Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 57.789 başlık/FaRk ile birlikte,
57.789 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(219/233)
- VISCOUS FORCE[İng.] / FORCE VISQUEUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ KUVVET
- VISCOUS DAMPING[İng.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ SÖNÜM
- PROCÉDÉ À LA VISCOSE[Fr.] / VISCOSEVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= VİSKOZ SÜRECİ
- VISCOSITY INDEX[İng.] / INDICE DE VISCOSITÉ[Fr.] / VISKOSITÄTSZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= VİSKOZİTE İNDİSİ
- VİSKOZİTE ile/||/<> YÜZEY GERİLİMİ
( Bir akışkanın akmaya, katmanlarının birbiri üzerinde kaymasına gösterdiği iç dirençtir; balın sudan koyu akması bundandır. @@ Bir sıvının yüzeyindeki moleküllerin birbirini içe çekmesiyle yüzeyin gergin bir zar gibi davranmasıdır; su damlasının yuvarlaklığı ve böceklerin su üstünde durması bundandır. İlki akışa direnci, ikincisi yüzeyin gerginliğini betimler. )
( Formül: η (Pa·s) ~ γ (N/m) )
- VİŞNE SUYU ile/değil PİSAP SUYU
( ... İLE/DEĞİL Vişne suyunun tadına benzeyen, kurumuş ottan elde edilen, Moritanya'ya özgü bir tad. )
- VİŞNE ile/||/<> VIŞNE[BULG.]
( Gülgiller Rosaceae familyasından etli drupa tipi meyveli yapraklarını döken bir bitki dillerinden alınmıştır vìšna Prunus cerasus Bulgar ağızlarında vìšnja olarak da geçer Srp višnja višnja višné Slov višňa wišnia Türkçeye Bulgarcadan geçtiği anlaşılıyor BER l 157 Georgiev BEO 25 Tietze 2 s Slavcadan alındığını yazmakla yetinmiştir Räsänen V 528a de Slavca olduğunu açıklamıştır Bombacinin Rumcadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır RO 17 111 Eski ve yeni diyalektlerde vişneye çiye adı verilir Türkçede vişne için kullanılan asıl terimin siye olduğu anlaşılıyor Leksika 138139 )
( MORELLO CHERRY )
( GRIOTTE, CERISE ARRIÈRE )
( SAUER KIRSCHE, WEICHSELKIRSCHE )
( CERASUS VULGARIS )
- VİŞNELİ EKMEK ile VİŞNE/LİK ile VİŞNE SUYU ile VİŞNE HOŞAFI ile VİŞNE REÇELİ ile VİŞNE ŞURUBU ile VİŞNE ŞERBETİ ile VİŞNE KOMPOSTOSU
- VITAL KAPASİTE/VITAL CAPACITY[İng.] ile/değil/yerine/= YAŞAMSAL SIĞA
- VITAL :/yerine HAYATİ, ÇOK ÖNEMLİ
- VİTES ile DİŞLİ ÇARK ile VİTES KUTUSU
( GEAR vs. GEAR WHEEL vs. GEARBOX )
( چرخ دنده ile دنده ile جعبه دنده ile گير بوکس )
( CHARKH DANDEH ile DANDEH ile JABEH DANDEH ile GYR BOX )
- VİTES ile/değil/yerine/= HIZLIK
- VİTES ile VİTESLİ ile VİTES KOLU ile VİTES KUTUSU ile VİTES DİŞLİSİ
- VİTİR[Ar. < VİTR] ile/değil/yerine/=/||/<> VİTİR NAMAZI (VİTİR NAMAZI)
- VİTİR ile VİTİR NAMAZI
- VITREOUS HUMOR[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZ İÇİ SIVISI
- VITREOUS[İng.] ile/||/<> VITREUX[Fr.] ile/||/<> GLASIG[Alm.] ile/||/<> CAMSI
( VITREOUS )
( VITREUX )
( GLASIG )
- VİTRİN[Fr.] ile/değil/yerine/= CAMLI DOLAP
- VİTRİNLERE/TEZGAHLARA UZUN UZUN BAKMAK ile/yerine GEREKENE, GEREKTİĞİ KADAR BAKMAK
( SHOPPING IN LONG PERIOD vs. LOOKING TO THE NECESSITY
LOOKING TO THE NECESSITY instead of SHOPPING IN LONG PERIOD )
- VITRIOL / V.I.T.R.I.O.L.:
VISITA ile/ve/||/<> INTERIORE ile/ve/||/<> TERRAE ile/ve/||/<> RECTIFICANDO ile/ve/||/<> INVENIES ile/ve/||/<> OCCULT ile/ve/||/<> LAPIDEM
- VİTRÖZ/VITREOUS[İng.] ile/değil/yerine/= CAMSI
- VIVACITY vs. ALIVE
- VİYABIL/VIABLE[İng.] ile/değil/yerine/= CANLI
- VİYADÜK[Fr. < VIADUC] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖPRÜ YOL
- VİYADÜK[Fr. < VIADUC] ile/değil/yerine/= KÖPRÜYOL/AŞIT
( ... İLE Bir vadi, bir ırmak üzerinden, bir demiryolu ya da karayolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş yüksek ve uzun köprü. )
- VİYAK VİYAK (BAĞIRMAK, İNLEMEK)
- VİYAKLAMAK ile VİYA ile VİYAK ile VİYAK VİYAK
- VİYAL/VIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SIVI İLAÇ ŞİŞESİ
- VIOLLE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİYOL
- VİYOL ile VİYOLA ile VİYOLO ile VİYOLACI/LIK
- VİYOLONSEL/ÇELLO[İt. < CELLO] ile/||/<> VİYOLONSELCİ/VİYOLONSELİST[Fr. < VIOLONCELLISTE] ile/||/<> VİYOLONSELCİ/ÇELLİST[İng. < CELLIST]
- VIZ ile/ve/||/<> TIRIS
( ... İLE/VE/||/<> Atların kısa adımlarla hızlı yürüyüşü. )
( Gelir. İLE/VE/||/<> Gider. )
- VİZE ile FİNAL
- VIZIR VIZIR (DOLAŞMAK)
- VİZON ile BİZON
- VİZON ile VİZON KÜRK
- VİZÖR, | VİZÖR, ELEKTRONİK VİZÖR | BAKAÇ ile/||/<> BAKAÇ
( Sinema 1 Alıcıya bağlı ya da alıcıdan ayrı olarak kullanılan belirli bir merceğe göre görünçlüğün nasıl göründüğünü anlamaya yarayan değişir odaklı bir mercek dizgesi TV 2 Televizyon alıcısında yer alan ve alıcı yönetmeninin görünçlüğü alıcı merceğinin kapsadığı biçimde görmesini sağlayan mercek dizgesi Sinema alıcılarının optik yapıdaki bakacına karşılık televizyon alıcılarının bakaçları elektronik yapıdadır ve gerçekte ufak bir almaç ya da bir denetliktir sinema Alıcıya bağlı ya da ayrı olarak belirli bir merceğe göre sahnenin nasıl göründüğünü anlamaya yarayan değişir odaklı mercek dizgesi )
( 1. FIN- DER, VIEWFINDER, FOCUSING TUBE, OPTICAL VIEWFINDER, 2. ELECTRONIC VIEWFINDER, MONITOR FINDER (VIEWFINDER | VIEWFINDER, FINDER | VIEWER, FILM VIEWER, HAND VIEWER | GROUND GLASS, MAT GLASS, FROSTED GLASS )
( 1. VISEUR (OPTIQUE, DE MISE AU PO- INT), MÜLTIFOCAL, VISOGRAPH, CHERCHEUR DE CHAMP, 2. VISEUR ÉLECTRONIQUE | VISEUR | VISIONNEUSE (À FILM | VERRE DÉPOLI, DÉPOLI )
( 1. SUCHER, BILDSUCHER, MOTIVSUCHER, OPTISCHERSUCHER, 2. ELEKTRONISCHER SUCHER (BILDSUCHER) | BETRACHTER, FILMBETRACHTER | MATTSCHEIBE )
( MIRINO )
( ΣΚΌΠΕΥΤΡΟ / σκόπευτρο )
- VİZÖR | VİZÖR, ELEKTRONİK VİZÖR | BAKAÇ ile/||/<> BAKIMLIK ile/||/<> BUZLU CAM
( Sinema 1. Alıcıya bağlı ya da alıcıdan ayrı olarak kullanılan, belirli bir merceğe göre görünçlüğün nasıl göründüğünü anlamaya yarayan, değişir odaklı bir mercek dizgesi. TV. 2. Televizyon alıcısında yer alan ve alıcı yönetmeninin görünçlüğü, alıcı merceğinin kapsadığı biçimde görmesini sağlayan mercek dizgesi. (Sinema alıcılarının optik yapıdaki bakacına karşılık televizyon alıcılarının bakaçları elektronik yapıdadır ve gerçekte ufak bir almaç ya da bir denetliktir). @@ sinema: Alıcıya bağlı ya da ayrı olarak, belirli bir merceğe göre sahnenin nasıl göründüğünü anlamaya yarayan değişir odaklı mercek dizgesi. )
( 1. FIN- DER, VIEWFINDER, FOCUSING TUBE, OPTICAL VIEWFINDER, 2. ELECTRONIC VIEWFINDER, MONITOR FINDER (VIEWFINDER | VIEWFINDER, FINDER | VIEWER, FILM VIEWER, HAND VIEWER | GROUND GLASS, MAT GLASS, FROSTED GLASS~VIEWER, FILM VIEWER, HAND VIEWER | PERSPECTIVE~GROUND GLASS, MAT (MATT, MATTE) GLASS, FROSTED GLASS | DEPOLISHED GLASS )
( 1. VISEUR (OPTIQUE, DE MISE AU PO- INT), MÜLTIFOCAL, VISOGRAPH, CHERCHEUR DE CHAMP, 2. VISEUR ÉLECTRONIQUE | VISEUR | VISIONNEUSE (À FILM | VERRE DÉPOLI, DÉPOLI~VISIONNEUSE (À FILM) | VISIONNEUSE~VERRE DÉPOLI, DÉPOLI | VERRE DÉPOLI )
( 1. SUCHER, BILDSUCHER, MOTIVSUCHER, OPTISCHERSUCHER, 2. ELEKTRONISCHER SUCHER (BILDSUCHER) | BETRACHTER, FILMBETRACHTER | MATTSCHEIBE~BETRACHTER, FILMBETRACHTER~MATTSCHEIBE | MATTGLAS )
( MIRINO~VISORE~VETRO SMERIGLIATO )
( ΣΚΌΠΕΥΤΡΟ / σκόπευτρο~ΣΥΣΚΕΥΉ ΠΡΟΒΟΛΉΣ / συσκευή προβολής~ΘΑΜΠΌ ΓΥΑΛΊ / θαμπό γυαλί )
- VİZYER[Fr. < VISIÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> TEREK
- VİZYON[Fr. < VISION] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRÜNÜM | ÜLKÜ | BASİRET | GÖSTERİM | İLERİ GÖRÜŞ
( vizyon sahibi görünüm ülkü basiret gösterim ileri görüş )
- VİZYON[İng. VISION] ile/değil/yerine/= GÖRÜŞ, GENİŞ ÖNGÖRÜ, GÖRME, GÖSTERİM | UZAKGÖRÜ, UZGÖRÜ | ÜLKÜ
- GÖRÜM/SEL/VİZYON/EL[İng. VISIONAL] ile/değil/yerine/= İLERİ GÖRÜŞ(LÜ)/UZAK GÖRÜ(LÜ)/[VİZYON/ER[İng.
