Bugün[13 Temmuz 2026]
itibarı ile 64.937 başlık/FaRk ile birlikte,
64.937 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(215/261)


- SOREL'S CEMENT[İng.] / CIMENT DE MAGNÉSIE[Fr.] / SOREL ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SOREL ÇİMENTOSU


- SORGU HÂKİMİ ile/||/<> SORGU KUTUSU ile/||/<> SORGU SUAL ile/||/<> SORGU YARGICI ile/||/<> ÇAPRAZ SORGU

( Sormak işi Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu na göre sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı istintak )


- SORGU SUAL ile/değil/yerine/= SORGULAMA


- SORGU YARGICI ile/||/<> SORGU HÂKİMİ


- SORGU YARGIÇLIĞI ile/||/<> MÜSTANTİKLİK


- SORGU ile/||/<> SORGU

( INQUIRY | QUERY )


- SORGUÇÇU HAN ile SORGUÇÇULAR ÇARŞISI

( Bayezıd'ta, Kapalı Çarşı'nın güneyinde, Kalpakçılar Caddesi'ndedir. İLE Bayezıd'ta, Kapalı Çarşı'da, Bedesten yakınında bir çarşı. )


- SORGU/İFADE TUTANAĞI:
ŞÜPHELİDE ile/ve/değil/||/<>/> OLAYDA TARAF VARSA

( [Kayıt/evrak/zabıt] Şüpheli sıfatıyla düzenlenir.[Suç isnâd edilen kişinin verdiği açıklamadır/ifadedir.] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Bilgi alma" sıfatıyla düzenlenir. )

( Kolluk kuvvetleri tarafından. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Soruşturma savcısı tarafından alınır. )


- SORGULA!:
ELİNİ ve/||/<> DİLİNİ ve/||/<> YOLUNU ve/||/<>
GÜNÜNÜ ve/||/<> GÖNLÜNÜ ve/||/<> SONUNU

( Kazandıkça, bölüşemiyorsan. VE/||/<> Konuştukça, kırıcı oluyorsan. VE/||/<> Yürüdükçe, hedeften çıkıyorsan. VE/||/<> Günler/yıllar geçtikçe, yerinde sayıyorsan. VE/||/<> Sevildikçe, vefâsızlaşıyorsan. VE/||/<> Hangi durumda olursan ol! )


- SORGULAMA/İSTİCVAP[Ar. < İSTİCVĀB] ile/||/<> SORGU YARGICI/MÜSTANTİK[Ar. < MUSTANṬİḲ]


- SORGULAMA ile/ve/> DÜŞÜNCE/FİKİR AYRILIĞI


- SORGULAMA ile/ve YORUM ÇOKLUĞU(NA ULAŞMAK)


- SORGULAMAK ile/ve/||/<>/> ANLAMAK ile/ve/||/<>/> AŞMAK


- SORGULAMAK ile SORGULANMAK ile SORGULATMAK ile SORGUÇLANMAK ile SORGULANABİLMEK ile SORGULATABİLMEK ile SORGULAYABİLMEK ile SORGU ile SORGUN ile SORGUÇ ile SORGUSUZ ile SORGUÇLU ile SORGUÇSUZ ile SORGU SUAL ile SORGU HAKİMİ ile SORGU KUTUSU ile SORGU YARGICI ile SORGU YARGIÇLIĞI ile SORGUSUZ SUALSİZ


- SORGULAMAK ile SORGUYA ALMAK/ÇEKMEK


- SORİT[Fr. < Yun.] ile/değil/yerine/= ÇIKARIM

( Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım. )


- SORİTE[Fr. < SORITE] ile/değil/yerine/=/||/<> SORİT

( Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım )


- SÖRKIL[İng. < CIRCLE] ile/değil/yerine/= DÖNGÜ


- SORMAK ile "AÇMAK"

( TO ASK vs. "TO OPEN" )


- SORMAK ile HAKKINDA SOR ile İSTEMEK ile GECİKME İSTEMEK ile AF DİLE ile YARDIM İSTEMEK ile KREDİ İSTEMEK ile AF DİLE ile İZİN İSTE

( ASK vs. ASK ABOUT vs. ASK FOR vs. ASK FOR DELAY vs. ASK FOR FORGIVENESS vs. ASK FOR HELP vs. ASK FOR LOAN vs. ASK FORGIVENESS vs. ASK PERMISSION )

( طلب کردن ile تقاضا کردن ile سئوال کردن ile پرسش کردن ile مسئلت کردن ile پرسيدن ile تمنا کردن ile اجازه خواستن ile استدعا کردن ile استفسار کردن ile تقاضا نمودن ile تمنا داشتن ile سراغ گرفتن ile طلبيدن ile خواستار شدن ile خواستار بودن ile درخواست کردن ile استمهال طلبيدن ile استغفار طلبيدن ile طلب استعانت کردن ile وام خواستن ile آمرزش طلب کردن ile اذن خواستن ile رخصت خواستن )

( TALAB KARDAN ile TAQAZA KARDAN ile SOAL KARDAN ile PORSESH KARDAN ile MOSALAT KARDAN ile PORSYDAN ile TAMNA KARDAN ile EJAZEH KHASTAN ile ESTEDAA KARDAN ile ESTAFSAR KARDAN ile TAQAZA NEMUDAN ile TAMNA DASHTAN ile SARAGH GARAFTAN ile طلبيدن ile KHASTAR SHODAN ile KHASTAR BODAN ile DARKHAST KARDAN ile ESTMEHAL TALABYDAN ile ESTEGHAFAR TALABYDAN ile TALAB ESTEANT KARDAN ile VAM KHASTAN ile AMARZESH TALAB KARDAN ile EZN KHASTAN ile RAKHAST KHASTAN )


- SORMAK ile KULAK KABARTMAK


- SORMAK ile ÖNCE KENDİNE SORDUKTAN SONRA SORMAK

( Sadece sormuş olmak için soru sorulmaz! )

( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen/sormasan da olur. SÖYLEME/SORMA! )


- SORMAK ile/ve/değil/||/<>/< SESLİ DÜŞÜNMEK


- SORMAK ile/ve UTANMA(MA)K

( TO ASK vs./and (NOT) TO BE EMBARRASSED )


- SORMAQ[Azr.] = EMMEK[Tr.]


- SORMASINDAN BELİRLİ ile SORUŞ BİÇİMİNDEN BELİRLİ


- SORMAYAN ile/değil/yerine/>< SORAN

( Yaşam boyu ahmak ve aptal. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir dakikalığına, "birkaç kişi nezdinde" "aptal." )

( Ovada şaşmış. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dağları aşmış. )


- SORRY :/yerine ÜZGÜN, ÜZGÜNÜM


- ŞORT[İng. SHORT] ile TAYT[İng. TIGHT]

( Paçaları, dizlerin yukarısında olan kısa pantolon. İLE Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir pantolon türü. | Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giysi. )


- SORT :/yerine TÜR, ÇEŞİT


- SORTİ[Fr.] ile SORTİ[Fr.]

