Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 46.996 başlık/FaRk ile birlikte,
46.996 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(122/189)
- MÜŞÂHEDE[Ar. < ŞUHÛD] değil/yerine/= GÖRME | GÖZLEM
- MÜSÂHİB ile/ve/||/<> MERCE-İ TAKLİT
( ... İLE/VE/||/<> İran'da. )
- MÜSÂHİB ile/ve/değil/yerine REFÎK
- MÜSAİT[Ar.]["MÜSAYİT" değil!] değil/yerine/= UYGUN
- MÜSAİTİNİZ" (VARSA/OLURSA) değil MÜSÂDENİZ (VARSA/OLURSA)
- MUSAKKÂ ile/||/<> GAYR-İ MUSAKKÂ
( Sulu[suyu olan] tarla. İLE/||/<> Susuz tarla. )
- MUSALLA ile/ve/<> "MEZAT" ile/ve/<> MEZAR
( Namaz kılmaya yarayan, açık yer. | Camilerde, cenaze konulup önünde namaz kılınan yer. İLE ... İLE ... )
- MUSALLAT (OLMAK) ile/değil/yerine MÜDAHİL (OLMAK)
- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN
( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )
- MÜŞÂREKET[Ar.] değil/yerine/= İŞTEŞ
( RECIPROCAL )
- MÜŞAREKET ile MÜŞAREKET FİİLİ
- MÜŞÂRÜN-İLEYH[< ŞEVR] ile ...
( ADI GEÇEN ZAT, KENDİNE İŞARET EDİLEN (KİŞİ) )
- MÜŞBİ'[Ar. < ŞİB] ile MÜŞEBBA'[Ar. < ŞİB]
( Doyuran. İLE Doymuş, tok, işbâ' olunmuş. [Fr. SATURÉ] )
- MÜSBİT[Ar. < SÜBÛT] ile MÜSBİT[Ar.]
( İsbât eden/edici. İLE Yara ve hastalıktan dolayı pek halsiz kalan. )
- MÜSEBBEB[Ar. < SEBEB] ile MÜSEBBİB[Ar.]
( Sebep olunarak oluşturulan. İLE Sebep olan. | İcâd eden. )
- MÜSEBBİP değil/yerine/= NEDEN OLAN/YOL AÇAN
- MÜSEDDED[Ar. < SEDÂD] ile MÜSEDDİD[Ar. < SEDÂD]
( Uzunluğuna doğrultulmuş, tesdîd edilmiş. İLE Doğrultan, doğru yola sevk eden. | Tıkayan, sed ve büğet yapan. | Tıkanmış, sed ve büğet yapan. )
- MÜŞEKKEL[Ar.] değil/yerine/= BİÇİM VERİLMİŞ | İRİ, GÖSTERİŞLİ
- MÜSEKKİN/MÜNEVVİM[< NEVM] ile/>< MÜNEBBİH[< NEBEH]
( Sakinleştirici, uyutucu/uyutan. İLE/>< Uyarıcı. )
- MÜSELLES değil/yerine/= ÜÇGEN
- MÜSELLES-İ MÜTESÂVİYÜ'L-ADLÂ değil/yerine/= EŞKENAR ÜÇGEN
- MÜŞERREF OLMAK değil/yerine/= YÜCEYLENMEK
- MÜŞEVVEŞ[Ar.] değil/yerine/= KARMAKARIŞIK
( ŞÛLÎDE )
- MÜŞFİK KENTER TİYATROCULAR PARKI :
( Maden Mahallesindedir. 3.940,00 m²'lik bir alan üzerinde kurulmuştur. 1.880,00 m²'lik yeşil alanı, 228,70 m²'lik çocuk oyun alanı ve 328,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- MUSHAF ile/ve/değil KİTAP
( Kur'an-ı Kerîm. İLE/VE/DEĞİL Sen! )
- MUSHAF ile MUSHAFI ŞERİF
- MUSHAF ile SUHUF[< SAHİFE]
- MUSÎB[< SEVAB] ile ...
( İSÂBET EDEN, RASTGELEN, YANILMAYAN )
- MUSIC :/yerine MÜZİK
- MÛSİKÎŞİNAS ile/ve MUTRİB
( Müzikle uğraşan. )
- MÛSİL[Ar. < VUSÛL] ile MÛSİR[Ar.] ile MUSİRR[Ar. < SARR]
( Ulaştıran, yetiştiren, vardıran, îsâl eden. İLE Zengin. İLE Direnen, ayak direyen, ısrâr eden. )
- MUSİQİ[Azr.] = MÜZİK[Tr.]
- MÜŞİR FUAT PAŞA YALISI :
( İstinye Emirgan yolu üzerinde, deniz kenarında ve eski tersanenin hizmet binalarının bulunduğu alan içindedir. 19.yy. ın ikinci yarısında yapılan bu binanın ilk sahibi Billüri Mehmet Efendi'dir. Sonra sırası ile İran Sefiri Muhsin Han, Hicaz Kıralı Şurayı Devlet Azalarından Şeref Hüseyin Bey yalının sahibi olmuştur. Son sahibi ise Müşir (Deli) Fuat Paşa'dır. Yalı son sahibinin ismi ile anılır. Bu yalı bilahare Deniz Yollarına satıldı. 1995'te tersane kaldırılınca bina onarıma alındı. 1999'da Karadeniz Ekonomik İşbirliği D8 Uluslar arası Sekreteryası, Dışişleri Bakanlığının Türkiye Temsilciliğinin kullanımına verildi. )
- MÜŞ'İR[Ar. < ŞUÛR] ile MÜŞÎR[Ar. < ŞEVR | çoğ. MÜŞÎRÂN]
( Yazı ile haber veren, bildiren, iş'âr eden. | [fizik] Gösterge. İLE Emir ve işâret eden. | En yüksek aşamadaki asker, Mareşal[Fr. < Cerm.]. )
- MUSKA ile MUSKACI/LIK ile MUSKA BÖREĞİ
- MÜŞKİL[< ŞEKL]:
GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK, ZORLUK -<
- MUSCOVITE[İng.] / MUSCOVITE[Fr.] / MUSKOVIT, WEISSER GLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUSKOVİT
- MÜŞKÜL[Ar.] değil/yerine/= GÜÇ, ZOR, ÇETİN | ENGEL, GÜÇLÜK/ZORLUK
- MÜŞKÜLPESENT[Ar., Fars.] değil/yerine/= GÜÇ BEĞENEN, GÜÇBEĞENİR, TİTİZ
- MÜSLİ değil/yerine AŞÛRE
- MUSLUK (OLMAK) değil/yerine SU (OLMAK)
- MÜSLÜMAN ile/ve SALİH
- MUŞMULA ile BEŞBIYIK
( Gülgillerden, küçük bir ağaç. | Bu ağacın, olgunlaşıp çürüdükten sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi. İLE İri muşmula. )
- MÜSNED-ÜN İLEYH ile MÜSNED [Belâgatta]
( Mevzû. İLE Mahmul. [mantıkta] )
( Zât. İLE Sıfat. [kelâmda, felsefede] )
( Mübtedâ. İLE Haber. [nahivde] )
( Mahkumun aleyh. İLE Mahkumun bih. [mantıkta, fıkıhta] )
( Cevher. İLE Araz. [kelâmda, felsefede] )
- MUSON YELLERİ/RÜZGÂRLARI ile MELTEM YELLERİ/RÜZGÂRLARI
( Benzerlikleri devirli olmalarıdır. )
- MUSON ile MUSON İKLİMİ
- MÜSPET/MÜSBET ile MENFÎ
( Olumlu. İLE Olumsuz. )
- MUŞT[Ar. çoğ. MIŞÂT] ile MUŞT[Ar.]