- VK/VİTAL KAPASİTE/VITAL CAPACITY[İng.] ile/değil/yerine/= YAŞAMSAL SIĞA
- VLOG/VIDEO BLOG[İng.] ile/değil/yerine/= VİDEO KAYDI İLE WEB BLOG UYGULAMASI
- VO2MAX ile/||/<> LACTATE ile/||/<> POWER
( Bir kişinin dakikada kullanabildiği en yüksek oksijen miktarıdır; dayanıklılık kapasitesinin fiziksel üst sınırıdır. @@ Egzersiz şiddeti artarken kaslarda laktatın birikmeye başladığı noktadır; sürdürülebilir tempo sınırını gösterir. @@ Birim zamanda yapılan işin ölçüsüdür (watt); performansın anlık çıktısıdır. Üçü de atletik performansı fiziksel olarak niceler: oksijen kapasitesi, dayanma sınırı ve anlık güç. )
- VOG/VİDEO OKÜLOGRAFİ/VIDEO OCULOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= VİDEO GÖZ ÇİZGELEMESİ
- VOICE vs. SOUND
- VOICE :/yerine SES
- VOIGT EFFECT[İng.] / EFFET VOIGT[Fr.] / VOIGT-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= VOİGT ETKİSİ
- VOKAL KORT/VOCAL CORD[İng.] ile/değil/yerine/= SES TELİ
- VOKAL[Alm. < VOKAL] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜNLÜ (VOKAL UYUMU, UZUN VOKAL, YUVARLAK VOKAL)
- VOKAL ile VOKALİST ile VOKAL MÜZİK ile VOKAL UYUMU
- VOKALİST/HANENDE[Fars.] değil/yerine YORUMCU
- VOLAN ile VOLANLI
- VOLATIL/VOLATILE[İng.] ile/değil/yerine/= UÇUCU
- VOLE[Fr. < VOLÉE] ile/||/<> UÇARA VURUŞ
( uçara vuruş )
( VOLÉE )
- VOLCANIC GAS[İng.] / VULKANISCHE GASES[Alm.] ile/değil/yerine/= VOLKAN GAZI
- VOLKAN[Fr.] ile/değil/yerine/= YANARDAĞ
- VOLKAN/SAL ile/ve/||/<> MAGMA/SAL
- VOLLI AREA[İng.] ile/||/<> VOLİ YERİ
( Deniz ve iç sularda su ürünleri istihsaline elverişli sahile bitişik ve sınırları belli su sahaları )
( VOLLI AREA )
- VOLT ile/ve/||/<> AMPER[< AMPÈRE (Fizikçi)] ile/ve/||/<> OHM/OM
( Elektrikte kullanılan potansiyel farkı (gerilim) birimi. İLE/VE/||/<> Elektrik akımında yeğinlik/şiddet birimi. İLE/VE/||/<> Elektrik direnci. )
(
)
- VOLT ile/ve/||/<> AMPER[< AMPÈRE (Fizikçi)] ile/ve/||/<> WATT
( İtme gücü. | Elektrikte kullanılan potansiyel fark(gerilimin) ve/ya da elektromotor gücün birimi.[Bir ohmluk direnç üzerinden, bir amperlik elektrik akımı geçmesi durumunda direncin iki ucu arasındaki gerilim bir volttur.][simgesi: V][Alessandro Volta'nın adına ithafen kabul edilerek kullanılmaya başlanmıştır.(İngiliz Kraliyet Cemiyeti - 1881)] @@ Elektriğin miktarı. @@ Tüketilen güç. | Saniyede bir julluk iş yapan bir motorun enerji dönüşümü oranını ölçen uluslararası standart güç birimi.[Buhar makinesi mucidi James Watt'a[1736-1819] ithafen SI birim sisteminde güç birimi olarak kabul edilmiştir.] )
( 1 exawatt [EW] = 1.0E+18 watt [W]
1 petawatt [PW] = 1.0E+15 watt [W]
1 terawatt [TW] = 1000000000000 watt [W]
1 gigawatt [GW] = 1000000000 watt [W]
1 megawatt [MW] = 1000000 watt [W]
1 kilowatt [kW] = 1000 watt [W]
1 hectowatt [hW] = 100 watt [W]
1 dekawatt [daW] = 10 watt [W]
1 deciwatt [dW] = 0.1 watt [W]
1 centiwatt [cW] = 0.01 watt [W]
1 milliwatt [mW] = 0.001 watt [W]
1 microwatt [µW] = 1.0E-6 watt [W]
1 nanowatt [nW] = 1.0E-9 watt [W]
1 picowatt [pW] = 1.0E-12 watt [W]
1 femtowatt [fW] = 1.0E-15 watt [W]
1 attowatt [aW] = 1.0E-18 watt [W]
1 horsepower [hp, hp (UK)] = 745.6998715823 watt [W]
1 horsepower (550 ft*lbf/s) = 745.6998715823 watt [W]
1 horsepower (metric) = 735.49875 watt [W]
1 horsepower (boiler) = 9809.5000000002 watt [W]
1 horsepower (electric) = 746 watt [W]
1 horsepower (water) = 746.043 watt [W]
1 pferdestarke (ps) = 735.49875 watt [W]
1 Btu (IT)/hour [Btu/h] = 0.2930710702 watt [W]
1 Btu (IT)/minute [Btu/min] = 17.5842642103 watt [W]
1 Btu (IT)/second [Btu/s] = 1055.05585262 watt [W]
1 Btu (th)/hour [Btu (th)/h] = 0.292875 watt [W]
1 Btu (th)/minute = 17.5724999996 watt [W]
1 Btu (th)/second [Btu (th)/s] = 1054.3499999744 watt [W]
1 MBtu (IT)/hour [MBtu/h] = 293071.07017222 watt [W]
1 MBH = 293.0710701722 watt [W]
1 ton (refrigeration) = 3516.8528420667 watt [W]
1 kilocalorie (IT)/hour [kcal/h] = 1.163 watt [W]
1 kilocalorie (IT)/minute = 69.78 watt [W]
1 kilocalorie (IT)/second = 4186.8 watt [W]
1 kilocalorie (th)/hour = 1.1622222222 watt [W]
1 kilocalorie (th)/minute = 69.7333333333 watt [W]
1 kilocalorie (th)/second = 4184 watt [W]
1 calorie (IT)/hour [cal/h] = 0.001163 watt [W]
1 calorie (IT)/minute [cal/min] = 0.06978 watt [W]
1 calorie (IT)/second [cal/s] = 4.1868 watt [W]
1 calorie (th)/hour [cal (th)/h] = 0.0011622222 watt [W]
1 calorie (th)/minute = 0.0697333333 watt [W]
1 calorie (th)/second = 4.184 watt [W]
1 foot pound-force/hour = 0.0003766161 watt [W]
1 foot pound-force/minute = 0.0225969658 watt [W]
1 foot pound-force/second = 1.3558179483 watt [W]
1 pound-foot/hour [lbf*ft/h] = 0.0003766161 watt [W]
1 pound-foot/minute = 0.0225969658 watt [W]
1 pound-foot/second = 1.3558179483 watt [W]
1 erg/second [erg/s] = 1.0E-7 watt [W]
1 kilovolt ampere [kV*A] = 1000 watt [W]
1 volt ampere [V*A] = 1 watt [W]
1 newton meter/second = 1 watt [W]
1 joule/second [J/s] = 1 watt [W]
1 exajoule/second [EJ/s] = 1.0E+18 watt [W]
1 petajoule/second [PJ/s] = 1.0E+15 watt [W]
1 terajoule/second [TJ/s] = 1000000000000 watt [W]
1 gigajoule/second [GJ/s] = 1000000000 watt [W]
1 megajoule/second [MJ/s] = 1000000 watt [W]
1 kilojoule/second [kJ/s] = 1000 watt [W]
1 hectojoule/second [hJ/s] = 100 watt [W]
1 dekajoule/second [daJ/s] = 10 watt [W]
1 decijoule/second [dJ/s] = 0.1 watt [W]
1 centijoule/second [cJ/s] = 0.01 watt [W]
1 millijoule/second [mJ/s] = 0.001 watt [W]
1 microjoule/second [µJ/s] = 1.0E-6 watt [W]
1 nanojoule/second [nJ/s] = 1.0E-9 watt [W]
1 picojoule/second [pJ/s] = 1.0E-12 watt [W]
1 femtojoule/second [fJ/s] = 1.0E-15 watt [W]
1 attojoule/second [aJ/s] = 1.0E-18 watt [W]
1 joule/hour [J/h] = 0.0002777778 watt [W]
1 joule/minute [J/min] = 0.0166666667 watt [W]
1 kilojoule/hour [kJ/h] = 0.2777777778 watt [W]
1 kilojoule/minute [kJ/min] = 16.6666666667 watt [W] )
(
)
(
VOLT ile AMPER ile WATT arasındaki FaRkLaR...