( Elektrik tesisatında, lamba ya da fiş konacak kolların her biri. İLE [askeriye] Çıkış. )


- SORTİE[Fr. < SORTIE] ile/değil/yerine/=/||/<> SORTİ

( Elektrik tesisatında lamba ya da fiş konacak kolların her biri çıkış )


- SORU CÜMLESİ ile/||/<> SORU EKİ ile/||/<> SORU İŞARETİ ile/||/<> SORU SIFATI ile/||/<> SORU ZAMİRİ ile/||/<> SORU ZARFI ile/||/<> GENSORU ile/||/<> SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ ile/||/<> YAZILI SORU ÖNERGESİ

( Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz ya da yazı istifham sual Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz ya da yazı sual )


- SORU ile/ve/değil/> "ENGEL"


- SORU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KATKI


- SORU ile/ve KUŞKU(/ŞÜPHE)

( QUESTION vs./and SUSPICION/DOUBT )


- SORU = QUESTION[İng.] = QUESTION[Fr.] = FRAGE[Alm.] = QUESTIONE[İt.] = CUESTIÓN[İsp.]


- SORU ile/<> SORU ZAMİRİ ile/<> SORU ZARFI


- SORU ile/ve/> SORUN ile/ve/> SORUNSAL

( Sorun olmadan/yoksa soru da olmaz/oluşmaz. )

( QUESTION and/> PROBLEM and/> PROBLEMATICAL )


- SORU ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> TUZAK SORU


- SORU ile/ve YANIT

( Peygamber, aracıdır. İLE/VE Aracısız ve doğrudan. )


- SORU ile/ve/<> YANIT

( Soru, yanıttan önce gelir. )

( Question comes before answer. )

( QUESTION vs./and ANSWER )


- SORU ile/ve YORUM

( Soru sorma biçimi, konuyu/nesneyi belirler. )

( QUESTION vs./and INTERPRETATION/COMMENT )


- SORULMAMIŞ/İSTENİLMEMİŞ ÖNERİ/TAVSİYE ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< MASKELİ AŞAĞILAMA


- SORUMAK ile SORULMAK ile SORUTMAK ile SORUŞMAK ile SORUMSUZLAŞMAK ile SORU ile SORUM ile SORUN ile SORUŞ ile SORUMLU/LUK ile SORUNLU/LUK ile SORU EKİ ile SORUMSUZ/LUK ile SORUNSAL/LIK ile SORUNSUZ/LUK ile SORU ZARFI ile SORUMSUZCA ile SORU SIFATI ile SORU ZAMİRİ ile SORU CÜMLESİ ile SORU İŞARETİ ile SORULU GÖRÜNÜM


- Sorumlu KONUŞ!!!


- SORUMLU/MESUL[Ar. < MESʾŪL] ile/||/<> SORUMLULUK/MESULİYET[Ar. < MESʾŪLİYYET]


- SORUMLU TUT(UL)MAK ile/ve/değil/yerine SORUMLU OLMAK


- SORUMLULUK DUYMAK ile/ve/||/<>/> SORUMLU OLMAK


- SORUMLULUK | SORUM ile/||/<> SORUŞTURMACILIK | SORUŞTURUCULUK


- SORUMLULUK:
TEK ile/ve/||/<> TOPLU


- SORUMLULUK ve/<> BAKIM


- SORUMLULUK ile/ve KARAR

( Kararlılık için duyarlılık ve tedbirlilik gerekir. )

( Olgun kişi, özellikle hareket içeren sorumluluklara olumlu bakar. )

( RESPONSIBILITY vs./and DECISION )


- SORUMLULUK ile SEVAP OLARAK (YAPMAK)


- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÖLELİK(RİKKİYET) ile/ve/||/<> İKRAH


- SORUMLULUKLARIN, KISMEN AZALDIĞI DURUMLAR:
KÜÇÜKLÜK ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> ÂDET GÖRME(HAYIZ)


- [ne yazık ki]
SORUMLULUKTAN KAÇMAK ile/ve/||/<>/< ÖZGÜRLÜĞÜ YADSIMAK


- SORUN

( PROBLEM )


- SORUN:
BİLGİSİZ OLMAK değil KENDİMİZİ BİLGİN SANMAK


- SORUN "ÇIKARMAK/ÇIKARAN" ile/ve/değil/||/<>/< SORUNU GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK/ÇIKARAN


- SORUN ...:
"ÇÖZÜMLENMEDİ" ile/değil ÇÖZÜLDÜ/ÇÖZÜL(E)MEDİ


- SORUN:
ENGEL ile/değil/yerine/>< BASAMAK

( Önümüze çıkana, "engel" dersek, takılıp düşebiliriz; "basamak" dersek bir basamak daha yükseliriz. )


- SORUN/SIKINTI:
FARKLI OLMAK/TA ile/ve/||/<>/ne yazık ki FARKINDA OLMAMAK/TA

( )


- (SORUN:
) "İNANMAK/İNANMAMAK" değil KAYITSIZLIK


- SORUN | PROBLEM/MESELE[Ar. < MESʾELE] ile/||/<> ZOR | ZORLUK | SORUN/MÜŞKÜL[Ar. < MUŞKİL]

( boğaz meselesi gönül meselesi ölüm kalım meselesi sorun Güç iş problem )


- SORUN:
(")SORUN(") değil SORUNA BAKIŞ AÇISI


- SORUN:
(")TEMİZLEMEKTE(") ile/ve/değil/||/<> TEMİZLEMEZSEN/K BULAŞMASINDA/YAYILMASINDA


- SORUN:
"YAP(A)MAMA" ile/ve/değil/||/<>/< BAŞLAYAMAMA


- SORUN YAŞAMAK ile ÇİLE ÇEKMEK


- SORUN ile/ve ÇÖZÜLMESİ GEREKEN

( Hiçbir sorun, o sorunu yaratan "bilinç düzeyi" ile çözülemez. )


- SORUN ile/ve/||/<> DAMLATAN MUSLUK


- SORUN ile/ve/değil DEĞERLENDİRME


- SORUN ile/ve EKSİKLİK

( PROBLEM vs./and DEFICIENCY )


- SORUN ile/değil/yerine FARK

( [not] PROBLEM vs./but DIFFERENCE
DIFFERENCE instead of PROBLEM )


- SORUN ve/||/<>/> HEDEF ve/||/<>/> ENGEL ve/||/<>/> GÜÇ KAYNAĞI


- SORUN ile/ve/değil/<> KAÇMA


- SORUN ile/ve/değil/yerine KONU

( Sorunumuzdan tümüyle haberdar olalım, ona her yönünden bakalım, onun, yaşamımızı nasıl etkilediğini gözlemleyelim. Sonra onu kendi haline bırakalım. )

( Hiçbir sorun tümüyle çözülemez, fakat siz onun geçerli olmadığı bir düzeye kendinizi çekebilirsiniz. )

( Sana bir yararı olmayacak sorun diye bir şey yoktur. )

( Yararlarına gereksinimin olduğu için sorunları ararsın. )

( [not] PROBLEM vs./and/but SUBJECT/TOPIC
SUBJECT/TOPIC instead of PROBLEM
Become fully aware of your problem, look at it from all sides, watch how it affects your life. Then leave it alone.
No problem is solved completely, but you can withdraw from it to a level on which it does not operate. )


- SORUN ile/ve/değil (KURAMSAL) DİL SORUN/LARI


- SORUN = MESELE = PROBLEM[İng., Alm.] = PROBLEME[Fr.] = PROBLEMA < PRO:ÖNE. BALLEIN:ATMAK[Yun.] = PROBLEMA[İsp.]


