Bugün[07 Temmuz 2026]
itibarı ile 61.788 başlık/FaRk ile birlikte,
61.788 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(224/249)


- TOPLU" ile ŞİŞMAN


- TOPLU ile TOPTAN


- TOPLULUK EKOLOJİSİ ile EKO DÜZEN EKOLOJİSİ

( Belirli bir bölgedeki tüm canlı popülasyonlarının ve bunların birbiriyle olan ilişkilerini inceleyen bir alt dal. İLE Bir ekodüzenin tüm bileşenlerini ve bunların birbiriyle olan etkileşimlerini inceleyen bir alt dal. )


- TOPLULUK | NÜFUS | POPÜLASYON ile/||/<> POPÜLASYON ile/||/<> POPÜLASYON[Fr. < POPULATION]

( Belli bir bölgede yaşayan aynı türün bireylerinden oluşan yaşama birliği ve topluluğu populasyon Ana kitle )

( POPULATION )

( POPULATION )


- TOPLUM ARACI değil TOPLU ULAŞIM ARACI


- TOPLUM BİLİMLERİ yerine TARİH / TİN / EKİN(KÜLTÜR) BİLİMLERİ


- TOPLUM ile/ve/||/<>/> SİYASET ile/ve/||/<>/> AHLÂK

( [kişinin] Başkası ile ilişkisi. İLE/VE/||/<>/> Kamusal alandaki yetki. İLE/VE/||/<>/> Kendi ile ilişkisi. )


- TOPLUMA HİZMET ve/||/<> TOPLAMA HİZMET


- TOPLUMBİLİM ve KİMYA

( Durkheim, Lavosier kimyasını dikkate alarak sosyoloji bilimini kurmuştur. )

( DURKHEIM ve LAVOSIER )


- TOPLUMDA:
SEVGİ (İLE) ve/||/<> ADÂLET (İLE) ve/||/<> ÇALIŞMA (İLE)

( Kaynaşılır. VE/||/<> Yaşanır. VE/||/<> Ayakta kalınır. )


- TOPLUMSAL ADÂLET'İN TANIMLARINDA:
GENEL ile/ve TOPLUMSAL ile/ve SİYASAL

( Toplum içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönden yoksul, mahrum ve zayıfların doğrudan doğruya toplum tarafından korunmaları. İLE/VE Kişinin, insan onuruna uygun bir düzeye, sadece emeğinin karşılığı ile çıkabilmesinin sağlanması. İLE/VE Kişilerde, kültürel ve siyasal zayıflığı doğuran olumsuz etmenlerin toplum gücüyle kaldırılması. )


- TOPLUMSAL AHLÂK ile/ve İDEOLOJİK AHLÂK ile/ve DİNİ AHLÂK

( SOCIAL MORALS vs./and IDEOLOGICAL MORALS vs./and RELIGIOUS MORALS )


- TOPLUMSAL AHLÂK ile/ve ÖDEV AHLÂKI

( SOCIAL MORALS vs./and MORALS OF DUTY )


- TOPLUMSAL DIŞLA(N)MA ile/ve/||/<> KÜLTÜREL DIŞLA(N)MA


- TOPLUMSAL GÜVEN ile/ve/||/<> BİREYSEL GÜVEN


- TOPLUMSAL İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ ile/ve FİZİK İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ

( İstanbul'da. İLE/VE Ankara'da. )


- TOPLUMSAL KABUL/LER ile/ve TOPLUMSAL 'KALIP/LAR'

( Aynı toplumdaki birçok birey [ve çoğunluk] tarafından, [kendileri için ne kadar uygun olmasa da] -sözlü ya da sözsüz, yazılı ya da yazısız- sürdürülen kurallara/geleneklere işaret eder. İLE/VE Daha çok, içleri boş [dayanaksız] olarak algılanan [ve olumsuz olarak değerlendirilen] alışkanlıklara/geleneklere işaret eder. )

( "SOCIAL ACCEPTANCE/S" vs./and "SOCIAL 'PATTERN/S'" )


- TOPLUMSAL YAŞAM ile EĞİTİM


- TOPLUMSAL ile/ve/||/<>/>/< BİREYSEL/ÖZNEL

( Kumaş. İLE/VE/||/<>/>/< Giysi. )

( Saygı. İLE/VE/||/<>/>/< Sevgi. )


- TOPLUM/SAL/LIK ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAM ORTAKLIĞI/SİMBİOSİS


- TOPLUMSAL/SOSYAL BİLİMLER ile/ve/||/<> TOPLUMSAL/SOSYAL BİLGİLER


- TOPLUMU:
"DÜZENLEME" ile/ve/değil/yerine DAVET


- TOPOLOGİCAL ORDER ile/||/<> SYMMETRY BREAKİNG

( Topological order yerel parametrelerle tanımlanamayan düzenken İLE symmetry breaking yerel düzen parametresi vardır )

( Formül: Ground state degeneracy )


- TOPOLOGİCAL QUANTUM FİELD THEORY ile/||/<> CONFORMAL FİELD THEORY

( TQFT topolojik invariant quantum field theoriyken, CFT konformal invariant field theorisidir )

( Formül: Atiyah-Segal axioms )


- TOPOLOGICAL QUBIT ile/||/<> SPIN QUBIT

( Bilgiyi tek bir parçacıkta değil, parçacıkların topolojik (örgüsel) durumunda saklayan kübittir; yerel gürültüye karşı doğal olarak korunaklıdır ama gerçeklenmesi çok zordur. @@ Bilgiyi bir elektronun ya da çekirdeğin spininde saklayan kübittir; kurulması görece kolaydır ama manyetik gürültüden kolay etkilenir. İlki korumalı ama zor, ikincisi kırılgan ama erişilebilirdir. )

( Formül: Braiding ~ precession )


- YER ADI/TOPONYMIE[Yun. < tópos/τόπος: yer + ónoma/ὄνομα: ad] ile/ve/||/<> DAĞ ADI/ORONYMIE[Yun. < ὄρος/óros: dağ + ónoma/ὄνομα: ad] ile/ve/||/<> SU/IRMAK/GÖL ADI/HYDRONOMIE[Yun. < ὕδωρ/hydor: su + ónoma/ὄνομα: ad]


- TOPOS ile/||/<> CATEGORY

( Topos mantık yapısı İLE category ok ve nesne. )

( Formül: Logic structure İLE arrows objects )


- TOPOS ile/||/<> SHEAF ile/||/<> SITE

( Kategorik mantık ve geometri. )

( Formül: Sh(X) = Sheaves on X )


- TOPRAĞI:
GÜNEŞTE SULAMAK ile/yerine GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK


- TOPRAĞIN ALTINDA ile/değil/yerine/olacağına/>< DAĞIN ARDINDA (OLSUN)


- TÜRÂB[Osm.] / SOIL, ERBIUM[İng.] / TERRE, TERRAIN, ERBIUM[Fr.] / ERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAK, ERBİYUM


- TOPRAK/HÂK[Fars. < ḪĀK] ile/||/<> TOPRAK/TÜRAP[Ar. < TURĀB]


- TOPRAK:
MİNERAL[Fr.] ve/||/<> ORGANİK NESNE ve/||/<> SU ve/||/<> BOŞLUK

( %45 ve/||/<> %5 ve/||/<> %25 ve/||/<> %25 )

( "Toprak ve Ekoloji" yazısı için burayı tıklayınız... )

( Normal sıcaklıkta, doğada, katı durumda birtakım maddelerle karışık ya da bileşik olarak bulunan ya da kimyasal yollarla elde edilen, inorganik madde. | İçinde inorganik maddeler bulunan. VE/||/<> ... VE/||/<> ... VE/||/<> ... )


- TOPRAK TİPLERİNDE:
"KUMLU" ile "KİLLİ" ile "BEREKETLİ"

( Suyu[bilgiyi] geçirir. İLE Suyu[bilgiyi] geçirmez/almaz. İLE Suyu[bilgiyi] [ürüne] dönüştürür. )


- TOPRAK ile/değil/yerine/=/||/<> ARAZİ | KARA | YÖRE | MEMLEKETLİ

( toprak altı toprakbastı toprak bilimi toprak boya toprak burçları toprak çimento toprak hukuku toprak kayması toprak kölesi toprak rengi toprak sıçanı beyaz toprak çiğ toprak eski toprak et toprak kara toprak plastik toprak taş toprak tınlı toprak toz toprak yağlı toprak zonal toprak funda toprağı hafriyat toprağı Moskof toprağı pekmez toprağı saksı toprağı vakıf toprağı Yer kabuğunun toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü kara yer hâk türap Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış arazi kara I yöre I memleketli )


- TOPRAK ile AZOİK[Yun. A: Olumsuzlayan ön ek. | ZOE: Yaşam.]