Bir elektrik devresinin üç temel büyüklüğü: iten neden, akan şey ve ortaya çıkan sonuç. Tanımları, aralarındaki bağıntı ve farkları.
01 Yalın Özet
En kolay kavrama yolu su benzetmesidir: bir borudaki suyu düşünelim...
Kısacası: volt iter, amper akar, watt ise bu ikisinin sonucunda ne kadar iş yapıldığını söyler.
02 Teknik Tanımlar
03 Aralarındaki İlişki
Üç birimi birbirine bağlayan merkezî bağıntı, güç eşitliğidir:
Bu bağıntı Ohm yasasıyla (V = I · R) birleştirilince genişler ve direnci de işin içine katar:
04 Karşılaştırma
| Özellik | Volt (V) | Amper (A) | Watt (W) |
|---|---|---|---|
| Ölçtüğü büyüklük | Potansiyel farkı (gerilim) | Elektrik akımı | Güç |
| SI'deki yeri | Türetilmiş birim | Temel birim | Türetilmiş birim |
| Temel tanım | 1 J / C | 1 C / s | 1 J / s |
| Devredeki rolü | İtici neden | Akan şey | Sonuç (enerji hızı) |
| Su benzetmesi | Basınç | Debi | Teslim edilen güç |
| Boyut analizi | kg·m²·s⁻³·A⁻¹ | A | kg·m²·s⁻³ |
| Adlandırma | Alessandro Volta | André-Marie Ampère | James Watt |
05 Temel FaRkLaR
Aralarındaki ayrım, devredeki rollerinde yatar — biri neden, biri olay, biri sonuçtur:
Boyut analizi de bu farkı doğrular: üçü de ayrı fiziksel büyüklüklerdir ve doğrudan birbirine çevrilemez.
06 Uygulamalı Örnek
230 V'luk şebekeye bağlı, 100 W gücünde bir aygıt ne kadar akım çeker?
Aynı 100 W'lık aygıt 12 V'luk bir kaynaktan beslenseydi, I = 100 / 12 ≈ 8,3 A çekerdi — düşük gerilim, aynı güç için daha yüksek akım demektir.
( VOLT vs./and/||/<> AMPERE vs./and/||/<> WATT )
- VOLT ile VOLTA
- VOLTAJE CELL[İng.] ile/değil/yerine/= VOLTA GÖZESİ/HÜCRESİ
- VOLTAIC CELL[İng.] / CELLULE VOLTAÏQUE[Fr.] / VOLTA ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= VOLTA PİLİ
- VOLTAISCHE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= VOLTAİK GÖZE/HÜCRE
- VOLTAJ[Fr. < VOLTAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> GERİLİM (DEVRE VOLTAJI)
- VOLTAMMETRIC WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= VOLTAMETRİK DALGA
- VOLTMETRE[Fr. < Yun.] ile/ve/<> VOLTAMETRE[Fr. < Yun.]
( Bir elektrik devresindeki gizilgüç farkını volt cinsinden ölçmeye yarayan aygıt. İLE/VE/<> Bir elektrotta, açığa çıkan madde miktarına göre devreden geçen elektrik miktarını ölçmeye yarayan aygıt. )
- VOLÜM/HACİM/VOLUME[İng.] ile/değil/yerine/= OYLUM
- VOLÜM ile/değil/yerine/= OYLUM, | SES YÜKSEKLİĞİ
- VOLUME vs. CRIME
- VOLUME :/yerine HACİM, CİLT
- VOLUMETRIC FLASK[İng.] ile/değil/yerine/= HACİMSEL ŞİŞE
( Belirli derişimde ve standart çözelti hazırlamak amacıyla laboratuvarlarda kullanılan cam malzeme. Hacimleri genellikle 1 mL ile 1.000 mL arasındadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VOLUMETRIC PIPET[İng.] ile/değil/yerine/= VOLUMETRİK PİPET
- VOMBAT/WOMBAT ile GÜNEY, KILLI BURUNLU WOMBAT
( Keseli, kısa bacaklı memeli bir hayvan. Avustralya'da yaşar. İLE ... )
( Vombatlar, terleyemezler. )
( Kanguru gibi, vombatların da yavru keseleri vardır. )
( Her doğumda, tek yavru doğururlar. )
( PHASCOLOMYS URSINUS cum ... )
- VOMICATION, VOMITUS[İng.] ile/||/<> EMESIS[Lat.] ile/||/<> KUSMA
( Midebağırsak kanalın üst bölümünde herhangi bir yerini aşırı irrite olması gerilmesi ve uyarılması durumunda bu kanalın içeriğinden kurtulmak için gerçekleştirilen ve böylece kanalı zararlı etkenlerden ve organizmayı zehirlenmelerden koruyan bir dizi karmaşık olayları içeren koruyucu bir refleks vomitus emezis Beyinde retikuler formasyonun lateralinde bulunan kusma merkezinin uyarılması kusma oluşturur )
( VOMICATION, VOMITUS )
( EMESIS )
- VON-MISES-KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= VON MİSES KRİTERİ
- VON MISES'S RULE[İng.] / RÈGLE DE VON MISES[Fr.] ile/değil/yerine/= VON MİSES KURALI
- VOROTOVİÇ, ZORAN (GOD, ZORAN (GOD, YUGOSLAVYA, 1957) :
( Kızılyıldız (Yugoslavya) kulübünden transfer edildi ve üç sezon (1987 - 1990) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 68 lig, 11 kupa maçı olmak üzere 79 resmi ve ayrıca 26 özel maçla birlikte toplam olarak 105 maçta Sarıyer forması giydi. Takımına 2 gol kazandırdı. )
- VOTER :/yerine SEÇMEN
- VOYVO[İsp.] ile/değil/yerine/= SATAŞMA
( Alay ederek sataşmak için söylenir. )
- VR/VIRTUAL REALITY[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK
- VRML/VIRTUAL REALITY MODELING LANGUAGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL GERÇEKLİK MODELLEME DİLİ
- VS :/yerine KARŞI, -E KARŞI
- VSEPR MODEL[İng.] ile/değil/yerine/= VSEPR MODELİ
- VÜCÛB ile İSTİHÂRE ile MÜMKÜN
( ... -dır. İLE/VE ... değildir. İLE/VE hem, hem de - ne, ne de )
- VÜCÛBÎ SÎGASI, SÎGA-İ VÜCÛBÎ ile/||/<> NECESSITATIVE[İng.] ile/||/<> NÉCESSITATIF[Fr.] ile/||/<> NOTWENDIGKEITSFORM[Alm.] ile/||/<> GEREKLİLİK KİPİ
( Belirli bir zamana girmeyen fiilin gösterdiği oluş ve kılışın yapılması gerekli olduğunu bildiren ve Türkçede mAlI eki ile kurulan tasarlama kipi anlamalıyım tutmalısın görmeli bilmeliyiz gibi Bu kipin şahıs ekleri alarak çekime girişi şöyledir okumalıyım okumalısın okumalı dır okumalıyız okumalısınız okumalı dır lar okumalıydım okumalıydın okumalıydı okumalıymışım okumalıymışsın vb )
( NECESSITATIVE )
( NÉCESSITATIF )
( NOTWENDIGKEITSFORM )
- VÜCUD HÜCRELERİ ile/||/<> SOMA ile/||/<> SOMAK
( biyoloji Tanesiz koçan Kökenini bilmiyoruz Kökenini bilmiyoruz )
( CORNCOB )
( SOMA )
- VUCÛD ile ...
( BULUNMA, VAR OLMA, VARLIK )
- VUCUD ile/ve/||/<>/> BEKÂ
- VUCÛD ile/ve VÂKÎ
- VÜCÛD ile/ve VİCDAN
( Bulunuş. İLE/VE Buluş. )
- VÜCÛD ile/ve VİCDAN
( Bulunuş. İLE/VE Buluş. )
- VÜCÛD ile/değil VÜCÛB
- VUCUD-İ ZİHNİ ile/ve/<> NEFS-ÜL EMR
- VUCÛD-U GAYRÎ ile VUCÛD-U GAYBÎ
( Kendin dışındaki tüm varolanlar. İLE Duyulara konu ol(a)mayan varolanlar. )
( Madde. İLE Maddesi olmadan/olmayan olan/bulunan. )
- VÜCÛD-U MEVHÛBE ile/ve VÜCÛD-U MÜKTESEBE
( Kişinin hiçbir katılımı olmaksızın, Allah tarafından kişiye bahşedilmiş olan kesif gövde. İLE/VE Kişinin yaşantısı boyunca kendi çabalarıyla meydana getirdiği latif bir ahiret varlığı. )
( Dağların, taşların dayanamadığı zatî tecelliye dayanabilen tek yapı gövdedir. )
- VÜCUT, MEVCUDİYET ile/||/<> EXISTENCE[İng.] ile/||/<> EXISTENCE[Fr.] ile/||/<> EXISTENTIA[Lat.] ile/||/<> DASEIN, EXISTENZ[Alm.] ile/||/<> VAROLUŞ
( 1 Var olan gerçeğe dayalı olarak var olan gerçek varlık özün karşıtı bir şeyin ne olduğu nasıl olduğu değil var olduğu olgusu Şöyle ya da böyle biçim almış her türlü özelliklerin dışında burada olma nitelikçe belirlenmemiş salt var olma olgusu 2 Skolastik felsefede Her var olanın her gerçek olanın Tanrıdan kum tanesine değin gerçekliği 3 Dar anlamda Uzay ve zamanca burada ve şimdi var olan Düşüncel nesnelere ve Tanrıya uygulanmaz 4 Varoluş felsefesinde Günümüz varoluş felsefesinin kurucusu Kierkegaarda bağlı olarak Bütün varolanlardan bütün doğal ya da düşüncel olarak verilmiş varlık düzenlerinden ve varlık bağlarından ayrılarak tek başına kalmayı Tanrıya da hiçlik önünde yapayalnız olmayı göze alan insanın varoluşu bunun yanında hiç bir zaman bir nesne gibi verilmemiş olan hiç bir zaman olmuş bitmiş bir varlık olarak hazır bulunmayan tam tersine yalnız özgürce bir kendi kendini gerçekleştirme yoluyla gerçek ve yaşanabilir olan insan varoluşunun kendi kendisi olma ya da olmama olanağı kişinin kendi kendisi olarak kendisi ya da Tanrı önünde saltık bir sorumluluğun ciddiyetiyle eylemesine ve düşünmesine yol açan kaynak )
( EXISTENCE )
( EXISTENCE )
( DASEIN, EXISTENZ )
( EXISTENTIA )
- VUCUT ile/değil/yerine/= EĞİN
- VÜCUT ile/ve/değil/yerine GÖVDE(BEDEN)
( Vücut/vücud, "Varlık" demektir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Gövde, fiziği/örgenleri tanımlar. )
( Gövde olmadığında gövdeden ayrılmış değiliz -sadece Biz'iz. )
( Ne gövdeyiz, ne de gövde içindeyiz. )
( Küre ile gövde birdir. )
( Gövde üzerinde aşırı yoğunlaşma, kendi amacına ters düşer ve ters sonuç verir. )
( Gövdemiz [3 Boyutlu] [Google] [tarayıcınızın gelişmiş olması gerekmektedir] )
( Gövdemizde... )
( ... ile/ve/değil/yerine BER )
( SOMA: Hapis. )
( - En küçük göze: Sperm
- En büyük göze: Kadın yumurtası
- Gebelik dönemi: 280 gün [40 hafta]
- Ortalama yeni doğan bebek ağırlığı: 3 kg
- Kromozom Sayısı: 46 (23 çift)
- Normal gövde ısısı: 37 °C [98.4 f°]
- Yaşam döngüsü: 10 - 15 gün
- Yaşam döngüsünde kırmızı kan gözeleri: 120 gün
- Ortalama kan oylumu: 4 - 5 lt.