- SORUN ile/ve/değil ÖNCELİK

( [not] PROBLEM vs./and/but PRIORITY )


- SORUN ile SIKINTI

( Doğal olmayan yollarla sorun çözmek yerine onlara ayak uydurmak daha doğrudur. )

( PROBLEM/ISSUE vs. DISTRESS )


- SORUN ile/ve/=/||/<>/< "SONUÇ"


- SORUN ile/ve/||/<>/> SORU-N

( Çözülmesi gereken. İLE/VE/||/<>/> Sorabilirsiniz. )


- SORUN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< SORUNUN OLMAMASI SORUNU


- SORUN ile SORUNUN SONUCU

( PROBLEM vs. CONSEQUENCE/RESULT OF THE PROBLEM )


- SORUN" ile/değil/yerine/>< VERİ


- SORUN" ile/ve/değil/<> "YÜK"


- SORUNLAR:
"DARBE" ile/değil/yerine PÜRÜZ


- SORUN/LAR:
DİNLEMEMEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< DUYMAK FAKAT (DUYDUĞUNA) UYMAMAKTAN


- SORUNLAR SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK


- SORUNLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SORUNLARI TERK ETMEK


- SORUNLARA ODAKLANMAK ile/değil/yerine/>< OLASILIKLARA VE (ARA) ÇÖZÜMLERE ODAKLANIRSAK

( Daha çok sorun/umuz olur/oluşturur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha çok seçeneğimiz ve çözümümüz olur/oluşur. )


- SORUNLARDAN RAHATSIZ OLMAMAK/SORUNLARLA BAŞ ETMEK:
(AYRINTILARDA ...)
BİLGİSİZLİKLE/BİLİNÇSİZLİKLE ile/değil/yerine/>/>< BİLGİYLE/BİLİNÇLE


- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK


- [NE YAZIK Kİ]
SORUNLARI ...:
ARTIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< TIRMANDIRMAK


- SORUNLARI:
AŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ASKIYA ALMAK


- SORU(N)LARI:
ÇÖZMEK ile/ve/||/<>/> AŞMAK


- SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK


- SORUNLARI:
SORUN OLARAK KONUŞMAK ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK

( [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS
TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS instead of TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS )


- SORUN(LAR)LA:
"BAŞ BAŞA OLMAK" değil YÜZ YÜZE OLMAK


- DURUM/RESİM:
SORUNLU ile/ve/değil/||/<>/< SORUNLULARIN


- SORUN/LU ile RİSK/Lİ

( PROBLEM vs. RISK/Y )


- [SORUNSAL]
AKLIN:
NEYİ BİLİP ile/ve/||/<> NEYİ BİLEMEYECEĞİ

( IMMANUEL KANT )


- Sorunu KONUŞ!!!


- SORUNU YOK ETMEK değil/yerine SORUNU YÖNETMEK


- [ne yazık ki]
SORUNU ÇÖZMEYE:
NİYETİNİN OLMAMASI ile/ve/değil/||/<> KARARLILIK GÖSTERMEMEK


- SORUP SORUŞTURMAK


- SORUŞTURMADA:
GİZLİLİK ile/ve/||/<> KISITLILIK

( Ancak ve sadece ilk 24 saat için uygulanabilir.[Sulh ceza mahkemesi tarafından verilir. İtiraz da yine bu mahkemeye yapılabilir.][Savcı ya da kollu kuvvet tarafından da alınabilmektedir.][Şüpheli, avukat da dahil olmak üzere hiçkimseyle görüştürülmez.][Hakkında herhangi bir belge/evrak almak olanaklı değildir.] İLE/VE/||/<>/> Soruşturmanın sağlığı açısından, bilgi/belge/verilerin, kişilerin eline geçmemesi için Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir.[Soruşturma aşamasından iddianamenin hazırlanıp mahkemece kabul edilip duruşma tarihi verildikten sonra kalkar.][Avukatlar, gizlilik kararı olan dosyalarda şüphelinin tüm araştırma raporları/tutanakları, belgeleri ve imzalı beyanlarını bu süreçte alabilir.][Gizlilik kararı, iddianame hazırlandıktan sonra (re'sen) kalkar.] )


- SORU-YORUM ile/ve YORUM-SORU

( QUESTION-COMMENT vs./and COMMENT-QUESTION )


- SOS/SAUCE[Fr. < SAUCE] ile/||/<> TARATOR/TARATOR[Yun. < ] ile/||/<> MARİNAT/MARİNADE[Fr. < MARINADE] ile/||/<> MARİNE/MARİNE[Fr. < MARINÉ]

( beşamel sos daldırma sos dip sos kahvaltılık sos Napoliten sos barbekü sosu fesleğen sosu pesto sosu soya sosu Kıvam renk ve lezzet vermek amacıyla yiyecekler hazırlanırken içine konulan ya da servisi sırasında üzerine dökülen domates sarımsak süt çikolata baharat vb malzemelerle yapılabilen sıvı kıvamlı karışım )


- ŞOSE[Fr. CHAUSSEE] ile ŞOSET[Fr. CHAUSETTE ]

( Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol. İLE Kısa çorap. )


- ŞOSE ile ŞOSET


- ŞOSET[Fr. < CHAUSETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> SOKET ÇORAP


- SOSİS ile SOSİS YAKA


- SOSTA[İt. < SOSTA] ile/değil/yerine/=/||/<> SUSTA

( Köpeğin arka ayakları üzerinde durması )


- SOSYAL HAYAT | SOSYAL YAŞAM ile/||/<> SOSYAL ETKİNLİK | SOSYAL FAALİYET ile/||/<> SOSYAL TABAKA | SOSYAL SINIF | TOPLUMSAL TABAKA


- SOSYAL MEDYA (5C):
KONUŞMA/SÖYLEŞİ ve/+/||/<>/> ORTAKLIK ve/+/||/<>/> YORUM ve/+/||/<>/> İŞBİRLİĞİ ve/+/||/<>/> KATKI

( 5C: CONVERSATION and/+/||/<>/> COMMUNITY and/+/||/<>/> and/+/||/<>/> COMMENTING and/+/||/<>/> CONTRIBUTION and/+/||/<>/> COLLABORATION )


- SOSYAL TESİSLER PARK ALANI :

( Kilyos Mahallesinde olup 3.869,20 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 1.529,73 m²'lik yeşil alanı, 187,68 m²'lik çocuk oyun alanı, 244,72 m²'lik spor alanı ve 12 m²'lik bir tesis bulunmaktadır. )


- SOSYOBİYOLOJİ ile ETOLOJİ

( Sosyal davranışların evrimsel kökenlerini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, hayvanların sosyal davranışları ve evrimsel adaptasyonları araştırılmaktadır. )


- SOTTO[İt. < SOTTO] ile/değil/yerine/=/||/<> SOTA

( Uygun elverişli yer )


- SOUDE[Fr. < SOUDE] ile/değil/yerine/=/||/<> SUT

( Eskiden bazı bitkilerden bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı )


- SOUFFLÉ[Fr.] ile/||/<> SUFLE[Fr.]

