. < VEZN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖLÇÜ | TARTI

( aruz vezni hece vezni satranç vezni ölçü tartı )


- VEZİN ile/ve UYAK/KÂFİYE, AYAK SUNMAK

( Eskiden bazı meclislerde, bazı zamanlarda söylenecek sözün şiirle söyleme gerekliliği ve zorunluluğu bulunurmuş. )


- VEZİN ile VEZİNLİ ile VEZİNSİZ


- VEZİR[Ar. < VEZİR] ile/||/<> ...

( Osmanlılarda sivil ve askerî yetkileri olan ve paşa sanına erişmiş bulunan en yüksek aşamalı görevli )


- VEZİR[Ar.] ile/=/||/<> ÂSAF[Ar.]

( Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kişi. İLE/=/||/<> Doğu edebiyatlarında vezirin eş anlamlısı olarak kullanılır. Süleyman peygamberin ünlü veziri~İsrailoğulları soyundan gelen Âsaf b. Berhıya'dan kalmadır. )


- VEZİR/AYGUCI ile/ve NEDİM


- VEZİR ile/||/<> VEZİR-İ ÂZÂM

( Bakan. İLE/||/<> Sadrazam, başbakan. )


- VEZÎR-İ A'ZAM ile VEZÎR-İ MAÂL-İ SEMÎR

( Başvekil, en büyük vezir, sadrâzam. İLE Yüksek niteliği/vasfı olan vezir. )


- VEZİRİAZAM[Ar. < VEZĪR + AʿẒĀM] ile/değil/yerine/=/||/<> SADRAZAM


- VEZİR/LİK ile VEZİR VÜZERA


- VEZNE ile VEZNECİ/LİK


- VEZNEDAR[Ar. < VEZNE + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> VEZNECİ


- VHF-DREHFUNKFEUER[Alm.] ile/değil/yerine/= VHF ÇOK YÖNLÜ RADYO FARI


- VİCÂ'[Ar.] ile VİCÂ'[Ar. < VECÂ] ile VİCÂH[Ar. < VECH]

( ... İLE Ağrılar, sızılar. İLE Yüzleşme, yüzyüze gelme. )


- VİCAHEN[Ar. < VİCĀHEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KARŞI KARŞIYA


- VİCÂHÎ HÜKÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜZE KARŞI YARGI


- VİCÂL[Ar. < VECL] ile VİCÂR[Ar. çoğ. EVCİRE, VÜCÜR]

( Korkaklar. İLE Kurt, aslan gibi yırtıcı hayvan yatağı, in. | Sel suyunun oyduğu yer. )


- VİCDAN AZÂBI ile/değil/yerine/= BULUNÇ/DUYUNÇ ACISI


- VİCDAN ve/||/<> İHLÂS

( Tek (")tapınağımız/mâbedimiz("). VE/||/<> Yönetimimiz/yöneticimiz, hâkimiyetimiz//hakimimiz. )


- VİCDAN ile/ve/||/<> İNSAF


- VİCDAN ve/=/||/<> MÂBED


- VİCDAN ile/ve NAZAR

( Zihnin kendini gözlemlemesi, mütâlâ ve müşâhede etmesi. İLE/VE Aklın kendini gözlemlemesi, mütâlâ ve müşâhede etmesi. )


- VİCDAN ile/ve/<> VAHİY


- VİCDAN ile VİCDANİ ile VİCDANLI/LIK ile VİCDANSIZ/LIK ile VİCDANSIZCA ile VİCDAN AZABI


- VİCDÂNÎ AHLÂK ile/ve/<> İDRÂKÎ AHLÂK ile/ve/<> İRFÂNÎ AHLÂK

( MORALS OF CONSCIENCE vs./and/<> MORALS OF PERCEPTION vs./and/<> MORALS OF WISDOM )


- VİCDANSIZ FİKİR/FİKİRSİZ VİCDAN yerine AKIL

( REASON instead of IDEA WITHOUT CONSCIENCE/CONSCIENCE WITHOUT IDEA )


