Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 61.788 başlık/FaRk ile birlikte,
61.788 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(238/249)


- YAPABİLMEK ile YAPADURMAK ile YAPAYLAŞMAK ile YAPAYLAŞTIRMAK ile YAPAK ile YAPAY/LIK ile YAPAKÇI/LIK ile YAPARLU ile YAPAY DİL ile YAPAK YAĞI ile YAPAY İPEK ile YAPAY KALP ile YAPAY BÖBREK ile YAPAY DÖLLEME ile YAPAY SOLUNUM ile YAPAY DÖLLENME


- Yapacağını YAZ! Yazdığını KONUŞ!!!


- YAPAĞI ile YAPAĞI ile YÜNLÜ

( FLEECE vs. FLEECER vs. FLEECING )

( گوش بريدن ile پارچه خوابدار ile لخت کردن ile گوش بري کردن ile پشم کندن ile سر و کيسه کردن ile گوش بر ile گوش بري )

( GUSH BARYDAN ile PARCHEH KHABDAR ile LAKHT KARDAN ile GUSH BARY KARDAN ile POSHAM KANDAN ile SAR VE KYSEH KARDAN ile GUSH BAR ile GUSH BARY )


- YAPAMAMAK ile KAVUN ile EĞİMLİ ile DÖRTNAL

( CANT vs. CANTALOUPE vs. CANTED vs. CANTER )

( زبان ويژه ile طالبي ile گرمک ile يک ورشده ile اريبي ile سلانه سلانه )

( ZABAN VEYZHEH ile TALEBY ile GARMAK ile YK VARSHODEH ile اريبي ile SALANEH SALANEH )


- ...YI ... YAPAN, NEDİR? ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ...YI ... YAPAN, ... NELERDİR?


- YAPAN ile/ve/<> YAPTIRAN


- YAPAN ile YAPTIRAN


- ... YAPANA KADAR ... ile ... YAPACAĞINA ...


- YAPAR YAPMAZ ile "YAPAR, YAPMAZ"(< "YAPAR YA DA YAPMAZ")

( [Biri/O ...]
Yaptığı anda, gecikmeden. @@ Yapıp yapmayacağına (kendi) karar verir/verecektir. )


- YAPAR ile/ve/<> YAŞAR


- Yaparak KONUŞ!!!


- YAPAY/BOŞ "GÜZELLİKLER":
HAZ ve/||/<> ZENGİNLİK ve/||/<> ÜN/ŞÖHRET


- RADIOACTIVITÉ ARTIFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAPAY IŞINETKİNLİK


- YAPAY | PROTEZ ile/||/<> PROTEZ[Fr. < PROTHÈSE]

( PROTHÈSE )


- ARTIFICIAL RADIOACTIVITY[İng.] / INDUZIERTE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİFLİK


- KÜNSTLICHE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİVİTE


- YAPAY SEÇİLİM ile/||/<> CİNSEL SEÇİLİM

( Yapay seçilim insan yönlendirmeli İLE cinsel seçilim eş seçimi )

( Formül: Islah (yapay) İLE sekonder cinsel karakterler (cinsel) )


- YAPAY | SENTETİK ile/||/<> SENTETİK ile/||/<> BİREŞİMSEL

( bireşimsel )

( SYNTHÉTIQUE )


- YAPAY | YAPMACIK, SAHİCİ KARŞITI/YAPMA ile/||/<> UYDURMA | YAPMACIK/SAHTE[Fars. < SĀḪTE]

( yapma çiçek yapma dil yapma gübre yapma uydu yerden yapma Yapmak işi yapay yapmacık sahici karşıtı )


- YAPAY | YAPMACIK/SUNİ[Ar. < ṢUNʿĪ] ile/||/<> YAPMACIK | YANILTICI | KARMAŞIK | KARMAŞIK/SOFİSTİKE[Fr. < SOPHISTIQUÉ] ile/||/<> YAPAY | UYDURMA | YAPINTI/TASNİ[Ar. < TAṢNĪʿ]

( suni böbrek suni çayır suni çim suni gübre suni ipek suni kalp suni peyk suni solunum suni tahta suni teneffüs yapay yapmacık )


- YAPAY YOL | KONDÜİT[Fr. < CONDUITE] ile/||/<> ...

( CONDUITE )


- YAPAY ZEKÂ ile BİYOİNFORMATİK

( İnsan zekâsını taklit eden bilgisayar düzenleri geliştirme bilimi. İLE Biyolojik verileri çözümlemek ve yorumlamak için bilgisayar bilimi ve istatistiksel yöntemleri kullanan bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, biyolojik verilerden yeni bilgiler ve keşifler elde etmek için yapay zekâ algoritmaları kullanılmaktadır. )


- YAPAY ZEKA ile/ve/||/<> DOĞAL ZEKA


- YAPAY ZEKA ile/||/<> İNSAN ZEKASI

( Makine bilinci )

( Various tarafından 2010 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) )


- YAPAY ZEKÂ ve/||/<> SÜRÜ ZEKÂSI


- YAPAY ZEKÂ" değil/yerine YARDIMCI ZEKÂ


- YAPAY ZEKÂDA:
1972 ile/ve/||/<>/> 1972 - 1980 ARASI ile/ve/||/<>/> 1980 - 2000 ARASI ile/ve/||/<>/> 2000 VE SONRASI

( "İnsan gibi düşünen makina yapabilir miyiz?" düşüncesi/sorusu dönemi. İLE/VE/||/<>/> Kış dönemi.[Margaret Boden] İLE/VE/||/<>/> "Gelişmiş Simge/Düzen[Expert System]" dönemi. İLE/VE/||/<>/> Ticarî dönem. )


- YAPAY ZEKANIN "SONUÇLARI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KİŞİNİN BİLMESİ


- YAPAY ile/ve/değil/||/<> KURGU/SAL


- YAPAY ile SUNİ TOHUMLAMA ile YAPAY ZEKA ile YAPAY DİL ile YAPAY UZUVLAR

( ARTIFICIAL vs. ARTIFICIAL INSEMINATION vs. ARTIFICIAL INTELLIGENCE vs. ARTIFICIAL LANGUAGE vs. ARTIFICIAL LIMBS )

( مصنوعي ile ساختگي ile غيرطبيعي ile تلقيح مصنوعي ile بارورسازي مصنوعي ile هوش مصنوعي ile اطلاعات ساختگي ile زبان مصنوعي ile اندام مصنوعي )

( MASNOY ile SAKHTGY ile GHYROTBYEY ile TALGHYHE MASNOY ile BAROORSAZY MASNOY ile TEOOSH MASNOY ile ETLAAT SAKHTGY ile ZABAN MASNOY ile ANDAM MASNOY )


- SUNÎ[Osm.] / ARTIFICIAL[İng.] / ARTIFICIELLE[Fr.] / KÜNSTLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY


- YAPAY ile YAPMACIK


- [ne yazık ki]
YAPAYALNIZ KALMAK ile/değil YAPAYALNIZ HİSSETMEYE NEDEN OLANLARLA YAŞAMAK


- YAPAY/SUN-Î SİSTEM = CÜMLE-İ SINÂ'ÎYE = SYSTÈME ARTIFICIEL


- YAPI BİLİMİ | BİÇİM BİLGİSİ/MORFOLOJİ[Fr. < MORPHOLOGIE] ile/||/<> BİÇİM BİLGİSİ | FİİL ÇEKİMİ/SARF[Ar. < ṢARF]

( sosyal morfoloji yapı bilimi biçim bilgisi )


- YAPI | YAPIM/KONSTRÜKSİYON[Fr. < CONSTRUCTION] ile/||/<> MİMARLIK | YAPI/MİMARİ[Ar. < MİʿMĀRĪ]

( yapı yapım )


- YAPI ile ESER


- YAPI ile EVDE OLMAK ile MEMNUN OLMAK ile AÇIK OLMAK ile ÖRTÜLMEK ile ZENGİN OLMAK ile SARI OLMAK

( BEING vs. BEING AT HOME vs. BEING CONTENT vs. BEING OPEN vs. BEING VEILED vs. BEING WEALTHY vs. BEING YELLOW )

( آفريده ile فرتاش ile کون ile موجود زنده ile موجود ile حضار ile اکتفا ile گشادگي ile مستوري ile توان گري ile زردي )

( AFARYDAH ile FARTASH ile کون ile MOJOD ZANDEH ile MOJOD ile HAZAR ile EKTEFA ile گشادگي ile مستوري ile TAVAN GARY ile ZARDY )


- YAPI ile/ve KALIP

( Sınırlama ve zorlama anlamına gelebilir. )

( Enerjimizi ve zamanımızı, zihnimizin, çevrenizde örmüş olduğu duvarı yıkmak için saklamalıyız. )

( STRUCTURE vs./and MOULD/MATRIX/PATTERN
Save all your energies and time for breaking the wall your mind had built around you. )


- YAPI ile/ve/||/<> TERİM


- YAPICI ile/ve OLGUNLAŞTIRICI

( CONSTRUCTIVE/POSITIVE vs./and TO BRING RIPEN )