( Tarak. İLE Yumruk, tokat. | [mecaz] Avuç. )
- MUST :/yerine ZORUNDA OLMAK
- MUŞTA[Ar.] ile MUŞTA[Ar.]
( Saç tarağı. İLE ... )
- MUSTAFA KEMAL/ATATÜRK ile/ve/||/<>/< KÂZIM KARABEKİR
- MUSTAFA RÂKIM'IN:
NESNELERE NAKŞI ile/ve/değil CAMİLERDEKİ NAKŞI
( Kendini özellikle camilerdeki yapıtlarında göstermiştir. )
( Tuğralardaki milad. )
- MUSTAFA REŞİT PAŞA :
( Türk devlet adamlarından biri olup devlet memuriyetinde iken büyük başarı göstermiştir. Dört kez Paris Büyükelçiliği, üç kez Dışişleri Bakanlığı ve altı kez de Sadrazam (Başbakan) olarak görev yaptı. Mustafa Reşit Paşa (1800 - 1858) yenilikçi devlet adamlarından biriydi. Kölelik ticaretinin yasaklanması, meclisi mebusanın açılması, Gülhane Hattı Hümayun'un ilan edilmesi, uluslar arası pek çok ikili anlaşmaların gerçekleştirilmesi onun zamanında oldu. )
- MUSTAFA SAMİ ve/||/<>/> MONGERİ ve/||/<>/> RAŞİT TAHSİN BEY[1870 - 1936] ve/||/<>/> MAZHAR OSMAN
( Serriyat-ı Akliye Dersleri )
- MUSTAFA YUMAK PARKI (YAMAÇ) :
( Ferahevler Mahallesindedir. 1.815,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.300,00 m²'lik yeşil alanı, 105 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- MUSTAFA ile/ve/||/<> MUHTAR[< HAYIR]
- MÜSTAHAKK[Ar. < HAKK]["MÜSTEHAK/MÜSTEHAKKINI VERMEK" değil!]/MÜSTAHİKK[aslı!] değil/yerine/= KARŞILIĞINI BULMUŞ (HAK ETMİŞ)
- MÜSTAHBER[Ar. < HABER | çoğ. MÜSTAHBERÂT] ile MÜSTAHBİR[Ar. < HABER]
( Haber alınmış, duyulmuş, işitilmiş, istihbâr olunmuş. İLE Haber alan, duyan, işiten, istihbâr eden. )
- MÜSTAHKEM ile MÜSTAHKEM MEVKİ
- MÜSTAHLEF[< HALEF] ile ...
( İSTİHLÂF EDİLMİŞ, KENDİ YERİNE GEÇİRİLMİŞ, BAŞKASININ YERİNE KONMUŞ, HİLÂFET ALMIŞ )
- MÜSTAHSAL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSALÂT] ile MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN]
( Yetiştirilmiş, üretilmiş, hâsıl olmuş, istihsâl edilmiş. İLE Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. )
- MÜSTAHSİL[Ar. < HÂSIL | çoğ. MÜSTAHSİLÎN] ile MÜSTAHSİR[Ar.]
( Yetiştiren, yetiştirici, üretici, istihsâl eden, husûle getiren. İLE Yorulup halsiz düşen. )
- MÜSTAHSİL[< HÂSIL] değil/yerine/= YETİŞTİREN, YETİŞTİRİCİ, ÜRETİCİ
- MÜSTAHZAR[Ar. < HUZUR] ile/ve/||/<>/>/< MÜSTAHZIR[Ar.]
( Hazırlanmış, huzura getirilmiş, istihzar edilmiş. | Zihinde tutulmuş. İLE/VE/||/<>/>/< Hazırlayan, istihzar eden. )
- MÜSTAİDD[< UDDET] ile ...
( İSTÎDADLI, YETENEKLİ, BİR ŞEYE YETENEĞİ OLAN | AKILLI, ANLAYIŞLI )
- MÜSTAKARR[< KARÂR]/KARARGÂH[Ar. KARAR + Fars. GÂH] değil/yerine/= YERLEŞİLEN, DURULAN YER
( KARARGÂH: Bir birlik ya da kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş. | Ordunun uzun bir süre ya da geçici olarak konakladığı yer. | Durulan ya da kalınan yer. )
- MÜSTAKÎM[Ar. < KIYÂM] değil/yerine/= DOĞRU, DÜZ, DİK | TEMİZ, NAMUSLU
- MUSTAKÎM[Ar.] ile SAHÎH[Ar.] ile SAVÂB[Ar.]
- MUŞTALAMAK ile MUŞTA
- MÜSTA'MEL[Ar. < AMEL] ile MÜSTA'MER[Ar. < UMRÂN]
( Kullanılmış. | Eski, köhne. İLE Göçmen yerleştirerek, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getirilen yer. [Fr. COLONIE] )
- MÜSTA'MER[Ar. < UMRÂN] ile MÜSTA'MİR[Ar. < UMRÂN]
( Göçmen yerleştirerek, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getirilen yer. [Fr. COLONIE] İLE Bir yere göçmen yerleştirerek, orayı, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getiren, sömüren, sömürgeci. [Fr. COLONISATEUR] )
- MÜSTA'MİL[Ar. < AMEL] ile MÜSTA'MİR[Ar. < UMRÂN]
( Kullanan, isti'mâl eden. İLE Bir yere göçmen yerleştirerek, orayı, ma'mur, şen, bayındır bir duruma getiren, sömüren, sömürgeci. [Fr. COLONISATEUR] )
- MÜSTANTİK[Ar.] değil/yerine/= SORGU YARGICI/HAKİMİ
- MÜSTASVEB[Ar. < SAVÂB] ile MÜSTASVİB[Ar. < SAVÂB]
( Doğru, mâkul, savap görülmüş, istisvâb edilmiş. İLE Doğru, mâkul, savap gören, istisvâb eden. )
- MÜSTAVZI'[Ar.] ile MÜSTAVZİH[Ar. < VUZÛH]
( Pazarlık eden. İLE Açıklama isteyen, istîzah eden. )
- MÜSTEBDEL[Ar. < BEDEL] ile MÜSTEBDİL[Ar. < BEDEL]
( Değiştirilmiş, istibdâl edilmiş. İLE Değiştiren, istibdâl eden. )
- MÜSTEBDI'[Ar. < BEDEL] ile MÜSTEBDİ[Ar. < BEDEL]
( Kazancı, kendine, verene ait olmak üzere sermâye verilen kişi. İLE Eşi, örneği pek az bulunur sanan. )
- MUSTEBSIR[Ar.] ile BASÎR[Ar.]
- MÜSTECÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= DİLEĞİ KABUL OLUNMUŞ
( DİLEĞİ KABUL OLUNMUŞ )
- MÜSTE'CİR[Ar. < ECR | çoğ. MÜSTE'CİRÎN] ile MÜSTECÎR[Ar. < CİVÂR]
( Kira ile tutan, isticâr eden. | Kiracı. İLE Aman dileyen, koruma bekleyen, isticâre eden. )
- MÜSTEFTÎ[Ar. < FETVÂ] ile MÜSTEFTİH[Ar. < FETH]
( Müftüden fetvâ isteyen. | Bir müşkülün halini, çözülmesini isteyen. İLE Açan, başlayan, istiftâh eden. )
- MÜSTEHCEN[< HÜCNET] değil/yerine/= AÇIK SAÇIK
- MÜSTEHÎL[Ar. < HAVL | çoğ. MÜSTEHÎLÂT] ile MÜSTEHİLL[Ar. < HELÂL]
( Olanaklı ve kabil olmayan şey. | Anlamsız, saçma şey. İLE Helâllik dileyen, istihlâl eden. | Helâlleşen. )
- MÜSTEHLEK[Ar. < HELÂK] ile MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK]
( Yiyip içilerek tüketilmiş, bitirilen. İLE Yiyip içerek tüketen/bitiren. [Fr. CONSOMMATEUR] )
- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN
- MÜSTEKÂR[Ar.] değil MÜSTAKARR[Ar. < KARÂR]
( ... DEĞİL İstikrar bulunan, yerleşilen, durulan yer. | Karargâh. )
- MÜSTEKMİL[Ar. < KEMÂL] ile MÜSTEKMİN[Ar. < KEMN ve KÜMÛN]
( Tam, olgun bir duruma getiren, eksiksiz olarak bitiren, istikmâl eden. İLE Gizlenen, saklanan. )
- MÜSTEMİ'[Ar. < SEM | çoğ. MÜSTEMLÎN] ile MÜSTEMİRR[Ar. < MÜRÛR]
( Dinleyen, dinleyici, işiten, istimâ eden. | Bir okula, sadece dinleyici olarak devam eden. İLE Uzayıp giden, istimrâr eden. | Sürekli, devamlı. )
- MÜSTEMİİN[Ar. < SEM | < MÜSTEMİ] ile MÜSTE'MİN[Ar. < EMN]
( Dinleyiciler. İLE Aman dileyen, istimân eden. | Zamanında, yabancılara verilen bir unvan. | Sığınan, canını kurtarmak koşuluyla teslim olan. )
- MÜŞTEREK MÜLKİYET[Ar.] değil/yerine/= ORTAK İYELİK
- MÜŞTEREK ile MÜŞTEREK BAHİS ile MÜŞTEREK BAHİSÇİ
- MÜSTERHAM[Ar. < RAHM ve RUHUM] ile MÜSTERHİM[Ar. < RAHM]
( Yalvarılmış, yalvarılan, niyâz olunmuş, istirhâm edilmiş. İLE Yalvaran, niyâz eden, istirhâm eden. | Merhamet dileyen. )
- MÜSTERHÎ[Ar. < REHÂ] ile MÜSTER'İ[Ar.] ile MÜSTERİH[Ar. < RAHAT]
( Gevşek, sarkık, sölpük, istirhâ eden. İLE Birinden, bir şeyin korunmasını ve saklanmasını isteyen, istir'â eden. İLE Kaygısız, gönlü rahat, istirahat eden. )
- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ | çoğ. MÜŞTERÎÎN] ile Müşterî/SA'D-İ EKBER[Ar.]
( Satın alan, alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. İLE Sakıt / Erendiz / Jüpiter gezegeni. )
( ... İLE Sakıt, Erendiz, Jüpiter, Mars. )
- MÜŞTERÎ[Ar. < ŞİRÂ] değil/yerine/= ALICI/İLGİLİ
( Satın alan/alıcı, iştirâ eden. | Alışverişte bulunan. | İstekli. | Hem satın alan, hem satan. )
- MÜŞTERİ değil/yerine YOLCU
- MÜSTERİH[Ar.] OLMAK değil/yerine/= İÇİ İNÇ OLMAK
- MÜSTERÎH[Ar. < RAHAT] değil/yerine/= İÇİ RAHAT / KAYGISIZ
- Müşterilerinle KONUŞ!!!
- MÜSTEZİLL[Ar. < ZELÎL] ile MÜSTE'ZİN[Ar. < İZN]
( Birini, hor, hakîr, zelîl gören, istizlâl eden. İLE İzin isteyen. )
- MUŞTÎ[Ar.] ile MUŞTÎ[Ar. < MUŞT]
( Bir avuç, bir avuçluk, bir avucun alabileceği kadar. İLE Tarak biçiminde olan. )
- MÜSÛL[Ar.] ile MÜSÜL[Ar. < MİSÂL]
( Saygıdan dolayı ayakta durma. İLE Örnekler. | Platon'un, "İdealar" olarak bahsettiği. )
- MÜSVEDDE[Ar. < SEVED] değil/yerine/= YAZI TASLAĞI / KARALAMA
- MÜSVEDDE ile/ve SEVAD ile/ve RİSÂLE ile/ve FEVAİD ile/ve ŞUKKA ile/ve TAİRE ile/ve KÜLLİYET ile/ve MECMUA ile/ve SEFİNE ile/ve KEŞKÜL ile/ve CÖNK ile/ve DİVÂN ile/ve MURAKKA
- MÜSVEDDE ile TEBYİZ(BEYAZA ÇEKME)
- MÜSVEDDE/LİK ile MÜSVEDDE DEFTERİ ile MÜSVEDDELİK KÂĞIT
- MUTA NİKÂHI ile/değil NİKÂH-I MUVAKKAT ile/değil HÜLLE
( Hz. Muhammed, savaş zamanı için geçerli kılmıştır. [Hz. Ömer, tamamen kaldırmıştır.] DEĞİL Belirli bir süre için yapılan nikâh. [Caiz değildir.] İLE Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )
( "MİSYAR: Seyahat süresince geçerli olan nikah.
MİSFAR: İş gezisi(sefer) süresince geçerli olan nikah.