( ... İLE İçinde taşıl bulunmayan toprak. | En eski yerbilimsel düzen. )


- TOPRAK ile DÜNYA DOĞUMLU ile TOPRAK ile DÜNYEVİ ile DÜNYEVİ CENNET ile DÜNYAYA DOĞRU ile HAFRİYAT ile SOLUCAN

( EARTH vs. EARTH BORN vs. EARTHEN vs. EARTHLY vs. EARTHLY PARADISE vs. EARTHWARD vs. EARTHWORK vs. EARTHWORM )

( سطح زمين ile خاک ile کره زمين ile زمين ile کره ارض ile کره خاک ile ثرا ile سکنه زمين ile خاکزاد ile سفالي ile زميني ile ارم ile بطرف زمين ile خاکريز ile خراتين )

( SATH ZAMYNE ile KHAK ile KAREH ZAMYNE ile ZAMYNE ile KAREH ERZ ile KAREH KHAK ile ثرا ile SEKNEH ZAMYNE ile KHAKZAD ile SEFALY ile ZAMYNEY ile ARAM ile BETREF ZAMYNE ile خاکريز ile خراتين )


- TOPRAK ve/||/<> RAHİM


- TOPRAK ile ŞEVL[çoğ. EŞVÂL]

( ... İLE Vazodaki su kalıntısı. | Geniş, ıssız, tenha toprak. )


- TOPRAK ile/ve/||/<>/> SINIR

( MERZ[Fars.]: Toprak, yer. | Sınır, hudut. | Parmak ucuyla çimdiklemek ve tırmalamak. )


- TOPRAKİŞ, CAVİT (BURSA, 1934) :

( İş hayatına Tekel Kibrit Fabrikasında başladı. Bu fabrikada uzun süre sendika işçi temsilciliği yaptı. Futbol Büyükdere Spor Kulübü'nde başladı ve bu kulüpte futbolu bıraktı. Antrenörlük kurslarını tamamladı. Sarıyer Spor Kulübü Alt yapısında ve değişik kulüplerde antrenör olarak çalıştı. Tekel Kibrit Fabrikasından emekli olduktan sonra Sarıyer Spor Kulübü sekreteryasında görev aldı, kulüp müdürü olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )


- TOPRAKLAMAK ile TOPRAKLATMAK ile TOPRAKLAŞMAK ile TOPRAKLANDIRMAK ile TOPRAK ile TOPRAKLI ile TOPRAKÇI/LIK ile TOPRAKSIZ ile TOPRAK ALTI ile TOPRAK BOYA ile TOPRAK RENGİ ile TOPRAK BİLİMİ ile TOPRAK HUKUKU ile TOPRAK KÖLESİ ile TOPRAK SIÇANI ile TOPRAK BİLİMCİ ile TOPRAK KAYMASI ile TOPRAK ÇİMENTO ile TOPRAK BİLİMSEL ile TOPRAK KÖLELİĞİ


- TOPRAKTA:
KÜÇÜK MEMELİ ve/||/<> TEK HÜCRELİ CANLILAR(PROTOZOA) ve/||/<> SOLUCAN ve/||/<> EKLEM BACAKLI ve/||/<> YOSUN ve/||/<> BOZGAN/BAKTERİ ve/||/<> MANTAR

( [Bir dönümde] 1 kg. VE/||/<> 15 kg. VE/||/<> 100 kg. VE/||/<> 100 kg. VE/||/<> 100 kg. VE/||/<> 250 kg. VE/||/<> 300 kg. )

( Bir cm. toprak tabakasının oluşabilmesi için en az 300-1000 yıl geçmesi gerekir. )

( )


- TOPRAK/TIMAR[Fars.] ile/ve/||/<> VASAL[Fr. < VASSAL < Lat.]

( Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak. İLE/VE/||/<> Ortaçağ Avrupa'sında hizmet ve vergi gibi yükümlülükler karşısında kendisine toprak ve köylü verilen tımar sahibi kişi. )


- TOPSER TUĞLA FABRİKASI :

( Çayırbaşı'nda bulunan büyük sanayi kuruluşlarından biriydi. Eskiden Çayırbaşı'nda bulunan onbir adet tuğla ocağı yıktırılarak 1955'te yerine yüzlerce işçi çalışan modern Topser Tuğla Fabrikası kuruldu. Bir süre faaliyetine devam eden Topser Tuğla Fabrikası bilahare Ekmekçioğlu Tuğla Fabrikası olarak faaliyet gösterdikten sonra faaliyetine son verildi. )


- TOPU TAÇA ATMAK ile/ve/||/<> MİNDER DIŞINA KAÇMAK


- TOPU TOPU (... KADAR) ALTI ÜSTÜ (... KADAR)

( Azımsayarak değer düşürmeye çalışmada. )


- TOPUK ile BİR TARAFA TOPUK ile TOPUK ile ÖKÇE PARÇASI

( HEEL vs. HEEL TO ONE SIDE vs. HEELER vs. HEELPIECE )

( پاشنه کف ile پاشنه کفش ile پاشنه ile پاشنه جوراب ile پاشنه پا ile يک ور شدن ile پاشنه ساز ile پاشنه پوش )

( PASHNEH KOF ile PASHNEH KAFSH ile PASHNEH ile PASHNEH JORAB ile PASHNEH PA ile YK VAR SHODAN ile PASHNEH SAZ ile PASHNEH PUSH )


- TOPUK ile TOPUK

( İnsan ayağının toparlakça olan alt arka bölümü. | Ökçe. | Belirli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku ya da cevher kütlesi. | Akarsu ağzının az ilerisinde oluşan kum birikintisi. | Sütun ve direklerin alt bölümü. İLE Kaçmak. )

( HEEL vs. HEEL )


- TOPUKLAMAK ile TOPUK ile TOPUKLU ile TOPUKSUZ ile TOPUK DEMİRİ ile TOPUK KEMİĞİ


- TOPUQ[Azr.] = AYAK BİLEĞİ[Tr.]


- TOPUR ile/||/<> ...

( Topraktan yapılmış tezek Beyceli Fatsa Ordu )


- TOPUZ ile/||/<> TOPUZ[Ar. < DEBBŪS]

( Az toppuz 1 ucu yuvarlak çomak değnek 2 ucu top biçimindeki eski bir silah top u z eki Arapça dabbūs biçimi Türkçe bir alıntıdır Ateş Arat Arm 30 Mısır Arapçasına da dabbūs olarak geçmiştir Littmann Tschudi Arm 117 102 Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerinde de kullanılır topúz Srp tòpuz Turc 620 R τοπούζι Andriotis EL 367 )

( TOPPUZ[Az.] )


- TOPUZ ile TOPUZLU

( KNOB vs. KNOBBED )

( دستگيره ile قبه دار )

( DASTGYRAH ile GHABEH DAR )


- TOPUZ ile TOPUZLU ile TOPUZLU KİLİT


- TOPUZLU BEND (MAHMUD I BENDİ) :

( Sultan I. Mahmut (1696 - 1754) döneminde yapıldığı (1732) için Mahmut I. Bendi de denilmektedir. Ayrıca Bu bende Eski Bend, Bahçeköy Bendi de deniliyor. Halk arasında ise Viran Bend olarak da anılmaktadır. Uzunluğu 66,30 m, yüksekliği 13,84 m'dir. Brüt su kapasitesi 160.000 m³'tür. )


- TOPYEKUN[Tr. < TOP + Ar. YEKÛN] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPYEKÛN

( Eksiksiz toplam toplu olarak )


- TOR ile/ve/||/<>/< TORUK

( Acemi. İLE/VE/||/<>/< Çok acemi. )


- TORAK ile/||/<> ...

( yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen katık çökelek Ağızlarda dorak biçimi de kullanılır Eski kaynaklarda da dorak ve torak olarak geçer torak turăx Eski Kıpçakçada torak olarak geçer Farsçadan alındığı anlaşılıyor dūrāġ sour milk upon which new milk is poured Kürtçede toraq olarak kullanılır Türkçede süt ürünlerine verilen birçok adın Farsçadan geçtiğini biliyoruz O açıdan torak da büyük bir olasılıkla Farsçadan kalma bir alıntıdır Macarca túró yoğurttan yapılmış bir tür peynir biçimi eski bir Türk diyalektinden alınmıştır TESz 3 1005 Ligeti TörK 278 Macarca túrónun Türkçe karşılıklarını vermemiştir Rusça tvorog biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Vasmer REW 3 85 Ramstedt KWb 380b Moğolca tarağ dicke gesӓuerte Milch Kӓsemilch biçimiyle birleştirmiştir Bu birleştirmeye Räsänen V 490a de katılmıştır Räsänen V 463b Orta Türkçe tār kind of milk product biçimiyle torak arasındaki benzerlik düşündürücüdür )


- TORAK ile/||/<> ...

( içi kömürleştirilecek ağaçlar veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet Kökenini bilmiyoruz )


- TORAK ile TORAK

( Kömürleştirilecek ağaç ya da pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kubbe, kümbet. İLE Tortu, çökelek. )


- TORAKS/THORAX[İng.] ile/değil/yerine/= GÖĞÜS BOŞLUĞU, GÖĞÜS KAFESİ/KÜSRİ(KABURGA KEMİKLERİ)[dvnlgttrk]


- TORAMAN ile/||/<> TOMBUL, İRİ YAPILI (ÇOCUK)

( tombul iri yapılı çocuk tor toy man eki Bu ek Türkçede yaygın olarak kullanılır Türkçe toraman biçimindeki a sonradan türemiştir Türkçe torlak yanında ağızlarda kullanılan toralaktaki a gibi torlak 1 )


- TORBA GEREKSİNİMİ değil FİLE/SEPET (KULLANMAK)[NAYLON değil/yerine!]


- TORBA ile BİLUM

( ... İLE Örülerek yapılan bir torba.[Papua Yeni Gine'de] )


- TORBA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KESE KÂĞIDI

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçine bazı nesneler konulmak için kâğıttan yapılmış kese biçiminde torba. )


- TORBA ile/ve ZEMBİL[Ar.]

( ... İLE/VE Hasırdan örülmüş kulplu torba. )

( HEMYÂN ile/ve ... )


- TORBALAMAK ile TORBALANMAK ile TORBA ile TORBALI ile TORBASIZ ile TORBA ÇAY ile TORBA KADRO ile TORBA YOĞURDU


- TORBO/THEORBO ile ...

( Telli bir çalgı. )


- TÖRE BİLİMİ | TÖREL | ETİK ile/||/<> ETİK ile/||/<> ETİK[Fr. < ÉTHIQUE]

( 1 Ahlak felsefesi 2 Felsefenin ödev yükümlülük sorumluluk ve erdem gibi kavramları analiz eden doğruluk veya yanlışlık ile iyi veya kötü yle ilgili ahlaki yargıları ele alan ahlaki eylem in doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan dalı )

( (YUN. ETHICS )

( ÉTHIQUE )


- TÖRE ile/ve/<> KAVRAM ile/ve/<> KURUM


- TÖREL = TÖRESEL

( Töreye uygun olan. | Töre ile ilgili. )


- TÖREN -ile

( Maddi dünyaya, metafizik yorum getirme. )


- TÖREN ile/ve/yerine EYLEM


- TÖREN ile KUDAS[Ar.]/LİTURYA[Yun.]

( ... İLE Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, kilisede, bir kap içinde, ekmek ve şarabı kutsayarak yaptığı tören. )


- TÖREN ile/ve POTLAÇ[Fr. < POTLATCH]

( ... İLE/VE Bazı ilkel toplumlarda yapılan sözleşme töreni. )


- TÖREN ile SAVİTRİ

( ... İLE Erginlenme töreni. )


- TÖREN/MERASİM[Ar.]/SEREMONİ[Fr. CEREMONIE] ile/ve ŞÖLEN[Moğolca]

( TOY, BÂR-İ ÂM: Genel ziyâfet. )

( LİTURYA: Din töreni. )

( Bir toplulukta, üyelerin, belirli bir olayı, kişiyi ya da değeri ayırt edip simgeleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi. | Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi nedenlerle yapılan toplantı. İLE Ziyafet. | Belirli bir amaçla düzenlenen eğlence. | Sanat gösterisi. | Din töreni niteliğinde yemek toplantısı. )


- TÖREN ile TÖRENLER ile TÖREN

( CEREMONIAL vs. CEREMONIES vs. CEREMONY )

( تشريفاتي ile مناسک ile تشريفات ile مراسم ile جشن )

( TASHARYFATY ile MENASK ile TASHARYFAT ile MARASM ile JASHEN )


- TÖREN ile TÖRENLİ ile TÖRENSEL ile TÖRENSİZ ile TÖREN DÜZENİ ile TÖREN BİRLİĞİ


- TÖREN ile YUĞ

( ... İLE Eskiden, Türkler'de, ölüler için yapılan tören, yas. )


- [ne yazık ki]
TÖREYE DOĞAN ve/||/<> İSVİÇRE TÜZESİYLE EVLENEN ve/||/<> ALMAN YÖNETİM ZİHNİYETİYLE YÖNET(İL)EN ve/||/<> İTALYAN TÜZESİYLE CEZALANDIR(IL)AN ve/||/<> İSLÂMÎ KURALLARA GÖRE GÖMÜLEN


- TORISCHER MAGNETKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= TORİK MANYETİK DEVRE


- TORISCHE FLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TORİK YÜZEY


- TORİK ile/||/<> TORİK[Yun.]

( Sarda sarda Kemiklibalıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 m kadar olur Eti lezzetlidir Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının uskumrugiller Scomridae familyasından 1 m kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu Akdeniz ve Karadenizde yaşayan bir tür Palamut Kökeni karışıktır Meyer TürkSt 26 Rumcadan geldiğini yazmışsa da Rumca karşılığını vermemiştir Tzitzilis GrLw 511 ağızlarda kurutulmuş balık çiroz olarak kullanılan darık biçimini R ταρίχια Salzheringe sözüyle birleştirmiştir Ona göre küçük sazan balığına verilen daraklık adı da Rumcadan kalma bir alıntıdır daraklık Tzitzilis bu bağlamda yazı dilimizde kullanılan torik biçimini de saymıştır Theodoridisin torik biçiminin Ermenice yoluyla Rumcadan alındığı yolundaki savı taṛex tarex Yeni BErm daṙex düşündürücüdür Islamkundliche Abhandlungen 17 175 Ancak Theodoridis balık adlarımızın büyük bir bölümünün Rumcadan alındığını göz ardı etmiştir Dankoff ALT 697 da torikin Ermeniceden kalma bir biçim olduğunu yazmış Theodoridisin yazısına göndermede bulunmuştur Ancak Dankoffun Tzitzilisin eserini göz önüne almadığı göze çarpıyor Georgacasa göre FT 133 138 Rumcadan alınmıştır Rumca ταρίχι Bizans Rumcasında ταρίχιν olarak geçer Georgacas IT 156157 Rumca τορίκι biçimi Türkçeden alınmıştır Andriotis EL 367368 İkinci ve üçüncü anlamlar Türkçede gelişmiştir )

( PELAMYD )

( PÉLAMYDE | PELAMYDE )

( UNECHTER BONITO )

( SARDA SARDA )


- TORİK[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TORİK

( İri palamut balığı Palemye sarda Düşünme yeteneği akıl zekâ Biraz içildikten sonra atılmış uzunca kalmış sigara izmariti )


- TORLAK SOKAK :

( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir. Mahallenin hatırı sayılır insanlarından biri olduğu için, isminin unutulmaması amacı ile bir sokağa "Torlak Sokak" adı verilmiştir. )


- TORLAK; İLYAS (POYRAZKÖY/BEYKOZ, 1959) :

( Balıkçı reisi ve kooperatifçi. Sarıyer'e 1960'da geldi ailesi. İlk ve Ortaokulu Sarıyer'de okudu. Sarıyer lisesini ikinci sınıftan terk ederek baba mesleği olan balıkçılığa başladı. Çocuk yaşta başladığı mesleği Reis olarak tamamladı ve emekli oldu. İstanbul Balık Üreticiler Su Ürünleri Kooperatifi üyesi olup 2006 yılında kooperatifte yöneticiliğe başladı. 4 dönemden beri bu kooperatifin başkanlığını yapmakta ve balık üreticileri her türlü, kurum ve kuruluş önünde temsil etmektedir. )


- TORLAK ile/||/<> KÜÇÜK BİR KUŞ

( küçük bir kuş Doğrudan doğruya Moğolca torlag biçiminden alınmış olabilirse de torla fiilinden veya salt tor gibi yansımalı onomatopéique bir kökten de geldiği düşünülebilir Hangi dilin alıcı hangi dilin verici olduğu açık olarak anlaşılamıyor Schönig ML 182 )


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK ile/||/<> TOURNER[Fr.] ile/||/<> DRECHSELN[Alm.] ile/||/<> TORNALAMAK

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi )

( TO TURN ON A LATHE )

( TOURNER )

( DRECHSELN | GEDRECHSELTES WERK )

( TORNIRE )

( ΤΟΡΝΕΎΩ / τορνεύω )


- TORNA YAPMAK, TORNA ETMEK | TORNALAMAK ile/||/<> TORNALI

( Ağacı torna makinesinde biçimlendirme eylemi. )

( TO TURN ON A LATHE~TURNED )

( TOURNER~TOURNÉ )

( DRECHSELN | GEDRECHSELTES WERK~GEDRECHSELTES WERK )

( TORNIRE~TORNITO )

( ΤΟΡΝΕΎΩ / τορνεύω~... )


- TORNA[İt.] ile MALAFA

( Ağaç ya da metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh. İLE Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aygıtı. )


- TORNA[İt. < TORNA] ile/değil/yerine/=/||/<> TORNA

( Ağaç veya metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh Çamura şekil vermekte kullanılan çömlekçi çarkı )


- TORNA ile TORNA OPERATÖRÜ

( LATHE vs. LATHE OPERATOR )

( چرخ خراطي ile تراش کار )

( CHARKH KHARATY ile TARASH KAR )


- TORNA ile/değil/yerine/= YONTAR


- TORNACI ile TURNACI

( Torna işi yapan kimse, torna işçisi. İLE Yeniçeri Ocağı'nda, turna taşıyan bir sınıf asker. )


- TORNALAMAK ile TORNALANMAK ile TORNALATMAK ile TORNA ile TORNACI/LIK ile TORNALI


- TORNİSTAN[İt. < TORNO STANTE] ile VİYA ile VİYA BÖYLE

( İleri ya da geri gidilmesi için verilen dümen komutu. İLE Teknenin dönüşünü, en hızlı biçimde durdurmak üzere dümen komutu. İLE Teknenin, istenilen rotaya gelince, orda durdurulması için verilen dümen komutudur. )


- TORNO STANTE[İt. < TORNO STANTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TORNİSTAN

( Geminin pervanesini ters yönde çevirme Ters yüz etme Geri dönme cayma döneklik )


- TORNOVİTE[İt. < TORNO-VITE] ile/değil/yerine/=/||/<> TORNAVİDA

( yıldız tornavida Vidaları söküp takmakta kullanılan ucu düz veya yıldız biçiminde alet )


- TOROIDAL FIELD[İng.] / CHAMP TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ALAN


- TOROIDAL CORE[İng.] / NOYAU TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL ÇEKİRDEK


- TOROIDAL MAGNETIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT MAGNÉTIQUE TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MANYETİK DEVRE


- TOROIDAL WINDING[İng.] / ENROULEMENT TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL SARGI/SARIM


- TOROIDSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOROİT BOBİN


- THORON[İng.] / THORON[Fr.] / THORON[Alm.] ile/değil/yerine/= TORON


- TORPİL ile/ve/değil/yerine HAKKINI TESLİM ETMEK

( [not] "PULL/INFLUENCE" vs./and/but TO GIVE (HIS/HER/ITS) DUE
TO GIVE (HIS/HER/ITS) DUE instead of "PULL/INFLUENCE" )


- TÖRPÜ ile RASPA[İt.]

( Ağaç, kurşun, kalay vb. yumuşak metallerin kabasını almaya yarayan, dişleri uzun ve aralıklı olan eğe. | Bir şeyin yüzündeki pürüzleri gidermek, düzgünleştirmek için kullanılan kısa, ince, pürtüklü eğe. İLE Demir, tahta yüzeylerdeki boya, pas gibi şeyleri çıkarmak, pürüzleri gidermek için kullanılan, iri dişli bir törpü. )


- TÖRPÜ ile/||/<> TÖRPÜ

( Ağaçtan çok sayıda küçük yonga kopararak iş gören ve genellikle eğmeçli parçaların biçimlendirilmesinde kullanılan el aracı genel uygulayım Tahta ya da ham döküm parçalarının yüzeylerini düzeltmek için kullanılan araç Törpüleme işinde kullanılan araç Ağızlarda dörpü kalın dişli büyük eğe olarak kullanılır Az törpü Türkmencede törpi tərpə Orta Türkçede törpig olarak geçer Brockelmann OGM 60 Rusçaya terpug olarak geçmiştir )

( FILE, RASP | FILE )

( RÂPE | LIME )

( RASPEL | FEILE )


- TÖRPÜLEMEK ile TÖRPÜLENMEK ile TÖRPÜLETMEK ile TÖRPÜ ile TÖRPÜLÜ ile TÖRPÜSÜZ


- TORSİYON | BURMA ile/||/<> BURMA ile/||/<> BURMAK

( I Fese dikilen altınlar Celiptaş Yalvaç Isparta II Musluk Muğlaj III Bir fanila motifi Yenikent Aksaray Niğde burulma tarım Metal parçayı bir eksen çevresinde döndürme işlemi )

( TORSION, TWIST | TWISTING )

( CHÂTRER | TORSION )

( DREHUNG | VERWINDUNG )


- TORTA[İt. < TORTA] ile/değil/yerine/=/||/<> TURTA

( Üzeri yufka kaplı meyveli veya kakaolu bir pasta türü )


- TORTİKOLİS/TORTICOLLİS[İng.] ile/değil/yerine/= EĞRİ BOYUN


- TORTU[Fars. DURDÎ]/ÇÖKELTİ/KALINTI ile SÜZÜNTÜ

( Çökelti. | Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. | Bir topluluğun, kötüleşmiş üyeleri. | Kalıntı. İLE Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu. | Gövde suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı. )


- TORTU[Fars. < DURDĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖKELTİ | KALINTI

( şarap tortusu çökelti Bir şeyin bayağı işe yaramaz duruma gelmiş olanı Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri kalıntı )


- TORTU ile ARTIK


- SEDIMENT[İng.] / SÉDIMENT[Fr.] / BODENSATZ, ANSATZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TORTU


- TORTUL KAYAÇLAR ile/ve/||/<>/>< MAGMA KAYAÇLARI

( Ayrışmayla oluşur. İLE/VE/||/<>/>< Buharlaşmayla oluşur. )

( Magma kayaçlarından daha yüksek oranda uçucu öğe içerir. Magma kayaçları, tortul kayaçları oluştururken, uçucu öğe kaynakları gerekmektedir. )

( Karbondioksit, silikat minerallerini, karbonat minerallerine, yani temel olarak kalsiyum ve magnezyumun karbon ve oksijenle yaptığı bileşiklere dönüştüren ayrışma tepkimeleriyle atmosferden alınır. )

( image )


- TORTULANMAK ile TORTULAŞMAK ile TORTULLAŞMAK ile TORTU ile TORTUL ile TORTUM ile TORTULU ile TORTUSUZ ile TORTUL BİLİMİ


- TORUM ile/||/<> ...