- VICE-ADMIRAL/RIYAL, RIAL[İng.] ile/değil/yerine/= VICEAMIRAL[Fr.] ile/değil/yerine/= VIZEADMIRAL[Alm.] ile/değil/yerine/= RIYAL[İsp. < REAL]

( Bir ara Osmanlı ülkelerinde de kullanılan İspanyol paralarından biri. )


- VICE-ADMIRAL[İng.] ile/||/<> VICEAMIRAL[Fr.] ile/||/<> VIZEADMIRAL[Alm.] ile/||/<> RİYALE[İt. < REALE]

( Osmanlı donanmasında kapudane ve patronadan sonra gelen ve tümgenerale denk bir aşama İtal reale galera reale galera principale Portekizce İspanyolca Fransızca İtalyanca gibi dillerde de kullanılır )

( VICE-ADMIRAL )

( VICEAMIRAL )

( VIZEADMIRAL )

( REALE )


- VİCHNEVSKİ, İVAN (BASKİESKA, RUSYA, 1957 - 1995) :

( Fenerbahçe'den transfer edildi ve iki sezon (1990 - 1992) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 40 lig, 5 kupa ve 1 turnuva maçı olmak üzere 46 resmi ve ayrıca 15 özel maçla birlikte toplam olarak 61 maçta Sarıyer takımında oynadı. 1991/92 sezonunda sakatlanarak futbolu bıraktı, 1995'te vefât etti. )


- VICIK VICIK (KAYGAN, YAĞLI)


- VICIKLAMAK ile VICIK/LIK ile VICIK VICIK


- VICTOR FRANKL ve/||/<> IRVIN YALOM


- VICTORY :/yerine ZAFER


- VİDA:
ALYAN ile/değil TORK

( Tüm dünyada. İLE/DEĞİL İngiliz ve Fransız ürünlerinde. )


- VİDA[İt. VİTE] ile/ve/değil/||/<> BİJON

( Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Motorlu taşıtlarda jantın şafta sabitlenmesi için kullanılan bir tür cıvata. )


- VİDA[İt. < VITE] ile/ve/||/<> TORNAVİDA[İt. < TORNO-VITE]

( Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi. İLE/VE/||/<> Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz, yıldız ya da farklı biçimlerde olabilen araç. )


- VİDÂC[Ar.] ile VİDÂCÎ[Ar.]

( Boyun damarlarından biri. İLE Boyun damarlarından biri ile ilgili. | Boyun kara damarı. )


- VIDEO[İng.] -ile/||/<>

( Videoteyp Üsküp te Türk Eserleri programını videobanda kaydetmiştik Yavuz Bülent Bakiler Üsküp ten Kosova ya 181 Birazdan annem babam yatınca video seyrederiz Orhan Pamuk Sessiz Ev 131 Çağımızda romanla birlikte görsel sanatlar özelikle sinema televizyon ve video ağır bastığına göre Attila İlhan Aydınlar Savaşı 58 Kalıbımı basarım çoğunun pek çoğunun evinde renkli televizyon video on beşinci Lui biçeminin suyunun suyu taklidi koltuklar Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar 16 30 dolaylarında bir görsel deneme toplamı şimdi iki videokaset halinde elimde Enis Batur Kum Saatinden Harfler 119 O gelmeden önce önemli bir filmi izliyorduk videoda bitmesine çok az kalmıştı Tomris Uyar Yüzleşmeler 56 Sinemaya eskiden giderdik şimdilerde video büyük kolaylık tabii Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 32 )


- VIDEO FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE VIDÉO[Fr.] / VIDEOFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VİDEO FREKANSI