( 1 Sahnedeki oyunculara izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü ya da cümleyi hatırlatma Suflör her gün prova ve temsillerde lazım gelen librettoları kütüphaneden alıp şarkı söylemeksizin sufle etmekle mükelleftir Selim İleri Saz Caz Düğün Varyete 321 2 Un şeker yumurta vb maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı )


- SOUFFLEE[Fr. < SOUFFLEÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> SUFLE

( Un şeker yumurta çikolata süt ve tereyağının muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan dışı kek kıvamında içi akışkan bir tür tatlı )


- SOUFFLER[Fr. < SOUFFLER] ile/değil/yerine/=/||/<> SUFLE

( patates sufle Sahnedeki oyunculara izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü ya da cümleyi hatırlatma )


- SOUND MAN/PHONETICS[İng.] ile/değil/yerine/= PRENEUR DE SON, SONDEUR/PHONÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TONASSISTENT/PHONETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SESÇI

( Sinema/TV. Ses aygıtıyla sinema ya da televizyon için ses saptayan uygulaman. )


- SOUND vs. SILENCE


- SOUND :/yerine SES


- SOUP :/yerine ÇORBA


- SOUPAPE[Fr. < SOUPAPE] ile/değil/yerine/=/||/<> SUPAP

( emniyet supabı Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak sibop Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem sibop )


- SOUPEANGLAİSE[Fr. < SOUPE-ANGLAISE] ile/değil/yerine/=/||/<> SUPANGLE

( Süt ve kakao ile hazırlanan yarı katı yarı sıvı bir kıvama sahip bir çeşit tatlı sup )


- SOUSMAİN[Fr. < SOUS-MAIN] ile/değil/yerine/=/||/<> SÜMEN

( Üzerinde yazı yazmaya arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık )


- SOUSPİED[Fr. < SOUS-PIED] ile/değil/yerine/=/||/<> SUBYE

( Ayağın altından geçen tozluğa ya da pantolon paçalarına bağlanan deriden kumaş vb nden şerit )


- SOUTACHE[Fr. < SOUTACHE] ile/değil/yerine/=/||/<> SUTAŞ

( Bazı giysilerin yaka kol cep vb yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit su II suyolu )


- SOUTH ANATOLIAN RED CATTLE[İng.] ile/||/<> GAK

( Güney Anadolu Kırmızısı sığırı )

( SOUTH ANATOLIAN RED CATTLE )


- SOUTH WIND[İng.] ile/||/<> KIBLE[Ar. < KİBLE]

( Güneyden esen rüzgâr )

( SOUTH WIND )


- SOUTH :/yerine GÜNEY


- ŞÖVALE[Fr. < CHEVALET] ile/değil/yerine/=/||/<> RESSAM SEHPASI (ŞÖVALE RESMİ)


- ŞÖVALYELER'DE:
TAPINAK ŞÖVALYELERİ ile/ve TÖTON ŞÖVALYELERİ ile/ve ST. JEAN/HOSPİTALER ŞÖVALYELERİ

( KÜRESEL MEDENİYET - TEOMAN DURALI - DERGÂH YAY. )


- ŞÖVALYE/LİK ile ŞÖVALYECE ile ŞÖVALYE RUHLU ile ŞÖVALYE YÜZÜĞÜ


- SOVAN değil SOĞAN


- SÖVEBİLMEK ile SÖVE ile SÖVEN


- SÖVEN ile/değil/yerine/></< SEVEN


- ŞOVEN[Fr. < CHAUVIN] ile/||/<> ŞOVENİZM[Fr. < CHAUVINISME]

( Şovenizmden yana olan kimse görüş vb )


- SOVEREIGN, RULER[İng.] ile/değil/yerine/= SOUVERAIN/NULLITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= HERRSCHER/NULL[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜKÜM

( Padişah divanından padişah adına çıkan karar. @@ bk. vargı. @@ bk. yargı. )


- SOVEREIGN, RULER[İng.] ile/||/<> SOUVERAIN[Fr.] ile/||/<> HERRSCHER[Alm.] ile/||/<> HÜKÜMDAR[Ar. < HUKM + FARS. < -DÂR]

( Taht sahibi devlet başkanı )

( SOVEREIGN, RULER )

( SOUVERAIN )

( HERRSCHER )


- SÖVGÜ ile SÖVGÜCÜ/LÜK


- SÖVME ile/||/<> KÜFRETME ile/||/<> KÜFREDİŞ


- Sövmeden, küfürsüz KONUŞ!!!


- [ne yazık ki]
SÖVMEK ile/ve/||/<>/> DÖVMEK


- ŞOVMEN[İng. < SHOWMAN] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖSTERİ ADAMI


- SÖVÜLMEK ile SÖVÜŞMEK ile SÖVÜŞ ile SÖVÜCÜ/LÜK


- SOY ADI/SOYADI değil/yerine SON ADI/SONADI, EK ADI/EKADI, İKİNCİ/İKİNCİL ADI

( Kişinin/kişinin, "soy adı" diye tanımlanmış/kullanılan sözcük, kişinin "soy"unu değil kişinin aynı ada sahip olduğu/olabileceği tek(/ilk/birinci) adına, takma ad[meslek,özellik vs.] vermek yerine belirli, kayıt altına alınan/alınacak bir ek/ikinci adla tanımak/tanımlamak üzere kullanılmıştır. )


- SOY FLOUR[İng.] ile/||/<> SOYA UNU

( Ayıklanmış özürsüz temizlenmiş ve kabuğu soyulmuş soya tohumlarından mekanik ya da çözücü özütleme işlemiyle yağın çoğu alındıktan sonra öğütülerek ince pudra durumuna getirilmiş en çok 4 ham selüloz içeren ürün )

( SOY FLOUR )


- NOBLE GAS[İng.] / GAZ-NOBLE, GAZ INERTES[Fr.] / EDELGASE, INERTGASE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOY GAZ


- NOBLE METAL[İng.] / MÉTAUX NOBLE[Fr.] / EDELMETALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOY METAL


- SOY SOP ile/||/<> CİNS CİBİLLİYET ile/||/<> HASEP NESEP


- SOY ile SOYA ile SOY SOP ile SOY İSMİ ile SOY OLUŞ ile SOYA ETİ ile SOYA UNU ile SOYA LORU ile SOYA SÜTÜ ile SOYA YAĞI ile SOY GAZLAR ile SOY KÜTÜĞÜ ile SOY YAPISI ile SOYA ÇEKİM ile SOYA FİLİZİ ile SOYA FASULYESİ


- SOY ile "SOYLU"

( Adamın biri, Sokrat'ı, soy üzerinden aşağılamaya çalışınca, Sokrat şöyle dedi: "Senin soyun sende bitti, benimki ise benden başlar". )

( ANCESTRY vs. "NOBLE" )


- SOYA BEAN OIL[İng.] / HUILE DE SOYA[Fr.] / SOJABOHNENÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= SOYA FASULYESİ YAĞI


- SOYA FASULYESİ ile/ve/||/<> HURMA YAĞI ile/ve/||/<> OKALİPTUS

( )

( Belgeselde altı çizilen bazı önemli(öncelikli) bilgi ve başlıklar...