- YAPILACAK BİRŞEY YOK ile YAPILACAK FAZLA BİRŞEY YOK


- YAPILAN İŞ:
ELİNE YAKIŞSIN ile/ve/değil/||/<>/< ELİNE YAPIŞSIN


- YAPILANMA | DÜZENLEME | ÖRGÜT | ORGANİZASYON ile/||/<> ORGANİZASYON ile/||/<> ORGANİZASYON[Fr. < ORGANISATION]

( Harap olan dokuların yerinin granülasyon dokusuyla doldurulması Hematom trombüs embolus ve infarktus alanlarında görülür )

( ORGANIZATION )

( ORGANISATION )


- YAPILANMA ve/||/<>/< ACI-KEDER


- YAPILANMA ile/ve/||/<>/>< KARŞI YAPILANMA


- YAPILAN/SÜRDÜRÜLEN YANLIŞA:
KİMSE BİR ŞEY DİYEMEZ ile/ve/değil/||/<>/< KİMSE ENGELLEYEMEZ


- YAPIM EKLERİNDE:
ADDAN AD ile/ve/||/<> ADDAN EYLEM ile/ve/||/<> EYLEMDEN AD ile/ve/||/<> EYLEMDEN EYLEM

( )


- YAPIM | ÜRETİM/PRODÜKSİYON[Fr. < PRODUCTION] ile/||/<> YAPIMCI | ÜRETİCİ/PRODÜKTÖR[Fr. < PRODUCTEUR]

( yapım üretim )


- YAPİM/ARIYİM değil YAPAYIM/ARAYAYIM


- YAPINTI = TASNİ = FICTION[İng., Fr.] = FIKTION[Alm.] = FICTIO[Lat.] = FICCIÓN[İsp.]


- YAPIP-ETMEK


- YAPIŞ YAPIŞ

( Tenin/cildin, terleme nedeniyle aldığı durumlarda. )


- YAPI/SAL ile/ve DÖNEM/SEL, (KONJONKTÜR/EL)

( STRUCTURAL vs./and CONJUNCTIONAL )


- YAPIŞIK KULAK MEMESİ ile AYRIK KULAK MEMESİ


- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI


- YAPIŞKAN ALTLIK | ASTAR[Fars. < ÂSTER] ile/||/<> KAT

( Sinema Duyarkatın tabana sağlamca yapışmasını sağlamak amacıyla tabana çekilen yapışkan kat. @@ @@ (I) Özel tuğla ya da özel plastik özdeklerden yapılmış, fırın ve yunaklarda yalıtkan olarak kullanılan kat. @@ II) Temel boya ya da metal örtme işlemi uygulanmadan önce, yapılan örtme işlemi ile yüzeyin kazandığı örtü. @@ ~ Az astar. -Tkm astar. -Özb astar. -Krg astar. -Kzk astar. -Kklp astar. -TatK astar. < Far āstar, astar 'a kind of coarse thin stuff fit for lining garments; the inside of anything, the lining of a garment'. Türkçeden belli başlı Balkan dillerine de geçmiştir: Blg xastar; Srp àstar (hàstar). )

( SUBSTRATUM, ADHESIVE SUBSTRATUM | LINING | UNDERCOATING | LAYER, COAT, COATING~LAYER, COAT, COATING | STAGE | MULTIPLE | STOREY | LAYER, STRATUM | HORIZON, LEVÉL | LAYER | KAT )

( SUBSTRATUM | REVÊTEMENT | COUCHE~COUCHE | ÉTAGE | ETAGE | MULTIPLE | CATÉGORIE | 1- ÉTAGE, 2- COUCHEÈ | STRATE | ÉTAGE, HORIZON | COUCHÉ )

( MÜLTIPLUS~MÜLTIPLUS )

( UNTERSCHICHT | AUSKLEIDUNG, FUTTER | AUSFÜTTERUNG | SCHICHT, ÜBERZUG~SCHICHT, ÜBERZUG | STUFE | ETAGENDEKORATION | VIELFACHES, VIELFACHE, MUTTIPLUM | STOCK, STOCKWERK | SOHLE | SCHICHT )

( STRATO DI FONDO~STRATO )

( ΥΠΌΣΤΡΩΜΑ / υπόστρωμα~ΣΤΡΏΜΑ / στρώμα )

( ASTAR[Az.]~ASTAR[Tkm.]~ASTAR[Özb.]~ASTAR[Krg.]~ASTAR[Kzk.]~ASTAR[Kklp.]~ASTAR[Tatk.] )

( ĀSTAR )


- YAPIŞKAN ALTLIK ile/||/<> ASTAR ile/||/<> ASTAR[Fars. < ÂSTER]

( Sinema Duyarkatın tabana sağlamca yapışmasını sağlamak amacıyla tabana çekilen yapışkan kat I Özel tuğla ya da özel plastik özdeklerden yapılmış fırın ve yunaklarda yalıtkan olarak kullanılan kat II Temel boya ya da metal örtme işlemi uygulanmadan önce yapılan örtme işlemi ile yüzeyin kazandığı örtü Az astar astar astar astar astar astar astar āstar astar a kind of coarse thin stuff fit for lining garments the inside of anything the lining of a garment Türkçeden belli başlı Balkan dillerine de geçmiştir xastar Srp àstar hàstar )

( SUBSTRATUM, ADHESIVE SUBSTRATUM | LINING | UNDERCOATING | LAYER, COAT, COATING )

( SUBSTRATUM | REVÊTEMENT | COUCHE )

( UNTERSCHICHT | AUSKLEIDUNG, FUTTER | AUSFÜTTERUNG | SCHICHT, ÜBERZUG )

( MÜLTIPLUS )

( STRATO DI FONDO )

( ΥΠΌΣΤΡΩΜΑ / υπόστρωμα )

( ĀSTAR )

( ASTAR[Az.]~ASTAR[Tkm.]~ASTAR[Özb.]~ASTAR[Krg.]~ASTAR[Kzk.]~ASTAR[Kklp.]~ASTAR[Tatk.] )


- YAPIŞTIRICI ile KASNI

( Katılaşıp sertleşme özelliğiyle nesneleri yapıştırmaya yarayan kimyasal ürün. İLE Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk. )


- YAPIŞTIRICI/TUTKAL SÜRME ile/ve/||/<> KEDİBASTI

( ... İLE/VE/||/<> Tüm yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak yapıştırıcı/tutkal sürme biçimi. )


- YAPIT/ESER[Ar.] ile/ve/değil KALINTI


- YAPIT/ESER ile KİTAP

( ... ile PİTAKA )


- YAPIT ile/değil EDİM


- YAPIT ile/değil/yerine/=/||/<> ESER | YAYIN

( başyapıt eser yayın )


- YAPIT ile/ve/||/<> SÜREÇ


- YAPIT ile YAPIN

( Bir kişinin, emek sonucu ortaya koyduğu şey. | Sanatçının ortaya koyduğu ürün, yapıt. İLE Araç ya da el ile yapılmış her şey. )


- YAPIT ile/ve/||/<> YAZIT


- Yapıcı KONUŞ!!!


- YAPMA DİL ile/||/<> YAPMA DİL

( Çeşitli amaçlarla anlaşma sağlamak için bazı dillerden seçilmiş sözcüklerle kurulan dil Esperanto gibi Dil Günlük konuşmalarda kullanılan dilin özelliğinden yararlanılarak ve belli kavramlara değişik dillere uyabilecek karşılıklar bulma yolu esas alınarak değişik milletlere mensup kişiler arasındaki ilişkilerde dil ayrılıklarının doğurduğu problemleri herkesin kullanacağı ortak bir dille giderme amacına dayanarak yapılan dil İlk yapma dil Mehmet Muhiddin adlı Türk ün yaptığı Bâlîbilen dir Esparando L L Zamenhof Volapük J M Schleier ido L de Beaufront yapma dillere örnektir )

( ARTIFICIAL LANGUAGE | ARTIFICAL LANGUAGE )

( LANGUE ARTIFICIELLE )

( KÜNSTLICHE SPRACHE )


- YAPMA!:
EMİR değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA

( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )


- YAPMA!:
EMİR değil KOLAYLAŞTIRMAK/HIZLANDIRMAK

( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! )


- YAPMA!/OLMASIN!
GIYBET ve/||/<> HASED ve/||/<> TAASSUB


- YAPMA!:
SUSACAKKEN KONUŞMAK ve/||/<> KONUŞACAKKEN SUSMAK


- YAPMA/YAPAY ile SAHTE/ÇAKMA[argo]


- YAPMA ile/değil/yerine/=/||/<> YAPAY | YAPMACIK, SAHİCİ KARŞITI

( yapma çiçek yapma dil yapma gübre yapma uydu yerden yapma Yapmak işi yapay yapmacık sahici karşıtı )


- YAPMAK ile ETMEK

( Batı dillerinden gelen sözcüklere kullanılan. İLE Doğu dillerinden gelen sözcüklere kullanılan. [İstisnalar hariç!] )


- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/=/||/<> OLMAK

( Yapmak, olmaktır; olmak, yapmaktır. )

( TO DO is TO BE, TO BE is TO DO )

( [not] TO DO vs./and/but/=/||/<> TO BE
TO BE instead of TO DO )


- YAPMAK ile/değil/yerine/=/||/<> ÜRETMEK | GERÇEKLEŞTİRMEK | EVLENDİRMEK | OLMAK