- TORUM ile TORUM

( Deve yavrusu. İLE Yalan, uydurma söz. )


- TORUN TOMBALAK


- TORUN, AHMET (GÖRELE, 1958) :

( Öğrenimini tamamladıktan sonra eğitim alanında görev aldı ve öğretim görevlisi olarak hizmet verirken AKP'de siyaset yapmaya başladı ve 2004/2009 döneminde Sarıyer Belediye Mieclisi üyesi olarak görev yaptı. )


- TORUN, METİN (ERZİNCAN, 1947) :

( İlköğrenimini tamamladıktan sonra ticaret hayatına atıldı. Sarıyer, Yeniköy ve Maden Spor kulüplerinde yönetim kurullarında bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- TORUN, ŞEREF (KEMAH, 1930 - 2003) :

( Sarıyer'de uzun yıllar ticaretle uğraştı. 1963 - 1974 yılları arasında Sarıyer Mahalle muhtarlığı, ayrıca 6. Ve 7. Dönem İl Genel Meclisi olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde 6 dönem yönetim kurulu ve Divan Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üye olarak bulundu. )


- TORUN ile/||/<> BİR KİMSEYE GÖRE ÇOCUĞUNUN ÇOCUĞU

( bir kimseye göre çocuğunun çocuğu toṙn grandchild Kürtçe torin cousin fils du frère de Ermeniceden alınmıştır Pedersen KZ 39 462463 Munkácsi KSz5 357 Räsänen V 491 a yalnız torun ve turun biçimlerini vermekle yetinmiştir Levitskaya ST 3 1973 77 torunu deve yavrusu olarak kullanılan torunla birleştirmiştir Dankoff ALT 174 Eren TD 1995 2 866867 )

( T )


- TORUN ile/ve/||/<> NEBİSE[Ar.]

( ... İLE/VE/||/<> Kız torun. )


- TÖRÜN ile/ve/||/<> TÖRÜNGE


- TORUN ile TORUNLAR

( GRANDCHILD vs. GRANDCHILDREN )

( نوه ile پسرزاده ile نواسه ile نواده ile نبيره ile احفاد )

( NOOH ile PASARZADEH ile NAVASEH ile NAVADEH ile NABYRAH ile AHEFAD )


- TORUN-TORBA (SAHİBİ OLMAK)


- TOSUN ile/||/<> ...

( burulmuş erkek dana sağlıklı tıknaz delikanlı tosun 1 işe alıştırılmamış 2 alıngan sokulgan olmayan tosun 1 wild noch nicht abgerichtet von Haustieren noch ungebraucht noch nicht in Gebrauch genommen noch nicht zur Arbeit verwendet 2 unbekannt scheu Eski çağlardan başlayarak kullanılır tosun wild undisciplined untrained of persons or domestic animals Orta Türkçede tosun a colt which is not yet broken in Clauson olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Türkçeden Farsçaya geçmiştir tausan tōsun wild unmanageable a young unbroken horse )

( TOSUN[Tkm.]~TOSUN[Kzk.] )


- TOTAL" (OLARAK) değil TOPTAN/TOPLAM/TAM (OLARAK)


- TOTAL SITUS INVERSUS, SITUS INVERSUS TOTALIS[İng.] ile/değil/yerine/= TAM TERS KONUM


- TOTAL[Fr. < TOTAL] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜTÜNSEL


- TOTAL :/yerine TOPLAM


- TOTALITY OF SOMETHING vs. TOTAL IN SELF


- TOTEM ile/ve/||/<> OJIBWA (ÖYKÜLERİ/MİTOSU)


- TOTEM[Fr. < TOTEM] ile/değil/yerine/=/||/<> TOTEM

( İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan ağaç rüzgâr vb herhangi bir doğal nesne ongun II )


- TOTEM ile TOTEMCİ/LİK ile TOTEMİZM


- TOTOLOJİ(HULF) ile DEVRİK TÜMCE/CÜMLE


- TOUCH :/yerine DOKUNMAK


- TOUCH[İng. < TOUCH] ile/değil/yerine/=/||/<> TAÇ

( taç atışı taç çizgisi Takımla oynanan top oyunlarında oyun alanının yan taraflarında kalan ve çizgiyle ayrılan kısım yan )


- TOUGH :/yerine ZORLU, SERT


- TOUR[İng.] ile/||/<> TOURNÉE[Fr.] ile/||/<> GASTSPIELREISE[Alm.] ile/||/<> TURNE[Fr. < TOURNÉE]

( Bir tiyatro topluluğunun bir yerden bir yere giderek oyunlar oynaması )

( TOUR )

( TOURNÉE )

( GASTSPIELREISE )


- TOURBE[Fr. < TOURBE] ile/değil/yerine/=/||/<> TURBA

( Az çok kömürleşmiş bitkilerden oluşan yakıt )


- TOURNAISIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= TORNASYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 358.900.000 ile 346.700.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TOURNEE[Fr. < TOURNÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> TURNE

( Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi )


- TOURNESOL | TURNUSOL[Fr. < TOURNESOL] ile/||/<> (KİMYA)

( kimya )

( TOURNESOL )


- TÖVBE AŞAMALARI

( * YAKAZA(ÜRPERTİ)
* İNTİBAH(UYANIŞ)
* NEDEM(NEDÂMET)(PİŞMANLIK)
* TEVBE(TÖVBE)
* İNABE(YÖNELİŞ)
* İKBAL(ALLAH'LA KULUN KARŞILIKLI ALÂKASI) )


- TÖVBE/TEVBE[Ar. < TEVBE] ile/||/<> TÖVBEKÂR/TEVBEKAR[Ar. < TEVBE + Fars. -KĀR]

( tövbe ayları büyük tövbe ayı küçük tövbe ayı İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme )


- [ya] TÖVBE ile/ve/ya da/||/<>/> AFFETMEK


- TÖVBE ve/=/||/<>/> ASLINA DÖNME


- TÖVBE ile/ve/<> BAĞIŞ


- TÖVBE ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKINDALIK


- TÖVBE = GÖZYAŞI

( Yangın, gözyaşı ile söndürülmez. )


- TÖVBE ile/ve İNÂBET

( Dışlaşmış olan pisliklerden temizlenmek. İLE/VE Bâtınî, kimsenin hissetmediği günahlardan temizlenmek. )

( Şeriatte. İLE/VE Tarikatte. )


- TÖVBE["TÖBE" değil!] ile/ve İSTİĞFAR["İSTİFAR" değil!]


- TÖVBE ve/<> KALP


- TÖVBE ile/ve/değil/=/||/<>/< ÖZELEŞTİRİ

( Değişmek. İLE/VE/DEĞİL/=/||/<>/< Değişmeye çalışmak. )


- TÖVBE ile/ve RÜCÛ

( Tövbe bir kere olur, iki kere olan tövbe, tövbe değildir. )

( Tövbeyle büyük günahlar küçülür, ihmal ile küçük günahlar büyür. )


- TÖVBE ile/ve SIĞINMA


- TÖVBE ile/ve/değil/yerine TÖVBEDEN, TÖVBE


- TÖVBE ile TÖVBELİ ile TÖVBESİZ/LİK ile TÖVBE AYLARI


- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂ

( İkisi de süreklidir/sürekli olmalıdır. )


- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂT


- TOWARD :/yerine -E DOĞRU


- TOWARDS :/yerine -E DOĞRU


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> ÖRTÜ PENSİ

( Operesyon sahasını örten kumaşları tutan pens serviyet pensi )

( TOWEL CLAMP )


- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> SERVİYET PENSİ

( Örtü pensi )

( TOWEL CLAMP )


- TOWER :/yerine KULE


- TOWER'S


- TOWN :/yerine KASABA, ŞEHİR


- TOX-/TOXI-/-TOXIC/TOXICO-/-TOXO- ile/||/<> VİR- ile/||/<> SEPSİS-/SEPT-/SEPTİ-/SEPTO-

( Zehir. İLE/||/<> Zehir. İLE/||/<> Zehirlenme, çürüme. )


- TOY[Azr.] = DÜĞÜN[Tr.]