- VIDEO MONITOR/NONDISPLAY[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ

( Sinema/TV. 1. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna gibi araçlarla oluşturulan resmi; herhangi bir nesnenin bazı ışık olayları sonucu elde edilen resmi. Sinema 2. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe art arda düşürülmesi sonunda devinimin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş; görüntülük üzerindeki devinimli resimler bütünü. TV. 3. Almaç görüntülüğünde, elektron demetinin oluşturduğu devinimli resimler bütünü. @@ Film ya da şerit filmde tek bir devinimi belirten resim. @@ (…) @@ Çıkarımcı yolda uzancalı yordamlarda bir kavram yaratmak üzere kullanılan görsel anlatım ya da tasarımsal görünü. @@ sinema, televizyon: 1. Filmin alıcıda kullanımı sırasında, duyarkatın ışıktan etkilenmesiyle ortaya çıkan resim; bunun beyazperdeye yansıtılan biçimi. 2. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan resmi; herhangi bir nesnenin kimi ışık oyunları sonucu elde edilen resmi. @@ Bir nesnenin çeşitli noktalarından çıkan ışık ışınlarının, bir ışıksal dizgeden geçtikten sonra oluşturdukları biçim. @@ (fizik) @@ @@ bk. imge @@ bk. resim )


- VIDEO MONITOR[İng.] ile/||/<> GÖRÜNTÜLEYİCİ

( VIDEO MONITOR )


- VİDEO ile/değil/yerine/= GÖREZ


- VIDEO :/yerine VİDEO


- VİDEO ile VİDEOCU/LUK


- VIDIE'S BAROMETER[İng.] / VIDIE-BAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİDİE BAROMETRESİ


- BAROMÈTRE DE VIDIE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİDİE BASINÇLIKLERİ


- VIEUX MONDE[Fr.] ile/||/<> ESKİ DÜNYA

( coğrafya )

( VIEUX MONDE )


- VIEW :/yerine MANZARA, GÖRÜŞ


- VIEWPOINT[İng.] ile/||/<> BAKIŞ AÇISI

( VIEWPOINT )


- VİGLA[İt. < VIGILIA] ile/||/<> ...

( dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer R Bizans βίγλα watch modern R yer lookout post on top of a pole in a fishing place )

( VIGILIA )

( ΒΊΓΛΑ / βίγλα )


- VİGLA[İt.] ile/değil/yerine/= NÖBET YERİ

( Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda, dikine gömülmüş gönderler üzerine, gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer. )


- VİGLA ile VİGLACI


- VIGO(U)R vs. POWER


- VİHÂM[Ar.] ile VİHÂM[Ar. < VAHÎM]

( Aş yerme. İLE Vahim olan şeyler. )


- VİJİLANS/VIGILANCE[İng.] ile/değil/yerine/= UYANIKLIK | SÜREÇ İZLEM


- VİJNANA[Sansk.] ile ...

( Bilinç. Yargı yeteneğinin yardımıyla kavrayıp anlama. )


- VİKAYE HARFİ | KORUMA ÜNSÜZÜ ile/||/<> KORUYUCU ÜNSÜZ

( (Derleme., kaynaştırma ünsüzü, yardımcı konsonant, koruyucu 'y', koruyucu ünsüz) Türkçede ünlü ile biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirilince araya giren -y- ünsüzü: Anneye (anne-y-e) , babaya (baba-y-a) , anneyi (anne-y-i) , babayı (baba-y-ı) , evdeyiz (evde-y-iz) , yoldayız (yolda-y-ız) örneklerinde olduğu gibi. )

( INTERVOCALIC EUPHONIC CONSONANT | BUFFER CONSONANT~... )

( CONSONNE INTERCALAIRE, EUPHONIQUE | CONSONNE DE LIAISON~... )

( EINGESCHALTETER EUPHONISCHER KONSONANT | BINDEKONSONANT~... )

( CONSONANTE EUFONICA~... )

( ΕΥΦΩΝΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / ευφωνικό σύμφωνο~... )


- VİKAYE HARFİ ile/||/<> INTERVOCALIC EUPHONIC CONSONANT[İng.] ile/||/<> CONSONNE INTERCALAIRE, EUPHONIQUE[Fr.] ile/||/<> EINGESCHALTETER EUPHONISCHER KONSONANT[Alm.] ile/||/<> KORUMA ÜNSÜZÜ