( yapboz yapsat yapadurmak kesyap Ortaya koymak gerçekleştirmek oluşturmak meydana getirmek Olmasına yol açmak Yol almak Onarmak tamir etmek Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek Bir dileği bir isteği yerine getirmek uygulamak ifa etmek Bir düşünceyi bir davranışı bir isteği işe dönüştürmek gerçekleştirmek Düzenli bir duruma getirmek üretmek Bir harekete işe başlamak veya bir hareketle işle uğraşmak Salgılamak çıkarmak Dışkı çıkarmak gerçekleştirmek Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek evlendirmek Bir durum yaratmak Edinmek sahip olmak Bir kimseye bir meslek kazandırmak birini yetiştirmek Davranmak hareket etmek olmak )


- YAPMAK ile YAPMA DİL ile YAPMA UYDU ile YAPMA GÜBRE ile YAPMA ÇİÇEK


- ... YAPMA(SI)NI ...
YEĞLERDİM/TERCİH EDERDİM değil DİLERDİM


- YAPRAK DAMARLARI = EVRÂK-I ASABÎYE = NERVURES DES FEUILLES


- YAPRAK SİGARASI/PURO[İt. < PURO] ile/||/<> YAPRAK SİGARASI/SİGAR[Fr. < CIGARE]


- YAPRAK ile/ve GAZEL/KAZEL

( ... İLE/VE Sonbaharda kuruyan ağaç yaprağı. )


- YAPRAK ile MEYVEYAPRAK

( ... İLE Çiçeğin, döllenmeden sonra yemişi oluşturan yaprağı. )


- YAPRAK = VARAK = FEUILLE


- YAPRAKBİTİ/FİDANBİTİ ile YAPRAKBİTLERİ

( Yaprakbiti ailesinden olan böceklerin genel adı. İLE Duyargaları ve hortumları eklemli, bir milimetre boyunda, yumuşak gövdeli eşkanatlılar ailesi. )


- YAPRAKLAR = EVRÂK = FEUILLES


- YAPRAKLARDA:
TAÇ ile/ve ÇANAK


- YAPTI, YAPACAĞINI" "(YİNE)" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> BEN YAPMADIM/YAPMAMIŞIM, YAPABİLECEĞİMİ


- YAPTIĞIN İYİLİKLE ...:
"GURUR DUYMAK" ile/değil/yerine/||/<>/< ONUR DUYMAK


- YAPTIĞINI "ÖVMEK" değil/ne yazık ki/> YAPTIĞINI YIKMAK


- YAPTIRIM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞER


- YAR/UÇURUM OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK


- YAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAREN


- YARA-BERE (İÇİNDE OLMAK/KALMAK)


- YARA OLMAK ile/değil/yerine/>< YAR OLMAK


- YARA | ÜLSER ile/||/<> ÜLSER ile/||/<> ÜLSER[Fr. < ULCÈRE]

( Deri veya mukoza üzerinde gelişerek altındaki dokuları da etkileyen açık yara ulkus Deri veya mukozada yüzeyel nekroz ve doku kaybı sonucu dokunun bazal zarı da dâhil epitelinde oluşan yerel doku kaybıyla belirgin yangı ve kanserlere bağlı olarak oluşan açık yara ulkus karha hlk ekele )

( ULCER )

( ULCÈRE )

( ULCUS )


- YARADANCILIK = DEISM[İng.] = DÉISME[Fr.] = DEISMUS[Alm.] = DEUS[Lat.]


- YARADILIŞ/CİBİLLİYET[Ar. < CİBİLLİYYET] ile/||/<> YARADILIŞ/FITRAT[Ar. < FİṬRAT] ile/||/<> YARADILIŞÇA/FITRATEN[Ar. < FİṬRATEN] ile/||/<> DOĞUŞTAN/FITRİ[Ar. < FİṬRĪ] ile/||/<> DOĞUŞTANCILIK/FITRİYE[Ar. < FİṬRİYYE] ile/||/<> YARADILIŞ/HİLKAT[Ar. < ḪİLḲAT] ile/||/<> YARADILIŞÇA/HİLKATEN[Ar. < ḪİLḲATEN] ile/||/<> YARADILIŞ/TIYNET[Ar. < ṬĪNET] ile/||/<> DOĞUŞTANCILIK/NATİVİZM[Fr. < NATIVISME]


- YARAK ALDI ile/değil YARA KALDI


- YARAK ile/değil/yerine/=/||/<> SİLAH | ERKEKLİK ORGANI

( dalyarak silah erkeklik organı )


- YARAK ile YARAK ile YARAK

( Hazırlık. İLE Silah. İLE Penis. )


- YARALANMAK / YARALANABİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YARARLANMAK / YARARLANILABİLİR/LİK


- YARALANMA/TRAVMA:
PSİKOJENİK ile/ve/||/<> VAROLUŞSAL ile/ve/||/<> BAĞLANMA ile/ve/||/<> KAYIP ile/ve/||/<> BAĞLANMA DÜZENİ/SİSTEMİ

( bkz. FRANZ RUPPERT )


- YARALANMA/TRAVMA ile/ve/||/<>/> EYLEME VURMA


- YARALANMADA/TRAVMA'DA:
MAĞDUR ile/ve/||/<> ZÂLİM
ile/ve/||/<>
GÖZLEMCİ


- YARALANMALARDA:
GÖGÜS ile/ve/||/<> KARIN ile/ve/||/<> KAFATASI/OMURGA

( [İlkyardım]
- Hastanın/yaralının bilinç kontrolü yapılır.
- Hastanın/yaralının yaşam bulguları değerlendirilir.
- Yaranın üstü, plastik poşet naylon vb. sarılmış bir bezle kapatılır.
- Soluk alma sırasında, yaraya hava girmesini engellemek, soluk verme sırasında havanın dışarı çıkmasını sağlamak üzere yara üzerine konulan bezin bir ucu açık bırakılır.
- Hasta/yaralı, bilinci açık ise yarı oturur biçimde oturtulur.
- Ağızdan hiçbir şey verilmez.
- Yaşam bulguları sık sık kontrol edilir.
- Açık pnömotoraksta şok olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle, şok önlemleri alınmalıdır.
- Tıbbî yardım istenir[112]. )

( [Delici göğüs yaralanmalarında görülebilecek sorunlar] Göğsün içine giren nesne, akciğer zarı ve akciğeri yaralar. Bunun sonucunda şu belirtiler görülebilir:
- Yoğun ağrı.
- Solunum zorluğu.
- Morarma.
- Kan tükürme.v - Göğüsteki yarada, soluk alıyor görüntüsü[Açık pnömotoraks] )

( [Delici karın yaralanmalarında görülebilecek sorunlar]
- Karın bölgesindeki örgenler zarar görebilir.
- İç ve dış kanama ve buna bağlı şok oluşabilir.
- Karın, tahta gibi sert ve çok ağrılı ise durum ciddidir.
- Bağırsaklar dışarı çıkabilir. )

( [Delici Karın Yaralanmalarında İlkyardım]
- Hastanın/yaralının bilinç kontrolü yapılır.
- Hastanın/yaralının yaşam bulguları kontrol edilir.
- Dışarı çıkan örgenler içeri sokulmaya çalışılmaz, üzerine geniş ve nemli temiz bir bez örtülür.
- Bilinç yerinde ise sırt üstü biçimde bacaklar bükülmüş olarak yatırılır, ısı kaybını önlemek için üzeri örtülür.
- Ağızdan yiyecek ya da içecek bir şey verilmez.
- Yaşam bulguları sık sık izlenir.
- Tıbbî yardım istenir[112]. )

( )


- YARALANMA/TRAVMA ÇEŞİTLERİNDE:
DOĞA KAYNAKLI ile/ve/ne yazık ki/||/<> "İNSAN KAYNAKLI"


- YARALAR:
KESİK ile/ve/||/<> DELİCİ ile/ve/||/<> EZİKLİ ile/ve/||/<> PARÇALI ile/ve/||/<> KİRLİ(ENFEKTE)

( - Bir travma sonucu deri ya da mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır.
- Aynı zamanda, kan damarları, kas ve sinir gibi yapılar etkilenebilir.
- Derinin koruma özelliği bozulacağından, enfeksiyon riski artar. )

( Bıçak, çakı, cam gibi kesici aletlerle oluşur.[Genellikle basit yaralardır. Derinlikleri kolay belirlenir.] İLE/VE/||/<> Uzun ve sivri aletlerle oluşan yaralardır.[Yüzey üzerinde derinlik hakimdir. Tetanos tehlikesi vardır.] İLE/VE/||/<> Taş yumruk sopa gibi etkenlerin şiddetli olarak çarpmasıyla oluşan yaralardır. İLE/VE/||/<> Dokular üzerinde bir çekme etkisi ile oluşue. Doku ile ilgili tüm örgen, saçlı deri de zarar görebilir. İLE/VE/||/<> Mikrop kapma olasılığı bulunan yaralardır. | Gecikmiş yaralar.[6 saatten fazla] | Dikişleri ayrılmış yaralar. | Kenarları düzgün olmayan yaralar. | Çok kirli ve derin yaralar. | Ateşli silah yaraları. | Isırma ve sokma ile oluşan yaralar. )