- Yeryüzünde, her dört kişiden biri[1.5 milyar kişi], 6.000 yıl öncesinin olanaklarıyla yaşıyor. 7.7 milyarlık nüfusun, yarısından çoğu, kentlerde yaşıyor. Dünya nüfusu, 1950'den beri üç katına çıktı. Lagos'ta, nüfus, 1960 yılında 700.000 iken, 2025'te 16 milyona çıkmış olacak.

- Her hafta, bir milyondan fazla kişi, kentlere göç ediyor. Her altı kişiden biri, temel gereksinimlerini gideremeden yaşıyor. Kıtlık, daha fazla yayılarak 1 milyar kişinin aç yaşamasına neden oluyor. Nijerya, Afrika'nın en büyük petrol ihracatçısı olmasına karşın nüfusunun %70'i açlık sınırındadır.

- Kullanılan suyun %70'i hayvan yemi üretmek üzere tarıma yönlendirilmektedir. 1 kilo patates üretmek için 100 litre, 1 kilo pirinç üretmek için 4.000 litre, 1 kilo tavuk eti için 15.000 litre, 1 kilo sığır eti içinse 20.000 litre su tüketilmektedir. Çiftçilerin binlerce yılda oluşturduğu tarım ürünü çeşitliliğinin dörtte üçü, son yüzyılda silinmiş oldu.

- 1950'den bu yana, uluslararası ticaret hacmi, 20 kat arttı. Ticaretin %90'ı deniz üzerinden yapılıyor. Her yıl 500 milyon konteyner, dünyanın en büyük tüketim merkezlerine doğru yola çıkıyor.

- Dünya çapında yapılan tahıl ticaretinin %50'sinden fazlası, hayvan yemi için yapılıyor.

- 1950'den bu yana avlanılan balık sayısı, 5 kat artarak, 18 milyondan, 100 milyona çıktı. Binlerce fabrika gemisi, okyanuslardaki balıkları boşaltıyor. Avlanma bölgelerinin dörtte üçü, ya yok oldu, ya tüketildi ya da tükenmek üzere. Büyük balıkların çoğunun soyu, tekrar üreyebilecek zaman ve koşulları bulamadığından dolayı tükendi.

- Yeryüzündeki on ırmaktan biri, denize kavuşamıyor. Bu nedenle, Ürdün Irmağı'ndan yoksun kalan Lût Gölü'ndeki su seviyesi, her yıl, 1 metre azalmakta.

- Gelecek yüzyılda su kıtlığından en çok zarar görecekler, Hindistan'da yaşayanlar olarak görünüyor. Hindistan'da, son 50 yılda, 21 milyon kuyu kazıldı. (Ülkenin pek çok bölgesinde, ilk kez bu kadar derin kuyu açıldı.) Batı Hindistan'da, açılmış olan kuyuların %30'undan ümit kesilmiş durumda.

- Las Vegas'ta yaşayanlar, dünyanın en çok su tüketen bölgesinden biri.(Kişi başına günlük su tüketimi 800 ilâ 1000 litre.)

- Su kıtlığı, 2025'ten önce, 2 milyar kişiyi etkileyebilecek durumda. Her gün 5.000 kişi, kirli içme suyu nedeniyle ölüyor ve 1 milyar kişinin temiz suya erişimi yok.

- Bataklıklar, yeryüzünün %6'sını oluşturur. Durgun sularının derinliklerinde, pek çok bitki ve mikro organizma suyu süzer ve kirlilikten arındırır, kurak mevsimler için suyu korurlar. Son yüzyılda, otlak, tarım ya da inşaat alanı oluşturmak üzere yeryüzündeki tüm bataklıkların yarısı kurutulmuştur. Bataklıkların bize sunduğu zenginlikten habersiziz ne yazık ki.

- Mercan resiflerinin %30'u yok olmuştur. 2050 yılında, dünya üzerindeki canlı türlerin dörtte birinin yok olabileceği öngörülüyor.

- Ormanlar, yeryüzündeki biyo çeşitliliğin dörtte üçüne ev sahipliği yapar. Ekilebilir toprakların %40'ı, uzun vadeli hasar görmüş durumda. Her yıl, 13 milyon hektar orman yok oluyor.

- Amazon, 40 yılda, %20 oranında küçül(tül)müştür. Kesilen ağaçların alanı, hayvan çiftlikleri ve soya fasulyesi üretimi için tarım alanına dönüştürüldü. Bu soyaların %95'i, Avrupa ve Asya'daki çiftlik ve kümeslerde "et üretmek üzere" hayvanlar için kullanılmaktadır.

- Dünyanın en büyük 4. adası olan Borneo Adası, 20 yıl öncesine kadar geniş ormanla kaplıydı. 10 yıla kadar hiçbir ağaç bırakılmayacak. Bu durum, dünyada en çok tüketilen hurma yağı üretimine karar verilmesiyle ortaya çıktı. Yiyecek olmanın yanı sıra temizlik, kozmetik ürünleri ve alternatif yakıt olarak da kullanılıyor.

- Son 50 yılda kağıda artan ilginin beş kat artması nedeniyle kâğıt hamuru yapımında kullanılan okaliptuslar, toprağa salgıladıkları zehir nedeniyle daha sonra başka hiçbir bitki yetişmiyor. Hızlı yetişseler de su rezervlerini çok hızlı tüketiyor.

Yaşamsal olanlar, gereksiz olanlar için yok ediliyor. - Karayipler'in Haiti adasında da ormanların sadece %2'si kaldı.

- Paskalya Adası'nda yaşayan Rapauliler, burada yetişen, dünyanın en yüksek palmiye ağaçlarını tümünü kereste için keserek kendilerini, adadaki yaşamı ve örnek uygarlıklarını yok ettiler.

- Kıta buzulları, son 40 yılda kalınlığının %40'ını kaybetmiş durumda. Yüzey alanının da 2030'a kadar yok olacağı düşünülüyor. Kuzey kutup bölgesindeki buzul, 30 yıl içinde, yüzey genişliğinin %30'unu kaybetti.

- Grönland'daki buzullar, yeryüzündeki tüm tatlı suyun %20'sine denk geliyor. Bu buzul erirse, deniz seviyesi 7 metre yükselecek. Bu bölgedeki erimenin nedeni de tüm dünyadaki sera gazı salınımından kaynaklanmaktadır.

- Atmosferdeki büyük rüzgâr akımları yön değiştiriyor.

- Dünya nüfusunun %70'i, kıyı düzlüklerinde yaşıyor. En büyük 15 ülkenin 11'i, ya deniz kıyısında, ya da ırmak ağzında kurulu. Göçler kaçınılmaz olacak fakat öngörülemeyen, göçlerin ne kadar büyük olacağı.

- Klimanjero Dağı'ndaki buzulların da %80'i erimiş durumda.