- TOY ile/değil/yerine/=/||/<> ZİYAFET | DÜĞÜN

( ziyafet düğün )


- TOYAKA ile/||/<> SOPA, KALIN DEĞNEK

( sopa kalın değnek Ağızlarda toyka olarak da geçer tojága Srp tòjaga sopa Eski Rusçada da tojaga olarak kullanılır dillerine Türkçeden geçmiştir Eski Türkçe tayak Vasmer REW 3 130 )

( TOJÁGA )


- TOYCU ile/||/<> DAVULCU. (EŞMEYAZI -KARS)

( Davulcu Eşmeyazı Kars )


- TOYGA ile/||/<> ...


- TOYGA ile TOYGAR ile TOYGA ÇORBASI


- TOZ-TOMUR (İNSİN)

( Yağmur yağdığında söylenilir. )


- TOZ ile DUMAN

( [Divan şiirinde] Bir toprak parçası olarak gubâr, sevgilinin yüceliğinin ve değerinin büyüklüğünü anlatmada kullanılır. )

( GUBÂR ile ... )

( GERD ile DÛD )

( DUST vs. SMOKE )


- TOZ = GUBÂR = POUDRE


- TÖZ ile/<> MODUS ile/<> CONATUS

( Kendinde varolan ve yine kendi aracılığıyla kavranan. İLE/<> Varoluşu, bir başkasına dayanan ve yine o başkası aracılığıyla kavranan. İLE/<> Bir şeyin, gücü yettiğince varoluşunu sürdürme çabası, yaşamda kalma isteği/arzusu. )


- TOZ ile/ve/||/<>/> PUDRA


- TOZ ile/ve TOZAN

( ... İLE/VE İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. )


- TOZ ile TOZUNU ALMAK ile SİLGİ ile TOZ ALMA ile ÇÖPÇÜ

( DUST vs. DUST OFF vs. DUSTER vs. DUSTING vs. DUSTMAN )

( خاک ile گرد ile گرد و خاک ile غبار ile خاکه ile گردوخاک گرفتن ile گردگيري کردن ile تربت ile خاک گرفتن ile گردگير ile وسيله گردگيري ile گردگيري ile مامور تنظيف )

( KHAK ile GARD ile GARD VE KHAK ile GHABAR ile KHAKEH ile GARDOKHAK GARAFTAN ile GARDEGYRY KARDAN ile TARBAT ile KHAK GARAFTAN ile گردگير ile VESYLAH GARDEGYRY ile گردگيري ile مامور تنظيف )


- TOZ ile ÜLGER/HÂV[Ar.]


- TOZ ile/ve VAKIF/CAMİ TOZU


- TOZAN ile TOZAN

( İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. İLE Kar fırtınası. )


- TOZ-DUMAN (İÇİNDE KALMAK)


- TOZLU ile/||/<> TOZLAŞIR

( tozlaşır )


- TOZLU ile TOZLUK ile TOZLUKLU ile TOZLUKSUZ


- TOZLUK ile/ve/<> DOLAK

( ... İLE/VE/<> Bacaklara, ayak bileğinden, dize kadar dolanan, ensiz ve uzun kumaş parçası. )


- TOZUMAK ile TOZ ile TOZ BEZİ ile TOZ BOYA ile TOZ DUMAN ile TOZ SABUN ile TOZ ŞEKER ile TOZ BULUTU ile TOZ TOPRAK ile TOZ FIRÇASI ile TOZ MASKESİ


- TPN/TOTAL PARENTERAL NÜTRİSYON TOTAL PARENTERAL NUTRITION[İng.] ile/değil/yerine/= TÜMÜYLE DAMARDAN BESLENME


- TRACE :/yerine İZ, İZLEMEK


- TRACHEE[Fr. < TRACHÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKE

( soluk borusu Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları )


- TRACK :/yerine İZ, TAKİP ETMEK


- TRACT ile ...

( Solunum sistemi. )


- TRADE vs. BARTER


- TRADE CENTER/TRADE CENTER[İng. < TRADE CENTER] ile/||/<> OUTLET CENTER/OUTLET CENTER[İng. < OUTLET CENTER]

( ticaret merkezi )


- TRADE CENTER[İng. < TRADE CENTER] ile/değil/yerine/=/||/<> TRADE CENTER

( ticaret merkezi )


- TRADE INSTITUTE[İng.] ile/||/<> ÉCOLE PROFESSIONNELLE[Fr.] ile/||/<> SANAT ENSTİTÜSÜ

( Endüstrinin türlü dallarına ve küçük sanatlar alanına bilgili usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden ortaokula dayalı ve öğrenim süresi 3 yıl olan öğretim kurumu )

( TRADE INSTITUTE )

( ÉCOLE PROFESSIONNELLE )


- TRADE WIND[İng.] ile/||/<> ALIZÉ[Fr.] ile/||/<> PASSAT[Alm.] ile/||/<> ALİZE[Fr. < ALIZÉ]

( Her iki yarımyuvarda dönenceler üzerindeki yüksek basınç alanlarından eşleksel alçak basınç alanına doğru esen sürekli rüzgârlar )

( TRADE WIND )

( ALIZÉ )

( PASSAT )


- TRADE :/yerine TİCARET, TAKAS ETMEK


- ANANE/TRADİSYON ile/değil/yerine/= GELENEK


- TRAFİK IŞIĞI ile SEMAFOR[Fr. < Yun.]

( ... İLE Demiryollarında, gündüz mekanik olarak kırmızı bir kolla, gece kırmızı ışıkla işaret veren aygıt. | İki gemi ya da gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan, üç kollu, işaret sütunu. )


- TRAFİK ile TRAFİKÇİ/LİK ile TRAFİK AKIMI ile TRAFİK AKIŞI ile TRAFİK TERÖRÜ ile TRAFİK ŞERİDİ ile TRAFİK LAMBASI ile TRAFİK CANAVARI ile TRAFİK MAHKEMESİ ile TRAFİK MÜFETTİŞİ ile TRAFİK İŞARETLERİ


- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/<
ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/<
YAYA/LAR ile/ve/<
BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/<
TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/<
ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR
[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]

( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )


- TRAFİKTE:
"SİNİRLİ OLMAK" değil/yerine SORUMLU OLMAK

( www.plakanialdim.com )

( Facebook, KENDİNE GEL!!! sayfasına katılın, uyarın!

Kişi, kurum ve kuruluşların, "yaptığı" fakat yapmayabilecekleri yanlış(lık)ları göstererek anlatmak üzere kurulmuş bir uyarı sayfasıdır!

Sen de uyar! )

( Sivil Yaya Girişimi )

( Emniyet Şeridi İhlâli, Makas Atanlar, Yaya Geçidine park edenlere sinirlenip söyleneceğinize, fotoğraflayıp internetten İHBAR edin! Cezası, ilgiliye gitsin... )


- TRAFO[Alm. < TRAFO] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAFO

( akım trafosu dönüştürücü Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği şehrin şebekesinde kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer )


- TRAFO[Alm.]/TRANSFORMER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ

( Dönüştürücü. | Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği kentin ağında kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer. )


- TRAGİCOMİQUE[Fr. < TRAGI-COMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAJİKOMİK

( Hem acıklı hem de güldürücü özelliği olan )


- TRAIL :/yerine İZ, PATİKA


- TRAİN[Fr. < TRAIN] ile/değil/yerine/=/||/<> TREN

( tren kazası buharlı tren elektrikli tren kara tren karma tren motorlu tren banliyö treni posta treni yer altı treni yolcu treni yük treni Demir yolunda yolcu ve yük taşımakta kullanılan bir veya birkaç lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi katar şimendifer )


- TRAIN :/yerine TREN, EĞİTMEK


- TRAIT[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZNEL YAPI


- TRAJEDİ(") ile/ve/||/<> (")PARODİ(") ile/ve/||/<> (")İRONİ(")


- TRAJİKOMEDİ[Fr. < TRAGI-COMÉDIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ACIKLI KOMEDİ