( [Ciddi yaralanmalar]
- Kenarları birleşmeyen ve ya 2-3 cm. olan yaralar.
- Kanaması durdurulamayan yaralar.
- Kas ya da kemiğin göründüğü yaralar.
- Delici aletlerle oluşan yaralar.
- Yabancı nesne saplanmış olan yaralar.
- İnsan ya da hayvan ısırıkları.
- Görünürde iz bırakma olasılığı bulunan yaralar. )

( [İlk yardım]
- Yaraya saplanan yabancı nesneler çıkarılmaz.
- Yara içi kurcalanmamalıdır.
- Yarada kanama varsa durdurulur.
- Yara, temiz bir bezle örtülür.
- Yara üzerine bandaj uygulanır.
- Tıbbî yardım istenir[112]. )


- YARALI KİMLİK ile/ve/||/<> YAŞAMDA KALAN

( Kendini koruyacak kadar. )


- YARALI/HASTA TAŞIMADA:
OMUZ DESTEĞİ ile/ve/||/<> KUCAKTA ile/ve/||/<> SIRTTA ile/ve/||/<> OMUZDA(İTFAİYECİ YÖNTEMİ) ile/ve/||/<> ELLERİN ÜZERİNDE[ALTIN BEŞİK] ile/ve/||/<> KOL VE BACAKLARDAN TUTARAK ile/ve/||/<> SANDALYE İLE ile/ve/||/<> BATTANİYEDEN SEDYE YAPARAK ile/ve/||/<> KAŞIK ile/ve/||/<> KÖPRÜ ile/ve/||/<> KARŞILIKLI DURARAK ile/ve/||/<> RENTEK

( Hasta/yaralı taşınmasında ilk yardımcı, kendi sağlığını riske sokmamalıdır.
Gereksiz zorlama ve yaralanmalara engel olmak için aşağıdaki kurallara uygun davranmalıdır:
- Hastaya/yaralıya yakın mesafede çalışılmalıdır.
- Daha uzun ve güçlü kas öbekleri kullanılmalıdır.
- Sırtın gerginliğini korumak için dizler ve kalçalar bükülmelidir.[Omurilik yaralanmaları riskini azaltır].
- Yerden destek alacak biçimde iki ayağı da kullanarak, biri ötekinden biraz öne yerleştirilmelidir.
- Kalkarken, ağırlığı, kalça kaslarına vererek dizler en uygun biçimde doğrultulmalıdır.
- Baş, her zaman düz tutulmalı, eşit ve düzgün bir biçimde hareket ettirilmelidir. - Yavaş ve düzgün adımlarla yürünmeli ve adımlar omuzdan daha geniş olmamalıdır.
- Ağırlık kaldırırken, karın, düzgün tutulup kalça kasılmalıdır.
- Omuzlar, leğen kemiğinin ve omuriliğin sırasında tutulmalıdır.
- Yön değiştirirken, ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalıdır.
- Hasta/yaralı, olabildiğince az hareket ettirilmelidir.
- Hasta/yaralı, baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak, en az 6 destek noktasından kavranmalıdır.
- Tüm hareketleri yönlendirecek sorumlu bir kişi olmalıdır. Bu kişi, hareketler için gereken yönergeleri["Dikkat! Kaldırıyoruz!" gibi] vermelidir. Bu kişi, genellikle, ağırlığın en fazla olduğu ve en fazla dikkat edilmesi gereken bölge olan baş ve boyun bölümünü tutan kişi olmalıdır.
- Hasta/yaralı taşınırken mükemmel bir takım çalışması gerekmektedir. )

( [Acil taşıma teknikleri]
- Genel bir kural olarak, hasta/yaralının yeri değiştirilmemeli ve dokunulmamalıdır. Olağanüstü bir tehlike söz konusuysa, taşıdığı her türlü riske karşın acil taşıma zorunludur.
- En kısa sürede, yaralılar, güvenli bir yere taşınmalıdır.
)

( OMUZDAN DESTEK OLARAK


ile/ve/||/<>

KUCAKTA


ile/ve/||/<>

SIRTTA


ile/ve/||/<>

OMUZDA


ile/ve/||/<>

ALTIN BEŞİK TEKNİĞİ


ile/ve/||/<>

KOL VE BACAKLARDAN TUTARAK


ile/ve/||/<>

SANDALYE İLE


ile/ve/||/<>

SEDYE İLE


ile/ve/||/<>

BATTANİYE İLE



ile/ve/||/<>

KAŞIK TEKNİĞİ

- Bu teknik, hastaya/yaralıya, sadece bir taraftan ulaşılması durumunda üç ilk yardımcı tarafından uygulanır.
- İlk yardımcılar, hastanın/yaralının tek bir yanında, bir dizleri yerde olacak biçimde diz çökerler.
- Hasta/yaralının elleri göğsünde birleştirilir.
- Birinci ilk yardımcı, baş ve omzundan, ikinci ilk yardımcı, sırtının alt bölümü ve uyluğundan, üçüncü ilk yardımcı, dizlerinin altından ve bileklerinden kavrar. Daha sonra kendi ellerini hastanın/yaralının gövdesinin altından geçirerek kavrar.
- Başını ve omzunu tutan birinci ilk yardımcının yönergesi ile tüm ilk yardımcılar aynı anda hastayı/yaralıyı kaldırarak dizlerinin üzerine koyar.
- Aynı anda tek bir hareketle hastayı/yaralıyı göğüslerine doğru çevirirler. Sonra uyumlu bir biçimde ayağa kalkar ve aynı anda düzgün bir biçimde sedyeye koyarlar.

ile/ve/||/<>

KÖPRÜ TEKNİĞİ

- Hastaya/yaralıya, iki taraftan ulaşılması durumunda dört ilk yardımcı tarafından yapılır.
- İlk yardımcılar, bacaklarını açıp hastanın/yaralının üzerine hafifçe çömelerek yerleşirler.
- Birinci ilk yardımcı, başı koruyacak biçimde, omuz ve ensesinden, ikinci ilk yardımcı, kalçalarından, üçüncü ilk yardımcı da dizlerinin altından tutar.
- Birinci ilk yardımcının yönergesi ile üç ilk yardımcı hastayı kaldırır.
- Dördüncü ilk yardımcı, sedyeyi arkadaşlarının bacakları arasına iterek yerleştirir ve hasta/yaralı, sedyenin üzerine konulur.

ile/ve/||/<>

KARŞILIKLI DURARAK

- Omurga yaralanmalarında ve kuşkusunda kullanılır. Üç ilk yardımcı tarafından uygulanır.
- İki ilk yardımcı, hastanın/yaralının göğüs hizasında karşılıklı diz çöker. Üçüncü ilk yardımcı, hastanın/yaralının dizleri hizasında diz çöker. - Hastanın/yaralının kolları, göğsünün üzerinde birleştirilerek, düz yatması sağlanır.
- Baş bölümündeki ilk yardımcılar, kollarını baş-boyun eksenini koruyacak biçimde hastanın/yaralının sırtına yerleştirirler.
- Hastanın/yaralının dizleri hizasındaki üçüncü ilk yardımcı, kollarını açarak hastanın/yaralının bacaklarını düz olacak biçimde kavrar. Verilen yönergeyle tüm ilk yardımcılar hasta/yaralıyı düz olarak kaldırarak sedyeye yerleştirir.

ile/ve/||/<>

RENTEK TEKNİĞİ/MANEVRASI

- Kaza ortamı değerlendirilir; patlama, yangın tehlikesi belirlenir, çevre ve ilk yardımcının kendi güvenliği sağlanır.
- Hastanın/yaralının omuzlarına hafifçe dokunarak ve "iyi misiniz?" diye sorarak bilinci kontrol edilir, çevrede birileri varsa 112'yi araması istenir.
- Hastanın/yaralının solunum yapıp yapmadığı gözlemlenir[göğüs hareketleri izlenir].
- Eğer solunum yok ise, hastanın/yaralının ayaklarının pedala sıkışmadığından emin olunur; emniyet kemeri açılır.
- Hastaya/yaralıya yan tarafından yaklaşılır ve bir elle kolu, öteki elle de çenesi kavranarak kafamızın da desteğiyle boynu sabitlenir.[Hafif hareketle]
- Baş-boyun-gövde hizasını bozmadan, araçtan dışarı çekilir.
- Hasta/yaralı, yavaşça yere ya da sedyeye yerleştirilir.
[Kaza geçirmiş yaralı bir kişiyi eğer bir tehlike söz konusu ise omurgaya zarar vermeden çıkarmada kullanılır. Bu uygulama solunum durması; yangın tehlikesi, patlama gibi tehlikeli durumlarda uygulanır.] )


- YARAMAZ ile BASTIBACAK

( ... İLE Bacakları kısa ya da çarpık olan. | Yaramaz, haylaz çocuk. )


- YÂRÂN[Fars. < YÂR]/YÂREN ile YARAN ile YARAĞIN

( Dostlar. | Bir erek çevresinde toplanmış ya da aynı ereği güttükleri için biraraya gelmiş olanların tümü. İLE Yarma işlemini/eylemini gerçekleştiren kişi. )