MİSYAF: Tatil süresince geçerli olan nikah." )
- MUTÂ'/A[Ar. < TAV] ile MU'TÂ[Ar. < ATÂ]
( Boyun eğilen, itaat olunan, başkalarının kendine itaat ettikleri. İLE Verilmiş, îtâ olunmuş. | Veri. )
- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU
- MUTAATTIL[Ar. çoğ. ATELE] ile MUTAATTIR[Ar. < ITR]
( İşsiz kalan, taattul eden. İLE Hoş koku ile koklanan, taattur eden. | Hoş koku sürünen. )
- MUTABAKAT ile MUTABAKAT ZAPTI
- MÜTÂLAA[< TULÛ] ile MÜŞÂHEDE[< ŞUHÛD]
( Okuma. | Değerlendirme, tetkik. | Düşünce. İLE Bir şeyi gözle görme. | [tas.] Allah âlemini görme. )
( TULÛ ile ŞUHÛD )
- MÜTÂLAA ve NAZAR KAYDI
( Kitabın ders dışında okunduğunu gösterir. Okuma esnasında nüsha üzerinde tashih yapılır. Eserden notlar alındığını gösterir. Hatimede ve hamişlerde[sayfanın etrafındaki/kenarındaki boşluk/lar] işaret edilebilir. Kitabın değerini[mevsûkiyetini] artırır. )
- MUTALLAKA[Ar.] değil/yerine/= DUL (KADIN)
( Boşanarak dul kalmış kadın. )
- MUTASAVVER[Ar. < SÛRET] ile MUTASAVVİR[Ar. < SÛRET]
( Tasarlanmış, düşünülmüş, tasavvur edilmiş. | Akla gelebilir, olabilir. İLE Tasarlayan, zihninde kurup karar veren, tasavvur eden. )
- MUTASYON[İng. MUTATION] ile/||/<> BEKÇİ GENLER[İng. CARETAKER GENE] ile/||/<> BİLEŞİK HETEROZİGOT[İng. COMPOUND HETEROZYGOT] ile/||/<> ÇERÇEVE KAYDIRICI MUTASYON[İng. FRAMESHIFT MUTATION] ile/||/<> ÇOKLUPARMAK (POLİDAKTİL)[İng. POLYDACTYLY]
( Bir organizmanın nükleik asit dizisinde meydana gelen, dış etkenlere bağlı ve/veya rastlantısal olarak meydana gelen değişikliklerin tümü. Mutasyonların %70-90 arası nötr etkiye sahip ve canlıda herhangi bir ani değişim yaratmaz. %8-25 arası ani zararlı etkiler doğurur, %2-5 civarı ise ani yararlı etkilere sahip. @@ İnaktif hale getirildiğinde direkt olarak tümörleri teşvik etmeyen bir gen sınıfı; Bunun yerine, inaktivasyonu genetik dengesizliklerle sonuçlanır ve tüm genleri etkileyen mutasyon oranının artmasına neden olur. BRCA1 ve BRCA2 bekçi genlerin örnekleridir. @@ Bileşik homozigotluk, belirli bir gen lokusunda iki ya da daha fazla sayıda farklı mutasyonlara uğramış alellerin bulunması durumudur. @@ Genetik kodun içerisine 3 ya da 3'ün katlarından farklı sayıda kodun eklenmesi ya da çıkması sonucunda, kodun okunmasında meydana gelen şablon kayması tipi mutasyonlardır. Çoğunlukla yepyeni özelliklerin üretilmesine neden olur ya da ciddi sorunlar doğurur. @@ Genetik mutasyon ile el ve ayak parmak sayısının normalin üzerinde olmasına denir. Şimdiye kadar bir insanda görülmüş en fazla parmak sayısı, 34 adet parmak ile Akshat Saxena'nın parmak sayısıdır. Saxena'nın ellerinde 7'şer tane, ayaklarında 10'ar tane parmak bulunur. Aşağıda, bir görseli verilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUTASYON ile/||/<> KURAM
( Mutasyon kuramı ve sıçramalı evrim )
( Hugo de Vries tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1935) (Ülke: Hollanda) (Alan: Botanik, Genetik) (Önemli katkıları: Mutasyon teorisi) )
- MUTAT[Ar.] değil/yerine/= ALIŞILMIŞ/ALIŞILAN
- MUTATABBİB değil/yerine TABİB
( Hekimlik taslayan. DEĞİL/YERİNE Hekim. )
- MUTÂVAAT[Ar. < TAV] değil/yerine/= BOYUN EĞME
( Baş/boyun eğme, itâat etme. | [dilb.] Dönüşlü. )
- MUTAVAAT ile MUTAVAAT FİİLİ
- MUTAVASSIT[< VASAT] ile ...
( VÂSITA OLAN, ARACILIK EDEN, ARACI | ORTA, ORTALAMA )
- MÜTEADDÎ[Ar. < UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[Ar. < ADÛ]
( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )
- MÜTEAHHİT ile/ve/<> MÜHENDİS MÜTEAHHİT ile/ve/<> MİMAR MÜTEAHHİT
- MÜTEÂKIB[< AKAB] değil/yerine/= BİRBİRİ ARDINDAN GELEN (SIRA İLE) | ARDINDAN GELEN, ARKASI SIRA BELİREN
- MÜTEÂKİB ile/||/<> ZAHRİ ile/||/<> TEMÂDİ
( Sırayla, birbirinin arkasına gelen. İLE/||/<> Arkası, arkaya ait. İLE/||/<> Birbirinin devamı, devam etmek. )
- MÜTEÂL[Ar. < ULÜVV] değil/yerine/= YÜKSEK, YÜCE
( Allah'ın sıfatlarından. )
- MÜTEALİYE[Ar.]/TRANSANDANTALİZM[İng..] değil/yerine/= DENEY ÜSTÜCÜLÜK/AŞKINCILIK
- MÜTEALLİK[< ALAKA] ile ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN
( ASILI, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİĞİ OLAN )
- MÜTEBÂDİL[Ar. < BEDEL] ile MÜTEBÂDİR[Ar. < BÜDÛR]
( Birbirinin yerine geçen, tebâdül eden. | Sıra ile değişen. | [geometri] Karşılıklı. İLE Birdenbire akla gelen. | Üstün, birinci olmak için çırpınan. )
- MÜTEBÂHHİR[Ar. < BUHÂR] ile MÜTEBÂHHİR[Ar. < BAHR | çoğ. MÜTEBAHHİRÎN] ile MÜTEBÂHÎ[Ar. < BEHÂ]
( Buharlaşan, buğu haline gelen, dumanlanan, tütsülenen, tebahhur eden. İLE Bilgisi, deniz gibi engin olan. İLE Övünen. )
- MÜTEBAHHİR[Ar.] değil/yerine/= GENİŞ/DERİN BİLGİSİ OLAN
- MÜTEBESSİM[< BESM] değil/yerine/= GÜLÜMSEYEN/GÜLEÇ :)
- MÜTECÂVİL[Ar. < CEHD] ile MÜTECÂVİR[Ar. < CİVÂR]
( Dolaşan, cevelân eden. İLE Bir civarda olan, komşu. )
- MÜTECERRİD[Ar. < CERED] ile MÜTEFERRİD[Ar. < FERD | çoğ. MÜTEFERRİDÎN]
( Soyunan, çıplak olan, tecerrüd eden. | Evli olmayan. | Tek başına kalan. | Dünya işlerinden vazgeçip Allah'a yönelen. İLE Tek ve yalnız olan, eşi benzeri olmayan, teferrüd eden. )
- MÜTEESSİR OLMAK değil/yerine/= ETKİLENMEK
- MUTEFADDIL[Ar.] ile FÂDIL[Ar.]