( Derleme kaynaştırma ünsüzü yardımcı konsonant koruyucu y koruyucu ünsüz Türkçede ünlü ile biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirilince araya giren y ünsüzü Anneye anneye babaya babaya anneyi anneyi babayı babayı evdeyiz evdeyiz yoldayız yoldayız örneklerinde olduğu gibi )

( INTERVOCALIC EUPHONIC CONSONANT | BUFFER CONSONANT )

( CONSONNE INTERCALAIRE, EUPHONIQUE | CONSONNE DE LIAISON )

( EINGESCHALTETER EUPHONISCHER KONSONANT | BINDEKONSONANT )

( CONSONANTE EUFONICA )

( ΕΥΦΩΝΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / ευφωνικό σύμφωνο )


- VİLLA[İt.] -ile/||/<>

( Yazlıkta veya şehir dışında bahçeli ve güzel müstakil ev Giorginonun konaklarında villalarında şatolarında ikamete başlayacağından nafile bir hane iştirası ve mefruşat tedariki ile paradan çıkmak istemiyordu Ahmet Midhat Efendi Haydut Montari 41 Villalarda yaşayan lüks otomobillere binen bir sınıf oluşmuş Peyami Safa SosyalizmMarksizmKomünizm 143 Kârgir binalar zarif villalar muntazam bağ ve bahçeler düz ve geniş yollar gözüküyordu Yakup Kadri Karaosmanoğlu Bir Sürgün 32 Tam da altımızdaki Suna Hanımların villasına gelince onların kapı önlerinde yukarıdan doğru iki ağır yeşil giysinin sarktığını görüyorum Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 103 Babam bir villa tuttu Nazım Hikmet Ran Yeşil Elmalar 65 Villanın geniş camlı salonu bahçesindeki renkleri ve ışığı iyice topluyor içeriye Sevinç Çokum Zor 200 Şık villalar çiçekler içinde Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 245 Derme çatma apartmanlar Kübik villalar aldı Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 52 Villamsı evlerin pancurları inikti küçük bahçeleri bakımsızdı ama kapı önlerinde bütün bu yoksunluğa ıssızlığa inat son model arabalar duruyordu Tomris Uyar Aramızdaki Şey 8 Prensese annesinden biraz servet kaldı bütün yazlarını Cenevre de bir villada büyük yazarla birlikte geçiriyor Tahsin Yücel Anlatı Yerlemleri 42 Gaono Sokağındaki bir villanın koridorunun dibinde duruyordu ayna Enis Batur Başkalaşımlar IX 28 Yıllar geçtikçe bürokratların villaları arabaları oldu onun kendi evi bile olmadı Füruzan Balkan Yolcusu 57 Paris teki villasında genç ve güzel kızları ense kökünden tabanca ile vurup Refik Halid Karay 2000 Yılın Sevgilisi 72 Düğünden sonra yeni evliler Sanjust di Tuela da ailesinin villalarının bulunduğu bahçedeki misafirhaneye yerleştiler Ayşe Kulin Bir Varmış Bir Yokmuş 10 Bütün ışıkları sönünceye kadar villaların önünde beklediğini söyler Oğuz Atay Tutunamayanlar 464 Evet evet bizim o güzel villada bir gün rahat oturamadım Halide Edip Adıvar Dağa Çıkan Kurt 246 Baksana köylüler hemen uyanmışlar geçen yıldan bu yana köy evinden çok villayı andıran birkaç ev dikmişlerdi kıyıya Pınar Kür Akışı Olmayan Sular 155 Şimdi burada Floransa daki villamda yaşıyorum Yahya Kemal Aziz İstanbul 21 )


- VİLLA[İt.] ile/ve ŞALE/CHALET

( Yazlıkta ya da kent dışında, bahçeli ve güzel, müstakil ev. İLE/VE İsviçre'ye özgü villa tipi ev. )


- VİNÇ ile/||/<> VINÇ[İng. < WINCH]

( Sinema TV Büyük işlik alıcılarının her çeşit devinimini kolaylıkla yapmasını sağlayan tekerlekli özel yapıda donatım fizik winch )