- YÂRAN[Fars. < YÂRÂN] ile/||/<> DOSTLAR

( dostlar Türkçede yâren olarak da kullanılır yâren yārān friends yārın çokluk biçimi yâr )

( YĀRĀN )


- YARAN[Fars. < YĀRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YÂRAN

( Dostlar Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü )


- YARAN[Fars. < YĀRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> YÂREN

( yârenbaşı arkadaş Dostların oluşturduğu topluluk )


- YARANMAK ile YARANDIRMAK ile YARANABİLMEK ile YARAN


- YARAR | KÂR | KAZANÇ/GETİRİ ile/||/<> EKMEK | YARAR/KAZANÇ

( yarar kâr kazanç )


- YARAR/"MANTIK" EVLİLİĞİ ile AŞK EVLİLİĞİ


- YARAR/ZARAR ile İŞLEV

( USEFUL/HARMLESS vs. FUNCTION )


- YARAR, HALUK (SARIYER, 1947) :

( Lise öğreniminden sonra iş hayatına Yarar ailesine ait kabzımallık şirketinde başladı. Sarıyer Spor Kulübünde 6 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- YARAR, KEMAL (İST. 1916 - ?) :

( Elektrik Yüksek Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Ancak baba mesleği olan Balık Kabzımallığında diş hayatına devam etti. Sarıyer Spor Kulübü'nün (1940) 14 kurucusundan biri olup iki dönem başkanlık yaptı. Vefa Spor Kulübü'nde de yöneticilik yaptı. Ayrıca İstanbul Balıkçılar Cemiyeti, İstanbul Esnaf Hastanesi Derneği Başkanlığı görevlerinde bulundu. Ayrıca Meslek kuruluşlarında görev aldı. İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı olarak da görev yaptı. )


- YARAR, SELAHATTİN (İST. 1922 – 2005) :

( İ.Ü. Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulundan mezun oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biri olup, aynı zamanda futbolcusu ve takım kaptanı idi. Gençliğinde voleybol ve Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 8 dönem başkanlık 6 dönem yöneticilik görevi üstlendi. Yarar Ailesinin sahip olduğu Balık Kabzımallığı Şirketi yönetiminde bulundu. Ölene kadar Sarıyer Spor Kulübü Divan Başkanı ve Onursal Başkanı olarak görev yaptı. )


- YARAR ile/ve/<> HAYIR

( Hayır! dedikleriniz, hayır/yarar getirir. )


- YARAR ile/yerine/değil KARŞILIKLI YARAR

( [not] BENEFIT vs./but RECIPROCAL BENEFIT
RECIPROCAL BENEFIT instead of BENEFIT )


- YARAR ile/||/<> MUTLULUK

( En fazla mutluluk ilkesi )

( Tu Youyou tarafından 1863 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1806-1873) (Ülke: İngiltere) (Alan: Felsefe, Ekonomi) (Önemli katkıları: Faydacılık, özgürlük üzerine) (Nobel: 2015) )


- YARAR ve/||/<>/> SAYGI


- YARAR/ÇIKAR ile HAZ

( USEFUL vs. PLEASURE )


- YARARCILIK ile/değil İNSAN-I KÂMİL


- YARARCILIKTA/PRAGMATİZMDE:
JOHN STUART MILL ve/||/<>/> CHARLES SANDERS PEIRCE ve/||/<>/> WILLIAM JAMES ve/||/<>/> JOHN DEWEY

( 20 Mayıs 1806 - 08 Mayıs 1873 ve/||/<>/> 10 Eylül 1839 - 19 Nisan 1914 ve/||/<>/> 11 Ocak 1842 - 26 Ağustos 1910 ve/||/<>/> 20 Ekim 1859 - 01 Haziran 1952 )


- YARARLI >< ZARARLI ile/ve/<>/> İYİ >< KÖTÜ ile/ve/<>/> DOĞRU >< YANLIŞ ile/ve/<>/> GÜZEL >< ÇİRKİN ile/ve/<>/> SEVAP >< GÜNAH

( Akl-ı temyizî. İLE/VE/<>/> Akl-ı amelî. İLE/VE/<>/> Akıl. Akl-ı Nazarî. İLE/VE/<>/> İç duyular. İLE/VE/<> Vicdan. )

( ... İLE/VE/<>/> Düşünce ve eylemin uygunluğu/uyumluluğu. İLE/VE/<>/> Kavram ve nesnenin uygunluğu/uyumluluğu. İLE/VE/<>/> Biçim ve içeriğin uygunluğu/uyumluluğu. İLE/VE/<> ... )

( Spor. İLE/VE/<>/> Felsefe/Ahlâk. İLE/VE/<>/> Bilim. İLE/VE/<>/> Sanat. İLE/VE/<> Din. )

( İyi, yarar ve hazın sürekliliği olarak yorumlanır. )

( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: Bunlar, kerîmdir;
2. Taklit yoluyla yapanlar: Bunlar, hakîmdir;
3. Engelleyenler: Bunlar, eşkiyâdır;
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: Bunlar, kötü niyetlilerdir. )

( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )

( ... VS./AND/<>/> Appropriateness/harmony of thought and action. WITH/AND/<>/> Appropriateness/harmony of concept and object. WITH/AND/<>/> Appropriateness/harmony of shape and content. WITH/AND/<> ... )

( When you do not know, what is good for yourself; how can you know, what is good for others? )

( ... VS./AND/<>/> Ethic. VS./AND/<>/> Rational. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religious. )

( Sport. VS./AND/<>/> Philosophy. VS./AND/<>/> Science. VS./AND/<>/> Aesthetics. VS./AND/<> Religion. )

( BEŞ AMAÇ/MAKÂSID-I HAMSE[Ar.]: (KORUNANLAR/SAĞLANANLAR)
CAN ile/ve/<>/> KUŞAK/NESİL ile/ve/<>/> AKIL ile/ve/<>/> MAL ile/ve/<>/> DİN )

( NÂFİ'[< NEFY] >< ZARAR/MAZARRAT ile/ve/<>/> HAYR >< ŞER ile/ve/<>/> SIDK >< KİZB ile/ve/<>/> HÜSN >< KABÎH ile/ve/<> SEVAB-GÜNAH )

( BENEFICIAL >< HARMFUL vs./and/<>/> GOOD >< BAD vs./and/<>/> RIGHT >< WRONG/TRUE >< FALSE vs./and/<>/> BEAUTIFUL >< UGLY vs./and/<> MERIT [IN RELIGION] )

( ... ile/ve/<>/> TO AGATHON[iyilik] ile/ve/<>/> ... ile/ve/<>/> TO KALLOS[güzellik]/KALON/TOKALON ile/ve/<>/> ... )

( ... ile/ve/<>/> SHIVAM ile/ve/<>/> SATYAM ile/ve/<>/> SUNDARAM ile/ve/<> ... )


- YARARLI ile DOĞRU ile İYİ ile GÜZEL ile SEVAP

( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. )

( Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE ... )

( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? )

( İyilik konusunda, kişiler, dört bölümdür:
1. Herkesten önce yapanlar: bunlar kerimdir.
2. Taklid yoluyla yapanlar: bunlar hakîmdir.
3. Engelleyenler: bunlar eşkiyadır.
4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: bunlar kötü niyetlilerdir. )

( DEMIURGE: İYİ İDEASI (TANRI VE DÜNYANIN MİMARI) )

( Rational. WITH Ethic. WITH Aesthetics. WITH Religious.
Appropriateness of concept and object. WITH Appropriateness of thought and action. WITH Appropriateness of shape and content. WITH ... )

( RIGHT vs. GOOD vs. BEAUTIFUL vs. MERIT [IN RELIGION] )

( SATYAM ile SHIVAM ile SUNDARAM ile ... )


- YARARLI ile/ve YARARCI


- YARARLI ile YARARLI('YI)

( FEVÂİD[< FAİDE]: Menfaatler, yararlar, kârlar, kazançlar. )

( Yaptığın, "kâr"; yapmadığın, yarar! )

( USEFUL vs. USEFUL )


- YARARLI/LIK ile/ve/||/<> İŞ GÖRME/GÖREN


- YARAR(LI)/LIK ile KAZANÇ(LI)/LIK

( BENEFICIAL[NESS] vs. HAVING PROFITED[NESS] )


- YARAR/LI/LIK ile/ve/||/<>/> ONUR/LU/LUK


- Yararlı KONUŞ!!!