- Bir dakikada nabız oranı: 72 kez
- Kan viskosu: 4.5'e 5.5
- Evrensel bağışçı kan öbeği: 0
- Evrensel alıcı kan öbeği: AB
- En büyük akyuvar: Monocito
- Daha küçük beyaz kan gözesi: Lenfocito
- Alyuvar sayımının artması: Policitemia
- Gövdedeki kan bankası ve en büyük lenf örgeni: Dalak
- En büyük atardamar: Aort
- Normal tansiyon: 120/80 Mmhg
- Kan Ph: 7.4
- Normal kan kolesterol seviyesi: 100 mg/dl
- Kanın akıcı bölümü: Plazma
- Kalpte pompa sayısı: 2
- Ortalama ince bağırsak uzunluğu: 7 m
- Ortalama kalın bağırsak uzunluğu: 1.5 m
- Kemik sayısı: 206 [Yeni doğan: 306]
- Kaburga sayısı: 24 [12 çift]
- Omurga sayısı: 33
- Boyundaki omurga sayısı: 7
- Kafatasındaki kemik sayısı: 22
- Orta kulaktaki kemik sayısı: 6
- Yüzdeki kemik sayısı: 14
- Süt dişi sayısı: 20
- Göğüs kemik sayısı: 25
- Kollardaki kemik sayısı: 6
- Ayaklardaki kemik sayısı: 33
- Her bilekteki kemik sayısı: 8
- Eldeki kemik sayısı: 27
- En büyük ve güçlü kemik: Uyluk kemiği
- En küçük kemik: Orta kulak istilası
- En küçük kas: Orta kulak(Stapedius)
- Kas sayısı: 639
- Koldaki kas sayısı: 72
- En geniş örgen: Deri
- En büyük bez: Karaciğer
- En büyük endokrin bezi: Tiroidler
- Böbrek sayısı: 2
- İlk örgen nakli: Böbrek
)
( You are neither the body nor in the body.
Too much concentration on the body defeats its own purpose. )
( ESSE cum/et CORPUS HUMANUM )
- VÜCUT[Ar.] ile/değil/yerine/= GÖVDE
- VÜCUT ile GÖVDE(BEDEN)
( Vücut, "Varlık" demektir. İLE Gövde, fiziği/organları tanımlar. )
- VÜCUT ile VÜCUT KURUMSAL ile VÜCUT ORGANLARI ile VÜCUT PARÇALARI ile CESET HIRSIZI ile KORUMA
( BODY vs. BODY CORPORATE vs. BODY ORGANS vs. BODY PARTS vs. BODY SNATCHER vs. BODYGUARD )
( تنه ile اندام ile بدن ile بدني ile پيکر ile جثه ile کالبد ile جسد ile لاش ile بدنه ile هيکل ile شرکت سهامي ile اعضاي بدن ile جسد دزد ile مستحفظ شخص ile گارد مخصوص )
( TANEH ile ANDAM ile BADAN ile BADANY ile PEYKAR ile JOSEH ile KALBAD ile JASAD ile لاش ile BADANEH ile YEHYKEL ile SHARKAT SACPEHAMY ile AZAY BADAN ile JASAD DOZD ile MOSTAHFEZ SHKHS ile GARD MOKHSUS )
- VÜCUT ile/||/<> VÜCUT[Ar. < VUCŪD]
( Bir hayvan ya da bitkinin bütün fiziksel ve kimyasal organizmasından oluşan yapısı gövde ten biyoloji )
( BODY )
( CORPS )
( KÖRPER )
( CORPUS )
- VÜCUT ile VÜCUTLU ile VÜCUTÇA ile VÜCUT DİLİ ile VÜCUT ISISI ile VÜCUT SICAKLIĞI
- VUE/HONORAIRES[Fr.] ile/değil/yerine/= FEE[İng.] ile/değil/yerine/= GÖRÜM
( (biyoloji) )
- VUKÛ BULMAK/CEREYAN ETMEK ile/değil/yerine/= OLMAK/GERÇEKLEŞMEK
- VUKU ile VUKUF ile VUKUFLU ile VUKUFSUZ/LUK
- VUKUF | İÇGÖRÜ ile/||/<> İÇGÖRÜ
( Belirli bir nesne ya da durumun önem anlam ve biçiminin ya da kullanılışının anlaşılır duruma gelmesi Bir görüşmede görüşmecinin bilinçsiz ve örtük anlatımları kavrama ve bunları bilinç düzeyine çıkarma yeteneği )
( INSIGHT | INTUITION )
( INTUITION )
( ANSCHAUUNG )
( INTUITIO-INTUITUS, IN-TUERI )
( INTUIZIONE )
( ΕΝΌΡΑΣΗ / ενόραση )
- VUKUF | İÇGÖRÜ ile/||/<> SEZGİ
( Belirli bir nesne ya da durumun önem, anlam ve biçiminin ya da kullanılışının anlaşılır duruma gelmesi. @@ Bir görüşmede görüşmecinin bilinçsiz ve örtük anlatımları kavrama ve bunları bilinç düzeyine çıkarma yeteneği. )
( INSIGHT | INTUITION~INTUITION )
( INTUITION~INTUITION )
( INTUITIO-INTUITUS, IN-TUERI~INTUITIO-INTUITUS, IN-TUERI )
( ANSCHAUUNG~ANSCHAUUNG )
( INTUIZIONE~INTUIZIONE )
( ΕΝΌΡΑΣΗ / ενόραση~ΔΙΑΊΣΘΗΣΗ / διαίσθηση )
- VUKÛF[< VAKF] ile ...
( DURMA, DURUŞ | BİR HALDE, OLDUĞU GİBİ KALMA, İLERLEME YA DA GERİLEMEME | ANLAMA, BİLME, ÖĞRENME, HABERLİ OLMA, BİLGİ )
- VUKUF[Ar. < VUḲŪF] ile/değil/yerine/=/||/<> ANLAMA | BİLGİ | BİLİŞ
( ehlivukuf anlama bilgi biliş )
- VUKÛF-İ ADEDÎ ile/ve VUKÛF-İ KALBÎ ile/ve VUKÛF-İ ZEMANÎ
- VUKÛFİYET ile/ve/||/<> İHÂTA
- WULFENITE[İng.] / WULFÉNITE, PLOMB JAUNE[Fr.] / GELBBLEIERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= VULFENİT
- VULGAR ERA[İng.] ile/||/<> ÈRE CHRÉTIENNE, ÈRE VULGAIRE[Fr.] ile/||/<> CHRISTLICHE ZEITRECHNUNG[Alm.] ile/||/<> MİLADÎ TARİH
( Hz İsanın doğumunun yaklaşık olarak dördüncü yılını başlangıç olarak alan yılların belirttiği tarih Yıl uzunlukları Gregoryen takvimi kurallarına göre hesaplanır )
( VULGAR ERA )
( ÈRE CHRÉTIENNE, ÈRE VULGAIRE )
( CHRISTLICHE ZEITRECHNUNG )
- VULVA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> FERÇ
- VURDURMA ile VUR! DURMA!
- VURGU FARKLARI
( bebek: küçük çocuk
Bebek: Bir semt
kurtuluş: kurtulma, istiklâl
Kurtuluş: Bir semt
kartal: bir kuş
Kartal: Bir semt
garson: isim
garson: ünlem
yalnız: sıfat ya da zarf
yalnız: bağlama edatı
okuma: eylem
okuma: emir
şimdi, yarın, yine, tekrar, artık, önce, sonra, iyice, zorla, şöyle, gayet
Türkiye, Ankara, İzmir, Almanya, İngiltere, Paris, Münih )
- VURGU UZUNLUĞU ile/||/<> ...
