Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 46.996 başlık/FaRk ile birlikte,
46.996 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(144/189)
- SALATALIK/HIYAR ile ALKAM
( ... İLE Acı salatalık. )
- SALATALIK ile/||/=/<> DİN KABAK
( ... İLE Kütahya'daki adı. )
- SALATALIK/HIYARDA:
BADEM ile SİLOR ile DİKENLİ
( KISSA ile ...
KISSÂ ÜL-HİMÂR: Eşek hıyarı.(ÉLATER) )
- SALÂT-I KÂİM > SALÂT-I DÂİM
- SALÂVÂT[< SALÂT)(SALÂT Ü SELÂM] ile ...
( NAMAZLAR | HZ. MUHAMMED'E VE ONUN SOYUNDAN GELENLERE OKUNAN DUA [ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİ MUHAMMED ile ABCDEF ( EFENDİMİZ MUHAMMED'E VE ONUN SOYUNA SOPUNA SALÂT VE SELAM OLSUN] )
- SALDIRAY ile/ve/||/<> BATIRAY ile/ve/||/<> ATILAY ile/ve/||/<> YILDIRAY
( 1939'da, Haliç Tersanesi'nden denize indirilen ve ne yazık ki, 1942'de batan, Türkiye'nin ilk denizaltısı Batıray ile birlikte Atatürk'ün belirlediği öteki üç denizaltının adları... )
( TRT Arşiv - Twitter[1] paylaşımını görmek için burayı tıklayınız...
TRT Arşiv - Twitter[2] paylaşımını görmek için burayı tıklayınız... )
- [ne yazık ki]
SALDIRGAN/LIK ile/ve "AZGIN/LIK"
( Psişik. İLE/VE Ahlâkî. )
- SALDIRI ile/değil/yerine ÇIKIŞ
- SALDIRI ile/ve/||/<>/> İŞGAL
- SALDIRI ile/değil SAPTAMA/TESPİT/BEYAN
( [not] ATTACK vs./but TO DETERMINE/ESTABLISHING/TO DECLARE )
- [NE YAZIK Kİ]
SALDIRI ile/ve/değil/yerine TEPKİ
- SALDIRMA ile SALDIRMAZLIK ile SALDIRMAZLIK PAKTI ile SALDIRMAZLIK ANTLAŞMASI
- SALDIRMAK ile/değil/yerine/>< SARILMAK
- SALE :/yerine SATIŞ
- SALEP ile ASILMIŞADAM
( ... İLE Salepgillerden, çiçekleri asılmış, bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki. )
- SALEP[Ar.] ile SA'LEB[Ar. çoğ. SAÂLİB]
( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )
- SALEP[Ar.] ile VANİLYA[İsp.]
( Salepgillerin örnek bitkisi. | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden, dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki. | Bu bitkinin, tatlılara hoş koku vermesi için kullanılan meyvesi. )
( 
Vanilya )
( ORCHIS cum VANILIA PLANIFOLIA )
- SALES :/yerine SATIŞLAR
- SALES vs./and MARKETING )
( To serve the ready product. vs./AND To prepare the unprepared product to sale. )
- ŞALGAM ile ALABAŞ/ALMAN ŞALGAMI/GULUMBRA/KOLORABİ/YER LAHANASI
( Turpgillerden, yumru köklü bir bitki. İLE Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki. )
( BRASSICA RAPA cum BRASSICA OLERACEA GONGYLODES )
- SALGI ile/ve YAYILMA
( Kimyasal. İLE/VE Kimyasal/Elektriksel. )
- SALGILAMAK ile SALGILATMAK ile SALGINLAŞMAK ile SALGI ile SALGIN/LIK ile SALGILI ile SALGINCI/LIK
- SALGILAMAK ile/değil YAYMAK
- SALGIN ile "... DALGA"
- SALI PAZARI ile SALI PAZARI ile SALI PAZARI
( Fındıklı - Tophane arasındaki semt. İLE Kadıköy'de, Altıyol - Selâmiçeşme arasında bulunan bir semt ve pazar. İLE Şehremini'de kurulan semt pazarı. )
- SALÎB[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[Ar. < SELB]
( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )
- SÂLİH[< SALÂH] ile ...
( YARAR, ELVERİŞLİ, İYİ, UYGUN, YAKIŞIR | YETKİSİ VE HAKKI OLAN | DÎNİN EMRETTİĞİ ŞEYLERE UYGUN HAREKETTE BULUNAN )
- SALİH ile MÜTTAKÎ
- SALİH ile/ve SAHİH
- SALİH ve/> SARİH
( Salihlerde gaflet olmaz. )
- SÂLİH ve/||/<> ZÂHİD
( ... VE/||/<> Dinin biçim yönüne fazla önem veren, aşırı, çok sofu. | Kendini, sadece dine veren. | Masiva'ya itibar etmeyen. )
- SALİHA SULTAN ÇEŞMESİ / AZAPKAPI ÇEŞMESİ ile SALİHA SULTAN SEBİLİ
( Azapkapı'da, Azapkapı Camisi önündedir. İLE Azapkapı'da, Azapkapı Camisi karşısındadır. )
( 1733'te, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. [Rokoko üslûbundadır.] İLE 1732'de, Sultan II. Mustafa'nın eşi Saliha Sultan tarafından. )
- SÂLİK-MECZUB ile MECZUB-SÂLİK
- SÂLİK ile/ve BENDEGÂN
- SÂLİK ile MECZUB
- SÂLİK ile/ve/||/<>/> SÂDIK
- SÂLİK ile/ve/||/<>/> SAHİP
- SALİK ile/değil SAİK
- SÂLİK-İ MECZUB ile/||/<> MECZUB-U SÂLİK
( Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanan kişi. İLE/||/<> Allah'ın, varoluşunu, aklını, "benliğini" hak makamına çektiği kişi. )
- EMISSION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ÉMISSION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALIM TAYFI/SPEKTRUMU, EMİSYON SPEKTRUMU
- SÂLİM[Ar.] değil/yerine/= ESEN, SAĞLAM
- SÂLİM değil/yerine/= ESEN/SAĞLAM
- SÂLİM ile/ve/<> SELİM
( Güvende olmak, güven vermek. İLE/VE/<> Duru olmak. )
( Aklın. İLE/VE/<> Kalbin. )
( ... İLE/VE/<> Doğru, dürüst, kusursuz. | Ur ya da bazı sayrılıklarda, sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil. )
- SALIN/PHYSIOLOGICAL SALINE[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK
- SALINIM ile/değil SALIM
( OSCILLATION vs. EMISSION )
- SALİP ile SALİPLİ ile SALİPSİZ
- SÂLİS ile/||/<> SÂLİSEN
( Üçüncü. İLE/||/<> Üçüncü olarak. )
- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT
- SALKIM AĞACI = AKASYA[Lat.]