( CRANE, CAMERA CRANE (BOOM), BOOM, (ABD) WHIRLEY | WINCH )

( GRUE (CAMÉRA, AMÉRICAINE) | GRUE )

( KRAN, KAMERAKRAN, ATELIERKRAN )


- VİNÇA DAMGALARI ile/ve/||/<>/> ORHUN ABECELERİ


- VINYL ACETATE[İng.] / ACETATE DE VINYLE[Fr.] / VINYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ASETAT/ASETET


- VINYL ACETYLENE[İng.] / VINYLACÉTYLÉNE[Fr.] / VINYLACETYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ASETİLEN


- VINYL COMPOUND[İng.] / COMPOSÉES VINYLQUES[Fr.] / VINYLVERBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL BİLEŞİĞİ


- VINYL BUTYRATE[İng.] / BUTYRATE DE VINYLE[Fr.] / VINYLBUTYRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL BÜTİRAT


- VINYL ETHER[İng.] / VINYLÉTHER, ETHER VINYLIQUE[Fr.] / VINYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETER


- VINYL ETHYL ETHER[İng.] / VINYLÉTHYLÉTHER[Fr.] / VINYLÉTHYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİL ET(H)ER


- VINYL ETHYL HEXOATE[İng.] / HEXOATE DE VINYLÉTHYLE[Fr.] / VINYLÉTHYLHEXOATE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİL HEKZOAT


- VINYL ETHYLPYRIDINE[İng.] / VINYLÉTHYLPYRIDINE[Fr.] / VINYLÉTHYLPYRIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİL PİRİDİN


- VINYL ETHYLHEXYL ETHER[Fr.] ile/değil/yerine/= VİNİL ETİLHEKZİL ETER


- VINYL FLUORIDE[İng.] / FLUORURE DE VINYLE[Fr.] / VINYLFLUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL FLORÜR


- VINYL ISOBUTYL ETHER[İng.] / ÉTHER VINYLISOBUTYLIQUE[Fr.] / VINYLISOBUTYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL İZOBÜTİL ETHER


- VINYL STABILIZERS[İng.] / STABILISANTS DE VINYLE[Fr.] / VINYLSTABILISATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL KARARLILAŞTIRICILARI


- VINYLCARBAZOLE[İng.] / VINYLCARBAZOLE[Fr.] / VINYLCARBAZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL KARBAZOL


- VINYL CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE VINYLE[Fr.] / VINYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL KLORÜR


- VINYL METHYL ETHER[İng.] / VINYLMÉTHYLÉTHER[Fr.] / VINYLMETHYLÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL METİL ETER/ETHER


- VINYL BUTYL ETHER[İng.] / VINYLBUTYLÉTHER[Fr.] / VINYLBUTYÉTER[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL N-BÜTİL ETER/ETHER


- VINYL PYRIDINE[İng.] / PYRIDINE DE VINYLE[Fr.] / VINYLPYRIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL PİRİDİN


- VINYL PLASTICS[İng.] / PLASTIQUES VINYLIQUE[Fr.] / VINYLKUNSTSTOFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL PLASTİKLERİ


- VINYL PROPIONATE[İng.] / PROPIONATE DE VINYLE[Fr.] / VINYLPROPIONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL PROPİYONAT


- VINYL CYCLOHEXENE DIOXIDE[İng.] / BIOVIDE DE VINYLECHOLÉHEXÈNE[Fr.] / VINYLCYCLOHEXENDIOXYDE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL SİKLOHEKSEN DİOKSİT


- VINYL CYCLOHEXENE MONOXIDE[İng.] / MONOXYDE DE VINYLCYCLOHEXÈNE[Fr.] / VINYLCYCLOHEXENMONOXYDE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL SİKLOHEKSEN MONOKSİT


- VINYL CYCLOHEXENE[İng.] / VINYLCYCLOHEXENE[Fr.] / VINYLCYCLOHEXEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL SİKLOHEKSEN


- VINYL-SS-ETHOXYETHYL SULFIDE[İng.] ile/değil/yerine/= VİNİL-SS-ETOKSİETİL SÜLFÜR