- MÜTEFELSİF[< FELSEFE] değil/yerine/= FELSEFE YAPAN, FİLOZOFLAŞMA
- MÜTEFENNİN[Ar. < FENN] değil/yerine/= TEKNİK BİLGİ SAHİBİ, FEN BİLGİNİ
- MÜTEFERRİ'[Ar. < FER] ile MÜTEFERRİH[Ar. < FERAH]
( Bir kökten ayrılan, dal budak salan, tefeccür eden. | Bir kökle ilgili olan. İLE İçi açılan, ferahlayan. )
- MÜTEHADDİR[Ar. < HADER] ile MÜTEHADDİR[Ar.]
( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )
- MÜTEHADDİS[Ar. < HUDÛS] ile MÜTEHADDİŞ[Ar.]
( Meydana gelen ya da çıkan, peydâ olan, tehaddüs eden. İLE Tırmalanan, ıstırap çeken, tahaddüş eden. )
- MÜTEHÂLLİD[Ar. < HULD] ile SÂKİN[Ar.]
( Bir yerde sürekli olarak kalan, tahallüd eden. İLE Bir yerde yaşayan/bulunan/oturan. )
- MÜTEHASSİR[Ar. < HASER] ile MÜTEHASSİR[Ar. < HASR]
( Pıhtılaşmış, tahassür eden. İLE Özleyen, hasret çeken. )
- MÜTEHASSIS[Ar. < HUSÛS] ile MÜTEHASSİS[Ar. < HİSS]
( Bir işin bir alanını çok iyi bilen, uzman. | Sadece bir şeye ayrılmış, ayrı bir işte kullanılan. İLE Duygulanan, hislenen. )
- MÜTEHASSIS/LIK[Ar.] değil/yerine/= UZMAN/LIK
- MÜTEHÂYYİL[Ar. < HAYÂL] ile MÜTEHAYYİR[Ar. < HAYRET | çoğ. MÜTEHAYYİRÎN]
( Hayâle dalan, hayal kuran, tahayyül eden. İLE Şaşmış, şaşırmış, hayrette kalan. )
- MÜTEKÂSİL[Ar. < KESEL | çoğ. MÜTEKÂSİLÎN] ile MÜTEKÂSİR[Ar. < KESRET]
( Üşenen, üşengeç, tembelce davranan, tekâsül gösteren. İLE Çoğalan, çoğalmış, çok, tekâsür eden. | Aruz ölçüsü. )
- MUTEKİT/MÜMİN[Ar.] değil/yerine/= DİNDAR
- MÜ'TELİF[Ar. < ÜLFET] ile MUHTELİF/E[Ar. çoğ. HALEFE]
( Alışan, alışık, ülfet eden. | Uygun, denk. İLE Birbirine uymayan, birbirinin öteki ucu. | Türlü, çeşitli, çeşit çeşit. )
- MÜ'TEMİN[Ar.] ile MÜTEMMİM/E[Ar. < TEMÂM]
( Güvenen, emniyet eden. İLE Tamamlayan, bitiren, itmâm eden. | Tümleç, herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütünler, bütün duruma getiren. )
- MÜTEMMİM CÜZ[Arç] değil/yerine/= TAMAMLAYICI PARÇA
- MÜTEMMİM[Ar. < TEMÂM] ile TAMAMLAYICI
( Tümleç. Herhangi bir sözcüğün anlamını tamamlayan. | Bütün haline getiren. )
- MÜTENÂDİM[Ar.] ile SÂKÎ[< SAKY | çoğ. SUKAT]
( Bir ortamda, arkadaşlık eden, nedimlik eden, tenâdüm eden. İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | Kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )
- MÜTENAHHİM[Ar.] ile MÜTENA'İM[Ar. < Nİ'MET | çoğ. MÜTENA'İMÎN]
( Balgam çıkaran. İLE Varlık içinde ve nazlı büyüyen. )
- MÜTENÂSİB[< NİSBET] ile ORAN/ORANLI, UYGUN
( UYGUN OLAN, HER BAKIMDAN BİRBİRİNE UYGUN, DENK )
- MÜTENÂSIR[Ar. < NÂSIR] ile MÜTENASSIR[Ar. < NASR] ile MÜTENÂSİR[Ar. < NESR] ile MÜTENÂSİL[Ar. < NESL]
( Yardımlaşan, birbirine yardım eden. İLE Hristiyan olan, tenassur eden. İLE Saçılan, intisâr eden. İLE Doğup büyüyen, tenâsül eden. )
- MÜTENÂZIR[Ar. < NAZAR] ile MÜTENAZZIR[Ar.]
( Birbirinin karşısında bulunan, birbirine bakan, tenâzur eden. | [mat.] Bakışık, simetrik. | [kimya] Bakışık. | [toplumb.] Karşılık. İLE Düşünerek dikkatle bakan, dikkatle bakarak düşünen. )
- MÜTENEFFİS[Ar. < NEFES] ile MÜTENEFFİZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. MÜTENEFFİZÂN]
( Soluk alan, soluyan, teneffüs eden. | Yorgunluk alan, dinlenen. İLE Sözü geçen, nüfuzlu. )
- MÜTENEVVİ[Ar. < NEV] ile MÜTENEVVİH[Ar. < NEVHA] ile MÜTENEVVİR[Ar. < NÛR]
( Türlü, çeşitli, çeşit çeşit, değişik, nevîlenen, tenevvü eden. İLE Ağlayan, feryâd eden, tenevvüh eden. İLE Parlayan, nurlanan, tenevvür eden. )
- MÜTERAKKİ ile MÜTERAKKİ VERGİ
- MÜTEŞÂBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÂT] ile MÜTEŞEBBİH[Ar. < ŞEBEH ve ŞİBH | çoğ. MÜTEŞEBBİHÎN]
( Birbirine benzeyen. | Kur'ân-ı Kerîm'in mecâzî anlama elverişli âyeti. İLE Benzeyen, andıran, teşebbüh eden. )
- MÜTEŞEBBİH:
"BENZER" ile/ve/değil/||/<>/< ŞÜPHE
- MÜTEŞEKKÎ[Ar. < ŞEKVÂ] ile MÜTEŞEKKİK[Ar.]
( Şikâyette bulunan, şikâyetçi, sızlanan. İLE Şekk[%50-50] ve şüphede kalan, şüpheden kurtulamayan. )
- MÜTESELSİL ile MÜTESELSİL BORÇ ile MÜTESELSİL KEFİL
- MÜTEŞEMMİL[Ar.] ile MÜTEŞEMMİR[Ar. < ŞEMER]
( İhrâma bürünen, teşemmül eden. İLE İşe hazırlanan, kollarını sıvayan, teşemmür eden. )
- MÜTEŞETTÎ[Ar.] ile MÜTEŞETTİT/E[Ar. < ŞETAT]
( Bir yerde kışlayan, kışı geçiren, teşerrî eden. İLE Dağılan, karışan, perişan olan, teşettüt eden. )
- MÜTEVÂLÎD[Ar. < VÂLİDE] ile MÜTEVÂRİD/E[Ar. < VÜRÛD]
( Birbirinden doğup üreyen. İLE Gelen, tevârüd eden. )
- MÜTEVÂZI değil/yerine/= ALÇAKGÖNÜLLÜ/GÖNLÜ YERDE/KOTKU
- MÜTEVEFFÂ[Ar. < VEFÂT] ile MÜTEVEFFÂT[Ar. < VEFÂT]
( Ölmüş, ölen, ölü, vefât etmiş olan. İLE Ölmüş, vefât etmiş kadın. )
- MÜTEVELLİ HEYETİ değil/yerine/= SORUMLU KURUL/GÖZETME KURULU
- MÜTEVESSİ'[Ar. < VÜS'AT] ile MÜTEVESSİH/MÜTEDENNİS[Ar.]