( Söze kuvvet vermek veya kavramların anlamlarını daha etkili duruma getirmek için bazı kelimelerin hecelerinin baskılı bir şekilde daha uzun söylenmesi ile ortaya çıkan vurguya bağlı uzunluk Vay torunum dimiş Gaymaham begiñ elinde ne var yazzıh öyle çalış çalış her yillerimiz tozolur sırtımız killenir Z Korkmaz Nevşehir ve Yöresi Ağızları s 39 vb )
- VURGU ile BURGU
- VURGU ile DAYANAKÇA ile ATIF/İTHAF
- VURGU ile/ve/değil "GÖNDERME"
- VURGU ile VURGU
( EMPHASIS vs. EMPHASIZE )
( تکيه ile تاکيد ile اهميت دادن ile تاکيد نمودن ile تاکيد داشتن ile تاکيد ورزيدن ile تاکيد کردن ile باقوت تلفظ کردن ile مورد تاکيد قرار دادن )
( TAKYYEH ile TAKYD ile HAMYT DADAN ile TAKYD NEMUDAN ile TAKYD DASHTAN ile TAKYD VARZYDAN ile TAKYD KARDAN ile BAGHOOT TALAFZ KARDAN ile MOORD TAKYD GHARAR DADAN )
- VURGULAMAK ile VURGULANMAK ile VURGULATMAK ile VURGULANABİLMEK ile VURGULAYABİLMEK ile VURGU ile VURGUN/LUK ile VURGULU ile VURGUNCU/LUK ile VURGUSUZ/LUK ile VURGU OYUN ile VURGULU HECE ile VURGUSUZ HECE ile VURGU UZUNLUĞU
- Vurgulu KONUŞ!!!
- KNOCK COMPOUND[İng.] ile/değil/yerine/= VURMA BİLEŞİĞİ
- VURMA | ÇARPMA | PERKÜSYON ile/||/<> PERKÜSYON ile/||/<> PERKÜSYON[Fr. < PERCUSSION]
( Hayvanın bir bölgesine muayene amacıyla elle veya bir perküsyon çekici yardımıyla hafif ve art arda darbeler vurarak bu vuruşların meydana getirdiği ses titreşimlerinin niteliğine göre o bölgedeki organların ve dokuların kıvamı hakkında fikir edinmeye yarayan bir muayene yöntemi )
( PERCUSSION )
( PERCUSSION )
- VURMA ile/değil ÇARPMA
- KNOCK[İng.] / COUP[Fr.] / SCHLAG, KLOPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= VURMA
- VURMAK ile DAVUL ÇALMAK ile SÜREKLİ DÖVMEK ile PAMUĞU YENDİ ile DÖVMEK ile DÖVÜLMÜŞ ile ÇIRPICI ile GÜZELLEŞTİRMEK ile DAYAK
( BEAT vs. BEAT A KETTLEDRUM vs. BEAT CONTINUOUSLY vs. BEAT COTTON vs. BEAT UP vs. BEATEN vs. BEATER vs. BEATIFY vs. BEATING )
( شکست دادن ile ضرب زدن ile ضرب گرفتن ile ناکار کردن ile کوبيدن ile تپ تپ کردن ile طپيدن ile تپش ile تپش کردن ile دهل زدن ile پياپي زدن ile حلاجي کردن ile پنبه حلاجي کردن ile کتک زدن ile مضروب ile زده ile نواخته ile کوبيده ile کوبنده ile مبارک خواندن ile تبرک کردن ile چوبکاري ile ضربان ile طپش ile تپ تب ile کتک کاري ile تپنده ile کتک )
( SHKAST DADAN ile ZAB ZADAN ile ZAB GARAFTAN ile NAKAR KARDAN ile KUBYDAN ile TAP TAP KARDAN ile TAPYDAN ile TAPASH ile TAPASH KARDAN ile DAHAL ZADAN ile PEYOPY ZADAN ile HALAJY KARDAN ile PANBEH HALAJY KARDAN ile KETAK ZADAN ile MOZRUB ile ZADEH ile NAVAKHTEH ile KUBYDAH ile KOBANDEH ile MOBARK KHANDAN ile TABARK KARDAN ile CHUBKARY ile ZARBAN ile TAPASH ile TAP TAB ile KETAK KARY ile TAPANDEH ile KETAK )
- VURU | NABIZ ile/||/<> NABIZ ile/||/<> NABIZ[Ar. < NABZ]
( biyoloji zooloji vurum Ventrikül sistolünde fırlatılan kanın önündeki kan kitlesine bir basınç yapması sonucu damar çeperi genişlemesi ve bu genişlemenin bir basınç dalgası durumunda bütün atardamar sistemi boyunca iletilmesi nabız dalgası sfigmus )
( PULSE )
( POULS )
- VÜRÛD[Ar.] ile VÜRÛD[Ar. < VERÎD]
( Geliş, gelme, varma; yetişme. İLE Toplardamarlar. )
- VURULMAK ile VURUNMAK ile VURUŞMAK ile VURULABİLMEK ile VURULUVERMEK ile VURUŞABİLMEK ile VURU ile VURUK ile VURUŞ ile VURUCU/LUK ile VURUCU GÜÇ ile VURUCU TİM
- VÜRUT[Ar. < VURŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> GELİŞ
- VÜRUT[Ar.] ile/değil/yerine/= GELİŞ/GELME
- VÜRÛT ile/||/<> INCIDENCE[Fr.] ile/||/<> GELME
( fizik )
( INCIDENCE )
- VÜSAT, AMPLİTÜD | GENLİK ile/||/<> GENLİK
( Sinema TV 1 Bir salınım devinmesinde denge durumundan en çok uzaklaşılan nokta 2 Dolayısıyla elektromıknatıs dalgalarda ya da ses dalgalarında dalganın taşıdığı erkenin niceliğini belirleyen özellik Salınım devimlerinde denge konumuyla en büyük uzanım arasındaki fark Değişen yıldızlarda en büyük parlaklık ile en sönük parlaklık arasındaki fark Zaman dizileri Bir eğilim çizgisinde doruk ya da en çukur noktanın yatık eksene uzaklığı 1 Karmaşık düzlemde başnoktayı bir karmaşık sayıya birleştiren ışın ile gerçek eksen arasındaki artı yönlü açı 2 Ucaysal konaç dizgesinde bir noktayı ucaya birleştiren ışın ile ucaysal eksen arasındaki artı yönlü açı dalga genliği Salınan bir noktanın ya da bir cismin denge konumundan en büyük ayrılımı Bazı hallerde gramer nazım veya sağdeyi kurallarının dışına çıkabilme hali GRAMER GENLİĞİ Licence grammaticale NAZIM GENLİĞİ L Poétique SAĞDEYİ GENLİĞİ L Prosodique fizik )
( AMPLITUDE | AMPLITUDE, ARGUMENT, AZIMUTH, ANOMALY )
( AMPLITUDE | AMPLITUDE, ARGUMENT | AMPLITUDE, ÉTENDUE, LARGEUR | LICENCE )
( AMPLITUDE, SCHWINGUNGSWEITE | AMPLITUDE | AMPLITUDE, ARGUMENT, SCHWINGUNGSWEITE | AMPLITUDE, WEITE | SCWINGUNGSWEITE )
( AMPLITUDO )
- VÜSAT[Ar. < VUSʿAT] ile/değil/yerine/=/||/<> GENİŞLİK | UZAM
( genişlik uzam )
- VÜS'AT ile/ve TÂKAT
- VUSLAT/VÂSIL ve/< CEM
- VUSLAT ile İLTİSÂK[< LÜSÛK]
( Bir şeye ulaşma/yetişme. | Kavuşma. İLE [Sevgiliye] Kavuşma, birleşme, bitişme. | [tıp] İki örgenin birbirine yapışması. )
- VUSLAT ile ÜLFET
( Bir şeye ulaşma, yetişme. | [Sevgiliye] Kavuşma. İLE Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. )
( Vuslat, yâre, âşinâlıkla varmaktır. )
( MUVÂCEHE[Ar. < VECH]: Yüz yüze gelme. | Karşı, ön. )
- VUSLAT ile/ve ÜLFET ile/ve HİDÂYET
- VUSTÂ ile ...
( ORTA, ORTADA BULUNAN, ARADA OLAN, İÇ )
- VÜSUK[< VESÂK VE VİSÂK] ile ...
( BAĞLAR, RÂBITALAR | ANTLAŞMALAR, SÖZLEŞMELER | MUHKEMLİK, SAĞLAMLIK | İNANMA, GÜVENME )
- VÜSÛK[Ar.] ile VÜSUK[Ar. < VESAK/VİSÂK]
( İnanma, güvenme. | Sağlamlık, muhkemlik. İLE Bağlar, rabıtalar. | Antlaşmalar, sözleşmeler.[and içerek/yeminle] )
- VÜSÛK ile VÜSUK[Ar. < VESÂK/VİSÂK]
( İnanma, güvenme. | Sağlamlık. İLE Bağlar, ilişkiler. | Antlaşmalar, sözleşmeler. [yeminle] )
( Bir yazı ya da bir belgeyi düzenleyen kişi ya da makamın şüphe edilmeyecek derecede belirli olmasından doğan değer ve kuvvet. İLE ... )
- VUSÛL ve/||/<>/< USÛL
( Yöntem olmadan, kavuşma olmaz. / Usûlsüz, vusûl olmaz. )
- VUSUL[Ar. < VUṢŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> VARMA
- VUZÛ'[Ar.] ile VUZÛ'[Ar.] ile VUZÛH[Ar.]
( Abdest alma. İLE Nefsini alçaltma, hakir görme. İLE Açık ve belirli olma, anlaşılır olma. | Açıklık, aydınlık. | İfadede açıklık. )
- VUZÛH ile ...