- Avustralya'daki tarım alanlarının yarısı, kuraklıktan yüksek oranda etkilenmiş durumda. 12.000 yıldır gelişimimizi sağlayan iklimsel dengeyi tehlikeye atıyoruz.

- Dünya nüfusunun %20'si, ayrıcalıklı bir güç olarak görülen mineral ve tüm kaynakların %80'ini tüketiyor. Madencilik, yeryüzündeki tüm rezervleri, yüz yıl sona ermeden tüketmiş olacak. İki milyardan fazla kişinin yaşamı kömüre bağımlı olarak sürüyor.

- Dünyada askerî giderlere yapılan harcamalar, gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla.

- Her dört memeliden biri, her sekiz kuştan biri, her üç amfibiden biri yok olma tehlikesi altında. Canlı türleri, normalden bin kat daha fazla yok oluyor.

- Son 15 yılın ortalama sıcaklıkları, bu döneme kadar görülen ve kaydedilen en yüksek sıcaklıklar oldu.

- 2050 yılında, 200 milyonu aşan iklim mültecisi olabilir.

- Temel gereksinimlerimizle beliren "ümit ve hayaller", artık, doyumsuzluk ve savurganlığı da beraberinde getiriyor.

- Bireyler arasındaki dayanışmayı sağlamak, ötekileştirdiklerinin çektikleri acıdan kaçmak için duvarlar mı öreceğiz?

- Hepimiz, aynı ailenin bireyleriyiz. )

( BORNEO ADASI

)


- SOYA FASULYESİ ile/||/<> SOYA

( Baklagiller (Leguminosae) familyasından, ülkemizde tohumlarından yağ elde etmek için kültürü yapılan, tek yıllık otsu bitki. @@ < Fr soja 'soya fasulyesi'. Uluslararası bir söz olarak Almanca (Sojabohne), İngilizce (soybean, soy), Felemenkçe (soja), İspanyolca (haba de soja), Rusça (soya), Farsça (سويا) vb. pek çok dilde kullanılır. Köken olarak Çinceye dayanır ancak dünya dillerine yayılışı Felemenkçe aracılığıyla olmuştur. Soya fasulyesinden yapılan sosa verilen Çince shi-yu (< shi 'mayalanmış soya fasulyesi' + yu 'yağ') Japoncaya shōyu ~ sōyu olarak geçmiş buradan Felemenkçe aracılığıyla dünyaya yayılmıştır. Türkçede soya, elliptique bir addır. )

( SOYBEAN~SOY )

( SOJA~SOJA )

( SOJA HISPIDA~... )

( SOJABOHNE~SOJA )

( SOIA~SOIA )

( ΣΌΓΙΑ / σόγια~ΣΌΓΙΑ / σόγια )


- SOYA[Fr. < SOJA] ile/||/<> BIÇAK. (UŞAK)

( Bıçak Uşak )

( SOJA )


- SOYAK, AKIN (İST. 1976) :

( Sarıyer/Pınar Mahalleli. İşadamı ve siyasetçi, İlkokulu Pınar Mahallesi İlkokulunda, Ortaokulu Şair Mehmet de, Lise öğrenimini de Levent Lisesinde tamamladı. Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Kamu Yönetimi okudu, bilahare Eskişehir Anadolu Üniversitesinde İşletme okuyarak üniversite eğitimini tamamladı. Kendi şirketini kurarak iş hayatına atıldı. Sosyal çalışmalara katılmaktan geri kalmadı. Pınar Spor Kulübünün kuruluşunda yer aldı ve kurucu başkanlık dâhil 15 yıl (5 dönem) başkan olarak görev yaptı. Siyasete Genç Parti saflarında atıldı. AKP de siyaset yapmaktadır. Sarı Platform Derneği kurucularından biridir. Mahalle kooperatif üyeliği de var. Ayrıca Sarıyer Spor Kulübü Üyesidir. İASKF (İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu) İstanbul Delegesi, TASKK (İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu) Ankara delegesi oldu. Soyak Catering'in kurucusu ve Genel Müdürüdür. Girişimci ve Genç İşadamı Yeni Fikirler Ödülünü sahibidir (2002 - 2003). )


- SOYGA ile SOYKA

( Tüyleri alacalı, küçük bir karga türü. İLE Ölünün üzerinden çıkan giysi. | Yaramaz, huysuz. )


- GAZ RARES[Fr.] / EDELGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= SOYGAZLAR


- SOY-İÇİ ÜREME (AKRABA EVLİLİĞİ)[İng. INBREEDING] ile/||/<> SOY-İÇİ ÜREME KRİZİ[İng. INBREEDING DEPRESSION]

( Arasında kan bağı olan bireylerin döl meydana getirmesi. En uç noktası hermafroditlerin kendini döllemesidir. @@ Akrabalar arası üreme dolayısıyla bu yolla oluşan döllerin hayatta kalma şansındaki azalma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SOYKA[BULG.] ile/||/<> ...

( Otururken sırta gelen yastık yorgan herhangi bir yığıntı Gökmenler Çatak Kızılağaç Gedikli Saimbeyli Adana sojka usojka alakarga Garrulus glandarius Türkçede daha çok alakarga adı kullanılır )

( SOJKA )


- SOYKA[BULGARCA] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYKA

( Tüyleri alacalı bir tür küçük karga )


- SOYKIRIM/GENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE] ile/||/<> KIRIM/KATLİAM[Ar. < ḲATL + ʿĀMM] ile/||/<> SOYKIRIM/POGROM[Rus. < ] ile/||/<> SOYKIRIM/JENOSİT[Fr. < GÉNOCIDE]


- SOYLA ile/||/<> SÖYLE

( Manzum söz söylemek, hitap/hitabet etmek. İLE/||/<> Belirsiz söylemek. )


- Şöyle bir uzan ve SUS!!! -ve


- ŞÖYLE BİR ile/||/<> ŞÖYLE BÖYLE

( Şunun gibi şuna benzer biçimde şu biçimde şu şekilde Şu yolda şu biçimde Yaklaşık olarak Şuraya )


- ŞÖYLE-BÖYLE(ESTEK KÖSTEK)


- ŞÖYLE BÖYLE ile/||/<> BERENARI ile/||/<> ACI TATLI ile/||/<> İYİ KÖTÜ


- ŞÖYLE BÖYLE ile "ŞÖYLE BÖYLE DEMEK/DİYORSUN"


- ŞÖYLE DÜŞÜNMEK ve/||/<>/>/< DENEY


- SÖYLE! GİTSİN! ile/değil/yerine/>< SUS! BİTSİN!


- ŞÖYLE | ŞÖYLECE/ŞU BİÇİMDE ile/||/<> ŞÖYLE | ŞÖYLECE/ŞU ŞEKİLDE

( şöyle şöylece )


- ŞÖYLE ile BÖYLE ile ŞÖYLE YA DA BÖYLE ile ŞÖYLE VE BÖYLE

( [LIKE] THAT vs. [LIKE] THIS vs. [LIKE] THAT OR THIS vs. [LIKE] THAT AND THIS )


- SÖYLE!" ile/değil/yerine/||/<>/< DİNLİYORUM


- SÖYLE ile/değil ŞÖYLE


- ŞÖYLE ile ŞÖYLECE ile ŞÖYLE BİR ile ŞÖYLE BÖYLE


- SÖYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM


- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK


- SÖYLEMEK ile UYARMAK/İKÂZ ETMEK


- SÖYLENCE = ÜSTURE = MYTHE[İng., Fr.] = MYTHOS[Alm., Yun.] = MITO[İsp.]