- YARARSIZ DOĞRU ile/ve/değil/yerine DOĞRU


- YARASA ile BORU BURUNLU YARASA


- YARASA ile (SAMAN RENKLİ) MEYVE YARASASI

( Kongo'da yaşarlar. )

( Kanat açıklıkları 1 m.yi bulur. )

( 10 milyon yarasa, 6 haftada, 1 milyar meyve tüketerek meyve bölgesinden göçerler. )

( ... cum PTEROPUS EDULIS )


- YARASI OLAN, GOCUNUR ile/değil KİŞİ, KENDİNDEN BİLİR


- YARAŞMAK ile YARAŞTIRMAK ile YARAŞ


- YARATICI GÜÇ ile YARATICI ile YARATMAK ile KARGAŞA YARATMAK ile ATEŞ YARATMAK ile SÖYLENTİ YARATMAK ile KARGAŞA YARATMAK ile YARATILDI ile YARATILIŞ ile YARATICI ile YARATICILIK ile RUHUN YARATICISI

( CREATIVE POWER vs. CREATOR vs. CREATE vs. CREATE AN UPROAR vs. CREATE FIRE vs. CREATE RUMOR vs. CREATE UPROAR vs. CREATED vs. CREATION vs. CREATIVE vs. CREATIVENESS vs. CREATOR OF SOUL )

( ايجاد کردن ile به وجود آوردن ile پديد آوردن ile خلقت کردن ile خلق کردن ile خلل رساندن ile آفريدن ile بوجود آوردن ile دادوبيداد کردآن ile آتش بر پا کردن ile حرف در آوردن ile جنجال بر انگيختن ile حادث ile آفريده ile آفرينش ile خلقت ile ايجاد ile تکوين ile خلق ile خلاق ile خلاقه ile خالقيت ile قدرت ابداع ile جان آفرين ile آفريدگار ile صانع ile آفريننده ile جانافرين ile خالق ile مبدع )

( AYJAD KARDAN ile BAH VOJUD AVARDAN ile PADYD AVARDAN ile KHALGHT KARDAN ile KHALGH KARDAN ile KHLEL RESANDAN ile AFARYDAN ile BOJOD AVARDAN ile DADOBYDAD KARDAN ile ATASH BAR PA KARDAN ile HARF DAR AVARDAN ile JANJAL BAR ENGYKHTAN ile HADES ile AFARYDAH ile AFARYNESH ile KHALGHT ile AYJAD ile TAKOYNE ile KHALGH ile KHLAGH ile KHLAGHEH ile KHALGHYT ile GHODRAT EBDA ile JAN AFARYNE ile AFARYDEGAR ile SANE ile AFARYNANDEH ile JANAFERYNE ile KHALGH ile MOBDE )


- YARATICI İMGELEM ve/<> YENİ YAŞAMLAR/KOŞULLAR


- YARATICI ile/ve/değil ÖZGÜN


- YARATICI/LIK ve BİLGE/LİK

( TO CREATE and WISDOM )


- YARATILAN ile/ve ZUHUR

( Sadece insandır. İLE/VE İnsan dışındaki herşey. )


- YARATILIŞ:
ÖN MADDESİZ ile MADDE'DEN


- YARATMA ile/ve/değil AÇIĞA ÇIKARMA


- YARATMA/YAPMA/ÜRETME ile/>< YAŞAMA

( Yaşayanlar, [pek] yaratamaz/yapamaz/üretemez; yaratanlar/yapanlar/üretenler, [pek] yaşayamaz. )


- YARATMAK ile HALK ETMEK

( Yoktan var etmek. İLE Vardan var etmek. )


- YARATMAK ile NEDEN/VESİLE OLMAK


- YARATMAK değil/yerine (OLANI) DEĞİŞTİRMEK


- YARD :/yerine BAHÇE, AVLU


- YARD[İng.] ile/||/<> YARDA[İt. < IARDA]

( 91 44 cm lik İngiliz uzunluk ölçü birimi )

( YARD )

( IARDA )


- YARDA[İng.] ile ...

( Yaklaşık olarak, 91 cm. gelen İngiliz uzunluk ölçü birimi. )


- YARDA ile YARDAK ile YARDAKÇI/LIK


- YARDIM ETMEK ile YARDIM ile YARDIM ARAYIŞI ile ASİSTAN ile KOMİSER YARDIMCISI ile MÜDÜR YARDIMCISI ile DEVRİYE LİDERİ YARDIMCISI ile YARDIMCI DOÇENT ile MÜFETTİŞ YARDIMCISI

( ASSIST vs. ASSISTANCE vs. ASSISTANCE SEEKING vs. ASSISTANT vs. ASSISTANT COMMISSIONER vs. ASSISTANT MANAGER vs. ASSISTANT PATROL LEADER vs. ASSISTANT PROFESSOR vs. ASSISTANT SUPERINTENDENT )

( مراعات حال کردن ile ياري نمودن ile اعانه دادن ile اعانه کردن ile مساعدت کردن ile استعانت دادن ile ياري کردن ile معاونت کردن ile دستياري ile معونت ile مدد ile ياري ile همراهي ile پيمردي ile مساعدت ile غياث ile اعانت ile نصر ile معاونت ile مددکاري ile دست ياري ile معتضد ile همياور ile معين ile معاظد ile نيب ile معاون ile کمک ile ياور ile دستيار ile نصير ile مددکار ile دست يار ile يار ile بهريار ile معاون رئيس اداره ile جوخه يار ile استاديار ile ناظم مدرسه )

( MARAAT HAL KARDAN ile YARY NEMUDAN ile EANEH DADAN ile EANEH KARDAN ile MOSAEDAT KARDAN ile ESTEANT DADAN ile YARY KARDAN ile MOAVENT KARDAN ile DASTYARY ile معونت ile مدد ile YARY ile CPEHMARAHY ile PEYMARDY ile MOSAEDAT ile GHYAS ile EANT ile NASR ile MOAVENT ile MADADKARY ile DAST YARY ile MOTAZED ile NPAMYOR ile MAYNE ile معاظد ile نيب ile MOAVAN ile KAMAK ile YOR ile DASTYAR ile نصير ile MADADKAR ile DAST YAR ile YAR ile بهريار ile MOAVAN REYS EDAREH ile JOOKHEH YAR ile ESTADYAR ile NAZEM MADRESEH )


- YARDIM... YÜKÜN, ...:
"YERE BIRAKILMASINDA"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
"KALDIRILMASINDA"

( Kendi sorumluluğundan kaçmaya çalışanlara yardım edilmemesi gerektiği ve tembelliği/hazcılığı teşvik etmenin, büyük yanlış olduğu anımsatılmaktadır. )


- YARDIM ile YARDIMCI ile YARDIMSEVER ile YARDIM ETMEK ile YARDIM ETMEK ile ÇARESİZ ile ÇARESİZLİK

( HELP vs. HELPER vs. HELPFUL vs. HELPING vs. HELPING OUT vs. HELPLESS vs. HELPLESSNESS )

( دستگيري ile کمک ile معونت ile پايمرد ile امداد ile نصرت ile غياث ile عون ile مدد ile مدد رساندن ile معاضدت ile ياري ile امداد کردن ile استعانت ile مساعدت کردن ile معظدت کردن ile بداد رسيدن ile معاضدت کردن ile کمک کردن ile استعانت دادن ile ياري نمودن ile ياري کردن ile کمک دادن ile مدد کردن ile کارگشا ile مغيث ile ياور ile نصير ile بردست ile هم دست ile منتصر ile کمک کننده ile ممد ile پرس ile کارگشايي ile زله ile بي چاره ile مستاصل ile ويلان ile ناگزير ile فرومانده ile عاجز ile درمانده ile ناچاري ile درماندگي )

( DASTGYRY ile KAMAK ile معونت ile PAYMARD ile EMDAD ile NASRAT ile GHYAS ile ON ile مدد ile MADAD RESANDAN ile MOAZEDAT ile YARY ile EMDAD KARDAN ile ESTEANT ile MOSAEDAT KARDAN ile MOAZADAT KARDAN ile BEDAD RESYDAN ile MOAZEDAT KARDAN ile KAMAK KARDAN ile ESTEANT DADAN ile YARY NEMUDAN ile YARY KARDAN ile KAMAK DADAN ile MADAD KARDAN ile KARGASHA ile مغيث ile YOR ile نصير ile BARDAST ile NPAM DAST ile MONTESR ile KAMAK KONANDEH ile MAMAD ile PORS ile KARGASHAYY ile زله ile BEY CHAREH ile MOSTASL ile VEYLAN ile NAGZYR ile FOROMANDEH ile AJZ ile DARMANDEH ile ناچاري ile DARMANDEGY )


- YARDIMCI AKTÖR, YARDIMCI AKTRİS | YARDIMCI OYUNCU ile/||/<> YARDIMCI OYUNCU

( Sinema TV İkinci rolde çalışan oyuncu Başrolde oynayan oyuncuyu destekleyici nitelikli ikinci önemde rolü olan oyuncu )

( SUPPORTING ACTOR(-TRESS) | SUPPORTING ACTOR )

( ACTEUR(-TRICE) QUI SECONDE LES PREMIERS RÔLES | ACTEUR QUI SECONDE LES PREMIERS RÔLES )

( NEBENDARSTELLER(-IN) | NEBENDARSTELLER )


- YARDIMCI OLMAK ile ARACI/VESİLE OLMAK


- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLİK ETMEK


- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< FIRSAT VERMEK

( Tekrarlanması gereken yardım, yardım değildir. )

( Yapılmaya değer tek yardım, yardıma gereksinim duymaktan kurtuluşu sağlamaktır. )

( Bizi, insan yapacak olan, berraklık ve yardımseverliktir. )

( En önemli yardımcı, gerçeğin, içimizde bulunuşudur. )

( The main thing that helps is to have reality within. )

( image

Bunu mu istiyorsunuz?

• Çocuğunuz...