- SALKIM SAÇAK
( Eskimiş eşyalarda. )
- SALKIMAK ile SALKIM ile SALKIMLI ile SALKIM KÜPE ile SALKIM TOPU ile SALKIM AĞACI ile SALKIM BAŞAK ile SALKIM SAÇAK ile SALKIM SÖĞÜT ile SALKIM SALKIM
- Sallamadan KONUŞ!!!
- SALLAMAK ile ATMAK
- SALMAK ile SALMALIK ile SALMA OMURGA ile SALMA TOMRUK
- SALMAK/SALAN ile/ve/||/<> SARMAK/SARAN
- SALON ile SALON ÇAMI ile SALON ADAMI ile SALON KADINI ile SALON ÇİÇEĞİ ile SALON BİTKİLERİ
- SALON[Alm.] değil/yerine/= TÜNLÜK
- SALPA ile SALPAK
- SALSA ile BACHATA ile MAMBO ile MERENGUE ile SAMBA ile RUMBA ile CHA CHA CHA ile PASO DOBLE ile JIVE
( Dünyanın her yerinde bilinen Salsa, Avrupa'da, Karayipler'de, özellikle Küba ve Porto Riko'da, Orta Amerika'da, Panama, Guatemala ve New York'un Latin kolonilerinde çok gelişir. Elektrikli çalgıların da kullanıldığı Salsa danslarında, Afrika kökenli vurmalı çalgılar ve bakır üflemeli sazlar büyük rol oynar. Salsa'da, şarkılar her zaman İspanyolca olup şarkıların başlıca işlevi, dans figürlerine eşlik etmektir. Dünyanın belirli bölgelerinde, belirgin olarak ötekilerden ayrılan Salsa stilleri vardır. Birbirinden farklı figürlere sahip olan Salsa'nın tarzları, aynı dansın farklı yaklaşımları ve felsefeleri olarak kabul edilebilir.
İLE
1980'lerde, Dominik Cumhuriyeti'nde, turizmin gelişmesi ve ülkenin dünyaya açılması sonucu popülerliği artan Bachata, içinde aşk, tutku gibi duyguları yansıtan romantik şarkılarla yapılan bir dans türüdür. Bachata, ayrıca, ülkemizde Salsa'dan sonra en çok yeğlenen, yakın eşli bir danstır.
İLE
Küba'da ortaya çıkan Mambo, Kuzey Amerika'daki, Swing ve Rock gibi türlerden etkilenerek günümüzde yapılan biçimini alır. Erkek dansçının sol ayakla başladığı ve ağırlık merkezini ise kalça olarak belirlediği bu dans türü, en yaygın biçimde Küba'da karşımıza çıkar. 1950'li yıllarda, Avrupa tarafından da tanınan Mambo, kıtaları aşan bir dans olarak tüm dünyaya yayılır.
İLE
Dominik Cumhuriyeti'nin yerel dansı olan Merengue, özellikle küçük ve kalabalık dans salonlarına karşı oynanan bir dans türüdür. Oldukça hareketli figürler içeren Merengue, öğrenilmesi kolay, doğaçlamaya açık bir "eğlence" dansı olarak da bilinir. Çiftlerle değil bir çember biçiminde uygulanan Merengue, hızlı ayak hareketleri, omuzların silkilmesi ve kıvrak kalça hareketleri, bu dansın ana yapısını oluşturur.
İLE
Samba, Brezilya'nın Rio kentinde düzenlenen karnavallarda, kutlama ve eğlenceyi temsil eden dans olarak bilinir. Brezilya müziğine ait kuvvetli bir davulun da yer aldığı, özgün bir müziğe sahip olan Samba, Rio Karnavalı'ndaki dansçıların, gösterişli giysileriyle gösteriye dönüşür. Karnavallarda yapılan bu tip Samba, daha gelişmiş bir biçim olan Uluslararası Samba'dan farklıdır. Samba, Rio Karnavalı'nda, kişisel olarak uygulansa da uluslararası gösterilerde eşli olarak uygulanır.
İLE
Yavaş tempolu, zor bir Latin Amerikan dansı olan Rumba, dans eden çiftler arasındaki tutkuyu hareketlere yansıtır. Aşkın dansı olarak da nitelendirilen rumbada, dansın tutkusunun ve etkisinin büyük bölümü, müzikteki ezgilerde yaşam bulur. Rumba'yı, kusursuz olarak uygulamak için müziğe ve teknik ayrıntılara bağlılık gerekir. Bu ayrıntılar da dansçılardaki güçlü bir denge ve bilek, diz ve kalça koordinasyonu sonucunda ortaya çıkar.
İLE
Amerika'da, 1950'li yıllarda, Mambo ve Rumba'nın birleşiminden doğarak ortaya çıkan Cha Cha Cha, neşeli ritmleri ve müzikleriyle zamanla tüm dünyaya yayılan bir dans türü olur ve Uluslararası Latin Amerikan Dansları'nın vazgeçilmezlerinden sayılır. Canlı, dinamik, hızlı hareketler içeren Cha Cha Cha; neşeli, sevinçli, yerinde duramayanların dansı olarak adlandırılır.
İLE
Kökleri İspanya'ya uzanan "Paso Doble", "iki adım" anlamına gelir. Temiz ve canlı hareketler gerektiren Paso Doble'nin ruhunu seyirciye aktarabilmek için yavaş ve sakin hareketlerden kaçınmak gerekir. Latin dansları arasında en son öğrenilen Paso Doble'de, doğaçlama figürler yoktur, önceden belirlenmiş bir koreografiyi gerektirir.
İLE
Temelinde akrobatik hareketler barındıran bu dans türü, İkinci Dünya Savaşı süresince, Amerika'dan İngiltere'ye yayılır ve ilk olarak 1944 yılında, Londra'lı bir dans öğretmeni olan Victor Silvester tarafından "Jive" olarak adlandırılır. Canlı ve enerjik olmanın yanısıra, zarif bir görünüm de gerektiren bir Latin Amerikan dansı olan Jive, oldukça hareketli figürler içerir. )
- SALSA ile/ve RUEDA
- SALSA ile SALSA
- SALSALA-İ CERES
- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI
- SALTA[İt.] ile SALTA[İt.] ile SALTA[İsp.]
( Köpeğin, arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. İLE Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket. İLE Gergin duran bir halatı, biraz koyuverme eylemi. )
- SALTA[İt.] ile SETRE[Ar.]
( Yakasız, iliksiz, kolları bolca, bir tür kısa ceket. İLE Düz yakalı, önü ilikli bir tür uzun ceket. )
- SALTIK TİN:
SANAT ile/ve/||/<> DİN ile/ve/||/<> FELSEFE
- SALTIK ile/ve YALITILMIŞ
( ABSOLUTE vs./and INSULATED )
- SÂLÛS[Ar. çoğ. SILÂB] ile SÂLÛS[Ar.]
( Teslîs. [fels. TRIVIUM] İLE İkiyüzlü/riyâkâr. )
- ŞALVAR[Fars. < ŞELVÂR] ile ALTINOLUK
( Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü. İLE İşlemeli kadın şalvarı. | Altın sırma ya da kılaptanla işlenmiş çizgili kumaş. | Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar. | Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. )
- ŞALVAR değil/yerine/= TUMAN
- SALVO[İt.] ile SALTO[İt.]
( Yaylım ateşi. | Yoğun bir biçimde yapılan atak. | Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad. İLE Rakibin gövdesini kollarıyla birlikte kavrayarak yana ya da arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. )
- SALYA-SÜMÜK (AĞLAMAK)
- SALYA[Ar. < Yun.]/RÎK[Ar.] ile TÜKÜRÜK
( Ağızdan sızan tükürük. İLE Tükürük bezlerinin, ağza akan salgısı. )
( MEL'UB: Salyalı ağız. )
( SALIVA vs. SPITTLE )
- SALYANGOZ ile DİKENLİ SALYANGOZ
( ... İLE Karındanbacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça. )
( ... cum MUREX )
- SALYANGOZ ile/ve ELONA
- SALYANGOZ ile/ve KONİK SALYANGOZ
( Karada. İLE/VE Denizde. )
( Bir salyangoz üç yıl kesintisiz uyuyabilir. )
( ... İLE/VE Avustralya'da, resiflerde yaşarlar. )
( ... İLE/VE Dünyanın en zehirli canlılarındandır. )
( ... İLE/VE Zehirleri, çeşitli hastalıkları tedavide kullanılırlar. )
( ... İLE/VE 600 çeşidi vardır. 100'ü Avustralya Büyük Mercan Resif'lerinde bulunur. )
( ... İLE/VE İnsan için en zehirli olan hayvanları avlarlar. )
- SAM İLE LB İLE LBL ile/||/<> YÜZEY MODİFİKASYON
( Kontrollü yüzey kaplama teknikleri. )
( Formül: Alkanetiyol-Au SAM )
- ŞÂM U SEHER[Fars.] değil/yerine/= AKŞAM-SABAH
- SÂM[çoğ. SILÂB][Fars.] ile Sâm[Fars.]
( Gökkuşağı, eleğimsağma. İLE Hz. Nuh'un oğlu.[Semitik kavimler, bu nesildendir] )
- ŞAM değil ŞAM-I ŞERÎF
- SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> KARDA YÜRÜYÜP İZİNİ GÖSTERMEMEK
- SAMAN EV ile/ve/değil/yerine HUĞ EV ile/ve/değil/yerine KERPİÇ EV ile/ve/değil/yerine BAĞDADÎ EV
( HUĞ EV/ÇUKUROVA EVİ: Duvarları murt ya da hayt çubuğu ile sepet örer gibi örülür. Çatısı saz ile kaplanır. İç duvarlarına kerpiç sıva yapılır. Yapımı kolaydır. [Taş duvar ustasına ücret verecek olanağı bulunmayanlar bu tarz evler yapardı.] )
- SAMAN ile BART
( ... İLE Katı saman. )
- SAMAN ile ÇELMİK
( ... İLE Buğday ve başakla karışık, iri saman. )
- SAMAN ile KESMİK
( ... İLE Başakla karışık iri saman. | Taş gibi olmuş toprak parçası. )
- SAMAN ile ŞAMAN
- SAMAN ile SAMAN ÇATI KATI ile SAMAN YAPICI ile SAMANLIK ile SAMAN TOHUMU ile SAMAN TELİ
( HAY vs. HAY LOFT vs. HAY MAKER vs. HAY RACK vs. HAY SEED vs. HAY WIRE )
( يونجه ile علف خشک ile يونجه خشک ile انبار علوفه ile علف چين ile علف دروکن ile جاي يونجه ile علف دانه ile بلا استفاده )
( YVANJEH ile ALAF KHSHK ile YVANJEH KHSHK ile ANBAR ALOOFEH ile ALAF CHYNE ile ALAF DROKAN ile JAY YVANJEH ile ALAF DANEH ile BELA ESTEFADEH )
- SAMAN[Ar.] ile SÂMÂN[Ar.] ile Sâmân[Ar.]
( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )
- ŞAMANDIRA ile CANLI
( BUOY vs. BUOYANT )
( روآبي ile کويچه ile شناور ساختن ile شناور )
( روآبي ile KOYCHEH ile SHENAVAR SAKHTAN ile SHENAVAR )
- ŞAMANDIRA[Yun.] değil/yerine/= YÜZENEK/YÜZERTOP
( Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb., yüzer top. | Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi ya da geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer nesne. | Kapama düzenini sağlayan, metal ya DA plastikten yapılmış, suda yüzen top. | Kandilde, fitili tutmak için yağda yüzen, telli mantar düzeneği. )
- ŞAMANLAR'IN SEVDİĞİ RENKLER:
AÇIK MAVİ ve SÜT MAVİSİ ve ALTIN SARISI ve FİLİZ YEŞİLİ ve LEYLAK
- SAMAN/LIK ile SAMANİ ile SAMANLI ile SAMAN ALEVİ ile SAMAN RENGİ ile SAMAN KAĞIDI ile SAMAN SARISI ile SAMAN NEZLESİ ile SAMANLI GÜBRE ile SAMANLI KERPİÇ
- [ne yazık ki]
ŞAMAR OĞLANI (NA DÖN[DÜR/ÜL]MEK) ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ (İLÂN ETMEK/EDİLMEK)
- ŞAMARLAMAK ile ŞAMAR
- SAMBA ile SAMBACI/LIK
- SAMED/[İng. SUBSTANCE] ile ...
( PEK YÜKSEK, ULU, DÂİM, EZELÎ, EBEDÎ | KİMSEYE VE HİÇBİR ŞEYE GEREKSİNİMİ OLMAYAN ALLAH | KENDİNDE, KENDİNDEN ÖNCE OLANA PRİM VERMEMEK ( O bir şeyden çıkmamıştır, ondan da bir şey çıkmaz. )
- SAMED[Ar.] ile SEYYİD[Ar.]
- SAMED ve/||/<> SOMUT
- SAMET ve/<> SOMUT
( Dolu. VE/<> Dolu. )
( ETERNAL/ABSOLUTE and/<> CONCRETE )
- SÂMÎ[Ar. < SÜMÜVV] ile SÂMÎ[Ar.] ile SÂMİ'[Ar. < SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmî[Ar.] ile Sâmi[Ar.] ile SÂMİH[Ar.]
( Yüksek, yüce.[Sadrâzamla ilgili olan ve o makamdan çıkan işler için kullanılırdı] | Ünlü/şöhretli. İLE Katılık, sertlik, kuruluk. İLE Duyan/işiten. | Dinleyen/dinleyici. İLE Sâm soyundan olan. İLE Asurca, İbranice, Habeşçe gibi dilleri konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol. | Bu koldan olan. İLE XVIII. yüzyılda yaşamış, Osmanlı şairlerindendir.[Arpa Emîni Zâde adıyla ünlüdür.] İLE Eliaçık/cömert. )
- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]
( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )
( Genele. İLE/VE/<> Özele. )
( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )
- ŞÂMİL[< ŞEML ve/< ŞÜMÛL]:
İÇİNE ALAN, KAPLAYAN, ÇEVRELEYEN
- SAMİMİYET ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR
- SAMİMİYET >< ERKÂN
( Samimiyet oluşunca, erkân kalkar. )
- SAMİMİYET ve/||/<> SAMİMİ NİYET
- SÂMİN[Ar.] ile SÂMİN[Ar.]
( Yağlı, semiz. İLE Sekizinci. )
- SÂMİR[Ar.] ile SÂMİR[Ar.]
( Gece toplantıları. İLE Meyveli, meyve tutmuş. )
- SAMPLE :/yerine ÖRNEK
- SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK
- SAMPLING ERROR[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME HATASI
( Bir bireyin taşıdığı özelliklerin, popülasyonun genelindeki özelliklerden rastlantısal olarak farklı olması durumudur. Örnekleme hatası, küçük örnek grupları için fazla, büyük örnek grupları için düşüktür. Yani, bir öbekten ne kadar çok örnek alınırsa, o kadar gerçekçi sonuçlar elde edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SAMSA ile SAMSAT
- SAMUR ile DENİZ SAMURU
( ... İLE Amerika'nın kuzey okyanus kıyılarında yaşayar. Çok avlanıldığından soyu tükenme tehlikesi geçirmektedir. Yasalarla korunmaya çalışılmaktadır. Gerçek bir su hayvanıdır. Suda yavrular, suda uyur ve suda beslenir. Karaya seyrek çıkar. )
( Uzunluğu 120 ve kuyruğu 30 cm.'dir. Ağırlığı 40 kg.'ı bulur. Çoğunlukla deniz kestanesi, midye, istiridye, mürekkepbalığı ve salyangozlarla beslenir. Rahatça 30 metre derine dalar. Suyun yüzüne çıkınca sırtüstü yatarak avını midesinin üstüne koyar. Göğsüne yerleştirdiği yassı bir taşa vurarak kabuklarını kırar. Araç kullanabilen nadir hayvanlardandır. )
( Her yıl tek bir yavru yavrular. Sırtüstü yüzerken yavrusunu emzirir. Avlanacağı zaman yavruyu yosunlar arasında gizler. )
(
)
( LUTRA cum LUTAX LUTRIS )
- SAMUR ile SAMUR KÜRK ile SAMUR KAŞLI
- SAMUR ile SUSAMURU/LUTR[Fr.]
( SUSAMURUGİLLER: SEMMÛRİYYE[Ar.] | MUSTÉLIDÉS[Fr.] )
( Susamurları, akıntıyla farklı yerlere sürüklenmemek için uyurken el ele tutuşur. )
( ... İLE Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, küçük bir tür hayvan. )
( SEMMÛR[çoğ. SEMÂMÎR] )
( SABLE vs. OTTER )
( ... avec LOUTRE )
( ... mit OTTER )
( MARTES ZIBELINA cum LUTRA LUTRA )
( ... con NUTRIA )
( ... con LONTRA )
- ŞAN ile ŞANO ile ŞANS ile ŞANSLI/LIK ile ŞANSSIZ/LIK ile ŞANS OYUNU
- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA
( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )
- SANAL DİN ile/değil/yerine DİN
( Onun/onların "dini". İLE/DEĞİL/YERİNE Senin olan/sa! )
- SANAL GERÇEKLİK'TE:
NESNE'NİN YİTİRİLMESİ ile/ve ÖZNE'NİN YİTİRİLMESİ
- SANAL MÜZELER I, II
- SANAL MÜZELER I, II
- SANAL MÜZELER I, II
- SANAL MÜZİK MÜZESİ
- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL
- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI
- IMAGINARY CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL YÜK
- SANAL ile/ve KURGU/SAL
( VIRTUAL vs./and SPECULATIVE )
- SANAL ile SANAL KART ile SANAL SAYI ile SANAL REKLAM ile SANAL SOHBET
- SANAL ile SOYUT
- SANAL ile UYDURMA
- SANAT:
BİÇİM ile/ve/değil/||/<>/< BİÇİMİN İLKESİ/YASASI
- SANAT BİÇİMİNDE:
SİMGESEL ile/ve/||/<>/> KLASİK ile/ve/||/<>/> ROMANTİK
- SANAT değil SANATÇI ve/<> TARİH değil TARİHÇİ
( Sanat diye bir şey yoktur, sadece sanatçı/lar vardır. VE/<> Gerçekleri incelemeye başlamadan önce tarihçiyi inceleyin! )
- SANAT:
DEHÂ ve/||/<> YARATICILIK
- SANAT DÖNEMLERİ/NDE:
SİMGESEL ile/ve/<>/> KLASİK ile/ve/<>/> ROMANTİK ile/ve/<>/> MODERN
( Mimarlık sanatı. İLE/VE/<>/> Heykel sanatı. İLE/VE/<>/> Resim, müzik ve şiir sanatı. İLE/VE/<>/> Sürekli değişim/dönüşüm. )
( ... =/> ETİK )
( Sümer, Mısır, Çin, Hint. İLE/VE/<>/> Eski Yunan. İLE/VE/<>/> Avrupa.[XIX. yüzyıl] İLE/VE/<>/> Çağımız. )
- SANAT YAPITI SUNMAK ile SANAT YAPITI "ÜRETMEK"
( Sanat yapıtı üretilebilir mi, üretilen midir? )
- SANAT ESERİ[Ar.] değil/yerine/= ESİNÇ YAPITI
- SANAT YAPITININ:
İFŞÂ ETTİĞİ ile/ve/değil AFİŞE ETMEDİĞİ (ŞEY/LER)
( BAYKUŞ: Güzel sanatların simgesi. | Sanatın yaratıcısı. )
( AS THAT WHICH A WORKS BETRAYS BUT DOES NOT PARADE :ON ART )
- SANAT YAPITININ:
"KÖKLERİ" ve/<> "DALLARI" ve/<> "ÇİÇEKLERİ/MEYVELERİ"
( Kültürün özsuyuyla beslenir. VE/<> Öteki kültürlerin yağmurlarıyla ıslanır. VE/<> Evrensel uygarlık uzamına armağan olur. )
- SANAT:
GEÇMİŞİ GERİ ALMAK ile/ve/değil/||/<>/> GELECEĞİ ÖNGÖREBİLMEK
- SANAT ...:
GEÇMİŞ/TEN ile/ve/||/<>/> BUGÜN/E ile/ve/||/<>/> GELECEK/E
( Kopuk olmamalı. İLE/VE/||/<>/> Hitap etmeli. İLE/VE/||/<>/> Dönük olmalı. )
( MÂZÎ ile/ve/||/<>/> HÂL ile/ve/||/<>/> İSTİKBÂL )
- SANAT, GELENEKSEL UYGULAMANIN(RİTÜEL):
İÇİNDE değil DIŞINDA
- SANAT/HÜNER değil/yerine/= ESİNÇ
- SANAT:
İÇERİK ve/||/<> AMAÇ ve/||/<> ANLAM
- Sanat için SUS!!!
- SANAT:
İÇTEN DIŞA ile/ve/değil/||/<>/< DIŞTAN İÇE
- SANAT:
İSPAT değil İCRÂ
- SANAT:
KİŞİSEL/ŞAHSÎ ve/||/<> KİŞİYE ÖZGÜ/MUHTEREM
- SANAT NESNESİ ile/ve/> SANAT YAPITI
- SANAT NESNESİNE BİÇİM VERME ile/ve/||/<> KİŞİNİN, KENDİNE BİÇİM VERMESİ
- Sanat olarak SUS!!!
- SANAT [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- SANAT:
"PROPAGANDA" değil/yerine ÖĞRETİM
- SANAT[Ar. < SUN] ile ...
( Yapmak, üretmek. | İlâhî olarak üretilmiş olan. )
- SANAT:
UYUM ve/||/<> ORGANİK ve/||/<> BİRLİK
( Sanat, uyumlu, organik birliğin yeniden ele geçirilmesinin aracıdır. )
- SANAT YAPITINDA:
DUYUSAL/LIK ve/||/<> TİNSEL/LİK
( Tinselleşir. VE/||/<> Duyusallaşır. )
- SANAT YAPITININ:
AYDINLATILMASI ile/ve/<> AYDINLATMASI
( Sanat yapıtının nesnesini dışarıdan aydınlatırız ve fakat o da bizi içeriden aydınlatır. )
- SANAT ile ...
( DUA )
- SANAT = ART[İng., Fr.] = KUNST[Alm.] = ARS[Lat.] = TEKHNE[Yun.] = ARTE[İsp.]
- SANAT ve/||/<>/>/< BİREY OLMAK
- SANAT ile/ve/||/<>/> DAHA/EN SANAT/SİMGE
- SANAT ve/> DİN
( ... VE/> Sanatın doruğu. )
- SANAT ile/ve/değil DİNSEL DIŞLAŞIM
- SANAT ile/ve EĞLENCE
( ART vs./and ENTERTAINMENT )
- SANAT ile/ve/||/<> FARKLILIK
- SANAT ve/||/<> FELSEFE
( Hayranlık. VE/||/<> Hayret. )
( Doyumsuzluk sunar. VE/||/<> Doyum sunar. )
( Keşf. VE/||/<> Kurma. )
( Sanat olmasaydı, felsefe, edimselliğini yitirirdi. )
- SANAT ve/||/<>/> (< FELSEFE <) ve/||/<>/> KAVRAM ve ÖTESİ
- SANAT ile/ve/||/<>/>/< HAKİKAT
- SANAT ile/ve/||/<> İNCELİK/RİKKAT[Ar.]
- SANAT ve/||/> MANEVİYAT
( Sanat, maneviyatın giriş kapısıdır. )
- SANAT ile/ve/değil ...MIŞ GİBİ
- SANAT ve/||/<>/< OYUN
- SANAT ve/<> ÖZGÜVEN/İMAN
- SANAT ve/||/<>/> SAĞALTIM ARACI
- SANAT ile/ve/||/<> SANA AİT
- SAN'AT[Ar. çoğ. SAN'ÂT] ile SAN'ÂT[Ar. < SAN'ÂT]
( Sanat, ustalık, hüner, mârifet. | Bir şeyi güzel yapmak, bir şeyin güzel, beğenilir olması için uygulanan kurallar. İLE Sanatlar, ustalıklar, hünerler. )
- SANAT ile SANAT ÖĞRENCİSİ
( ART vs. ART STUDENT )
( هنري ile هنر ile هنر جو )
( NPANNARY ile NPANNAR ile NPANNAR JO )
- SANAT ve/<> SANATÇI/KİŞİ/İNSAN
( Bir resimde, bir sanat yapıtında aradığım, sevdiğim şey, insandır. Sanatçının kendi! )
( Dans le tableau [l'oeuvre d'art] je cherche, j'aime l'homme l'artiste. )
( Çalışkanlıkta, arı, sana ustalık eder
Beceride, bir böcek, seni okutur
Seçkinlerde de var sendeki bilgiler
Sanat ise ey insan! Yalnız sana özgüdür! )
( Yaşam ciddidir, sanat ise neşeli.
Fakat ciddiyet içinde bile, neşe ya da sükûnet,
sanatın aslî ve özsel yapısı olarak kalır. )
( Schiller'in, "Sanatkârlar" adlı şiirini okumanızı salık veririz. )
( Durumun/sürecin/konunun/işin içine kişi/insan ve sanat girince/girmişse öteki herşey ikinci sıraya geçer/geçmeli/geçirilmelidir, indirilmelidir. )
- SANAT ile SAYRILIK
- SANAT ve/||/<> SEVGİ ve/||/<> FELSEFE
( Kişileri sevmekten daha sanatsal ve bilgece bir şey yoktur. )
- SANAT ile/ve/||/<>/> SUSKUN/HÂMUŞ SANAT
- SANAT ile/ve/değil/<> SÜSLEME
- SANAT ve/< TARİH
( Görünür olanlar. VE/< Okunur/bilinir olanlar. )
- SANAT ile/ve/<> TASARIM
( Sanat kavramda olur, tasarımda değil. )
- SANAT ile/ve TASAVVUF SÜZGECİNDEN GEÇMİŞ SANAT
- SANAT ile/ve/||/<>/> ÜRETKEN SEZGİ GÜCÜ ile/ve/||/<>/> ESTETİK SEZGİ
- SANAT ile/> VAHİY
( İkisi de, aklın ötesine geçildikten sonradır. )
- SANAT ve/||/<>/>< YAŞAM
( Sanat, tüm alanların son noktasıdır. VE/||/<>/>< Yaşam da sanatın son noktası ve yansımasıdır. )
( Uzun. VE/||/<>/>< Kısa. )
( ARS LONGA, VITA BREVIS )
- SANAT ve YORUMBİLİM/TEVİL/HERMENEUTİK
- SANATÇI OLABİLMEK ya da HİÇBİR ŞEY OLMAK
- SANATÇI:
SAHTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GERÇEK
( Taklit eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Alır/"çalar". )
- SANATÇI ile/ve/||/<> BİLGE/ÂRİF
( Dönüştürücü. İLE/VE/||/<> Geliştirici/ilerletici. )
- SANATÇI ve/||/<> DÖNEM/ÇAĞ
( Sanatçı, kendi çağının çocuğudur. )
- SANATÇI ile SANATSAL ile SANATSAL ÇALIŞMA ile SANAT
( ARTIST vs. ARTISTIC vs. ARTISTIC WORK vs. ARTISTRY )
( آرتيست ile پرهنر ile هنرور ile اهل فن ile ارباب هنر ile هنرمند ile هنرمندانه ile هنري ile باهنر ile کار ذوقي ile استعداد هنري ile هنرمندي )
( ARTYSET ile PARECONNAR ile NPANNARVAR ile اهل فن ile ARBAB NPANNAR ile NPANNARMAND ile NPANNARMANDANEH ile NPANNARY ile BANPANNAR ile KAR ZOGHY ile ESTEDAD NPANNARY ile NPANNARMANDY )
- SANATÇIDA:
KAPRİS ve/||/<> KİBİR
( "Yakışır" )
- Sanatçı DİNLE!!!
- SAN'AT-GER[Ar.] ile SAN'AT-KÂR[Ar.]
( Sanatçı. | Esnaf. İLE Sanatçı, usta. )
- SANATIN:
DİLİ ile/ve/değil/<>/< ARACI
- SANATIN ÖLÜMÜ ile ÇIRAĞIN ÖLÜMÜ
( [Çırak, ustasını ...] Sollamazsa. İLE Hatalı sollarsa. )
- Sanatı DİNLE!!!
- SANATLAŞMAK ile SANAT ile SANATLI ile SANATÇI/LIK ile SANATSAL/LIK ile SANATSIZ/LIK ile SANAT ERİ ile SANAT ADAMI ile SANAT ESERİ ile SANAT FİLMİ ile SANAT OKULU ile SANAT DÜNYASI ile SANAT DANIŞMANI ile SANAT ENSTİTÜSÜ ile SANAT DANIŞMANLIĞI
- SANATSAL DUYARLILIK İÇİN SANAT(IN):
EYLEMİ ve/ya da İLGİSİ
- Sanatsal duyarlılıkla KONUŞ!!!
- SANAT/SAL ve/||/<>/= TİN/SEL
( SANAT: Saltık tin alanı. )
- SANATTA:
BİLİNÇSİZ SİMGESELLİK ile/ve/||/<>/> BİLİNÇLİ SİMGESELLİK
- SANAT/TA:
DOĞAL OLAN ile/ve/||/<>/> DOĞAL OLARAK/DOĞALA EN YAKIN VE YALIN YAPILMIŞ OLAN
- SANATTA KALMAK ile/değil/yerine SANATLA KALMAK
- SANAT/TA/Kİ:
SAÇMA ile/ve/||/<> SAÇMA/LIK
- ŞİİR:
SANATTA ile/ve FELSEFEDE
( En üstte. İLE/VE En altta. )
- SANAT(TA TAKLİT):
DOĞRU OLMAYANDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DOĞRU OLANDA
( Sanat, doğru olmayanı da taklit edebilir, doğru olanı da.
Doğru olmayanı taklit ederse aldatıcı olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Doğru olanı taklit ederse doğruluğunu daha çok güçlendirir. )
( Sanat, doğru ya da güzel olmayanı, doğru ve güzel olarak gösterebilir. )
- SANAYİLEŞMEK ile SANAYİLEŞTİRMEK ile SANAYİLEŞEBİLMEK ile SANAYİ ile SANAYİCİ/LİK ile SANAYİ ODASI ile SANAYİ SİTESİ ile SANAYİ ÜLKESİ ile SANAYİ BÖLGESİ ile SANAYİ KURULUŞU ile SANAYİ YATIRIMI
- SANCAKLI, SAFFET (TUTİN, YUGOSLAVYA, 1966) :
( Beşiktaş'tan kiralandı (1990). Sarıyer forması altında 11 lig, 2 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 16 resmi ve 2 özel maçla birlikte toplam olarak 18 maçta oynadı. Turnuva maçlarında 1 gol attı. 20 kez A Milli, 1 kez Ümit Milli 2 kez de Ordu Milli olmak üzere 23 kez Milli Takım formasını giydi. Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Kocaeli spor, Eskişehir spor ve Konyaspor, Gaziosmanpaşa, Vefa gibi takımlarda oynadı. Siyasete MHP de başladı ve TBMM de Kocaeli Milletvekili olarak görev yaptı (2014 - 2018, 2018 - 2022). )
- SANCIMAK ile SANCILANMAK ile SANCI ile SANCILI ile SANCISIZ ile SANCI OTU
- SANDAL ile BARKA
( ... İLE Büyük sandal. )
- SANDAL ile/<> PİROG
( ... İLE/<> Mali'de, Nijer ırmağında kullanılan bir sandal. )
- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]
( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )
( ARBUTUS ANDRACHNE / SANTALUM ALBUM cum ... )
- SANDAL ile SANDALCI/LIK ile SANDAL AĞACI
- CHAIR FORM[İng.] ile/değil/yerine/= SANDALYE ŞEKLİ
- SANDIKLAMAK ile SANDIKLANMAK ile SANDIK ile SANDIKLI ile SANDIKÇI/LIK ile SANDIK EMİNİ ile SANDIK ODASI ile SANDIK SEPET ile SANDIK BALIĞI ile SANDIK EŞYASI ile SANDIK KURULU ile SANDIK LEKESİ ile SANDIK BAŞKANI ile SANDIK ÇEVRESİ ile SANDIK MÜŞAHİDİ ile SANDIK GÖZLEMCİSİ ile SANDIK BALIĞIGİLLER ile SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ
- SANGO ile ...
( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, en yaygın kullanılan yerel dil. )
- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI
( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )
- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")
( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )
( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )
( To find truth, we must not cling to our convictions. )
( [not] SURMISE vs./and/but/||/<> OPINION
OPINION instead of SURMISE )
- SANI ile SANRI
( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )
( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )
( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )
( SURMISE vs. HALLUCINATION )
( ZANN ile BİRSAM )
- SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK
- SANIRIM ... OLABİLİR değil SANIRIM ... ya da ... OLABİLİR
- EIN ZWEITES RINGSPENDUL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYEYİ VURAN SARKAÇ
- ŞANJMAN/ŞANZIMAN[Fr. CHANGEMENT] ve/||/<> MOTOR
( Motorlu taşıtlarda, motorun yükünü azaltarak güç aktarma organlarına veren, arabanın istenen hızda hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu. VE/||/<> ... )
- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM
- SANKİ BÖYLE değil SANKİ
- SANKİ GALİBA YANİ" değil SANKİ ya da GALİBA ya da YANİ
- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM
- SANKİ ile ALÂNÎ
- SANKİ ile GİBİ
( AS IF vs. LIKE )
- SANKİ ile ...MIŞ GİBİ
- SANKİ ile/değil/yerine SANIRIM
- SANKİ değil/yerine/= SÖZÜMONA
- ŞANKR ile ...
( Ülser. )
- ŞAN/LI-ŞEREF/Lİ
- ŞANLI, ALİ (TUNCELİ, 1924 - 1995) :
( Nakliye işleriyle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ŞANLI, HAYDAR (İST. 1938 - 2009) :
( Yeni Kolejden mezun oldu. Bir süre hukuk tahsil etti ise de okulu yarım bıraktı ve kısa bir öğretmenlik yaptı. CHP de üyesi oldu İlçe Gençlik Kol Başkanlığı görevinde bulundu ve bir dönem (1968 - 1973) İl Genel Meclis üyesi olarak görev yaptı. )
- ŞANLI, PROF. DR. İSMET (MARDİN, 1937) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta öğrenimini Mardin'de tamamladı. İstanbul Davutpaşa Lisesinden mezun oldu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1965 yılında Yüksek Orman mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı ve takiben 1970 yılına kadar yine Orman F - Genel müdürlüğü teşkilatında çalıştı. Açılan sınavı kazanarak İ.Ü.Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsüne asistan olarak atandı. Bir süre Fransa'da bilimsel çalışmalar yaptı. 1976'da "Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) ‘nin Türkiye'de Çeşitli Yörelerde Oluşan Odunları Üzerinde Araştırmalar" adlı tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. "Türkiye'nin Tersiyer Florası Üzerinde Ksikolojik Araştırmalar" adlı tezi ile 1982'de "Üniversite Doçenti" unvan ve yetkisini aldı ve 1988'de profesörlüğe yükseltildi, bilahare kendi isteği ile emekli oldu. )
- ŞANLI, SEVİM (İST. 1936) :
( Fındıklı İnönü ilk ve ortaokulunu bitirdikten sonra Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünden mezun oldu. 1963 yılında Büyükdere Akşam Kız Sanat Okulunda İdari İşler Amiri olarak memuriyet hayatına başladı. 1983 yıında emekli oldu. Sosyal çalışmalardan ayrı kalmadı. 1955 ve 1957 yılları arasında CHP Büyükdere Ocak Gençlik Kolu Başkanlığı, CHP İlçesi Kadırnlar Kolu Yönetim Kurulu Üyesi ve sekreterliğini 17 yıl süre ile yaptı. 1962'de Sarıyer Kızılay Şübesine üye oldu ve 27 yıl Şube Yönetimde görev aldı, madalya ile ödüllendirildi, 1989'da SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi)' ten Sarıyer Belediye Meclis Üyesi seçildi ve Divan Kâtibi olarak görev yaptı. Büyükdere Kız Akşam Sanat Okulu Aile Derneği kuruluşunda görev aldı. Büyükdere Mehmet İpgin İlokulu Aile Birliğu Derneği, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Aile Birliği Derneği ve Sarıyer İnsan Hakları Komisyonu Koruma Derneği üyesidir. Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi Aile Birliği Derneğinde 20 yıl süre ile Başkanlık ve ayrıca Sarıyer İnsan Hakları Derneği'nde başkanlık üstlendi. )
- ŞANLI/LIK ile ŞANLI ŞÖHRETLİ
- ŞANLITÜRK, HASAN (ADANA 1935 - İST. 2015) :
( Sarıyerli bestekar Hasan Şanlıtürk Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde eğitimini tamamladı. Ayrıca İstanbul Belediyesi Konservatuarından mezun oldu. İş hayatına Türkiye Denizcilik İşletmelerinde başladı ve buradan emekli oldu. İş hayatı ile sanatını birlikte yürüttü. Pek çok grupta şef olarak görev aldı, sayısız öğrenci yetiştirdi. Udi Hasan olarak da bilinir. Pekçok bestesi bulunuyor. Bestelerinden bazıları: Geçti aylar geçti Yıllar", "Peşinden Koşarlar","Özlüyorum", "Hoş geldin", "Gözlerimin nuru, gönlümün sururu", "Gönlümü sarmış ahu zar", "Gelin gidelim Allah Yoluna" (İlahi), "Hoş geldin şehr - i ramazan" (İlahi), "Merhaba şehr - i Ramazan" (İlahi), "Başımda esmiyor sevdanın yeli", "Ruhumda çoşan nağmelerin", "Öbrümün baharında gönlüme giren", "Yıllar yılı mutluluğu yaşarken", "Feryad mı edeyim", "Yahya Çavuş", "Hayatın zümrüt bahçelerinden". )
- SANMA! ile/ve/||/<>/> ANMA! ile/ve/||/<>/> YANMA!
( )
- SAN-MAK ile ZAN ETMEK
- SANNYASİN[Sansk.] ile ...
( Gezgin derviş. )
- ŞANO[İt. SCENA] değil/yerine/= TİYATRO SAHNESİ
- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]
( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SANRI ile/ve/||/<> SANCI
- SANRI ile SANRILAR ile ALDATICI
( DELUSION vs. DELUSIONS vs. DELUSIVE )
( فريفتگي ile کوراب ile پندار بيهوده ile اوهام ile گمراه کننده )
( FARYFATGY ile کوراب ile PANDAR BEYTEOODEH ile AVEYAM ile GOMRAH KONANDEH )
(1996'dan beri)