- VUZUH ile VUZUHSUZ/LUK
- W BOZON ile/||/<> Z BOZON ile/||/<> HİGGS
( Zayıf çekirdek kuvvetini taşıyan, elektrik yüklü (artı ya da eksi) ağır parçacıktır; beta bozunumunda bir kuark türünü ötekine çevirir. @@ Zayıf kuvvetin yüksüz taşıyıcısıdır; yük değiştirmeden etkileşim sağlar, W ile birlikte elektrozayıf kuvveti kurar. @@ Higgs alanıyla etkileşim yoluyla öteki parçacıklara kütle kazandıran, spinsiz (skaler) bozondur; 2012'de CERN'de bulundu. İlk ikisi kuvvet taşır, üçüncüsü kütlenin kaynağıdır. )
( Formül: M_W = 80.4 GeV/c² )
- W/Z BOZONU ile/||/<> FOTON
( Zayıf kuvveti taşıyan ağır parçacıklardır (yaklaşık 80-90 GeV); kütleli oldukları için menzilleri çok kısadır. @@ Elektromanyetik kuvveti taşıyan kütlesiz parçacıktır; kütlesiz olduğundan menzili sonsuzdur. İlki ağır ve kısa menzilli, ikincisi kütlesiz ve sonsuz menzillidir; elektrozayıf kuramda ikisi ortak kökenden ayrışır. )
( Formül: Kısa menzil ~ sonsuz )
- WABP:
WERNICKE ve/||/<> ANGULER GIRUS ve/||/<> BROCHA ve/||/<> PREFRONTAL KORTEKS
- WADING BIRDS[İng.] ile/||/<> GRAVELOTS[Fr.] ile/||/<> CHARADRIIDAE, CHARADRIUS: YAĞMUR KUŞU[Lat.] ile/||/<> LÄUFER[Alm.] ile/||/<> YAĞMUR KUŞUGİLLER
( Kuşlar Aves sınıfının yağmur kuşları Charadriiformes takımının çamur koşarları Limicolae alt takımından ince bacaklı sivri kanatlı genellikle balıklarla beslenen türleri olan bir familya )
( WADING BIRDS )
( GRAVELOTS )
( LÄUFER )
( CHARADRIIDAE, CHARADRIUS: YAĞMUR KUŞU )
- WADSWORTH PRISM[İng.] / PRISME DE WADSWORTH[Fr.] / WADSWORTH-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= WADSWORTH PRİZMASI
- WAGE :/yerine MAAŞ, ÜCRET
- WAGON[İng.] ile/||/<> CHAR[Fr.] ile/||/<> WAGEN[Alm.] ile/||/<> ARABA
( Sirkin barınma ve çeşitli çalışma yerleri olarak kullanılan araba Arabalar bir yerden başka bir yere gitmede de kolaylık sapar Az araba araba arba araba arba arba arba arba arava Tar hariba Başındaki h sonradan türemiştir Alt abra Göçüşme sonunda oluşmuştur Eren TDAY 1953 167 urapa Farsça arāba a waggon a cart a wheel biçimi Türkçeden alınmıştır Kökeni karışıktır Bouvatya göre KSz 4 323 s not köken bakımından Türkçedir Arap yazısıyla ayın ile yazılmasına bir anlam verilemez Bouvatnın yazdığı gibi ﻉ ayın exclusivement semitique bir sestir Türkçede araba gibi ayınla yazılan birtakım örnekler vardır Türkçe ᶜalev gibi Doerfer Oriens 1819 390 de arabayı kesin olarak mit Sicherheit Türkçe bir söz olarak vermiştir Ancak daha sonra Doerfer UAJb 40 252 Farsçadan alındığını yazmıştır Son olarak da Arapçadan geçtiğini dile getirmiştir UAJb N F 2 243 Räsänenin haral pulluk ve para kızak biçimlerini araba ile birleştirmesi yanlıştır LTS 21 Ancak Räsänen sözlüğünde V 23a bu birleştirme üzerinde durmamıştır Dmitriev Stroj 511 arabayı Türk kökenli bir söz olarak değerlendirmiştir Ona göre 521522 Türk sözlükçülerinin ayınlı yazımını göz önüne alarak arabanın Arapçadan geldiği yolundaki gözlemleri inandırıcı olamaz Egorov ÊS 275 Arapça arabat biçiminden alındığını belirtmiştir Son olarak Clauson Sanglax arabanın Arapça ᶜarrādanın bozulmuş bir biçimi olduğunu bildirmiş daha sonra CAJ 10 165 arabanın Türkçede ayınla söylendiğini öne sürerek bu açıklamayı doğrulamaya çalışmıştır Clauson etimolojik sözlüğünde ED 638 s v kaŋlı de Arapça ᶜarrāda araba etimolojisini tekrarlamıştır Clauson Encylopedia of Islam l 1957 Doerfer TMEN 440 arabanın kökenine ilişkin belli başlı açıklamaları eleştiri süzgecinden geçirmiş Clausonun Arapça ᶜarrādadan geldiği yolundaki açıklamasına karşı çıkmıştır Özetle Doerfer arabanın kökeninin bilinmediğini sözlendirmiştir Ancak son olarak Türkçe arabanın Arapça arabadan geldiğini yazmıştır UAJb N F 2 143 Doerfer TLT 25 Podolsky Glossary 2 Sevortyan ÊSTJa 1974 164165 Arapça rubāᶜ dörtlü sözünden geldiği yolundaki açıklama halk etimolojisi örneğidir )
( WAGON )
( CHAR )
( WAGEN )
( ARABA[Az.]~ARABA[Tkm.]~ARBA[Nog.]~ARABA[Krg.]~ARBA[Tatk.]~ARBA[Bşk.]~ARBA[Kklp.]~ARBA[Kzk.]~ARAVA[Özb.]~ABRA[Alt.]~ABRA[Şor.]~URAPA[Çuv.] )
- WAGON[Fr.] ile/||/<> VAGON[Fr.]
( Yük ve yolcu taşımakta kullanılan lokomotifin çektiği demir yolu arabası Behçet Bey güya tavrı takibinden kimseye renk vermemek için hanımından evvel tramvay vagonuna girmeye lüzum gördü Ahmet Midhat Efendi V 321 Seyahat vagonundan sonra hemen bir marşandizin gelmesi gibi şaşırtıcı bir çabuklukla işe geçti Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur 65 İki vagon lazım Orhan Bey ciğim Peyami Safa Canan 63 Sevgilinin vagon penceresinde duran yüzünde kederin açtığı oyukları düşünün bir Adalet Ağaoğlu Ruh Üşümesi 31 Buz gibi vagonda gözlerimiz acıya acıya çenelerimiz paltolarımızın yakasına sokula sokula Ruşen Eşref Ünaydın Diyorlar Ki 33 Kocasını Yenice deki vagonda gazete resimlerine bakıyor görürdü Reşat Nuri Güntekin Eski Hastalık 14 Vagonlarda yer bulmak için günlerce yağmur altında karlar içinde kaldık Sami Paşazade Sezai Bütün Eserleri II 117 Köprünün üstünde uzun arada birinci mevki tramvay vagonlarından akseden kırmızı renkli parıltılı bir hat meydana getiriyordu Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya 429 Tam vagonun basamaklarına ayağıma atarken yanıma birkaç kişi sakladı Necip Fazıl Kısakürek Cinnet Mustatili 104 Pamuğu tütünü vagona yükleyin lambayla kumaşı vagondan indirin orada ceplerinizi doldurun Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları 59 Vagonun pencerelerinde çizik çizik kıvılcımlar Attila İlhan Kurtlar Sofrası 472 Şimendifer oyununda vagonluk eden otuz çocuğa ak sakallı lokomotif olurdu Halikarnas Balıkçısı Ötelerin Çocuğu 28 Bir kara vagona tıktılar bizi Sevinç Çokum Ağustos Başağı 12 Kellesini ben kesip kara vagonlara dolduracağım Yaşar Kemal İnce Memed 2 247 Ekonomik politika lokomotifinin arkasına tirenin öbür vagonları bağlanmıştı Aziz Nesin Çuvala Doldurulmuş Kediler 23 Trenin üçüncü mevki vagonlarından birinin penceresi indirildi Sabahattin Ali Arabalar Beş Kuruşa 36 Beş vagon almak istiyormuş Memduh Şevket Esendal Ayaşlı ile Kiracıları 57 Tanımadığım bir sürü insanla bir vagonda bütün bir gece geçirmek düşüncesi dünden beri nasıl tedirgin ediyor beni Tomris Uyar Gündökümü 39 Geçenlerde Ankara dönüşü yemekli vagonda karşımda oturan genç Füruzan Kırk Yedililer 214 Hatta bazı vagonlar dallar ve çiçekle donatılmıştı Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 95 Sen geçip giden görüntüleri vagonun penceresinden görüntülemeye çalışacaksın Ferit Edgü Seyir Sözcükleri 55 Kara vagonların önüne bir sürü Yunan askeri dizilmişti Oğuz Özdeş Vatan Borcu 25 Yaratılışının gereğince tam özgür kalabilmek lüzumsuz yükümler altına girmemek vagonsuz bir lokomotif gibi rahatça manevra yapabilmek için Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 155 Beyaz sakallı arkası kamburlaşmış bir iki ihtiyar bir ellerinde çubuk bir ellerinde ayakkabıları şaşkın rahatsız vagona gidip geliyorlardı Halide Edip Adıvar Dağa Çıkan Kurt 87 O gün birden bire Ankara dan bir vagonu çeken bir lokomotif bütün süratiyle geldi Yahya Kemal Eğil Dağlar 294 Hayvanların taşındığı davar vagonlarına kadın erkek çoluk çocuk tıkış tıkış bindirilmişler Ayşe Kulin Sevdalinka 201 Kimimiz biletçiliği sever güya elde zımba vagonlara girerek yolcuların biletlerini sorar keserdi Refik Halid Karay Bir Ömür Boyunca 97 Trenlerin posta vagonlarında geçiyordu ömrü istasyonlarda koli dağıtıyordu Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı 23 )
- WAIDNER-BURGESS STANDARD[İng.] / ÉTALON WAIDNER-BURGESS[Fr.] / WAIDNER-BURGESS-STANDARD[Alm.] ile/değil/yerine/= WAİDNER-BURGESS ÖLÇÜNÜ/STANDARDI
- WAIST TIED[İng.] ile/||/<> BEL BAĞI
( Sığırları yatırmak için iki metre kadar uzunluktaki ipin bel bölgesi açlık çukurluğu ve karın altından dolaştırılarak sol açlık çukurluğu hizasında uçları çaprazlandırılıp iyice sıkıldıktan sonra düğümlenmesiyle gerçekleştirilen bağ )
( WAIST TIED )
- WALACHIAN[İng.] ile/||/<> VALACHIEN[Fr.] ile/||/<> WLACH[Alm.] ile/||/<> ULAH[ROM.]