( Genişleyen, geniş, tevessü eden. | Büyüyen, gelişen. İLE Kir oluşan, kirlenen, tedennüs eden. )
- MÜTEYEMMİMÂNE[Ar. < VÜS'AT] ile MÜTEYEMMİMEN[Ar.]
( Teyemmüm edercesine. İLE Teyemmüm ederek. )
- MÜTEZAHHİR[Ar. < ZAHR] ile MÜTEZÂHİR[Ar. < ZUHÛR]
( Karısına, nikâhı bozacak bir söz söyleyen. | Biri tarafından yardım edilen, taraflısı olan. İLE Görünen, çıkan, tezâhür eden. )
- MÜTEZAYİT[Ar.] değil/yerine/= ARTAN/ÇOĞALAN
- MUTFAK ile/||/<> İŞLİK/ATÖLYE ile/||/<> GARAJ[İng. < GARAGE] ile/||/<> LABORATUVAR[Fr. < LABORATOİRE]
- MU'TÎ/A[Ar. < TÂAT] ile MU'TÎ[Ar. < ATÂ]
( Boyun eğen, itaat eden. | Bağlı. | Rahat. İLE Veren, îta eden. )
- ABSOLUTE ALCOHOL[İng.] / ALCOOL ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER ALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK ALKOL
- MUTLAK DEĞER ile/||/<> SAYI DEĞERİ
( Mutlak uzaklık, sayı değeri kendisidir )
( Formül: |-5|=5 İLE -5 )
- MUTLAK EŞİK DEĞERLERİNDE:
GÖRME ile/ve İŞİTME ile/ve TAT ALMA ile/ve KOKU ALMA(ŞAMME[Ar.], ODORAT[Fr.], SMELL[İng.]) ile/ve DOKUNMA
( Karanlık bir gecede 50 km.'den bir mum ışığı. İLE/VE Sessiz bir ortamda 5 metreden bir kol saatinin işleyişi. İLE/VE Sekiz litrelik bir suda bir çay kaşığı şeker. İLE/VE Altı odalı büyük bir evde bir damla esans. İLE/VE Bir santimetre yükseklikten yüzüne düşen bir sineğin kanadı. )
- ABSOLUTE ERROR[İng.] / ERREUR ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HATA
- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK
- ABSOLUTE REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE BRECHUNGSINDEX, ABSOLUTE BRECHZAHL, ABSOLUTE REFRAKTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK KIRILMA İNDİSİ
- MUTLAK MEKÂN ile/ve FİZİKÎ MEKÂN
- MUTLAK SICAKLIK ile/||/<> BAĞIL SICAKLIK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Mutlak Kelvin ölçeği, bağıl Celsius/Fahrenheit ölçeğidir )
( Formül: K İLE °C )
( William Thomson (Lord Kelvin) tarafından 1848 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- ABSOLUTE STANDARD DEVIATION[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK STANDART SAPMA
- MUTLAK UZAY ile/||/<> MUTLAK MEKÂN
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- MUTLAK UZAY ile/ve/||/<> MUTLAK MEKÂN ile/ve/||/<> MUTLAK ZAMAN
- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM
- MUTLAK ZAMAN ile/ve MUKAYYET ZAMAN ile/ve PSİKOLOJİK ZAMAN
- MUTLAK ile İLÂHİ
( MUTLAK[< TALÂK): Herhangi bir şeye ilişik olmayan. )
- MUTLAK ile/ve/değil/yerine ITLAK
- MUTLAK ile MUTLAK ADRES ile MUTLAK CEHALET ile MUTLAK VEKALETNAME ile MUTLAK KURAL ile MUTLAK DEĞER ile KESİNLİKLE
( ABSOLUTE vs. ABSOLUTE ADDRESS vs. ABSOLUTE IGNORANCE vs. ABSOLUTE POWER OF ATTORNEY vs. ABSOLUTE RULE vs. ABSOLUTE VALUE vs. ABSOLUTELY )
( مطلق ile محض ile مطلقه ile نشاني مطلق ile جهل مرکب ile وکالت مطلغ ile حکومت مطلقه ile قدر مطلق ile مطلقا ile عليالاطلاق )
( MOTALGH ile MAHZ ile MOTALGHEH ile NESHANY MOTALGH ile JOHAL MARKAB ile VEKALT MOTLAGH ile HOKOMET MOTALGHEH ile GHODAR MOTALGH ile MOTALGHA ile عليالاطلاق )
- MUTLAK ile MUTLAKA ile MUTLAKÇI/LIK ile MUTLAK NEM ile MUTLAK MERA ile MUTLAK DEĞER ile MUTLAK SIFIR ile MUTLAK SICAKLIK
- MUTLAK < TALÂK
( Itlak olunmuş, salıverilmiş, başıboş bırakılmış. | Kayıtsız, şartsız. | Yalnız, tek, şart. | Herhangi bir şeye ilişik olmayan. < Evliliğin sona ermesi; eşlerin birbirini boşaması. )
- MUTLAK/LIK ile DOĞRU/LUK
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( ABSOLUTE/NESS vs. RIGHT/NESS )
- MUTLAK/LIK ile/ve/||/<> İLÂHÎ/LİK
- MUTLAK/LIK ile/ve KESİN/LİK
( ABSOLUTE vs./and DEFINITENESS | CERTAINTY )
- MUTLU BİR ŞEKİLDE ile MUTLULUK
( HAPPILY vs. HAPPINESS )
( شاديانه ile بخشنودي ile بارضايت ile باشادي ile شادکامي ile خوشي ile خوشوقتي ile ارمگان ile شعف ile نشاط ile سرخوشي ile شادماني ile خوش بختي ile بشاشت ile عافيت ile خوشحالي ile خوشنودي ile شادابي ile سرور ile خوشبختي ile شادي )
( شاديانه ile BAKHSHNODY ile BAREZAYT ile BASHADY ile SHADKAMY ile خوشي ile KHOSHOGHTY ile ARMGAN ile SHAF ile NESHAT ile SARKHOSHY ile SHADMANY ile KHOSH BAKHTY ile بشاشت ile AFYT ile KHOSHHALY ile خوشنودي ile SHADABY ile SARVAR ile KHOSHBAKHTY ile شادي )
- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN
( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )
- MUTLU-MESUT (YAŞAMAK)
- MUTLU OLABİLMEK ile/ve "TAM OLABİLMEK"
- MUTLU OLMAK:
"HERŞEYİN YOLUNDA OLMASIYLA" değil SORUNLARI, GÖRMEMEZLİKTEN GELEREK
- MUTLU OLMAK İÇİN GEREKEN "BENCİLLİK":
"SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK" değil/yerine ÖNCELİKLE KENDİNİ DÜŞÜNEBİLMEK
- MUTLU ile/ve/<> MEMNUN
( Başarının sırrı nedir bilmiyorum fakat başarısızlığın sırrı herkesi memnun etmeye çalışmaktır. )
( HAPPY vs. PLEASED/GLAD )
- MUTLU ile MUTLU SONUÇ ile MUTLU GÜN ile MUTLU GİT ŞANSLI ile MUTLU HAYAT ile MUTLU YILLAR
( HAPPY vs. HAPPY CONCLUSION vs. HAPPY DAY vs. HAPPY GO LUCKY vs. HAPPY LIFE vs. HAPPY NEW YEAR )
( سردماغ ile خوشبخت ile سرخوش ile خوشحال ile خوش ile مشعوف ile خوش اهوال ile سرحال ile شادکام ile شاديبخش ile دلخوش ile شاداب ile دلشاد ile دل زنده ile شادمان ile بانشاط ile بشاش ile شاد دل ile مسرور ile شاد بهر ile خوشنود ile خوشوقت ile فرخنده ile ذوق زده ile فرخ ile شنگول ile شاد ile حست ختام ile روز شادي ile لا ابالي ile زندگي خرم ile سال نو مبارک )
( SARDAMAGH ile KHOSHBAKHT ile SARKHOSH ile KHOSHHAL ile KHOSH ile MOSHOOF ile KHOSH HAVAL ile SARHAL ile SHADKAM ile شاديبخش ile DELKHOSH ile SHADAB ile DELESHAD ile DEL ZANDEH ile SHADMAN ile BANESHAT ile BESHASH ile SHAD DEL ile MOSROR ile SHAD BACPER ile KHOSHNOD ile KHOSHOGHT ile FARKHANDEH ile ZOGH ZADEH ile FARKH ile SHANGOL ile SHAD ile حست ختام ile RUZ SHADY ile لا ابالي ile ZANDEGY KHRAM ile SAL NO MOBARK )
- MUTLULUK ADASI ve/||/<>/< SIRADANLIK DENİZİ
( Mutluluk adasına, sıradanlık denizinden ulaşılır. )
- MUTLULUK:
DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK
- MUTLULUK:
"EN"/DAHA FAZLA ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< EN/DAHA AZDAN ZEVK ALMA/ALABİLME
- MUTLULUK:
KİŞİDE/MALDA/MAKAMDA değil/yerine AMAÇTA
- MUTLULUK:
SAHİP OLDUKLARIMIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NE KADAR AZ ŞEYE GEREKSİNIM DUYDUĞUMUZ
- MUTLULUK, ...:
"YAŞAM TARZIMIZDA" değil YAŞAMA BAKIŞ TARZIMIZDA
- MUTLU/LUK ve/||/<>/>/< DİNGİN/LİK
- MUTLULUK ile/ve/değil HUZUR
( Kişi/insan her zaman için mutluluktur fakat asla mutluluk sahibi değildir. )
( Her şeyden çok iç huzuruna gereksiniminiz var -ki bu iç ve dış arasındaki uyumu gerektirir. )
( Huzurlu olmadıkça gerçeği göremezsiniz. )
( Eğer huzur istiyorsanız o yolda çaba göstermelisiniz. )
( İçindeki huzur kişinin felâketlere daha çabuk karşı gelmesini sağlar. )
( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
( Omurgayı hiçbir eylem rahatsız etmediğinde, huzursuz zihin yavaş yavaş rahatlar. )
( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
( Ne tür bir huzur? İstediğinize sahip olmanın huzuru mu, yoksa sahip olmadığınızı istememenin huzuru mu? )
( EUDAIMONIA ile/ve/değil ... )
( Takmadığın kadar. İLE/VE/DEĞİL Boşverdiğin kadar. )
( One is always bliss, but never blissful.
You cannot see the true unless you are at peace.
If you want peace you must strive for it.
What kind of peace is it? The peace of having what you want, or not wanting what you do not have? )
( [not] HAPPINESS, BLISS vs./and/but PEACE )
- MUTLULUK >< KİBİR/BÖBÜRLENME
- MUTLULUK ile/ve/||/<>/>/< SÜKÛN
- MUTMAİN[< TAM'AN]:
GÖNLÜ KANMIŞ, İÇİ RAHAT, ŞÜPHESİ OLMAYAN KİŞİ -<
- MUTSUZLUK NEDENLERİ'NDE:
CEHÂLET ve DALGI/GAFLET
- MUTSUZLUK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÇOCUKLUĞUNU KAYBETMİŞ OLMAK
- [ne yazık ki]
MUTSUZLUK:
"SAHİP OLAMADIKLARIMIZA ULAŞAMADIĞIMIZDAN DOLAYI" değil SAHİP OLDUKLARIMIZI UNUTMAKTAN DOLAYI
- MUTTALİ'[< TULÛ] değil/yerine/= ÖĞRENMİŞ, HABER ALMIŞ, BİLGİLİ, HABERDAR
- MÜTTESİ'[Ar. < VÜS'AT] ile MÜTTEZİH[Ar.]
( Genişleyen, tevessü eden. İLE Açık, ortada olan, ittizâh eden. )
- MUTUAL İLE CONDİTİONAL İLE RELATİVE ile/||/<> BİLGİ ÖLÇÜLERİ
( Farklı bilgi ilişki metrikleri. )
( Formül: I(X;Y) = I(Y;X) ≥ 0 )
- MUVÂCEHE[< VECH] ile YÜZLEŞME, YÜZ YÜZE GELME | KARŞI, ÖN
- MUVAFAKAT değil/yerine/= ONAMA/ONAYLAMA
- MUVAFFAK ile/ve YAKÎN
- MUVÂFIK[< VEFK]:
UYGUN, YERİNDE -<
- MUVAHHİD ile ÜMMET-İ MUHAMMED
- MUVAHHİT, BEDİA (İST. 1897 - 1994) :
( Emirganlıdır. Kadıköy Terakki Mektebi ve Notre Dame de Sion Lisesinde okudu ve çocuk yaşta Fransızca ve Rusça öğrendi. Öğrenimini sürdürürken o yıllarda kurulan telefon şirketinde çalışan ilk kadınlardan biri oldu. 1921'de Erenköy Kız Lisesinde Frasızca öğretmenliğine başladı. Tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Türkiye'nin ilk kadın oyuncusudur. Tiyatro ile 1908'de tanıştı. 1914'te kurulan Darülbedayi'ye girdi. İlk sinema filmini 1923'te Muhsin Ertuğrul'un önerisi üzerine çekti ve Halide Edip Adıvar'ın "Ateşten Gömlek" filminde Ayşe rolü ile dikkatleri üzerinde topladı. 1923'te "Ceza Kanunu" adlı oyunla sahneye çıktı ve tiyatro hayatı başladı. Sanat hayatı boyunca 200 den fazla oyunda ve pek çok sinema filminde rol aldı. Sarıyer halkevindeki tiyatro çalışmalarına öğretici ve oyuncu olarak katıldı ve temsillerde rol aldı. 1975 yılında Şehir Tiyatrosundan emekli oldu. 1987'de ise Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Hisse - i Şayia, Taş Parçası, Aktör Kin, Yorgaki Dandini, Hamlet, Devlet Kuşu, On İkinci Gece, Matmazel Julie, Aynaroz Kadısı, Hortlaklar, Mürai, Tersine Akan Nehir, Bir Kavuk Devrildi, Venedik Taciri, Fermanlı Deli Hazretleri, Mum Söndü, Bir Ölü Evi, Otelle, Kafes Arkasında, Kafatası, Lüküs Hayat, Yarasa, Müfettiş, Saz - Caz, Mırnav, Ayak Takımı Arasında, Tebeşir Dairesi, Ahududu, Küçük Şehir, Oyun İçinde Oyun, Deli Saraylı, Kibarlık Budalası, Sana Rey Veriyorum, Deli Dolu, Suç ve Ceza, Çifte Keramet, Dama Çıkmış Bir Güzel, Gecikenler isimli filmler rol aldığı bazı oyunlardır. Rol aldığı filmler ise: Pençe, Casus, Ateşten Gömlek, İstanbul Sokaklarında, Karım Beni Aldatırsa, Beklenen Şarkı, Paydos, Yaşlı Gözler, Son Beste, Gülmeyen yüzler, Çapkınlar, Gönül Ferman Dinlemez, Bir Gecelik Gelin, Belalı Torun, Barut Fıçısı, Genç Kızlar, İstanbul Kaldırımları, Kaynana Zırıltısı, Manyaklar Köşkü, Gençlik rüzgârı, Halk Çocuğu, Anasının Kuzusu, Gel Barışalım, Sarı Kızla Kopuk Ahmet, Hizmetçi Dediğin Böyle Olur, Hep O şarkı, Sevinç Gözyaşları, Bozuk Düzen, Aşkın Gözyaşları, Çalıkuşu, Sokak Kızı, O Kadın, Sevgilim Artist Olunca, Şoförün Kızı, Evlat Uğruna, Sen Benimsin, Zehirli Hayat, Dünyanın En Güzel Kadını, Katip Ateşli Çingene, Esmerin Tadı Sarışının Adı, Lekeli Melek, Son Mektup, Tatlı Sevgilim ve Yumurcak'tır. )
- MUVAKKAT[Ar. < VAKT] ile BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ
( BELİRLİ BİR ZAMANA ÖZEL, SÜREKSİZ, GEÇİCİ | EĞRETİ )
- MUVAKKİ'[Ar. < VUKU] ile MUVAKKİR[Ar. < VEKAR]
( Fermanlara tuğra çeken kişi. İLE Ağırlayan, saygı gösteren, tevkir eden. | Ululayan. )
- MUVÂZAA[Ar. < VAZ] ile MUVAZZA'[Ar.] ile MUVAZZAH[Ar. < VUZÛH]
( Bir konuda bahse girişme. | Danışıklı dövüş. İLE Saygı gösterilmeyen kişi. İLE Açıklanmış, etraflıca anlatılmış, îzâh edilmiş, tavzîh edilmiş. )
- MUVAZENE ETMEK değil/yerine/= DENGELEMEK
- MUVAZENE[Ar.] değil/yerine/= DENGE
- MUVAZİ[Ar.]/PARALEL[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= KOŞUT
( ... DEĞİL/YERİNE/= Koşut. | Yeryuvarı üzerinde çizildiği varsayılan, ekvatora koşut çemberlerden her biri. | Bir dönel yüzeyin, eksene dik bir düzlemle kesiti. )
- MUVÂZÎ[Ar. < VEZY] ile MUVAZZİH[Ar. < VUZÛH]
( Paralel. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )
- MUVAZZAF/LIK ile MUVAZZAF SUBAY ile MUVAZZAF HİZMET
- MÜVELLİDÜLHUMUZA[Osm. Tr.] = OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.]
( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz. [Simgesi: O] )
- MUYAN ile MUYANÇILIK/MUYANÇILIQ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Sevap. İLE Arabuluculuk, yatıştırma, iki kişiyi uzlaştırma. )
- MUYLU ile MUYLU YATAĞI
- MUZ ile EBEKE
( ... İLE Filipinler'de yetişen bir muz. )
( Muz bitkisinin yaşamı 5 yıldır. )
( Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, birçenekli, çok yıllık bir bitki.[ağaç değildir!] | Bu bitkinin, kendine özgü, hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi. İLE ... )
( MEVZ ile/ve ... )
( BANANA vs./and ... )
( MUSA SAPIENTUM cum ... )
- MUZ ile YAYLA/DAĞ MUZU (IŞGIN)
( Kanserden korunma haberi için burayı tıklayınız... )
( ... ile
)
( ... ile IŞKIN/AŞGIN/AŞKIN/EŞKİN/EŞGİN/IÇGIN/IÇKIN/UÇGUN/UÇKUN/UŞGUN/UŞKUN )
( ... cum RHEUM RIBES )
- MUZA'AF[Ar.] ile MUZÂAF[Ar. < ZIF] ile MUZÂF[Ar. < ZAYF | çoğ. MUZÂFÂT]
( Bir o kadar daha çoğaltılmış, bir kat daha artmış, taz'îf edilmiş. İLE İki kat, kat kat, katmerli. | Aynı "orta harfi" ile "son harfi", aynı harfin tekrarından oluşan sözcük.[musrir:musirr / müdrir:müdirr | hâdid:hadd] İLE Katılmış, bağlanmış, bağlı, izâfe edilmiş. | [ad takılarında] Belirtilen, başka bir ada katılmış ve onu tamamlamış olan. )
- MUZA'FER[Ar.] ile MUZAFFER[Ar. < ZAFER]
( Safran renginde, sarı renkte. | Safranlı. [pilav vb.] İLE Üstün, üstünlük, zafer kazanmış. )
- MUZAFFER değil/yerine/= UTKAN/UTKULU
- MÜZÂKERE[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= GÖRÜŞLEŞME/K
- MUZDARİP/MUZTARİB[Ar. < DARB] ile MÜSTARİB[Ar. < ARAB] ile MÜSTAHLİB[Ar. < HALBB]
( Istırap çeken. İLE Araplaşmış olan, aslen Arap olmadığı halde sonradan Araplaşmış olan. İLE Tırmalayan, istihlâb eden. )
- Müze Kart'ınızı Alınız!
- MÜZEHHEB[Ar. < ZEHEB] ile MÜZEHHİB[Ar. < ZEHEB]
( Altın suyuna batırılmış. | Yaldızlanmış. İLE Altın suyuna batıran, tezhipçi, tezhip eden. | Yaldıza batıran, yaldızcı. )
- MÜZEKKÎ[< ZEKÂT] ile ...
( TEZKİYE EDEN, TEMİZLEYEN, AKLAYAN )
(1996'dan beri)