- VINYL STEARATE[İng.] / STÉARATE DE VINYLE[Fr.] / VINYL STEARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL STEARAT


- VINYL TOLUENE[İng.] / TOLUÉENE DE VINYLE[Fr.] / VINYLTOLUID[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL TOLUEN


- VINYL TRICHLOROSILANE[İng.] / TRICHLOROSILANE DE VINYLE[Fr.] / VINYLTRICHLOROSILANE[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL TRİKLOROSİLAN


- SULFURE DE VINYLÉTHOXYÉTHYLE[Fr.] / VINYLÉTHOXYÉTHYLSULFID[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL-Β-ETOKSİETİL SULFÜR


- VİNİL ile/||/<> ALLİL

( Vinil çift bağa bitişik İLE allil bir karbon ötededir )

( Formül: CH₂=CH- İLE CH₂=CH-CH₂- )


- VINYL[İng.] / VINYLE[Fr.] / VINYL[Alm.] ile/değil/yerine/= VİNİL


- VINYLIDENE RESIN)[İng.] / RÉSINE DE VINILDÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİNİLİDİN REÇİNESİ


- VIOLATE :/yerine İHLAL ETMEK


- VIOLATION :/yerine İHLAL


- VİRAJ | RENKLENDİRME ile/||/<> RENKLENDİRME

( Sinema Tek renkli pozitif görüntüde kimyasal işlemlerle değişik renkli sonuçlar elde etme Renklendirmede görüntünün saydamsız bölümleri renkli olduğu halde saydam bölümleri değişmez Boyamanın karşıtı Bir konuşmada monotonluktan kaçmak için seste ton hız ve vurgu değişiklikliği yaparak metne hareket ve canlılık verme sinema Tek renkli pozitif görüntüdeki kimyasal işlemlerde değişik renkli sonuçlar elde etme Tiyatro konuşmasında tekdüzelikten kaçmak için seste tını hız ve vurgu değişikliği yaparak konuşmaya canlılık getirme Metal yüzeylere ısıl işlem ya da yüzey işlemi yoluyla renk kazandırma işlemi )

( TONE, TONING | COLOURING | COLORIZATION )

( VIRAGE | VIVIFIER | COLORATION )

( VIROGIERUNG | FARBEGEBEN | FARBGEBEN | FÄRBUNG )


- VİRAJ[Fr. < VIRAGE] ile/||/<> ...

( bir yolun kıvrıldığı yer büküntü dönemeç virage dönme çevirme döndürme çevrilme )

( VIRAGE )


- VİRAJ[Fr. < VIRAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> DÖNEMEÇ


- VİRAJ[Fr. < VIRAGE] ile/değil/yerine/= DÖNEMEÇ


- DÉVELOPPEMENT VIRAL[Fr.] ile/değil/yerine/= VİRAL AÇILIM


- VİRAL BULAŞ ile/||/<> BAKTERİYEL BULAŞ

( Virüslerin neden olduğu, genellikle kendiliğinden iyileşen bulaşlar. İLE/||/<> Bakterilerin neden olduğu, antibiyotiklerle tedavi edilebilen bulaşlar. )


- VİRAL ile/||/<> VİRAL[Fr. < VIRAL]

( Virüse ait virüs sebebiyle 1 Virüsle ilgili olan 2 Virüsün oluşturduğu neden olduğu virüsten kaynaklanan )

( VIRAL )

( VIRALE | VIRAL )

( VIRAL )

( VIRUS: ZEHIR )


- VİRAN KÖYDEN ile ...

( HARAÇ DA, ÖŞR DE ALINMAZ/DI )


- VİRAN[Fars. < VĪRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HARAP


- VİRAN[Fars.] ile/değil/yerine/= YIKIK


- VİRANLAŞMAK ile VİRA ile VİRAJ ile VİRAL ile VİRAN/LIK ile VİRAJLI ile VİRAJSIZ


- VİRD[çoğ. EVRÂD] ile ...