( Eflak ülkesi halkına Osmanlıların verdikleri ad )
( WALACHIAN )
( VALACHIEN )
( WLACH )
- [not] WALKING IN, TO DRAG ALONG THE FOOT vs. WALKING IN, NOT TO DRAG ALONG THE FOOT
- WALL NEWSPAPER[İng.] ile/||/<> JOURNAL MURAL[Fr.] ile/||/<> DUVAR GAZETESİ | ÇOCUK GAZETESİ
( Ya tüm okul ya da belli bir sınıf için hazırlanan öğrenci yazıları ile resimlerini kapsayan ve belli zamanlarda sınıfın ya da okulun uygun bir köşesinde duvara asılarak öğrencilerin yararına sunulan gazete çocuk gazetesi )
( WALL NEWSPAPER )
( JOURNAL MURAL )
- WALL PAPER[İng.] ile/||/<> TAPETE[Alm.] ile/||/<> DUVAR KÂĞIDI
( Dekor ve döşem için kullanılan resimli ya da resimsiz kâğıt )
( WALL PAPER )
( TAPETE )
- WALL :/yerine DUVAR
- WALL-PAINTING[İng.] ile/||/<> PEINTURE MURAL, PANNEAU[Fr.] ile/||/<> WANDMALEREI[Alm.] ile/||/<> DUVAR RESMİ
( Resim 1 Duvar yüzeyi üzerine mumluboya suluboya yağlıboya mozaik ya da kazıma resim gibi tekniklerle yapılan resim 2 Genellikle bir duvarı örtecek büyüklükteki bez ya da kontraplak üzerine yapılmış resim )
( WALL-PAINTING )
( PEINTURE MURAL, PANNEAU )
( WANDMALEREI )
- WALTER BENJAMIN ile/ve/||/<> FREUD
( Benjamin, Freud'un yazı ve kitaplarının iyi bir okuyucusudur. )
- WAN/WIDE AREA NETWORK[İng.] ile/değil/yerine/= GENİŞ ALAN AĞI
- WANNER OPTICAL PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE OPTIQUE DE WANNER[Fr.] / WANNER-OPTISCHES PYROMETER, WANNER-TEILSTRAHLUNGSPYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= WANNER OPTİK PİROMETRESİ
- WAR :/yerine SAVAŞ
- WAREHOUSE, DEPOT, STARE[İng.] ile/||/<> ANTREPO | ARDİYE[Ar. < ARZİYYE]
( antrepo Transit ticarette gümrük vergisine konu olup henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu gerektiğinde küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binaları yakınında bulunan kamu veya özel kesimce işletilen bir tür depo genel antrepo özel antrepo )
- WARM :/yerine SICAK
- WARNING :/yerine UYARI
- WASTE vs. EXCESS
- WASTE vs. GARBAGE
- WASTE vs. WAIST
- WASTE :/yerine İSRAF, ATIK
- WATCH vs. WATCH
- WATCH :/yerine İZLEMEK, SAAT
- WATCHMAN, GUARD[İng.] ile/||/<> KOLCU
( 1 Dışsatım veya transit işlemlerinde eşyanın araca yüklenmesi ve araçtan boşaltılmasında gözetimci olarak görev yapan kişi 2 eski dil Hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse )
( WATCHMAN, GUARD )
- WATER CYCLE[İng.] ile/değil/yerine/= SU DÖNGÜSÜ
( Dünyadaki suların karalar, okyanuslar ve atmosfer arasındaki dolanımı, döngüsü. Okyanuslardaki su buharlaşarak atmosfere geçer ve burada bulutlar oluşturabilir. Bu suyun büyük bir bölümü yağmur halinde tekrardan okyanuslara geri döner, ancak bir kısmı da karalara düşer. Karalara inen suyun bir bölümü bitkilerde "terleme" olayı ile atmosfere döner; bir bölümü nehirlere karışarak okyanusa ulaşır. Bir bölümü ise yeraltı sularına katılarak sonunda yine denize, nehire ya da bir göle ulaşır; bazıları da nehirleri, göllerin yüzeylerinden buharlaşarak atmosfere çıkar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WATER vs. HOT WATER
- WATER PRODUCTS[İng.] ile/||/<> SU ÜRÜNLERİ
( Denizler iç sular ve yapay olarak yapılmış havuz baraj gölet dalyan ve balıkçılık tesislerinde doğal veya yapay olarak üretilen ve yetiştirilen balıklar yumuşakçalar kabuklular memeliler sürüngenler süngerler ve su bitkileri gibi canlılarla bunlardan elde edilen ürünler )
( WATER PRODUCTS )
- WATER REGION[İng.] ile/||/<> SULAK ALAN
( Sözleşmenin amacı bakımından doğal veya yapay devamlı veya geçici suları durgun veya akıntılı acı tatlı veya tuzlu denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan bütün sular bataklık sazlık ve turbalıklar )
( WATER REGION )
- WATER SOFTENER[İng.] ile/||/<> ADOUCISSANT[Fr.] ile/||/<> ENTHÄRTUNGSMITTEL[Alm.] ile/||/<> YUMUŞATICI
( 1 Sertlik veren toprak alkali metalleri tutularak suyu yumuşatmaya yarayan özdek 2 Suyu yumuşatma işleminin yapıldığı aygıt )
( WATER SOFTENER )
( ADOUCISSANT )
( ENTHÄRTUNGSMITTEL )
- WATER SPLITTING ile/||/<> N2 REDUCTION ile/||/<> CO2 TO FUEL
( Sürdürülebilir enerji reaksiyonları. )
( Formül: 2H₂O → 2H₂ + O₂ )
- WATER :/yerine SU
- WATERFALL[İng.] ile/||/<> CHUTE D'EAU[Fr.] ile/||/<> WASSERFALL[Alm.] ile/||/<> ÇAĞLAYAN | BÜYÜK ÇAĞLAYAN
( Akarsuların yataklarındaki eğim kesikliklerinde oluşan doğal su düşüşü büyük çağlayan )
( WATERFALL )
( CHUTE D'EAU )
( WASSERFALL )
- WAVE :/yerine DALGA, EL SALLAMAK
- WAX MOTH[İng.] ile/||/<> TEİGNE DE LA CİRE[Fr.] ile/||/<> GALLERIA MELLONELLA[Lat.] ile/||/<> WACHSMOTTE[Alm.] ile/||/<> PETEK GÜVESİ
( Yumurtalarını kovan çevresindeki mum kırıntılarına bırakarak peteklerin kurtlanmasına yol açan ve özellikle bilgisiz arıcılığın en büyük düşmanlarından biri sayılan gececi kelebek arı güvesi mum güvesi bal güvesi )
( WAX MOTH )
( TEIGNE DE LA CIRE )
( WACHSMOTTE )
( GALLERIA MELLONELLA )
- WAXING MACHINE[İng.] ile/||/<> MACHINE À CIRER[Fr.] ile/||/<> PARAFFINIERMASCHINE[Alm.] ile/||/<> MUMLAYICI
( Sinema Filmleri mumlamakta kullanılan aygıt )
( WAXING MACHINE )
( MACHINE À CIRER )
( PARAFFINIERMASCHINE )
- WAYBILL, LETTER OF CARRIAGE, SHIPPING PAPER[İng.] ile/||/<> İRSALİYE[Ar. < İRSÂLİYYE]
( Alım ve satımlarda malı gönderirken mal çıkışlarını veya taşıma sürecinde oluşabilecek hasarları tam olarak belirlemek ve mali durum açısından malın cinsini miktarını ve değerini göstermek amacıyla düzenlenen ticari fatura niteliğindeki belge )
( WAYBILL, LETTER OF CARRIAGE, SHIPPING PAPER )
- WBAN/WIRELESS BODY AREA NETWORK[İng.] ile/değil/yerine/= KABLOSUZ GÖVDE ALAN AĞI
- WCD/WEARABLE CLINICAL DEVICE[İng.] ile/değil/yerine/= GİYİLEBİLİR TIBBİ AYGIT
- WEAK :/yerine ZAYIF
- WEAPON :/yerine SİLAH
- WEAR vs. DRESS vs. PUT ON
- WEATHER FORECAST, WEATHER PROGNOSE[İng.] ile/||/<> PRÉVISION DU TEMPS[Fr.] ile/||/<> WETTERVORHERSAGE, WETTERPROGNOSE[Alm.] ile/||/<> HAVA TAHMİNİ
( Yakın gelecek için havanın nasıl olacağını bulma )
( WEATHER FORECAST, WEATHER PROGNOSE )
( PRÉVISION DU TEMPS )
( WETTERVORHERSAGE, WETTERPROGNOSE )
- WEATHER REPON (FORECAST)[İng.] ile/||/<> PRÉVISIONS MÉTÉOROLOGIQUES, BULLETINE MÉTÉOROLOGIQUE[Fr.] ile/||/<> WETTERBERICHT, WETTERVORHERSAGE[Alm.] ile/||/<> HAVA DURUMU
( TV Belirli bir süre içinde havanın nasıl olacağını belirten izlence hava yazanaklarının okunduğu yayın )
( WEATHER REPON (FORECAST) | WEATHER FORECAST, WEATHER PROGNOSE )
( PRÉVISIONS MÉTÉOROLOGIQUES, BULLETINE MÉTÉOROLOGIQUE | PRÉVISION DU TEMPS )
( WETTERBERICHT, WETTERVORHERSAGE | WETTERVORHERSAGE, WETTERPROGNOSE )
( PREVISIONI DEL TEMPO )
( ΔΕΛΤΊΟ ΚΑΙΡΟΎ / δελτίο καιρού )
- WEB[İng.] ile/||/<> TOILE[Fr.] ile/||/<> SPINNENGEWEBE[Alm.] ile/||/<> ÖRÜMCEK AĞI
( Örümcekler tarafından özel ince iplikten örülen yuva )
( WEB )
( TOILE )
( SPINNENGEWEBE )
- WEBER KATSAYILARI'NDA:
GÖRME/PARLAKLIK ile/ve KİNESTEZİ ile/ve ACI [ısıyla ortaya çıkan] ile/ve İŞİTME [orta frekanslar] ile/ve BASINÇ [deri] ile/ve KOKU ile/ve TAD [tuz]
( 1/60 ile/ve 1/50 ile/ve 1/30 ile/ve 1/10 ile/ve 1/7 ile/ve 1/4 ile/ve 1/3 )
- WEBER'S NUMBERS[İng.] / WEBER-ZAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= WEBER SAYILARI
- NOMBRE DE WEBER[Fr.] ile/değil/yerine/= WEBER SAYISI
- WEBER[İng.] / WEBER[Fr.] / WEBER[Alm.] ile/değil/yerine/= WEBER
- WEBINAR[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEVRİM İÇİ TOPLANTI, SANAL SUNUM