- TRAKE[Fr. < TRACHEE] ile/değil/yerine/= SOLUK BORUSU

( Soluk borusu. | Eklembacaklılarda bulunan özel solunum kanalları. )


- TRAKE ile/||/<> TRAKE[Fr. < TRACHÉE]

( botanik anat Soluk borusu )

( TRACHEA )

( TRACHÉE )


- TRAKE ile TRAKELİLER


- TRAKEİT/ŞEZEN[Ar.] ile/değil/yerine/= SOLUK BORUSU YANGISI/İLTİHABI

( TRAKEİT )


- TRAKSİYON/TRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKME, ÇEKİLME, ÇEKME GÜCÜ


- TRAKT/TRACT[İng.] ile/değil/yerine/= YOL


- TRAKTÖR | ÇEKER ile/||/<> ÇEKER

( bayındırlık tarım Yol yapımında yapıcılıkta tarla işlerinde kullanılan araç gereç ve aygıtları çekmek için özel bağlantıları olan yereye göre yapılmış ve donatılmış motorlu araç Bir ucu hamudun kulağına diğer ucu araba falakasına bağlanan kayış Senirkent Isparta )

( TRACTOR )

( TRACTEUR )


- TRAKTÖR/TRACTEUR[Fr. < TRACTEUR] ile/||/<> PATOZ/BATTEUSE[Fr. < BATTEUSE]

( Arkasına römork takılabilen çift sürmek yük taşımak vb işlerde kullanılan motorlu iş makinesi )


- GELENGİ/YER SİNCABI:
TRAKYA ile/||/<> ANADOLU ile/||/<> TOROS


- TRAMVAY ile TRAMVAY HATTI


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/>< İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- TRANCHE[Fr. < TRANCHE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANŞ

( İnek veya dana budunun orta bölümü )


- TRANS ETKİSİ ile/||/<> TRANS ETKİLEME

( Trans etki kinetik labilize, trans etkileme termodinamik. )

( Formül: Pt(II) kompleksleri )


- TRANS FATTY ACID[İng.] ile/||/<> TRANS YAĞ ASİDİ

( Margarin kızartılmış ürünler puding vb işlenmiş gıdalarda bulunan ve doymamış yağ asitlerinin hidrojenizasyonu sonucu oluşan bir yağ asidi )

( TRANS FATTY ACID )


- TRANS SPECIES EVOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ TÜRLERİNİN EVRİMİ

( MHC alelik çeşitliliğin çok tercih edilen türü.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANS/TRANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇME


- TRANS ile SİS

( İkili bağ etrafında atomların karşılıklı olduğu izomer. İLE İkili bağ etrafında atomların aynı tarafta olduğu izomer. )


- TRANS[İng.] ile/||/<> TRANCE[Fr. < TRANSE] ile/||/<> TRANS[Fr.] ile/||/<> TRANS: KARŞI[Lat.] ile/||/<> TRANS[Alm.] ile/||/<> TRANS[Fr. < TRANSE]

( 1 Her bir homologda bir dominant ve bir resesif alelin bulunduğu bağlantı durumu 2 Moleküllerin stereoizomerlerinde atomların geometrik olarak farklı yönde yerleşmiş bulunmaları 3 Golgi kompleksinin olgunlaşma yüzü )

( TRANS )

( TRANS | TRANSE )

( TRANS )

( TRANS: KARŞI )


- TRANS ile TRANŞ ile TRANÇA


- TRANSACTION VOLUME[İng.] ile/||/<> İŞLEM HACMİ

( Belirli bir zaman diliminde yapılan işlemlerin sayısı )

( TRANSACTION VOLUME )


- TRANSACTION[İng.] ile/değil/yerine/= İŞLEM


- TRANSANDANTAL/İST ile/değil/yerine/= DENEYÜSTÜ/CÜ / AŞKIN/CI


- TRANSCENDENTALISM/EXPERIMENTATION/EMPIRICISM/EMPIRICAL/EXPERIMENTAL[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSCENDANTALISME/EMPIRISME/EMPIRIQUE/EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPIRISMUS/EMPIRISCH/EXPERIMENTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY

( Belirli bir varsayımın doğruluk durumunu değerlendirme ya da var olabilecek bağıntıları ortaya çıkarma amacıyla koşulların ya da bunların değişken durumlarının ve sonuçların gözlendiği planlanmış deneme. @@ 1. Fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin öğretiminde doğal olayların bağıntıları ve yasaları üzerinde bilgi edinmek; varsayım olarak benimsenen bilim yasalarının doğruluğunu göstermek; belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak, sınıf ya da deney odasında öğrencilere göstermek için yapılan planlı deneme ya da sınama işi. 2. Bilinmeyen bir şeyi bulmak, bir ilkeyi, bir varsayımı sınamak amaciyle yapılan eylem ya da işlem. @@ (Deneysel tasarım) Etkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini araştırmak üzere rasgelelik süreçleri kullanılarak yapılan denemeler. @@ Bilimsel araştırmanın gözlem ve varsayım basamaklarından sonra gelen, gözlenen olayları, benzerlerini ya da doğada gözlenmemiş olanları, çeşitli koşullarda ve özgül yöntemlerle deneylikte yapmak için uygulanan türlü etkinliklere verilen ad. @@ Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış ya da amaçlı olarak düzenlenmiş gözlem ya da deneyleme sürecinin ürünü. @@ genel uygulayım: 1. Deneme işleminde yapılan iş, uygulama vb. 2. Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir varsayımı kanıtlamak ya da bir yasanın doğruluğunu ortaya koymak için yapılan işlem. @@ Gerçekliği olana ilişkin her çeşit yaşantı, algılama, duyumlama, verilmiş olma vb. İnsan yaşamında bilincin karşılaştığı şeylerin tümü. (Felsefede) Gerçeklik üzerine kavramsal olmayan her türlü bilginin temeli: Her bilimin güvenilir olabilmesi için deneye dayanması, öte yandan bilginin salt deneyle kalmaması gerekir. Deneyin bilimsel amaçlarla, düşünce yoluyla düzenlenmesi, karşılaştırılması, bağlantılar kurulması, giderek doğrulanması ve tamamlanması gereklidir. Yunanca peira (deneme, sınama) sözcüğünden iki dizi sözcük türetilmiş: I. (Soyut ve genel anlamda kullanılan) empeiria ve türevleri: empirik, empirizm; II. (Somut ve daha teknik anlamda kullanılan) experientia (Latince experiri = deneme, deney yapma) ve türevleri: expérimenter, experimental, expérimentation. @@ I- Empeiria = deney, yaşantı, görgü: Episteme' (bilim)ye karşıt olan: İşlenmemiş bir olay üzerine dayalı bilgi. Olaylardan doğrudan doğruya kendimizin bilgi edinmemizin yolu. Olaylardan edindiğimiz dolaysız bilgi. İnsanın kendi görmesi, kendi yaşantısıyle kazanmış olduğu şey; insanın kendi sınadığı deney. empirique = görgüsel deneysel, (deneyci): 1. Experimental (deneyimsel) ya da bilimsel olana karşıt olarak: Yöntemli bir denetlemeye baş vurmadan doğrudan doğruya, sıradan yapılan deney. 2. Ussal ve dizgesel olana karşıt olarak: Yapılan deneyin verilerini yorumlamak ya da ussal bir dizge halinde düzenlemek için usa baş vurmadan sıradan bir deneme düzeyinde kalan deney. 3. Bazen, ama yanlış olarak: experimental’le eşanlamlı: Yöntemli ve ussal biçimde yapılan deney; deneyci yöntem (méthode empirique). @@ Empirisme : bk. deneycilik, görgücülük @@ II. Experientia - deney : Deneyle sınama, araştırma, deneyimleme edimi (deneyim); olayların kesin, tam ve yöntemli bir biçimde araştırılabilmesi ya da gözlemlenebilmesi için olabildiğince değişken koşullar altında canlı olarak yapma bir biçimde oluşturulması; gözlem, deneyim, tümevarım yoluyla edinilen yöntemli, bilimsel deney; tümevarımlı bilgi (Bacon'dan beri) hem tümdengelimli bilgiye hem de sıradan deneye karşıt olarak kullanılmıştır. (Felsefede) 1. (Usa karşıt olarak) Bilgide kazanılmış olan (şey), bk. deneycilik. 2. Yapılmış olan deney: deneme, deneyler yapma eylemi, a. Edilgin olarak yapılırsa (sıradan deney) bilgi amacı yoktur, deneysel empirik bilgi verir; b. etkin olarak yapılırsa (bilimsel deney) bilgi aracı olarak özellikle bir varsayımı denetlemek içindir; deneylere dayanarak (experimental) bilgi elde eder. 3. (Geniş anlamda) Bir varsayımı denetlemek için yapılan her çeşit gözlem. @@ Expérimentation = deneyim: Bir doğruyu ortaya çıkarmak üzere deneyin (2 b anlamında) yöntemli bir biçimde kullanılması. Experimental = Deneysel: 1. Geniş anlamda (empirique'le eşanlamlı): Sıradan deneyi kullanır ve sonuçlar çıkarır. Deney odası (laboratuvar) tekniği kurulmadan önce de ruhbilim deneyseldi, ama empirik anlamında. 2. Empirik'e karşıt anlamda: bilimsel deneyi kullanır. Expérience morale = töresel deney (töresel yaşantı). Ahlak değerlerinin gerçekliği üzerine bir bilincin doğmasını sağlayan yaşanmış eylem. Expérience vécue (Erlebnis-Erfahrung), bk. yaşantı @@ Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. @@ Bilimsel araştırma yapmak, bir varsayımı ya da bir yasayı kanıtlamak için tasarlanarak yapılan ve belirli niceliklerin ölçülmesine, karşılaştırılmasına dayanan kılgıl çalışma. @@ (astronomi, fizik, kimya) @@ @@ Deneme işleminde yapılan iş. @@ 1. İstatistiksel açıdan, gözlemlerin veya ölçümlerin olası sonuçlarını elde etmek için kullanılan terim. 2. Test. )