( Belirli zamanlarda okunması âdet olan Kur'ân cüzleri, duları. | Dervişlerin belirli zamanlarda okuduğu dualar. )


- VİRD[Ar. çoğ. EVRÂD] ile VİRD[Ar. < VAHÎM]

( Belirli zamanlarda okunması âdet olan Kur'ân-ı Kerîm cüzleri, duaları. İLE Öğrenci.[ŞAKİRD(Fars.)] | Mürit. )


- VİRD ile/ve ZİKİR


- VIRGO, VIR (VIRGINIS) VIRGIN/SPICA[İng.] ile/değil/yerine/= VIERGE/SPICA/ÉPILLET[Fr.] ile/değil/yerine/= JUNGFRAU/SPICA[Alm.] ile/değil/yerine/= BAŞAK

( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu. )


- VİRGÜL(",") KULLANIMI ile BÖLME(/AYIRMA/SLASH)("/") KULLANIMI


- VİRGÜL ile/değil/yerine/= ÇEKİK


- VİRGÜL(",")[Fr.] ile NOKTALI VİRGÜL(";")

( ... İLE Tümce içinde virgüllerle ayrılmış tür ya da takımları ayırmada. | Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı tümceleri birbirinden ayır­mada. | İkiden fazla eşdeğer öğeler arasında virgül bulunan tümcelerde, özneden sonra kullanılır. )


- VİRT[Ar. < VİRD] ile/||/<> ALEVÎ-BEKTAŞİLERİN BELLİ VAKİTLERDE SÖYLEDİKLERİ KOŞUK-DUA

( AlevîBektaşilerin belli vakitlerde söyledikleri koşukdua )


- VIRTUAL DOM/VIRTUAL DOCUMENT OBJECT MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL BELGE NESNESİ MODELİ


- VİRTUAL REALITY TERAPİSİ/VIRTUAL REALITY THERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK SAĞALTIMI


- VIRTUAL REALITY[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK


- VIRTUAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL


- VIRTUE EPISTEMOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= ERDEM EPİSTEMOLOJİSİ

( Çağdaş analitik felsefe geleneğinde Ernest Sosa ve Linda Zagzebski tarafından temsil edilen bir yaklaşım. Etik bir yaklaşım olan ve kökenleri Aristoteles’e kadar giden erdem etiği ile epistemik gerekçelendirme kuramları arasında kurulan köprü bir köprüdür. Bu yaklaşım, bilme eylemini kişi ve kişinin sahip olduğu belirli türden epistemik yetilerin kendisiyle ilişkilendirir. Ahlaken doğru davranan biri nasıl ki bu doğru davranışını sahip olduğu karakter özelliklerine borçluysa, bu yaklaşıma da göre de bilen kişinin bu bilme eylemini, sahip olduğu epistemik yetilere sahiptir. Ülkemizde Kemal Batak tarafından temsil edilmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VIRTUE vs. MERIT


- VIRTUE :/yerine ERDEM


- Virtüöz DİNLE!!!


- VİRÜS[İng. VIRUS] ile/||/<> ASEPTİK[İng. ASEPTIC] ile/||/<> BAKTERİYOFAJ[İng. BACTERIOPHAGE] ile/||/<> ELEKTRON MİKROSKOBU[İng. ELECTRON MICROSCOPE] ile/||/<> ENDOJEN RETROVİRÜS[İng. ENDOGENOUS RETROVIRUS] ile/||/<> RETROVİRÜS[İng. RETROVIRUS]