- WEDDING :/yerine DÜĞÜN
- WEEK :/yerine HAFTA
- WEEKEND :/yerine HAFTA SONU
- WEIGH vs. WEIGHT
- WEIGH :/yerine TARTMAK, AĞIRLIĞINDA OLMAK
- WEISS THEORY[İng.] / THÉORIE DE WEISS[Fr.] / WEISS-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= WEİSS KURAMI
- WEISS MAGNETON[İng.] / MAGNÉTON DE WEISS[Fr.] / WEISS-MAGNETON[Alm.] ile/değil/yerine/= WEİSS MANYETONU/MAGNETONU
- WEISS MOLECULAR FIELD[İng.] / CHAMP MOLÉCULAIRE DE WEISS[Fr.] / WEISS-MOLEKULARFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= WEİSS MOLEKÜLER ALANI
- WEISS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE WEISS[Fr.] / WEISS-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= WEİSS SABİTİ
- WELDED[İng.] ile/||/<> SOUDÉ[Fr.] ile/||/<> GESCHWEISST[Alm.] ile/||/<> KAYNAKLI
( Kaynak yapılmış olan )
( WELDED )
( SOUDÉ )
( GESCHWEISST )
- WELDER/WELDED[İng.] ile/değil/yerine/= SOUDEUR/SOUDÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SCHWEISSER/GESCHWEISST[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAK
( Işık, elektromagnetik dalga gibi erke türlerini üretip dışarı salan cisim ya da yer. @@ Yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıktığı yer. @@ Metal parçalarını ısı etkisi ile eriterek birbirlerine yapıştırma. @@ Yığın iletişiminde bilgi ve iletiler üreten ve bunları iletişim araçlarıyla alıcıya ileten odak. @@ Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer. @@ (fizik, jeoloji, coğrafya) @@ @@ Üretim sürecinde kullanılan üretim faktörlerine verilen genel ad. @@ İki metalin birbirine kaynatıldığı bölge. @@ (...) @@ )
- WELFARE[İng.] ile/||/<> GÖNENÇ | REFAH[Ar. < REFÂH]
( gönenç Bolluk rahat ve varlık içinde bir yaşam sürdürme )
- WELFARE :/yerine REFAH
- WELL WATER[İng.] ile/||/<> KUYU SUYU
( Yer altı su tabakasına çeşitli yollarla ulaşılarak elde edilmiş su )
( WELL WATER )
- WERNER BAND[İng.] / BANDE DE WERNER[Fr.] / WERNER-BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= WERNER BANDI
- WERNER ile/||/<> CRYSTAL FIELD ile/||/<> LIGAND FIELD ile/||/<> MO
( Metal kompleks bağlanma modelleri. )
( Formül: Δo = 10Dq )
- WERNICKE ile/||/<> BROCA ile/||/<> HİPPOKAMPUS
( Özelleşmiş beyin alanları. )
( Formül: Sol hemisfer (dil) )
- WET :/yerine ISLAK
- WETTING WATER[İng.] ile/||/<> ISLATMA SUYU
( Bazı maddelerin çeşitli amaçlarla işlenmesinde kullanıldıktan sonra değişik yöntemlerle ayrılan ve çozünmüş besin maddeleri içeren sıvı )
( WETTING WATER )
- WEYL FERMİYON ile/||/<> DİRAC FERMİYON
( Weyl fermiyon kütlesiz ve tek kirallıkken İLE Dirac fermiyon kütleli ve çift kiraldir )
( Formül: m = 0 İLE P_L/R )
( Paul Dirac tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- WHAT (IS) THIS? vs./and WHAT WORTH OF THIS?
( Child question. vs./AND Adult question. )
- WHATEVER :/yerine HER NEYSE, NE OLURSA
- WHEAT SMUT[İng.] ile/||/<> CARIE DU BLÉ[Fr.] ile/||/<> TILLETIA TRITICI[Lat.] ile/||/<> STEINBRAND[Alm.] ile/||/<> BUĞDAY SÜRMESİ
( Buğday başaklarına tebelleş olan ilkel mantar bu mantardan ileri gelen hastalık )
( WHEAT SMUT )
( CARIE DU BLÉ )
( STEINBRAND )
( TILLETIA TRITICI )
- WHEEL :/yerine TEKERLEK
- WHEN YOU ARE YOUNG:
WORK TO LEARN but NOT TO EARN
( Gençken, öğrenmeye çalış. Para kazanmaya değil! )
- WHEN :/yerine NE ZAMAN
- WHENEVER :/yerine NE ZAMAN OLURSA
- WHERE? vs. UNTIL WHERE?
- WHERE :/yerine NEREDE
- WHICH THE FIRE BURNS INSIDE vs. WHICH THE FIRE BURNS OUTSIDE
- WHICH :/yerine HANGİ
- WHILE :/yerine İKEN
- WHIP[İng.] ile/||/<> FONET[Fr.] ile/||/<> PEITSCHE[Alm.] ile/||/<> KIRBAÇ
( Hayvanları eğitmede ve onlara buyruk vermede kullanılan vurma aracı Az gırbac gırmac kamçı Azeri ağızlarında gırmanc olarak da geçer Bu biçimdeki n sonradan türemiştir Azeri ağızlarında kullanılan gımçal biçimi ses bakımından tartışmaya açıktır Türkçe kır kökünden maç ekiyle yapıldığı anlaşılıyor kır maç Türkçede kırmaç biçimi kırbaça çevrilmiştir Ancak Azeri alanında gırbac yanında gırmac biçimi de kullanılır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir grbáč Srp kòrbač krbač Arn kërbác Rum gîrbáci Macarca korbács da Türkçeden alınmıştır Bunlardan başka Rusça karbač Almanca Karbatsche Fransızca courbache cravache gibi dillerde de kullanılır Diyalektlerde kırbaç yerine daha çok kamçı adı geçer kamçı )
( WHIP )
( FONET )
( PEITSCHE )
( GIRBAC[Az.]~GIRMAC[Az.] )
- WHIPWORM[İng.] ile/||/<> TRICHOCÉPHALE[Fr.] ile/||/<> PEITSCHENWURM[Alm.] ile/||/<> KIRBAÇ KURDU
( karşılık trihurus Trichurus Yuvarlakkurtlar Aschelminthes sınıfının iplikkurtları Nematodes takımından bir ilkelkurt cinsi Ön tarafı ince ve uzun bir kırbaç biçimindedir )
( WHIPWORM )
( TRICHOCÉPHALE )
( PEITSCHENWURM )
- WHITE ANTS[İng.] ile/||/<> ISOPTÈRES[Fr.] ile/||/<> ISOPTERA[Lat.] ile/||/<> WEISSE AMEISEN[Alm.] ile/||/<> AKKARINCALAR
( Ağız parçaları iyi gelişmiş olan ve inci dizisi görünüşünde duyargaları bulunan iri başlı ısırıcı böcekler topluluğu Tarım bitkilerinde kök örneğin patateste yumru kemirici olarak suçlanan türleri vardır )
( WHITE ANTS )
( ISOPTÈRES )
( WEISSE AMEISEN )
( ISOPTERA )
- WHITE BAIT[İng.] ile/||/<> AK YEM
( Genellikle uskumru kolyoz ve izmarit gibi dış görünüşü beyaz veya gümüşi olan yem olarak kullanılan balık parçaları )
( WHITE BAIT )
- WHITE FRONTED GOOSE[İng.] ile/||/<> OIE RIEUSE[Fr.] ile/||/<> ANSER ALBIFRONS[Lat.] ile/||/<> BLESSGANS[Alm.] ile/||/<> SAKARCA
( Kuşlar Aves sınıfının kazlar Anseriformes takımının ördekgiller Anatidae familyasından alnında beyaz bir şişkinlik ve vücudun alt kısmında siyah lekelerin bulunduğu Avrupa Balkanlar Mısır Orta Doğu ve Doğu Asyada bulunan ve yurdumuzun hemen her tarafında görülen bir tür Ak alınlı büyük kaz sakar hayvanların özellikle atların alınlarında bulunan ak leke küçük akıtma ca eki sakar meke ağızlarda çiğdem olarak da geçer )
( WHITE FRONTED GOOSE )
( OIE RIEUSE )
( BLESSGANS )
( ANSER ALBIFRONS )
- WHITE GRUB[İng.] ile/||/<> HANNETON FOULON[Fr.] ile/||/<> POLYPHYLLA FULLO[Lat.] ile/||/<> WALKER[Alm.] ile/||/<> MANAS
( Ergin evrede yaprakları kurtçuk evresinde kökleri oburca kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren kınkanatlı böcek kadılokması kıvrıkkurt )
( WHITE GRUB )
( HANNETON FOULON )
( WALKER )
( POLYPHYLLA FULLO )
- WHITE RUST[İng.] ile/||/<> ROUILLE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> ALBUGO CANDIDA[Lat.] ile/||/<> AKPAS
( Lahana turp şalgam karnabahar gibi bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen özellikle semizotlarını seven yosunumsu mantar )
( WHITE RUST )
( ROUILLE BLANCHE )
( ALBUGO CANDIDA )
- WHITE STORK[İng.] ile/||/<> CIGOGNE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> CICONIA CICONIA[Lat.] ile/||/<> WEISSTORCH, HAUSSTORCH[Alm.] ile/||/<> LEYLEK[Fars. < LEGLEG]
( Kuşlar Aves sınıfının leyleksiler Ciconiiformes takımının leylekgiller Ciconidae familyasından Kuzey Afrika Avrupa ve Güney Asyada yaşayan ilkbahar ve yaz aylarında bütün Türkiyede görülen orta yükseklikte seyrek ağaçlı tarla ve sulak alanlarda yaşayan bina ve ağaçlar üzerinde yuva kurarak kuluçkaya yatan kendi beyaz kanatları siyah ayakları kırmızı renkli göçmen bir tür Ak leylek )
( WHITE STORK )
( CIGOGNE BLANCHE )
( WEISSTORCH, HAUSSTORCH )
( CICONIA CICONIA )
(1996'dan beri)