– Varsın, bir çivi bile çakamasın... Ama dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın... Ama matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin... Ama notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın... Ama fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün... Ama sınıfın birincisi olsun.
– Varsın, kendinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin... Ama öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “Ya siz nasılsınız?” diyemesin... Ama yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın... Ama sınavlarda “on” çeksin.

– Varsın;
– Taziye nedir, bilmesin,
– "Başın sağ olsun" ne demek, anlamasın,
– "Geçmiş olsun" kime denir, niçin denir, haberi olmasın,
– "Uğurlar olsun", ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama... Karneleri süper olsun.
– Evet… Varsın, tek dostu olmasın... Ama iyi gelir getiren bir mesleği olsun...

Üstün Dökmen )

( [not] TO HELP vs./and/but/||/<>/>< TO GIVE AN OPPORTUNITY
TO GIVE AN OPPORTUNITY instead of TO HELP )


- YARDIMCI OLMAK ile/ve/<> KOLAYLIK SAĞLAMAK/SUNMAK


- YARDIMCI ÖNERME = LEMMA[İng., Lat.] = LEMME[Fr.] = HILFSATZ[Alm.]


- YARDIMCI VERİCİ, RÖLE İSTASYONU, KUVVETLENDİRİCİ POSTA, TELEVİZYON RÖLE İSTASYONU, YANSITICI | AKTARICI ile/||/<> AKTARICI

( TV Genellikle engebeli bölgelerde çalışan bir yayın merkezinden gelen izlencenin güçsüzlenmiş imlerini alarak bunları güçlendirdikten sonra çoğunlukla başka bir oluğun yinelenimine uygulayarak başka bir aktarıcı ya da verici doğrultusunda yayan böylelikle asıl vericinin yayın alanını genişleten gücü vatla ölçülen yayaç döşem Yalnızca dönel devim yolu ile ısıyı her yana eşit olarak dağıtmaya yarayan ısıtıcı )

( REPEATER (RECEIVER), TRANSPOSER, LOW-POWER TRANSMITTER, STAND-BY TRANSMITTER, LOCAL TRANSMITTER, REBROADCAST RECEIVER, TELEVISION TRANSPOSER, TELEVISION TRANSLATOR, RELAY STATION (TRANSMITTER), REBROA | CONVECTOR )

( RÉÉMETTEUR, ÉMETTEUR DE FAIBLE PUISSANCE, ÉMETTEUR D'APPOINT, RELAIS (DE TÉLÉVISION), STATION D'AMPLIFICATION (RÉÉMETTRICE) | CONVECTEUR )

( KLEINSENDER, FÜLLSENDER, BALLEMPFÄNGER, ORTSSENDER, ERSATZSENDER, RELAISSTATION, RELAISSENDER,|;L RELAISSTELLE, VERSTÄRKERAMT )


- YARDIMLAŞMAK ile YARDIMLAŞABİLMEK ile YARDIM ile YARDIMCI/LIK ile YARDIMSIZ/LIK ile YARDIMCISIZ ile YARDIMCI DERS ile YARDIMCI FİİL ile YARDIM SANDIĞI ile YARDIMCI EYLEM ile YARDIMCI HAKEM/LİK ile YARDIMCI HÜCRE ile YARDIMCI KİTAP ile YARDIMCI MADDE ile YARDIMCI DOÇENT/LİK ile YARDIMCI OYUNCU/LUK ile YARDIMCI YARGICI/LIK


- Yardım edebilmek için DİNLE!!!


- Yardımlı KONUŞ!!!


- Yardımsız KONUŞ!!!


- YÂREN[Fars. < YÂRÂN] ile/||/<> ARKADAŞ, DOST

( arkadaş dost yārān a friend a polite wellspokenman a jovial agreeable companion yār yâr yâran )

( YĀRĀN )


- YARGI | EGEMENLİK | KARAR/HÜKÜM[Ar. < ḤUKM] ile/||/<> İLÇE | YARGI/KAZA[Ar. < ḲAŻĀʾ]

( hükmetmek hükmolunmak amir hüküm gıyabi hüküm peşin hüküm kanun hükmünde kararname yargı egemenlik Değer aynı veya benzer nitelik Önem geçerlilik karar )


- YARGI ETİĞİ ile/ve/||/<> BANGALOR YARGI ETİĞİ


- YARGI/HÜKÜM" ile/değil/yerine KANAAT


- YARGI SONUCU/HÜKÜM[Ar.] ile/ve/||/<> KARAR

( SENTENCE vs./and/||/<> VERDICT )


- YARGI:
TRANSANDANTAL ile/ve/||/<> GEREKİRCİLİK ve YANSIMALI ile/ve/||/<> ALGI ve DENEYİM

( URTEIL )


- YARGI" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< "ALGI"


- YARGI ile/değil/yerine/>< BİLME


- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM


- YARGI ile/ve/<> ÇÖZÜM


- YARGI = HÜKÜM = JUDGEMENT[İng.] = JUGEMENT[Fr.] = URTEIL[Alm.] = IUDICIUM[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = JUICIO[İsp.]


- YARGI ile İKİRCİK(TEREDDÜT)


- YARGI ile KANAAT


- YARGI/HÜKÜM[Ar.] ile ÖNYARGI

( VERDICT vs. PREJUDICE )


- YARGI ve/||/<>/> TERİM ve/||/<>/> KAVRAM


- YARGI ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM/İNFAZ

( Süreç. İLE/VE/||/<>/> Sonuç. )


- YARGIÇ | BASKIN/HÂKİM[Ar. < ḤĀKİM] ile/||/<> YARGIÇLIK | BASKINLIK/HÂKİMLİK

( hâkim rüzgâr hâkimevi reddihâkim sorgu hâkimi Egemenliğini yürüten buyruğunu yürüten sözünü geçiren Başta gelen başta olan baskın çıkan Duygu davranış vb ni iradesiyle denetleyebilen kimse Yüksekten bir yeri bütün olarak gören yargıç baskın )


- YARGIÇ ile YARGI ile FİZYONOMİYE GÖRE YARGILAMA ile KIYAMET GÜNÜ ile HAKİMLER ile YARGI

( JUDGE vs. JUDGEMENT vs. JUDGEMENT BY PHYSIOGNOMY vs. JUDGEMENT DAY vs. JUDGES vs. JUDGMENT )

( قضاوت کردن ile دادرس ile ديان ile دادرسي کردن ile حکم کردن ile داور ile قاضي ile داوري کردن ile دادرسي ile فتوا ile داوري ile تفرس ile محشر ile روز محشر ile قضات ile قضاوت ile قضا )

( GHAZAVAT KARDAN ile DADRES ile ديان ile DADRESY KARDAN ile HOKAM KARDAN ile DAVAR ile QAZY ile DAVARY KARDAN ile DADRESY ile FATAVA ile DAVARY ile تفرس ile MAHSHAR ile RUZ MAHSHAR ile GHAZAT ile GHAZAVAT ile GHAZA )


- YARGILAMA SIRASINDA, SUSMANIN ...:
YORUMLANMASININ GENİŞLİĞİ ve/||/<> KULLANILDIĞI AŞAMA ve/||/<> AVUKATININ, ORADA/YANINDA BULUNMASI ve/||/<> ZANLININ BİLGİLENDİRİLMESİ

( ... VE/||/<> Duruşmada susma polis tarafından gerçekleştirilecek ifade alma sırasındaki susmaya nazaran daha geniş yorumlanır. Zira bu görüşe göre duruşma aşamasında sanık panik içinde ya da hazırlıksız olduğunu ileri süremez VE/||/<> Burada, kişinin bir hukukçunun yardımından yararlandığı, haklarından haberdar olduğu önkabulünden hareket edilmektedir. VE/||/<> Polisin, sorgusundan önce bilgilendirme yapması durumunda, susma, daha dikkatli irdelenmektedir. )


- YARGILAMA SÜRECİNDE:
İTHAM ile/ve/||/<> TAHKİK ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ


- YARGILAMAK ile/ve/||/<>/> YAFTALAMAK ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM/İNFAZ[Ar.]


- YARGI/SI" ile/ve/değil/yerine/>< ALGI/SI


- YARGISIZ "İNFAZ" ile/ve/değil/ne yazık ki/<>/> "YARGILI" İNFAZ


- YARGITAY =/<>/< MAHKEME-İ TEMYÎZ =/<>/< DÎVÂN-I AHKÂM

( 1923'te/n itibaren. =/<>/< 1879'da/n itibaren. =/<>/< 1868'de/n itibaren. )


- [yargı/hüküm bulunsa da, bulunmasa da] İLİM:
TASAVVUR MERHU HÜKM (TASDİK) ile/ve TASAVVUR FEKAT/SÂZEC/LÂ HÜKME MA'HÛ

( Yargı içermesi gereken. İLE/VE Yargı içermemesi gereken. )

( Bi şart. İLE/VE Bilâ şart. )


- QUASI-ATOM[İng.] / QUASIATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI ATOM


- QUASI-FISSION[İng.] / FISSION QUASI[Fr.] / QUASISPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI-BÖLÜNME


- NOMBRE QUASI MAGIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI BÜYÜLÜ SAYI


- QUASI-MAGIC NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= YARI BÜYÜLÜ SAYILAR


- HALF-WAVE POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DALGA POTANSİYELİ


- HALF VALUE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DEĞER KATMANI


- HALF-CELL POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE POTANSİYELİ


- HALF-CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE


- SEMICONDUCTOR DIODE[İng.] / DIODE SEMI-CONDUCTRICE[Fr.] / HALBLEITERDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN DİYOT


- JONCTION SEMI-CONDUCTRICE[Fr.] / HALBLEITERÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN EKLEM


- SEMICONDUCTOR LASER[İng.] / LASER À SEMI-CONDUCTEUR[Fr.] / HALBLEITERLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI İLETKEN LAZER


- METASTABLE STATE[İng.] / ETAT DE METASTABLE[Fr.] / METASTABILEN ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI DURUM


- QUASI-STABLE ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE QUASI STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YARI KARARLI TEMEL PARÇACIK


- SEMISOLID[İng.] / SEMI-SOLIDE[Fr.] / HALBE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI KATI


- QUASI-CHEMICAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI KİMYASAL


- MÉTALLOÏDE[Fr.] / METALLOID, SEMIMETAL[İng.] / HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI METAL, METALOİD


- QUASI-MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE QUASI[Fr.] / QUASIMOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI MOLEKÜL


- YARI/NISIF[Ar. < NİṢF] ile/||/<> YARI/NİM[Fars. < NĪM]


- QUASI-PARTICLE[İng.] / PARTICULE QUASI[Fr.] / QUASITEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI PARÇACIK


- QUASI-MAGISCHE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI-SİHİRLİ SAYI


- SEMISILICA BRICK[İng.] ile/değil/yerine/= YARI SİLİKA TUĞLA


- YARI SUCUL YILAN/KÜPELİ SUYILANI ile SUYILANI

( NATRIX NATRIX cum NATRIX TESELLATA )


- QUASI-REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION QUASI[Fr.] / QUASIREFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI YANSIMA


- HEMIHEDRAL SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= YARI YÜZLÜ BAKIŞIM


- YARIK ile/ve/değil ÇATLAK


- YARIK ile/ve/değil EŞİK


- YARIK ile/değil UÇURUM


- YARIK ile YARIK AŞILAMA

( CLEFT vs. CLEFT GRAFTING )

( شکاف دار ile پيوند غلافي )

( SHKAF DAR ile PEYVAND GHLAFY )


- YARIK ile YİRİK

( ... İLE Yarık, yırtık. | Üst dudağı yarık olan. )


- YARIK ile YONCA

( CLOVEN vs. CLOVER )

( شکاف دار ile شبدر )

( SHKAF DAR ile SHBADAR )


- YARIKLAR ile/ve LOBLAR


- YARIK/LIK ile YARIK DUDAK


- SPLITTING, DECAY[İng.] / DESINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YARILIM/BOZUNMA


- CLEAVAGE PLANE[İng.] ile/değil/yerine/= YARILMA DÜZLEMİ


- YARIM ALTIN | ATA YARIMLIK/ELLİLİK ile/||/<> CUMHURİYET ALTINI | SARI LİRA/LİRA[İt. < LIRA] ile/||/<> CUMHURİYET ALTINI | SARI LİRA/ATA LİRA ile/||/<> ÇEYREK ALTIN | ATA ÇEYREK/ÇEYREKLİK

( açık ellilik ağırellilik Elli tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden elli tane bulunan Elli yaş dolaylarında olan veya görünen kimse Elli kuruş veya elli lira değerinde para yarım altın ata yarımlık )


- YARIM BAKMA ile/ve/||/<> BÖLME


- YARIM BAŞ AĞRISI | MİGREN ile/||/<> MİGREN[Fr. < MIGRAINE]

( MIGRAINE )


- HALF WAVE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE LA DEMI-VAGUE[Fr.] / HALBWELLENANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA ANTEN


- HALF WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA BOYU


- MEVC-İ NİSF[Osm.] / HALF WAVE[İng.] / DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA


- YARIM KANATLILAR ile/||/<> YARIM KANATLILAR

( hemi yarım pteryx kanat Eklem bacaklı hayvanlardan gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalının böcekler Insecta sınıfının hortumlu böcekler Rhynchota takımından çoğunlukla yassı vücutlu ön kanatları dipten başlayarak yandan çoğu sertleşmiş son tarafları zar hâlinde art kanatları da zar biçiminde nimf ve erginlerinde integümentte genel olarak çok pis kokan bezler bulunan çoğu karada bazısı suda yaşayan kan ve bitki öz suyu emerek beslenen bir alt takım Süne Eurygaster integriceps kımıl Aelia rostrata tahtakurusu Cimex lectularius su akrebi Nepa cinerea iyi bilinen türleridir Hemiptera Eklem bacaklı hayvanlardan gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt şubesinin böcekler Insecta sınıfının çoğu karada bazısı suda yaşayan bir takımı )

( BUGS )

( HÉMIPTÈRES )

( WANZEN )

( HEMIPTERA )


- YARIM LAMBRİ ile/||/<> ETEKLİK

( yapıcılık Tavana değin çıkmayan yarım gömlek kaplama )


- YARIM MİL ile ÜVEY KIZ KARDEŞ

( HALF-SHAFT vs. HALF-SISTER )

( پولوس ile خواهر انده )

( پولوس ile KHAHAR ANDEH )


- Yârim olduğun için SUSuyorum!


- YARIM-YAMALAK (BIRAKMAK)


- YARIM ile/ve/<> BUÇUK


- YARIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/>< TAM/AM

( Gülmezsen/gülmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/>< Gülersen/gülersek. )

( Soran beni, yarım bulur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/>< Sen bir tek gül, ey yar! Tamam olur. (ALDANIRIM - Yaşar)

)


- YARIM ile YARILANMA SÜRESİ

( ... İLE Bir radyoaktif madde miktarının, başlangıç değerinin yarısına düşmesi için geçen ve T1/2 = In2 / λ ile verilen süre. [Burada, λ, bozulma sabitidir.] )

( NİM ile ... )


- YARIM ile YARIM VE YARIM ile YARIM KAN ile ÜVEY ERKEK KARDEŞ ile YARI PİŞMİŞ ile YARI ÖLÜ ile YARIM KUBBE ile YARISI BİTTİ ile YARIM DÜĞÜM ile YARIM UZUNLUK ile YARIM DİREK ile YARIM AY ile YARI AÇIK ile YARI AÇIK ile YARI YÜKSELTİLMİŞ ile ÜVEY KIZ KARDEŞ ile YARIM KAYMA ile YARIM TABAN ile YARI ZAMANLI ile ÜVEY KIZ KARDEŞ ile YARI YOLDA

( HALF vs. HALF AND HALF vs. HALF BLOOD vs. HALF BROTHER vs. HALF COOKED vs. HALF DEAD vs. HALF DOME vs. HALF FINISHED vs. HALF KNOT vs. HALF LENGTH vs. HALF MAST vs. HALF MOON vs. HALF OPEN vs. HALF OPENED vs. HALF RAISED vs. HALF SISTER vs. HALF SLIP vs. HALF SOLE vs. HALF TIME vs. HALFSISTER vs. HALFWAY )

( نيم ile نيمي ile بطور ناقص ile نصف ile نيمه ile نصفا نصف ile ناتني ile نيم پخته ile نيم پز کردن ile نيم جان ile نيم تاق ile نصفه کاره ile گره خفتي ile نصف درازا ile نيم افراشتن ile زن قحبه ile نيم باز ile نيم خيز ile خواهر ناتني ile زير پيراهني ile نيم تخت زدن ile نيم تخت انداختن ile نيم وقت ile ناخواهري ile نيمه راه )

( NEYM ile NEYMY ile BETOR NAGHS ile NASF ile NEYMAH ile نصفا نصف ile ناتني ile NEYM POKHTEH ile NEYM PEZ KARDAN ile NEYM JAN ile NEYM TAGH ile NASFEH KAREH ile GAREH KHOFTY ile NASF DARAZA ile NEYM AFRASHTAN ile ZAN QAHBEH ile NEYM BAZ ile NEYM KHYZ ile KHAHAR NATANY ile ZYR PEYRANPANY ile NEYM TAKHT ZADAN ile NEYM TAKHT ANDAKHTAN ile NEYM VAGHT ile NAKHAHARY ile NEYMAH RAH )


- YARIM ile YARIYA İNDİRMEK

( HALVE vs. HALVING )

( دو نصف کردن ile دو نيم کردن ile مناسفه )

( DO NASF KARDAN ile DO NEYM KARDAN ile مناسفه )


- YARIMADA ile/ve/<> KISTAK/BERZAH

( Yalnız bir yanından anakaraya bağlı, öbür yanları denizle çevrili kara parçası. İLE/VE/<> Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası. )


- [ne yazık ki]
"YARIM AKILLI/LIK" ile/ve/değil/||/<>/>/< YARDIM "AKILLI/LIK"


- YARIM/AZ/EKSİK "ANLAŞILAN" ve/||/<> YARIM/AZ/EKSİK YAŞANILAN

( Ekinin düşmanıdır. VE/||/<> Yaşamın düşmanıdır. )