( Bakteri ya da ökaryotik bir gözeye nüfuz ederek enfekte eden varlık. Virüsler otonom replikasyonda acizdir ve başka bir konak gözenin translasyon sistemini kullanmak zorundadır. Nükleik asit ve protein tabakası oluştururlar. Bir virüsün genetik metaryali DNA ya da RNA olabilir. Eğer bu RNA ise, viral nükleik asit tarafından kodlanmış ters transkriptaz enzimiyle önce DNA'ya dönüştürülmek zorundadır. Bunlara retrovirüs denir. Virüsler, cansız varlıklardır; ancak "canlılığın eşiğinde" olarak sayılırlar. @@ Mikropsuz. Zararlı bakteriler, virüsler ya da diğer mikroorganizmaların neden olduğu kontaminasyondan uzak olma durumu. @@ Bir bakteriyi enfekte eden virüs. @@ Elektron demetlerini görüntü elde etmek için kullanan mikroskoplardır. Işık mikroskobundan daha iyi çözünürlük sağlar çünkü elektronların dalga boyu 0,004 nanometredir, yani görünür ışığın dalga boyundan yaklaşık 100.000 kat daha kısadır. Işık mikroskobuyla görülemeyecek kadar küçük olan virüsler ve gözenin bazı iç yapıları elektron mikroskobuyla incelenir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan iki farklı elektron mikroskobu vardır: geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM). @@ Virüsler, DNA ve RNA virüsleri olmak üzere iki kısımda incelenirler. Virüslerin kendilerini kopyalama mekanizmaları olmadığı için diğer canlıların kopyalama mekanizmalarını kullanırlar. RNA virüsleri (retrovirüsler) bir gözeye girdiklerinde, özel enzimleriyle, önce RNA’larından DNA oluştururlar. Oluşan DNA, normal göze sistemleriyle RNA üretir ve yeni virüsleri oluşturur. Retrovirüslerin çoğu normal gözelere girerler; ancak bazı retrovirüsler, üreme gözelerinin DNA’sına girebilir. Bunlara endojen retrovirüsler (ERV) denir. ERV’ler üreme gözesinin DNA’sına girdiği için sonraki nesillere aynı biçimde aktarılır. @@ Genomu ters transkripsiyon yoluyla DNA üretebilecek olan RNA virüsleridir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VİRÜS[Fr. < VIRUS] ile/||/<> VİRÜS

( Ancak elektron mikroskobuyla görülebilen özel filtrelerden geçebilen yalnızca canlı hücreler içerisinde üreyebilen RNA veya DNA kitlesinden oluşmuş herhangi bir metabolik işlev göstermeyen mikroorganizma 1 Genetik materyal olarak DNA veya RNA nükleotitlerinden birini bulunduran makromoleküllerini sentezleyebilmek için kendisine ait enzim sistemleri bulunmayan ve bu nedenle de zorunlu hücre içi parazit olan antibiyotiklerin etkimediği interferonlara duyarlı bu gün için belirlenmiş en küçük mikroorganizma grubu 2 Zehir )

( VIRUS )

( VIRUS )


- VIRUS :/yerine VİRÜS


- VIRUS[İng.] / VIRUS[Alm.] ile/değil/yerine/= VİRÜS


- VİRÜS ile YELLOWSTONE PARKINDAKİ VİRÜSLER

( 90-95° alkolle öldürülebilir. İLE 90-95° üzerinde bile öldürülemeyenler vardır. )

( Virüsler, -270°'deki azot tankında sürekli yaşayabilirler. )


- VİRYA ile ...

( Şevk. )


- VİSÂK[Ar.] ile VİSÂK[Ar. < VESÎK]

( Bağ, rabıta. | Antlaşma, sözleşme[and içerek/yeminle]. İLE Çok sağlam ve güçlü bağlar. | Antlaşmalar, and içmeler/yemin etmeler. )


- VİSAL[< VASL] ile ...

( ULAŞMA, BİTİŞME | SEVGİLİYE KAVUŞMA )


- VİSAL[Ar. < VİṢĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVUŞMA


- VİSÂM[Ar.] ile VİSÂM[Ar. < VESÎM]

( Damgalı, nişanlı. İLE Güzel yüzlüler. | Rastıklılar. | Damgalılar. )


- VISEAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= VİSEYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 346.700.000 ile 330.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- VİSER/VISCUS (VISCERA)[İng.] ile/değil/yerine/= İÇ ÖRGEN


- VISIT :/yerine ZİYARET ETMEK


- VİSKİ ile VİSKİ BARDAĞI