- SÖYLENCEBİLİM = İLM-İ ESATİR = MYTHOLOGY[İng.] = MYTHOLOGIE[Fr., Alm.] = MYTHOLOGIA[Yun.] = MITOLOGIA[İsp.]


- Söylenileni DİNLE!!!


- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]

( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. )

( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )

( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN(Not in the mean of acceptance!)
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET )


- Söylenme! KONUŞ!!!


- SÖYLENMEK değil/yerine SAKİN OLMAK


- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE ile YÜKSEK ile KARIŞIK


- SÖYLEYİŞ ve VURGU YANLIŞLARI


- SÖYLEYİŞ ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> ULAM ile/||/<> KAPLAM ile/||/<> GÖÇÜŞME ile/||/<> YALINLAŞTIRMA/SADELEŞTİRME/HAFİFLETME/TAHFİF ile/||/<> KATMERLENME/MUZÂAF ile/||/<> AKIŞMA ile/||/<> BENZEŞİM ile/||/<> ÖTÜMLÜ/TİTREŞİMLİ/SEDÂLI ile/||/<> ÖTÜMSÜZ/TİTREŞİMSİZ/SEDÂSIZ

( Sesleme edimi sırasında seslerle bürünsel öğeleri söyleme, gerçekleştirme biçimi. İLE/||/<> Dış gerçeklik düzleminde var olan ses ya da gürültüleri, işitimsel izlenimi yansıtacak biçimde aktaran, adlandırılan gerçeği ses öykünmesi yoluyla belirten dilsel öğe. İLE/||/<> Dilbilgisel ya da anlamsal sınıflandırma birimi. Çeşitli ortak dilbilgisel ve anlamsal ölçütlere göre dil öğelerinin yerleştirildiği ya da oluşturduğu sınıf. İLE/||/<> Bir kavramın kapsamına giren, o kavramın tanımladığı öğelerin tümü. İLE/||/<> Bir sözcük içinde birbirini izleyen iki ses biriminin yer değiştirmesi. İLE/||/<> Kolaylık sağlama amacıyla sözcükten bazı yazaçların düşürülmesi. İLE/||/<> Bir sözcükte ortadaki yazaç ile son yazacın aynı yazaçla tekrarlanması. İLE/||/<> Kulağa hoş gelen seslerin birbirini izlemesi. İLE/||/<> Bir sesin söz zincirinde kendisinden önce ya da sonra gelen bir başka sesle birlikte bulunmasından doğan ve birinden öbürüne özellik aktanmı yoluyla gerçekleşen değişim. İLE/||/<> Ses tellerinin titreşimiyle nitelenen sesler için kullanılır. İLE/||/<> Ses telleri titreşmeden oluşan sesler için kullanılır (p, ç, q, k). )


- SOYLU/ASİLZADE[Ar. < AṢĪL + Fars. ZĀDE] ile/||/<> SOYLU/KİŞİZADE[Tr. < KİŞİ + Fars. ZĀDE]


- SOYLU, SUPHİ (MAHMUTBEYLİ, 1949) :

( Büyükdere S. K. den transfer edildi ve iki sezon (1968 - 1970) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 49 lig, 1 B takımlar ligi ve 3 turnuva maçı olmak üzere 53 resmi ve 3 özel maçla birlikte toplam olarak 56 maçta oynadı. Lig maçlarında 8 ve B takımlar ligi maçlarında 1 olmak üzere takımına 9 gol kaydettirdi. 1 kez Ümit Milli takım formasını giydi. Galatasaray'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- SOYLU ile/||/<> ASALETLİ


- SOYLU" ve/||/=/<> İNSAFA GELEN

( En "soylu" kişi/ler, insafa gelen(ler)dir. )


- SOYLULUK | İYİLİK | CÖMERTLİK/KEREM[Ar. < KEREM] ile/||/<> CÖMERTLİK | YİĞİTLİK/MÜRÜVVET[Ar. < MURUVVET]

( kerem sahibi soyluluk iyilik cömertlik )


- SOYLU/LUK ile SOYLU ERKİ ile SOYLU SOPLU


- SOYSAL, RIFKI (İST. 1957) :

( Fenerbahçe'den forvet elemanı olarak kiralandı bilahare transfer edildi. Dört sezon (1981 - 1985) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 79 lig, 11 kupa, 8 turnuva maçı olmak üzere 98 resmi ve ayrıca 16 özel maçla birlikte toplam olarak 114 maçta oynadı. Lig maçlarında 9, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 13 kazandırdı. )


- SOYUNMA ile SOYUNMA ODASI


- SOYUN/UP DÖKÜN/MEK


- SOYUT/ABSTRE[Fr. < ABSTRAIT] >< SOMUT/KONKRE[Fr. < CONCRET]


- SOYUT AD ile/||/<> SOYUT İSİM


- SOYUT AD ile/||/<> SOYUT İSİM ile/||/<> SOYUT RESİM ile/||/<> SOYUT SANAT ile/||/<> SOYUT SAYI

( Varlığı duyularla algılanamayan mücerret abstre somut karşıtı Anlaşılması kavranılması güç )


- SOYUT DİL ile/ve/<> TOPLUMSAL DİL


- SOYUT EVRENSELLER ile/ve SOMUT EVRENSELLER


- SOYUT İSİM ile/||/<> ...

( Azerbaycan Türkçesi mücärräd isim Türkmen Türkçesi abstrakt aatlar Gagauz Türkçesi abstraktadlık Özbek Türkçesi mavhum ót Uygur Türkçesi abstrakt isim Tatar Türkçesi abstrakt isem Başkurt Türkçesi abstrakt isem abstrakt nıy at Krç Malk abstrakt maganalı at Nogay Türkçesi abstraktlı at Kazak Türkçesi abstrakt atawlar abstraktlı zat esim Kırgız Türkçesi abstraktuuatooç Alt abstrakt adalgış Hakas Türkçesi abstraktnay adalgıs Tuva Türkçesi todargay evesçüve adı abstraktılıg çüve adı Türkçesi körünmeençatkan at sözi abstrakt atsözi Rusça otvleçyonnoye imya suşçestvitelnoye )


- SOYUT SAYI | ABSTRE SAYI ile/||/<> SOYUT SANAT | ABSTRE SANAT


- SOYUT TÜMEL ile/ve/<>/> SOMUT TÜMEL

( İdea. İLE/VE/<>/> İdeal. )


- SOYUT ile/değil AYRI

( [not] ABSTRACT vs./but SEPARATE )


- SOYUT ile BELİRLENİMSİZLİK


- SOYUT ile/||/<> CEBİR

( Soyut cebir ve halka kuramı )

( Emmy Noether tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1882-1935) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik, Fizik) (Önemli katkıları: Soyut cebir, Noether teoremi) )


- SOYUT ile/ve EVRENSEL


- SOYUT ile/ve EVRENSEL

( ABSTRACT vs./and UNIVERSAL )


- SOYUT ile/ve/||/<> EYLEM


- SOYUT ile/ve/> EYTİŞİM ile/ve/> KURGUL

( Fizik/sel. İLE/VE/> Kimya/sal. İLE/VE/> Organik. )


- SOYUT ile/ve/değil/=/||/<> İLİŞKİSİZLİK (/"İLİŞKİ/LİLİK")


- SOYUT ile MİSTİK

( ABSTRACT vs. MYSTIC )


- SOYUT = MÜCERRET = ABSTRACT[İng.] = ABSTRAIT[Fr.] = ABSTRAKT[Alm.] = ABSTRACTUM[Lat.] = ABSTRACTO/TA[İsp.]