- TRANSDÜKSİYON/TRANSDUCTION[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİ


- TRANSE[Fr. < TRANSE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANS

( trans yağ Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu Kendinden geçme içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme )


- TRANSEKSİYON/TRANSECTION[İng.] ile/değil/yerine/= ENİNE KESİ


- TRANS-ETKİLİ GEN[İng. TRANS-ACTING GENE] ile/||/<> TRANSDÜKSİYON[İng. TRANSDUCTION] ile/||/<> TRANSKRANİYAL MANYETİK STİMÜLASYON[İng. TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BAŞLAMA KONUMU[İng. TRANSCRIPTION START SITE] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BİRİMİ[İng. TRANSCRIPTION UNIT] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON FAKTÖRLERİ[İng. TRANSCRIPTION FACTORS] ile/||/<> TRANSKRİPTOM[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMA[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMİK[İng. TRANSCRIPTOMICS] ile/||/<> TRANSPİRASYON[İng. TRANSPIRATION] ile/||/<> TRANSPOSAZ[İng. TRANSPOSASE]

( Farklı bir kromozom üstündeki başka bir gen ile hareket ya da işbirliği eden gendir. @@ Bir bakterinin DNA'sının, bir diğer bakteriye, genellikle bir virüs aracılığıyla bulaşması, geçmesi durumudur. Kalıtsal maddelerde özel bir çeşit yeniden düzenleme (Genlerde Yeniden Düzenleniş) durumudur. Gametlerin birleşmesinden çok, bulaşma olaylarında görülen bir durumdur. Belirli bir bakteri kuşağındaki (soyundaki) DNA, başka bir kuşağın genetik karakterlerini kapabilir. Antibiyotiklere karşı direnç, bir bakteriden diğerlerine transdüksiyon yoluyla geçmektedir. @@ Beyindeki sinir gözelerini uyararak depresyon semptomlarını iyileştirmek için manyetik alanları kullanan invaziv olmayan bir prosedür. Tipik olarak diğer depresyon tedavileri etkili olmadığında kullanılır. @@ mRNA sentezinin başladığı gen pozisyonu.Bu akış yönünde 5 UTR olarak anılan translasyon başlama bölgesine giden konum. @@ Öncü kodon ve sonlandırma kodonu arasında uzanan DNA bölgesi. @@ Transkripsiyon başlama düzenlenmesine kontrol elemanlarını bağlayarak ve RNA polimerlerinin hareket etmesine izin vererek direk olarak katılan proteinlerdir. Transkripsiyon etmeni genlerin transkripsiyonunu düzenlemek için DNA üzerinde belirli bir diziye bağlanabilir. @@ Belirli bir göze, doku ya da organizmanın belirli bir zaman diliminde ürettiği tüm RNA moleküllerinin toplamını ifade eden terim. Transkripsiyon süreci, genetik bilginin DNA'dan RNA'ya aktarılması işlemidir ve genlerin ifadesinin başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu süreçte, belirli genlerin DNA dizileri RNA moleküllerine çevrilir. Bu RNA'lar daha sonra protein üretimi için kullanılır. Transkriptom analizi, hangi genlerin hangi koşullar altında aktif olduğunu ve bu aktivitenin nasıl değiştiğinin anlaşılmasını sağlar. @@ Herhangi bir zamanda, göze popülasyonu olarak ifade edilen bütün genlerin kimlik ve ekspresyon seviyesini gösterir. @@ Bir organizmanın belirli bir göze, doku ya da organizmada belirli bir zaman diliminde üretilen tüm RNA moleküllerinin incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı. Bu disiplin, hangi genlerin aktif olduğunu ve bu genlerin aktivitesinin çeşitli iç ve dış etmenlere nasıl tepki verdiğini anlamayı amaçlar. @@ Bitkilerin stomalar aracılığı ile su kaybetmesi. @@ Transpozon yerleştirmesini katelize eden enzimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- TRANSFORMATEUR/TRANCE[Fr. < TRANSFORMATEUR] ile/değil/yerine/= TRANS: KARŞI[Lat.] ile/değil/yerine/= TRANSCRIPT[İng. < TRANSCRIPT] ile/değil/yerine/= TRANSFER

( bk. takım değiştirme. @@ )


- TRANSFORMATÖR, TRAFO | DÖNÜŞTÜRÜCÜ ile/||/<> DÖNÜŞTÜRÜCÜ

( I fizik elektrik 1 Elektrik alkımının gerilimini yeğinliğini değiştiren aygıt 2 Sıklıkta bir değişiklik yapmaksızın belirli bir gerilimdeki dalgalı alkımı başka bir gerilime çeviren aygıt II sinema televizyon Bir ya da birkaç yayın dizgesinden değişik biçimlerdeki dalgayı alan ve bunları başka bir biçimde bir ya da birkaç başka araca yayın dizgesine veren araç Kıvıl gerilim ve akımı değiştiren aygıt Gelen elektrik akımının gerilimini yeğinliğini değiştiren aygıt )

( TRANSFORMER | TRANSDUCER | CONVERTER )

( TRANSFORMATEUR | TRANSDUCTEUR )

( TRANSFORMATOR )


- TRANSFORMATÖR[İng. TRANSFORMER] ile/||/<> DOĞRU AKIM[İng. DIRECT CURRENT]

( İki ya da daha fazla devre arasındaki elektrik enerjisi aktarımını elektromanyetik indüksiyonla sağlayan cihazlardır. Trafo olarak da bilinir. Trafolar, doğru akım devrelerinde değil alternatif akım devrelerinde kullanılır. Genellikle bir elektrik devresindeki akımı ve gerilimi yükseltme ya da azaltma, elektrik enerjisinin dağıtımı ve aktarımı gibi amaçlar için kullanılır. @@ Zamanla kutbu değişmeyen elektrik akımıdır. Doğru akımda elektrik yükleri, yüksek potansiyelden alçak potansiyele doğru akmaktadır. Sürekli akım olarak da bilinmektedir. "DC" olarak kısaltılmaktadır. Ev cihazları (televizyon, radyo, ütü vb.) ve elektrikli araçlar, başlıca kullanım alanlarıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )