Beş(5) yazaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 61.788 başlık/FaRk ile birlikte,
61.788 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(110/249)
- İNANÇ ile/ve METAFİZİK
( FAITH/BELIEF vs./and METAPHYSICS )
- İNANÇ ile SADIK ile SADAKAT ile İNANÇSIZ ile SADAKATSİZLİK ile İNANÇLAR
( FAITH vs. FAITHFUL vs. FAITHFULNESS vs. FAITHLESS vs. FAITHLESSNESS vs. FAITHS )
( اعتقاد ile ايمان ile کيش ile مومن ile عقيده مند ile باوفا ile باصفت ile وفادار ile باايمان ile وفاداري ile وفا ile بي وفا ile بي اعتقاد ile بي ايمان ile بي ايماني ile شرايع )
( ETEGAD ile AYMAN ile KYSH ile MOMEN ile AGHYDAH MAND ile BAVAFA ile باصفت ile VAFADAR ile باايمان ile VAFADARY ile VAFA ile BEY VAFA ile BEY ETEGAD ile BEY AYMAN ile BEY AYMANY ile SHARAYE )
- İNANÇ ile/ve/<> SEVGİ ile/ve/<> BİLGİ
( Toplumsal yönetimde, kişiler üzerinde oynanan alanlar. )
( BELIEF vs./and/<> LOVE vs./and/<> KNOWLEDGE )
- İNANÇ ile TAKVÂ
- İNANÇ ile/ve TESLİMİYET
- İNANÇ ile/ve/değil/yerine TESPİT
( [not] BELIEF vs./and/but ESTABLISHING
ESTABLISHING instead of BELIEF )
- İNANÇ ile/ve UĞRAŞ
( BELIEF vs./and STRUGGLE )
- İNANÇ ile/ve/<> ÜMİT
( İkisi de geleceğe yöneliktir. )
( Both of them are directed to the future. )
( BELIEF vs./and/<> HOPE )
- İNANÇ ile/ve/değil/||/<>/< VARSAYIM
- İNANÇ ile/ve YAŞAM
( BELIEF/FAITH vs./and LIFE )
- İNANÇ" ile/ve/değil/||/<>/< "YORUM"
- İNANÇLAR ile/ve/||/<> TEMEL İNANÇLAR
- İNANÇLI | İMANLI/İTİKATLI ile/||/<> İMANLI | MÜSLÜMAN/MÜMİN[Ar. < MUʾMİN]
( inançlı n imanlı )
- İNANÇ/SIZLIK ile/ve/||/<> KUŞKU/ŞÜPHE
( Ne çıplaklık, ne dağınık saçlar, ne pislik, ne günlerce oruç tutmak, ne yerde yatmak, ne de bağdaş kurarak saatlerce bir yerde oturmak, kuşku ve isteklerden arınmamış bir kişiyi kurtarmaz. )
( DISBELIEF vs. DOUBT/SUSPICION )
- İNANÇ"TA:
KATI "AKILCILIK" ile/||/<> "İMANCILIK" |
ile/değil/yerine/><
ELEŞTİRİCİ AKILCILIK
- İNANDIRICI ile İNANMAK ile OLASILIĞA İNANMAK ile MÜMİN ile ESHRAGH'A İNANAN
( BELIEVABLE vs. BELIEVE vs. BELIEVE IN THE POSSIBILITY vs. BELIEVER vs. BELIEVER OF ESHRAGH )
( باور کردني ile قابل قبول ile باور کردن ile اعتقاد کردن ile گمان کردن ile ايمان داشتن ile اعتقاد داشتن ile عقيدهداشتن ile معتقد بودن ile اعتقادکردن ile بر اين باور بودن ile اعتقادداشتن ile ايمان آوردن ile گمان داشتن ile احتمال دادن ile باور کننده ile اهل ايمان ile مومن ile معتقد ile اشراقي )
( BAVAR KARDANY ile GHABEL GHABOL ile BAVAR KARDAN ile ETEGAD KARDAN ile GOMAN KARDAN ile AYMAN DASHTAN ile ETEGAD DASHTAN ile AGHYDEDDASHTAN ile MOTAGHAD BODAN ile ETEGADKARDAN ile BAR AYNE BAVAR BODAN ile ETEGADDASHTAN ile AYMAN AVARDAN ile GOMAN DASHTAN ile EHTAMAL DADAN ile BAVAR KONANDEH ile اهل ايمان ile MOMEN ile MOTAGHAD ile ESHARAGHY )
- İNANDIRMAK ile/ve/||/<> İKNÂ (ETMEK)
- İNANILACAK BİLİM değil/yerine GÜVENİLİR BİLİM
- ... İNANILIR ile/değil ... KABUL EDİLİR
- İNANMA ile/ve/değil/||/<>/>/< BIKMA
- İNANMA +/+/+ BİLME +/+/+ DÜŞÜNME +/+/+ GÜZELLİK
( Din. + Bilim. + Felsefe. + Estetik. )
- İNANMADAN AİT OLMAK" ile/değil AİT OLMADAN İNANMAK
( [not] "BELONG WITHOUT BELIEVE" vs./but BELIEVE WITHOUT BELONG )
- İNANMAK/İNANÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖNGÖRMEK/ÖNGÖRÜ/TAHMİN
- İNANMA(MA)K ve/<> SEVME(ME)K
( (NOT) TO BELIEVE and/<> (NOT) TO LOVE )
- İNANMAK ile/ve/||/<> İKNA OLMAK
- İNANMAK ile İNANILMAK ile İNANDIRMAK ile İNANABİLMEK ile İNANIVERMEK ile İNANDIRILMAK ile İNAN ile İNANÇ ile İNANCA ile İNANCI/LIK ile İNANLI ile İNANSIZ/LIK ile İNANÇLI/LIK ile İNANÇSIZ/LIK ile İNANÇLICA ile İNANÇSIZCA
- İNANMAK ile/ve/değil/||/<>/< KABUL ETMEK
- İNANMAK ile/değil/yerine KABUL ETME(ME)K
- İNANMAK ile/ve KUŞKU/ŞÜPHE
( TO BELIEVE vs./and DOUBT/SUSPICION )
- İNANMAK ile/yerine TEMEL ALMAK
( TO BELIEVE vs. TO GET BASE
TO GET BASE instead of TO BELIEVE )
- İNANMAK ve/<> ÜMİT ETMEK
( TO BELIEVE and/<> TO HOPE )
- İNANMAK ile/ve/||/<> "YEMEK"/"YUTMAK"
- Nasılsa diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!
- İNAT (ETMEK/EDEN) ile/ve/değil/yerine/<> DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR] (GÖSTERMEK/GÖSTEREN)
- İNAT ETMEK ile/değil/yerine/= DİRETMEK
- İNAT ETMEK ile/ve/||/<> PES ETMEMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇMEMEK
- İNAT ETMEK ile/ve/yerine VAZGEÇMEMEK
- İNAT değil/yerine/>< İNSAF
- İNAT yerine İRÂDE
- İNATÇI ile HARIN
( ... İLE Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden hayvan. | [mecaz] Hain, huysuz. | [mecaz] Obur. )
- INAUGURATE vs. INITIATE vs. INSTIGATE vs. PROMPT vs. SPARK vs. TRIGGER
- İNAYET ile/||/<> GRACE[İng.] ile/||/<> GRÂCE[Fr.] ile/||/<> GRATIA[Lat.] ile/||/<> GNADE[Alm.] ile/||/<> KAYRA
( Tanrının insana iyilik getirici kurtarıcı ilişkisi için kullanılan özellikle dinsel bir kavram Tanrının insanı koruyuculuğu ve esirgeyiciliği Hıristiyanlığın temel kavramı Tanrının insanı sevgi dolu düşünüşü için kullanılan kavram Felsefe tarihinde Augustinusten beri kayra ve özgürlük arasındaki ilişki sorusu önem kazanmıştır Skolastikte bu soru doğanın kayra yoluyla yetkinleşmesi öğretisiyle yanıtlandırılıyordu Lutherde ise Herşeye gücü yeten Tanrı düşüncesiyle bu sorun sonuna değin götürüldü Çağımızda N Hartmannda ise bu soru tam ters doğrultuda yanıtlanıyor Bir sorumluluğun bir özgürlüğün olabilmesi için Tanrı var olmamalıdır )
( GRACE )
( GRÂCE )
( GNADE )
( GRATIA )
- İNAYET[Ar. < ʿİNĀYET] ile/değil/yerine/=/||/<> LÜTUF
- İNBÂ'[Ar.] ile İNBÂH[Ar.]
( Haber verme. İLE Uyandırma/uyandırılma. | Kımıldatma, hareket ettirme. )
- İNBİK[Ar. < İNBĪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İMBİK
( Damıtmaya yarayan damıtma işinde kullanılan araç damıtıcı )
- İNBİK/İNBİR değil İMBİK
- İNBİSAT | UZAMA >< KISALMA
- İNBİSAT | UZAMA ile/||/<> UZAMA ile/||/<> UZAMAK
( Isıtma ya da çekme ile bir cismin boyca büyümesi kimya fizik Uzunluğun bir yönde artması olayı Bir gücün etkisi altında numunenin uzunluğunun artması özelliği 50 S ribozamal alt birimindeki P noktasına tutunmuş olan peptit zincirinin uzaması elongasyon )
( ELONGATION | STRETCH | EXTEND )
( ÉLONGATION | ALLONGEMENT | DILATATION LINÉAIRE )
( VERLÄNGERUNG | DEHNUNG )
- INBREEDING, CLOSE BREEDING[İng.] ile/||/<> SÉLECTION CONSANGUINE[Fr.] ile/||/<> INZUCHT[Alm.] ile/||/<> KENDİLEŞME
( Bir bireyin kendi kendini döllemesi ya da kendisiyle çok yakın genotipte olan bir bireyle çaprazlanması )
( INBREEDING, CLOSE BREEDING )
( SÉLECTION CONSANGUINE )
( INZUCHT )
- İNÇ[İng. < İNCH] ile/||/<> METRE ile/||/<> SANTİMETRE
( (matematik) @@ Uzunluğu 2,54 cm olan İngiliz ölçü birimi, burgata, pus.@@İnç. @@ < İtal (Venedik) purgada 'inch'. )
( INCH | METER | CENTIMETERS~METER~CENTIMETERS )
( POUCE | MÈTRE | CENTIMÈTRE~MÈTRE~CENTIMÈTRE )
( ZOLL~METER~ZENTIMETER )
( PURGADA~METRO~CENTIMETRO )
( ΊΝΤΣΑ / ίντσα~ΜΈΤΡΟ / μέτρο~ΕΚΑΤΟΣΤΌΜΕΤΡΟ / εκατοστόμετρο )
- ÎNCÂ'[Ar. < NECÂT] ile İNCÂH[Ar.]
( Kurtarma/kurtarılma. İLE İşi bitirme/tamamlama. | İsteğe erme. )
- INCARNATION vs. BIRTH
- İNCÂS[Ar. < NECİS] ile İNCÂZ[Ar. çoğ. İNCÂZÂT]
( Pisleme/pislenme, necîsleme, necâsetleme. İLE Yerine getirme. )
- İNCE BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI ile/||/<> KALIN BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI
( İnce bağırsak daha az bakteri yoğunluğu İLE kalın bağırsak çok yüksek bakteri yoğunluğu içerir. İnce bağırsakta 10^3-10^7 bakteri/ml İLE kalın bağırsakta 10^11-10^12 bakteri/ml bulunur. )
- İNCE BAĞIRSAK ile/ve/> KALIN BAĞIRSAK
( EM'Â-İ RAKÎKA ile/ve/> EM'Â-İ GALÎZA )
( MİÂ'[Ar.], RÛDE[Fars.]: Bağırsak. )
( EMA: Bağırsaklar. )
( MASARİKA[Yun.]: Bağırsakları tutan karın iç zarı, bağırsak askısı. )
( Bağırsağın her boğumunda bir hazım vardır. Gelen maddeden, her boğumda bir gıda alınır. )
( ANTENİT: İncebağırsak yangısı. )
( TEGALLÜF-İ EM'Â: Bağırsak dolanması. )
( SMALL INTESTINE (/BOWEL) vs./and/> LARGE INTESTINE (/BOWEL), COLON )
( JUJENUM cum/et/> INTESTINUM CRASSUM )
- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ
- THIN FILM RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DİRENÇ
- THIN FILM TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR À COUCHE MINCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI
- THIN FILM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM TRANSİSTOR
- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN
- THIN FILM[İng.] / FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM
- İNCE KENARLI MERCEK ile/||/<> KALIN KENARLI MERCEK
( Ortası kenarlarından kalın (dışbükey) mercektir; ışığı toplar, odak uzaklığı pozitiftir. Büyüteç ve hipermetrop gözlüğü bu türdendir. @@ Ortası kenarlarından ince (içbükey) mercektir; ışığı dağıtır, odak uzaklığı negatiftir. Miyop gözlüğü bu türdendir; ilki yakınsak, ikincisi ıraksaktır. )
( Formül: f > 0 ~ f < 0 )
- İNCE ÜNLÜ >< KALIN ÜNLÜ
( (Derleme.. ince vokal, ince sesli damak ünlüsü, ön vokal) Dilin ileriye sürülmesiyle öndamakta meydana gelen ünlü: e, i, ö, ü vb. @@ Dilin ileriye sürülmüş durumunda ve ağız boşluğunun ön tarafında boğumlanan e, i, ö, ü, ünlülerinden her biri: el, ekin, bilim, bilinç, öğünç, üzüm vb. Karşıtı kalın ünlü'dür. @@ Azerbaycan Türkçesi: incä sait; Türkmen Türkçesi: iinçe çekimli; Gagauz Türkçesi: incä vokal ~ ön vokal- *önsıralı vokal; Özbek Türkçesi: old qatór unlisi ~ yumşóq unli; Uygur Türkçesi: til aldi sozuqtavuş; Tatar Türkçesi: neçkä suzıq ~ alğı rät suzığı; Başkurt Türkçesi: alğı rät huzıqıhı ~ näzekhuzınqı; Kmk: inçe sozuk ~ al sozuk; Krç.-Malk.: tilni al keseginde kuralganaçık tawuş ~ cumuşak açık tawuş; Nogay Türkçesi: aldı sıra sozık ~ yumsak sozık; Kazak Türkçesi: til aldı dawıstısı ~ jinişke dawıstı; Kırgız Türkçesi: aldıňkı katardagı ündüü ~ cumşakündüü; Alt:: aldıgı ryadtıň ündü tabıjı ~ t'ımjak ündü tabış; Hakas Türkçesi: tîl alnındagıünnîg; Tuva Türkçesi: murnuu o'durugnun a'jık ünü ~ çımçak a'jık ün; Şor Türkçesi: çımçakglasnıy; Rusça: glasnıy perednego ryada@@bk. ince ünlü. )
( FRONT VOWEL | BACK VOWEL~BACK VOWEL )
( VOYELLE ANTÉRIEURE | VOYELLE POSTÉRIEURE~VOYELLE POSTÉRIEURE )
( VORDERER VOKAL | HINTERER VOKAL~HINTERER VOKAL )
( VOCALE ANTERIORE~VOCALE POSTERIORE )
( ΠΡΌΣΘΙΟ ΦΩΝΉΕΝ / πρόσθιο φωνήεν~ΟΠΊΣΘΙΟ ΦΩΝΉΕΝ / οπίσθιο φωνήεν )
- İNCE ÜNLÜ/RAKİK/RİKKAT ile/||/<> KALIN ÜNLÜ/İŞBA ile/||/<> KALIN ÜNLÜYE EĞME/İŞBA ile/||/<> REF ile/||/<> ÜNLÜ ALAN ile/||/<> ÜNLÜ ALMAYAN ile/||/<> ÜNLÜLENME
( Ağız boşluğunun ön bölümünde oluşan ünlüler (e, i, d, ü). | Yuvarlama. İLE/||/<> Ağız boşluğunun art bölümünde oluşan ünlüler (a, ı, o, u). İLE/||/<> Vezin gerektirdiğinden, sözcüğe bir yazaç ekleyerek ya da yazacı eğerek uzatmak. İLE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/||/<> Sesçil imlerden birini alan yazaç. İLE/||/<> Sesçil im almamış yazaç. İLE/||/<> Vezinde söz konusu olan ünsüzler ve ünlüler dışında olan, okunuşta veznin içine katılan ve anlamı değiştiren bir dizi ünlünün eklenmesi. )
- İNCE >< KALIN
- İNCE ile/ve/<> ZAYIF
- İNCE ile/değil/yerine/=/||/<> ZAYIF | AYRINTILI
( ince ağrı ince ayrım ince bağırsak ince donanma ince düşünceli ince gül yağı ince hastalık incekara ince iş ince karın ağrısı ince kesim ince saz ince ses ince sıva ince tutkal ince ünlü ince yağ ince yapılı ince zar inceden inceye Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan cılız narin kalın karşıtı zayıf Taneleri ufak iri karşıtı Aşırı özen gerektiren kaba karşıtı ayrıntılı Akışkanlığı çok olan yoğun ve koyu olmayan sıvılar Tiz ses kalın karşıtı Hafif gücü az İyiden iyiye enikonu ayrıntılı Düşünce duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan zarif kaba karşıtı )
- İNCEAĞRI ile İNCESAYRILIK
( Verem. İLE Akciğer veremi. )
- İNCELİK ile NARİN ile NAZİKÇE
( DELICACY vs. DELICATE vs. DELICATELY )
( لطايف ile هوسانه ile ظريفي ile نازک بيني ile خوراک لذيذ ile نازک کاري ile ظريف ile نازک بين ile سيمتن ile لطيف ile ملوس ile باريک ile ظريفانه )
( لطايف ile هوسانه ile ZARYFEY ile NAZAK BEYNEY ile KHORAK LEZYZE ile NAZAK KARY ile ZARYFE ile NAZAK BEYNE ile سيمتن ile لطيف ile MOLOS ile BARYK ile ظريفانه )
- THINNER; DILUTING AGENT, DILUENT[İng.] / DILUANT, DILUENT[Fr.] / STRECKMITTEL, VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCELTİCİ, SEYRELTİCİ
- İNCİ: Cansız ve bitki eşiği. -ile
- İNCİK-BONCUK
- İNCİK CİNCİK
- INCIK-CINCIK CINCIK BONCUK
( CINCIK: Bardak, kadeh, tabak gibi sırçadan ya da porselenden yapılan şeyler, züccaciye. )
- İNCİL ile İNCİL'DEKİ
( BIBLE vs. BIBLICAL )
( انجيل ile کتاب مقدس ile کتابي )
( ENJYLE ile KETAB MOGHODAS ile KETABY )
- İNCİL ile/değil KİTAB-I MUKADDES
- İNCİL ile/değil/yerine YENİ AHİT
- İNSAN/KİŞİ:
İNCİL'DE ve/||/<> KUR'ÂN'DA
( İmanı, ümidi ve şefkati olandır. VE/||/<> İman, ihlâs ve doğru/düzgün eylem/etkinlik peşinde koşandır. )
- İNCİNMEK ile İNCİTMEK ile İNCİTİLMEK ile İNCİTEBİLMEK ile İNCİ ile İNCİK ile İNCİL ile İNCİR/LİK ile İNCİLİ ile İNCİ TAŞI ile İNCİR KUŞU ile İNCİ BALIĞI ile İNCİ ÇİÇEĞİ ile İNCİK BONCUK ile İNCİK KEMİĞİ ile İNCİK YAHNİSİ
- İNCİR AĞACI ile/değil KOKAR AĞACI
- İNCİR ÇEKİRDEĞİ ile/||/<> HİNDİSTAN CEVİZİ
- İNCİR/YEMİŞ/BALLIDARI ile BURUK İNCİR/YEMİŞ
( ... İLE Dalında kuruyan, kimyasal kullanılmış incir. )
- İNCİR/YEMİŞ/BALLIDARI ile ÖTEKİ MEYVELER
( Bilgeliği simgeler. İLE ... )
( TİN ile ... )
( FIG vs. OTHER FRUITS
Signs the wisdom. WITH ... )
( FICUS CARICA cum ... )
- İNCİR ile BARDACIK
( ... İLE Bir tür yaş incir. )
( ... İLE Ege bölgesindeki adı. )
- İNCİR ile/||/<> İNCİR[Fars. < ENCİR]
( tarım Dutgiller Moraceae familyasından sütlü iki evcikli çiçekleri etlenmiş çiçek tablası içinde bulunan ve etli kısım meyve olarak yenen yapraklarını döken erkek ve dişi bireyin ayrı ayrı bulunduğu ağaç formunda bir bitki Ülkemizin birçok yerinde incir yerine yemiş adı kullanılır yemiş İncire ballı darı adı da verilir Az ǝncir incir incir incir ancir ancır ancir ancir ancīr a fig Farsçada ancīra olarak da geçer )
( FIG )
( FIGUE )
( FEIGE )
( FICUS CARICA )
( ANCĪR )
- İNCİR ile İNCİR YAPRAĞI
( FIG vs. FIG LEAF )
( لاپوش ile انجير ile مخفي کننده )
( LAPUSH ile ENJYR ile MOKHOFY KONANDEH )
- İNCİR ile İNCİRSİ MEYVE
( ... İLE Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalardan değil çiçeklikten oluşan, incire benzer meyve. )
- İNCİR ile KAYA İNCİRİ
( ... İLE Susuz ve ilaçsız, kendi kendine yetişen siyah kaya incirleri, olgunlaşıp yere düşünce toplanıp önce güneşte kurutulur. Sonrasında, çuvallara sıkıştırılarak bastırılıp saklanıyor. Yeneceği zamandan 4-5 gün önce çıkarılıp mersin, kekik ve defne yaprağı ile kaynatılan suya bandırılır ve tekrar kurutulur. Sonra da unlanıp yenir. Hava alan kâğıt ya da bez kesede saklanıp birkaç hafta içinde yumuşacık halde tüketilir. )
( ...ile
)
- İNCİR ile LOP İNCİR
( ... İLE İri ve yumuşak bir tür incir. )
- İNCİR ile MISIR/FRENK, HİNT, KİLİS, PABUÇ İNCİRİ / DİKENLİ İNCİR / BABUTSA / KAYNANADİLİ / KÜREKYEMİŞİ
- İNCİR ile PATLICAN İNCİRİ
( ... İLE İncirin, iri ve mor bir türü. )
- İNCİR ile YABANİNCİRİ
( ... İLE Dutgillerden, Mısır'da yetişen ve kerestesi, eski Mısırlılar'ca mumyalara sanduka yapmakta kullanılmış olan bir ağaç. | Bu ağacın meyvesi. )
- İNCİR ve ZEYTİN
( TİN ve ZEYTÛN )
( Çok çekirdekli. VE Tek çekirdekli. )
( Tek/çok. VE 2 )
( Beyin. VE Gözbebeği. )
( KÂBE: Beyin. )
- INCLUDE :/yerine DAHİL ETMEK
- INCLUDING :/yerine DAHİL
- INCOME :/yerine GELİR
- INCOMPLETE DOMINANCE[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİK BASKINLIK
( Bir alel ifade edilmezken öbür alelin normal bir biçimde ifade edilmesi sonucu fenotipin alellerden normalde olması gerektiğinden daha az dozda etkilenmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCONEL[İng.] ile/değil/yerine/= INCONEL (NİKEL-KROM ALAŞIMI)
- INCREASING :/yerine ARTAN
- INCREMENT[İng.] ile/||/<> ARTIM
( INCREMENT )
- INDAN[İng.] / INDIAN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDAN
- İNDEKS[Fr. < INDEX] ile/değil/yerine/=/||/<> DİZİN | GÖSTERGE
( atıf indeksi dizin gösterge )
- İNDEKS VAKA/INDEX CASE[İng.] ile/değil/yerine/= İLK GÖSTERGE OLGU
- İNDEKS ile İŞARET PARMAĞI ile DİZİN NUMARASI ile İNDEKSLEME
( INDEX vs. INDEX FINGER vs. INDEX NUMBER vs. INDEXING )
( فهرست کردن ile شاخص ile فهرست نامه ile نمايه ile فهرست ساختن ile انگشت نشان ile سبابه ile عدد شاخص ile فهرست سازي )
( FANPAREST KARDAN ile SHAKHS ile FANPAREST NAMEH ile NAMAYYEH ile FANPAREST SAKHTAN ile ENGASHT NESHAN ile SABABEH ile ADAD SHAKHS ile FANPAREST SAZY )
- İNDEKS/LEME / ENDEKS/LEME / INDEX[İng.] ile/değil/yerine/= DİZİNLEME | LİSTE | İŞARET | GÖSTERGE
- INDEL POLYMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= İNDEL ÇOKBİÇİMLİLİĞİ
( Genlerde ilave/eksilmenin sebep olduğu çokbiçimlilik.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INDENE[İng.] / INDÉNE[Fr.] / INDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDEN
- INDEX THEORY ile/||/<> RİEMANN-ROCH
( Index diferansiyel operatör, R-R cebirsel geometri. )
( Formül: Differential operator İLE algebraic geometry )
- INDEX :/yerine DİZİN
- 'INDÎ KEZÂ[Ar.] ile KIBELÎ KEZÂ[Ar.] ile FÎ BEYTÎ KEZÂ[Ar.]
- INDIAN INK[İng.] ile/||/<> ENCRE DE CHİNE[Fr.] ile/||/<> TUSCHE[Alm.] ile/||/<> ÇİNİ MÜREKKEBİ
( Resim Borneo kâfurusu jelatin ve misk karışımı bir tür mürekkep )
( INDIAN INK )
( ENCRE DE CHINE )
( TUSCHE )
- INDIAN RUBBER TREE[İng.] ile/||/<> HEVEA[Lat.] ile/||/<> KAUÇUK AĞACI
( Sütleğengiller Euphorbiaceae familyasından 20 m kadar boylanabilen çiçekleri tek eşeyli taç yaprakları olmayan gövdesinden kauçuk elde edilen ağaç formundaki bitkiler )
( INDIAN RUBBER TREE )
( HEVEA )
- INDIAN SENNA[İng.] ile/||/<> CASSE TROMPEUSE[Fr.] ile/||/<> CASSIA ANGUSTIFOLIA[Lat.] ile/||/<> SENNENCASSIE[Alm.] ile/||/<> SİNAMEKİ[Ar. < SENÂ + MEKKİ]
( Baklagiller Leguminosae familyasından 60100 cm kadar boylanabilen ana vatanı Arabistan ve Somali olan yaprakları ve meyveleri eczacılıkta müshil yapımında kullanılan çok yıllık çalımsı bir bitki )
( INDIAN SENNA )
( CASSE TROMPEUSE )
( SENNENCASSIE )
( CASSIA ANGUSTIFOLIA )
- İNDİBA, İHZAR ile/||/<> APPRÊTAGE[Fr.] ile/||/<> APRELEMEK
( kimya )
( APPRÊTAGE )
- İNDİCE[Fr. < INDICE] ile/değil/yerine/=/||/<> İNDİS
( Bir harf üzerine konulan işaret Bir harf benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki veya daha çok kez kullanılmak istendiğinde harfin üstüne veya altına eklenen ayırıcı işaret Bir kökün derecesini göstermek için kök işaretinin kolları arasına konulan sayı )
- INDIGO PLANT, WOAD[İng.] ile/||/<> GUÈDE[Fr.] ile/||/<> ISATIS TINCTORIA[Lat.] ile/||/<> FÄRKERWAID[Alm.] ile/||/<> ÇİVİT OTU
( Turpgiller Cruciferae familyasına ait 50100 cm boyda iki ya da çok yıllık sarı çiçekli otsu kısmından mavi renkli çivit boyası elde edilen bir bitki )
( INDIGO PLANT, WOAD )
( GUÈDE )
( FÄRKERWAID )
( ISATIS TINCTORIA )
- INDIGOLD DYE[İng.] / INDIGOLD FARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİGOLD BOYA
- İNDİM yerine AYRILDIM
- INDIRECT TAX[İng.] ile/||/<> DOLAYLI VERGİ
( dolaylı vergi Piyasada malın satışı sırasında miktar ya da değer üzerinden alınan vergi )
( INDIRECT TAX )
( IMPÔT INDIRECT )
( INDIREKTE STEUER )
( IMPOSTA INDIRETTA )
( ΈΜΜΕΣΟΣ ΦΌΡΟΣ / έμμεσος φόρος )
- İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"/"PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] ile/değil/yerine/||/<> KANAT
- İNDİRGEME ile/değil/yerine BİLME/BİLEREK
- İNDİRGEME ile/değil/yerine DÖNÜŞ/KAYITIM/RÜCÛ/İRCÂ
- İNDİRGEME ile EŞDEĞER TUTMA/"GÖRME"
- İNDİRGEME ile/ve/||/<>/>/= HADDİNİ AŞMAK
- İNDİRGEME ile/ve/> İHMAL
- İNDİRGEME ile/ve YAPAY/KABA "BAĞLANTI/LANDIRMA"
- [ne yazık ki]
İNDİRGEME ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA
- İndirgemeden KONUŞ!!!
- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<>/> İDDİA ETMEK
- İRCÂ ETMEK[Osm.] / TO REDUCE[İng.] / RÉDUIRE[Fr.] / REDUZIERTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEMEK
- MÜRCÎ[Osm.] / REDUCING AGENT, REDUCER[İng.] / RÉDUCTEUR[Fr.] / REDUCTIONSMITTEL, REDUKTIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEN
- REDUCED PRESSURE[İng.] / PRESSION RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ BASINÇ
- REDUCED COMPTON WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE COMPTON RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE COMPTONWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ COMPTON DALGA BOYU
- REDUZIERTE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DALGA BOYU
- REDUCED VALUE[İng.] / VALEUR RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DEĞER
- REDUCED VOLUME[İng.] / VOLUME RÉDUIT[Fr.] / VERKÜRZTES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HACİM
- REDUCED EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HAL DENKLEMİ
- REDUCED MASS[İng.] / MASSE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ KÜTLE
- İNDİRİLEN KİTAP = İNSAN
- İNDİRİM ile İNDİRİMLİ ile İNDİRİMSİZ/LİK ile İNDİRİM MERKEZİ ile İNDİRİMLİ SATIŞ ile İNDİRİM SAATLERİ
- İNDİRMEK ile İNDİRİLMEK ile İNDİREBİLMEK ile İNDİRİVERMEK ile İNDİ ile İNDİS
- INDIVIDUAL :/yerine BİREY
- INDIVIDUAL[İng.] ile/değil/yerine/= BİREY
- INDIVIDUALISM OF HUMAN vs. SOCIALISM OF HUMAN
- ACIDE INDOL BUTYRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDOBÜTİRİK ASİT
- INDOLE[İng.] / INDOL[Fr.] / INDOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOL
- INDOLEBUTYRIC ACID[İng.] / INDOL BUTTERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOLBUTİRİK ASİT
- INDUAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= İNDUYAN EPOKU
( Günümüzden 252.200.000 ile 251.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INDUCED PLURIPOTENT STEM CELL[İng.] ile/değil/yerine/= ENDÜKLENMİŞ PLURİPOTENT KÖK HÜCRE
( Kısaca iPS gözeleri (Induced pluripotent stem cells); herhangi bir vücut gözesinden belirli transkripsiyon etmenleri ile uygun kültür ortamlarında yeniden genetik olarak programlanmış pluripotent özelliğindeki gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İNDÜKLEMEK ile İNDÜKLEME AKIMI ile İNDÜKLEME MAKİNESİ
- İNDÜKLENEN PLURİPOTENT HÜCRE ile/||/<> EMBRİYONİK KÖK HÜCRE
( iPSC yetişkin hücrelerden programlanarak elde edilirken, ES hücreleri embriyo kaynaklıdır )
( Formül: Yamanaka faktörleri )
- INDUCTION FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDÜKSİYON KUVVETİ
- İNDÜKTÖR ile/||/<> INDUCTOR[İng.] ile/||/<> INDUCTEUR[Fr.] ile/||/<> INDUKTOR, SPULE[Alm.] ile/||/<> İRKİLTEÇ
( Geçirdiği akımla başka bir çevrini içinde bir yüksüren kuvvet irkilten genellikle kangal biçimli çevrim )
( INDUCTOR )
( INDUCTEUR )
( INDUKTOR, SPULE )
- Ne peki? diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!
- Ne var ki? diyerek, saf görünümlü kurnaz olmadan KONUŞ!!!
- Ne var? diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!
- İNEÇ >< YUKAÇ
( ... >< Yer katmanları kıvrımlarının, tümsek bölümü, semer. )
- İNEK ile AFRİKA İNEĞİ
- İNEK ile/ve AVGAN
( ... İLE/VE Gebe inek. )
- İNEK ile MANDA/DOMBAY/SU SIĞIRI/CAMIZ/CAMIŞ/KÖMÜŞ[Fars. < GAVMİŞ]
( Genç inek: DÜVE ile Yavrusu: MALAK )
( Gebelik süreleri: 275 - 285 gündür. İLE 308 - 320 gündür. )
( [zool.] ... ile BUBALUS )
( BAKARA ile CÂMÛS )
( ... ile GÂMÛS )
( ... cum BUFFELUS )
- İNEK ile SİNEK
- İNEK ile/değil TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU
( ... İLE/DEĞİL Başı keçiye, gövdesi ineğe benzeyen, 4500 metrenin üzerindeki yüksekliklerde, Himalayalar'da [Bhutan, Burma, Nepal ve Myanmar'da] yaşayabilen bir hayvandır.[25 Kasım 1985'te, Bhutan'ın ulusal hayvanı olarak kabul edilmiştir.] )
- İNEKSİZ KALMAK ile/değil/yerine/>< İNEĞİ KAZANMAK
( Gelenekten kopmak, ilâhî feyzin kesilmesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tanrılarla yeniden bağ kurmak. )
( "İnek, Ateş ve Kahraman" (İzzet Erş) kitabını da okumanızı salık veririz... )
(
)
- INERT ELECTRODE[İng.] / INAKTIVE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNERT ELEKTROT
- BLANKETING[İng.] / INERTAGE[Fr.] / INTERISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNERT GAZ KORUMASI
- İNERT KOMPLEKS ile/||/<> LABİL KOMPLEKS
( İnert yavaş değişim Cr³⁺, labil hızlı Cu²⁺. )
( Formül: t₁/₂ > 1 min İLE < 1 min )
- INERT[İng.] ile/değil/yerine/= ASAL
- INERT[İng.] ile/değil/yerine/= İNERT
- INERVASYON/INNERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= SİNİR DONATISI
- İNFÂK[< NAFAKA (çoğ. İNFÂKAT)] -ile
( VERMEK | NAFAKA VERİP GEÇİNDİRME, BESLEME )
- İNFAK ile/değil/yerine/= GEÇİNDİRİ
- İNFÂK ile/ve/||/<> İBZÂL
( ... İLE/VE/||/<> Esirgemeden, bol bol verme, kullanma, yapma ya da söyleme. )
- İNFAK[Ar. < İNFĀḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNFAK
( Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama )
- İNFÂK ile/değil İSRAFA ENGEL OLMA
- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ
- İNFÂL[Ar.] ile İNFİÂL[Ar. < Fİ'L]
( Ganimetten mal ayırıp verme. İLE Gücenme, darılma. | Edilgi. )
- INFANT[İng.] ile/değil/yerine/= BEBEK
- INFANT :/yerine BEBEK, YENİ DOĞAN
- INFANTICIDE[İng.] ile/değil/yerine/= YAVRU KIYIMI
( Bir canlının, aynı türdeki bir başka yavruyu öldürmesi davranışı. Aslanlarda sık görülen bir davranıştır. Dişi aslanlar, yavruları sütten kesilmeden tekrar yavru verebilmek için çiftleşmezler. Bu durumda erkek aslan, çiftleşip yavru yapabilmek adına kendisine ait olmayan yavruyu öldürebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INFANTILE PARALYSIS[İng.] ile/||/<> ÇOCUK FELCİ
( Poliomelitisin halk dilindeki deyimi )
( INFANTILE PARALYSIS )
- İNFAZ MASASI ile/değil/yerine/= YÜRÜTÜM BİRİMİ
- İNFAZ MEMURU ile/değil/yerine/= YÜRÜTÜM İŞYARI
- İNFÂZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. İNFÂZÂT]/EXECUTION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜRÜTÜM, YERİNE GETİRME, UYGULAMA
- İNFAZ VE KORUMA BAŞMEMURU/BAŞGARDİYAN[Tr. < BAŞ + Fr. GARDIEN] ile/||/<> İNFAZ VE KORUMA MEMURU/GARDİYAN[Fr. < GARDIEN]
- İNFAZ[Ar. < İNFĀẔ] ile/değil/yerine/=/||/<> İNFAZ
( infaz masası infaz memuru infaz ve koruma başmemuru infaz ve koruma memuru Bir kararı bir yargıyı yerine getirme uygulama yürütüm Birine sözünü geçirme )
- İNFAZ ile İNFAZCI/LIK ile İNFAZ MASASI ile İNFAZ MEMURU
- INFER vs. IMPLY
- İNFER- ile/||/<> İNFRA-
( Düşük. İLE/||/<> Alt, altta, aşağıda, altında. )
- INFERIOR[İng.] ile/değil/yerine/= AŞAĞI
- BLAST[İng.] / VENT[Fr.] ile/değil/yerine/= İNFİLAK ETMEK
- INFİLTRASYON/INFILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= İÇE SIZMA
- İNFİSÂD[Ar. < FESÂD] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH]
( Bozulma, fesada uğrama. İLE Bozulma, etkisiz/hükümsüz kalma. İLE Bollaşma, genişleme. )
- İNFİTÂH | GERGİ | DOLGUNLUK | TURGOR ile/||/<> TURGOR ile/||/<> ŞİŞME
( şişme Yapısındaki su oranının artması sonucunda ağaçta ortaya çıkan hacim büyümesi ağırlaşma biçim değiştirme olayı turgor botanik I Metal yüzeylerin içyapıdaki çözünük gazların basıncıyle yer yer kabarmaları olayı II 85ten yukarı amonyak ayrışımı ile gerçekleştirilen nitrürlenmiş yüzeylerde beliren kabarma olayı )
- INFIX ile/değil/yerine/= İÇEK
- INFLOW[İng.] ile/değil/yerine/= İÇE AKIŞ | GİRİŞ
- GRİP/İNFLUENZA/ENFLUENZA ile/||/<> SOĞUK ALGINLIĞI, PAÇAVRA SAYRILIĞI
( Grip virüsünün neden olduğu ve ciddi belirtilerle süren bir sayrılık. İLE/||/<> Daha hafif belirtilerle süren ve genellikle rinovirüslerin neden olduğu bir sayrılık. )
- GRİP/İNFLUENZA/ENFLUENZA ile/||/<> KORONAVİRÜS
( İnfluenza virüslerinin neden olduğu, ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrıları ile ilişkili bir sayrılık. İLE/||/<> Koronavirüslerin neden olduğu, solunum yolu bulaşları ile ilişkili bir sayrılık. )
- INFO yerine BİLGİ
- İNFOGRAFİK[İng. < INFOGRAPHIC] ile/değil/yerine/=/||/<> GRAFİK BİLGİ
- INFORMATION SOCIETY[İng.] ile/||/<> BİLGİ TOPLUMU
( Bilginin bilgi teknolojisinin üretim ve ekonominin merkezinde olduğu sanayi toplumu sonrası toplum biçimi )
( INFORMATION SOCIETY )
- INFORMATION :/yerine BİLGİ
- İNFRA- ile İNTRO- ile İZO- [EŞ İZOKORİ] ile JUKSTA-
( Alt, altında, -ötesi. İLE İç, içine. İLE Eş büyüklük [gözbebeği]. İLE Bitişik. )
- İNGEK ile İNGEK[Oğuz] ile İNGEN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( İnek. İLE Dişil kaplumbağa. İLE Dişil deve. )
- İNGİLİZ YARARCILIĞI ile/ve/||/<>/> EVRİMCİ DOĞACILIK ile/ve/||/<>/> AMERİKAN YARARCILIĞI
- İngilizce değil TÜRKÇE KONUŞ!!! -değil
- İNGİLİZCE ile İNGİLİZ TARZI
( ENGLISH vs. ENGLISH STYLE )
( انگليسي ile بطرز انگليسي )
( ENGELYSY ile BETARZ ENGELYSY )
- İNGİLTERE ile/ve/||/<> BÜYÜK BRİTANYA ile/ve/||/<> BİRLEŞİK KRALLIK
(
)
- İNGİN ile/değil/yerine/=/||/<> ENGİN | NEZLE
( bağırsak ingini göğüs ingini engin nezle )
- İNGUİNAL ile İNGUİNAL HERNİ
( Kasık [ile ilgili]. İLE Kasık fıtığı. )
- inhal.[Lat. < INHALETUR] ile/değil/yerine/= SOLUKLA İÇERİ ÇEK
- İNHALAN/INHALANT[İng.] ile/değil/yerine/= UÇUCU MADDE
- İNHALASYON ile İNHALE ETMEK ile İNHALER
( Soluma. İLE Solumak. İLE Solunan, ilaç solutucu [aygıt]. )
- İNHİBE ile İNHİBE ETMEK ile İNHİBİSYON ile İNHİBİTOR
( Baskılanmış, engellenmiş. İLE Baskılamak, engellemek. İLE Baskılama, engelleme. İLE Baskılayıcı, engelleyici, önleyici. )
- İNHİDAM | ÇÖKME ile/||/<> ÇÖKME
( İçgüçlerin etkisiyle yerkabuğunun bir bölümünün asal durumunu yitirerek alçalması coğrafya )
( COLLAPSE | SUBSIDENCE )
( EFFONDREMENT | AFFAISSEMENT )
( EINSTURZ | SENKUNG )
- İNHİDAM HUFRESİ | ÇÖKEK ile/||/<> ÇÖKEK
( Tohum atmak için toprakta açılan çukur Beyağıl Ulukışla Niğde coğrafya karada çökek )
( FOSSE D'EFFONDREMENT )
- İNHİDAM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇÖKME/YIKILMA
- İNHİNÂ | İNİTAF | TONLAMA | İNSİRÂF | BÜKÜM ile/||/<> BÜKÜM ile/||/<> BÜKÜLME
( bükülme Bir konuşma tümcesinde müzik notalarının kullanılması ses tavrının ve uzamının değişmesi Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı Büküm Arapça Almanca İngilizce Rusça gibi Sami Cermen ve İslav dillerine özgü bir olaydır ketebe yazdı kökünün kütibe yazıldı yüktebü yazılır yüktebûne yazılırlar litükteb yazıl kâtebû mektuplaştı yazıştı kâtibun yazan kâtip mektubun yazılmış şey mektup mektebun mektep okul şekillerine girmesi Almanca sehen görmek sah gördü gesehen görmüş görülmüş to write yazmak wrote yazdı written yazmış yazılmış gibi Bir çubuğun ışığın yay biçiminde eğilmesi yol değiştirmesi ışık bükülmesi Katmanların tek yanlı kıvrımı monoklinal kıvrım Bir eğri için bükeyliğinin yön değiştirmesi Anlamdaş büküm )
( INFLECTION | FLECTION, INFLEXION, ACCIDENCE )
( INFLEXION DE LA VOIX | FLEXION )
( STIMMFALL | BEUGUNG, FLEXION )
- İNHİRAF | İNHİRAF, DEKLİNASYON | İNHİRÂF | SAPMA ile/||/<> SAPMA ile/||/<> SAPMAK ile/||/<> CLEAVAGE[İng.] ile/||/<> AYRILIK
( ayrılık İşlemlerin olağan sırasını bozarak denetimi adresi belirtilen bir işleme geçiren herhangi bir komut Bir sayılar kümesinin her bir öğesi için sayıların ortalaması ile söz konusu sayının kalanı Düzgülülük ortaç eğilim ortalama güven düzeyi gibi genel ölçülerden ya da belli bir alanda sık görülen özelliklerden ayrılma 1 fizik a Bir mıknatıs iğnesinin doğrultusundaki düşey düzlemin bulunulan noktanın enlem düzlemine göre oluşturduğu açı b Bir ışığın saydam bir biçimden geçtikten sonra giriş doğrultusu arasında oluşturduğu açı 2 elektrik Bir ölçü aygıtında devingen parçanın belirli bir konuma göre ayrımı 3 optik Gelen ışının kırılan ya da çıkan ışınla yaptığı açı 4 atışbilim Bir merminin ulaştığı nokta ile ulaşması beklenen nokta arasındaki uzaklık 5 denize Geminin maden kütlesinin pusula iğnesinde oluşturduğu etki 1 Bir ışık ışınının yansıma kırılım ya da kırınımla doğrultusunda oluşan değişim açısı 2 Bir ölçümde gerçek değer yöresindeki açılım 3 Yüklü parçacıkların uygulanan alanlarla gidiş doğrultularını değiştirmeleri fizik fizik sapma I sapma II Derleme sapımı ses değişimi kesikleniş bazı sözcüklerin kurallara göre anlamları gereken biçimlerden uzaklaşmaları benge bene yerine bana senge sene yerine şano kardaş yerine kardeş vb Plazma fiziğinde bir parçacığın dönme merkezinin tutulan magnetik alanına dik yöndeki hareketi Görüş ve tutumların karşıt uçlara bölünerek ayrılması )
( BRANCH | DEVIATION | DECLINATION, DEVIATION | DECLINATION | GRADATION, SOUND-SHIFT | DRIFT | BIAS )
( BRANCHEMENT, SAUT, AIGUILLAGE | DÉVIATION | DÉCLINAISON, DÉVIATION | SPIRE | DÉCLINAISON | ABERRANT | DÉRIVE )
( ABWEICHUNG, DEVIATION | DECLINATION | ABWEICHUNG | ABSTUFUNG | DRIFT )
( DEVIATIO )
- İNHİRAF[Ar. < İNḤİRĀF] ile/değil/yerine/=/||/<> SAPMA
- İNHİRÂF-I ZİYÂ | DALÂLET | DALÂL | ABERASYON | TAHARRÜF | SAPMA | ABERASYON ile/||/<> ABERASYON ile/||/<> SAPINÇ
( sapınç sapınç Sinema TV Merceklerin görüntüyü oluşturmalarında ortaya çıkan kusurlar Başlıca sapınçlar renkser yuvarsal fıçı sapması yastık sapmasıdır Işık hızının sonlu olmasından ve Yerin devinmesinden ileri gelen yıldızların görünürdeki yer değiştirmesi ışığın sapması Özel bir görevin düzgülü sonuca varmasını engelleyen sapıklık 1 Özel bir görevin olağan sonucuna varmasını engelleyen sapıklık 2 Doğal yoldan herhangi bir biçimde ayrılış 1 fizik sinema televizyon Bir merceğin eksik kırınımı ya da odaksallaşması olayı 2 gökbilim Işık hızının sonlu olmasına ya da yerin devinimine bağlı olarak yıldızlarda görülen yer değişimi aberasyon astronomi fizik )
( ABERRATION )
- İNHİSAR | TEKEL ile/||/<> TEKEL
( 1 Bir devletin bir ortaklığın bir kişinin her tür tecimsel yarışmayı ortadan kaldırarak bazı şeyleri yapma satın alma satma ya da bir işin yapımını sağlama yönünde elinde bulundurduğu ayrıcalık 2 Belirli bir nesnenin bir elden yapılması ya da alınıp satılması Çok sayıda alıcı karşısında sunumun tek bir satıcı tarafından yapıldığı aynı üretim dalına girişin engellendiği ve başka mallarla ikamesi oldukça güç bir malın üretildiği piyasa tekel tekel )
( MONOPOLY | TRUST )
( MONOPOLE | TRUST )
( MONOPOL )
( MONOPOLIO )
( ΜΟΝΟΠΏΛΙΟ / μονοπώλιο )
- İNHİSAR | TEKEL ile/||/<> TRÖST
( 1. Bir devletin, bir ortaklığın, bir kişinin her tür tecimsel yarışmayı ortadan kaldırarak bazı şeyleri yapma, satın alma, satma ya da bir işin yapımını sağlama yönünde elinde bulundurduğu ayrıcalık. 2. Belirli bir nesnenin bir elden yapılması ya da alınıp satılması. @@ Çok sayıda alıcı karşısında sunumun tek bir satıcı tarafından yapıldığı, aynı üretim dalına girişin engellendiği ve başka mallarla ikamesi oldukça güç bir malın üretildiği piyasa.@@bk. tekel@@bk. tekel )
( MONOPOLY | TRUST~TRUST )
( MONOPOLE | TRUST~TRUST )
( MONOPOL~TRUST )
( MONOPOLIO~TRUST )
( ΜΟΝΟΠΏΛΙΟ / μονοπώλιο~ΤΡΑΣΤ / τραστ )
- İNHİSÂR[Ar. < HASR]/MONOPOL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEKEL
( Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum. | Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu. | Bir kişi ya da kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç. )
- İNHİTÂT[Ar.] ile/||/<> İNZİLÂL[Ar. < ZELÎL]
( Son bulma, yıkılıp dağılma. | Güçten düşme, yaşlanma, inginlik. İLE Hor görme, aşağı tutma, aşağılama. )
- İNİ = KAYINBİRADER
- İNİK ile İNİK/ENİK/ENCEK/ENCİK
( İnmiş, indirilmiş. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. )
- İNİKÂS[Ar. < İNʿİKĀS] ile/değil/yerine/=/||/<> YANSI | YANKI
( yansı yankı Piyasada tepki veya etki )
- İNİLMEK ile İNİ ile İNİK ile İNİŞ ile İNİŞLİ ile İNİM İNİM ile İNİK DENİZ ile İNİŞ AŞAĞI ile İNİŞ ÇIKIŞ ile İNİŞ TAKIMLARI ile İNİŞLİ YOKUŞLU ile İNİŞLİ ÇIKIŞLI
- İNİŞ >< ÇIKIŞ ile AZLIK >< ÇOKLUK
- İNİŞ >< ÇIKIŞ ile/ve/||/<> GİDİŞ >< GELİŞ
- İN'İSÂB[Ar.]/INNERVATION[İng./Fr.] ile/değil/yerine/= SİNİRLERİ GÜÇLENDİRME | SİNİRLERİN GÖVDEDEKİ DAĞILIŞI
- İNİŞ-ÇIKIŞ ile ÇATIŞMA
- İNİSİYASYON = DIKSHA[Sansk.]
- Niye ki? diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!
- INCA STONE[İng.] / INCA STEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNKA TAŞI
- İNKA'["ka" uzun okunur] ile İNKA'["ka" uzun okunur] ile İNKÂH[Ar. < NİKÂH]
( Temiz/pak olma. İLE Suda ıslatma. İLE Nikâh etme/edilme. )
- İNKÂR ETMEK ile ANLAMAK
( TO DENY vs. TO UNDERSTAND )
- İNKÂR:
KABUL ETMEMEK ile/değil/||/<> KARŞI GELMEK/ÇIKMAK
- İNKÂR:
KARŞI GELMEK/ÇIKMAK ile KABUL ETMEMEK
- İNKÂR | OLUMSUZLAMA ile/||/<> OLUMSUZLAMA
( 1 Önermeler cebirinde verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi Anlamdaş yadsıma 2 Önermeler cebirinde önüne geldiği önermenin yanlış olduğunu belirten im Simgesi Anlamdaş yadsıma Bir deyiş ya da örnermenin olumsuz biçimde dile getirilmesi olumlama Bir deyiş ya da önermenin olumlu biçimde dile getirilmesi olumsuzlama )
( NEGATION | DENIAL )
( NÉGATION )
( NEGATION, VERNEINUNG | NEGATION )
( NEGATIO )
( NEGAZIONE )
( ΆΡΝΗΣΗ / άρνηση )
- İNKÂR | OLUMSUZLAMA ile/||/<> YADSIMA
( 1. Önermeler cebirinde, verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi, Anlamdaş. yadsıma. 2. Önermeler cebirinde, önüne geldiği önermenin 'yanlış' olduğunu belirten im. Simgesi : ( )Anlamdaş. yadsıma. @@ Bir deyiş ya da örnermenin olumsuz biçimde dile getirilmesi, bk. olumlama.@@Bir deyiş ya da önermenin olumlu biçimde dile getirilmesi, bk. olumsuzlama. )
( NEGATION | DENIAL~DENIAL | NEGATION )
( NÉGATION~NÉGATION )
( NEGATIO~NEGATIO )
( NEGATION, VERNEINUNG | NEGATION~NEGATION )
( NEGAZIONE~NEGAZIONE )
( ΆΡΝΗΣΗ / άρνηση~ΆΡΝΗΣΗ / άρνηση )
- İNKÂR ile/ve/||/<>/> "AKILSALLAŞTIRMA"
- İNKÂR ile/ve "BENDE OLMAZ"
- İNKÂR değil BİLDİĞİNİZ GİBİ
- İNKÂR ile CAHT
( ... İLE Bile bile inkâr etme. )
- İNKAR[Ar. < İNKĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İNKÂR
( Yaptığını söylediğini tanık olduğunu saklama gizleme yadsıma Kabul etmeme tanımama )
(1996'dan beri)