- SOYUT ile/ve/değil ÖZ

( [not] ABSTRACT vs./and/but ESSENCE )


- SOYUT ile SOMUT

( Soyut, AKIL'ın alanıdır. Varlık-Yokluk, Birlik-Çokluk gibi kavramlardır soyut olanlar. | İlişkisizlik. İLE İlkesine/yasasına göre işleyen olgu. | Duyunun kavramlaştırılması. | Kavram çiftleri arasındaki ilişki. | Ayrımların birliği. )

( BAZI SOYUTLAR:
* AHLÂK
* CEBİR
* MÛSİKÎ
* METAFİZİK )

( Saltık[mutlak]. İLE Göreli. )

( ABSTRACT vs. CONCRETE )

( CONCRET avec ABSTRAIT )

( KONKRET mit ABSTRAKT )

( CONCRETO con ABSTRACTO )

( CONCRETO con ASTRATTO )

( MÜCERRED ile/ve MÜŞAHHAS )


- SOYUT ile SONSUZLUK


- SOYUT ile/ve/||/<> SONUÇ

( vs./and/||/<> RESULT )


- SOYUT ile SOYUT İSİM ile ÖZET NUMARASI ile SOYUTLAMA ile SOYUTLAYICI

( ABSTRACT vs. ABSTRACT NOUN vs. ABSTRACT NUMBER vs. ABSTRACTION vs. ABSTRACTIVE )

( اجمالي ile انتزاعي ile چکيده کردن ile برآهيخته ile اجمال ile خلاصه ile اسم معني ile عدد مطلق ile تجريد ile چکيدگي ile انتزاع ile برآهنگ ile موجد تجرد ile تجريدي )

( EJMALY ile ENTEZAY ile CHAKYDAH KARDAN ile BARAHYKHTEH ile EJMAL ile KHLASEH ile ESM MANY ile ADAD MOTALGH ile TAJRYD ile CHAKYDEGY ile ENTEZA ile BARANPANG ile MOJED TAJARD ile تجريدي )


- SOYUT ile/ve TÜMEL


- SOYUT ile YALITILMIŞ

( ABSTRACT vs. ISOLATED )


- SOYUT ile/değil YÜZEYSEL


- SOYUTLAMA (YETENEĞİ/YETKİNLİĞİ/GÜCÜ) ile/ve/||/<> BENZETME/MECAZ (YETENEĞİ/YETKİNLİĞİ/GÜCÜ)


- SOYUTLAMA ile/ve/||/<> KÖPRÜ


- SOYUTLAMAK ile SOYUTLANMAK ile SOYUTLAŞMAK ile SOYUTLAŞTIRMAK ile SOYUTLAYABİLMEK ile SOYUT/LUK ile SOYUTÇU/LUK ile SOYUT AD ile SOYUT İSİM ile SOYUT SAYI ile SOYUT SANAT


- SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)

( [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT
TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT instead of TO GET/GIVE PROMISE )


- SÖZ DİNLEMEK ile/ve/<> DİKKATE ALMAK

( Söylenilen ya da yapılması istenilen/beklenilen şeyin size [o an için] uymaması, o sözü/düşünceyi ya da durumu dikkate almamanızı gerektirmez. Gençlik/cehâlet düşünce ve tavırları olarak tepki gösterme eğiliminde olabilirsiniz fakat durum, söylenilen söze uyum gösterip göstermemekten çok [kulakardı etmek yerine] yeterince dikkate alıyor olmayı gerektirir. "Sırtına bir şey al/giy!" sözüne, hiç düşünmeden/değerlendirmeden, hızlıca "bana bir şey olmaz!", "gerek yok!", "sen yaşlı olduğun için söylüyorsun/önemsiyorsun" biçiminde yanıt vermek yerine yeteri kadar dikkate almakta yarar vardır. )


- Söz dinleyerek KONUŞ!!!


- GÜVEN:
SÖZ/SÖYLEM (İLE) ile/ve/değil/||/<>/< EYLEM/HİZMET (İLE)

( Güven, sözle olursa sözde olur. )


- SÖZ:
KABUL GÖRMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUĞUNDAN DOLAYI


- SÖZ KESEN/HOŞAF[Fars.] ile KİFÂYE/KOMPOSTO

( Kurudan yapılır. İLE Tazeden yapılır. )

( Sıvı yoğundur. İLE Ürün yoğundur. )

( Yemek sırasında/yanında içilir. İLE Yemek sonrasında içilir/yenir. )

( Şekerli de şekersiz de olabilir. İLE Şekerlidir. )


- Söz KONUŞ!!!


- SÖZ KONUSU ile/||/<> BAHİS KONUSU ile/||/<> BAHİS MEVZUSU


- SÖZ/ÖNERİ/ÖĞÜT DİKKATE ALMAK, ZİHNİNDE BULUNDURMAK


- SÖZ:
ÖRTÜK ile KİNÂYE


- Söz sahibi olmak için DİNLE!!!


- SÖZ SÖYLEMENİN KURALLARINDA:
ÖNÜNÜ ARDINI GÖZETMEK[Ar.] ve/||/<> SÖYLEMEDEN ÖNCE TEKRAR TEKRAR DÜŞÜNMEK[Ar.] ve/||/<> ON KERE DÜŞÜNÜP BİRİNİ SÖYLEMEK[Ar.] ve/||/<> "HER AĞZIMIZA GELENİ" SÖYLEMEMEK[Ar.]

( Önün ardın gözet fikr-i dakîk et onda bir söyle
Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ

Osman Nevres[ö. 1762] )

( )


- SÖZ | SÖZLEŞME/KAVİL[Ar. < ḲAVL] ile/||/<> SÖZ | KONU | DEDİKODU/LAF[Fars. < LĀF]

( kavletmek kavlükarar söz sözleşme )


- Söz vererek KONUŞ!!!


- SÖZ VERME! ve/||/<> SÖZÜNDEN DÖNME!

( Ölsen de! VE/||/<> Ölsen de! )


- SÖZ VERMEK/VEREN ve/||/+/<>/> SÖZÜNDE DURMAK/DURAN


- SÖZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVEN VERMEK

( Güven veriyorsan, ayrıca söz vermen gerekmez. )


- SÖZ ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLİNCİ KURAN SÖZ